Theses supervised by Prof. Dr. Asuman Seda Saracaloğlu
34 theses · Aydın Adnan Menderes University
ARCS-V tasarımına dayalı farklılaştırılmış öğrenme ortamlarının meslek lisesi öğrencilerinin başarı, motivasyon, özyeterlik ve üst bilişsel farkındalıklarına etkisi
Bu doktora tezinin genel amacı, ARCS-V tasarımına dayalı farklılaştırılmış öğrenme ortamlarının 9. sınıf meslek lisesi öğrenicilerinin mesleki gelişim atölyesi dersindeki başarı, motivasyon, özyeterlik ve üst bilişsel farkındalıklarına etkisini incelemektir Çalışma, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı bünyesinde gerçekleştirilmiş olup, danışmanlığını Prof. Dr. Asuman Seda SARACALOĞLU yürütmüştür. Araştırma, karma yöntem kullanılarak tasarlanmış ve müdahale deseni temel alınmıştır. Çalışmanın nicel bölümü; deney ve kontrol gruplu, ön test, son test ve kalıcılık testlerini içeren yarı-deneysel desende, nitel bölümü ise durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında bir meslek lisesinde pilot uygulama yapılmış ve bu süreçte elde edilen geri bildirimler, esas çalışmanın yapılandırılmasında kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, bir meslek lisesinin iki 9. sınıfı oluşturmuştur. Bu sınıflardan biri deney grubu, diğeri ise kontrol grubu olarak atanmıştır. Uygulama süreci 15 hafta sürmüş; ARCS-V tasarımına dayalı olarak geliştirilen farklılaştırılmış öğrenme ortamları tasarımı uygulanırken kontrol grubunda mevcut öğretim programı takip edilmiştir. Öğrencilerin öğrenme profilleri, öğrencilerin alanları, BİG16 öğrenme biçemleri envanteri ve ön test sonuçlarından elde edilen veriler doğrultusunda belirlenmiştir. Farklılaştırılmış öğretim tasarımında içerik, süreç ve ürün unsurlarına odaklanılmıştır. Araştırma verileri, karma yöntemle toplanmıştır. Nicel veriler, MGA dersi Başarı Testi, ÜBFÖ, ARCS-V Motivasyon Ölçeği ve Özyeterlik Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Bu testler, uygulama öncesinde, uygulama sonrasında ve dört hafta sonrasında kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Nitel veriler ise yansıtıcı günlükler, gözlem formları ve yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Nicel veriler MANCOVA yöntemiyle analiz edilmiş, nitel veriler ise içerik ve betimsel analiz teknikleriyle incelenmiştir. Araştırma bulguları, ARCS-V tasarımına dayalı farklılaştırılmış öğretim tasarımının, deney grubu öğrencilerinin başarı, motivasyon, üstbilişsel farkındalık ve özyeterlik düzeylerinde olumlu etkiler yarattığını göstermiştir. Bu tasarım, öğrencilerin derse yönelik ilgilerini ve motivasyonlarını artırmış, öğrenme süreçlerine aktif katılımlarını sağlamış ve öz-yönetim becerilerinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak, ARCS-V tasarımına dayalı farklılaştırılmış öğretim tasarımının öğrencilerin hem akademik başarılarını hem de motivasyon, üstbilişsel farklılık ve özyeterlik durumlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür.
Matematik dersi öğrenme kayıpları ve nedenleri
Bu araştırmanın amacı; Anadolu liselerinde oluşan matematik öğrenme kayıplarının belirlenmesi ve öğrenme kayıplarının nedenlerine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel kısmı ilişkisel tarama modelinde, nitel kısmı ise fenemonoloji deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Ege bölgesinde büyük bir kentte yer alan, altı Anadolu lisesinde 12. sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerden sistematik örnekleme yoluyla seçilen 303 kişi oluşturmaktadır. Bu örneklem içerisinden maksimum çeşitlilik örneklemesine göre seçilen 12 öğrenci ile bu okullarda 12. sınıflarda öğrenim vermekte olan 14 matematik öğretmeniyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeği", "Okula Uyum Ölçeği", "Matematik Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS 21.0 istatistik paket programı ve MS Excel 2016 aracılığıyla Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi yapılarak elde edilmiştir. Nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada 12. sınıfların matematik öğrenme kaybı düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Matematik öğrenme kaybının öğrenim görülen okullar, okul başarı düzeyleri, öğrenci başarı düzeyleri ve öğrenim görülen alanlar değişkenlerine göre anlamlı bir fark oluştururken, cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Öğrenme kayıpları açısından kazanımlara ulaşılma düzeyi %40 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin matematik öğrenen özerkliği düzeyi orta üst olarak bulunmuştur. Cinsiyet, öğrenci başarı düzeyleri ve öğrenim görülen alanlar değişkenleriyle matematik öğrenen özerkliği düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunurken, öğrenim görülen okullar ve okul başarı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Okula uyum düzeyleri cinsiyete, öğrenim görülen okullara, okul başarı düzeylerine, öğrenci başarı düzeylerine ve öğrenim görülen alanlara göre anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır. Araştırmada öğrenci başarı düzeyi ile öğrenme kaybı arasında, düşük, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki; öğrenci başarı düzeyi ile matematik özerk öğrenme düzeyleri arasında, pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki; okula uyum düzeyleri ile matematik özerk öğrenme düzeyleri arasında, pozitif yönde, düşük ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmada öğretmenler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda matematik öğrenme kaybına yol açan değişkenlerin "Uzaktan Eğitim", "Matematik Öğrenme Kaybı", "Programın Tamamlanması" temalarında toplandığı görülmüştür. Öğrenciler ve öğretmenlerin yanıtları doğrultusunda öğretmenlerin uzaktan eğitimin avantajlarını eğitimin devamlılığı ve zaman kazanımı, öğrencilerin ise çalışma alışkanlığı kazandırma ve ekstra zaman kazanımı olarak; öğretmenlerin ve öğrencilerin dezavantajlarını öğretmen ve öğrenci arasında sınırlı iletişim olarak; öğretmen ve öğrenciler bu süreçte bilgisayar, telefon, tablet kullandıklarını, teknolojik içerik ve platformlardan yararlandıklarını; öğretmenlerin gereklilik olarak ölçme ve değerlendirme, teknolojik altyapı, aktif katılımı, öğrencilerin ise teknolojik altyapıyı gösterdikleri sonucu bulunmuştur. Öğretmenler ve öğrenciler matematik öğrenme kaybının nedeni olarak uzaktan eğitimi ve uzaktan eğitimin verimsizliğini; öğretmenler ve öğrenciler öğrenme eksikliği yaşanan konular olarak geometri konularını; öğretmenlerin öğrenme eksikliğini gidermek için öğrencilerin derse aktif katılımının sağlanması gerektiğini, öğrencilerin ise bireysel olarak çalışıp, dijital içerik ve platformlardan yararlandıklarını söyledikleri görülmüştür. Programın tamamlanamama nedenlerine ilişkin öğrencilerin katılım göstermemesi, program yoğunluğu, içeriğin uzaktan eğitime uygun olmaması gibi etkenler dile getirilmiştir.
