Theses supervised by Prof. Dr. Sadık Sarısaman
16 theses · Afyon Kocatepe University
Atatürk dönemi Türkçü ve milliyetçi uygulamalar
Türkçülük fikri Osmanlı Devleti'nin son döneminde ortaya çıkmış, İttihat ve Terakki yönetiminde ilk Türkçü uygulamalar hayata geçmiştir. Milli Mücadelenin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinde, Atatürk'ün önderliğinde bir ulus devlet modeli geliştirilmiştir. Devletin kurulmasının ardından uygulanan milliyetçi politikalardan biri 1924 Anayasasında millet tanımının Türk olarak belirlenmesidir. Bununla birlikte gayrimüslimlere ve yabancılara getirilen kısıtlamalar ve Türk müteşebbislere sağlanan muafiyetlerle ekonomide Türk hakimiyeti kurulmak istenmiştir. Yabancıların elinde olan şirketler satın alınmış, yerli malı seferberliği başlatılmış ve böylece bu alandaki hakimiyet genişletilmeye çalışılmıştır. Eğitim alanında yeni bir alfabeye geçilmiş, okuma yazma oranının arttırılması hedeflenmiş, Türkçede bulunan yabancı kökenli kelimeler yerine yerlerine Türkçe karşılıklarının bulunması sağlanmıştır. Bunun dışında Milli Mücadeleden itibaren milletvekilleri mecliste yaptıkları konuşmalarda Türk'ün sahip olduğu niteliklere değinmiş ve Türklük vurgulu konuşmalar yapmıştır. 1937 yılında yapılan yasal düzenlemeyle birlikte ise devlet kendini milliyetçi olarak tanımlamıştır.
İkinci Dünya Savaşı'nda Türkçü uygulamalar ve basındaki yansımaları (1939-1945)
Türkçülük fikri, Osmanlı Devleti'nin modernleşme sürecinde ortaya çıkmıştır ve ortaya çıktığı günden itibaren etkisini çeşitli şekillerde devam ettirmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nda hükümetin basına yönelik uyguladığı katı önlemler, Türkçülüğe dair söylemlerde ve görüşlerde önemli değişikliklere yol açmıştır. Sonuç olarak, savaş koşulları ve hükümet politikaları, Türkçülüğün algılanış biçiminde belirgin farklılıklar oluşmasına neden olmuştur.1940-1943 yılları arasında Türkçülük fikri yükselişe geçmiştir. Bu yıllarda Türkçü uygulamalar ve söylemlerde artış meydana gelmiştir. Ülke içerisinde millileştirme faaliyetlerine, dil bayramlarına ve dil kurultaylarına büyük önem verilerek azınlıkların Türkçe konuşması için uygulamalar yapılmıştır ve halk yerli malı kullanımına yönlendirilmiştir. Basın, bu uygulamaları köşe yazıları, sloganlar ve makalelerle desteklemiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan önemli bir diğer uygulama ise Varlık Vergisi olmuştur. Vergi, uygulanış şekli nedeniyle eleştiriler almasına rağmen, savaşın ülke ekonomisi üzerindeki etkileri açısından önemli bir yere sahiptir. Bu vergiye yönelik basının vergiden önce ve vergi yürürlüğe girdiği zaman gösterdiği tavrı da sürecin işleyişinde önemli bir etken olmuştur. 1944-1945 yıllarında ise savaşın getirdiği baskılar sonucunda hükümetin izlediği polikada değişim meydana gelmiştir. Bu değişim, ülke içerisinde Türklük algısını etkileyen bir değişim yaşatmıştır. Bu yıllarda millileştirme faaliyetlerinde, Türkçe konuşma konusunda, kültür, sanat ve dil alanında yapılan uygulamalarda gözle görülür bir azalma meydana gelmiştir. Bu uygulamalara destek veren basın Türkçülüğe ve Türkçü uygulamalara karşı bir tavır almıştır. Yapılan çalışmalara özelikle Türkçe konuşma uygulamasına, dil kurultaylarına ve bayramlarına çok az yer vermeye başlamıştır. Bu yıllarda gerçekleştirilen politikaların sürekliliği sağlanamamıştır. Varlık Vergisi, izlenen dış politika sonucunda 1944 yılında tasfiye edilmiştir. Bu tezde, Cumhuriyet, Tan, Vakit, Tanin, Akşam, Ulus, Son Posta gazeteleri incelenmiştir. Bu kaynakların yanı sıra ulusal basından, dönemin Türkçü ve sol dergilerinden, Meclis zabıtlarından, Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşiv'inden, T.C. Resmi Gazetesi'nden, T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi'nden ve anılardan faydalanılarak hazırlanmıştır. Ayrıca telif eserlerden de faydalanılmıştır.
