Theses supervised by Prof. Dr. Cem Harun Meydan
11 theses · Ankara Science University
Yüksek teknolojili sektörlerde inovatif girişimcilik: Kadın girişimciliği üzerine bir çalışma
Girişimcilik, ekonomik büyüme, yenilik ve toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kadın girişimciliği, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını güçlendiren ve toplumsal ekonomik kalkınmayı destekleyen önemli bir etkendir. Son yıllarda kadın girişimciler, geleneksel sektörlerin ötesine geçerek özellikle yüksek teknolojili sektörlerde yenilikçi projeler üretmeye başlamışlardır. Ancak bu süreçte, kadın girişimcilerin sermaye erişimi, mentorluk eksikliği, sosyal engeller, altyapı sorunları ve pazarlama desteği gibi çeşitli zorluklarla karşılaştıkları görülmektedir. Yüksek teknoloji sektörlerinde karşılaşılan bu zorluklar, kadın girişimciliğinin sürdürülebilirliği ve gelişimi açısından kritik önem taşımaktadır. Bu çalışma, yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukların girişimcilik süreçlerine olan etkilerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Araştırma, kadın girişimcilerin finansman, mentorluk ve danışmanlık hizmetlerine erişim gibi konulardaki sorunlarını ele almış ve bu sorunların girişim seviyeleri üzerindeki etkilerini istatistiksel analizlerle değerlendirmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, kadın girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve girişimcilerin yenilikçi projeler geliştirebilmesi için mevcut hızlandırma programlarının iyileştirilmesi, yatırımcı ilişkilerinin geliştirilmesi ve mentorluk hizmetlerinin artırılmasına yönelik öneriler sunmaktadır. Ayrıca, çalışma yüksek teknolojili sektörlerde toplumsal cinsiyet adaletinin sağlanmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Kadın girişimciliği ve kadın istihdamı ilişkisi: Devlet destekleri bağlamında bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de devlet desteklerinin kadın girişimciliği ve kadın istihdamına etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Çalışmada, iş gücü piyasasında kadının, girişimcilik ekosisteminde kadın girişimciliği ve kadın istihdamına etkisi analiz edilirken, kadınların işgücüne katılımını teşvik eden yasal düzenlemeler, hükümet programları, kalkınma planları ve orta vadeli programlar değerlendirilmiştir. Kapsamlı bir veri toplama süreci ile gerçekleştirilen bu araştırmada, kadın girişimcilere yönelik devlet destekleri, kadın girişimcilerin sektörel dağılımları, eğitim durumları, devletten beklentileri ve iş yerlerine aldıkları ilk çalışanın cinsiyetine ilişkin inceleme yapılmıştır. Çalışmanın metodolojik temeli, hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanılmasıyla oluşturulmuştur. AK Parti Kadın Kolları'nın "Kadın Emeği Türkiye'nin İstikbali" programı katılımcılarından yararlanılarak oluşturulan bir veri tabanı üzerinden, 384 kadın girişimciyle yapılan anket aracılığıyla elde edilen bulgular detaylı bir biçimde sunulmuştur. Araştırma, dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, iş gücü piyasası kavramı ve dinamikleri detaylı bir biçimde tanımlanmış, tarihsel gelişimi incelenmiştir. Bu süreçte, kadınların iş gücü piyasasına katılımını arttıran düzenlemeler ve hayata yansımaları değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, girişimcilik kavramının çeşitli boyutları ve kadın girişimcilerin karşılaştığı fırsat ve engeller incelenmiş, sivil toplum kuruluşları ve devlet desteklerinin bu süreçteki rolü derinlemesine analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde, araştırmanın metodolojisi, kullanılan veri toplama teknikleri, örneklem seçim süreci ve veri analizi yöntemleri yer almaktadır. Ayrıca, kadın girişimciliğinin kadın istihdamına olan etkileri sistematik bir biçimde ortaya konularak, edinilen bulgular literatüre atıflarla tartışılmıştır. Tezin genel değerlendirmesi son bölümde sunulmuştur, kadın girişimciliğinin ve kadın istihdamının artırılmasına yönelik somut politika önerileri geliştirilmiştir. Bu öneriler, yalnızca teorik bir katkı sağlamakla kalmayıp, pratikte uygulanabilir stratejiler geliştirilmesini de hedeflemektedir. Araştırmanın sunduğu bulgular, devlet desteklerinin kadın girişimciliğini olumlu etkilediğini, Türkiye'de kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla oluşturulan mevcut politikaların devam etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Kadın girişimcilerin iş gücü piyasasındaki rolünün ve etkilerinin arttırılması kadın istihdamı için hayati önem taşımaktadır. Zira kadın girişimcilerin işe ilk çalışan alırken gösterdikleri tercihi, eğilimleri haline getirmekte ve kadın istihdam etmeye öncelik vermektedir. Çalışmanın bu bağlamda kadın girişimciliğinin kadın istihdamına olumlu etkisinin iyi anlaşılmasına katkıda bulunarak, gelecekte yapılacak uygulama ve araştırmalara ışık tutması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: (Kadın Girişimciliği, Kadın İstihdamı, Devlet Destekleri)
Yönetici politikalarının uygulanmasında kontrolün çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri
Bu çalışmanın amacı, yönetici politikalarının uygulanmasında kontrol mekanizmalarının çalışan motivasyonu üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle, yönetici politikalarının nasıl uygulandığını ve bu uygulamaların kontrol süreçlerinin çalışanların motivasyonu üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini analiz etmeyi hedeflemektedir.
Tedarik zinciri kapsamında stok yönetimi ve maliyetinin işletmenin karlılığına etkisi
Tedarik zinciri yönetimi her geçen gün daha çok önem görmeye ve adından söz ettirmeye başlamıştır. Müşteri isteklerindeki farklılar ve gelişmeye devam eden teknoloji sayesinde rekabet çoğalmıştır. Rekabet kavramının hayatımıza girmesiyle birlikte tedarik zinciri kavramı birçok işletmenin de katılmasını sağlayan bir zincir olmuştur. Güncel bilgilerin takip edilebilmesi, rekabet şartlarına karşı ayakta durabilmek isteyen işletmeler, müşterini taleplerini karşılayabilmek ve bunu minimum seviyede maliyet ile devam ettirmek için farklı yollar aramaya başlamışlardır. Bu amaca ulaşmakta kullanılabilecek en gelişmiş araç stok yönetimidir. Stok yönetiminden sağlıklı bir verim almak istiyor isek işletmenin amaçlarına ve isteklerine göre düzenli bir stok bulundurulmalıdır. Tez çalışmasına giriş kısmında tedarik zinciri ve yönetimi konuları detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Tedarik sürecinin genel tanımı yapılıp, bu zamana kadar gelişimi hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümünde ise stok ve stok yönetiminin genel tanımı ele alınıp bilgiler verilmiştir. Son olarak tedarik zinciri ile olan bağlantısını değerlendirilerek konu tamamlanmıştır. Tezin uygulama kısmında ise mobilya sektöründe bulunan firmalara yöneltilecek sorular belirlenip firmaların geri dönüşlerinin analizi yapılmıştır. Gelen analizler sonucunda bir paydada buluşulması amaçlanmıştır.
Yöneticilerin ve çalışanların yönetim bilişim sistemleri kullanım direnç düzeyi karşılaştırılması
Bu araştırma, yöneticilerin ve çalışanların Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) kullanımına yönelik direnç düzeylerini karşılaştırmaktadır. Çalışmada, YBS'nin işletme süreçlerine olan katkısı, verimlilik üzerindeki etkisi, dijital dönüşüm sürecinde oynadığı stratejik rol ve bilgi yönetimindeki işlevleri incelenmiştir. Araştırmada, Ankara'da kamu ve özel sektörde görev yapan yönetici ve çalışanlara, gönüllülük esasına dayalı olarak çevrimiçi bir anket uygulanmıştır. Toplanan veriler, istatistik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Bu yöntem sayesinde veriler, daha verimli ve etkili bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, yöneticiler YBS' ne karşı çalışanlara kıyasla daha fazla direnç göstermektedir. Yöneticilerin, YBS'nin karar alma süreçlerinde kontrol kaybına yol açabileceği endişesi, teknolojik yeterlilik eksikliği ve değişime yönelik çekinceleri bu direncin başlıca sebepleri olarak öne çıkmaktadır. Çalışanlar ise, YBS'nin iş yükünü hafiflettiğini ve iş süreçlerini hızlandırarak verimlilik sağladığını düşünmektedir. Araştırmanın bulguları, YBS'nin organizasyon genelinde benimsenmesi için sürekli geri bildirim toplama, kullanıcı eğitimi, sistemin kişiselleştirilmesi ve düzenli güncellemeler gibi stratejik adımların atılmasının önemini vurgulamaktadır. Özellikle yöneticilere yönelik eğitim programlarının artırılması ve sistemin kullanıcı dostu hale getirilmesi, direnç düzeylerini azaltmada etkili olacağı görülmüştür. Sonuç olarak, YBS'nin başarılı bir şekilde uygulanması için hem yöneticilerin hem de çalışanların ihtiyaçlarının dikkate alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Eğitimde dijitalleşmenin öğrenme performansına etkisi – meslek liseleri ve proje okulları karşılaştırması
Yirminci yüzyıldan itibaren gelişen dijitalleşme süreci yenilenen ve çeşitlenen teknolojilerle birlikte hayatın her alanına olduğu gibi eğitim öğretim alanına da girmiştir. Özellikle pandemi döneminde hız kazanan dijitalleşme süreci eğitim öğretimde herhangi bir aksamanın yaşanmaması ve her eğitim modeline uygun dijital öğrenme ortamlarının sunulması için bütün yönleriyle ele alınıp değerlendirilmelidir. Bu çalışmada; eğitimde dijitalleşmenin etkin ve nitelikli öğrenme süreçlerini geliştirmek amacıyla Ankara ilinde 2 adet meslek lisesi ve 2 adet proje okulunda dijitalleşme sürecini pandemi öncesi, pandemi süreci ve pandemi sonrası olmak üzere üç periyotta incelenmiştir. Öğrenme performansının tespiti için ise; öğrencilerin pandemi öncesi ve pandemi dönemi ağırlıklı başarı ortalamaları değerlendirilmiştir. Meslek lisesi ve proje okullarında dijitalleşme sürecinin tespiti için eğitimcilerle yapılan öngörüşmeler sonucunda öğrenci ve öğretmen anketleri hazırlanmış ve yüzyüze görüşme ile anketler cevaplandırılmıştır. Anket sorularında aynı zamanda pandemi döneminde öne çıkan dijital eğitimin olumlu ve olumsuz yönlerini araştırarak, dijitalleşmenin gelişimine ve eğitimde yaygın kullanımına yönelik çözüm önerileri geliştirmek ayrıca öğretmen ve öğrenci davranışlarına göre dijitalleşmenin etkisini belirlemek de amaçlanmıştır. Bu çalışmadan elde veriler doğrultusunda Ankara ilinde faaliyet gösteren meslek liseleri ve proje okullarının dijitalleşmenin öğrenme performansına etkisinin farklı olduğu ortaya konmuştur. Sadece okul türlerinde değil aynı zamanda cinsiyet ve branş özelinde de dijital eğitimin öğrenme performansı etkileyen farklı unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; uzaktan eğitime geçiş sürecinde eğitim türüne uygun öğrenme ortamları oluşturulması gerektiği tespit edilmiştir. Eğitimde dijitalleşmenin ancak sanal sınıf ortamı ile eğitim türü için ilgili hedef kitlenin (öğretmen, öğrenci) sosyo-ekonomik durumları, öğrenme ortamları ve verilen eğitim için uygun materyal tercihleri tespit edilerek geliştirilebileceğinin mümkün olduğu düşünülmektedir. Çalışmada yer alan 5'li likert ölçekli özgün 15 soruluk bir özel ölçek oluşturulmuş ve meslek liseleri ile proje okulları öğretmenlerine uygulanmıştır. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliği için sorular Cronbach (İç Tutarlılık) ve Açımlayıcı Faktör Analizine (AFA) tabi tutulmuştur. Ölçeğin toplam iç tutarlılık katsayısı crα=.82 bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda meslek liseleri ve proje okullarında dijital eğitimin olumlu, olumsuz ve geliştirilebilir yönlerinin tespiti ile eğitimde dijitalleşmenin sürdürülebilirliğine katkıda bulunulmuştur.
Girişimcilerin inovatif kararlarında biyomimikri yaklaşımının etkisi
Bu araştırma, girişimcilerin biyomimikri yaklaşımı ile inovatif karar alma süreçlerindeki yaratıcı düşünme yeteneklerini değerlendirmeyi amaçlayan prospektif bir çalışmadır. Araştırma yöntemi, ön test-son test modeline dayanmaktadır ve katılımcıların biyomimikri konusundaki eğitimden önce ve sonra yaratıcı düşünme yeteneklerindeki olası değişiklikleri ölçmeyi hedeflemektedir. Araştırmaya farklı sektörlerden toplamda 44 girişimci dahil edilmiştir. Katılımcılar, Guilford'un Alternatif Kullanımlar Görevi (Alternate Uses Task) ve Bireysel Yaratıcılık Ölçeği (BYA) kullanılarak değerlendirilmiştir. İlk değerlendirme sonrası girişimcilere biyomimikri üzerine bir eğitim oturumu verilmiştir. Eğitimden 15 gün sonra aynı ölçekler tekrar uygulanmıştır. Çalışma süresince etik ilkeler sıkı bir şekilde takip edilmiş ve tüm katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Araştırma bulguları, biyomimikri eğitiminin girişimcilerin yaratıcı düşünme yetenekleri üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu göstermiştir. SPSS kullanılarak yapılan veri analizinde, paired sample t-test yöntemi ile eğitim öncesi ve sonrası yaratıcı düşünme seviyeleri karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, biyomimikri yaklaşımının inovatif karar alma süreçlerinde yaratıcılığı artırma potansiyelini ortaya koymuştur. Bu çalışma, biyomimikri ve yaratıcılık arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasına ve girişimcilik eğitimlerinde biyomimikri prensiplerinin entegrasyonunun önemine dikkat çekmektedir. Elde edilen bulgular, girişimcilik ekosistemine katkı sağlamayı ve literatürdeki mevcut boşlukları doldurmayı hedeflemektedir. Bu araştırma, biyomimikri eğitiminin girişimcilerin yaratıcı düşünme yetenekleri üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Psikolojik sermayenin iş-aile çatışmasına etkisi: kadın çalışanlar üzerine bir inceleme
Bu çalışma, bilişim sektöründe çalışan kadınların psikolojik sermayelerinin iş aile çatışması üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini bilişim sektöründe çalışan kadınlar oluşturmaktadır. Veriler çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve "İş-Aile Çatışması Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında bilişim sektöründe çalışan 201 kadına ulaşılmıştır. Toplanan veriler analiz programları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kadın çalışanlarda psikolojik sermayenin iş aile çatışmasına etkisinin olduğu görülmüştür. Öncelikle psikolojik sermaye ile iş aile çatışması ilişkisi incelenmiş, daha sonra psikolojik sermaye boyutlarının iş aile çatışmasına etkisi incelenmiştir. İş aile çatışması boyutu ve psikolojik sermaye boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Öz yeterlilik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Umut boyutuyla iş aile çatışması boyutu arasında da ters yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Dayanıklılık boyutu ile iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Bu sonuçlara göre, öz yeterlilik, umut ve dayanıklılık boyutları iş aile çatışmasını anlamlı düzeyde azaltmaktadır. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı ilişki bulunmamaktadır. Bu araştırmanın bulgularına dayanarak, bilişim sektöründe çalışan kadınların olumlu psikolojik özelliklerini geliştirmelerine yönelik stratejiler geliştirilmesi önem taşımaktadır. Kadın çalışanların psikolojik sermayelerini artırmak, iş ve aile alanları arasında denge kurmalarına katkı sağlayabilir. Bu süreçte, özellikle psikolojik dayanıklılık gibi pozitif psikolojik özelliklerin eğitim ve destek programlarıyla güçlendirilmesi önerilmektedir. Bu tür girişimler, kadın çalışanların iş yaşamındaki v zorluklara daha dirençli hale gelmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda ailevi sorumluluklarını da etkin bir şekilde yerine getirmelerini kolaylaştırabilir. İşverenlerin bu konuda sağlayacağı destek, çalışan memnuniyeti ve verimliliğini artıracak ve bilişim sektörü gibi dinamik alanlarda sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Bilişim sektöründe çalışan kadınların, olumlu psikolojik özellikler geliştirerek iş ve aile yaşamları arasında denge sağlamalarına destek olunması çatışmanın azalmasına yardımcı olacaktır.
The effect of using AI on consumer behavior
This study focuses mainly on the impacts of artificial intelligence (AI) on consumer behavior through empirical evidence and theoretical frameworks. The research aims to understand the behavioral and economic aspects of consumer decision-making in digital environments with respect to artificial intelligence technology. The study was carried out among clients of the Libyan Islamic Bank, which was selected as an accessible application setting for data collection. A descriptive cross-sectional study design targeting 391 clients between April 15 and June 15, 2025, was utilized. Clients were recruited on the basis of statistical power analysis for sample sufficiency and representativeness. Data were collected using structured questionnaires that included demographic profiling and validated scales measuring AI use and consumer behavior. The instruments used showed high reliability, with Cronbach's alpha greater than 0.80 for key constructs. Data were analyzed through IBM SPSS and R software, applying descriptive statistics, Pearson correlation, and multiple regression analyses to test the hypotheses of the study. The results show that AI significantly affects consumer behavior in digital environments. Strong positive associations were discovered between consumer behavior and engagement (r = .852), and also between AI use and perceived usefulness (r = .859). Regression analyses confirmed the hypothesized relationships, including a strong positive effect of AI use on consumer behavior (β = 0.733, R² = 0.537), and significant effects of trust and recommendation on consumer outcomes. All findings were statistically significant at p < .001. In general, the research accentuates the transformative nature of AI regarding consumer experiences and behavior. With this perspective, it emphasizes how trust, personalization, and engagement in dealing with AI tools can help consumer interaction and satisfaction in respect of the digital market. This provides significant implications for policymakers, practitioners, and researchers who want to make the best out of AI integration in customer-oriented services.
Participative leadership and employee creativity: The mediating role of organizational identification
This study aimed to evaluate the relationship between participative leadership and employee creativity, focusing on the mediating role of organizational identity. The research was conducted at the Social Security Fund in Tripoli, Libya, from October to November 2024. Data were collected from 200 employees using electronic questionnaires, with demographic information and validated questionnaires assessing participative leadership, employee creativity, and organizational identity. The results showed a statistically significant positive relationship between participative leadership and both organizational identity and employee creativity. Organizational identity was found to play a crucial mediating role in the relationship between participative leadership and creativity. Regression analysis demonstrated that participative leadership significantly influenced employee creativity, both directly and indirectly, through its impact on organizational identity. The results indicate that fostering a participative leadership style enhances employee creativity by strengthening their attachment to the organization. These findings provide valuable insights for improving leadership practices to foster innovation in the workplace.
Sağlık kurumlarında dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerine etkisi - kamu, özel ve üniversitelere bağlı sağlık kurumları örneği
Bu çalışma, Türkiye'de sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini kamu, özel ve üniversitelere bağlı sağlık kurumları karşılaştırmasını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Dijital sağlık uygulamalarının sağlık hizmeti sunum süreçlerini dönüştürdüğü yönündeki artan kanıtlar doğrultusunda araştırmada, dijitalleşmenin hizmet erişilebilirliği, süreç kalitesi, bilgi akışı, güven, hız ve hasta deneyimi üzerindeki etkileri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen çalışmada, farklı sosyo-demografik özelliklere sahip hastalar ile sağlık çalışanlarından oluşan geniş bir örneklemden anket yoluyla veri toplanmıştır. Veriler Açımlayıcı Faktör Analizi, güvenirlik testleri, çoklu regresyon analizi ve grup karşılaştırmaları gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular, dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerinde güçlü ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu; dijital sistemlerin kullanım kolaylığı, erişim hızı ve bilgi şeffaflığının memnuniyeti anlamlı biçimde artırdığını göstermiştir. Kurum türleri arasında belirgin farklılıklar gözlenmiş; üniversitelere bağlı sağlık kurumlarında memnuniyet en yüksek değerlere ulaşırken, özel hastanelerde memnuniyetin orta düzeyde, kamu hastanelerinde ise daha düşük seviyede gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenler memnuniyet ve dijital kullanım üzerinde etkili olmuş; özellikle yaş, eğitim ve gelir düzeyinin kurum tercihini ve dijitalleşmeye uyumu belirgin biçimde farklılaştırdığı belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarında dijital yetkinlik düzeyinin memnuniyetle pozitif ilişki göstermesi, dijital dönüşümün yalnızca teknik değil, aynı zamanda insan kaynağı boyutuyla da ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, dijitalleşme Türkiye'de sağlık hizmetlerinin kalite, hız, güvenlik ve erişilebilirlik boyutlarını güçlendiren kritik bir unsur olarak ortaya çıkmakta; ancak bu dönüşümün etkili ve sürdürülebilir olabilmesi için kurum türlerine özgü stratejilerin geliştirilmesi, sağlık çalışanlarının dijital yetkinliklerinin artırılması ve dijital sağlık okuryazarlığının toplum genelinde desteklenmesi gerekmektedir.