Theses supervised by Prof. Dr. Zeynep Tarım
11 theses · İstanbul University
Osmanlı İstanbul'unda (1453-1826) meydanların biçim ve işlev açısından değerlendirilmesi
Osmanlı Devleti, 1453'den sonra İstanbul'u başkent yaparak, yaklaşık beş yüzyıl boyunca kontrol etmiş ve burada özgün bir yaşayış geliştirmiştir. Zaman içerisinde birtakım değişim ve dönüşümler geçirmekle birlikte bu yaşayış, Osmanlı toplumunun her ferdine az çok sirayet etmiştir. Toplum temelde, İslam Medeniyeti'nin ilim ve kültür hayatı çerçevesinde hareket etmektedir. Öte yandan kurucu unsur olan Türkler, atalarının Orta Asya gibi bölgelerden getirdiği yaşam pratiklerini de unutmamışlardır. Devletin ve halkın içtimai faaliyetlerdeki tavrında, genellikle bu iki unsur belirleyici olmuştur. Şehirlerin şekillenmesi, mimari düzen ve inşaat faaliyetleri, miras alınan yerel fiziki ortamın, bahsedilen iki unsur vasıtasıyla elden geçirilmesi neticesinde olmuştur. Dolayısıyla İstanbul'daki meydanlar, modern zamanlardan önceki Türk/İslam formlarına bu süreçte kavuşmuşlardır. Yüzyıllar boyunca, devletler sisteminde güçlü bir şekilde yer alan Osmanlı, imparatorluğa yaraşır boyuttaki tören, düğün ve eğlenceleri İstanbul'un meydanlarında gerçekleştirmiştir. Şehir halkı da toplumsal hayatın bütün ihtiyaçlarını bu sahalarda gidermiştir. Sık sık asker ve zaman zaman da diğer içtimai sınıflar kendilerini meydanlar vasıtasıyla görünür kılabilmiştir. Neticede İstanbul'un meydanları, bir ya da birkaç konuda özelleşmiş, şehirli için vazgeçilmez sahalardır. Suriçi İstanbul'un yanı sıra Galata ve Üsküdar bölgelerine de yayılan meydanlar, çeşitli biçim ve büyüklüklerde, şehrin ihtiyaç duyulan herhangi bir bölgesinde arzı endam edebilmektedir. Bu çalışmada temel olarak, İstanbul'daki meydanların fiziksel vaziyetlerinin yanı sıra devlet ve halk nazarında nasıl kullanıldıklarının cevabı aranmıştır.
Mehterhane-i Hayme-i Hassa: Osmanlıda sabit olmayan yaşam alanlarının tasarlanması
Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren devlet olmanın gerekliliği olan birçok kurum ve teşkilat mevcuttu. Bu kurumlar devletin büyümesine paralel olarak gelişip büyürlerdi. Mehterhane-i hayme ocağı da bu kurumlardan biriydi. İstanbul'da ve sefer esnasında ifa ettiği birçok görevi vardı. Çadırların yapılması sefer esnasında başta padişah olmak üzere üst düzey devlet adamlarının çadırlarının taşınıp kurulması öncelikli vazifeleriydi. İstanbul'da ise kendi kışlalarında çadır üretmek, çadırları tamir etmek ve depolamak görevlerinin başında gelirdi. Padişahın şehir içi veya şehir dışına herhangi bir vesile ile çıkması durumunda gerekli olan çadır takımlarını ve iç mefruşatını götürmek, divan-ı hümayun ve Topkapı Sarayı içerinde bazı kısımların tefrişini yapmak, sünnet düğünleri ve ziyafetlerde ihtiyaç duyulan çadır ve mefruşatı hazırlamak gibi işleri üstlenirlerdi. Kurum sakinleri kendilerine mahsus olan kışlalarında ikamet ederledir. Kışlaları odalar, çeşmeler, cami ve matbah gibi temel ihtiyaçlara cevap verecek yapılardan mevcuttu. Yine kışla içerisinde imalathaneler ve ambarlar vardı. Osmanlı devletinde nehter ismini taşıyan başka ocaklara mensup kimselerde vardı. Bunlardan Tabl u alem mehterli ise müzisyen, ıstabl-ı amire mehterleri ise has ahır işleriyle ilgilenirdi. Tabl u alem mehterleri, hayme mehterleri gibi bağımsız bir teşkilattı.
Sultan Süleyman zamanında Enderun mektebi ve birimleri
Bu çalışmada, Kanuni Sultan Süleyman dönemi Enderun teşkilatı dönemin birincil kaynakları ışığında ele alınmıştır. Tez Enderun odaları iç oğlanları ile zabit ve amirlerine dair bilgi içermektedir. Enderun'un Sultan I. Süleyman döneminde Has Oda, Hazine Odası, Kilar Odası ve Büyük/Küçük Odalardan müteşekkil olduğu görülmüştür. Çalışmanın planı da bu bilgiye şekillenmiş olup; birinci bölümünde devşirme sistemi, pençik usulü gibi Enderun'a oğlan alımında kullanılan yöntemler, dış saraylar ve Büyük/Küçük Odalar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Enderun Odalarından Hazine ve Kilar Odaları teşkilatına dair hususlardan bahsedilmiştir. Üçüncü bölüm ise Has Oda, Kapu Ağası ve Kapu Oğlanları ile alakalıdır. Kaynaklarla alakalı konulara da sıklıkla temas edilmiş olan tezde dönemin kaynaklarından elde edilen verilerin bir kısmı tablolaştırılarak ekler kısmında verilmiştir.
Kadirîlik'te âdâb ve merâsimler (Eşrefiyye-Rûmiyye)
Tekkeler tasavvuf ekolleri demek olan tarikatların faaliyetlerini yürüttükleri mekânlardır. Osmanlı sosyal ve kültürel hayatının içinde kendine özgü bir konumu olan tekkelerde âyin ve merâsimler ile buralarda uygulanan teşrifat ve âdâb denilen davranış kurallarının büyük bir önemi vardır. 12. yüzyılda Bağdat'ta teşekkül etmeye başlayan Kadirîlik yüzyıllar içerisinde farklı coğrafyalarda pek çok şubeye ayrılmış, 15. yüzyıldan itibaren Eşrefî ve Rûmî kollarıyla Anadolu ve Rumeli Türkleri arasında da yayılmaya başlamış ve zamanla Osmanlı-Türk şehir kültürünün bir parçası olmuştur. Bu çalışmanın konusu Eşrefîlik ve Rûmîliğin birer tarikat şubesi olarak nasıl tesis edildiği ile usûl, âdâb ve erkân denilen seyr ü sülûk metotları, ritüelleri, törenleri ve merâsimlerinin tespitidir.
Topkapı Sarayı Sepetçiler Kasrı tarihçesi ve yerleşim düzeni
Sepetçiler Kasrı Topkapı Sarayı'nın dış bahçe köşklerinden biri olarak Sultan İbrahim tarafından 1643'te yaptırılmıştır. Kasır, Topkapı Sarayı dâhilinde sur üzerinde yer alan nadir yapılarından biridir. Sur üzerinde inşa edilen dış bahçe yapılarından günümüze kadar gelebilen tek örnek olması ile ayrı bir öneme sahiptir. Sepetçiler Kasrı konumu itibariyle yüzyıllar boyunca şehrin silüetine etkili olmuştur. Bu çalışmada, Sepetçiler Kasrı'nın Saray içerisindeki yeri, işlevi, kullanımı ile tarihsel süreç içerisindeki işlevsel ve mimari açıdan dönüşümleri ele alınmıştır. Tez, "Topkapı Sarayı Yerleşim Düzeni", "Sepetçiler Kasrı Tarihçesi", "Sepetçiler Kasrı Mimarisi ve Tezyinatı", "Sepetçiler Kasrı'na Yapılan Tamirler ve Eklemeler" şeklinde dört bölümden oluşmaktadır.
Türk musiki tarihinin kaynağı olarak güfte mecmuaları
'Güfte Mecmuası', makam, usûl, beste türü, bestekâr ismi gibi atıflardan birini yahut birkaçını kullanarak, içeriğindeki şiirlerin bestelendiğini gösteren deliller taşıyan, derleyicisinin melodisini hafızasında sakladığı eserleri, yeri geldiği zaman ona başvurarak okumasını temin eden defterlerdir. Müziğin yazılmadığı, eserlerin sadece bir hocaya gidip 'diz dövmek' suretiyle öğrenildiği ve eserlerin hafızada saklandığı bir dünyada, güfte mecmuaları çok önemliydi. Bu mecmualar çoğu zaman, sahibine eserin güftesini hatırlatması bakımından gerekliydi. 15. yüzyıldan itibaren musiki yaşantısında yoğun biçimde kullanıldığını tesbit ettiğimiz güfte mecmualarının yüzlercesi, bugün musiki tarihinin kaynaklarından biri olarak elimizdedir. Bu yönüyle pek ele alınmamış olan güfte mecmuaları, tarih ilminin disiplini çerçevesinde ve bu tezde anlatılan metotlar doğrultusunda incelendiğinde Türk musiki tarihinin yazımına katkı sunabilecektir. Bu çalışmada, güfte mecmualarının tertib edilme sebepleri ve icra pratiğindeki fonksiyonları tesbit edilmiş, fasıl, şarkı, tesbih, ilâhî, âyîn-i şerîf, Mi'râciye, Mevlid-i şerîf gibi türlere ayrılan branşlarının tarihsel gelişim süreçleri üzerinde durulmuş ve ele alınan güfte mecmualarının bir tarih kaynağı olarak nasıl değerlendirilebileceği, örnekleriyle ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Musikisi, musiki yazmaları, güfte mecmuaları, tarih kaynakları, makam, müzik, fasıl
III. Mustafa'nın kızı Beyhan Sultan ve hayatı (1766-1824)
Beyhan Sultan, Osmanlı padişahı III. Mustafa'nın kızı olup 13 Ocak 1766 tarihinde Topkapı Sarayı harem dairesinde dünyaya gelmiş, 7 Kasım 1824 tarihinde Arnavutköy'deki Sarayı'nda vefat etmiştir. Onun yaşam hikâyesi Osmanlı batılılaşmasının ilk evrelerini, beş padişah dönemini, İstanbul'u ve saray çevresini anlatmaktadır. 8 yaşına kadar haremde yaşayan, babasının ölümü ile annesi ve kız kardeşi Hatice Sultan ile Eski Saray'a taşınan Beyhan Sultan, 18 yaşına geldiğinde Halep Valisi Silahdar Mustafa Paşa ile evlendirilmiştir. Anadolu ve Rumeli'de geniş mukataalara sahip olan Beyhan Sultan, Eyüp, Çırağan ve Akıntıburnu'nda saraylar yaptırmış, hizmetli ve çalışanlarıyla ortalama 60-80 kişilik bir ekibi idare etmiştir. Bu tezde 18.yüzyılın ikinci yarısı ile 19.yüzyılın başlarında hanedan mensubu bir kadının yaşamı, gündelik hayatı, gelirleri ve harcamaları, çalışanları, sarayları, vakıfları, hanedan ailesi ve toplumla olan ilişkileri dönemin kaynakları ve arşiv belgeleri ışığında incelenmiştir. Beyhan Sultan'ın İstanbullu bir kadın olarak kendi yaşamında ne kadar özne olduğu tartışılmıştır.
Gazanfer Ağa, hayatı ve yaptırdığı eserler
Bu çalışmanın konusu, 16. asrın ikinci yarısında yaşayan Gazanfer Ağa'nın biyografisi ve yaptırdığı vakıflarıdır. Gazanfer Ağa, 1559 yılında esir alınmış, Şehzade Selim'in maiyetinde bulunmuştur. Şehzade Selim tahta çıkınca, onunla birlikte İstanbul'a gelip saraya girmiştir. Sultan III. Murad zamanında Hasodabaşı ve Babüssaade Ağası olarak büyük bir servet ve nüfuz elde etmiştir. III. Mehmed zamanında da serveti ve nüfuzu her alanda artmıştır. Çalışmada Gazanfer Ağa'nın hayatından, aile fertleriyle olan ilişkilerinden, kültürel, siyasi, askeri, mimarî hâmiliğinden bahsedilmektedir. Gazanfer Ağa'nın yaptırdığı vakıf eserleri ve bu eserlerin mali yönden sürdürülmesini sağlayan vakıf gelirleri de tezde işlenen diğer konulardır.
Topkapı Sarayı Enderun Kütüphanesi yapılışı, tamirleri ve kullanımı
Topkapı Sarayı'nın Enderun Meydanı adıyla da anılan üçüncü avlusunda yer alan Enderun Kütüphanesi, inşâ edilişine vesile olan III. Ahmed'e isnaden III. Ahmed Kütüphanesi adıyla da isimlendirilmiştir. Yeni Saray'ın kütüphanesi II. Mehmed döneminden itibaren oluşmaya başlamış ve kitap sayıları daima artmıştır. 1719 senesinde kütüphanenin yapılışına kadar saray kitapları, Topkapı Sarayı'nın farklı hazine birimleri ve bölümlerinde bulunmaktadır. Koleksiyonların bu dağınıklık arz eden durumu zaman içerisinde kitapları hazinede saklanan nesneler haline getirmiş ve istifade edilmesini zorlaştırmıştır. Enderun Kütüphanesi, bu duruma bir çözüm olarak özellikle Enderun halkının faydalanması amacıyla III. Ahmed tarafından inşa ettirilmiştir. Bu çalışmada III. Ahmed dönemi Osmanlı kültürel çevresinin kütüphane fikrine etkileri, Topkapı Sarayı'nda bir yapı meydana getirilişinin yapı malzemeleri ve inşa esnafı açısından detaylı takibi gibi hususları incelemek mümkün olmuştur. İnşa ardından ortaya çıkan binanın mekan özellikleri, bu mekanın zaman içerisinde gördüğü tamirat ve tadilat ile kütüphanenin teşkilatı da çalışmanın kapsamı içerisindedir. Anahtar Kelimeler: 18. yüzyıl, Kitap, Kütüphane, Topkapı Sarayı, Enderun, III. Ahmed
Sadaret 349 numaralı Teşrifat Defteri ışığında merasimler
Bu çalışma 1752-1754 yılları arasında yapılan merasimlerin kayıtlarını içeren Sadaret 349 numaralı defterin transkripsiyonu ve bu defterde anlatılan törenlerin değerlendirilmesini içermektedir. XVIII. yy ortasında Osmanlı Devleti'ndeki teşrifat kurallarını ele almaktadır. 349 Numaralı Teşrifat Defteri'nde verilen bilgiler ışığında 1752-1754 yılları arasında hangi törenlerin nasıl yapıldığı, uygulama sırasında neler giyindikleri gibi soruların cevapları aranmaya gayret edilmiştir. Ayrıca 349 Numaralı Teşrifat Defteri'ne göre teşrifatı ve törenleri incelerken, Osmanlı Devleti sosyal ve kültürel hayatı ile ilgili çeşitli bilgilere ulaşılacağı ve ne tür çıkarımlarda bulunabileceği de görülebilir.
17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Hiref-i Hâssa teşkilatı birimleri ve yapısal özellikleri
Zamanın sanat akımlarına öncülük eden ehl-i hiref-i hâssa teşkilatı, geniş sınırlarına rağmen Osmanlı'nın Sanatı'nı bütünlük içinde tutmuş ve onun gelişimini sağlamıştır. Osmanlı Devleti bünyesinde kurulup, sanata öncülük eden bu teşkilat kitap sanatlarından, kuyumculuk, dokuma, ahşap ve maden sanatlarına kadar birçok alanda günümüze kadar ulaşan eşsiz ürünler ortaya koymuşlardır. Neredeyse dört asır kadar devam etmiş olan ehl-i hiref-i hâssa teşkilatının 17. yüzyıldaki idari yapılanması, işleyişi, çalışma mekânları, aldıkları ücretler ve bu teşkilata bağlı olan sanat dalları çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Bu yüzyılda ehl-i hiref-i hâssa teşkilatı için ana kaynak olan 185 kadar maaş defteri incelenmiş olup bunun neticesinde 17. yüzyılın ehl-i hiref-i hâssa teşkilatı için bir dönüm noktası olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Tarafından Desteklenmiştir. Proje No: 21329. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Ehl-i Hiref, Saray, Sanat, 17. Yüzyıl, Usta, Esnaf, Mücellid.