Theses supervised by Prof. Dr. Turgut Özkan

24 theses · İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki bireysel emeklilik şirketlerinin fon performanslarının ölçülmesi

Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren bireysel emeklilik şirketlerinin fon performanslarının ölçülmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 01.01.2013 ve 31.12.2017 tarihleri arasında devamlı faaliyette bulunan, başka emeklilik yatırım fonu ile birleşmemiş ve devir alınmamış, tasfiye halinde bulunmayan 5 adet bireysel emeklilik şirketinin hisse fonu, altın fonu, standart fon, kamu dış borçlanma araçları fonu ve para piyasası fonları dahil edilmiştir. Bireysel emeklilik fonlarının performansı, standart sapmayı esas alan Sharpe ve sistematik riski esas alan Treynor ve Jensen performans endeksleri ile değerlendirilmiştir. Çalışmamız sonucunda, üç emeklilik yatırım fonunun risk primlerinin pozitif değer taşıdığı, iki emeklilik yatırım fonunun ise negatif olduğu görülmektedir. Treynor endeksine göre en başarılı emeklilik yatırım fonunun Allianz Hayat ve Emeklilik olurken, Sharpe endeksine göre Garanti Emeklilik ve Jensen endeksine göre ise Vakıf Emeklilik olduğu görüldü. Bireysel emeklilik fon şirketlerinde Kamu Dış Borçlanma Araçları Fonu ve Altın fonu en iyi performansı gösteren fonlar olurken hisse fonu ve para piyasası fonu en kötü performansı gösteren fonlar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, fonların en iyi performansı gösterdiği yıllar 2014, 2015 ve 2016 yılları olurken, en kötü performansı gösterdiği yıllar 2013 ve 2015 yılları olmuştur.

Bireysel emeklilikEmeklilik fonlarıEmeklilik sistemi+3
Levent Aydın
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürü çember hareketi yaklaşımı ile yatırımcı psikolojisi analizi

Geleneksel finans teorilerinde insan rasyonel bir öğe olarak öngörülürken modern finans teorilerinde insanın irrasyonel olduğu kabul edilmektedir. "Davranışsal Finans Teorisi" yatırımcıların irrasyonel kararlar vermesine sosyal çevrenin ve davranışların etki ettiğini açıklamaktadır. Bu tezde ilk defa literatüre sunulan "Sürü Çember Hareketi Yaklaşımı" ile yatırımcıların bakış açısıyla yatırım kararlarını etkileyen davranışların kendi içlerinde ilişkileri incelenmiş olup, davranışsal finansın gelişimine katkı sağlamak hedeflenmiştir. Araştırmanın datasını oluşturan kitle olarak Borsa İstanbul ve New York Borsasında brokerlik yapan finansçılar üzerinde anket uygulaması yapılmıştır ve gelen cevaplar neticesinde "Aşırı Güven" davranışı sergileyen bir kitle olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın bulguları arasında; yatırımlarında zihinsel muhasebe gücünü kullanan yatırımcıların kendilerine daha hakim olabildikleri, bilgisel yanılma ile kontrol yanılması arasında pozitif bir etkileşimin olduğu, sürü hareketine uyan yatırımcıların aşırı iyimserlik göstermediği tespit edilmiştir.

BorsaDavranışsal finansPsikolojik analiz+3
Şaban Onur Viga
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ve diğer bazı ülkelerdeki makroekonomik değişkenler ve döviz kuru arasındaki ilişki

Bu çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomileri için önemli bir makroekonomik değişken olan döviz kurunun belirlenmesinde hangi makroekonomik değişkenlerin etkili olduğu ve bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkisi araştırılarak, döviz kuru öngörüsü oluşturulmaya çalışılmıştır. Türkiye, Brezilya, Meksika ve Güney Afrika ülkelerinin 2003 Ocak- 2018 Aralık dönemini kapsayan aylık verilerle yapılan çalışmada bağımlı değişken nominal USD/EUR Döviz Sepet Kuru, bağımsız değişkenler ise Bütçe Açığı, Cari Açık, Dış Ticaret Açığı, Faiz Oranı, Petrol Fiyatları, Sanayi Üretim Endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi ve Üretici Fiyat Endeksidir. Belirli bir dönem aralığını kapsayan çalışmada VAR model ve Granger Nedensellik analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve Yapay Sinir Ağı analizi olmak üzere üç farklı model uygulanmış ve en iyi model performansı belirlenmeye çalışılmıştır. İlk iki modelimizde EViews 11 ekonometrik yazılım programı, Yapay Sinir Ağı analizimizde ise MATLAB R2019a istatistik paket programı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda cari açık, dış ticaret açığı, tüketici fiyat endeksi, üretici fiyat endeksi ve petrol fiyatları değişkenlerinin döviz kuru üzerinde anlamlı ve etkili olduğu bulunmuştur. Üretici fiyat endeksi, tüketici fiyat endeksi, sanayi üretim endeksi, petrol fiyatları, bütçe açığı, cari açık ve dış ticaret açığı ile döviz kurları arasında tek yönlü ve çift yönlü olmak üzere Granger Nedensellik ilişkileri tespit edilmiştir. Yapay Sinir Ağı analizimiz sonucunda elde ettiğimiz yüksek performans değerleri literatüre paralel olarak, geleneksel yöntemler ile karşılaştırıldığında Yapay Sinir Ağları analizinin daha başarılı sonuçlar verdiğini bize göstermiştir.

