Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Funda Karabağ Çoban

10 theses · Uşak University

Master'sOpen AccessTR

İnsan kolon kanseri (CCL–233) hücrelerinde borun apoptotik ve antianjiyogenik etkilerinin araştırılması

Kolorektal kanser (CRC), dünya çapında kansere bağlı ölümlerin en yaygın nedenlerinden biridir ve kansere bağlı ölümün önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Son araştırmalar, diyet ve yaşam tarzı dahil olmak üzere mikrobiyal ve çevresel faktörlerin kolon kanseri gelişimini etkileyebileceğini göstermiştir. Kolorektal kanser tedavisi için kullanılan metotların başarı oranları oldukça düşüktür. Bor, çeşitli biyolojik işlemlerde önemli rol oynayan önemli bir mineraldir. Bitkilerin, hayvanların ve insanların büyümesi için bor gereklidir. Bor olarak adlandırılan bu bileşikler içerisinde en önemli olanları borik asit ve borakstır. Borik asit'in bazı önemli kimyasal özellikleri kanser tedavisinde kullanılabilirliğini desteklemektedir. Yapılan çalışmalar, bor diyetiyle beslenen hayvan ve insanlarda, kemik yoğunluğu, embriyonik gelişimi, yara iyileşmesi ve kanser tedavisi ile borun diğer faydalarınıda ortaya koymaktadır. Borun, çeşitli enzimlerin ve minerallerin metabolizmasını etkilediği de bildirilmiştir. Yapılan bu tez çalışmasında CCl-233 insan kolon adenokarsinom hücre hattı üzerine borik asitin etkileri proliferasyon, VEGF ve Poli (ADP-riboz) polimeraz (PARP) analizi çalışmalarıyla araştırılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda; hücre canlılık analizlerimizde ii 50 mM borik asitin hücre proliferasyonunu 24., 48. ve 72. saatler sonucunda azalttığı gözlenmiştir. En iyi sonuçların 48. saatte ortaya çıktığı bulunmuştur. Ardından 48. saatte PARP analizine bakılmıştır. PARP değerleri cisplatin uygulanan kontrol grubuda yüksek çıkmıştır. Buna karşılık borun iki konsantrasyonunda (50-100 mM) PARP seviyeleri kontrol grubuna göre (p<0,05) düşük çıkmıştır. Bu analize ek olarak 48. saatte VEGF analizi yapılarak, VEGF bor düzeylerinin cisplatin uygulanan kontrol grubuyla aralarında fark olduğu, kontrol grubuyla aralarında bir fark olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler : Kolon Kanseri, Borik asit, Proliferasyon, VEGF, PARP

Şahabettin Can Özyarım
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan meme kanseri mcf-7 hücrelerinde borun genotoksik ve anjiogenik etkilerinin araştırılması

