Theses supervised by Prof. Dr. Seyithan Taysı

17 theses · Gaziantep University

Master'sOpen AccessEN

Investigation of nuclear factor erythroid 2-related factor 2 levels in the sera of children with chronic kidney disease

Free radicals and oxidants are involved in physiological signaling pathways, but an imbalance between pro-oxidant and antioxidant systems leads to oxidative stress and is responsible for the pathogenesis of many diseases such as diabetes mellitus, cancer, rheumatoid arthritis, infectious diseases, chronic kidney disease (CKD) and atherosclerosis. CKD and end-stage kidney disease (ESKD) are among the important causes of mortality and morbidity in childhood. Early diagnosis and treatment of the disease may prevent most CKD patients from progressing to ESKD. For this purpose, 63 patients were included in the study. Of the patients, 26 had peritoneal dialysis (PD), 12 in hemodialysis (HD), and 25 in compensated chronic kidney disease. Twenty healthy individuals were included in the study as the control group. Nuclear factor erythroid 2-related factor 2 (Nrf2), Kelch-like ECH-related protein 1- (Keap1-), glycogen synthase kinase 3 beta (GSK-3ß), peroxynitrite (ONOO-), and malondialdehyde (MDA) levels were measured in the sera of patients and control groups. Among the measured parameters, Nrf2, ONOO-, MDA levels were found to be statistically significantly higher when compared to the control group, but no difference was found in Keap1 and GSK-3ß levels. The results obtained in this study show that the oxidant status is increased in the patient groups and it would be beneficial to add antioxidant substances in addition to the applied treatment.

Glycogen synthase kinasesChronic kidney disease-mineral and bone disorderMalondialdehyde+3
Zaıd Rakan Mohammed Mohammed
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Plasenta akreata'lı hastaların serumlarında Nrf2-Keap1 yolağı, Sestrin 2 ve oksidatif stresin araştırılması

Amaç: Plasenta akreata spektrumu (PAS), plasenta akreata, inkreata ve perkreata olmak üzere plasentanın uterus myometriumuna patolojik yapışmasını ifade eden, sezaryen oranlarında artış ile birlikte insidansı artış gösteren maternal kanama, histerektomi ve ölüm gibi risklere sahip bir önemli bir hastalık grubudur. PAS'taki artmış anjiyogenezin oksidan ve antioksidan mekanizmalar arasındaki bir dengesizlikle ilişkili olabileceği hipotezine dayanarak plasenta akreatalı gebelerde maternal serum Nrf2-Keap-1 yolağı, sestrin-2 ve bazı oksidan/antioksidan sistem parametrelerinin düzeylerini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine başvuran 38 plasenta perkreata, 3 plasenta inkreata ve 16 plasenta akreata hastası olmak üzere 57 PAS hastası ve 26 sağlıklı gebe çalışmaya dahil edildi. Serum Sestrin 2, Nrf2, Keap1, GSK-3ß, MDA-LDL, SOD ve GSH-Px değerleri Gaziantep Üniversitesi Biyokimya Laboratuvarında yapıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan PAS ve kontrol grubu arasında yapılan karşılaştırmada Nrf2, Keap1, GSK-3ß, MDA-LDL seviyeleri, SOD ve GSH-Px aktiviteleri hasta grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklıydı. Hasta grubunda MDA-LDL değerleri yüksek tespit edilirken, Nrf2, Keap1, GSK-3ß seviyeleri, SOD ve GSH-Px aktiviteleri kontrol grubunda anlamlı derecede yükseklik vardı. Sestrin 2 değerleri hasta grubunun değerlerinden sayısal olarak yüksek olsa da istatistiksel olarak anlamlı değildi. Ayrıca invazyon derecesine göre gruplandırdığımızda Nrf2 seviyesinin daha düşük Keap1 seviyesinin daha yüksek olduğunu tespit ettik. Sonuç: Sonuç olarak PAS bozukluğunda oksidan/antioksidan dengenin oksidatif stres artışı yönünde bozulduğunu tespit ettik ve plasental invazyon derecesinin tayininde Nrf2 ve Keap1 parametrelerinin faydalı olabileceğini düşündük. PAS etyopatogenezinde ve invazyon derecesinin tespitinde oksidatif stresin rolünü ortaya koyacak daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Plasenta akreata spektrum, oksidatif stres, Nrf2-Keap1 yolağı, Sestrin2

