Theses supervised by Prof. Dr. Refik Turan
24 theses · Gazi University, Aksaray University, İnönü University
Tarih öğretmenlerinin tarih eğitimindeki yeni yaklaşımlara ilişkin görüşlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi Ankara örneği
Dünyada Tarih öğretiminde yeni bazı yaklaşımlara ilişkin çalışmalar 20. yy. dan öncelere dayanır. Özellikle 20. yy. ve 21.yy.da büyük hız kazanmış ve müfredatta dahi uygulanmaya başlamıştır. Özellikle de Tarih Öğretimindeki sorunlar gündeme geldikçe eski yöntem ve tekniklerin sadece ezberci bir öğrenci yetiştirdiği ve bu durumun düzeltilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Gelişen ve değişen teknoloji ve imkânlarında eğitimde etkili bir şekilde kullanılması da kaçınılmaz bir hal almıştır. Topyekûn bu gelişmeler eğitim alanında köklü değişimi kaçınılmaz kılmıştır. Dolayısıyla dünyada ki gelişimden eğitimde aynı nispetle etkilenmiş ve hızlı bir değişim süreci içine girilmiş. Eğitimciler kalıcı öğretme ve öğrenme gerçekleştirebilmek için çok yoğun çalışmalar yapmaya başlamıştır.Bu değişim ve gelişim eğitimin her alanına yansımış ve üniversitelerde her bölüme de eğitim alanın da ders olarak okutulmaya başlamıştır. Bu alanlardan biri de Tarih Eğitimi olmuştur ve ülkemizde üniversitelerimizde önceleri arasında olmakla birlikte birçok üniversite bu çalışmalara çok önemli katkılar sağlamıştır. Bu katkılar hem Tarih Öğretiminin kalıcılığını ve başarısını artırmaya yönelik çalışmalar olmakla birlikte aynı zamanda bu alana dair çalışma ve yaklaşımları takip etmek olmuştur. Ayrıca tarih öğretiminde dünyada meydana gelen gelişimi ve değişimi takip etmeye de çalışarak geçmişten günümüze bizde yapılan çalışmaları tanımak amacına hizmet edilmiştir.Bu çalışma da bu amaçla tarih öğretimimizde son yıllarda meydana gelen yeni yaklaşımlar araştırılmaya çalışılmış ilgili araştırmalar incelenmeye çalışılarak genel bir kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca bu çalışmada Tarih Öğretiminde Yeni Yaklaşımlara ilişkin öğretmen görüşlerini almak amacıyla Ankara İlinde görev yapmakta olan tarih öğretmenlerine bir anket çalışması uygulanmıştır. Ankara ilindeki Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan 11 merkez ilçedeki lise tarih öğretmenleri ile ilköğretim okullarında görev yapan tarih lisanslı sosyal bilgiler öğretmenlerinden tarih öğretiminde yeni yaklaşımların kullanılmamasının nedenlerine yönelik görüşler ile tarih öğretiminde yeni yaklaşımlara yönelik öğretmen görüşlerinin alındığı ölçeğin değerlendirilmesinde frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( ) ve standart sapma (ss) değerleri belirlenerek bulgular kısmı oluşturulmuştur.
Tarih öğretiminde güdümlü küçük grup tartışmasının öğrencilerin demokratik tutumlarına etkisi
Eğitim ve öğretim ciddi süreçlerdir. Toplumların ve bireylerin sağlıklı bir şekilde yetişmelerini ve başarılı bir hayat sürdürmelerini sağlayan en önemli etmenlerdir. Meslek kazanmak gibi amaçların yanı sıra, eğitim-öğretimin getirilerinden biri de insanlara çeşitli alışkanlıklar ve tutumlar kazandırmaktır. Söz konusu tutumlardan biri de demokratik tutumdur. Öğrencilerin demokratik tutum kazanmaları, eğitim ortamının demokratik olmasıyla sağlanabilmektedir. Demokratik bir eğitim ortamında öğrenciler rahat bir şekilde davranabilmelidirler, görüş ve düşüncelerini de rahat bir şekilde ifade edebilmelidirler. Öğrencilerin görüş ve ifadelerini rahat bir biçimde ifade edebilecekleri ve demokratik tutum kazanabilecekleri öğretim yöntem ve tekniklerinden biri de ?güdümlü grup tartışması? dır. Güdümlü grup tartışmasında öğrenciler başkalarının düşüncelerini dinlemeyi, anlamayı ve kendilerini ifade etmeyi öğrenirler. Zira çağdaş eğitim yaklaşımlarından biri olan bu teknikte demokratik tutum kazanmak için gereken tüm noktalar bulunmaktadır. Bu aşamada, ülkemizde tarih derslerinde hala bazı sorunların olduğu da görülmektedir. Bu çalışma da, güdümlü küçük grup tartışması ile tarih derslerinde öğrencilerin demokratik tutumları arasındaki bağlantı görülmeye çalışılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Eğitim-Öğretim, Tarih, Demokratik Tutum, Güdümlü Grup Tartışması, Eğitim Programı
Küresel bağlantılar öğrenme alanında yer alan kavramların öğrenilmesinde kavram analizi yönteminin öğrenci başarısı ve tutumuna etkisi
Bu araştırmanın amacı; Küresel Bağlantılar öğrenme alanındaki kavramların öğrenilmesinde kavram analizi yönteminin öğrenci başarısına ve tutumlarına etkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla, deney ve kontrol gruplarının Kavram Başarı Testi ve Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği ön test ve son test puanları analiz edilerek kavram analizi yönteminin öğrenci başarısına ve derse yönelik tutuma etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu, 2009/2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında, Ankara il merkezinde random yöntemle belirlenmiş olan bir ilköğretim okulunun 7. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Ön test-son test kontrol gruplu deneme modelinin kullanıldığı araştırmanın bağımsız değişkeni kavram analizi yöntemi, bağımlı değişkeni ise öğrencilerin Küresel Bağlantılar öğrenme alanındaki kavramları öğrenme başarılarıdır.Araştırmanın uygulama sürecinde, deney grubunun dersleri Küresel Bağlantılar öğrenme alanı Ülkelerarası Köprüler ünitesinde yer alan bağımsızlık, barış, milli kültür, olgu, ortak miras, sanat, savaş, turizm kavramlarının analizlerine dayalı ders planları kullanılarak sürdürülmüş, kontrol grubunda ise Öğretmen Kılavuz Kitabındaki işleniş esas alınmıştır. Uygulama süreci sonunda Kavram Başarı Testi ve Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği'nden elde edilen nicel verilerin desteklenmesi amacıyla, öğrenciler tarafından hazırlanan afişler ve çalışma yaprakları betimsel olarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, kavram analizi yönteminin, öğrencilerin kavram öğrenme başarısını arttırmada etkili bir yöntem olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bu yöntemin uygulandığı öğrenci grubunun, Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutumlarının olumlu yönde artış gösterdiği belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayalı olarak Sosyal Bilgiler program çalışmalarına, programın uygulayıcısı konumundaki öğretmenlere ve ileride yapılacak olan araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur
Ortaöğretim tarih programlarında coğrafya kavramları ve öğretimi
Tarih ile coğrafya arasındaki ilişki hem tarihçilerin hem de coğrafyacıların ilgilendiği bir konudur. Tarih geçmiş ile ilgilenmekle beraber geçmişteki insan ilişkilerini ortaya koymakta ve geleceği şekillendirmektedir. Bunu yaparken coğrafyadan yararlanmaktadır. Tarihi olayın nerede geçtiği, bu yerin coğrafi özelliklerinin insan ilişkilerindeki rolü ve önemi açısından coğrafyanın verilerinden yararlanılmaktadır.Türkiye' deki ortaöğretim tarih programlarında coğrafya kavramlarının neler olduğu ve nasıl öğretildiği üzerine henüz bir çalışmanın olmayışından hareketle akademik camiada bir eksikliği gidermek amacıyla yapılan bu çalışmada öncelikle ortaöğretim tarih programlarında coğrafya kavramlarının neler olduğu ve nasıl yer aldığı üzerinde durulmuştur. Böylelikle tarih ile coğrafyanın birbiriyle ilişkisi ortaya konulmuştur. Sonrasında elde edilen bu verilerden hareketle ortaöğretim kurumlarında yani liselerde coğrafya kavramları nasıl öğretilmekte sorusundan nasıl daha iyi öğretilebileceği, öğrencilere tarih konularında yer alan coğrafya kavramlarının tarih konuları ile nasıl ilişkilendirebileceği ve böylelikle tarih derslerinde akademik başarının nasıl arttırılabileceği sorularına cevap aranmıştır.Çalışma sırasında Milli Eğitim okullarında yapılan uygulamalar bize göstermiştir ki, araştırmanın başında değerlendirmeye alınan deney ve kontrol gruplarının ön test açısından aynı seviyede olduğu, ancak deney gruplarında coğrafya kavramlarının görsel malzemelerle desteklenerek açıklanması sonrasında öğrencilerin tarih konuları ile coğrafya kavramları arasında ilişki kurarak, tarih derslerindeki akademik başarılarının arttığı gözlemlenirken, klasik yöntemin kullanıldığı kontrol gruplarında anlamlı bir akademik başarı gözlemlenememiştir.Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim Tarih Programları, Coğrafya Kavramları, Kavram Öğretimi.
Sosyal bilgiler öğretimine yönelik geliştirilen bilgisayar yazılımının akademik başarı ve tutuma etkisi
Geçmişten günümüze eğitim ? öğretim faaliyetlerinde hedeflenen amaçlara ulaşmak için yeni yöntem ve materyaller geliştirilmiş ve halen de geliştirilmeye devam edilmektedir. Geliştirilen bu yöntem ve materyallerin içerisinde en umut vadedeni bilgisayar destekli öğretim, bilgisayar teknolojileri ve yazılımlarıdır. Bu çerçevede özellikle eğitim ? öğretime yönelik olarak hazırlanan bilgisayar yazılımlarının önemi büyüktür.Eğitim ? öğretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere hazırlanan bilgisayar yazılımları sayesinde, öğrencilerin herhangi bir içeriği, istedikleri zaman, istedikleri sürede, istedikleri kadar tekrarlayarak öğrenmelerine imkân sağlanmakta, öğrenciler için soyut olay ve kavramlar somutlaştırılabilmekte, içeriğe yönelik olarak görsel ve işitsel birçok kaynağa elektronik ortamda ulaşılabilmektedir. Yapılan araştırmalar neticesinde bu kapsama giren nitelikli yazılımların, doğru kullanıldıklarında, eğitim ? öğretimde başarıyı ve öğrencilerin motivasyonlarını arttırdığı görülmüştür.Sosyal Bilgiler öğretiminde, öğretim amaçlı yazılımların öğrencilerin problem çözme, bilgiye erişim, bilgiyi işleme, iletişim ve karar verme becerilerini geliştirmeye yardımcı olduğu bilinmektedir. Ancak ilgili literatür tarandığında Sosyal Bilgiler öğretiminde bilgisayar yazılımları, bu yazılımların kullanım yeri ve önemine yönelikçalışmaların azlığı göze çarpmaktadır. Ayrıca Sosyal Bilgiler öğretimine yönelik olarak geliştirilen bilgisayar yazılımlarının azlığı ve yetersizliği de dikkat çekicidir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, ilköğretim 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersine yönelik olarak geliştirilecek bir bilgisayar yazılımının geliştirme sürecini ve geliştirilen yazılımla yapılacak öğretim faaliyetinin öğrencilerin akademik başarılarına ve derse karşı tutumlarına etkisini ortaya koymaktır.Araştırmada deneysel yöntemden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öntest?sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel kısım, 2009-2010 eğitim ? öğretim yılı bahar yarıyılında Ankara ili Elmadağ ilçesi Dr. Kazım Ahmet Mıhçıoğlu ?lköğretim Okulu 7. sınıfında öğrenim gören deney grubunda 24, kontrol grubunda ise 24 öğrenci olmak üzere toplam 48 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir.Çalışma sürecinde deney grubuna, araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler Öğretim Yazılımı kullanılarak bilgisayar destekli öğretim yöntemi ile kontrol grubuna ise Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Seti kullanılarak ders yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak akademik başarı testi ve Sosyal Bilgiler tutum ölçeğinden yararlanılmıştır.Araştırmada toplanan verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Bu çerçevede veriler, Spearman ? Brown korelasyon katsayısı, tekrarlı ölçümler için çift yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklemler için t testi aracılığıyla çözümlenmiştir.Araştırmanın bulgularından hareketle, Sosyal Bilgiler öğretimine yönelik geliştirilen bir bilgisayar yazılımı kullanımının öğrencilerin akademik başarısını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ilaveten kullanılan bilgisayar yazılımının öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersine karşı tutumlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür.
İlköğretim 7. sınıf sosyal bilgiler dersinde araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımının derse yönelik tutuma, akademik başarıya ve kalıcılık düzeyine etkisi
Araştırma, ilköğretim 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımının öğrencilerin derse yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve kalıcılık düzeylerine etkisini incelemek için gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, araştırma hipotezlerini test etmek için iki farklı araç kullanılmıştır. Bunlar; öğrencilerin derse yönelik tutumlarındaki ve akademik başarılarındaki gelişimleri tespit etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ?Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği? ve ?İstanbul'un Fethi ve Sonrası? ünitesi ile ilgili ?Akademik Başarı Testi?dir. Ayrıca araştırmada bu veri toplama araçlarından elde edilen nicel veriler, öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen nitel verilerle de desteklenmiştir.Araştırma deneysel bir çalışma olup, ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma, 2006-2007 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde Ankara ili, Elmadağ ilçesi, Lalahan ve Yaşar Doğu İlköğretim Okullarının 7. sınıflarında gerçekleştirilmiştir. Lalahan İlköğretim Okulu 7/B sınıfı deney, Yaşar Doğu İlköğretim Okulu 7/B sınıf ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Öğrencilerin özellikleri açısından her iki grubun da denk olduğu çalışmaya, deney (N=30) ve kontrol (N=30) gruplarından toplam 60 öğrenci katılmıştır.Araştırmada, Sosyal Bilgiler dersinde kullanılan araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımının öğrencilerin derse yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve kalıcılık düzeylerine etkisini tespit etmek için veri toplama araçlarında elde edilen nicel veriler ve çalışmanın sonunda öğrenciler ile yapılan görüşmeler ile elde edilen nitel veriler kullanılmıştır.Bu çalışmanın sonuçları, geleneksel öğrenme yaklaşımlarına göre Sosyal Bilgiler dersinde araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımının kullanılmasının, öğrencilerin derse yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve kalıcılık düzeylerine anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermiştir.
