Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ebadi

40 theses · İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

Anksiyetenin yaşam doyumu üzerindeki etkisinde tükenmişliğin aracı rolü

Bu araştırma, anksiyetenin yaşam doyumu üzerindeki etkisinde tükenmişliğin aracı rolünü araştırmak amacıyla yapılmıştır. Ayrıca anksiyete, yaşam doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkiler belirlenmiş, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Beykent Üniversitesinde kayıtlı olan ve elverişli örnekleme yöntemi ile belirlenen 384 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada İlişkisel Tarama Modeli ve Aracı Değişken Modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 'Sosyodemografik Bilgi Formu', 'Beck Anksiyete Ölçeği', 'Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu' ve 'Yaşam Doyumu Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örnek t Testi, Varyans Analizi, Korelasyon Analizi, Regresyon Analizi ve Sobel Testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, anksiyete, tükenmişlik ve yaşam doyumu değişkenlerinin birbirleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde bulunduğu görülmüştür. Anksiyetenin, yaşam doyumunu ve tükenmişliği, tükenmişliğin de yaşam doyumunu yordadığı saptanmıştır. Anksiyetenin yaşam doyumu üzerindeki yordayıcı etkisi incelenirken, tükenmişlik değişkeni analize dahil edildiğinde, tükenmişliğin anksiyete ve yaşam doyumu arasında tam aracı değişken olduğu belirlenmiştir.

AnksiyeteTükenmişlikYaşam doyumu+1
Furkan Onur Eken
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan evli bireylerin duygusal zekâ düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin evlilik uyumu ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönemde çocuğu olan evli bireylerin duygusal zekâ düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin evlilik uyumu ile ilişkisini araştırmaktır. Bu amaçla çalışmaya İstanbul ili Bağcılar ilçesinde anaokulunda çocuğu olan 205 kadın ve 91 erkek toplam 296 evli birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Acar tarafından Türkçe'ye çevrilen ve geçerlilik, güvenilirlik çalışmaları yapılan Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği, Baugh, Avery ve Sheets-Hawoth tarafından geliştirilen, Türkçe standardizasyonu Hünler ve Gençöz tarafından yapılmış olan Evlilikte Problem Çözme Ölçeği, Locke ve Wallace tarafından geliştirilen, Tutarel-Kışlak tarafından Türkçe'ye uyarlanan Evlilik Uyum Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows programı kullanılmış olup değişkenler arası ilişkilerin ortaya konması için korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Bağımlı değişkenlerle demografik değişkenlere göre değişimi ise Bağımsız Örneklem t-Testi ve ANOVA ile ölçülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre, duygusal zekâ, evlilikte problem çözme ile evlilik uyumu arasındaki neden sonuç ilişkisini belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Duygusal zekâ düzeyi ile evlilik uyumu düzeyi pozitif yönde anlamlı düzeyde ilişkilidir. Evlilikte problem çözme becerisi düzeyi de evlilik uyumu düzeyi ile pozitif yönde anlamlı ölçüde ilişkilidir. Araştırma sırasında elde edilen bulgular literatürde yer alan araştırmalar eşliğinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Duygusal zekaEbeveynlerEvli çiftler+5
Yeliz Sıbğatullah
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bakım evlerinde yaşayan yaşlıların yalnızlık, umutsuzluk, depresyon düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı yalnızlık, umutsuzluk ve depresyon düzeylerinin bakım evlerinde yaşayan yaşlılar üzerindeki sonuçlarının incelenmesidir. Araştırmaya, Kayseri ilinde yaşayan, Hacı Rukiye Gazioğlu huzurevinde kalan, gönüllülük esasına göre seçilen 64-88 yaş arası kadın ve erkekler katılmıştır. Çalışmada veri toplamak amacıyla "Yalnızlık Envanteri (UCLA-LS)", "Beck Umutsuzluk Ölçeği" ve "Beck Depresyon Envanteri" uygulanmış, "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler olarak sayı, yüzde ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Sürekli değişkenler arasındaki ilişki korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmada hiyerarşik regresyon modelleri uygulanarak Baron ve Kenny (1986) tarafından belirtilen aracılık rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Hiyerarşik regresyon modelleri sonrasında aracılık etkisini belirlemek üzere Sobel (1982) tarafından geliştirilen test uygulanmıştır. Araştırma sonucunda yaşlılarda yalnızlığın depresyon üzerine etkisinde umutsuzluğun aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir.

