Theses supervised by Doç. Dr. Yakup Burak
16 theses · Trakya University
Batı Trakya'da yaşayan okul öncesi dönem çocukların öğrenme güçlüğü erken belirtileri ile yürütücü işlev becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Batı Trakya'da yaşayan okul öncesi çocukların öğrenme güçlüğü riski erken belirtisi ile yürütücü işlev becerisi arasındaki ilişkidir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışma 2025 yılında Yunanistan'ın Batı Trakya Bölgesi, Gümülcine şehrinde yaşayan beş ve alt yaş okul öncesi dönemdeki çocuklar ile yürütülmüştür. Katılımcılar kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenmiş, aileler üzerinden zincirleme şekilde ulaşılarak veriler toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Öğrenme Güçlüğü Erken Belirtileri Tarama Ölçeği ve Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde etik kurul izni alınmış, ardından gönüllü ailelere Veli Katılım Onam Formu verilmiştir. Her aileye ölçekler dağıtılmış tüm ölçme araçları iyi derecede Türkçe bilen ebeveynler tarafından doldurulmuştur. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Dağılım normalliği çarpıklık ve basıklık değerleri ile test edilmiştir. Dağılımın parametrik olduğu tespit edilmiştir. İlişkileri incelemek için Pearson korelasyon katsayısı ve Basit Doğrusal Regresyon analizi kullanılmıştır. Cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum gibi değişkenlere göre farklılıkları belirlemek için Bağımsız Örneklem t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Anlamlı farklılıkların etki büyüklükleri için Cohen's d ve eta-kare (η²) değerleri hesaplanmıştır. Çalışmada okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğü riski taşıyan çocukların oranı belirlenmiş, bu riskin yürütücü işlevlerin alt boyutları olan çalışan bellek ve ketleme becerileriyle nasıl ilişkilendiği değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularından elde edilen sonuca göre çocukların yaklaşık %4'ünün öğrenme güçlüğü riski yaşadığı, %5'lik grubun yüksek risk altında, %19-36 arasındaki oranın ise orta düzeyde risk altında olduğu tespit edilmiştir. Öğrenme güçlüğü riski ile yürütücü işlevler arasında güçlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Özellikle çalışan bellek ve ketleme sorunları, öğrenme güçlüğü erken belirtilerinin önemli yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Çocukların öğrenme güçlüğü riskinin yaklaşık üçte birinin yürütücü işlev sorunlarıyla açıklanabildiği bulunmuştur. Cinsiyet açısından bakıldığında, erkek çocukların bilişsel beceri alanında öğrenme güçlüğü riskinin kızlara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak genel risk düzeyinde anlamlı bir cinsiyet farkı olmadığı saptanmıştır. Yaş açısından ise, beş yaşındaki çocukların dil, iletişim, psikomotor ve sosyal-duygusal becerilerde altı yaş grubuna kıyasla daha yüksek risk taşıdığı bulunmuştur. Sonuçlar, okul öncesi dönemde yürütücü işlev becerilerinin desteklenmesinin öğrenme güçlüğü riskinin azaltılmasında önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Araştırma, erken tanı ve müdahale programlarının önemini vurgulamakta; öğretmenler ve ebeveynler için bilgilendirme çalışmalarının yapılmasını önermektedir.
Okul öncesi dönem çocukların erken okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada okul öncesi dönem çocukların erken okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel araştırma modeli ile değerlendirilmiştir. Çalışma grubunu İstanbul İlinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyet gösteren ilkokulların anasınıfları ve bağımsız anaokullarında öğrenim gören 217, 60-72 aylık çocuk oluşturmaktadır. Çalışmanda veri toplama aracı 'Erken Okuryazarlık Testi (EROT)' ve 'Erken Okuryazarlık Becerileri Değerlendirme Anketi-Öğretmen Formu (EOBDA-ÖF)' kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve ardından alt amaçlara uygun analizler yapılmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda, alıcı dilde sözcük bilgisi, harf bilgisi ve işlev bilgisi alanlarında çocukların yeterli performans gösterdiği tespit edilmiştir. Buna karşın, okul öncesi dönem çocukların büyük bir kısmının ifade edici dil, genel isimlendirme, sesbilgisel farkındalık ve dinlediğini anlama gibi becerilerde beklenen düzeyin altında performans sergiledikleri tespit edilmiştir. Bu durum, bu alanlarda daha fazla desteğe ihtiyaç duyulduğuna işaret etmektedir. Bununla birlikte, EROT ve EOBDA-ÖF puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, okul öncesi dönem çocuklarının erken okuryazarlık becerileri cinsiyet, yaş aralığı, okul öncesi eğitime devam etme süresi, anne çalışma durumu, anne ve baba yaş aralıkları ile kardeş sayısı açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; öğretmen görüşlerine göre ilkokula hazır olma/ma durumu, aile türü, ailenin kendini tanımladıkları sosyo-ekonomik düzeyi ve anne-baba öğrenim düzeyi açısından anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönem çocukların erken okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada okul öncesi dönem çocukların erken okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel araştırma modeli ile değerlendirilmiştir. Çalışma grubunu İstanbul İlinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyet gösteren