Yeni sosyal bilgiler 4. ve 5. sınıf ders programlarında vatandaşlık eğitimi
Bu araştırmada, ilköğretim 4. ve 5. sınıflarda okutulan MEB Yayınları ile diğer özel yayınların (Sürat, A), 4. ve 5. sınıf öğrenci ve öğretmenlerinin yenilenen Sosyal Bilgiler müfredatı içerisinde yer alan Vatandaşlık Eğitimi ile ilgili kazanımları gerçekleştirebilme düzeylerini tespit etmek amaçlanmıştır.Betimle yöntemi ile yapılan bu araştırmada, öncelikli olarak ayrıntılı bir literatür taraması yapılmıştır ve ilgili ders kitapları incelenmiştir. Daha sonra Vatandaşlık Eğitimi kazanımlarıyla ilgili ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrenci ve öğretmenlerine anketler uygulanmıştır.Araştırmanın evrenini, ilköğretim 4. ve 5. sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitapları ve Ankara ilinde 2006 ? 2007 yılında eğitim ? öğretime açık bulunan ilköğretim okullarındaki 4. ve 5. sınıf öğrencileri ile Sosyal Bilgiler dersine giren öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemi ise, MEB, Sürat, A Yayınları, 2 ilköğretim okulu, 200 4.ve 5. sınıf öğrencisi ve 15 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırmanın bulgularına göre, Sosyal Bilgiler 4. ve 5. sınıf ders kitaplarında (MEB,Sürat,A Yayınları) Vatandaşlık Eğitimi ile ilgili kazanımlara yeterli ölçüde yer vermektedir. İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencileri ilgili kazanımları büyük ölçüde elde etmektedir. Dersi okutan öğretmenlerin ise bu kazanımları ders esnasında dikkate aldıkları tespit edilmiştir.
İlköğretim 6. ve 7. sınıf sosyal bilgiler öğretim programının öğretmen ve öğrenci açısından uygulama dönütleri
Bu araştırmada, 2004 sosyal bilgiler programı öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evreni, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Konya ilindeki ilköğretim okullarında görevli sosyal bilgiler öğretmenleri ile söz konusu okullarda öğrenim gören 6. ve 7. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem (mixed method) kullanılmıştır.Araştırma sonucunda program hazırlığında, sosyal bilgiler öğretmenlerinden görüş alınmadığı, yeterli ön hazırlığın yapılmadığı, öğretmenlerin program hakkında ön bilgilerinin olmadığı, program tanıtımlarının zamanında yapılmadığı, hizmet ? içi eğitim seminerlerinin yeterli olmadığı ve öğretmenlerin yeterince faydalanamadıkları, programının ders yılı başlarında tekrardan tanıtılması gerektiği, yeterli ders araç ? gerecine ulaşamadıkları sonuçları elde edilmiştir.Öğretmenler programla birlikte kendilerinde olumlu gelişmelerin olduğu fakat öğrenci açısından olumsuz gelişmelerin olduğu, öğretmenlerin ders saatinin artırılması, uyumlu ders kitaplarının hazırlanması, millî konuların ağırlıklı olması, yerleşim farkının göz önüne alınması, sosyal bilgiler laboratuarlarının oluşturulması gibi önerilerde bulunmuşlardır.Araştırma sonucunda proje ve performans görevleri ile ilgili olarak 6. sınıf öğrencilerinin olumlu ? olumsuz eşit oranda katılım gösterdikleri, 7. sınıf öğrencilerinin olumsuz buldukları, ders ve çalışma kitabı konusunda 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin olumsuz görüşe sahip olduğu, 7. sınıf öğrencilerinin ders ve çalışma kitabı hakkında 6. sınıf öğrencilerine göre daha çok olumsuz görüş bildirdikleri, etkinlikler konusunda 6. sınıfların olumlu, 7. sınıfların ise olumlu ve olumsuz ve etkinlik yapmama da eşit oranda katılım gösterdikleri belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, İlköğretim, Öğretim Programı, Dönüt, Değerlendirme.
Lise tarih programında yer alan geleneksel ve demokratik değerlere yönelik öğrenci tutumlarının ve görüşlerinin çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi
ÖZET Bu arastırmada lise 1, 2 ve 3. sınıf öğrencilerinin lise tarih programlarında yer alan geleneksel ve demokratik değerlere yönelik öğrenci tutumlarının ve görüslerinin cinsiyete, sınıf düzeylerine ve okullara göre değisip değismediğine bakılmıstır. Çalısmada geleneksel ve demokratik değer ölçeği hazırlanmıs ve hazırlanan bu ölçekle öğrenci görüsleri alınmıstır. Ayrıca Cumhuriyet döneminde kabul edilen tarih programları incelenmis, bu programların amaçlar ve açıklamalar bölümünde yer alan değer ifadeleri belirlenmistir. Cumhuriyet döneminde lise tarih programlarına 1971 yılında amaçların konulduğu görülmüstür. Arastırmanın evrenini lise1, 2 ve 3. sınıf öğrencileri, örneklemini ise 2005? 2006 eğitim-öğretim yılında anket çalısmasına katılan; Ankara Mamak Anadolu ?mam Hatip ve Mamak ?mam Hatip Lisesi, Ankara Mamak Kutludüğün ?MKB ÇP Lisesi. Bingöl Anadolu Lisesi, Denizli Anadolu Lisesi, Giresun Anadolu Öğretmen Lisesi, ?stanbul Besiktas Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi Mersin Silifke Anadolu Lisesi ve Sanlıurfa Mehmet Günes Anadolu Öğretmen Liselerinin 1, 2 ve 3. sınıfında bulunan 824 öğrenci olusturur. Gelistirilen ölçek yoluyla elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmistir. Değerlerin belirlenmesinde aritmetik ortalama ve standart sapma, okullar ve sınıfları karsılastırırken tek yönlü varyans (ANOVA), cinsiyetlere göre yapılan karsılastırmada t-testi kullanılmıstır. Ankete katılanların görüsleri arasında anlamlı fark olup olmadığı (p< .05) seviyesinde test edilmistir. Arastırmada elde edilen bazı sonuçlar sunlardır: Okulların demokratik değerlere, geleneksel değere oranla daha fazla katılım gösterdikleri görülmüstür. iii Cinsiyete göre yapılan t-testi sonucunda kız öğrencilerin demokratik değerlere erkek öğrencilere göre daha fazla katılım gösterdiği, erkek öğrencilerin de geleneksel değerlere kız öğrencilere göre daha fazla katılım gösterdiği görülmüstür. Sınıflara göre yapılan karsılastırmada 1. sınıf öğrencilerinin değer ifadelerine diğer sınıflara göre olumlu yönde daha fazla katılım gösterdiği görülmüstür. Sonuç olarak tarih dersinde geleneksel ve demokratik değerlerin önemli ölçüde aktarılabildiği söylenebilir. Tarih programlarının amaçlar ve açıklamalar bölümünde geleneksel ve demokratik değerleri kazandırmayı amaçlayan hedeflerin olduğu görülmüstür.
