Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Hüseyin Mercan

10 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Rusya'nın Gürcistan ve Suriye müdahaleleri çerçevesinde Rus dış politikasındaki değişim

Bu çalışma Soğuk Savaş sonrası Rus dış politikasındaki değişimi iki önemli müdahale üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu iki müdahaleden ilki Rusya'nın Soğuk Savaş sonrasında toprakları dışında giriştiği ilk askeri müdahale olan Gürcistan müdahalesi, diğeri ise Rusya'nın yakın çevresi dışındaki ilk askeri müdahalesi olan Suriye müdahalesidir. Her iki müdahale de sebepleri ve sonuçları itibariyle Rus dış politikasına dair önemli ipuçları vermektedir. Çalışmada bu iki müdahalenin ulusal, bölgesel ve küresel düzeydeki sebep ve sonuçları ele alınarak Rusya'nın dış politikasına dair temel gelişmeler ortaya konulacaktır. Bu amaçla, çalışmada öncelikle Soğuk Savaş sonrası Rus dış politikasının temel dinamikleri ele alınacak ve bu dönemde Rusya'nın Batı'ya karşı takip etmek zorunda kaldığı ılımlı politikanın ekonomik ve siyasi sebeplerine değinilecektir. Putin döneminde Rusya'nın elde ettiği ekonomik ve siyasi başarının yakın çevresine yönelik gelişmelere nasıl yansıdığı ele alınarak 2008 yılında Rusya'nın icra ettiği Gürcistan müdahalesinin Rusya'nın Batı ile ilişkileri açısından temsil ettiği önem vurgulanacaktır. Ardından Rusya'nın 2015 yılındaki Suriye müdahalesi ele alınarak bu müdahalenin bölgesel ve küresel sonuçları ve Rus dış politikası üzerindeki etkisi analiz edilecektir.

Askeri müdahaleGürcistanRusya+3
Rahmi Çetin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Barack Obama'nın ikinci Başkanlık Dönemi'nde Türk-Amerikan ilişkileri: (2012-2016)

Obama'nın ilk ve ikinci başkanlık döneminde izlediği strateji ve siyaset bazı yönleri itibariyle birbirilerinin benzeri iken bazı açılardan farklılık arz etmiştir. İlk dönemde Obama, Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkelerle yeni bir sayfa açma girişiminde bulunmuş ancak Arap Baharı'nın ardından bu siyaseti büyük ölçüde terk etmiştir. Öte yandan Obama önceki Başkan Bush döneminde izlenen sert güce dayalı siyaseti terk etmiş, bunun yerine diplomasi ve yumuşak güce dayalı siyaset izlemiştir. Türkiye ile ilişkilerini bakıldığında ise Arap Baharı'nın dönem noktası olduğu görülmektedir. Arap Baharı'na kadar model ülke olarak Araplara tanıtılan ülke olan Türkiye ile ABD'nin arası Suriye Krizi'nden sonra daha da açılmıştır. Türkiye başta olmak üzere diğer müttefikler, ABD'nin izlediği kimi zaman tutarsız olan siyasetten olumsuz etkilenmiştir. Örneğin bu süreçte Türkiye'ye dünyadaki en kalabalık mülteci nüfus yerleşmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriObama, BarackTürk-Amerikan ilişkileri+2
Bengüsu Yılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin ve Rusya'nın Orta Asya'ya yönelik kamu diplomasisi faaliyetleri: Karşılaştırmalı bir inceleme