Meme kanseri, kadınlarda en çok görülen kanser türü olup, dünyada kadın ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Meme kanserine çözüm bulunması amacıyla, tedaviye yönelik farklı çalışmalar yapılmakta ve farklı ilaç ve maddelerin bu hastalık üzerindeki etkileri yoğun bir şekilde araştırılmaktadır. Bu çalışmada meme kanseri hücre dizisinde (MCF-7) borik asit kullanımının antiproliferatif, apoptotik, anjiyojenik ve antioksidan etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Kemoterapötik ajanlar neoplastik hücrelere zarar verirken bazı normal hücreler de bundan etkilenmekte ve bu durum çeşitli yan etkilere neden olmaktadır. Borik asidin bazı kanser hücresi tiplerinin çoğalmasını kontrol ettiği gösterilmiştir. Borik asit peptitler, proteazlar, proteazomlar, arginaz, nitrik oksit sentaz ve transpeptidazların bir inhibitörüdür. Borik asidin güçlü bir antioksidan etki göstermesi, özellikle kanser tedavilerinde kullanılan ilaçların yan etkilerinin azaltılması ve reaktif oksijen türlerinin (ROS) seviyesini azaltması açısından önem teşkil etmektedir. ii Bu çalışmada borik asidin ortalama latel doz (LD50) değerlerini belirlemek için MCF-7 hücre dizisi üzerine borik asidin farklı konsantrasyonları uygulandı ve sitotoksik aktiviteleri 24, 48 ve 72. saatte hücre sayım (CCK-8) ELİSA kiti kullanılarak antiproliferatif etkisi belirlendi. Bulunan sonuçlarda en anlamlı değişiklikler 48.saatte görülmüştür. Bu sebeple diğer analizler 48 saatlik inkübasyon süresi üzerinden yapılmıştır. Biyokimyasal parametrelerin tayini için belirlenen konsantrasyonlar hücrelere uygulandıktan sonra hücre lizatları elde edildi. Elde edilen numunelerle anjiyogenik etkilerin belirlenmesi için vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEG-F) elisa kiti kullanıldı. Apoptotik etkileri belirlemek amacıyla da Poli(ADP-riboz) polimeraz (PARP) elisa kiti kullanıldı. Total antioksidan ve oksidan seviyeleri belirlemek için ise TAS ve TOS elisa kitleri kullanıldı. Sonuç olarak bu çalışmada konsantrasyon ve zamana bağlı borik asidin MCF-7 meme kanseri hücre hattında proliferasyonun azaldığı gözlemlendi. Aynı zamanda elde ettiğimiz PARP sonuçlarına göre borik asit konsantrasyonlarının kontrol grubuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Borik asit konsantrasyonları ile Cis Platin grupları arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Her iki grubun da kontrol grubuna göre artış göstermesi, borik asidin hücreyi nekroza götürdüğünü düşündürmektedir. Borik asidin anjiyogenez ile ilişkisini açıklamak amacıyla yapılan VEG-F sonuçlarına bakıldığında ayrı ayrı hem kontrol grubu hem de Cis Platin ile anlamlı farklılıklar gözlemlendi. Analizlerde borik asit gruplarında MCF-7 meme kanseri hücre hattında Cis Platinden daha etkili sonuçlar elde edilmiştir ve bu durum borik asidin antianjiyogenik bir etkisinin olabileceğini düşündürmektedir. Yapılan TAS-TOS analizleri sonucu antoksidan kapasite ve oksidan kapasite konsantrasyona bağlı artış gösterdi. Bu durum hücrenin oksidatif strese girdiğine ve buna karşılık antioksidan seviyelerini denge kurmak amacıyla arttırdığını düşündürmektedir. Bu açıdan bakıldığında, MCF-7 hücrelerinde yapılan biyokimyasal analizlerin doza bağlı değişimlerinin literatüre katkı sağlayacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: MCF-7, Borik Asit, PARP, VEGF

Ali Osman Albayrak
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Parasetamol-indüklü hepatotoksisite modelinde borun eser element düzeyine etkisi

Çalışmamızda dokulardaki oksidan/antioksidan sistemi koruma ve glutatyon depolarını artırma özellikleri olan borun, kullanımı yaygın ve yüksek dozlarda hepatotoksik hasara yol açtığı bilinen parasetamolün olumsuz etkilerini azaltmadaki etkinliğini ve antioksidan rolünü araştırdık. Bunun için parasetamol indüklü hepatotoksisite modeli oluşturarak borun eser element seviyesindeki etkinliğine bakıldı. Çalışmamızda kullanılan deney hayvanları yedi gruba ayrıldı: kontrol, 2 g/kg parasetamol, 2 g/kg parasetamol + 50 mg/kg borik asit, 2 g/kg parasetamol + 100 mg/kg borik asit, 2 g/kg parasetamol + 200 mg/kg borik asit, 2 g/kg parasetamol + 140 mg/kg N-asetilsistein (NAC), 200 mg/kg borik asit. Yapılan ölçümler sonucu serum parasetamol grubu aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT) düzeyleri ve doku örneklerinden yapılan analiz sonucu protein karbonil (POC), total oksidan seviye (TOS) ve oksidatif stres indeksi (OSİ) seviyeleri artmış, bor verilen gruplarda ise anlamlı bir azalma gözlemlenmiştir. Parasetamol grubu protein tiyol (-SH), total antioksidan seviye (TAS) ve eser element düzeylerinde düşme görülürken bor gruplarında anlamlı bir artış olmuştur. Sonuç olarak, bor takviyesi yapılarak, parasetamolün oksidan/antioksidan dengesine yaptığı hasarın azaldığını gözlemledik ve borun farklı parametlere yaptığı etkilerden yola çıkarak antioksidan özellik gösterdiği söylenebilir.

