Theses supervised by Doç. Dr. Alev Taşkın Gümüş

11 theses · Yıldız Technical University

Master'sOpen AccessTR

Kurumsal kredi değerlendirmede bulanık AHP-yapay sinir ağları temelli bir yaklaşım ve bir uygulama çalışması

Kredi derecelendirme süreci kredi talep edenler ve piyasaya fon fazlasını arz eden kredi verenler tarafından önem arz eden bir konu olarak değerlendirilmektedir. Kredi veren kuruluşlar açısından kredibilitenin doğru ve objektif bir şekilde tespit edilmesi gerek kredinin geri ödenebilirliğinin sağlanması, gerekse kredinin doğru fiyatlanabilmesi açısından önemlidir.Günümüzün rekabetçi ortamında, kredi taleplerinin değerlendirilmesinde kararların hızlı ve etkin bir şekilde verilmesi bankaların en önemli hedefleri arasında yer almaktadır.Bu tez çalışmasında kredi talebinde bulunan firmaların bankalar tarafından analiz edilmesine yardımcı olacak bir model belirlenip kredinin geri dönmeme riskinin minimuma indirilmesi amaçlanmıştır. Oluşturulan modelde bulanık AHP yöntemi ve yapay sinir ağı beraber kullanılmıştır. İlk önce hem kalitatif hem de kantitatif verileri birlikte inceleyen aynı zamanda karar verici yargılarını da modele dahil edebilen bulanık AHP yöntemi ele alınmıştır. Bulanık AHP ile kriter seçimi yapılmış ve seçilen kriterlere ait veriler yapay sinir ağında girdi olarak kullanılmıştır. Kredi kararlarının daha hızlı, etkin ve kolay bir şeklide verilmesine yardımcı olacak alternatif bir model oluşturulmuştur.

Duygu Cebeci
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Heterojen filolu araç rotalama probleminin meta sezgisel hibrit model ile çözümü

Bu çalışmada, belirli noktalardan süt toplayan heterojen araç filosuna sahip bir lojistik firmasının sabit ve değişken maliyetlerinin minimuma indirilmesi, farklı tiplerdeki araçların hangi noktaya atanacağını ve buna bağlı olarak da en uygun rotanın belirlenmesi amaçlanmıştır. Problemin çözümünde, öncelikle mevcut durum incelenerek, araç tipleri, kapasitesi ve sayısı, firmanın süt toplayacağı noktaların konumları ve bu noktaların birbirlerine olan uzaklıkları, noktalardan toplanacak sütün miktarı ve işletmenin toplam maliyeti gibi veriler elde edilmiştir. Elde edilen bu veriler belirli kısıtlar altında sezgisel hibrit bir modele dökülerek, sonrasında yazılıma geçilmiş, Excel Makro programlamada optimum çözümler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlarla firmanın mevcut durumu karşılaştırılmış ve iyileştirme yapıldığı ortaya konmuştur.

Araç yönlendirme problemiSonlu kapasite çizelgelemeÇoklu gezgin satıcı problemi
Selim Eroğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Belirsizlik altında insani yardım organizasyonlarının performanslarının ve lojistik ağ yapılarının iyileştirilmesi için çözüm yaklaşımları

İnsani yardım lojistiğinin ana amacı, maddi açıdan en iyi değer sağlanırken ihtiyaç duyulan yerde ve zamanda istenilen ürünleri teslim etmek ve hizmetleri sağlamaktır. Gıda, su, geçici barınak, ilaç vb. kritik malzemeler afet sonrası yaşamsal faaliyetler için hayati derecede öneme sahiptir. Aynı zamanda insani yardım lojistiği afet alanındaki yaralı insanlara ve afetzedelere direkt olarak odaklanır. Bu açıdan etkili ve verimli hazırlık ve müdahale planları afetlerin sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenden dolayı, yöneylem araştırması ve yönetim bilimlerindeki karar verme ve optimizasyon modelleri çok etkili araçlardır ve toplumları afetlere hazırlamada büyük rol oynayabilirler. İnsani yardım lojistiği literatüründe, devlet tarafından desteklenmeyen insani yardım organizasyonları, devletlerin yeterli kaynakları ve fonları olmadığından dolayı, yardım faaliyetlerinde önemli bir rol almaktadır. Bu nedenlerden dolayı, insani yardım organizasyonlarının etkili ve verimli hazırlık ve müdahale yetenekleri etkin yardım faaliyetleri için önemlidir ve iyileştirilmeleri gerekmektedir. İnsani yardım lojistiğinde insani yardım organizasyonlarının performansının ölçümüne yönelik çalışmalar kısıtlıdır. Bu açıdan öncelikle insani yardım lojistiği alanında faaliyet gösteren insani yardım organizasyonlarının performanslarını belirsiz altında değerlendiren çok kriterli karar verme metotları önerilmiştir. Önerilen çok kriterli karar verme metotlarında performans yönetimini için belirlenen kriterlerinin önem ağırlıkları aralıklı tip-2 bulanık tabanlı AHP yaklaşımı ile belirlenmiştir. Daha sonra dört insani yardım organizasyonunun insani yardım lojistiği performansı sırasıyla aralıklı tip-2 bulanık tabanlı TOPSIS, PROMETHEE ve ELECTRE yaklaşımları ile değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar kendi aralarında kıyaslanmış ve insani yardım organizasyonlarının insani yardım lojistik performanslarını iyileştirmeleri için öneriler sunulmuştur. Hem devlet tarafından desteklenen hem desteklenmeyen insani yardım organizasyonlarının faaliyetlerini birleştiren ve bunların optimizasyonunu sağlayan çalışma sayısı çok kısıtlıdır. Önerilen modelde, sabit tesis açma maliyeti, taşıma maliyetleri ve karşılanmayan talep için ceza maliyetlerinin toplamı dikkate alınmıştır. Bu çalışmanın diğer bir katkısı da devlet tarafından desteklenen ve desteklenmeyen insani yardım organizasyonlarının kaynaklarını talep belirsizliği altında aynı anda kullanan iki aşamalı bir stokastik optimizasyon modeli önermektir. Önerilen stokastik matematiksel modeli çözmek ve sonuçları değerlendirmek için SAA yaklaşımı uygulanmıştır. Önerilen matematiksel model ve çözüm algoritması doğruluğunu sağlamak için, olası İstanbul depremine ait gerçek veriler kullanılarak temel senaryolar üretilmiştir. Aynı zamanda, uygulamanın ve önerilen SAA yaklaşımının etkinliği ölçmek için duyarlılık analizi yapılmıştır ve sonuçları tartışılmıştır.

Maliyet iyileştirmeTedarik optimizasyonu
Erkan Çelik
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Time-dependent orienteering problem (A case study in Istanbul)

Tourism is now developing as a great industry in the world. Istanbul, as one of the most important city in tourism world with millions of tourist every year, has great share in this market. Many tourists come to the city in order to visit historical and cultural places. Huge number of Points of Interest (POIs) in one hand and the congestive traffic of the city on the other hand, make a feasible plan to visit these attractions in the available time span a difficult task. This thesis solved this problem by using Time Dependent Orienteering Problem, which not only provide us optimal tour during our time budget, but also considers heavy traffic of the city, especially in the morning and evening. Although the Orienteering Problem and Team Orienteering Problem have been studied in numerous papers, the TDOP with a changing initial point has not been considered before, and as far as our knowledge, this is the first problem in TDOP which considers initial points as a variable and tries to find the maximum of scores according to that.Our model inputs are generated with respect to the collected data, and solution algorithm is used to solve the real life case for the city of Istanbul. Different POIs and Hotels are considered to deal with this problem. After mathematically modeling the problem, it was solved optimally with an algorithm. All results are sorted and sensitivity analysis was done by considering different time budget, departure time and initial points.

Nıma Gheshlaghı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Time-dependent orienteering problem (A case study in Istanbul)

Tourism is now developing as a great industry in the world. Istanbul, as one of the most important city in tourism world with millions of tourist every year, has great share in this market. Many tourists come to the city in order to visit historical and cultural places. Huge number of Points of Interest (POIs) in one hand and the congestive traffic of the city on the other hand, make a feasible plan to visit these attractions in the available time span a difficult task. This thesis solved this problem by using Time Dependent Orienteering Problem, which not only provide us optimal tour during our time budget, but also considers heavy traffic of the city, especially in the morning and evening. Although the Orienteering Problem and Team Orienteering Problem have been studied in numerous papers, the TDOP with a changing initial point has not been considered before, and as far as our knowledge, this is the first problem in TDOP which considers initial points as a variable and tries to find the maximum of scores according to that.Our model inputs are generated with respect to the collected data, and solution algorithm is used to solve the real life case for the city of Istanbul. Different POIs and Hotels are considered to deal with this problem. After mathematically modeling the problem, it was solved optimally with an algorithm. All results are sorted and sensitivity analysis was done by considering different time budget, departure time and initial points.

Nıma Gheshlaghı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Time-dependent orienteering problem (A case study in Istanbul)

Tourism is now developing as a great industry in the world. Istanbul, as one of the most important city in tourism world with millions of tourist every year, has great share in this market. Many tourists come to the city in order to visit historical and cultural places. Huge number of Points of Interest (POIs) in one hand and the congestive traffic of the city on the other hand, make a feasible plan to visit these attractions in the available time span a difficult task. This thesis solved this problem by using Time Dependent Orienteering Problem, which not only provide us optimal tour during our time budget, but also considers heavy traffic of the city, especially in the morning and evening. Although the Orienteering Problem and Team Orienteering Problem have been studied in numerous papers, the TDOP with a changing initial point has not been considered before, and as far as our knowledge, this is the first problem in TDOP which considers initial points as a variable and tries to find the maximum of scores according to that.Our model inputs are generated with respect to the collected data, and solution algorithm is used to solve the real life case for the city of Istanbul. Different POIs and Hotels are considered to deal with this problem. After mathematically modeling the problem, it was solved optimally with an algorithm. All results are sorted and sensitivity analysis was done by considering different time budget, departure time and initial points.

Nıma Gheshlaghı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Havayolu gelir yönetiminde başlangıç-varış talep tahminine yapay sinir ağı yaklaşımı

1978 yılında A.B.D'deki havayolu endüstrisinin deregülasyonu sonrasında artan rekabet büyük ve köklü havayollarının piyasaya yeni giren düşük maliyetli havayolları karşısında zorlanmalarına neden oldu. Düşük maliyetli havayollarına kıyasla maliyetlerinin çok yüksek olması nedeniyle bu havayollarıyla sadece fiyat düşürerek rekabet edemeyeceğini anlayan American havayolları, bir taraftan bu rakipleri ile rekabet ederken diğer taraftan da mevcut yolcularından elde ettiği geliri düşürmemek için çeşitli kısıtları bulunan indirimli kampanya ücretleri ihdas etti ve bu indirimli ücretlerden satılabilecek koltuk sayısını her uçuş için kısıtlamak suretiyle ilk gelir yönetimi uygulamasını başlatmış oldu. Bu başarılı uygulamanın ardından tüm havayolları gelir yönetimi tekniklerini uygulamaya başladılar. Doğru koltuğu, doğru yolcuya, doğru zamanda, doğru fiyata satarak toplam geliri maksimize etmeyi amaçlayan Gelir Yönetimi'nde bu amaca ulaşabilmek için her bir Başlangıç-Varış (B-V) pazarında yolcuların taleplerine göre farklı ücret sınıfları oluşturulmakta, yüksek ücret ödemeye razı olabilecek olan yolcuların düşük ücretli sınıflardan bilet almasını engellemek için düşük ücretlere bazı kısıtlamalar konulmakta ve yüksek ücretli sınıflara gelecek talebi karşılayabilmek için düşük ücretli sınıflardan satılabilecek koltuk sayısı sınırlandırılmakta, yani her bir parkurdaki her bir sınıftan satışına müsaade edilecek azami koltuk sayısı belirlenmektedir. Bunun için günümüzde havayolları her bir seferin gelirini ayrı ayrı maksimize eden bacak bazlı, ya da tüm uçuş ağının gelirini entegre bir bütün olarak maksimize eden Başlangıç-Varış gelir yönetimi sistemlerini kullanmaktadırlar. Zaki gelir yönetimi sayesinde havayollarının toplam yolcu gelirlerinin %10'u kadar ilave kazanç sağlayabildiklerini belirtmektedir. Ancak bu gelir artışları ancak kullanılan Gelir Yönetimi sisteminin ihtiyaç duyduğu detaydaki talebin doğru tahmin edilmesiyle mümkün olabilmektedir. Başlangıç-Varış gelir yönetimi sistemleri tüm uçuş ağının gelirini maksimize etmeyi amaçladığından en ince detayda talep tahminine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu detayda ise talep verisi ortalama olarak onda birler, yüzde birler mertebesinde ufak sayılardan oluşmakta, yüksek varyans ve kırılganlık içermektedir. Ayrıca B-V talep verisi normal zaman serilerinden farklı olarak bir birine eş olmayan zaman aralıklarında gözlemlenmekte, bu ise klasik zaman serisi analizi yöntemlerinin bu alanda kullanımını kısıtlamaktadır. Bu çalışmada B-V verisinin karakteristiklerini öğrenebilecek bir Yapay Sinir Ağı (YSA) modeli tasarlanmış ve geliştirilen modelin performansı Avrupalı bir havayolunun B-V talep verisi kullanılarak test edilmiş ve ilgili havayolunca kullanılan gelir yönetimi sisteminin B-V tahmin performansıyla karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar önerilen YSA modelinin tahmin performansının tatmin edici seviyede ve mevcut sisteminkinden daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu ise önerilen YSA yaklaşımının B-V talep tahmini yapmak üzere başarılı bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir. Her ne kadar gelir yönetimi sistemlerinde bir girdi olarak kullanılmasa da havayolları tarafından en sık kullanılan performans ölçütlerinden biri olan sefer doluluk oranının doğru tahmin edilmesi havayolları açısından büyük önem taşımaktadır. Zira bir hattın doluluk oranın gerçekleşecek değerden anlamlı oranda yüksek ya da düşük tahmin edilmesi fiyatlandırma, pazarlama ve satış, tarife ve reklam gibi birçok birimin yanlış aksiyonlar almalarına neden olabilir. Bu çalışmada uygulamanın yapıldığı havayolunun önemli bir seferindeki doluluk oranı verileri kullanılarak doluluk oranı tahmini yapılmıştır. B-V talebi verisinden farklı olarak doluluk oranı verisi bir birine eş zaman aralıklarında kaydedildiklerinde tam bir zaman serisi oluşturmaktadır. Dolayısıyla doluluk oranı tahmininde istatiksel zaman serisi tahmin yöntemlerinden ARIMA metodu da kullanılmıştır. Ancak doluluk oranı verisinde önemli ölçüde mevsimsellik harici dalgalanma ve nonlineerlik bulunmaktadır. Bu nedenle doluluk oranını tahmin etmek için ayrı bir YSA modeli oluşturulmuş ve YSA, ARIMA ve havayolunun mevcut sisteminin tahminleri karşılaştırılmıştır. Sonuçta önerilen YSA modelinin doluluk oranını gerek ARIMA gerekse havayolunun mevcutta kullandığı sistemden daha doğru tahmin ettiği tespit edilmiştir.

Emir Ali Göze
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki kobi'lerin genel görünümü, sorunları ve hibelerden yararlanmasına yönelik istatistiksel bir analiz çalışması: yalova örneği

Dünya ekonomisi üzerinde etkili olan geniş çaplı krizlerde büyük işletmelerin hantal yapıları sebebiyle değişimlere ayak uyduramayarak ciddi ekonomik kayıplara neden olmasıyla birlikte KOBİ'lerin sosyal ve ekonomik açıdan önemi anlaşılmış ve II. Dünya Savaşı sonrası dönemde bu farkındalık giderek artmıştır. 1960'lı yıllar o güne kadar kitlesel üretimden istifade ederek hem kalitenin artmasını hem de maliyetlerin düşmesini sağlayan büyük ölçekli işletmelerin Batı'da artan hayat standartları ile ortaya çıkan talepleri ve değişen müşteri beklentilerini karşılayamaz hale gelmesine tanıklık etmiştir. KOBİ'lerin özellikle istihdam içerisindeki yüksek payları devletleri bu dönemde KOBİ'lere yönelik politikalar oluşturmaya yönlendirmiş ve 1980'den itibaren KOBİ'ler ekonominin baş aktörleri haline gelmiştir. Ülkemizdeki işletmelerin %99,9'unu oluşturan KOBİ'ler, istihdam başta olmak üzere ihracat, yatırım, Ar-Ge ve kredi kullanımı gibi alanlarda ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlamakta ve ekonomik kimliklerinin yanı sıra bölgeler arası eşitsizlik farklarının giderilmesi gibi konulardaki sosyal etkileri ile kalkınmanın bileşenlerinden olan insani gelişmişliğe doğrudan etki etmektedir. Kalkınma planları başta olmak üzere gerek ulusal gerekse de bölgesel düzeydeki politika çalışmalarında KOBİ'lerin önemine değinilmekte ve politika araçlarının başlıca hedef kitlesi konumuna oturtulmaktadırlar. Buradan hedefle, barındırdıkları avantajların yanı sıra pek çok sorunla da yüz yüze olan KOBİ'lerin bu sorunlara kendi iç dinamikleri ile çözüm üreterek ekonomik ve sosyal katma değerlerinin artırılması adına pek çok kurum tarafından farklı içerik ve çeşitlilikte mali destek programları yürütülmektedir. İmalat sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin hizmet ve ticaret sektörlerine nazaran göreceli fazla olması sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lerin destek programları kapsamında öncelikli olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda imalat sektörünü hedef alan mali destek programlarının hedef kitlelere ulaşma ve işletmelerin ihtiyaçlarına cevap verme adına gösterdikleri başarı bundan sonraki dönemde KOBİ'lerin ekonomideki etkinliğinin artırılması adına oldukça önemlidir. Tez çalışması kapsamında, KOBİ'lerin önemi ve sorunları üzerinde durulmuş ve Yalova ilinde imalat sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin mali destek programlarından istifade düzeyini belirlemek amacıyla analiz çalışmaları yürütülmüştür.

Sibel Çetin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki kobi'lerin genel görünümü, sorunları ve hibelerden yararlanmasına yönelik istatistiksel bir analiz çalışması: yalova örneği

Dünya ekonomisi üzerinde etkili olan geniş çaplı krizlerde büyük işletmelerin hantal yapıları sebebiyle değişimlere ayak uyduramayarak ciddi ekonomik kayıplara neden olmasıyla birlikte KOBİ'lerin sosyal ve ekonomik açıdan önemi anlaşılmış ve II. Dünya Savaşı sonrası dönemde bu farkındalık giderek artmıştır. 1960'lı yıllar o güne kadar kitlesel üretimden istifade ederek hem kalitenin artmasını hem de maliyetlerin düşmesini sağlayan büyük ölçekli işletmelerin Batı'da artan hayat standartları ile ortaya çıkan talepleri ve değişen müşteri beklentilerini karşılayamaz hale gelmesine tanıklık etmiştir. KOBİ'lerin özellikle istihdam içerisindeki yüksek payları devletleri bu dönemde KOBİ'lere yönelik politikalar oluşturmaya yönlendirmiş ve 1980'den itibaren KOBİ'ler ekonominin baş aktörleri haline gelmiştir. Ülkemizdeki işletmelerin %99,9'unu oluşturan KOBİ'ler, istihdam başta olmak üzere ihracat, yatırım, Ar-Ge ve kredi kullanımı gibi alanlarda ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlamakta ve ekonomik kimliklerinin yanı sıra bölgeler arası eşitsizlik farklarının giderilmesi gibi konulardaki sosyal etkileri ile kalkınmanın bileşenlerinden olan insani gelişmişliğe doğrudan etki etmektedir. Kalkınma planları başta olmak üzere gerek ulusal gerekse de bölgesel düzeydeki politika çalışmalarında KOBİ'lerin önemine değinilmekte ve politika araçlarının başlıca hedef kitlesi konumuna oturtulmaktadırlar. Buradan hedefle, barındırdıkları avantajların yanı sıra pek çok sorunla da yüz yüze olan KOBİ'lerin bu sorunlara kendi iç dinamikleri ile çözüm üreterek ekonomik ve sosyal katma değerlerinin artırılması adına pek çok kurum tarafından farklı içerik ve çeşitlilikte mali destek programları yürütülmektedir. İmalat sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin hizmet ve ticaret sektörlerine nazaran göreceli fazla olması sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lerin destek programları kapsamında öncelikli olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda imalat sektörünü hedef alan mali destek programlarının hedef kitlelere ulaşma ve işletmelerin ihtiyaçlarına cevap verme adına gösterdikleri başarı bundan sonraki dönemde KOBİ'lerin ekonomideki etkinliğinin artırılması adına oldukça önemlidir. Tez çalışması kapsamında, KOBİ'lerin önemi ve sorunları üzerinde durulmuş ve Yalova ilinde imalat sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin mali destek programlarından istifade düzeyini belirlemek amacıyla analiz çalışmaları yürütülmüştür.

Sibel Çetin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki kobi'lerin genel görünümü, sorunları ve hibelerden yararlanmasına yönelik istatistiksel bir analiz çalışması: yalova örneği

Dünya ekonomisi üzerinde etkili olan geniş çaplı krizlerde büyük işletmelerin hantal yapıları sebebiyle değişimlere ayak uyduramayarak ciddi ekonomik kayıplara neden olmasıyla birlikte KOBİ'lerin sosyal ve ekonomik açıdan önemi anlaşılmış ve II. Dünya Savaşı sonrası dönemde bu farkındalık giderek artmıştır. 1960'lı yıllar o güne kadar kitlesel üretimden istifade ederek hem kalitenin artmasını hem de maliyetlerin düşmesini sağlayan büyük ölçekli işletmelerin Batı'da artan hayat standartları ile ortaya çıkan talepleri ve değişen müşteri beklentilerini karşılayamaz hale gelmesine tanıklık etmiştir. KOBİ'lerin özellikle istihdam içerisindeki yüksek payları devletleri bu dönemde KOBİ'lere yönelik politikalar oluşturmaya yönlendirmiş ve 1980'den itibaren KOBİ'ler ekonominin baş aktörleri haline gelmiştir. Ülkemizdeki işletmelerin %99,9'unu oluşturan KOBİ'ler, istihdam başta olmak üzere ihracat, yatırım, Ar-Ge ve kredi kullanımı gibi alanlarda ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlamakta ve ekonomik kimliklerinin yanı sıra bölgeler arası eşitsizlik farklarının giderilmesi gibi konulardaki sosyal etkileri ile kalkınmanın bileşenlerinden olan insani gelişmişliğe doğrudan etki etmektedir. Kalkınma planları başta olmak üzere gerek ulusal gerekse de bölgesel düzeydeki politika çalışmalarında KOBİ'lerin önemine değinilmekte ve politika araçlarının başlıca hedef kitlesi konumuna oturtulmaktadırlar. Buradan hedefle, barındırdıkları avantajların yanı sıra pek çok sorunla da yüz yüze olan KOBİ'lerin bu sorunlara kendi iç dinamikleri ile çözüm üreterek ekonomik ve sosyal katma değerlerinin artırılması adına pek çok kurum tarafından farklı içerik ve çeşitlilikte mali destek programları yürütülmektedir. İmalat sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin hizmet ve ticaret sektörlerine nazaran göreceli fazla olması sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lerin destek programları kapsamında öncelikli olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda imalat sektörünü hedef alan mali destek programlarının hedef kitlelere ulaşma ve işletmelerin ihtiyaçlarına cevap verme adına gösterdikleri başarı bundan sonraki dönemde KOBİ'lerin ekonomideki etkinliğinin artırılması adına oldukça önemlidir. Tez çalışması kapsamında, KOBİ'lerin önemi ve sorunları üzerinde durulmuş ve Yalova ilinde imalat sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin mali destek programlarından istifade düzeyini belirlemek amacıyla analiz çalışmaları yürütülmüştür.

Sibel Çetin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay sinir ağları ve sinirsel bulanık ağlar ile insan kaynaklarında performans yönetimi modellenmesi

İnsan Kaynakları yönetimi işletmelerde son dönemde hızla artan bir değer haline gelmiştir. Özellikle İnsan Kaynakları konularından çalışanların performanslarının değerlendirilmesi hem şirketin İnsan Kaynakları stratejilerini belirlemesinde hem de çalışanların gelecekteki kariyer planlarını belirlemede oldukça önemli bir rol oynamaktadır.Bu tez çalışması kapsamında öncelikle İnsan Kaynakları Yönetiminden ve bu yönetimi oluşturan alt unsurlardan bahsedilmiştir. Sonrasında insan kaynaklarını oluşturan unsurlardan performans değerlendirme ele alınarak detaylıca incelenmiştir. Performans değerlendirme yöntemlerinden ortaya çıkan problemlere kadar bütün süreçlere değinilmiştir.Literatür kısmı incelendikten sonra tezin uygulama kısmında kullanılacak olan Yapay Sinir Ağı Yöntemi anlatılmıştır. Bu bölümde Yapay Sinir Ağlarının yapısı ve farklı modelleri ele alınmıştır. Son bölümde ise bahsedilen yapay sinir ağları ile şirket verileri kullanılarak bir uygulama yapılmıştır. Yapılan uygulamalarda Bulanık Sinir Ağ metodu Yapay sinir Ağı ve Regresyon methotlarından daha iyi sonuç vermiştir.

ANFISPerformans değerlendirmeSinirsel bulanık mantık+2
Sinem Atasoy
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00

Other supervisors