Theses supervised by Doç. Dr. Meltem Okur Dinçsoy

11 theses · Trakya University

Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınma ajanslarının Türkiye ekonomisine etkileri:Trakya Kalkınma Ajansı örneği

Planlı ekonomik bir kalkınma düşüncesine geçiş ile Türkiye kalkınma planları tasarlamaya ve uygulamaya koymaya başlamıştır. 1963 yılından itibaren 11 adet Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulanmaya konulmuş; günümüzde ise 2024-2028 yıllarını kapsayan On İkinci Kalkınma Planı uygulanmaya devam edilmiştir. Her ne kadar 2000'li yıllara kadar çeşitli programlar dâhilinde vakıf ve idareler kalkınma planlarının uygulayıcıları olmuş olsa da bu durum Kalkınma Ajanslarının kurulmaya başlanması ile yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve yerel kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla belirlenen bölgedeki kamu ve sivil toplum aktörlerine mali ve teknik destek verme amacıyla kurulmuş olan 26 adet kalkınma ajansı mevcuttur. Trakya Kalkınma Ajansı (TRAKYAKA)' da bu ajanslar içerisinde 2009 yılında TR21 bölgesinde Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş ve 16 yıldır faaliyetlerini bu amaçla sürdürmeye devam etmektedir. Bu çalışmada Dünya'da ve Türkiye'de bulunan bölgesel kalkınma ajanslarının genel bir değerlendirilmesi yapılarak Trakya Kalkınma Ajansı özelinde kalkınma ajanslarının ekonomiye katkılarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde bölge ve bölgesel kalkınma teorilerinin kavramsal çerçeveleri, ikinci bölümde Dünya'da ve Türkiye'de bölgesel kalkınma politikaları, üçüncü bölümde kalkınma ajansı örnekleri ve dördüncü bölümde ise Trakya Kalkınma Ajansı detaylı bir şekilde ele alınmıştır.

Albana Balla
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital dönüşümün iktisadi büyüme üzerine etkisinin analizi: Türkiye örneği

