Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Müjen İlnem

24 theses · İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde ilişki doyumu, öz eleştirellik ve sosyal sorun çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı evli bireylerde ilişki doyumu, öz eleştirellik ve sosyal sorun çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bununla birlikte bu çalışmada ilişki doyumu, öz eleştirellik ve sosyal sorun çözme becerisinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, evlilik süresi gibi belirli sosyodemografik özelliklere göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek hedeflenmiştir. Çalışma betimsel niteliktedir ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi çalışmaya gönüllü katılan, tesadüfî örneklem yöntemiyle belirlenen, İstanbul'da yaşayan 413 evli bireyden oluşmaktadır. Gizliliğe önem verildiğinden çalışmada katılımcıların kimlik bilgileri istenmemiştir. Verileri toplamak amacıyla katılımcılara Kişisel Bilgi Formu (KBF), Evlilik Yaşam Ölçeği (EYÖ), Öz Eleştirellik Ölçeği (ÖEÖ), Sosyal Problem Çözme Envanteri Kısa Formu (SPÇE-KF) yüz yüze uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutlarıyla ilişkisel sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre öz eleştirellik ile sosyal sorun çözme becerisi alt boyutlarından; dikkatsiz/dürtüsel tarz, kaçınan tarz, olumsuz yönelim pozitif yönde ilişkili, olumlu yönelim negatif yönde ilişkili bulunmuştur. İlişki doyumu ile sosyal sorun çözme becerisi alt boyutlarından; olumsuz yönelim, kaçınan tarz negatif yönde ilişkili, olumlu yönelim, rasyonel problem çözme pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Öz eleştirellik ile ilişki doyumu arasında ilişki bulunmamıştır. Ancak öz eleştirelliğin alt boyutlarından olan karşılaştırmaya dayalı öz eleştirellik ile ilişki doyumu arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. İlişki doyumunun yaşa, cinsiyete, evlilik süresine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulunmuştur. Sorun çözme alt boyutlarından probleme olumlu yönelimin ve kaçınan tarzın cinsiyete göre; probleme olumsuz yönelimin cinsiyete, evlilik süresine göre; rasyonel sorun çözmenin öğrenim durumuna göre; dikkatsiz/dürtüsel tarzın cinsiyete, öğrenim durumuna göre; öz eleştiri alt boyutlarından içsel öz eleştirinin yaşa, evlilik süresine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulunmuştur.

Aslı Kaya
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde (Young İnternet Ölçeğine göre) internet bağımlılığı ile sosyal bağlılık arasındaki ilişki

Bu araştırma, genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ve sosyal bağlılık arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir; ancak aşırı ve kontrolsüz kullanım, bağımlılık riskini beraberinde getirebilir. Çalışmada, katılımcıların internet bağımlılık düzeyleri Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği ile sosyal bağlılık düzeyleri ise Lee ve Robbins Sosyal Bağlılık Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları, internet bağımlılığı ile sosyal bağlılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir negatif ilişki olduğunu ortaya koymuştur; bu durum, sosyal bağları güçlü olan bireylerin daha düşük internet bağımlılığı düzeyine sahip olabileceğini göstermektedir. Ek olarak, internetin hayatı kolaylaştırma derecesine göre yapılan analizler, internetin hayatı "oldukça kolaylaştırdığı" durumda sosyal bağlılık düzeyinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. İnternet bağımlılığı açısından cinsiyet, internet kullanım süresi ve erişim yeri gibi değişkenlerin etkileri incelenmiş; internet kullanım süresi açısından anlamlı bir farklılık bulunmazken, erişim yerinin bağımlılık üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Bu bulgular, genç yetişkinlerde sosyal destek sistemlerinin ve bilinçli internet kullanımının, internet bağımlılığını azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Çalışma, gençlerin internet kullanım alışkanlıklarını yönlendirmek amacıyla çeşitli stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini önermektedir.

Batuhan Sınmaz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde ilişki doyumu, öz eleştirellik ve sosyal sorun çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı evli bireylerde ilişki doyumu, öz eleştirellik ve sosyal sorun çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bununla birlikte bu çalışmada ilişki doyumu, öz eleştirellik ve sosyal sorun çözme becerisinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, evlilik süresi gibi belirli sosyodemografik özelliklere göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek hedeflenmiştir. Çalışma betimsel niteliktedir ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi çalışmaya gönüllü katılan, tesadüfî örneklem yöntemiyle belirlenen, İstanbul'da yaşayan 413 evli bireyden oluşmaktadır. Gizliliğe önem verildiğinden çalışmada katılımcıların kimlik bilgileri istenmemiştir. Verileri toplamak amacıyla katılımcılara Kişisel Bilgi Formu (KBF), Evlilik Yaşam Ölçeği (EYÖ), Öz Eleştirellik Ölçeği (ÖEÖ), Sosyal Problem Çözme Envanteri Kısa Formu (SPÇE-KF) yüz yüze uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutlarıyla ilişkisel sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre öz eleştirellik ile sosyal sorun çözme becerisi alt boyutlarından; dikkatsiz/dürtüsel tarz, kaçınan tarz, olumsuz yönelim pozitif yönde ilişkili, olumlu yönelim negatif yönde ilişkili bulunmuştur. İlişki doyumu ile sosyal sorun çözme becerisi alt boyutlarından; olumsuz yönelim, kaçınan tarz negatif yönde ilişkili, olumlu yönelim, rasyonel problem çözme pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Öz eleştirellik ile ilişki doyumu arasında ilişki bulunmamıştır. Ancak öz eleştirelliğin alt boyutlarından olan karşılaştırmaya dayalı öz eleştirellik ile ilişki doyumu arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. İlişki doyumunun yaşa, cinsiyete, evlilik süresine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulunmuştur. Sorun çözme alt boyutlarından probleme olumlu yönelimin ve kaçınan tarzın cinsiyete göre; probleme olumsuz yönelimin cinsiyete, evlilik süresine göre; rasyonel sorun çözmenin öğrenim durumuna göre; dikkatsiz/dürtüsel tarzın cinsiyete, öğrenim durumuna göre; öz eleştiri alt boyutlarından içsel öz eleştirinin yaşa, evlilik süresine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulunmuştur.