Haçlılar: 1095 - 1120
Haçlı Seferlerinin sebepleriyle ilgili bilgilere Latin kaynaklarına dayalı olarak baktığımızda savaşın sebebi olarak dini sebep ön plana çıkmaktadır. İslam kaynakları Haçlı seferlerinin sebebi konusunda açıklama yapmamakta, sadece İbnü'l-Esîr bu konudaki görüşünü belirtmektedir. Haçlı Seferlerinin sebepleri çok yönlüdür. Batı'daki aktörleri Normanlar, Şövalyelik kurumu, Kilise ve Papalık olarak gösterilebilir. Doğuda Haçlı Seferinin oluşmasında etkili olan ana unsur ve olaylar ise Bizans, Doğu kilisesi, Ermeniler, Türklerin baskısı, Arapların Yakındoğu'da siyasi üstünlüğü kaybetmesi olarak gösterilebilir. ilk Haçlılar diye bilinen ordu bildiğimiz anlamda klasik ordu yapısından çok farklı ve dağınık bir görünüme sahiptir. Öyle ki, her grup farklı zamanlarda, farklı güzergahlar izleyerek Anadolu'ya kadar gelmiş ve tüm sefer boyunca bir komuta birliği sağlanamamıştır, ilk Haçlı ordusunun sayısı hakkında çeşitli mülahazalar vardır. Kaynakların verdiği rakamlara göre bir kanaat belirtmek gerekirse İlk Haçlıların muharip asker sayısı Avrupa'dan çıkış itibariyle 100.000 Antakya'ya varış itibariyle 13.000 civarındadır. Hıristiyanlık ortaya çıkışındaki düşünce yapısı itibariyle mistik bir din olup, azizlerin gayretleriyle savaşçı bir anlayışa bürünmüştür. Doğal olarak, Roma Kilisesi'nin savaşçı bir anlayışa sıcak bakmaya başlamasıyla ve Doğu Kilisesi'nin de eski dini mistik tartışmaları sürdürmesiyle Hıristiyan aleminde kiliseler arası rekabet iyiden iyiye alevlenmişti. 1054 Schism olayıyla birlikte Roma'nın üstünlük çabaları daha da artmış ve Papalar Hıristiyanlığın kutsal şehirlerini elde etme sevdasına kapılmışlardır. Batılı milletlerin hemen hepsinden ve her270 sınıfından katılanların bulunduğu sefer tam bir kilise organizasyonu görünümündedir. ilk Haçlı Seferi Balkanlardan itibaren Hıristiyanları da olumsuz yönde etkilemiştir. Yahudiler ise Müslümanlardan daha amansız bir düşman olarak görülmüşlerdir. Balkanlarda binlerce Yahudi katledilmiş, Kudüs'te Yahudi sinagogu onların başı üzerinde yakılmıştır. Bu olay kadîm Hıristiyan-Yahudi düşmanlığını artırmıştır. Haçlı seferlerinin ilk yirmi beş yıllık dönemi incelendiğinde Haçlı seferlerinin en başarılısı kabul edilen 1096-1099 ve 1101 seferlerinin sonuçları ortaya çıkmaktadır. Buna göre, Haçlılara karşı Anadolu'da ve Ortadoğu'da yapılan savaşların büyük bir kısmında Türklerin etkili olduğu anlaşılmaktadır, İslam ve Türk dünyasının parçalanmışlığı Haçlılara yaramıştır. Sefer, başlangıçta ilan olunan Clermont konsilindeki amaçlarına kısmen ulaşmıştır. Ancak Ortadoğu'da karışıklık ve fakirleşme sürecinin de yaşanmasına sebep olmuştur. Selçuklu Devleti bütün olumsuz şartlara rağmen Haçlılara karşı büyük ordular sefere çıkarmış, bu ordular Haçlıların Suriye içlerine ve Musul'a doğru yayılmalarına engel olmuştur. Türkiye Selçukluları, Danişmentliler, Artuklular, Dımaşk Selçukluları, Halep Selçukluları ve hatta Ahlatşahlar ile Mengücekler Haçlılara karşı askerleriyle mücadele etmişlerdir. Fatımiler Haçlılara karşı yaptıkları seferlerde amaçlarına ulaşamamışlar, ancak Haçlıların Mısır içlerine yerleşmelerine engel olmuşlardır. Haçlılar Ermeniler ve Bizansla savaşmışlar, bunun sonucunda bölgenin istenmeyen insanları olarak kalmışlardır.
Kurtuluş Savaşı finansmanı için yapılan ekonomik ve mali çalışmalar (1920-1923)
Osmanlı Devletinde Sultan IV. Murad ve dönemi yenilik hareketleri: 1623 - 1640
Sultan IV. Murad (10.9.1623-9.Z1640) Osmanlı tahtına onyedinci padişah olarak çıktığı zaman devlet düzeni Ankara Savaşı'ndan sonra ilk defa büyük çapta bir darbe yemiş bulunuyordu. Bu durum ise, II. Osman'ın tahttan indirilmesi ve öldürülmesi olaylarının meydana ^getirdiği ağır durumdan kaynaklanmaktaydı. Osmanoğulları Kanunları'nın esaslarına göre ilk defa Osmanlı padişahlarının mevcut otoritesi bu konuda sorumsuz bulunan kuvvetlerin tesiri ve hareketi ile kökünden sarsılmış ve zaman zaman zorbaların devlete hâkim olmalarına yol açmıştır. Yeniçerilerin 50k fazla şımarmaları, padişahın huzuruna kadar girebilen yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları, padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardır. Rüşvet ve yolsuzluk aşırı dereceye ulaşmıştır. Devletin itibarı ve siyasi durumu da iyi değildir. Erzurum valisi Abaza Mehmed Paşa İsyan etmiş, eline geçirdiği yeniçerileri katletmeye başlamıştır. Iran da Bağdad'da isyan çıkarmış, Bağdad'ı ele geçirmiştir Kısaca içeride Celâli denilen zorbalar ve dışarıda da Iran Osmanlı Devleti'ni sarsmaktadır. Sadrazamların ve devlet adamlarının görevlerini kötüye kullanmaları ve devlet idaresindeki yetersizlikleri, entrikaları da devlet için büyük bir problem oluşturmaktadır. Padişah IV. Murad, idareye henüz bizzat hükmedememiştir. Devlet ricali ve annesi Kösem Sultan idare etmektedirler. 1632'ye kadar Padişah, acı ve ağır olayların içinde pişip yetişmiş ve bütün bu güçlükleri bertaraf etmeyi bilmiştir. Sultan IV. Murad, valide sultanın, saray ağalarının, bozulmuş devlet adamlarının tesirlerinden silkinip, bizzat devlet otoritesini aldığı günlerde, 1631 yılında Koçi Bey, ıslahat lâyihalarını sunmuştur. Sultan IV. Murad, Koçi Beyin tavsiyelerinden geniş ölçüde yararlanmış ve devlet müesseselerinin tekrar eski işlerliğini kazanması için ne yapılması gerektiğini kavrayarak icraatlarına başlamıştır: ilk yaptığı icraat ise memlekette huzuru bozan zorbaların elebaşılarını teker teker temizlemek olmuştur. Devlet199 otoritesi demek olan kendi otoritesini mutlak şekilde tesis etmiş, altüst olan malî durumu düzeltmiş, yeniçeri ve sipahi ocaklarını, zorbalardan arındırarak sıkı bir disiplin altına almış, bunların savaş^ gücünü yüksek düzeye çıkartarak bu sayede giriştiği mühim bir sefer sonunda Iran Safevî Devleti'nin elinde bulunan Revan kalesini fethetmiş ve bu suretle Osmanlı Devleti'nin askerî gücünün bu devletten çok daha üstün olduğunu ortaya koymuş, bu da İranlılarda Osmanlı topraklarına yeniden saldırma heves ve cesareti bırakmamıştır. Aynı sebeplerden dolayı II. Osman'ın savaştığı halde dize getiremediği Lehistan Devleti de ağır şartlarla barışı kabul etmiştir. İstanbul'da 1043/1633 yılında çıkan büyük yangın üzerine Şeyhülislâmın da fetvasını alarak tütün içmeyi yasaklamış, yasağa uymayanları, devlete isyan etmiş kabul edip katillerine başlamıştır. Kahvehaneleri de kapatmış, gece fenersiz sokağa çıkanları da gerekli cezalarla cezalandırmıştır. Sultan IV. Murad'ın eski Osmanlı padişahlarından farklı olarak yaptığı bir icraat ta ulemâ sınıfından bazı insanları idam ettirmesidir ki o zamana kadar "Görevden azl olunur ve nefy olunabilir; ancak katlolunmaz" şeklindeki bir düşünceyle idam edilmeleri yasaklanmıştı. Bu dönem yenilikçi bir padişah olarak tanıdığımız Sultan IV. Murad, yine yenilikçi olarak IV. Murad'a sunduğu risalelerle dikkat çeken Koçi Bey ve diğer bazı yenilikçi yönleri olan müellifler, XVII. yüzyıllın ilk yarısı itibariyle döneme damgalarını vurmuş seçkin şahsiyetlerdir. Duraklama döneminin bir bölümünü oluşturan Sultan IV. Murad'ın yenilikleri sayesinde devletin eski haşmetini kazandığını ifade edebiliriz. Yalnız bu yenilik hareketlerinde, eğer meselelerin kökenine inilmiş olsaydı daha kalıcı olabilirdi. Dönem aydınları da şefi şerif ve kanun-ı kadime aykırı tutum ve davranışları bozulmanın sebebi olarak görmüşler ve çözümün bunlara dönüşle mümkün olabileceğini savunmuşlardır. Bütün XVII. Yüzyıl yenilikçileri, gelenekçi bir tutum izlemiş, bu da meselelerin geçici olarak çözümüne yol açmıştır. Yapılan yenilik çalışmaları, ait olduğu hükümdar veya sadrazam dönemi için geçerli olabilmiştir. Yine de devletin varlığını uzun bir süre daha koruyabilmesine yardımcı olmuş, devletin ömrünü uzatmış, daha sonra gelen köklü yenilik200 hareketlerinin yapılmasına zemin hazırlamıştır. Daha çok askerî, malî.idarî ve içtimaî alanda yapılan yenilikler merkezî otoriteyi sağlamlaştırmış, devletin içte ve dışta daha uzun yıllar itibar kazanmasını sağlamıştır. Bu dönem yenilikleri genellikle, baskı ve şiddet metodu uygulanarak yapılmıştır. Şurası bir gerçektir ki; Osmanlı idarecilerinin böyle bir yola başvurmalarının sebebi, devletin içinde bulunduğu durum gereğidir. Devlet içindeki başıboşluk, düzensizlik, idaresizlik, rüşvet ve adam kayırma, bürokrat kesimin entrikaları, askerin disiplinsizliği, valilerin serkeşliği vb..gibi durumlar göz önüne alınırsa baskı-şiddet yoluyla bunları önleme tedbiri olağandır. Bu yenilik hareketleri, daha sonraki yüzyılda askerî alana ağırlık veren yenilik hareketlerinin yapılmasına da örnek teşkil etmiştir.
XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Karahisar-ı Sahib Sancağı (Şer`iyye sicillerine göre)
Bu çalışmada Karahisar-ı Sahib sancağının XVIII. yüzyılın son yarısındaki idarî, fizikî, demografik, sosyal ve ekonomik durumu incelenmiştir. Çalışmada temel kaynak olarak bahsi geçen döneme ait 12 adet Şer'iyye Sicili' nden istifade edilmiştir. Ayrıca, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan muhtelif tasniflerdeki defter ve belgeler ile VGMA' da bulunan vakıf defterlerine de müracaat edilmiştir. Giriş ve dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde Karahisar-ı Sahib'in idarî yapısı ve idarecileri hakkında bilgi verilmiştir. Bu cümleden olarak sancağı meydana getiren ah birimler tespit edilerek, gerekli izahatta bulunulmuştur. Sancak ve kaza yönetiminde görev alan idareciler, askerî-idarî ve şer'î- idarî yapı göz önüne alınarak çeşitli yönleriyle incelenmiş, akabinde bunların isim ve görev tarihleri -kaynakların müsaade ettiği ölçüde- belirtilmiştir. İkinci bölümde Karahisar-ı Sahib şehrinin fizik yapısını oluşturan temel unsurlar ele alınarak -yine kaynakların müsaade ettiği nispette- incelemeye tabi tutulmuştur. Bu unsurlar içerisinde mühim bir yere sahip olan vakıf eserlerin yapılması ve yaşatılması ile ilgili olarak, zaman zaman araştırma konumuzun tarihi sınırlan dışına çıkarak, vakıflar ve vakfiyeler de bahis konusu edilmiştir. Daha sonra vakıflar mevzuu müstakil bir başlık altında incelenmiş, konunun sonunda Karahisar-ı Sahib Şer'iyye Sicilleri' nden tespit ettiğimiz vakfiye suretleri özet halinde tablolaştınlarak genel bir değerlendirmeye gidilmiştir. Nüfûs ve sosyal hayatın incelendiği üçüncü bölümde evvela Karahisar-ı Sahib kazasının ve alt birimlerinin, daha sonra da sancağı oluşturan diğer kazaların nüfus durundan, gayr-ı müslim nüfus da nazar-ı itibara alınarak incelenmiş ve tahmini bir nüfus tahlili yapılmıştır. Daha sonra Karahisar-ı Sahib'de aile yapısı, halkın kullandığı giyim ve ev eşyalan ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Son bölüm olan dördüncü bölümde ise, mâlî ve iktisadî durum ana başlığı altında önce alakasına binaen dönemin para durumu izah edilmiş, akabinde bazı emtia fiyatlan dikkate alınarak sancakta câri olan fiyatlar ve bunların tarihi seyri tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra, bazı mahallî yöneticiler, İstanbul halkı ve Ordu-yı Hümayun için sancaktan tahsil olunan çeşitli isim ve nitelikteki vergi ve baza mükellefiyetler tespit edilerek gerekli izahat ve değerlendirmeler yapılmıştır.
Birinci Haçlı Seferi`nin başlaması ve Anadolu`da haçlı istilası
Haçlı Seterleri Tarihi Türkiye'de üzerinde fazla yoğunlaşılmamış konulardan biridir. Haçlı Seferlerinin sebepleriyle ilgili bahislere daha çok Batı kaynaklarında rastlanmaktadır. Doğu kaynaklarının verdiği bilgiler bu noktada pek sınırlı kalmaktadır. Haçlı Seferlerinin sebepleri çok yönlüdür. Batı'daki aktörleri Normanlar, Şövalyelik kurumu, Kilise ve Papalık olarak gösterilebilir. Doğu'da Haçlı Seferinin oluşmasında etkili olan ana unsur ve olaylar ise Bizans, Doğu kilisesi, Ermeniler, Türklerin baskısı, Arapların Yakındoğu'da siyasi üstünlüğü kaybetmesi olarak gösterilebilir. İlk Haçlılar diye bilinen ordu bildiğimiz anlamda klasik ordu yapısından çok farklı ve dağınık bir görünüme sahiptir. Öyle ki, her grup farklı zamanlarda, farklı güzergahlar izleyerek Anadolu'ya kadar gelmiş vs tüm sefer boyunca bir komuta birliği sağlanamamıştır. İlk Haçlı ordusunun sayısı hakKinda çeşitli mülahazalar vardır. Kaynakların verdiği rakamlara göre bir kanaat belirtmek gerekirse İlk Haçlıların sayısı Avrupa'dan çıkış itibariyle 100.000 Antakya'ya varış itibariyle 30.000 civarındadır. Hristiyanlık ibtidai fikri yapısı itibariyle mistik bir din olup, azizlerin gayretleriyle savaşçı bir anlayışa bürünmüştür. Doğal olarak, Roma Kilisesi'nin savaşçı bir anlayışa sıcak bakmaya başlamasıyla ve Doğu Kilisesi'nin de eski dini mistik tartışmaları sürdürmesiyle Hristiyan aleminde kiliseler arası rekabet iyiden iyiye alevlenmişti. 1054 Schism107 olayıyla birlikte Roma'nın üstünlük çabaları daha da artmış ve Papalar Hristiyanlığın kutsal şehirlerini elde etme sevdasına kapılmışlardır. Batılı milletlerin hemen hepsinden ve her sınıfından katılanların bulunduğu sefer tam bir kilise organizasyonu görünümündedir. İlk Haçlı Seferi Balkanlardan itibaren Hristiyanları da olumsuz yönde etkilemiştir. Yahudiler ise Müslümanlardan daha amansız bir düşman olarak görülmüşlerdir. Balkanlarda binlerce Yahudi katledilmiştir. Bu olay kadim Yahudi-Hristiyan düşmanlığını derinleştirmiştir. "Haçlı" adıyla tarif edilen şey nihayette siyasi yoruma açık bir siyasi tarih olayıdır. Birinci Haçlı Seferi ile Haçlılar Anadolu'yu çok kısa bir süre için de olsa istila etmişlerdir.