İletişim ve teknoloji alanında ortaya çıkan hızlı ilerlemelerin etkisiyle, ülkeler için bu gelişmelere ayak uydurmak zorunluluk haline gelmiştir. Bu süreçte dijital dönüşüm teknolojilerinin makroekonomik etkilerinin neler olacağının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Türkiye için 2008-2023 yıllarına ait dijital dönüşümün ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde belirleyicisi olduğu düşünülen bağımlı değişken GDP (USD) ve bağımsız değişkenler BİT hizmet ihracatları (USD), sabit geniş bant paketi fiyatları (USD), mobil hücresel düşük kullanım paketleri (USD), yüksek teknoloji ihracatları (USD) kullanılmıştır. Literatür incelemesi yapılırken Web of Science veri tabanına "dijital dönüşüm ekonomik büyüme" anahtar kelimesi yazılarak, bibliyometrik analiz, veri görselleştirme ve akademik atıf ilişkilerini analiz etmek ve incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından kullanılan bilimsel haritalar oluşturmaya olanak sağlayan bir veri analizi yazılımı olan VOSviewer kullanılmıştır. Ayrıca değişkenlerin ekonomik analizinde ve öngörülerde veri bilimi ve makine öğreniminde (ML) yaygın olarak kullanılan Python programlama dilinden yararlanılmıştır. Python Programlama dili ile ADF, PP, KPSS, Zivot Andrews Birim Kök Testleri, ARDL Sınır Testi, Etki Tepki Analizi, ARIMA, SARIMA Modeli, Doğrusal Regresyon Python Modellemesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre bilgi ve iletişim teknolojileri hizmet ihracatındaki artışın (ICTE) ekonomik büyümeye pozitif etkisi gözlemlenmiştir. Bu, teknolojik ilerlemenin ekonomide dışsal bir etken değil, büyümeyi teşvik eden içsel bir faktör olduğunu gösterir. Ayrıca yüksek teknoloji ihracatındaki artışın (örneğin elektronik ürünler ve yazılım) ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağladığını ortaya koymuştur. Bu durum, bilgi ekonomisi ve Ar-Ge yatırımlarının uzun vadeli büyümeye etkisini doğrulamaktadır. Elde edilen sonuçlar Schumpeter'in "yaratıcı yıkım" kavramı ile ilişkilendirebilir. Teoriye göre ekonomik büyümenin temel kaynağı olarak inovasyonu ve teknolojik değişimi işaret eder. Yeni teknolojilerin eski sistemleri ortadan kaldırarak daha verimli ekonomik yapılar oluşturduğu belirtilir. Türkiye'de ICT sektörünün büyümesi, ekonomik dönüşümün temel bir parçası olarak öne çıkmıştır. Yeni teknolojilerin ihracata entegre edilmesi, rekabet gücünü artırarak ekonomik büyümeyi desteklemiştir. Analizde rastgele gürültü ve dalgalanmaların ekonomik tahminlere eklenmesi, büyüme üzerindeki dışsal şokların etkisini değerlendirme imkanı sunmuştur. Bu tür belirsizliklerin etkileri, Schumpeter'in ekonomik dalgalanmalara olan bakış açısını destekler. Ek olarak Neo-Klasik Büyüme Teorisi ve Azalan Verimler ilişkisine göre, büyümenin sermaye birikimi ile sürdürülebileceğini ancak azalan marjinal verimlerin etkisiyle büyüme hızının zamanla düşeceğini savunur. Bu teori, teknolojik gelişmenin büyüme üzerinde dışsal bir etkisi olduğunu öne sürer. Bu çalışmada geleceğin vizyonu olarak görülen dijital dönüşümün nasıl gerçekleştirileceği konusunda ülke ekonomilerine yol haritası sunulmaya çalışılmaktadır. Bu dönüşümle birlikte oluşacak makroekonomik etkilerin düzeyinin ne şekilde olacağının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada yapılan analizlerden elde edilen sonuçlar ile Türkiye ekonomisinin dijital dönüşüm belirleyicileri ile nasıl etkileneceği ve ekonomik büyümeye nasıl etki edeceği öngörülerek bu alandaki çalışmalara ışık tutulması amaçlanmıştır.

Hamit Can
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital dönüşümün iktisadi büyüme üzerine etkisinin analizi: Türkiye örneği

İletişim ve teknoloji alanında ortaya çıkan hızlı ilerlemelerin etkisiyle, ülkeler için bu gelişmelere ayak uydurmak zorunluluk haline gelmiştir. Bu süreçte dijital dönüşüm teknolojilerinin makroekonomik etkilerinin neler olacağının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Türkiye için 2008-2023 yıllarına ait dijital dönüşümün ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde belirleyicisi olduğu düşünülen bağımlı değişken GDP (USD) ve bağımsız değişkenler BİT hizmet ihracatları (USD), sabit geniş bant paketi fiyatları (USD), mobil hücresel düşük kullanım paketleri (USD), yüksek teknoloji ihracatları (USD) kullanılmıştır. Literatür incelemesi yapılırken Web of Science veri tabanına "dijital dönüşüm ekonomik büyüme" anahtar kelimesi yazılarak, bibliyometrik analiz, veri görselleştirme ve akademik atıf ilişkilerini analiz etmek ve incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından kullanılan bilimsel haritalar oluşturmaya olanak sağlayan bir veri analizi yazılımı olan VOSviewer kullanılmıştır. Ayrıca değişkenlerin ekonomik analizinde ve öngörülerde veri bilimi ve makine öğreniminde (ML) yaygın olarak kullanılan Python programlama dilinden yararlanılmıştır. Python Programlama dili ile ADF, PP, KPSS, Zivot Andrews Birim Kök Testleri, ARDL Sınır Testi, Etki Tepki Analizi, ARIMA, SARIMA Modeli, Doğrusal Regresyon Python Modellemesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre bilgi ve iletişim teknolojileri hizmet ihracatındaki artışın (ICTE) ekonomik büyümeye pozitif etkisi gözlemlenmiştir. Bu, teknolojik ilerlemenin ekonomide dışsal bir etken değil, büyümeyi teşvik eden içsel bir faktör olduğunu gösterir. Ayrıca yüksek teknoloji ihracatındaki artışın (örneğin elektronik ürünler ve yazılım) ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağladığını ortaya koymuştur. Bu durum, bilgi ekonomisi ve Ar-Ge yatırımlarının uzun vadeli büyümeye etkisini doğrulamaktadır. Elde edilen sonuçlar Schumpeter'in "yaratıcı yıkım" kavramı ile ilişkilendirebilir. Teoriye göre ekonomik büyümenin temel kaynağı olarak inovasyonu ve teknolojik değişimi işaret eder. Yeni teknolojilerin eski sistemleri ortadan kaldırarak daha verimli ekonomik yapılar oluşturduğu belirtilir. Türkiye'de ICT sektörünün büyümesi, ekonomik dönüşümün temel bir parçası olarak öne çıkmıştır. Yeni teknolojilerin ihracata entegre edilmesi, rekabet gücünü artırarak ekonomik büyümeyi desteklemiştir. Analizde rastgele gürültü ve dalgalanmaların ekonomik tahminlere eklenmesi, büyüme üzerindeki dışsal şokların etkisini değerlendirme imkanı sunmuştur. Bu tür belirsizliklerin etkileri, Schumpeter'in ekonomik dalgalanmalara olan bakış açısını destekler. Ek olarak Neo-Klasik Büyüme Teorisi ve Azalan Verimler ilişkisine göre, büyümenin sermaye birikimi ile sürdürülebileceğini ancak azalan marjinal verimlerin etkisiyle büyüme hızının zamanla düşeceğini savunur. Bu teori, teknolojik gelişmenin büyüme üzerinde dışsal bir etkisi olduğunu öne sürer. Bu çalışmada geleceğin vizyonu olarak görülen dijital dönüşümün nasıl gerçekleştirileceği konusunda ülke ekonomilerine yol haritası sunulmaya çalışılmaktadır. Bu dönüşümle birlikte oluşacak makroekonomik etkilerin düzeyinin ne şekilde olacağının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada yapılan analizlerden elde edilen sonuçlar ile Türkiye ekonomisinin dijital dönüşüm belirleyicileri ile nasıl etkileneceği ve ekonomik büyümeye nasıl etki edeceği öngörülerek bu alandaki çalışmalara ışık tutulması amaçlanmıştır.

Hamit Can
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital dönüşümün iktisadi büyüme üzerine etkisinin analizi: Türkiye örneği