DepresyonHuzurevleriUmutsuzluk+3
Hande Taştekin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan ve çalışmayan kadınların sosyal görünüş kaygısı ve psikolojik iyi oluş açısından incelenmesi

Araştırmanın amacı sosyal görünüş kaygısı ile psikolojik iyi oluş puanlarının çalışan ve çalışmayan kadınlarda farklılığın incelenmesidir. Bunun yanında çalışmada sosyal görünüş kaygısı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin anlamlılığı incelenmiştir. Bu amaçla araştırmaya Gaziantep'in Şehitkâmil ilçesinde yaşamakta olan 144 kadın (70 çalışan ve 74 çalışmayan) katılmıştır. Verilerin toplanmasında Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare Testi, Bağımsız Örnekler T-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kadınların psikolojik iyi oluş puanlarının medeni durum, eğitim durumu ve yaşamın büyük bölümün geçirildiği yere göre farklılık göstermez iken yaşa, çalışma durumuna ve gelir durumuna göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda kadınların sosyal görünüş kaygısı puanlarının yaşa, gelir durumuna ve yaşamın büyük bölümün geçirildiği yere göre farklılık göstermez iken medeni duruma, eğitim durumuna ve çalışma durumuna göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik iyi oluş puanı ile sosyal görünüş kaygısı puanı arasında negatif yönde orta kuvvetli bir ilişki bulunduğu saptanmıştır.

KadınlarPsikolojik iyi oluşSosyal görünüş kaygısı+3
Büşra Yıldız
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoloji öğrencilerinde depresyonun yordayıcısı olarak öz yeterlik ve beden algısı

Depresyon bireylerin genel sağlığını olumsuz yönde etkileyen ciddi bir sendromdur. Beden algısı ve bireylerin genel öz yeterlilikleri depresyonun oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Bu çalışmanın amacı psikoloji öğrencilerin depresyonun yordayıcısı olarak öz yeterlilik ve beden algısı düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla yapılan çalışmaya 39 erkek ve 151 kadın olmak üzere toplam 190 kişi katılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik veri formu, Genel Öz Yeterlilik Ölçeği, Beden Algısı Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Yapılan hipotez testleri sonucunda erkeklerin beden algısı puanlarının ve düzenli sigara kullananların depresyon puan ortalamalarının anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Beden algısı düşük olanların depresyon toplam puan ortalamalarının anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonucunda beden algısı ile depresyon toplam puanları arasında ve genel öz yeterlilik ile depresyon toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon katsayısı elde edilmiştir. Son olarak yapılan regresyon analizi sonucunda genel öz yeterlilik ve beden algısı toplam puanlarının depresyon toplam puanını anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür.

Beden imajıDepresyonPsikoloji eğitimi+3
Neslihan Köroğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığı ile depresyon ve anksiyete arasındaki ilişki

Bu çalışma, sosyal medya bağımlılığı ile depresyon ve anksiyete arasındaki ilişkinin saptanması amacıyla yapılmıştır. Sosyal medya bağımlılığı ile depresyon ve anksiyete arasındaki ilişki başlıklı bu çalışmada evreni İstanbul İlinde yaşayan 18 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Örneklem ise evrende yer alan uygun örnekleme yöntemi ile seçilen ve çalışmaya katılmaya gönüllü bireylerden oluşmuştur. Yapılan analiz sonucunda sanal iletişim düzeyinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı düzeyinin yaşa, eğitime ve medeni duruma göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yapılan araştırmada katılımcıların sosyal medya bağımlılığı düzeyleri ile Beck depresyon puanları ve Beck anksiyete puanları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Başka bir ifadeyle katılımcıların sosyal medya bağımlılığı düzeyleri arttıkça Beck depresyon ve Beck anksiyete puanlarının da arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların Beck depresyon ve Beck anksiyete puanları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Başka bir deyişle katılımcı bireylerin Beck depresyon puanları arttıkça Beck anksiyete puanlarının da arttığı tespit edilmiştir.

AnksiyeteBağımlılıkDepresyon+2
Volkan Taha Şeker
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti bürokrat ve siyasilerinde görülen depresyon ve tükenmişlik düzeyinin incelenmesi

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nde görev yapan bürokrasi ve aktif siyasette bulunan kişilerin depresyon ve tükenmişlik seviyesi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi gönüllülük esasına göre kolayda örneklem yöntemiyle belirli plan esasında seçilmiş, Türkiye'nin yedi bölgesinden bürokrat ve siyasilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Her bölgeden pilot şehirler seçilmiştir. Her bölgenin nüfusuna göre katılım oranı belirlenmiştir. Katılımcılara Beck depresyon ölçeği (BDÖ), Tükenmişlik ölçeği (MTÖ), araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formu ve aydınlatılmış onam veri toplama araç olarak verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim seviyesi tükenmişlik arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Depresyon ve sosyodemografik veriler arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Katılımcıların tükenmişlik ve depresyon oranı orta derecededir. Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunan bürokrat ve siyasiler vatandaşları sağlıklı bir şekilde yönetmektedir. Bürokrat ve siyasilerin ruh sağlığı ülkeyi yönetebilecek kadar yerindedir. Türkiye Cumhuriyeti siyasası sağlıklı ruh haliyle yönetilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti kurumları sağlıklı ruh haliyle yönetilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşları sağlıklı ruh haliyle idare edilmektedir.

