Theses supervised by Prof. Dr. Ruhi Sarpkaya
17 theses · Aydın Adnan Menderes University
Üniversite terki: Bir durum çalışması
Bu çalışmanın amacı 2008-2018 yılları arasında, eğitim fakültesini diploma almadan terk eden bireylerin terk nedenlerinin ve terk sürecine ilişkin deneyimlerinin belirlenmesidir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme tekniği ile seçilen Ege bölgesindeki bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinden 2008-2018 yılları arasında diploma almadan ayrılan 10 birey ve aynı dönemde fakültede çalışan 8 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmış ve verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, bireylerin üniversiteye kayıt sürecinde yönlendirme etmenleri, kişisel etmenler, sistem etmenleri, ailevi etmenler, mesleki etmenler ve kent etmenleri üniversiteye kayıt öncesi etmenler (I) olarak önemli bir yer tutmaktadır. Bu etmenler bireylerin üniversiteye kayıt öncesinde içsel ve dışsal güdülenme düzeylerini belirleyebilmektedir. Üniversiteye kayıt sonrasında, üniversite süreci etmenleri (II) kapsamında psikolojik durum, akademik durum, sosyal durum, kurumsal durum, atama durumu, askerlik durumu, ailevi durum ve maddi durum bireylerin içsel ve dışsal güdülenmeleri üzerinde belirleyici etmenler olarak bulunmuştur. Tüm bu etmenler bireylerin uyum etmenleri (III) olan akademik bütünleşme, sosyal bütünleşme ve kurumsal bağlılık etmenleri üzerinde etkili olarak bireyleri terk kararına yönlendirebilmektedir. Terk kararı sonrasında bireylerin sistemi terk etmek ve bölüm/kurum değişiklikleri seçenekleri doğrultusunda davranış gösterdikleri bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular çerçevesinde mesleki yönlendirme, eğitim fakültesine öğrenci seçimi, kurumlar arası ve programlar arası geçiş, kurumsal bağlılık, akademik ve sosyal bütünleşmeye dönük uygulamalar, öğretmen atama sistemi, üniversite-kent işbirliğine yönelik öneriler geliştirilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Üniversite Terki, Eğitim Fakültesi, Terk Deneyimi, Durum Çalışması.
İlköğretim velilerine göre okul aile işbirliği
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 1.kademede çocuğu bulunan velilerin okul aile işbirliğine ilişkin durumlarını araştırmaktır. Araştırmanın evreni, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Aydın ili Nazilli ilçesinde bulunan 13 ilköğretim devlet okullarında kayıtlı öğrencilerin velileri, örneklemi ise küme yöntemiyle seçilen 266 veli oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplanmasında; araştırmacı tarafından geliştirilen "İlköğretimde Okul ve Aile İşbirliği Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek altı alt boyutta ('Okul Yönetimine Katılım', 'Öğretmenle İletişim', 'Yönetimle İletişim', 'Diğer Velilerle İletişim', 'Okul Etkinliklerine Katılım', 'Finansman') değerlendirilmiştir. Verilerin çözümlenmesi için SPSS 23 (Statistical Package Program for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi, One Way Anova testi, Tukey, LSD çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Anlamlılık testlerinin hepsinde alfa değeri α=. 05 düzeyinde kabul edilmiştir. Araştırmanın sonucunda velilerin görüşlerine göre, "İlköğretimde Okul ve Aile İşbirliği Ölçeği" nin alt boyutlarından biri olan "Öğretmenle İletişim" düzeyinin diğer alt boyutlara oranla yüksek düzeyde algılandığı, "Okul Etkinliklerine Katılım" düzeyinin ise diğer alt boyutlara oranla daha düşük düzeyde algılandığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada cinsiyete ve yaşa göre velilerin okul-aile işbirliği düzeylerinde anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Fakat gelir durumu, eğitim durumu ve sahip olduğu çocuk sayısına göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Farklılık gösteren bu değişkenlerin ailelerin sosyo-ekonomik düzeyleriyle paralellik gösterdiği söylenebilir. Ekonomik düzeyi iyi olan, sahip olduğu çocuk sayısı az olan, eğitim durumu yüksek olan velilerin, çocuklarının eğitimine katkı sağlamada da yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Sosyo-ekonomik ve diğer alanlarda okula katkı sağlamada yetersiz olan ailelerin tespit edilmesi ve okuldaki tüm paydaşların üzerine düşen görev ve sorumlulukları yapması gerektiğinin ve böylece okul-aile işbirliğinin arttırılmasında etkili olacağı önerilmektedir.
Okullarda prososyal davranış ve pozitif ses çıkartma davranışı oluşumunda lider-üye etkileşiminin rolü
Bu araştırmanın amacı, okullarda öğretmenlerin prososyal davranışları ile pozitif ses çıkartma davranışının arasındaki ilişki ve bu ilişkide lider üye etkileşiminin düzenleyicilik rolünün olup olmadığının saptanmasıdır. Bu sayede, öğretmenlerin davranışlarının liderleriyle kurdukları etkileşimden etkilenip etkilenmediği tespit edilecektir. Araştırmanın diğer amacı da öğretmenlerin prososyal davranışlarının, pozitif ses çıkartma davranışlarının ve lider üye etkileşimlerinin onların cinsiyetine, yaşına, medeni durumuna, çalışma sürelerine, çalıştıkları okulun büyüklüğüne ve türüne göre incelemektedir. Araştırma karma desende açıklayıcı sıralı modelle desenlenmiştir. Nicel desende yapısal eşitlik modellemesi ile prososyal davranışlar ile pozitif ses çıkartma davranışı arasındaki ilişkide lider üye etkileşiminin düzenleyicilik rolü test edilmiştir. Aynı zamanda demografik etmenlerin değişkenlere etkisini tespit etmek amacıyla t-testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Nitel desende olgu bilim ile desenlenen araştırma yarı yapılandırılmış görüşme formları ile verileri toplamıştır. Araştırma, 2019-2020 yılı İzmir ili Buca ilçesinde bulunan resmi okullarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Lider Üye Etkileşimi Ölçeği", "Prososyal Davranışlar Ölçeği", "Pozitif Ses Çıkartma Davranışı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, lider üye etkileşimi değişkeninde cinsiyet, yaş, medeni durumda anlamlı fark çıkmazken çalışma süresi, okul büyüklüğü ve türünde anlamlı farklılık çıkmıştır. Prososyal davranışlarda yalnızca okul türü değişkenine göre anlamlı farklılık görülürken pozitif ses çıkartma davranışında medeni durum ve okul türü değişkeninde anlamlı farklılık bulunmuştur. Bununla beraber prososyal davranışlar ile pozitif ses çıkartma arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin düzenleyicilik etkisi de ortaya konmuştur. Sonrasında yapılan nitel analizler sonucunda ise; nicel bulgular desteklenmiş ve ayrıca lider üye etkileşiminin kalitesinin altında yatan etmenler saptanmıştır.
