Theses supervised by Prof. Dr. Pınar Süral Özer
10 theses · Dokuz Eylül University
Sosyal girişimcilik olgusu ve bir örnek olay incelemesi
Sosyal girişimcilik, sosyal girişimci ve bu kişiler tarafından kurulan sosyal girişim örgütleri akademik literatürde yer alan nispeten yeni kavramlardır. Yaşadığımız yüzyılın günden güne çoğalan sosyal sorunlarını çözmeye yönelen sosyal girişimcilik, sosyal etki için sürekli yenilikçilik, proaktiflik içeren faaliyet olarak ifade edilebilir. Sosyal girişimciler yaşadığımız sorunların farkında olup, eldeki kaynakları kullanarak, yaratıcı düşünmeleri ile fırsatları keşfederek, sosyal değer yaratmak için çalışmaktadırlar. Bu çalışmada sosyal girişimcinin kim olduğu ve sosyal sorunların ne tür faaliyetlerle çözüldüğü araştırılmaktadır. Bu bağlamda; sosyal sorunların ortadan kalkmasında etkili bir çözüm olarak sosyal girişimcilik önemli bir rol oynamaktadır. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; girişimcilik ve girişimci, sosyal girişimcilik ve sosyal girişimci kavramlarının genel tanımları; ikinci bölümde ise sosyal girişimcileri destekleyen küresel kuruluş Ashoka'nın yaptığı faaliyetler ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; Türkiye'de genç işsizlik sorunu üzerinde çalışan bir örnek olay incelemesi yapılmaktadır. Bu bölümde, örnek olay incelemesi gerçekleştirilen kurumun tanımı, çalışmaları, hedeflerine ulaşma yolları ifade edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Girişimcilik, Sosyal Girişimci, Sosyal Sorun Çözümü.
Algılanan örgütsel destek ile içgirişimci davranışı ilişkisinde örgütsel güvenin rolü
Küreselleşmenin sonucu oluşan hızlı değişen çevre şartları, örgütleri sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmeye zorlamaktadır. Örgütlerin sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmeleri konusunda en önemli etkenlerden biri girişimsel özellikleri olmaktadır. Örgütün girişimsel yetkinliğinin temelinde, her örgüt üyesinin kurumları adına gerçekleştirdikleri girişimcilik faaliyetleri bulunmaktadır. İçgirişimcilik olarak adlandırılan bu olgunun kapsamının netleştirilmesi ve öncüllerinin incelenmesi işletmeler için önem kazanmaktadır. Fakat, firma girişimciliği alanı içindeki bireyin örgütü adına girişimsel faaliyetlerini kapsayan içgirişimcilik, yazında yeteri kadar tartışılmamaktadır. Bunun en önemli nedeni, içgirişimcilik kavramının üzerinde görüş birliği olmaması ve kavramı ölçme konusundaki problemlerdir. Bu çalışmanın amacı içgirişimcilik kavramını netleştirmek ve içgirişimci davranışının öncülleri olarak görülen algılanan örgütsel destek ve örgütsel güvenin içgirişimci davranışı ile ilişkilerini irdelemektir. Bu nedenle, ilk aşamada ölçme sorunlarını aşabilmek için içgirişimci davranışı ölçeği geliştirilmiştir. Sonraki aşamada ise sözü edilen değişkenler ile ilgili hipotezler test edilmiştir. Ölçek geliştirilme aşamasında, konu uzmanları ile madde havuzu oluşturulmuş, Ar-Ge Merkezi Belgeli İşletmelerde 182 çalışan ile madde havuzu analiz edilmiştir. Yenilikçi iş davranışı, destekleyicilik, bilgi edinimi, rekabetçilik, proaktiflik ve inisiyatif alma olarak 6 boyutlu ölçek geliştirilmiştir. Açıklayıcı model testi için, teknoloji geliştirme bölgelerinde kayıtlı firmalarda çalışan 162 kişiden elde edilen veriler ile iç girişimci davranışı boyutları ve algılanan örgütsel destek ilişkisinde örgütsel güvenin rolü sorgulanmıştır. Yenilikçi iş davranışı, destekleyicilik ve bilgi edinimi boyutlarının algılanan örgütsel destek ile ilişkisinde örgütsel güvenin tam aracı rolü saptanmıştır.
Akademisyenlerin üniversitelerine atfettikleri niteliklerin kurumsal itibar algıları ve örgütsel vatandaşlık davranışlarıyla ilişkisi
Rekabet üstünlüğü kazanmak isteyen üniversitelerin itibar yönetimine odaklanmaları önemlidir. Üniversite sıralamaları katkı vericidir ancak, her üniversitenin kendisini benzersiz özelliklerine göre konumlandırarak itibarını yönetmesi daha etkili sonuç verecektir. Alanyazında sıklıkla başvurulan RQ itibar katsayısı ölçeği, itibarın öncülleri ile yapının kendisini bir arada ele alarak itibara ilişkin kavrayışı güçleştirmektedir. Diğer yandan, itibarı belirleyici sürücü nitelikler kültüre ve bağlama özgü farklılaşmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Türkiye'de devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin kurumlarına atfettikleri niteliklerin itibar/prestij algılarını nasıl biçimlendirdiği ve bunun örgütsel vatandaşlık davranışına nasıl yansıdığını sorgulamaktır. Çalışmanın amacına yönelik kurumsal itibar bütüncül bir model çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmada ölçüm aracının geliştirildiği ve sınandığı 2 aşamada 3 araştırma yürütülmüştür. Ölçüm aracı keşfedici sıralı karma yöntem benimsenerek geliştirilmiştir. Türk Yükseköğretim Sistemi çerçevesinde devlet üniversitelerinde akademisyenler açısından itibarı belirleyen deneyim alanları nitel bir araştırma ile sorgulanmış; itibar algılarının kurumun fonksiyonlarına, kurum ile geliştirilen ilişkiye ve kuruma dair üçüncü taraf görüşlerine dayalı olarak şekillendiği tespit edilmiştir. Beklentilerindeki benzerlik ve kurumun kontrol edebileceği fonksiyonları içermesinden dolayı odaklanılacak öncelikli boyutun birincil deneyim alanı olduğu değerledirilmiştir. İkinci araştırmada itibar algılarının biçimlenmesinde kritik deneyim alanını oluşturan kurum fonksiyonlarına odaklanılarak Kuruma Atfedilen Nitelikler (KAN) ölçeği geliştirilmiştir. KAN, Çalışma Ortamı ve Yönetişim, Araştırma ve Eğitim Kapasitesi, Toplumsal Duyarlılık, İnovasyon ve Sosyal Ağ ile Tanınırlık olmak üzere 5 boyut, 24 ifadeden oluşmaktadır. Üçüncü araştırmada, bütüncül model ile akademisyenlerin kurumlarına atfettikleri niteliklerin örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkisinde algılanan kurumsal itibar ve örgütsel prestijin aracılık rolü incelenmektedir. Üniversitelerin itibar yönetimini stratejik planlarında önceliklendirerek, stratejilerini KAN vb. ölçüm araçları ile yapacakları mevcut durum analizlerine dayandırmaları önerilmektedir.
Akademisyenlerin meslek aşkı ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin rolü
Bu çalışma, meslek aşkı varlığının ve meslek aşkı arayışının iş doyumu ile ilişkisinde psikolojik sermayenin aracılık etkisinin olup olmadığını sorgulamaktadır. Araştırmanın örneklemini; Türkiye'deki devlet ve vakıf üniversitelerinde çalışan, yönetim organizasyon bilim alanında araştırma yapan, görev yaptığı bölüm ağırlıklı işletme, anabilim dalı ise yönetim ve organizasyon olan 148 akademisyenlerden oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, survey yöntemi ve yazılı soru sorma tekniği kullanılmıştır. Araştırma bulguları, meslek aşkı varlığının iş doyumu ve psikolojik sermaye ile olumlu ve anlamlı ilişkili olduğunu, meslek aşkı arayışının ise iş doyumu ve psikolojik sermaye ile olumsuz ve anlamlı ilişkili olduğunu göstermektedir. Psikolojik sermayenin iş doyumu ile olumlu ve anlamlı ilişkili olduğu bulgulanmıştır. Meslek aşkı varlığının ve meslek aşkı arayışının iş doyumuyla ilişkisinde, psikolojik sermayenin aracılık rolü sorgulanmıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizleri sonucunda; meslek aşkı varlığı ile iş doyumu ilişkisinde psikolojik sermayenin tam aracılık etkisinin bulunduğu, meslek aşkı arayışının iş doyumuyla ilişkisinde psikolojik sermayenin kısmi aracılık etkisinin bulunduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Meslek aşkı, iş doyumu, psikolojik sermaye
