Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar

33 theses · Anadolu University, Yeditepe University

DoctorateOpen AccessTR

Pay sahibi haklarının korunması kapsamında anonim şirket yönetim kurulu kararlarının butlanı

Anonim şirketlerde gün geçtikçe gücü artan yönetim kurulu karşısında pay sahiplerinin korunması için Türk ve İsviçre hukukunda çeşitli hukuki yollara başvurulduğu görülmektedir. Fakat bu yollar dahi yönetim kurulunun gücü karşısında pay sahiplerinin korunmasında yeterli olamamaktadır. Bu noktada, yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğü özel bir öneme sahiptir. TTK m. 391'de ve OR Art. 714'ün atfı ile 706b'de yönetim kurulu kararlarının butlanı sebepleri, sınırlı sayıda olmamak üzere düzenlenmiş, yönetim kurulu kararlarının iptali düzenlemesine ise ilgili kanunlarda yer verilmemiştir. TTK m. 391 gereği, "Yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; Eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır". Butlan sebepleri sınırlı sayıda olmadığından başkaca butlan sebepleri de mevcuttur. Özellikle, genel hükümlere (BK m. 27), anasözleşme hükümlerine, potansiyel pay sahiplerinin, alacaklıların ve şirket çalışanlarının haklarını koruyan hükümlere, şekle ilişkin hükümlere ve yönetim kurulu üyelerinin kişisel haklarına ilişkin hükümlere aykırı yönetim kurulu kararları da batıldır. Butlan iddiası, meşru menfaati olan herkes tarafından herhangi bir süre ile sınırlı olmaksızın dava veya itiraz yolu ile ileri sürülebileceği gibi, konu kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkim tarafından re'sen göz önünde bulundurulur. Yönetim kurulu kararlarının süresiz olarak butlan yaptırımına tabi olması ticari yaşamı ve hukuk güvenliğini tehdit eder. Bu sakınca sebebiyle mahkemelerin ayrıntılı ve çok yönlü değerlendirmeler sonucu butlan kararlarını vermeleri gerekmektedir.

Anonim şirketlerButlanHakların korunması+5
Hediye Sayın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Ortaklıklar Kukukunda tahvil

Tahvil, Türk sermaye piyasası hukukunda, menkul kıymetler kategorisinde borçlanma araçları içinde yer alan, şirketlerin orta ve uzun vadeli fon temin etmek üzere çıkardıkları borç senetleridir. Tahvil denince akla ilk olarak devlet tahvilleri gelmektedir, ancak 4749 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan devlet tahvilleri, bu tezin konusu dışında kalmaktadır. Tezimizin konusunu oluşturan tahvil türü, sermaye piyasası hukukuna tabi olan özel sektör tahvilleridir. Bu bakımdan tezimizde, tahvil terimi, yalnızca sermaye piyasası mevzuatı özellikle ilgili tebliğler ile düzenlenen özel sektör tahvilleri anlamındadır. Tahvil, borçlanma araçları arasında en bilinen türdür. Bu borçlanma aracı sayesinde, şirketler hızlı ve ucuz ödünç para bulabilmekte, buna karşılık yatırımcılar da periyodik faiz geliri ve/veya tahvilin türüne göre başkaca menfaatler elde etmektedirler. Tahvilin gerek ihraççı şirket gerekse de yatırımcı için önemli avantajları, dezavantajları ve riskleri bulunmaktadır. Tahvil ulusal ve uluslararası alanda kullanılan ve şirketlere, pay sahipliğinin aksine şirketin yönetimine katılma hakkının söz konusu olmadığı alternatif bir fon kaynağı sunan bir enstrüman olması sebebiyle ulusal ve uluslararası finans dünyasında önemli bir yere sahiptir. Tezimizde, tahvilin tarihsel gelişimi, Türk hukukundaki ve karşılaştırmalı hukuktaki yeri, hukuki niteliği, türleri, tahvil taraflarının hak ve yükümlülükleri, tahvillerin konu olduğu hukuki işlemler ve tahvil yatırımcılarının korunmalarına ilişkin düzenlemeler ele alınmıştır.

Ahmet Göktuğ Kaya
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye şirketlerinde payın miras yoluyla geçmesi

Sermaye şirketlerinde pay, satış, bağışlama, trampa gibi bir iradi işlemle kazanılabileceği gibi miras, cebri icra, mal rejimi hükümleri uyarınca kanun gereği de kazanılabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) payın kanuni bir hüküm uyarınca edinilmesi, iradi devirle iktisap edilmesinden farklı şekilde düzenlenmiştir. Tezimizde, sermaye şirketlerinde payın, kanuni intikal hallerinden biri olan miras yoluyla geçmesi inceleme konusu yapılacaktır. Konunun incelenmesi, istenmeyen mirasçının pay sahibi olmasına engel olunarak, şirketin kendine has niteliklerini ve bağımsızlığını koruma, yabancılaşmaya karşı koruma gibi menfaatleri karşısında; payı miras yoluyla iktisap eden kişinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet ve miras hakları arasında adil bir dengenin kurulması açısından büyük bir öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: Sermaye şirketleri; nama yazılı pay; pay devri; miras; kaçış klozu.

