Theses supervised by Doç. Dr. Ali Aydeniz

11 theses · Gaziantep University

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinde yüksek yoğunluklu lazer ve pulse elektromanyetik alan tedavisinin klinik ve sonografik parametreler üzerine etkinliklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmayı diz osteoartritinde yüksek yoğunluklu lazer (HILT) ve pulse elektromanyetik alan (PEMA) tedavisinin klinik ve sonografik parametreler üzerine etkinliğini belirlemek ve karşılaştırmak amacıyla yaptık. Çalışmamıza Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon polikliniklerine başvuran bilateral primer diz osteoartriti tanısı konulmuş 40-75 yaş arası 88 hasta alındı. Birinci grup 30 hastaya 2 hafta boyunca haftada 5 gün toplam 10 seans HILT, ikinci grup 30 hastaya yine 2 hafta boyunca haftada 5 gün olmak üzere toplam 10 seans PEMA tedavisi uygulandı. 28 hasta kontrol grubu olarak değerlendirildi. Her 3 gruba da 20 dakika hotpack ve diz eklem hareket açıklığı, germe, güçlendirme egzersizlerini içeren ev egzersiz programı verildi. Hastalar tedavi öncesi, tedavi sonrası ve tedavi sonrası 1. ayda VAS (Vizüel Analog Skala), WOMAC (Western Ontario and McMaster Universities Arthritis Index), Lequesne algofonksiyonel diz indeksi ve ultrasonografi ile diz femoral kıkırdak kalınlığı (medial, lateral ve interkondiler) ölçülerek değerlendirildi. Gruplar arasında demografik veriler açısından istatistiksel anlamlı fark yoktu. Tüm gruplarda tedavi öncesine göre tedavi sonrası ve tedavi sonrası 1. ayda VAS skoru, WOMAC ağrı ve WOMAC toplam puanlarında istatistiksel olarak anlamlı düşüşler ve her iki dizde kıkırdak kalınlığı değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar saptadık. WOMAC sertlik puanlarında hiçbir grupta istatistiksel olarak anlamlı düşüş olmadı. Grup zaman interaksiyon değerlerine bakıldığında WOMAC fiziksel fonksiyon puanı, Lequesne algofonksiyonel diz indeksi skoru ve sol diz medial femoral kondil değerlerinde HILT ve PEMA grubunda kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı iyileşme saptadık. Ancak HILT ve PEMA grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Sonuçta HILT ve PEMA tedavisinin diz osteoartritinde ağrıyı azalttığı, fiziksel fonksiyonu iyileştirdiği ve kıkırdak rejenerasyonunu artırdığı fakat birbirlerine üstünlükleri olmadığını tespit ettik. Çalışmamızın sonuçları diz osteoartriti tedavisinde yol gösterici olabilir ancak bu konuda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu düşüncesindeyiz. Anahtar kelimeler: Diz Osteoartriti, Lazer, Manyetik Alan, Femoral Kıkırdak Kalınlığı

Elektromanyetik alanlarFemurKıkırdak+3
Fatih Ulu
Gaziantep University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ankilozan spondilit hastalarında serum mir-210 ve mir-214 düzeyinin tanı ve tedavi üzerine etkisi