Aslı Kaya
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bencillik ve mutluluk arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun rolü

Bu çalışma, bireylerin bencillik düzeyi ile mutluluk düzeyi arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolünü incelemektedir. Araştırma, bencil davranışların bireysel mutluluk üzerindeki etkisini anlamaya ve bu süreçte psikolojik iyi oluşun nasıl bir etki yarattığını açıklamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, bencillik kişisel çıkarların bilinçli ve iradi olarak öncelikli tutulması, mutluluk ise bireyin genel yaşam doyumu ve olumlu duygusal durumu olarak ele alınmıştır. Psikolojik iyi oluş ise bireyin kendini gerçekleştirme, olumlu ilişkiler, çevresel hakimiyet ve yaşam amacına sahip olma gibi faktörlerle tanımlanmıştır. Bencillik değişkeni; uyumsal bencillik, egosantrik bencillik ve patolojik bencillik alt boyutlarından oluşmaktadır. Mutluluk ölçeği tek boyutlu olup, literatürde Oxford mutluluk ölçeği olarak tanımlanmaktadır. Psikolojik iyi oluş ölçeği; olumlu duygular, bağlanma, ilişkiler, anlam ve başarı alt boyutlarını içermekte olup PERMA ölçeği olarak literatürde yer almaktadır. Araştırma İstanbul ilindeki üniversitelerde öğrenim görmekte olan, 18-25 yaş arasındaki 310 üniversite öğrencisi ile yüz yüze anket yapılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre bencilliğin mutluluk üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olmadığı, bunun yanında bencilliğin alt boyutu olan egosantrik bencilliğin mutluluk üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda psikolojik iyi oluşun mutluluk üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisi olduğu sonucu da ortaya koyulmuştur. Çalışmada incelenen üç değişkenin de alt boyutları dahil edilerek yapılan analizler sonucunda mutluluk, bencillik ve psikolojik iyi oluş kavramları tüm alt boyutları bağlamında incelenmiş ve ilgili sonuçlar yorumlanmıştır.

BencillikMutlulukPsikolojik iyi oluş
Erdal Şen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik dayanıklılığın stresle başa çıkma üzerindeki etkisinde öz yeterlik düzeyinin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, psikolojik dayanıklılığın stresle başa çıkma üzerindeki etkisini incelemek ve bu etkide öz yeterlik düzeyinin aracı rolünü ortaya koymaktır. İstanbul ilinde üniversite öğrenimi görmekte olan 18-25 yaş grubundaki öğrencilerle yapılan araştırmada toplam 251 kişiye anket uygulanmıştır. Çalışmada psikolojik dayanıklılığı ölçmek için Connor-Davidson Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (C-D PDÖ), stresle başa çıkma düzeylerini değerlendirmek için Türküm (2002) tarafından geliştirilen Stresle Başa Çıkma Ölçeği ve öz yeterlik düzeylerini belirlemek için Genel Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada yöntem olarak yapısal eşitlik modeli kullanılmış ve stresle başa çıkma ölçeğine ilişkin alt boyutlar çerçevesinde dört farklı model kurulmuştur. Ayrıca aracılık etkisinin tespit edildiği modeller için direkt ve dolaylı etkiler hesaplanarak bulgular kısmında açıklanmıştır. Psikolojik dayanıklılık, bireylerin stresle başa çıkma süreçlerini etkileyen önemli bir faktör olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, öz yeterlik düzeyinin bu ilişkide aracı bir rol oynayabileceği öngörülmüştür. Yapılan analizler, psikolojik dayanıklılığın stresle başa çıkma üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu ve bu etkinin öz yeterlik düzeyi ile anlamlı bir şekilde güçlendiğini göstermiştir.

Psikolojik dayanıklılıkStresle başetmeÖz yeterlilik
Hülya Ateşoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde dijital oyun bağımlılığı, genel erteleme davranışı ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 19-29 yaş aralığındaki bireylerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri, erteleme davranışları ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 19-29 yaş aralığında Türkiye'de yaşayan 264 yetişkin birey oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemleri kullanılan bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada belirlenmiş amaca yönelik veri toplama araçları olarak "Demografik Bilgi Formu", "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği", "Genel Erteleme Ölçeği" ve "Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS-24 programından yararlanılmıştır. Kullanılan ölçeklerin Cronbach Alpha kat sayıları .85 üzerindedir. Araştırmada, bireylerin genel erteleme düzeyleri ve duygu düzenleme becerilerinin dijital oyun bağımlılığı üzerinde yordayıcı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu değişkenlerin, bazı demografik bilgiler (yaş, cinsiyet vb.) ile arasındaki ilişki incelenmiş ve dijital oyun bağımlılığının cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyi ile; duygu düzenleme becerilerinin yaş ve medeni durum ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Genel erteleme davranışının demografik bilgiler ile arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Merve Tüfekçi
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel yeterizliğe sahip çocuğu olan anne-babaların çocuk ihmal ve istismarına ilişkin farkındalık düzeyleri

Zihinsel yetersizliğe sahip çocuklar, ihmal ve istismar olaylarına karşı korumasız bir gruptur. Bu çocuklar, ihmal ve istismarın anlamını, yaşadıklarını ve kendilerini nasıl savunacaklarını bilmekte zorluk yaşayabilmektedir. Bu açıdan zihinsel yetersizliğe sahip çocukların ailelerinin bu konuda daha duyarlı ve bilinçli olmaları önem arz etmektedir. Aileler, ihmal ve istismar konusunda farkındalıklarını geliştirerek, çocuklarının bu tür olaylara uğrama ihtimalini azaltabilir, çocuklarının cinsel eğitimine yardımcı olabilir ve çocuklarının ihmal ve istismar kurbanı olması durumunda ne yapacaklarını öğrenebilirler. Bu çalışmanın amacı, zihinsel yetersizliği olan çocukların ailelerinin ihmal ve istismar konusundaki farkındalık seviyelerini tespit etmek ve bu alanda ülkemizdeki eğitim gerekliliğini saptamak ve bu seviyenin ebeveynlerin demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, gelir durumu, eğitim düzeyi) ile ihmal ve istismar konusunda eğitim alma durumları arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığını araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi zihinsel yetersizliğe sahip çocuğu olan 286 ebeveyni içermektedir. Veri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu" ve "Ebeveyn İhmal ve İstismar Farkındalık Ölçeği (EİFÖ)" adlı araçlar kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda ebeveynlerin farkındalık düzeylerinin orta seviyede olduğu, ancak duygusal istismar, cinsel istismar ve ihmal konularında daha yüksek bir bilince sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, ebeveynlerin farkındalık düzeylerinin cinsiyet, yaş, gelir ve iş durumu gibi değişkenlere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmada son olarak, ebeveynlere verilen eğitimlerin farkındalık düzeyleri üzerinde yalnızca sınırlı bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İstismar, Zihinsel Yetersizlik, Ebeveyn, İstismar Farkındalığı, Çocuk İstismarı

Çiğdem Kaya
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Genç erişkinlerde internet bağımlılığı ile ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ile ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma nicel araştırma deseni içinde yer alan ilişkisel tipte anket yöntemiyle gerçekleşmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 21-25 yaş aralığında bulunan 150 bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerin toplanmasında literatüre dayalı olarak hazırlanmış olan 'Demografik Bilgi Formu', 'Ana-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ)' ve 'Young İnternet Bağımlılığı Testi-Kısa Formu' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde matematik temelli istatistik programı SPSS-22 programı kullanılmıştır. Çalışma kapsamında demografik verilerin betimsel değerleri, ölçeklerin normallik analizleri, Pearson Korelasyon analizi ve fark analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre; internet bağımlılığı ile demokratik, koruyucu ve otoriter anne baba tutumları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda cinsiyet, yaş, ebeveyn eğitim düzeyi, ebeveyn medeni durumu, çalışma durumu, günlük internet kullanım sıklık durumu ile internet bağımlılığı ve anne baba tutum düzeyleri arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak katılımcılarda internet bağımlılığı düzeyi arttıkça demokratik, koruyucu ve otoriter anne baba tutum düzeylerinin de arttığı bulunmuştur.

Esmanur Sadıklar
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Esnafların iletişim becerileri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Esnaf, toplumun can damarı olan küçük ölçekli işletmelerin temsilcileridir. Bu küçük işletmeler, ekonomik katkılarının yanı sıra, sosyal ve kültürel dokularıyla da birleşerek toplumsal bağların güçlenmesi için yerel topluluklara benzersiz bir karakter katmaktadır. Bu bağlamda sürekli iletişim halinde olmayı gerektiren ve problem çıkmasının muhtemel olduğu meslekler dâhilinde durum tespitinin yapılması önem kazanmıştır. Araştırma evrenini Küçükçekmece Esnaf ve Sanatkarlar odasına kayıtlı olan 322 gönüllü esnaf katılımcı oluşturmaktadır. Gerçekleştirilen bu çalışma esnafların iletişim becerisi ile problem çözme becerisi arasındaki ilişkiyi belirleme amacı ile yapılmıştır. Buna ek olarak esnafların sosyo-demografik değişkenlere göre sosyal hayat ve iş hayatlarında kişilerarası ilişkide yaşanan doğru iletişim becerisi ve problem çözme becerisi arasında farkların olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırma betimsel çalışma yöntemine uygun şekilde hazırlanmıştır. Böylelikle değişkenler ve örneklem üzerinde herhangi bir manipülasyon olmadan ilişkisel denenceler test edilmiştir. Veri toplamak amacıyla ölçekler yüz yüze görüşmeler ile yapılmış olup 45 maddeden oluşan 5'li likert tip ölçeği olan İletişim Becerileri Envanteri ve 35 madde içerikli 6'lı likert tip ölçeği olan Problem Çözme Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan ölçeklerden edinilen veriler SPSS-25 programına elle girilerek analizleri yapılmıştır. Gruplar arası farklarda Bağımsız Gruplar t-Testi ve Tek Yönlü ANOVA kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın sonuçlarına bakıldığında bulgular esnafların iletişim becerisi ile problem çözme becerisi arasında olumlu etkileşim içinde olduklarını; yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve medeni durumun bireylerin iletişim ve problem çözme becerilerini etkileyebilecek önemli değişkenler olduğunu göstermiştir.

EsnaflarProblem çözmeProblem çözme becerisi+3
Özlem Yorulmaz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet çalışanlarında internet bağımlılığı, yalnızlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi: Berlin Eyaleti

Bu tez çalışmasında, Almanya'nın Berlin Eyaleti'nde çalışan sosyal hizmet çalışanlarının internet bağımlılığı, yalnızlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerinin bu kavramlar ile nasıl ilişkilendiği çalışma kapsamında analiz edilmektedir.Araştırmanın yöntemi, gönüllülük esasına dayalı olarak çalışmaya katılan 148 kişiye uygulanan ölçeklerin istatiksel olarak analiz edilmesinden oluşmaktadır. İnceleme için kullanılan veri toplama araçları, İnternet Bağımlılığı Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Yaşam Doyum Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu'dur. Verilerin analizi Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 26.0 Statistics Paket Programı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucuna göre, internet bağımlılığı ve yalnızlık arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, yalnızlık ve yaşam doyumu arasında negatif bir bağlantı bulunurken, internet bağımlılığı ile yaşam doyumu arasında ise herhangi bir ilişki saptanmamıştır.

Şuheda Aysin Şimşek Öz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların annelerinde öfke aleksitimi ve savunma mekanizmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış çocuklarının annelerindeki öfke, aleksitimi ve savunma mekanizmalarının arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, "İlişkisel Tarama Modeli" ne uygun olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın Örneklem seçimi basit-rastgele örneklem seçim türü kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların annesi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise İstanbul ilindeki çeşitli rehabilitasyon merkezlerine başvuran özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış 150 çocuğun annesi oluşturmaktadır. Katılımcılar çeşitli rehabilitasyon merkezinden tesadüfi olarak seçilmiştir. Araştırma veri toplama süreci 2021 yılında gerçekleşmiştir. Bulgular: Yapılan araştırma sonucunda Çocuğun Cinsiyeti Değişkeni ile Toronto Aleksitimi Ölçeği ve Savunma Mekanizmaları Ölçeğinden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Çocuğun Cinsiyeti Değişkeni ile Çok Boyutlu Öfke Ölçeğinden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Ailenin Gelir Durumu değişkeni ile Toronto Aleksitimi Ölçeğinden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Ailenin Gelir Durumu değişkeni ile Çok Boyutlu Öfke Ölçeğinden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur Annenin Yaşı değişkeni ile Çok Boyutlu Öfke Ölçeğinden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Ailenin Eğitim Durumu değişkeni ile Toronto Aleksitimi Ölçeğinden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur.

AleksitimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+4
Menşure Öztürk
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt ilindeki diyaliz hastalarının beden imajı, sosyal görünüş kaygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu tez kapsamında, Siirt ilindeki diyaliz hastalarının beden imajı, sosyal görünüş kaygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişki incelenmiştir. Nicel ve kesitsel yönteme göre hazırlanan bu araştırmanın modeli, ilişkisel tarama modelidir. Bu çalışma Siirt Eğitim Araştırma Hastanesi'nde ve Kurtalan Devlet Hastanesi'nde diyaliz ünitesine rutin olarak bağlanan hastalarla gerçekleştirilmiştir. Araştırma örneklemi, 18 yaş üstü diyaliz hastası 50 erkek ve 50 kadın katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma verileri anket yoluyla ve yüz yüze toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak "Demografik Bilgi Formu", "Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği", "Beden İmajı Ölçeği" ve "Yaşam Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Toplamda 100 hasta üzerinde yapılan araştırmada hastaların çoğunluğunun evli, orta öğretim mezunu, 2000 TL altı gelire sahip olduğu saptanmıştır. Hastaların çoğunun diyaliz geçmişi 1-5 yıl arasıdır. Diyaliz hastalarının Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği puanları ile Beden İmajı Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Katılımcıların Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği puanları ile Yaşam Doyum Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre, sosyal görünüş kaygısı arttıkça yaşam doyum düzeyinin düştüğü, kaygı azaldıkça yaşam doyum düzeyinin arttığı söylenebilir. Katılımcıların Beden İmajı Ölçeği puanları ile Yaşam Doyumu Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır.

Beden imajıDiyaliz hastalarıSiirt+3
Bilal Vural
İstanbul Gelişim University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilikte cinsel sorunlar ile çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stilleri arasındaki ilişki

Aile, bu kurumu meydana getiren bireylerin ruhsal ve bedensel değişimlerinden yüksek düzeyde etkilenebilen bir kurumdur. Evli kişiler arasında bulunan cinsel problemler yalnızca sadece söz konusu aile için sorun olmaktan ziyade aynı zamanda toplum sağlığını da ilgilendiren bir konu olmaktadır. Bu araştırmadaki temel amaç evlilikte cinsel sorunlar ile çocukluk dönemi travmaları ve bağlılık stilleri arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmektir. Kişilerin çocukluk dönemlerinde anne ve babalarından gözlemledikleri davranış ve tutumlar gelecekte nasıl bir birey olacakları üstünde önemli etkilere sahiptir. Bunun yanı sıra yaşanan travmaların da yetişkinlik dönemlerinde geçmişten gelen izleri taşıdığından ve hala devam ettiğinden söz etmek de mümkün olmaktadır. Çalışma kapsamında elde edilen bulgulara göre çocukluk döneminde yaşanan travmalar ile evlilikteki cinsel sorunlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken bağlanma stillerinden güvenli bağlanma ile cinsel sorunlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel sorunlar+4
Gizem Çelik
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da yaşayan 25-55 yaş arası göçmen Türkler'in duygu düzenleme stratejileri ile konsantrasyon ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 22-55 yaş aralığında Almanya'da yaşayan Türk göçmenlerin duygu düzenleme stratejileri, konsantrasyon ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Almanya'da yaşan Türk göçmenlerin yoğunluklu olduğu bölgelerden seçilmiş 161 kişi oluşturmaktadır. Araştırma sırasında belirlenen örneklem, uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerine kullanılarak irdelenen bu çalışmada ilişkisel tarama modeline bağlı betimsel bir araştırma modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada belirlenmiş amaca yönelik veri toplama araçları, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Endişe ve Anksiyete Ölçeği (EAÖ) ve Erişkin Konsantrasyon Envanteri (EKE) olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri Statistical Package for Social Sciences 26.0 yazılımında analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan göçmen Türklerin Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Endişe ve Anksiyete Ölçeği ve Erişkin Konsantrasyon Envanterine verdikleri yanıtların güvenirliği için Cronbach Alfa katsayısı ile incelenmiştir. Buna göre Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeğine dair alfa katsayısı 0,901, Endişe ve Anksiyete Ölçeğine dair alfa katsayısı 0,910 ve Erişkin Konsantrasyon Envanterine dair alfa katsayısı 0,920 bulunmuştur. Araştırma sonucunda, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeğine ait Kabul Etme, Düşünceye Odaklanma, Yıkım ve Diğerlerini Suçlama alt boyutlarından almış oldukları puanlar ile Endişe ve Anksiyete Ölçeği puanları arasında pozitif, Olumlu Tekrar Odaklanma ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği puanları arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği alt boyutları olan Kabul Etme ve Yıkım puanları ile Erişkin Konsantrasyon Envanteri puanları arasında pozitif, Plana Tekrar Odaklanma ve Pozitif Yeniden Gözden Geçirme alt boyutları ve Erişkin Konsantrasyon Envanteri arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki görülmüştür.

AlmanyaBilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenleme+7
Zeynep Kaçar
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

25-50 yaş aralığındaki bireylerin çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikteki şemaları ile ilişkisinin incelenmesi

Bu tez çalışması, erişkin popülasyonda olarak hangi oranda ve ne tarz çocukluk travmaları yaşandığını araştırmaktadır ve bunun demografik kırılımlarını incelemektedir. Ek olarak; çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikteki şemalarla ilişkisine bakılmıştır. Toplumda yoğunlukla hangi şemaların yer aldığının belirlenmesi tezin hedeflerinden biridir. Bu amaçla, tez çalışmasında demografi formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Young Şema Ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeklerdeki maddelerin alt boyutlarıyla ilişkisel sonuçlara ulaşılmıştır. Tezin literatür taraması kısmında, önce travma kavramı tarihsel anlamda ele alınmıştır, ardından bireylerin çocukluk çağında yaşayabilecekleri kişilerarası travmalar sıralanmıştır. Kötü muamele ve psikolojik/psikiyatrik sonuçlarından bahsedilmiştir. Travma sonrası büyüme konsepti incelenmiştir. Ardından; şema kavramına değinilmiş ve bilişsel açıdan önemi anlatılmıştır. Son olarak, erken dönem yaşantılarıyla yetişkin hayatının düşünce ve davranış mekanizmasını etkileyen bu şemaların neler olduğuna ve özelliklerine değinilmiştir. Örneklem, Türkiye'de yaşayan ve Türkçe dilini konuşan 25-50 yaş arasındaki erişkin bireylerden oluşmaktadır. Veriler gönüllülük esasına bağlı şekilde toplanmıştır ve gizliliğe önem verildiği için katılımcıların kimlik bilgileri istenmemiştir. Formlar, online ortamda dağıtılmış ve elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına değinmek gerekirse, çocukluk çağı travmalarının alt boyutlarıyla yetişkinlikte etkisini sürdüren şemalar arasında bazı boyutlarda istatistiksel açıdan anlamlı ilişkilere rastlanmıştır. Örneğin; Duygusal istismar, fiziksel istismar, duygusal ihmal ve fiziksel ihmal arttıkça katılımcıların duygusal yoksunluk şeması gösterme meyili artmaktadır. Bu yanlışlanmamış hipotezlerden biridir. Ancak, "Çocukluğunda fiziksel, duygusal ve cinsel açıdan istismara uğramış bireylerde en belirgin şema güvensizliktir." hipotezi ise doğrulanamamıştır, çünkü bu araştırmadaki istatistiklere göre istismara değil, ihmale uğrayan bireylerde güvensizlik şeması daha belirgin çıkmıştır.

TravmaYetişkinlerYoung Şema Modeli+1
Hacer Gaye Çapın
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi oyun oynayan üniversite öğrencilerinin siber zorbalık/mağduriyet düzeyleri ile empati arasındaki ilişkinin incelenmesi

Siber mağduriyet ve zorbalık kavramları gelişen teknoloji ve bilimsel yeniliklerle birlikte hayatımızda daha çok yer etmeye başlayan kavramlardır. Özellikle çevrimiçi ortamın yaygınlığı ve sosyal medya kullanımındaki artış siber dünyanın bireyin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini artırmaktadır. Özellikle empati kavramı bu teknolojik gelişmeler ve çevrimiçi sosyalleşme durumunda olumsuz etkilenmektedir. Çalışmanın amacı çevrimiçi oyun oynayan üniversite öğrencilerinin siber zorbalık/mağduriyet düzeylerinin araştırmak ve empati ile ilişkisini incelemektir. Bu amaçla hazırlanan anket formunda sosyodemografik bilgi formu, Üniversite Öğrencileri İçin Siber Zorbalık Ölçeği ve Empatik Eğilim Ölçeği yer almıştır. Yapılan çalışmaya 120 kadın ve 280 erkek olmak üzere toplam 400 üniversite öğrencisi katılmıştır. Elde edilen bulgularda, kadın öğrencilerin empatik eğiliminin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca yaş, maddi durum, ebeveyn eğitim, ebeveyn birlikteliği, kardeş sayısı, kalınan yer, bilgisayar varlığı, internet kullanım ortamı, internet kullanım amacı, internet kullanım süresi ve oynanan oyun türleri değişkenlerine göre katılımcıların siber zorbalık/mağduriyet ve empati puan ortalamaları anlamlı farklılık göstermektedir. Siber zorbalık ve mağduriyet ile empati arasında negatif yönde ilişki bulunurken siber zorbalık ve yaş değişkenleri empati puanını yordamada anlamlı parametreler olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular özellikle genç bireylerde görülen siber zorbalık/mağduriyet kavramlarının anlaşılmasında, üniversite öğrencilerinde gözlenebilecek olumsuz durumlara ışık tutulmasında alanyazına güncel bilgiler sunmuştur.

EmpatiEmpatik eğilimMağduriyet+5
Talha Eren Yardım
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığının beğenilme arzusu ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın öncelikli amacı 18-24 yaş üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının beğenilme arzusu ile ilişkisini incelemektir. Çalışmanın diğer amaçları ise sosyal medya bağımlılığı ve beğenilme arzusu değişkenleri ile cinsiyet, yaş ve telefon kullanma sıklığı değişkenlerinin bir ilişkisi olup olmadığına bakmak ve cinsiyet, yaş, telefon kullanma sıklığının değişkenler için farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Yöntem: Araştırmanın evrenini 18-24 yaş arası Bursa Uludağ Üniversitesi ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde okuyan bireyler oluşturmaktadır. İki üniversitede bulunan 393 bireyin katılımı ile yapılan çalışmanın örneklemi 281 kadın, 112 erkek olarak dağılmıştır. Örneklem grubuna mobil sosyal ağ üzerinden gönüllülük esasıyla ulaşım sağlanmıştır. Araştırmada evrene, kolaylıkla bulunabilen örnekleme (convenience sampling) tekniği ile ulaşılmıştır. Gönüllülük esası çerçevesinde araştırmaya katılan bireylere, ölçekler uygulanmadan önce araştırma hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Araştırmaya katılanlara Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu (SMBÖ) ve Beğenilme Arzusu Ölçeği (BAÖ) uygulanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak çözümlenmiştir. Bulgular: Katılımcılar, 112 (% 28,5) erkek birey ile 281 (%71,5) kadın bireyden oluşmaktadır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıklarının beğenilme arzusu ile pozitif yönde bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, üniversite öğrencilerinin yaşları telefon kullanma sıklıklarından 2-3 saat ve 3 saatten fazla telefon kullanma sıklığı ile sosyal medya bağımlılıkları ve beğenilme arzusu arasında pozitif yönde ilişki olduğu; telefon kullanma sıklıklarından 1 saatten az ve 1-2 saat telefon kullanma sıklığı ile ölçeklerden alınan puanlarla anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı için bu ilişkinin cinsiyet ve telefon kullanma sıklığı değişkenleri için farklılaştığı fakat çalışmaya katılan yaş grubu için farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Beğenilme arzusu değişkeni için değişkenlerin farklılaşıp farklılaşmadığına bakıldığında yaş, cinsiyet ve telefon kullanma sıklığının farklılaşmadığı sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıklarının beğenilme arzusu ile pozitif yönde bir ilişkisi vardır. Sosyal medya bağımlılığının beğenilme arzusu ile ilişkisinin olmasından hareketle sosyal medyanın kullanım amaçları arasında bireylerin beğenilme isteklerinin karşılandığını söyleyebiliriz. Ek olarak yaş ve telefon kullanım sıklığı değişkenlerinin sosyal medya bağımlılığı ve beğenilme arzusu ile ilişkisi olduğu bulunmuştur. Var olan ilişkilerden sosyal medya bağımlılığı puanları cinsiyet değişkeni için farklılaşmaktadır. Telefon kullanma sıklıkları ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisine bakıldığında telefon kullanma sürelerinin farklı sonuçları olduğu görülmüştür. Beğenilme arzusu puanları için yaş, cinsiyet ve telefon kullanma sıklıklarında farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: sosyal medya, sosyal medya bağımlılığı, beğenilme arzusu.

BağımlılıkBeğenilmeSosyal medya+3
Nilay Kahraman
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlik dönemi kişilik özellikleri ile bilişsel çarpıtmaların arasındaki ilişkinin incelenmesi

Genç yetişkinlik, ergenlikteki fırtınaların kısmen dindiği ancak tam bağımsızlık ve yetişkin sorumluluğunun henüz alınamadığı bir dönemdir. Bu dönem yaş aralığı, toplumsal koşullara ve kültürel özelliklere göre değişiklik göstermesine karşın, yetişkinliğe geçişte ilk adımların gerçekleştiği dönem olması nedeniyle, insan yaşamında büyük önem taşımaktadır. Genç yetişkin aslında ergenliğini geride bırakmıştır ve yetişkin yaşamda alacağı sorumluluklar, toplum içinde yer alacağı statü, eş ve iş seçimi geleceğini belirleyecektir. Bunun içinde bu dönemi psikolojik olarak sağlıklı ve güçlü geçirmesi önemlidir. Yetişkinlik döneminde bireyin bilişsel olarak değişimi, özellikle sağlıklı bir kişilik gelişiminde önemli rol oynar. Çünkü bilişsel değişim; soyut kavramların daha çok düşünüldüğü, başkalarıyla empati kurulduğu, hayatın içinde her geçen gün daha zor ve karmaşıklaşan sorunların çözümlenmesi ve elbette etik açıdan çok daha güçlü bir sağduyuya sahip olmak anlamına gelir (Kuzucu, Tunçer, ve Aksu, 2015). Bilişsel çarpıtmalar düşüncelerin hatalı işlenmesiyle ortaya çıkan bireye özel düşünce ifadesidir ve olayları kendine özel yorumlamasıdır. Doğumumuzdan itibaren yaşadıklarımız, aile ve çevreden etkilenerek oluşturduğumuz şemalarımız ve farkında olmadan gelişen otomatik düşüncelerimiz olayları yorumlamada hata yapmamıza yol açar. Bu çalışmada genç yetişkinlik döneminde yaşanan sorunlarda, kişilik özellikleri ile bilişsel çarpıtmalar alt boyutlarının düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Genç yetişkinlik, kişilik, bilişsel çarpıtmalar

Bilişsel çarpıtmaGenç yetişkinlerKişilik+2
Aslıhan Oğurlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığının üniversite öğrencilerinde benlik saygısı ile ilişkisinin incelenmesi

Giriş: Teknolojinin de gelişip farklılaşmasıyla sosyal medya bağımlılığı son yıllarda psikoloji literatüründe de incelenen önemli bir konu olmuştur. Bireylerin psikolojik sağlıkları üzerinde önemli etkileri bulunan sosyal medya bağımlılığının benlik saygısıyla olan ilişkisini bu araştırmada inceledik. Amaç: Bu araştırmada sosyal medyada vakit geçiren üniversite öğrencilerinin, sosyal medya bağımlılıkları ile benlik saygıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Yapılan araştırmada, katılımcılara içerisinde kişisel bilgi formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'nin yer aldığı anket uygulanmıştır. Çalışmada 180 kadın ve 130 erkek olmak üzere toplam 310 kişi yer almıştır. Bulgular: Yapılan analizlerde demografik değişkenlere göre katılımcıların sosyal medya bağımlılığı ve benlik saygısı puan ortalamalarının anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Korelasyon analizinde yaş, sosyal medya bağımlılığı ve benlik saygısı puanlar arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak regresyon analizinde sosyal medya bağımlılığı alt boyutu olan sosyal izolasyonun benlik saygısı puanını anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Sonuç: Yapılan çalışma üniversite öğrencisi örnekleminde sosyal medya bağımlılığının psikolojik sağlık üzerindeki etkilerini göstermektedir. Ayrıca demografik karşılaştırmalar sonucu elde edilen bulgular uzmanlara güncel bilgiler sunmaktadır.

BağımlılıkBenlik saygısıSosyal medya+3
Sergen Özdemir
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde sosyal onay ihtiyacı, beden memnuniyeti ve sosyal medya kullanım amaçlarının sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisi

Çalışmada genç yetişkinlerde sosyal onay ihtiyacı, beden memnuniyeti ve sosyal medya kullanım amaçlarının sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisi incelenmektedir. İstanbul'da yaşayan 20-35 yaş arası genç yetişkin "rastgele" seçilmiştir. Verilere "Google Form" aracılığıyla ulaşılmıştır, gönüllülük esas alınmıştır. Bireylerin kişisel verilerini elde etmek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", sosyal onay ihtiyacı düzeylerini öğrenmek amacıyla "Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği", beden memnuniyeti düzeylerini elde etmek amacıyla "Beden Memnuniyeti Ölçeği", sosyal medya kullanım amaçları ile ilgili verileri elde etmek amacıyla "Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği" ve bireylerin sosyal medya bağımlılık düzeylerini öğrenmek amacıyla "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; sosyal onay ihtiyacı alt boyutu olan "olumlu izlenim bırakma" alt boyutunda cinsiyete göre anlamlı bir farklılık görülmüştür. Kadınların "olumlu izlenim bırakma" puanları erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Beden memnuniyeti ve alt boyutlarından olan "genel beden memnuniyeti" düzeylerinde kişilerin medeni durumlarına göre anlamlı bir farklılık görülmüştür. İlişkisi olanların beden memnuniyeti ve "genel beden memnuniyeti" puanları bekar olanlara göre daha yüksek çıkmıştır. Yine beden memnuniyeti alt boyutlarından olan "beden imajına yatırım" puanlarında kadın ve erkek arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Erkeklerin beden imajına yatırım puanları kadınlarınkinden daha yüksek bulunmuştur. Sosyal medya kullanım amaçları alt boyutu olan "eğlencenin" yaşa göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. "20- 25" yaş aralığında olan bireyler "26-35" yaş aralığında olan bireylere göre sosyal medyayı eğlence amaçlı daha çok kullanmaktadır. Yine alt boyutlardan olan "iletişim başlatma" katılımcıların medeni durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre bekar olanlar ilişkisi olanlara göre sosyal medyayı "iletişim başlatma" amaçlı daha çok kullanmaktadır. Yine araştırma sonuçlarına bakıldığında sosyal onay ihtiyacı, beden memnuniyeti, sosyal medya kullanım amaçlarının sosyal medya bağımlılığı üzerindeki etkisine yönelik kurulan model anlamlı olduğu görülmüştür. Buna göre, araştırmaya ait "bağımsız değişkenler" bir bütün olarak sosyal medya bağımlılığını yordamakta, araştırmanın bağımsız değişkenleri sosyal medya bağımlılığı varyansının %20'sini açıklamaktadır. Sosyal medya bağımlılığı ile sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişki incelendiğinde; toplam puan ile başkalarına karşı duyarlılık, sosyal geri çekilme ve olumlu izlenim bırakma boyutları arasında "pozitif yönde ve anlamlı düzeyde" ilişki belirlenmiştir. Sosyal medya bağımlılığı ile beden memnuniyeti arasındaki ilişki incelendiğinde; toplam puan ile beden imajına yatırım ve genel beden memnuniyeti boyutları arasında "negatif yönde ve anlamlı düzeyde" ilişki belirlenmiştir Anahtar Kelimeler: Sosyal Onay İhtiyacı, Beden Memnuniyeti, Sosyal Medya Bağımlılığı, Sosyal Ağların Kullanım Amaçları, Beden İmgesi, Beden İmajı.

BağımlılıkBeden imajıBeden memnuniyeti+7
Hüsna Kaytanoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin anksiyete düzeyleri ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin anksiyete düzeyleriyle sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Türkiye'deki üniversite öğrencileri araştırmanın evreni olarak seçilmiştir. Örneklem olarak alınan 20-32 yaş grubu öğrenciler arasından 300 katılımcıya ''Demografik Bilgi Formu'', ''Beck Anksiyete Envanteri'' ve ''Sosyal Beceriler Envanteri'' veri toplama araçları olarak uygulanmıştır. Alınan örneklem Türkiye ve uygulanan illerin örneklem sonuçlarını karşılamayabilir ve elde edilen bulgular uygulanan veri toplama araçları ile sınırlıdır. Araştırmanın verileri SSPS 22 programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; Beck Anksiyete Ölçeği ile Sosyal Beceri Envanteri arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin Sosyal Beceri Envanterinden aldıkları puanlar arttıkça Beck Anksiyete Ölçeğinden aldıkları puanlar da artmaktadır.

AnksiyeteKaygı düzeyiSosyal beceri+2
Büşra Nur Avcu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi koşullarında çalışan sağlık çalışanlarında tükenmişlik ölçeğinin geçerliği ve güvenirliği