Okul öncesi ve ilköğretim öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri
Bu araştırmanın temel amacı Türk Eğitim Sisteminde önemli bir yere sahip Okul öncesi ve İlköğretim Okullarının en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini bazı değişkenlere (cinsiyet, yaş, medeni durum, sahip olunan çocuk sayısı, mesleki kıdem, okul düzeyi) göre incelemektir.Çalışma evrenini, İzmir ili Menderes ilçesine bağlı 35 ilköğretim okulunda ve 1 okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan 485 ilköğretim okulu öğretmeni ve 47 okul öncesi öğretmeni olmak üzere, toplamda 532 öğretmen, Gaziemir ilçesine bağlı 17 ilköğretim okulunda ve 1 okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan 695 ilköğretim okulu öğretmeni ve 63 okul öncesi öğretmeni olmak üzere, toplamda 758 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklemi ise okulöncesi eğitim kurumlarında görev yapan 83 öğretmen ve ilköğretim okullarında görev yapan 484 öğretmen olmak üzere 47 okulda toplam 567 öğretmen oluşturmaktadır.Öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek için Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ?Maslach Tükenmişlik Envanteri (MTE) ve kişisel bilgiler içinse araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Verilerin çözümlenmesi amacıyla; frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi testi, çoklu karşılaştırma testi, One-Way Anova testi kullanılmıştır. One-Way Anova testi sonucunda anlamlı bir fark çıktığında, bu farkın nereden kaynaklandığını bulmak için varyanslar eşit ise çoklu karşılaştırma testlerinden Scheffe ve Tukey; varyanslar eşit değilse Tamhane's T2 testi yapılmıştır.Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin duyarsızlaşma boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin okul düzeyi, medeni durum, mesleki kıdem değişkenlerine; kişisel başarı boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin ise branş, yaş ve okul düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Cinsiyet ve sahip olunan çocuk sayısı değişkenleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Anahtar sözcükler: Öğretmen, Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Azalan Kişisel Başarı Duygusu
İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel değişime ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın temel amacı, Siirt İl merkezinde çalışan ilköğretim okuluöğretmenlerinin örgütsel değişmeye ilişkin görüşlerini belirlemek ve önerilergeliştirmektir.Bu çalışmanın evrenini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Siirt merkezilköğretim okullarında görevli 1150 öğretmen oluşturmaktadır. AraştırmanınÖrneklemini 315 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada Prof. Dr. Abdurrahman TANRIÖGEN ve Arş. Gör. AydanKURSUNOGLU tarafından geliştirilen ?Örgütsel Değişim Anketi?nin uygulanmasısonucu elde edilen veriler kullanılmıştır. ?Örgütsel Değişim Anketi?nin güvenirlikkatsayısı ? =,941 olarak bulunmuştur. Aynı zamanda anket, ?Örgütsel Değişimİhtiyacının Belirlenmesi?, ?Örgütsel Değişimin Planlanması?, ?Örgütsel DeğişiminUygulanması?, ?Örgütsel Değişimin Değerlendirilmesi?, ?Örgütsel DeğişiminFelsefesi? olmak üzere 5 boyuttan oluşmaktadır.Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetikortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann Whitney-UTesti, ve çoklu karşılaştırma testleri (Scheffe, Turkey HSD, LSD) kullanılmıştır.Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi, (p<.05) olarak kabul edilmiştir.Elde edilen veriler tablo,şekil ve grafikler aracılığıyla açıklanmıştır.Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır:Siirt il merkezinde ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütseldeğişime ilişkin görüşleri,1. Genel anlamda ?Katılıyorum? düzeyinde ve olumludur.2. en yüksek ortalamaya sahip ?Değişmenin niçin yapıldığı çalışanlarca açıkçabilinmeli.?, ?Örgütsel değişme, anlaşılabilir olmalı.?, ?Örgütsel değişme, amaca yönelikolmalı.? maddeleri için ?Tamamen Katılıyorum? düzeyindedir.3. En düşük ortalamaya sahip ?Örgütsel değişme, çalışanların mutluluğu içinyapılmamalı.? Maddesi için ?Kararsızım?; ?Değişme sürecinin değerlendirilmesi,iiönceden belirlenen ölçütler ile yapılmamalı.? Ve ?Değişme süreci uygulanırken, tümpersonelin çalışması izlenmemeli.? Maddesi için ise ?Katılmıyorum? düzeyindedir.4. Anketin ?Örgütsel Değişme İhtiyacının Belirlenmesi?, ?Örgütsel DeğişmeninPlanlanması?, ?Örgütsel Değişmenin Uygulanması?, ?Örgütsel DeğişmeninDeğerlendirilmesi? ve ?Örgütsel Değişmenin Felsefesi? boyutunda cinsiyet, meslekimemnuniyet durumları, okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyi ve branşdeğişkenleri arasında anlamlı bir fark göstermemektedir.5. Ölçeğin çeşitli boyutlarına göre mezun olunan okul türü ve mesleki kıdemdeğişkenleri bakımından anlamlı farklılık göstermektedir.ANAHTAR SÖZCÜKLERDeğişme, Örgütsel Değişme, Görüş, İlköğretim, Öğretmen
İlkokul ve ortaokullarda çalışan öğretmen ve yöneticilerin örgüt kültürüne ilişkin algılarının örgütsel değişmeyle ilişkisi İzmir ili örneği
Örgütler, insanların işbirliği gereksiniminden ortaya çıkmıştır. İnsanlar, bireysel güçlerini aşan amaçlarını, işbirliği yoluyla gerçekleştirerek örgüt kültürünü oluşturmuşlardır. Değişme ve gelişmenin yaşandığı çağımızda, örgütler sürekli olarak büyümekte ve karmaşıklaşmaktadır. Teknolojideki yeni gelişmeler, hem örgütsel hem bireysel olarak yeni bilgi ve becerilere gereksinimi artırmaktadır. Örgüt kültüründe verilecek kararların tüm çalışanlarca açık ve net olarak anlaşılması sağlanmalıdır. Bazı toplumların bilgi toplumuna geçtiği, bazılarının da geçiş sıkıntıları yaşadığı günümüzde "eğitim örgütleri" merkezdeki yerini korumaktadır. Bu düşünceden hareketle bu araştırmanın amacı, İzmir ili Bergama ilçesindeki ilkokul ve ortaokul kurumlarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin örgüt kültürlerine ilişkin algılarının örgütsel değişmeyle ilişkisini tespit etmektir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, İzmir İli Bergama İlçesinde bulunan ilkokul ve ortaokul kurumlarındaki yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemi 256 öğretmen ve yönetici oluşturmaktadır. Araştırmada Terzi'nin(2005) geliştirmiş olduğu "ilköğretim Okullarında Örgüt Kültürünü Belirleme Ölçeği" ve Ordu'nun(2006) geliştirmiş olduğu "Öğretmenlerin Örgütsel Değişmeye İlişkin Tutumlarını Ölçme Envanteri" kullanılmıştır. Bu ölçekler aracılığıyla öğretmen ve yöneticilerin örgüt kültürüne ilişkin algılarının örgütsel değişmeyle ilişkisi, cinsiyet, mezun olunan okul türü, görev yapılan okul türü, kıdem, branş, okuldaki çalışma yılı, görev türü ve velilerin ekonomik durumu göre incelenmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım moment korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda örgüt kültürü ile örgütsel değişim arasında pozitif yönde, düşük düzeyde, anlamlı bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgüt kültürü ve örgütsel değişime ilişkin yönetici ve öğretmenlerin demografik özellikleri ele alınmış ve örgüt kültürü ve örgütsel değişim ölçekleri alt boyutları arasında çeşitli farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir.
Eğitim ekonomi ilişkisine eleştirel bir yaklaşım
Eğitim temel olarak bireyde istenilen davranış değişikliğinin oluşturulması süreci olarak görünse de aslında var olan siyasal, ekonomik ve toplumsal sistemin devamlılığını sağlayan ideolojik de bir süreçtir. Eğitim, hem toplumsal sistemin devamlılığını sağlaması hem de üretilen yeni bilgi ve bireye kazandırılan bilgi, beceri, tutum ve değerler aracılığıyla bireyin gelişimini ve toplumunun kalkınmasını sağlaması açısından önemle üzerinde durulması gereken bir olgudur. Eğitimin diyalektik olarak ilişki içerisinde olduğu alanlardan birisi de ekonomidir. Eğitim, bilginin üretimi, yeni bilginin kullanılması ve yayılımı konusunda ekonomik üretim sürecine katkıda bulunmakta bunun yanında bir üst yapı kurumu olarak var olan ekonomik sistemin dinamiklerinden de etkilenmektedir. Özellikle bugün kapitalizmin ağırlaşan koşullarında bir üst yapı kurumu olarak eğitim, kapitalizmin toplumsal sistem üzerindeki etkilerini derin olarak yaşamakta ve özellikle toplumsal sınıf eşitsizliğinin yeniden üretilmesi konusunda üst sınıfın yararına hizmet etmektedir. Bu çalışmanın amacı, ekonomi ve eğitim arasındaki diyalektik ilişkiyi insan sermayesi kuramı, eşitsizlikler, eğitim arzı, eğitim talebi ve eğitim finansmanı boyutları ile incelemektir. Çalışma kuramsal bir çalışmadır ve alanyazın taraması şeklinde yürütülmüştür. Bu çerçevede eğitim ve ekonomi ilişkisini ele alan makale, kitap, yayınlanmış ulusal ve uluslararası raporlar incelenmiş ve belirtilen alt boyutlar çerçevesinde çözümlemeler yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre ekonominin bir alt yapı kurumu olarak eğitim sistemi üzerinde, var olan eşitsizliklerin her geçen gün yeniden üretilmesini sağlayıcı bir etki yarattığı görülmektedir. Bireylerin kamusal bir hak olan eğitime erişimleri uygulanan politikalar doğrultusunda günden güne azalmakta ve eğitim ortamları toplumun üst sınıfından gelen öğrenciler için her geçen gün daha avantajlı hale gelmektedir. Varılan sonuçlara göre getirilebilecek öncelikli öneri, toplumda var olan gelir adaletsizliğinin giderilmesidir. Bunun yanı sıra özellikle alt sınıftan gelen dezavantajlı öğrencilere eğitime girişte ve eğitim sürecinde daha fazla destek sağlanması gerekmektedir. Eğitimin kamusal bir hak olduğu gerçeği düşünüldüğünde eğitime yönelik piyasalaşmanın önüne geçilmesi ve devlet desteğinin arttırılarak eğitim ortamlarının daha eşit ve etkili kılınması gerekmektedir. Anahtar sözcükler: Ekonomi, eğitim, eğitim ekonomisi, insan sermayesi kuramı, altyapı ve üstyapı kuramı, eşitsizlik, eğitim talebi, eğitim arzı, eğitim finansmanı, neoliberalizm
Öğretmenlerin örgütsel güven ve farkındalık algıları ile okulların etkililik düzeyleri
Bu araştırmada; öğretmenlerin örgütsel güven algılarının ve örgütsel farkındalık düzeylerinin, okulların etkililik düzeylerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli seçilmiştir.Araştırmanın örneklemini; 2013-2014 öğretim yılında Aydın Merkez İlçede Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde çalışan 370 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmanın verileri Okul Farkındalık Ölçeği, Okula Güven Ölçeği, Okul Etkililiği Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile elde edilmiştir.Öğretmenlerin okula ilişkin farkındalık, okula güven ve okul etkililiğine ilişkin algılarının yaş, cinsiyet, çalıştıkları okul türü, eğitim durumları ve mesleki çalışma yılları değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin çözümlenmesinde Bağımsız Gruplar t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi testlerinden ve öğretmenlerin okula güven ve okul farkındalığına ilişkin algılarının, okul etkililiğine ilişkin algıları üzerine bir etkisi olup olmadığının çözümlenmesi amacıyla basit ve çoklu regresyon kullanılmıştır.Araştırmanın temel problem cümlesi kapsamında öğretmenlerin okula güven ve okul farkındalığına ilişkin algılarının, okul etkililiğine ilişkin algıları üzerine bir etkisinin olup olmadığına ilişkin bulgular incelendiğinde, öğretmenlerin meslektaşlara ve öğrenci ve veliye güven algıları ile okul müdürüne ilişkin farkındalık algılarının, öğretmenlerin okul etkililiğine ilişkin algılarını anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Okul Etkililiği, Örgütsel Farkındalık, Örgütsel Güven
Öğretim elemanlarının örgütsel adalet algılarıyla umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, üniversitede görev yapan öğretim elemanlarının örgütsel adalet algılarıyla umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve örgütsel adalet algıları ile umutsuzluk düzeylerini çeşitli değişkenlere göre incelemektir. İlişkisel tarama modelindeki bu araştırmanın çalışma evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Aydın ilinde bulunan Adnan Menderes Üniversitesi'nde görev yapan öğretim elemanları, örneklemini ise küme örneklemesi yöntemiyle seçilen 468 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Örgütsel Adalet Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma ile ilişkisiz örneklemler için t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde anlamlılık .05 düzeyinde sınanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretim elemanlarının örgütsel adalet algıları ile umutsuzluk düzeyleri orta düzeydedir. Öğretim elemanlarının örgütsel adalet algıları kıdem, unvan, eğitim durumu ve idari görev değişkenlerine göre anlamlı bir fark gösterirken, cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Öğretim elemanlarının umutsuzluk düzeyleri ise unvan ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir fark gösterirken, cinsiyet, kıdem, eğitim durumu ve idari görev değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Öğretim elemanlarının örgütsel adalet algılarıyla umutsuzluk düzeyleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu, umutsuzluk ölçeğinin faktörlerinin tek yordayıcısının ise örgütsel adalet ölçeğinin dağıtımsal adalet boyutu olduğu saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Öğretim Elemanı, Örgütsel Adalet, Umutsuzluk
Öğretmen görüşlerine göre fen liselerinde yönetici-öğretmen ilişkilerinde karşılaşılan sorunlar (Ege bölgesi örneği)
Toplumların her alanda gelişmesinde eğitim sisteminin büyük etkisi vardır. Eğitim sisteminin girdileri olan öğrencilere şekil veren ise hiç şüphesiz öğretmenlerdir. Sistem içerisinde yönetim, eğitim paydaşlarına uygun ortamı sağlamakla görevli mercidir. Bu bağlamda öğretmen ile yönetici arasındaki formal ve informal ilişkiler kurum başarısını yani öğrenci başarısını etkilemektedir. Araştırma fen lisesi öğretmenlerinin "Yönetici-Öğretmen ilişkilerinde Karşılaşılan Sorunlara" ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmayı amaçlayan betimsel bir araştırmadır. Araştırmada çalışma evreni alınmamış evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma evreni 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Ege Bölgesi'nde bulunan Aydın, Afyonkarahisar, Denizli, Kütahya, İzmir, Manisa, Muğla ve Uşak illerindeki 31 kamu fen lisesinde görev yapan 739 öğretmenden oluşmaktadır. Ancak araştırmaya 320 kişi katılmıştır. Araştırmada Güler (2006)'in "Öğretmen-Yönetici İlişkilerinde Sorun Yaratan Konular" isimli ölçeği fen liselerine uyarlanarak kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; İzmir ve Aydın ilindeki görev yapan öğretmenlerin diğer illerde görev yapanlara göre; bulunduğu okulda "11-15 yıl" arası görev yapan öğretmenlerin diğerlerine göre yönetici-öğretmen ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıkları saptanmıştır. Yöneticiler ile öğretmenler arasında siyasi ve sendikal olarak kutuplaşmaların olduğu görülmüştür. Öğretmen algılarına göre sendika güdümünde yapılan yönetici atamalarının yönetici ile öğretmen arasında sorunların oluşmasına neden olmaktadır. Ölçek maddeleri arasında en önemli iletişim sorununun ise "Yöneticilerin öğretmenlerin eleştirilerine açık olmamaları." olduğu görülmüştür. Ölçeğin genelinde, öğretmen görüşlerine göre yönetici-öğretmen ilişkilerinde karşılaşılan sorunlar orta düzeydedir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre yönetici, öğretmen ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Fen lisesi, yönetici, öğretmen, insan iliĢkileri,sorunlar
Türk eğitim sisteminde eğitim arzı ve eğitim talebine ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmanın amacı, Türk eğitim sisteminde eğitim arz ve eğitim talebinde yaşanan sorunları ortaya çıkarmak ve çözüm önerileri getirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninden yararlanılmıştır. Araştırmaya üç farklı okul türü ve bu okullarda okuyan öğrenci, bu okullarda öğrencisi bulunan veliler, öğretmenler ve yöneticiler katılmışlardır. Araştırmanın verileri 2021-2022 eğitim-öğretim yılında toplanmıştır. Araştırmaya, bir İmam Hatip Lisesi, bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve bir Genel Liseden öğretmen, veli, öğrenci ve okul yöneticisi olmak üzere toplam 21 katılımcı dâhil olmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Moustakas'ın olgubilim veri analiz süreci izlenmiştir. Verilerin analizinde nitel araştırma analiz programı MAXQDA-11 kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, eğitim talebi en fazla toplumun ve bireylerin eğitim ihtiyacı olarak; eğitim arzı ise devletin verdiği eğitim hizmeti olarak tanımlanmıştır. Ayrıca eğitim talebi bağlamında en önemli belirleyici etmenlerin aileler, kolay yoldan meslek sahibi olma isteği, eğitim sistemine bağlı sınav sistemi ve iyi bir yükseköğretime gidebilme isteği olduğu anlaşılmıştır. Okulun sahip olduğu kaynakların, sosyal çevrenin ve öğretmen kaynağının eğitim talebi açısından önemli birleyici etmenler oldukları anlaşılmıştır. Eğitim arzına ilişkin ise olumsuz anlamda en fazla görüş eğitime ayrılan bütçeye yönelik gelmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda okullaşma oranlarında talebin dikkate alınması, öğretmen mesleki gelişimi, ailelerin bilinçlendirilmesi, okul rehberlik servislerinin okul tercihinde ailelere ve öğrencilere destek noktasında etkili çalışmaları, eğitimde niteliğe artırmaya yönelik daha fazla bütçe sağlanması gibi öneriler getirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Eğitim Arzı, Eğitim Talebi, Olgubilim Çalışması, Ortaöğretim.
Liselerde yöneticilerin ve öğretmenlerin görüşlerine göre denetim uygulamaları
Çalışmanın amacı devlet liselerinde, Millî eğitimin amaçlarının gerçekleştirilmesine katkı sağlayabilecek nasıl bir denetim sistemi uygulanması gerektiğinin araştırılmasıdır. Bu nedenle ders denetimi görevini üstlenen okul müdürleri ve denetlenen rolündeki öğretmenlerin hem Millî eğitimin amaçlarına ilişkin farkındalığını belirlemek hem de denetimi kimin, hangi ölçütlerle ve nasıl yapması gerektiğine dair düşüncelerini tespit edebilmek amacıyla, ders denetimi ile ilgili görüşleri alınmıştır. Eğitim denetimi okulların amaçlarını gerçekleştirip gerçekleştiremediğinin ortaya çıkmasını sağlayacak önemli bir uygulamadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu Aydın ili Kuşadası ilçesinin devlet liselerindeki okul müdürleri ve farklı branşlardaki öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışma gurubunun belirlenmesinde maksimum çeşitlilik örneklemesi modelinden yararlanılmıştır. Veriler görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme soru formu ile okul müdürlerine ve öğretmenlere ayrı ayrı sorular sorularak görüşmeler yapılmıştır. Toplanan veriler araştırmanın problem durumu ve alt problemlerine göre analiz edilerek kodlanmıştır. Her tema için kategoriler oluşturarak anlamlı bulgular ortaya çıkarılmış ve bu bulgular içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda okul müdürlerinin ders denetimi öncesi öğretmeni bilgilendirme; denetim esnasında müdürün ders giriş zamanı, derste kalış süresi, değerlendirme kriterleri; denetim sonrası ise geribildirim şekli hususlarında farklı uygulamalarda bulundukları görülmüştür. Okul müdürleri ders denetimlerinde ortak bir standardı yakalayamamışlardır. Ders denetimlerinin öğretmenlerin mesleki gelişimlerine destek olmak yerine genellikle öğretmeni kontrol etmek amacıyla yapılıyor olmasının aslında denetimi işlevsizleştirdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Denetimlerde MEB'in amaçlarının gerçekleşmesine dönük yaşanan başka bir sorunun da öğretmenlerin ders denetimlerini kişisel ve negatif olarak algılamaları olduğu tespit edilmiştir. Tüm bulgulara bakıldığında ideal bir ders denetimi sistemi için öncelikle Millî eğitimin amaç ve ilkelerine olan farkındalığı artırmak gerektiği ve uygulanan denetim modeli hakkında öğretmenlerin bilgilendirilmeye ihtiyaçları olduğu ortaya çıkmıştır. Okul müdürleri ve öğretmenler ders denetimlerinde her branştan uzman bir kişinin müdüre eşlik etmesinin yararlı olacağını belirtmişlerdir.
Eğitim nasıl finanse edilmeli: Yönetici, öğretmen ve veli görüşleri
Bu çalışma ile okul öncesi eğitim kurumlarının nasıl finanse edildiği, okul öncesi eğitim kurumlarında var olan finansman sorunları, finansman sorunlarına getirilen çözümler, çözüm önerileri, ailenin sosyo ekonomik düzeyi ile ilgili olarak öğrencilerin kaliteli eğitime ne derece ulaşabildiği ve pandemi sürecinin eğitim sürecine olan etkisi yönetici, öğretmen ve veli görüşlerine dayanılarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma nitel araştırma deseninde yürütülmüş, fenomenolojik araştırma deseni ve doküman incelemesi kullanılmış ve 2019-2020 eğitim öğretim yılında Aydın ili Efeler İlçesi' nde görev yapan 5 okul yöneticisi, 5 okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi eğitimde öğrencisi bulunan 5 veli ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcı grup, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik ve kartopu örnekleme yöntemleri ile seçilmiştir. Katılımcı grup ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla pandemi nedeniyle çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarının kamudan yeteri kadar destek göremediği, başta temizlik, yardımcı personel ve kırtasiye kalemlerinde sıkıntılar yaşandığı, bu sorunların giderilmesi adına aidatların toplandığı fakat düzensiz ödemelerin olması sebebiyle aidatların giderleri karşılamakta yetersiz kaldığı, ailelerin sosyoekonomik durumunun eğitim sürecini etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca pandemi döneminde öğrencilerin okula devam etmemesinden kaynaklı aidatların ödenmemesi, kermes çay gibi etkinliklerin düzenlenememesi okul finansmanını olumsuz etkilerken ailelerin ekonomisinin sarsılması öğrenciye yapılan harcamalara olumsuz yansımıştır. Pandemi döneminde öğrencilerde teknoloji ve ekran bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklar oluşması araştırmanın bulguları arasındadır. Okullarda kalite standartlarının eşitlenmesi ve aidatların düzenli ödenmesinin sağlanması öneriler arasındadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Okul Öncesi Eğitim, Covid 19 Salgınının Eğitime Etkileri, Eğitimde Eşit(siz)lik, Eğitim Finansmanı Sorunları
Eğitimin finansmanı ve eğitim hakkına dair öğretmen, veli ve yöneticilerin görüşleri
Bu araştırma resmi liselerde görev yapan okul yöneticileri, öğretmen ve velilerin eğitim hakkına ve eğitim finansmanına dair görüşlerinin incelenmesi amaçlanarak yapılmıştır. Nitel araştırma yönteminden yararlanılarak gerçekleştirilen çalışmanın evreni, 2020-2021 eğitim öğretim yılında İzmir ilinde lise düzeyinde özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan yönetici, öğretmen ve velilerdir. Çalışma grubunu ise amaçlı örneklem ve maksimum çeşitlilik yönteminden yararlanılarak seçilmiş olan 8 okul yöneticisi, 7 öğretmen ve 5 veli oluşturmaktadır. Görüşmelerde eğitimden yararlanma hakkı ve eğitimin finansmanına ilişkin öğretmen, yönetici ve velilerin görüşleri alınarak eğitim hakkı ve eğitim finansmanında karşılaşılan sorunlar üzerinde durulmuştur. Görüşmeler, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiş ve görüşme öncesinde katılımcıların onayı ile kayıt altına alınmıştır. Katılımcılarla görüntülü arama aracılığıyla yapılan görüşmeler 40-60 