Türk havacılık tarihi (1909-1954) Milli Mücadele Dönemi öncesi ve sonrası Türk havacılığı
Havacılık alanında yapılan çalışmalar çok eski zamanlara dayanmaktadır. Tarihin en büyük değişimi ve modern havacılığın oluşturulması için üretilen tayyareler, XX. yüzyılın başlarında icat edilen önemli gelişmelerden biri olmuş, zaman içerisinde önemli savaş araçları haline gelmiştir. Tayyarelerin havadan yaptığı taarruzlarla savaşın kaderini değiştireceği ve ölüm saçan bir araç olarak kullanılabileceği Trablusgarp Savaşı‟nda kendini göstermiştir.imam Cevheri, Hazarfen Ahmet Çelebi, Lagari Hasan Çelebi, Leonardo Da Vinci, Montgolfier kardeşler, Cayley, Kaufman ile gelişen binlerce yıllık hayal ve özlem Wright kardeşlerle gerçek olmuştur. Havacılığın önemini anlayan devletler, kendi semalarını korumak ve düşmanlarını yenebilmek için havacılık sanayine büyük yatırım yapmışlardır. Osmanlı Devleti‟nin son dönemlerinde havacılık ile ilgili incelemeler yapılmış, batılı devletlerin orduları ile aynı tarihte tayyare ve balon kullanılması benimsenmiştir. Türk havacılığının kuruluş çalışmaları; 1909‟da Mahmut şevket Paşa‟nın direktifi ile başlamış, 1911‟de ilk havacılık komisyonu kurulmuştur. Havacılık Mektebi oluşturularak pilot ve makinist yetiştirmek hedeflenmiş ve gelecek savaşlarda havacılığın etkili kullanılması için hazırlık yapılması öngörülmüştür. 1912-1913 tarihleri arasındaki Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı‟nda, Osmanlı Devleti‟nin, elinde hiçbir hava aracının bulunmaması ve mevcut olanların da etkili kullanılmaması savaşın kaybedilmesinde en önemli etken olmuştur. Osmanlı havacılığı envanterine 1912-1918 tarihleri arasında yaklaşık 450- 500 tayyare alınmıştır. 1920 yılında Osmanlı ordusunda havacılık lağv edilmiştir. Atatürk, havacılığın modern ve çağdaş hale getirilmesi için Cumhuriyet Döneminde büyük gayret ve emek harcamıştır. Tayyarelerin milli olanaklarla yurt içinde üretilmesi için hava harp sanayisinin kurulmasına öncülük etmiştir. 1923‟den sonrası, devlet ve özel teşebbüs tarafından Türk havacılığının oluşturulması ve geliştirilmesi açısından önemli bir dönemi oluşturmuştur. Havacılık alanında ve tayyare sanayinde iyi niyetli olarak yapılan birçok girişime karşın olumlu sonuç alınamamış ve arzu edilen hedeflere ulaşılamamıştır. Anahtar Kelimeler: Milli Mücadele, Türk havacılığı, Türk Tayyare Cemiyeti, Hava Harp Sanayii, Türkkuşu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıtlarında Türk, Türklük ve Türkçülük (1920-1950)
Türkçülük, Türk milletini her alanda yükseltmeyi amaçlayan görüştür. Türkçülük düşüncesinin fikir aydınlarından bazıları T.B.M.M' de milletvekili olarak görev almışlardır. Milletvekillerin konuşmalarında Türklük vurgusu dikkat çekmektedir. Millet kavramı olarak "Anasır-ı İslam" ve "Osmanlı" meclisin ilk yıllarında tercih edilmiş olsa da ilerleyen yıllarda 1924'de anayasanın da değişmesi ile birlikte Türk milleti ifadesi benimsenmiştir. Hükümette bulunan bakanlar Türkçü söylemlerin yanı sıra icraatlar da gerçekleştirmiştir. Yabancı kökenli kelimelerin yerini Türkçe kelimeler almıştır. İslam dininin daha iyi anlaşılabilmesi için bu alanda da Türkçeleştirme hamleleri görülmektedir. İş alanında yabancıların hâkimiyeti kırılmıştır. Yerli sermaye teşvik edilmiştir. Orta Asya'daki Türk devletleri ile temaslar kurulmuştur. Devletin başındaki isimler Türkçü politika takip ettiklerini zaman zaman mecliste açıklamışlardır. İkinci Dünya Savaşı döneminde ülke içinde yaşanan Irkçılık-Turancılık Davası Türkçülerin dernekleşme ve fikirlerini yayma sürecini hızlandırmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk, Meclis, T.B.M.M., Türkçü, Milletvekili, Millet