Çalışmada Anti-Tümör Nekroz Faktör (Anti-TNF) ve Non-Steroid Anti İnflamatuvar İlaç (NSAII) tedavisi alan Ankilozan spondilit (AS) hastalarında microRNA-210 (miR-210) ve microRNA-214 (miR-214)'ün kemik kaybı ve hastalık üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Romatoloji polikliniğine başvuran en az 2 yıldır tanı almış olan, 18-65 yaş arası 34 AS hastası (17 Anti-TNF ilaç kullanan-17 NSAI ilaç kullanan) ve yaş ortalaması ve cinsiyet dağılımı uyumlu 16 sağlıklı gönüllü alındı. Hasta ve gönüllülerde, detaylı klinik değerlendirmeler yapıldı. Hasta grubunda hastalık aktivitesini değerlendirmek için Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndeksi (BASDAI) ve Bath Ankilozan Spondilit Fonksiyonel İndeksi (BASFI) ve VAS (Görsel Analog Ölçeği) skorları kaydedildi. Hasta ve sağlıklı gönüllülerin serum örneklerinden Eritrosit sedimantasyon hızı (ESR), C-reaktif protein (CRP) düzeyleri ölçüldü. Serum örneklerinden IL-17A, CTXI ve PINP düzeyleri ELISA yöntemi kullanılarak ölçüldü. Ayrıca, serum örneklerinden microRNA-210 (miR-210) ve microRNA-214 (miR-214) düzeyleri kantitatif polimeraz zincir reaksiyon (qPCR) yöntemi kullanılarak ölçülmüştür. MiR-210 değeri "Anti-TNF ve NSAII gruplarında" benzer olup, "Kontrol" grubundan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). MiR-214, IL-17A, CTXI değerlerinde "Gruplara göre" istatistik olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Buna göre; tüm gruplar birbirinden farklı bulunmuş olup, yüksek değere göre "NSAII, Anti-TNF ve Kontrol" grupları şeklinde sıralanmıştır (p<0.05). PINP değerinde, "Gruplara göre" istatistik olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Buna göre; "Anti-TNF ve Kontrol grupları" benzer olup, "NSAII grubundan" düşük değer almıştır (p<0.05). Anti-TNF tedavisi alan AS hastalarında hastaların "VAS" ile "BASDAI ve BASFI değerleri" arasında, "BASFI" ile "BASDAI" arasında, CTXI" ile "miR-214" arasında, "PINP" ile "IL-17A" arasında istatistik olarak anlamlı bir pozitif ilişki bulunmuştur (p<0,05). NSAII tedavisi alan hastaların "VAS" ile "BASDAI, miR-210, IL-17A değerleri" arasında, "BASFI" ile "miR-210" arasında, "CRP" ile "ESR" arasında, "IL-17A" ile "PINP" arasında, "CTXI" ile "miR-214" arasında istatistik olarak anlamlı bir pozitif ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sağlıklı kontrol grubunda "CRP" ile "ESR" değerleri arasında istatistik olarak anlamlı bir pozitif ilişki bulunmuştur (p<0,05). MiR-210, miR-214, IL-17A, PINP ve CTXI değerleri AS hasta grubunda sağlıklı kontrol grubundan istatistik olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). AS hasta grubunda "CRP" ile "ESR değeri" arasında, "BASDAI" ile "BASFI, VAS, IL-17A ve PINP değerleri" arasında, "BASFI" ile "VAS ve miR-210 değerleri" arasında, "VAS değeri" ile "IL-17A ve CTXI değerleri" arasında, "miR-210 değeri" ile "miR-214 değeri" arasında, "miR-214 değeri" ile "CTXI değeri" arasında, "IL-17A değeri" ile "PINP değeri" arasında istatistik olarak anlamlı bir pozitif ilişki bulunmuştur (p<0,05). MiR-210 değerinin Duyarlılık (%79,4) ve Özgüllük (%75,0) değerleri ile istatistik olarak anlamlı bir ayırıcılığa sahip olduğu gözlenmiştir (p<0,05). MiR-214 değerinin Duyarlılık (%76,5) ve Özgüllük (%75,0) değerleri ile istatistik olarak anlamlı bir ayırıcılığa sahip olduğu gözlenmiştir (p<0,05). Çalışmanın sonucu miR-210 ve miR-214 düzeyinin, inflamasyon ve klinik parametrelerle ilişkisini ortaya koymakla birlikte, anti-TNF tedavisinin inflamasyon, kemik yıkımı ve klinik seyir üzerinde diğer tedavilerden daha etkili olduğunu da göstermiştir. Elde edilen sonuçlar neticesinde hastalığın tanısında miR-210 ve miR-214 düzeylerine bakılmasının anlamlı olacağı, miR-210 ve miR-214 düzeylerinin IL-17A, PINP ve CTXI seviyeleriyle ilişkisinin hastalığın seyrini izlemede yardımcı olabileceği ve sonuçların yeni farmakolojik tedavilerin gelişimine katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Şükrü Biçer
Gaziantep University
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anti-TNF ve IL-17a inhibitörüyle tedavi olan ankilozan spondilit hastalarında mikroRNA-210 ve mikroRNA-214 seviyelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, Ankilozan Spondilit (AS) hastalarında serum mikroRNA-210 (miR-210) ve mikroRNA-214 (miR-214) düzeylerinin, Anti-Tümör Nekroz Faktör (Anti-TNF) ve İnterlökin-17A inhibitörü Secukinumab tedavileri ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışmaya ASAS 2009 kriterine göre, en az iki yıldır AS tanısı olan, biyolojik tedavi kullanan 34 hasta (17 Anti-TNF, 17 Secukinumab) ile yaş ve cinsiyet açısından uyumlu 16 sağlıklı gönüllü dahil edilmiştir. Klinik değerlendirmelerde Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndeksi (BASDAI), Bath Ankilozan Spondilit Fonksiyonel İndeksi (BASFI) ve Vizüel Analog Skala (VAS) kullanılmıştır. Serumda C-reaktif protein (CRP), eritrosit sedimantasyon hızı (ESH), kemik metabolizmasına ait biyokimyasal parametreler [Tartrate-resistant acid phosphatase 5b (TRAP5b), Tip I kollajen C-terminal telopeptidi (CTX-I), Prokollajen I N-terminal peptidi (PINP)] ölçülmüş; tam kandan miR-210 ve miR-214 düzeyleri qPCR ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, AS hastalarında CRP düzeylerinin anlamlı derecede yüksek (p=0.028), CTX-I (p<0.001) ve TRAP5b (p=0.003) düzeylerinin ise daha düşük olduğunu göstermiştir. Ayrıca miR-214 düzeylerinde hasta ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p=0.014). ROC analizinde miR-214'nin ayırt edici tanısal potansiyel taşıdığı belirlenmiştir (AUC>0.7). Tedavi grupları karşılaştırıldığında Anti-TNF grubunda CRP daha yüksek, Secukinumab grubunda CTX-I ve TRAP5b daha düşük bulunmuştur. Korelasyon analizlerinde, Anti-TNF grubunda BASDAI ile CRP arasında pozitif ilişki, Secukinumab grubunda ise BASDAI'nin BASFI ve VAS ile daha güçlü ilişkileri saptanmıştır. Sonuç olarak, AS inflamasyon ve kemik metabolizması değişiklikleri ile karakterize olup, biyolojik tedaviler bu süreçler üzerinde farklı etkiler göstermektedir. Secukinumab'ın kemik metabolizmasına belirgin etkisi ve miR-214'nin tanısal potansiyeli, hastalık yönetiminde yeni yaklaşımlar için umut vaat etmektedir.

AnkilozKemik defektleriİlaçlar
Babor Qaderı
Gaziantep University
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Karpal tünel sendromu tedavisinde yüksek yoğunluklu lazer tedavisi (HILT), ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (ESWT) ve transkutanöz elektriksel sinir uyarımı tedavisi (TENS) etkinliğinin karşılaştırılması

Amaç: Daha önce yapılmış çalışmalar ile karpal tünel sendromu (KTS) tedavisinde yüksek yoğunluklu lazer tedavisi (HILT), ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (ESWT) ve transkutanöz elektriksel sinir uyarımı tedavisi (TENS) etkinliği araştırılmıştır. Bu fizyoterapi ajanlarının her birinin ayrı ayrı etkili olduğu gösterilmiştir. Ancak yaptığımız literatür taramalarında KTS hastalarında HILT, ESWT ve TENS'in etkinliklerinin karşılaştırıldığı çalışmaya rastlamadık. Bu çalışmada KTS tedavisinde HILT, ESWT ve TENS'in etkinliklerinin karşılaştırılmasını amaçladık. Yöntem: Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Polikliniğine Mayıs 2015 ile Ekim 2015 tarihleri arasında tedavi için başvuran ve KTS tanısı almış 54 hasta, 90 el alınmıştır. Poliklinik başvuru sırasına göre hastalar randomize edilerek, 30'ar el HILT, ESWT ve TENS tedavisine alınarak 3 grup oluşmuştur. Bilateral KTS'si olan hastaların her iki eli aynı tedavi grubuna alındı, ancak değerlendirmeler her iki el için ayrı ayrı yapıldı. Hastalara tedavi öncesi, tedavi sonrası ve tedavi sonrası 2. ay falen testi, ters falen testi ve tinel testleri yapıldı ve boston karpal tünel sorgulama anketi (BKTSA), vizüel analog skala (VAS) ağrı/uyuşukluk gece-gündüz, hasta memnuniyeti ölçeği (PEM) uygulandı. El kavrama gücü ve parmak kavrama gücü ölçümleri yapıldı. Hastalara tedavi öncesi ve tedavi sonrası 2. ayda elektromyelografi (EMG) çekildi ve median sinir motor-duyusal distal latans ve iletim hızı kaydedildi. Bulgular: Tedavi grupları birbiriyle karşılaştırıldığında değerlendirilen klinik bulgular, ölçekler ve elektronörofizyolojik parametreler bakımından istatistiksel anlamlı farklılık sapatanmadı (p>0.05). Gruplar kendi içinde tedavi öncesi, tedavi sonrası ve tedavi sonrası 2.ay olarak karşılaştırıldığında falen testi, ters falen testi, el kavrama gücü, parmak kavrama gücü, VAS gündüz/gece ağrı/uyuşukluk ölçeği, BKTSA fonksiyonel skalası, semptom skalası ve PEM ölçeğinde istatistiksel anlamlı iyileşme saptandı. Gruplar kendi içinde tedavi öncesi ve tedavi sonrası 2.ay EMG bulguları açısından karşılaştırıldığında sadece HILT ve TENS grubunda median sinir duysal distal latansta (mSDL), ESWT grubunda ise median sinir motor iletim hızında (mMNCV) anlamlı farklılık görülmüştür. Sonuç: Çalışmamızda KTS tedavisinde HILT, ESWT ve TENS etkinlikleri karşılaştırıldığında, birinin diğerine üstünlüğü bulunmamıştır. Her bir tedavinin KTS'de etkili olduğu gösterilmiştir. Bu tedavi yöntemlerinin etkinliklerini karşılaştıracak daha geniş hasta sayısını içeren ve daha uzun takip süreli, randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Karpal tünel sendromu, yüksek yoğunluklu lazer tedavisi, ekstrakorporeal şok dalga tedavisi, transkutanöz eletriksel sinir uyarımı tedavisi

ESWTFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+3
Yasemin Demir
Gaziantep University
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Relationship of serum leptin hormone level and disease activity in rheumatoid arthritis patients

This study was set to investigate serum leptin levels in rheumatoid arthritis patients, and to find correlation of serum leptin levels in rheumatoid arthritis patients with disease activity. This study was conducted of thirty-five adult RA patients (30 females and 5 males) and 30 matching age persons were served as the control group. Assessment of disease activity was done using the DAS-28-ESR scoring system. Calculation of body mass index (BMI) was carried out for both RA patients and controls. Leptin ELISA Kit was used to measure serum leptin level in both RA patients and control groups. RA patients showed statistically significant higher mean of serum leptin level than control groups (26.65 ± 34.59 versus 13.57 ± 11.84 ng/dl respectively, P = 0.01). In addition, serum leptin level showed a statistically significant positive correlation with body mass index (P < 0.01). No significant correlation was found between serum leptin level and patients' age, disease duration and disease activity. Mean serum leptin level was 33.97 ± 38.73 ng/ml in seropositive patients and 8.36 ± 1.09 ng/ml in seronegative patients, a finding which proved to be statistically significant when comparing the two groups (P = 0.01). Even though serum leptin level was significantly higher in the RA patients than control groups, no correlation was found between leptin level and clinical and laboratory parameters of disease activity. However, the serum leptin level positively correlated with BMI in the RA patients. Keyword: Leptin, Rheumatoid arthritis, Inflammation, BMI

Ahmed Mohammed Shukur Dawoodı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Süpermarket çalışanlarında bel, boyun ağrısı ve psikolojik durum değerlendirilmesi

Bu araştırma süpermarket çalışanlarında bel/boyun ağrısı ve psikolojik durumu sorgulamak, katılımcıların markette çalışma süreleri ve çalıştıkları birim arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. 50 süpermarket çalışanı homojen olarak gruplandırılarak çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların değerlendirilmesinde, Demografik Bilgiler Anketi, Oswestry Bel Ağrısı Anketi, Boyun Ağrı Değerlendirme Anketi, Beck Depresyon Ölçeği ve katılımcıların ağrı şiddetini değerlendirmek için de Vizüel Analog Skalası (VAS) kullanılmıştır. Katılımcıların %22'sinde bel ağrısı, %16'sında ise bel ve bacak ağrısının birlikte bulunduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %42'si farklı niteliklerde boyun ağrısı tariflemiştir. Boyun ağrı anketi puanı ortalamaları: 9,04 (min:0,max:58) dür. Katılımcıların Beck Depresyon Ölçeği skor ortalamaları normal psikolojik durum aralığındaydı. Çalışanların bel ağrısı VAS ortalamaları: 2,3 (min:0, max:10) iken, Oswestry Bel Ağrı Anketi ortalamaları, hafif fonksiyonel yetersizlik olarak nitelendirilen aralıktaydı (ort. 4,56). Katılımcıların ortalama yaş değerlerinin 29,5 olup genç aralığında, ortalama olarak hafif fonksiyonel yetersizlik sonucunun çıkması iş yüküne bağlı olabilmektedir. Bu durumda ağrının mekanik yük/travmaya maruz kalmakla ilişkilendirildiği birçok literatür bilgisiyle uyumludur. Uygun olmayan pozisyon ve postürlerde yük taşımaya bağlı patolojileri önlemek amacıyla çalışanlar bu konuda uyarılmış ve uygun egzersizler hakkında koruyucu ve tedavi edici amaçlı bilgilendirilerek, güçlü boyun, sırt, bel ve abdominal kaslarının omurgayı korumadaki önemi vurgulanmıştır. Bireylerin markette çalışma yılları ile Vücut Kütle İndeksi (VKİ) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Ki-kare testine göre bel ağrısı lokalizasyonu ile metabolik rahatsızlık, ağrının iş performansını etkileme durumu ve ilaç kullanımı arasında anlamlı sonuç gözlenmiştir. Araştırmamızın ergonomi ve fizyoterapi alanında yapılabilecek çalışmalara ışık tutacağı öngörülmektedir.

AğrıBel ağrısıBoyun ağrısı+4
Ece Uysal Altunbilek
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Unlu mamül makineleri üreten fabrika çalışanlarında el ağrısı, üst ekstremite fonksiyonelliği ve kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının değerlendirilmesi

Bu çalışma unlu mamül makineleri üreten fabrika çalışanlarında el ağrısı, üst ekstremite fonksiyonelliği ve kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Çalışma toplamda 51 unlu mamül makinesi üreten birey arasında yapıldı. Çalışmaya alınan tüm bireylerin ayrıntılı demografik verileri kaydedildi. El ve el bileği için ağrı sorgulaması için Vizüel Analog Skalası (VAS), el fonksiyonları için Jebsen el fonksiyon testi (JEFT), üst ekstremite fonksiyonelliği için Disabilities of the Arm, Shoulder and Hand (DASH) el, kol ve omuz fonksiyonel değerlendirme anketi ve genel kas iskelet sistemi ağrısı değerlendirmek için Cornell Kas İskelet Sistemi Değerlendirme anketi uygulandı. Çalışmamızın sonuçları; çalışmamızda yer alan fabrika çalışanlarının çalışma yılları ile istirahat halindeki VAS, aktivite sırasındaki VAS ve DASH anket sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktu (p>0.05). Çalışanlarının çalışma yılları ile Jebsen el Fonksiyon Testlerinin alt ölçekleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05) Çalışma yıllarına göre Cornell (MDQ) anketinin parametrelerinden "sağ alt bacak" bölgesinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05). Çalıştıkları bölümlere göre Cornell anketindeki vücut bölgeleri değerlerinden, sol omuz bölgesindeki ağrı skorları istatistiksel olarak anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Fabrika çalışanlarında sol elin, çalışılan yıl sayısı arttıkça daha hızlandığı sonucuna vardık. Fabrikadaki çalışma yılı azaldığında sol alt bacak ağrısının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Fabrikada çalışılan bölümler ile sol omuz bölgesindeki ağrı anlamlı derecede birbirinden farklı, sağ omuza göre de yüksektir. Bu ağrıların daha aza indirilmesi için gerekli egzersizler önerilmiştir.

AnketlerAğrıEl+7
Seçil Boz
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronı̇k mekanı̇k bel ağrısında yüksek yoğunluklu lazer, kı̇nezyolojı̇k bantlama ve ultrason tedavı̇lerı̇nı̇n etkı̇nlı̇klerı̇nı̇n karşılaştırılması

Amaç: Kronik mekanik bel ağrısı sık görülen, toplumu ilgilendiren bir sağlık sorunudur. Yüksek yoğunluklu lazer tedavisi (HILT) fizik tedavide son yıllarda kullanılmaya başlanan bir fizik tedavi ajanıdır. Çalışmamızda kronik mekanik bel ağrısında HIL T , terapötik ultrason(USt) ve kinezyolojik bantlama tedavilerinin etkinliğinin karşılaştırılması amaçlandı. Yöntem: Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Polikliniğine Haziran 2017 ile Kasım 2017 tarihleri arasında tedavi için başvuran ve kronik bel ağrısı olan 60 hasta alınmıştır. Poliklinik başvuru sırasına göre hastalar randomize edilerek, 20'şer HILT, USt ve kinezyobant tedavisine alınarak 3 grup oluşmuştur. Hastalara tedavi öncesi ve tedavi sonrası Visüel Analog Skala, Revize Oswestry Bel Ağrısı Skalası(ROBAS), Rolland Morris Engellilik Anketi(RMEA), Lomber Eklem Hareket Açıklığı Ölçümleri(EHA) ve Modifiye Schober Testleri uygulandı. Bulgular: Tedavi grupları birbiriyle karşılaştırıldığında değerlendirilen klinik bulgular, ölçekler bakımından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı (p>0.05). Gruplar kendi içinde tedavi öncesi ve tedavi sonrası karşılaştırıldığında V AS, ROBAS, RMEA, Lomber EHA Ölçümleri, Modifiye Schober değerlendirmelerinde istatistiksel anlamlı iyileşme saptandı(p<0.05). Sonuç: Çalışmamızda kronik mekanik bel ağrısında HILT, USt ve kinezyobant etkinlikleri karşılaştırıldığında, birinin diğerine üstünlüğü bulunmamıştır. Her bir tedavinin kronik bel ağrısında kısa dönem tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir. Bu tedavi yöntemlerinin etkinliklerini karşılaştıracak daha geniş hasta sayısını içeren ve daha uzun takip süreli, randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.

Bel ağrısıKinezyoloji- uygulamalıKronik ağrı+5
Pınar Çam
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve rehabilitasyon, hastanelerde çalışan fizyoterapistler ile aktif çalışan öğretmenlerde yaşam kalitesi, ağrı ve depresyon değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı, fizyoterapistlerin kendi içlerinde ve öğretmenlerle ağrı, yaşam kalitesi, depresyon yönünden değerlendirilmesidir. Çalışmamıza 50 adet özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapist, hastanelerde çalışan fizyoterapist ve 50 adet aktif çalışan öğretmen katılmıştır. Anket çalışmamızda; ağrıyı değerlendirmek için Vizüel ağrı skalası (VAS), depresyon için Beck depresyon envanteri, yaşam kalitesi için EQ-5D anketi kullanıldı. Çalışmamızın sonuçlarına göre fizyoterapistler ve öğretmenlerin yaşam kalitesi, depresyon ve ağrı ortalama değerleri değerlendirildiğinde, depresyon ve ağrı ortalama değerleri bakımından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken (p>0.05) yaşam kalitesi ortalama değerinde gruplar arasında istatistiksel fark bulundu (p<0.05). Fizyoterapistlerin yaşam kalitesi seviyesi, öğretmenlere oranla daha düşük çıkmıştır. Fizyoterapistlerin çalıştıkları yere göre yaşam kalitesi, depresyon ve ağrı ortalama değerleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Bu çalışma fizyoterapistlerin öğretmenlere göre yaşam kalitesi seviyesinin daha düşük olduğu ve depresyon, ağrı değerleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle fizyoterapistlik mesleğinin öğretmenlik mesleğine göre yaşam kalitesini daha çok olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Anahtar sözcükler: Yaşam kalitesi, depresyon, ağrı, öğretmen, fizyoterapist

AğrıDepresif bozuklukDepresyon+7
Hasan Hüseyin Selbi
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ankilozan spondilit hastalarında fetuina,İnterlökin-18, Endotelin-1 ve sICAM-1düzeyi ve anti-TNF-α tedaviler ile ilişkisi

Amaç: Ankilozan Spondilit (AS) hastalarında Fetuin-a (Fet-A), İnterlökin-18 (IL-18), Endotelin-1 (ET-1) ve Çözünebilir intersellüler adezyon molekülü-1 (sICAM-1) düzeylerinin sağlıklı kontrollerle farklı olup olmadığını araştırmak; yine Anti-Tümör Nekroz Faktör-α (Anti-TNF-α) tedavi alan ve almayan AS hastalarındaki Fet-A, İL-18, ET-1 ve sICAM-1 düzeylerini karşılaştırmaktır. Yöntem: Çalışmamıza Gaziantep Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı/Romatoloji polikliniğine başvuran 100 AS hastası ve 49 sağlıklı kontrol grubu dahil edildi. Hastaların klinik ve sosyodemografik verileri kaydedildi. Hasta ve kontrol grubunda Enzyme-linked İmmunosorbent Assay (ELİSA) yöntemi ile Fet-A, İL-18, ET-1 ve sICAM-1 düzeyleri araştırıldı. Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite Skoru (BASDAİ), Bath Ankilozan Spondilit Fonksiyonel İndeksi (BASFİ), Bath Ankilozan Spondilit Metroloji İndeksi (BASMİ), Bath Ankilozan Spondilit Radyolojik İndeksi (BASRİ), Görsel Analog Ölçeği (VAS), Ankilozan Spondilit Yaşam Kalitesi Ölçeği (ASQoL), Sağlık Değerlendirme Anketi (HAQ) skorları uygulandı. Bulgular: Hasta grupları ve kontrol grubu arasında yaş, cinsiyet ve hastalık süresi açısından anlamlı farklılık saptanmadı. Anti-TNF-α tedavi almayan hasta grubunda, Anti-TNF-α alan ve kontrol grubuna göre ET-1, IL-18 ve s-ICAM-1 düzeyleri anlamlı olarak yüksek bulundu. Biyolojik tedavi almayan grubun Fet-A düzeyi, tedavi alan gruba göre anlamlı yüksekti. Hasta gruplarının klinik değerlendirme ve laboratuvar ölçümleri karşılaştırıldığında TNF-α blokajı yapılmayan grubun VAS, CRP, BASDAİ, BASFİ, ASQoL, HAQ düzeyleri Anti-TNF-α tedavi alan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu. Her iki grubun BASMİ ve BASRİ ölçümlerinde biyolojik tedavi almayan grubun ölçümleri daha yüksek olsa da istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. HLA-B27 pozitif ve negatif olan grupların klinik ve kan parametre özelliklerinin karşılaştırılmasında iki grup arasında anlamlı farklılık yoktu. Sonuç: Anti-TNF-α tedavi almayan hasta grubunda, tedavi alan ve kontrol grubuna göre ET-1, IL-18 ve sICAM-1 düzeylerinin anlamlı olarak yüksek bulunması bu sitokinlerin hem tanı koymada hem de hastalık izleminde kullanılabileceğini düşündürmektedir. HLA-B27 pozitif ve negatif olan hastalar arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Cinsiyete göre gruplandırılan hastalarda da anlamlı farklılık gözlenmedi.

Adezyon molekülleriEndotelinlerFetuin A+3
Neytullah Turan
Gaziantep University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritli hastalarda balneoterapinin serum leptin, adiponektin ve kartilaj oligomerik matriks proteini (COMP) düzeylerine etkisi

Amaç: Osteoartrit en sık görülen artrit tipidir ve süregen kas-iskelet sistemi ağrısı ve özellikle yaşlılardaki disabilitenin ana sebebidir. Balneoterapi diz osteoartrit tedavisinde kullanılan en yaygın farmakolojik olmayan yaklaşımdır. Bu çalışmanın amacı balneoterapinin diz osteoartit tedavisinde fonksiyonel etkisi ve bu modalitenin serum leptin, adiponektin ve COMP düzeylerine etkisini araştırmaktır. Yöntem ve gereçler: Çalışmamız ünivesitemiz fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniğinde yürütülmüştür. Yaşları 35-75 arasında değişen ve ACR kriterlerine göre diz OA tanısı alan 75 hasta çalışmaya alındı. OA evrelemesi Kellgren-Lawrence kriterlerine göre yapıldı. Hastalar iki gruba ayrılarak bir gruba günlük sıcak paket, diğer gruba ise kaplıca tedavisi uygulandı. Tüm hastalara egzersiz programı ve koruyucu önlemler anlatıldı. Hastalar başlangıç ve tedavi bitiminde klinik ve biyokimyasal parametreler için değerlendirildi. Hastaların ağrı ve fonksiyonel durumu VAS, WOMAC ve 6 dakika yürüme testi ile değerlendirildi. Tüm hastaların serum leptin, adiponektin ve COMP düzeyleri ölçüldü. Bulgular: Gruplar arasında değişkenler açısından istatistiksel fark yoktu. Başlangıç ölçümleri olarak leptin ve COMP düzeyleri ile HDL ve adipokin düzeyleri arasında pozitif fakat zayıf doğrusal ilişki saptandı. VKİ ile COMP düzeyleri arasında ise orta düzeyde doğrusal ilişki bulundu. her iki grupta da tedavi sonu VAS; WOMAC ve 6 dakika yürüme testi tedavi öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı iyileşme gösterdi ( p<0,05 ).Gruplar kıyaslandığında bu iyileşmenin yüzde değişmesi balneoterapi grubunda kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulundu ( p<0,05 ). Sonuç: Balneoterapi diz osteoartritinde etkili bir tedavi modalitesidir. Balneoterapinin olumlu etkisi kısmen de olsa obesite ilişkili inflamasyon ve hormonlar ve eklem kıkırdağındaki yeniden yapılanmayla ilişkili olabilir. Çalışmada balneoterapi grubu üstün bulunsa da uzun dönem izlemi olan çalışmalar ile etkinlik netlik kazanabilir.

AdiponektinBalneolojiDiz+5
Ayşe Berhoğlu Barut
Gaziantep University
2015
00

Other supervisors