Theses supervised by Prof. Dr. Recep Yaparel

10 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Uşşakilikte musiki ve musikişinaslar

İnsanlık tarihi boyunca dinî içerikli manzum sözlerin ve bu sözlerle icra edilen mûsikînin ibadet saikiyle kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanımın yaygınlaşması sonucu ?İlâhî? kavramı meydana gelmiş ve dinî ayinlerin özünü oluşturmuştur. İlâhîler, dinî merasimlere kattığı rûhanî hava ve sağladığı duygu coşkunluğu ile Türk Din Mûsikîsi'nin merkezinde yer alır.Türk Din Mûsikîsi'nin icra edildiği mekânlar, tekkeler olagelmiştir. Dinî mûsikî, tekkeler kanalıyla sürekli gelişmiş ve müzikal incelikler tekkelerde doruğa ulaşmıştır. Bu sebeple tekkeler ve tarikatlar, Dinî Mûsikî araştırmalarının kaynağı durumundadır.Araştırmamızı İstanbul merkezli bir tarikat olan Uşşâkîliğin, özünü Halvetîlik'ten alan zikir usûlü, mûsikîsi ve mûsikîşinasları üzerinde yoğunlaştırdık. Ayrıca Uşşâkî tekkelerinde icra edilen eserlerin tashih edilmiş notalarını gün yüzüne çıkarmaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Uşşâkîlik, Türk Din Mûsikîsi, Zikir, İlâhi, Tekke, Tarikat, Tasavvuf.

Dini müzikMüzikTarikatlar+4
Talha Günaydın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Nesne ilişkileri kuramı ve Tanrı tasavvuru

Sahip olduğu fiziksel ve psikolojik donanımı açısından evrendeki en karmaşık canlılardan birisi olan insan, tarih boyunca tüm dikkat ve ilgisini kendini tanıma ve anlamaktan ziyade dış dünyanın keşfine adamıştır. Bu keşif sürecinde o, doğal olarak en çok kendi aklına güvenmiş ve genellikle de onu diğer varlıklara karşı bir üstünlük aracı olarak kullanmıştır. Oysaki kendisine çok güvendiğimiz bu yetimizin çoğu zaman bizi özellikle de bize dair konularda yanılttığı bir gerçektir. Belki de bu konuların en başında gelmektedir kişilik. Öyle ki bugün, uzak galaksiler ve hatta evrenin sınırları hakkında çok şey söyleyebilen insanoğlunun kendisini kuşatan bu yapı ve hatta onun sınırlarına dair söyleyebilecek çok az sözü bulunmaktadır. Geçen yüzyılın başlarında ortaya çıkan psikanaliz, günümüz insanına her ne kadar kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini gösterememiş olsa da, en azından onu içinde yaşamış olduğu bu evin (kişiliğin) gerçek sahibi olmadığı noktasında bilgilendirmiştir. Bu sınırları belirsiz yapıyı anlayabilmek ve açıklayabilmek için çok sayıda yeni kavram ve terim üretmek zorunda kalan Freud, özellikle kendi narsisizmi ve çocuk cinselliğini haddinden fazla ön plana çıkarmasından dolayı başarısız olmuştur. İlk kez onun tarafından kullanılan bu terim ve kavramlar, klinik çalışmalarda klasik dürtü kuramını yetersiz bulan ve bu nedenle de kendi kişilik modellerini geliştirmek zorunda kalan birçok psikanalist için bir başlangıç noktası olmuştur. İnsan kişiliği hakkında birbirlerine yakın düşünce ve görüşler ileri süren bu kuramcılar, zamanla okul ya da model olarak isimlendirilen gruplar altında toplanmaya başlamıştır. İnsanın ilişki arayışını ve dolayısıyla da ilişki kavramını en güçlü insani motivasyon olarak kabul eden ve kişilik gelişiminin de, büyük ölçüde preoedipal dönem anne-bebek ilişkisi tarafından şekillendirildiğini düşünen ilk psikanalistler, nesne ilişkisi kuramcıları/object relation theorists olarak isimlendirilmiştir. M. Klein, Fairbairn ve D. Winnicott bu okulun ilk ve en önemli temsilcilerindendir. Nesne ilişkisi kuramcılarına göre, kendilik hissinin gelişimi yaşamın erken dönemlerinde ilişkisel şemaların oluşumuyla başlamaktadır. Bu şemaların oluşumunda aile çevresinin rolü oldukça önemlidir. Çünkü bir kendilik olma süreci ailede başlamaktadır. Aile çevresi çocuğun sadece kendilik hissini desteklemekle kalmayıp aynı zamanda ona kendi Tanrı imgelerini geliştireceği bir zemin de sunmaktadır. Bunun içindir ki, nesne ilişkisi kuramcıları Tanrı tasavvurunun ana kaynağının ilk nesne ilişkilerinde bulunduğunu varsayarlar. Bu açıdan bakıldığında Tanrı tasavvuru, nesne tasavvurunun özel bir türü olarak görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Psikanaliz, Nesne İlişkisi, Tanrı Tasavvuru, Winnicott, Geçiş Nesnesi