Öğretilebilir ve bilişsel bir beceri olarak tarihi empati
ÖZET Tarihî empati konusunda Türkiye'de yapılan ilk araştırma olması nedeniyle, bu tezde öncelikle tarihî empati becerisine ilişkin kuramsal bilgiler sunulmaktadır. İkinci olarak, hala sürmekte olan tarihî empatinin bilişsel ağırlıklı ve öğretilebilir bir beceri olup olmadığı tartışması konusunda, tarihî empatinin bilişsel ağırlıklı ve öğretilebilir bir beceri olduğu tezi savunulmaktır. Bu tezi ispatlamak için, daha önceden yapılan, konuyla ilgili araştırmaların sonuçlan ortaya konulmaktadır. Bunların yanında, deney ve kontrol gruplu, nitel bir araştırma planlanmış, veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma iki ilköğretim 8 sımf ve iki orta öğretim 10. sımf ve toplam 1 1 1 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırma süresince deney grubunda, tarihî empati becerisinin öğretimine yönelik çeşitli teknikler kullanılarak, tarihî empati becerisi kazandırılmaya çalışılmış, kontrol grubunda ise geleneksel yöntemle ders işlenmiştir. İşlenen dersler sonunda her iki gruba da konuyla ilgili altı soruluk bir yazılı sınav yapılarak, tarihî empati becerisine yönelik soruların cevaplan Lee'nin tarihî empati düzeylerine göre analiz edilmiştir. Aynca yapılan drama çalışması da analiz edilerek, değerlendirilmiştir. Tarihî empati sorusu olan 5. soruya verilen cevapların analizine göre, kontrol grubu öğrencileri ya soruyu cevaplamamış ya da düşük tarihî empati düzeylerinde (2. ve 3. düzey) cevaplar vermişlerdir. Üst düzey (4. ve 5. düzey) tarihî empati anlayışına ulaşan kontrol grubu öğrencisi sayısı azdır. Deney grubu öğrencileri ise daha yüksek tarihî empati düzeylerine ulaşmışlardır. 5. ve 3. soruların analizlerine göre, deney grubu öğrencilerinin verdikleri cevaplar tarihî kanıtlara ve bilgilere dayanmaktayken, kontrol grubu öğrencilerinin cevaplan sınırlı tarihî bilgi içermektedir. Deney grubu öğrencileri kontrol grubuna göre, bilgileri daha iyi hatırlamakta ve kullanmaktadırlar. Aynca her iki soruda da deney grubu öğrencilerinin, analiz ve sentez yapabildiklerini, eleştirel ve yaratıcı düşünebildiklerini, karar verme süreçlerini kullanabildikleri dikkati çekmektedir ki bütün bunlar üst düzey bilişsel düşünüşün göstergeleridir. Bu bulguların ışığında, tarihi empatinin öğretilebilir ve bilişsel bir beceri olduğu ve tarihî empati becerisinin tarih dersi öğretim programına bir amaç olarak dahil edilmesinin yararlı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Şer`iyye sicillerine göre XVII. yüzyıl sonları - XVIII. yüzyıl başlarında Kastamonu
Bu çalışmada, Kastamonu Vilâyeti 'nin 1690-1720 yıllan arasındaki idarî, sosyal, hukukî ve iktisadi durumu incelenmiştir. Çalışmalarımız esnasında Osmanlı Devleti genelinde incelenen dönem içinde, mahalli mahkemelerde tutulan şer'iyye sicilleri ile, kısmen sonraki devrelere ait Kastamonu Salnameleri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden 1530 tarihli Kastamonu muhasebe defteri ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bulunan bazı belgelerden yararlanılmıştır. İncelediğimiz belgelerin birinci elden kaynak eserler oluşu bakımından, 30 yıllık dar bir alam ihtiva etmesine rağmen, bundan sonra bu alanda yapılacak Kastamonu Şehriyle ilgili araştırmalara çalışmamızın yardımcı olacağım ümit ediyoruz. Bu araştırma giriş kısmını müteakip, dört bölümden oluşmaktadır. Girişte, Kastamonu Vilayeti'nin genel konumu hakkında coğrafi ve tarihi açıdan özet bilgiler verildikten sonra; Birinci Bölümde, incelediğimiz XVII. yüzyıl sonlan ve XVIII. yüzyıl başlannda, Kastamonu'nun mahallî-idarî yapısı ve şer'iyye mahkemelerinin işleyişi ile ilgili konulara açıklık getirilmiş; İkinci Bölümde, aynı dönemde Kastamonu'daki sosyal hayat ve mahkemelere intikal eden hukukî konularla ilgili tespitler ele alınmış; Üçüncü Bölümde, Kastamonu'nun XVIII. yüzyıl başlanndaki iktisadî ve ticarî yapısı ile, o dönemde şehirde el değiştiren mallardan bazılannın fiyatlan, günümüzdeki fiyatlanyla karşılaştırmalı olarak verildikten sonra; Dördüncü Bölümde, Kastamonu'da incelenen dönemle ilgili dînî ve kültürel hayat hakkında tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu' nda hemen her alandaki sıkıntılar ve isyanların yaygın olarak yaşandığı bir dönemi içine alan bu devreyle ilgili olarak incelediğimiz sicil belgelerinde, genel düzendeki aksaklıklar ve sosyal yapıdaki bunalımlarla ilgili pekçok kayda rastlanmaktadır. Gayet tabii bu belgeler mahallî olmalan yanında, Osmanlı Devleti'nin genel durumuna da örnek teşkil edebilecek mahiyettedir. Tüm bunlara rağmen 30 yıllık bir zamanı kapsayan bu kaynak belgelerimizde, ağır cezalan ilgilendiren konulann çok az oluşu, mahallî anlamda Kastamonu şehrindeki sosyal yapının sağlamlığı ve temizliğinin bir işareti olmalıdır. Bununla beraber Kastamonu şehrinde iktisadî yapımn günümüzdekinden daha aktif bir konumda bulunuşu, önemli ölçüdeki dokumacılık, ipekçilik veII hayvancılık faaliyetleri yanında, şehirde bulunan çok sayıdaki han ve çarşıda yaşanan ticarî aktiviteyle birlikte, pamuk ve tütün ziraatının da mevcudiyeti ile ilgili tespitler oldukça ilginç bulunacak konular arasındadır. Hele bu noktada, mahallî üretim mallarının değerinden satılışı açısından (mesela; günümüzde 250.000 lira olan sarımsağın, 1700'lü yıllarda 677.000 lira oluşu) çok anlamlı bir durum olsa gerektir. Şehir merkezinde XVIII. yüzyılda varlığım tespit ettiğimiz 35 kadar medrese, Kastamonu'daki ilmî faaliyetlerin oldukça yüksek seviyede bulunduğunu gösterirken, 50'nin üzerindeki cami ve mescit ile de Kastamonu halkının İslâm Dini'yle ilgili vecibelerini yaşaması konusundaki hassasiyeti ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda belgelerimiz arasında sadece 1 kilise kaydının verilişi, o dönemde Kastamonu şehrinde yaşayan Hıristiyan cemaatin çok az olduğuna delâlet etmektedir.
Sosyal bilgiler (4., 5., 6. ve 7. sınıf) ders kitaplarında vatanseverlik değerine yer verilme durumunun incelenmesi
Sosyal Bilgiler dersi, bireylerin sahip olduğu özelliklerin bilincine varmasını ve toplumda kendine bir yer edinmesini sağlamak üzere muhteviyatında çeşitli malumat, yetenek ve değer bulundurmaktadır. Sosyal Bilgiler dersi bir yönüyle öğrencileri hayata hazırlamakta diğer yönüyle de öğrencilerin toplum içinde etkili ve aktif birer üye olmasını sağlamaktadır. Disiplinler arası bir ders olan Sosyal Bilgiler sosyoloji, tarih, coğrafya, ekonomi, antropoloji, felsefe, psikoloji, siyaset bilimi ve hukuk gibi muhtelif sosyal bilim dalları ile insan hakları, demokrasi, yurttaşlık, iletişim ve insan ilişkileri gibi birçok disiplini bünyesinde barındırmaktadır. Sosyal Bilgiler dersinin birincil amaçlarından biri de toplumun üyelerini bir arada tutmakta önemli bir işleve sahip olan genel öğreti ve inançları oluşturan değerlerin öğretilmesini sağlamaktır. Bu birlikteliği sağlayabilmek adına Sosyal Bilgiler öğretim programına uygun olarak hazırlanan ders kitaplarında (4., 5., 6. ve 7. sınıf) şu değerlere yer verilmiştir. Aile birliğine önem verme, adil olma, bağımsızlık, barış, özgürlük, bilimsellik, çalışkanlık, dayanışma, duyarlılık, dürüstlük, estetik, eşitlik, tasarruf, misafirperverlik, sağlıklı olmaya önem verme, saygı, sevgi, sorumluluk, temizlik, yardımseverlik ve vatanseverliktir. Bu araştırmanın amacı Sosyal Bilgiler (4., 5., 6. ve 7. sınıf) ders kitaplarında vatanseverlik değerine yer verilme durumunun incelenmesidir. Araştırmada MEB'e bağlı okullarda 2022-2023 Öğretim yılında okutulan 4., 5.. 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları incelenmiştir. Çalışmanın amacına ulaşması için nitel araştırma yöntemi olarak doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri analiz tekniği olarak ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bulgular tablosunda da görüldüğü gibi vatanseverlik değeri metin, görsel, hazırlık ve değerlendirme soruları boyutunda incelendiğinde şu sonuçlara varılmıştır. 4. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında vatanseverlik değeri sorumluluk, duyarlılık, sevgi ve dayanışma değerleri ile beraber en fazla kullanılan değerlerden olduğunu görüyoruz. Ayrıca 4. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında vatanseverlik değerinin milli kültür ve millet sevgisi kavramları ile beraber kullanıldığı tespit edilmiştir. 5. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında ise vatanseverlik değerine çok az yer verildiği, duyarlılık ve bilimsellik değerlerinin daha çok kullanıldığı tespit edilmiştir. Tam tersi 6. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında ise vatanseverlik değerinin çokça yer verildiği ayrıca vatanseverlik ile beraber bilimsellik, bağımsızlık, adil olma ve sorumluluk değerlerinin de birçok yerde vurgulandığı tespit edilmiştir. Son olarak ise 7. sınıf Sosyal Bilgiler kitabın da vatanseverlik değerinin yer aldığı ünite ya da öğrenme alanlarında bağımsızlık, iyi vatandaşlık, ülkenin tanıtılması ayrıca doğal, tarihi ve kültürel mirasın sahiplenmesi ve tanıtılmalarına ağırlık verildiği tespit edilmiştir.
2017 Sosyal Bilgiler dersi öğretim programı ve ders kitaplarında çocuk hakları ve çocuk güvenliği konularına yer verilme durumunun incelenmesi
Bu araştırma, çocuk hakları ve çocuk güvenliği konularına 2017 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ve bu öğretim programlarına uygun olarak hazırlanmış olan Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yer verilme durumunu ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olup doküman incelemesi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada temel materyaller olarak 2017 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ile 4., 5., 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitaplarından yararlanılmıştır. Araştırma çerçevesinde 2017 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı dersin özel amaçları, öğrenme alanları ve içerdiği kazanımlar boyutuyla; ders kitapları ise metinler, görseller, etkinlikler ve ünite hazırlık ve değerlendirme soruları boyutlarıyla analiz edilerek elde edile bulgular araştırmanın alt problemleri doğrultusunda oluşturulan başlıklar altında organize edilerek sunulmuştur. Araştırma sonucunda Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ve Sosyal Bilgiler ders kitaplarında çocuk hakları ve çocuk güvenliği konularına yeterli düzeyde yer verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle çocuk güvenliği konusuna ders kitaplarında daha az yer verilmiştir. Gerek öğretim programında amaç, öğrenme alanı ve kazanımlar boyutunda ve gerekse ders kitaplarında çocuk hakları ve çocuk güvenliği ile ilgili konulara daha fazla yer verilmesi gerektiği çıkarımına varılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin göçmen öğrencilerin sosyal uyum ve akademik başarı durumlarına ilişkin görüşleri
Bu araştırmada, Ankara'da göçmen öğrencilerin en yoğun bulunduğu ilçelerden biri olan Altındağ'daki ortaokullarda görev yapan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin göçmen öğrencilerin sosyal uyum ve akademik başarıları hakkındaki görüşlerinin ortaya konulması ve bu görüşler doğrultusunda çözüm önerileri sunulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, Ankara'nın Altındağ ilçesinde, okul mevcudunun %10'u ile %92'si arasında değişen oranlarda göçmen öğrencisi bulunan toplam 41 okulda gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Araştırma bulguları, 54 gönüllü Sosyal Bilgiler öğretmeninin görüşleri doğrultusunda oluşturulmuştur. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuş ve ardından ulaşılan bulgular araştırmanın alt problemleri doğrultusunda oluşturulan kategori ve alt kategoriler kapsamında organize edilerek sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, göçmen öğrencilerin yaşamış oldukları uyum problemleri ile akademik başarı düşüklüğünün en temel sebeplerinin dil ve iletişim sorunları olduğu belirlenmiştir. Göçmen öğrencilerin ailelerinin çoğunlukla düşük sosyo-ekonomik koşullara sahip olmaları, dil yetersizlikleri ve kültürel farklılıklar, onların sosyal ilişkilerini sınırlamaktadır. Bu durum, göçmen öğrencilerin çoğunlukla kendileri gibi göçmen öğrencilerle iletişim kurmalarına yol açmakta ve Türk öğrencilerle etkileşimlerini azaltmaktadır. Ancak bu sınırlı etkileşim, entegrasyon süreci açısından önemli bir engel oluşturmaktadır. Türk öğrencilerle yeterli düzeyde iletişim kuramayan göçmen öğrenciler, Türk toplumunun örf ve adetlerini tanımakta, dili öğrenmekte ve aidiyet bağı geliştirmekte güçlük çekmektedir. Bu ve benzeri sebeplerin göçmen öğrencilerin akademik başarılarını da olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, göçmen öğrencilerin Türk eğitim sistemine uyumlarını güçlendirmek amacıyla dil becerilerinin geliştirilmesi, sosyo-ekonomik desteklerin artırılması, kültürel uyum programlarının yaygınlaştırılması ve kapsayıcı okul uygulamalarının desteklenmesi gerektiği ortaya konmuştur. Ayrıca okul yönetimleri, öğretmenler ve ailelerin iş birliği içinde sürece aktif katılım göstermelerinin, göçmen öğrencilerin hem akademik başarılarını hem de toplumsal entegrasyonlarını önemli ölçüde güçlendireceği sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de sosyal bilgiler öğretmeni yetiştirme programları üzerine karşılaştırmalı bir inceleme(1998-2018)
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 1998 yılında öğretmen yetiştirme sistemini yeniden yapılandırılma çerçevesinde eğitim fakültelerinde ilköğretim okullarının II. kademeleri için branş öğretmeni yetiştirecek programlar açılmasına karar vermiş ve bu programlar için ders çizelgeleri ve içeriklerinden oluşan programlar hazırlamıştır. Bu araştırmanın amacı YÖK tarafından sosyal bilgiler öğretmenliği lisans programları için 1998, 2006 ve 2018 yıllarında hazırlanan programları karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre 1998 programında yer verilen 63 dersten 28'i alan bilgisi; 8'i Türkçe yan alan, 11'i meslek bilgisi 10'u ise genel kültür derslerinden oluşmaktadır. Programda alan bilgisi dersleri %41, Türkçe yan alan dersleri %14, meslek bilgisi dersleri %29, genel kültür dersleri ise %16 ağırlığa sahiptir. YÖK'ün 2006 yılında hazırladığı programda 66 ders bulunmaktadır. Bu derslere 142 teorik, 28 uygulamalı olmak üzere 170 saat ayrılmıştır. Bu düzenlemeyle yan alan uygulaması da kaldırılmıştır. Bu programda alan eğitimi kategorisinde 34, meslek bilgisi kategorisinde 15, genel kültür kategorisinde ise 14 derse yer verilmiştir. Programda alan eğitimi dersleri %51, meslek bilgisi dersleri %29, genel kültür dersleri ise %20 ağırlığa sahiptir. 2018 yılında hazırlanan programda 65 derse yer verilmiştir. Bu derslere 154 saat ayrılmıştır. Bu programda ders saati yaklaşık %10 düzeyinde azaltılmıştır. Programda alan eğitimi kategorisinde 34, öğretmenlik meslek bilgisi kategorisinde 22, genel kültür kategorisinde ise 11 derse yer verilmiştir. Alan eğitimi derslerinin program içindeki ağırlığı yaklaşık %46, öğretmenlik meslek bilgisi derslerinin %36, genel kültür derslerinin ise %18 düzeyindedir. Programa sosyal bilgilerin disipliner yapısını yansıtacak şekilde yeni dersler eklenmesi, derslere uygulama saati eklenmesi ve öğretmenlik uygulamasının daha erken başlatılması önerilmiştir.
Türkiye'de COVİD-19 pandemi sürecinin sosyal bilgiler eğitime etkisini konu alan yüksek lisans tezlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
2019 yılı içerisinde Çin Halk Cumhuriyetinden dünya geneline yayılan Covid-19 salgınında toplumlar sağlık, gıda ve temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamada birçok problemle karşılaşmışlardır. Ülkeler bu denli kitlesel ve küresel çapta salgın problemine hazırlıksız yakalanmış ve birçok problem süreç içinde çözüme kavuşturulmuştur. Bu küresel salgından en çok etkilenen alanlardan biri de şüphesiz öğrenci, okullar ve eğitim-öğretim faaliyetleridir. Kısa ve uzun vadede bu etkinin olumsuzluklarını en aza indirebilmek ve eğitim çağındaki genç nesillerin çağa uygun koşullarda yetişmesini sağlamak için Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim-öğretim faaliyetlerinin Eğitim Bilişim Ağı (EBA) Platformu ile TRT EBA TV üzerinden uzaktan eğitim şeklinde yürütülmesi kararını almıştır. Uygulanan uzaktan eğitim modelinin bu denli büyük bir kitlesel nüfusu ilgilendirmesi ve etkilemesi, bizleri alınan bu kararın uygulandığı dönem içerisinde Sosyal Bilgiler eğitimi üzerinde avantajları ve sınırlılıklarını tespit etmeye yöneltmiştir. Bu çalışma sonucunda, uzaktan eğitim modelinin sosyal bilgiler eğitimine avantajları olmakla birlikte dezavantajlarının daha fazla olduğu görülmüş, elde edilen bulgular ve önerilerin gelecekteki benzer durumlar için örnek teşkil etmesi amaçlanmıştır.
Tarih dersinden sosyal bilgilere Türkiye'de ortaokul düzeyinde tarih öğretiminde değişim ve süreklilik
Tarih derslerinin yerine Sosyal Bilgiler derslerinin okutulmaya başlanmasından günümüze kadar geçen süreçte ortaokul düzeyinde tarih öğretiminde meydana gelen değişimin ortaya konulmasını amaçlayan bu araştırmada 1970 Ortaokul Tarih Programı, 1969 Sosyal Bilgiler Programı, 1985 Milli Tarih Programı ve 1998, 2005 ve 2017 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programları incelenmiştir. Ülkemizde Sosyal Bilgiler dersinin verilmesinden önce ortaokullarda uygulanan son Tarih dersi olan 1970 Ortaokul Tarih Programı, hümanist eğitim yaklaşımının izlerini taşımaktadır. 1973-1974 öğretim yılında ülke çapında uygulanmaya başlanan ilk Sosyal Bilgiler müfredatındaki tarih öğretimi, tarih kültürü oluşturma, vatandaşlık eğitimi verme, ulusal bilinci geliştirme, küresel vatandaşlığı ve barış eğitimini teşvik etme gibi kavramlar etrafında yapılandırılmıştır. 1985 yılında Sosyal Bilgiler dersi kaldırılmış, Milli Tarih, Milli Coğrafya ve Vatandaşlık Bilgisi dersleri getirilmiştir. Türk-İslam Sentezi ideolojisinden etkilenen Milli Tarih dersi, öğrencilere milliyet duygusu, Türk kimliği ve resmi ideolojiye bağlılık aşılamayı amaçlamıştır. 1998 yılında Milli Tarih dersinin yerini alan Sosyal Bilgiler dersi, tarih öğretimi yoluyla vatandaşlık bilinci, tarihsel değişim ve süreklilik anlayışı ve tarih yazım becerileri geliştirmeyi amaçlamıştır. 2005 yılında yapılandırmacı eğitim yaklaşımıyla birlikte güncellenen Sosyal Bilgiler programında tarih konularına daha az yer ayrılmış ancak tarih yazım becerilerini geliştirmeye odaklanan hedefler artırılmıştır. 2017 Sosyal Bilgiler programında tarih konularına daha az vurgu yapılmıştır. Ancak yapılandırmacı yaklaşımla tarih öğretimiyle ilgili değerler, beceriler, sözlü tarih ve yerel tarih gibi kavramların programa dâhil edilmesi, programda çok katmanlı tarih eğitimi yaklaşımın benimsendiğini göstermektedir. Bu çalışma ile tarih konularının, kültürel aktarım, vatandaşlık eğitimi ve üst düzey düşünme becerilerinin gelişimi amacıyla Sosyal Bilgiler müfredatına dâhil edildiği, farklı dönemlerde tarih konularına programlarda verilen ağırlığın değişmesinin politik ve toplumsal dönüşümler ve eğitim politikalarından etkilendiği sonucuna varılmıştır.
II. Meşrutiyet yillarindan günümüze tarih ders kitaplarinda Selçuklu tarihi ve medeniyeti konularinin öğretimi (1910-2020)
Büyük Selçuklu Devleti ve bakiyesi devletlerin tarihi ve medeniyeti konuları hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açısından ehemmiyet göstermektedir. Bu çalışmada, II. Meşrutiyet yıllarından günümüze değin lise düzeyi okullarda okutulan tarih ders kitaplarındaki Büyük Selçuklu Devleti ve bakiyesi devletlerin tarihi ve medeniyeti konuları üzerine çeşitli başlıklar altında karşılaştımalı olarak inceleme yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma usullerinden tarihi araştırma ve betimsel tarama yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda siyasi ve medeniyet tarihi konularının öğretiminde artan oranlı bir gelişmenin yaşandığı tespit edilmiştir.