BorEser elementlerParasetamol
Binnaz Kuru
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Parasetamol-indüklü hepatotoksisite modelinde borun eser element düzeyine etkisi

Çalışmamızda dokulardaki oksidan/antioksidan sistemi koruma ve glutatyon depolarını artırma özellikleri olan borun, kullanımı yaygın ve yüksek dozlarda hepatotoksik hasara yol açtığı bilinen parasetamolün olumsuz etkilerini azaltmadaki etkinliğini ve antioksidan rolünü araştırdık. Bunun için parasetamol indüklü hepatotoksisite modeli oluşturarak borun eser element seviyesindeki etkinliğine bakıldı. Çalışmamızda kullanılan deney hayvanları yedi gruba ayrıldı: kontrol, 2 g/kg parasetamol, 2 g/kg parasetamol + 50 mg/kg borik asit, 2 g/kg parasetamol + 100 mg/kg borik asit, 2 g/kg parasetamol + 200 mg/kg borik asit, 2 g/kg parasetamol + 140 mg/kg N-asetilsistein (NAC), 200 mg/kg borik asit. Yapılan ölçümler sonucu serum parasetamol grubu aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT) düzeyleri ve doku örneklerinden yapılan analiz sonucu protein karbonil (POC), total oksidan seviye (TOS) ve oksidatif stres indeksi (OSİ) seviyeleri artmış, bor verilen gruplarda ise anlamlı bir azalma gözlemlenmiştir. Parasetamol grubu protein tiyol (-SH), total antioksidan seviye (TAS) ve eser element düzeylerinde düşme görülürken bor gruplarında anlamlı bir artış olmuştur. Sonuç olarak, bor takviyesi yapılarak, parasetamolün oksidan/antioksidan dengesine yaptığı hasarın azaldığını gözlemledik ve borun farklı parametlere yaptığı etkilerden yola çıkarak antioksidan özellik gösterdiği söylenebilir.

BorEser elementlerParasetamol
Binnaz Kuru
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan akciğer kanseri A549 hücrelerinde borun apoptotik ve antianjiyogenik etkilerinin araştırılması

Günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri olan akciğer kanseri, hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık ölüme neden olan kanser türüdür. İnsan alveoler karsinoma hücrelerden köken alan A549 akciğer hücreleri tip II alveoler hücre fenotipi ile eşleşmekle birlikte, insan primer alveoler epitel hücrelerinin sahip olduğu birçok karakteristiğe de sahiptir. Bor, nükleer, cam, seramik, ilaç, deterjan, tarım gibi birçok alanda kullanılır ve kullanım alanları her geçen gün artmaktadır. Yeni yapılan araştırmalarla borun insan sağlığı için önemli bir element olduğu gösterilmektedir. Bu bilgilerden yola çıkılarak, bu çalışma A549 insan akciğer kanseri hücre hattında faklı konsantrasyonlardaki borik asidin etkisini, proliferasyon deneyi, TAS (Total Antioxidant Status), TOS (Total Oxidant Status), VEGF (Vascular Endothelial Growth Factor) ve PARP (Poli (ADP-Riboz) Polimeraz ) Analizleri ile araştırmak amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada, proliferasyon deneyinde 5 mM, 10 mM, 20 mM, 40 mM ve 100 mM konstantrasyonlarda dozlarla doğru orantılı olarak canlılık değerlerinin düştüğü görülmüştür ve LD50 değeri 20 mM olarak belirlenmiştir. TAS ve TOS analizlerinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. VEGF değerlerinde, 10 mM, 20 mM ve 40 mM borik asit konsantrasyonlarında VEGF değerlerinin konrol grubuna göre düştüğü görülmüştür. PARP değerlerinde 10 mM, 20 mM ve 40 mM'lık tüm konsantrasyonlarda anlamlı bir yükseliş görülmüştür. Bulgular sonucunda; borik asidin 10 mM ve 20 mM konsantrasyonlarının VEGF düzeylerini azaltarak anjiyogenezi azaltabileceği düşünülmektedir. PARP değerlerinde görülen yükseliş ise 10 mM, 20 mM ve 40 mM konsantrasyonlarda borik asidin hücreyi nekroza götürdüğünü düşündürebilir.

Hande Aytuğ
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan akciğer kanseri A549 hücrelerinde borun apoptotik ve antianjiyogenik etkilerinin araştırılması

Günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri olan akciğer kanseri, hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık ölüme neden olan kanser türüdür. İnsan alveoler karsinoma hücrelerden köken alan A549 akciğer hücreleri tip II alveoler hücre fenotipi ile eşleşmekle birlikte, insan primer alveoler epitel hücrelerinin sahip olduğu birçok karakteristiğe de sahiptir. Bor, nükleer, cam, seramik, ilaç, deterjan, tarım gibi birçok alanda kullanılır ve kullanım alanları her geçen gün artmaktadır. Yeni yapılan araştırmalarla borun insan sağlığı için önemli bir element olduğu gösterilmektedir. Bu bilgilerden yola çıkılarak, bu çalışma A549 insan akciğer kanseri hücre hattında faklı konsantrasyonlardaki borik asidin etkisini, proliferasyon deneyi, TAS (Total Antioxidant Status), TOS (Total Oxidant Status), VEGF (Vascular Endothelial Growth Factor) ve PARP (Poli (ADP-Riboz) Polimeraz ) Analizleri ile araştırmak amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada, proliferasyon deneyinde 5 mM, 10 mM, 20 mM, 40 mM ve 100 mM konstantrasyonlarda dozlarla doğru orantılı olarak canlılık değerlerinin düştüğü görülmüştür ve LD50 değeri 20 mM olarak belirlenmiştir. TAS ve TOS analizlerinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. VEGF değerlerinde, 10 mM, 20 mM ve 40 mM borik asit konsantrasyonlarında VEGF değerlerinin konrol grubuna göre düştüğü görülmüştür. PARP değerlerinde 10 mM, 20 mM ve 40 mM'lık tüm konsantrasyonlarda anlamlı bir yükseliş görülmüştür. Bulgular sonucunda; borik asidin 10 mM ve 20 mM konsantrasyonlarının VEGF düzeylerini azaltarak anjiyogenezi azaltabileceği düşünülmektedir. PARP değerlerinde görülen yükseliş ise 10 mM, 20 mM ve 40 mM konsantrasyonlarda borik asidin hücreyi nekroza götürdüğünü düşündürebilir.

Hande Aytuğ
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Parasetamol indüklü nefrotoksisite modelinde oksidatif stres ve eser element üzerine kafeik asit fenil ester'in koruyucu etkisinin araştırılması

Ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisi olan parasetamol, güvenilir, ucuz ve ulaşılabilmesi kolay olması bakımından dünyada en çok kullanılan ilaçlardan biridir. Parasetamolün yüksek doz kullanımı nefrotoksisiteye neden olur. Propolis maddesinin aktif bileşenlerinden biri olan Kafeik Asit Fenetil Ester (CAPE), arıların bitkilerden topladığı özütün içinde bulunur. Bu çalışmada ratlarda parasetamol ile indüklenmiş nefrotoksisite modelinde kafeik asit fenetil esterin (CAPE) koruyucu etkisi araştırıldı. Çalışmada 36 adet deney hayvanı rastgele seçilerek 6 guruba ayrıldı. Bunlar; Kontrol, parasetamol, parasetamol + CAPE, parasetamol + NAC, CAPE ve Etanol gurubu. Kontrol grubu yalnızca standart yem ile beslendi. Parasetamol gurubuna distile suda çözülen, 2g/kg oranında 2ml gavaj yolu ile parasetamol uygulaması yapıldı. Parasetamol + CAPE gurubuna 2g/kg oral parasetemol uygulaması sonrasında, 10mikrogram/kg CAPE uygulaması yapılırken, Parasetamol +NAC gurubuna 140 mg/kg N-AsetilSistein oral yoldan verildikten 1 saat sonrası 2 g/kg dozunda, 2 ml parasetamol uygulaması yapıldı. CAPE gurubuna tek başına 10 mikrogram/kg CAPE etanol ile çözdürülüp intraperitoneal uygulandı. Parasetamol grubunun BUN ve Kreatinin değerleri; kontrol, parasetamol+CAPE, Parasetamol+NAC, CAPE, Etanol guruplarına göre anlamlı olarak yüksek (P<0,05) bulunmuştur. Ayrıca parasetamol grubunda, SOD, CAT ve GSH düzeyleri ile birlikte TAS (total antioksidan seviyesi) ve analizini yaptığımız eser element değerlerinde anlamlı bir azalma gözlenirken, TOS (total oksidan seviyesi) değerinde anlamlı bir artış gözlemlendi. Parasetamol MDA ve 8-OHdG değerlerinde de anlamlı bir (p<0,05) artış gözlemlendi. Ayrıca böbrek dokusunda yapılan histopatolojik incelemede paraetamol grubunda vakuoler dejeneratif değişiklikler görüldü. Çalışmanın sonucunda, CAPE'nin oksidatif hasara ve parasatemol kaynaklı böbrek hasarına karşı koruyucu bir rol oynadığı ortaya koyulmuştur.

Safa Şahin
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Parasetamol indüklü nefrotoksisite modelinde oksidatif stres ve eser element üzerine kafeik asit fenil ester'in koruyucu etkisinin araştırılması

Ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisi olan parasetamol, güvenilir, ucuz ve ulaşılabilmesi kolay olması bakımından dünyada en çok kullanılan ilaçlardan biridir. Parasetamolün yüksek doz kullanımı nefrotoksisiteye neden olur. Propolis maddesinin aktif bileşenlerinden biri olan Kafeik Asit Fenetil Ester (CAPE), arıların bitkilerden topladığı özütün içinde bulunur. Bu çalışmada ratlarda parasetamol ile indüklenmiş nefrotoksisite modelinde kafeik asit fenetil esterin (CAPE) koruyucu etkisi araştırıldı. Çalışmada 36 adet deney hayvanı rastgele seçilerek 6 guruba ayrıldı. Bunlar; Kontrol, parasetamol, parasetamol + CAPE, parasetamol + NAC, CAPE ve Etanol gurubu. Kontrol grubu yalnızca standart yem ile beslendi. Parasetamol gurubuna distile suda çözülen, 2g/kg oranında 2ml gavaj yolu ile parasetamol uygulaması yapıldı. Parasetamol + CAPE gurubuna 2g/kg oral parasetemol uygulaması sonrasında, 10mikrogram/kg CAPE uygulaması yapılırken, Parasetamol +NAC gurubuna 140 mg/kg N-AsetilSistein oral yoldan verildikten 1 saat sonrası 2 g/kg dozunda, 2 ml parasetamol uygulaması yapıldı. CAPE gurubuna tek başına 10 mikrogram/kg CAPE etanol ile çözdürülüp intraperitoneal uygulandı. Parasetamol grubunun BUN ve Kreatinin değerleri; kontrol, parasetamol+CAPE, Parasetamol+NAC, CAPE, Etanol guruplarına göre anlamlı olarak yüksek (P<0,05) bulunmuştur. Ayrıca parasetamol grubunda, SOD, CAT ve GSH düzeyleri ile birlikte TAS (total antioksidan seviyesi) ve analizini yaptığımız eser element değerlerinde anlamlı bir azalma gözlenirken, TOS (total oksidan seviyesi) değerinde anlamlı bir artış gözlemlendi. Parasetamol MDA ve 8-OHdG değerlerinde de anlamlı bir (p<0,05) artış gözlemlendi. Ayrıca böbrek dokusunda yapılan histopatolojik incelemede paraetamol grubunda vakuoler dejeneratif değişiklikler görüldü. Çalışmanın sonucunda, CAPE'nin oksidatif hasara ve parasatemol kaynaklı böbrek hasarına karşı koruyucu bir rol oynadığı ortaya koyulmuştur.