Bu araştırmanın amacı pandemi koşullarında çalışan sağlık çalışanlarında tükenmişliği ölçen geçerliği ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmektir. Covid-19'la bağlantılı tükenmişlik belirtilerini ölçebilmek amacıyla araştırmacılar tarafından Covid-19 pandemisi döneminde görev yapan 10 sağlık çalışanı ile online görüşmeler yapılmış ve literatür taranarak 15 maddelik Pandemide Tükenmişlik Ölçeği'nin (PTÖ) ön maddeleri hazırlanmıştır. Daha sonra PTÖ'nün geçerliğini ve güvenirliğini test edebilmek amacıyla Bursa ilinde görev yapan 194 sağlık çalışanı ve 107 diğer meslek grubu üyesi online anket yöntemi kullanılarak Sosyodemografik Veri Formu, Depresyon Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASS-21) ve Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu (TÖ-KF) aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada PTÖ'nün geçerliğini test etmek için Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) Kullanılmıştır. PTÖ'nün güvenirliği Cronbach's α analizi ile incelenmiştir. Sağlık çalışanlarında PTÖ, TÖ-KF ve DASS-21 skorları arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Regresyon Analizi ile incelenmiştir. Buna ek olarak katılımcıların demografik özelliklerine göre psikometrik ölçüm ortalamalarının değişimleri Bağımsız Gruplar t testi veya Mann Whitney U testi gibi analizlerle değerlendirilmiştir. Birinci Düzey Doğrulayıcı faktör analizi AMOS 22.0 programı kullanılarak, diğer analizler IBM SPSS 22.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Tüm analizler için anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. AFA göre, PTÖ'nün 14 maddeden ve 3 faktörden oluştuğu, PTÖ'nün toplam varyansın %56,67'ini açıkladığı bulunmuştur. Birinci düzey DFA sonucunda elde edilen uyum iyiliği değerlerinin (X2[74 N=194] =131,24; p<0,001; X2/sd=1,77; (CMIN/DF), RMSEA=0,06; CFI=0,94; GFI=0,91, TLI=0,92, AGFI=0,87) yeterli seviyede olduğu değerlendirildi. Sağlık çalışanları arasında PTÖ maddelerine göre pandemiyle bağlantılı tükenmişlik belirtilerinin yaygınlığının %41,8 ila %71,6 aralığında değiştiği bulundu. Sağlık çalışanlarının PTÖ skor ortalamalarının diğer meslek üyelerinin ortalalamalarından (p=0,023), Covid-19'da aktif göre alan sağlık çalışanlarının PTÖ skor ortalamalarının aktif görev almayan sağlık çalışanlarının ortalalamalarından (p=0,006) istatistiksel açıdan anlamlı seviyede daha yüksek olduğu bulundu. Sağlık çalışanlarında PTÖ skorları ile TÖ-KF ve DASS-21 Alt ölçek skorları arasında 0,55-0,62 aralığında istatistiksel açıdan anlamlı seviyede pozitif ilişki olduğu (p<0,001) bulundu. Hiyerarşik Regresyon Analizine göre sağlık çalışanlarının PTÖ skorların %39,7'sinin TÖ-KF skorları tarafından açıklandığı (p<0,05), modele DASS-21 alt ölçek skorlarının eklenmesiyle açıklayıcılığın %42,7'ye yükseldiği (p<0,05) bulundu. PTÖ, Covid-19'a bağlı olarak ortaya çıkan tükenmişlik belirtileri değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Pandemiye bağlı tükenmişlik; salgın döneminde uyulması gereken kurallara uymaktan vazgeçme, salgınla mücadele etme isteğinde azalma ve salgın nedeniyle ortaya çıkan ruhsal ve duygusal tükenmeyi içermektedir.

COVID 19Güvenilirlik ve geçerlilikPandemiler+3
Ersin Budak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde görülen kaygı düzeyleri ile erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı bilişsel bir risk faktörü olan erken dönem uyumsuz şemalar ile durumluk ve sürekli kaygı arasında bulunan ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda erken dönem uyumsuz şemalar ile durumluk ve sürekli kaygı düzeylerine yönelik demografik özellikler incelenmiştir. Bu doğrultuda basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile yaşları 22-60 arası değişen 77 erkek 152 kadın olmak üzere 229 araştırma örneklemine Young Şema Ölçeği-Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3) ve Durumluk Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI I-II) ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre "Zedelenmiş Özerklik ve Kendini Ortaya Koyma, Ayrılma ve Reddedilme, Zedelenmiş Sınırlar, Diğeri Yönelimlilik, Aşırı Tetikte Olma ve Bastırılmışlık" şema alanları ile durumluk ve sürekli kaygı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Öte yandan en belirgin ilişkinin sürekli kaygı ile Zedelenmiş Özerklik ve Kendini Ortaya Koyma şema alanı arasında olduğu görülmüştür. Yapılan regresyon analizi sonucunda Zedelenmiş Özerklik ve Kendini Ortaya Koyma şema alanının yetişkin bireylerin durumluk kaygı düzeyini, Zedelenmiş Özerklik ve Kendini Ortaya Koyma şema alanı ile Aşırı Tetikte Olma ve Bastırılmışlık şema alanının yetişkin bireylerin sürekli kaygısı düzeyini pozitif yönde yordadığı bulgulanmıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında değerlendirilmiş ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Durumluk Kaygı, Erken Dönem Uyumsuz Şema, Sürekli Kaygı.

Durumluk kaygıErken dönem uyum bozucu şemalarKaygı+4
Münteha Gün
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anneler ile sağlıklı çocukların annelerinin tükenmişlik düzeylerinin ve stresle başa çıkma modellerinin incelenmesi

Otizm spektrum bozukluğu, nedeni tam anlamıyla bilinmeyen, farklı alanlarda meydana gelen güçlük ve anormallikler ile oluşum gösteren gelişimsel bir bozukluğudur. Bu tanı ilk defa literatüre Leo Kanner tarafından 1943 yılında kazandırılmıştır. Her otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuklar aynı özellikleri göstermemektedir. Derecesine göre farklılık gösterebilmektedir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların anneleri, çocuklarının yaşadıkları sorunlar karşısında nasıl davranacaklarını, sorunların çözümünde hangi yolu izleyeceklerini bilememekte olmaları ve bu sorunların kendi yaşantılarını hangi boyutta etkileyeceklerini öngörememeleri endişeye neden olmaktadır. İstanbul ilinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ve uygulama okullarında eğitim gören otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 2-16 yaş arasında çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin tükenmişlik seviyelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında, İstanbul ilinde yaşayan otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş çocuk ve sağlıklı çocuğa sahip anneler ile 141 kişiye yüz yüze görüşme tekniği ile online ortama dayalı anket uygulanmıştır. Veri toplama işlemi; Annelerin yaşadığı tükenmişliği ölçmek Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen Maslach Tükenmişlik Ölçeği (Maslach Burnout İnventory) ve Stres belirtilerini ölçmek için; DasGupta (1992; akt. Hovardaoğlu,1997) tarafından stres belirtilerini saptamak amacıyla geliştirilen belirti listesinin Türkçe formu ve araştırmacının hazırlamış olduğu Demografik Bilgi Formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+7
Tuğba Bodur
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Other supervisors