Theses supervised by Prof. Dr. Yüksel Topaloğlu
15 theses · Trakya University
Süheylâ Muhterem hayatı, sanatı ve eserleri
Bu çalışma Türk edebiyatının üretken bir kadın yazarı olan Süheylâ Muhterem'in hayatı, sanatı ve eserlerine odaklanmaktadır. Çalışma "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" ve "Ekler" dışında üç ana bölümden oluşur. "Birinci Bölüm" Süheylâ Muhterem'in sınırlı bilgiler ışığında oluşturulmaya çalışan biyografisini, edebî yaşamını ve eserlerini ele alır. Tespit edilen eserlerinin künye bilgilerinin aktarıldığı ve kısaca temas edildiği bu bölümde Süheylâ Muhterem'in Türk edebiyatındaki yerine dair bir çerçeve inşa edilmeye çalışılır. Sonraki bölümler adına işlevsel bir fayda sağlar. "İkinci Bölüm" Süheylâ Muhterem'in şiirlerinin yapı bakımından tahlilini içerir. Biçim özelliklerine değinilerek edebî sanatların, dil ve üslubun şiirler üzerinden çözümlemesi yapılır. "Üçüncü Bölüm" ise bu şiirlerin tema bakımından tahlilini içerir. Süheylâ Muhterem'in şiir izleğinde görülen tematik özellikleri "Aşk ve Sevgi", "Özlem", "Millî Duygular", "Istırap/Bunalım", "Mekânlar", "Felsefî Duygular", "Tabiat", "Kadın", "Çocuk" alt başlıkları özelinde tasnif edilir. Çalışmanın "Sonuç" kısmında, çalışma boyunca tespit edilen ve aktarılan bilgilerin, yapılan çözümlemelerin etrafında Süheylâ Muhterem'in Türk edebiyatındaki konumu saptanır. "Kaynakça" kısmında araştırmamızda incelenen süreli yayınlar, çalışma boyunca yararlanılan tez, makale, ansiklopedik bilgiler ve ağ adresleri yer alır. "Ekler" kısmında Süheylâ Muhterem'in süreli yayınlarda yer alan Osmanlıca-Latin harfli şiir, roman, hikâye vesikalarından örnekler, bazı şahsî eşyaları, el yazısıyla kaleme aldıkları, öğrencilik yıllarına dair kompozisyonlar ve çocukluğundan yaşlılığına mevcut olan fotoğraflar verilir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, şiir, Süheylâ Muhterem, süreli yayın, tefrika
Türk romanında kutsal mekânlar (1980-2000)
Bu çalışma, mekânın insan psikolojisi üzerindeki etkisinden hareketle Türk romanında kutsal mekânları inceleyerek bu mekânların roman karakterleri ve olaylara ilişkin etkisini tespit etmeyi esas alır. Çalışma "Giriş", "Sonuç" ve "Kaynakça" dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. "Giriş"te Türk romanında mekân ve mekân teorisi üzerine gerçekleştirilmiş çalışmalar tanıtılmıştır. "Birinci Bölüm"de mekân, kutsal mekân ve Türk romanında mekân kavramları tartışılmıştır. "İkinci Bölüm"de teze malzeme oluşturan 1980-2000 aralığından seçilmiş romanlar kutsal mekân bağlamında incelenmiş ve mekânların türlerine göre bir tasnif uygulanmıştır. "Sonuç" kısmında incelenen romanlarda kutsal mekânların nasıl ele alındığı ve bu mekânların yazarlar arası kullanım farklılıkları üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. "Kaynakça"da ise çalışmamıza esas oluşturan romanlar ve araştırma boyunca yararlanılan kaynaklar gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, roman, kutsal mekânlar, cami, mezarlık, kilise, manastır, tekke
Türk romanında kutsal mekânlar (1980-2000)
Bu çalışma, mekânın insan psikolojisi üzerindeki etkisinden hareketle Türk romanında kutsal mekânları inceleyerek bu mekânların roman karakterleri ve olaylara ilişkin etkisini tespit etmeyi esas alır. Çalışma "Giriş", "Sonuç" ve "Kaynakça" dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. "Giriş"te Türk romanında mekân ve mekân teorisi üzerine gerçekleştirilmiş çalışmalar tanıtılmıştır. "Birinci Bölüm"de mekân, kutsal mekân ve Türk romanında mekân kavramları tartışılmıştır. "İkinci Bölüm"de teze malzeme oluşturan 1980-2000 aralığından seçilmiş romanlar kutsal mekân bağlamında incelenmiş ve mekânların türlerine göre bir tasnif uygulanmıştır. "Sonuç" kısmında incelenen romanlarda kutsal mekânların nasıl ele alındığı ve bu mekânların yazarlar arası kullanım farklılıkları üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. "Kaynakça"da ise çalışmamıza esas oluşturan romanlar ve araştırma boyunca yararlanılan kaynaklar gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, roman, kutsal mekânlar, cami, mezarlık, kilise, manastır, tekke
Güner Sümer'in tiyatroları ve tiyatroculuğu
Güner Sümer, ilerici toplumcu hareketin yanında olan bir sanatçı olması dolayısıyla tiyatro eserleri de bu doğrultuda şekillenmiştir. Sümer, oyunlarının dinamiğini orta tabakadan seçtiği, küçük insanının mücadelesi üzerine kurmuştur. Sümer'in yönetmenlik alanında daha çok ön plana çıkması diğer çalışmalarının gölgede kalmasına sebep olmuştur. Bu tezin yazılmasındaki amaç, Güner Sümer'in tiyatro eserlerinin yapı ve muhteva bakımından incelenmesi ve bu yolla onun tiyatro edebiyatımıza katkısını gözler önüne sermektir. Bu tez, sanatçıya ait tüm tiyatro eserlerini ihtiva eden ve oyunları her yönüyle inceleyen ilk çalışma olması bakımından özgün bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: tiyatro, edebî tahlil, oyun yazarlığı, Güner Sümer.
Güner Sümer'in tiyatroları ve tiyatroculuğu
Güner Sümer, ilerici toplumcu hareketin yanında olan bir sanatçı olması dolayısıyla tiyatro eserleri de bu doğrultuda şekillenmiştir. Sümer, oyunlarının dinamiğini orta tabakadan seçtiği, küçük insanının mücadelesi üzerine kurmuştur. Sümer'in yönetmenlik alanında daha çok ön plana çıkması diğer çalışmalarının gölgede kalmasına sebep olmuştur. Bu tezin yazılmasındaki amaç, Güner Sümer'in tiyatro eserlerinin yapı ve muhteva bakımından incelenmesi ve bu yolla onun tiyatro edebiyatımıza katkısını gözler önüne sermektir. Bu tez, sanatçıya ait tüm tiyatro eserlerini ihtiva eden ve oyunları her yönüyle inceleyen ilk çalışma olması bakımından özgün bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: tiyatro, edebî tahlil, oyun yazarlığı, Güner Sümer.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında romandan tiyatroya uyarlamalar
Bu çalışma Türk edebiyatında romandan tiyatroya uyarlanan belirli eserleri incelemeyi esas almaktadır. Kaynak metinle uyarlanan metin birbiriyle mukayese edilerek kuramsal alt yapıya katkıda bulunması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın asıl maksadı; Cumhuriyet Dönemi'nde romandan tiyatroya uyarlanan eserleri tespit edip iki edebî tür arasındaki farklılıklar gözetilerek yazarların uyarlama sürecinde romanın aslına ne derece bağlı kaldığını ne derece değişikliğe gittiğini ortaya koymaktır. Bu çalışma "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" haricinde üç bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Tanzimat Dönemi'nden itibaren çeviri faaliyetleriyle edebiyatımıza gelen roman ve tiyatro gibi edebî türlerin gelişimini, türler arası uyarlama yönteminin kullanılmasını, bu alanda önemli çalışmaları bulunan yazarları, yazarların uyarlama sürecinde karşılaştıkları türlü zorluklara değinerek konuya hazırlık yapılmıştır. Çalışmanın "Birinci Bölümü"nün ilk kısmında uyarlama yönteminin Türk edebiyatındaki gelişimi ve çeviri faaliyetleri içindeki konumu ortaya konularak kuramsal alt yapı oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda türsel farklılıktan dolayı romandan tiyatroya yapılan uyarlamalarda yazarların karşılaştığı zorluklar üzerinde durulmuştur. Bu bölümün ikinci kısmında ise Tanzimat Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar olan süreçte yapılan uyarlama çalışmaları verilerek bu türün edebiyatımızda yer alışı ortaya konulmuştur. "İkinci Bölüm"de romanlarıyla tiyatroya yön veren, çalışmalarıyla pek çok başarıya imza atan Reşat Nuri Güntekin ve Aziz Nesin'in tiyatroculuk yönlerine odaklanılmıştır. "Üçüncü Bölüm"de ise belirlenen romandan tiyatroya uyarlanan eserler mukayese edilerek derinlemesine irdelenmeye çalışılmıştır. Tezin "Sonuç" bölümünde çalışma sürecinde genel tespitlere ve bulgulara yer verilmiştir. "Kaynakça"da çalışma boyunca faydalanılan roman ve tiyatro çalışmalarıyla birlikte yararlanılan diğer kaynaklar da belirtilmiştir.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında romandan tiyatroya uyarlamalar
Bu çalışma Türk edebiyatında romandan tiyatroya uyarlanan belirli eserleri incelemeyi esas almaktadır. Kaynak metinle uyarlanan metin birbiriyle mukayese edilerek kuramsal alt yapıya katkıda bulunması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın asıl maksadı; Cumhuriyet Dönemi'nde romandan tiyatroya uyarlanan eserleri tespit edip iki edebî tür arasındaki farklılıklar gözetilerek yazarların uyarlama sürecinde romanın aslına ne derece bağlı kaldığını ne derece değişikliğe gittiğini ortaya koymaktır. Bu çalışma "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" haricinde üç bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Tanzimat Dönemi'nden itibaren çeviri faaliyetleriyle edebiyatımıza gelen roman ve tiyatro gibi edebî türlerin gelişimini, türler arası uyarlama yönteminin kullanılmasını, bu alanda önemli çalışmaları bulunan yazarları, yazarların uyarlama sürecinde karşılaştıkları türlü zorluklara değinerek konuya hazırlık yapılmıştır. Çalışmanın "Birinci Bölümü"nün ilk kısmında uyarlama yönteminin Türk edebiyatındaki gelişimi ve çeviri faaliyetleri içindeki konumu ortaya konularak kuramsal alt yapı oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda türsel farklılıktan dolayı romandan tiyatroya yapılan uyarlamalarda yazarların karşılaştığı zorluklar üzerinde durulmuştur. Bu bölümün ikinci kısmında ise Tanzimat Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar olan süreçte yapılan uyarlama çalışmaları verilerek bu türün edebiyatımızda yer alışı ortaya konulmuştur. "İkinci Bölüm"de romanlarıyla tiyatroya yön veren, çalışmalarıyla pek çok başarıya imza atan Reşat Nuri Güntekin ve Aziz Nesin'in tiyatroculuk yönlerine odaklanılmıştır. "Üçüncü Bölüm"de ise belirlenen romandan tiyatroya uyarlanan eserler mukayese edilerek derinlemesine irdelenmeye çalışılmıştır. Tezin "Sonuç" bölümünde çalışma sürecinde genel tespitlere ve bulgulara yer verilmiştir. "Kaynakça"da çalışma boyunca faydalanılan roman ve tiyatro çalışmalarıyla birlikte yararlanılan diğer kaynaklar da belirtilmiştir.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında romandan tiyatroya uyarlamalar
Bu çalışma Türk edebiyatında romandan tiyatroya uyarlanan belirli eserleri incelemeyi esas almaktadır. Kaynak metinle uyarlanan metin birbiriyle mukayese edilerek kuramsal alt yapıya katkıda bulunması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın asıl maksadı; Cumhuriyet Dönemi'nde romandan tiyatroya uyarlanan eserleri tespit edip iki edebî tür arasındaki farklılıklar gözetilerek yazarların uyarlama sürecinde romanın aslına ne derece bağlı kaldığını ne derece değişikliğe gittiğini ortaya koymaktır. Bu çalışma "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" haricinde üç bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Tanzimat Dönemi'nden itibaren çeviri faaliyetleriyle edebiyatımıza gelen roman ve tiyatro gibi edebî türlerin gelişimini, türler arası uyarlama yönteminin kullanılmasını, bu alanda önemli çalışmaları bulunan yazarları, yazarların uyarlama sürecinde karşılaştıkları türlü zorluklara değinerek konuya hazırlık yapılmıştır. Çalışmanın "Birinci Bölümü"nün ilk kısmında uyarlama yönteminin Türk edebiyatındaki gelişimi ve çeviri faaliyetleri içindeki konumu ortaya konularak kuramsal alt yapı oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda türsel farklılıktan dolayı romandan tiyatroya yapılan uyarlamalarda yazarların karşılaştığı zorluklar üzerinde durulmuştur. Bu bölümün ikinci kısmında ise Tanzimat Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar olan süreçte yapılan uyarlama çalışmaları verilerek bu türün edebiyatımızda yer alışı ortaya konulmuştur. "İkinci Bölüm"de romanlarıyla tiyatroya yön veren, çalışmalarıyla pek çok başarıya imza atan Reşat Nuri Güntekin ve Aziz Nesin'in tiyatroculuk yönlerine odaklanılmıştır. "Üçüncü Bölüm"de ise belirlenen romandan tiyatroya uyarlanan eserler mukayese edilerek derinlemesine irdelenmeye çalışılmıştır. Tezin "Sonuç" bölümünde çalışma sürecinde genel tespitlere ve bulgulara yer verilmiştir. "Kaynakça"da çalışma boyunca faydalanılan roman ve tiyatro çalışmalarıyla birlikte yararlanılan diğer kaynaklar da belirtilmiştir.
Emine Işınsu'nun romanlarında kadın ve aile
Emine Işınsu'nun Romanlarında Kadın ve Aile adlı çalışmada; bir kadın yazarın, Emine Işınsu'nun kaleminden çıkan on yedi roman kronolojik olarak incelenmiş ve böylece yazarın 1966-2013 yılları arasında 'kadın' ve 'aile' kavramlarına bakışının nasıl farklılıklar gösterdiği irdelenmiştir Çalışma 'Giriş', 'Sonuç' ve 'Kaynakça' hariç üç ana bölümden oluşmaktadır. 'Giriş' te Emine Işınsu ve yazarı ele alan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Emine Işınsu Hayatı, Edebî Kişiliği ve Romanları başlıklı birinci bölümde yazar hakkında bilgi aktarılmıştır. Kadın ve Aile başlıklı ikinci bölümde 'kadın' ve 'aile' olguları, Dünyada ve Türkiye'de Kadın Hareketleri üzerinde durulmuştur. Emine Işınsu'nun Romanlarında Kadın ve Aile başlıklı üçüncü bölümde 'Aile Hayatındaki İlişkiler', 'Bireysel Olgular ve Kadın' ve 'Toplumsal Olgular ve Kadın' başlıkları altında incelenen on yedi roman değerlendirilmiştir. 'Sonuç'ta yazarın yaklaşık elli yıllık yazma sürecinde kadına ve aileye bakışındaki değişimler değerlendirilmiştir. 'Kaynakça'da yararlanılan kaynaklar gösterilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda elde edilen tespitler yazarın 1966-2013 yılları arasında kaleme aldığı romanlarındaki kadın ve aile imgesinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak ve bundan sonraki çalışmalara kaynaklık edecektir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, Emine Işınsu, roman, kadın, aile.
Güner Sümer'in tiyatroları ve tiyatroculuğu
Güner Sümer, ilerici toplumcu hareketin yanında olan bir sanatçı olması dolayısıyla tiyatro eserleri de bu doğrultuda şekillenmiştir. Sümer, oyunlarının dinamiğini orta tabakadan seçtiği, küçük insanının mücadelesi üzerine kurmuştur. Sümer'in yönetmenlik alanında daha çok ön plana çıkması diğer çalışmalarının gölgede kalmasına sebep olmuştur. Bu tezin yazılmasındaki amaç, Güner Sümer'in tiyatro eserlerinin yapı ve muhteva bakımından incelenmesi ve bu yolla onun tiyatro edebiyatımıza katkısını gözler önüne sermektir. Bu tez, sanatçıya ait tüm tiyatro eserlerini ihtiva eden ve oyunları her yönüyle inceleyen ilk çalışma olması bakımından özgün bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: tiyatro, edebî tahlil, oyun yazarlığı, Güner Sümer.
Emine Işınsu'nun romanlarında kadın ve aile
Emine Işınsu'nun Romanlarında Kadın ve Aile adlı çalışmada; bir kadın yazarın, Emine Işınsu'nun kaleminden çıkan on yedi roman kronolojik olarak incelenmiş ve böylece yazarın 1966-2013 yılları arasında 'kadın' ve 'aile' kavramlarına bakışının nasıl farklılıklar gösterdiği irdelenmiştir Çalışma 'Giriş', 'Sonuç' ve 'Kaynakça' hariç üç ana bölümden oluşmaktadır. 'Giriş' te Emine Işınsu ve yazarı ele alan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Emine Işınsu Hayatı, Edebî Kişiliği ve Romanları başlıklı birinci bölümde yazar hakkında bilgi aktarılmıştır. Kadın ve Aile başlıklı ikinci bölümde 'kadın' ve 'aile' olguları, Dünyada ve Türkiye'de Kadın Hareketleri üzerinde durulmuştur. Emine Işınsu'nun Romanlarında Kadın ve Aile başlıklı üçüncü bölümde 'Aile Hayatındaki İlişkiler', 'Bireysel Olgular ve Kadın' ve 'Toplumsal Olgular ve Kadın' başlıkları altında incelenen on yedi roman değerlendirilmiştir. 'Sonuç'ta yazarın yaklaşık elli yıllık yazma sürecinde kadına ve aileye bakışındaki değişimler değerlendirilmiştir. 'Kaynakça'da yararlanılan kaynaklar gösterilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda elde edilen tespitler yazarın 1966-2013 yılları arasında kaleme aldığı romanlarındaki kadın ve aile imgesinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak ve bundan sonraki çalışmalara kaynaklık edecektir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, Emine Işınsu, roman, kadın, aile.
Emine Işınsu'nun romanlarında kadın ve aile
Emine Işınsu'nun Romanlarında Kadın ve Aile adlı çalışmada; bir kadın yazarın, Emine Işınsu'nun kaleminden çıkan on yedi roman kronolojik olarak incelenmiş ve böylece yazarın 1966-2013 yılları arasında 'kadın' ve 'aile' kavramlarına bakışının nasıl farklılıklar gösterdiği irdelenmiştir Çalışma 'Giriş', 'Sonuç' ve 'Kaynakça' hariç üç ana bölümden oluşmaktadır. 'Giriş' te Emine Işınsu ve yazarı ele alan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Emine Işınsu Hayatı, Edebî Kişiliği ve Romanları başlıklı birinci bölümde yazar hakkında bilgi aktarılmıştır. Kadın ve Aile başlıklı ikinci bölümde 'kadın' ve 'aile' olguları, Dünyada ve Türkiye'de Kadın Hareketleri üzerinde durulmuştur. Emine Işınsu'nun Romanlarında Kadın ve Aile başlıklı üçüncü bölümde 'Aile Hayatındaki İlişkiler', 'Bireysel Olgular ve Kadın' ve 'Toplumsal Olgular ve Kadın' başlıkları altında incelenen on yedi roman değerlendirilmiştir. 'Sonuç'ta yazarın yaklaşık elli yıllık yazma sürecinde kadına ve aileye bakışındaki değişimler değerlendirilmiştir. 'Kaynakça'da yararlanılan kaynaklar gösterilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda elde edilen tespitler yazarın 1966-2013 yılları arasında kaleme aldığı romanlarındaki kadın ve aile imgesinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak ve bundan sonraki çalışmalara kaynaklık edecektir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, Emine Işınsu, roman, kadın, aile.
Unutuluştan kanona Ahmet Hamdi Tanpınar
Bu çalışmanın amacı, 1901-1962 yılları arasında yaşayan şair, romancı, edebiyat tarihçisi ve akademisyen Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kanonlaşma sürecini incelemektir. Ahmet Hamdi Tanpınar, yaşadığı dönemde ve ölümünden sonra görmezden gelinmesine rağmen 1980'lerden itibaren kanonik bir yazar hâline gelmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar yaşadığı dönemde gerek popüler dergilerde ve gerekse çok satan gazetelerde dönemin tartışmalarını yansıtan yazılar kaleme almış ama edebiyat alanında adı öne çıkan etkili bir yazar olamamıştır. 1962'deki ölümünün ardından da Ahmet Hamdi Tanpınar, dar bir çevre dışında anılmamış ve genelde "kültür milliyetçisi" bir şair olarak sunulmuştur. Benzer biçimde 1970'li yıllardaki bazı tartışmalara rağmen 1980'lere kadar Ahmet Hamdi Tanpınar çeperde kalan bir yazar olmaya devam etmiştir. Ancak 1980'lerden itibaren Ahmet Hamdi Tanpınar "modernist" bir yazar olarak öne çıkarılmış, romanlarına olan ilgi artmış ve kanonik bir yazar olma süreci başlamıştır. 2000'li yıllarda yayınevleri arasında "telif savaşları"na yol açan Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatının kanonik bir yazarı olarak kabul görmüştür. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ne yaşarken ne de ölümünden sonra ilgi görmemesi ama 1980'lerden itibaren kanonik bir yazar hâline gelmesi, bu süreci ayrıntılı biçimde analiz etmeyi gerektirir. Bu çalışmada Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kanonlaşma süreci üç döneme ayrılarak ele alınmaktadır. Bunlardan ilki Tanpınar'ın bir "kültür milliyetçisi" olarak sunulması, ardından 1980'lerde kanonlaşma sürecinin başlaması ve nihayet 2000'li yıllarda kanonik bir figüre dönüşmesidir. Bu üç dönemde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerinin nasıl dolaşıma girdiğine, nasıl dolaşımda kaldığına ve nasıl alımlandığına odaklanılmaktadır. Bunun yanı sıra belirtilen dönemlerde eserlerinin hangi yayınevleri tarafından yayımlandığına ve yayınevlerinin Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hem alımlanmasındaki hem de kanonlaşmasıdaki etkisine yer verilmektedir. Ayrıca 1963'ten itibaren edebiyat alanında Ahmet Hamdi Tanpınar imgesini belirleyen eleştirmenlerin çalışmalarının kanonlaşma sürecini nasıl etkilediği ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Unutuluştan kanona Ahmet Hamdi Tanpınar
Bu çalışmanın amacı, 1901-1962 yılları arasında yaşayan şair, romancı, edebiyat tarihçisi ve akademisyen Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kanonlaşma sürecini incelemektir. Ahmet Hamdi Tanpınar, yaşadığı dönemde ve ölümünden sonra görmezden gelinmesine rağmen 1980'lerden itibaren kanonik bir yazar hâline gelmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar yaşadığı dönemde gerek popüler dergilerde ve gerekse çok satan gazetelerde dönemin tartışmalarını yansıtan yazılar kaleme almış ama edebiyat alanında adı öne çıkan etkili bir yazar olamamıştır. 1962'deki ölümünün ardından da Ahmet Hamdi Tanpınar, dar bir çevre dışında anılmamış ve genelde "kültür milliyetçisi" bir şair olarak sunulmuştur. Benzer biçimde 1970'li yıllardaki bazı tartışmalara rağmen 1980'lere kadar Ahmet Hamdi Tanpınar çeperde kalan bir yazar olmaya devam etmiştir. Ancak 1980'lerden itibaren Ahmet Hamdi Tanpınar "modernist" bir yazar olarak öne çıkarılmış, romanlarına olan ilgi artmış ve kanonik bir yazar olma süreci başlamıştır. 2000'li yıllarda yayınevleri arasında "telif savaşları"na yol açan Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatının kanonik bir yazarı olarak kabul görmüştür. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ne yaşarken ne de ölümünden sonra ilgi görmemesi ama 1980'lerden itibaren kanonik bir yazar hâline gelmesi, bu süreci ayrıntılı biçimde analiz etmeyi gerektirir. Bu çalışmada Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kanonlaşma süreci üç döneme ayrılarak ele alınmaktadır. Bunlardan ilki Tanpınar'ın bir "kültür milliyetçisi" olarak sunulması, ardından 1980'lerde kanonlaşma sürecinin başlaması ve nihayet 2000'li yıllarda kanonik bir figüre dönüşmesidir. Bu üç dönemde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerinin nasıl dolaşıma girdiğine, nasıl dolaşımda kaldığına ve nasıl alımlandığına odaklanılmaktadır. Bunun yanı sıra belirtilen dönemlerde eserlerinin hangi yayınevleri tarafından yayımlandığına ve yayınevlerinin Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hem alımlanmasındaki hem de kanonlaşmasıdaki etkisine yer verilmektedir. Ayrıca 1963'ten itibaren edebiyat alanında Ahmet Hamdi Tanpınar imgesini belirleyen eleştirmenlerin çalışmalarının kanonlaşma sürecini nasıl etkilediği ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Unutuluştan kanona Ahmet Hamdi Tanpınar
Bu çalışmanın amacı, 1901-1962 yılları arasında yaşayan şair, romancı, edebiyat tarihçisi ve akademisyen Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kanonlaşma sürecini incelemektir. Ahmet Hamdi Tanpınar, yaşadığı dönemde ve ölümünden sonra görmezden gelinmesine rağmen 1980'lerden itibaren kanonik bir yazar hâline gelmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar yaşadığı dönemde gerek popüler dergilerde ve gerekse çok satan gazetelerde dönemin tartışmalarını yansıtan yazılar kaleme almış ama edebiyat alanında adı öne çıkan etkili bir yazar olamamıştır. 1962'deki ölümünün ardından da Ahmet Hamdi Tanpınar, dar bir çevre dışında anılmamış ve genelde "kültür milliyetçisi" bir şair olarak sunulmuştur. Benzer biçimde 1970'li yıllardaki bazı tartışmalara rağmen 1980'lere kadar Ahmet Hamdi Tanpınar çeperde kalan bir yazar olmaya devam etmiştir. Ancak 1980'lerden itibaren Ahmet Hamdi Tanpınar "modernist" bir yazar olarak öne çıkarılmış, romanlarına olan ilgi artmış ve kanonik bir yazar olma süreci başlamıştır. 2000'li yıllarda yayınevleri arasında "telif savaşları"na yol açan Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatının kanonik bir yazarı olarak kabul görmüştür. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ne yaşarken ne de ölümünden sonra ilgi görmemesi ama 1980'lerden itibaren kanonik bir yazar hâline gelmesi, bu süreci ayrıntılı biçimde analiz etmeyi gerektirir. Bu çalışmada Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kanonlaşma süreci üç döneme ayrılarak ele alınmaktadır. Bunlardan ilki Tanpınar'ın bir "kültür milliyetçisi" olarak sunulması, ardından 1980'lerde kanonlaşma sürecinin başlaması ve nihayet 2000'li yıllarda kanonik bir figüre dönüşmesidir. Bu üç dönemde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerinin nasıl dolaşıma girdiğine, nasıl dolaşımda kaldığına ve nasıl alımlandığına odaklanılmaktadır. Bunun yanı sıra belirtilen dönemlerde eserlerinin hangi yayınevleri tarafından yayımlandığına ve yayınevlerinin Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hem alımlanmasındaki hem de kanonlaşmasıdaki etkisine yer verilmektedir. Ayrıca 1963'ten itibaren edebiyat alanında Ahmet Hamdi Tanpınar imgesini belirleyen eleştirmenlerin çalışmalarının kanonlaşma sürecini nasıl etkilediği ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.