dakika arasında sürmüştür ve görüşmelerin seyrine göre araştırmacı tarafından sorulan alt sorular ile görüşmeler detaylandırılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda bireylerin eğitim haklarından yararlanma süreçlerinde aile kaynaklı sorunlar, kişisel sorunlar, pandemi kaynaklı sorunlar ve okul kaynaklı sorunlardan etkilendikleri sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim sürecinde karşılaştıkları bu sorunlar, bireylerin eğitim haklarından vazgeçmelerine ve okulu bırakmak zorunda kalmalarına neden olmaktadır. Bireylerin eğitim haklarından vazgeçmemeleri ve kamusal bir hak olan eğitim haklarından yararlanmaya devam edebilmeleri için devlet tarafından bireylere eşit olanakların sağlanması gerekmektedir. Eğitim finansmanı kavramının okullara ve bireylere eşit olanakların sağlanması açısından önemli bir kavram olduğu görülmüştür. Araştırmada katılımcıların görüşleri doğrultusunda eğitim finansmanı politikalarına yönelik olarak da okullarda sorunlar yaşandığı, bu sorunların okul temelli sorunlar ve bakanlık temelli sorunlar olduğu tespit edilmiştir. Eğitim finansmanına dair var olan sorunların; okulların ihtiyaçlarını karşılayamamasına, öğrencilere olanakların eşit düzeyde sunulamamasına ve öğrencilerin eğitim haklarından aynı oranda yararlanamamalarına sebep olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular neticesinde bireylerin eğitim haklarından yararlanabilme süreçleri ile ilgili olarak eğitim politikaları, yönetim ve okullarda iyileştirmeler yapılmasına dair; eğitim finansmanında karşılaşılan sorunlarla ilgili olarak da eğitim politikaları, yönetim ve kaynak kullanımda düzenlemeler yapılması gerektiğine dair öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim hakkı, Eğitim finansmanı
Okullarda yaşanan belirsizliklerin okul amaçları bağlamında değerlendirilmesi
Belirsizlik, yaşamın her alanında var olan bir olgudur. İnsanı merkeze alan, genel ve özel amaçlar üzerine temellenen okullarda belirsizliğin yaşanması kaçınılmazdır. Okul amaçları, belirsizliğe karşı bir önlem olabilirken belirsizliğin hedef tahtası haline gelebilmektedir. Belirsizlikten kaçınmak yerine onu fark etmek ve yönetmek mümkündür. Araştırmanın amacı, okul yöneticileri ve öğretmen görüşleri çerçevesinde okullarda yaşanan belirsizlikleri okul amaçları bağlamında değerlendirmektir. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim kullanılmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Aydın ili Efeler ilçesindeki resmi ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında çalışan 6 yönetici ve 12 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Okulların belirlenmesinde ilkokul, ortaokul ve lise kademeleri seçilerek maksimum çeşitlilik; orta ölçek büyüklükte kabul edilen okullar seçilerek tipik durum örnekleme tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışma grubunun oluşturulmasında ölçüt örnekleme tekniğinden yararlanılarak yapılan ön görüşmelerle 5 yıldan fazla mesleki kıdemi olan öğretmen ve yöneticiler seçilmiştir. Farklı cinsiyet, branş ve kıdemdeki öğretmenler ve yöneticiler araştırmaya dahil edilerek maksimum çeşitlilik sağlanılmaya çalışılmıştır. Veriler uzman görüşü eşliğinde araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracığıyla toplanmış, içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğretmenler ve okul yöneticileri belirsizliği olumsuz bir durum olarak algılamışlar; kaos, düzensizlik, bilinmezlik, plansızlık, kaygı, değişiklikler, kuralsızlık, çözümsüzlük ve risk olarak tanımlamışlardır. Okullarda belirsizliği oluşturan nedenler; sistemden kaynaklı, örgüt içi ve çevresel nedenler kategorileri altında; bürokrasi, denetimin olmaması, sistemdeki ani değişiklikler, yönetiminin yetki darlığı, örgüt içi iletişim şekli, sorumsuzluk, kişiler arası çatışmalar, amaçlardan uzaklaşmak, iletişimsizlik, fiziki ve ekonomik koşullar, politik tutumlar, olağandışı olaylar ile değişime kapalılık olarak ifade edilmiştir. Belirsizliğin etkilerini; okul paydaşlarına, okul iklimine ve eğitim amaçlarına yönelik etkileri kategorileri altında; motivasyon eksikliği, gelecek kaygısı, isteksizlik, işlerin aksaması veya ertelenmesi, baskı, stres ve güvensizlik oluşturması, öngörüsüzlüğe yol açması, yönetime karşı olumsuz tutum oluşturması, planları aksatması, amaçlardan uzaklaşılması olarak ifade edilmiştir. Okullarda belirsizlikle başa çıkma yöntemleri konusunda okul yöneticileri ve öğretmenler, bireysel ve örgütsel tutumlar kategorileri altında; sakin kalmak, çözüm odaklı davranmak, esnek olmak, ertelemek, olumlu düşünmek, ekip çalışması yapmak, iletişimi güçlü tutmak, soruna odaklanmak, risk almak, başkalarından görüş almak, geçmiş uygulamalara bakmak, görev bilinciyle yaklaşmak yolunu tercih etmektedir. Okullarda belirsizliğin oluşmaması için yapılması gerekenler konusunda eğitim ortamına, öğretmenlere, okul yönetimine, MEB'e ve diğer üst yönetimlere yönelik öneriler geliştirilmiştir. Bu önerilerden bazıları farklılıkların fırsat eşitsizliği yaratmasını önlemek için eğitim amaçlarının bütünleştirici gücünden yararlanmak, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin belirsizlikle başa çıkma yollarını tanımalarını veya belirsizlik durumunda yaptıkları hataları fark etmelerini sağlayacak belirsizlik yönetimi başta olmak üzere kriz yönetimi, stres yönetimi ve iletişim becerileri üzerine eğitimler vermek şeklinde ifade edilmiştir
Okul müdürlerinin bilgi yönetim süreç yeterlilikleri
