Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Süleyman Ünüvar
12 theses · Gaziantep University
Kıbrıs olayları (1960-1974) ve Gaziantep Kıbrıs gazileri
Tarih bir milletin geçmişi ve geleceğidir. Doğu Akdeniz'de stratejik bir konumda olan Kıbrıs adası tarih boyunca birçok medeniyetin ilgisini çekmiştir. Kıbrıs adası tarih boyunca savaşlar, saldırılar ve işgaller devam etmiştir. Bunlar arasında Fenikelileri, Asurluları, Mısırlıları, Persleri, Ptolemyleri, Büyük İskender'i, Roma İmparatorluğu'nu ve Bizans İmparatorluğu'nu sayabiliriz. Coğrafi açıdan Anadolu topraklarının bir parçası olan Kıbrıs adası 1571 yılında başlayan Osmanlı egemenliği kültürü ve eserleriyle Türk coğrafyasının ayrılmaz bir parçası olmuştur.1878 yılında adanın İngiltere'ye kiralanması ile iki toplum arasında başlayan karışıklıklar 1960 yılında kurulan Kıbrıs devleti ile çözülmeye çalışılmışsa da başarılı olunamamıştır. Türkiye ve Yunanistan'ın garantör devletler olarak olaya müdahil olması olayı uluslararası mecraya taşımış süreç 20 Temmuz 1974 Kıbrıs barış harekâtı ile adanın ikiye bölünmesi ile sonuçlanmıştır. 1974-1983 yılları arasında kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak kurulmuş ve bu günkü statüsünü kazanmıştır.1974 Kıbrıs Barış Harekâtı Gaziantepli Kıbrıs gazilerinin bakışı ile anlatılmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Cumhuriyeti, EOKA, ENOSİS, Garantörlük Anlaşması, Gaziantep Kıbrıs Gazileri
Kilis`te yaşayan gayrimüslimler (1850-1925)
Bu çalışmanın amacı, 1850-1925 tarihleri arasında Kilis'te yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını ortaya koymaktır. Ayrıca gayrimüslimlerin kendi aralarında ve Müslüman halk ile olan ilişkileri, farklı yönleri ve birbirlerine bakış açılan incelenmeye çalışılmıştır. İncelediğimiz bu dönemde, gayrimüslimlerin toplumsal yaşamlarında önemli bir gelişme olduğu gözlenmiştir. Özellikle Tanzimat ve Islahat Fermanı'ndan itibaren, eğitim düzeylerini yükseltmeleri, ekonomik yönden refah içinde olan gayrimüslimlerin sosyal yaşamlarını da etkilemiş ve onlarda toplumsal bilinci uyandırmıştır. Toplumsal bilinçte Ermeniler, diğer gayrimüslimlere göre daha ileri bir düzeye ulaşmışlardır. Bunu somut olarak 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde daha net olarak görebilmekteyiz. Araştırdığımız bu dönem ve öncesinde, gayrimüslimlerin Müslüman nüfusa oranlarının daha az olduğu görülmüştür. Yine araştırmalarımızda gayrimüslimlerin ve özellikle Ermeniler'in sosyal, kültürel ve ekonomik bütün haklara sahip oldukları ve bunu hiçbir kısıtlama olmadan kullandıkları tespit edilmiştir. Türkiye genelinde olduğu gibi, Kilis'te de Ermeniler kadar, Rumlar ve Yahudiler de Müslümanlar ile iyi ilişkiler içinde olmuşlar; Kilis ekonomisinde söz sahibi olacak kadar önemli mevkilere gelmişlerdir. Mevcut iddiaların aksine, "Ermeni Sorunu" hiçbir zaman yaşanmamış; Türkler geçmişten günümüze hakimiyetleri akındaki gayrimüslimlere baskı ve zulüm yapmamışlardır.
109 Numaralı Ayıntab Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H. 1165 / M. 1752)
109 Numaralı Ayıntab Şer'iye Sicili, H.1165 / M.1752 senesinin tamamını ihtiva etmektedir. Şer'iye sicili XVIII. yy. Osmanlı Devleti'ne tâbi Ayıntab halkının yaşam biçimini, halkın birbirleriyle olan ilişkilerini ve sorunlarını (evlilik, boşanma, miras, şikâyet, adam öldürme, hırsızlık) insanların refah düzeylerini, devletin hukuk düzenini bizlere ve günümüze belge olarak yansıtmaktadır. Bu belgeler, Osmanlı Devleti'ne bağlı resmi makamlarca kayıt altına alınmaları sebebiyle; güvenilir, orijinal, birinci elden kaynak olma özelliği taşımaktadır.Sicilde 478 tane belge bulunmaktadır. Bunların önemli bir kısmı tereke kayıtlarıdır.Ayrıca,hüccetlere,ilamlara,nikâh ahitlerine,yaralama ve katil,velayet ve borç davalarına, ferman ve beratlara da belgeler arasında rastlamak mümkündür.Tereke kayıtlarında o dönem halkının ekonomik düzeyini tespit etmek mümkündür.Evlilik ve boşanmalarda,miras dağılımında,kavga ve şikâyetlerde o dönemin sosyal hayatına dair bilgiler edinilebilir.Tezin transkripsiyon bölümünde her bir belgeye numara verilerek,sayfa numarası ve varak numarası da eklenerek,belgelerin daha pratik bir şekilde aranması,kullanılması ve tasnif edilmesi sağlanmıştır.Ayrıca,her belgenin üst kısmına o belgenin konusu hakkında bilgi verilmiştir.
19. yüzyılda Ayıntap'ta misyonerlik faaliyetleri ve kurulan müesseseler (eğitim ve sağlık)
İlk zamanlar Hıristiyanlığı tanıtma, yayma ve Hıristiyanlığa yeni inananlar kazandırmak amacıyla kullanılan misyonerlik kavramı daha sonraki tarihlerde örgütlü bir kurum olarak gelişmiştir. Dini yönüyle ortaya çıkan bu kavram ve faaliyetler 18. ve 19. yüzyıllarda dini yayma düşüncesi yanında ticari, siyasi ve kültürel amaçlı olarak toplumu yönlendirme faaliyetine başlamıştır. Çok milletli ve dinli olan Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan azınlıklar, iç karışıklıklar ve dış etkenlerle açıkça devletten ayrılma faaliyetleri içerisine girmişlerdir. 19. yüzyılın son çeyreğinde nüfusunun yüzde yirmiye yakını Ermeni olan Ayıntab kazası ayrılıkçı Ermenilerin en büyük destekçileri ve teşvikçileri arasında yer alan Amerikan misyonerlerinin oldukça faal olduğu Anadolu kentlerinden biri olmuştur. Din adı altında faaliyet gösteren misyonerler ülkelerinin desteğine, teşvikine ve güçlü pozisyonuna dayanarak Ermeni halkını isyana yönlendirmek için her türlü vasıtayı kullanmışlardır. Okullarında Ermeni tarihi okutarak gençlere milliyetçilik ihtirası aşılamış, kiliselerde ise mezhep farkı gözetmeden ayrılıkçı vaazlar vermişlerdir. Böylece Ayıntap ve çevresinde bir arada huzur içinde yaşayan halk arasına fesatlık tohumları ekilmiş, Birinci Dünya Savaşına kadar sürecek olan bir düşmanlık süreci başlamıştır.Anahtar kelimeler: Hıristiyanlık, Misyonerlik, Osmanlı Devleti, Azınlık, Ayıntap
Kore Savaşı ve Gaziantep Kore gazileri
Jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemli olan Kore Yarımadası tarih boyunca saldırılara, savaşlara ve işgallere hedef olmuştur. İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında Japon işgalinde olan yarımada, savaş sonunda Japon askerlerinin teslim alınması bahanesiyle ABD ve SSCB tarafından işgal edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası değişen dengeler sonucunda dünya siyasetinde iki hakim güç olarak ortaya çıkan ABD ve SSCB, Kore'de güç mücadelesine girmişlerdir. Kore yarımadası ABD etkisindeki bölge Güney Kore, SSCB kontrolündeki bölge Kuzey Kore olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırması ile 25 Haziran 1950'de başlayan savaşta, bölgede barışı sağlayabilmek için Birleşmiş Milletler aktif rol üstlenmiştir. Birleşmiş Milletler üyesi olan Türkiye bu savaşa bir tugay asker vererek katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra SSCB'nin tehditlerine maruz kalan Türkiye'nin Kore'ye asker gönderme kararının ülke içinde ve dışında çeşitli yankıları olmuştur. Bir taraftan dünya barışına katkıda bulunmaya çalışırken bir taraftan da ülke güvenliği için NATO'ya girmeye çalışan Türkiye, Kore Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıklarla tarihe kazılmış olan ününe ün katmıştır.Anahtar Kelimeler: Kore Savaşı, Türkiye'nin Kore Savaşı'na Katılması, Kore Gazileri, Gaziantep Kore Gazileri.
Milli Mücadele`de Kilis
VI ÖZET MİLLÎ MÜCADELE'DE KÎLİS İNCE, Halil İbrahim Yüksek Lisans Tezi, Cumhuriyet Tarihi Tez Yöneticisi: Yrd. Doç. Dr. Süleyman ÜNÜVAR Ocak, 2004, XV + 234 sayfa Tarihi çok eskilere dayanan Kilis, Babiller, Hititler, Asurlular, Persler, Romalılar gibi pek çok medeniyete beşiklik yapmış; İslâmiyet döneminde de Araplar ve Memlûkların idaresinde kalmıştır. Merci Dâbık Savaşı ile Osmanlı topraklarına katılan Kilis, şehir olma vasfını kazanmıştır. XX. yüzyılın başlarında Mezopotamya bölgesinde zengin petrol yataklarının bulunmasıyla emperyalist devletler Osmanlı Devleti 'nin elinde bulunan bu bölgeyi ele geçirmek için çeşitli entrikalara girişmişlerdir. I. Dünya Savaşı sırasında imzaladıkları anlaşmalarla Osmanlı Devleti'ni paylaşarak tarihten silmek istemişlerdir. İngilizler Fransızlara vermeyi vaat ettikleri Maraş, Antep, Kilis ve Urfa'yı Mondros Ateşkesi'nin akabinde işgale başlamışlardır. Kilis'teki İngiliz işgali dönemi daha sonraki Fransız işgali dönemine nazaran sakin geçmiştir. Bunun sebeplerinden birisi, işgal askerlerinin pek çoğunun Hintli Müslümanlardan olması ve ahaliye karşı iyi davranmaları, mahallî idareye karışmamaları, bir diğeri de İngilizlerin, Ermenilerin entrikalarını anlayınca onlara karşı tavır almaları sebebiyle Ermenilerin ahaliye karşı fazlaca bir harekette bulunamamasıdır. Fransız işgali döneminde ise Kilis'te esaslı bir direniş teşkilâtı kurulmuş ve mücadele başlamıştır. Polat Beyin bölgeye gelmesiyle birlikte Kuva-yi MilliyeVII tam anlamıyla organize olmuş ve emir-komuta zinciri içerisinde Fransızlara karşı büyük bir mücadele örneği sergilemiştir. İngilizlerin işgal dönemine nazaran Fransızların halka son derece acımasız davranması, bu mücadelenin başlamasında ve büyük başarılar kazanmasında etkili olmuştur. Ankara Antlaşması ile Kilis işgalden kurtulmuştur. Ancak, anlaşmaya göre sınır şehrin bir km. yakınından geçtiğinden Kilis'e ait olan en verimli araziler ve Fellah, Amiki, Şakağı, Com, Okçuizzettin ve Şeyhler nahiyeleri ile bunlara bağlı pek çok köy ve buralarda yaşayan 30.000 kadar nüfus Suriye topraklarında kalmıştır. Kilis halkı, bu sorunu sürekli olarak ilgili makamlar nezdinde gündemde tutmaya çalışmıştır. 1926 yılında yapılan sınır düzeltme çalışmalarında 12 Türk köyünün Türkiye'ye geçmesi kabul edilmiş, ancak bu köylerin arazilerinin büyük kısmı Suriye tarafında kalmıştır.
1923 - 1950 yılları arasında Gaziantep'in sosyal - kültürel ve ekonomik hayatı
Milli Mücadele'nin kazanılmasının ardından yurdun her yerinde olduğu gibi Gaziantep de savaşın yaralarını sarmaya ekonomik açıdan ilerlemeye çalışmıştır. Savaş sonrasında Gaziantep evleri, binaları yanmış ve yıkık vaziyette yollar ise kapalıydı. Tarım alanları ekilmediğinden şehirde yiyecek sıkıntısı da çekilmekteydi. İşyerleri de düşman askerlerinin kurşunlarına hedef olmuştu. Gaziantep'in bu durumdan kurtarılması ve eski gücüne ulaşması için çalışmalara başlandı. Bu amaçla şehir halkının, hükümetin yardımları ve kendi imkânları ile ekonomik alanda birçok girişimleri oldu. Tarım ürünleri ekilmeye, kapanan işyerleri yeniden faaliyete başladı. Gaziantep için önemli olan Antep fıstığı, bağcılık ve Hasankeyf tütünleri kaliteli üretilerek ihraç edildi. Pamuk üretimi hızlandırılarak dokumacılık alanında ilerleme kaydedildi, birçok dokumacı kooperatifin Bakanlar Kurulu tarafından açılmasına izin verildi. Yeni kurumlar ve kuruluşlar açılmaya başlandı. Okul çağı gelmiş, köy ve kentlerdeki çocuklar için yeni okullar yaptırılarak eğitimlerine devam etmeleri sağlandı. Dönemdeki birçok bulaşıcı hastalıklar yapılan dispanserler, poliklinikler ve hastane ile önlenmeye çalışıldı. Bu gün Gaziantep'in ekonomi yönden Türkiye'de önemli bir yere sahip olmasında 1923-1950 yılları arasında Gaziantep halkının çalışmaları ve mücadeleleri sonucunda olmuştur. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Milli Mücadele sonrası, ekonomi, kurumlar ve kuruluşlar
Çukurova-Haçin'de (Saimbeyli) misyonerlik faaliyetleri: 1850-1920
Osmanlı Devleti?nin hem sınır hem de toplumsal çözülme dönemi olarak bilinen 19. yüzyıl, Avrupalı misyonerlerin en etkili olduğu dönem olarak karşımıza çıkmıştır. Misyonerler, Osmanlı Devleti?nin zayıflamaya başladığı, geçim ve yaşam şartlarının ağırlaştığı, sınırların değişmeye başladığı böyle bir dönemi, tercih etmişlerdir. Özellikle bu tercihte, toplum mühendisliği için merkezden uzak olan yerleri seçmeleri ve kendilerine ?Millet-i Sadıka? denilen Ermenileri tercih etmeleri ayrıca ilginçtir. Bu durum Osmanlı Devleti?nin zaafa uğramasında da etkili olmuştur. Saimbeyli (Haçin), Adana?nın en uzak yerleşim yerlerinden biri olduğu için sosyo-ekonomik gelişme yok denecek kadar azdır. Bütün bu olumsuzluklara karşılık, gönüllü olarak çalışan kadın ve erkek misyonerlerin faaliyetleri dikkat çekicidir. Buraya ilk gelen misyonerlerin, yaşam alanları ve faaliyetleri arasında, kendi inançlarına bağlılıkları ve fedakârlıkları sonucu, Saimbeyli?de çeşitli düzeyde okul ve ev kiliseleri açarak eğitim faaliyetlerini ve halkı bilinçlendirme çalışmalarını başlattılar. Yıllar süren bu faaliyetler, Adana Ermeni olaylarının ortaya çıkmasına zemin oluşturdu. Anahtar kelimeler: Misyonerlik, Haçin, Kadın misyonerler, Ermeni olayları
1950-1955 yılları arası ulusal basına göre Türkiye-Ortadoğu ilişkileri (Cumhuriyet ve Zafer gazeteleri)
Demokrat Parti dönemi, Türkiye'de tek parti dönemini sona erdiren ve Türk siyasi hayatına damga vuran bir dönem olmuştur. Demokrat Parti dış politikada Cumhuriyet Halk Partisi'nin izlediği yoldan ayrılmıştır. Özellikle daha önceki yıllarda çok fazla ilgilenilmeyen Ortadoğu bölgesi ile ilgilenmeye başlamış hatta kendini, Ortadoğu'nun Sovyet tehlikesine karşı korunmasında merkez ülke konumunda görmüştür. Bu amaç doğrultusunda Amerika, İngiltere gibi Batı ülkeleri ile işbirliğine yönelmiştir. Bu süreçte Arap ülkelerinin de desteğini almak isterken tam tersi olmuş bu ülkelerin çoğuyla ilişkileri bozulmuştur. Bir toplumun kitle iletişim araçlarının incelenmesi, o toplumun değer yargılarını görmeyi mümkün kılmakta özellikle toplumun sosyo-politik ve sosyo-kültürel yaklaşımlarının ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bir dönemin tarihsel açıdan incelenmesine de büyük ölçüde ışık tutmaktadır. Bu tez çalışmasında da Ortadoğu Bölgesi'nin geçmişten beri süregelen önemi ve DP'nin Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerinin Türk basınına yansımaları objektif bir şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Ortadoğu, Demokrat Parti, Cumhuriyet Gazetesi,Zafer Gazetesi.