Din psikolojisiNesnePsikanaliz+2
Cihad Kısa
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin modernleşme sürecinde din eğitimi ve yabancılaşma sorunu

Yabancılaşma, özellikle hızlı toplumsal değişimlerin yaşandığı dönemlerde, bu değişimin çeşitli boyutlarına ve sonuçlarına dikkat çekmek üzere sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan bir kavramdır. Yabancılaşma, verili tarihsel ve sosyolojik gerçekliğe bireyler tarafından kutsal, nihâî ve değişmez nitelikler atfedilmesinin bir sonucudur. Kurumları, sembolleri ve ritüelleri ile bu gerçekliğin oluşumuna insanın üretici etkinliğinin katkısının göz ardı edilmesi, yabancılaşmaya hem bireysel bilinçte hem de toplumsal yaşamda süreklilik kazandırır. Yabancılaştırıcı süreçler dinî gelenekler içerisinde ortaya çıkabilir ve o gelenekler aracılığıyla meşrûlaştırılır. Dinî gelenekler, kültürel uyumsuzluğa, norm çatışmasına, marjinalleşmeye, radikal ve fundamentalist tutumlara kaynaklık etme bakımından yabancılaşmaya yol açabilirler. Dinler, sosyo-kültürel yabancılaşmanın, geleneğin somutlaştığı kurumsal süreçlerde meşrulaştırılmasına da katkı sağlayabilir. Yabancılaşma kavramı, din-toplumsal değişme münasebetinin, dinin toplumsal işlevlerinin, dinsel geleneğin ve kurumsallaşma biçimlerinin eleştirel değerlendirmesi için işlevsel bir bakış açısı ortaya koyar. Geleneksel dinî düşüncenin kurumsal temsîlinin ve modernleşme dönemi din ve eğitim politikalarının/anlayışlarının yabancılaşma düşüncesi etrafında ele alınması farklı yaklaşım ve önerileri gündeme getirebilecektir.Geleneksel dinî düşüncenin ve din eğitimi pratiklerinin sosyo-kültürel yabancılaşmaya yol açan yönlerinin, dinî bilginin mâhiyeti, din eğitiminin bilişsel içeriği, inanç ve doktrin açısından tespiti mümkündür. Benzer tespitler, dinî gruplar, dinsel söylem biçimleri, siyasal sosyalleşme, sekülerleşme ve çoğulculuk gibi sosyolojik süreçler açısından da yapılabilir. Bu çalışmada, geleneksel dinî düşünce ve din eğitiminin yabancılaşmanın çeşitli görünümleri ile münasebeti, tarihsel ve sosyolojik sürekliliği dikkate alan bir bakış açısıyla ve Türkiye?nin modernleşme deneyimi çerçevesinde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, Dinsel Gelenek, Modernleşme, Yabancılaşma, Dinsel Yabancılaşma, Din Eğitimi, Sosyo-Kültürel Yabancılaşm

DinDin eğitimiDin sosyolojisi+2
Muhammet Ertoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mümin ve Müslüman kavramlarının pozitif ruh sağlığı açısından değerlendirilmesi

İslam dininin, en dikkat çeken yönlerinden birisi insanların zihinlerinde tevhid, ahiret, nübüvvet gibi temel inanç konularını inşa ederken -Sosyal haya¬tın emniyetini sağlamaya yönelik olarak da- onların din, akıl, can, mal ve nesil¬lerini koruma altına almış olmasıdır. Bu açıdan müminden beklenen en önemli özelliklerden birisi alışveriş, ölçü, tartı gibi toplumun maddi yönüne bakan bi-rimlerinde, insanlarla arasındaki güvenirliği tesis etmiş olmasıdır. Müminin hadislerde insanların kendisinin ?şerrinden emin oldukları kimse? olarak tanı-tılması ise ayrıca bu kavramın topluma yayması gereken değer algısı ve kişiye kazandırdığı nitelikler yönünü önemli kılmaktadır. Bizde bu ivmeden hareketle mümin ve müslüman kavramlarını, hem kişinin kendi ruh sağlığı, hem de top¬lum ruh sağlığına katkısı açısından ele almaya çalışacağız. Netice itibariyle Ku¬ran-ı Kerimin insanı ve tüm insanlığı ulaştırmak istediği nokta, dini metinlerde ?insan-ı kamil? düzeyi olarak ifade edilmektedir. Bu hedefin -dünyaya bakan- en önemli yönü ise, inançlı insanın, ruh sağlığı dengeli, mutlu, psikolojik rahat¬sızlıkları olmayan veya minimal düzeyde olan bir birey olarak tüm insanlığa emniyet ve güven veren bir model ortaya koyma sorumluluğudur. Anahtar Kelimeler: Pozitif Ruh Sağlığı, Mümin, Müslüman, Kuran.

Din psikolojisiKur'an-ı KerimMümin+4
Tülay Düzenli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Müzikte batılılaşma hareketleri ışığında Hâşim Bey Mecmûası

Genel olarak batılılaşma, Avrupa'nın ekonomik düzenini ve kültürünü benimseme olarak algılanan bir kavramdır. 18. yüzyıla girildiğinde Osmanlı devleti eski gücünü yitirmiştir. Artık Avrupa ile başa çıkabilmek ve karşısında durabilmek için onlardan bir şeyler öğrenmek, kısaca batılılaşmak zorunda kalmıştır. Bu yüzyılda Avrupa kültürü gelişerek benimsenmeye başlanmıştır. 19. yüzyılda artık değişen, gelişen hayat tarzı ve bilinci batılılaşma hareketlerini daha da hızlandırmış ve bu yüzyıla ismini koymuştur. Hızla devam eden batılılaşma hareketleri devletin bütün kurumlarını etkilemiştir. 1826 yılında yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla fiilen kapatılan mehterhâne yerine Muzika-yı Humayun ismiyle müzik okulu açılmış ve ilk defa batı müziği eğitimi verilmeye başlanmıştır. İşte tam da bu gelişmelerin ortasında yaşamış olan Hâşim Bey(1815-1868) saray okulunda müziğe başlamış, daha sonra Muzika-i Humayun'da batı müziğini öğrenmiştir. Bu müzik kültürünün etkisi altında kalarak hazırladığı kitabı 1853 yılında Mecmûa-yi Kârhâ ve Nakşhâ ve Şarkiyyat, 1864'de ise Hâşim Bey Mecmûası ismiyle ikinci baskısını yapmıştır. Türkiye'de basılı ikinci müzik yayını fakat ilk nazariyat kitabıdır. Hâşim Bey Mecmûası'nın tamamı beş yüz on iki sahife olup, iki bölümdür. Birinci bölüm seksen yedi sayfadan oluşmuş edvâr bölümüdür. İkinci bölüm ise güftelerden oluşturulmuştur. İncelemesi yapılan kısım edvâr bölümüdür. Hâşim Bey Mecmûası nazariyat kitabı olarak basılmış ilk kitap olması açısından önemlidir. Yazar, makamları anlattıktan sonra batı tonları ile karşılaştırma ihtiyacı duyarak her makamı batı müziğindeki bir tona benzetmeye çalışmıştır. İlk defa bu yöntemi ortaya koyan yazar, alaturga-alafranga tartışmalarının yaşanmaya başlandığı dönemin etkisini kitabına da yansıtmıştır. Ayrıca kitabın sonunda batı müziği tonlarını açıklayan Hâşim Bey bu işi yapan ilk Türk müzikçisi olmuştur. Bu yayından sonraki nazariyatçılara ışık tutan Hâşim Bey batı müziğinin etkisinde kalarak yaptığı karşılaştırmalar ve açıklamalarla yeni bir anlayışın da fitilini ateşlemiştir. Anahtar Kelimeler: Batılılaşma, Hâşim Bey, Hâşim Bey Mecmûası, Batı Müziği.

Batı müziğiBatılılaşmaDergiler+6
Bülent Okan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim II. kademe öğrencilerinde din kültürü ve ahlak bilgisi düzeyi ile ahlak gelişimi arasındaki ilişkiler

Okul, ilköğretim döneminde çocuğun ahlâkî gelişimini büyük ölçüde etkilemektedir. Bu araştırmada, ilköğretim II. kademe öğrencilerinde Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi düzeyi ile ahlâk gelişimi arasındaki ilişkiler incelenmektedir.Araştırmada kullanılan örneklem, 2009-2010 Eğitim-Öğretim yılı 2. döneminde Mart ve Nisan aylarında İzmir'in Konak ve Karabağlar ilçelerinde 5 farklı ilköğretim okulunda 2. kademede öğrenim gören 460 ilköğretim öğrencisinden oluşmaktadır.Araştırmanın 1. Bölüm'ünde katılımcıların özelliklerini, cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, anne ve babanın mesleği, anne ve babanın ilgi düzeyi, anne ve babanın öğrenim düzeyi ve ailenin gelir düzeyini ölçmek için ?Kişisel Bilgi Formu?; araştırmanın 2. Bölüm'ünde ahlâkî bilgi düzeyini ölçmek için, 6., 7. ve 8. sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinde işlenen ?Ahlâk? öğrenme alanıyla ilgili sorular; araştırmanın bağımlı değişkeni olan ahlâkî yargı düzeyini ölçmek için ise, ?Değerlerin Belirlenmesi Testi-DIT (Defining Issues Test-DIT)? kullanılmıştır. Verilerin kaydedilmesi ve değerlendirilmesinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Hipotezlerde varyans analizi yapılmıştır.Araştırma sonucunda, ilköğretim 2. kademe öğrencilerinin ahlâkî olarak geleneksel düzeyde oldukları; öğrencilerin ahlâkî bilgi düzeyleri, cinsiyetleri, anne ve babalarının öğrenim düzeyi ve mesleği ile ahlâkî yargı düzeyleri ve öğrencilerin yaşı ve sınıfı, anne ve babanın ilgisi ve ailenin gelir durumu ile öğrencilerin ahlâkî yargı düzeyleri arasında da anlamlı bir fark bulunamamıştırKısacası, öğrencilerin ahlâkî gelişimlerinde sadece Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin etkili olmadığı; psikolojik ve sosyolojik birçok faktörün de öğrencilerin ahlâkî gelişimlerini etkilediği tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Ahlâk Gelişimi, Kohlberg'in Ahlâk Gelişimi Kuramı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi, Ahlâk Eğitimi, Ahlâk Öğretimi.

AhlakAhlak bilgisiAhlak eğitimi+5
Seda Gölcük
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik kalkınmada dinsel tutum ve davranışların çift yönlü rolü

Bu araştırmanın esas amacı dinî tutum ve davranışlarla demografik değişkenler ve ekonomik kalkınma kriterleri arasındaki ilişkileri incelemektir.Bu çalışmanın örneklem grubunu, üç ekonomik bölgede, farklı meslek gruplarında çalışanlar arasından tesadüfî yöntemle seçilmiş 1128 kişi (Bay: 953, Bayan: 171) oluşturmaktadır. Deneklerin yaş ranjı (18-80) olup yaş ortalamaları 38'dir.Veri toplama araçları olarak DEÜ İlâhiyat Fakültesi din psikolojisi ana bilim dalı öğretim elemanları tarafından geliştirilmiş olan dinî hayat ölçeği ve ekonomik kalkınma kriterleri ile kişisel bilgi sorularını içeren bir anket kullanılmıştır.Elde edilen bulgulara göre dinî tutum ve davranışlarla eğitim, yaş grupları, medeni durum, cinsiyet, meslek grupları ve sosyo-ekonomik durum arasında p< 0.01 düzeyinde bir korelasyon bulunmuştur.Dini tutum ve davranışlarla tasarruf ve tutumluluk, çalışmaya verilen önem, zaman planlaması, eğitim bilim ve teknolojik gelişmelere verilen önem, insanların güvenilir olmaları, müteşebbislik zihniyeti (negatif), sahip olduklarıyla yetinme (negatif), kutsal gün, gece ve mekanlara verilen önem, doğruluk ve dürüstlüğe verilen önemle, ekonomik imkânlarının gelişmesi, tüm yaşam ve çalışma hayatında sevgi unsuruna verilen önemle p< 0.01; ekonomik bölgelere göre ekonomik imkanların gelişmesinde dinin rolü olup olmadığını düşünenler ve Ekonomik bölgelere göre dinî davranışlar arasında p< 0.01 düzeyinde bir korelasyon bulunmuştur. İşe verilen önemle dini tutum ve davranışlar ve ekonomik bölgelere göre sahip olduklarıyla yetinme anlayışı arasında p< 0.05 düzeyinde anlamlı bir korelasyon bulunmuştur.Dinî tutum ve davranışlarla, beraber iş yapma anlayışı, tüketim harcamaları, tembelliğe yer vermeyen bir kader ve tevekkül anlayışı, modern bir hayatın gerektirdiği düzeyde enerji kullanımı, ekonomik bölgelere göre kutsal gün, gece ve bayramlara verilen önem arasında bir korelasyon bulunmamıştır.Anahtar kelimeler: 1) Dinî tutum ve davranışlar, 2) Ekonomik kalkınma,3) Dinî hayat, 4) Dindarlık.