Bu araştırma, Aydın ili Efeler ilçesinde görev yapan okul müdürlerinin bilgi yönetim süreç yeterliklerinin ne düzeyde olduğunun ortaya çıkarılması amacıyla hazırlanmıştır. Tarama modelinde desenlenmiş olan araştırmada tekil ve ilişkisel tarama modellerinden yararlanılmıştır. Araştırma evreni; Aydın ili Efeler ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı, resmi ve özel ilköğretim ve ortaöğretim okullarında 2021-2022 eğitim-öğretim yılında çalışan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada, evreni temsilen örneklem alma yolu izlenmiştir. Araştırmamızda tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Aydın ili Efeler ilçesinde bulunan devlet ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenler arasından rastgele seçilmiş toplam 294 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, gerekli izinlerin alınmasının ardından Betül BARKAR (2012) tarafından geliştirilen, "Okul Müdürü Bilgi Yönetimi Süreç Yeterlikleri Ölçeği" (OMBYSYÖ) kullanılarak toplanmıştır. "Okul Müdürü Bilgi Yönetimi Süreç Yeterlikleri Ölçeği" (OMBYSYÖ) iki bölümden oluşmaktadır; ilk bölüm "Kişisel Bilgiler" bölümü ve ikinci bölüm "Okul Müdürü Bilgi Yönetimi Süreç Yeterlikleri Ölçeği" dir. OMBYSYÖ 56 maddeden oluşmaktadır. OMBYSYÖ beşli likert tipi bir ölçek olup likert tipi derecelendirmeye uygun olarak; "Hiçbir zaman:1, Nadiren:2, Bazen:3, Çoğu zaman:4 ve Her zaman:5" seçenekleriyle derecelenmektedir. Ölçek beş alt boyuta ayrılır bunlar: "Bilginin Oluşturulması", "Bilginin Elde Edilmesi", "Bilginin Depolanması ve Korunması", "Bilginin Paylaşımı", "Bilginin Kullanılması ve Değerlendirilmesi" dir. Verilerin çözümlenmesi için SPSS (Statistical Package Program for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Online olarak 'Google Form' üzerinden doldurulan ölçeğimiz normallik, güvenirlik testleri yapılmış, veriler ayıklanmıştır. Ölçek bütünü ve alt boyutların verilerinin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Shapiro-Wilk, Kolmogorov-Smirnov, Whitney U, Wilcoxon W, Kruskal Wallis H, Chi-Square (Ki Kare) testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, Aydın'ın Efeler ilçesinde görev yapan okul müdürlerinin bilgi yönetim süreç yeterliklerinin tüm alt boyutlarında yapılan derecelendirme ölçeği sonuçlarının 'Çoğu Zaman' sıklık derecesinde çıkmasına rağmen sonuçları ayrıntılı incelendiğinde tüm boyutlarda elde edilen verilerin 'Çoğu Zaman' sıklık derecesinin en alt sınırında olduğu görülmektedir. Tüm alt boyutlarda en yüksek ve en düşük puan alan sorular analiz edildi. Ölçeği dolduran 294 öğretmenin müdürlerini yeterli gördükleri alanlar ve boyutları şu şekildedir: Bilginin oluşturulması boyutunda, "Okulun gelişmesine katkıda bulunan yeni fikirleri üreten öğretmenleri takdir eder." Bilginin elde edilmesi boyutunda, "Diğer okulların eğitim-öğretim konusunda ne tür uygulamalar yaptıklarını takip eder." Bilginin depolanması ve korunması boyutunda, "Okul bünyesinde gerçekleştirilen her toplantıya ait tutanak tutulmasını sağlar." Bilginin paylaşılması boyutunda, "Gerekli durumlarda okuldaki uygulamalara ilişkin bilgileri bize bildirmek için telefon kullanmayı tercih eder." Bilginin kullanılması ve değerlendirilmesi boyutunda, "Okul uygulamalarının niteliğini ve başarısını değerlendirirken okulun amaç ve vizyonunu göz önünde bulundurur." Ölçeği dolduran 294 öğretmenin müdürlerini daha yetersiz gördükleri alanlar ve boyutları şu şekildedir: Bilginin oluşturulması boyutunda, "Eğitsel-öğretimsel ve yönetsel konularda kullanabileceği yeni fikirler geliştirebilmek için okulun geçmiş kayıt dokümanlarından yararlanır." Bilginin elde edilmesi boyutunda, "Eğitsel yayınları takip ederek farklı fikir ve uygulamalar hakkında bilgi elde eder." Bilginin depolanması ve korunması boyutunda, "Okul çevresinden ve velilerden gelen fikir ve istekleri not ederek saklar." Bilginin paylaşılması boyutunda, "Okulun geçmiş uygulamalarına ilişkin sahip olduğumuz bilgileri, okulda göreve yeni başlayan öğretmenlerin okuyabilmesi için rapor etmemizi ister." Bilginin kullanılması ve değerlendirilmesi boyutunda, "Okul kurallarının ve uygulamalarının sorgulandığı, eleştirel fikirlerin ortaya konduğu değerlendirme toplantıları düzenler." Aydın İli Efeler ilçesindeki okullarda görev yapan öğretmenlerin yaptıkları değerlendirme sonuçlarının cinsiyetleri, yaşları ve görev süreleri arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Okul Müdürlerinin bilgi yönetim süreç yeterlikleri alt boyutlarından, "Bilginin Depolanması ve Korunması" alt boyutu dışındaki değerlendirmeleri ile hizmet süreleri arasında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Hizmet süreleri altı ila on yıl arası olan öğretmenler, okul müdürlerini "Bilginin Depolanması ve Korunması" alt boyutundaki yeterliklerini diğer yıllarını çalışan öğretmenlerle karşılaştırıldığında daha yetersiz bulmaktadırlar. Müdürlerinin bilgi yönetim süreç yeterlikleri alt boyutları olan, "Bilginin Depolanması ve Korunması", "Bilginin Paylaşılması", "Bilginin Kullanılması ve Değerlendirilmesi" alt boyutları ve tüm boyutların ortalama toplamları ile öğrenim durumu arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Bu alt boyutlarda, lisansüstü dereceye sahip öğretmenlerin okul müdürlerinin bilgi yönetim süreç yeterlikleri konusunda daha yetersiz bulmaktadırlar. "Bilginin Oluşturulması" ve "Bilginin Elde Edilmesi" boyutunda ise anlamlı bir fark bulunmamaktadır. "Okul Müdürlerinin Bilgi Yönetim Süreç Yeterlikleri" hakkında yaptığımız çalışmalar sonucunda tüm eğitim kurumlarında farkındalık artırma çalışmaları, eğitim, projeler ve kursların yapılmasını; okulların web sitesinin sürekli güncel tutulması ve sadece sosyal medya ve web sitesi içerikleri için eleman istihdam edilmesini; bilgi depolanması ve kullanılması konularında okul teknoloji alt yapılarının desteklenmesini; bu konudaki tecrübeli diğer kurum kuruluş ve özel sektör temsilcileriyle bilgi paylaşımında bulunulmasını; bilginin ulaşılabilirliğinin artırılmasını; okullardaki öğretmenlerin kolaylıkla bilgi edinebilmesi ve bu bilgiyi kullanabilecekleri özgür ortamların oluşturulmasını öneririz.