Duygusal emek ile iş doyumu ilişkisinde kendini ayarlamanın rolü: Akademisyenler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı akademisyenlerin iş yaşamında hangi duygusal emek davranışlarını (yüzeysel rol, derin rol, doğal duygular) ne düzeyde tercih ettiğini, sergiledikleri duygusal emek davranışlarının iş doyumları ile ilişkisini ve bu ilişkide kendini ayarlamanın rolünü araştırmaktır. Örneklem grubu Türkiye'de devlet üniversitelerinde faaliyetlerini sürdüren 436 akademisyenden oluşmaktadır. Araştırma sonuçları akademisyenlerin öğrenciler ile etkileşimdeyken çoğu zaman doğal duygular sergilediğini, en az sergilenen duygusal emek davranışının ise yüzeysel rol olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yüzeysel rol yapmanın iş doyumu üzerinde olumsuz, doğal duyguların ise olumlu etkisi olduğunu bulguladık. Derin rolün ise iş doyumu üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Kendini ayarlamanın düzenleyici rolünün test edildiği analiz sonuçları duygusal emek ve iş doyumu ilişkisinde düzenleyici etkinin bulunmadığını göstermektedir. Ancak kendini ayarlama düzeyine (düşük ve yüksek) göre duygusal emek ve iş doyumu ilişkisinin test edildiği regresyon analizi sonuçlarında modellerin birbirinden farklı olduğu bulunmuştur. Buna göre kendini ayarlama düzeyi düşük bireylerde doğal duyguların iş doyumu üzerindeki olumlu etkisi kendini ayarlama düzeyi yüksek olan bireylerden daha fazladır. Yüzeysel rolün iş doyumu üzerindeki olumsuz etkisi ise kendini ayarlama düzeyi yüksek bireylerde daha düşük seviyededir
KOSGEB girişimcilik eğitimlerinin, girişimci adaylarının girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisinin ölçülmesine yönelik bir araştırma
Son yıllarda gelişmekte olan ülkelerin çoğunda olduğu gibi ülkemizde de büyük öneme sahip konulardan birisi girişimcilik olmuştur. Girişimcilik alanında KOBİ'lere destekler sağlayıp, onlara eğitimler veren KOSGEB kurumunun verdiği bu desteklerin değerlendirilmesi, ölçülmesi ve girişimci adaylarının girişimcilik eğilimlerine etkilerinin belirlenmesi, bu tez çalışmasının çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu doğrultuda hazırlanan bu çalışmanın anakitlesini İzmir ve Manisa illerinde KOSGEB'e başvuran girişimci adaylar oluşturmaktadır. Adaylara girişimcilik eğitimi öncesi ve sonrası anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Çalışmanın temel amacı, KOSGEB girişimcilik eğitimlerinin, girişimci adayların girişimcilik eğilimleri ve onun alt faktörleri üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Girişimcilik eğilimi ve alt faktörlerinin eğitim öncesinde ve eğitim sonrasında bazı demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da bu kapsamda test edilmiştir ve girişimci adayların eğitimden memnuniyeti değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda girişimcilik eğilimi ve alt faktörlerinin bazı demografik özelliklere göre anlamlı farklılıklar taşıdığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca girişimcilik eğitimlerinin girişimcilik eğilimi ve alt faktörlerini belli oranlarda etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, girişimcilik eğilimi, girişimcilik eğitimi
İş doyumunun performansa etkisinde mutluluğun rolü
İş doyumunun performansa etkisinde mutluluğun rolünü araştırmayı amaçlayan tez çalışması pozitif örgütsel davranış alanında güncel bir araştırma konusu olan mutluluğun çalışan performansına etkilerini ortaya çıkarmayı ve bu etkilerini incelemeyi hedeflemektedir. Yazında uzun yıllardır tartışılan "Mutlu çalışanlar daha verimli midir?" sorusuna ilişkin olumlu bir tutum olan iş doyumunun performansa etkisinde mutluluğun rolünün ne olduğu çalışmanın sorunsalını oluşturmakta ve bu etkinin sorgulanarak alan yazına katkı sağlanması araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Mutluluk, TDK sözlüğünde "Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık" olarak tanımlanmaktadır. Bilim çevreleri mutluluğu "bireyin çevresindeki olaylar ve koşullar ile kendi içindeki oturmuş eğilim ve davranışları arasındaki uyumun bir fonksiyonu" olarak betimlemektedirler. Bu fonksiyon, maksatlı olarak özenle seçilen istemli davranışlarla yeniden düzenlenebilme olasılığı taşımaktadır. Mutluluğu örgütsel düzeyde ele alan öncü araştırmalarda çalışanlara iş yerinde işlerini yaparken iyi mi yoksa kötü mü hissettikleri sorulur. İyi hislere neden olanlar ile kötü hislere neden olan olayların ayrışmakta olduğu görülür. İlerki çalışmalarda, iyi hislere neden olan olayların çalışanların motivasyonlarını ve kaliteyi arttırırdığı, bununla birlikte işten ayrılmaları azaltmakta olduğu anlaşılır. Ancak genel olarak iş doyumu üzerinde yoğunlaşan çabalar dışında, örgüt içi çalışan mutluluğu akademik araştırmalara pek konu edilmemiştir. Geçen 20 yıl zarfında işyerinde bazı mutluluk formları veya pozitif duygularla ilgili deneyimler konusunda birtakım yapılar araştırılmış olmakla beraber pek çoğu işyerinde pozitif duygular, pozitif haller ve tutumlar üzerinde durmuş, ancak bir bütün olarak işte mutluluk olgusu ele alınmamıştır. Bu çalışma kapsamında iki ayrı araştırma yürütülmüştür. İlk araştırma İtalya"da bulunan Pavia Üniversitesi, Beyin ve Davranış Bilimleri Bölümü"nde araştırma modeline uygun ölçeklerin değerlendirilmesi, düzenlenmesi ve soru formuna uyarlanması ile gerçekleştirilmiş, pilot çalışmanın ardından 2017 Haziran-Temmuz aylarında hedef gruplara e-posta ile dağıtılarak geçerli toplam 409 yanıt elde edilmiştir. Bu araştırma bulguları; işte mutluluğun iş doyumu ile çalışan performansı arasında; tam aracılık rolü oynadığı, performansı olumlu yönde etkilemekte olduğu ve iş doyumunun performansı ancak mutluluğun geliştirici yöndeki katkısı ile yordadığını ortaya çıkarmıştır. Diğer bir araştırma, aynı ölçekler ile Türkiye'de Aralık 2017-Ocak 2018'de kolayda örneklem yöntemi ile tekrarlanmış, toplam 550 geçerli yanıt elde edilmiştir. Türkiye'de elde edilen bulgulara göre; işte mutluluğun çalışan performansı üzerindeki olumlu etkisi ancak iş doyumu ile birlikte oluşmaktadır. İşte mutluluğun performans üzerinde doğrudan bir etkisi olmamakta, bununla birlikte iş doyumu ile performans arasında tam düzenleyicilik yönünde bir katkısı bulunduğunu görülmektedir. Bu bulgulara göre, her iki araştırma çalışan performansının işte mutluluk ile geliştirilmesinin mümkün olabileceğine dair yeni kanıtlar sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Doyumu, Olumlu Duygular, Olumsuz Duygular, İşte Mutluluk, Çalışan Performansı
Personel güçlendirme süreci ve boyutlarına ilişkin bir alan araştırması
Günümüzde artan küreselleşme hareketi, müşteri beklentilerinin artması, teknolojik gelişmeler ve değişen personel yapısı gibi birçok gelişme işletmelerin çalışanlarından geçmişe göre çok daha fazla talepte bulunmasına neden olmaktadır. Bu durum örgütler için insan kaynaklarının önemini giderek arttırmaktadır. Bugünün iş çevresi, geçmişteki geleneksel emir komuta ve kontrol hiyerarşisinden çok daha az uygun olabileceği bir çevredir. Bunların yerine, çalışanlar faaliyette bulunurken kişisel olarak girişimde bulunabilme ve sorumluluk almayı öğrenmelidirler. Başka bir ifade ile onların "güçlendirilmesine" ihtiyaç duyulmaktadır. Personeli güçlendirme, gücü çalışanlarla paylaşma, böylelikle onların kendilerine güven kazanmalarını ve işlerini daha iyi yapabilme yeteneklerini arttırmalarını ve işletmenin başarısına ferdi katkılarını sağlama amaçlarına sahiptir. Personeli güçlendirme bir yönetim felsefesi olup, bilgi paylaşımı, eğitim ve geliştirme temellerine sahiptir. Uzun vadeli olup uygulamada ve sonuçları almada sabır gerektirir. Literatür taramasına ek olarak sektöründe öncü firmada araştırma yapılmıştır. Bu bölümde personel güçlendirme çalışmaları farklı değişkenler özelinde ele alınmış, sonuçlar değerlendirilerek iyileştirici öneriler sunulmuş ve çalışanların daha fazla güçlendirilmesi önerilmiştir.