Aile şirketleriAnonim şirketlerLimited şirketler+3
Ecrin Baydak
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye piyasası hukukunda yapay zekâ tabanlı yatırım faaliyetleri: Robo-danışmanlar ve algoritmik alım satım

Bu tezde, yapay zekâ tabanlı yatırım faaliyetleri sermaye piyasası hukuku çerçevesinde incelenmektedir. Söz konusu yatırım faaliyetleri robo-danışmanlık ve algoritmik alım satım olarak iki ana kategoride ele alınmıştır. Tez üç bölümden oluşmakta olup, ilk bölümde robo-danışmanlık ve algoritmik alım satım faaliyetlerinin içeriğine, ikinci bölümde bunların hukuki niteliğine, üçüncü bölümde bu faaliyetler bakımından uygulama alanı bulan hükümlere -özellikle hukuki sorumluluğa- odaklanılmıştır. Çalışmamızda işaret ettiğimiz uygulama örnekleri yalnızca konunun daha iyi anlaşılması ve bilimsel araştırma amaçlı olup, hiçbir kurumun faaliyetleri ve hizmetleri hakkında hukuki görüş veya yorumumuzu bildirmemektedir. Ülkemizde de yaygın biçimde uygulama alanı bulan algoritmik yatırım faaliyetleri bağlamında, özellikle robo-danışmanlık bakımından, açık düzenlemeler henüz mevcut değildir. Bu itibarla, tezde, robo-danışmanlık ve algoritmik alım satım faaliyetlerinin sermaye piyasası hukukundaki yeri karşılaştırmalı biçimde incelenmekte; boşluk bulunan hâller için de lege lata çözüm ve de lege ferenda düzenleme önerileri getirilmektedir.

AracılıkFinansal piyasalarHukuki sorumluluk+6
Yiğit Türker Çoban
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yönetim ilkelerine tabi şirketlerde genel kurul

Dünyanın birçok ülkesinde görülen ve etkileri oldukça geniş bir alana yayılan ekonomik skandalların küresel anlamda sonuç doğurması, anonim ortaklıklar içerisinde yaşanan sorunların yalnızca şirket içi bir sorun değil ülke sathında ve dahi küresel anlamda bir sorun haline gelmesi sonucunu doğurmuş bu sebeple çözümlerin de küresel anlamda çözümler olması gereği ortaya çıkmıştır. Bu durum da ülkeleri, kendi hukuk sistemlerinde kurumsal yönetim ilkeleri bakımından düzenlemeler yapmak zorunda bırakmıştır. Ülkemizde de temelleri 2003 yılında atılan kurumsal yönetim ilkeleri ile ilgili birçok yasal düzenleme yapılmıştır. Kurumsal yönetim ilkeleri birçok ülkede adillik ilkesi, kamuyu aydınlatma ve şeffaflık ilkesi, hesap verilebilirlik ilkesi ve sorumluluk ilkesi olmak üzere dört temel ilkeye dayandırılmaktadır. Bu dört temel ilke üzerinden her ülke kendi hukuk düzeninde kapsamlı düzenlemeler yapmıştır. Kurumsal yönetim ilkelerine tabi şirketlerde düzenleme yapılan hususlardan biri de genel kurullardır. Kurumsal yönetim ilkelerine tabi şirketlerin genel kurullarında, kurumsal yönetim ilkelerine tabi olmayan şirketler ile birçok farklı düzenleme yer almaktadır. Çalışmamızda da kurumsal yönetim ilkelerine tabi olan bir anonim şirketteki genel kurul ile kurumsal yönetim ilkelerine tabi olmayan bir anonim şirketteki genel kurulların farklılıklarını kurumsal yönetim ilkeleri perspektifinden ortaya koyulmuştur.

Onur Güneri
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tüzel kişilik perdesinin aralanması

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisiyle birlikte tüzel kişiliğin ortak ve üyelerini tüzel kişiliği kullanarak kendilerine menfaat temin etmeleri ve dürüstlük kuralına aykırı davranmaları engellenmiştir. Hukuk güvenliğini sarsmaya yol açabilecek kadar önemli olan bu husus Türk Hukukunda önlenmek istenmiştir. Tüzel kişilik yapısının bu şekilde amacına aykırı kullanılmasını önlemek adına uygulamada perde aralanması yoluna başvurulmaktadır. Teorinin ortaya konulması bakımından tezimizde öncelikle tüzel kişilik kavramını unsurlarıyla birlikte açıklamaya çalıştık. Tarihi gelişim süreci ve hukuk düzenimizdeki yerine de değindiğimiz tüzel kişilik yapısını açıkladıktan sonra teorinin ortaya çıkışı ve bağlantılı olduğu hususları ele aldık. Daha sonra üçüncü bölümde tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin nasıl uygulandığı, yöntemleri ve bunlara ilişkin örnek mahiyetinde yargı kararlarına yer verilmiştir. Son olarak bu tezde tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine benzer uygulamalara yol açan kanuni düzenlemeler ele alınmış olup bu düzenlemelerde yer verildiği şekilde teorinin uygulamaya dökülmesi gereksinimi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Uygulamada ise teoriye çok fazla yer verilmediğinden mahkeme kararlarında daha fazla atıfta bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Türk ticaret hukuku
Ahmet Emir Akben
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye piyasası hukukunda blokzinciri kapsamında yatırımcının korunması: Uygulanacak hukuk ve tahkim

