Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Hilal Hümeyra Erdoğan
10 theses · Avrasya University
Küresel salgın COVID-19 sürecinde, sağlık sektöründe finansal performans analizi: Türkiye, Almanya ve İtalya örneği
Finansal analiz, varlığını sürdürmekte olan işletmelerin finansal açıdan durumunun yeterli olup olmadığını ölçmektedir. Aynı zamanda işletmenin gelişiminin ne yönde olduğunu ölçmek için finansal tablolar aracılığıyla, bu tablolardaki kalemlerin yıllar ya da dönemler arasındaki değişimini inceleyerek sonuç ve önerilere ulaşılan bir analiz tekniğidir. Küresel salgın Covid-19 sürecinde ülkeler ekonomik, sosyal ve hatta kültürel açıdan olumsuz olarak etkilenmişlerdir. Aynı zamanda sağlık alanını da ciddi anlamda etkileyen Covid-19 salgını birçok işletmeyi olduğu gibi sağlık işletmelerini de etkisi altına almıştır. Bu araştırmanın amacı, Covid-19'un Türkiye, Almanya ve İtalya'da faaliyet gösteren sağlık işletmelerini, bir önceki yıla göre nasıl etkilediğini analiz edebilmektir. Bu amaca ulaşmak için sağlık işletmelerinin yıllık muhasebe kayıtlarına ulaşılarak bilanço ve gelir tabloları üzerinden finansal analizleri yapılmıştır. Yapılan bu analizlerde yatay ve dikey analiz tekniği ile bazı önemli oran analizleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda ulaşılan bilgilere göre, Covid-19 salgınının sağlık işletmelerini ekonomik açıdan bir önceki yıla göre kısmi olarak da olsa olumlu yönde etkilediği görülmüştür.
Çağrı merkezlerindeki takım liderlerinin müşteri temsilcilerinin motivasyonuna etkisi
İçinde bulunduğumuz yüzyılda işletmeler, hızla büyüyen ve küreselleşen dünyada artan rekabet karşısında diğer işletmelerden farklı olmak ve varlıklarını devam ettirmek için en önemli etkenin çalışanları olduğunu kabullenmişlerdir. Çalışanın makine muamelesi gördüğü, motivasyon için sadece paranın kullanıldığı, caydırma ve korkutma amaçlı cezaların verildiği klasik yöntemler geride kalmıştır. Günümüzde verimlilik anlayışı iş artışından ziyade insana odaklanmış ve insanın çalışan bir robot değil sosyal ve psikolojik bir canlı olduğu kabul edilmiştir. İnsan psikolojisi faktörünün ortaya çıkmasıyla çalışanın sadece maddi olarak değil sosyolojik ve psikolojik olarak da tatmin edilmesi gerektiği düşünülmüş ve bunun için motivasyon teorileri geliştirilerek çeşitli özendirici araçlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırma çalışmasında, takım liderlerinin çağrı merkezinde çalışan müşteri temsilcilerinin motivasyonu üzerinde etkisinin olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda çağrı merkezlerinde çalışan kişilere anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket analizi ile ilgili olarak çağrı merkezlerinde takım liderinin davranış ve tutumunun takım çalışanlarının motivasyonuna etkisiyle ilgili genel değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda takım liderinin çalışanların motivasyonu üzerindeki etkisi ile ilgili ifadelere katılım düzeyleri incelendiğinde katılımcıların çoğunluğunun memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Takım liderlerinin yönetsel davranışı, sosyal ve duygusal davranışları, motivasyon unsurları ve memnuniyet alt boyutları yaş gruplarına göre incelendiğinde 31-35 yaş grubu kişilerin anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür. Takım liderlerinin sosyal ve duygusal davranışları, takım liderlerinin