Dr. Nafiz Körez'in hayatı ve siyasi faaliyetleri
Türk siyasi tarihi çok partili dönemle birlikte pek çok devlet adamı yetiştirmiştir. Bu isimlerden biri de Dr. Nafiz Körez'dir. Ali Nafiz Körez, 1910 yılında Manisa Kula'da doğmuştur. İlkokulu Kula'da, ortaokul ve liseyi İzmir'de tamamlamıştır. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, İzmir Alsancak Devlet Hastanesi'nde göreve başlamıştır. 1943 yılında Kars Hükümet Tabipliği'nde, 1946 yılında da Giresun Sağlık Müdürlüğü'nde çalışmıştır. Körez, 1950 seçimlerine Demokrat Parti Manisa Milletvekili olarak katılmıştır. 9, 10 ve 11. Dönemlerde Demokrat Parti milletvekili olarak yer almıştır. 9 Aralık 1955- 25 Kasım 1957 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı görevinde bulunmuştur. 1957 seçimlerinde yeniden milletvekilliğine dönmüştür. 10 yıllık siyasi hayatında ülkenin sağlık meseleleri dışındaki konulara da özveriyle yaklaşmış, sorunların çözümlenmesi için büyük çaba harcamıştır. 27 Mayıs 1960 darbesinin sanıklarından olmuş, hakkında araştırma yapılmış ve soruşturma açılmıştır. Sonuç olarak anayasayı ihlal etmek ve görevi kötüye kullanmakla suçlanmıştır. Yassıada Mahkemeleri'nden dört yıl, iki ay, yirmi gün hapis yatma ve para cezası ödeme kararı çıkmıştır. Özgürlüğünü kazandıktan sonra siyasi hayatını geride bırakan Körez, Kula'ya dönerek muayenehane açmıştır. 14 Haziran 1993 tarihinde 83 yaşında ölmüş, Kula Mezarlığı'na defnedilmiştir. Bu araştırmanın önemi Nafiz Körez'le ilgili herhangi bir çalışmanın yapılmamış olmasıdır. TBMM Zabıt cerideleri ve arşiv belgeleri kullanılarak Nafiz Körez'in siyasi hayatı ve meclis faaliyetleri ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Ali Nafiz Körez, Demokrat Parti, Manisa, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yassıada Yargılmaları.
Eskişehir'in sosyal ve kültürel tarihi (1939-1945)
Türkiye her ne kadar savaşa fiili olarak girmese de savaşın getirdiği ekonomik sıkıntıları fazlasıyla hissetmişti. Ülke genelinde görülen gıda, elektrik, yakıt ve su sorunları Eskişehir'de de görülmüştü. Sorunların bir kısmı savaşın ilk yıllarında giderilmiş ancak bazı sorunlar da 1945 yılı sonlarına kadar devam etmişti. Bu çalışmadaki amaç İkinci Dünya Savaşı yıllarında Eskişehir'in sosyal ve kültürel tarihini incelemektir. 1939-1945 yılları arası Eskişehir'in nüfus verileri, eğitim faaliyetleri, sağlık alanında yaşadığı gelişmeler, kültürel unsurları, kara ve demiryolu ulaşımı ile birlikte savaşın getirdiği olumsuz etkiler araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca bu çalışma ile Eskişehir'e ait birçok kurumun, kuruluşun ve resmi bilginin eksik ya da yanlış olduğu da ortaya çıkarılmıştır. 1939-1945 yılları arasını kapsayan bu çalışmada arşiv belgeleri, meclis tutanakları ve çeşitli kaynakların yanında ağırlıklı olarak Eskişehir basınından yararlanılmıştır.