Bu çalışmada, blokzinciri teknolojisinin sermaye piyasası hukuku üzerindeki etkileri üç farklı yönden incelenmiştir. İlk olarak, kripto varlıkların sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilebilmesine ilişkin ölçütler ele alınmış; Türk hukuku merkeze alınmakla birlikte karşılaştırmalı hukuk ve güncel düzenlemeler genel olarak değerlendirilmiştir. Devamında, blokzincirinin mevcut aracılı saklama sistemine gerçek bir alternatif oluşturup oluşturamayacağı ve bu alandaki hukuki problemlere çözüm sunup sunamayacağı tartışılmıştır. İkinci olarak, aracılı saklama sistemindeki kaydi menkul kıymetlere ilişkin hak sahipliği ihtilaflarında uygulanacak hukukun tespiti meselesi, blokzinciri teknolojisi bağlamında ele alınmıştır. Geleneksel aracılı saklama yapısında bu hukukun belirlenmesinde karşılaşılan güçlükler ile bunlara karşı geliştirilen çözümler tartışılmış; bunu takiben, blokzinciri teknolojisinin söz konusu yapıya nasıl bir alternatif sunduğu ve blokzinciri tabanlı menkul kıymetlerde hak sahipliği ihtilaflarında uygulanacak hukukun tespiti ayrıca değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, blokzinciri kaynaklı sermaye piyasası uyuşmazlıklarının tahkim yoluyla çözümü incelenmiştir. Bu kapsamda, Türk sermaye piyasası hukukunda mevcut uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve bunların blokzincirine uyarlanabilirliği değerlendirilmiştir. Ardından, blokzinciri tabanlı sermaye piyasası uyuşmazlıklarının tahkime konu edilmesi, tahkime elverişlilik (özellikle yatırımcı–tüketici bakımından),tahkimin bu alandaki avantajları ve sermaye piyasası hukuku ile blokzinciri bağlamında karşılaşılabilecek güçlükler ele alınmıştır. Sonuç olarak, blokzincirinin sermaye piyasasındaki aracılı sistemden kaynaklanan sorunlara sunduğu çözüm yolları ortaya konulmuştur. Blokzinciri tabanlı menkul kıymetlerde hak sahipliği ihtilaflarında uygulanacak hukukun tespitine ilişkin çözüm ve öneriler geliştirilmiş; uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümüne yönelik, etkin bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasının oluşturulmasına dair reform önerileri sunulmuştur.

Aslıhan Gülcan
Yeditepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari işletmenin devri

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz bu yeniliklerin en önemlilerinden biri de ticari işletmenin bir bütün olarak devridir. Ticari işletmenin bir bütün olarak devri, ticaret hukukunun merkez kavramı olan ticari işletmelerin varlığını devam ettirmesi anlamına gelmektedir. Bu bakımdan ticari yaşam ve ülke ekonomisi bakımından da son derece önemlidir. Tezimizin konusunu oluşturan ticari işletmenin devri kavramı incelenirken, öncelikle işletme ve ticari işletme kavramları ile bu kavramların unsurları ve diğer kavramlarla mukayesesi incelenmiştir. Sonrasında ticari işletmenin devri ve devir sözleşmesi ele alınmıştır. Ticari işletmenin devrinin benzer kavramlarla mukayesesi de incelenerek, son olarak da ticari işletme devrinin hüküm ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Ticari işletme devrinin tarafımızca tez konusu olarak seçilmesinin kuşkusuz ilk sebebi de yukarıda da izah edildiği üzere ticari işletme devri kavramının hem ticaret hukuku hem de ticari yaşam adına bu denli büyük bir öneme sahip olmasıdır. Bir diğer yandan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan bu yeni düzenlemenin yanı sıra 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun yürürlüğe girmiş ve birçok ikincil düzenleme yapılmış olması ve ticari işletmenin devri özelinde yapılan bilimsel çalışmaların sayısının azlığı da ticari işletmenin devri konulu bir tez çalışması yapılmasının sebeplerini oluşturmaktadır.

DevirKanunlar 6102 sayılıTicari işletmeler+4
Onur Güneri
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye Piyasası Kanunu'na göre anonim ortaklıkta ayrılma hakkı

Anonim ortaklık genel kurulunda alınan bazı önemli nitelikteki işlemlere ilişkin kararlara muhalif kalan azınlık pay sahiplerine, paylarını adil bir bedel üzerinden ortaklığa satarak ayrılma hakkı tanınmıştır. Böylece payını hukuki, fiili ya da iktisadi engeller sebebiyle devredemeyen pay sahibine yatırımını likide etme imkanı sağlanmıştır. Ayrılma hakkı, hukukumuzda ilk kez halka açık anonim ortaklıklar bakımından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 24 ile düzenlenmiştir. Ayrıca kendisine tanınan yetkiye dayanarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından da, II-23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği çıkarılmıştır. Çalışmamızda, ayrılma hakkının tarihsel gelişimi, benzer anonim ortaklık kavramlarından farkı açıklanmış; ayrılma hakkının özellikleri, hakkı doğuran önemli nitelikteki işlemler, ayrılma hakkının kullanımı ve işleyiş süreci gibi konular karşılaştırmalı hukuk ekseninde incelenmiştir.