Deniz İşler
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel kredilerde pazarlamanın bankaların genel performansı üzerine etkileri: Türkiye kamu ve özel bankaların karşılaştırılması

Türk bankacılık sisteminde kamu bankaları pazarın önemli bir kısmını teşkil etmektedir. Bu durum bankacılığın temel gelir kaynağı olan kredilerin kamu bankaları tarafından ne kadar etkin pazarlanabildiğinin sorgulanmasını gerektirmektedir. Çalışmamızda bireysel kredi pazarlamasının banka performansı üzerine etkileri açısından bir değerlendirme yapılmış olup kamu ve özel sektör bankaları bu çerçevede karşılaştırılmıştır. İlk üç bölümde bankacılığın kredi, performans ve pazarlama açısından teorik çerçevesi sunulmaya çalışılmıştır. Dördüncü ve beşinci bölümlerde yöntemimiz, hipotezlerimiz ve analizlerimiz ortaya konmuştur.

Banka kredileriBankacılık sektörüBankalar+7
Yalçın Kepoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Ar-ge yatırımları ve satış hasılatı ilişkisi: Türkiye otomotiv ana ve yan sanayii

Otomotiv sektörü, ar-ge ve yenilikçilik faaliyetlerinin büyüklüğü ile dünya çapında en üst sıralarda yer almaktadır ve bağlantılı sektörlerinin genişliği ile bulunduğu ülke ekonomileri için büyük bir öneme sahiptir. Türkiye'nin otomotiv sektörü tecrübesi ise 1950'li yıllarda başlamaktadır. Türkiye, bu yıllardan günümüze, coğrafi konumu ve beşeri sermayesi ile küresel otomotiv ana ve yan sanayii üretici yatırımlarının ilgi odağında olmaya devam etmektedir ve sektör Türkiye ekonomisi içinde büyük bir öneme sahiptir. Bu büyüklüğe rağmen, Türkiye otomotiv sanayiinin, uzun yıllardır strateji belgelerinde ifade edilmekte olan hedeflere yaklaşamadığı, ar-ge faaliyetlerinin düşük teknolojiler üzerine olduğu, sektörün yabancı yatırımların kontrolünde şekillendiği gibi konular akademik çalışmalarda ve çeşitli yayınlarda tartışılmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye otomotiv sanayii bugünkü durum ve gelecek beklentileri detaylı olarak incelenmiştir. Ayrıca, yurt içi işletmelerinde ar-ge faaliyetleri, pazarlama faaliyetleri ve işletme maddi duran varlıkları ile satış hasılatı ilişkileri istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiştir. Böylelikle, Türkiye otomotiv sanayiinin geleceği için politikaların belirlenmesinde veriye dayalı bir yol haritası oluşturulmasında katkı sağlanması hedeflenmektedir. Bu anlamda, çalışmada yapılan detaylı incelemelerin ve elde edilen bulguların, akademik dünya, işletme yönetimleri ve politika oluşturucular için değerli olması beklenmektedir.

Araştırma-geliştirme harcamalarıBilgiDuran varlıklar+7
Özkan Ovalı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Emeklilik fonları ile makroekonomik faktörlerin karşılıklı etkileşiminin Türkiye ve seçilmiş ülkelerle analizi

Bu çalışma, bir dizi makroekonomik değişkenin, emeklilik yatırım fonları üzerinde yarattığı dinamik etkilerin belirlenmesi ve emeklilik yatırım fonlarının bu veriler üzerine duyarlılıklarını ölçmeyi amaçlamaktadır. Söz konusu amaca ulaşabilmek için E-views7 programında, Regresyon Analizi, Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) ve VAR Modeli yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu analiz Ocak 2005 – Aralık 2016 dönemi verileri kullanılarak başta Türkiye olmak üzere seçilmiş Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika ülkelerini kapsamaktadır. Analizde ülke bazında kullanılan değişkenler emeklilik yatırım fonu, borsa endeksi, döviz sepet kuru, enflasyon ve faiz oranı rakamlarıdır. Bu analizde, öncelikle emeklilik yatırım fonları ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki regresyon analizi yöntemiyle en küçük kareler metoduyla açıklanmıştır. İkinci olarak VAR metodu; EYF, borsa endeksi, döviz sepeti, enflasyon ve faiz oranı arasındaki nedenselliği Granger yöntemiyle test etmek ve emeklilik yatırım fonlarına verilen ani şokun diğer değişkenleri ne yönde etkileyeceğini görmek amacıyla kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen ampirik bulgular beklentilere paralel olarak Türkiye ve analiz edilen diğer ülkelerde emeklilik yatırım fonu ile borsa endeksi arasında güçlü bir ilişkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca, Türkiye'de nedensellik analizi sonucuna göre emeklilik yatırım fonu ve faiz oranı arasında da güçlü bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir.

Emeklilik fonlarıGranger Nedensellik TestiMakroekonomik değişkenler+3
Özge Demirkale
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki JCI akreditasyonuna sahip özel hastanelerin hizmet performansı

Bu çalışmada İstanbul'da faaliyet gösteren JCI belgeli 14 özel hastaneye başvuran hasta ve hasta yakınlarının bekledikleri hizmet kalitesi ve algıladıkları hizmet kalitesi Servqual Ölçeğiyle belirlenmiştir. Hizmet kalitesinin "fiziksel özellikler", "güvenirlilik", "isteklilik-heveslilik", "güvence" ve "empati" boyutları ile katılımcıların sosyo-demografik özellikleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Araştırmamıza katılan 14 özel hastanenin hasta ve hasta yakınlarının toplam hizmet kalitesi beklentisi ile ayrı ayrı hizmet kalitesinin tüm alt boyutlarının karşılanmadığı anlaşılmıştır. Servqual ölçeğinden alınan toplam hizmet kalitesi puanları ile katılımcıların medeni durumu, hastanede bulunma sebebi, hastaneden alınan hizmet türü, hastanenin yatak kapasitesi arasında anlamlı farklılık belirlenemezken; hastanenin yaşı, doktor sayısı, katılımcıların eğitim seviyesi, yaşı ve cinsiyeti arasında önemli derecede anlamlılık saptanmıştır. Sonuç olarak, katılımcıların eğitim düzeyi düştükçe ve yaşları arttıkça algılanan hizmet kalitesinin azaldığı, hastanedeki doktor sayısındaki artışın ve fizik tedavi rehabilitasyon kliniklerinin diğer kliniklere göre algılanan kalitesini arttırdığı saptanmıştır. Ayrıca, toplam hizmet puanı ile cinsiyet arasında önemli farklılık olduğu görülmüş, kadınlara göre erkeklerin güvenilirlik ve güvence alt boyutlarında algıladıkları hizmet kalitesi düzeylerinin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak özel hastanelerin kurumsallaşma sürecini hızlı bir şekilde tamamlamasının, hasta ve hasta yakınlarının eğitimleri, yaşları ve cinsiyetlerine göre iletişim ve etkileşimin sağlanmasının, tanı ve tedavide empati, güvence, isteklilik-hevesliliğe önem verilmesinin algılanan hizmet kalitesini artıracağı anlaşılmıştır.

AkreditasyonGörev performansıHastaneler+5
Seniha Avcıl
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de bankacılık sektörünün finansal performansının belirleyicileri

Ekonominin sıhhatiyle bankaların finansal performansları arasında yakın bir ilişki vardır. Bankaların finansal performanslarının artırılabilmesi içinse finansal performansı hangi kavramlar üzerinden ölçmek gerektiğine karar vermek ve bu ölçütlerin bileşenlerini anlamak gerekmektedir. Bu tezde, Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların finansal performanslarını belirleyen bankalara özgü, makroekonomik ve sektörel faktörlerin mevduat ve katılım bankaları için ayrı ayrı belirlenmesi amaçlanmış, uluslararası ve ulusal literatürde yaygın olarak kullanılan değişkenlerin yanı sıra durumsallık arz eden küresel kriz, daha önce sorgulanmamış seçim ekonomisi, KGF kefaleti varlığı gibi faktörler araştırılarak mevduat ve katılım bankası karşılaştırması, 23 mevduat ve 3 katılım bankası için 2005/Aralık-2018/Eylül zaman aralığında gerçekleştirilmiştir. Modellerde bağımlı değişkenin gecikmeli değerine yer verildiği, başka bir deyişle modellerde otokorelasyon bulunduğu, ayrıca değişen varyans sorunu mevcut olduğu için panelde düzeltilmiş standart hatayı dikkate alan Prais-Winsten regresyonu ile analiz gerçekleştirilmiştir. Modellemelerde net faiz marjı (yalnızca mevduat bankaları için), aktif kârlılığı ve özkaynak kârlılığı kullanılmış olup, Sonuç olarak her model için elde edilen bulgular yorumlanmış ve bankaların almaları gereken aksiyonlar ortaya konmuştur.

BankacılıkBankacılık sektörüFinansal performans+2
Ozan Özdemir
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerin finansal rasyolarındaki değişikliklerin borsada işlem gören pay senetlerinin performansına etkisi: Otomotiv sektörü

Bu çalışmada, işletmelerin finansal rasyoları ile pay senedi fiyatı arasındaki ilişki incelenerek işletmelerin finansal rasyolarındaki değişikliklerin pay senedi fiyatına etki edip etmediği araştırılmıştır. Araştırmada, 12 rasyo (Cari Oran, Likidite Oranı, Nakit Oranı, Kaldıraç Oranı, Borç Devir Hızı, Yükümlülüklerin Vade Yapısı, Net Kâr Marjı, Öz Kaynak Kârlılığı, Varlık Kârlılığı, Alacakların Ortalama Tahsil Süresi, Stokların Ortalama Tüketim Süresi, Varlık Devir Hızı) bağımsız değişken, pay senedi fiyatı ise bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Çalışma, BIST'te işlem gören 7 otomotiv işletmesi ile Almanya, ABD ve İsveç borsalarında işlem gören 6 otomotiv işletmesinin 2007Q1-2018Q4 dönemi verileriyle panel veri analizi yöntemi kullanılarak gerçekleştirmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye'deki borsada işlem gören otomotiv işletmelerinde; pay senedi fiyatının likidite oranlarından, finansal yapı oranlarından ve faaliyet oranlarından etkilendiği tespit edilmiş olup pay senedi fiyatı ile kârlılık oranları arasında anlamlı bir istatistiki ilişki bulunmamıştır. Diğer ülkelerdeki borsalarda işlem gören otomotiv işletmelerinde ise pay senedi fiyatının likidite oranlarından, finansal yapı oranlarından, faaliyet oranlarından ve kârlılık oranlarından etkilendiği belirlenmiştir.