İletişim ve teknoloji alanında ortaya çıkan hızlı ilerlemelerin etkisiyle, ülkeler için bu gelişmelere ayak uydurmak zorunluluk haline gelmiştir. Bu süreçte dijital dönüşüm teknolojilerinin makroekonomik etkilerinin neler olacağının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Türkiye için 2008-2023 yıllarına ait dijital dönüşümün ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde belirleyicisi olduğu düşünülen bağımlı değişken GDP (USD) ve bağımsız değişkenler BİT hizmet ihracatları (USD), sabit geniş bant paketi fiyatları (USD), mobil hücresel düşük kullanım paketleri (USD), yüksek teknoloji ihracatları (USD) kullanılmıştır. Literatür incelemesi yapılırken Web of Science veri tabanına "dijital dönüşüm ekonomik büyüme" anahtar kelimesi yazılarak, bibliyometrik analiz, veri görselleştirme ve akademik atıf ilişkilerini analiz etmek ve incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından kullanılan bilimsel haritalar oluşturmaya olanak sağlayan bir veri analizi yazılımı olan VOSviewer kullanılmıştır. Ayrıca değişkenlerin ekonomik analizinde ve öngörülerde veri bilimi ve makine öğreniminde (ML) yaygın olarak kullanılan Python programlama dilinden yararlanılmıştır. Python Programlama dili ile ADF, PP, KPSS, Zivot Andrews Birim Kök Testleri, ARDL Sınır Testi, Etki Tepki Analizi, ARIMA, SARIMA Modeli, Doğrusal Regresyon Python Modellemesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre bilgi ve iletişim teknolojileri hizmet ihracatındaki artışın (ICTE) ekonomik büyümeye pozitif etkisi gözlemlenmiştir. Bu, teknolojik ilerlemenin ekonomide dışsal bir etken değil, büyümeyi teşvik eden içsel bir faktör olduğunu gösterir. Ayrıca yüksek teknoloji ihracatındaki artışın (örneğin elektronik ürünler ve yazılım) ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağladığını ortaya koymuştur. Bu durum, bilgi ekonomisi ve Ar-Ge yatırımlarının uzun vadeli büyümeye etkisini doğrulamaktadır. Elde edilen sonuçlar Schumpeter'in "yaratıcı yıkım" kavramı ile ilişkilendirebilir. Teoriye göre ekonomik büyümenin temel kaynağı olarak inovasyonu ve teknolojik değişimi işaret eder. Yeni teknolojilerin eski sistemleri ortadan kaldırarak daha verimli ekonomik yapılar oluşturduğu belirtilir. Türkiye'de ICT sektörünün büyümesi, ekonomik dönüşümün temel bir parçası olarak öne çıkmıştır. Yeni teknolojilerin ihracata entegre edilmesi, rekabet gücünü artırarak ekonomik büyümeyi desteklemiştir. Analizde rastgele gürültü ve dalgalanmaların ekonomik tahminlere eklenmesi, büyüme üzerindeki dışsal şokların etkisini değerlendirme imkanı sunmuştur. Bu tür belirsizliklerin etkileri, Schumpeter'in ekonomik dalgalanmalara olan bakış açısını destekler. Ek olarak Neo-Klasik Büyüme Teorisi ve Azalan Verimler ilişkisine göre, büyümenin sermaye birikimi ile sürdürülebileceğini ancak azalan marjinal verimlerin etkisiyle büyüme hızının zamanla düşeceğini savunur. Bu teori, teknolojik gelişmenin büyüme üzerinde dışsal bir etkisi olduğunu öne sürer. Bu çalışmada geleceğin vizyonu olarak görülen dijital dönüşümün nasıl gerçekleştirileceği konusunda ülke ekonomilerine yol haritası sunulmaya çalışılmaktadır. Bu dönüşümle birlikte oluşacak makroekonomik etkilerin düzeyinin ne şekilde olacağının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada yapılan analizlerden elde edilen sonuçlar ile Türkiye ekonomisinin dijital dönüşüm belirleyicileri ile nasıl etkileneceği ve ekonomik büyümeye nasıl etki edeceği öngörülerek bu alandaki çalışmalara ışık tutulması amaçlanmıştır.

Hamit Can
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımlar, ekonomik büyüme ve istihdamarasındaki ilişkinin ekonometrik analizi: Kosova örneği

Kosova yıllardır ekonomik sıkıntılarla başa çıkmaya çalışan yeni bağımsız olmuş bir ülkedir. Ülkede, ekonomik sorunları kaldırmak adına birçok yol denenmiştir. 2008 yılında gerçekleşen bağımsızlıktan sonra, hem ekonomik yardım ihtiyacını karşılamak hem de uluslararası piyasada aktif olmak adına Dünya Bankası (WB), Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması (CEFTA), Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası organizasyonlara üye olmuştur. Kosova'da son yılllarda, ekonomi çerçevesinde önemli ilerlemeler olmasına karşın halen düzeltilmesi gereken işsizlik, dış ticaret açığı gibi sorunlar bulunmaktadır. Bu çalışmada, ilk olarak Kosova'nın genel durumu ve jeopolitik konumu ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, Kosova'nın bağımsızlık öncesi ve bağımsızlık sonrası ekonomisinin genel durumu, yıllar içindeki reel ekonomisinde, işsizlik oranlarında ve ülkeler arasındaki ekonomik ilişkileri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, doğrudan yabancı yatırımların ekonomik unsurlara büyümeye, istihdama,ülkedeki teknoloji durumuna, rekabete olumlu yada olumsuz yanları belirtilmiştir. Dördüncü ve sön bölümde ise, Sermaye yatırımlarının ekonomik büyüme ve istihdama olan etkisi ekonometrik model ile gösterilerek analiz edilmiştir.

