Theses supervised by Prof. Dr. Salih Yılmaz

12 theses · Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology, Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessEN

Fabrication and characterization of transition metals (Mn and Co)-doped cds-based photovoltaic cells

In this study, CdS thin films were produced via chemical bath deposition method, individually doped with Mn (0.5%, 1%, 2%) and Co (1%, 3%, 5%, 7%), on indium tin oxide (ITO) coated glass substrates. Additionally, the desired device configuration was achieved by coating N719, P3HT:PCBM, and PEDOT:PSS organic layers, respectively, using spin coating method. Comprehensive XRD, SEM, EDS, transmittance, absorbance, PL analyses were conducted on both Mn and Co-doped CdS thin films and the fabricated solar cells. Furthermore, J-V tests were performed on the fabricated devices. XRD analysis revealed that the produced CdS thin films grew in a cubic structure. Addition of Mn atoms into CdS structure was determined to deteriorate crystal quality based on dislocation density and micro-strain results. Mn doping led to a positive effect on transparency of CdS films, particularly achieving over 90% transmittance in the wavelength range of 500-650 nm for CdS sample with 2% Mn addition. Mn doping was found to increase forbidden energy band gap of CdS, causing a blue-shift in absorption edge. J-V measurements of the fabricated solar cells indicated that Mn doping improved the efficiency of CdS based hybrid solar cells. Highest power conversion efficiency was achieved with a 2% Mn-doped CdS solar cell (0.202%). On the other hand, Co doping led to a change in the unit cell volume and increase in crystalline size of CdS. Additionally, a reduction in grain size of CdS thin films was observed with Co doping. Co doping was found to enhance optical transparency of CdS films and alter the forbidden energy band gap. Photoluminescence results suggested that Co doping caused additional defect states in CdS films. Furthermore, Co doping positively influenced the efficiency of CdS-based hybrid solar cells, with highest efficiency obtained from solar cells with 1% Co doping (0.488%).

Volkan Doğan
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Filistin Rus Ortodoks Cemiyeti kuruluşu: Rusya-Ukrayna Kilise ayrışması

Bu çalışmada Rusya İmparatorluğu tarafından 1882 yılında Kudüs'te kurulan İmparatorluk Filistin Ortodoks Cemiyeti'nin ortaya çıkışı, Cemiyetin kuruluş aşamaları, bilim ve eğitim faaliyetleri, günümüzdeki faaliyetleri, Osmanlı Devleti ile ilişkileri değerlendirilecektir. Bir yandan bilim, kültür ve eğitim faaliyetlerinin Rusya'nın bu bölgedeki politikasıyla ilişkisi irdelenecek, diğer yandan Birinci Dünya Savaşı öncesinde Rusya'nın Filistin'deki etkisinin sınırları tartışılacaktır. Rus Ortodoks Filistin Cemiyetinin, Rusya'dan kutsal topraklara giden hacıları korumak, yerli Hristiyan nüfusun dini ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak, bu bölgenin tarihi ve kültürel mirası üzerine yapılan bilimsel çalışmaları desteklemek amacıyla kurulmuştur. Cemiyet, çıkarmış olduğu bilimsel dergilerle Filistin ve çevresi üzerine yapılan akademik çalışmalara da katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak, söz konusu cemiyetin yürüttüğü bilimsel ve kültürel çalışmaların neler olduğu ele alınacaktır. Filistin Ortodoks Cemiyetinin faaliyetlerinin Rusya ve Ukrayna kiliselerinin ayrılmasıyla sekteye uğraması, hac yolunun değişmesi söz konusu olduğundan bu iki konu birlikte ele alınmıştır. Çalışmada tarama derleme, karşılaştırmalı tarih, içerik analizi ve literatür tarama yöntemi kullanılacaktır. Rus Ortodoks Filistin Cemiyetinin kuruluşu ve Ukrayna Kilisesinin Rusya'dan ayrılma nedenleri nelerdir? Tezde çalışma alanı olarak Filistin (Kudüs) ve Ukrayna'nın seçilmesi, bu iki coğrafi bölgenin Ortodoks Kilisesi açısından kutsal ve üzerinde politikalar yürütülen bir alan olmasından kaynaklanmıştır. Putin yönetiminin 2014 itibariyle yürüttüğü Ukrayna politikasının, Kilisenin Ukrayna siyaseti ile tam olarak örtüşmediği, hatta onun bölgedeki hedeflerine zarar verdiği düşüncesinden hareketle Ukrayna Kilisesinin Rusya'dan ayrılma meselesi üzerinde de durulacaktır.

FilistinHristiyanlık
İzzet Köker
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Teogoni, kozmogoni, antropogoni ve eskatoloji açısından Türk mitolojisi ve İslam dini arasındaki benzerlikler

Mitoloji kavramının temel konularından olan teogoni, kozmogoni, antropogoni ve eskatoloji mefhumları, ait oldukları toplumun düşünce yapısını ve inanç sistemini yansıtması bakımından önemlidir. Tarih boyunca Tanrı'nın vasıfları, kâinatın ve insanın yaradılışı, kişinin ölümü ve kıyamet gibi konular; insan zihnini meşgul eden düşünceler arasında yerini almıştır. Bu düşünceler zamanla toplumların mitlerini oluşturmuştur. Böylece mitoloji ve din sağlam köklerle birbirine bağlanmıştır. Araştırmanın temel konusu; teogoni, kozmogoni, antropogoni ve eskatoloji çerçevesinde eski Türk dini ve İslâm dini arasındaki benzerliklerdir. Türk mitolojisindeki Tanrı anlayışı büyük oranda İslâm dinindeki Allah inancına benzemektedir. Özellikle Tanrı'nın vasıfları konusunda Kök Tenğri'nin ve Allah'ın benzer sıfatlara sahip olduğu görülmektedir. Kozmogoni hususunda Türk mitolojisinde yer alan anlatıların, Ayet-i Kerîmeler ile benzerlikler gösterdiği dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Kozmogoni alanında; başlangıçta evrenin durumu, göklerin ve yerin yaratılması, göğün katları, göğün direği, göğün biçimi gibi konularda, Türk mitolojisi ve İslâm dini arasındaki benzerlikler karşılaştırılmıştır. Kozmogoni sahasında olduğu gibi insanın yaradılışını inceleyen antropogoni alanında da Türk mitolojisine ait destanlar ile Kur'ân'da geçen ayetler ve İslâm dinine ait anlatılar arasında önemli benzerlikler söz konusudur. Antropogoni sahasında; insanın yaratılışı, kadının yaratılışı ve cennetten çıkarılış gibi konular İslâm dini ve Türk mitolojisi çerçevesinde benzerliklerin mukayese edildiği konular arasındadır. Evrenin, acunun ve insanın yok oluşunu irdeleyen eskatoloji sahasında da İslâm dini ve Türk mitolojisi arasında ciddi anlamda benzerlikler bulunduğu görülmektedir. Eskatoloji alanında; ölüm, ölümden sonraki hayat, tufan hadisesi, kıyamet anlatıları gibi konular Türk mitolojisi ve İslâm dini arasındaki benzerliklerin tespiti için mukayese edilmiştir.

AntropogoniEskatolojiKozmogoni+5
Göksu Göner
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Yazarlar Birliği tarihi (1978-2019)

Türk kültür tarihi araştırmalarında, kurum, kuruluş, dernek, vakıf vb. oluşumların araştırılması, Türk kültür tarihinin aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Zira bu tür oluşumlar bizzat kültürün içinde doğmuştur, dolayısıyla kültürün bir yansımasıdır. Bu oluşumların yapmış oldukları faaliyetler, geçmişten günümüze yapılmış olan kültürel ve edebi faaliyetlerin anlaşılarak bir disiplin halinde incelenmesine yardımcı olmaktadır. 1978 de kurulan Türkiye Yazarlar Birliği de bu kapsamda, kendisine bir felsefe oluşturarak, Türk kültür tarihi açısından önemli olan olgu ve olayları temel alıp, kırk yıl boyunca faaliyetler yürütmüştür. Bu faaliyetleri, kendisinin belirlediği amaçlar doğrultusunda gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla, Türkiye Yazarlar Birliği tarihinin araştırılması, geçmişte yapılan edebi ve sanatsal faaliyetlerin anlaşılması ve kavranması açısından büyük önem arz etmektedir.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiEdebiyat tarihi+3
İbrahim Toraman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sovyet tarih yazımında SSCB-Türkiye ilişkileri (1945-1982)

Bu çalışmada, 1945-1982 yıllarını kapsayan SSCB-Türkiye ilişkileri, Sovyet Türkologlarının çalışmalarına ve Rusya arşiv belgelerine dayanılarak ele alınmıştır. Çalışma, iki rakip olan SSCB ile Türkiye arasındaki ilişkileri etkileyen unsurları; Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den Boğazlarda üs ve toprak talepleri, Türkiye'nin NATO üyeliği, Türkçülük, sağcı ve solcu akımları, askerî blokların oluşumu, Orta Doğu bulanımı, Kıbrıs krizi, Karayıp krizi gibi etkenleri Sovyet tarih yazımı açısından inceleme yöntemleriyle yazılmış, bazı önemli konularda ise karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmada, Moskova-Ankara hattında ortaya çıkan gelişmelerin yanı sıra Türkiye'nin izlediği iç politika konularının incelenmesinde Sovyet tarihçilerinin yaklaşımları, uyguladıkları politeknolojiler ve çalışma yöntemleri ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Sovyet Türkologlarının her bir aşamaya özgü kullandıkları ifade biçimlerinin, terimlerin önceki aşamalara kıyasla karşılaştırmalı olarak incelenmesi uluslararası ve bölgesel düzeyde değişen şartları belirlemektedir. Elde edilen bilgiler, SSCB-Türkiye ilişkilerini inceleyen Sovyet Türkologlarının Marksist-Leninist ilkelerine dayanarak ve Komünist Partinin en üst organı olan Politburonun siparişine uygun tarih yazdıklarını ve uyguladıkları yöntemlerle Türkiye'ye psikolojik baskı yaptıklarını ortaya koymaktadır. Çalışmada üç SSCB Başkanı'nın görevde olduğu süreçte iç ve dış faktörlerin etkisiyle iki ülke arasında oluşan normalleşme zemininde siyasi, ekonomik, bilim ve kültür ilişkilerinde gelişmeler olduğu ve bu bağlamda iş birliğinin ortaya çıktığı belirtilmiştir. Bu araştırmadan elde edilen bulgular, Sovyet Türkologlarının Sovyet-Türkiye ilişkilerini her ne kadar Marksist-Leninist ilkelerine dayanarak yazmış olsalar da önemli konulara değinmekle dünya Türkolojisine katkı sağladıklarının altı çizilmiştir. Çalışma, Soğuk Savaş Dönemi'nde SSCB'de oluşturulan Türkiye imajının uluslararası ve bölgesel etkenlere dayandığını göstermiştir.

Amerika Birleşik DevletleriNATOOrta Doğu+6
Mehpara Soltanova
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Karakalpak Türkleri halk kültürü tarihi

Karakalpaklar, asıl olarak Peçeneklerin içinden gelen bir Türk Kavmi olarak tarihi kaynaklarda ortaya çıkmaktadır. Karakalpaklar, tarihçi Reşidüddin'in eseri olan Câmiu't-Tevârîh'de "Kavm-i Külâh-i Siyah", Arap kaynaklarında "Karabörklü" ve eski Rus kaynaklarında ise "Çorniye Klobki" adlarıyla anılmaktaydılar. Karakalpak adının verilmesi bu kavmin daha çok yaşam ve giyim yöntemlerinden kaynaklanmaktadır. Çoğunlukla Harezm ve Aral Gölü civarlarında yaşamaktaydılar. Karakalpaklar yaşadıkları coğrafya itibariyle başta Ruslar olmak üzere Araplar ve diğer Türk Kavimleriyle sık sık siyasi ve askeri mücadele içerisinde yer almışlardır. Askerlik sanatında usta olan bu Türk Kavminin yeri geldiğinde Rus Knezliklerinin güvenliği sağlamak maksadıyla Rus Ordusu tarafında da savaştığı tarihî kaynaklarda görülmektedir. Türkistan hanlıkları, Rus İmparatorluğu tarafından işgal edilmesiyle birlikte uzun bir dönem Rus hâkimiyeti altında yaşamak durumunda kalmışlardır. 1917'de Rus Çarlığının yıkılmasıyla bir dönem Kazak Sovyet Cumhuriyeti içerisinde özerk olarak yaşamışlardır. Ardından doğrundan SSCB'ye bağlı özerk bir cumhuriyet haline gelmişler ve son olarak 1991'de SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Özbekistan Cumhuriyeti içerisinde Karakalpak Özerk Cumhuriyeti adı altında yaşamaya başlamışlardır. Çoğu Karakalpak Türkü günümüzde bu özerk cumhuriyette yaşamaktadır. Geriye kalanlar ise Türkistan Türk Cumhuriyetleri'nde ve Rusya Federasyonu'nda bulunmaktadır. Tez yazımında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Literatür taramasının ardından ilgili kaynaklar taranarak veri analizi yapılmış ve ardından yazım aşamasına geçilmiştir. Tezde Türkçe, Rusça ve Özbek Türkçesine ait kaynaklar kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmayla birlikte Karakalpak Türklerinin kısa tarihine değinildikten sonra sosyal yaşamları, dinî hayatları, inanç sistemleri, edebiyat, dil ve sözlü kültür gibi konular ayrıntılı olarak aktarılmıştır. Tezin tamamlanmasıyla birlikte Karakalpak Türkleri hakkında kapsamlı bir çalışma tarih literatürüne kazandırılmış olacaktır.

Dini hayatFolklorGelenekler+7
Svetlana Madiyarova
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2020 yılında Putin Dönemi Rusya dış politikası ve siyasi değişim

Rusya Federasyonu'nda Vladimir Putin'in 2000'de resmi olarak iktidara gelmesiyle önemli askeri ve siyasi değişimler olmuştur. Bu değişim öncelikle devletin merkezileştirilmesi konusunda gerçekleşmiştir. 11 Eylül saldırılarının da etkisiyle özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarının artmasıyla Rusya, ekonomik anlamda büyük kazançlar elde etmiştir. Bu ekonomik kazanç Putin döneminde ordunun yeniden yapılanması ile yeni askeri ekipmanların üretilmesine ayrılmıştır. 2008 Gürcistan krizi ve 2014 Ukrayna krizi ile birlikte Rusya, kendi toprakları dışında operasyonlar yapmaya başlamış ve yeniden çift kutuplu dünya düzenine geçilmiştir. Rusya, 2000-2010 yılları arasında Avrupa Birliği ile yakın ilişkiler kurarak entegrasyon konusunda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. 2015-2020 yılları arasında Rusya'nın Ortadoğu ve Afrika stratejileri aktif hale gelmiş ve hibrit savaş olarak nitelendirebileceğimiz paralı askerler ile bölgede etkinlik kazanmıştır. 2020'de Covid-19 pandemisi Rusya'yı ekonomik olarak etkilemiştir. ABD'de Biden'ın seçimleri kazanmasına yönelik beklentiye bağlı olarak ABD'nin Ermenistan'da etkinlik kazanması ihtimaline karşılık Dağlık Karabağ krizinin çözümünde tarafsız gibi davranmıştır. 2020'de Putin'in dış politikası ve hükümet değişimi Türkiye ile olan ilişkileri de etkilemiştir. Anayasa referandumu ile Putin'in 2036'ya kadar devlet başkanı olabilmesinin yolu açılmıştır. Bu tezimizde Putin'in 2020 yılı dış politikası genel olarak incelenmekte, Türkiye ile ilişkilere etkisine de açıklık getirilmeye çalışılmaktadır.

AfrikaOrta Doğu politikasıPutin, Viladimir+5
Selinay Ergenç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-İran ilişkilerinin basına yansıması: Keyhan gazetesi örneği (2014-2019)

Türkiye ile İran'ın jeostratejik konumları ve Orta Doğu'da sahip oldukları önemli rol zaman zaman bu ülkelerin çıkarlarının çatışmasına neden olabilmektedir. Asırlardır bu şekilde gelişen ilişkiler özellikle Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye'de cumhuriyetin, İran'da Pehlevi Hanedanlığının kurulması ve her iki ülkede de ulus devlet zemininde yeni bir dönemin başlamasıyla daha da belirgin bir hal almıştır. 2002 sonrası hızla artan ikili ilişkilerdeki iş birliği Arap Baharı sonrası yerini bölgesel rekabete bırakmıştır. Özellikle Suriye konusunda farklı saflarda yer alan Türkiye ve İran'ın ilişkileri bu dönemde ciddi zarar görmüştür. Suriye'de iç savaşın şiddetlenmesinin ardından Türkiye ile İran arasında siyasi gerilim de sürekli tırmanmıştır. Tırmanan bu gerilimde iki ülke basınının özellikle de İran basınının tetikleyici bir rolü olmuştur. 2016 yılından itibaren iş birliği arayışı içerisine giren Türkiye ve İran, Rusya ile birlikte Suriye krizini çözme doğrultusunda görüşmelere başlamış ve Astana Görüşmeleri kapsamında bir dizi zirve gerçekleştirilmiştir. Süreçte İran basınının pozisyonu ise dönemsel değişimler dışında büyük oranda sabit kalmıştır. İran basınının Türkiye konusundaki pozisyonunu 2014-2019 yılları özelinde, Devrim Rehberi'nin kontrolünde bulunan Keyhan gazetesi üzerinden açıklayan bu çalışma yaşanan gelişmelerin bu yayın organına nasıl yansıdığını ele almaktadır. Genel Yayın Yönetmeni bizzat İran Devrim Rehberi Ali Hamaney tarafından atanan Keyhan gazetesi bir anlamda Hamaney'in sözcüsü olduğu kabul edildiği için bu gazetenin ortaya koyduğu pozizyon önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Türkiye-İran İlişkileri, İran Basın, Keyhan Gazetesi, Suriye İç Savaşı, Türkiye-Rusya-İran Zirveleri

BasınGazetelerKeyhan gazetesi+7
Süleyman Gündede
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk mitolojisinde temel inançlar (kozmogoni, astroloji, renkler)

Türkler çok eski dönemlerden itibaren Orta Asya'da kendilerine ait bir kültür sistemi ortaya çıkarmış ve bunu da çeşitli unsurlar ile diğer nesillere aktarmıştır. Bu kültür ögeleri ise farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman arkeolojik kazılarla kimi zaman sözlü edebiyatla kimi zaman da inanç sistemleriyle. Türklerde önemli bir yere sahip olan defin geleneği, kişinin eşyaları ile gömülmesini sağladığından, dönemin kültürel varlığı hakkında bizleri bilgi sahibi yapan en önemli unsurların başında gelmektedir. Yine mitolojik birçok figür eski dönem Türk inanç, yaşayış ve kültürel hayatı hakkında bizlere birçok bilgi sağlamaktadır. O dönemki inanışların nasıl ve neden ortaya çıktığı ve gündelik hayatta ne anlama geldiği bu figürler sayesinde açıklanmaktadır. Yapılan bu çalışma ile eski Türk kültürünün maddi ve mitolojik unsurlar üzerinden ne tür bilgiler elde edilebileceği ve bu unsurların nasıl ortaya çıktığı anlatılmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji, evren, kültür, mitoloji, nazar, Türkler

ArkeolojiEski Türk inançlarıKozmogoni+7
Murat Kahraman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Rus paganlığı ve günümüze yansımaları

Ruslar ortaya çıktıkları dönemden Hıristiyanlığı kabul edene kadar pagan inançları doğrultusunda hayatlarını şekillendirmişlerdir. Hristiyanlık, bu inanışları bastırmak ve ortadan kaldırmayı amaçlamışsa da paganizm, arka planda var olmaya ve kendini yinelemeye devam etmiştir. Paganlık gücünü doğadan alan bir inanç sistemi olduğundan, hiç bitmeyen ve sürekli kendini tekrar eden bir yapıya sahiptir ve unutulması veya bastırılması bu sebeple zordur. Günümüzde Rusya'da var olan ve kutlanan çoğu inanış ve özel güne bakıldığında, içerisinde pagan döneminden kalma birçok durumu bünyesinde barındırmaktadır. Aynı zamanda pagan inanç sistemi içerisinde yer alan tanrı veya özel figürler, bir Hristiyan kimliğine bürünerek devam etmeyi başarmıştır. Yapılan bu araştırma ile de günümüzde Rusya'da kutlanan ve Hristiyanlığa ait olarak bilinen bayram ve diğer özel günlerin içerisinde ne tür pagan inanışlarının olduğu açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Hristiyanlık, mitoloji, Paganizm, Rusya, Slavlar

HristiyanlıkMitolojiPaganizm+3
Ali Tokmak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Savaşın dönüşümü: Küresel rekabet alanlarındaki çatışmaların hibrit savaş perspektifinden analizi Rusya örneği

Savaşlar insanlık tarihi için olağan bir olgudur. İnsanlığın varoluşundan bu yana yaklaşık on bin savaşın meydana geldiği, bu savaşlardan sonra imzalanan barış anlaşmalarının ömrünün ortalama dokuz yıl sürdüğü dikkate alındığında savaşsız bir tarihin tahayyülü mümkün değildir. Teknolojinin gelişmesi ile savaş taktikleri daha derin ve karmaşık hâle gelmiş, kurbanların sayısı ise olağanüstü biçimde artmıştır. 20. yüzyılda teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler, savaş yöntemlerini ve konseptlerini değiştirmiştir. Klasik cephe savaşlarının şövalye özellikleri, kahramanlık ve onur taşıyan nitelikleri arka plana itilmiş, ne zaman ve nereden geleceği belli olmayan, bukalemun karakter arz eden, sınırları belirsiz, taraflarının sadece devletler olmadığı, hormonlu savaşlar dönemine girilmiştir. Günümüzde savaşın sadece savaşıldığı, barışın ise savaşılmadığı dönemler olduğu algısı değişmeye başlamıştır. Savaşlar artık açıkça ilan edilmemekte, sinsice ve uzun bir zaman periyoduna yayılarak sürdürülmektedir. Genellikle isyan ve halk hareketleri şeklinde kendini gösteren bu tip savaşın ana silahları şiddet, terör ve partizanlardır. Bu tip savaşların gelecekte daha da yaygınlaşması beklenmelidir. Günümüz dünyası "savaş" olarak adlandırılmayacak yeni çatışma biçim ve süreçleri ile karşı karşıyadır. Bu süreçler siyasi hedeflere ulaşmak için askeri ve askeri olmayan araçların dinamik, verimli ve entegre bir şekilde birleştirildiği yöntemleri içermektedir. İşte "Hibrit Savaş" kavramı tam da bu tartışmaların ortasında, 1994 yılındaki Çeçen isyancıların taktiklerinden esinlenen Nemeth tarafından ilk kez kullanılmış, Hizbullah'ın Lübnan direnişi ve Ukrayna Savaşı'nda Rusya'nın kullandığı taktikler ile özdeşleştirilerek literatüre zamansız ve hızlıca giren Batı kökenli fenomen bir terim hâline gelmiştir. Ancak yeni bir terim olmasına rağmen savaşın doğası ve mantığı aynı kalmış, Clausewitz ve Sun Tzu'nun sunduğu kavramsal çerçeve hâlen büyük ölçüde geçerliliğini korumuştur. Batı'nın demokratik normlarını ve kurumlarını Batı'ya karşı kullanan, açık toplumlardan yararlanmaya ve onları baltalamaya çalışan otoriter devletlerle nasıl başa çıkılacağı sorunu, Batılı demokrasilerin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan birisidir. Bununla birlikte, karşılaşılan kritik sorunlardan bir diğeri de ne ile ve kiminle savaşıldığı konusunda Batı'da ortak bir fikir birliği olmamasıdır.

Hibrit savaşRekabetRusya+4
Hayrettin Güler
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karakalpak Türkleri eski halk inanışları

Bu tez, Özbekistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde Özerk olarak yaşayan Karakalpakların inanışlarını ele alır. Giriş bölümü Karakalpakların tarihini kısa bir şekilde irdeler. Birinci bölümde Karakalpakların sosyal ve ekonomik hayatları kısa bir şekilde ele alındıktan sonra, Karakalpakların inanışları incelenmektedir. İkinci bölümde Karakalpakların hayvan kültü irdelenmekte ve Karakalpakların yaşamlarında önemli rol oynamış başlıca hayvanlar teker teker ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Karakalpak Türkleri, İnanışlar, Karakalpak Gelenekleri, Halk Kültürü

GeleneklerHalk bilimiHalk inançları+2
Svetlana Madiyarova
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors