Theses supervised by Prof. Dr. Serpil Erol
19 theses · Gazi University
Elektrik üretim planlamasında çok amaçlı optimizasyon yaklaşımı: Türkiye örneği
Ülkelerin sürdürülebilir geliĢiminde ve çevre üzerinde, ülkelerce benimsenen enerji politikaları çok büyük öneme sahiptir. Bu nedenle; yerli, sürdürülebilir,çevreci ve ekonomik kaynakların bulunması ve bu kaynakların optimaldağıtımının yapılması bir zorunluluk halini almıştır . Bu çalıĢmada, Türkiye'nin gerçekleri ve gereksinimlerini yansıtan ve birim elektrik üretim maliyetinin minimizasyonu, CO2 salınımının minimizasyonu, ithalatın minimizasyonu, fosil yakıt kullanımının minimizasyonu, istihdamın maksimizasyonu ve sosyal kabulün maksimizasyonu hedeflerini eş zamanlı olarak optimize eden çok amaçlı bir karışık tam sayılı doğrusal programlama modeli önerilmiştir. Önerilenbu model , literatürde kabul görmüş olan uzlaşık programlama yöntemi ile dünya genelinde elektrik üretiminde kullanılan bütün enerji kaynakları dikkate alınarak çözülmüş ve Türkiye'de 2012-2023 yılları arasında oluşması beklenen toplam elektrik enerjisi talebini karşılamak için kaynak bazında 12 yıllık bir elektrik üretim planı ile inşa edilmesi öngörülen elektrik üretim tesisleri için bir yatırım planı elde edilmiştir.Bilim Kodu:906.1.148Anahtar Kelimeler:Enerji kaynak planlaması, çok amaçlı karışık tam sayılı doğrusal programlama, uzlaşık programlama yöntemiSayfa Adedi:128Tez Yöneticisi:Prof.Dr.Serpil EROL
Süreç planlama ve çizelgeleme entegrasyonu için yapay sinir ağları ve genetik algoritmayı birleştiren hibrit bir yaklaşım
Anlık müşteri taleplerini ve değişen üretim katı şartlarını karşılayabilen, kitlesel üretimin tüm değişkenlerine uyum sağlayabilen ve bunun yanında maliyet, zaman ve işgücü optimizasyonu yapabilen üretim sistemleri oluşturmak, firmaların günümüzün rekabet şartlarında ayakta durabilmelerini sağlayan en önemli faaliyetlerin başında gelmektedir. Bu üretim sistemlerinin temel fonksiyonlarından olan Süreç Planlama (SP) ve Çizelgeleme, kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla birlikte, bu iki fonksiyon arasındaki izolasyon ve uzun zaman boşlukları üretim verimini etkileyen önemli bir problemdir. Bu verimlilik problemini çözmek için çalışmada, SP?yi ve Çizelgelemeyi paralel bir şekilde yapabilecek ve üretimdeki dalgalanmalara hızlıca cevap verebilecek entegre bir sistem oluşturulması amaçlanmıştır. Mevcut entegrasyon modellerinde çözüm kümesi ve araştırma alanı genişledikçe hesaplama süresinin hızlıca arttığı gözlemlenmiştir. Bu yüzden bu çalışmada, optimal sonucu çabuk bulabilmek için SP ile Çizelgeleme entegrasyonunda Genetik Algoritma (GA) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) birlikte kullanılarak, hibrit bir yaklaşım oluşturulmuştur. GA?nın performansını ve çözüm arama verimini artırmak amacıyla; kromozomlarda alternatif rotalar ile kümeleme çalışmaları yapılmıştır. Popülasyonların çeşitliliğini artırmak için v etkin genetik temsiller ve operatörler kullanılmıştır. Entegrasyon modülünde oluşturulan 3 farklı GA yapısı karşılaştırıldığında kümeleme ve en iyi alternatif rotaları seçme yöntemleriyle oluşturulan algoritmaların daha iyi performans gösterdiği gözlenmiştir. GA kullanılarak üretilen çizelgelerden elde edilen verilerle, değişen üretim katı koşullarında yeni çizelgeleri hızlıca üretebilen sinir ağ yapıları oluşturulmuştur. Yeniden çizelgeleme modülündeki ağyapılarının performans ölçütleri, entegrasyon modülündeki sezgisel çözümü doğrulamıştır. YSA girdilerinin bulanık üyelik değerlerinin hesaplanarak dönüştürülmesi ile sinir ağlarının tahminleri üretim ortamında kullanılabilecek bulanık kurallar haline getirilmiştir.
Havayolları şebekesi sürdürülebilirliğinin toplam maliyetigöreceli değişim indisleri kullanılarak değerlendirilmesi
Bir ulaşım şebekesinin sürdürülebilirliği önemlidir. Özellikle alternatif olanaklarının bulunduğu havayolu ulaşım şebekelerinde sürdürülebilirliği ölçmek, havayolu şirketlerinin bağlantılı veya direkt uçuşları planlaması açısından gereklidir. Çalışma, bağlantılı ve direkt uçuşları dikkate alarak ulaşım şebekesinin sürdürülebilirliğini ölçme konusuna yönelik yapılan ilk çalışmadır. Bu sırada Kullanıcı Denge (User Optimality) ve Sistem Optimumu (System Optimum) sağlayan koşullar belirlenerek göreceli toplam maliyet indisleri hesaplanmış, kritik bağlantılar belirlenmiş, şebekenin sürdürülebilirliği değerlendirilmiştir. Türkiye?de faaliyet gösteren bir havayolu şirketine ait kısmi bir şebeke üzerinde uygulama yapılmış, sürdürülebilir bir şebeke için uçuş planı belirlenmiştir.
Istatistiksel süreç kontrolü için web tabanlı arayüz ve uygulaması
Bu tezde üretim ve hizmet sektöründeki işletmelerde, ISO ve benzeri standartlara uygunluk sağlama, süreç iyileştirme, üretim verimliliği artırımı ve karlılık için yaygın olarak kullanılan İstatistiksel Süreç Kontrolü, Süreç Yeterlilik Analizi (Capability), Ölçüm Sistemleri Analizi gibi istatistiksel kalite teknikleri için veri toplama ve analizlerin web tabanlı otomasyonu için bir arayüz tasarlanmıştır. Sistemde üretilen istatistikî raporlar tüm dünyada kabul görmüş ve standart hale gelmiş Minitab 16 kütüphaneleri kullanılarak oluşturulmuştur. Ayrıca tezde kalite iyileştirme sürecinde görevli tüm operatör, mühendis, sorumlu, tedarikçi ve ilgili kişilerin sahadan veya finansal süreçlerden topladıkları verileri, internet platformu üzerinden toplama, merkezleme ve herhangi bir özel yazılım ortamına ihtiyaç duymadan yine internet platformunda anlık olarak İstatistiksel Süreç Kontrol teknikleri ile analiz edebilme ve raporlama imkanı sunmak amaçlanmıştır.
Tedarikçi seçimi için bir model önerisi: Traktör fabrikası uygulaması
Tedarikçi seçimi ve birden çok tedarikçi ile çalışılması durumunda tedarikçilerden satın alınacak miktarların belirlenmesi çok önemlidir. Bu çalışmada tedarikçilerden satın alınacak miktarları belirleyen bir model geliştirilmiştir. Tedarikçi seçiminde ele alınan kriter ve tedarikçi alternatiflerininin ağırlıklandırılması için AHP yöntemi kullanılmıştır. Günümüzdeki rekabet ortamı, firmaları daha hızlı hareket etmek zorunda bırakmıştır. Bu çalışmada firmanın birim ürüne ihtiyacı olduğunda, bu ürünü daha çabuk elde edebilmesi için uzaklık kısıtlı bir model geliştirilmiştir. Tedarikçi performans değerlerinin hesaplanması için senaryolar oluşturulmuştur. Bu senaryolara göre, mevcut durum ve oluşturulan senaryoların sipariş maliyetleri hesaplanarak sonuçlar kıyaslanmıştır. Ayrıca tedarikçilerin mevcut kapasitelerini belirli oranda arttırılmasıyla model çözülerek daha önceki kapasitede hesaplanan sonuç ile de kıyaslanmıştır.
Ürün geri kazanımı için çok amaçlı lojistik şebeke modeli ve bir uygulama
Özellikle son 10 yıl içinde, Tedarik Zinciri Yönetimi (TZY), Lojistik Yönetimi (LY) ve Ürün Geri Kazanımı (ÜGK) için Lojistik Şebeke Tasarımı (LŞT), artan bir ilgi kazanmıştır. ÜGK için LŞT, stratejik seviyede bir planlama konusu olup, sistemin performansı ve dolayısıyla işletmenin kârlılığı ve sürdürülebilirliği ile çok yakından ilgilidir.Literatürde, ÜGK için, bulanık ortamda çok amaçlı ve gerçek uygulama temelli LŞT'da eksiklik görülmüştür. Bu eksikliği gidermek ve ÜGK için LŞT'da, değer katan, ekonomik bir faydaya dönüşecek ve insan hayatını kolaylaştıracak bir çalışma yapmak, bu tezin özgünlüğü, temel katkıları ve amaçlarıdır. Türkiye'de Atık Elektrikli ve Elektronik Ekipman (AEEE) LŞT için henüz olmayan bir sistem önerilmiş ve sistemin matematiksel formülasyonu, deterministik/bulanık, doğrusal, kapasiteli, çok ürünlü, çok amaçlı, karışık tamsayılı, yer seçimi-atama/LŞT modeli olarak kurulmuştur. Ankara'nın bütün ilçeleri hem müşteri bölgesi, hem de toplama ve işleme tesisleri için aday yerleşim yerleri olarak alınmıştır. Toplama ve işleme tesislerinin nereye, hangi kapasite seviyelerinde ve sayıda kurulacağının belirlenmesi ile müşteriler-toplama tesisleri, toplama tesisleri?işleme tesisleri, işleme tesisleri-imha/rafineri tesisleri arasındaki akış değerleri atamaları, karar değişkenleri olarak dikkate alınmıştır. Stratejik planlama amacıyla geliştirilen Model, gerçek bir uygulama ile, GAMS 22.1 ticari yazılımı ve CPLEX 8.1 çözücüsü kullanılarak çözülmüştür. Modelin hassasiyetini test etmek ve çözüm sonuçlarını karşılaştırmak amacıyla, farklı parametre değerleriyle, deterministik ve bulanık ortamda çok amaçlı karar verme yaklaşımları kullanılarak 700'den fazla çözüm yapılmış, etkin ve esnek karar verme için stratejik öneriler sunulmuştur. Modeldeki değişkenlerin etkisi ve ilişkisini araştırmak için, SPSS 17.0 for Windows'da, bağımsız; tek yönlü ANOVA, iki yönlü MANOVA ve Regresyon Analizleri yapılmıştır. Son olarak, potansiyel / yeni araştırma fırsatları vurgulanmıştır.
Kimya ve petrokimya sektöründe kazalar ve Petkim örneği
Bir çok endüstriye hammadde sağlayan kimya ve petrokimya sektörünün üretim sürecinde kullanılan ve depolanan maddeler yanıcı, patlayıcı ve zehirli maddelerdir. Bu nedenle bu sektörde yangın, patlama ve kimyasal sızıntı şeklinde kazalar sıklıkla yaşanmakta ve bu kazaların sonuçları çevre, insan hayatı ve maddi kayıp açısından çok büyük boyutlara ulaşabilmektedir. Türkiye'de petrokimya sanayinin en önemli temsilcisi Petkim'dir. Türkiye'nin en fazla petrokimya ürünü üreten tek entegre petrokimya tesisi olan Petkim, 50'yi aşan petrokimyasal ürün yelpazesiyle inşaat, tarım, otomotiv, elektrik, elektronik, ambalaj, tekstil ilaç, boya, deterjan, kozmetik gibi Türkiye'deki birçok sanayi dalı için hammadde sağlamaktadır. Petkim'de meydana gelebilecek büyük bir kazanın, başta çalışanlar olmak üzere, yerleşik halk, çevre ve ekolojiye etkilerinin yanı sıra, sanayi üretimi ve Türkiye ekonomisi üzerinde büyük olumsuzluklar yaratması muhtemeldir.Bu çalışmada Petkim'de yaşanacak bir kazanın doğuracağı sonuçları tespit etmek amacıyla, oluşturulan risk matrisi modeli ile Petkim'de mevcut tüm fabrikalar üzerinde risk değerlendirilmesi yapılmıştır. Petrokimya sektörü için risk analizi ve risk değerlendirmesi ile ilgili çalışmalar uluslararası literatürde yaygın bir şekilde mevcuttur. Türkiye'de ise çeşitli sektörler için yapılmış risk analizi ve risk değerlendirmesi çalışmaları mevcut olmasına rağmen, petrokimya sektöründeki riskle ilgili olarak yapılmış çalışma bulunmamaktadır. Petrokimya üretim süreci ve fabrikaları için risk değerlendirmesinin yapıldığı bu çalışma Türkiye'de ilk örnek olması açısından önem taşımaktadır.Çalışmada ayrıca, Türkiye ekonomisi ve sanayisinde önemli bir yer tutan Petkim'in, kazaların önlenmesine yönelik uygulama ve politikalarının değerlendirilmesine, uluslararası standartlar ve benzer şirket uygulamaları ile karşılaştırılmasına yer verilmiştir.Risk değerlendirmesi sonucunda Petkim'de en fazla kaza riski içeren fabrika olarak Etilen Fabrikası belirlenmiş ve bu fabrikada meydana gelebilecek kazanın maddi boyutu tespit edilmiştir.
Tersine lojistik ağ tasarımı ve ağdaki malzeme akışının web tabanlı yönetimi
Tersine lojistik, kullanılmış ürünleri geri almanın ve ürün geri kazanımının sistematik bir şeklidir. Tüketim noktasından orijin noktasına doğru olan tüm ürün ve bilgi akışının yönetimi süreci olarak da tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, kavramlar ve sistemin işleyişi ele alınmış, karışık tamsayılı deterministik bir model kullanılarak tersine lojistik ağ tasarımı yapılmıştır. Ağ yapısına göre oluşturulan toplama merkezleri kanalıyla gerçekleştirilecek malzeme akışının daha etkin yönetilmesini sağlamak amacıyla web tabanlı bir yazılım geliştirilmiştir. Söz konusu yazılım ile son kullanıcılardan tersine lojistik ağ ve toplama merkezleri yolu ile geri dönüş yapacak malzemelerin bir veritabanına kaydı yapılmakta ve malzemelerin hangi toplama merkezleri yoluyla ve mevcut araç filosundan hangi araç ile taşınacağı merkezi olarak planlanmaktadır. Hem ağ yöneticileri hem son kullanıcılar için geliştirilen bu yazılım sayesinde toplama merkezlerinin yönetimi kolaylaştırılmış; ayrıca malzemeleri geri dönüşte taşıyacak araçların doluluk oranları artırılmıştır. Bu çalışma ile sadece tersine lojistik ağ tasarımı yanında ağın etkin yönetimi için bir yazılımın gerekli olduğu ortaya konmuştur.
Otomatik malzeme taşıma sistemi tasarımı için hibrit yaklaşım
Otomatik yönlendirmeli araç (AGV) sistemlerinin, malzeme taşıma ekipmanı olarak kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bu sistemlerin büyük avantajlarının karşısında yüksek ilk yatırım maliyetleri söz konusudur. AGV sistemi yatırımlarında araç maliyeti toplam yatırım maliyetinin en büyük kısmını oluşturmaktadır. Bundan dolayı araç sayısının minimizasyonu önemli problemlerdendir.Literatürde, araç sayısını tahmin etmek için kullanılan analitik yöntemlerin tamamında tecrübeye dayalı olarak belirlenen etkinlik faktörü katsayıları kullanılmaktadır. Bu katsayılara, incelenen sistemden bağımsız olarak verilen değerler problemin sonucunu oldukça etkilemektedir. Bunun yanında, bu dezavantaja sahip olmayan simülasyon modellerini oluşturmak oldukça pahalı ve zaman alıcıdır. Ayrıca bu modeller ile sonuca ulaşmak için çok sayıda deneme yapılması gerekmektedir. Bazı durumlarda ise deneme sayıları problemin çözümünü imkansız hale getirecek kadar artmaktadır.Bu çalışmada AGV sistemlerinde gerekli minimum araç sayısını ve ara stokları minimize edecek yeniden sipariş noktalarını belirlemek amacıyla, simülasyon modeli ve bir sezgisel algoritmanın entegre bir şekilde birlikte çalıştığı hibrit bir yaklaşım öne sürülmüştür. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde, öne sürülen teknik, gerçek bir üretim tesisi için tasarlanan bir AGV sistemi üzerinde uygulanmıştır. Tekniğin uygulamasında kullanılan simülasyon modeli Flexsim simülasyon yazılımı ile oluşturulmuştur. Daha sonra, alınan sonuçlar, araç sayısının tahmini için Egbelu (1987) tarafından geliştirilen bir analitik model ile karşılaştırılarak her iki yöntemin verdiği sonuçlar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak kullanılan hibrit yöntemin, çok az sayıda deneme ile kesin sonuca ulaşmayı mümkün hale getirebildiği görülmüştür.
Üç aşamalı tersine dağıtım sistemleri için bir model ve ayrıştırmalı çözümü
Kaynakların verimli ve sürdürülebilir olarak kullanılması amacı ve resmi yaptırımlar nedeniyle tersine lojistik sistemleri giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Kaynakların döngüye girerek etkili kullanılması amacıyla genel modellere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tezde, akümülatör dağıtım sisteminden yola çıkılarak geliştirilen, ileriye ve tersine dağıtımı bir yenileme şebekesinde birleştiren yeni ve genel bir tersine lojistik modeli ve çözümü sunulmuştur. Sunulan model tesis açmalı, stok taşımalı, ürünlerin üretim, taşıma, toplama, atma ve işlem maliyetlerini içeren üç aşamalı, kapasite kısıtlı bir şebeke modelidir. Modelin birinci seviyesi üretim/yenileme/atık tesislerini, ikinci seviyesi dağıtım/toplama tesislerini, üçüncü seviyesi alt dağıtım/toplama tesislerini ve dördüncü seviyesi ise müşterileri içermektedir. Literatürde ilk defa maliyet minimizasyonu amaçlı üç aşamalı, kapasite kısıtlı ve stok taşımalı genel bir yenileme şebeke modeli geliştirilmiştir. Üretim tesisinden müşteriye ve müşteriden yenileme tesisine her yol üzerinde tüm aşamalarda yer alan maliyetler birleştirilerek basitleştirilmiştir. Modelin aşamaları ve değişkenlerinin artması sonucu elde edilen problemler için kesin çözüm teknikleri yetersiz kalmıştır. Sezgiseller ise kesin çözüm verememektedir. Kısıtların ayrıştırma yöntemi gruplamasına uygun olduğu gösterilmiş ve kesin çözüm için Dantzig-Wolfe ayrıştırma yöntemi ile uygulama gerçekleştirilmiştir. Ayrıştırma algoritması ve akış şeması diyagramı oluşturulmuştur. Ayrıştırma yöntemi ile ileriye akış ve bu akışta yer alan tesislerin bir alt problem, tersine akış ve bu akışta yer alan tesislerin başka bir alt problem olduğu ve model denge kısıtının iki alt problemi birleştirdiği gösterilmiştir.
OECD ülkelerinin AR-GE etkinliklerinin VZA/AHP sıralı metodu ile belirlenmesi
Teknolojik yenilikler, üretimde verimliliği artırmak amacıyla ekonomik büyümeye önemli katkı sağlamaktadır. Teknolojik yeniliğin en önemli göstergelerinden birisi ise Ar-Ge (Araştırma Geliştirme) faaliyetleridir. Bu çalışmada; Ar-Ge harcamaları, araştırmacı sayıları, üçlü patent sayıları ve bilimsel yayın sayıları bakımından, Türkiye'nin diğer OECD ülkeleri arasındaki yeri VZA (Veri Zarflama Analizi)/AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) sıralı metoduyla belirlenmiştir. İki aşamalı olan bu metod ile; önce veri zarflama analizi modelleri oluşturulmuş ve bu modellerin çözümleri LINDO programında yapılmış, ikinci aşamada ise AHP tekniği ile etkinlik sıralaması bulunmuştur. Veri zarflama analizinde kullanılan girdiler ve çıktılar arasındaki matematiksel ilişki, SPSS 13.0 paket programı kullanılarak, yapılan regresyon analiziyle belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Türkiye'nin Ar-Ge etkinliğindeki konumu tespit edilmiş, Türkiye'yi daha etkin hale getirebilmek için gereken öneriler sunulmuştur.
Hücresel imalat sistemine göre mobilya endüstrisinde ergonomik hücre tasarimi ve modellenmesi
Günümüzde tüketicilerin ekonomik, coğrafi ve kültürel farklılıkları nedeniyle ürünlere olan talepleri çeşitlilik göstermektedir. Aynı zamanda bu çeşitlilik ürün yaşam döngülerini de kısaltmıştır. Hücresel imalat (Hİ) sistemi tüketici beklentilerindeki bu çeşitlilik ve kısa ürün yaşam döngüsüne üretim sistemlerinin hızlı bir şekilde adaptasyonunu sağlayan önemli bir uygulamadır.Hİ sistem tasarımında iki önemli problem vardır. Bunlardan ilk ve en önemli olanı hücre formasyonlarının (parça aileleri, makine hücreleri) oluşturulmasıdır. İkinci problem ise Hİ sistemindeki harici elemanların (harici parça, darboğaz makine) eliminasyonudur.Hİ sistem tasarımı ile ilgili daha önce yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde iki önemli eksiklik belirlenmiştir. Görülen ilk eksiklik harici eleman eliminasyonu için kullanılan mevcut yöntemlerde (fason imalat, hücreler arası taşıma, darboğaz makine satın alma) fazla mesaili üretim ile harici parçaların eliminasyonu alternatifinin göz önünde bulundurulmamasıdır. İkinci önemli eksiklik ise hücre formasyonunda ergonomik faktörlerin göz önünde bulundurulmamasıdır.Bu çalışmada literatürde görülen bu eksikliklerin giderilmesi amacıyla gürültü faktörlü ergonomik hücre tasarımı modeli önerilmiştir. Önerilen model harici eleman eliminasyonu maliyetlerinin minimizasyonunu amaçlayan ve harici eleman eliminasyonu ile hücre formasyonu problemlerini birlikte ele alan 0-1 karışık tamsayılı programlama modelidir.Geliştirilen modelin uygulamaya esas üretim sistemi (panel mobilya üretimi) gereksinimleri göz önünde bulundurularak genişletilmesiyle üç farklı model geliştirilmiştir. Geliştirilen modeller ve gerçek üretim sistemi verileri kullanılarak oluşturulan problemler GAMS/CPLEX 10.2 paket programı aracılığıyla çözülmüştür.Elde edilen çözüm sonuçları yorumlanmış ve uygulamaya esas sistem için uygun talep miktarları ve hücre formasyonları önerilmiştir.Önerilen modellerin, gerçek yaşamda karşılaşılabilecek bir Hİ sistem tasarımı problemi için hücre formasyonu ve harici eleman eliminasyonu problemlerinin yanı sıra ergonomik faktörleri de ele alması nedeniyle gerek mobilya endüstrisi gerekse diğer endüstri dalları için etkin ve faydalı bir araç olmaya aday olduğu gözlenmiştir.
Çok ölçütlü karar verme süreci için VZA-AAS sıralı hibrit algoritması ve bir uygulama
Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği günümüzde etkinlik ölçümü yönetiminin benimsenmesi ile organizasyonlar gelişmelere çok daha çabuk ayak uydurabilecekler ve gereken önlemleri süratle alabileceklerdir. Etkinlik ölçümüne yönelik birçok model ve teknik geliştirilmiştir. Ancak üzerinde durulması gereken, bunlardan ne şekilde yararlanılması gerektiğinin bilinmesidir. Objektif bir etkinlik ölçümü, sürecinde genel olarak kabul edilmiş bilimsel yöntemlerin kullanılması ile mümkündür. Bu çalışmada, etkinlik ölçümü süreci çok ölçütlü karar verme yöntemleri ile ele alınmış ve süreçte sıralı hibrit algoritma önerilmiştir. Önerilen sıralı hibrit algoritma literatürde mevcut yöntemlere göre belirgin üstünlükler taşımaktadır. Çalışmada, günümüzde birçok karmaşık karar verme problemlerinde kullanmış olan Analitik Ağ Süreci ve Veri Zarflama Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Önerilen algoritma, çok girişli ve çıkışlı birimleri tam sıralamak için tasarlanmıştır. Algoritmanın İlk aşamasında, birimlere ait tüm girdi ve çıktılar Veri Zarflama Analizi (VZA) tarafından formüle edilmiştir. Bu modeller LINDO paket programında çözülmüş, ikinci aşamada, ikili karşılaştırmalı değerler Analitik Ağ Süreci (AAS) yardımıyla, birimler arası ikili ilişkiler matrisinden etkilenerek sıralanmıştır. VZA-AAS sıralı hibrit algoritması, VZA sınıflandırma modeli yerine geçemez, ancak tüm birimleri, etkin ve etkin olmayan olarak nitelenmenin ötesinde, tam sıralama sağlayarak analizi genişletmiştir. Bir örnek üzerinde uygulanan bu algoritmayla elde edilen sonuçlar tartışılmıştır.
Gemiadamlarının endüstriye kazandırılmasına yönelik bir model önerisi ve tasarımı
Personel istihdam açığı bugün denizcilik endüstrimizin aşmak zorunda olduğu en önemli sorunları arasında gelmektedir. Dünya ticari denizciliğine genel olarak bakıldığında, tayfa arzının talepten fazla olduğu, zabitan talebinin ise arzından fazla olduğu görülmektedir. Yapılan çalışmanın amacı, deniz ticaret filomuzda bulunan Türk bayraklı gemiler ile Türk armatörlerin sahip olduğu yabancı bayraklı gemilerden oluşan Türk filosunda aktif olarak çalışan zabit sayısı ileriye dönük projeksiyonunu çıkarmak ve filo ihtiyacı ile mevcut zabit arzını karşılaştırarak istihdam darboğazının boyutlarını belirlemek ve buna uygun çözüm önerileri üretmektir. Bu kapsamda Dünya ülkeleri ekonomik verileri (gayri safi yurt içi hasılaları, ithalat/ihracat rakamları ve kişi başına düşen yurtiçi hasıla gelirleri toplamları) ile Türk filosu taşıma kapasitesi arasındaki ilişki, doğrusal ve doğrusal olamayan tahmin modelleri kurularak incelenmiştir. Yine tez kapsamında üretilen ?Gemiadamları Projeksiyon Algoritması (GAPA)? yardımıyla, Türk deniz ticaret filosundaki değişkenliği en iyi açıklayan dünya ekonomisi verileri tespit edilmiş, ve bu veriler üzerinden 2010 yılına kadar Türk filosu taşıma kapasitesi ve aktif çalışan zabit sayısı projeksiyonları yapılarak filo talebi belirlenmiştir. Daha sonra zabit arzı ile talep karşılaştırılarak, Türk denizciliği arz talep dengesi tanımlanmıştır. Elde edilen sonuçların ışığında zabitan istihdam problemine çözüm önerileri getirilmiştir.
Havacılık kazalarında insan faktörünün analizi
Bu tez çalışmasının amacı ülkemizde üzerinde henüz akademik olarakçalışılmamış olan havacılık kazalarında insan faktörü kavramını ortayakoymak, bu kavramın oluşturduğu çok geniş yelpaze içinde yer alanhususlardan bazılarına değinerek insan faktörünün havacılık kazalarıiçindeki konumunu belirtmek ve ülkemizde bu alanda yapılacakçalışmalara ışık tutacak bir karar sisteminin geliştirilmesine yardımcıolmaktır. Havacılıkta insan faktörü; insan fizyolojisi ve insanpsikolojisinin çalışma alanları ile etkileşim içindedir. Bu çalışmada,genelden özele bir bakış açısı ile yapılan literatür taraması sonucu eldeedilen bilgilerden de istifade edilmiştir. İstatistiksel veri derleme veyorumlama çalışması ile ticari havayolu şirketlerinde meydana gelenuçak kazaları ve bunların nedenleri, insan faktörünün çok baskın olaraköne çıktığı Tenerife uçak kazası, kazaların değerlendirilmesidoğrultusunda ortak noktalar ve bunlara karşılık emniyet tedbiri olarakifade edilebilecek hususlar, kaza ve insan faktörü konusunda bilgiler,insanın biyolojik yapısından kaynaklanan bazı özellikleri irdelenerekortaya çıkan biyomekanik sınır değerleri ortaya konulmuştur.Havacılıkta insan faktörü hakkında daha tekamül etmiş bilgilere sahipolunması ile havacılık kazalarının önlenmesinde daha öngörülüolunabileceği değerlendirilmektedir. Bu tez çalışması; ulaştırma kazalarıiçinde yer alan havacılık kazalarında insan faktörünün önemine dikkatçekerek insan faktörü alanında, gelecekte ülkemizde degerçekleştirilecek farklı disiplinlerin koordineli çalışmalarına temeloluşturmak maksadıyla hazırlanmıştır.Yapılan çalışmada; havacılıktaki tüm olayların sistem yaklaşımı ile elealınması gerektiği, yolcu uçaklarında çarpma ve çarpılmalara karşıyolcuların kişisel emniyetlerini artırıcı donanım tasarımları (havayastıkları, geliştirilmiş emniyet kemeri sistemleri gibi) üzerindeçalışabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Üretim-dağıtım (lojistik) problemi için bir tavlama benzetimi algoritması
Lojistik; mal ve hizmet tedarikine yönelik planlama, organizasyon, nakliye veyönetim faaliyetlerinin bütünüdür. Lojistik kavramı 1960'lı yıllarda askerlik veendüstri yönetiminde ortaya çıkmıştır. Askeri alanda lojistik malzemeylebirlikte insanı da kapsayan bir destek unsuru olarak tanımlanmaktadır.Fonksiyonel tanımında ise; stok yönetimi, tedarik, üretim, bakım, ulaştırma,dağıtım, yerleşim konularının bileşimidir. Bu çalışmada üretim alanındabulunan işyerleri arasındaki dağıtım problemi lojistik problemi olarak elealınıp bir üretim-dağıtım-stok modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model sonyıllarda kullanımı yaygın olan sezgisel algoritmalardan ?Tavlama BenzetimiAlgoritması? ile pascal programlama dili kullanılarak çözülmüştür. Değişikbüyüklükteki problemler üzerinde yapılan denemelerle algoritmanın etkinliğibelirlenmiştir.Bilim Kodu : 906Anahtar Kelimeler : Lojistik, üretim-dağıtım problemleri, tavlama benzetimi.Sayfa Adedi : 130Tez Yöneticisi : Prof.Dr. Serpil Erol
Trafik kazalarını önleme açısından sürücülere yönelik film mesajlarının yapılandırılması
Bu çalışmanın amacı, tutum ve davranış değişimi ile ilgili belli başlı teorilerçerçevesinde ülkemiz sürücülerinin kusurlu davranışlarına yönelik mesajlaroluşturmak ve mesajların sürücüler üzerindeki etki seviyesini, teoriler, farklısosyo-demografik özellikler, trafik ortamındaki tecrübeler ve farklı sürücügrupları açısından karşılaştırmaktır. Bu amaçla, trafik olgusuna bir sistemolarak yaklaşılmış ve trafik kurallarına uymanın gerekliliğinin sistemin işleyişiiçin taşıdığı önem açıklanmıştır. Türkiye'de kazaya sebebiyet veren sürücükusurları hakkında bilgi verilerek, kazaya yol açmada en çok etkili olan kusurtespit edilmiştir. Sürücü kusurlarına yönelik mesajların oluşturulması amacıylakullanılacak belli başlı tutum ve davranış teorileri hakkında bilgi verildiktensonra, Türkiye'de kazaya sebebiyet vermede en çok etkili olan `ArkadanÇarpma' kusurlu davranışına yönelik, teoriler çerçevesinde mesajlaroluşturularak, mesajların etki seviyesi 600 sürücü üzerinde anket uygulanaraktest edilmiş ve elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.Bilim Kodu : 919Anahtar Kelimeler : Karayolu Güvenliği Kampanyaları, slogan, mesaj, sürücükusurlarıSayfa Adedi : 412Tez Yöneticisi : PROF. DR. SERPİL EROL
Türk kara, hava ve deniz sınırlarının korunmasına yönelik İHA üssü yer seçimi
Bu çalışmanın amacı gelişmiş ülkelerin modern ordularının envanterinde bulunan askeri teknolojilerin seçimi, planlanması ve bir üste konuşlandırılmasına yönelik bilimsel bir yaklaşım getirmektir. Ülkenin sınırlarının güvenliğinin sağlanması ve olası tehditlere anında müdahale edilebilmesi için kullanılan İnsansız Hava Araçları (İHA)'nın nereye konuşlandırılacağı problemi üzerinde durulmuştur. İHA'ların seçimi ve bu araçların konumlandırılacakları aday üslerin belirlenmesi için Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden faydalanılmış ve üslerin kurulacağı yerler doğrusal programlama ve hedef programlama yardımıyla tespit edilmiştir. Bulunacak olan çözümün daha etkin ve doğru olması için ÇKKV ve matematiksel modelleme yöntemleri bir arada entegre şekilde kullanılmıştır. 6 farklı ÇKKV yöntemi ile doğru görev için doğru İHA'ların seçimi yapıldıktan sonra Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)'nden de faydalanılarak aday üs yerleri belirlenmiştir. Bir sonraki adımda icra edilecek görevin sınır koruması olduğu göz önünde bulundurularak hizmet edilecek yerler yani talep noktaları oluşturulmuştur. Daha sonra problem bir maksimum kapsama problemi olarak farklı senaryolar üzerinde doğrusal programlama ve hedef programlama modelleri ile çözülmüştür. Yapılan modelleme de en fazla talep noktasının kapsanacağı İHA üslerinin yeri farklı kısıtlar altında belirlenmiştir. Ayrıca hangi İHA tipinden hangi üste olması gerektiği, hangi talep noktasının hangi İHA tarafından kapsanacağı gibi sorulara kurulan hedef programlama modeli ile karar verilmiştir. Bu çalışma sonucu; etkin, caydırıcı ve yüksek görev ifasına sahip İHA planlaması yapılmış ve ülke güvenliğinin maksimum sağlanmasına yönelik biz çözüm geliştirilmiştir.
Endüstri 4.0 olgunluk modeli: Türkiye endeksi ve değerlendirmesi
Bu çalışmada firmaların Endüstri 4.0 olgunluğunu ölçmek için bir olgunluk modeli kurulmuş ardından yapısal eşitlik modellemesi ve analitik hiyerarşi prosesi yöntemleri kullanılarak Endüstri 4.0 olgunluk endeksi hesaplanmıştır. Çalışmada üç farklı aşama içeren bir geliştirme prosedürü yürütülmüştür. İlk olarak Endüstri 4.0 alanının tam olarak anlaşılmasını sağlamak için ülkelerin Endüstri 4.0 politika ve tavsiyeleri, sektör çalışmaları ve akademik araştırmaları içeren literatür araştırmasıyla bir başlangıç aşaması oluşturulmuştur. Modelin yapısının tasarlanması ve test edilmesi için gerçekleştirilen geliştirme aşamasının ardından da gerçek hayattaki uygulamada doğrulamak için bir uygulama aşaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öncelikle sistematik bir literatür araştırması ve incelemesi yapılmış, literatürdeki bilgiler ve uzman görüşmeleri ışığında kavramsal modelleme oluşturulmuştur. Kavramsal modelin doğrulanması ve her bir boyutun ölçüm değişkenlerine ait faktör ağırlıklarının belirlenmesi için 149 firmadan elde edilen veriler kullanılarak yapısal eşitlik modellemesinden faydalanılmıştır. Yapısal eşitlik modeli sonucunda ölçüm değişkenleri için elde edilen ağırlıklar kullanılarak Endüstri 4.0 olgunluk endeksi hesaplanmıştır. Endüstri 4.0 olgunluk endeksi ile firmaların mevcut seviyelerinin belirlenmesi ve bir üst seviyeye çıkabilmesi için yol haritası sunulması amaçlanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise otomotiv sektöründe üç farklı firmada uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulama aşamasında yapısal eşitlik modellemesi ile elde edilen faktör ağırlıklarına ilaveten Endüstri 4.0 olgunluk modelinin boyutlarının da her sektör için farklı ağırlıklara sahip olabileceği öngörülmüştür. Boyutların ağırlıklarının belirlenmesinde otomotiv sektöründen uzman görüşleriyle çok kriterli karar verme tekniği olan analitik hiyerarşi prosesi (AHP) metodu kullanılmıştır.