Safa Şahin
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Parasetamol indüklü hepatotoksisite modelinde kafeik asit fenetil asit'in inflamasyon ve oksidatif stres üzerine etkisinin araştırılması

Parasetamol ucuz olması, kolay bulunabilmesi bakımından sık kullanılan ağrı kesici, ateş düşürücü etkisi olan bir ilaçtır. Parasetamol, karaciğerde metabolize olmaktadır. Yüksek dozda parasetamol karaciğer hasarına (hepatotoksisite) neden olmaktadır. Kafeik Asit Fenetil Ester (CAPE); antimikrobik, antiinflamatuvar, antioksidan özelliklere sahip bir bileşendir. Uzunca aromatik ve alifatik yapıdaki karbonları olmasından dolayı hücre duvarından kolayca geçer ve etki edeceği bölgeye daha rahat ulaşır. Bu çalışmanın amacı ratlara parasetamol ile hepatotoksisite oluşturulup meydana gelebilecek oksidatif stres ve enflamasyon üzerine CAPE'nin koruyucu etkisini araştırmak için tasarlanmıştır. Bunun için çalışmamızda 36 wistar erkek rat kullanıldı. Rastgele olacak şekilde altı gruba ayrıldı; kontrol: sadece yem verildi, parasetamol:2g/kg dozunda parasetamol, parasetamol+CAPE: 2g/kg dozunda parasetamol+10µg/kg CAPE, parasetamol+NAC: Parasetamol 2g/kg+NAC (140 mg/kg): 140 mg/kg N-AsetilSistein 1 saat sonrasında da 2g/kg dozunda, 2 mL parasetamol, CAPE: 10 mikrogram/kg CAPE ve etanol grubu. Veriler istatistiksel olarak SPSS-18 ANOVA ile standart sapma olarak değerlendirilmiştir. P<0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, parasetamol indüklü hepatotoksisite modelinde kontrol grubuna göre parasetamol grubunda oksidatif stres parametrelerinin ve sitokin seviyelerinin istatistiksel olarak arttığı (p<0.05), CAPE'nin meydana gelen enflamasyon ve oksidatif strese karşı koruyucu bir etki gösterdiği gözlemlenmiştir.

Nuket Kamiş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Parasetamol indüklü hepatotoksisite modelinde kafeik asit fenetil asit'in inflamasyon ve oksidatif stres üzerine etkisinin araştırılması

Parasetamol ucuz olması, kolay bulunabilmesi bakımından sık kullanılan ağrı kesici, ateş düşürücü etkisi olan bir ilaçtır. Parasetamol, karaciğerde metabolize olmaktadır. Yüksek dozda parasetamol karaciğer hasarına (hepatotoksisite) neden olmaktadır. Kafeik Asit Fenetil Ester (CAPE); antimikrobik, antiinflamatuvar, antioksidan özelliklere sahip bir bileşendir. Uzunca aromatik ve alifatik yapıdaki karbonları olmasından dolayı hücre duvarından kolayca geçer ve etki edeceği bölgeye daha rahat ulaşır. Bu çalışmanın amacı ratlara parasetamol ile hepatotoksisite oluşturulup meydana gelebilecek oksidatif stres ve enflamasyon üzerine CAPE'nin koruyucu etkisini araştırmak için tasarlanmıştır. Bunun için çalışmamızda 36 wistar erkek rat kullanıldı. Rastgele olacak şekilde altı gruba ayrıldı; kontrol: sadece yem verildi, parasetamol:2g/kg dozunda parasetamol, parasetamol+CAPE: 2g/kg dozunda parasetamol+10µg/kg CAPE, parasetamol+NAC: Parasetamol 2g/kg+NAC (140 mg/kg): 140 mg/kg N-AsetilSistein 1 saat sonrasında da 2g/kg dozunda, 2 mL parasetamol, CAPE: 10 mikrogram/kg CAPE ve etanol grubu. Veriler istatistiksel olarak SPSS-18 ANOVA ile standart sapma olarak değerlendirilmiştir. P<0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, parasetamol indüklü hepatotoksisite modelinde kontrol grubuna göre parasetamol grubunda oksidatif stres parametrelerinin ve sitokin seviyelerinin istatistiksel olarak arttığı (p<0.05), CAPE'nin meydana gelen enflamasyon ve oksidatif strese karşı koruyucu bir etki gösterdiği gözlemlenmiştir.

Nuket Kamiş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00

Other supervisors