Kamu diplomasisi kavramı, Soğuk Savaş yıllarında ortaya atılmış, Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından ve özellikle 2000'li yıllarda uluslararası ilişkilerin önemli kavramları arasına girmiştir. 21. yüzyılda iletişim teknolojilerinin gelişimiyle de kavram giderek popüler hale gelmiştir. Uluslararası ilişkilerde devlet dışı aktörlerin ve sivil toplumun öneminin artmasıyla kamu diplomasisi faaliyetleri önem kazanmıştır. SSCB'nin dağılmasının ardından, Orta Asya'da kurulan beş devlet küresel siyasette önemini arttırmış; böylelikle Orta Asya hem bölgesel hem küresel bir rekabet alanına dönüşmüştür. Sovyetler dağılmadan önce bölgeyle ilişkilerini geliştirmeye başlayan Türkiye, bağımsız devletlerin ortaya çıkmasıyla Orta Asya'ya yönelik yoğun diplomatik temaslar yürütmüştür. Rusya'nın ise Soğuk Savaş'ın bitimini takip eden ilk yıllarda bölgeye yönelik ilgisi alt düzeydedir fakat daha sonra bölgeye yönelik ilgisini arttırarak dış politikasını şekillendirmiştir. Tezin ana teması Türkiye'nin ve Rusya'nın kamu diplomasisi faaliyetlerinin incelenmesi ve karşılaştırmalı olarak analizidir. Öncelikle her iki ülkenin genel dış politika görünümü ele alınmıştır. Türkiye ve Rusya'nın kamu diplomasisi faaliyetlerindeki temel aktörler ve kurumlar analiz edilmiştir. Daha sonra her iki ülkenin dış politikasında Orta Asya bölgesinin nasıl bir yeri olduğu, bölge ülkeleriyle ilişkilerinin temel dinamikleri çözümlenmiştir. Son olarak Soğuk Savaş'ın ardından kamu diplomasisi perspektifinden Türkiye'nin ve Rusya'nın Orta Asya ülkelerinde ne gibi faaliyetler yürüttüğü incelenmiştir. Kamu diplomasisi yürüten temel aktör ve kurumların buradaki varlığına değinilmiş ve bu ülkelerin Orta Asya özelinde ihdas edilmiş uluslararası kuruluşlarına değinilmiştir. Bu incelemeler sonucunda Türkiye'nin, bölgenin en önemli aktörlerinden Rusya ile karşılaştırılması yapılmıştır. Türkiye'nin bölgede kamu diplomasisi faaliyetlerinin imkânları ve sınırları, avantajları ve dezavantajları bu karşılaştırma çerçevesinde ortaya koyulmuştur.

Kamu diplomasisiKültürel diplomasiOrta Asya+7
Muhammed Murat Arslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Fransa'nın güvenlik algısı ve post kolonyal dönemde Afrika ülkelerine askeri müdahaleleri: Eleştirel bir değerlendirme

Fransa'nın Güvenlik Algısı ve Post Kolonyal Dönemde Afrika Ülkelerine Askeri Müdahaleleri: Eleştirel Bir Değerlendirme Tezin asıl amacı, Fransa'nın post-kolonyal dönemde, Afrika kıtasında yaptığı, bazen sonuçları soykırım boyutuna varan askeri müdahaleleri inceleyerek, müdahalelerin görünen ve görünmeyen nedenlerini, karanlıkta kalmış bölümlerini incelemek ve varsa post- modern sömürgecilik diye adlandırılabilecek sömürü sisteminin esaslarını ve uygulamasını ortaya koymaktır. Bu maksatla öncelikle günümüzde Fransa'nın güvenlik algısı ve bunun Afrika'ya yansıması incelenmiştir. Buradan yola çıkılarak "Beyaz Kitap-Livre Blanc" diye adlandırılan Fransa'nın yazılı dört güvenlik strateji belgesinde, Fransa'nın güvenlik stratejisinin amaç, araç ve yöntem açısından Afrika ağırlıklı incelemesi yapılmıştır. Yöntem açısından inceleme yapıldığında, Fransa'nın Post-modern Sömürgecilik (Françafrique) diye tanımlanabilecek bir yöntemi tatbik ettiği değerlendirilmiştir. Bu sömürgecilik modeline nasıl gelindiği ve nasıl uygulandığı, askeri müdahalelerin bu uygulamadaki yeri ve ne tür aşamalardan geçtiği irdelenmiş, örnek olarak alınan Ruanda ve Mali müdahaleleri ayrıntılı incelenmiştir. Yapılan incelemede Fransa'nın, dekolonizasyon döneminden itibaren Afrika'da kurmuş olduğu askeri, politik, sosyo-kültürel teşkilat ve kurumlar sayesinde sürdürdüğü faaliyetlerle, Afrika'daki askeri gücünün dışında, Afrika ülkelerinin ordularını teşkil ederek lojistik ve eğitim bağımlılığı yaratmış, istikrarsızlık yaratarak darbe yaptırabilecek veya darbeleri önleyecek bir kadro, ekonomik alanda özellikle finansal bağımlılık yaratarak Fransa'nın yörüngesinde hareket edecek ve Afrika'daki askeri gücüne destek olabilecek ordu, komuta ve yönetim kadrosu ve sistemi oluşturduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, tezde faaliyet sahaları açıklanan ve post-modern sömürgecilik (Françafrique) diye tabir edilebilecek bir sömürü sistemini tatbik ettiği ve askeri müdahalelerin bu sistemin en önemli vasıtası olduğu ve post-modern sömürgecilik sistemini yeni bir politika ile değişik bir algı yaratıp yöneterek ve ilave tedbirlerle sürdüreceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Askeri müdahale, Françafrique, Güvenlik Stratejisi, Post-modern, Sömürgecilik. ABSTRACT

Afrika ülkeleriAskeri müdahaleFransa+7
Raif Akbaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The security paradigm and the challenges of development in the Sahel region: The Sahel G5 and the counter-terrorism strategy

The Sahel region has become synonymous with violence over the last three decades. Indeed, poverty, conflict, rapid population growth, radical extremism, food insecurity, climate change, human trafficking, migration, and poor governance have seen the region referred to as 'the corridor of conflict.' Of concern has been the rapid increase in terror-related attacks as well as violent extremism. According to the Global Terrorism Index ranking, Mali, Niger, and Chad, as well as the neighbouring Libya and Nigeria, are among the top 30 countries affected by terrorism. This research seeks to examine the causes of the conflict, its impact, actors involved and the nature of the response from the regional states. The study uses the theory of ungoverned space to explain why the Sahel region is prone to conflict and how such space has made it difficult for the G5S to bring peace. The research is limited to the Sahel region's conflict with a specific emphasis on Niger and Mali as case studies. It adopts a qualitative approach to data collection and relied on rigorous thematic analysis of existing literature. After examining the information in the documents, we have come up with several findings as well as some recommended policies that may be useful in ending the ongoing crisis.

AfricaSecuritySahel region+6
Mahammane Hamani Massaoud
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sistemik uluslararası politika teorisi bağlamında ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinin analizi

Bu tez Sistemik Uluslararası Politika Teorisi bağlamında ABD ve Suudi Arabistan ilişkilerinin analizini yapmaktadır. Tezin temel önermesi devletlerin uluslararası politika yapısında politik çıkarları ile etkileştiğidir. ABD ve Suudi Arabistan ilişkileri tezin temel varsayımı hem ekonomik hem de askeri politikalar örneğinde açıklamaktadır. Çalışmanın temel bulguları devletlerin uluslararası politika sisteminde çıkarları için eylediğini açıklığa kavuşturmaktadır. Ayrıca uluslararası sistemde eyleyen birimler olarak devletler uluslararası sistemik yapıda ekonomik ve askeri kapasitelerine dayalı olarak eylemektedir. Anahtar Kelimeler: Sistemik Uluslararası Politika Teorisi, ABD, Suudi Arabistan.

Amerika Birleşik DevletleriAskeri politikalarSuudi Arabistan+3
Özdemir Akbal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal iletişim modeli olarak propaganda: Stalin Hitler

Bu çalışma; "İkinci Dünya Savaşı yıllarında (1939-1945) Hitler ve Stalin konuşmalarında propagandayı nasıl ve hangi şekillerde kullanmıştır?" sorusuna yanıt aramaktadır. Bu zaman diliminde yaşanan ve savaşın seyrine etki eden gelişmeler "Ribbentrop-Molotov Saldırmazlık Paktı", "Barborassa Harekatı" ve "Stalingrad Savaşı" olayları özelinde incelenecektir. Örnek olayların yaşandığı tarihlerden iki ay önce ve iki ay sonra iki lider tarafından topluluklara yönelik konuşmalar random sampling yöntemi ile seçilerek söylem analizi yapılmıştır. Bu dönemlerde yapılan konuşmalar; paktın imzalandığı, Barbarossa harekatın başladığı, Stalingrad savaşının sonuçlandığı tarihler göz önüne alınarak seçilmiştir. Çalışma, bu dönemde yapılan konuşmaların analizini beş ortak kod etrafında yaparken iki liderin konuşmaları ile kitlelere neyi nasıl aktardığı sorusuna yanıt aramaktadır. "Düşman, Tanıklık, Homojenleştirme, Lider Kültü ve Zafer kodları iki liderin konuşmalarında kitleleri nasıl motive etmiştir?" sorusunu karşılaştırmalı söylem analizi yöntemi ile cevaplandırmaya çalışılmıştır. Çalışmayı daha önceki dönemlerde yapılan konuşmalar, afişler gibi ikincil kaynaklarla kuvvetlendirilme yoluna gidilmiştir. Bu sayede söylemlerin tutarlılığı, değişimi ve uygulamadaki yansımaları irdelenmiştir. Bu çalışmanın motivasyonu, iki örnek liderin söylemlerinde propagandayı kullanarak kitleleri savaşa ikna etmelerini açıklayarak literatüre mütevazı bir katkı vermektir. Anahtar Kelimeler: Hitler, Stalin, Saldırmazlık Paktı, Barbarossa Harekâtı, Stalingrad Savaşı

Dünya Savaşı IIHitler, AdolfPropaganda+3
Murat Pehlivanoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik istihbarat türü olarak siyasi istihbarat

Bu çalışmanın temel amacı, siyaset olgusunun yığın çağrışımları içerisinde tanımlama bakımından hayli bulanık durumdaki siyasi istihbarat olgusunun geniş bir perspektifle ele alınarak incelenmesidir. Diğer önemli bir amaç da literatürde istihbarat analiz yöntemi olarak kabul edilen, "stratejik istihbaratın" interdisipliner bakış açısından faydalanılarak siyasi istihbarat olgusunun kavram ve kuram olarak sınırlarının belirlenmesinin sağlanmasıdır. Bu çalışmada ilk olarak devletlerin siyasetlerine yön vermekte kullandıkları strateji kavramı incelenerek, uluslararası ilişkilerde ortaya çıkan etkisi ve hangi konumda bulunduğu açıklanmıştır. Daha sonra, istihbarat kavramının günümüzde geldiği noktaya kadar uzanan genel bir inceleme yapılmıştır. Bu inceleme istihbaratın faaliyet alanlarına göre konularının güncel örnekler ışığında değerlendirilmesiyle tamamlanmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde; siyasi istihbarat olgusunun, stratejik istihbaratın interdisipliner bakış açısından faydalanılarak kavram ve kuram olarak tanımlaması yapılmış, tarihçesi oluşturulmuş, amaç ve hedeflerine değinilmiş, tarihte devletlerin güvenliğinde önemli tehlikeler meydana getiren siyasi istihbarat uygulamalarına yer verilmiştir. Başlıca bulgular göstermiştir ki dünya üzerinde iç ve dış siyasi etkileri olan tehdit ve tehlikelerin varlığı ve ayrımı, önemini günümüzde de devam ettirmektedir. Bu doğrultuda çalışmamızda, siyasi istihbarat-stratejik istihbarat münasebeti kurulmuş birbiriyle ilgisi, ilişkisi ve birbirine duyduğu ihtiyaç değerlendirilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde, siyasi istihbarat olgusunun stratejik nitelikte elde edilmesi sürecinde hangi temel siyasi parametrelerin kullanılması gerektiği açıklanmış ve neden bu parametrelerle sınırlandırıldığı incelenmiştir. Başlıca temel bulgular ortaya koymuştur ki, çalışmamızda belirlediğimiz bu temel siyasi analiz parametreleri kullanılarak elde edilecek stratejik nitelikteki siyasi istihbarat analizleri, devletlerin iç ve dış siyasal güvenliğine yönelebilecek tehditlerin anlaşılmasını sağlayarak devletlerin güvenliğinde doğrudan ve dolaylı bir şekilde risk oluşturabilecek faaliyetlerin öngörülmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, stratejik istihbarat, siyasi istihbarat, devlet güvenliği, tehdit ve tehlike

Askeri istihbaratEkonomik istihbaratElektronik istihbarat+6
Seçkin Aköz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

An assessment of regional counter-terrorism strategies in the Lake Chad Basin: A case study of Boko Haram insurgency

Despite current military efforts to combat the Boko Haram insurgency, the insurgent group remains a significant regional security threat, recruiting members and attacking civilians and security forces in Nigeria, Cameroon, Chad, and Niger, and has brought in its wake a humanitarian catastrophe. Failure to bring security, other basic public goods, and visible socio-economic dividends to affected areas risks derailing recent progress. That would have severe consequences for the security and long-term stability of the four countries made up of the Lake Chad Basin. It is against this background that this work tries to interrogate government and military commitment toward curbing the Boko Haram insurgency within the region. It also looks at root causes, impact, and the effort of government in addressing the menace. The work employs both primary and secondary sources of data. It also adopts regional integration theory in its analysis. It also reveals among others that, curbing security challenges within the Lake Chad basin is a collective effort of the member countries. The paper, therefore, recommends that Governments should redouble their efforts toward addressing the menace within the region jointly. It has been concluded that engaging the services of vigilante groups and community policing from across the member states will go a long way in combating Boko Haram Insurgency within the Lake Chad Basin.

Boko HaramTerrorTerror avents+3
Bılyamınu Bello Nagwarı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

The role of norms in Turkey's humanitarian assistance strategy in the JDP era: The cases of Pakistan, Somalia, and Syria

Turkey was ranked first among non-DAC donors and fourth in the world in terms of total humanitarian aid in 2012. After a year, with a contribution value for humanitarian aid of 0.21% of its gross national income, Turkey was the most generous country in 2013. For the first time, Turkey surpassed the United States in terms of total humanitarian aid volume in 2017 and ranked first not only among non-Western donors, but also among all countries. This thesis analyzes Turkey's humanitarian aid between 2003 and 2018, asks why Turkey provides humanitarian aid, and how norms and identity shape the country's humanitarian aid decisions. In terms of methodology, qualitative research methods used to address the research question of this exploratory study through discourse analysis, process tracing method, and case studies. The theoretical base of the thesis is the constructivist theory that pays particular attention to the roles of identities and norms of actors in the international community. Turkish humanitarian aids for complex emergencies in Somalia and Syria, and for natural disasters in Pakistan are the three cases selected in this study. These three case studies are chosen in this study to analyze and compare Turkey's humanitarian aid in different humanitarian contexts that range from unanticipated natural disaster related emergencies to protracted humanitarian crises. Based on the findings of the study, it is plausible to argue that; Turkey's humanitarian aid policy under the governments of the Justice and Development Party has been shaped mainly by the humanitarian and historical responsibility, Islamic solidarity, protecting the vulnerable, and mutual partnership norms.

Adalet ve Kalkınma PartyNatural disastersIdentity+7
Serap Atalay Akkaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors