Prof. Dr. Nursan Çınar danışmanlığındaki tezler

24 tez · Sakarya University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde prematüre bebeği yatan annelerin taburculuğa hazırlanmasında aile merkezli bakımın etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Prematüre bebekler, immatür organ sistemleri nedeniyle yoğun medikal izlem ve tedaviye ihtiyaç duymakta, genellikle Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde (YYBÜ) izlenmektedir. Bu süreçte annelerin bebeklerinden fiziksel olarak ayrılması, her iki tarafın psikolojik ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Aile Merkezli Bakım (AMB) modeli, ebeveynlerin sürece aktif katılımını sağlayarak anne-bebek bağını güçlendiren ve prematüre bebeklerin iyilik halini destekleyen bir yaklaşımdır. Bu çalışmanın amacı yenidoğan yoğun bakım ünitesinde prematüre bebeği yatan annelerin taburculuğa hazırlanmasında aile merkezli bakımın etkisini incelemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olup, Eskişehir Şehir Hastanesi YYBÜ'de yürütülmüştür. Araştırma kapsamına 133 anne alınmıştır. Veriler; "Anne ve Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu", "Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Prematüre Bebeği Olan Annenin Taburculuğa ve Evde Bakıma Hazır Oluş Ölçeği" ve "Yenidoğan Aile Merkezli Bakım Ölçeği (YAMBÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 26 ile analiz edilmiş ve güç analizi ile örneklem büyüklüğü doğrulanmıştır. SONUÇ: YAMBÖ ve bilgi paylaşımı, bakıma katılma alt boyutları ile Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Prematüre Bebeği Olan Annenin Taburculuğa ve Evde Bakıma Hazır Oluş Ölçeği ve genel durum algısı, hijyenik bakım, bakım uygulamaları alt boyutları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmakta iken aile ile iş birliği alt boyutu ile "Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Prematüre Bebeği Olan Annenin Taburculuğa ve Evde Bakıma Hazır Oluş Ölçeği" ve genel durum algısı, bakım uygulamaları alt boyutları arasında pozitif yönde, itibar ve saygı alt boyutu ile hijyenik bakım alt boyutu arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Prematüre bebek, yenidoğan yoğun bakım, aile merkezli bakım, taburculuğa hazır oluş, annenin katılımı.

Prematüre bebeklerYoğun bakım üniteleri-neonatal
Gürkan Metiner
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
21
DoktoraAçık ErişimTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip annelerin çocuklarıyla ilgili hastane deneyimleri, hemşirelerden beklentileri ve farklılıklara duyarlı hastane ortamı hakkındaki görüşleri: Niteliksel bir çalışma

GİRİŞ VE AMAÇ: Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların sağlık hizmetlerini kullanma olasılıkları OSB olmayan çocuklara göre daha yüksektir. Yaygınlıktaki bu artış ve yüksek tıbbi komorbidite oranları ile sağlık hizmeti sağlayıcıları ve bakım sistemlerinin OSB'li çocukların tıbbi ihtiyaçlarını karşılaması giderek daha önemli hale gelmiştir. Bu araştırmanın amacı; OSB olan çocuğa sahip annelerin çocuklarıyla ilgili hastane deneyimlerini ve hemşirelerden beklentilerini belirlemek ve farklılıklara duyarlı hastane ortamı hakkındaki görüşlerini almaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma nitel araştırma deseni olan fenomenolojiye bağlı kalınarak yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini Türkiye'nin 3 farklı coğrafi bölgesindeki 3 ilinde OSB'li 2-6 yaş grubu çocuğa sahip anneler, örneklemi ise dahil edilme kriterlerine uygun DSM-V tanı kriterlerine göre otizm tanısı almış çocuğu olan 30 anne oluşturmuştur. Verilerin analizinde metodolojik olarak tümevarımsal kodlama izlenmiş ve Max Qualitative Data Analysis (MAXQDA) Analytics Pro Programı'ndan destek alınmıştır. Araştırma için kurum etik kurul izni yazılı, annelerin onayları ise ses kaydı eşliğinde gönüllü olur formu okunup, yazılı ve sözlü olarak alınmıştır. BULGULAR: Tematik analiz sonucu üç tema elde edilmiştir. "Otizm Spektrum Bozukluğuna Yönelik Değerlendirmeler" teması 15 kod, "Hemşire Bakımına Yönelik Değerlendirmeler" teması 9 kod, "Öneriler" teması ise 12 kod ile tanımlanmıştır. SONUÇ: Çalışmada OSB olan çocuğa sahip annelerin çocuklarının duyusal hassasiyetleri nedeniyle günlük yaşamda zorluk çektikleri tespit edilmiştir. Anneler, sağlık bakım hizmeti memnuniyetlerinin artması adına; hastane ortamlarının OSB'li çocuklara uygun hale getirilmesi, hemşirelerin OSB konusunda eğitim alarak daha bilinçli olması ve ebeveynlerin doğru bilgi edinmesi ve dayanışma içinde olmasına yönelik tavsiyelerde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, sağlık bakım gereksinimi, annelerin deneyimleri, farklılıklara duyarlı hastane, çocuk hemşiresi.

Tuğçe Kolukısa
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tamamlayıcı beslenmeye geçişte annelerin hazır oluş durumlarının incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Yaşamın ilk yılları beslenme konusunda özel yönergelerin olduğu benzersiz bir dönemdir. Bu dönemde annelerin çocuklarının beslenmesindeki yeri önemlidir. Bu çalışmada, Annelerin Tamamlayıcı Beslenmeye Geçişte Hazır Oluşlarını Değerlendirme Ölçeğinin geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirliğinin test edilmesi ve 4-6 aylık normal gelişim gösteren bebeği olan annelerin tamamlayıcı beslenmeye geçişte hazır oluş durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmanın birinci aşaması metodolojik, ikinci aşaması tanımlayıcı kesitsel tiptedir. Araştırmanın örneklemini birinci aşamada dahil etme kriterlerini karşılayan 200 anne, ikinci aşamada 112 anne oluşturmuştur. Ölçeğin geliştirilmesi aşamasında; kapsam geçerliliği, yapı geçerliliği (açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi) ve güvenirlik analizleri (Cronbach alfa ve test-tekrar test) yapılmıştır. İkinci aşamada elde edilen verilerin sayı, yüzde ve ortalama değerleri hesaplanmış, karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t testi, tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak değerlendirilmiştir. BULGULAR: Ölçeğin Kapsam Geçerlilik İndeksi, sınır değer 0,80'in üzerindedir. Kaiser-Meyer-Olkin ve Bartlett testi sonuçları, ölçeğin faktör analizi için uygun olduğunu göstermiştir (0,828; p<0,001). Analizler sonucunda, düşük faktör yüklerine sahip 10 madde madde havuzundan çıkarılmış, kalan 10 maddelik yapı için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Bulunan uyum indekslerinin mükemmel ve kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu değerlendirilmiştir. Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı değeri 0,827'dir. Ölçeğin test-tekrar test ölçümleri arasındaki uyumun istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (r:0,675). Çalışmanın ikinci aşamasında, annelerin tamamlayıcı beslenmeye geçişte hazır oluşlarını gösteren toplam puan ortalamalarının yüksek olduğu bulunmuştur (63,11±7,26). SONUÇ: Bu araştırmada, annelerin tamamlayıcı beslenmeye geçişte hazır oluşlarını değerlendirmek için geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu belirlenmiştir. Anne mesleği, baba mesleği, yaşanılan yer, bebek beslenme şekli ve tamamlayıcı beslenme hakkında bilgi alma durumunun annelerin hazır oluşları üzerine etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Ana-çocuk sağlığı, bebek beslenmesi, emzirme, hazır bulunuşluk

Ana-çocuk sağlığıAnnelerBebek beslenmesi+5
Gülşah Hür
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Adölesanlarda kaza riskinin kalitatif çalışmayla incelenmesi ve adölesanlara yönelik kaza riski tanılama ölçeğinin geliştirilmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Bu araştırmanın amacı, adölesanların kendi ifadelerine göre kaza ve yaralanmalara sebep olan risk faktörlerini belirlemek ve elde edilen nitel veriler doğrultusunda adölesanlarda kaza riskini tanılamaya yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma, keşfedici sıralı karma yöntem deseniyle yürütülmüş olup iki aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın evrenini Sakarya ili Serdivan ilçesi sınırlarında bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören adölesanlar oluşturmuştur. İlk aşamada, nitel araştırma kapsamında 30 adölesan öğrenci ile yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler yapılmıştır. Veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş, MAXQDA 2022 yazılımı kullanılarak 10 tema ve 76 kod belirlenmiştir. İkinci aşamada, nitel bulgulara dayalı olarak "Adölesanlarda Kaza Riski Tanılama Ölçeği" geliştirilmiş ve 505 adölesana uygulanarak psikometrik değerlendirmesi yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22 ve AMOS 25 programları kullanılmıştır. BULGULAR: Birinci aşamada elde edilen temalar; katılımcıların kaza ve yaralanmaya ilişkin tanımları, kazaya sebep olan faktörler, boğulma, çarpma, kesik, düşme, yanık, zehirlenme, trafik kazası ve kaza/yaralanmaların önlenmesine yönelik görüşlerini kapsamaktadır. Bu temalar doğrultusunda oluşturulan 101 maddelik ilk madde havuzu, kapsam geçerliliği çalışmaları kapsamında uzman görüşlerine sunulmuş ve 42 maddeye düşürülmüştür. Pilot uygulama sonrası revize edilen ölçek, 505 adölesana uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi (AFA) sonucunda, ölçek dört faktörlü bir yapıya kavuşmuş ve toplam varyansın %55,87'sini açıklayan 28 madde ile son halini almıştır. Faktörler sırasıyla "İlgi ve dikkat çekme amacıyla risk alma", "Güvenli olmayan davranışlar", "Duygusal durumlar ve dikkatsizlik kaynaklı risk alma" ve "Kurallara uymamaya bağlı riskler" olarak adlandırılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi (DFA) sonuçları, modelin veriyle iyi uyum sağladığını göstermiştir (CFI=0,989; RMSEA=0,014). Ölçeğin genel iç tutarlılığı yüksek bulunmuş (α=0,912), alt boyutlara ait Cronbach alfa değerleri 0,806 ile 0,920 arasında değişmiştir. Madde-toplam korelasyonları kabul edilebilir düzeyde, test-tekrar test sonuçları ise oldukça güçlü bulunmuştur (ICC=0,966–0,989, p<0.001). SONUÇ: Geliştirilen Adölesanlarda Kaza Riski Tanılama Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir.

Ayşe Eroğlu
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Perinatal dönemde verilen bağlanma temelli desteğin prenatal bağlanma, erken dönem anne bebek bağlanması ve maternal bağlanmaya etkisinin incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışma Erken Dönem Anne Bebek Bağlanma Göstergelerini Değerlendirme Ölçeği"nin geliştirilmesi geçerlik ve güvenirliğin test edilmesi, Perinatal Dönemde Verilen Bağlanma-Temelli Desteğin Prenatal Bağlanmaya, Erken Dönem Anne Bebek Bağlanma Göstergelerine ve Maternal Bağlanmaya Etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu araştırmanın birinci aşaması metodolojik, ikinci aşaması ise randomize kontrollü bir çalışmadır. Araştırmanın örneklem grubunu birinci aşamada 143 anne, ikinci aşamada ise 34 girişim, 36 kontrol grubu olmak üzere toplam 70 katılımcı oluşturmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında girişim grubu gebelerine Bağlanma Temelli Destek kapsamında mobil video destekli eğitim ve pospartum 0. günde ten tene temas ve emzirme desteği verilmiş, kontrol grubundaki gebeler ise hastanenin rutin takip ve bakım uygulamalarını almıştır. BULGULAR: Ölçek geliştirme aşamasında; uygulanan faktör analizi sonucunda ölçek madde sayısının 13 ve kapsam geçerliliği sonucunda 2 faktörde toplandığı belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi modeline ilişkin uyum indeksi değerleri χ²/df: 1.890, RMSEA: 0,079, CFI: 0,929, SRMR: 0,060 ve Cronbach alfa katsayısı tüm ölçek için 0,882, Fiziksel ve Duygusal Yakınlık alt boyutu 0,851, Keşfetme ve Çabalama alt boyutu ise 0,803 olarak saptanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında girişim grubundaki katılımcıların Anne Doğum Öncesi Bağlanma, Erken Dönem Anne Bebek Bağlanma Göstergeleri ve Maternal Bağlanma ölçek puan ortalaması kontrol grubundan yüksek olup anlamlı derecede fark olduğu görülmüştür (p=0.000). SONUÇ: Geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir. Perinatal dönemde gebelere verilen Bağlanma Temelli Desteğin, prenatal bağlanma, erken dönem anne bebek bağlanma göstergeleri ve maternal bağlanmanın artmasında etkili olduğu görülmüştür.

Ana-babaya bağlanmaBağlanmaMaternal bağlanma+2
Özge Karakaya Suzan
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Prematüre ve miadinda bebeğe sahip annelerin postpartum dönemde bebek bakımıyla ilgili obsesif kompulsif davranışların emzirme özyeterliliği ve annelik memnuniyetine etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Anne olmak kadın hayatında en önemli gelişimsel olaylardan biridir. Bu çalışma prematüre ve miadında bebek annelerin postpartum dönemde bebek bakımıyla ilgili obsesif kompulsif davranışlarının, emzirme öz yeterliliğine ve annelik memnuniyetine etkisinin incelenmesi ve karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Tanımlayıcı, vaka-kontrol ve analitik tipte gerçekleştirilen çalışma 175 prematüre, 175 miadında bebek annesiyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Postpartum Dönemde Annelerin Bebek Bakımı ile ilgili Obsesif ve Kompulsif Davranışları Ölçeği, Postpartum Emzirme Öz-yeterlilik Ölçeği (BSES-SF) ve Anne Olma Ölçeği (BaM-13) kullanılmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics 26 programına aktarılarak tamamlanmıştır. BULGULAR: Araştırmaya katılan annelerin %61,4'ünün 25-34 yaş arasında olduğu görülmüştür. Prematüre bebek annelerinin BSES-SF puanı ile Postpartum Dönemde Annelerin Bebek Bakımı ile ilgili Obsesif ve Kompulsif Davranışları Ölçeği puanları arasında negatif yönde istatistiksel bir ilişki bulunmuştur (r=-0,253, p=0,001). Miadında bebek annelerinde bu ölçekler arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (r=-0,100, p=0,190) Prematüre ve miadında bebek annelerinin BSES-SF puanı ile BaM-13 puanları arasında negatif yönde istatistiksel bir ilişki görülmüştür sırası ile (r=-0,343, p=0,000), (-0,343, p=0,000). Prematüre ve miadında bebek annelerinin Postpartum Obsesif ve Kompulsif Davranışları Ölçeği ile BaM-13 puanları arasında pozitif yönde istatistiksel bir ilişki saptanmıştır (sırası ile r=0,311, p=0,000; r=0,206, p=0,006). SONUÇ: Prematüre ve miadında bebek annelerinin Postpartum Dönemde Annelerin Bebek Bakımı ile ilgili Obsesif ve Kompulsif Davranışları Ölçek puanları arasında bir farklılık bulunmamıştır (t=1,234; p=0,218). BSES-SF ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede bir farklılık bulunmuştur (t=-5,147; p=0,000). Prematüre ve miadında bebek annelerinin BaM-13 puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede bir farklılık bulunmuştur (t=1,988; p=0,048).

AnnelerBebek bakımıBebekler+5
Sinem Öztürkler
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güvenli toz bebek maması hazırlanması ile ilgili bir ölçeğin geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Emzirme tartışmasız bebekler için en iyi beslenme şeklidir. Bazı durumlarda anne sütü yerine endüstriyel formül mamalar kullanılmak durumunda kalınabildiğinde mamanın güvenli olarak hazırlanması önemlidir. Bu çalışma ebeveynlerin güvenli toz bebek maması hazırlama ile ilgili uygulamalarını belirlemede kullanılabilecek "Güvenli Toz Bebek Maması Hazırlanması Ölçeği" nin geliştirilmesi, geçerlilik ve güvenirliğinin test edilmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Metodolojik ve kesitsel olarak yapılan araştırmanın örneklemini Türkiye genelinde çalışmaya gönüllü olarak katılan 330 ebeveyn (240 anne, 90 baba) oluşturmuştur. Araştırma verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu; literatür bilgileri, araştırmacıların deneyimi ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan "Güvenli Toz Bebek Maması Hazırlanması Ölçeği" isimli 5' li Likert tipi ölçek taslağı ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBM SPSS AMOS 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. BULGULAR: Çalışma grubundaki katılımcıların yaş ortalaması 27,61±5,44 olduğu saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğinde; Kaiser-Meyer-Olkin değerinin 0,792 ve Barlett's küresellik testinin anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,01). Uygulanan faktör analizi sonucunda 19 olan madde sayısı 17'ye düşmüştür. Bu 17 maddenin kapsam geçerliliği sonucunda 5 faktörde toplandığı ve bütün faktör yüklerinin 0,400'ün üstünde olduğu görülmüştür. Bu faktörler "Tazelik", "Hazırlık Öncesi Hijyen", "Hazırlık Öncesi Kontrol", "Uygun Hazırlama", "Güvenli Sıcaklık ve Çözdürme" olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi modeline ilişkin uyum indeks değerleri χ2/df=1,784 GFI=0,936, CFI=0,927, RMSEA=0,049'tür. Ölçeğin toplam Cronbach' s Alpha katsayısı 0,792 bulunmuştur. SONUÇ: Geliştirilen ölçeğin ebeveynlerin güvenli toz bebek maması hazırlama ile ilgili uygulamalarını ölçmede kullanılabilecek yeterli düzeyde geçerli ve güvenirlik göstergelerine sahip bir ölçüm aracı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bebek Beslenmesi, Güvenli Mama Hazırlama, Bebek Maması, Ölçek Geliştirme

Bebek bakımıBebek beslenmesiBebek mamaları+3
Sevgi Açıkgöz
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bebeklerin beslenme şekilleri ile annelerin memnuniyeti ve tükenmişlik durumu arasındaki ilişki

GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışmanın amacı; 1-12 aylık bebeğe sahip annelerde bebeklerini besleme şekilleri ile anne memnuniyeti ve tükenmişliği arasındaki ilişkinin incelenmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmanın örneklemini; İstanbul Tuzla Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran, araştırma kriterlerini karşılayan ve çalışmaya katılmaya gönüllü 218 anne oluşturmuştur. Veriler Anne - Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu, Anne Olma Ölçeği (BaM-13), Maternal Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri IBM SPSS Statistics 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. BULGULAR: Araştırmaya katılan annelerin %55,5'i 26-35 yaş, %27,5'i 18-26 yaş, %17'sinin 36 ve üzeri grubunda olduğu görülmüştür. Annelerin %41,7'sinin bebeğini anne sütü ile beslediği, %55'inin altı ay sonrası tamamlayıcı beslenmeye başladığı, %84,9'unun bebek bakımı ile ilgili destek almadığı saptanmıştır. Bebeğin beslenme şekilleri ile anne olma ölçeği, çocuk deneyimi alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (F/p= 3,439/0,034, p<0,05). Maternal tükenmişlik ölçeği ile bebeklerin beslenme şekilleri arasındaki ilişki incelendiğinde, istatistiksel olarak anlamlı bir etkinin olmadığı belirlenmiştir (F/p= 1,598/0,205, p>0,05). Anne olma ölçeği ile maternal tükenmişlik ölçeği arasında negatif bir ilişki bulunmuştur(r=0,533, p=0,000). SONUÇ: Bebeklerin beslenme şekli ile maternal tükenmişlik arasında ilişki bulunmamıştır. Annelerin anne olma memnuniyeti arttıkça maternaltükenmişliğide artmaktadır. Anahtar Kelimeler: 1-12 aylık bebek, bebek beslenmesi, annelik memnuniyeti, maternal tükenmişlik

Ecem Konuk
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebeveynlerde COVİD-19 obsesyonu vekorkusunun çocuklarının ateş yönetimine etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Ateş, Çocuklarda Covid-19 enfeksiyonu için en yaygın klinik belirtilerden biri olmakla beraber acil servislerde en sık görülen şikâyetlerden biridir.Bu çalışmadaki amacımız Lee, S. A. (2020) tarafından Kore de geliştirilen Covıd-19 obsesyon Ölçeğinin (OCS; Obsession with Covid-19 Scale) Türk kültürüne uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması ve 1 ay-5 yaş çocuğu olan ebeveynlerin, çocukların ateş yönetiminde COVID-19 obsesyonu Ve korkusunun etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmanın birinci aşaması metodolojik ve kesitsel; ikinci aşaması ise tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu birinci aşamada 450 katılımcı, ikinci aşamada ise 105 ebeveyn oluşturmuştur. Ölçek geçerlilik ve güvenirlik aşamasında veriler Tanıtıcı Bilgi Formu ve Covıd-19 Obsesyon Ölçeği (OCS) kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında eğitim öncesi Tanıtıcı Bilgi Formu, Covıd-19 Obsesyon Ölçeği, Covıd-19 Korku Ölçeği ve Ebeveyn Ateş Yönetim Ölçeği (PFMS) uygulanmıştır. BULGULAR: Geliştirilen ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi modeline ilişkin uyum indeksi değerleri χ²/df: 2,475, RMSEA: 0,057, GFI: 0,994, CFI: 0,987, SRMR: 0,024 ve Cronbach alfa katsayısı tüm ölçek için 0,643 olarak saptanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ailede çocuk sayısı grupları arasında ateş skoru bakımından istatistiksel bir farklılık (p< 0,05).) ve Obsession ile korku skoru arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı derecede bir ilişki görülmüştür (p< 0,05). SONUÇ: Ölçeğin Türk kültürüne uygun geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir. Covid 19 pandemi sırasında ebeveynlerde obsession ile korku skoru arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı derecede bir ilişki görülmüştür. Anahtar Kelimeler: 1 Ay -5 Yaş Çocuk, Ateş, Covıd-19, Korku, Obsesyon, Ebeveyn Ateş Yönetimi, Ölçek, Geçerlik ve Güvenirlik

Vedat Çınar
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Primipar anne ve bebeklerine uygulanan doğum sonu ten tene temas ile erken kanguru bakımına ilişkin anne deneyimleri

GİRİŞ VE AMAÇ: Doğumdan sonra ten tene temasın kanıta dayalı en iyi uygulama olduğu ve bebek ölümlerinin azalması da dahil olmak üzere kısa ve uzun vadeli sağlık sonuçlarının iyileştirilmesine katkıda bulunduğu kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı; primipar annelerin doğum sonu ten tene temas ile erken kanguru bakımına ilişkin anne deneyimleri doğrultusunda hemşireler, ebeler ve ebeveynler için stratejik öneriler sağlamaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Primipar Annelerin Doğum Sonu Ten Tene Temas İle Erken Kanguru Bakımına İlişkin Anne Deneyimlerine yönelik araştırma, yarı deneysel karma desen araştırma olarak yapılmıştır. BULGULAR: Yapılan tematik analiz sonucu üç tema elde edildi. Elde dilen temalar "Annelerin Ten Tene Temas Uygulaması İle İlgili Deneyimleri", "Annelerin Doğum Sonrası Kanguru Bakımına İlşkin Görüşleri", "Annelerin Ten Tene Temas Uygulası ve Kanguru Bakım Önerileri" şeklindedir. TARTIŞMA VE SONUÇ: Erken ten tene temas uygulaması hem ilk kez ebeveyn olacak anneler için hem de yenidoğan için olumlu etkilere sahiptir. (Leblanc & Pelletier, 2020). Ten temas uygulaması ve kanguru bakımı ülkemizdeki sağlık kuruluşlarında yaygınlaştırılmalıdır. Anne ve babalar ve anneye doğum sonrası dönemde destek olacak kişiler ten tene temasın ve kanguru bakımının anne bebek sağlığı açısından yararlarını eğitilmelidir. Hemşire ve ebeler ten tene temas uygulaması ve kanguru bakımı konusunda eğitilmeli ve bu bakımı vermeleri konusunda desteklenmelidirler. Anahtar Kelimeler: Anne Deneyimi, Ebelik, Hemşirelik, Kanguru Bakımı, Ten Tene Temas

Pınar Tabakoğlu
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşirelerin aile merkezli hemşirelik bakımıyla ilgili deneyimleri

GİRİŞ VE AMAÇ: Aile merkezli bakım (AMB), hastanın bakımıyla ilgili tüm kararlara ailenin dahil olması ve sağlık çalışanlarıyla güçlü bir işbirliği içinde bakımın sürdürülmesini temel alır. Bu çalışma; hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşirelerin aile merkezli hemşirelik bakımıyla ilgili deneyimlerini belirlemek amacı ile gerçekleştirildi. GEREÇ VE YÖNTEM: Tanımlayıcı ve analitik olarak planlanan araştırma Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 350 ebeveynin katılımı ile gerçekleştirildi. Veri toplama aracı olarak soru formu ve Aile Merkezli Bakım Ölçeği (AMBÖ) kullanıldı. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS (Statiscial Package for Social Sciences for Windows) 23 programı aracılığıyla değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmaya katılan ebeveynlerin %89,7' sinin hastanede çocuğun bakımına katıldığı, katılmayanların ise çoğunluğunun bakıma katılmayı gerekli görmediği belirlendi. AMBÖ'ne verilen puanların tanımlayıcı istatistikleri sonucunda önemlilik ve tutarlılık düzeylerine ait ortanca değeri 4 bulundu. En yüksek eşleşme oranına sahip maddeler 'Hemşireler iyi bakım verildiğini çocuğuma hissettirirler' ve 'Hemşireler çocuğuma verdikleri bakımın iyi olduğunu bana hissettirirler' iken en düşük eşleşme oranına sahip maddenin 'Hemşireler çocuğumun durumunda olabilecek değişiklikler hakkında açıklama yaparlar' olduğu belirlendi. SONUÇ: Aile merkezli bakım uygulamaları ile ilgili hemşirelerin aileye ve çocuklara verdikleri bakımın iyi olduğunu hissettirdikleri; fakat çocuğa verilen bakım ve çocuğun durumundaki değişiklikler hakkında ebeveynlerin daha fazla bilgilendirilmeye gereksinim duydukları saptandı. Hastaneye acil yatan ve 7 gün ve üzerinde hastanede kalan ebeveynlerin hemşirelerin aile merkezli bakım uygulamalarından daha memnun oldukları belirlendi. Anahtar Kelimeler: Aile, Çocuk, Bakım, Aile merkezli bakım, Hemşirelik bakımı

AileAna-babaHasta bakımı+6
Esra Garlı
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kanguru bakımı için giysi tasarlanması (sarbebe), bu giysiyle yapılan kanguru bakımının anne ve yenidoğanın konforuna etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Kanguru bakımı (KB), ebeveyn-bebek arasında etkileşimi sağlayan ten tene temastır. Bu çalışmanın birinci amacı; KB'nda annelerin giyeceği giysinin tasarlanması ve Kanguru Bakımı Konfor Ölçeği'nin (KBKÖ) geliştirilmesidir. İkinci amacı ise bu giysiyle uygulanan KB'nın anne ve bebeğinin konforuna etkisini belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmanın birinci aşaması KB için giysi tasarlanması ve metodolojik, ikinci aşaması ise randomize kontrollü deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ölçek geliştirme aşaması, 253 anne ve bebeği ile ikinci aşaması; 30 müdahale grubu, 30 kontrol grubu anne ve preterm bebeği ile gerçekleştirilmiştir. Müdahale grubundaki annelere çalışma için tasarlanan Sarbebe adı verilen giysi giydirilerek, kontrol grubuna servis rutinine göre KB verilmiştir. Veriler IBM SPSS Statistics 23 ve AMOS 22 programına aktarılarak değerlendirilmiştir. BULGULAR: Geliştirilen ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi modeline ilişkin uyum indeksi değerleri χ²/sd:2,908, RMSEA: 0,077, GFI: 0,862, CFI: 0,897, SRMR: 0,063 olarak bulunmuştur. Ölçeğin Cronbach alfa katsayısı tüm ölçek için 0,872 olarak saptanmıştır. Müdahale grubunda KBKÖ (z: -4,785 p: 0,000) ve anne memnuniyet skalası puanının (z: -3,728p: 0,000) kontrol grubundan anlamlı derecede daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<0,05). İki grup arasında Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği toplam puanları bakımından benzerlik bulunmuştur (z: -1,837 p: 0,066). Kontrol grubunun ağrı (z: -4,439 p: 0,000) ve distres (z: -4,601 p: 0,000) düzeyleri müdahale grubundan anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. SONUÇ: Sarbebe ile uygulanan KB sonrası anne konforu ve memnuniyetinin yüksek, yenidoğanın ağrı ve distres puanlarının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kanguru Bakımı, Prematüre Bebek, Anneler, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, Kanguru Bakımı Konfor Ölçeği, Kanguru Bakımı Giysisi (Sarbebe).

AnnelerBebek bakımıBebekler+5
Hamide Zengin
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adölesan annelerin bebek bakımı hakkındaki özgüvenleri ile annelik memnuniyeti arasındaki ilişkinin ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Dünya sağlık örgütü 10- 19 yaşları arasındaki yetişkinliğe geçiş dönemini adölesan dönem olarak tanımlamaktadır. Bu yaşlar arasında meydana gelen gebeliklere adölesan gebelik denir. Adölesan gebelikler beraberinde çeşitli sorunlar ve zorluklar getirmektedir. Bu çalışma adölesan annelerin bebek bakımı hakkındaki özgüvenleri ile annelik memnuniyeti arasındaki ilişkinin ve etkileyen faktörleri belirlemek amacı ile gerçekleştirildi. GEREÇ VE YÖNTEM: Tanımlayıcı ve analitik olarak planlanan araştırma Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 90 adölesan annenin katılımı ile gerçekleştirildi. Veri toplama aracı olarak soru formu, Anne Olma Ölçeği (BAM-13) ve Pharis Özgüven Ölçeği kullanıldı. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak IBM SPSS Statistics 23 programı aracılığıyla değerlendirildi. BULGULAR: Araştırmaya katılan adölesan annelerin %88,9'unun 18-19 yaş, %11,1'inin 16-17 yaş grubunda olduğu görülmüştür. Adölesan annelerin %81,1'i İlköğretim mezunu, %94,4 'ü ev hanımı olduğu ve %64,4'ünün geniş ailede yaşadığı saptanmıştır. Pharis Özgüven ölçeği ile anne olma ölçeği, çocuk deneyimi alt boyutu ve duygusal yakınlık alt boyutu arasında negatif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur ( sırasıyla r=-0,293, p=0,005; r=-0,274, p=0,009; r= -0,298, p=0,004) Anne Olma Ölçeği puanı 9 altında olanların( annelik memnuniyeti yüksek olanlar) 9 ve üzerinde ( annelik memnuniyeti düşük olanlar) olanlara göre Pharis Özgüven Ölçeği puan ortalamasının istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir ( t=3.369, p=0.001). SONUÇ: Adölesan annelerin bebek bakımındaki özgüvenleri ile anne olma memnuniyeti arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Adolesan annelerin bebek bakımındaki özgüvenleri arttıkça annelik memnuniyetleri de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Adölesan Annelik, Bebek bakımında özgüven, Annelik memnuniyeti

AnnelerAnnelikBebek bakımı+3
Serap Işık
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Primigravida gebelerin yenidoğanın hijyenik bakım uygulamalarına hazır oluş düzeylerine QR kod destekli eğitimin etkisi

Giriş ve Amaç: İlk bebeklerini bekleyen gebeler için bebeklerine verecekleri hijyenik bakımın başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinde gebelik dönemindeki hazır oluşluk önemli bir faktördür. Bu çalışma "Gebelerin Yenidoğanın Hijyenik Bakımına Hazır Oluş Ölçeği"nin geliştirilmesi, geçerlik güvenirliğinin test edilmesi ve antenatal dönemde verilen yenidoğanın hijyenik bakımına ilişkin QR Kod destekli eğitimin bu hazır oluşluğa etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın birinci aşaması metodolojik, ikinci aşaması ise randomize kontrollü deneysel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu birinci aşamada 167 primigavida gebe, ikinci aşamada ise 34 kontrol, 34 girişim grubuna olmak üzere toplam 68 primigavida gebe oluşturmuştur. Ölçek geliştirme aşamasında veriler Tanıtıcı Bilgi Formu ve geliştirilen "Gebelerin Yenidoğanın Hijyenik Bakımına Hazır Oluş Ölçeği" taslağı kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında eğitim öncesi Tanıtıcı Bilgi Formu ve geliştirilen ölçek uygulanmıştır. Girişim grubundaki gebelere QR kod içeren rehber ve mobil uygulama ile yenidoğanın hijyenik bakımı eğitimi verilmiş, kontrol grubundaki gebeler ise hastanede verilen rutin eğitimlerini tamamlamışlardır. Eğitim tamamlandıktan iki hafta sonra her iki gruptaki gebeler aranarak ölçek tekrar uygulanmıştır. Bulgular: Geliştirilen ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi modeline ilişkin uyum indeksi değerleri χ²/df: 4,061, RMSEA: 0,136, GFI: 0,849, CFI: 0,910, SRMR: 0,0587 ve Cronbach alfa katsayısı tüm ölçek için 0,93 olarak saptanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasına eğitim öncesi girişim ve kontrol grubunda gebelerin yenidoğanın hijyenik bakımına hazır oluş ölçek puan ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı derecede bir farklılık bulunmamakta iken (p=0,075), eğitim süreci sonrası girişim grubundaki gebelerin (61,91±6,53) ölçek puan ortalaması kontrol grubundakilere (56,91±7,79) göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu görülmüştür (p=0,006). Sonuç: Geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir. Primigravida gebelere QR Kod destekli verilen yenidoğanın hijyenik bakımı eğitiminin, bakıma hazır oluşlukları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gebe, Yenidoğan, Hijyenik Bakım, Eğitim, Hazır Oluşluk, Hızlı Yanıt Kodu, Ölçek Geliştirme, Geçerlik ve Güvenirlik.

Anne eğitimiBebek bakımıBebek-yenidoğmuş+6
Sinem Yalnızoğlu Çaka
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dondurma ve çözdürmenin olgun anne sütünün içeriğine etkileri: sistematik derleme

GİRİŞ VE AMAÇ: Annenin çalışması ya da anne ve bebeğin bir arada olamadığı durumlarda bebeğin anne sütü ile beslenmesine devam edilmesi gereksinimi anne sütünün saklanması ko-nusunu gündeme getirmektedir. Bu çalışma olgun anne sütünün -18/ -20 °C'de farklı sürelerde dondurulması ve çözdürülmesinin süt içeriğine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: 01 Ocak 2010-01 Şubat 2020 yılları arasında yayınlanan makaleler için 11 veritabanında tarama yapılmıştır. Her bir çalışma için kalite değerlendirmeleri birbirin-den bağımsız bir şekilde iki araştırmacı tarafından yapılmış ve "Nicel Çalışmalar için Kalite Değerlendirme Aracı" kullanılmıştır. Tarama sonuçları değerlendirildiğinde sekiz çalışma güçlü-orta puan alarak çalışmaya dahil edilmiştir. BULGULAR: Sütün içeriğinde bulunan protein; dondurulma süresi iki gün iken ortalama %6 artış göstermiş, süre bir haftayı geçtiğinde anlamlı derecede azalmıştır. Karbonhidrat; dondu-rulma süresi iki gün iken ortalama %1.1 artış gösterirken, bir haftadan fazla depolamada anlamlı fark göstermediği bildirilmiş, enerji düzeyinde ise sekiz haftadan fazla süre ile dondurul-duğunda azalma olduğu görülmüştür. Yağ; dondurulma süresi arttıkça azalmış, yağ asidi kon-santrasyonunda artış meydana gelmiştir. E vitamininin, 30 gün süre ile dondurulmuş-çözdürülmüş sütte analiz edilmesiyle, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir azalma olduğu belirtilmiştir. İmmünolojik faktörlerden bir kısmının analiz edildiği çalışmalarda; sitokin (İnterlökin-10) miktarında değişiklik görülmezken, antioksidan (Glutatyon peroksidaz), anti-oksidan kapasite ve enfeksiyon koruma faktöründe (Laktoferrin) azalma olduğu görülmüştür. SONUÇ: Sütün dondurulması-çözdürülmesiyle içeriğinde bulunan besin maddelerinde bazı değişiklikler meydana gelse de, uygun depolamada sütte bebeğe zarar verebilecek herhangi bir etkinin olmadığı ancak konuyla ilgili kanıt düzeyi yüksek çalışmalara ihtiyaç olduğu görül-müştür. Anahtar sözcükler: Anne sütü, olgun anne sütü, anne sütü içeriği, depolama, dondurma, çöz-dürme

Anne sütüDepolamaDondurarak saklama+3
Özge Kaya Yıldız
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fiziksel engelli annelerin çocuklarının bakımı ile ilgili deneyimleri ve hemşirelerden beklentileri

GİRİŞ VE AMAÇ: Fiziksel engelli birçok kadın anne olurken, çocuklarının bakımı ile ilgili çeşitli deneyimleri yaşıyor ve bu süreçte hemşirelerden beklentileri oluyor. Buna rağmen fiziksel engelli annelerin çocuk bakım deneyimlerinin ve bu konuda hemşirelerden beklentilerinin araştırıldığı çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu araştırmanın amacı, fiziksel engelli annelerin çocuklarının bakımı ile ilgili deneyimlerini, bu süreçte hemşirelerden beklentilerini belirlemek ve bu beklentiler doğrultusunda hemşireler için stratejik önerilerin oluşturulmasını sağlamaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Nitel bir yöntem olan fenomenolojiye bağlı kalınarak yürütülen araştırmanın verileri, Türkiye'de altı farklı ilde Şubat 2020 - Eylül 2020 tarihleri arasında toplandı. 0-18 yaş arasında engelsiz çocuğu olan 21 fiziksel engelli anne çalışma grubunu oluşturdu. Metodolojik olarak verilerin analizinde tümevarımsal kodlama yolu takip edildi. Analizde Max Qualitative Data Analysis (MAXQDA) Analytics Pro2020 programından destek alındı. Araştırma için kurum etik kurul izni yazılı, katılımcıların onayları ise ses kayıt cihazı eşliğinde yazılı ve sözlü olarak alındı. BULGULAR: Yapılan tematik analiz sonucu olarak altı tema elde edildi. Bu temalar "Doğum Öncesi Duygular ve Destek Gereksinimi", "Doğum Sonrası Duygular ve Çocuğun Bakımı", "Bakım Sürecini Kolaylaştırıcı Stratejiler", "Okul Süreci", "Beklenti ve Tavsiyeler", "Avantajlar ve Dezavantajlar"olarak elde edildi. SONUÇ: Araştırmada, fiziksel engelli annelerin, engellikten ötürü çocuk bakımında çeşitli deneyimler yaşadığı, çocuğa bakım verirken yardım aldıkları veya işlerini kolaylaştırmak için çeşitli stratejiler geliştirdikleri tespit edildi. Fiziksel engelli anneler, hemşirelerin kendilerine güvenmediklerini hissettirdiklerini ve durumları ile ilgili yeterli empati yapamadıklarını ifade etmişlerdir. Katılımcılar fiziksel engellerine bağlı gereksinimlerine yönelik hemşirelerin eğitim ve bilgilendirme girişimlerinin de sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: Fiziksel engelli anne, Çocuk bakım deneyimi, Hemşirelerden beklenti, Nitel Çalışma

Anne deneyimiAnnelerBakım verenler+6
Sümeyra Topal
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Görme engelli annelerin çocuk bakımı ile ilgili deneyimleri ve hemşirelerden beklentileri: Niteliksel bir çalışma

GİRİŞ VE AMAÇ: Çoğu toplumda çocuklarının bakımından primer sorumlu birey annedir. Anneler çocuk bakımında profesyonel desteği hemşirelerden alırlar. Bu durum profesyonel desteğe daha fazla ihtiyacı olan görme engelli anneler için de geçerlidir. Görme engelli annelerin çocuk bakım deneyimlerinin ve bu konuda hemşirelerden beklentilerinin araştırıldığı çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı; görme engelli annelerin çocuklarının bakımı ile ilgili deneyimlerini, bu süreçte hemşirelerden beklentilerini belirlemek ve bu beklentiler doğrultusunda hemşireler için stratejik önerilerin oluşturulmasını sağlamaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Nitel bir yöntem olan fenomenolojiye bağlı kalınarak yürütülen araştırmanın verileri Türkiye'de beş farklı ilde Mart 2019 – Mayıs 2020 tarihleri arasında toplandı. 0-18 yaş arasında çocuğu olan 25 görme engelli anne çalışma grubunu oluşturdu. Metodolojik olarak verilerin analizinde tümevarımsal kodlama yolu takip edildi. Analizde Max Qualitative Data Analysis (MAXQDA) Analytics Pro2020 programından destek alındı. Araştırma için kurum etik kurul izni yazılı, katılımcıların onayları ise ses kayıt cihazı eşliğinde sözlü olarak alındı. BULGULAR: Yapılan tematik analiz sonucu sekiz tema elde edildi. Belirlenen sekiz temadan "Doğum Öncesi Duygular ve Destek Gereksinimi", "Doğum Sonrası Annede Duygular ve 0-1 Yaş Dönemindeki Bebeğin Bakımı", "Çocuğun Hijyenik Bakımı", "Çocuğun Hastalığında Yaşananlar", "Çocuğun Güvenliği", "Okul Süreci" ve "Avantajlar ve Dezavantajlar" çocuk bakımı ile ilgili, "Beklenti ve Tavsiyeler" teması ise hemşirelerden beklentiler ve görme engelli annelere tavsiyeler ile ilgilidir. SONUÇ: Çalışmada; görme engelli annelerin, görme engelliliğin getirdiği deneyimler yaşadığı, çocuk bakımı konusunda yardım aldıkları veya kolaylaştırıcı stratejiler geliştirdikleri tespit edildi. Anneler, hemşirelerden daha fazla empati yapmalarını beklediklerini ve çocuk bakımı ile ilgili görme engelli annelere uygun tekniklerin kullanıldığı eğitimler ve bilgilendirme yapmalarını istediklerini ifade ettiler. ANAHTAR KELİMELER: Annelik, Beklenti, Çocuk bakımı, Deneyim, Görme engellilik, Hemşire.

AnnelerBeklentilerDeneyim+3
Elif Erbay
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde prematüre bebeği yatan ebeveynlerin taburculuğa hazırlanmasında aile entegre bakımın etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) prematüre bebeği olan ebeveynlerin taburculuk sonrası evde bakıma hazır olmaları bebeğin sağlığı için önemli bir faktördür. Bu çalışma Prematüre Bebeği Olan Annenin/Babanın Taburculuğa ve Evde Bakıma Hazır Oluş Ölçeği'nin anne-baba için ayrı ayrı geliştirilmesi güvenirlik ve geçerliğin test edilmesi, Aile Entegre Bakım (AEB) modeli'nin ebeveynlerin taburculuğa ve bebeğin evde bakımına hazır oluşluklarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmanın birinci aşaması kesitsel ve metodolojik, ikinci aşaması ise randomize kontrollü deneysel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu birinci aşamada 136 anne, 133 baba, ikinci aşamada ise YYBÜ'sinde prematüre bebeği olan 34 girişim, 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 68 ebeveyn oluşturmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında girişim grubundaki ebeveynlere AEB modeli uygulaması, kontrol grubundaki ebeveynlere standart bakım uygulaması yapılmıştır. BULGULAR: Ölçek geliştirme aşamasında; uygulanan faktör analizi sonucunda 25 madde sayısı olan ölçeklerden anne formu 22, baba formu 20 maddeye düşürülmüştür. Doğrulayıcı faktör analizi uyum indeksleri annelerde χ²/df: 1.666, SRMR: 0.0598, babalarda χ²/df: 2.110, SRMR: 0.0692 olarak hesaplanmıştır. Cronbach Alfa değerleri anneler için.911, babalar için .948'dir. Çalışmanın ikinci aşamasında girişim grubundaki anne ve babaların taburculuğa ve evde bakıma hazır oluş puan ortalaması kontrol grubundan yüksek olup anlamlı derecede fark olduğu görülmüştür (p<0.001). SONUÇ: Anne ve baba için geliştirilen ölçeklerin geçerli ve güvenilir birer ölçüm aracı olduğu görülmüştür. Aile Entegre Bakım modeli uygulamasının anne ve babaların taburculuk ve evde bakıma hazır oluşlukları üzerinde oldukça etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile Entegre Bakım, Anne ve Baba, Hazır Oluşluk, Prematüre, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, Taburculuk

Ana-babaBebek-prematürBebek-yenidoğmuş+4
Öznur Tiryaki
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVİD-19 tanılı çocuklara bakım veren hemşirelerin deneyimleri: Kalitatif bir çalışma

GİRİŞ VE AMAÇ: Çocukların gelişim seviyesine göre hastalığa ve hastaneye yatışa karşı gösterdikleri tepkiler farklıdır. Hastaneye yatışlardan çeşitli düzeylerde olumsuz etkilenen çocukların Covid-19 nedeniyle yatışı gerektiğinde hastanede uygulanan yoğun izolasyon tedbirleri ve sağlık çalışanlarının giydiği ekipmanlardan ve hastalık sürecinden etkilenme durumunu hemşire deneyimleri yoluyla incelemek ve bu durumun iletişimi nasıl etkilediği, çocukların nasıl tepki gösterdiğini, hemşirelerin bu süreçte yaşadıkları zorlukları belirlemek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma, kalitatif ve fenomenolojik tiptedir. Araştırmanın verileri, Mart 2021- Ağustos 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmaya dahil olma kriterlerini karşılayan 25 hemşire ile araştırma grubu oluşturulmuştur. Veriler tanıtıcı bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Hemşirelere çalışmanın amacına ilişkin açıklama yapılmış ve gönüllülük esasına göre çalışmaya katılımı kabul edenlerden sözlü ve yazılı onam alınmıştır. Yapılan görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayda alınmıştır, ses kaydına izin vermeyen hemşireler için görüşme araştırmacı tarafından yazılı olarak kaydedilmiştir. Veri toplamada Covid-19 temas önlemlerine dikkat edilerek derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Alınan cevaplar doğrultusunda kodlamalar MAXQDA Analytics Pro2020 programı ile nitel veri analizi uygulanmış ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. BULGULAR: Yapılan analiz sonucu olarak altı tema elde edilmiştir. Bu temalar; 'Çocuk ve Ailelerin Tepkileri-Duyguları, Çocuk ve Ailelere Yaklaşım, Çocuğun Bakımında Hemşirelerin Duyguları, Zorluklar, Kazanımlar ve Hemşirelerin Meslektaşlarına Önerileri' şeklindedir. SONUÇ: Araştırmada, hemşirelerin Covid-19 tanılı çocuğun bakımında çeşitli deneyimler yaşadığı, hastalığın aile ve çocuklarda korku ve endişeye neden olduğu, çocukların koruyucu ekipmanlara karşı gösterdiği tepkiler ve bu tepkilere karşı sağlık çalışanlarının çeşitli stratejiler geliştirdikleri tespit edilmiştir. Ailelerin, çocukların ve hemşirelerin bu süreçte daha fazla empati yapmaları ve anlayışlı olmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Çocuk, Deneyim, Hemşire, Nitel Çalışma

Bakım verenlerBakım verme yüküCOVID 19+5
Özlem Denkoğlu
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin sosyal destek algısı ve bebeklerinin bakımı ile ilgili obsesif kompulsif davranışları arasındaki ilişkinin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışmanın amaçlarından biri; annelerin, sosyal destek algısı ve bebeklerinin bakımı ile ilgili obsesif kompulsif davranışları arasındaki ilişkinin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesidir. Diğer amacı da pospartum dönemdeki annelerde algılanan sosyal destek ve bebeklerinin bakımı ile ilgili obsesif kompulsif davranışlarını etkileyen demografik değişkenlerin belirlenmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmanın örneklemini, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hizmet Binası'nda Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran doğum sonrası altı hafta içindeki araştırma kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 234 anne oluşturdu. Veriler Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Postpartum Dönemde Annelerin Bebek Bakımı ile İlgili Obsesif Kompulsif Davranışları Ölçeği kullanılarak toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS de Windows 25,0 ve AMOS 23,0 programı kullanılarak analiz edildi. BULGULAR: Araştırmaya katılan annelerin %17,1'inin 23 yaş ve altı, %39,3'ünün 24-29, %33,8'inin 30-35 yaş aralığında ve %9,8'inin 36 yaş ve üzeri grubunda olduğu görüldü. Çok boyutlu algılanan sosyal desteğinin postpartum dönemde annelerin bebek bakımı ile ilgili obsesif ve kompulsif davranışları üzerindeki etkisi incelendiğinde, istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlendi (β=-0,125, p>0,05). Ekonomik durumu iyi ve orta olan annelerin postpartum dönemde bebeklerin bakımı ile ilgili obsesif ve kompulsif davranışları daha fazla bulundu (p<0,05). Eğitim durumu yüksek olan annelerin eğitim durumu ilkokul ve ortaokul mezunu annelere göre algılanan sosyal destek puanlarının daha fazla olduğu görüldü. (p<0,05). SONUÇ: Annelerin Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile Postpartum Dönemde Annelerin Bebek Bakımı ile İlgili Obsesif ve Kompulsif Davranışları Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki görülmedi.

Algılanan sosyal destekAnnelerBebek bakımı+5
Faruk Kabul
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maternal depresif semptomlar, annelik memnuniyeti ve maternal bağlanma arasındaki ilişkinin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Annelik kadının yaşamında çok farklı deneyim ve duyguların yaşandığı en önemli gelişimsel olaylardan biridir ve oldukça karmaşık bir süreçtir. Bu araştırmanın amacı; maternal depresif semptomlar, annelik memnuniyeti ve maternal bağlanma arasındaki ilişkinin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı olarak planlanan araştırma Marmara Bölgesindeki iki farklı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Çocuk Polikliniklerine gelen 1-4 aylık bebeğe sahip 231 annenin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak; Aile ve Çocuğu Tanıtıcı Bilgi Formu, Hasta Sağlık Anketi-9 (PHQ-9), Anne Olma Ölçeği (BAM-13) ve Maternal Bağlanma Ölçeği (MAI) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak IBM SPSS Statistics 25 programı aracılığıyla değerlendirilmiş ve yapısal eşitlik modeli SmartPLS-3 ile incelenmiştir. BULGULAR: Araştırmaya katılan annelerin yaşları ortalama 28,47±5,04, %48,5 ile çoğunluğun ortaöğretim mezunu ve %77,5'inin ev hanımı olduğu görülmüştür. Demografik özelliklerde evlenme yaşı ve anne olma yaşı ile BAM-13 ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu (sırasıyla r=-,237, r=-,175, p<0,05) tespit edilmiştir. BAM-13 ile PHQ-9 arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu (r=0,568, p p<0,05), PHQ-9 ile Maternal Bağlanma Ölçeği arasında istatistiksel olarak negatif yönlü zayıf düzeyde bir ilişki olduğu (r=-0,217, p<0,05) tespit edilmiştir. Yapısal eşitlik model analizi sonucunda, anne olmanın maternal bağlanma üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negative yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür (β=-0.533, p p<0,05). SONUÇ: Maternal bağlanmanın; maternal depresif semptomlar azaldıkça ve annelik memnuniyeti arttıkça arttığı belirlenmiştir. Maternal depresif semptomlar artmasıyla annelik memnuniyetinin de azaldığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Annelik memnuniyeti, maternal bağlanma, maternal depresif semptomlar

AnnelerAnnelikBağlanma+4
Seda Tecik
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

CPAP'taki (continuous positive airway pressure) yenidoğanın bakımına yönelik hemşirelere verilen eğitimin değerlendirilmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışmanın amacı Yenidoğan Yoğun Bakım hemşirelerine yenidoğanın CPAP yönetimi ile ilgili interaktif workshop çalışması yoluyla verilen eğitimin etkisini belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Hemşireler yenidoğanda CPAP tedavisi ile ilgili interaktif ders bazlı bir workshop çalışmasına katıldılar. Eğitim faaliyeti öncesinde hemşireler sunum davetlerini kabul ettiler. Çalışmada katılımcıların tanıtıcı özelliklerini içeren bilgiler araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu ile toplandı. Katılımcıların konu ile ilgili bilgilerinin değerlendirilmesi araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan Çoktan Seçmeli Sorular (MCQ) kullanılarak yapıldı. MCQ hazırlandıktan sonra sorularla ilgili Türkiye'den (7 kişi), yurtdışından (5 kişi) bu konuda uzman kişilere mail yolu ile gönderilerek konu ile ilgili görüşleri alındı. Uzmanların önerileri doğrultusunda MCQ'ya son şekli verildi ve soru sayısı 20 olarak belirlendi. Katılımcılar interaktif çalışmanın öncesinde ve sonrasında 20 sorudan oluşan MCQ'yu cevapladılar. Eğitimden sonra testin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı konusunda katılımcılara bilgi verilmedi. BULGULAR: Yenidoğan Ünitesinde çalışan 36 hemşire workshop çalışmasına katıldı. MCQ'da her soru 1 puan olarak değerlendirildi. Testten alınabilecek maksimum puan 20 idi. Ortalama test puanlarında ders öncesi puanlara kıyasla ders sonrası puanlarda anlamlı bir artış görüldü. ( ±SD: 19,61± 0,838, ±SD: 13,11 ±3,022). SONUÇ: Yenidoğanın CPAP yönetimi ile ilgili ders bazlı interaktif workshop çalışmalarının hemşirelerin bu konudaki bilgisini artırdığı görülmüştür. Aynı zamanda, hemşire eğitimlerindeki eksikliklerin giderilmesine de katkıda bulunduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, CPAP, Hemşire eğitimi ve bilgilendirilmesi, İnteraktif, Workshop

Bebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıklarıHemşirelik araştırmaları+7
Öznur Tiryaki
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin algıladıkları sosyal destek ve annelik deneyimleri arasındaki ilişki

GİRİŞ VE AMAÇ: Anne olma, kadının yaşamındaki en önemli gelişimsel olaylardan biridir. Bu araştırma, Matthey tarafından geliştirilen Anne Olma Ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yaparak, annelerin algıladıkları sosyal destek ve annelik deneyimleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla metodolojik ve analitik olarak yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmanın evrenini Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merkez kampüsü ile Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Kampüsü kliniklerinde yatan ve polikliniklere başvuran 0-3 yaş aralığında çocuğu olan anneler oluşturdu. Çalışmanın yürütüldüğü tarihlerde polikliniklere başvuran ve çalışmaya dahil olma kriterlerine sahip gönüllü 588 anne örneklemi oluşturdu. Veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu, Stephan Matthey tarafından geliştirilen Anne Olma Ölçeği (BaM 13) ve Zimet ve arkadaşları tarafından 1988 de geliştirilmiş, Eker ve Arkan tarafından 1995'de Türk toplumuna uyarlaması yapılmış olan Çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği (ÇBASDÖ) kullanılarak toplandı. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak IBM SPSS Statistics 23 ve IBM SPSS AMOS 23 istatistik programları aracılığıyla değerlendirildi. BULGULAR: Annelerin %45,7'sinin 28-34 yaş grubunda ve %47,1'inin ilköğretim mezunu olduğu saptandı. Anne Olma Ölçeği'nin iyi psikometrik özelliklere sahip olduğu görüldü. Anne Olma Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek ölçeğinin toplamda 25 ifadeden oluşan 6 faktörlü yapısının birlikte kullanılabilir olduğu konusundaki modelin genel olarak iyi uyum sağladığı tespit edildi. SONUÇ: Anne Olma ölçeğinin yapılan geçerlilik güvenirlik çalışması sonucunda Türk toplumu için uygulanabilir bir ölçek olduğu görüldü. Sosyal destek azaldıkça annelik memnuniyetinin de azaldığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Anne olma, Sosyal destek, Annelik deneyimi, Ölçek geçerlik güvenirliği, Algı.

Algılanan sosyal destekAnnelerDeneyim+3
Döndü Sevimli Güler
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlıklı ve riskli gebelerde prenatal bağlanma

GİRİŞ VE AMAÇ: Ebeveynler çocuklarının sağlıklı doğmasını ve normal büyüme-gelişme göstermesini arzu ederler. Bebeğin sağlıklı büyüyüp gelişmesi ve gelecek dönemlerinde mutlu, başarılı, huzurlu olabilmesi için ebeveyn-bebek arasında güvenli bağlanmanın kurulması gerekmektedir. Bu çalışma; sağlıklı ve riskli gebelerde prenatal bağlanma düzeylerini ve bunları etkileyen faktörleri belirlemek amacı ile gerçekleştirildi. GEREÇ VE YÖNTEM: Tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak planlanan araştırma Ankara Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 5 Mayıs / 10 Kasım 2014 tarihleri arasında 154 sağlıklı ve 154 riskli gebe olmak üzere toplam da 308 gebe ile yapıldı. Veri toplama aracı olarak, soru formu ile Prenatal Bağlanma Ölçeği (PBE) kullanıldı. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS (Statiscial Package for Social Sciences for Windows ) 20 İstatistik programı aracılığıyla değerlendirildi. BULGULAR: Araştırmaya katılan 308 gebenin; %32,47'sinin 29-33 yaş grubu arasında, %38,96'sının ilköğretim mezunu ve %69,81'inin ev hanımı olduğu belirlendi. Prenatal Bağlanma Envanteri'nden aldıkları toplam puan ortalaması (62,43±14,83, min:28, max:84) olarak belirlendi. Sağlıklı gebelerin prenatal bağlanma düzeyleri (57,7±16,62) ile riskli gebelerde prenatal bağlanma düzeyleri (67,16±10,96) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. Sağlıklı gebelerin prenatal bağlanma envanteri toplam puanın riskli gebelere göre anlamlı derecede düşük olduğu saptandı (p:0,001). SONUÇ: Riskli gebelerde prenatal bağlanmanın sağlıklı gebelere göre daha yüksek olduğu saptandı. Riskli gebelerde kaybetme duygusu ve stres faktörü daha yüksek olduğundan bebeğine bağlanması daha fazla olduğu düşünülmektedir. Hemşireler olumlu ve olumsuz bağlanma belirtilerini bilmeli ve prenatal dönemde bağlanmayı değerlendirerek bağlanmanın geliştirilmesinde aileye destek olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Bağlanma Davranışları, Gebelik, Prenatal Bağlanma, Riskli Gebelik.

AnnelerBağlanmaGebelik+2
Duygu Özgen
Sakarya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00

Diğer danışmanlar