İlkokul öğrencilerinin öğrenme stilleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin öğrenme stilleri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca ilkokul öğrencilerinin cinsiyet, yaş, okul türü, BİLSEM' de öğrenim görme durumları değişkenlerine göre anlamlı farklılık olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Aydın ilinde bulunan Efeler, Söke ve Kuşadası ilçelerindeki toplamda altı ilkokulda öğrenim gören 673 üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, "Çocuklar için Problem Çözme Envanteri", "Marmara Öğrenme Stili Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Normallik varsayımı için çarpıklık ve basıklık katsayıları hesaplanmıştır. Normal dağılım sağlandığı için Bağımsız örneklemler için t-testi ,Pearson korelasyonu yapılmıştır. Analizler IBM SPSS 25 programında yapılmıştır. Araştırma sonucunda, ilkokul öğrencilerin öğrenme stilleri ile problem çözme becerileri toplam puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stillerinin cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, BİLSEM' de öğrenim görme durumlarına göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerilerinin cinsiyet, okul türü, BİLSEM' de öğrenim görme durumlarında anlamlı bir farklılık saptanmazken, sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Dunn ve Dunn' ın öğrenme stili, problem çözme becerisi, ilkokul öğrencileri
Sınıf öğretmenlerinin kültürel zekâ düzeylerinin ve demokrasiye yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı; İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi (İHYD) dersini veren sınıf öğretmenlerinin kültürel zekâ (KZ) ve demokrasiye yönelik tutum (DYT) düzeylerini belirlemek, aralarındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın bir diğer amacı da sınıf öğretmenlerinin İHYD dersine dair görüşlerini elde etmek ve öğretmenlerin öğrencilerde KZ ve DYT'nin geliştirilmesinde bu dersin rolünü nasıl değerlendirdiğini açıklamaktır. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Kültürel Zekâ Ölçeği, Demokrasiye Yönelik Tutum Ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırmanın evrenini İzmir ilindeki sınıf öğretmenleri, örneklemini ise Tire, Ödemiş ve Bayındır ilçelerindeki sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Çalışmanın nicel kısmı için kolayda örnekleme, nitel kısmı için maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Anket formuna dahil edilen ölçekler çevrimiçi form üzerinden katılımcılara iletilmiştir. Anket formu okulların çevrimiçi gruplarından sınıf öğretmenlerine ulaştırılmıştır. Nicel veriler SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Sonuçlara göre sınıf öğretmenlerinin DYT düzeyi yüksek, KZ düzeyi ise görece yüksek bulunmuştur. KZ ile DYT arasında anlamlı ve pozitif yönde korelasyon tespit edilmiştir. Nitel bulgularında, sınıf öğretmenlerinin genel olarak DYT düzeyleri yüksek olmasına rağmen İHYD dersini öncelikli dersler arasında görmemektedir. Fakat katılımcıların tamamı, öğrencilerin KZ ve DYT düzeylerinin bu ders aracılığıyla geliştirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Katılımcılar eğitim programının çok yoğun olması nedeniyle İHYD dersine gereken zamanı ayıramadıklarını belirtmişlerdir. 4. sınıf eğitim programın sadeleştirilerek daha sarmal hazırlanması önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Kültürel Zekâ, Demokrasiye Yönelik Tutum, İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi
Tıp fakültesi 4. ve 6. sınıf programlarının profesyonalizm açısından Demirel'in analitik modeline göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada tıp fakültesi öğretim programlarının hedef boyutunda profesyonalizm ve alt boyutları ile ilgili hedefleri barındırma durumunun ve öğrencilerin bu boyutlara ne düzeyde ve hangi öğrenim aşamasında edindikleri ve tıp fakültesi öğretim programlarının hedef boyutunun Demirel'in Analitik Program Değerlendirme Modeli (DAPDEM)'ne göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamına alınan profesyonalizm boyutları; empati, motivasyon, klinik liderlik, kültürel zeka, mesleki adanmışlık, psikolojik dayanıklılık ve klinik karar vermedir. Araştırma karma araştırma desenlerinden sıralı açıklayıcı/açıklayıcı ardışık desen ile tasarlanmıştır. Tarama ve ilişkisel modelde tasarlanan nicel boyutu tamamlanıp analiz edildikten sonra bütüncül çoklu durum çalışması modelinde tasarlanan nitel boyutuna ilişkin veriler toplanmış ve çözümlenmiştir. Araştırmanın bulguları ayrı ayrı ve araştırma deseni gereğince harmanlanıp anlamlı bir bütün oluşturularak verilmiştir. Araştırma 2021-2022 yılında tıp fakültesi dördüncü ve altıncı sınıfta öğrenim gören 337 öğrenci ile yürütülmüştür. Nicel veriler analiz edilerek profesyonalizmin her boyutu için puan ortalamaları sıralanmış, alt ve üst %27'lik gruptaki öğrenciler belirlenmiş ve bu öğrenciler araştırmanın nitel çalışma grubunu oluşturmuştur. Nicel verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, alt-üst değer, yüzdelikler hesaplanmış, MANOVA ve MANCOVA analizleri yapılmıştır. Nitel veriler için MAXQDA programında içerik analizi ve doküman analizi yapılmıştır. Son olarak da DAPDEM Öğretim Programı Değerlendirme Ölçütlerine göre programlar değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında ele alınan profesyonalizm boyutları puanları orta ve ortalama üstü olarak belirlenmiştir. Bu boyutların birçoğunda birbiri ile pozitif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir. Altıncı sınıf öğrencilerinin dördüncü sınıf öğrencilerine göre anlamlı bir şekilde klinik liderlik ve mesleğe adanmışlık puan ortalamaları düşük bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni kontrol altına alındığında ise altıncı sınıftaki kadın öğrencilerin motivasyon, klinik liderlik ve mesleğe adanmışlık puan ortalamaları dördüncü sınıflara göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Benzer şekilde altıncı sınıf erkek öğrencilerin mesleğe adanmışlık puan ortalamasının dördüncü sınıf öğrencilerine göre düşük olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular nitel bulgular tarafından da desteklemektedir. Profesyonalizmin her boyutuna ilişkin kategoriler ve bu kategorilere ait kodlar belirlenmiştir. Kodları desteklemek için alıntılardan faydalanılmıştır. Ulaşılan kodlar her boyut ve her sınıf için ayrı ayrı karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin kliniğe giriş ve çıkış kod dağılımları olarak dördüncü ve altıncı sınıf öğrencilerinin kod dağılımları incelenmiştir. Programlarda profesyonalizm boyutları olarak empati ve motivasyon ile ilişkili hiçbir hedefe rastlanmazken, klinik liderlik, kültürel zeka, mesleğe adanmışlık ve psikolojik dayanıklılıkla ilgili sınırlı sayıda hedef ve bu hedeflerin çoğunlukla klinik eğitim yıllarında olduğu belirlenmiştir. Klinik karar vermeye ilişkin klinik eğitim yıllarında hedef sayısının oldukça fazla olduğu fakat bu hedeflerin bazılarının oldukça yoğun ve uzmanlık öğrencisi yetiştirmeye yönelik olduğu tespit edilmiştir. DAPDEM Öğretim Programı Değerlendirme Ölçütlerinde programlardaki hedeflerin hedef yazma ilkelerine uygun bir şekilde tasarlanmadığı, hedefler belirlenirken herhangi bir taksonomi kullanılmadığı, hedeflerde binişiklik olduğu belirlenmiştir. Hedeflerin ifadesi bu hedeflerin eğitim yoluyla gerçekleştirilip gerçekleştirilememesi ve değerlendirilmesi konularında da sıkıntılar doğurmuştur. Ayrıca programların dayandığı temel felsefe açık bir şekilde ortaya konulmamış, bu durum programlarda programın ögeleri arasında tutarsızlığa neden olmuştur. Buna karşın, hedeflerin toplumun ihtiyaç ve beklentisine, öğrencinin düzey ve gereksinimine uygun tasarlandığı görülmüştür. Tüm bu bulgular ışığında program geliştirmeyle ilgili eğitimler düzenlenerek programların tümüyle revize edilmesi, profesyonalizme yönelik hedef sayısının artırılması önerilmektedir.
Addie öğretim tasarımının 9. sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme, iletişim, mantıksal düşünme ve motivasyonuna etkisi
Matematik eğitimi, öğrencilerin sadece formülleri ezberlemekle kalmayıp, bu formülleri etkin bir şekilde kullanabilen, sorunlara yaratıcı çözümler üretebilen, iletişim becerileri gelişmiş ve matematiği diğer alanlarla ve günlük yaşamla ilişkilendirebilen bireyler olarak yetiştirilmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle bu çalışmada dokuzuncu sınıf öğrencileri için hazırlanan ADDIE beceri temelli öğretim tasarımının ortaöğretim matematik öğretim programı içerisinde bulunan matematiksel becerilere etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırmada çok aşamalı karma desen benimsenmiştir. Çalışma genel olarak üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada ölçme araçlarının geliştirilmesi sürecinde sıralı açımlayıcı desen, ihtiyaç analizi sürecinde veri çeşitleme deseni kullanılmıştır. İkinci aşama olan tasarım ve geliştirme adımlarında tasarımın varsa aksayan yönlerini tespit ederek dönüt almak için pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada ise tasarımın uygulanması ve değerlendirilmesi gerçekleştirilmiş, gömülü desen kullanılmıştır. Nicel bölümde deney ve kontrol gruplu, ön test, son test ve kalıcılık testini içeren (2x3) yarı-deneysel desende, nitel bölümünün ise durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evren örneklem ve çalışma grubu Aydın ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı sınavsız OBP ile öğrenci alan Anadolu liselerinde öğrenim görmekte olan 9. Sınıf öğrencilerinden ve bu sınıf düzeyinde dersleri yürüten matematik öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada ihtiyaç analizi ve öğretimin değerlendirilmesi sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Matematiksel İletişim Öz yeterlik Ölçeği ve Başarı Testi; Matematiksel Modelleme Özyeterlik Ölçeği, Mantıksal Düşünme Testi ve Matematik Motivasyonu ölçeği kullanılmıştır. Tasarımın etkililiğinin incelenmesi sürecinde yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. İhtiyaç analizi sürecinde ve tasarımın etkililiğinin değerlendirilmesi sürecinde Modelleme Yeterlikleri Değerlendirme Rubriği ve Matematiksel İletişim Becerisi Düzeyleri Puanlama Anahtarı kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü aşaması bir Anadolu lisesinin 9. sınıfında öğrenim gören 58 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu öğrencilerden 29'u deney, 29'u kontrol grubunu oluştrmaktadır. Her iki gruba da altı haftalık ABTMÖT uygulanması öncesinde ön-test, uygulanmadan sonra son-test, son-testten altı hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Çalışma sürecinde deney grubundan heterojen olarak seçilmiş bir odak gruba tasarım uygulama öncesi, ortası ve sonrasında modelleme etkinlikleri ile rubrik değerlendirmeler yapılmıştır. Deney grubuna ABTMÖT uygulanırken, kontrol grubuna süregelen program uygulanmıştır. Nicel veriler SPSS ve AMOS ile çözümlenirken nitel veriler betimsel analiz ile çözümlenmiştir. İhtiyaç analizinin sonuçalarına göre öğrencilerin matematiksel süreç becerilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Uygulama sonrasında yapılmış olan analizlerde ise matematik başarısı ve matematiksel iletişim öz-yeterliği bakımından deney ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık bulunduğu ve hedefe ulaşıldığı görülmüştür. Matematiksel modelleme öz- yeterliği ve mantıksal düşünme becerileri bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmuş ancak hedefe ulaşılamamıştır. Matematik motivasyonu bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Modelleme etkinliklerine yönelik rubrik değerlendirmeler incelendiğinde ise modelleme becerileri bakımından hedefe ulaşıldığı ancak matematiksel iletişim bakımından hedefe ulaşılamadığı görülmüştür. Her iki değerlendirme türünde de uygulama sürecinde düzenli artış görülmüştür. En az artış modelleme becerileri alt boyutlarından olan "Doğrulama" alt becerisinde görülmüştür. Ayrıca ABTMÖT uygulaması sonrasında yapılan öğrenci görüşmelerinde öğrenciler farklı bakış açıları geliştirdiklerinden, grup etkinlikleri eğlenceli bulduklarından, hızlı karar verme becerilerinin geliştiğinden ve herkesin fikrini belirtmesinin güzel olduğundan, kendilerini matematiksel anlamda daha iyi açıklayabildiklerinden bahsetmiştir.