ilkokulların anasınıfları ve bağımsız anaokullarında öğrenim gören 217, 60-72 aylık çocuk oluşturmaktadır. Çalışmanda veri toplama aracı 'Erken Okuryazarlık Testi (EROT)' ve 'Erken Okuryazarlık Becerileri Değerlendirme Anketi-Öğretmen Formu (EOBDA-ÖF)' kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve ardından alt amaçlara uygun analizler yapılmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda, alıcı dilde sözcük bilgisi, harf bilgisi ve işlev bilgisi alanlarında çocukların yeterli performans gösterdiği tespit edilmiştir. Buna karşın, okul öncesi dönem çocukların büyük bir kısmının ifade edici dil, genel isimlendirme, sesbilgisel farkındalık ve dinlediğini anlama gibi becerilerde beklenen düzeyin altında performans sergiledikleri tespit edilmiştir. Bu durum, bu alanlarda daha fazla desteğe ihtiyaç duyulduğuna işaret etmektedir. Bununla birlikte, EROT ve EOBDA-ÖF puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, okul öncesi dönem çocuklarının erken okuryazarlık becerileri cinsiyet, yaş aralığı, okul öncesi eğitime devam etme süresi, anne çalışma durumu, anne ve baba yaş aralıkları ile kardeş sayısı açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; öğretmen görüşlerine göre ilkokula hazır olma/ma durumu, aile türü, ailenin kendini tanımladıkları sosyo-ekonomik düzeyi ve anne-baba öğrenim düzeyi açısından anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönem çocukların erken okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada okul öncesi dönem çocukların erken okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel araştırma modeli ile değerlendirilmiştir. Çalışma grubunu İstanbul İlinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyet gösteren ilkokulların anasınıfları ve bağımsız anaokullarında öğrenim gören 217, 60-72 aylık çocuk oluşturmaktadır. Çalışmanda veri toplama aracı 'Erken Okuryazarlık Testi (EROT)' ve 'Erken Okuryazarlık Becerileri Değerlendirme Anketi-Öğretmen Formu (EOBDA-ÖF)' kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve ardından alt amaçlara uygun analizler yapılmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda, alıcı dilde sözcük bilgisi, harf bilgisi ve işlev bilgisi alanlarında çocukların yeterli performans gösterdiği tespit edilmiştir. Buna karşın, okul öncesi dönem çocukların büyük bir kısmının ifade edici dil, genel isimlendirme, sesbilgisel farkındalık ve dinlediğini anlama gibi becerilerde beklenen düzeyin altında performans sergiledikleri tespit edilmiştir. Bu durum, bu alanlarda daha fazla desteğe ihtiyaç duyulduğuna işaret etmektedir. Bununla birlikte, EROT ve EOBDA-ÖF puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, okul öncesi dönem çocuklarının erken okuryazarlık becerileri cinsiyet, yaş aralığı, okul öncesi eğitime devam etme süresi, anne çalışma durumu, anne ve baba yaş aralıkları ile kardeş sayısı açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; öğretmen görüşlerine göre ilkokula hazır olma/ma durumu, aile türü, ailenin kendini tanımladıkları sosyo-ekonomik düzeyi ve anne-baba öğrenim düzeyi açısından anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma yöntemiyle desenlenmiştir. Çalışma grubunu 2022-2023 Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumuna devam eden dört altı yaş arası toplam 267 çocuklar oluşturmaktadır. Çocukların %52.4'ü kız, %47.6'sı erkek; %33'ü dört yaş, %31'i beş yaş ve %36'sı altı yaştır. Çalışmada örneklem belirlemede uygun veya elverişlilik (convenience) örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanda veri toplama aracı "Okul Öncesi Kabul Ölçeği-OÖK" "Özel Gereksinimli Çocuğa Karşı Prososyal Davranış Ölçeği-ÖGÇKPDÖ" ve "Resimli Sosyometri Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik tekniklerin kullanılmasının uygun olduğu tespit edilmiştir. Çalışma veri analizinde Pearson korelasyon katsayısı, basit doğrusal regresyon analizi, bağımsız gruplar için t- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulguları üç alt boyutta ele alınmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda çocukların özel gereksinimli çocuğa ne tür prososyal tepkiler vereceklerini bilmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli bir akranına karşı yardım etme eğiliminde oldukları ancak özel gereksinim konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadıkların neyi nasıl yapacağını bilmediklerini söylemek mümkündür. Araştırma bulgularından elde edilen bir diğer sonuca göre okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü ve sosyometrik dereceleri değerlendirildiğinde; çocukların prososyal davranışının akran kabulü ve sosyometrik derecesi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın üçüncü bulgusu doğrultusunda okul öncesi dönem çocukların cinsiyet, kardeş durumu, kardeş sırası ve kardeş sayısı gibi demografik değişkenlerine göre prososyal davranış puanları ve akran kabul puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Okul öncesi dönem çocukların daha önce okul öncesi eğitim alıp-almama durumu değişkenine göre prososyal davranışında anlamlı farklılık olduğu ancak çocukların akran kabullerinde anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma yöntemiyle desenlenmiştir. Çalışma grubunu 2022-2023 Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumuna devam eden dört altı yaş arası toplam 267 çocuklar oluşturmaktadır. Çocukların %52.4'ü kız, %47.6'sı erkek; %33'ü dört yaş, %31'i beş yaş ve %36'sı altı yaştır. Çalışmada örneklem belirlemede uygun veya elverişlilik (convenience) örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanda veri toplama aracı "Okul Öncesi Kabul Ölçeği-OÖK" "Özel Gereksinimli Çocuğa Karşı Prososyal Davranış Ölçeği-ÖGÇKPDÖ" ve "Resimli Sosyometri Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik tekniklerin kullanılmasının uygun olduğu tespit edilmiştir. Çalışma veri analizinde Pearson korelasyon katsayısı, basit doğrusal regresyon analizi, bağımsız gruplar için t- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulguları üç alt boyutta ele alınmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda çocukların özel gereksinimli çocuğa ne tür prososyal tepkiler vereceklerini bilmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli bir akranına karşı yardım etme eğiliminde oldukları ancak özel gereksinim konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadıkların neyi nasıl yapacağını bilmediklerini söylemek mümkündür. Araştırma bulgularından elde edilen bir diğer sonuca göre okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü ve sosyometrik dereceleri değerlendirildiğinde; çocukların prososyal davranışının akran kabulü ve sosyometrik derecesi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın üçüncü bulgusu doğrultusunda okul öncesi dönem çocukların cinsiyet, kardeş durumu, kardeş sırası ve kardeş sayısı gibi demografik değişkenlerine göre prososyal davranış puanları ve akran kabul puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Okul öncesi dönem çocukların daha önce okul öncesi eğitim alıp-almama durumu değişkenine göre prososyal davranışında anlamlı farklılık olduğu ancak çocukların akran kabullerinde anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma yöntemiyle desenlenmiştir. Çalışma grubunu 2022-2023 Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumuna devam eden dört altı yaş arası toplam 267 çocuklar oluşturmaktadır. Çocukların %52.4'ü kız, %47.6'sı erkek; %33'ü dört yaş, %31'i beş yaş ve %36'sı altı yaştır. Çalışmada örneklem belirlemede uygun veya elverişlilik (convenience) örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanda veri toplama aracı "Okul Öncesi Kabul Ölçeği-OÖK" "Özel Gereksinimli Çocuğa Karşı Prososyal Davranış Ölçeği-ÖGÇKPDÖ" ve "Resimli Sosyometri Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik tekniklerin kullanılmasının uygun olduğu tespit edilmiştir. Çalışma veri analizinde Pearson korelasyon katsayısı, basit doğrusal regresyon analizi, bağımsız gruplar için t- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulguları üç alt boyutta ele alınmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda çocukların özel gereksinimli çocuğa ne tür prososyal tepkiler vereceklerini bilmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli bir akranına karşı yardım etme eğiliminde oldukları ancak özel gereksinim konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadıkların neyi nasıl yapacağını bilmediklerini söylemek mümkündür. Araştırma bulgularından elde edilen bir diğer sonuca göre okul öncesi dönem çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranışı ile akran kabulü ve sosyometrik dereceleri değerlendirildiğinde; çocukların prososyal davranışının akran kabulü ve sosyometrik derecesi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın üçüncü bulgusu doğrultusunda okul öncesi dönem çocukların cinsiyet, kardeş durumu, kardeş sırası ve kardeş sayısı gibi demografik değişkenlerine göre prososyal davranış puanları ve akran kabul puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Okul öncesi dönem çocukların daha önce okul öncesi eğitim alıp-almama durumu değişkenine göre prososyal davranışında anlamlı farklılık olduğu ancak çocukların akran kabullerinde anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki öz yeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki özyeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Davranış Müdahale Teknikleri Kontrol Listesi", Dellaloğlu (2019) tarafından geliştirilen "Sık Kullanılan Davranış Müdahale Teknikleri (SIK-DMT) Bilgi Testi ve Çolak, Yorulmaz ve Altınkurt (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Özyeterlik İnancı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma Edirne'de resmi okullarda 2022-2023 eğitim öğretim yılı özel eğitim alanında çalışan toplam 104 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada veri analizinde dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırmada veri analizinde Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri ile akademik ve mesleki öz yeterlik algıları arasında herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin mesleki kıdem yılı ve yaş ile akademik ve mesleki öz yeterlik arasında düşük düzeyde bir ilişki olduğu ancak sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri arasından herhangi bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Bunula birlikte özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çoğunluğunun davranış müdahale tekniklerini kullandıklarını belirtmelerine rağmen etkili olmadığını söyledikleri tespit edilmiştir. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çalıştığı eğitim kurumun türüne ve cinsiyetine göre mesleki öz yeterlik, akademik öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak öğretmenlerin mezuniyet alanının mesleki öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği ancak akademik öz yeterlik algılarında farklılığa neden olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin eğitim kademesi mesleki öz yeterlik ve akademik öz yeterlik algılarında herhangi bir farklılık göstermediği ancak özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki öz yeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki özyeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Davranış Müdahale Teknikleri Kontrol Listesi", Dellaloğlu (2019) tarafından geliştirilen "Sık Kullanılan Davranış Müdahale Teknikleri (SIK-DMT) Bilgi Testi ve Çolak, Yorulmaz ve Altınkurt (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Özyeterlik İnancı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma Edirne'de resmi okullarda 2022-2023 eğitim öğretim yılı özel eğitim alanında çalışan toplam 104 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada veri analizinde dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırmada veri analizinde Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri ile akademik ve mesleki öz yeterlik algıları arasında herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin mesleki kıdem yılı ve yaş ile akademik ve mesleki öz yeterlik arasında düşük düzeyde bir ilişki olduğu ancak sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri arasından herhangi bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Bunula birlikte özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çoğunluğunun davranış müdahale tekniklerini kullandıklarını belirtmelerine rağmen etkili olmadığını söyledikleri tespit edilmiştir. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çalıştığı eğitim kurumun türüne ve cinsiyetine göre mesleki öz yeterlik, akademik öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak öğretmenlerin mezuniyet alanının mesleki öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği ancak akademik öz yeterlik algılarında farklılığa neden olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin eğitim kademesi mesleki öz yeterlik ve akademik öz yeterlik algılarında herhangi bir farklılık göstermediği ancak özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki öz yeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki özyeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Davranış Müdahale Teknikleri Kontrol Listesi", Dellaloğlu (2019) tarafından geliştirilen "Sık Kullanılan Davranış Müdahale Teknikleri (SIK-DMT) Bilgi Testi ve Çolak, Yorulmaz ve Altınkurt (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Özyeterlik İnancı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma Edirne'de resmi okullarda 2022-2023 eğitim öğretim yılı özel eğitim alanında çalışan toplam 104 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada veri analizinde dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırmada veri analizinde Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri ile akademik ve mesleki öz yeterlik algıları arasında herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin mesleki kıdem yılı ve yaş ile akademik ve mesleki öz yeterlik arasında düşük düzeyde bir ilişki olduğu ancak sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri arasından herhangi bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Bunula birlikte özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çoğunluğunun davranış müdahale tekniklerini kullandıklarını belirtmelerine rağmen etkili olmadığını söyledikleri tespit edilmiştir. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çalıştığı eğitim kurumun türüne ve cinsiyetine göre mesleki öz yeterlik, akademik öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak öğretmenlerin mezuniyet alanının mesleki öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği ancak akademik öz yeterlik algılarında farklılığa neden olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin eğitim kademesi mesleki öz yeterlik ve akademik öz yeterlik algılarında herhangi bir farklılık göstermediği ancak özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
Çocukların okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul dönemindeki okuma becerilerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada çocukların okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul dönemindeki okuma becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde Edirne ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilkokullarda öğrenim görmekte olan, daha önce okul öncesi eğitim alan 99 ilkokul ikinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak; ilkokul ikinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerileri "Formel Olmayan Okuma Envanteri-FOOE" ve "Yanlış Analizi Envanteri" ile belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin öğrencilerin okuma performansını (akıcı okuma ve okuduğunu anlama) değerlendirmesi amacıyla "Sınıf Öğretmeni Anket Formu-SÖAF kullanılmıştır. İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okul öncesi