Hatay Devleti Başbakanı Dr. Abdurrahman Melek'in hayatı ve siyasi faaliyetleri
Abdurrahman Melek, 1896 yılında Antakya'da doğmuştur. Sıbyan Mektebi ve Rüştiye'yi Antakya'da, liseyi, Halep Sultanisi'nde Halep'te bitirmiştir. Yüksek tahsil için Şam Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiyesi'nde eğitimine başlamıştır. 1914 yılında Antakya'da "Türk Ocağı" şubesini açmıştır. Askerliğini Birinci Dünya Savaşı sırasında 41. Tümen'de yapmıştır. Şam'daki okul kapanınca Darülfünun Tıp Fakültesi'ne geçiş yapmış ve 1919 yılında mezun olmuştur. Abdurrahman Melek'in ilk görevi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi asistanlığıdır. 1923 yılında Antakya'ya dönmüş ve özel muayenehane açmıştır. 1928 yılında "Yeni Mecmua" adlı yerel gazetede yazılar yazmaya başlamıştır. Melek'in ilk siyasi faaliyeti 1932 yılında İskenderun Sancağı İdare Meclisi Üyeliği'ne seçilmesidir. 1937 yılında Cenevre'de gerçekleştirilen Hatay müzakerelerine müşahit olarak katılmıştır. 1938 yılında İskenderun Sancağı Valisi ardından Hatay Devleti'nin Başbakanı olmuştur. Abdurrahman Melek, 1939 yılından itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 4 dönem milletvekilliği yapmıştır. 1947-48 yıllarında Türk siyasetinde "Otuzbeşler" adı verilen gurupta yer almıştır. Milletvekilliği yaptığı yıllarda Parlamentolar arası kurulda faaliyet göstermiştir. 1942 yılında Demirtepe Halk Tüketim Kooperatifi'nin kurucu üyesidir. 1952 yılında Türk Hava Kurumu'nun Merkez Kurul Üyeliği görevine seçilmiştir. 1955-1961 yılları arasında Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır. 1961 yılı Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde CHP'den aday olmuştur. Emekli olduktan sonra, vefatına kadar yazları İstanbul'da kışları da Ankara'da ikamet etmiştir. Melek'in hatıraları 1966 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanmıştır. Abdurrahman Melek, 13 Ocak 1978 Cuma günü Ankara'da İnkılap Sokak'taki evinde vefat etmiştir. Naaşı TBMM önünde yapılan törenin ardından Karşıyaka Mezarlığı'na defnedilmiştir. Vefatından sonra ismi Antakya'da bir caddeye verilmiştir.
Türk kamuoyunda Büyük Taarruz
Büyük Taarruz, Türk Milli Mücadelesinin en önemli olaylardan biridir. Bu zaferle Anadolu'nun bir Türk toprağı olduğu ispatlanmıştır. Yeni Türk Devleti'nin ve Cumhuriyetin temelleri atılmıştır. Büyük Taarruz, hazırlık, gizlilik ve baskın bakımından en önemli savaşlardan biridir. Bu savaşta, Mustafa Kemal Paşa'nın askeri dehası bir kez daha ispatlanmıştır.Bu, çalışmada Büyük Taarruzun askeri, sosyal, siyasi ve iktisadi yönden Türk kamuoyuna etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Türk basını genel olarak Büyük Taarruzu desteklemiştir. Fakat Büyük Taarruza ve Milli Mücadeleye muhalefet eden birkaç gazete vardı. Büyük Taarruzun Türk kamuoyundaki etkilerini ortaya koyan bu çalışma sadece tarih ilmi için değil üstelik sosyoloji, siyaset ve ekonomi bilimlerine de faydalı olacaktır.
I. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde polis kökenli milletvekilleri
Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Mücadeleyi yürüten ve yeni Türk devletini kuran bir meclistir. Bu meclisin üyeleri toplumun çeşitli katmanlarını temsil etmişlerdir. Bu mecliste çiftçisinden din adamına, askerinden polisine her türlü meslek sahibini görmek mümkündür. Bütün mebusların ortak paydası ülkenin bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını sağlamaktı. Aynı zamanda bu meclisin bütün üyeleri fedakâr, özverili ve kahraman kişiliklerdir. Bu bakımdan bu kişiliklerin her biri araştırılmaya ve üzerinde durulmaya değerdir.Bu tez çalışmasının amacı polis kökenli milletvekillerinin Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki faaliyetlerini, Milli Mücadeleye olan katkılarını ortaya koymaktır. Ayrıca, onların bu mecliste mesleki bilgi ve birikimlerini aktarmaları ve faydacı bir şekilde kullanmalarına da dikkat çekilmiştir. Milletvekillerinin bu kutsal mücadele sürecine olan etkilerini, paylarını, fedakârlıklarını, hayatları pahasına verdikleri sıra dışı mücadeleye vurgu yapılmıştır. Bu çerçevede toplam sekiz polis kökenli mebusun hayat hikâyeleri ve meclisteki faaliyetleri arşiv belgeleri ve ana kaynaklar ışığında incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, Polis, Milli Mücadele.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Afyonkarahisar'da Ermeniler (1839-1923)
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemde önemli yenilikler başlatılmıştır. Bu yenilikler gayrimüslim nüfus üzerinde de kapsamlı düzenlemeler içermekteydi. Söz konusu gayrimüslimler arasında Ermeniler önemli bir nüfusa sahiptiler. 1839-1923 arası süreçte Ermenilerin sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki hayatları Afyonkarahisar kent modeli üzerinden incelenmiştir. Ayrıca çok milletli ve çok kültürlü bir imparatorluk yapısı içinde Ermeni uluslaşması ele alınmıştır. Güncelliğini kaybetmeyen tehcir konusu ise yine Afyonkarahisar örneği üzerinden daha çok insani boyutuyla değerlendirilmiştir.
Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'in TBMM'nin Birinci Dönemindeki faaliyetleri
Ali Şükrü Bey, Milli Mücadele tarihimizin önemli figürlerinden biridir. Milli Mücadeleyi başarıyla sonuçlandıran Birinci Dönem TBMM'ye Trabzon'dan mebus seçilmiştir. TBMM'de muhalif hareketin önemli hatiplerinden olmuştur. Vermiş olduğu takrirler, yapmış olduğu konuşmalarla iktidarın kontrolünde etkili olmuştur. Üstelik iktidarın yönetimini de kolaylaştırmıştır. Basın yoluyla da düşüncelerini kamuoyuna aktarmıştır. Bu amaç için Ankara'da Tan gazetesini çıkarmıştır. Böylece görüş, öneri ve eleştirilerini Meclis dışında da ifade edebilmiştir.Ali Şükrü Bey, Hükümet'in Lozan Barış Konferansı sürecindeki tutumunu sert bir şekilde eleştirmiştir. Tam da bu zamanda esrarengiz bir şekilde kaybolmuştur. Kısa süre sonra ise öldürüldüğü anlaşılmıştır. Ölümüyle ilgili en güçlü zanlı Meclis Muhafız Alay Kumandanı Giresunlu Osman Ağa kabul edilmiştir. Osman Ağa ise ne yazık ki ölü olarak ele geçirilmiştir. Ali Şükrü Bey'in öldürülmesi bugün dahi tam olarak aydınlatılamamıştır.Bu çalışmada ilk olarak, Ali Şükrü Bey'in hayatına değinilecektir. Ardından Ali Şükrü Bey'in Birinci Dönem TBMM'deki faaliyetleri ortaya koyulacaktır. Son olarak da Ali Şükrü Bey'in öldürülmesi olayı ayrıntılarıyla verilecek, ölümüyle ilgili esrarengiz kısımlara cevap aranacaktır.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e harp malûllerinin sosyo-ekonomik ve sağlık durumları: 1877-1939
Tarih boyunca savaşlar büyük sosyal yıkımlara sebebiyet vermiştir. Göçler, salgın hastalıklar, nüfus azalması, ekonomik sıkıntılar, kıtlık ve toplumsal çöküntü bunlardan bazılarıdır. Bazı gruplar ise bu yıkımı daha derinden yaşamışlardır. Esirler, göçmenler, felaketzedeler, şehit aileleri, yetimler ve malûl gaziler gibi. Bu gruplardan biri olan harp malûlleri ile ilgili akademik yazında herhangi bir çalışma söz konusu değildir. Bu nedenle tezde 1877'den 1939'a kadar geçen süreçte harpler sırasında malûl kalan askerlerin sağlık, sosyal ve ekonomik durumları ve bununla ilgili yapılan düzenlemeler değerlendirilmiştir.Harp malûlleri sorunu Fransız İhtilali sonrasında insan haklarının gelişimine paralel olarak gündeme gelmeye başlamıştır. Özellikle XIX. yüzyıldan itibaren uluslararası alanda konuyla ilgili duyarlılık artmıştır. 1864 yılında imzalanan Cenevre Sözleşmesi bunun için önemli bir adım olmuştur. Zira sözleşme, savaş mağduru olanların haklarını güvence altına almıştır.Osmanlı Devleti'nde harp malûlleri ile ilgili düzenlemeler modernleşmeye paralel olarak gelişmiştir. Bunun yanında Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyıl ve sonrasında girdiği savaşlar, büyük yıkım ve insan kayıplarıyla sonuçlanmıştır. Bu kayıplar toplumu ve devleti sıkıntı içerisine sokmuş, bu alanda bazı tedbirler almayı zorunlu kılmıştır. Buna bağlı olarak askeri sıhhiye alanında yapısal tedbirler alınmış, tekaüt kanunları ile malûl gazilerin sosyal ve ekonomik şartları iyileştirilmeye çalışılmıştır. Toplum da malûllerin sosyal şartlarını iyileştirmek için elinden gelen her türlü desteği sağlamıştır.Cumhuriyet döneminde ise yaşanan tecrübelere bağlı olarak cephede ve cephe gerisindeki sıhhi hizmetler daha teşkilatlı hale getirilerek hasta ve malûl asker sayısındaki artış önlenmeye çalışılmıştır. Bunun yanında savaşın mağduru olan malûllerle ilgili ekonomik ve sosyal düzenlemeler kapsamlı hale getirilmiştir. Keza sosyal devlet olgusunun gelişimine paralel olarak malûllerle ilgili birçok yeni hukuki düzenleme yapılmıştır. Ayrıca imkansızlıklara rağmen malûllerin refah seviyelerinde ciddi bir iyileşme sağlanmıştır.
648 numaralı Karahisar-ı Sahib Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyon ve değerlendirilmesi
Bu çalışmamızda, H. 29 Cumadiye'l Ahir 1332- H. 4 Cumadiye'l ula 1333 (M.1914-1915) tarihleri arasını içeren 648 Numaralı Karahisar-ı Sahip Şer'iyye Sicili incelenmiştir. Şer'iyye sicillerinin şehir tarihi açısından taşıdığı önemden dolayı, çalışmış olduğumuz Karahisar-ı Sahip Şer'iyye Sicili'nde bulunan 273 adet belge basit transkripsiyon ile günümüz alfabesine çevrildikten sonra dikkatli bir plan dâhilinde tasnife tabi tutularak değerlendirmiştir. Defterden, Karahisar-ı Sahip'in idari ve fiziki yapısı ile ilgili olarak belirtilen yıllara ait merkeze bağlı ve diğer kazalara ait, nahiye, köy, mahalle isimleri ile bazı yer isimlerini tespit etmek mümkün olmuştur. Bu durum sadece Afyonkarahisar ile sınırlı kalınmamış Osmanlı Devleti'nin değişik yerlerindeki şehir, mahalle ve yer isimlerini de öğrenmek mümkün olmuştur. Bunun yanı sıra incelediğimiz dava kayıtlarından sosyal hayatla ilgili olarak; Türk ve Ermenilere ait şahıs isimleri, bulunduğu mahalleler, evlenme, boşanma, miras ve nafaka hukuku gibi toplumsal yapıya ışık tutabilecek önemli bilgilere de ulaşılmıştır. Ayrıca devletin değişik birimlerindeki görevliler, kadı, muhtar vb. ile bu görevlilerin görev yerleri de ortaya çıkarılmakla beraber Afyonkarahisar'dan savaşa katılanları tespit etmek mümkün olmuştur. Çalışmamız, XX. Yüzyılın ilk çeyreği gibi önemli bir zaman dahilinde, Afyonkarahisar'ın sosyo- ekonomik durumuna az da olsa ışık tutmuş olması açısından son derece önemlidir. Anahtar Kelimeler: Şer'iyye Sicili, Afyonkarahisar, Ermeniler, Boşanma,
643 Numaralı Karahisar-ı Sahib Şer'iyye Sicili'nin (1 - 120 numaralı sayfaları) transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada H. 1329-1330 (M.1911-1912) yıllarını kapsayan 643 Numaralı Karahisar-ı Sahib Şer'iyye Sicili'nin 1-120 sayfaları incelenmiştir. Şer'iyye sicilleri orijinal bilgilere sahip olması nedeniyle mahalli tarih açısından son derece önemlidir. Çalışılan defterde bulunan 120 adet belge basit transkripsiyona tabi tutularak günümüz alfabesine çevrilmiş ve değerlendirmesi yapılmıştır. Defterdeki bilgilerden hareketle, Karahisar-ı Sahib'in fiziki ve idari yapısına dair tespitlerde bulunmak mümkün olabilmiştir. Sicilden belirtilen döneme ait köy, mahalle ve mevkii adları tespit edilmiştir. Bununla birlikte Afyonkarahisar dışındaki bazı şehir, mahalle ve yer isimleri ile de karşılaşılmıştır. Bu bilgilerin yanı sıra incelenen dava kayıtlarında sosyal hayatla ilgili olan evlenme, boşanma, nafaka, miras hukuku, lakaplar gibi toplumsal yapıya ışık tutacak bilgiler de elde edilmiştir. Ayrıca demografik yapı ile bağlantılı olarak Türk, Ermeni şahıs isimleri ve bu kişilerin ikamet ettikleri mahalleler tespit edilmiştir. İlaveten Eytam Sandığı'nın faaliyetlerinin yetim çocukların haklarının korunması açısından önemli olduğu gözlemlenmiştir. Yine Afyon'daki camiler, vakıflar hakkında bilgilere ulaşılabilmiştir. Yörenin tarım ve hayvancılık bölgesi olduğu görülmüştür. Sicilde günlük hayatta kullanılan eşyalar ve kumaşlar dikkati çekmiştir. Anahtar Kelimeler: Şer'iyye Sicili, Karahisar-ı Sahib, Ermeni, Vakıf
Osmanlı Mebusan Meclisinde görev yapan Ermeni mebuslar ve faaliyetleri