BorsaBorsa İstanbulHisse senedi değeri+5
Nurten Dönmez
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay Sinir Ağları yöntemiyle pay senedi fiyatlarının tahmini ve bu tahminler üzerinde davranışsal finans yaklaşımlarının test edilmesi

Çalışmada çeşitli yapay zekâ yöntemleri kullanılarak geçmiş pay senedi fiyat hareketleri ve bu hareketlere etki eden faktörler incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonrasında gerçek değerlere benzer yapıda sanal piyasalar geliştirilmiştir. Sonrasında belirli özelliklere göre birbirlerinden ayrışan sanal yatırımcılar geliştirilmiş ve sanal piyasalarda yatırım kararları almaları sağlanmıştır. Son olarak geliştirilen sanal yatırımcıların geçmiş dönem piyasalarında da yatırım yapmaları sağlanmıştır. Sonuç olarak hangi tip yatırımcının sanal ve gerçek piyasalarda daha başarılı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Çalışma sonucunda en başarılı sanal yatırımcı modelinin, temel analiz kullanan, geçmiş altı aylık veriyi inceleyen, yalnızca BİST100 firmalarına bir aylık vade ile yatırım yapan model olduğu görülmüştür. Sanal yatırımcıların zarara olan duyarlılıklarının ise yatırım karlılığında belirgin bir fark yaratmadığı tespit edilmiştir.

Davranışsal finansFiyat tahminiHisse senedi değeri+4
Gökhan Sail
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Nakit döngüsünün firma değerine etkileri

İşletmelerin hissedarlarına, çalışanlarına, tedarikçilerine kısaca toplumlara katkısının sürdürülebilir olması için işletme sermayesi yönetiminin önemine dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda işletme sermayesi yönetimine yönelik çalışmalarda nakit döngüsünün sıkça kullanıldığı görülmektedir. Daha önce yapılan çalışmalarda nakit döngüsünün likidite yönetimine yönelik önemi daha net ifade edilmesine karşın, işletme kârlılığı ve firma değerine yönelik çalışmalarda, birbirinden farklı sonuçlar olduğu görülmektedir. Bu tez çalışmasında nakit döngüsünün firma değerine olan etkilerini ölçümleyebilmek için Pay Senedi Değeri (PSD), Faiz, Vergi, İtfa Payları ve Amortisman Öncesi Kazanç (FAVÖK) ve İşletme sermayesi Değeri (İSD) ara değişkenleri kullanılmıştır. Çalışma için BİST'teki pay senetleri 2003-2019 yılları arasında kesintisiz işlem gören 43 firmanın, çeyrek dönemler dahil 68 dönemlik verileri temin edilmiştir. Bu verilerden hesaplanan 67 döneme ait değişkenler, panel veri analizi ile incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda;  Nakit Döngüsü (ND) ile halka açık şirketlerin firma değeri ve pay senedi getirisi arasında zıt yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. ND azaldıkça (süre olarak) halka açık şirketlerin firma değeri ve pay senedi getirisinin arttığı, Nakit Döngüsü (ND) arttıkça (süre olarak) halka açık şirketlerin firma değeri ve pay senedi getirisinin düştüğü anlaşılmaktadır.  Nakit Döngüsü (ND) ile FSNA/FCFF, ÖSNA/FCFE ve EKD/EVA yöntemine göre yapılan şirket değerleme sonuçları arasında zıt yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. ND azaldıkça (süre olarak) firma değerinin arttığı, ND arttıkça (süre olarak) ise firma değerinin düştüğü sonucuna ulaşılmıştır.

Firma değeriKarlılıkNakit döngüsü+2
Serhat Oğuz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Alacak yönetiminde sorunlu krediler ve varlık satışlarının tahsilat performansına etkisi

Bu çalışma, bankalarda sorunlu kredilerin varlık yönetim şirketlerine devrini ele almak ve satın alınan kredilerin tahsilatlarına, bankaların ve varlık yönetim şirketlerinin (VYŞ) rasyolarına olası etkilerine katkısını incelemek amacıyla araştırılmıştır. Takipteki kredilerin bankaların ve varlık yönetim şirketlerinin karlılıkları üzerine etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma için 2010 ve 2020 yılları arası yıllık verilerin kullanılacağı analizde panel veri analizi yönteminden yararlanılmıştır. Bankalar için 7 bağımlı değişken (BİS Getirileri, Aktif Karlılığı, Öz kaynak Karlılığı, Net Kar Marjı, Sermaye Yeterlilik Rasyosu,Tüketici Kredileri ve Ticari Krediler) ve 1 bağımsız değişken olarak takipteki krediler kullanılmıştır. Varlık Yönetim Şirketleri için 4 bağımlı değişken ( Aktif Karlılığı, Öz kaynak Karlılığı, Net Kar Marjı, Net Faiz Marjı ) ve 1 bağımsız değişken takipteki krediler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda bankaların takipteki krediler oranı ile net kar, öz sermaye karlılığı (ROE) ve aktif karlılığı (ROA) arasında anlamlı bir istatistiki ilişki olduğu tespit edilmiştir. Takipteki kredilerin bankaların pay senedi getirileri üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bağımsız değişken takipteki krediler ile ticari krediler ve tüketici kredileri arasında ilişki tespit edilememiştir. Ticari krediler ve tüketici kredilerin ise takipteki krediler hacmi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Takipteki krediler ile ticari bankaların sermaye yeterliliği arasında negatif ilişki tespit edilmiştir. Varlık yönetim şirketleri açısından sonuçlar incelendiğinde takipteki krediler oranı ile öz sermaye karlılığı, net faiz marjı, net kar marjı ve aktif karlılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

Alacak yönetimiKredi alacaklarıKredi riski+7
Pınar Kekeç Yaman
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

BIST- Borsa İstanbul'da yapılan halka arzların şirket birleşme ve satın alma faaliyetleri üzerindeki etkileri

Küreselleşen Dünya ve artan rekabet şartları altında işletmelerin karlarını sürdürülebilir şekilde arttırmak istemeleri son derece gereklidir. Bunun sonucu olarak şirket birleşme ve satın alma faaliyetleri son yıllarda ülkemizde de oldukça fazla şekilde gözlemlenmeye başlanmıştır. Özellikle işletmelerin uluslarararası rekabet şartlarına uyum sağlayabilmeleri, yeni pazarlara girebilme yetenekleri, etkin kaynak ve likidite yönetimi, faaliyetlerini teknoloji ile harmanlayarak entegre şekilde yönetmek istemeleri sebebiyle son yıllarda daha da önem kazanmıştır. Atfedilen bu önemlilik başlığı altında, birçok çalışmaya konu olan şirket birleşme ve satın alma faaliyetleri finans alan literatüründe de oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu anlamda işletmeler, hedefledikleri büyüme ve stratejik yönetim stratejileri dahilinde birleşme ve satın alma faaliyetlerini finanse edilebilmek için önemli miktarlarda sermaye gereksinimine ihtiyaç duymaktadırlar. İhtiyaç duyulan sermaye gereksiniminin karşılanmasında halka arz, önemli yöntemlerden biridir. Öte yandan işletmelerin halka arz edilmesinin en önemli nedeni birleşme ve satın alma faaliyetlerine katılım göstermesine ilişkin beklenti ve planlarıdır. Bu kapsamda tezde ele alınan ampirik uygulamada, Borsa İstanbul'da 1990-2019 yılları arasında halka açık işletmelerin ilk halka arz sonrası gerçekleşen birleşme ve satın alma faaliyetleri incelenmiştir. İşletmelerin halka açılma kararlarını tetikleyen unsurlar arasında birleşme ve satın alma faaliyetlerine katılma arzularının yer alıp almaması, halka arza özgü bilgiler ışığında deneysel olarak araştırılmıştır. Bu bilgiler arasında halka arzdan elde edilen gelirler, halka arz fiyatlandırması, sahiplik yapısı, piyasa zamanlaması, halka arz döneminde işletmenin gözlemlenebilir finansal özelliklerinin etkileri, lojistik regresyon analiz modeli kullanılarak sonuca ulaştırılmıştır. Ayrıca halka açık işletmelerin birleşme ve satın alma faaliyetlerine katılırken teklif veren işletme, hedef olan işletme ve satan işletme rollerinden hangisini aldığı öngürülmeye çalışılmıştır. Buna göre, yeni halka açılan bir işletmenin halka arzından sonraki 5 yıl içinde bir birleşme ve satın alma işleminde teklif veren, hedef olan veya satan işletme olma ihtimalinin halka arzdan elde edilen gelirler ile işletmenin halka arz sonrası sahiplik- kontrol yapısı ile şekillendiği söylenebilmektedir. Ayrıca Türkiye'deki işletmelerin tercih ettiği halka arz şekli de birleşme ve satın alma işleminde belirleyici rol oynamaktadır.

Borsa İstanbulHalka açılmaSatın alma+2
Zeynep Erbeyler
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dışsal faktörlerin ulaşım sektörüne etkisi: Lojistik firmalarından kanıtlar

Sürdürülebilir ekonomik büyümenin vazgeçilmez unsurlarından birisi ulaşım sektörüdür. Bu gerçeğe bağlı olarak literatürde ulaşım sektörünü etkileyen faktörler tespit edilip ekonometrik ölçümlerde ele alınmışlardır. Bu bağlamda, konunun önemine istinaden parametrik test yapabilmek için Dünya Bankası'nın resmî sitesinden, ülkelerin 1980 – 2011 yılları arasındaki GSMH ve ihracat hacmi verileri alınıp hava taşımacılığı hacmine etkileri ve aralarındaki uzun vadeli ilişkiler ölçülmüştür. Johansen Eşbütünleşme Testi ile; ABD, Türkiye, Çin ve Hindistan'ın GSMH'sı ve ihracat hacminin, havacılık hacmi ile uzun vadeli ilişkileri saptanılmıştır. Ayrıca, ABD'nin GSMH'sının ve ihracat hacminin havayolu taşımacılığına etkisini ölçmek için 1980 – 2011 yılları arasındaki veriler alınıp doğrusal regresyon testi yapılmıştır. Sonuçlar ABD'nin GSMH'sı ve ihracat hacmi büyüdükçe, havayolu taşıma hacminin büyüdüğünü göstermektedir. Çin'in havayolu taşımacılığı ile GSMH'sı arasındaki kısa vadeli ilişkiyi ölçmek için ise Granger Nedensellik Testi yapılmıştır. Sonuçlara göre, 1980 – 2011 yılları arasında Çin'in havayolu taşımacılığı hacmi büyüdükçe, GSMH'sının arttığı anlaşılmıştır. Bunların yanı sıra, havayolu taşımacılığı hacmi ile GSMH arasındaki ilişkinin tek yönlü ve kısa vadeli olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Granger Nedensellik Analizi, ADF Birim Kök Testi, Doğrusal Regresyon, Johansen Eşbütünleşme Testi, Vektör Otoregresif Model.

