Theses supervised by Prof. Dr. Semra Birgün
17 theses · İstanbul Beykent University
Kısıtlar teorisi yaklaşımı ile bir gıda işletmesinde problem çözümü
Gelişmiş ülkeler olarak kabul edilen Avrupa Ülkeleri ve ABD, sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle atak yapan Uzakdoğu ülkelerinin rekabetçi baskılarını 20. Yüzyıl'ın sonlarına doğru iyice hissetmeye başlamıştır. İşletmelerce, bu rekabet ortamında zarar etmemenin yanında yüksek kârlılığın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çeşitli arayışlar içerisine girilmiştir. Klasik ve Neo Klasik Yönetim biçimlerinden Çağdaş Yönetim tekniklerine geçildikten sonra da yönetimde iyileştirme arayışları sürekli devam etmiştir. Sistem Yaklaşımı, Durumsallık yaklaşımı gibi yöntemlerle birlikte Tam Zamanında Üretim ve Toplam Kalite Yönetimi gibi kökeni Japonya'ya dayanan yaklaşımlar benimsenilmiştir. Bazı işletmeler tarafından ise daha özgün yöntemlere yöneliş tercih edilmiştir. Bu özgün yöntemlerden Dr.Eliyahu Goldratt tarafından ortaya konulan ve geliştirilen Kısıtlar Teorisi bu çalışmanın konusunu oluşturmuş ve bir gıda üretimi yapan firmada uygulama yapılmıştır. Yapılan uygulamada firmanın üretim sürecindeki kısıtları tespit edilmiş ve bu kısıtların kaldırılmasına dair teorinin öngördüğü aşamalar sırayla uygulanmıştır. İşletmelerde kısıtların kaldırılmasıyla üretimde kârlılığın sağlandığı, bu uygulamada açıkça göz önüne serilmeye çalışılmıştır.
Türk bankacılık sektöründe kredi faizi, kredi hacmi ve net kar arasındaki ilişki
Gelişmekte olan piyasalarda finansal sektör içinde yer alan sermaye yatırımlarında geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde aşırı derecede artışlar görülmüştür. Doğrudan yabancı sermayeli yatırımlar artık tüm ülkeler için oldukça önem taşımaktadır. Küreselleşme olgusu ile birlikte yabancı sermayeli yatırımlar finans sektöründe daha fazla yer almaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan Türkiye, yabancı sermaye yatırımları içinde tercih edilen ülkeler arasında bulunmaktadır. 2000 ve 2001 yıllarında ülkemizde bankacılık sektöründe yaşanan krizlerden sonra yapılan düzenlemeler ve dünya ekonomilerinde gelişen büyüme trendi bankacılık sektörünü cazip hale getirmiştir. Sermaye yatırımları ile Türkiye'de cari açığa, istihdama, gayri safi yurt içi hâsılaya ve rekabet şartları ile artan kalite standartlarına yapmış olduğu pozitif katkıların varlığı da inkâr edilemez. Ayrıca üretimin artması, ticaret hacminin ve kazancın yükselmesi ile bankacılık sistemine mevduat ve kredi hacmi bakımından büyük bir artış sağlamış olması da yabancı sermayenin dolaylı etkileri arasında bulunmaktadır. Yabancı sermayeli yatırımların sektöre kattığı ikincil etkiler ise gelişen pazar şartları ile hizmet standartları, ürün çeşitliği ve kârlılık oranına çarpan etkisidir. Bu çalışma ile Türk bankacılık sektöründe ortalama kredi faizi ve hacminin kamu ve özel bankalar üzerindeki net kara olan etkisi ilgili yapılan testler ve analizlerle ifade edilmiştir.
İş güvenliği yönetiminde çevik yaklaşım
Sanayileşmenin hızlanmasıyla birlikte artan iş kazaları, işletmeleri önlem almak zorunda bırakmıştır. Bu yalnızca işletmelerin faaliyetlerine sorunsuz devam edebilmeleri için değil aynı zamanda işletmenin değerli, nadir, taklit edilemez ve ikame edilemez tek kaynağı olan insan unsuru için de çok önemlidir. Yapılan çalışmada, çevik yönetim yaklaşımıyla Aksiyomlarla Tasarım ilkelerine göre yeni bir iş güvenliği yönetim sistemi tasarlanıp otomotiv sektöründe bir firmada uygulamaya konulmuştur. Bahsedilen yöntem ve ilkelerin kullanıldığı çalışmanın birinci bölümünde iş güvenliği yönetiminin değişen ve güncel mevzuatının farklılıklarının üzerinde durulmuş, ikinci bölümde çevik yönetim yaklaşımı için literatür çalışması yapılmıştır. Üçüncü bölüm aksiyomlarla tasarımı kapsamakta olup, dördüncü bölümde literatürde bu alanda daha önceden yapılmış çalışmalara değinilmiştir. Beşinci bölümde çalışmanın tasarımı üzerinde durulurken son bölümde ise tasarlanan sistemin otomotiv sektöründe bir uygulaması yapılmıştır. Firmada modelin bazı adımları uygulamaya alınmış olup, bazı adımlar da planlamaya alınmıştır.
Uluslararası rekabette en etkin kümenin endüstri 4.0 olgunluk seviyesinin belirlenmesi
Dünya, yüzyıl önce yaşanan senaryodan çok farklı bir senaryonun içerisinde, çok farklı değişkenlerin olduğu, dengelerin sürekli değiştiği bir devinim halindedir. Bölgesel hareketlilik ve dalgalanma yerini pandemiden kaynaklı küresel durgunluğa ve bilinmezliğe bırakırken en çok etkilenen kesim ekonominin yapı taşı olan işletmelerdir. Firmalar, sürdürülebilir şekilde güçlü olmanın yollarını küresel ekonominin ürün, sermaye ve bilgi akışına bırakarak bulmaya çalışırken gelinen noktada ayakta kalmak için ticari, iş gücü ve finansal entegrasyona muhtaç olmuşlardır. Bu kaostan kurtulmanın ve ayakta kalma stratejisinin yeni adı "kümelenme"dir. Güçlü bir tümevarım mantığı ile firmalar ve destek kuruluşları birleşerek daha güçlü yapılar oluşturmakta, tek başlarına söz sahibi olamadıkları uluslararası pazarlarda kümelenme organizasyonları sayesinde daha güçlü şekilde yer almaktadırlar. Başka bir deyişle firmalar birleşerek içe dönük yerel kümeleri, kümeler yaptıkları hazırlıklar ve ağ çalışmaları ile uluslararasılaşmış dışa dönük global kümeleri oluşturmaktadır. Bu güçlü yapının katalizörü teknolojidir. Uluslararasılaşmış kümeler üretimden lojistiğe, iletişimden, satışa kadar tüm süreçlerde dijital dönüşüm felsefesini benimseyerek, Endüstri 4.0 stratejisini uygulayarak başarıya ulaşabilirler. Endüstri 4.0 sadece sistemleri değil, insanları ve yaşam tarzlarını da değiştirecektir. Başka bir deyişle dijital dönüşüm ekosisteminde bulunan her nesneyi başkalaştırma yeteneğine sahip bilinmezlikleriyle birlikte yeni çağın habercisidir. Çalışmada Türkiye'deki 356 küme detaylı şekilde incelenmiş, karar verme teknikleri kullanılarak küme olmayı başarmış ve uluslararasılaşmış en uygun küme seçilmiş, bu kümenin Endüstri 4.0'a uyumluluğu 6 ana kritere ve 18 alt kritere sahip Impuls Olgunluk Modeli ile değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme kapsamında belirlenen uluslararasılaşmış kümenin Endüstri 4.0'a uygunluğu için mevcut durumu, uyum sürecindeki eksikleri ve dijital dönüşümü tamamlayabilmek adına yapılması gerekenler saptanmıştır.
Konsinye sürecinin aksiyomlarla tasarım ilkeleri ile iyileştirilmesi
Tedarik zincirinin iyi şekilde planlanması firmaların hem karlılıklarını hem de rekabet edebilirliklerini artıracaktır. Bu anlamda bu çalışmada aksiyomlarla tasarım ilkeleri kullanılarak medikal bir firma için konsinye sipariş yönetimi yeniden tasarlanmıştır. Bu tasarım sayesinde işe yeni başlamış bir birey zorlanmadan süreci etkin bir şekilde tamamlayıp tedarikçi ve müşteri arasındaki alım ve teslimata kadar geçen yapıyı yönetebilecektir. Bu süreçte eğitimin rolü oldukça önemlidir. Ancak çalışma sonuçlarına göre tedarik zinciri yönetiminin stratejik uyum ve stratejik planlama alanlarının geliştirilebilmesi için başka birçok eylemlerin de yerine getirilmesinin gerekliliği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Tedarik zinciri, Tedarik zinciri yönetimi,aksiyomlarla tasarım
360 derece performans değerlendirme sisteminin e-performans değerlendirme sisteminde uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Çalışma, 360 derece performans değerlendirme sisteminin e-performans değerlendirme otomasyonu üzerinde uygulanabilirliğini araştırmak üzere hazırlanmıştır. Öncelikle performans değerlendirme ve 360 derece performans değerlendirme kavramlarında literatür araştırması yapılmış, çalışmanın ilk iki bölümünde bu araştırmalara yer verilmiştir. Performans değerlendirmenin çalışmada yer almasının sebebi 360 derece performans değerlendirmenin bir değerleme metodu olmasındandır. Yapılan araştırmalar sonucunda 360 derece performans değerlendirme sisteminde olması gereken temel kriterler belirlenmiş ve iki kriter seçilerek bunları bir sektörde uygulamak üzere anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının analizlerinde SPSS programı kullanılmış, T testi ve ANOVA testi uygulanmıştır. Araştırmada, 360 derece performans değerlendirme sisteminin e-performans değerlendirme otomasyonunda uygulanmasında amaç yönünden bir kayba uğramadığı, gizliliğin ve güvenilirliğin sağlandığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu sisteme ilişkin çalışanların pozisyon ve kıdem gibi özellikleriyle anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışanların görüşlerini almaya yönelik olarak da hazırlanan anket sonucunda sistemde eksiklikler bulunduğu tespit edilmiş ve buna yönelik olarak çözüm önerileri sunulmuştur.
Deniz ulaştırma lojistiği hizmet yetenekleri ile firma performansı arasındaki nedensel ilişkilerin belirlenmesi
Ekonominin küreselleşmesi nedeniyle, deniz ulaştırma lojistiği lojistik alanında çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu çerçevede, çalışmanın amacı deniz ulaştırma lojistiği hizmet yetenekleri ile bu yetenekler ve firma performansı arasındaki nedensel ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Bu amaçlara yönelik olarak ve işletme yönetimi, lojistik ve denizcilik işletmeleri yönetimi literatürüne dayandırılarak araştırma modeli ve buna bağlı hipotezler geliştirilmiştir. Araştırma modeli ve hipotezler, Türkiye'de faaliyet gösteren ve ticaret gemileriyle yük taşımacılığı yapan, deniz ulaştırma işletmelerinin 377 yöneticisinden anket yoluyla elde edilen veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, deniz ulaştırma lojistik hizmet yetenekleri ile finansal ve müşteri hizmetleri performansı arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deniz ulaştırma lojistik hizmet yeteneklerinden bilgi entegrasyon yeteneğinin finansal ve müşteri hizmetleri performansı üzerinde en fazla etkiye sahip yetenek olduğu, bunun yanı sıra deniz ulaştırma lojistik hizmet yeteneklerinden hız ve güvenilirlik yeteneğinin, finansal ve müşteri hizmetleri performansı üzerinde bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler : Deniz Ulaştırma Lojistiği, Deniz İşletmeciliği,Deniz Ulaştırma Lojistik Hizmet Yetenekleri
Hizmet kalitesinin ölçülmesi ve sağlık sektöründe bir uygulama
İhtiyaçları karşılamak üzere üretildiği anda tüketilen etkinliklerin kalitesi değerlendirilirken, müşteri veya kullanıcılar yalnızca aldıkları hizmeti değil, hizmeti alır iken hizmetin sunum biçimini de değerlendirmeye tabi tutmaktadırlar. Bu sebeple, hizmet pazarlamasında göz önünde bulundurulması gereken konulardan bir tanesi de sunulan hizmetin rakiplerden farklılaşmasıdır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı sağlık hizmetlerinin kalitesinin ölçülmesi ve gerekliliğinin ortaya konulmasıdır. Bu amaçla bir vakıf üniversitesi hastanesi ve bir devlet hastanesi olmak üzere iki hastanede anket gerçekleştirilmiş ve bulgular değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler : Kalite, Hizmet Kalitesi, Sağlık Sektörü, Sağlık Hizmetleri
Sağlık hizmetlerinin yalınlaştırılması için bir bütünleşik model önerisi
Yalın yaklaşım sistemdeki israfları ortadan kaldırmak ve sürekli olarak sistem etkinliğini artırmak temeline dayanan bütünsel yaklaşımdır. Her ne kadar ilk olarak imalat sistemlerinde uygulansa da son zamanlarda hizmet sistemlerinde ve hastanelerde uygulamaları görülmektedir. Sağlık kurumları yüksek maliyetler, yüksek stoklar, müşteri memnuniyetsizliği gibi pek çok sorunla baş etmeye çalışmaktadırlar. Bunun yanında ülkemizdeki kamu hastanelerinde performans ön plana çıkarken özel hastanelerde kar amaçlanması hastane yöneticilerini çeşitli arayışlar içine sokmaktadır. Gerek yaşanan sorunlara çözüm yaratılması ve gerekse bu amaçların yerine getirilmesi için etkin bir hastane yönetim sistemi gerekmektedir. Hastane yönetiminde yalın yaklaşım, etkin bir yönetimin sağlanmasında önemli bir uygulamadır. Bu çalışmada hastane yönetimine rehber olması beklenen bütünleşik bir yalın model önerilmiştir. Model, gerek tüm bir hastane sisteminin, gerekse her bir hastane alt biriminin yalınlaştırılmasında başvurulabilecek bir yaklaşım sunmaktadır. Beş bölümden oluşan modelin safhaları bir hastane sürecine uygulanmıştır. Yalın yaklaşım sistemdeki israfları ortadan kaldırmak ve sürekli olarak sistem etkinliğini artırmak temeline dayanan bütünsel yaklaşımdır. Yalın yaklaşım her ne kadar ilk olarak imalat sistemlerinde uygulansa da son zamanlarda hizmet sistemlerinde ve hastanelerde uygulamaları görülmektedir. Günümüzde özellikle ülkemizde hastanelerin hızla gelişen teknoloji ile beraber rekabet edebilmek için yalın uygulamalardan yararlanmışlardır. Yalın uygulamalar sağlık hizmetlerindeki yaşanan sorunları azaltarak ve sürekli iyileştirilerek rakipleri ile hızlı hareket etmesini sağlamaktadır. Amaç hastanelerin tüm birimlerinde yalın uygulama teknikleri kullanarak bütüne yansıyan model oluşturmaktadır. Model ile tüm süreçlerdeki aşamalar gösterilmektedir.
Kalite fonksiyon göçeriminin plastik enjeksiyon fabrikasında kullanımı
İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda, giderek arttan rekabet koşullarında firmaların devamlılıklarını sağlayabilmeleri için müşteri gereksinimlerini sağlayacak şekilde ürünler üretmesi gerekmektedir. Kaliteyi sağlayabilmek sadece ürünü üretmek ile ortaya çıkan bir kavram değildir. Bunun yanında tüketicilere zamanında ve anlaşma şartlarına uygun bir şekilde de teslim etmek gerekmektedir. Bu unsurları gerçekleştirebilmek için işletmeler her zaman yeni yaklaşımlar denemektedir. Bu yaklaşımlardan biri de kalite fonksiyon göçerimi uygulamasıdır. Bu araştırma, bir plastik enjeksiyon fabrikasında kalite fonksiyon yaklaşımının oluşturulması ve uygulanabilirliğini araştırmak amacıyla planlanmış ve yapılan uygulama sonucunda firma yöneticilerine ışık tutacak olan bulgular, değerlendirilmiştir.
Proje yönetim sürecinin iyileştirilmesi: bilişim sektöründe bir uygulama
Günümüzde yazılım sistemleri üretim, finans, sigorta, sağlık, ulaşım, finans ve daha birçok farklı alanda karşımıza çıkmaktadır. Firmaların çoğunda gerekli yazılımlar olmadan organizasyonun yaşamını devam ettirmesi mümkün gözükmemektedir. Organizasyonların artan rekabet ve gelişen teknoloji yüzünden yazılım sistemlerine olan ihtiyaçları her geçen gün artmaktadır. Değişen teknoloji ve müşterilerin talepleri, yazılım sistemlerini gün geçtikçe çok daha karmaşık hale getirmektedir. Araştırmalara göre yazılım projelerinin büyük bir çoğunluğunun hatalı, güvenilirliği az, müşteri istek ve ihtiyaçlarına çözüm geliştiremeyen ve zamanında teslim edilmeyen yazılımları ürettiği gözlemlenmiştir. Temel sorunun yazılım geliştirme sürecindeki eksikliklerden kaynaklandığı ortaya konulmuştur. Bu çalışmada, yazılım geliştirme süreci temel yönleriyle incelenmeye çalışılmıştır. Yalın teknikler ve Değer akış haritalama yöntemiyle birlikte yazılım geliştirme metodolojileri arasından seçim yapılması sağlanarak genel teorik bilgilere değinilmiştir. Bilişim sektöründe yalın bir uygulama örneği verilerek, değer akış haritalama yöntemi kullanılmıştır. Değer akış haritasının analizi ile hazırlık süreleri ve değer katmayan faaliyetler tespit edilmiştir. Oluşturulan gelecek durum akış haritası ile yalın tekniklerden faydalanılarak yazılım geliştirme süreci iyileştirilip, proje başarı durumuna göre analiz edilerek uygulama değerlendirilmiştir.
Yalın üretim tekniklerinin bir refrakter tuğla fabrikasında uygulanması
İmalat sektöründe performans göstergeleri mali nedenlerden dolayı büyük öneme sahiptir. Bu nedenle üretim sisteminin performansını artırmaya yönelik birçok çalışma yapılmaktadır. Yalın üretim teknikleri firmaların performans artırmada sıklıkla kullanmak istediği başlıca tekniklerdendir. Bu çalışmada refrakter tuğla sektöründe faaliyet gösteren bir firmada üretim hatlarındaki sorunları çözmek ve süreci iyileştirmek amacı ile yalın üretim tekniklerine başvurulmuştur. Seçilen ürün ailesinin üretim sürecindeki israf kaynaklarının belirlenmesi için değer akış haritalama yöntemi kullanılmıştır. Değer akış haritasının analizi ile hazırlık süreleri, ıskarta ve ara stokların fazla olması gibi değer katmayan israfa neden olan faaliyetler tespit edilmiştir. Oluşturulan gelecek durum akış haritasında Kaizen, Toplam Verimli Bakım, 5S ve Hazırlık Süresi Düşürme gibi yalın üretim araçlarından ve tekniklerinden yararlanılmış, bununla ilgili iyileştirme çalışmaları için planlama yapılmıştır. Gerçekleştirilen yalın uygulamalar bir yıl boyunca takip edilmiştir. Yalın uygulamalar sonucunda hazırlık süreleri, ıskarta ve ara stok oluşumlarında önemli azalmaların sağlandığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, yeniden haritalama ile önceki, beklenen ve elde edilen değerlerin karşılaştırılması ile uygulama değerlendirilmiştir.
Kalite fonksiyon yayılımının bir spor tesisinde uygulanması
Hizmet sektörünün en önemli paydaşlarından birisi olan yerel yönetimlerin, spor hizmetleri alanındaki çalışmalarının araştırıldığı bu çalışmada, spor hizmeti sağlayan spor tesislerindeki müşteri memnuniyetine yönelik çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Müşteri memnuniyetini artırmak amacıyla yapılan çalışmada, diğer yöntemlerden farklı olarak kalite fonksiyon yayılımı metodu kullanılmıştır. Kalite fonksiyon yayılımı uygulanması sonucunda, spor tesisinin mevcut durumu analiz edilerek, kalite anlayışının nasıl daha üst noktalara taşınabileceği ortaya konuştur.
Bir kalıp imalat fabrikasında teslim sürecinde kısıtlar teorisi uygulaması
Bu çalışmada kalıp imalat sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede teslimat sürecinde yaşanan kısıtları çözmek ve süreci iyileştirmek maksadı ile Kısıtlar Teorisi uygulamasına başvurulmuştur. Düşünce Süreçlerinin adım adım uygulandığı çalışmada, öncelikle, şimdiki gerçeklik ağacı uygulaması ile sorunlar belirlenmiştir. Buharlaşan bulut uygulaması ile bu problemlere çözümler geliştirilmiş ve öngörülen iyileşmeler gelecek gerçeklik ağacı uygulaması yardımıyla belirlenmiştir. Ön koşullar ağacı uygulaması ile çözüm kümeleri ile çözüme ulaşmamızı engelleyen durumlar belirlenmiştir. Geçiş ağacı uygulaması yardımıyla da adım adım planlanan ve analiz edilen süreçlerin iyileştirilmesinde meydana gelebilecek bütün basamakları detaylı bir biçimde gösterilmektedir. Gerçekleştirilen kısıtlar teorisi uygulaması ile işletmenin kalıp teslimatı sürecinde yaşadığı kısıtlar ortaya çıkarılmıştır. Kısıtlar teorisi ile teslimatta yaşanan kısıtların teknik sorunlar, kalite, tedarik ve satın alma ile personel sorunları nedeni ile yaşandığı görülmektedir. Sonuç olarak, kısıtlar teorisi uygulaması ile işletmenin teslimat sürecinin iyileştirilmesi sağlanmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği alanında yalın tekniklerin kullanımı: Bir laboratuvar uygulaması
İş sağlığı ve güvenliği, işyerinde yaşanabilecek olumsuzlukları önceden belirleyip bu olumsuzlukları gidermek amacıyla yapılan sistemli uygulamalardır. İş sağlığı ve güvenliği işgören, işyeri ve devleti önemli ölçüde etkilemektedir. İlgili yasa, yönetmelik ve mesleki kuruluşlar, kazaların ve meslek hastalıklarının önlenmesi, sağlıklı ve güvenilir iş ortamları oluşturulması için çeşitli düzenlemeler gerektirmektedir. Bu tür düzenlemeler, işçi sağlığının korunmasını sağlarken öte yandan işletmenin itibarını yükseltmektedir. Devlet ise, olumlu koşulların sağlanması durumunda, iş kazaları ve meslek hastalıklarından kaynaklanan harcamalardan tasarruf sağlamaktadır. Günümüzde, devlet tarafından, kamu ve özel sektörlerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamasının zorunlu hale getirilmesi çalışmaları sürdürülmektedir. Bu çalışmada,güvenli bir iş ortamı yaratmak için iş sağlığı ve güvenliği süreçlerinin iyileştirilmesi amaçlanmış ve bir yalın iş güvenliği modeli oluşturularak bir kimya labaratuvarında örnek bir uygulama gerçekleştirilmiştir.
İnsan kaynakları yönetiminde sosyal medyanın rolü
Bu çalışma, teknolojik gelişmelerle birlikte işletmelerin sosyal medyada insan kaynakları fonksiyonlarını etkin ve aktif bir şekilde kullanmalarının, insan kaynaklarına maliyet avantajı ve iletişim etkinliği sağlayarak insan kaynakları performansına etkisini ve katkısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tezin giriş bölümü, araştırmanın kavramsal çerçevesini açıklamaktadır. Birinci bölümde, insan kaynakları yönetimi teorik olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, araştırmanın teorik çerçevesini ortaya koymak amacıyla sosyal medya literatür taramasına ayrılmıştır. Üçüncü bölüm insan kaynakları ve sosyal medya araçlarının ilişkisiniaçıklamıştır. Dördüncü bölümde iseuygulamada insan kaynaklarında sosyal medyanın kullanımı üzerine yapılan anket çalışması değerlendirilmiştir. Araştırma, işletmelerin insan kaynakları departmanında çalışan kişiler üzerinde yapılmaktadır. Araştırmanın örneklem kütlesi 2012 yılına ait Capital 500 listesine giren firmalar hedeflenerek gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizinde; geçerlilik ve güvenilirlik analizleri, pearson korelasyon analizi, tek örneklem testi, ki-kare testi ve faktör analizi yöntemlerinden yararlanılarak, işletmelerin insan kaynaklarında sosyal medyayı kullanmasının etkinliği değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, insan kaynakları yönetim sürecinde sosyal medya kullanımının çeşitli etkileri olduğu tespit edilmiş ve bu etkilerin sonuçları hakkında yorumlar yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Kümeleme ve Türkiye'de kanser kümelenmesi
İnsanların öğrenebilmesi, çalışabilmesi, kendisine, ailesine, topluma yararlı bireyler olabilmesi için bedenen ve ruhen sağlıklı olması gerekir. Günümüzde birinci sırada ölüme neden olan hastalıkların başında kardiyokasküler hastalıklar, ikinci sırada ise kanser hastalığı gelmektedir. Gelecek yıllarda ise kanser sayılarında önemli bir artış beklenmekte ve görülme sıklığı bakımından kardiyovasküler hastalıkların önüne geçmesi düşünülmektedir. Bu sebep ile kanser toplumda önemli bir sağlık sorunu olarak insanların hayatlarını tehdit etmekte ve kanserden korunma ve kanserin erken tanı ve tedavisi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, gerek kanserin erken tanısı, gerekse etkin olarak tedavi edilmesi ve ortaya çıkmasının önlenmesi amacı ile bir kanser kümelenmesi oluşturulması amaçlanmıştır. Kümelenme için k-ortalama kümeleme yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen kümeler Elmas Modeli ile değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen çalışmanın kanser kümelenmesi için bir başlangınç haritası olması beklenmektedir.