Hasan Arslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencileri örnekleminde iman gelişimi ve dinsel fundamentalizm arasındaki ilişkiler üzerine bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, öncelikle İman Gelişimi (İG) ile Dinsel Fundamentalizm (DF) değişkenleri arasındaki ilişkiyi, daha sonra da aynı değişkenlerin bazı demografik değişkenlerle (yaş, cinsiyet, sınıf, sosyo-ekonomik düzey (SED), öğrenim alanının türü gibi) olan ilişkilerini incelemektir.Bu çalışmanın örneklemini, DEÜ'ne bağlı İlahiyat Fakültesi'nin İlahiyat ve DKAB bölümleri ve Eğitim Fakültesi'nin Sınıf Öğretmenliği bölümlerinde öğrenim gören öğrencileri arasından tesadüfî yöntemle seçilmiş 411 kişi (erkek=167, kız=244) oluşturmaktadır. Deneklerin yaş ranjı, 17?30 olup, yaş ortalaması ise 21.34'dür.Veri toplama araçları olarak, Leak, Loucks ve Bowlin (1999) tarafından geliştirilen İman Gelişimi Ölçeği ile Altemeyer ve Hunsberger (2004)'in geliştirmiş olduğu Dinsel Fundamentalizm Ölçeği kullanılmıştır.Elde edilen bulgular, İG ile DF, yaş ve sınıf değişkenleri arasında p<.001 düzeyinde anlamlı bir ilişkinin olduğunu, ancak cinsiyet, öğrenim görülen bölüm ve SED değişkenleriyle anlamlı bir ilişkinin olmadığını göstermektedir. Öğrencilerin, sınıflar açısından İG ortalama puanları arasındaki farklılaşmayı saptamak için yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda, birinci sınıf ve dördüncü sınıflar arasında anlamlı farklılaşmanın olduğu (F(3.407)=3.737, p<.05) tespit edilmiştir.DF değişkenine bakıldığında, bu değişkenin öğrenim görülen bölüm ve sınıf değişkenleriyle p<.001 düzeyinde anlamlı bir korelasyona sahip olduğu bulunmuştur. Ancak, DF ile cinsiyet ve SED değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bölümler açısından DF ortalama puanları arasındaki farklılaşmayı saptamak için yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda, sınıf öğretmenliği bölümünün DF ortalama puanlarıyla, DKAB bölümünün ve İlahiyat Bölümünün DF ortalama puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olduğu (F(2.408)=60.197, p<.001) tespit edilmiştir. Bunun dışında, öğrencilerin sınıflar açısından DF ortalama puanları arasındaki farklılaşmayı saptamak için yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda, birinci, üçüncü ve dördüncü sınıflardaki öğrencilerin DF ortalama puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olduğu (F(3.407)=37.208, p<.001) tespit edilmiştir. Ayrıca ikinci sınıfların DF ortalama puanları ile dördüncü sınıfların DF ortalama puanları arasındaki fark da p<.01 düzeyinde anlamlı olarak saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) İman Gelişimi Kuramı, 2) İman Gelişimi Evreleri, 3) James W. Fowler, 4) Dinsel Fundamentalizm

Din psikolojisiFundamentalizm
Abdulvahid Sezen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Dinsel fundamentalizm ile Yeni Çağ inançlarına yönelik tutumlar arasındaki ilişkiler

Bu araştırmanın amacı, öncelikle Dinsel Fundamentalizm ile Yeni Çağ İnançları gibi değişkenler arasındaki mevcut ilişkiyi, daha sonra da aynı değiş-kenlerle diğer bazı demografik değişkenler arasında var olduğu ileri sürülen ilişkileri incelemektir.Araştırmanın örneklemini, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Müzik ve Resim Bölümü, Deniz Bilimleri Fakültesi, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakülte-si'nin İlahiyat Bölümü, Anadolu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ile İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi öğrencilerinden oluşan evrenden tesadüfi yöntemle seçilmiş toplam 178 kişi (erkek=63, kız=115) oluşturmaktadır. Deneklerin yaş ranjı, 18?30 olup, yaş ortalaması 21.32'dir.Veri toplama araçları olarak, Altemeyer ve Hunsberger'in (1992) geliş-tirmiş olduğu Dinsel Fundamentalizm Ölçeği (DFÖ) ile araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Yeni Çağ İnançları Anketi (YÇİA) kullanılmıştır.Elde edilen bulgular, Dinsel Fundamentalizm ile Öğrenim Alanları de-ğişkenleri arasında (r=.156) p<.05 düzeyinde, Dinsel Fundamentalizm ile Yaş değişkenleri arasında (r=.182) p<.01 düzeyinde anlamlı ilişkinin olduğunu, an-cak Dinsel Fundamentalizm'in diğer demografik değişkenlerle (medeni durum, sosyo-ekonomik düzey, yaşanılan yer, cinsiyet) ve Yeni Çağ İnançları değişke-niyle arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığını göstermektedir. Öğrencilerin, öğrenim gördüğü alan türü açısından Dinsel Fundamentalizm ortalama puanla-rı arasındaki farklılaşmayı saptamak için yapılan tek yönlü varyans analizi so-nucunda, İlahiyat Bölümü ile Resim, Müzik ve Beden Eğitimi Bölümleri arasın-da anlamlı farklılaşmanın olduğu (F(6.171)=4.710, p<.001) tespit edilmiştir.Yeni Çağ İnançları değişkenine bakıldığında, bu değişkenin sadece yaş değişkeniyle (r=.248) p<.001 düzeyinde anlamlı bir korelasyona sahip olduğu gözlenmiştir. Bunun dışında, Yeni Çağ İnançları değişkenin diğer tüm demog-rafik değişkenlerle arasında herhangi bir korelasyon tespit edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Dinsel Fundamentalizm, Yeni Dinî Hareketler, Yeni Çağ,Reenkarnasyon, Astroloji, Karma.

Cüneyd Aydın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Alfred Schutz'un fenomenolojik sosyolojisi ve din sosyolojisine uygulanabilirliği

Bu çalışmanın amacı Yorumlayıcı Sosyoloji'nin Din Sosyolojisi'ne uygu-lanabilirliğini incelemektir. Bu gayeyle Birinci Bölüm'de Yorumlayıcı Sosyolojinin kurucusu kabul edilen Alfred Schutz'un Fenomenolojik Sosyolojisi'ni inşa eden düşünsel düzlem ve kendi hayat hikayesine dair bilgi verildi.İkinci Bölüm'de onun kuramını anlayabilmek için kullandığı temel on kavram kısaca tanımlandı; toplum kuramı ve Sosyal Bilimler Felsefesi'nde iki meseleye dair malumat sunuldu.Üçüncü Bölüm'de Schutz'un Yorumlayıcı Sosyolojisi anlatıldı. Konusu, yöntemleri ve aynı çerçevede edim tipleri, eylem, toplumsal eylem, toplumsal ilişki ve çoklu yaşama dünyalarına ilişkin konular ele alındı.Dördüncü Bölüm'de ise, Schutz'un Fenomenolojik Sosyolojisi'nin Din Sosyolojisi'ne uygulanabilirliğini denendi. Bu deneme önce kavramsal, sonra konusal çerçevede yapılmaya çalışıldı.Tezin genel bir değerlendirmesi ile çalışma bitirildi.

Din sosyolojisiFenomenolojiFenomenolojik sosyoloji+1
S. Nilgün Sofuoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Other supervisors