Anonim şirketlerAyrılma hakkıHalka açık ortaklıklar+2
Tuğba Semerci Vuraloğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye piyasası mevzuatında anonim ortaklıkların pay devri sınırlamaları

Kural olarak anonim şirketlerde pay serbestçe devredilebilir. Bununla birlikte, ekonomik nedenler ve sermaye piyasasının gereksinimleri, anonim şirketin kendisini veya hissedarlarını korumak ve istenmeyen kişilerin pay sahibi olmasının önlenmesi gibi amaçlarla bu serbestlik sınırlandırılabilir. Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu'nda payın serbestçe devredilebilirliği kuralına birtakım sınırlamalar getirilmiştir. Sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişini sağlamak amacıyla, sermaye piyasasında faaliyet gösteren anonim şirketlerin pay devirlerine sınırlamalar getirilmiştir. Bu çalışmada, sermaye piyasası mevzuatı ile sermaye piyasasında faaliyet gösteren anonim şirketlerin pay devirlerine getirilen sınırlamalar araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anonim şirket, Pay, Anonim Ortaklıklarda Pay Devri, Payın Serbestçe Devredilmesi, Pay Devri Sınırlamaları, Sermaye Piyasası ve Sermaye Piyasası Kanunu.

Anonim ortaklıklarAnonim şirketlerPay devri+2
Güventürk Kızılyel
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Anonim ortaklıklarda özel denetim

Anonim ortaklıkta günümüzde en önemli meselelerin başında denetim olgusu gelmektedir. Çünkü anonim ortaklığın kuruluşu ile ilgili işlemleri gerçekleştiren kurucular ile kurulmuş organların yönetiminde görev üstlenen organ ve kişiler esas itibariyle kendilerine ait olmayan bir malvarlığı hakkında yetki sahibidirler. Bu kurucu ve yöneticilerin ise, yetkilerini kötüye kullanarak pay sahipleri ile alacaklıları zarara uğratmaları ihtimal dâhilindedir. İşte bu sebeple denetim olgusu ön plana çıkmaktadır. Anonim ortaklıklarda bağımsız denetim ve kamu denetiminin konuları ve işlevleri dikkate alındığında, bu iki denetim türü pay sahipleri açısından istenilen sonuçları vermeyebilir. Çünkü bazı işlemleri veya ortaklıktaki bazı kararlar bu iki denetim türü ile de ayrıntılı olarak açıklığa kavuşamayabilir. Bu bakımdan ortaklığın bu iki türdeki denetimi dışında, bazı hususların araştırılması için özel denetçi atanması imkânı getirilmiştir. Bu sebeple mülkiyet-kontrol ayrımının esas olduğu anonim ortaklıklarda mülkiyet hakkına sahip olan pay sahiplerine aynı zamanda kontrol imkânı da veren özel denetim önem arz etmektedir. Pay sahipleri için getirilmiş bir kurum olan özel denetim süreci, bilgi alma hakkını kullanan her pay sahibinin genel kurulda özel denetim talebinde bulunmasıyla başlar. Genel kurul özel denetimin yapılmasına karar verirse, her pay sahibi ve ortaklık çekişmesiz yargı işi niteliğinde mahkemeye başvurarak özel denetçi atanmasını sağlar. Genel kurulun ret kararı üzerine ise, ancak azınlığın açtığı eda davası niteliğindeki özel denetim davasında, kurucuların ve organların anasözleşmeyi ihlal ederek ortaklığı ve pay sahiplerini zarara uğrattığını yaklaşık ispat ile ortaya koyduğu takdirde özel denetime karar verilir ve mahkeme özel denetçi atar. Atanan özel denetçi bilgi alma ve inceleme yetkilerini kullanarak, ortaklık işlerini gereksiz yere aksatmadan ve amaca yararlı bir süre içinde belirli olayların açıklığa kavuşturulması konusundaki incelemesini tamamlar ve ortaklığın sırlarını da koruyarak mahkemeye ayrıntılı bir rapor sunar. Mahkemeye sunulan bu ilk rapor taslak halinde ve pay sahiplerine kapalı iken, nihai hale gelen rapor ilk genel kurul toplantısında pay sahiplerine sunulur. Yapılan denetimin giderlerinden kural olarak ortaklık, istisnaen ise pay sahipleri sorumludur. Nihayet sır saklama yükümlülüğü altında olan özel denetçiler ayrıca kanuni görevlerini yerine getirmede kusurlu hareket ettikleri takdirde, ortaklık, pay sahipleri ve alacaklılara karşı sorumludurlar.

Anonim ortaklıklarDenetimPay sahipleri+1
Fatih Yurtbaşı
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yasal mal rejiminin tasfiyesinde sermaye ortaklıkları payı

Yasal mal rejiminin tasfiyesinde sermaye ortaklıkları payı adlı çalışma dört bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölüm yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin kavram ve kurallarını içermektedir. Bu çerçevede rejim tanıtılmış, zaman itibariyle yürürlüğü ele alınmış, tasfiyeye egemen olan kurallar ile rejimin sona erme durumları incelenmiştir. İkinci bölümde ise, yasal mal rejiminin tasfiyesi yani artık değer hesabında ortaklık payı ele alınmış, payın edinilmiş mal olarak nitelendirilmesinin koşulları tespit edilmiştir. Bu yönde payın zaman itibariyle ve finansman kaynağı itibariyle edinilmiş mal sayılması detaylıca açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sermaye ortaklık payının kişisel mal olarak nitelendirilmesi ile artık değer hesabında diğer kurumlar bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır. Önce hangi koşullar altında edinilen payın kişisel mal sayılacağı, sonra pay bağlamında kişisel ve edinilmiş mal grupları arasında denkleştirme, daha sonra eklenecek değer ile değer artış payı bakımından payın durumu irdelenmiş, en son olarak paya bağlı borçlar açıklanmıştır. Son bölüm olan dördüncü bölümde, artık değer tespitinde ortaklık payına değer biçme ve buna bağlı olarak tespit edilen katılma alacağının ifası bakımından sermaye ortaklıkları payının durumu değerlendirilmiştir. Özellikle değer biçmede zaman, değerleme yöntemi üzerinde durulmuştur. Devamında katılma alacağının ifası sürecinde, ayın ile ifa olarak payın devrinin mümkün olup olmadığı ortaklıklar hukuku bakımından değerlendirilmiştir. Sonuç başlığı altında, çalışmada değişik konularla ilgili varılan sonuçlar özetlenmiştir.

DeğerlemeMal rejimiSermaye payı+1
Esra Civelek Acar
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketler Hukukundan doğan uyuşmazlıklarda tahkim

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olan tahkim, tarafların şirketler hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümü için başvurabilecekleri alternatif yargılama olarak tanımlanır. Pek çok uyuşmazlıkta tahkim yoluna başvurulabileceği gibi şirketler hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümü tarafsız hakem kurulu tarafından çözüme kavuşturulabilir. Türk hukukunda, şirketler hukuku uyuşmazlıklarının tahkime elverişliliğine ilişkin düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Nitekim Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer kanunlar şirketler hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yoluna ilişkin özel bir düzenleme getirmemekle birlikte bu yönde yasaklayıcı düzenlemede bulunmamaktadır. Bu tezin amacı, şirketler hukukunda uyuşmazlıkların çözümünde tahkime elverişlilik üzerinde durmaktır. Tahkimin tanımı, önemi ve şirketler hukuku uyuşmazlıklarının tahkime elverişliliği incelenmekle birlikte doktrinde ileri sürülen görüşler ele alınmıştır.

TahkimTürk Ticaret KanunuTürk ticaret hukuku+3
Nur Kaldırım
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi isteminde mahkemenin fesih dışındaki çözümlere karar verme yetkisi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun m. 531 hükmü ile kapalı anonim ortaklıklarda sermayenin onda biri, halka açık anonim ortaklıklarda ise yirmide biri oranındaki paylara sahip azınlığa, anonim ortaklığın haklı sebeple feshini dava etme hakkı tanınmıştır. Çalışmamızda anonim ortaklıkların sona ermesi hallerinden biri olarak düzenlenen ve azınlık pay sahiplerinin korunmasında etkili bir araç olan anonim ortaklığın haklı sebeple feshi, ortaklığın feshini gerektirir haklı sebeplerin neler olabileceği ve haklı sebeplerin varlığı halinde mahkeme tarafından ortaklığın feshi yerine hükmedilebilecek diğer çözümler çerçevesinde incelenmiştir. Bu kapsamda, mehaz İsvBK m. 736/4 hükmünden farklı olarak TTK m. 531 hükmünde açıkça yer verilen davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılması başta olmak üzere duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüm yöntemlerine karar verilmesi ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Ortaklıklar hukuku, Anonim Şirket, Haklı Sebeple Fesih, Türk Ticaret Kanunu, Madde 531, Diğer Çözümler.

Anonim ortaklıklarFesihFesih hakkı+5
Cansu Şahin
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ticaret Kanunu'nun 18'inci maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca tacirler arası ihbar ve ihtarların şekli

Çalışmamızla amaçlanan, teknik gelişmelere uygun şekilde yeniden düzenlenen TTK. 18/3 hükmünde yer alan ihbar ve ihtarların şeklini incelemektir. TTK. 18/3 hükmü tacir olmaya bağlanan özel bir sonuçtur. Tacirler, ticari işletmeleriyle ilgili temerrüde düşürme veya sözleşmeyi fesih ya da sözleşmeden dönmeyi istemeleri halinde ihbar ve ihtarlarını yalnızca birbirinin alternatifi olan dört şekilden biri ile gönderebilmektedir: Noter aracılığı, taahhütlü mektup, telgraf, kayıtlı elektronik posta sistemi. Çalışmamızda ulaşılan sonuç şudur: TTK. 18/3'te düzenlenen şeklin hukuki niteliği geçerlilik şeklidir ve bu şekle aykırılığın yaptırımı kesin hükümsüzlüktür.