Osmanlı parlamentosunda azınlıklar da temsil edilmişlerdir. Azınlıklar içerisinde yer alan Ermenilerden, Birinci Meşrutiyet döneminde on sekiz, İkinci Meşrutiyet döneminde on dokuz mebus, Osmanlı Mebusan Meclisinde görev yapmıştır. İkinci Meşrutiyetin dördüncü devresinde ise Mecliste Ermeni mebus bulunmamaktadır.Ermeni mebusların Meclisteki faaliyetleri incelendiğinde, genel olarak Osmanlıcı bir düşünceye sahip oldukları söylenebilir. Öyle ki, Birinci Meşrutiyet döneminde Osmanlı Rus savaşı çıktığında, Mebusan Meclisinde Ruslara karşı tepki gösterenler arasında Ermeni mebuslar önemli bir yer tutmuştur. Canlarıyla ve mallarıyla ne yapılmak gerekiyorsa yapabileceklerini bildirmişlerdir. Ayrıca, Meclis çalışmalarına ciddiyetle katılmışlar, idari, hukuki, askeri meselelerde düzeltilmesi gereken aksaklıkları tüm samimiyetleriyle dile getirmişlerdir.İkinci Meşrutiyet döneminde de Ermeni mebuslar bu samimi tutumlarını bir süre devam ettirmişlerdir. Özellikle birinci devrede Meşrutiyetin ilan edilmesini sevinçle karşılamışlar ve bunu sık sık dile getirmişlerdir. Yine bu dönemde Meclis çalışmalarına tüm samimiyetleriyle katılmışlardır. Birinci devreden sonra ise, Meşrutiyetin kendilerine bir şey kazandırmadığını düşünmüş olmalılar ki, Meclis konuşmalarında gözle görülür bir azalma olmuştur.Ermeni mebusların Meşrutiyetten beklediklerini bulamamaları Meclis dışındaki faaliyetlerine de yansımıştır. Ermeni mebusların bir kısmı, Osmanlı devletinin aleyhine olan bir çok faaliyete katılmıştır. Ayrıca, İhtilal faaliyetlerini yürüten Hınçak ve Taşnaksutyun Cemiyetlerinin üyesi olan ve aktif faaliyet yürüten Ermeni mebuslar da vardır.İkinci Meşrutiyet dönemindeki Ermeni mebusların büyük çoğunluğunun Meclis içi ve Meclis dışı faaliyetleri birbiriyle tezat oluşturmaktadır. Meclis içinde, Osmanlı devletine bağlı olduklarını belirten bazı Ermeni mebuslar, Meclis dışında ise ihtilal faaliyetlerinde bulunmuşlar, Osmanlı devletini arkadan vurmuşlardır. Bu faaliyetlerinden dolayı yargılanan Ermeni mebusların yanında, yargılama sonucu idam edilenler de olmuştur.Anahtar Kelimeler: Ermeni, Osmanlı, Meşrutiyet, Mebusan Meclisi, Mebus.
653 Numaralı Karahisar-ı Sahip şer'iyye sicili
Bu çalışmamızda, H. 9 Receb 1312 - 21 Şevval 1312 \ 14 Safer 1338 - 18 Receb 1338 (M. 1895 \ M. 1920) yıllarına ait iki ayrı defterden oluşan 653 Numaralı Karahisâr-ı Sâhib Şer`iyye Sicili incelenmiştir.Şer`iyye sicillerinin, şehir tarihi araştırmalarında önemli bir konuma sahip olmasından dolayı, çalışmış olduğumuz Karahisâr-ı Sâhib Şer`iyye Sicili'nde bulunan 278 adet belge transkripsiyona tabi tutularak günümüz Türkçesine çevrilmiş, ayrıca belli bir plan dâhilinde değerlendirilmiştir.Defterden, Afyonkarahisar'ın idâri ve fiziki yapısı ile ilgili olarak, belirtilen yıllarla ait, merkeze bağlı kazalar, nahiye, köy, mahalle isimleri ve dağılımı ile bazı mevki adlarını tespit etmek mümkün olmuştur. Bunun yanı sıra incelediğimiz dava kayıtlarından sosyal hayatla ilgili olarak; Türk ve Ermenilere ait şahıs isimleri, bulunduğu mahalleler, evlenme, boşanma, miras ve nafaka hukuku gibi toplumsal yapıya ışık tutabilecek önemli bilgilere de bir ölçüde ulaşılmıştır.Özellikle ikinci defter kaydının tutulduğu dönemde; Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'ndan henüz çıkmış bulunmasının etkisiyle, siyasi ve ekonomik yönden sıkıntılı bir dönem içerisindedir. Belgelerin büyük bir kısmında ekonomik sıkıntıdan kaynaklanan meseleler vardır. Bu nedenle çalışmamız, XX. yüzyılın başlarında, önemli gelişmelerin cereyan ettiği bir dönemde, Afyonkarahisar'ın sosyo-ekonomik ve etnik durumuna ışık tutması açısından son derece önemlidir.Anahtar Kelimeler: Şer`iyye Sicili, Afyonkarahisar, Ermeniler, evlenme, boşanma