Oksidatif stresPlasentaPlasenta akreata+3
Hafize Gökçe Gökdeniz
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hidradenitis süpürativa hastaların serumlarında YKL-40/kitinaz 3 benzeri protein-1 ve oksidatif DNA hasarının araştırılması

Hidradenitis Süpürativa, apokrin ter bezlerinin vücutta lokalize olduğu perianal, inguanal, aksilla ve meme areolasında nodül, fistül ve skar oluşumu ile karakterize sistemik ve lokal inflamasyona sahip deri hastalığıdır. Bu çalışmada amacımız Hidradenitis Süpürativa hastaların serum YKL-40 seviyelerinin ve DNA oksidatif hasarın göstergesi olan 8-hidroksi-2-deoksiguanozin (8-OHdG), malondialdehit (MDA) ve peroksinitrit parametrelerinin normal popülasyona göre yüksek olup olmadığını ve inflamatuar cevapta rolünü araştırmaktır. Çalışmaya 25 Hidradenitis Süpürativa tanılı hasta ile 25 sağlıklı gönüllü dahil edilmiştir. Son zamanlarda keşfedilmiş inflamasyon belirteci olarak düşünülen YKL-40 enzimi ve oksidatif hasar ürünlerinden 8-OHdG, MDA ve peroksinitrit değerleri hasta grubunda farkın kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatiksel olarak yüksek derecede anlamlı olduğu tespit edildi. YKL-40 ile 8-OHdG arasında pozitif yönde orta şiddette korelasyon bulundu. Sonuçlar HS hastalarında oksidasyon ve inflamasyonun arttığını göstermiş olup hastalığın patofizyolojisinde rolü olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Hidradenitis Süpürativa, Malondialdehit, Peroksinitrit, YKL-40/Kitinaz 3 Benzeri Protein-1, 8-hidroki-2-deoksiguanozin

8-hidroksi deoksiguanozinDNA hasarıHidradenitis süpürativa+4
Hatice Sümeyra Akatay
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Migrenli hastalarda YKL-40/kitinaz 3 benzeri protein 1 ile tiyol-disülfit homeostazının araştırılması

Migren hastalığı, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen en sık rastlanan baş ağrısı türüdür. Bu klinik araştırmada, YKL-40 ve tiyol-disülfit homeostazi parametrelerini auralı ve aurasız migren hastalarının serumlarında ölçerek, hastalığın şiddeti ve seyri arasında ilişkili olup olmadığını araştırmayı hedefledik. 4 auralı, 37 aurasız migrenli hasta ve 40 gönüllü sağlıklı birey çalışmaya dahil edilmiştir. Ölçülen parametrelerden YKL 40, Disülfit, Total tiyol ölçümleri kontrole göre anlamlı derecede düşük bulunurken, ölçülen Natif tiyol, Disülfit/Ntiyol, Disülfit/Total tiyol, Ntiyol/Total tiyol değerleri hasta ve kontrol grubunun karşılaştırılması sonucunda gruplar arasında herhangi bir anlamlı bir fark bulunamamıştır. Aynı zamanda her gruptaki parametreler arasında da önemli negatif ve pozitif korelasyonlar tespit edildi.

AğrıBaş ağrısıBaş ağrısı bozuklukları+5
Firdevs Emekli
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Polikistik over sendromlu hastalarda Nrf2/Keap1 yolağının ve antioksidanların bazı düzenleyici faktörlerinin araştırılması