Özel eğitim okul yöneticileri ve öğretmenlerinin mesleki doyumları ile mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı, Aydın ilinde özel eğitim okullarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki doyum ve mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma, özel eğitim alanında çalışan eğitimcilerin karşılaştıkları mesleki zorlukların, mesleki doyumu ve tükenmişlik deneyimleri üzerindeki etkilerini incelemeyi hedeflemektedir. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerinin (cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim düzeyi, branş ve mesleki kıdem) mesleki doyum ve tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisinin analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında yürütülmüş; betimsel tarama modeli temelinde yapılandırılmıştır. Araştırmanın evreni Aydın Efeler merkez ilçede dört uygulama okulu , iki özel eğitim meslek okulu, bir özel eğitim anaokulu , Nazilli ilçesinde bir uygulama okulu, bir özel eğitim meslek okulu bir özel eğitim anaokulu, Bozdoğan ilçesinde bir uygulama okulu, Söke ilçesinde bir uygulama okulu, bir özel eğitim meslek okulu ve Çine ilçesinde bir uygulama okulu olmak üze 14 özel eğitim okulunda görev yapan toplam 400 yönetici ve öğretmen olup, örneklemi ise %88,7'si öğretmen (n = 305) ve %11,3'ü yönetici (n=39) olmak üzere 344 katılımcıdır. Çalışma verilerine göre ağırlıklı olarak öğretmenler yer almaktadırlar Bu araştırmada, katılımcıların demografik özelliklerini ve mesleki deneyimlerini belirlemek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, tükenmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla Maslach Tükenmişlik Envanteri – Eğitimci Formu (MTE-EF) ve mesleki doyum düzeylerini belirlemek amacıyla Mesleki Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu; görev türü, yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim düzeyi, branş, okul türü ve mesleki kıdem gibi değişkenlere ilişkin çoktan seçmeli ve açık uçlu sorular içermektedir. Katılımcıların tükenmişlik düzeylerini ölçmede kullanılan MTE-EF, Maslach, Jackson ve Schwab (1996) tarafından geliştirilen tükenmişlik ölçeğinin eğitimcilere özgü versiyonudur; Türkçe uyarlaması İnce ve Şahin (2015) tarafından yapılmıştır. Ölçek; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı olmak üzere üç alt boyuttan oluşmakta ve 22 maddeyle değerlendirilmektedir. Bu çalışmada ölçeğin güvenirlik katsayıları yüksek bulunmuş, Cronbach Alpha değerleri .74 ile .88 arasında değişmiştir. Mesleki doyum düzeylerini belirlemede kullanılan Mesleki Doyum Ölçeği ise Kuzgun ve arkadaşları (1999) tarafından geliştirilmiştir. 20 maddeden oluşan ve 5'li Likert tipi yapılandırılan bu ölçek, içsel ve dışsal doyum boyutlarında öğretmenlerin iş tatminini ölçmeyi amaçlamaktadır. Ölçeğin bu araştırmadaki iç tutarlılığı yüksek düzeyde bulunmuş, Cronbach Alpha katsayıları .77 ile .87 arasında değişmiştir. Her üç araç da araştırma öncesinde pilot uygulama ile test edilmiş, açıklık ve uygulanabilirlik açısından değerlendirilmiş ve veri toplama sürecinde güvenilir sonuçlar sağlamıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin genel olarak düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıkları; duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarında risk grubunda olmadıkları; ancak kişisel başarı algılarında zaman zaman düşüş yaşandığı tespit edilmiştir. Mesleki doyum düzeyleri ise genellikle orta ile yüksek düzey arasında bulunmuş, öğretmenlerin niteliklerine uygun görevlerde çalıştıkları, ancak gelişim isteklerinin daha fazla desteklenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenler açısından değerlendirildiğinde, cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem ve branşın mesleki tükenmişlik ve doyum üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Kadın öğretmenlerin gelişim isteği ve genel doyum düzeyleri erkek öğretmenlere kıyasla daha yüksek bulunurken, erkek öğretmenlerin duyarsızlaşma puanları daha yüksek çıkmıştır. Yaş arttıkça, özellikle 45 yaş ve üzeri öğretmenlerde, mesleki doyum ve niteliklere uygunluk algısı artmıştır. Lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlerde gelişim isteği yüksek olmakla birlikte, genel tükenmişlik düzeylerinde artış gözlenmiştir. Branş bazında değerlendirildiğinde, özel eğitim öğretmenlerinin diğer branş öğretmenlerine kıyasla daha yüksek tükenmişlik ve daha düşük mesleki doyum düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Kıdem süresi ile mesleki doyum ve kişisel başarı arasında pozitif bir ilişki olduğu, özellikle 24 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin en yüksek doyum düzeyine ulaştığı görülmüştür. Son olarak, mesleki doyum ile tükenmişlik arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Mesleki doyum arttıkça tükenmişlik düzeyinin azaldığı; kişisel başarı algısının ise yükseldiği belirlenmiştir. Bu bulgular, öğretmenlerin mesleklerinden duydukları tatminin, tükenmişlik riskini azaltmada önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.