Ekonometrik analizGranger Nedensellik TestiHava yolu ulaşımı+5
Salih Kalaycı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari müşterilerin kredi ürünleri tercihleri

Türkiye' de ve Dünya'da KOBİ'lerin ve ticari firmaların büyümesi ülke ekonomisi için çok büyük önem taşımaktadır. Bu firmaların her durum ve koşulda ayakta kalabilmesi ve ekonomiye katkılarının artması için sürekli büyümeleri, yoğun rekabet ortamında başarılı olabilmeleri ve gelişebilmeleri için yeterli ve doğru finansal desteğe sahip olmaları gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında banka ve bankacılık kavramları, kredinin tanımı, fonksiyonları, ekonomik birimlerin fon ihtiyacının sebepleri, kredi kurumları hakkında genel tanımlayıcı bilgiler ve ticari müşterilere sunulan ticari kredi ürünler hakkında detaylı teorik bilgiler sunulmuştur. Tez konusu hakkında ayrıntılı literatür çalışması yapılmış, bu alanda yapılan benzer çalışmalar anlatılmıştır. Çalışmanın ampirik kısmında ticari bankalarla çalışan ve ticari kredi kullanan banka ticari müşterilerin ticari kredi ürün tercihlerini anlamak için ilişkisel tarama modeli, veri toplamada ise anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ismi G Bankası olarak geçen Türkiye'nin önemli ve büyük bankalarından birinin İstanbul ili Avrupa yakasında yer alan 200 müşterisinin cevaplarından faydalanılmıştır. Çalışma kapsamında bankaların firmalara sunmuş oldukları kredi ürünlerinin müşteriler tarafından algılanmalarındaki farklılıkların neler olduğu veya olabileceği, hem müşteri hem banka tarafında sorunların nasıl çözülebileceği konusunda önerilere yer verilmiştir.

Kredi sistemleriKredilerTercih+2
Engin Şahin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de altın piyasasına etki eden temel faktörler ve analizi

Bu çalışmada, Türkiye'de altın piyasasına etki eden temel ulusal ekonomik faktörler ampirik açıdan test edilmiştir. Bağımlı değişken olarak ağırlıklı ortalama altın fiyatları ve bağımsız değişkenler olarak sepet döviz kuru, BİST 100 endeksi, mevduat faiz oranı ile enflasyon oranı kullanılmıştır. Bu değişkenlere ilişkin veriler, Ocak 1999 - Aralık 2014 yılları arasında aylık bazda ele alınmıştır. Analizde, e-views paket programından faydalanılarak çoklu regresyon modeli uygulanmıştır. Analizin sonucunda, BİST 100 endeks değerleri dışında diğer bütün bağımsız değişkenlerin altın piyasası fiyatlarına etkisi anlamlı bulunmuştur.

AltınAltın piyasasıEnflasyon+5
Çiğdem Kolay
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de halka açık enerji sektörü firmalarının finansal yapısı ve analizi

Bu çalışmada, sanayileşme ile birlikte önem kazanmış olan ve ülkelerin gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi veren enerji sektörünün dünyadaki ve Türkiye'deki yeri belirtildikten sonra, sektörün finansal yapısı hakkında analiz yapılmıştır. Enerji sektörünün finansal analizinde, Türkiye'de faaliyet gösteren halka açık enerji sektörü firmalarından, Ak Enerji Üretim A.Ş., Aksu Enerji ve Ticaret A.Ş., Ayen Enerji A.Ş. ve Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'nin 2009-2013 dönemine ait yayınlanmış finansal tabloları kullanılarak rasyo analizi yapılmıştır. Buna göre enerji sektöründe, kısa vadeli yükümlülüklerin yerine getirilmesinde likidite sorunu ile karşı karşıya olunduğu, öz kaynak kapasitesinin yetersiz kaldığı, öz kaynaklardan daha yüksek oranda yabancı kaynak kullanımının finansal ve ekonomik verimsizliğe neden olduğu, yüksek oranda katlanılan finansman maliyetlerinin kârlılığı olumsuz yönde ve büyük ölçüde etkilediği görülmüştür. Yapılan analizler neticesinde elde edilen sonuçlar, etkin finansman politikalarına ihtiyaç duyulduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler : Enerji Sektörü, Rasyo Analizi

EnerjiEnerji sektörüFinansal analiz+3
Esra Dikbıyık
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe kredi risk yönetimi

Çalışmanın amacı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'nin kredi riskinin belirli rasyolarla ölçülmesi ve bu konuda bankalara öneriler sunulmasıdır. Çalışmanın uygulama kısmında Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'nin resmi internet sitesinde yayınlanan finansal tablolardan elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu amaçla, Yapı ve Kredi Bankası'nın 2010-2014 yılları arasındaki, üçer aylık finansal tablolarından yararlanılarak kredi risklerinde oluşan farklılıklar üzerinde durulmuştur. Risk iki farklı açıdan ele alınmıştır. Bunlar: riskin, sorunlu alacakların aktif içindeki payı ile ölçümü, riskin gelir tablosundaki karşılık giderlerinin, gelir tablosu tutarları ile kıyaslanması yoluyla ölçümüdür. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçları şu şekilde özetlemek mümkündür; Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 2010-2014 yıllarında kısa süreli olumsuz sinyallerin varlığına karşın, önemli bir risk yaşamamıştır. Bu durum bankanın risk kontrol yöntemlerinin etkin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler : Banka, Kredi Riski, Kredi Riski Yönetimi

BankacılıkBankacılık sektörüKredi riski+3
Deniz Sarp Kaptan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faiz oranı kararlarının gösterge faiz oranı'na, Borsa İstanbul bankacılık endeksi'ne (Xbank endeksi) ve banka performansına etkileri

Bu doktora tezi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) politika faiz oranı (PFO) kararlarının gösterge faiz oranına, Borsa İstanbul (BİST) bankacılık endeksi (XBANK) ile diğer BİST endekslerine ve Türk Bankacılık sektörünün bazı performans rasyolarına Ocak 2005 – Aralık 2014 dönemindeki etkilerini araştırmak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma konusunun önemli olduğu düşünülmektedir. Çünkü TCMB, para politikaları aracılığıyla mali ve ekonomik durumu etkilemek, ortaya çıkan risklerle mücadele etmek ve nihai hedefte hem fiyat istikrarını ve hem de finansal istikrarı sağlamak amacıyla politika faiz oranını etkin bir araç olarak kullanmaktadır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Dünyada ve Türkiye'de finansal sektör, ikinci bölümde para politikaları ve bu politikaların ekonomik ve finansal etkileri, üçüncü bölümde ilgili yazın taraması, veri kaynakları, veri analiz periyodu, araştırma yöntemi ve hipotezler, dördüncü bölümde analiz sonuçları aktarılmıştır. Araştırmada Vektör Otoregresif Yöntemi (VAR) kullanılmıştır.Bu tezin bulguları daha önce bu konularda yapılan diğer araştırmaların sonuçları ile tutarlı bir şekilde, TCMB PFO kararlarının gösterge bono faiz oranına pozitif olarak ve güçlü yönde, BİST XBANK ile diğer BİST endekslerine negatif yönde etkisinin olduğunu göstermiştir. Ayrıca, Türk Bankacılık sektörünün performans rasyoları arasından seçilen aktif kârlılığı, özkaynak kârlılığı, net faiz marjı ve personel başına vergi öncesi kâr rasyoları hakkındaki bulgular ise bu rasyoların PFO duyurularına TCMB toplantısını izleyen iki ay içinde tepki verdiğini belirtmiştir.

BankalarBorsa İstanbulFaiz+5
Gökhan Yurtçu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Basel III kriterleri kapsamında bankalarda likidite riski yönetimi ve Türk bankacılık sektörüne yansımaları

2008 yılında yaşanan küresel finansal kriz sonrası, Basel Komitesi tarafından belirlenmiş olan bankacılık düzenlemelerinin yetersiz olduğu düşünülerek Basel III kriterleri oluşturulmuştur. Bu düzenleme Likidite Karşılama Oranı (LCR) ve Net İstikrarlı Fonlama Oranı (NFSR) gibi kavramları kazandırmış, yeni tanımlanan kaldıraç oranı ve sermaye tamponu gibi unsurlara yer vererek likidite riski yönetimi ve karşı taraf kredi riski düzenlemelerinde değişiklikler getirmiştir. Bu çalışmada Basel III kriterleri kapsamlı bir şekilde incelenerek likidite riski yönetimine getirdiği yenilikler araştırılmış, bu kriterlerin bankacılık sistemi üzerindeki etkileri incelenmiştir. 2019 yılına kadar aşamalı olarak tamamen uygulanması öngörülen kriterlerin, Türk bankacılık sistemindeki kurallarla benzerlik gösterdiği ve çoğunun uygulandığı görülmüştür. Buna bağlı olarak Basel III sürecinin Türk bankaları üzerinde baskı oluşturmayacağı ancak likidite dengesinin bozulması ihtimaline karşı likidite risk yönetim sistemlerini geliştirme gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarBasel III+5
Gizem Yenigün
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe finansal tablolar analizi

Sağlık sektörü günümüzün en çok gelişen ve en çok ihtiyaç duyulan sektörlerinden biridir. Ülkemizde ortalama yaşam süresinin ve dolayısıyla yaşlı nüfusun giderek artması, gelişen dünyanın bir sonucu olarak kronik hastalıkların görülme sıklığının çoğalması gibi nedenler, insanların yaşam kalitesindeki beklenti ve ihtiyaçları da aynı oranda yükseltmektedir. Ele alacağımız alan hastane işletmeciliği olup, sektörde yaşanılan sorunlara, sektörün güçlü ve zayıf yönleri ile karşılaştığı sorunlara değinmiş olacağız. Çalışmada hastane işletmeciliği ile ilgili özel sektöre ait iki şirket ele alınarak yedi yıllık dönemine ilişkin faaliyet sonuçları irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, sağlık sektörüne ait iki firmanın finansal tabloları karşılaştırılarak sektör hakkında bilgi sahibi olmak, geçmişten günümüze nasıl bir yol izlediğini analiz teknikleri aracılığıyla tespit ederek, geleceğe yönelik tahminlerde bulunmaktır.