FesihTemerrütTüccar+4
Yeliz Özçetin
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye Piyasası Hukukunda alım satıma aracılık faaliyetlerinde yatırımcının korunması

Sermaye piyasası hukukunda ikincil piyasalarda alım satım işlemi yapmak isteyen yatırımcılar doğrudan işlem yapamamaktadırlar. Yatırımcılar, alım satıma aracılık faaliyetine yetkili bir yatırım kuruluşuyla aracılık çerçeve sözleşmesi imzalayarak, yatırım kuruluşlarının müşterisi olarak faaliyette bulunabilmektedirler. Yatırım kuruluşları, yatırımcı adına ve hesabına ya da kendi adlarına yatırımcı hesabına işlem yapmaktadırlar. Yatırımcının verdiği talimatlar çerçevesinde, yatırımcıya ait sermaye piyasası araçlarını ya da nakdi üçüncü kişilerle kurulan hukuki ilişkilerde yatırımcı adına veya hesabına kullanmaktadırlar. Yatırım kuruluşlarının yatırımcılara ait bu sermaye piyasası araçlarını ya da nakdi izinsiz kullanmaları veya işleme sokmaları, hileli işlemlerde bulunmaları, yatırımcılardan alacakları komisyonun daha yüksek olması amacıyla gereksiz alım satımlarda bulunmaları, yatırımcıların verdikleri talimatlara aykırı davranmaları, yatırımcılara bilgi vermekten kaçınmaları gibi birtakım yatırımcı haklarını zedeleyici faaliyetlerde bulunması söz konusu olabilmektedir. Bu hukuka aykırı faaliyetler sonucu yatırımcılar zarar görebilmektedir. Çalışmamızda, yatırım kuruluşlarının bu hukuka aykırı faaliyetlerine karşı yatırımcının korunmasına yönelik düzenlemeler ve çözüm yolları incelenmiştir.

Aracı kurumlarAracılıkSermaye Piyasası Kanunu+3
Özlem Ata
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ticaret Kanunu madde 360 kapsamında anonim şirket yönetim kurulunda temsil edilme hakkı

Günümüzde pek çok kilit alanda ekonomik açıdan son derece önemli ve etkili bir şirket tipi olan anonim şirketler, sermaye esasına dayalı olarak kuruldukları için oy çoğunluğu esasına göre yönetilirler. Anonim şirketlerin bu şekilde çoğunluk esasına göre yönetilmesi şirket idaresinde söz sahibi olamayan grupların ve azınlığın menfaatleriyle çatışabilir. İşte bu menfaat çatışmalarını azaltmaya aracılık eden ve TTK m.360 ile yasal zemine kavuşmuş olan temsil hakkı uyarınca, esas sözleşmede belirtilmiş olması halinde; belirli pay gruplarına, özellik ve niteliği bakımından belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azınlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı verilebilir. Çalışmamızda 6102 sayılı kanundan önce grup imtiyazı olarak anılan ve ilk kez TTK m.360 ile normatif düzenlemeye kavuşan bu temsil hakkı incelenecektir.

Azınlık haklarıPay sahipleriTemsil+6
Ayşe Arat
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetim ilkeleri ışığında halka açık anonim şirketlerin kamuyu aydınlatma yükümlülüğü ve Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)

Kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün ortaya çıkması ve günümüze kadar var olmasının temel nedeni yatırımcıların tasarruflarını en iyi şekilde değerlendirerek kâr elde etmek istemesidir. Yatırımcılar, tasarruflarını değerlendirmek için girdikleri sermaye piyasalarında tam bilginin sağlanmasını ve piyasadaki bütün işlemlerin muhataplara açıkça iletilmesini talep ederler. Bu talep, piyasadaki şirketlere, açıklama yapma yükümlülüğü getirmiş; tarihsel süreç içerisinde yaşanan ekonomik krizler ile şirket yönetimlerindeki yolsuzluklar kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu kapsamda kamuyu aydınlatma yükümlülüğü, tüm dünyadaki sermaye piyasalarında vazgeçilmez bir ilke olarak kabul edilmiş; kurumsal yönetim ilkelerinden biri olan şeffaflık ilkesinin de mihenk taşı olma görevini üstlenmiştir. Günümüzde bu yükümlülük, şeffaflık ilkesiyle beraber; ortaklıkla ilgili bilgilerin doğru, eksiksiz ve zamanında yatırımcıya yalın bir şekilde iletilmesini sağlamış ve piyasaların değerini doğrudan etkilemiştir. Bu tezin amacı, kamuyu aydınlatma yükümlülüğünü mevzuat ve doktrin çerçevesinde inceleyerek bu yükümlülüğün piyasalara etkisini ortaya koymak ve kurumsal yönetim ilkeleri ile bağlantısını ele almaktır.

Anonim ortaklıklarBorsaHalka açık ortaklıklar+7
Koray Akyürek
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye piyasası mevzuatının teminata ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi

Ekonominin dünya çapında gelişmesinin ve internet kullanımının da yaygınlaşmasının sonucu olarak finansal işlemler hacim kazanmıştır. İşlemlerin çoğalmasıyla birlikte sermaye piyasalarında ürün çeşitliliği artmış, ayrıca internetin piyasalar üzerinde işlem yapılmasını kolaylaştırması dolayısıyla işlemler, uluslararası piyasalarda dahi yapılabilir hale gelmiştir. Hem finansal işlemlerin bu durumu hem de dünya çapında yaşanan krizler genel olarak değerlendirildiğinde finansal sektörün etkin ve verimli çalışmasının sağlanması ve sistemin getirdiği risklerin önüne geçilebilmesi adına dünyada ve ülkemizde hukuki düzenlemeler yapılması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Böylece uluslararası ve ulusal düzeyde finansal işlemlere ilişkin olarak düzenlemeler yapılmıştır. Çalışmamızda, finansal işlemlere ilişkin olarak getirilen uluslararası düzenlemelerin, hukukumuza, sermaye piyasası işlemlerinden alınan teminatlar anlamında, nasıl yansıdığı ve belirlendiği incelenmektedir.

Sermaye Piyasası KanunuSermaye piyasasıSermaye piyasası araçları+2
Müge Altınay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde anonim şirket birleşmelerinde pay sahiplerinin ve alacaklıların korunması

Birleşme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ticaret şirketlerinin gerçekleştirebilecekleri yapısal değişiklik türlerinden biri olarak düzenlenmiştir. Birleşmenin türleri açık olarak belirtilmemekle birlikte, "devrolma yoluyla birleşme" ve "yeni kuruluş yoluyla birleşme" şeklinde iki hukuki türünün olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda özellikle devralma yoluyla birleşmeye ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Birleşme sonucunda birleşmeye taraf şirketlerden en az birinin tasfiyesiz dahi olsa sona erecek olması ve külli halefiyet gibi sonuçları sebebiyle birleşmenin şirket pay sahipleri ve alacaklıları üzerinde büyük etkisi vardır. Bu sebeple de çalışmamızda, anonim şirketlerin birleşmesiyle sınırlı olarak, birleşmede pay sahipleri ve alacaklıların korunması konusu incelenmiştir. Pay sahiplerinin ve alacaklıların korunması konularına geçmeden önce öncelikle birleşmenin tanımı, nedenleri ve türleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra da birleşmede pay sahiplerinin korunması hususu incelenmiştir. Pay sahiplerinin korunması bakımından "ortak olma durumunun devamı ilkesi", bununla bağlantılı olarak payların değişim oranı, bilgi edinme ve inceleme hakkı, devralma yoluyla birleşmede devralan şirketin sermayesini artırma zorunluluğu dâhil pek çok husus irdelenmiştir. Daha sonra da birleşmede alacaklıların korunması hususu, alacaklıların hem kurumsal hem de bireysel korunması şeklinde ayrıma gidilerek incelenmiştir.

Alacak hakkıAnonim şirketlerBirleşmeler+3
Merve Özel
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nde şirketlerin sınıraşan hareketliliği

"Şirketlerin Sınıraşan Hareketliliği" ilk günden beri Kurucu (Roma) Anlaşma ile desteklenmiş, Anlaşmanın 49 (eski 43) ve 54'üncü (eski 48) maddelerinde ifadesini bulan yerleşme özgürlüğü ilkesi ile de güvence altına alınmıştır. Söz konusu maddeler gerçek ve tüzel kişilere yerleşme özgürlüğünü bahşetmekte, bu haklara açıklık getirerek de AB şirketlerini tanımlamaktadır. Ancak buna rağmen şirketlerin sınıraşan hareketliliği konusu Avrupa'nın gündeminde uzun süre yer bulmamıştır. Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarına, özellikle Centros kararına kadar ise Avrupalı yasa koyucular, temel olarak AB şirketler hukuku ile ulusal şirketler hukukunun harmonizasyonuna odaklanmıştır. ABAD'ın yerleşme özgürlüğü lehine verdiği kararlar ile birlikte, konu Avrupa'nın gündemine girmiş ve Avrupa'da önemli tartışmalara yol açmıştır. Daily Mail, Centros, Überseering, İnspire Art, Sevic ve Cartesio kararlarıyla ABAD; içe göçler ile dışa göçleri ayırmış, üye ülkelerin yerleşme özgürlüğünü sınırlama yetkisi, daha çok dışa göçler açısından kabul etmiştir. İçe göçler açısından ise üye ülkelerin müdahale yetkisi, kamu yararı temelinde sınırlı olarak kabul etmiş ve bu temelde yapılacak düzenlemelerin de Gebhart testi ölçülerini karşılaması gerektiğini ortaya koymuştur. ABAD kararlarıyla birlikte ortaya çıkan hukuki sonuç, Avrupa'da hukuk sistemlerini de önemli ölçüde etkilemiş, şirketler hukuku yarışı ve Delaware etkisi tartışmalarını başlatmıştır. Bunun sonucu olarak, idare merkezi teorisinin öncülerinden Almanya ve kuruluş yeri teorisinin öncülerinden İngiltere, şirketler hukukunda değişikliğe gitmiştir. Anahtar kelimeler: Şirketlerin Sınıraşan Hareketliliği, Daily Mail, Centros, Überseering, Inspire Art, Sevic, Cartesio. .

Avrupa BirliğiUluslararası işletmelerUluslararası işletmeler+2
Etem Kara
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tüzel kişilerin anonim şirket yönetim kurulu üyeliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, anonim şirketlerin yönetimine ilişkin önemli yenilikler getirmiştir. Bu yeniliklerden biri de, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilmesine imkân tanınmasıdır. Bu çalışmada, öncelikle tüzel kişilere genel hatlarıyla değinilerek TTK m. 359/2' de düzenlenen, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyeliği ile bu düzenlemeye ilişkin açıklamalara, çeşitli sorunlara ve teorideki tartışmalara değinilmektedir. Bu kapsamda, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olmasının şartları, tüzel kişi adına hareket eden gerçek kişinin belirlenmesi ve söz konusu gerçek kişinin hak ve yükümleri ele alınmaktadır. Yine tüzel kişi adına hareket eden gerçek kişinin, hem tüzel kişi hem de şirket ile aralarındaki ilişkiler üzerinde durularak gerçek kişi ile tüzel kişi arasındaki talimat ilişkisine değinilmektedir. Ardından kamu tüzel kişilerinin anonim şirket yönetim kurulu üyeliği üzerinde durulmakta ve önce TTK m. 359/5' te düzenlenen pay sahibi kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin düzenleme ile bu düzenlemenin yol açtığı tartışmalara değinilmektedir. Daha sonra ise TTK m. 334' de düzenlenen, kamu tüzel kişilerinin işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurması ve bu düzenlemelerin beraberinde getirdiği sorunlar ve tartışmalar incelenmeye çalışılmaktadır. Son olarak tüzel kişilere yönetim kurulu üyesi olma imkânı verilmesi ile artık tüzel kişi üzerinde bulunan hukuki sorumluluk ele alınmakta ve verdiği yanlış kararlarla şirketi zarara sokarak kendi sorumluluğuna yol açan gerçek kişi ile tüzel kişi arasındaki sorumluluk ilişkisine değinilmektedir.

Kanunlar 6102 sayılıKanunlarTürk Ticaret Kanunu+5
Ramazan Gönen
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası Ticaret Hukukunda vesaik mukabili ödeme

Uluslararası ticaretle ilgili alım satım sözleşmelerinde temel olan edimlerden birisi de ?ödeme? dir. Türk hukuk sisteminde kullanıldığı şekli ile ?Vesaik mukabili ödeme? uluslararası ticaretin önemli ödeme araçlarından birisidir.Uluslararası ticaret hukukunda bu konu hakkında tüm ülkeler açısından geçerli olan bir yasal düzenleme yoktur. Bu yüzden bazı örgütler, bu boşluğu doldurmayı amaçlamışlardır. Bu örgütlerden biri ?Uluslararası Ticaret Odası? dır. Uluslararası Ticaret Odası, uluslar arası ticaretin yeknesak kurallara bağlanmasını amaç edinmiştir. Bunun için bazı broşürler yayınlamaktadır. Vesaik Mukabili Ödeme' ye ilişkin olarak, URC 522 kısaltmasıyla anılan, ?Tahsiller İçin Yeknesak Kurallar? broşürünü yayınlamıştır. En son gözden geçirme çalışmaları 1995 yılında yapılmıştır. Bu yayının amacı, ortak dil ve anlayış birliğini sağlamak ve uluslar arası ticaretin daha hızlı, basit ve güvenli şekilde yürütülmesini gerçekleştirmektir.Türk hukuk sisteminde bu konuyu özel olarak düzenleyen bir yasa mevcut değildir. O yüzden uluslar arası ticaretle uğraşan kişilerin, vesaik mukabili ödeme yöntemini kullanarak ithalat-ihracat yapmak istediklerinde başvurabilecekleri kurallar URC 522 yayınıdır.Uluslararası ticarette taraflar URC 522 adıyla anılan yeknesak kuralların, kendi sözleşmelerine uygulanmasını sağlayabileceklerdir. Aksi durumda, yeknesak kurallar uygulanamayacaktır. Bu durumda, devletler özel hukuku kurallarına göre, söz konusu sözleşmeye uygulanacak hukukun tespiti gereklidir. Bu durumda ülkelerin milli hukuklarının, uluslar arası ticarete etkileri söz konusu olmaktadır. Yeknesak kuralların, kendiliğinden uygulanması söz konusu değildir.Uluslararası ticarette yeknesak kuralların varlığı olası problemleri en aza indirgemek açısından önemli ve gereklidir.

AkreditifAlım-satımHukuk+10
Ersan Atalay
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bankalarda birleşme ve devralmalar

Bankalar, ekonominin vazgeçilmez kurumlarıdır. Dünyada ekonomik krizlerin yaşandığı bu son yıllarda, bankacılık ve finans sektörü güçlü olan ülkeler, diğer ülkelere göre bu krizi daha hafif atlatmaktadırlar. Banka birleşme ve devralmaları ise, bankaların güçlenmesine yol açmakta ve bu sayede mevduat sahipleri ve yatırımcılara güven vermektedir.Tezimizde, ihtiyari banka birleşme ve devralmaları incelenmiştir. Bu tür birleşme ve devralmalarda, devlet otoritesinin tarafların iradesine bir müdahalesi olmamaktadır fakat devlet otoritesinin izni ve onayı ile gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, banka birleşme ve devralmaları sıkı bir denetim altındadır. Bu bağlamda, tezimizde, özellikle banka birleşme ve devralmalarının temel kavram ve ilkeleri, nedenleri, türleri, yasal kaynakları, usul işlemleri ile sonuç ve hükümsüzlüğü konuları, tüm hukuki boyutuyla incelenmeye çalışılmıştır. Belirtmek gerekir ki, incelememiz sırasında gerek yürürlükten kalkan gerekse de yürürlüğe giren yasalar beraber incelenmiş, aralarındaki farklara mümkün olduğunca değinilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Banka, Birleşme ve Devralmalar, Mevduat, BDDK.

Banka hukukuBorçlar hukukuEşya hukuku+2
Servet Serkan Asutay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Other supervisors