Kariyer yönetim süreci ve boyutlarına ilişkin bir alan araştırması
Örgütlerde karar almada; çalışanlara bir çerçeve çizen ve örgüt yapısını yönlendiren, çalışanları ortak amaçlar etrafında bir araya toplayarak koordinasyonu sağlayan, bu amaçlar doğrultusunda işgücünün harekete geçirilmesine yardım ederek yürütme işlevini kolaylaştıran ve işgören davranışlarını şekillendirerek denetimi sağlayan örgüt kültürü, insan kaynakları yönetimi uygulamalarına ilişkin kararları etkileyen önemli bir faktördür. Örgütlerde etkin bir kariyer yönetim sisteminin varlığı örgüt kültürü değerlerine bağlıdır. Bu da bir bakıma yöneticilerin çalışanlarını geliştirmek için kendilerini sorumlu hissettikleri, insani değerleri odak noktasına alan, ilişki yönelimli destekleyici ve gelişmeye, risk almaya, büyümeye önem veren yenilikçi örgüt kültürü tiplerinin varlığıyla mümkün olacağı düşünülmektedir. Çalışanların motive edilmesi, iş yerine bağlılıklarının sağlanması, terfi ve atamaların belli kriterlere göre gerçekleştirilmesi, örgütün yeni yapılanmalara hazır olması ve üretimin etkinliğini artırması gibi birçok nedenle kariyer yönetim sistemlerinin oluşturulması gereklidir.
Sürdürülebilir insan kaynakları yönetimi: Türkiye bağlamında bir araştırma
Bu çalışma, Sürdürülebilir İKY'nin kavramsal çerçevesi ve boyutlarını tartışarak, Türkiye'de faaliyet gösteren işletmelerin Sürdürülebilir İKY ile ilgili çalışmalarına ilişkin genel bir çerçeve sunmak üzerine kurgulanmıştır. Bu amaçla, Sürdürülebilir İKY'nin, anlamı ve içeriği, ön plana çıkan İKY boyutları ile işletme uygulamalarındaki mevcut durum sorgulanmıştır. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı desen yöntemine uygun yürütülmüştür. Verilerin toplanması üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada, örneklem kapsamında yer alan işletmelerin yayınladıkları sürdürülebilirlik raporları, İKY bağlamında Maxqda programı kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Bu aşamanın örneklemi, kurumsalsurdurulebilirlik.com portalında ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan 93 işletmenin sürdürülebilirlik raporundan oluşmaktadır. İkinci aşamada, akademisyenlerin ve İKY uzmanlarının katılımıyla, üç turda gerçekleştirilen Delphi tekniği çalışması yapılmıştır. Bu aşamanın örneklemi, sürdürülebilirlik çalışmaları yapan ya da sürdürülebilirlik konusunda farkındalığı olan kurumlarda görev yapan 11 İKY uzmanı ile uzmanlık alanı Yönetim ve Organizasyon olan 11 akademisyenden oluşmaktadır. Delphi tekniği çalışmasından elde edilen veriler betimsel ve istatistiki tekniklerle analiz edilmiştir. Üçüncü ve son aşamada ise öncül araştırma aşamalarının bulgularından yararlanılarak geliştirilen, Sürdürülebilir İKY soru formu aracılığıyla, Sürdürülebilir İKY'nin işletme uygulamaları içindeki mevcut durumu sorgulanmıştır. Bu aşamanın örneklemi sürdürülebilirlik raporu yayınlayan işletmeler ile BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan kurumlarda görev yapan 131 İKY uzmanından oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak, Sürdürülebilir İKY'nin beş alt boyutu olduğu tespit edilmiştir. Bu boyutlar "çalışanın gelişimi ve mutluluğu", "sürdürülebilir istihdam politikaları", "kağıtsız-dijital süreçler", "esneklik uygulamaları", "çevreye duyarlılık" olarak adlandırılmıştır. Sürdürülebilir İKY, değer zinciri anlayışla ve ekonominin dışında ekoloji ve toplum gibi makro konularla birlikte yordanması gereken bir kavram olarak değerlendirilmiştir.