Finansal tablolarHastane işletmeleriHastaneler+1
Nazmiye Karabayır
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda sektöründe nakit yönetimi ve BİST'de işlem gören gıda işletmelerinin likidite yapılarının analizi

Bu çalışmada, işletmelerde önemli bir yer tutan nakit yönetiminin, nakit varlıklar ve borçlar üzerinden, gıda sektörünün nakit yönetim süreçlerinin finansal yapısı üzerine uzun dönem etkinliği ampirik olarak incelenmiştir. İşletmeler, faaliyetlerini sürdürürken, nakit yönetimlerini sürekli yapılandırmakta, maliyetlerini azaltıcı önlemler almakta ve böylece satış hasılatlarını arttırmaya yönelik projeler oluşturmaya çalışmaktadır. Küresel krizlerin de etkisiyle nakit yönetimi bu anlamda büyük önem taşımaktadır. İşletmeler nakit ve likidite yönetimlerini iyileştirmek için gerçekleştirdikleri istikrarlı satış hasılatı, alacaklarının tahsili, stok kalma süresi ve borç ödeme sorumlulukları gibi durumlar likidite performansını etkilemektedir. Tez içeriği kapsamında, BIST'te faaliyet gösteren gıda sektörünün belirleyici firmaları üzerinden, sektörün likidite, faaliyet, finansal yapı ve karlılık analizlerinin 2010-2015 dönemi mali tablo verileri değerlendirilerek, kapsamlı bir analiz çalışması yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, sektörde yer alan işletmeler üzerinden sektörün likidite yönetimi, nakit varlıklarının finansal yükümlülüklerini karşılıyor durumdadır. Faaliyet yönetimi açısından, alacakların nakde dönüş süresi ve stok kalma süresinin kısa olması nedeniyle faaliyet yapısı güçlüdür. Finansal yapı olarak, toplam yükümlülüklerini aktif varlıklarından karşılayabilmektedir. Karlılık yapısı üzerinden ise brüt kar marjının yeterli, fakat faaliyet ve özellikle net kar marjının yeterli olmayan performansta olduğu görülmüştür. Tüm bu analizler ışığında gıda sektörünün ülke ekonomisi için çok önemli olmasına rağmen fazla yapısal sorunlarla karşı karşıya kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler : Nakit ve Likidite Yönetimi, Gıda Sektörü, Sektör Analizi

Borsa İstanbulGıda işletmeleriGıda sektörü+5
Mehmet Bahadır
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Risk yönetim süreci ve riskin yönetilebilirliği

Risk hayatımızın her alanında karşımıza çıktığı gibi özellikle finans piyasalarında çok büyük önem taşımaktadır. Bankalar karlarını maksimize etmeye çalışırken pek çok çeşitli riskle karşılaşırlar. Bu risklerin tanımlanması, ölçülmesi ve etkin bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı da riskleri tanımlayarak, risk yönetim süreçlerinin neler olduğunu ve hangi risk grupları için hangi analiz yöntemlerinin kullanılması gerektiğine dair bilgiler vermektir. Bu çalışmada risk tanımı yapılmıştır ve risk çeşitlerinden ayrıntılarıyla bahsedilmiştir. Risk çeşitlerine ilişkin tüm analiz yöntemleri anlatılmıştır. Hangi risk çeşidine hangi analiz yönteminin kullanılması gerektiğine ilişkin kararın verilebilmesi için gerekli bilgiler verilmiştir. Burada önemli olan risklerin doğru teşhis edilmesi, teşhis edilen risklerin doğru analiz yöntemleri kullanılarak doğru yönetilmesini sağlamak ve böylece zararı minimuma indirmektir. Dünya'da risk yönetiminin nasıl ortaya çıktığı, nasıl bir gelişim gösterdiğinden bahsedilmiş, Türkiye'de risk yönetiminin etkinliğine dikkat çekilmiş ve ülkemizde hangi risklerin görüldüğü ve hangi risk yönetim metotlarının kullanıldığından bahsedilmiştir. Bu çalışmadan da anlaşıldığı üzere risk kaçınılmazdır ve düzgün yönetilmediği takdirde ciddi kayıplara yol açabilmektedir.

Risk yönetimiYönetimYönetim süreci
Begüm Sertman
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta sektörünün finansal yapısı ve bu yapıya bağlı olarak gelecekteki performansı

Sigorta sektörü, uzun vadeli fon oluşturarak ekonomide sermaye birikiminin gelişmesine katkıda bulunan ve ekonomik kalkınmaya destek sağlayan, finans sektörünün en önemli parçalarından biridir. Sigorta şirketleri belirli primler karşılığında sigortalılarının gelecekte karşılaşabilecekleri maddi hasarları ödemeyi taahhüt ederler. Riskle karşı karşıya bulunan kişiler, riskin gerçekleşmesi halinde zararları birlikte gidermek amacıyla bu sisteme dahil olurlar. Bu sistemin sağlıklı olarak işlemesi için sigorta şirketleri de yapılan sözleşmelerle yerine getirmeyi taahhüt ettikleri yükümlülükleri karşılamak zorundadırlar. Sigorta şirketlerinin yapılan sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için güçlü bir finansal yapıya sahip olmaları gerekir. Olağanüstü risklerin meydana gelmesi durumunda dahi zamanında ve sözleşme şartlarına uygun, hasar ödemeleri de ancak finansal yapıları güçlü sigorta şirketleri tarafından yapılabilmektedir. Çalışmada İMKB'de işlem gören altı sigorta şirketinin 2009-2013 tarihlerine ait finansal tabloları kullanılarak finansal performansları analiz edilmiştir. Sigorta şirketlerinin finansal performanslarını tespit edebilmek amacıyla elde edilen temel finansal büyüklükler ve göstergeler yorumlanarak sektör ile ilgili geleceğe yönelik önerilere yer verilmiştir.

Finansal performansFinansal yapıPerformans+3
Sibel Süt
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Other supervisors