Theses supervised by Prof. Dr. Canan Çetin
38 theses · Yeditepe University
Orta okul öğrencilerinin insani değerleri ile okul tükenmişlikleri arasındaki ilişki ve bir araştırma
Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin insani değerleri ile okul tükenmişlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışma evreni 2014–2015 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar İlçesinde bulunan ortaokul öğrencileridir. Örneklemimiz 500 kişiden oluşmaktadır.Araştırmada, ortaokul öğrencilerinin insani değerlerin sorumluluk, dostluk, arkadaşlık. barışçı olma, saygı, dürüstlük alt boyutlarında okul tükenmişliği ile ilgili ilişkisel boyutu üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucuna göre katılımcıların demografik özelliklerine bakıldığında; babaların en fazla lise düzeyinde en az doktora düzeyinde eğitim aldıkları, annelerin en fazla ilkokul en az doktora düzeyinde eğitim aldıkları sonucuna varılmıştır.Katılımcıların babalarının mesleki durumu olarak en fazla işçi en az işsiz oldukları, annelerin ise büyük çoğunluğunun ev hanımı çok az bir bölümünün ise memur olduğu sonucuna varılmıştır. Aylık gelir durumlarının ise 2000 TL'nin üstünde olduğu tespit edilmiştir. İnsani değerler boyutunda cinsiyet, anne, baba eğitim, anne, baba meslek durumu ve aylık gelir bakımından bir farklılık görülmezken, sınıf düzeyinde insani değerlerin 6. Sınıfta en yüksek, 7. Sınıfta en düşük olduğu gözlenmiştir. Okul tükenmişliği boyutunda bakıldığında erkeklerin öğrencilerin tükenmişliklerinin kız öğrencilerden daha düşük olduğu, sınıf sayısı yükseldikçe okul tükenmişliğinin düştüğü gözlenmiştir. Babaların eğitim durumunda anlamlı bir fark gözlenmezken annelerin eğitim durumlarında yüksek lisans mezunlarının okul tükenmişlikleri düzeyinin düşük, doktora öğrencilerinin okul tükenmişlik düzeyinin yüksek olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnsani Değerler, Okul Tükenmişliği, Ortaokul Öğrencileri
Endüstri meslek liselerinde görev yapan öğretmenlerin örgütsel sessizlik ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki
Tüm zamanların en önemli konularından biri hiç tartışmasız eğitim ve kalitesidir. Ülkemizde de son on yıl içerisinde eğitim alanında önemi değişikliklere gidilmekte olduğu görülmektedir. Yönetsel değişikliklerin eğitim alanında yapılabilecek değişikliklerin başında geldiği yadsınamaz bir gerçektir. Okullarımızda yönetsel problemlere yol açabilecek konuların başında da örgütsel sessizlik ve örgütsel bağlılık konuları gelmektedir.Bu tez çalışması endüstri meslek liselerinde çalışan öğretmenlerin görüşlerine bağlı olarak Örgütsel Sessizlik ile Örgütsel Bağlılık düzeylerini tespit etmek ve Örgütsel Sessizlik ile Örgütsel Bağlılık arasında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. İstanbul ili Esenyurt ilçesi endüstri meslek liselerinde 2011?2012 öğretim yılında görev yapan öğretmenler araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Araştırmada ilçedeki bütün endüstri meslek liselerine ulaşılmıştır. İlçedeki 3 endüstri meslek lisesinde çalışan 174 katılımcıdan gönüllülük esaslı olarak 144 katılımcı ölçeklerdeki sorulara yanıt vermişlerdir. Örneklem grubuna ?Örgütsel Sessizlik Ölçeği? ve ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği? uygulanmış ve yapılan analizlerde su sonuçlara ulaşılmıştır:Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların Örgütsel Sessizlik algıları orta düzeye yakın, Örgütsel Bağlılık algıları ise orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuç endüstri meslek liselerinde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin sorunlarını rahatça ifade edemedikleri ve duruma ve şartlara bağlı olarak sessiz kalmayı tercih ettiklerini göstermektedir.Anahtar Sözcükler: Sessizlik, örgütsel sessizlik, bağlılık, örgütsel bağlılık
Almanca öğretmenlerinin hizmet içi eğitim hakkındaki görüşleri ve bir araştırma
ÖZETALMANCA ÖĞRETMENLERİNİN HİZMET İÇİ EĞİTİM HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİBu çalışma almanca öğretmenlerinin hizmet içi eğitim etkinliklerine ilişkin görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; 2011-2012 Eğitim Öğretim yılında İstanbul İli Avrupa ve Anadolu yakasındaki ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise küme örnekleme yöntemiyle seçilen bu kurumlardan 123 almanca öğretmenine ulaşılmıştır.Çalışma sonucunda; hizmet içi eğitim programlarına ilişkin görüşleri; almanca öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, medeni durum, mesleki kıdem, branş, eğitim durumu, gelir değişkeni, görev yaptıkları okul sayısı, hizmet içi eğitim sayısı ve istihdam türlerine göre istatistiksel olarak anlamsızdır. Ankete katılan öğretmenlerin yarısı %50'si hizmet içi eğitim programları planlanırken ihtiyaçlarına ilişkin düşüncelerinin neredeyse hiç alınmadığını belirtmiştir. Hizmet içi eğitim etkinliklerinde ölçme ve değerlendirme tekniklerine yer verildiğine ilişkin öğretmen görüşleri çoğunlukla olumsuzdur. Hizmet içi etkinliklerine katılma biçimine göre ise; özel okulda ve sözleşmeli olarak çalışan öğretmenler diğer öğretmenlere göre olumlu görüş bildirmiştir. Öğretmenlerin eğitim durumu ve aylık toplam aile geliri arttıkça, tutumlarda da olumlu gelişmeler olduğu ortaya konulmuştur. Öğretmenlerin hizmet içi etkinliklerinde görev alan öğreticilerin yeterlilikleri hakkında, eğitim görevlilerinin öğrenme konusuna ilişkin olarak yeterli uygulama yapabilmekte olduğuna ilişkin düşünceleri daha olumlu değerlendirilmektedir. Alınan hizmet içi eğitimin değerlendirilmesi konusunda öğretmenlerin birçoğu hizmet içi eğitim etkinliklerinin bitiminde başarıyı ölçmek için ciddi bir sınav yapılması gerektiğini, hizmet içi eğitim programlarının işlenişiyle ve hizmet içi ortamın fiziki şartları ile ilgili görüşlerinin neredeyse hiç alınmadığını ifade etmiştir.
Örgütsel sessizlik ile güven arasında ilişki ve eğitim örgütlerinde bir araştırma
Araştırmanın amacı, örgütsel sessizlik ve güven arasındaki ilişki ve bu ilişkinin eğitim örgütlerindeki etkisini görmek için; Endüstri meslek lisesi ve Ticaret meslek lisesinde görev yapan öğretmenlerin, çalıştıkları lise türüne göre, sessizlik ile güven arasındaki ilişkiye dair algılarını belirlemektir.Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesindeki tüm resmi Endüstri meslek liseleri ile Ticaret meslek liselerinde görev yapan 148 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Hipotezler, çoklu regresyon, t-testi, tek yönlü varyans analizi (anova) ve farklılıkların kaynaklarını belirlemek amacıyla yapılan tamamlayıcı post-hoc analizleri ile yapılmıştır.Araştırma sonucunda, iletişim düzeyinin arttığı örgütlerde savunmacı sessizlik davranışında azalma görülmekle beraber, öğretmenlik de 16-20 yıl süre geçirenler örgüt içi iletişimi daha fazla önemsemekte, öğretmenlikte 21 yıl ve üstü süre geçirenlerde ise savunmacı sessizlik davranış daha fazla görülmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerden Ticaret meslek lisesi öğretmenleri daha fazla uysal sessizlik davranışı göstermekte ve bu davranışı sergileyen öğretmenlerin büyük çoğunluğunun bekar olduğunu söylemek mümkündür. Yine Ticaret meslek lisesi öğretmenleri yöneticilerine güvendikleri zaman dışarıya karşı daha fazla prososyal sessizlik davranışı göstermekte ama diğer taraftan örgüt yöneticilerinin öğretmenlere karşı duyarlılık düzeyi arttığında öğretmenlerin, dışarıya karşı prososyal sessizlik davranışlarında azalma olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerden Endüstri meslek lisesi öğretmenleri örgüt içinde, yöneticiye güvenmeyi, yönetimin yeniliğe açık olmasını ve öğretmenlere karşı duyarlı davranmasını daha fazla önemsemektedir.Anahtar Kelimeler: Örgüt, Sessizlik, Güven
İlköğretimde çalışan öğretmen ve yöneticilerin müfettişlerden beklentileri ve bunu gerçekleştirme düzeyi
Bu araştırmada İlköğretim Okullarında çalışan yönetici ve öğretmenlerin müfettişlerden beklentileri ve bunların gerçekleştirme düzeyinin belirlenmesine çalışılmıştır. Araştırmada yönetici ve öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek , beklentilerini uygulamadaki hali ile nasıl olması gerektiğini incelemek için bir anket geliştirilmiş ve bu anket araştırmanın temelini oluşturmuştur. Anket beşli Likert Ölçeği `ne göre hazırlanmıştır. Bu ölçekle uygulamadaki hali ile ; kesinlikle yeterli , yeterli , kararsızım, yetersiz. Nasıl olması gerektiği hali ile ; kesinlikle bekliyorum , bekliyorum, kararsızım, beklemiyorum, kesinlikle beklemiyorum, sorularına verilen cevaplarla hazırlanmıştır.Cinsiyet , branş , kıdem , okuldaki görev , geçirilen teftiş sayısı , teftişin yararları hakkındaki düşünceler karşılaştırılmıştır. İstatistik çözümlemelerde anlamlı bulunan ( p < 0,05) sonuçlar tablolarda gösterilmiş ve değerlendirilmiştir.Anlamlı farklılık gözlenmeyen gruplar ise tezde gösterilmiştir. Araştırmanın teorik kaynağı ise ilgili kaynaklardan sağlanmıştır. Araştırma İstanbul İl merkezinde bulunan Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı İlköğretim Okullarından 8'i ile sınırlı tutulmuştur. Araştırmada yöneticilerin , müfettişlerden değerlendirmelerine ilişkin düzeye göre dağılımları , çoğunluğunun kararsız , yöneticilerin müfettiş davranışlarının nasıl olacağına ilişkin düzeye göre dağılımının çoğunluğunun kesinlikle beklediklerini , öğretmenlerin müfettişleri değerlendirmesine ilişkin düzeye göre dağılımları , çoğunluğunun yetersiz olduklarını , öğretmenlerin müfettiş davranışlarının nasıl olacağına ilişkin düzeye göre dağılımları , çoğunluğun kesinlikle beklediklerini ortaya çıkarmıştır. Teftişin , yönetici ve öğretmenlerin beklentilerini gerçekleştirmediği görülmüş , beklentilerinin gerçekleştirilmesi için öneriler geliştirilmiştir.
Türkiye`de orta mesleki-teknik eğitim ve istihdam ilişkisi
Bu çalısmada ?Türkiye'de Orta Mesleki-Teknik Egitim ve İstihdam? baslıgı altında Orta Mesleki-Teknik Egitim sisteminin is dünyasının ihtiyaç duydugu vasıflı isgücünü karsılamadaki önemi, gerekliligi ve Orta Mesleki-Teknik Egitim istihdam iliskisi üzerinde durulmus, Orta Mesleki-Teknik Egitim sisteminde yasanan sorunların istihdam üzerindeki etkileri saptanmaya çalısılmıstır. Çalısma ; giris ve problem durumu, konu ile ilgili temel kavramlar ve Orta Mesleki-Teknik Egitimin tarihsel gelisimi, Orta Mesleki-Teknik Egitimin düzenlenmesi, Orta Mesleki-Teknik Egitim ve istihdama etkisi, Orta Mesleki- Teknik Egitimde sorunlar ve yeni degerler, arastırma yöntemi, sonuç ve öneriler olmak üzere yedi bölüm altında toplanmıstır. Çalısma nitel arastırmanın veri toplama yöntemlerinden doküman incelemesi ile yapılmıstır. Çalısmamız Orta Mesleki-Teknik Egitim ve istihdamı Türkiye geneli içinde degerlendirdiginden, konu ile ilgili düzenli, güvenilir ve güncel bilgiler için Türkiye İstatistik Kurumu, Devlet Planlama Teskilatı, Milli Egitim Bakanlıgı, İs ve isçi Bulma Kurumu verileri temel alınmıstır. Bilimsel bildiri, konferans, makale ve süreli yayınlar ile çesitli dernek, sendika ve meslek odaları yayınları yardımcı veri kaynakları olarak kullanılmıstır. Elde edilen veriler amaca uygun olarak betimsel analiz teknigi ile degerlendirilmistir. Türkiye'de Orta Mesleki-Teknik Egitim ile istihdam arasındaki iliski çalısmamızın sonuçları ile gösterilmistir. Orta Mesleki-Teknik Egitim sisteminde program gelistirme, finansman saglama, mezunların istihdamı ve is dünyasının ihtiyaçlarına uygun isgücü yetistirme sorunlarının bulundugu görülmüs ve bu sorunların çözümünün okul-isletme isbirligi ile saglanacagı sonucuna varılmıstır. Yine çalısmada Türkiye'nin istihdam, issizlik sorunlarının çözüm merkezinde Orta Mesleki-Teknik Egitimin nitelik kazanarak yaygınlastırılması gerektigi ortaya çıkmıstır. Anahtar Kelimeler: Mesleki Teknik Egitim, istihdam, okul isletme isbirligi, isgücü, issizlik
Öğretmen statüleri üzerine bir araştırma
1848'de baslayan resmi ogretmenlik egitimi ile ogretmenligin ulkemizde modern anlamda mesleklesmesi de baslamistir. Guntimiize gelindiginde bazi eksikliklere ragmen, ogretmenligin bir meslek olarak kabul edilmesi konusunda cok yol almrmstir. Ancak, ogretmenlerm sosyal statuleri a9ismdan aym gelisme olmamistir. Cumhuriyet'in kuruldugu ilk yillann disinda, ogretmenlerin sosyal statuleri istenir duzeyde olmamistir. Ulkenin gelecegine yon verecek nesillere rehberlik etmesi beklenen ogretmenlerin, dusuk sosyal stattileriyle bu gorevi basanh bir sekilde yerine getirmesi son derece gu9tiir. 21. yuzyilda gittik9e mzlanan, tiiiB alanlardaki degisimler, ixlkeleri, onlarm sistemlerini, sektorlerini zorlarken tiim bunlari surdurebilmek i9in daha rekabetti olmalan gerektirmektedir. Artan egitim gereksinimi ile birlikte, bir yandan daha nitelikli ogretmenlerin sisteme ginnelerine yonelik tedbirler ahmrken, diger yandan da bu ogretmenlerin sosyal statulerini arttirmak i9in gerekli kosullar hazirlanmah ve uygulanmaya ge9irilmelidir. Ulkemizde ogretmenlerin sosyal statuleri, ge9en 150 yil içinde ekonomik, siyasal ve kiilturel nedenlerle farhhklar gostermistir. Son yillarda ise, ogretmenlik meslegine ilginin artmasma ragmen bu meslegin sosyal stattisti genel olarak diismeye devam etmektedir. Bu tez 9ahsmasmm amaci ogretmenlerin kendi sosyal statulerini mesleki ve meslek disi faktorlere gore nasil degerlendirdikleri ile hangi problemlerin sosyal statulerini en 90k olumsuz etkiledigini bulmaya yoneliktir. Tez çalismasi için Istanbul lli, Bah9elievler Il9esi simrlari i9inde yer alan devlet ilkogretim okullarmda ogretmenlerin sosyal statulerini nasil algiladiklanm tespit etmeye yonelik bir anket uygulanmistir. Anketten elde edilen veriler uygun istatistild analizlere tabi tutulduktan sonra sonu9lar degerlendirmeye almmistir. Tez 9ahsmasimn son bolumiinde ise, Ogretmenlerin sosyal statulerini yukseltmeye yonelik 96ztim onerilerine yer verilmistir.
İlköğretim birinci kademe öğrencilerinin sınıf içi olumsuz davranışları ve öğretmen tepkileri
Ögrencilerin sınıf içinde gösterdikleri olumsuz davranıslar disiplin ve sınıf yönetimi konularını yakından ilgilendirmektedir. Bu davranıslar karsısında ögretmenlerin gösterdikleri tepkiler de ögretmen yetistirme düzeni ile yakından ilgilidir. lkögretim birinci kademesinde ögretmeler üzerinde yapılan bu arastırmada, ögrencilerin sınıf içinde gösterdikleri olumsuz davranıslar incelenmis ve yıllar içerisinde nasıl bir seyir gösterdikleri degerlendirilmeye çalısılmıstır. Aynı inceleme ve degerlendirme ögretmenlerin bu davranıslar karsısında verdikleri tepkiler açısından da yapılmıstır. Ögretmenlerin ögrencilerin sınıf içindeki olumsuz davranısları ve bunlara ögretmenlerin gösterdikleri tepkilerin ögretmenlerin bazı seçilmis demografik özellikleri karsısında farklılıklar gösterdigi sonucuna varılmıstır. Arastırmada ögretmenlerin ögrencilerin sınıf içinde yıllar içerisinde giderek daha az düzeyde olumsuz davranıs göstermeleri ile kendilerinin de bunlara giderek daha az düzeyde tepki verdikleri bulgulanmıstır. Diger bir ifade ile ögretmenlerin ögrencilerin sınıf içinde gösterdikleri olumsuz davranıslar ve bunlar karsısında kendilerinin verdikleri tepkiler arasında yıllara yayılan büyük bir tutarlılık belirlenmistir.
İlköğretim öğrencilerinin matematik kaygısı ile öğretmen tutumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bilindiği gibi öğrencilerin matematik dersleriyle ilgili olarak endişe ve korkuya sahip oldukları yönünde genel bir kanaat bulunmaktadır. Dolayısıyla öğrencilerin matematik dersinde başarısız olmalarında ve matematiği sevmelerinde tutumlarının rolü büyüktür. Tutumların oluşmasında en önemli faktörlerden biri de öğretmenlerdir. Çünkü öğretim sürecinde öğretmenler öğrencilerin başarısında etkin olan kişilerdir. Öğrencilerin bu derslere karşı olan olumsuz tutumlarının nedenlerinin başında öğretmen faktörünün yanı sıra bu derslerde kullanılan öğretim yöntemlerinin, toplumun bu derslere karşı olan inanç ve tutumlarının ve derslerin günlük hayat ile bağlantılarının yeterince kurulamamasının, vb. geldiğini göstermektedir. ?Matematik Kaygısı? konulu tezimizin amacı matematik kaygısının tanımı ve sebepleri araştırarak matematik kaygısını oluşturan veya arttıran öğretmen davranışlarının matematik kaygısı ile ilişkisi açıklanmaya çalışılacak. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma anketleri, İstanbul, Anadolu yakasındaki özel okulların 4.- 5. sınıf ve ikinci kademe öğrencilerine uygulanmıştır. Anketler 280 öğrenciye uygulanmıştır. Anket formu 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler ve bağımsız sorular, ikinci bölümde 45, 3. bölümde ise 25' er bağımlı soru bulunmaktadır. Araştırma sonucunda matematik kaygısının ?Matematik sınavı ve değerlendirilme? alt boyutu ile öğretmenlerin tutum düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığı zaman negatif yönde hafif kuvvette bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca ?Matematik dersine ilişkin kaygı? alt boyutu ile öğretmenlerin tutum düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığı zaman negatif yönde hafif kuvvette bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmanın bazı önerileri şunlardır; Matematik kaygısının ana sebepleri; ?öğrenci bağlantılı?, ?öğretmen bağlantılı? ve ?öğretim teknikleri bağlantılı? olabildiğinden, bu kaygı ile başa çıkma çalışmalarında öğrenci, öğretmen ve okul yönetimine ayrı ayrı iş düşmektedir. Öğretmenlerin görevi, öğrencilere olayları kavramları ve bilgileri aktarmak değil, öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor etkinliklerini yönelterek, onlara öğrenmeyi öğretmektir. Matematik bilimlerine karşı takınılan olumsuz tavır, tutum ve inançlar matematik kaygısını arttırmaktadır. Okul danışmanları, öğretmenler ve veliler, öğrencileri matematik hakkında bilinçlendirmeli ve onların yanlış inançlarını düzeltmelerine yardımcı olmalıdır. Uzun vadede, aşırı kaygılı öğrenciler rehberlik servislerine sevk edilerek, bu servislerde bilişsel yeniden yapılandırma gibi daha gelişmiş tekniklerle tedavi edilmelidirler. Anahtar Kelimeler: matematik öğretimi, öğretmen, matematik kaygısı
İlköğretim okullarında uygulanan sınavlarda tam öğrenme(Bloom taksonomisi)nin kullanılmasının önemi
Bu arastırmanın amacı Egitim kurumlarımızda uygulanan sınavların ölçme ve degerlendirme tekniklerinden uzak olarak hazırlanması sonucunda hedeflenen kazanımlara ulasmanın zorlugunu ispatlayabilmektir. Etkili ölçme ve degerlendirme sistemi tasarlanabilmesi için ölçme ve degerlendirme kavramlarının bilimsel bir temele dayandırılması gerekir. Çalısmanın evreni İstanbul ili Anadolu Yakası Üsküdar lçesinde yer alan biri özel , biri devlet okulu olmak üzere iki ilkögretim okuludur.Bu ilkögretim okullarının 2. sınıf ve 5.sınıf ögrencileri arasında yer alan 116 denek üzerinde , ögrencilere uygulanmak üzere 4 degerlendirme sınavı, uygulanarak yorumlanmıstır. Davranısların sınıflandırma yöntemi olarak, ögretmenlerin bir okul yılı boyunca kendi derslerini nasıl sıralayarak gelistireceklerinin ve bu sekilde çocukları alt düzey davranıstan üst düzey davranısa götüreceklerinin ortaya konmasının yararlı olacagı düsünülmektedir. Egitimle ilgili olan bu arastırma,matematiksel bir arastırmadır ve uygulanan sınavların bir bölümü bilgi, kavrama, analiz, sentez, uygulama, degerlendirme basamaklarına yer verilerek hazırlanmıs(taksonomik), bir bölümü ise zihinsel basamaklar göz önünde bulundurulmadan, bilgi basamagı agırlıklı olarak hazırlanarak uygulanmıstır. Sınavların güvenirlik analizi olarak içsel tutarlılık analizi yapılmıstır.Bu baglamda descriptive istatistiginde, min-maks degerleri, ortalama, standart sapma ve degisken homojenligi analizleri yapılmıstır.Veriler SPSS 13.00 paket programında hazırlanmıstır.=0.5, %95 güven aralıgında test edilmistir.Student t testlerinden one-sample t testi kullanılmıstır. Bulgulardan bazıları; yeni ögretim programı geregi ögrenciyi merkeze koyan, ezberden uzak, düsünmeyi düsünmeye yönlendirici olunması yönündeki degisim, uygulanan sınavlara da yansımasının gerekliligi alınan sonuçlarda da görülebilmektedir. Yalnızca bilgi basamagına baglı degerlendirmeye tabii olan ögrencilerin basarılarının oldukça düsük oldugu gözlenmistir. Anahtar Kelimeler: Ölçme, degerlendirme, Pisa Raporu, Bloom, taksonomi.
Okul müdürü öğretmen çatışması ve okul müdürlerinin bu çatışmayı yönetme yeterlilikleri
Çatısma, bireysel açıdan fizyolojik ve sosyo-psikolojik ihtiyaçların tatminine engel olan sıkıntıların meydana getirdigi gerginlik halleridir. Çatısma, örgütsel açıdan ise örgütte çalısan bireyler ve grupların birlikte çalısma sorunlarından kaynaklanan ve normal faaliyetlerin durmasına veya karısmasına neden olan olaylardır. Çatısma, iyi yönetildiginde yenilige, gelismeye, yaratıcılıga katkı saglayan bir süreç olabilmektedir. Bu durumda okul yöneticisi okulda olusan çatısma ortamlarından, egitim ve ögretim amaçlarının gerçeklesmesi için yararlanabilmektedir. Okullarda müdür ve ögretmenler arasında yasanan çatısmaların olumlu sonuçlandırılması, okul müdürünün çatısmayı yönetme yeterlilik düzeyiyle yakından ilgilidir
İlköğretim okullarındaki örgüt iklimine ilişkin öğretmen algıları
Örgüt iklimi, toplumdaki bireylerin belirgin beklenti ve davranıslara gösterdikleri yapılar üzerine kurulu bir kavram olup örgütün belli bir zamandaki havasını yansıtır. ?klim, kisiler tarafından görünmez ya da dokunulmaz ancak gerçek ve üstelik bir oda içerisindeki hava gibi bir organizasyon içinde olup biten her seyi içerir ve etkiler. Okullar sahip oldukları iklim özellikleri ile çalısan bireyleri farklı biçimlerde etkilemekle birlikte bunun uzantısı olarak ta gerçeklestirilmeye çalısılan amaçlar bu etkilere göre sekillenmektedir. Amaçlar arasında belirgin fark olmamasına rağmen her okulun çıktısı bu etkilere göre değismektedir. Okullarımızda olusturulan bu iklimlerin belirlenmesinin amaçlardaki bu farklılıklara olumlu yönde katkı sağlayacağı söylenebilir. Bu arastırmanın amacı resmi ilköğretim okullarındaki örgüt ikliminin değerlendirilmesidir. Arastırma verileri ?stanbul Ümraniye ?lçesindeki 30 ilköğretim okulundan seçilen 338 öğretmene anket uygulanması sonucu elde edilmistir. Kullanılan Örgütsel ?klimi Tanımlama Anketi (OCDQ-RS), Hoy ve Tarter tarafından ortaokullar üzerinde genis kapsamlı çalısma yapılarak gelistirilmistir. Elde edilen veriler aritmetik ortalama, standart sapma, varyans analizi, en küçük önemli farklar tekniği ve t-testi kullanılarak incelenmis ve raporlastırılmıstır. Arastırma genel tarama biçiminde olup, anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıstır. Arastırma sonuçlarına göre, resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin algılamaları ile örgüt iklimi alt boyutları arasında anlamlı bir iliski bulunamamıstır. Ancak, otoriter müdür davranısı ve endiseli öğretmen davranısı boyutlarında, yas değiskeni ve meslekte çalısma süresine göre, kendini isine vermis öğretmen davranısı boyutunda ise yas değiskenine göre anlamlı bir iliski bulunmustur
Sınıf öğretmenlerinin kariyer değerlerinin belirlenmesi(Sarıyer ilçesi örneği)
Arastırmanın amacı, ilkögretim okullarında görev yapan sınıf ögretmenlerin kariyer degerlerinin belirlenmesi, demografik özelliklerle iliskisini incelemektir. Arastırma İstanbul ili Sarıyer ilçesindeki devlet ilkögretim okullarında çalısan 350 ögretmeni kapsamaktadır. Çalısmada Edgar Schein' in kariyer deger teorisi kullanılmıstır. Veriler iki bölümde toplanmıstır: Bunlar, demografik bilgiler ve 34 soru maddesinden meydana gelmistir. Ankette sınıf ögretmenlerinin kariyer degerleri, 5'li Likert ölçegi ile saptanmıstır. Demografik özelliklerin, Schein'ın öne sürdügü kariyer degerlerinin belirlenmesinde etken oldugu görülmektedir. Sarıyer Bölgesi'nde görev yapan sınıf ögretmenleri örnekleminde yapılan bu çalısmanın sonuçları, özellikle yas ve hizmet süresi etkenlerinin islevi olarak daha büyük boyutlara yansıtılabilir. Farklı bölgelerde, farklı branslardan ve daha çok ve oranlı sayıda ögretmen üzerinde yapılacak bir arastırma, yas ve hizmet süresi özelliklerinin yanında diger demografik etkenlerin kariyer degerlerinin belirlenmesindeki katkısını daha açık ve güvenilir düzeyde ortaya koyacaktır. Bu tür bir çalısma, ögretmen kitlelerinin kariyer degerlerinin belirlenmesine yönelik sosyo-psikolojik bir arastırmaya temel olusturacaktır. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Sınıf ögretmeni, Kariyer degeri, Edgar Schein
İlköğretim öğretmenlerinin örgütsel özdeşim, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatansaşlık davranışlarının demografik özelliklerine göre incelenmesi
Birey ve örgüt değerlerinin benzeşme derecesi, kurumda çalışma ve kalma isteği ile ekstra rol davranışları gibi özellikleri içeren örgütsel özdeşim, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranış düzeyleri çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Bireylerin demografik özellikleri de bu faktörlerdendir. Çalışanların kurumuna bağlılığı, kurumuyla gurur duyması hem kurumu hem de çalışanları olumlu etkilemektedir.Bu araştırmanın amacı, ilköğretim öğretmenlerinin örgütsel özdeşim, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranış düzeylerinin demografik özelliklerine göre (statü, yaş, kurumunda çalışma süresi, cinsiyet, medeni hal, toplam kıdem yılı) anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir.Bu doğrultuda çalışma grubundaki rastlantısal olarak belirlenen 11 farklı kamu okulundan, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 270 ilköğretim öğretmenine 3 ölçek uygulanmıştır. Bu ölçekler örgütsel özdeşim ölçeği, örgütsel bağlılık ölçeği ve örgütsel vatandaşlık ölçeğidir. Ayrıca uygulanan ölçekte katılımcıların demografik özellikleriyle ilgili bilgilerin edinildiği bölüm vardır.Araştırma kapsamına dahil edilen örgütsel özdeşim, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışları ile demografik özelliklerin bazı noktalarında anlamlı ilişkiler bulunmuş ve tez kapsamında yorumlanmıştır. Araştırmaya göre öğretmenlerin statüleri ile örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı bir fark oluşmaktadır. Buna göre okul müdürleri, müdür yardımcıları ve öğretmenlerden daha fazla örgütsel bağlılık göstermektedir. Yine cinsiyete göre örgütsel bağlılık düzeyinde anlamlı bir farklılık oluşmaktadır. Erkek öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları bayan öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarında daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.Araştırmamızda örgütsel özdeşim, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranış düzeylerinin birbirleriyle olan ilişkisi araştırılmış ve pozitif yönde fakat güçlü olmayan bir ilişkiye rastlanmıştır. Tez kapsamında elde edilen bulgular yorumlanmıştır.
Erinlik dönemi öğrencilerin ebeveyn tutumları ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
11?14 yaş grubundaki erinlik dönemi öğrencilerin demokratik, izin verici-ihmalkar, otoriter, izin verici-müsamahakar olarak gruplandırılan anne baba tutumları ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır.Bu araştırmada, erinlik dönemi öğrencilerin Anne Baba Tutum Ölçeği ile Matson Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği puanlarının yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası, annenin çalışma durumu, ailenin gelir durumu, anne babanın öğrenim durumu değişkenleri arasındaki ilişkileri incelenmiştir.Öğrenci ve ailelerine ilişkin bilgileri belirlemek için `Kişisel Bilgi Formu' ebeveyn tutumlarını belirlemek için `Anne Baba Tutum Ölçeği' erinlerin sosyal becerileri ölçmek için de `Matson Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği' uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, erinlik dönemi öğrencilerin ebeveyn tutumlarının yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, ailenin gelir durumu, anne babanın öğrenim durumu değişkenlerine göre; erinlik dönemi öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin yaş, cinsiyet, doğum sırası değişkenlerine göre farklılık gösterdikleri saptanmıştır.Erinlik dönemi öğrencilerinin büyük bir çoğunluğu ebeveynlerini bir ölçüde demokratik ve bir ölçüde demokratik olmayanlar olarak; ebeveyn tutumlarını da otoriter ve izin verici-müsamahakar olarak sınıflandırmaktadırlar.Sonuç olarak, erinlik dönemi öğrencilerin ebeveyn tutumları ile sosyal becerileri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Ayrıntılar, sonuç bölümünde tartışılmış ve önerilerle son bulmuştur.Anahtar Kelimeler: Tutum, ebeveyn tutumları, erinlik dönemi, sosyal beceri
İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin ana dil bilme düzeylerinin yabancı dil öğrenimlerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmada sekizinci sınıf öğrencilerinin Türkçe becerilerinin İngilizce öğrenmelerinde ne derece etkili olduğu araştırılmıştır.Her toplumun iletişimini kendi ana diliyle gerçekleştirdiği bilinmektedir. İletişimin kalitesinin, insanların konuştuğu dili iyi bilmelerine bağlı olduğu düşünülür. Okullardaki iletişimde Türkçe ile gerçekleşir bu bağlamda Türkçe bilime seviyesi ile başarı okul başarısı arasında bir ilişki olduğu söylenebilir. Türkçenin iyi bilinmediği zamanlarda başarının da olması zordur diye düşünülür.Ülkemizde ikinci dil eğitimi, gerek planlama gerekse uygulama aşamasında eğitim alan öğrencilerin ana dillerini tamamen bildikleri düşünülerek yapılmaktadır. Bu noktada, ikinci dil öğretiminin her aşamasında öğrenci ve öğretmenler çok çeşitli iletişim sorunlarıyla karşılaşabilirler. Bu çalışmada, bu konuda var olan sorunları ortaya koymak ve sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirmek hedef alınmıştır.Anahtar kelimeler: yabancı dil eğitimi, ana dil eğitimi, iletişimAralık, 2008Selim Emre GÜLER
Öğrencilerin algıladıkları öğretmen tutumu ile sınav kaygısı arasındaki ilişki ve bir araştırma
Bu araştırma mesleki ve teknik eğitim gören öğrencilerin, algıladıkları öğretmen tutumları ile sınav kaygısı arasındaki ilişkiyi araştırmak amacı ile yapılmıştır.. Konu ile ilgili kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Araştırmada Soydal (2006) tarafından geliştirilen 34 maddelik olumlu öğretmen tutum ölçeği, Spielberger (1980) tarafından geliştirilen ve Öner (1990) tarafından Türkçeye uyarlanan 20 maddelik sınav kaygısı ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan 11 maddelik kişisel bilgi anketi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Anadolu yakasında 9 farklı mesleki ve teknik eğitim veren ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 239'u kız, 275'i erkek olmak üzere toplam 514 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmış, normal dağılım özelliği göstermeyen dağılımlar için non-parametrik teknikler, normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar için ise parametrik analiz teknikleri, bağımsız grup t testi, nonparametrik Mann Whitney-U testi, tek boyutlu varyans analizi (ANOVA), nonparametrik Kruskal Wallis-H testi, Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi, çapraz tablo analizi kullanılmış olup, Anlamlılık 0.05 olarak kabul edilmiş ve analizler SPSS 15. programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular hipotezde beklendiği olumlu öğretmen tutumları öğrenci başarısına etkisi toplam puanları, sınav kaygısı düzeylerini etkilediği görülmektedir. Öğrencilerin olumlu öğretmen tutumları öğrenci başarısına etkisi toplam puanları ve alt boyutları ile sınav kaygısı ölçeğinden aldıkları toplam puanlar arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre öğretmen tutumunun başarıyı etkilediğini düşünen öğrencilerin sınav kaygı düzeyleri de yükselmektedir. Öğretmen tutumunun başarısını etkilemediğini düşünen öğrencilerin sınav kaygı düzeyleri de düşmektedir Anahtar Kelimeler: Olumlu Öğretmen Tutumları, Sınav Kaygısı, Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumları
Kişilerarası çatışma ile bilgi paylaşımı arasındaki ilişki ve bir araştırma
Çalışma içerisinde kişiler arası çatışma ve bilgi paylaşımı arasındaki ilişki ele alınmıştır. Birinci bölümde problem ve hipotezler tanımlanmıştır. İkinci bölümde kişiler arası çatışmanın tanımı ve geçmişten günümüze çatışma yaklaşımları ele alınmıştır. Çatışmanın türleri ve nedenleri de ayrıca incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise bilginin tanımı, türleri ve bilgi paylaşımı konusu ele alınmıştır. Araştırmanın evreni, 2015–2016 Eğitim Öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İstanbul İli Avrupa Yakası Sultangazi ilçesinde bulunan okullarda görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Bu araştırmada, Paul E. SPECTOR ve Steve M. JEX tarafından geliştirilmiş "Kişiler Arası Çatışma Ölçeği (ICAWS)", Meltem Dil ŞAHİN tarafından geliştirilmiş "Bilgi Paylaşımı Ölçeği" kullanılmıştır.
Öğretmen ve yöneticilerin İngilizceye yönelik tutumları
Bu çalısma ?Öğretmen ve Yöneticilerin ?ngilizceye Yönelik Tutumlarının?ncelenmesi? baslığı altında öğretmen ve okul yöneticilerinin ?ngilizceye yöneliktutumlarını incelemek amacıyla yapılmıstır. Çalısma ?stanbul ili Anadolu yakasındabulunan ilçelerdeki ilköğretim ve ortaöğretimlerde görev yapan 94 öğretmen ve okulyöneticisi üzerinde gerçeklestirilmistir. Arastırmada, Gürel (1986) tarafındangelistirilen `?ngilizceye Yönelik Tutum Ölçeği' ve arastırmacı tarafından hazırlananbilgi formu kullanılmıstır. Arastırmada kullanılan ölçekte 22 olumlu 22 olumsuzifade olmak üzere toplam 44 madde vardır. Ölçek daha önce Uzunboylu (2002)tarafından kullanılmıs ve ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,96 olarak hesaplanmıstır.Örneklem grubundan elde edilen ?ngilizceye iliskin Tutum Ölçeği toplam puanlarıdemografik değiskenlerle karsılastırılmıs ve p<,05 düzeyinde anlamlı olup olmadığıincelenmistir. Arastırma için toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarakanaliz edilmistir. Veriler %( yüzde), t-testi, Kruskal-Wallis testi ve Mann Whitney Utesti yapılarak yorumlanmıstır.Çalısma sonucunda elde edilen bulgular; öğretmen ve yöneticilerin ?ngilizceyeiliskin tutumları öğretmenlerin branslarına, ?ngilizce bilgi seviyelerine, göre, p<,05düzeyinde anlamlı bir farklılık göstermektedir.Anahtar Kelimeler: ?ngilizceye ?liskin Tutum, Öğretmen ve Yöneticiler,Öğretmenler, Yöneticiler,
Yetişkin eğitimine yönelik kurs veren kurumlarda görev yapan usta öğreticilerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel sinizm algıları arasındaki ilişki
Örgün eğitimden mezun olan veya örgün eğitim almamış olan bireyler, toplumsal hayat şartları ile çalışma yaşamının dinamiklerine ayak uydurmak için eğitim faaliyetlerini sağlamalı ve yaşamboyu da devam ettirmelidir. Bu nedenle yetişkin eğitimi ihtiyacı doğmuştur. Yetişkin eğitimi kurumlarında görev yapan usta öğreticiler her yaş, eğitim seviyesi ve farklı kültürden oluşan heterojen bir insan grubuna eğitim vermektedir. Bu karma grupların bir amaç için yetiştirilmesinden yaşanılan zorluklar neticesinde usta öğreticilerde oluşabilecek mesleki tükenmişlik ve örgütsel sinizm algılarına çözüm üretmek ihtiyacı doğmuştur. Bu araştırmada, İstanbul ilinde bulunan yetişkin eğitim kurumlarının çeşitli kurs merkezlerinde çalışan usta öğreticilerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada öncelikle araştırmaya dahil edilen yetişkin eğitimi, mesleki tükenmişlik ve örgütsel sinizm'e ilişkin literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra hipotezler literatür taramasına göre oluşturulmuştur. Araştırma modelini test etmek ve hipotezleri sınamak için Çalışma Kişisel Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği tercih edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde bulunan 2018–2019 eğitim öğretim yılındaki yetişkin eğitim kurumlarının çeşitli kurs merkezlerinde görev yapan usta öğreticilerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi rasgele seçilen 248 usta öğreticilerden oluşmaktadır. Yetişkin eğitimcilerin örgütsel sinizm tutumları ile tükenmişliğin tüm boyutları arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin bulunduğu saptanmıştır. Anahtar sözcükler: Örgütsel sinizm, mesleki tükenmişlik, yetişkin eğitimi, usta öğretici.
İlköğretim okulu yöneticilerinin çatışma yönetimi stilleri(Bağcılar ilçesi örneği)
Bu araştırmada ilköğretim okulu yöneticilerinin çatışma yönetimi stilleri algı düzeyleri ile buçatışma stillerinin demografik özellikleri ile ilişkileri saptanmaya çalışılmıştır.Araştırmada beşbölüm bulunmaktadır.Araştırmanın verileri İstanbul ili Bağcılar ilçesinde görevli ilköğretim okulu yöneticilerinden toplanmıştır.Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmaya toplam 201 yönetici katılmıştır.Araştırmada kişisel bilgi formu ile yöneticilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgi toplanmıştır.Rahim Örgütsel Çatışma Anketi kullanılarakta yöneticilerin çatışma yönetimi stilleri yüzyüze görüşme metodu ile gerekli bilgiler toplanmıştır.Araştırmanın sonucunda,yöneticilerin çatışma yönetiminde ödün verme yaklaşımını kullanma durumlarının cinsiyetlerine göre farklılık gösterdiği, tümleştirme, hükmetme, kaçınma, uzlaşma davranışlarının ise cinsiyetten bağımsız olduğu ,kadınların ödün verme puanlarının erkeklere oranla daha yüksek olduğu, diğer bir ifade ile bu davranışa kadın yöneticiler tarafından erkeklere oranla daha sık başvurulduğu saptanmış,yöneticilerin çatışma yönetiminde tümleştirme yaklaşımını kullanma durumlarının en son mezun oldukları okula göre farklılık gösterdiği, ödün verme, hükmetme, kaçınma, uzlaşma davranışlarının ise en son mezun oldukları okuldan bağımsız olduğu ,okul yöneticilerinin tümleştirme, ödün verme, hükmetme, kaçınma, uzlaşma ve genel çatışma puanları ile mesleki kıdem , yöneticilik seminerine katılma durumları ve yaşları arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı sonucuna varılmıştır.Anahtar kelimeler: İlköğretim okulu yöneticilerinin çatışma yönetimi stilleri.
Okul müdürlerinin etkililiği ve okul iklimi (İstanbul Fatih ve Eminönü ilçeleri örneği )
İstanbul İli Avrupa Yakası Fatih ve Eminönü İlçelerinde orta öğretim kurumlarında çalışan okul müdürlerinin etkililiğinin genel beceriler boyutunda hangi düzeyde olduğunu inceleyen bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümü problem, amaç, araştırmanın önemi, sınırlılıklar ve tanımlardan, ikinci bölümü yönetim biçimlerinin kuramsal temellerinden, üçüncü bölüm araştırmanın yönteminden, dördüncü bölüm araştırmanın bulgularından ve yorumlarından, son bölüm ise sonuç ve önerilerden oluşmaktadır.Araştırmanın evreni, İstanbul ili Fatih ve Eminönü ilçelerinde resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 201 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.Ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin, müdürlerinin etkililiği ile okullarının iklimini algılama düzeyleri incelenmiştir. Bu çerçevede öncelikle öğretmenlerin demografik özellikleri ile yönetsel etkinlik ve örgütsel iklim puanları tanımayıcı istatistikler yardımıyla özetlenmiştir. Daha sonra öğretmenlerin yönetsel etkililik ve iklim algılamalarının demografik özelliklerine göre farklılaşma durumu incelenmiştir. Son olarak yönetsel etkinliğin örgütsel iklime etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada t-testi, varyans analizi, çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. İstatiksel olarak anlamlı olduğu belirlenen ilişkilere ait ortama değerler verilerek sonuçlar istatiksel olarak yorumlanmıştır.Okul müdürlerinin genel, kavramsal, insan ilişkileri ve teknik becerilerine ilişkin puanları ile okul ikliminin moral, samimiyet, yakından kontrol, işe dönüklük ve anlayış gösterme boyutları arasında doğrusal, pozitif ilişkiler bulunmaktadır.
Sınıf yönetiminde aktif öğrenme yöntemlerinin uygulaması (kimya eğitimi örneği)
Zamanımızda bilgi tüketiminin yanında bilgi üretimi çok daha hızlı olduğu için bilgileri takip etmek zorlaşmıştır.Öğrenilecek bilginin fazlaca olması ve her geçen gün artması,yeni öğrenme yaklaşımlarının gündeme gelmesine neden olmuştur.Hem kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşmak hem de bilginin kalıcılığını artırmak için geliştirilen en etkili öğrenme yaklaşımlarından birisi aktif öğrenme yaklaşımıdır.Bu çalışmada sınıf yönetiminde genel aktif öğrenme yöntemlerinin uygulanması incelenmiştir.Çalışmada öncelikle sınıf yönetiminde ,aktif öğrenmenin temelin oluşturan öğrenme yaklaşımları üzerinde durulmuş ,sonrasında ise aktif öğrenme ve aktif öğrenmede kullanılan yöntem ve teknikler araştırılıp incelenmiştir.Çalışmada ayrıca bir aktif öğrenme uygulamasına yer verilmiştir.Uygulama Ankara'da öğrenim gören lise birinci sınıf öğrencileri ile,müfredat konularından atom konusu üzerinde yapılmıştır.Uygulamada,grup çalışması yöntemi kullanılmıştır.Öğrenciler,kooperatif gruplar oluşturarak atom konusu üzerine yaptıkları çalışmaları sınıf ortamında sunmuşlardır.Her sunum sonrasında,gruplar sınıf tarafından sorulan sorulara cevap vermişlerdir.Bu şekilde tartışma ortamı oluşturulmuştur.Uygulamada ölçme,ön test ve son test tekniği ile yapılmıştır.Yirmi soruluk çoktan seçmeli kavram testi çalışma öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır.Ayrıca öğrencilerin grup çalışmasında tutum ve davranışlarını ölçmek için bir anket uygulanmıştır.Zamanımızda bilgi tüketiminin yanında bilgi üretimi çok daha hızlı olduğu için bilgileri takip etmek zorlaşmıştır.Öğrenilecek bilginin fazlaca olması ve her geçen gün artması,yeni öğrenme yaklaşımlarının gündeme gelmesine neden olmuştur.Hem kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşmak hem de bilginin kalıcılığını artırmak için geliştirilen en etkili öğrenme yaklaşımlarından birisi aktif öğrenme yaklaşımıdır.Bu çalışmada sınıf yönetiminde genel aktif öğrenme yöntemlerinin uygulanması incelenmiştir.Çalışmada öncelikle sınıf yönetiminde ,aktif öğrenmenin temelin oluşturan öğrenme yaklaşımları üzerinde durulmuş ,sonrasında ise aktif öğrenme ve aktif öğrenmede kullanılan yöntem ve teknikler araştırılıp incelenmiştir.Çalışmada ayrıca bir aktif öğrenme uygulamasına yer verilmiştir.Uygulama Ankara'da öğrenim gören lise birinci sınıf öğrencileri ile,müfredat konularından atom konusu üzerinde yapılmıştır.Uygulamada,grup çalışması yöntemi kullanılmıştır.Öğrenciler,kooperatif gruplar oluşturarak atom konusu üzerine yaptıkları çalışmaları sınıf ortamında sunmuşlardır.Her sunum sonrasında,gruplar sınıf tarafından sorulan sorulara cevap vermişlerdir.Bu şekilde tartışma ortamı oluşturulmuştur.Uygulamada ölçme,ön test ve son test tekniği ile yapılmıştır.Yirmi soruluk çoktan seçmeli kavram testi çalışma öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır.Ayrıca öğrencilerin grup çalışmasında tutum ve davranışlarını ölçmek için bir anket uygulanmıştır.Zamanımızda bilgi tüketiminin yanında bilgi üretimi çok daha hızlı olduğu için bilgileri takip etmek zorlaşmıştır.Öğrenilecek bilginin fazlaca olması ve her geçen gün artması,yeni öğrenme yaklaşımlarının gündeme gelmesine neden olmuştur.Hem kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşmak hem de bilginin kalıcılığını artırmak için geliştirilen en etkili öğrenme yaklaşımlarından birisi aktif öğrenme yaklaşımıdır.Bu çalışmada sınıf yönetiminde genel aktif öğrenme yöntemlerinin uygulanması incelenmiştir.Çalışmada öncelikle sınıf yönetiminde ,aktif öğrenmenin temelin oluşturan öğrenme yaklaşımları üzerinde durulmuş ,sonrasında ise aktif öğrenme ve aktif öğrenmede kullanılan yöntem ve teknikler araştırılıp incelenmiştir.Çalışmada ayrıca bir aktif öğrenme uygulamasına yer verilmiştir.Uygulama Ankara'da öğrenim gören lise birinci sınıf öğrencileri ile,müfredat konularından atom konusu üzerinde yapılmıştır.Uygulamada,grup çalışması yöntemi kullanılmıştır.Öğrenciler,kooperatif gruplar oluşturarak atom konusu üzerine yaptıkları çalışmaları sınıf ortamında sunmuşlardır.Her sunum sonrasında,gruplar sınıf tarafından sorulan sorulara cevap vermişlerdir.Bu şekilde tartışma ortamı oluşturulmuştur.Uygulamada ölçme,ön test ve son test tekniği ile yapılmıştır.Yirmi soruluk çoktan seçmeli kavram testi çalışma öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır.Ayrıca öğrencilerin grup çalışmasında tutum ve davranışlarını ölçmek için bir anket uygulanmıştır.Zamanımızda bilgi tüketiminin yanında bilgi üretimi çok daha hızlı olduğu için bilgileri takip etmek zorlaşmıştır.Öğrenilecek bilginin fazlaca olması ve her geçen gün artması,yeni öğrenme yaklaşımlarının gündeme gelmesine neden olmuştur.Hem kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşmak hem de bilginin kalıcılığını artırmak için geliştirilen en etkili öğrenme yaklaşımlarından birisi aktif öğrenme yaklaşımıdır.Bu çalışmada sınıf yönetiminde genel aktif öğrenme yöntemlerinin uygulanması incelenmiştir.Çalışmada öncelikle sınıf yönetiminde ,aktif öğrenmenin temelin oluşturan öğrenme yaklaşımları üzerinde durulmuş ,sonrasında ise aktif öğrenme ve aktif öğrenmede kullanılan yöntem ve teknikler araştırılıp incelenmiştir.Çalışmada ayrıca bir aktif öğrenme uygulamasına yer verilmiştir.Uygulama Ankara'da öğrenim gören lise birinci sınıf öğrencileri ile,müfredat konularından atom konusu üzerinde yapılmıştır.Uygulamada,grup çalışması yöntemi kullanılmıştır.Öğrenciler,kooperatif gruplar oluşturarak atom konusu üzerine yaptıkları çalışmaları sınıf ortamında sunmuşlardır.Her sunum sonrasında,gruplar sınıf tarafından sorulan sorulara cevap vermişlerdir.Bu şekilde tartışma ortamı oluşturulmuştur.Uygulamada ölçme,ön test ve son test tekniği ile yapılmıştır.Yirmi soruluk çoktan seçmeli kavram testi çalışma öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır.Ayrıca öğrencilerin grup çalışmasında tutum ve davranışlarını ölçmek için bir anket uygulanmıştır.Zamanımızda bilgi tüketiminin yanında bilgi üretimi çok daha hızlı olduğu için bilgileri takip etmek zorlaşmıştır.Öğrenilecek bilginin fazlaca olması ve her geçen gün artması,yeni öğrenme yaklaşımlarının gündeme gelmesine neden olmuştur.Hem kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşmak hem de bilginin kalıcılığını artırmak için geliştirilen en etkili öğrenme yaklaşımlarından birisi aktif öğrenme yaklaşımıdır.Bu çalışmada sınıf yönetiminde genel aktif öğrenme yöntemlerinin uygulanması incelenmiştir.Çalışmada öncelikle sınıf yönetiminde ,aktif öğrenmenin temelin oluşturan öğrenme yaklaşımları üzerinde durulmuş ,sonrasında ise aktif öğrenme ve aktif öğrenmede kullanılan yöntem ve teknikler araştırılıp incelenmiştir.Çalışmada ayrıca bir aktif öğrenme uygulamasına yer verilmiştir.Uygulama Ankara'da öğrenim gören lise birinci sınıf öğrencileri ile,müfredat konularından atom konusu üzerinde yapılmıştır.Uygulamada,grup çalışması yöntemi kullanılmıştır.Öğrenciler,kooperatif gruplar oluşturarak atom konusu üzerine yaptıkları çalışmaları sınıf ortamında sunmuşlardır.Her sunum sonrasında,gruplar sınıf tarafından sorulan sorulara cevap vermişlerdir.Bu şekilde tartışma ortamı oluşturulmuştur.Uygulamada ölçme,ön test ve son test tekniği ile yapılmıştır.Yirmi soruluk çoktan seçmeli kavram testi çalışma öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır.Ayrıca öğrencilerin grup çalışmasında tutum ve davranışlarını ölçmek için bir anket uygulanmıştır.Zamanımızda bilgi tüketiminin yanında bilgi üretimi çok daha hızlı olduğu için bilgileri takip etmek zorlaşmıştır.Öğrenilecek bilginin fazlaca olması ve her geçen gün artması,yeni öğrenme yaklaşımlarının gündeme gelmesine neden olmuştur.Hem kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşmak hem de bilginin kalıcılığını artırmak için geliştirilen en etkili öğrenme yaklaşımlarından birisi aktif öğrenme yaklaşımıdır.Bu çalışmada sınıf yönetiminde genel aktif öğrenme yöntemlerinin uygulanması incelenmiştir.Çalışmada öncelikle sınıf yönetiminde ,aktif öğrenmenin temelin oluşturan öğrenme yaklaşımları üzerinde durulmuş ,sonrasında ise aktif öğrenme ve aktif öğrenmede kullanılan yöntem ve teknikler araştırılıp incelenmiştir.Çalışmada ayrıca bir aktif öğrenme uygulamasına yer verilmiştir.Uygulama Ankara'da öğrenim gören lise birinci sınıf öğrencileri ile,müfredat konularından atom konusu üzerinde yapılmıştır.Uygulamada,grup çalışması yöntemi kullanılmıştır.Öğrenciler,kooperatif gruplar oluşturarak atom konusu üzerine yaptıkları çalışmaları sınıf ortamında sunmuşlardır.Her sunum sonrasında,gruplar sınıf tarafından sorulan sorulara cevap vermişlerdir.Bu şekilde tartışma ortamı oluşturulmuştur.Uygulamada ölçme,ön test ve son test tekniği ile yapılmıştır.Yirmi soruluk çoktan seçmeli kavram testi çalışma öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır.Ayrıca öğrencilerin grup çalışmasında tutum ve davranışlarını ölçmek için bir anket uygulanmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan hizmetiçi eğitim yöntemiyle bilgisayar eğitimi uygulamasına ilişkin öğretmen görüş ve önerileri
Bu çalışmada ilköğretim okulu öğretmenlerinin Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan hizmetiçi eğitim yöntemiyle bilgisayar eğitimi uygulamasına ilişkin öğretmen görüşleri neler olduğu amaçlanmıştır.Araştırma,