BürokratlarDepresyonSiyasetçiler+2
Barış Selim Topal
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

18-45 yaş bireylerde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin uyku kalitesini yordamadaki rolü

Uykunun insan sağlığı için önemi oldukça büyük ve birçok psikopatoloji ile ilişkisi aşikârdır. Çalışmanın diğer bir değişkeni olan duygu düzenleme de benzer şekilde günlük yaşam için önemli bir faktör olarak ifade edilmektedir. Duyguların düşünce veya bilişsel süreçlerle düzenlenmesi, insan hayatıyla ayrılmaz bir şekilde ilişkilidir ve insanların stresli olayların deneyiminden sonra duygularını yönetmelerine yardımcı olmaktadır. Literatürde uyku bozuklukları ile duygu düzenleme ilişkisinin araştırıldığı fakat uyku kalitesine yeterince yer verilmediği dikkat çekmektedir. Bu çalışma, bilişsel duygu düzenleme stratejileri yani bireyin baş etme mekanizmalarının uyku kalitesi ile ilişkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Veri toplama amacıyla Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Yetiştiriliş, aile tipi ve yaşanan yer gibi nitelikler dahilinde uyku ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkiye etki eden faktörlerin belirlenmesi önem taşımaktadır. Böylelikle etki eden faktörlere dair farkındalık kazandırılmış olacak ve ilgili psikopatolojilerin önlenmesine yönelik çalışmalar arttırılabilecektir.

Bilişsel duygu düzenlemeDuyguDuygu düzenleme+3
Melike Arpınar
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlk kez perkütan nefrostomi uygulanacak hastalarda işlem öncesi bilgilendirmenin anksiyete ve ağrı üzerindeki etkileri

Çalışmanın amacı, ilk kez perkütan nefrostomi uygulanacak hastalarda işlem öncesi bilgilendirmenin anksiyete ve ağrı düzeyleri üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Ek olarak, araştırmada hastaların cinsiyeti, yaşı, eğitim düzeyi, tıbbi geçmişleri gibi değişkenlerin anksiyete üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı'nda ilk kez perkütan nefrostomi uygulaması için başvuran 18-84 yaş arasında 72 erkek, 28 kadın olmak üzere, ölçütleri karşılayan toplam 100 hasta dahil edilmiştir. Araştırmada yer alan değişkenlerin ölçülmesi amacıyla hastalara "Kişisel Bilgi Formu", "Durumluk Sürekli Anksiyete Ölçeği (STAİ)" ve "Vizüel Analog Skala (VAS)" uygulanmıştır. İşlem öncesi bilgilendirme yapılan vaka grubunda, diğer kontrol grubundaki hastalara oranla anksiyetenin anlamlı olarak düştüğü bulunmuştur. Kadınlarda ve psikolojik veya psikiyatrik yardım almış olanlarda anksiyete düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Her iki grup arasında ağrı düzeyleri bakımından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, perkütan nefrotomi uygulanacak hastalarda, işlem öncesi bilgilendirme, anksiyeteyi azaltarak işlem başarısına ve hasta memnuniyetine katkıda bulunmaktadır.

AnksiyeteAğrıHasta memnuniyeti+4
Esen Mutlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

18-45 yaş arası bireylerde harp sanatları beden eğitiminin aiki terapi yöntemiyle bilişsel duygu düzenleme stratejilerine etkisinin uygulamalı araştırılması

Bu çalışmada, Harp Sanatları beden eğitiminin bir stili olan Aikido'nun bir bilişsel duygu düzenleme terapi yöntemi olarak kullanılabileceği hipotezinden yola çıkarak psikoterapi yöntemi olarak test edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma deneysel olarak tasarlanmıştır. Araştırmada harp sanatlarından Aikido sanatı terapi olarak katılımcılara uygulanarak bilişsel duygu düzenleme stratejilerinde değişiklik olup olmadığı araştırılmıştır. Veri toplama aracı duygu düzenleme ölçeği ve kişisel bilgi formundan oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılan Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) Garnefski, Kraaij ve Spinhoven (2002) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek stres veren yaşam olayları sonrasında kişilerin kullandığı bilişsel duygu düzenleme stratejilerini ölçmeyi amaçlamıştır. Araştırmada farklı yaş gruplarında 50 katılımcı çalışma grubu olarak alınmıştır. Bu çalışma grubuna Aikido çalışmalarına başlamadan önce Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği anket olarak uygulanmıştır. Anket çalışmasından sonra Aikido çalıştırılmış ve sonrasında aynı anket tekrar edilerek, çalışma grubunun ilk testte verdiği cevapların puanları ile son testte vermiş oldukları cevapların puanları istatistiki olarak analiz edilmiş ve kişlerin kullanıldığı bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden olumlu ve olumsuz stratejilerin tamamında belirgin bir iyileşme olduğu gözlemlenmiş ve Aikido 'nun terapi yöntemi olarak kullanılabileceği düşünülmüştür.

AikidoBilişsel davranış terapileriBilişsel duygu düzenleme+4
Kerem Urcan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Erken doğum tehdidi tanısı alan ve almayan gebelerde depresyon ve kaygı oranlarının incelenmesi

Araştırma erken doğum tehdidi tanısı alan ve almayan gebelerin depresyon ve kaygı puanlarının tespit edilmesi amacıyla ilişkisel tarama modeli olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul Zeynep Kamil Hastanesi'nde erken doğum tehdidi tanısı alarak tedavi gören 20-37 haftalık gebeler (Erken Doğum Tehdidi) ve kontrollerini Zeynep Kamil Hastanesi'nde yaptıran 20-37 haftalık sağlıklı gebeler (Kontrol Grubu) oluşturmaktadır. 19 Kasım 2018- 20 Mayıs 2019 tarihleri arasında hastaneye başvuran 100 erken doğum tehdidi tanısı alan ve 100 sağlıklı gebe üzerinden anket çalışması yürütülmüştür. Anket formu Sosyodemografik Bilgi Formu'ndan, Beck Depresyon Envanteri'nden ve Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği'nden oluşmaktadır. Ölçekler uluslararası çalışmalarda geçerlilik ve güvenirliliği kanıtlanmış sorulardan oluşmaktadır. Araştırmada veri analizi SPSS 22 paket programı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda erken doğum tehdidi tanısı alan gebelerin depresyon ve kaygı puanları erken doğum tehdidi tanısı almayan gebelere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Gebelerin erken doğum tehdidi tanısı almaları, depresyon ve kaygı puanlarını arttırmaktadır.

Depresif belirtilerDepresyonGebelik+2
Songül Şen
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Açıklanamayan infertiliteye sahip kadınların bağlanma stillerinin incelenmesi

Açıklanamayan infertilite kavramı, bir sene boyunca korunmasız cinsel ilişki sonucunda gebeliğin oluşmadığı çiftlerde görülen durum olarak açıklanmaktadır. Her ne kadar sebebi net bir şekilde bulunamasa da, açıklanamayan infertiliteye sebep olabilecek bazı kaynakların tahminine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Kişinin bağlanma stili, ileride onun psikolojik ve fizyolojik sağlık durumları ile ilişkilendirilebilecek bir kavramdır. Zira çocukluk dönemindeki bağlanma stilleri bireylerin yetişkin dönemdeki yaşantısına etki edebilmektedir. Bu bağlamda çocukluk dönemindeki bağlanma stillerinin açıklanamayan infertilite ile ilişkisinin var olabileceği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda bu çalışmada, eşinde ya da kendinde gebeliği engelleyici hiçbir tıbbi sorun bulunmayan kadınların kendi çocukluklarında bakım verenleri ile aralarında oluşan bağlanma stilinin tespit edilmesi ve saptanan bağlanma stili ile bu kadınların açıklanamayan infertilitelerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya katılım sağlayan 80 kadın katılımcıya, kişisel bilgi formu, "Anne Babaya Bağlanma Ölçeği (Parental Bonding Instrument)" ve "Erişkin Bağlanma Ölçeği" uygulanmış, elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda açıklanamayan infertilite problemi yaşayan kadınların infertilite problemi yaşamayan kadınlara göre çocukluk yıllarında anne babalarına daha güvensiz ve kaçıngan bağlanma özellikleri gösterdiği, diğer taraftan erişkin bağlanma düzeyleri dikkate alındığında açıklanamayan infertilite problemi yaşayan kadınların infertilite problemi yaşamayan kadınlara göre daha güvensiz, kaçıngan, kaygılı bağlanma özellikleri gösterdiği tespit edilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriKadınlar+2
Nazlı Kocabaşa
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz yakalı çalışanlarda duygudurum, depresyon ve sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

'Sosyal medya bağımlılığı' ve 'depresyon'; günümüzde özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların temel sosyal problemlerinden biri haline gelmiştir. Akademik çalışmalardan iş dünyasına kadar birçok kesimin ilgi alanı olan sosyal medya bağımlılığı ile depresyon ilişkisi hala üzerinde tartışılması gerekn birçok konuyu barındırmaktadır. Bu çalışmanın amacı ise beyaz yakalılarda duygudurum depresyon ve sosyal medya bağımlılık düzeylerinin arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışma; 24 - 42 yaşları arasında ki özel şirketlerde çalışan 210 gönüllü il yapımıştır. Araştırmada Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Beck Depresyo Ölçeği ve Duygu Durum Ölçeği kullanılmıştır. Sanal tolerans düzeyi, sanal iletişim düzeyi, Sosyal medya bağımlılığı puanının ve Beck depresyon puanlarının kadınların erkeklerden yüksek olduğu saptanmıştır. Negatif duygu durum hariç diğer ölçek puanları ile yaş ve gelir durumu arasında negatif korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ölçeklerin birbirleri ile olan ilişkilerine bakıldığında Sanal tolerans puanı sırası ile sanal iletişim puanı, sosyal medya bağımlılığı puanı, Beck depresyon puanı ve negatif duygu durum puanı ile pozitif korelasyon gösterirken pozitif duygu durum puanı ile negatif korelasyon gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak; depresyon arttıkça sosyal medya kullanımı artmaktadır. Bu konuda geniş kohort çalışmaların yapılması gerektiği ve bu konuda ulusal önlemler alınması gerektiğini düşümekteyiz.

BağımlılıkBeyaz yakalıDepresyon+6
Murat Toraman
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde bilinçli farkındalığın duygusal şemalar ve psikolojik esneklik üzerindeki etkisi

Araştırmada üniversite öğrencilerinde bilinçli farkındalık ve duygusal şemaların, bilişsel esneklik üzerindeki etkisinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstabul'daki üniversitelerde eğitim gören 405 öğrenciye sosyodemografik bilgi formu ile birlikte Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Leahy Duygusal Şema Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre bilinçli farkındalık, akılcılık isteği ve hisleri kabullenme bilişsel esnekliğin alternatifler boyutunu artırırken; duygulara karşı zayıflık azaltmaktadır. Bununla birlikte bilinçli farkındalık, anlaşılabilirlik ve akılcılık isteği bilişsel esnekliğin kontrol boyutunu artırırken; duygulardan kaçınma ve ruminasyon azaltmaktadır. Kadınların akılcılık istekleri erkeklerden daha düşük iken, duyguları zararlı olarak görme düzeyleri daha yüksektir. Akılcılık isteği ve ruminasyon küçük yaş gruplarında daha yüksektir. Bilinçli farkındalık ve ruminasyon gelir düzeyi düşük olanlarda daha yüksek iken; akılcılık isteği, farklılık, onaylama, uzlaşı ve kontrol daha düşüktür. Ruminasyon ve süreklilik herhangi bir psikolojik destek aldığını belirten katılımcılarda daha yüksektir.

Bilinçli farkındalıkDuygusal şemaFarkındalık+2
Cemile Gülfem Yüksel
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gey, lezbiyen ve heteroseksüel bireylerin travma sonrası hayata küsme ve olumsuz yaşam olaylarına tepkileri açısından karşılaştırılması

Bu araştırma, lezbiyen ve gey bireylerin Travma Sonrası Hayata Küsme düzeylerinin cinsel yönelime göre anlamlı bir fark gösterip göstermediğini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Ayrıca, katılımcıların Travma Sonrası Hayata Küsme (TSHK) puanları ile Travma Sonrası Stres (TSS) puanları arasındaki yordayıcı etki araştırılmış ve lezbiyen gey bireylerin cinsel yönelimleri nedeniyle maruz kaldıkları farklı ayrımcılık tutumlarının hayata küsme puanları üzerinde fark yaratıp yaratmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan ve Kartopu yöntemiyle ulaşılan 241 kişi oluşturmaktadır. Cinsel yönelimlerine göre katılımcıların dağılımı 81 (%37,9) gey, 56 (%26,2) lezbiyen ve 77 (%36,0) heteroseksüel şeklindedir. Araştırmada İlişkisel Tarama Modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları, 'Kişisel Bilgi Formu', 'Travma Sonrası Hayata Küsme Bozukluğu Ölçeği', 'Olayların Etkisi Ölçeği', 'Beck Depresyon Ölçeği' ve 'Beck Anksiyete Ölçeği' olarak saptanmıştır. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov Testi, Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız Örneklem t-Testi, Regresyon Analizi ve ANOVA Analizi kullanılmıştır. Parametrik testler için gerekli varsayımların karşılanmadığı durumlarda Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, TSHK puanlarının, LG bireylerde heteroseksüel bireylere göre, lezbiyenlerde heteroseksüel kadınlara göre ve geylerde heteroseksüel erkeklere göre anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Lezbiyen ve gey bireylerin TSHK puanlarının heteroseksüel bireylere oranla yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca TSHK puanları ile TSS puanları arasında pozitif yönlü ilişki olduğu ve TSS puanlarının TSHK puanlarını yordadığı belirlenmiştir. Araştırmada, cinsel yönelim nedeniyle toplumda uygulanan farklı ayrımcılık tutumlarının (kişisel bilgi formunda sorgulanan) büyük bölümünün, lezbiyen ve gey bireylerin hayata küsme düzeyleri üzerinde fark yarattığı saptanmıştır.

LGBTLGBTTOlumsuzluk+3
Ufuk Uslu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

18-45 yaş arası bireylerde düzenli spor yapmanın sporcu kimliği, narsisizm ve empati düzeyleri arasındaki ilişki

Sporun insan sağlığı için sadece fizikî olmak dışında, psikolojik açıdan da önemli derecede etkili olduğu aşikardır. Psikoloji her alanla olduğu gibi, spor alanıyla da yakından ilişkili olmakla birlikte, sporcunun performansına da etki etmektedir. Araştırmamın diğer değişkenleri olan narsisizm ve empati düzeyleri, psikolojiyle spor arasında ilişkisi olabilecek dalları olarak kabul görebilmektedir. Bu araştırma, sporcu kimliğinin narsisizm ve empati düzeyleri arasında ilişki olabileceği varsayımından yola çıkılarak yapılmıştır. Yapılan araştırmada, düzenli spor yapan bireylerin narsisizm ve empati düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, çeşitli spor salonlarında 18-45 yaş arası düzenli spor yapan 203 kişiyle yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Sporcu Kimliği Ölçeği", "Narsisistik Hayranlık Ve Rekabet Ölçeği", "Empati Düzeği Belirleme Ölçeği" Kullanılmıştır. Verilerin Analizi SPSS 24 Programı Kullanılarak Yapılmış, Pearson Analizi, Bağımsız Örneklem T Testi, Varyans Analizi ve Welch Testi'nden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda spor yapmanın, narsisizmle istatiksel olarak zayıf ilişkili olduğu, empati değişkenleriyle ise istatiksel olarak ilişkisinin anlamlı derecede olmadığı belirlenmiştir. Sporda geçirilen seneler arttıkça narsisiszm göstericilerinde düşüş gözlemlenmiştir. Cinsiyet farkına bakıldığında erkeklerin spora katılımının kadınlara oranla daha fazla olduğu belirlenmiştir. Medenî durumun değişkenle istatiksel olarak ilişkisi bulunmamıştır. Bunun yanı sıra maddi durumu yüksek olan bireylerin spora katılımın daha fazla olduğu belirlenmiştir.

EmpatiEmpatik eğilimKimlik değişimi+6
Fakhriyya Nasirzade
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlardaki benlik saygısı ve depresyonun eğitim düzeyiyle ilişkisi

Bu araştırma, kadınlardaki depresyon ve benlik saygısının eğitim düzeyi ile olan ilişkisini incelemiştir. Araştırmanın amacı, kadınların depresyon, benlik saygısı ve eğitim düzeyi ilişkilerini ortaya koymaktır. Araştırmaya Giresun ilinde yaşayan farklı eğitim düzeylerinden seçkisiz olarak seçilen 205 gönüllü kadın katılmıştır. 17 ilkokul, 25 ortaokul, 64 lise, 44 ön lisans ve 55 lisans ve üzeri mezunu bulunmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, "demografik bilgi formu", "Beck Depresyon Envanteri" ve "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Örneklemi oluşturan kişilerin özelliklerinin belirlenmesi için "Frekans" analizi yapılmıştır. Depresyon, benlik saygısı ve eğitim düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemek için "tek yönlü varyans analizi" kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucu, eğitim düzeyinin, depresyon puanını etkilemediği bunun yanı sıra eğitim düzeyi yüksek olan kadınların daha yüksek benlik saygısına sahip oldukları bulunmuştur.

Benlik saygısıDepresyonEğitim+2
Nurdan Bulam
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoloji ve diş hekimliği öğrencilerinin anksiyete düzeyleri

İnsanın süregelen hayatının kaçınılmaz bir parçası olan anksiyete, bireyin günlük hayatında karşısına çıkmaktadır. Günümüzdeki haliyle anksiyete kavramı ruhsal problemlerin açığa çıkışı ya da ruhsal problemlerin önemli bir sebebi olarak görülmektedir. Anksiyete olumsuz, kötü bir olayın yaklaştığı düşüncesiyle davranışsal, bilişsel ve fizyolojik belirtilerle kendini göstermektedir. Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin anksiyete düzeylerinin ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. Bu amaçla diş hekimliği ve psikoloji bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin anksiyete düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim görmekte olan diş hekimliği ve psikoloji bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Bu kapsamda evren içerisinden rasgele örnekleme yöntemi kullanılarak 300 diş hekimliği, 300 psikoloji bölümünden olmak üzere farklı sınıf düzeylerinden toplamda 600 öğrenci katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 40 maddeden oluşan durumluk ve sürekli kaygı ölçeği kullanılmıştır. 19 yılında meydana gelen COVID-19 pandemisi nedeniyle veriler elektronik olarak toplanmıştır. Araştırmada kullanılan anksiyete ölçeği puanlarının normal dağılması nedeniyle, verilerin analizinde parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Veriler SPSS24 veri analiz programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda kadınların durumluk ve sürekli kaygı durumlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca diş hekimliği öğrencilerinin durumluk ve sürekli kaygı durumlarının psikoloji bölümü öğrencilerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Barınma şekli ve gelir düzeyi değişkenlerinde durumluk kaygı puanlarının farklılık göstermediği görülmüştür. Aile gelir düzeyi yüksek olan öğrencilerin sürekli kaygı düzeylerinin de daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ‎öncesi ‎yaşanılan ‎yer değişkenine göre il merkezinde yaşayan öğrencilerin, ilçe merkezinde yaşayan öğrencilere göre durumluk kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Durumluk ve sürekli kaygı boyutlarına ilişkin puanlar arasında zayıf düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı ilişkinin bulunduğu, durumluk kaygı düzeylerinin artmasına bağlı olarak sürekli kaygı düzeylerinin de artış gösterdiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

AnksiyeteDiş hekimliğiKaygı düzeyi+3
Hüseyin Özkan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sürekli öfke, öfke ifade tarzı ve anksiyetenin nikotin bağımlılığı ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma, sürekli öfke ve öfke ifade tarzı ve anksiyetenin nikotin bağımlılığı ile ilişkisini ortaya koymaktadır. Araştırmada Beykent Üniversitesi' nde aktif olarak öğrenim gören ve sigara kullanan 18-27 yaş aralığındaki 427 katılımcı üzerinden örneklem oluşturulmuştur. Araştırmada verilerin toplanması için "Kişisel Bilgi Formu", "Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği", "Beck Anksiyete Ölçeği" ve "Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi" kullanılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Korelasyon Analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, Bağımsız Gruplar t-testi, ANOVA ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda katılımcıların anksiyete düzeyleri ile sürekli öfke durumları, öfkeyi dışa yansıtma ve öfkeyi içe atma davranışları arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuşken, öfke kontrol düzeyleri ile negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin nikotin bağımlılığı ile sürekli öfke durumları, öfkeyi dışa yansıtma ve öfkeyi içe atma davranışları arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuşken, öfke kontrol düzeyleri ile negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin anksiyete düzeyleri ile nikotin bağımlılığı düzeyleri arasında istatistiksel olarak ilişki tespit edilmemiştir. Araştırmada öğrencilerin sürekli öfke durumlarının nikotin bağımlılıklarını yordadığı, diğer öfkeye ait unsurların bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir.

AnksiyeteBağımlılıkNikotin+4
Gamze Güleşer
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencileri örnekleminde travma sonrası stresin umutsuzluk üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde travma sonrası stres düzeylerinin umutsuzluk üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin travma sonrası stres ve umutsuzluk düzeyi ilişkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul bölgesinde yaşayan 18-24, 25-35 ve 36+ yaş aralığındaki 340 adet üniversite öğrencisi ile araştırmanın örneklemi oluşturulmuştur. Araştırmada İlişkisel Tarama Modeli kullanılmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Beck Umutsuzluk Ölçeği" ve "Travma Sonrası Stres Bozukluğu Soru Listesi" kullanılmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS statistics 20.0 programında yapılmıştır. Ölçekler üzerindeki demografik farkların analizinde "Bağımsız Örneklem t" ve "ANOVA(Tek Yönlü Varyans Analizi)" testleri kullanılmıştır. Çalışmada umutsuzluk düzeyi ile travma sonrası stres bozukluğu düzeyi arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon tekniği ile hesaplanmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucu, cinsiyetin, yaşın, eğitim düzeyinin ve yaşanılan yerin etkilemediği bunun yanında travma sonrası stres ile umutsuzluk arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları önceki literatür eşliğinde yeni araştırmalara yol gösterecek şekilde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

StresStres bozuklukları-post travmatikStres bozuklukları-travmatik+5
İrem Ayan Bayram
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kadına ilişkin namus kavramıve namus adına kadına uygulanan şiddete bakış açısının incelenmesi

Bu araştırma, şiddetin kadınlar üzerindeki etkisinde namus kavramına bakış açısının rolünü araştırmak amacıyla yapılmıştır. Ayrıca namus kavramı, namus adına kadına uygulanan şiddet arasındaki ilişkiler belirlenmiş, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Beykent Üniversitesinde bulunan ve elverişli örnekleme yöntemi ile belirlenen 386 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada İlişkisel Tarama Modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 'Sosyodemografik Bilgi Formu', 'Namus Adına Kadına Uygulanan Şiddete Yönelik Tutumlar Ölçeği (NKÜŞTO) ve 'Kadına İlişkin Namus Anlayışı Tutum Ölçeği (KİNATÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis H, Mann Whitney U Testi, Anova, ve T Testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, namus kavramı ve namus uğruna kadına uygulanan şiddet değişkenleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu görülmektedir. Namus Adına Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutumlar Ölçeği ve Kadına İlişkin Namus Anlayışı Tutum Ölçeği toplam puanları arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=-,662; p<0,05). Namus Adına Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutumlar Ölçeği ve Kadına İlişkin Namus Anlayışı Tutum Ölçeği Genel Namus Anlayışı alt boyutu puanları arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

Kadına yönelik şiddetKadınlarNamus+3
Gizem Acar Gündüz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Obeziteli kadınlarda çocukluk çağı travmalarının, duygusal yeme ve psikolojik iyi oluş ile ilişkisi

Bu çalışma, obeziteli kadınlarda çocukluk çağı travmalarının, duygusal yeme ve psikolojik iyi oluş ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın sadece obez kadınlar üzerinde yapılması, 18 yaş üstü bireylere uygulanması, sadece akademik amaçlar ile yapılması, katılımcıların çocukluk çağı travma düzeylerinin, psikolojik iyi oluş düzeylerinin ve duygusal yeme düzeylerinin ölçülmesi ile sınırlı tutulması araştırmanın örneklem üzerinde olması başlıca sınırlılıklarıdır. Yapılan bu araştırmaya toplamda 1212 kadın birey katılmıştır. Katılımcı bireylerin Vücut kitle indekslerine göre yapılan incelemede %2,89'unun, zayıf %42,99'unun normal, %32,26'sının şişman ve %21,86'sının obez olduğu tespit edilmiştir. Obez olmayan grubun kilo ortalamasının 64,95, Obez grubun 92,33 ve tüm örneklemin 70,94 olduğu tespit edilmiştir. Beden kitle indeksi incelendiğinde obez olmayan grubun ortalamasının 24, obez grubun ortalamasının 34,70 ve tüm örneklemin ortalamasının 26,34 olduğu tespit edilmiştir. Duygusal Yeme alt boyutunda, Duygusal İstismar alt boyutunda, Fiziksel İstismar alt boyutunda, Duygusal İhmal alt boyutunda, Cinsel İstismar alt boyutunda, Minimizasyon alt boyutunda, CTQ Toplam düzeyinde yaşa göre istatistiksel anlamlılık düzeyinde anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile farklı yaş gruplarında yer alan bireylerin bu alt boyutlarda ve CTQ toplam düzeyleri birbirine benzer düzeydedir. Fiziksel istismar alt boyutunda yapılan ikili karşılaştırmalar sonucunda herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Diğer bir ifade ile Fiziksel istismarda eğitim durumuna göre anlamlı farklılık yönünde bir eğilim olduğu fakat bu örneklem grubu için fiziksel istismarda anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiş olur. Çocukluk çağı ruhsal travma alt düzeylerinin Psikolojik iyi oluş üzerinde yordayıcılık etkisini tespit etmek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda oluşturulan modelin anlamlı olduğu ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde meydana gelen değişimin %21,3'ünü açıkladığı tespit edilmiştir. Duygusal İstismar, Fiziksel İstismar, Fiziksel İhmal, ve Cinsel İstismar alt boyutlarının psikolojik iyi oluş üzerinde anlamlı etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile bu alt boyutlarda meydana gelecek artış ve azalışlar psikolojik iyi oluş üzerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artış ve azalışa neden olmayacaktır.

Beslenme ve yeme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları-çocukluk çağıDuygusal yeme+4
Salihan Melis Ulutaş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kişilik tipolojisi ile kullandıkları problem çözme becerileri ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmamızda, üniversite öğrencilerinin okul ve sosyal ortamlarda karşı karşıya kaldıkları stres kaynaklarıyla nasıl başa çıktıkları, kişilik tipolojileri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 536 üniversite öğrencisine anketler online olarak uygulanmıştır. Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği, Problem Çözme Envanteri ve Stresle Başa Çıkma Tarzları ölçekleri kullanılmıştır. Toplanan veriler ise SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. BFKÖ alt boyutlarından kadınların erkeklere göre daha yüksek duygusal istiskrarlılık puanlarına sahip oldukları bulunmuştur. Akademik not ortalamaları yüksek olan katılımcıların daha düşük not ortalamasına sahip katılımcılara göre daha yüksek deneyime açıklık puanlarına sahip olduğu saptanmıştır. Erkeklerin kadınlara kıyasla problem çözüm sürecinde aceleci oldukları ve kaçıngan bir tutum sergiledikleri görülmüştür. PÇE aceleci ve kaçıngan toplam puanları ile Stresle Başa Çıkma Tarzları Kendine Güvenli, İyimser, Sosyal Destek Arama Yaklaşımı ile negatif, Çaresiz ve Boyun Eğici Yaklaşım arasında ise pozitif ve anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Analiz sonuçlarımıza göre öğrencilerin uyumluluk ve deneyime açıklık özelliklerinin yüksek olduğu, problem çözme algılarının yüksek olduğu, stres meydana getiren durumlara karşı en fazla çaresiz ve kendine güvenli yaklaşımını benimsediği görülmektedir.

Baş etme stratejileriBaşa çıkmaEğitim psikolojisi+7
Gülşah Duran
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında duygusal zekâ ve kişilik özellikleri ile iş performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Araştırma, sağlık çalışanlarının duygusal zekâları ve beş faktör kişilik özelleri ile iş performansları arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla yapılmıştır. Bunun yanı sıra bu değişkenler demografik özellikler açısıdan karşılaştırılmıştır. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni, Türkiye genelindeki sağlık çalışanlarından, örneklemi ise araştırmaya gönüllülük ilkesini kabul ederek katılan 310 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Araştırmada, verileri toplamak amacıyla demografik bilgi formu, Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Korelasyon Analizi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H Testleri kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır Araştırmanın sonucunda, sağlık çalışanlarının Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği ve Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği puanları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bununla birlikte Schutte Duygusal Zekâ Ölçeğinin iyimserlik/ ruh halinin düzenlenmesi alt boyut puanları ile İş Performansı Ölçeği puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiş ancak Duygusal Zekâ Ölçeğinin duyguların kullanımı ve duyguların değerlendirilmesi alt boyut puanları ile İş Performansı Ölçeği puanları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilememiştir. Çalışmada Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği puanları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.

Duygusal zekaKişilik özellikleriPerformans+2
Buse Büşra Koca
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Other supervisors