Bir İngiliz subayının hatıratına göre İngiltere'nin Irak seferi
Irak, Osmanlı İmparatorluğu için siyasal çözülme dönemi olan Birinci Dünya Savaşı sırasında askeri yöntemlerle önce kazanılmış ancak daha sonra askeri olmayan nedenlerden ötürü kaybedilmilş bir coğrafyadır.Karşı cephedeki İngiliz birliklerinde savaşan bir subayın bakış açısıyla kaleme aldığı bir kitabı İngiliz kütüphane raflarından ülkemiz bilim dünyasına kazandırmak çalışmamızın temel amacı olmuştur.Günümüze dek 1914-1918 arası Mezopotamya?da olan olaylar hakkında birçok kitap yazılmıştır. Ancak birçoğu olaylar hakkında ikincil kaynakların incelenmesi ile ortaya çıkmış eserlerdir.1926 yılında yazılmış olan bu kitabın çevirisini yaparak ve aktarılan bilgilerin farklı kaynaklarda nasıl değerlendirildiğini göstermek için dipnotlarla destekleyerek hazırladığımız bu tez bizzat savaşta bulunan bir subayın şahitlikleri ile dolu birincil bir kaynaktır. Anahtar kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu,Mezopotamya, Ira
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Konya'daki faaliyetleri (1923 – 1938)
Milli Mücadelenin kazanılmasından sonra ülke içerisinde hızla düzenlemelere gidilmiş, yeni kurum ve kuruluşlar oluşturulmuştur. Oluşturulan bu kurum ve kuruluşlardan biri de Cumhuriyet Halk Partisi ( CHP )'dir. M. Kemal Paşa tarafından Halkçılık ilkesi doğrultusunda tüm halkı temsil etmesi amacıyla 9 Eylül 1923 yılında CHP kurulmuştur. Milli Mücadele yılları sırasında oluşturulan ve ülke çapında büyük bir teşkilatlanmaya sahip olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ( A-RMHC ) örgütlerini partiye dönüştürerek hazır bir tabanla kuruluşunu gerçekleştiren parti, iktidarı süresince de örgütlenmesini ülke çapına yayarak büyük bir siyasi kurum haline gelmiştir. Partinin il başkanlığı görevini başlangıçta valiler yürütürken daha sonra parti mensupları bu görevi devralmışlardır. Kuruluş gayelerinden biri de halkın yönetimde etkin olması olan CHP idaresi bu amaçla çeşitli aralıklarla kongreler düzenlemiş ve halkın dilek ve isteklerini düzenlediği bu kongrelerde almıştır. Konya halkı da katılmış olduğu bu kongrelerde fikir ve görüşlerini özgürce beyan ederek şehrin iktisadi, sosyal ve idari gelişimini sağlayıcı isteklerde bulunmuşlardır. Bu istekler aynı zamanda Konya'nın tarihi kimliğinden dolayı hükümet tarafından önemsenmiştir. Konya halkı tarih boyunca coğrafi özelliklerinden dolayı en önemli ekonomik faaliyet olarak kendisine zirai faaliyetleri seçmiştir. Bu sebeple Konya halkının isteklerinin başını ziraat ile alakalı konular oluşturmuştur. Ziraata yönelik isteklerin yanında eğitim, sağlık, bayındırlık gibi konularda da şehrin ihtiyaçları CHP idaresine bildirilmiştir. Fakat şehrin istek ve dilekleri devletin ele aldığımız dönemde savaştan yeni çıkmasından dolayı ekonomik yapısının uygun ve yeterli olmaması sebebiyle çok da hızlı gerçekleştirilememiştir. Ama yine de ihtiyaçların giderilmesine yönelik çalışmalar yapılmış, halkın sorunlarının çözümüne gayret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Halk Partisi, Konya, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Şkodra vilayeti salnamesi'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
İşkodra Vilayeti hakkında genel Bilgilendirme yapılmıştır. İşkodra Vilayeti Arnavutluk İlinin bir Vilayetidir.Kuzey Arnavutluk için Bir kültür ve Ekonomi Şehri niteliği taşımaktadır.Bulunduğu coğrafya nedeni ile önemli bir konum teşkil etmektedir. Bulunduğu coğrafya nedeni ile İşkodra Vilayeti Zaman zaman değişimlere ve saldırılara uğramıştır.Farklı İnsan Figürlerini içinde barındırdığı için bölgeler arasında farklılıkların yaşanmasına da sebep olmuştur. Ayrıca Bu tezde İşkodra Vİlayetinin salname şeklinde yazılan yıllarla ilgili birçok konu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arnavutluk, ĠĢkodra ve Kurumları, Ziraat, Ġthalat ve Ġhracat,Nüfus