yönetsel davranışı ve motivasyon unsurları alt boyutları incelendiğinde bekârların takım liderlerinin sosyal ve duygusal davranışları, takım liderlerinin yönetsel davranışı ve motivasyon unsurları düzeyi evlilerden anlamlı derecede daha yüksektir. Bu değerlendirmelerin sonucunda çalışanların büyük çoğunluğunun takim liderleriyle ilgili olumlu düşüncelere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte çağrı merkezi dünyasının sunmuş olduğu çalışma saatleri, gelir ve çalışma ortamından memnun olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Koronavirüs-19 fobisinin banka çalışanlarının motivasyonu ve performansı üzerindeki etkisi
Toplumsal salgınlar, insanlar arasındaki etkileşimin her geçen gün artması sonucu sağlık alanını endişe içinde bırakmıştır. Koronavirüs-19 gibi damlacık enfeksiyonu ile bulaşan hastalıklar havadan bulaştığı için insanların bir arada yaşadıkları ortamlarda tehdit oluşturmaktadır. Bu tehditler bir arada çalışan her sektörde sıkıntılar oluşturmaktadır. Motivasyon sayesinde artan çalışma verimini olumsuz yönde etkileyen faktörlerin başında sağlık da gelmektedir. 2019 Aralık ayında Çin'in Wuhan eyaletinde çıkan koronavirüs-19 salgını ülkemize de Mart 2020 itibari ile girerek tüm sektörlerde kısıtlamalara gidilmiştir. Araştırma, sürekli etkileşim içerisinde bulunan banka çalışanlarının bu süreçte yaşadıkları korkuların çalışma motivasyonlarına ve performanslarına etkisini ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu bağlamda koronavirüs-19 fobisi, iş motivasyon ölçeği ve işgören performans ölçeği aracılığıyla 206 banka çalışanına online anket uygulaması yapılmıştır. Analiz sonuçları koronavirüs-19 fobisi ile motivasyon arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Motivasyonun ise çalışan performansı üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Koronavirüs-19 Fobisi, Motivasyon, Çalışan Performansı, Bankacılık Sektörü
COVİD-19 pandemisinin bankacılık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine etkisi: Erzincan ili örneği
Dünyada ve ülkemizde geçmişten günümüze kadar birçok küresel salgın insanlığı etkisi altına almıştır. Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya hızla yayılan Covid-19 pandemisi yaklaşık iki yıldır ülkemizi de derinden sarsmıştır. İlk olarak sağlık sistemini etkileyen bu salgın hastalık daha sonra ekonomilerin büyük ölçüde etkilenmelerine yol açmıştır. Covid-19 pandemisinin ülkemiz ekonomisine olumsuz etkilerini azaltılabilmek için en büyük görev bankalara düşmüştür. İnsanlarla sürekli iletişim halinde olmayı gerektiren, değişim ve gelişimin sürekli yaşandığı, rekabetin yüksek olduğu bankacılık sektöründe, Covid-19 pandemi sürecinde ekonominin olumsuz etkilenmemesi ve vatandaşların taleplerinin karşılanması adına çalışanlar yoğun çaba göstermişlerdir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 fobisinin bankacılık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine etkisini araştırmaktır. Bu amaca ulaşmak için Erzincan ilinde ve ilçelerinde faaliyet gösteren kamu ve özel mevduat banka çalışanlarına, anket yoluyla bir araştırma yapılmıştır. Toplanan veriler istatistiki yöntemler aracılığıyla analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular, Covid-19 pandemisi sürecinde banka çalışanlarının yaşadıkları korkunun tükenmişlik durumları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir.
VUK, TMS/TFRS ve BOBİ FRS uygulamalarının finansal tablolara etkisi: 2017-2021 arası özel hastane örneği
Bu tez çalışması ile farklı muhasebe standart setleri olan VUK/MSUGT, TMS/TFRS ve BOBİ FRS'lere göre düzenlenmiş olan finansal tabloların sağlık sektöründe maliyetler ve karlılık üzerindeki mali etkilerinin karşılaştırmalı olarak özel bir hastane işletmesinin finansal performansı üzerinden değerlendirmek ve literatüre katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında hastane işletmesinin 2017-2021 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannameleri ve eklerindeki VUK/MSUGT'lere göre düzenlenmiş bilanço ve gelir tablosu verilerine ulaşılmıştır. Bu bilanço ve gelir tabloları TMS/TFRS ve BOBİ FRS'ler dikkate alınarak bu muhasebe sistemlerindeki finansal durum tablolarına ve kar ve zarar tablolarına çevrilmiştir. Hastane işletmesinin ilgili yıllara ait üç muhasebe sistemine göre oluşturulmuş mali tablo verileri yatay analiz ve oran analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda hastane işletmesinin özellikle Covid-19 pandemisinin ortaya ilk çıktığı 2020 yılında karlılıklarının ve likidite oranlarının pozitif değerlere sahip olduğu görülmüştür. Bu değerlerin önceki yıl verilerine göre çok yüksek değerlere sahip olduğu, dolayısıyla da pandeminin özel hastane işletmesinin karlılığını her üç muhasebe sistemi verilerine göre de artırdığı tespit edilmiştir. VUK/MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tabloların doğru ve ihtiyaca uygun bilgiyi sunmada yetersiz kaldığı, TMS/TFRS ve onun kısaltılmış şekli olarak nitelendirilebilecek olan BOBİ FRS'lerin finansal tablo kullanıcılarına daha doğru ve faydalı bilgi sunduğu sonucuna varılmıştır.
Coronavirus (COVİD-19) pandemisinin işletmelerin finansal performansına etkisi: Borsa İstanbul (BİST) uygulaması
Covid-19 pandemisi önceki pandemilerden farklı olarak, çok kısa sürede pandemik hastalığa dönüşerek toplum sağlığının yanında küresel ekonomiyi ve finansal piyasaları derinden etkileyen çok boyutlu bir küresel krize dönüşmüştür. Küresel ekonominin bir parçası olarak Tükiye ekonomisi ve finansal piyasaları da Covid-19 pandemisinden derinden etkilenmiştir. Bu çalışmanın amacı; Borsa İstanbul (BİST)'te işlem gören imalat sanayi işletmelerinin finansal performansları üzerinde Covid-19'un ne denli etkili olduğunu ve işletmelerin finansal performansları üzerinde hangi sonuçlara yol açtığını ortaya koymaktır. Çalışmada kullanılmak amacıyla BİST'te işlem gören ve verilerine düzenli olarak ulaşılabilen 104 imalat sanayi işletmesi seçilmiş ve bu işletmelerin 2019-2020 yıllarını içeren 8 çeyreklik finansal verilerinden yararlanılmıştır. Bağımlı değişken olarak; aktif karlılık oranı, özsermaye karlılık oranı, net kar marjı ve faaliyet kâr marjı kullanılmıştır. Ayrıca, bağımsız değişken olarak; işletme büyüklüğü, likidite oranı ve maddi duran varlıklardan yararlanılmıştır. Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin işletmelerin toplam satışları içerisinde yurtdışı satışlarının oranına bağlı olarak değişip değişmediği incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada Panel Veri Analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda; Covid-19 pandemisinin işletmelerin aktif karlılığına olumsuz etkisinin satış oranları yüksek olan işletmelerde daha fazla hissedildiği, toplam satışlar içerisinde ihracatın payı düşük olan işletmelerde özsermaye karlılığındaki olumsuz etkinin yüksek ihracat payı olan işletmelerden daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İşletme net kâr marjındaki olumsuz etkinin düşük ihracat payı olan işletmelerden daha fazla olduğu görülmüştür. Aynı zamanda, toplam satışları içerisinde yurtdışı (ihracat) satışları yurtiçi satışlarından yüksek olan işletmelerin işletme faaliyet kâr marjındaki olumsuz etkinintoplam satışlarına oranla ihracat payı düşük olan işletmelerden daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal performans, Covid-19, kriz, imalat sanayi, Borsa İstanbul (BİST).
Tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının iş verimliliğine etkisi: Bitlis örneği
Bu araştırmanın amacı, Doğu Anadolu illerinden biri olan Bitlis ilinde bulunan tekstil fabrikası çalışanlarının iş verimliliğini, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerine uyum bakımından incelemektir. Böylece; Bitlis'teki tekstil çalışanlarının, tekstil üretimi sırasında karşılaşacakları muhtemel tehlikelere karşı kişisel tedbirler konusundaki bilgi düzeyleri tespit edilecektir. Ayrıca Bitlis ilindeki tekstil fabrikası işverenlerinin işyerinde aldıkları tedbirlerin yeterli olup olmadığı ve çalışanların iş verimine etkisi de araştırılmıştır. Eğitim ve bilgilendirme, kişisel tedbirler, işyeri tedbirlerinin iş verimliliğine etkisini ölçmek için anket oluşturulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucu eğitim ve bilgilendirmenin, kişisel tedbirlerin ve iş yeri tedbirlerinin iş verimliliğini etkilediği görülmüştür. Bitlis'te son yıllarda sayıları hızla artmaya başlayan tekstil fabrikalarının İSG bakımından birçok eksiği bulunmaktadır. İşveren ve çalışanlar, İSG hakkında bilgi sahibi olduklarını düşünseler de bu konuda yapılacak çok şeyin olduğu gözlemlenmiştir. İSG konusunda hizmet içi eğitime önem verilmesinin, doğru ekipman temini ve kullanımının kısa vadede küçük çaplı iş kazalarının önüne geçeceği düşünülmektedir. İSG önlemlerinin iş kültürü haline getirilmesinin olası büyük kazaların önüne geçeceği açıktır. İSG konusunda alınan bu tedbirler ile tekstil fabrikasında iş verimliliğine pozitif bir etki oluşacaktır.
Dijitalleşme sürecinde girişimcilik becerilerinin işletme başarısı üzerine etkisi.
Değişim hayatımızın tüm alanlarını etkilediği gibi işletmeleri de önemli ölçüde etkilemektedir. İşletmeler değişimin bir parçası olmak, rakipleriyle başa çıkabilmek ve çevresinde değişen beklentileri karşılayabilmek adına sürekli yenilik yapması gerekmektedir. Söz konusu değişiklikleri yapmak için hem günümüz şartlarında dijitalleşmeyi kullanmak hem de tüm bu süreçleri yönetebilmek adına girişimcilik becerilerinden faydalanmak gerekmektedir. Buradan yola çıkarak yürütülen bu çalışmanın amacı, dijital araçların ve girişimcilik yeteneklerinin işletme başarı faktörleri üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada veri toplayabilmek amacıyla dört ülkede faaliyet gösteren yüz on bir organizasyona anket uygulanmıştır. Elde edilen bulguların değerlendirilmesinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Bu kapsamda işletmelerin başarı faktörlerine etki eden etkenlerin analizi; Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans (Anova) Analizi ve Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda; ankete katılım sağlayan işletmelerden elde edilen bulgulara göre; kullanılan dijital araçlar ile işletmeleri etkileyen başarı faktörleri arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenmiştir. Kullanılan dijital araçların ve bu araçlara verilen önemin artması durumunda işletmeleri etkileyen başarı faktörleri de artma eğilimindedir. Dijital araçlar içinde muhasebe faaliyetlerinde dijital araçların kullanılması ön plana çıkmıştır. Girişimcilik becerilerinin işletmelerin başarı durumlarını etkisi konusunda ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak girişimcilik becerileri arasında disiplinli olma becerisi öne çıkmıştır.
BOBİ FRS ile e MSUGT/VUK, TMS/TFRS ve KÜMİ FRS'ye göre maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesi: Örnek olay incelemesi
Dünyada ve Türkiye'de muhasebe standartları ile ilgili çalışmalar sürmektedir. Bu çalışmalar akabinde ülkemizde son olarak, bağımsız denetim kapsamında olmayan işletmeler için "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" yayımlanmıştır. KÜMİ FRS'nin yayımlanmasıyla beraber muhasebe sisteminin vergi kanunlarının etkisinden kurtulması ve muhasebe açısından tek ve ortak bir dil oluşturulması amaçlanmıştır. Maddi duran varlıklar, işletmede bir yıldan daha uzun bir süre kullanılacağı tahmin edilen varlıklardır. Maddi duran varlıklar, her işletme için önem taşımaktadır. Çünkü hemen hemen her işletmede maddi duran varlık kalemleri yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında, maddi duran varlıklar konusunda Türkiye'de gerçeğe uygunluk anlayışıyla oluşturulan "Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS)", "Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)", "Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT)" ve "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" incelenmiş ve bu dört raporlama çerçevesinin benzer ve farklı yönleri belirlenmeye çalışılmıştır. Maddi duran varlıklar; ilk ölçüm, sonraki ölçüm ve değerleme, amortismanlar ve finansal tablo dışı bırakma olmak üzere dört bölüme ayrılarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda muhasebe standartlarının birbirine oldukça yakın olduğu sadece vade farkı ve borçlanma maliyetleri gibi konularda farklılıkların bulunduğu, bazı konularda ise küçük işletmelerin işini kolaylaştırmak amacıyla uygulamada basitleştirmeler yapıldığı görülmüştür. Esas farklılığın muhasebe standartlarıyla MSUGT arasında olduğu tespit edilmiş, KÜMİ FRS'nin tamamen faaliyete geçmesiyle beraber MSUGT'un ortadan kalkacağı ve muhasebede ortak bir dil oluşturulabileceği sonucuna varılmıştır.
Türkiye'de online alışverişin tüketici davranışları üzerindeki etkisi
Günümüzde iletişim ve ağ teknolojilerinin gelişmesiyle internet kullanıcı sayısı da her geçen gün artmaktadır. İnternet kullanıcı sayıları ile orantılı olarak elektronik perakendecilik ve online alışveriş de gelişmektedir. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla geleneksel satış yöntemleri elektronik ortama dönüşmüş ve satıcıların ürünlerini online olarak pazarlamalarını sağlamıştır. Bilgisayar, tablet ve telefon teknolojileri ile evden çıkmadan tüm ihtiyaçlar karşılanabilmekte ve tüm dünyadan alışveriş imkanı sunulmaktadır. Elektronik perakendecilik ve online yapılan alışverişler tüketicilerin alışveriş yöntemlerini ve perakendecilik sektörünü değiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, online alışverişin tüketici davranışları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Araştırmada veri toplayabilmek amacıyla Türkiye'de yaşayan tüketicilere anket uygulanmış ve anket çalışması sonucu 306 adet anket elde edilmiştir. Elde edilen bulguların değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. Bu kapsamda, tüketicilerin online alışveriş davranışları, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans (Anova) analizi ve regresyon analizi ile test edilmiştir. Yapılan analiz sonucu çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları, online alışveriş kullanım sıklıklarının oldukça fazla olduğunu ve tüketicilerin online alışveriş davranışlarını etkileyen faktörlerin başında güven algısının geldiğini göstermektedir. Bununla birlikte, online alışveriş davranışları ile güven algısı arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenmiştir. Aynı zamanda, online alışveriş davranışları ile risk algısı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken, satış sonrası hizmetler ile anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Sonuç olarak, teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatın her anında tüketiciler sürekli olarak online alışveriş yapacak imkanı bulabilmektedirler. Özellikle Covid-19 pandemi süreciyle birlikte online alışverişin artması beklenmektedir.