öğretmenlerinden okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerilerine yönelik görüş almak amacıyla "Erken Okuryazarlık Becerileri Değerlendirme Aracı Öğretmen Formu-EROBDA-ÖF" kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin okuma performansı ile ilkokul ikinci sınıftaki öğretmenlerinin ve çalışma grubundaki çocukların okul öncesi öğretmenlerinin geriye dönük görüşleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuca göre okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi iyi düzeyde olan öğrencilerin bu becerisi ile ilkokul ikinci sınıfta okuma ve okuduğunu anlama becerisi arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin okul öncesi dönem erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul ikinci sınıftaki okuma süresi ve okuma hatası arasında ise negatif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin ilkokul ikinci sınıf öğrencisinin okuma becerisi, genel akademik başarısı ve Türkçe dersindeki performansına yönelik görüşleri ile okul öncesi dönem öğretmenlerinin çocukların erken okuryazarlık becerilerine yönelik görüşleri arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuma, okuduğunu anlama ve okuma süresi arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okuma süresi ve okuduğunu anlama performansı arasında anlamlı düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca okuma hatası ile okuduğunu anlama performansı arasında negatif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu, okuma hatası ile okuma süresi arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Çocukların okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul dönemindeki okuma becerilerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada çocukların okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul dönemindeki okuma becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde Edirne ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilkokullarda öğrenim görmekte olan, daha önce okul öncesi eğitim alan 99 ilkokul ikinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak; ilkokul ikinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerileri "Formel Olmayan Okuma Envanteri-FOOE" ve "Yanlış Analizi Envanteri" ile belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin öğrencilerin okuma performansını (akıcı okuma ve okuduğunu anlama) değerlendirmesi amacıyla "Sınıf Öğretmeni Anket Formu-SÖAF kullanılmıştır. İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okul öncesi öğretmenlerinden okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerilerine yönelik görüş almak amacıyla "Erken Okuryazarlık Becerileri Değerlendirme Aracı Öğretmen Formu-EROBDA-ÖF" kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin okuma performansı ile ilkokul ikinci sınıftaki öğretmenlerinin ve çalışma grubundaki çocukların okul öncesi öğretmenlerinin geriye dönük görüşleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuca göre okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi iyi düzeyde olan öğrencilerin bu becerisi ile ilkokul ikinci sınıfta okuma ve okuduğunu anlama becerisi arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin okul öncesi dönem erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul ikinci sınıftaki okuma süresi ve okuma hatası arasında ise negatif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin ilkokul ikinci sınıf öğrencisinin okuma becerisi, genel akademik başarısı ve Türkçe dersindeki performansına yönelik görüşleri ile okul öncesi dönem öğretmenlerinin çocukların erken okuryazarlık becerilerine yönelik görüşleri arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuma, okuduğunu anlama ve okuma süresi arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okuma süresi ve okuduğunu anlama performansı arasında anlamlı düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca okuma hatası ile okuduğunu anlama performansı arasında negatif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu, okuma hatası ile okuma süresi arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Çocukların okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul dönemindeki okuma becerilerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada çocukların okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul dönemindeki okuma becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde Edirne ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilkokullarda öğrenim görmekte olan, daha önce okul öncesi eğitim alan 99 ilkokul ikinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak; ilkokul ikinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerileri "Formel Olmayan Okuma Envanteri-FOOE" ve "Yanlış Analizi Envanteri" ile belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin öğrencilerin okuma performansını (akıcı okuma ve okuduğunu anlama) değerlendirmesi amacıyla "Sınıf Öğretmeni Anket Formu-SÖAF kullanılmıştır. İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okul öncesi öğretmenlerinden okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerilerine yönelik görüş almak amacıyla "Erken Okuryazarlık Becerileri Değerlendirme Aracı Öğretmen Formu-EROBDA-ÖF" kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin okuma performansı ile ilkokul ikinci sınıftaki öğretmenlerinin ve çalışma grubundaki çocukların okul öncesi öğretmenlerinin geriye dönük görüşleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuca göre okul öncesi dönemdeki erken okuryazarlık becerisi iyi düzeyde olan öğrencilerin bu becerisi ile ilkokul ikinci sınıfta okuma ve okuduğunu anlama becerisi arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin okul öncesi dönem erken okuryazarlık becerisi ile ilkokul ikinci sınıftaki okuma süresi ve okuma hatası arasında ise negatif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin ilkokul ikinci sınıf öğrencisinin okuma becerisi, genel akademik başarısı ve Türkçe dersindeki performansına yönelik görüşleri ile okul öncesi dönem öğretmenlerinin çocukların erken okuryazarlık becerilerine yönelik görüşleri arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuma, okuduğunu anlama ve okuma süresi arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okuma süresi ve okuduğunu anlama performansı arasında anlamlı düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca okuma hatası ile okuduğunu anlama performansı arasında negatif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu, okuma hatası ile okuma süresi arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Edirne il ve ilçelerinde resmi ve özel eğitim kurumlarında görev yapan toplam 237 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği ve Öğretmenlerin Engelli Öğrencileri Öğretmeye Yönelik Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon analizi ve ki-kare testi ve testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireylere karşı tutumu artıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının da düşük düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin OSB ve süreğen hastalığı olan öğrenciler ile çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer özel gereksinim türlerinin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, duygu davranış bozukluğu, serebral palsi ve Down sendromu olan bireylerle çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. Diğer özel gereksinim türlerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu ilişkiyi hangi düzeyde yordadığına yönelik yapılan analize göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireye karşı tutumlarını, özel gereksinim türleriyle çalışma sıklığı ve özel gereksinim türüne karşı tutumlarıyla yaklaşık olarak dörtte bir oranında açıkladığı söylenebilir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinim türleri ile çalışma sıklıkları ve tercih etme durumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Edirne il ve ilçelerinde resmi ve özel eğitim kurumlarında görev yapan toplam 237 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği ve Öğretmenlerin Engelli Öğrencileri Öğretmeye Yönelik Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon analizi ve ki-kare testi ve testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireylere karşı tutumu artıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının da düşük düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin OSB ve süreğen hastalığı olan öğrenciler ile çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer özel gereksinim türlerinin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, duygu davranış bozukluğu, serebral palsi ve Down sendromu olan bireylerle çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. Diğer özel gereksinim türlerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu ilişkiyi hangi düzeyde yordadığına yönelik yapılan analize göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireye karşı tutumlarını, özel gereksinim türleriyle çalışma sıklığı ve özel gereksinim türüne karşı tutumlarıyla yaklaşık olarak dörtte bir oranında açıkladığı söylenebilir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinim türleri ile çalışma sıklıkları ve tercih etme durumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Edirne il ve ilçelerinde resmi ve özel eğitim kurumlarında görev yapan toplam 237 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği ve Öğretmenlerin Engelli Öğrencileri Öğretmeye Yönelik Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon analizi ve ki-kare testi ve testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireylere karşı tutumu artıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının da düşük düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin OSB ve süreğen hastalığı olan öğrenciler ile çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer özel gereksinim türlerinin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, duygu davranış bozukluğu, serebral palsi ve Down sendromu olan bireylerle çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. Diğer özel gereksinim türlerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu ilişkiyi hangi düzeyde yordadığına yönelik yapılan analize göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireye karşı tutumlarını, özel gereksinim türleriyle çalışma sıklığı ve özel gereksinim türüne karşı tutumlarıyla yaklaşık olarak dörtte bir oranında açıkladığı söylenebilir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinim türleri ile çalışma sıklıkları ve tercih etme durumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.