Theses supervised by Prof. Dr. Candan Nemlioğlu
11 theses · Hitit University
Çorum camilerinde Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemine ait ahşap minberler, vaaz kürsüleri ve kapılar
"Çorum Camilerinde Selçuklu, Beylikler Ve Osmanlı Dönemine Ait Ahşap Minberler, Vaaz Kürsüleri Ve Kapılar" başlıklı bu tezin amacı; Çorum'daki, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemine ait, sanat değeri olan eserleri gün yüzüne çıkarıp, günümüze örnek teşkil edecek şekilde, bilim dünyasına kazandırmaktır. İncelemeler Çorum merkezdeki camileri kapsamaktadır. Bu kapsamda 1075-1920 yılları arasında yapılmış, bu tarihler arasında yapılıp yıkılmış, yerine yenisi yapılmış camilerdeki ahşap minberler, kürsüler ve kapılar da incelenmiştir. Günümüzde kullanılmayan ve müzede koruma altına alınan Muzaffer Paşa Camii minberi de çalışmaya dâhil edilmiştir. Çorum ve tarihiyle ilgili yapılan çalışmalarda daha ziyade, Çorum, siyasal ve ekonomik yönleri ile ele alınmış, incelenmiştir. Mimari açıdan hamam ve konaklarla ilgili çalışmalar yapılmış, ancak cami ve mescitlerle ilgili yeterli sayıda olmayan, yüzeysel bir iki çalışma yapılmıştır. Sanatsal açıdan ise sadece el sanatlarıyla ilgili yine az sayıda çalışma yapılmıştır. Hazırlanan bu çalışmayla, Çorum'daki Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait ahşap sanatı ile ilgili eserlerin değerlerini ortaya çıkarıp, Çorumla ilgili yapılan çalışmalardaki eksikliği gidermek hedeflenmektedir. Yerel ve ulusal kaynaklar taranarak elde edilen bilgiler ışığında çalışma sınırları içindeki bütün camiler incelendi ve eserler tespit edildi. Tespit edilen eserlerin fotoğraf ve ölçüleri alındıktan sonra, bütün eserlerin teknik çizimleri yapıldı. Çizimler genelden özele doğru yapıldı. Ahşap eserlerin plan, ön ve yan görünüşleri ve süslemede kullanılan desenleri ayrıntılı bir şekilde çizildi. Çizimleri yapılan eserler tanıtıldıktan sonra, süsleme ve yapım özellikleri açısından karşılaştırmalı olarak ele alındı. Bu çerçevede on iki camiden on minber, dokuz kapı ve iki kürsü olmak üzere toplamda yirmi bir ahşap eser incelenmiştir. Sonuç olarak Çorum'da tahmin edilenden daha fazla eser olduğu tespit edilmiş ve bu eserler belgelenmiştir. Daha önce sanat tarihi açısından çok değerli olduğu uzmanlarca kabul edilen iki eserle ilgili yapılmamış olan teknik ve ayrıntı çizimleri yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Çorum, Camii, Ahşap, Minber, Kürsü, Kapı Kanatları
XVI. yüzyıl Osmanlı Dönemi yapıştırma kündekâri kalem işi bezemeli mahfil tavanları
XVI. yüzyıl Osmanlı Mimarisinde kündekâri (yapıştırma tekniği) mahfil tavanlarını konu edinen çalışmada, bu teknikle yapılmış nadir tavanlar olmaları hasebiyle ele alındı ve gün yüzüne çıkarılması amaçlandı. İncelenen mahfil tavanları kündekâri tekniğinin "Taklit Kündekâri" başlığı altındaki "Yapıştırma Kündekâri" özelliğini taşımaları nedeniyle kündekâri tekniğine geniş yer verildi ve bu sanat tanıtıldı. Danışman hocam Prof. Dr. Candan Nemlioğlu'nun çalışma ve bulgularından yararlanılarak konu ele alındı. Tez içinde mevcut bilgilerin kapsamı genişletilerek araştırma derinleştirildi. Yapıştırma kündekâri tekniği ile yapılmış mahfil tavanları bu çalışmada tespit edilebildiği kadarıyla; İstanbul Eminönü Rüstem Paşa Câmi, İstanbul Kadırga Sokullu Mehmed Paşa Câmi, İstanbul Üsküdar Atik Valide Sultan Câmi ve Manisa Muradiye Câmiinde yer almaktadır. Rüstem Paşa ve Atik Valide Sultan Câmiinde ikişer olmak üzere toplam altı mahfil tavanı bulunmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen mahfil tavanlarının Türk-İslam sanatı içerisindeki ahşap sanatı bağlamında karşılaştırmalı değerlendirilmesi yapıldı. Araştırma sonucunda çıkan bulgular ve öneriler ele alındı. Bu çalışma ileride yapılacak çalışmalar için de bir kaynak veri olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: XVI. Yüzyıl, Mahfil Tavanları, Kündekâri,
Tarihi İnebolu evleri
İnsanoğlu yeryüzünde korunma içgüdüsünden hareketle doğumundan ölümüne kadar ihtiyaçlarını karşılayacağı, yaşamını sürdürebileceği evler inşa etmiştir. Yerleşik hayata geçen Türk toplulukları yaşam tarzlarına uygun mekânlar oluşturmuştur. Bu mekânlar geçmişten günümüze insanların değer yargıları, mahremiyet bilinçleri, aileye verilen önem ve değer, birlik beraberlik, bir arada yaşayabilme becerisi vb. gibi konular hakkında bizlere ipuçları vermekte ve yaşadığımız dönemde örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu'da Türklerin yaşadığı coğrafyalarda görülen bu yapılar Türk evi olarak adlandırılmış, zamanla bulundukları coğrafi konum, yapı malzemesi, yaşayanların adet, gelenek ve görenekleri doğrultusunda gelişim ve değişim göstermiştir. Çalışmamızda Kastamonu İli İnebolu ilçesinde bulunan doğa ile iç içe bütünleşmiş, Türkiye'de tek örneği mevcut olan, yöreye ait karakteristik kimlik kazanan, kırmızı renkli (FeO-demiroksit) aşı boyalı, tarihi Türk evleri incelenmiştir. Öncelikle çalışmamızın amacı, kapsamı, kaynak araştırması, literatür taraması hakkında bilgi verildi Birinci bölümde; İnebolu ilçesinin coğrafi, sosyal kültürel tarihi yapısı; İkinci bölümde; Türk evi özellikleri, Türk evinin tarihsel gelişimi, tanımı, plan tipi, cephe ve malzeme özellikleri; Üçüncü bölümde; Tarihi İnebolu Evleri katalog şeklinde sunuldu. Dördüncü bölümde ise; İnebolu ev mimarisi hakkında değerlendirme yapılarak sonuca yer verildi. Anahtar Kavramlar: Kastamonu, İnebolu, Aşı Boyalı Türk Evi
TSMK murakkalarındaki "Kalem-i Siyahî" desenlerinde yaprak ve çiçek tasnifleri -H. 2152, H. 2153, H. 2154, H. 2160-
Bu tezin konusunu oluşturan Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine 2152, H. 2153, H. 2154 ve H. 2160 numaralarda kayıtlı murakkalar farklı sanat dallarında hazırlanmış, farklı dönem ve üslup özellikleri gösteren pek çok eser ihtiva eder. Eserlerin Osmanlı Sarayına ne zaman ve nasıl ulaştığı, murakkaların ne zaman düzenlendiği hala belirsizliğini korusa da bu dört murakkaın birlikte değerlendirilmesini gerekli kılan ortak özellikler mevcuttur. Bunlardan biri, üslup birliği gösteren kalem-i siyahî teknikte çizilmiş desenlerdir. Gerek kitap sanatları gerekse kumaş, ahşap, maden gibi yüzeylere uygulanabilirliğe sahip bu desenler üzerine pek çok araştırma yapılmıştır. Tarihî arkaplan, teknik özellikler ve bir grup eserde imzası bulunan Muhammed Siyah Kalem üzerinde araştırmalar yoğunlaştırılmış, ancak nebatî motifler incelemeye tabi tutulmamıştır. Bu çalışmada, bazı desenlerde önemli bir yer tutan parçalı geniş yaprak çeşitleri ile birlikte kullanıldığı hatayi, penç, goncagül gibi motifler incelenerek tasnifi yapılmış, buradan hareketle üslup özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Hayvan üslubunun desende meydana getirdiği hareketliliğin özellikle yapraklar üzerinde gösterdiği etkiye dikkat çekilmiştir. Orta Asya inanç dünyasının sanata yansıması ve sembolik manalar yüklenen motif ve figürler ayrıca incelenmiştir. Berlin Devlet Kütüphanesi'nde muhafaza edilen Diez murakkaları ile TSMK murakkaları arasındaki benzerliklerden hareketle ortak kullanılan motif ve desenler tablo halinde verilmiştir. Yapılan çalışma ile XIV.-XV. yy. Orta Asya Türk sanatının özgün, eşine az rastlanır örnekleri üzerinden bu kıymetli mirası tanıtmak ve üslup özellikleri hakkında araştırmacılara ışık tutmak amaçlanmıştır. İncelenen 50 adet eserdeki motifler itina ile çizilmiş, tezyinî sanatlar alanında uygulama yapan sanatkârlar için de kaynak sağlanmıştır. Anahtar Kavramlar: Kalem-i Siyahî, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Murakkaları, Diez Murakkaları (Albümleri), Tasvir Sanatı, Tezyinât
Merzifon'un ahşap tavanlı camilerindeki kalem işi tezyinat
Tezyinat tarih öncesi çağlardan (Taş Devri, Bakır Devri) itibaren insanların temel eğilimlerinden birisi olmuştur. Tezyinatta kullanılan malzemelerde ise yaşanılan bölgenin şartları önemlidir. Türklerin ahşap malzemeyi tezyinatta kullanmaya başlamaları Orta Asya'da Taştık kültüründe (M.Ö.300-400) yaşadıkları tarihlere kadar uzanmaktadır. Boyalı ve nakışlı ahşap tavanların temeli Türk kağanlarının boyalı, altın işlemeli ve ahşap direkli çadırlarından gelmektedir. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı cami geleneği Selçuklular tarafından Orta Asya'dan Anadolu'ya taşınmıştır. Anadolu'nun ağaç bakımından zengin bir bölge olduğu bilinir. Türklerin ahşap malzemeyi Anadolu'da daha yaygın olarak kullanmaya başladıkları bilinir. Türk sanatında dini ve sivil mimaride geniş bir kullanım alanı olan boyalı nakışlı (kalem işi) tezyinatın ahşap malzeme üzerine uygulandığı eşsiz eserler çeşitli bölgelerimizde bulunmaktadır. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı camilerin boyalı nakış (kalem işi) ile tezyin edilmiş nadide örneklerinin kimi kentlerde, kimi kasabalarda ve köylerde (Erbaa Akça Köy, Merzifon Kara Mustafa Paşa Köyü vd.) yer alır. Anadolu'da boyalı nakış ile tezyin edilmiş, görebildiğimiz en eski ahşap cami örneği (1206) Çarşamba Göçeli Camii'dir. Osmanlı döneminde artış gösteren kalem işi (boyalı nakış) ile tezyin edilmiş ahşap camilerin ilk dönem eserlerinde Selçuklu dönemi üslup özellikleri görülür. Klasik dönem kalem işlerinde daha zarif ve ahenkli bir üslup kullanılmıştır. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı camiler 20.yüzyılın başlarına kadar inşa edilmiştir. Türk-İslam sanatının diğer sanat dallarında kullanılan örge ve desenlerin birçoğu ahşap üzeri kalem işi tezyinatta başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Sonsuzluğun simgesi olarak değerlendirilen geometrik şekiller, yazı, hayvani örgelerin üsluplaştırılmasıyla oluşan rûmi şekli ve bitkisel örgelerin üsluplaştırılmasıyla oluşan örgelerle (hatayi, karanfil, lale, nar çiçeği, haşhaş, vd.) ahşap tavanlar, tezyin edilmiştir. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde yer alan ahşap tavanlı camilerin Merzifon'da da örneklerinin bulunduğu incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Bu çalışmada Merzifon'da bulunan kalem işi ile tezyin edilmiş ahşap tavanlar incelenmiştir. Amasya'nın Merzifon İlçesinde tespit edilen ahşap tavanlı camilerden Âbide Hâtun Camii (1091/1680), Eyüp Çelebi Camii(17.yy.) , Büyük Hacı Hasan Camii (1126/1714), Aşçı Hüseyin Ağa Camii (1182/1768) ve Hanife Hatun Camii (1242/1826) kalem işi tezyinatlı eserlerdir. Anahtar Kavramlar: Merzifon, Camii, Ahşap Tavan, Kalem İşi, Tezyinat
Çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamaları
"Çift Başlı Kartal Tasvirlerinin Türk İslam Sanatındaki Uygulamaları" başlıklı bu tezin amacı; Çift başlı kartal tasvirinin, eserler üzerinde ki uygulamalarını Türk İslam sanatı içerisinde değerlendirerek bilim dünyasına kazandırmaktır. İncelemeler Orta Asya ve Mezopotamya merkezli çift başlı kartal tasvirli eserlerden başlayarak değerlendirmeye tabi tutuldu. Bu kapsamda Eski çağdan itibaren günümüze kadar farklı coğrafya ve kültürlerde yer edinen çift başlı kartalın, erken dönem tasvirlerinin de Türk İslam sanatında ki örnekleri ile karşılaştırılması sağlandı. Ayrıca bilinen çift başlı kartal tasvirli eserler dışında, yeni eserler de eklenerek yorumlandı. Kartaldan gelişen çift başlı kartal tasvirlerinin sanatsal olarak uygulamalarının daha belirleyici olması açısından kartal tasvirli eserlerin örneklerine de kendi dönemleri içerisinde değinilerek çalışmaya dahil edildi. Çift başlı kartal dünyada en çok kullanılan ve bilinen tasvirlerden biri olmasına rağmen, içerdiği anlam ve mahiyeti bakımından da en az bilgi sahibi olunan tasvirlerdendir. Çift başlı kartal Eski çağ, Türk ve Türk İslam sanatları başlıkları altında nispeten incelenirken, konu ile ilgili kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Yapılan çalışmalarda çift başlı kartal, belirtilen dönemlerde yer alan medeniyetlerin eserleri arasında kısaca değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler çift başlı kartal tasvirinin tanımlanması bakımından yeterli olmayıp, birbirinin tekrarından ibarettir. Hazırlanan bu çalışma ile çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamalarının belirlenmesinin yanı sıra, öncesi ve sonrası da yeniden değerlendirilerek bir bütün halinde sunulmuştur. Yerli ve yabancı kaynaklar ile arkeolojik veriler taranarak sağlanan bilgiler sonucunda, çalışma sınırları kapsamında ki bütün çift başlı kartal tasvirli eserler tespit edildi. Tespiti yapılan eserlerin adı, dönemi, bulunduğu yer, ölçüleri, malzemesi, korunduğu yer, çizimleri, resimleri ve tanımları yapıldı. Bu tanımlar üzerinden çift başlı kartal tasvirlerinin kullanıldığı eserlerdeki benzer ve farklı uygulamalar karşılaştırmalı olarak ele alındı. Yapılan çalışma ile çift başlı kartalın farklı kültür, sanat, inanç, mitoloji, gelenek ve göreneklerinde ifade ettiği anlam ile uygulamanın yayılımı arasındaki bağa da değinilerek bu alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara ışık tutacak yeni kaynaklar sağlandı. "Çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamaları" başlıklı çalışmada 2000'den fazla kartal, çift başlı kartal ve tanımı tam yapılmayan tasvirler incelenerek çalışmaya uygun olanları değerlendirmeye alındı. Çift başlı kartal tasvirine Eski çağ sanatında 41, Türk sanatında 14 ve İslam sanatında incelenen 5 eser örnek olarak verilmiş olup, Türk İslam sanatları kapsamında 148 eserin katalog çalışması yapılmıştır.
İç Anadolu hanlarından tarihî Çorum Veli Paşa Hanı
Anadolu, tarih boyunca kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış, hareketli bir coğrafyadır. Bunun temelinde Anadolu'nun jeopolitik konumu ve dolayısıyla sahip olduğu ticaret yolları bulunmaktadır. Ticaret yolları, sosyal ve kültürel hayatı yakından etkilerken ticaret hayatı da bu durumdan birinci derecede etkilenen olgulardandır. Ticaret hayatını canlandırmak, kolaylaştırmak ve güvenlik gibi sebeplerle kurulan hanlar bu durumun en belirgin sonucudur. Liman kentlerinde ve ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu şehirlerde inşa edilmiş olan tarihî Kızılören Hanı (Konya-Beyşehir Kara yolu üzeri, 1206), Karatay Hanı (Kayseri-Sivas Kara yolu üzerinde, 1240) ve Behram Paşa Hanı (Sivas, 1576) gibi hanlar İpek yolu üzerinde bulunan Sivas, Kayseri ve Konya gibi şehirlerde yapılanmıştır. Sadece ticaret değil mal hazırlama, kervanların ve yolcuların güvenliği, konaklama gibi işlevleri olan hanlardan günümüze kadar varlığını devam ettirenler bulunmaktadır. Birçoğu tarihî eser niteliği taşıyan Anadolu'daki hanlar arasında Karatay Hanı gibi hâlen lokanta ya da iş hanı olarak kullanılanlar mevcuttur. Behram Paşa Hanı ve Kızılören Hanı gibi bazı hanlar ise sadece tarihi yansıtan bir eser olarak ziyaretçilere açılmaktadır. Çalışma, bu hanlar arasında çok da adı geçmeyen ve zaman içerisinde tarihî niteliğini dahi kaybetme derecesine gelen Çorum Veli Paşa Hanı'nın geçmişini, geçirdiği bozulmaları ve dolayısıyla onarımları incelemek aynı zamanda inşa edildiği 1800'lü yılların başından günümüze kadarki mimari durumuyla ilgili ayrıntılı bir çalışma yapma amacı gütmektedir. Bu çalışma dâhilinde Çorum Veli Paşa Hanı'nın İç Anadolu'da bulunan tarihî hanlar içindeki yerini karşılaştırmak mümkündür. Çorum Veli Paşa Hanı'yla ilgili doğru bilgi veren kaynaklara ulaşmak, hanın geçirdiği yangınlar ve bozulmalar dolayısıyla zordur. Lakin mevcut vakfiyelerde geç dönem Osmanlı şehir içi hanlarından olduğu bilgisine ulaşılabilir. Yapının mimarisi incelendiğinde plan ve mimari açıdan 19. yy. özelliklerini yansıttığı söylenebilir. Çalışma süresince eserde 2019 Eylül, 2020 Mart, 2021 Ekim ve Kasım ayları ile son olarak 2022 Nisan ayı içinde incelemeler yapılmış, bu handa mimari incelemeler yapan ve Veli Paşa Hanı'nda onarım çalışmalarını tamamlayan Çorum Belediyesi çalışanları ile görüşmeler gerçekleştirilerek han hakkında bilgi alınmıştır. Yapılan çalışmalar dâhilinde Çorum Veli Paşa Hanı'nın özgün, tarihî bir yapı özelliği taşıdığının yakın zamanda anlaşılmaya başlandığı kanısına ulaşılmıştır.
İki Paşa Camiinin süsleme özelliklerinde üslup birliği (Amasya Merzifon Abide Hatun Camii ve Tokat Erbaa Silahtar Ömer Paşa Camii)
Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadolu zengin bir kültür mirasına sahiptir. Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında bu topraklarda çok sayıda dini, sivil, askeri vb. amaçlarla mimari eserler inşa edilmiştir. Bu eserlerden çoğu devletin önemli görevlerinde yer alan paşaların inşa ettirdikleri yapılardır. Bunların arasında en yaygın olanı cami mimarisidir. Osmanlı Devleti zamanında önemli güzergahlardan olan ve Orta Karadeniz bölgesinde yer alan Amasya ve Tokat illeri, Anadolu kültür ve sanatının gelişim gösterdiği önemli merkezlerdendir. Birbirine 106 km uzaklıkta olan Erbaa/Silahtar Ömer Paşa Camii ve Merzifon/Abide hatun Camii Anadolu'daki 17.yy'a ait ahşap tavanlı ve ahşap destekli, ahşap üzeri kalem işi sanatının uygulandığı örneklerindendir. Meyilli arazi üzerinde inşa edilen dikdörtgen planlı camilerin beden duvarları dış taraftan almaşık duvar tekniğiyle yapılmış olup, iç taraftan sıvalıdır. Camileri örten tavan üst örtüsü dış taraftan kırma çatı, iç taraftan ahşaptır. Her iki yapıda da tavan kirişlerinin olduğu kısım yükseltilmiş, harime ferah bir görünüm kazandırmıştır. Kalem işleri yapılarda, tavan kirişlerinin yüzeylerinde, destek aralarında, ahşap direkler üzerinde ve kemer yüzeylerinde yer alır. Süslemelerde kırmızı, turuncu, mavi, yeşil, sarı, beyaz renkler kullanılmıştır. Camilerin kendi düzenlerinde görülen benzerlik ilgi çekici olup Anadolu'da ki yapıların desen özellikleri, inşa edildikleri dönem hakkında önemli birer görsel kaynaktır. 17.yy'ın ikinci yarısından itibaren inşa edilen örneklerdeki kalem işi süslemelerde erken ve klasik dönemde görülen hatayi, rumi düzenlemelerin yanısıra doğadan ilham alınarak yapılan lale, gül, karanfil ve sümbül gibi çiçeklerinde kullanılmaya başlandığı görülür. Bu çalışmada Merzifon ve Erbaa ilçelerinde bulunan Abide Hatun Camii (1680) ve Silahtar Ömer Paşa Camii (17.yy) kalem işi süslemelerindeki üslup birliği incelenmiştir. İncelemeler sonucunda tarih, bölge yakınlığı ve süsleme düzenlerindeki benzerlikler, Silahtar Ömer Paşa Camii ve Abide Hatun Camii'nin aynı üslup birliğine sahip olduğunu göstermiştir.
Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirlerin incelenmesi
Sûrnâme-i Hümâyûn (İntizâmî Sûrnâmesi 1582, TSMK H.1344); Osmanlı kültür hayatı, sanat tarihi ve edebiyat tarihi açısından çok zengin bir kaynaktır. Sultan III. Murad Han'ın şehzadesi Mehmed'in sünnet düğününü konu alan el yazmasıdır. El yazması eserde zanaat içeren meslek erbablarının tasvirleri; biçim, içerik ve renk çözümlemesi bu tez kapsamında araştırılmıştır. Tez çalışmasında Sûrnâme-i Hümâyûn'daki (1582) tasvirlerin; şeker işleri (24b-25a), camcılar (32b-33a), Hz. Eyyubi Ensari dervişleri (53b-54a), eski bezistan ehli (79b-80a), peştamal dokuyanlar (81b-82a), mühreciler (99b-100a), aynacılar (105b-106a), Süleymaniye Camii maketi (190b-191a), hattatlar (213b-214a), kutucular (217b-218a), bakırcılar (254b-255a), hakkâklar (268b-269a), Simurg kuşu (280b-281a), divitçiler (326b-327a), kemhacılar (330b-331a), kuyumcular (356b-357a), sandıkçılar (369b-370a) ve çömlekçiler (405b-406a) el sanatlarına ait meslek grupları ve özellikleri incelenmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Sûrnâme-i Hümâyûn'daki özellikler, mekânın, kullanılan renklerin ve sahnelerin özellikleri üzerinde durulmuştur. Mekânsal derinliği kuran ögeler incelenmiştir. XVI. yüzyıldan günümüze ulaşmış olan Sûrnâme-i Hümâyûn tasvirleri; dönemin özelliklerini, meslek erbablarının kıyafetlerini, kıyafetlerinde kullanılan renkleri ve mekânın kuruluşu ile sünnet düğününün yapıldığı At Meydanında düğünde olup biten her şeyi sunmuştur. Tasvirlerde verilmek istenen duygu, düşünce ve imgelerin tümü biçim, içerik ve renk açısından incelenmiştir. Tezin araştırma sürecine kaynaklar taranarak başlanmıştır. Konunun bulunduğu kaynağa ulaşmak için Topkapı Sarayı ile görüşülmüştür. Pandemi nedeniyle el yazması eser, yerinde görülüp incelenememiştir. Pandemi sonrasında eser yerinde incelenmek istendiğinde koleksiyon sayım sürecinde olduğundan buna izin verilmemiştir. E-posta yolu ile eserin envanter bilgileri, ilk 100 varakı ile literatürde bulunmayan yedi adet tasvirli sayfası Topkapı Sarayından temin edilmiştir. Tasvirlerin çoğuna Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı Arşivi (Topkapı Sarayı Yazma ve Matbu Eserler Koleksiyonu) H.1344 numara ile kayıtlı "Sûrnâme-i Hümâyûn" kitabından ve N. Atasoy'un "1582 Sûrnâme-i Hümâyûn Düğün Kitabı" adlı eserinden ulaşılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; tasvir sanatının tanımı, tarihçesi, temel özellikleri ve tasvirin yapımı anlatılmıştır. Türk tasvir sanatının başlangıcından, Osmanlı Dönemi tasvir sanatına kadar olan süreçteki eserlere değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Sûrnâmenin tanımı, tarihçesi ile ilgili araştırma yapılmıştır. Günümüze kadar ulaşan tasvirli ve tasvirsiz sûrnâmeler hakkında bilgi verilmekle birlikte, Sûrnâme-i Hümâyûn'un diğer sûrnâmelerden farkı ve özelliği üzerinde durulmuştur. Nakkaş'ın Sûrnâme-i Hümâyûn analizinden sonra tasvir tekniği tespit edilerek kullanılan teknik malzeme, renk değişimleri vb. dönemin kültürel özelliklerine göre tasvirlerin özellikleri belirlenmiştir. Tezin temel bölümünü oluşturan, üçüncü bölüm katalog kısmında ise; At Meydanı'ndaki geçişlerde sunulan el sanatları tasvirleri tanıtılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde değerlendirme, karşılaştırma ve sonuç başlığı altında Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirler kendi sayfaları bağlamında karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn'un, Vehbî Sûrnâmesi'ne nasıl etkisi olduğuna, iki eser arasındaki benzerlikler ve farklılıklara değinilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî, düzen (kopmozisyon), derinlik (perspektif), çizgi, renk ve ışık özellikleri bakımından karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, aralarında yüzyıl farkı olmasına rağmen Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî Osmanlı dönemine kaynaklık eden, günümüze kadar gelmiş, belge niteliğinde eserler olduğu görülmüştür. Nakkaş Osman ve Levnî, Osmanlı tasvir sanatına düzen şeması ve renk açısından çok şey kazandırmıştır. Anahtar Kavramlar: At Meydanı, İntizâmî Sûrnâmesi, Nakkaş, Sûrnâme, Tasvir Sanatı, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi.
Merzifon'un ahşap tavanlı camilerindeki kalem işi tezyinat
Tezyinat tarih öncesi çağlardan (Taş Devri, Bakır Devri) itibaren insanların temel eğilimlerinden birisi olmuştur. Tezyinatta kullanılan malzemelerde ise yaşanılan bölgenin şartları önemlidir. Türklerin ahşap malzemeyi tezyinatta kullanmaya başlamaları Orta Asya'da Taştık kültüründe (M.Ö.300-400) yaşadıkları tarihlere kadar uzanmaktadır. Boyalı ve nakışlı ahşap tavanların temeli Türk kağanlarının boyalı, altın işlemeli ve ahşap direkli çadırlarından gelmektedir. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı cami geleneği Selçuklular tarafından Orta Asya'dan Anadolu'ya taşınmıştır. Anadolu'nun ağaç bakımından zengin bir bölge olduğu bilinir. Türklerin ahşap malzemeyi Anadolu'da daha yaygın olarak kullanmaya başladıkları bilinir. Türk sanatında dini ve sivil mimaride geniş bir kullanım alanı olan boyalı nakışlı (kalem işi) tezyinatın ahşap malzeme üzerine uygulandığı eşsiz eserler çeşitli bölgelerimizde bulunmaktadır. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı camilerin boyalı nakış (kalem işi) ile tezyin edilmiş nadide örneklerinin kimi kentlerde, kimi kasabalarda ve köylerde (Erbaa Akça Köy, Merzifon Kara Mustafa Paşa Köyü vd.) yer alır. Anadolu'da boyalı nakış ile tezyin edilmiş, görebildiğimiz en eski ahşap cami örneği (1206) Çarşamba Göçeli Camii'dir. Osmanlı döneminde artış gösteren kalem işi (boyalı nakış) ile tezyin edilmiş ahşap camilerin ilk dönem eserlerinde Selçuklu dönemi üslup özellikleri görülür. Klasik dönem kalem işlerinde daha zarif ve ahenkli bir üslup kullanılmıştır. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı camiler 20.yüzyılın başlarına kadar inşa edilmiştir. Türk-İslam sanatının diğer sanat dallarında kullanılan örge ve desenlerin birçoğu ahşap üzeri kalem işi tezyinatta başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Sonsuzluğun simgesi olarak değerlendirilen geometrik şekiller, yazı, hayvani örgelerin üsluplaştırılmasıyla oluşan rûmi şekli ve bitkisel örgelerin üsluplaştırılmasıyla oluşan örgelerle (hatayi, karanfil, lale, nar çiçeği, haşhaş, vd.) ahşap tavanlar, tezyin edilmiştir. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde yer alan ahşap tavanlı camilerin Merzifon'da da örneklerinin bulunduğu incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Bu çalışmada Merzifon'da bulunan kalem işi ile tezyin edilmiş ahşap tavanlar incelenmiştir. Amasya'nın Merzifon İlçesinde tespit edilen ahşap tavanlı camilerden Âbide Hâtun Camii (1091/1680), Eyüp Çelebi Camii(17.yy.) , Büyük Hacı Hasan Camii (1126/1714), Aşçı Hüseyin Ağa Camii (1182/1768) ve Hanife Hatun Camii (1242/1826) kalem işi tezyinatlı eserlerdir. Anahtar Kavramlar: Merzifon, Camii, Ahşap Tavan, Kalem İşi, Tezyinat
TSMK murakkalarındaki "Kalem-i Siyahî" desenlerinde yaprak ve çiçek tasnifleri -H. 2152, H. 2153, H. 2154, H. 2160-
Bu tezin konusunu oluşturan Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine 2152, H. 2153, H. 2154 ve H. 2160 numaralarda kayıtlı murakkalar farklı sanat dallarında hazırlanmış, farklı dönem ve üslup özellikleri gösteren pek çok eser ihtiva eder. Eserlerin Osmanlı Sarayına ne zaman ve nasıl ulaştığı, murakkaların ne zaman düzenlendiği hala belirsizliğini korusa da bu dört murakkaın birlikte değerlendirilmesini gerekli kılan ortak özellikler mevcuttur. Bunlardan biri, üslup birliği gösteren kalem-i siyahî teknikte çizilmiş desenlerdir. Gerek kitap sanatları gerekse kumaş, ahşap, maden gibi yüzeylere uygulanabilirliğe sahip bu desenler üzerine pek çok araştırma yapılmıştır. Tarihî arkaplan, teknik özellikler ve bir grup eserde imzası bulunan Muhammed Siyah Kalem üzerinde araştırmalar yoğunlaştırılmış, ancak nebatî motifler incelemeye tabi tutulmamıştır. Bu çalışmada, bazı desenlerde önemli bir yer tutan parçalı geniş yaprak çeşitleri ile birlikte kullanıldığı hatayi, penç, goncagül gibi motifler incelenerek tasnifi yapılmış, buradan hareketle üslup özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Hayvan üslubunun desende meydana getirdiği hareketliliğin özellikle yapraklar üzerinde gösterdiği etkiye dikkat çekilmiştir. Orta Asya inanç dünyasının sanata yansıması ve sembolik manalar yüklenen motif ve figürler ayrıca incelenmiştir. Berlin Devlet Kütüphanesi'nde muhafaza edilen Diez murakkaları ile TSMK murakkaları arasındaki benzerliklerden hareketle ortak kullanılan motif ve desenler tablo halinde verilmiştir. Yapılan çalışma ile XIV.-XV. yy. Orta Asya Türk sanatının özgün, eşine az rastlanır örnekleri üzerinden bu kıymetli mirası tanıtmak ve üslup özellikleri hakkında araştırmacılara ışık tutmak amaçlanmıştır. İncelenen 50 adet eserdeki motifler itina ile çizilmiş, tezyinî sanatlar alanında uygulama yapan sanatkârlar için de kaynak sağlanmıştır. Anahtar Kavramlar: Kalem-i Siyahî, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Murakkaları, Diez Murakkaları (Albümleri), Tasvir Sanatı, Tezyinât