Mert Jılta
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya-Ukrayna Savaşının Türkiye ekonomisine yansımaları

Doğal afetler, terör olayları, siyaset gündemi, salgınlar ve savaşlar ekonomiyi dolaylı ya da doğrudan etkilemektedir. 2022 yılı 24 Şubat tarihinde Rusya'nın Ukrayna topraklarına saldırması üzerine savaş başlamıştır. Savaşa, Rusya ve Ukrayna'nın yıllardır süregelen görüş ayrılıkları sebep olmuştur. Savaşın başlaması ve tahmin edilenden daha uzun sürmesi Rusya'yı tahıl ambarı olarak gören Avrupa Birliğini ve birçok ülkeyi tedirgin etmiştir. Türkiye savaşın başlamasıyla birlikte tarafsızlığını korumuş ve ara buluculuk faaliyeti yürütmüştür ancak bazı ekonomik faaliyetlerde Türkiye de var olan savaş hâlinden olumsuz etkilenmiştir. Bu çalışmada enerji piyasası, turizm sektörü ve dış ticaret ilişkileri Dünya Bankası (WB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) gibi kaynaklardan alınan veriler ile incelenmiştir. Çalışmanın sonunda genelden özele yöntemi ile şirketten alınan veriler ışığında savaşın şirket üretimini ve istihdamını nasıl etkilediği yorumlanmıştır. Çalışmada seçilen işletme, Rusya ve Ukrayna ile ithalat ve ihracat faaliyetleri bulunma nedeniyle örnek olarak seçilmiştir. Özellikle Türkiye ile Rusya'nın ticaretinde enerji, karşılıklı bağımlılık kavramı ile ön plana çıkmaktadır. Bu durumun altında yatan temel neden, Türkiye'nin doğal gaz ithalatında Rusya'nın birinci sırada yer almasına karşılık Rusya'nın enerji ihracatına bağımlı olan ekonomisine ek olarak Rusya'dan ihraç edilen doğal gazın transfer sürecinde Türkiye'nin kilit rol oynamasıdır. Bu çalışmada Ukrayna ile Rusya arasında meydana gelen savaşta Türkiye'nin enerji stratejilerini etkileyebilecek gelişmeler tartışılmıştır. Ek olarak bu çalışmada savaş ve kriz dönemlerinin etkilediği başka bir alan olan turizm sektörüne değinilmiştir. Türkiye'nin en çok turist çektiği ülkeler Rusya ve Ukrayna'dır. Bu çalışmada Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Türkiye turizm sektörünü nasıl etkilediği veriler ile incelenmiştir. Aynı zamanda çalışmada Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ile dış ticaret ilişkilerindeki gelişmeler ele alınmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı tüm dünyada enerjiden gıdaya bir kriz yaratmıştır. Çalışmada, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı yıl olan 2022 yılı öncesi ve sonrasına ait veriler ele alınarak Türkiye ekonomisinin genel durumunu nasıl etkilediği makroekonomik göstergeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler ışığında Türkiye ekonomisinin enerjide, gıdada, turizmde ve ticarette dışa bağımlı olduğu ve bundan dolayı dalgalanmalara açık ve kırılgan bir yapıya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Dilay Yıldız Gül
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya-Ukrayna Savaşının Türkiye ekonomisine yansımaları

Doğal afetler, terör olayları, siyaset gündemi, salgınlar ve savaşlar ekonomiyi dolaylı ya da doğrudan etkilemektedir. 2022 yılı 24 Şubat tarihinde Rusya'nın Ukrayna topraklarına saldırması üzerine savaş başlamıştır. Savaşa, Rusya ve Ukrayna'nın yıllardır süregelen görüş ayrılıkları sebep olmuştur. Savaşın başlaması ve tahmin edilenden daha uzun sürmesi Rusya'yı tahıl ambarı olarak gören Avrupa Birliğini ve birçok ülkeyi tedirgin etmiştir. Türkiye savaşın başlamasıyla birlikte tarafsızlığını korumuş ve ara buluculuk faaliyeti yürütmüştür ancak bazı ekonomik faaliyetlerde Türkiye de var olan savaş hâlinden olumsuz etkilenmiştir. Bu çalışmada enerji piyasası, turizm sektörü ve dış ticaret ilişkileri Dünya Bankası (WB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) gibi kaynaklardan alınan veriler ile incelenmiştir. Çalışmanın sonunda genelden özele yöntemi ile şirketten alınan veriler ışığında savaşın şirket üretimini ve istihdamını nasıl etkilediği yorumlanmıştır. Çalışmada seçilen işletme, Rusya ve Ukrayna ile ithalat ve ihracat faaliyetleri bulunma nedeniyle örnek olarak seçilmiştir. Özellikle Türkiye ile Rusya'nın ticaretinde enerji, karşılıklı bağımlılık kavramı ile ön plana çıkmaktadır. Bu durumun altında yatan temel neden, Türkiye'nin doğal gaz ithalatında Rusya'nın birinci sırada yer almasına karşılık Rusya'nın enerji ihracatına bağımlı olan ekonomisine ek olarak Rusya'dan ihraç edilen doğal gazın transfer sürecinde Türkiye'nin kilit rol oynamasıdır. Bu çalışmada Ukrayna ile Rusya arasında meydana gelen savaşta Türkiye'nin enerji stratejilerini etkileyebilecek gelişmeler tartışılmıştır. Ek olarak bu çalışmada savaş ve kriz dönemlerinin etkilediği başka bir alan olan turizm sektörüne değinilmiştir. Türkiye'nin en çok turist çektiği ülkeler Rusya ve Ukrayna'dır. Bu çalışmada Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Türkiye turizm sektörünü nasıl etkilediği veriler ile incelenmiştir. Aynı zamanda çalışmada Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ile dış ticaret ilişkilerindeki gelişmeler ele alınmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı tüm dünyada enerjiden gıdaya bir kriz yaratmıştır. Çalışmada, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı yıl olan 2022 yılı öncesi ve sonrasına ait veriler ele alınarak Türkiye ekonomisinin genel durumunu nasıl etkilediği makroekonomik göstergeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler ışığında Türkiye ekonomisinin enerjide, gıdada, turizmde ve ticarette dışa bağımlı olduğu ve bundan dolayı dalgalanmalara açık ve kırılgan bir yapıya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Dilay Yıldız Gül
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya-Ukrayna Savaşının Türkiye ekonomisine yansımaları