Polikistik over sendromu (PKOS) dünya genelinde kadınların yaklaşık %10'unda görülen bir endokrin bozukluktur. Reaktif oksijen türlerinin (ROT) granüloza hücrelerinde neden olduğu oksidatif stres (OS) PKOS patogonezinde önemli rol oynamaktadır. Bu amaçla oksidatif stres oluşumunda ve antioksidan savunma mekanizmasında rol alan belirteçlerin düzeylerini incelendi. Çalışmamızda PKOS tanısı alan 55 hasta ile yaş uyumlu 45 sağlıklı gönüllüden kan örnekleri alınıp serumları ayrıldı. Serumlarda Nükleer faktör eritroid 2 ile ilişkili faktör 2 (Nrf2), Kelch benzeri ECH ile ilişkili protein-1 (Keap1), Glikojen sentaz kinaz 3 beta (GSK-3β), NAD(P)H kinon oksidoredüktaz (NQO1), Glutatyon-S-transferaz (GSTPi), Glutatyon peroksidaz (GSH-Px), Glutatyon (GSH) ve Sestrin-2 düzeyleri enzime bağlı immünosorbent testi (ELISA) yöntemiyle ölçüldü. Hasta ve sağlıklıların demografik verileri incelendiğinde yaş, boy, kilo, vücut kütle indeksi (VKİ) ve bel çevresi açısından istatistiksel olarak herhangi bir fark yoktu (p>0.05). Yapılan istatiksel analizde NQO1, GSTPi, GSH ve Sestrin 2 (Sesn2) düzeyleri PKOS ve kontrol grubu arasında karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). GSH-Px ve Nrf-2 düzeyleri PKOS grubunda kontrol grubuna göre istatiksel olarak önemli derecede yüksek bulundu. Keap1 ve GSK-3β düzeyleri PKOS grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak önemli derecede düşük bulundu (p<0,05). Çalışmamızda özellikle Nrf2/Keap1sinyal yolunun PKOS hastalarında etkili olduğu ve antioksidan savunma sistemini uyardığı görülmüştür. Ayrıca Sesn2 de Nrf2/Keap1 yolağını uyararak antioksidan mekanizmaya katkı sağlamaktadır. Antioksidan savunma siteminde görevli bu sinyal elemanlarının gen ekspresyonlarının ölçülmesiyle yapılacak ileri çalışmalar ile hastalık patogonezi daha iyi aydınlatılmış olacaktır.

AntioksidanlarGlikojen sentaz kinazlarKEAP1+4
Omeed Akbar Alı Alı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

PC12 hücre hattında Aβ25-35 ile indüklenen hücre sitotoksisitesi ve oksidatif hasar üzerine şikoninin etkileri

Alzheimer Hastalığı (AH) ilerleyici hafıza kaybı ile seyreden, kronik nörodejeneratif bir hastalıktır. Şikonin antioksidan, anti-inflamatuar, anti-trombotik, anti-mikrobial, anti-kanser ve yara iyileşmesi gibi birçok olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu tez çalışmasında PC12 hücre hattında Aβ25-35 ile oluşturulan AH modelinde şikonin'in Aβ toksisitesine ve sonucunda oluşan oksidatif hasara karşı olası koruyucu etkisinin varlığı araştırılması amaçlanmıştır. Aβ25-35 ve şikonin'in PC12 hücre canlılığı üzerine etkileri MTT [3-(4,5-dimethyl-2-thiazolyl)-2,5 diphenyl-2H-tetrazolium bromide] yöntemi ile belirlendi. Süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), katalaz (CAT) aktiviteleri, malondialdehit (MDA) ve nitrik oksit (NO•) düzeyleri ELISA yöntemi ile analiz edildi. 5µM Aβ25-35 ile azalan hücre viabilitesinin 20 μM şikonin ilavesi ile anlamlı bir şekilde arttığı, Aβ25-35 ile artan NO• ve MDA düzeyleri şikonin ilavesi ile azaldığı, Aβ25-35 ile azalan SOD ve GSH-Px enzim aktiviteleri şikonin ilavesi ile arttığı ve benzer şekilde Aβ25-35 ile azalan katalaz enzim aktivitesi şikonin ilavesi ile arttığı gözlendi. Aβ25-35 ile PC12 hücrelerinde oluşturulan in vitro AH modelinde şikoninin oluşan nöronal sitotoksisite ve oksidatif hücre hasarı üzerine olumlu etkilerini ortaya koymuştur. Böylece, şikoninin AH'ında önemli bir patofizyolojik mekanizma olan Aβ ile indüklenen sitotoksisite ve oksidatif hasarın önlenmesinde potansiyel bir ajan olabileceği düşüncemizi desteklenmektedir.

Alzheimer hastalığıAmiloidAmiloid beta protein+5
Neslihan Öztaş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Total kafa ışınlaması yapılan sıçanların beyin dokusunda oksidan/antioksidan sistem üzerine kafeik asit fenetil esterinin etkisinin araştırılması

Bu çalışmada kafeik asit fenetil esterinin (KAFE) iyonize radyasyon hasarını önleyici etkileri olabileceğini düşünerek, sıçanlara uygulanan γ radyasyonun, beyin dokusunda meydana getirdiği hasarda koruyucu etkisinin olup olmadığını değerlendirmekti. Bu amaçla, çalışmamızda 36 adet Wistar-Albino cinsi erkek sıçan kullanılmıştır. Çalışma gruplarımız 2 tane kontrol, radyoterapi (R), KAFE+R olmak üzere 4 alt gruptan oluştu. Kontrol grupları dışındaki grupların hepsine ilk gün 5 Gray'lik tek doz radyoterapi uygulandı. 11. günde bütün sıçanların beyin dokuları çıkarıldı ve fosfat tamponu içerisinde homojenize edildi ve KAFE'nin koruyucu etkilerinin olup olmadığını tespit etmek için beyin dokusunda total antioksidan status (TAS), total oksidan status (TOS), oksidatif stres indeksi (OSI), paraoksanaz (PON), arilesteraz (ARE), seruloplazmin (SER) ve total sülfidril (SH) parametreleri ölçüldü. Sonuç olarak ARE, PON aktiviteleri ve total SH seviyeleri R grubu ile karşılaştırıldığında, tüm gruplarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artış olduğu ve ayrıca LOOH, TOS ve OSI seviyeleri ise anlamlı olarak düştüğü gözlendi. Elde ettiğimiz bulgular sıçanlarda radyasyona bağlı beyinde oluşabilecek oksidatif hasara karşı KAFE'nin antioksidan etkisinin olduğunu göstermektedir. Ancak, bu bulguların doğrulanması için destekleyici farmakolojik ve toksikolojik çalışmalara ihtiyaç vardır.

AntioksidanlarArilesterazBeyin+7
Nesrın Khayyo
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Total kafa ışınlaması yapılan sıçanların dil dokusunda oksidan/antioksidan sistem üzerine propolis ve kafeik asit fenetil esterinin etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, iyonize radyasyon sonucu oluşan serbest radikallerin zararlı etkilerini önlemede propolis ve kafeik asit fenetil esterinin (KAFE) koruyucu etkilerinin olup olmadığını araştırmaya amaçladık. Çalışmada 54 adet Wistar-Albino cinsi erkek sıçan kullanıldı. Çalışma grupları 3 tane kontrol, radyoterapi (R), propolis + R ve KAFE+R olmak üzere 6 alt gruptan oluştu. Kontrol grupları dışındaki grupların hepsine ilk gün 5 Gy'lik tek doz radyoterapi uygulandı. Propolis ve KAFE'nin koruyucu etkilerinin olup olmadığını tespit etmek için dil dokusunda biyokimyasal parametreler spektrofotometre yöntemiyle ölçüldü. Propolis + R grubundaki total SH değerleri diğer tüm gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu tespit edildi. R grubunda PON değerleri anlamlı şekilde diğer tüm gruplardan daha düşük olduğu bulundu. Propolis + R grubundaki TAS değerleri normal kontrol grubu hariç diğer tüm gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek idi. Oksidan paremetreler açısından yapılan analizler neticesinde R grubunda LOOH, TOS, XO ve OSİ değerleri diğer gruplardan ististiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca KAFE+R'nın kontrol grubundaki OSİ değerleri, propolis+R'nın kontrol grubu hariç diğer tüm gruplarla karşılaştırıldığında aynı zamanda istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu bulundu. Bu sonuçlar propolis ve KAFE iyonize radyasyonun oluşturduğu hasarına karşı antioksidan etki gösterdikleri ve iyonize radyasyonun zararlı etkilerine karşı bu maddelerin kullanılmasının yararlı sonuçlar sağlayacağı söylenebilir. Anahtar sözcükler: Radyasyon, Kafeik asit fenetil esteri, Propolis, Total antioksidan status, Total oksidan status

AntioksidanlarDil (Tıp)Kafeik asit+5
Halis Altay
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Total kafa ışınlaması yapılan sıçanların beyin dokusunda nitrozatif stres üzerine propolisin etkisinin araştırılması

Nour ALAFANDI Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Seyithan TAYSI Ağutos 2017, 77 sayfa Bu araştırmada, iyonize radyasyon sonucu oluşan nitrozatif stres üzerine propolisin koruyucu etkilerinin olup olmadığını araştırmaya amaçladık. Çalışmada 36 adet sıçan kullanıldı. İki kontrol grubu, radyoterapi (R) ve propolis + R grubu olarak 4 alt gruba bölündü. Kontrol grupları hariç diğer gruplara bir sefere mahsus 5 Gy'lik tek doz radyoterapi uygulandı. Propolisin etkinliğini tespit etmek için sıçan beyin dokusunda biyokimyasal parametreler spektrofotometre yöntemiyle ölçüldü. Yapılan çalışma neticesinde radyoterapi grubunda yer alan sıçanlardan alınan beyin dokusunda nitrik oksit (NO•), nitrik oksit sentaz (NOS) ve peroksinitrit (ONOO-) değerlerinin propolis+R grubundan anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar propolisin radyasyonun oluşturduğu nitrozatif stresin olumsuz etkilerine karşı koruyucu etkiye sahip olduğu iyonize radyasyonun zararlı etkilerine karşı propolis gibi antioksidan maddelerin kullanılmasının yararlı sonuçlar sağlayacağı söylenebilir. Anahtar sözcükler: Radyasyon, Propolis, Nitrik oksit, Nitrik oksit sentaz, Peroksinitrit

BeyinNitrik oksitPeroksinitrit+4
Nour Alafandı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karbonmonoksit zehirlenmesi olan hastalarda nitrozatif stres ve oksidatif DNA hasarının araştırılması

Akut karbon monoksit (CO) zehirlenmesi erken ve geç dönemde gerçekleşen olumsuz etkileri sebebiyle ölümle sonuçlanabilen zehirlenmelerde ilk sırada yer alır. CO'e maruz kalınan süre, ortamdaki CO konsantrasyonu, solunan hava miktarı, bireyin sağlık durumu ve kendine özgü metabolizması akut CO zehirlenmesinin derecesini belirler. Bu çalışmada CO zehirlenmesi olan hastaların serumlarında nitrik oksit sentaz (NOS) aktivitesi, nitrik oksit (NO ● ), peroksinitrit (ONOO – ) ve 8-OH deoksiguanozin (8-OHdG) seviyelerini ölçmeyi amaçladık. Çalışmaya 36 hasta ve 20 sağlıklı kişi dahil edildi. NOS, NO ● , ONOO – ve 8-OH deoksiguanozin (8-OHdG) sonuçları değerlendirildiğinde tedavi öncesi ve sonrası değerler kontrol grubuyla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edildi. Ölçülen tüm parametrelerde, tedavi öncesi değerleri tedavi sonrası değerlerle karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı biçimde yüksek idi. Sonuçlarımız CO zehirlenmesinde nitrozatif stresin ve oksidatif DNA hasarının arttığını ve uygulanan tedavinin yanında uygun antioksidan maddelerin ilavesinin faydalı olacağını göstermektedir.

8-hidroksi deoksiguanozinDNA hasarıKarbonmonoksit+4
Fatma Mıdık Ertosun
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İntrauterin gelişme geriliği ile komplike olmuş gebeliklerde maternal serumda oksidatif stres ve Ürotensin 2 seviyeleri

Amaç: Daha önce yapılan çalışmalarda intrauterin gelişme geriliği (İUGG) ile komplike olmuş gebeliklerde oksidatif dengenin bozulduğuna dikkat çekilmiştir. Ürotensin 2 (U-II) peptidi ise yapılmış çalışmalarda etyolojisinde oksidatif ve immünolojik mekanizmaların rol oynadığı birçok hastalıkta rolü olduğu gösterilmiş bir peptiddir. Bu çalışmada İUGG olan gebelerde U-II ile oksidan/antioksidan sistem parametrelerini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine başvuran İUGG tanısı alan 36 gebe ile İUGG tanısı almayan 36 sağlıklı gebe çalışmaya dahil edildi. Serum total antioksidan seviye (TAS), total oksidan seviye (TOS), tiyol-disülfid düzeyleri, U-II ölçümü ve OSİ hesaplanması Gaziantep Üniversitesi biyokimya laboratuarında yapıldı. Bulgular: Çalışmamızda İUGG bulunan grupla sağlıklı gebe kontrol grubu arasında total antioksidan seviye (TAS), total oksidan seviye (TOS), oksidatif stres indeksi (OSİ), nativ tiyol, total tiyol, disülfid, disülfid/nativ tiyol, disülfid/total tiyol, nativ tiyol/total tiyol ve UII değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı. İUGG bulunan grupta TOS ile total tiyol seviyeleri arasında pozitif yönde doğrusal bir ilişki (p=0.021, r= 0.384), kontrol grubunda da OSİ ile total tiyol değerleri arasında pozitif yönde doğrusal bir ilişki gözledik (p= 0.049, r= 0.330). Bulduğumuz bir diğer ilişki İUGG li grupta disülfid düzeyleriyle doğum yapılan gebelik haftaları arasında negatif yönde bir ilişkiydi (p= 0.027, r= 0.369). Sonuç: Sonuç olarak, idiopatik İUGG ile komplike olmuş gebelerin serumlarında ölçülen oksidan/antioksidan sistem parametreleri ve UT-II düzeyleri kontrol grubu ile karşılaştırıldığında herhangi anlamlı bir fark bulamadık. IUGG' de oksidatif stresin rolünü araştırmak üzere plasental, maternal ve fetal oksidatif stresin birlikte değerlendirildiği daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: İntrauterin gelişme geriliği, oksidatif stres, tiyol-disülfid, ürotensin 2.

DisülfitlerFetal gelişme geriliğiGebelik+4
Esra Çelik
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yatak başı ultrasound eşliğinde kalıcı tünelli port kateteri takılan hastalarda nitrozatif stres ve DNA hasarının araştırılması

Yatak başı ultrasound eşliğinde transvenöz olarak yerleştirilen venöz portlar, son zamanlarda özellikle aralıklı ve uzun süreli infüzyon tedavisi alan hastalarda, sağladıkları hasta konforu ve düşük enfeksiyon oranları nedeniyle tercih edilmektedirler. Bu sayede uzun vadeli sık tedavinin gerekli olduğu hastalarda, sürekli açık bir damar yolu sağlanmış olmaktadır. Uygulanan bu işlemin hastalarda nitrozatif stres ve DNA hasarı üzerine muhtemel etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gaziantep Üniversitesi Acil Servise port kateteri takılma endikasyonu için gelen 21 akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve 19 akut myeloblastik lösemi (AML) hasta olmak üzere toplam 40 hastadan, port kateteri takılmadan önce ve takıldıktan sonra kanları alınıp serumlarında; peroksinitrit (ONOO–), nitrik oksit (NO●), malondialdehit (MDA), 8-hidroksideoksiguanozin (8-HdG) seviyeleri ve nitrik oksit sentaz (NOS) aktivitesi ölçüldü. NO●, NOS, MDA, 8-OHdG ve ONOO– değerleri sonraki ölçümlerde anlamlı yüksek olduğu tespit edildi (P<0.05). Sonuç olarak, oksidatif / nitrosatif stres kaynaklı hasarı en aza indirmek için antioksidan ile kombine bir tedavi, oksidatif/nitrosatif stresin önlenmesine yönelik bir strateji sağlayabilir.

DNA hasarıKateterizasyonMalondialdehit+4
Mehmet Yanar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aort kapak sklerozlu hastalarda oksidan/antioksidan status ve oksidatif DNA hasarının araştırılması

Aort kapak sklerozu (AKS), aort kapak hareketlerinde kısıtlanma olmamasına karşın aort kapağının kalınlaşması ve kalsifikasyonu olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, AKS'lı hastaların serum tiyol/disülfit homeostazı, total antioksidan durumu (TAS), total oksidan durumu (TOS) ve 8-OH deoksiguanozin (8-OHdG) seviyelerini ölçmek ve hastalık şiddeti ile ilişkili olup olmadığı araştırmayı amaçladık. AKS'li 40 hasta ve 40 sağlıklı birey çalışmaya dahil edildi. AKS grubunda, TAS, TOS, OSI, Ntiyol, Ttiyol, disülfit, disülfit/Ntiyol, disülfit/Ttiyol ve 8-OHdG düzeyleri kontrol grubunun değerlerine göre anlamlı derecede düşük olduğu tespit edildi. Bununla birlikte, Ntitol/ Ttiyol düzeyleri kontrol grubundan istatistiksel olarak daha yüksek bulundu. Sonuç olarak, elde ettiğimiz sonuçlar, artmış oksidan stresin aort kapak sklerozunun başlangıcında ve ilerlemesinde önemli bir nokta olabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle, tedaviye antioksidanların eklenmesi, tiyol/disülfid dengesinin geri kazanılması, aort kapak stenozunun yavaşlatılması veya hatta durdurulması için yeni terapötik hedeflere ışık tutabilir.

AntioksidanlarAortDNA hasarı+6
Arzu Yücel
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı kronik böbrek hastalarının serumlarında YKL-40/kitinaz 3 benzeri protein 1 ile tiyol-disülfit homeostazının araştırılması

Kronik böbrek hastalığı (KBH), son dönem böbrek yetmezliğine (SDBY) de ilerleyebilen, geri dönüşümsüz böbrek hasarı ile ilgili bir durumu ifade eder. Bu çalışmada, insan kitinaz-3 benzeri Protein 1 (YKL-40), oksidan/antioksidan statüsü ve tiyol-disülfit homeostazi parametrelerini çocukluk çağı kronik böbrek hastalarının serumlarında ölçmek ve hastalığın şiddeti arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmayı amaçladık. 25 periton diyaliz (PD) hastası, 10 hemodiyaliz (HD) hastası ve 25 kompanse kronik böbrek hastası (KBH) ile 20 sağlıklı birey kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edildi. Ölçülen parametrelerden Kreatinin, GFH, total oksidan statüsü (TOS), total antioksidan statüsü (TAS), oksidatif stres indeksi (OSI), Natif tiyol (Ntiyol), total tiyol (Ttiyol), Disülfit, Disülfit/Ntiyol, Disülfit/Ttiyol, Ntiyol/Ttiyol ve YKL-40 değerleri kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunurken, Ntiyol, Ttiyol, Disülfit ve YKL-40 seviyeleri ise önemli derecede daha düşük olduğu bulundu (p<0.05). Ayrıca her bir gruptaki parametreler arasında da önemli negatif ve pozitif korelasyonlar tespit edildi. Sonuçlarımız hasta gruplarında oksidan durumun arttığı, uygulanan tedavinin yanında antioksidan maddelerin ilavesinin faydalı olacağını düşündürmektedir.

BöbrekBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronik+6
Melek Sena Tarakçıoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aort kapak sklerozlu hastalarda serum nükleer faktör eritroid 2 ile ilişkili faktör 2 (NRF2) düzeyinin araştırılması

Kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde en yüksek ölüm oranına sahip rahatsızlıklardan biridir. Hücre içi oksidatif hasarın kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada nükleer faktör eritroit 2 ile ilişkili faktör 2 (Nrf2), glikojen sentaz kinaz 3 beta (GSK-3ß), Nrf2 transkripsiyonu sonucunda oluşan endojen antioksidanlardan süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) aktiviteleri ile lipid peroksidasyonu toksik ürünlerinden olan 4-Hidroksinonenal (4-HNE) ve Malondialdehit (MDA) seviyeleri hasta ve kontrol gurupların serumlarında tespit edildi. Ölçümü yapılan parametrelerde AKS'li hasta ve kontrol gurupları arasında anlamlı fark bulundu. Aynı zamanda GSK3ß ve Nrf2 arasında pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon olduğu tespit edildi. Sonuç olarak, AKS'li hastalara uygulanan tedavinin yanında Nrf2 aktivatörü ve/veya antioksidan maddelerinin eklenmesi faydalı olacağı düşünülmektedir.

Antioksidan enzimlerAntioksidanlarAort hastalıkları+5
Kenan Ercan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Preeklampsili gebelerde oksidatif/nitrozatif stresin araştırılması

Bu çalışmamızın amacı okisdatif/nitrozatif stresin ve lipit peroksidasyonunun preeklampsili hastalar üzerine etkisini ve bunların hastalığın şiddetiyle olan ilişkisini incelemektir. 2014- Ekim- 2015 Şubat tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine başvuran 25-41 gebelik haftalarında, 22 şiddetli preeklamptik (ŞPE), 18 hafif preeklamptik (HPE) ve 28 sağlıklı gebe çalışmaya dahil edilmiştir. Gruplar demografik değişkenler olan yaş, kan basıncı, gestasyonel hafta, fetal doğum ağırlığı, laboratuar parametreleri; sistolik ve diyastolik kan basıncı ve biyokimyasal değerler; serum peroxinitrit (ONOO–), nitrik oksit (NO●), malondialdehit (MDA) seviyeleri, nitrik oksit sentaz (NOS), ksantin oksidaz (XO) ve süperoksit dismutaz (SOD) activiteleri ölçüldü. Serum peroksinitrit, NO●, MDA seviyeleri, NOS, XO ve SOD aktiviteleri önemli ölçüde HPE ve ŞPE'li hastalarda kontrol grubu hastalarına göre daha yüksekti. Non-enzimatik süperoksit radikali temizleme aktivitesi (NSSA), HPE ve ŞPE guruplarındaki hastalarda kontrol grubu hastalarına göre daha düşüktü. Sistolik ve diyastolik kan basıncı HPE ve ŞPE gruplarındaki hastalarda kontrol grubu hastalarına göre daha yüksekti. Tüm gruplarda TSSA aktivitesi birbirine benzerlik gösterdi ve herhangi bir istatistiksel fark gözlenmedi. Malondialdehit seviyesi ŞPE grubunda HPE grubuna göre istatistiksel olarak daha yüksekti. Son olarak XO, NOS aktiviteleri ve NO● seviyeleri ŞPE'li grupta HPE'li gruba oranla daha düşüktü. Sonuçlarımız oksidatif ve nitrozatif stresin preeklampsinin patogenezinde önemli bir faktör olabileceğini önermektedir. Antoksidanların yüksek olduğu bir diyetle beslenmek hastalara faydalı olabilir.

GebelikMalondialdehitNitrik oksit+3
Ayşe Taşcan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Total kafa ışınlaması yapılan sıçanların tükürük bezinde oksidatif/nitrozatif stres üzerine çörek otu yağının etkisinin araştırılması

Bu çalışma sıçanlarda radyoterapiyle oluşan serbest radikallerin zararlı etkilerinin önlenmesinde çörek otu yağının koruyucu etkilerinin tespit edilmesine yönelik deneysel bir çalışmadır. Çalışmada ortalama ağırlıkları 200 ± 20 gram arasında olan 36 adet Wistar-Albino cinsi erkek sıçan kullanılmıştır. Çalışmada 2 kontrol grubu ile 2 de deney grubu oluşturulmuştur. Çalışmada her bir grupta nitrik oksit sentaz (NOS), nitrik oksit (NO•), peroksinitrit (ONOO-), malondialdehit (MDA) ve ksantin oksidaz (XO) değerleri araştırılmıştır. Çalışmadan elde edilen değerler SPSS for Windows version 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler neticesinde iyonize radyasyon verilen grupta NO, ONOO-, MDA düzeyleri, NOS ve XO aktiviteleri diğer tüm gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edildi. Bununla birlikte ÇOY verilen grubun kontrol grubunda NOS ve NO değerlerinin diğer gruplardan daha düşük olduğu, ONOO- ve MDA değerlerinin ise daha yüksek olduğu, gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Elde ettiğimiz bulgular çörek otu yağının sıçanlarda radyasyona bağlı tükürük bezinde oluşabilecek oksidatif hasara karşı antioksidan etksinin olduğu göstermektedir. Anahtar sözcükler: Radyasyon, Radyoterapi, Çörek otu, Oksidatif stres, Nitrostatif Stres

AntioksidanlarBitkisel yağlarNitrik oksit+7
Saleh Mouket
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00

Other supervisors