Potansiyel gelişim alanı bağlamında bir eylem araştırması: Öğrenme sorumluluğu, motivasyon ve başarı
Bu araştırmanın amacı, potansiyel gelişim alanı bağlamında fen bilimleri dersi kapsamında gerçekleştirilen öğrenme görevleri aracılığıyla ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin öğrenme sorumluluklarının, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının ve fen başarılarının geliştirilmesidir. Çalışma eylem araştırmasına göre desenlenmiştir. Gerçekleştirilen eylem araştırması, teknik/bilimsel/işbirlikli eylem araştırması türüne uyumlu biçimde uygulanmıştır. Araştırma Muğla-Ula'da bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 16 6. sınıf öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bahsedilen 16 öğrenci öğrenmeye yönelik sorumluluk, fen öğrenmeye yönelik motivasyon, fene yönelik başarı puanlarına ve bunlarla birlikte ikamet ettikleri yerlere ve öğretici/uygulayıcı görüşlerine göre 8 potansiyel gelişim alanı partneri olarak belirlenmiştir. Araştırma için seçilen ders olan fen bilimleri dersine yönelik 2 ünite belirlenmiş ve bu ünitelerin öğretimi sürecinde öğrencilere potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirdikleri öğrenme görevleri verilmiştir. Fen bilimleri öğretmeni öğretici/uygulayıcı olarak, araştırmacı da katılımcı gözlemci olarak sürece dâhil olmuştur. Araştırmanın ana uygulamaları yaklaşık 5 ay sürmüştür. Gerçekleştirilen 8 öğrenme görevi boyunca veri toplama aracı olarak, Öğrenmeye Yönelik Sorumluluk Ölçeği, Öğrenme Sorumluluğu Kontrol Listesi, Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği, Çoktan Seçmeli Fen Bilimleri Akademik Başarı Testi, Açık Uçlu Fen Bilimleri Akademik Başarı Testi ve Öğrenme Görevleri Değerlendirme/Derecelendirme Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci-Veli-Öğretici/Uygulayıcı Görüşme Formları ve Saha Notları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, öğrencilerin profillerine ilişkin veriler: "okul yaşamı / sosyal yaşam", "ilgi duyduğu dersler", "yapmaktan hoşlandığı şeyler", "fen bilimleri dersi ile ilgili yaşantılar", "haftalık ders çalışma süreleri" ve "akademik ve mesleki yönelim" kapsamında kişisel bilgi formundan ve görüşmelerden elde edilerek çözümlenmiş, betimlenmiş ve yorumlanmıştır. Öğrenme ortamı ve gözlemlere ilişkin veriler: "öğrenme ortamındaki davranışlar", "öğrenme görevlerindeki rol ve sorumluluklar" ve "potansiyel gelişim alanı uygulamaları" kapsamında gözlemlerden elde edilerek çözümlenmiş, betimlenmiş ve yorumlanmıştır. Potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirilen öğrenme görevleri hakkında görüşlere ilişkin veriler: "öğrenci", "veli" ve "öğretici/uygulayıcı" görüşleri alınarak betimsel analiz tekniğine uygun olarak çözümlenmiş, betimlenmiş ve yorumlanmıştır. Potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirilen öğrenme görevlerinin öğrenci puanlarının değişimine etkilerine ilişkin veriler: "öğrenmeye yönelik sorumluluk", "öğrenme sorumlululuğu kontrol", "fen öğrenmeye yönelik motivasyon", "fen başarı", "öğrenme görevlerini değerlendirme" puanları, her öğrenme görevinin gerçekleştirilmesinden sonra katılımcıların ilgili veri toplama aracını doldurmaları sağlanarak elde edilmiştir. Elde edilen puanlarla birlikte ortalamaları kayıt altına alınmış ve öğrencilerin her boyuta ilişkin puan değişimleri grafiklere yansıtılarak gösterilmiştir. Potansiyel gelişim alanı partnerlerinin puanlarından oluşan her grafik ise potansiyel gelişim alanının bileşenleri bağlamında analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen genel sonuca göre, potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirilen öğrenme görevleri öğrencilerin öğrenmeye yönelik sorumluluklarını, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarını ve fen başarılarını geliştirmiştir. Araştırmaya katılan 8 potansiyel gelişim alanı partnerine ilişkin ortaya çıkan sonuçlarla birlikte, bunlara yönelik tartışmalar, ayrı ayrı ve bütünsel olarak ele alınmıştır. Her potansiyel gelişim alanı partnerine ilişkin profil, gözlem, görüşme boyutlarında öne çıkan özellikleri göz önünde bulundurularak partnerlere ait puanlar, gelişim ve değişim durumları gerekçeleriyle birlikte ve ilişkilendirilerek değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlarla ilgili olarak uygulamalara ve yapılacak araştırmalara yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının meslek lisesi öğrencilerinin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına ve başarısına etkisi
Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, Ortaöğretim 10. sınıf "Katı Cisimlerin Yüzey Alanları ve Hacimleri" konusunda, öğrencilerin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına, akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisi ve GME destekli öğretime ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki Mustafa Keziban Küçükoğlu Ç.P.A.L'de öğrenim gören 25'i deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 soruluk başarı testi, matematik kaygılarını belirlemek amacıyla Matematik Kaygısı Ölçeği, matematik özyeterlik algılarını belirlemek amacıyla Matematik Özyeterlik Algısı Ölçeği ve deney grubu öğrencilerinin GME yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için görüşme formu uygulanmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına dayalı öğretim ile deney grubunda ise Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretim ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri, deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, mevcut öğretim programına dayalı öğretime göre öğrenci akademik başarısında daha etkili olduğu ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin matematik kaygısı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, matematiğe yönelik özyeterlik algısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin GME yaklaşımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), Matematik Özyeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Başarı, Kalıcılık.
8th grade students of success of mathhematics and test and mathemati̇cs anxi̇ety, mathemati̇cs self efficacy of investigation
The fundamental aim of this research is to determine the variables which predict math success of eighth grade students in secondary school. Besides, it is also aimed to examine math success, test and math anxiety and math self efficacyin terms of the variables which are gender, school's TEOG math success level, educatıonal status of mother and father, financial status of the family, perception of math achievement, attending to private teaching centres / study centre and taking private lessons in math. The research was conducted with the participation of 314 students in total that comprise 156 male (49,7%) and 158 (50,3%) female students from İzmir province. Personal information form, Math Anxiety Scale for Secondary School Students, Westside Test Anxiety Scale and Math Self EfficacyScale. Test were used as data gathering tools. Due to normal distribution of thedata, t-test and one-way analysis of variance was applied. Furthermore, Pearson correlation coefficients were calculated and regression analysis were conducted. As a result of the research, medium-level and positively significant correlations were determined between math success and math self efficacy. Medium-level andnegatively significant correlation were determined between math success and testanxiety. Moreover, it was revealed that 34% of variance in mathematics successwas explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. Medium-level and positively significant correlations were determined between TEOG math success and math self efficacy. Medium-level and negatively significant correlation were determined between TEOG math success and test anxiety.Moreover, it was revealed that 31% of variance in mathematics success was explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. KEY WORDS: Test and Maths Anxiety, Maths Self Efficacy, Math Success,TEOG Math Success
Ortaöğretim öğrencilerinin matematik umutsuzluğunu yordayan değişkenler: Matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlar, matematik başarısı (Köşk ilçesi örneği)
Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluklarını yordayan değişkenlerin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı ile matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, matematik başarısı, annenin ve babanın eğitim düzeyleri, meslekleri ve gelir düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediği; ayrıca matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın ili Köşk ilçesindeki üç farklı lise türünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmak mümkün olduğu için örneklemeye gereksinim duyulmamıştır. Araştırma, 274 (%49,4)'ü kız, 281 (%50,6)'i erkek olmak üzere toplam 555 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematik Umutsuzluk Ölçeği, Matematik Kaygı Ölçeği, Akademik Öz-düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçlarının doğrulayıcı faktör analizi Lisrell 8.80 programı ile yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sırasında normal dağılım için çarpıklık ve basıklık incelenmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Welch-F Testi, Kruskall-Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleği değişkenlerinin öğrencilerin matematik dersine yönelik umutsuzluğunda etkisi olmadığı görülmüştür. Erkek öğrencilerin olumlu beklentilerinin daha yüksek olmasının yanı sıra sınıf düzeyleri incelendiğinde 10. sınıfların umutsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlayacak düzeyde farklılıklar görülmüştür. Ayrıca matematik başarısı düşük ya da gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin daha umutsuz olduğu ve babası üniversite mezunu olan öğrencilerin matematik dersine yönelik umutlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik kaygı düzeylerinin ortanın biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Cinsiyet, okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleğinin matematik kaygısına anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeyine göre incelendiğinde 11. sınıfta okuyan, not ortalamasına göre incelendiğinde yüksek not ortalamasına sahip olan, babanın öğrenim düzeyine göre incelendiğinde babası üniversite mezunu olan ve gelir düzeyine göre incelendiğinde orta gelir düzeyindeki öğrencilerin matematik dersine yönelik kaygılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının her bir alt boyutunun puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu söylenebilirken annenin çalışıp çalışmama durumunun ve gelir düzeyinin hiçbir alt boyutu etkilemediği görülmüştür. Okul türünün özdeşleştirilmiş düzenlemeye; not ortalamalarının dışsal düzenleme, özdeşleştirilmiş düzenleme ve içsel motivasyona; anne öğrenim durumunun dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye; baba öğrenim durumunun içe yansıtılmış düzenlemeye; babanın mesleğinin ise dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye etkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluk düzeyinin matematik kaygısı, içsel motivasyon ve özdeşleştirilmiş düzenleme ile negatif yönlü ve orta; dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenleme ile negatif yönlü ve düşük ilişkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluğunu; matematik kaygısı, içsel motivasyon ve matematik başarısı negatif yönde, dışsal düzenleme ise pozitif yönde ve %42 oranında yordamaktadır.
Özbelirleme kuramı çerçevesinde lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği: Bir karma desen araştırması
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerine uygulanabilecek matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirip lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerklik düzeylerini, matematik öğrenen özerkliklerini etkileyen matematik kaygı düzeyleri, matematik öğrenmeye yönelik motivasyon seviyeleri, matematik dersine yönelik öğrenme sorumluluğu ve matematik öğreniminde öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkileri ve bu becerileri etkileyen değişkenler ile 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği ile ilgili düşüncelerini belirlemektir. Çalışmada araştırma deseni olarak karma yöntem desenlerinden sıralı-açıklayıcı karma desen seçilmiştir. İlk sırada nicel veriler ardından nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırmada öncelikle matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Ölçeğin geliştirme sürecinde ilgili literatür incelenerek 144 madde havuzu oluşturulmuş, 10 uzman görüşü alınarak kapsam geçerliliğine bakılmıştır. Kalan 52 madde ile geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için pilot uygulamada 1078 öğrenciden alınan verilerle yapılan açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. "Öz Düzenleme", "Öğrenme Sorumluluğu", "İç Motivasyon", "Öz Denetim", "Dış Motivasyon" ve "Kaygı" olmak üzere 6 boyutlu 41 maddelik bir ölçek oluşturulmuştur. Ölçeğin Cronbach-Alfa katsayısı α=0,82 olarak bulunmuştur. Oluşan boyutların açıklanan toplam varyans miktarı % 47,50'tir. Ölçeğin iki yarı güvenirlik düzeyi için Spearman-Brown korelasyonu değeri r=0,83 bulunmuştur. Üst %27 ve alt %27 gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit amacıyla bağımsız örneklem t-testi yapılmış olup ölçek toplam puanları ile üst %27'lik ve alt %27'lik gruplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Yapılan çalışma sonucunda ortaöğretim öğrencilerine yönelik 6 alt boyutlu 41 maddelik geçerli ve güvenilir matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmada esas uygulamasının evreni Türkiye'nin batısında yer alan bir büyükşehirde bulunan ortaöğretim kurumlarındaki 9. ve 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Gerekli izinler alındıktan sonra araştırmanın örneklemi, eğitim uzaktan devam ettiği için Google Form biçiminde hazırlanan ölçek öğretmenleri aracılığıyla sınıf Whatsapp gruplarından ulaştırılan gönüllü 9. ve 12. sınıf öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmaya 651 öğrenci katılmıştır. Araştırmada "Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeği" veri toplama aracı olarak tamamen gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 22.0 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılımı kontrol edilmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunuda 9. ve 12. sınıflardan matematik öğrenen özerkliği ölçeğinden en yüksek ve en düşük puan alan dörderden sekiz öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu ile görüşme yapılmış elde edilen nitel veriler içerik analizi ile incelemiştir. Nitel verilerin geçerliğini ve güvenirliğini arttırmak için doğrudan alıntılara yer verilmiş ve uyuşum yüzdesi hesaplanmıştır. Çalışmadaki görüşme sorularıyla sağlanan uyuşum yüzdesi %92,23'dür. Araştırma sonucunda 9. ve 12. sınıf öğrencilerin matematik öğrenen özerklik düzeylerinin orta düzey olduğu görülmüştür. Matematik öğrenen özerklik düzeyi ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Kız öğrencilerin dış motivasyon düzeyi, erkek öğrencilerin de iç motivasyon ve kaygı düzeyleri daha yüksek olduğu görülmüştür. 9. sınıfların öz düzenleme, iç motivasyon, dış motivasyon, öz denetim ve öğrenme sorumluluğu alt boyutlarının puan ortalamaları 12. sınıflardan, 12. sınıfların ise kaygı alt boyutu puan ortalamaları 9. sınıftan daha yüksek olduğu görülmüştür. Sınıf, ailenin sosyoekonomik düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi, özel ders değişkenleri ile matematik öğrenen özerkliği arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Okul türü değişkenine göre anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği ile öz düzenleme becerileri, öğrenme sorumluluğu arasında pozitif yönde güçlü düzeyde anlamlı ilişki, matematik kaygısı ile de pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği puanı yüksek olan öğrencilerle yapılan görüşmelerde öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine, öz denetime sahip oldukları ve iç motivasyonlarının yüksek olduğu ve matematik öğrenen özerkliği puanı düşük olan öğrencilerin ise iç motivasyonlarının düzeylerinin düşük olduğu, öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine sahip olmadığı ve öz denetim yapamadıkları görülmüştür. Geliştirilen Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeğinden elde edilen bulgularla görüşmelerden elde edilen bulguların örtüştüğü görülmektedir.
Türkiye'de turizm fakültesi Turizm İşletmeciliği bölümü programının değerlendirilmesi
2023 Türkiye Turizm Stratejisi raporu eylem planında eğitim ile ilgili olarak "Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Bölümü" öğretim programlarının güncellenmesi vurgusu öne çıkmaktadır. Fakat konuyla ilgili doğrudan alakalı bir tez çalışması bulunmamaktadır. Bu noktadan hareketle çalışmada araştırmacı tarafından ilk kez ortaya konulup denenerek literatüre kazandırılan yeni bir eklektik program değerlendirme modeli ile Turizm İşletmeciliği Lisans Programları ve Konaklama İşletmeciliği Lisans Programları bütüncül olarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya ihtiyaç analizi ile başlanmıştır. Manavgat bölgesinde bulunan 9 farklı 5 yıldızlı otelin insan kaynakları müdürleri ile görüşmeler yapılmıştır. Bu sayede tezde geliştirilip kullanılacak olan değerlendirme modeli ve ölçme araçlarına kaynaklık edecek verilere ulaşılmıştır. Geliştirilen program değerlendirme modeli nicel ve nitel yöntemleri barındıran karma bir yöntemdir. Nicel kısmındaki ölçme aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Turizm İşletmeciliği Bölümü Lisans Öğrencilerinin Mesleki Özyeterlik İnancı Ölçeği" kullanılmıştır. 4 boyut 26 maddeden oluşan ölçeğe ait Cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.94 olarak hesaplanmıştır. Nicel kısmın örneklemini ölçüt örneklem ile belirlenen Antalya Akdeniz, Alanya Alaaddin Keykubat, Muğla Sıtkı Koçman, Aydın Adnan Menderes ve Ankara Hacı Bayram Üniversiteleri Turizm Fakülteleri Turizm İşletmeciliği ve Konaklama İşletmeciliği bölümlerinde okuyan 321 son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Toplanan veriler SPSS 23, JASP 0.11.1 tam sürüm ve AMOS 22 demo sürüm paket programlarıyla analiz edilmiştir. Bu bağlamda sırasıyla açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, yüzde, frekans, çoklu uyum analizi, bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ile çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Nitel kısımda ise öğretim elemanları görüşme formları, öğrenci görüşme formları ile doküman analizi kapsamında fotoğraflar analiz edilmiştir. Nitel kısmın çalışma grubunu ise yukarıda adı geçen üniversitelerin ilgili fakültelerinde görevli öğretim elemanları ile öğrenciler oluşturmaktadır. Nitel analizlerde NVivo 10 ile MAXQDA 2020 demo paket programları kullanılmıştır. Veriler sözcük sıklığı analizine ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak ihtiyaç analizinde staj eksikliği ile programın sektörden kopukluğu öne çıkmaktadır. Sektör akademi ile iş birliği beklemektedir. Sektörün akademiden beklentisi ise yabancı dil bilen kalifiye elemandır. Nicel bulgularda otellerin ön büro ve servis bar departmanlarında çalışan öğrencilerin üniversite eğitimlerinde aldıkları İngilizce eğitimlerinin yüzde ağırlıkları arttıkça öğrencilerin öz yeterlik inancının arttığı da saptanmıştır. Hatta %100 İngilizce eğitime sahip olan bölümlerde okuyan öğrencilerin ön büro departmanına ilişkin özyeterlik inançlarının en yüksek olması da bunu doğrulayan diğer bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine benzer şekilde servis bar departmanına yönelik özyeterlik inançları ve aldıkları İngilizce eğitim seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Fakat kat hizmetleri departmanında bu değişkenler ve özyeterlik arasında ilişki saptanmamıştır. Farklı olarak eğitimdeki İngilizce ağırlık oranı ile bu departmana dair özyeterlik arasında ters orantı bulunmaktadır. Yiyecek içecek departmanında ise öğrencilerin cinsiyet, sektörel deneyim ve İngilizce eğitimlerinin bu departmana yönelik bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle fakültelerin 4 yıllık eğitimlerinin ilk 2 yılının ön lisans programı şeklinde ortak derslerden oluşturulması önerilmektedir. Öğrencilerin ihtiyaç analizi kapsamında tespit edilen ve mezun olarak istihdam edildikleri otellerin bu departmanlarına yönelik derslerin öğretim programında 3. ve 4. sınıflarda verilerek branşlaşmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. Ön büro ve servis bar departmanlarında çalışacak öğrencilere staj, İngilizce ağırlıklı eğitim ise öğretim programının 3 ve 4. sınıflarda verilebilir. Öğrenciler bu bölümlere kabul edilirken TM puanı yanında dil puanı istenebilir. Mevcut çalışmada turizm lisesi mezunu olmanın bazı departmanlar için anlamlı bir fark yarattığı tespit edilmiştir. Bu departmanlara yönelik uzmanlaşma gerektiren bölümler için turizm lisesi mezuniyeti şartı aranabilir. Diğer iki departmana yönelik ise daha çok iş başında eğitim ve daha az teorik ders konunabilir. Nitel kısımda yapılan SWOT analizi bulgularına ve öğretim elemanlarının görüşlerine göre; programın güçlü yönü "İş İmkanlarının Fazlalığı", zayıf yönü "Sektör İhtiyaçlarına Cevap Verememesi", "İstihdama yönelik olması" fırsat, "Gelecekteki Potansiyel İstihdam Daralması" ise tehdit olarak öne çıkmaktadır. Öğrenci tarafında ise SWOT analizi neticesinde "öğrenci değişim programları" programın güçlü yönü, "uygulamalı dersler" zayıf yönü, "iyi iş imkanları" fırsat, (bu noktada öğretim elemanları ile de örtüşmektedir) fakülte sayısının artışı ise tehdit olarak görülmektedir. Bu nedenle YÖK'ün buna bir kapasite sınırı getirmesi, sadece turizm şehirlerinde bu fakültelerin açılması, halihazırda az öğrenci alan fakültelerin ise kapatılması önerilebilir. Programda teorik derslerin fazlalığı ve uygulamalı derslerin azlığı hem ihtiyaç analizinde hem de nitel bulgularda öğretim elemanları ve öğrenciler tarafından çokça dile getirilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin öğrenme motivasyonunu etkileyen faktörler
Bu araştırmanın amacı 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin öğrenme motivasyonunu etkileyen faktörlerin neler olduğunu belirlemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı ardışık karma yöntem kullanılmıştır. Nicel çalışma için "Öğrenme Motivasyonu Ölçeği", öz-belirleme kuramı temel alınarak geliştirilip veriler toplanmıştır. Ölçeği yanıtlamış olan öğrencilerden nitel çalışmaya da katılmak isteyenler belirlenmiştir. Belirlenenler arasından, ölçekten en düşük ve en yüksek puan almış olan öğrenciler ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini ve örneklemini İzmir İli merkez ilçesinde bulunan 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışma, toplamda 954 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğrenme motivasyonu ölçeği, 284 öğrenciye sınıf ortamında uygulanırken pandemi koşulları sebebiyle 670 öğrenciye online form kullanılarak uygulanmıştır. Nitel çalışma kısmında 4 öğrenci ile yüz yüze, 8 öğrenci ile online olarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öğrenme motivasyonu ölçeğine ait bulgularda hem ölçeğin öz-düzenleme, öz-yeterlik ve sınıf iklimi alt boyutlarının birbiri ile anlamlı bir ilişkisi olduğu hem de bu alt boyutların öğrenme motivasyonu puanları ile anlamlı ilişkileri bulunduğu tespit edilmiştir. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere kıyasla öz-düzenleme alt boyutu puanının daha yüksek, öz-yeterlik alt boyutu puanının daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf iklimi alt boyutu puanının özel okul öğrencilerinde devlet okulu öğrencilerine kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Nitel çalışma bulguları göstermiştir ki, öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını; öz-düzenleme, özerklik, öz-yeterlik, bilişsel odaklanma, etkinlik değeri, aile, sınıf iklimi ve öğretmenler etkilemektedir. Ayrıca, hem yeterlilik algısının ve ilgisizliğin, motivasyonsuzluğun sebeplerinden oldukları hem de pandemi sürecinde online ders anlatımının, ders süresinin, sınıf yönetiminin, sınıf mevcudunun, iletişimin ve teknik sıkıntıların, pandemi sebebiyle online eğitim alan öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını etkilediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, öğrenciler online ve yüz yüze eğitimi kıyasladıklarında büyük bir çoğunluk yüz yüze eğitimi tercih etmiştir.
Okuduğunu anlama stratejisi kullanımının, okuduğunu anlama becerisi, bilişsel farkındalık, okumaya yönelik tutum ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırmanın odak noktası öğrenme-öğretme sürecinde öğrencilerin okuduğunu anlamada yaşadıkları sorunlardır. Bu sorunu çözmek için de temel ders olan Türkçe dersinden başlanılması gerektiği düşünülmüştür. Temel anlamda diğer derslerdeki başarı Türkçe dersindeki başarıyla ilişkilendirilebilmektedir. Çünkü, okuduğunu anlama becerisi her derste etkin olarak kullanılması gereken bir beceridir.Bu çalışmada, okuduğunu anlama stratejisi temel alınarak yapılan Türkçe öğretiminin, öğrencilerin okuduğunu anlama başarısına, bilişsel farkındalık becerilerine, okumaya yönelik tutumlarına ve bu değişkenlerin kalıcılıklarına olan etkisi araştırılmıştır. Burada okuduğunu anlama düzeyleri, okumaya yönelik tutum, bilişsel farkındalık ve kalıcılık bağımlı değişken iken, uygulanan okuduğunu anlama stratejisi olan İSOAT stratejisi bağımsız değişkendir ve burada bağımsız değişkenin, bağımlı değişkenler üzerinde etkili olup olmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırma deneysel araştırma modellerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu deneme modeline göre desenlenmiştir. Çalışmada gruplar bir kontrol ve bir deney grubu desenine göre oluşturulmuştur. Her iki grupta da dersler güvenilirliğin düşmemesi adına sınıf öğretmenlerince yürütülmüştür.Araştırma 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde Denizli İli Merkez İlçesinde yer alan Denizli Ticaret Borsası İlköğretim Okulunun beşinci sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deney grubunda 27 öğrenci; kontrol grubunda 28 öğrenci olmak üzere toplam 55 öğrenci, çalışma grubunda yer almıştır. Gruplar okuduğunu anlama başarı testi, üstbilişsel okuduğunu anlama farkındalığı ölçeği, okumaya yönelik tutum ölçeği ve SED ölçeği sonuçları dikkate alınarak oluşturulmuştur.Araştırma süresince elde edilen veriler, SPSS 13.0 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma sürecinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, faktör analizi, eşli gruplar t testi, bağımsız gruplar t testi, kovaryans (ANCOVA) ve tekrarlı (repeated) ANOVA analizi istatistiksel teknikleri kullanılmıştır. Verilerin aritmetik ortalamaları, standart sapmaları betimsel olarak verildikten sonra, tek yönlü varyans analizi (Anova) kovaryans (ANCOVA) ve tekrarlı anova analizleri (Ancova) ile korelasyon analizleri yapılmıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlar şöyledir.1) İSOAT okuduğunu anlama stratejisinin uygulandığı deney grubu ile, mevcut programa dayalı olarak eğitim uygulanan kontrol grubundaki öğrencilerin; okuduğunu anlama başarı testi ön test puanları kontrol edildiğinde, grupların son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur.2) İSOAT okuduğunu anlama stratejisinin uygulandığı deney grubu ile, mevcut programa dayalı olarak eğitim uygulanan kontrol grubundaki öğrencilerin; okuduğunu anlama başarı testi son ntest puanları kontrol edildiğinde, grupların kalıcılık testi puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur.3) İSOAT okuduğunu anlama stratejisinin uygulandığı deney grubu ile, mevcut programa dayalı olarak eğitim uygulanan kontrol grubundaki öğrencilerin; üstbilişsel okuduğunu anlama farkındalığı ölçeği ön test puanları kontrol edildiğinde, grupların son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu ortaya çıkmıştır.4) İSOAT okuduğunu anlama stratejisinin uygulandığı deney grubu ile, mevcut programa dayalı olarak öğretim uygulanan kontrol grubundaki öğrencilerin; üstbilişsel okuduğunu anlama farkındalığı ölçeği son test puanları kontrol edildiğinde, grupların kalıcılık testi puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu ortaya çıkmıştır.5) İSOAT okuduğunu anlama stratejisi uygulanan deney grubu ile, mevcut programa dayalı olarak öğretimin gerçekleştirildiği kontrol grubu öğrencilerinin okumaya yönelik tutum ölçeği son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur.6) İSOAT okuduğunu anlama stratejisinin uygulandığı deney grubu ile, mevcut programa dayalı olarak eğitim uygulanan kontrol grubundaki öğrencilerin; okumaya yönelik tutum ölçeğine ilişkin son test puanları kontrol edildiğinde, grupların kalıcılık testi puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır.
İlköğretim 7.sınıf öğrencilerinin bilişsel stillerinin karşılaştırılması
Araştırmanın amacı ilköğretim 7.sınıf öğrencilerinin bilişsel stillerinin çeşitli değişkenler açısından karşılaştırılmasıdır. Çalışma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir.Eldeki araştırmanın çalışma örneklemini Aydın Merkez ilçedeki üç alt, üç orta ve üç üst sosyo ekonomik düzeydeki 9 ilköğretim okulunun toplam 301 (147 kız, 154 erkek) 7.sınıf öğrencisi öğrenci oluşturmaktadır. Öğrenci seçimi, sınıf ve öğrenci sayıları baz alınarak rastgele örneklem yöntemi ile yapılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Oltman, Raskin ve Witkin (1971) tarafından geliştirilen ve geçerlik, güvenirlik çalışmaları Güler Okman (1979) tarafından yapılan Gizlenmiş Şekiller Grup Testi ve öğrenci kişisel bilgi formu ile kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiğin yanı sıra Kolmogorov ? Smirnov, Man Witney-U Testi, Kruskall Wallis testi kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre; ilköğretim 7.sınıf öğrencilerinin bilişsel stillerinin cinsiyetlerine, öğrenim görmekte oldukları okulların sosyo ? ekonomik düzeylerine, anne meslek ve baba meslek durumlarına, SBS puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar içerdikleri görülmüştür.ANAHTAR SÖZCÜKLER; Bilişsel Stil, Alan Bağımlı, Alan Bağımsız, İlköğretim Öğrencileri
Eleştirel düşünme tutumuna etki eden faktörler: Sınıf öğretmeni adayları üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın temel amacı, sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarını ve bu tutumlarına ilişkin görüşlerini belirlemek ve araştırma kapsamında ele alınan bağımsız değişkenlerin (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim durumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, algılanan anne-baba tutumu, algılanan kişilik özelliği ve başarı) eleştirel düşünme tutumlarını ne oranda yordadığını belirlemektir.Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak desenlenmiştir. Nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı araştırmada evren ve örneklem seçimi de iki aşamada yapılmıştır. Araştırmanın nicel çalışma evrenini 17 farklı eğitim fakültesinin sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan birinci ve dördüncü sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Örneklemi ise bu evren içerisinden oransız küme örneklemi ile seçilen toplam 1342 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmanın nitel çalışma evrenini ise Adnan Menderes Üniversitesi sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan 91 öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışma grubunu ise düşük ve yüksek eleştirel düşünme tutumuna sahip öğretmen adayları arasından gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 28 öğretmen adayı oluşturmuştur.Araştırmaya ilişkin verilerin toplanmasında beş farklı ölçme aracından yararlanılmıştır. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarının belirlenmesinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan ?Eleştirel Düşünme Tutum Ölçeği?, öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesinde de araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış ?Görüşme Formu? kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının algıladıkları kişilik tiplerinin belirlenmesinde Bacanlı, İlhan ve Aslan (2009) tarafından geliştirilmiş olan ?Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT)?, algılanan anne-baba tutumlarının belirlenmesinde Sümer ve Güngör (1999) tarafından geliştirilmiş olan ?Çocuk Yetiştirme Stilleri? ölçeği ve diğer demografik değişkenlerin belirlenmesi amacı ile de ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS ? Windows 11,5 paket programı kullanılmıştır. Araştırma amaçları kapsamında betimsel istatistikler, t-testi, Anova, Manova ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır.Araştırma bulgularına göre; sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları ortalamanın üzerindedir. Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları; cinsiyete, sınıf düzeyine ve anne- baba eğitim durumuna göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları; yaşa göre ?Neden Aramaya Açıklık? ve ?Kanıta Dayalı Karar Verme? alt ölçekleri dışında anlamlı olarak farklılaşmamaktadır.Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları; algılanan sosyo-ekonomik duruma göre, ölçekten elde edilen toplam puan bağlamında anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Ayrıca öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutum ölçeğinden elde ettikleri toplam puanları algıladıkları anne ve baba tutumuna göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumları ile algılamış oldukları kişilik özelliği arasında genel olarak düşük ve pozitif yönde anlamlı ilişki vardır.Eleştirel düşünme tutumunun yordanmasında ?deneyime açıklık?, ?sorumluluk sahibi olma?, ?duygusal dengesizlik?, ?kabul edici / ilgili anne tutumu? ve ?akademik başarı? değişkenleri anlamlı etkiye sahiptir. Öz-düzenlemeyi ?sorumluluk sahibi olma?, ?duygusal dengesizlik?, ?kabul edici ilgili anne tutumu?, ?başarı?, ?sınıf? ve ?yaş? değişkenleri yordamaktadır. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarına ilişkin görüşleri sahip oldukları eleştirel düşünme tutumuna göre farklılaşırken, taraf olmanın gerekliliğine ilişkin inanç noktasında birleşmektedir.
Eğitim fakültesi öğrencilerinin kullandıkları okuduğunu anlama stratejileri
Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültesi öğrencilerinin, ders metinlerini okurken, okuduğunu anlama stratejilerini kullanma sıklıklarını belirlemek ve bunları çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2007?2008 öğretim yılında Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin dört farklı bölümünde okuyan, 1. ve 4. sınıf öğrencilerinden toplam 230 katılımcı oluşturmaktadır. Öğrencilerin kullandıkları okuduğunu anlama stratejilerini belirlemek amacıyla, Taraban ve arkadaşlarının (2004) geliştirdiği ve analitik ve pragmatik stratejiler olmak üzere iki boyuttan oluşan Metacognitive Reading Strategies Questionnaire (MRSQ), Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılarak Üst Bilişsel Okuma Stratejileri Ölçeği (ÜBOS) adı altında kullanılmıştır. Verilerin analizinde, frekans ve yüzde dağılımları, ortalama, standart sapmaları hesaplanmış; t-test, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:1. Öğrencilerin kullandıkları okuduğunu anlama stratejileri, ölçeğin iki boyutu ve tümü için ?sık sık kullanırım? düzeyinde bulunmuştur.2. Cinsiyete göre öğrencilerin okuduğunu anlama stratejilerini kullanma sıklıkları, ?analitik stratejiler? boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermezken, ?pragmatik stratejiler? boyutunda kız öğrenciler lehine anlamlı bir değişim göstermiştir.3. Alanlara göre öğrencilerin okuduğunu anlama stratejilerini kullanma sıklıkları, ?analitik stratejiler? boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermezken, ?pragmatik stratejiler? boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna göre, Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri pragmatik stratejileri daha az sıklıkta kullandıklarını ifade etmişlerdir.4. Kitap okuma sıklığına göre öğrencilerin okuduğunu anlama stratejilerini kullanma sıklıkları, ?analitik stratejiler? boyutunda anlamlı bir fark gösterirken, ?pragmatik stratejiler? boyutunda anlamlı bir fark bulunmamıştır. Buna göre, yılda 6 ile 20 kitap okuyan öğrenciler, yılda 1 ile 5 kitap okuyan öğrencilere göre daha sık analitik stratejiler kullandıklarını ifade etmişlerdir.5. Sınıf, anne-baba eğitim durumu, anne-baba mesleği, lise türü ve sınav türüne göre öğrencilerin okuduğunu anlama stratejilerini kullanma sıklıkları istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık oluşturmamaktadır.6. Öğrencilerin okuma stratejilerini kullanma sıklıkları ile akademik not ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.ANAHTAR SÖZCÜKLER: okuma, okuduğunu anlama stratejileri, üst biliş, üst bilişsel okuma stratejileri
Hızlı okuma tekniginin sekizinci sınıf ögrencilerinin okuma hızlarına ve okudugunu anlama düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, hızlı okuma tekniklerinin ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin okuma hızlarına ve okuduğunu anlama düzeyine etkisini ortaya koymaktır.Araştırmanın çalışma grubunu 2006-2007 eğitim öğretim yılın ilk yarıyılında İzmir ili Karşıyaka ilçesindeki bir devlet ilköğretim okulunun dört sınıfında öğrenim gören 48 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. İki deney iki kontrol grubunun yer aldığı çalışmada deney gruplarında ilköğretim Türkçe ders programında yer alan etkinliklerin yanı sıra hızlı okuma teknikleriyle, kontrol gruplarında ilköğretim Türkçe ders programında yer alan etkinlikler işlenmiştir. Deney gruplarına 6 haftalık uygulama yapılmıştır.Araştırma verileri okuma hızı ölçümleri ve okuduğunu anlama testi aracılığı ile toplanmıştır. Veri toplama araçları deneysel işlemler öncesi öntest olarak, deneysel işlemler sonrası sontest olarak ve deneysel işlemlerin tamamlanmasından on iki hafta sonra kalıcılık testi olarak uygulanmıştır.Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin frekans yüzde dökümü hesaplanmış, çözümlemeleri SPSS 11.5 paket programlarından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Gruplar arasında deneysel uygulama öncesinde anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Grupların okuma hızı puanları ve okuduğunu anlama puanları arasında farklılaşma olup olmadığını belirlemek için kovaryans analizi, farklılaşmanın yönünü belirlemek için Bonferroni ikili karşılaştırmalar testi kullanılmıştır. Sonuçların yorumlanmasında p= .05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir.Yapılan analizler sonucunda hızlı okuma tekniklerinin öğrencilerin okuma hızlarına ve okuduğunu anlama düzeylerine olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür.ANAHTAR SÖZCÜKLEROkuma, okuma hızı, okuduğunu anlama, hızlı okuma tekniği.
Öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Araştırmanın amacı Sınıf Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği ve Türkçe Öğretmenliği Bölümlerinde eğitim gören 1. sınıf ve 4. sınıf öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışma genel tarama yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir.Araştırmanın evrenini 2007?2008 eğitim ve öğretim yılı Dokuz Eylül Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği, Fen Bilgisi ve Türkçe Öğretmenliği 1. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem seçilirken bölümlerdeki öğrenci sayıları göz önüne alınarak oranlı eleman örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Buna göre, evrendeki dağılıma uygun olarak Sınıf Öğretmenliği 1. sınıf 58, Fen Bilgisi Öğretmenliği 1. sınıf 35 ve Türkçe Öğretmenliği 1. sınıf 57 olmak üzere toplam 150 1. sınıf öğretmen adayı; Sınıf Öğretmenliği 4. sınıf 66, Fen Bilgisi Öğretmenliği 4. sınıf 35 ve Türkçe Öğretmenliği 4. sınıf 49 olmak üzere toplam 150 4. sınıf öğretmen adayı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri-III kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, x2 testi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır.Araştırma bulgularına göre; öğretmen adaylarının %38,7'sinin özümseme, %37,3'ünün ayrıştırma, %15,3'ünün değiştirme ve %8,7'sinin yerleştirme öğrenme stiline sahip olduğu görülmektedir.Öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin onların cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Öğrenme stillerinin cinsiyete göre bilgilerin algılanması boyutu (Y boyutu-?dikey boyut?) ve algılanan bilgilerin anlama dönüştürülmesi (X boyutu-?yatay boyut?) boyutlarından Y boyutunda (soyut kavramsallaştırma-somut yaşantı) anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Bu farklılığın erkeklerin somut yaşantı puanlarının kızlardan anlamlı düzeyde yüksek olmasından kaynaklandığı belirlenmiştir.Öğretmen adaylarının öğrenme stilleri onların bölümlerine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Öğrenme stillerinin Y alt boyutları (SK ve SD) ile bölümler arasında da anlamlı düzeyde farklılık görülmüştür.Sınıf öğretmenliği ve Fen Bilgisi öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin 1. ve 4. sınıflar düzeyinde anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Ancak Türkçe Öğretmenliğinde okuyan öğretmen adaylarının öğrenme stilleri sınıflara göre anlamlı bir değişim göstermemektedir. Tüm bölümlerde 1. sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri çoğunlukla ?özümseme? iken 4. sınıfta çoğunlukla ?ayrıştırma? olarak bulunmuştur.Öğretmen adaylarının mezun oldukları lise türü ile öğrenme stillerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ayrıca X ve Y boyutları bakımından da farklılaşmanın olmadığı görülmektedir.Öğrenme stillerinin öğretmen adaylarının lisedeki bölümüne göre istatistiksel açıdan anlamlı bir düzeyde değişmediği görülmektedir. Ancak lisedeki bölümlere göre öğrenme stilleri x boyutu bakımından anlamlı düzeyde farklılaşırken, bu farklılığın YG (yansıtıcı gözlem) alt boyutundan kaynaklandığı belirtilmektedir. Yansıtıcı gözlem puan ortalamalarının TM bölümünde diğer bölümlere oranla yüksek olduğu görülmektedir.Öğretmen adaylarında cinsiyete göre başarı ortalamalarında anlamlı düzeyde farklılık bulunmuş, kız öğrencilerin ortalamasının erkeklerden daha yüksek olduğu belirtilmiştir.Sonuç olarak, farklı branşlarda öğrenim gören öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin farklılaştığı ve istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte en yüksek başarı ortalamasına sahip öğrencilerin ?yerleştirme? stilinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca x ve y boyutlarında anlamlı düzeyde farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmeni adaylarının öğrenme ve ders çalışma stratejileri ile başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı 2006- 2007 eğitim-öğretim yılında öğretmen adaylarının öğrenme ve ders çalışma stratejileri ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Adnan Menderes Üniversitesi, Muğla Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi'nin Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nün 1. ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 589 öğrenci arasından oranlı örnekleme yöntemi ile seçilen 300 öğrenci örneklemde yer almıştır.Araştırmanın verileri, öğrencilerin kişisel özelliklerini içeren sorulardan oluşturulmuş Kişisel Bilgi Formu ve Weinstein, Schulte ve Palmer (1987) tarafından geliştirilen, Köymen (1990) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan (alfa katsayısı .96) Öğrenme ve Ders Çalışma Stratejileri Envanteri ile elde edilmiştir. Bulguların değerlendirilmesinde; yüzdelik, tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklemler t-testi, Scheffe, Dunnett's C testleri kullanılmış ve Pearson katsayıları hesaplanmıştır.Araştırma sonucuna göre; öğretmen adaylarının akademik başarıları sınıflara, cinsiyete, yaş gruplarına, mezun olunan lise türlerine, mezun olunan lise bölümlerine ve düzenli ders çalışma durumlarına göre istatistiksel olarak p<.05 düzeyinde anlamlı bir biçimde farklılaşmaktadır. Diğer yandan öğretmen adaylarının akademik başarıları üniversitelere, bölümü tercih etme sıralarına, ders çalışılan yere ve sınav öncesi ders çalışma durumlarına göre farklılaşmamaktadır. Ayrıca öğrencilerin öğrenme ve ders çalışma stratejileri, ders çalışılan yere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermezken, üniversite, sınıf, cinsiyet, yaş grubu, mezun olunan lise türü, mezun olunan lise bölümü, bölümü tercih sırası, düzenli ders çalışma durumu ve sınav öncesi çalışma durumu açısından anlamlı (p<.05) bir biçimde değişmektedir. Bunun yanı sıra öğretmen adayları öğrenim gördüğü üniversite, cinsiyet ve sınıf değişkenleri açısından ayrı ayrı ele alındığında kullandıkları öğrenme ve ders çalışma stratejileri ile ÖSS puanları, lise diploma ortalamaları ve akademik başarı puanları arasında anlamlı ancak düşük düzeyde ilişkiler olduğu saptanmıştır.
Öğrenme stilleri: İlköğretim 6?8. sınıf öğrencilerine yönelik bir ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin öğrenme stillerini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir.Araştırmanın örneklemini 2007-2008 eğitim öğretim yılının ikinci yarıyılında Manisa ilinin Gölmarmara, Gördes ve Demirci ilçelerinde dokuz devlet ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 274 kız ve 258 erkek olmak üzere toplam 532 öğrenci oluşturmaktadır.Ölçeğin geliştirilmesi sırasında 79 madde oluşturulmuş ve öğrenme stilleri ile ilişkili olabilecek sosyo-demografik değişkenler de incelenmiştir.Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin çözümlemeleri SPSS 11.5 paket programlarından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, 79 maddeye ölçeğin yapı geçerliğini saptamak için faktör analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda da 17 maddeden oluşan üç faktörlü ölçek elde edilmiştirÖlçeğin güvenirliğine ilişkin olarak iç tutarlık katsayıları, iki yarı test güvenirliği hesaplanmıştır. ÖSÖ'nin iç tutarlığına Cronbach alpha katsayısı ve madde toplam korelâsyonu teknikleri kullanılarak karar verilmiştir. Ölçek alt boyutları için Cronbach alpha katsayısı .67 olarak bulunmuştur.Araştırma bulguları, ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.
Öğretmen adaylarının düşünme stilleri profillerinin çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ve İngilizce Öğretmenliği programlarında eğitim gören 1. sınıf ve 4. sınıf öğretmen adaylarının düşünme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir.Araştırmanın evrenini Buca Eğitim Fakültesi 2008?2009 öğretim yılında, dört bölümün birinci ve dördüncü sınıflarında okuyan toplam 933 öğrenci; örneklemini ise evrendeki dağılıma uygun olarak bölümlerin birinci ve dördüncü sınıflarından rastgele seçilmiş birer şubelerinde okuyan toplam 339 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Sternberg ve Wagner (1992) tarafından geliştirilen ve Türkçe geçerlik, güvenirlik çalışmaları Buluş (2005) tarafından gerçekleştirilen Düşünme Stilleri Ölçeği ile öğretmen adaylarının demografik özelliklerine ilişkin bilgiler içeren kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Öğretmen adaylarının kümülatif not ortalamaları öğrenci işlerinden temin edilerek araştırmaya dahil edilmiştir.Verilerin çözümlenmesinde; ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, LSD testi, Kruskal Wallis testi, ManWitney-U testi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır.Araştırma bulgularına göre; Öğretmen adaylarının 1. Tip düşünme stilleri olarak da kavramsallaştırılan yasama, hiyerarşik, yargı ve liberal düşünme düşünme stillerini sıklıkla tercih ettikleri görülmüştür. Bunun yanı sıra muhafazakar, oligarşik, lokal ve global düşünme stillerini en az tercih ettikleri saptanmıştır.Öğretmen adaylarının düşünme stilleri ile öğrenim görülen program, sınıf, cinsiyet, yaş, mezun olunan alan, sosyo-ekonomik düzey algısı arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklar saptanmıştır. Öğretmen adaylarının akademik not ortalamaları ile global ve muhafazakar düşünme stilleri arasında ise düşük ve negatif yönde bir ilişki görülmüştür.ANAHTAR SÖZCÜKLER; Düşünme, Stil, Düşünme stilleri, Profil
Lise öğrencilerinin düşünme stilleri
Araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin düşünme stilleri ile çeşitli değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir.Araştırmanın evrenini, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Aydın ili Karacasu ilçesinde öğrenim gören 745 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. 224 öğrenci ile geçerlik güvenirlik çalışması yapılmış, güvenirlik çalışmasında yer almayan 476 öğrenci örneklemi oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak Sternberg ve Wagner (1992) tarafından geliştirilen ve Türkçe geçerlik, güvenirlik çalışmaları Buluş (2005) tarafından gerçekleştirilen ?Düşünme Stilleri Ölçeği? ile lise öğrencilerinin demografik özelliklerine ilişkin bilgiler içeren kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Öğrencilerin not ortalamaları okul idarelerinden temin edilerek araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde; ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, Scheffe testi, Kruskal Wallis testi, ManWitney-U testi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır.Araştırma bulgularına göre; lise öğrencilerinin en çok yasama, hiyerarşik ve liberal düşünme stillerini kullandıkları, bunun yanı sıra muhafazakar, lokal ve global düşünme stillerini daha az tercih ettikleri görülmüştür. Lise öğrencilerinin düşünme stilleri ile öğrenim gördükleri lise türü, cinsiyet, yaş, öğrenim gördükleri alan, sınıf, zeka oyunu oynama sıklıkları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklar saptanmıştır. Lise öğrencilerinin akademik not ortalamaları ile yasama ve yürütme düşünme stilleri arasında düşük düzeyde pozitif yönde; global ve muhafazakar düşünme stilleri arasında düşük düzeyde negatif yönde bir ilişki görülmüştür.
Eğitsel eleştiri modeli ile eğitim fakültesi sınıf öğretmenliği öğretim programının değerlendirilmesi: Bir durum çalışması
Mesleğini severek yapan, davranışlarında ve sözlerinde ölçülü ve model olan, güncelden ve eğitsel gelişmelerden haberdar olup bunları gerek bilgi gerekse yöntem olarak sınıfına taşıyabilen, demokratik, çağdaş sınıf öğretmenlerinin yetiştirilmesi, toplumun geleceği açısından oldukça önemlidir. Bunu sağlamak görevi, öncelikle sınıf öğretmeni yetiştiren kurumlara; onların programlarına ve eğiticilerinin uygulamalarına düşmektedir. Bu tezin amacı, meslek bilgisi dersleri boyutunda, Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğretim programının bu hedefe ne kadar hizmet ettiğini, Eğitsel Eleştiri Modeli rehberliğinde öğrenci, öğretim elemanı ve araştırmacının deneyimlerinden yararlanarak ortaya çıkarmaktır.Eldeki araştırma, durum çalışması ile desenlenmiş nitel bir çalışmadır. Durum çalışmasında, ?tek durum deseni? ve bu desen içinde yer alan ?iç içe geçmiş tek durum deseni? kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerle program değerlendirilirken, bir program değerlendirme modeli olan Eisner'ın ?Eğitsel Eleştiri Modeli? esas alınmıştır ve bulgular, modelde yer alan ?Betimleme?, ?Yorumlama?, ?Değerlendirme? ve ?Temalaştırma? boyutları temele alınarak sunulmuştur.Araştırmanın çalışma alanını, Batı Anadolu'da bulunan bir üniversitenin, Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü, bu bölümde öğrenim gören öğrenciler ile bu bölümün öğretim programın meslek bilgisi boyutunda ders veren öğretim elemanları oluşturmuştur. Çalışmada, ?amaçlı örnekleme? yöntemlerinden ?tipik durum örneklemesi? kullanılmıştır. Bu araştırmada veriler, öğrencilerle yapılan odak grup görüşmelerinden, öğretim elemanları ile yapılan bireysel görüşmelerden ve araştırmacının deneyimlerinden elde edilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel ve içerik analizi ile çözümlenmiştir.Araştırmanın geçerliğini sağlamak ve arttırmak için Modus Operandi yaklaşımı, Kanıt ve Olumsuz Durumların Aranması yaklaşımı ve Katılımcı Kontrolü yaklaşımı kullanılmıştır. Bu araştırmada güvenirliği sağlamak için ise, araştırmada kullanılan yöntem ve izlenen aşamalar ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Katılımcılar gönüllülük esasına göre araştırma kapsamına alınmış, onların uygun olduklarını belirttikleri zamanlarda rahat bir ortamda ve sohbet havasında deneyim paylaşımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Eisner'ın ?referanssal yeterlik? olarak adlandırdığı diğer bir güvenirlik yolu daha kullanılmıştır.Araştırma kapsamına alınan sınıf öğretmenliği bölümünden elde edilen veriler sonucunda ulaşılan üst yapılar şunlardır: Meslek bilgisi derslerinin programı, yapısal sorunlar içermektedir. Araştırma kapsamına alınan Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nde, meslek bilgisi derslerinin programının uygulanması sürecinde sorunlar yaşanmaktadır. Meslek bilgisi derslerinin öğretimi sürecinde, ?öğrenci direnci? ile karşılaşılmaktadır. Meslek bilgisi derslerinin öğretimi sürecinde, ?öğretim elemanı direnci? ile karşılaşılmaktadır.