Doğal afetler, terör olayları, siyaset gündemi, salgınlar ve savaşlar ekonomiyi dolaylı ya da doğrudan etkilemektedir. 2022 yılı 24 Şubat tarihinde Rusya'nın Ukrayna topraklarına saldırması üzerine savaş başlamıştır. Savaşa, Rusya ve Ukrayna'nın yıllardır süregelen görüş ayrılıkları sebep olmuştur. Savaşın başlaması ve tahmin edilenden daha uzun sürmesi Rusya'yı tahıl ambarı olarak gören Avrupa Birliğini ve birçok ülkeyi tedirgin etmiştir. Türkiye savaşın başlamasıyla birlikte tarafsızlığını korumuş ve ara buluculuk faaliyeti yürütmüştür ancak bazı ekonomik faaliyetlerde Türkiye de var olan savaş hâlinden olumsuz etkilenmiştir. Bu çalışmada enerji piyasası, turizm sektörü ve dış ticaret ilişkileri Dünya Bankası (WB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) gibi kaynaklardan alınan veriler ile incelenmiştir. Çalışmanın sonunda genelden özele yöntemi ile şirketten alınan veriler ışığında savaşın şirket üretimini ve istihdamını nasıl etkilediği yorumlanmıştır. Çalışmada seçilen işletme, Rusya ve Ukrayna ile ithalat ve ihracat faaliyetleri bulunma nedeniyle örnek olarak seçilmiştir. Özellikle Türkiye ile Rusya'nın ticaretinde enerji, karşılıklı bağımlılık kavramı ile ön plana çıkmaktadır. Bu durumun altında yatan temel neden, Türkiye'nin doğal gaz ithalatında Rusya'nın birinci sırada yer almasına karşılık Rusya'nın enerji ihracatına bağımlı olan ekonomisine ek olarak Rusya'dan ihraç edilen doğal gazın transfer sürecinde Türkiye'nin kilit rol oynamasıdır. Bu çalışmada Ukrayna ile Rusya arasında meydana gelen savaşta Türkiye'nin enerji stratejilerini etkileyebilecek gelişmeler tartışılmıştır. Ek olarak bu çalışmada savaş ve kriz dönemlerinin etkilediği başka bir alan olan turizm sektörüne değinilmiştir. Türkiye'nin en çok turist çektiği ülkeler Rusya ve Ukrayna'dır. Bu çalışmada Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Türkiye turizm sektörünü nasıl etkilediği veriler ile incelenmiştir. Aynı zamanda çalışmada Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ile dış ticaret ilişkilerindeki gelişmeler ele alınmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı tüm dünyada enerjiden gıdaya bir kriz yaratmıştır. Çalışmada, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı yıl olan 2022 yılı öncesi ve sonrasına ait veriler ele alınarak Türkiye ekonomisinin genel durumunu nasıl etkilediği makroekonomik göstergeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler ışığında Türkiye ekonomisinin enerjide, gıdada, turizmde ve ticarette dışa bağımlı olduğu ve bundan dolayı dalgalanmalara açık ve kırılgan bir yapıya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Dilay Yıldız Gül
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sel ve taşkınların sosyal hayat ile ekonomiye etkileri Edirne ili örneği

Küresel ısınmanın neden olduğu yağış düzenindeki değişiklikler, ani ve yoğun yağışlara sebep olmaktadır. Ayrıca, yerleşim yerlerinin dere ve nehir yataklarına doğru genişlemesi, ülkemizde sıkça sel ve taşkınlarla karşılaşmamıza yol açmaktadır. Edirne, üç nehrin birleştiği ve topografik yapısı nedeniyle çok sayıda dere yatağının bulunduğu bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle Edirne, tarih boyunca sık sık sel ve taşkınlarla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye'de depremden sonra en ağır hasarlar ve can kayıplarının yaşandığı afet türü, sel ve taşkınlardır. Bu durumun başlıca sebepleri, doğal yapının bozulması ve kentleşmenin taşkın alanlarına doğru genişlemesidir. Bu çalışmamızda, çeşitli bölgelerde yaşanmış sel ve taşkınların oluş sebepleri ve bu konuda alınmış tedbirlerin etkilerinden bahsedilmiştir. Bölgedeki dere ıslah çalışmalarında yanlış yöntemlerin tercih edilmesi ve yerleşim yerlerinin nehir ve dere yataklarına doğru genişlemesi, çok sayıda insanımızın mağdur olmasına ve maalesef hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Ayrıca, üç nehrin geçtiği ülkelerde barajların bulunması, yüksek yağışlar sonucunda baraj kapaklarının aynı anda açılması gibi durumlarda farklı boyutlarda tehlikeler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ve özellikle bölgemizde karşılaştığımız sel ve taşkınların ortak sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara yönelik yeni düzenlemeler geliştirilmesine rehberlik etmektir. Sel ve taşkınları deneyimlemiş afetzedelerle yapılan anket çalışmaları ve taşkından etkilenen köy muhtarlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, iyileştirme çalışmaları için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sel, Taşkın, Süreç iyileştirme

Sel
Hüseyin Türkel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sel ve taşkınların sosyal hayat ile ekonomiye etkileri Edirne ili örneği

Küresel ısınmanın neden olduğu yağış düzenindeki değişiklikler, ani ve yoğun yağışlara sebep olmaktadır. Ayrıca, yerleşim yerlerinin dere ve nehir yataklarına doğru genişlemesi, ülkemizde sıkça sel ve taşkınlarla karşılaşmamıza yol açmaktadır. Edirne, üç nehrin birleştiği ve topografik yapısı nedeniyle çok sayıda dere yatağının bulunduğu bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle Edirne, tarih boyunca sık sık sel ve taşkınlarla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye'de depremden sonra en ağır hasarlar ve can kayıplarının yaşandığı afet türü, sel ve taşkınlardır. Bu durumun başlıca sebepleri, doğal yapının bozulması ve kentleşmenin taşkın alanlarına doğru genişlemesidir. Bu çalışmamızda, çeşitli bölgelerde yaşanmış sel ve taşkınların oluş sebepleri ve bu konuda alınmış tedbirlerin etkilerinden bahsedilmiştir. Bölgedeki dere ıslah çalışmalarında yanlış yöntemlerin tercih edilmesi ve yerleşim yerlerinin nehir ve dere yataklarına doğru genişlemesi, çok sayıda insanımızın mağdur olmasına ve maalesef hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Ayrıca, üç nehrin geçtiği ülkelerde barajların bulunması, yüksek yağışlar sonucunda baraj kapaklarının aynı anda açılması gibi durumlarda farklı boyutlarda tehlikeler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ve özellikle bölgemizde karşılaştığımız sel ve taşkınların ortak sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara yönelik yeni düzenlemeler geliştirilmesine rehberlik etmektir. Sel ve taşkınları deneyimlemiş afetzedelerle yapılan anket çalışmaları ve taşkından etkilenen köy muhtarlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, iyileştirme çalışmaları için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sel, Taşkın, Süreç iyileştirme

Sel
Hüseyin Türkel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sel ve taşkınların sosyal hayat ile ekonomiye etkileri Edirne ili örneği

Küresel ısınmanın neden olduğu yağış düzenindeki değişiklikler, ani ve yoğun yağışlara sebep olmaktadır. Ayrıca, yerleşim yerlerinin dere ve nehir yataklarına doğru genişlemesi, ülkemizde sıkça sel ve taşkınlarla karşılaşmamıza yol açmaktadır. Edirne, üç nehrin birleştiği ve topografik yapısı nedeniyle çok sayıda dere yatağının bulunduğu bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle Edirne, tarih boyunca sık sık sel ve taşkınlarla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye'de depremden sonra en ağır hasarlar ve can kayıplarının yaşandığı afet türü, sel ve taşkınlardır. Bu durumun başlıca sebepleri, doğal yapının bozulması ve kentleşmenin taşkın alanlarına doğru genişlemesidir. Bu çalışmamızda, çeşitli bölgelerde yaşanmış sel ve taşkınların oluş sebepleri ve bu konuda alınmış tedbirlerin etkilerinden bahsedilmiştir. Bölgedeki dere ıslah çalışmalarında yanlış yöntemlerin tercih edilmesi ve yerleşim yerlerinin nehir ve dere yataklarına doğru genişlemesi, çok sayıda insanımızın mağdur olmasına ve maalesef hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Ayrıca, üç nehrin geçtiği ülkelerde barajların bulunması, yüksek yağışlar sonucunda baraj kapaklarının aynı anda açılması gibi durumlarda farklı boyutlarda tehlikeler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ve özellikle bölgemizde karşılaştığımız sel ve taşkınların ortak sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara yönelik yeni düzenlemeler geliştirilmesine rehberlik etmektir. Sel ve taşkınları deneyimlemiş afetzedelerle yapılan anket çalışmaları ve taşkından etkilenen köy muhtarlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, iyileştirme çalışmaları için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sel, Taşkın, Süreç iyileştirme

Sel
Hüseyin Türkel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors