Theses supervised by Prof. Dr. Celal Şimşek

11 theses · Pamukkale University

Master'sOpen AccessTR

Laodıkeıa'da artırılmış gerçeklik uygulamaları

Laodikeia Antik Kenti'nde 2003 yılından itibaren Pamukkale Üniversitesi'nden Prof. Dr. Celal ŞİMŞEK tarafından devam eden kazılar sonucunda birçok yapı ortaya çıkarılmış ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, antik kentteki üç önemli yapının artırılmış gerçeklik teknolojisiyle arkeolojik veriler ışığında modellenerek deneyimlenmesi sağlanmıştır. Bu yapılar arasında Septimius Severus Nymphaeumu, Laodikeia Kilisesi ve Tapınak A bulunmaktadır. Septimius Severus Nymphaeumu, U planlı, havuzu ve üç katlı cephesiyle dikkat çeken, Suriye Caddesi üzerinde kentin merkezi konumunda yer alan bir çeşme yapısıdır. Çeşmeye ait mimari bloklar mobil lidar sensörleri kullanılarak 3D belgelenmiş, dijital ortamda birleştirilmiş ve anastylosis yöntemiyle olası yerlerine yerleştirilerek bir 3D modellemesi oluşturulmuştur. Laodikeia Kilisesi ise erken Hıristiyanlık dönemine ait önemli kiliselerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu yönüyle kent adından İncil'de söz edilmektedir. Üç katlı mimarisi ve dikkat çekici pencere sistemiyle öne çıkan kilisenin kazılar sonucunda elde edilen verileri ışığında dış cephesi, pencere sistemi, duvar örgüleri ve çatı kiremitleri 3D olarak modellenmiştir. Tapınak A, MS 2. yüzyılın ikinci yarısında tanrı ve imparatorluk kültü için inşa edilmiş, Suriye Caddesi üzerindeki en önemli yapılardan biridir. Bu çalışmada, tapınağın alınlık kısmı ve antik vinç modeli artırılmış gerçeklik için 3D modellenmiştir. Laodikeia'da çalışmamızda kapsama alınan bu yapılar arkeolojik veriler ışığında 3D olarak yeniden canlandırılmış ve ziyaretçilerin mobil cihazlarıyla deneyimleyebileceği artırılmış gerçeklik çözümleri geliştirilmiştir. Bu teknoloji, yapıların görkemini daha iyi anlamayı ve antik dönemi yeniden deneyimlemeyi mümkün kılarak ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunmayı hedeflemiştir.

Artırılmış gerçeklikKlasik arkeoloji
Doğan Peçen
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Tripolis heykeltıraşlık eserleri (2012-2023)

2012-2023 yılları arasında Lydia Tripolis'inde gerçekleştirilen bilimsel kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan ve tez konusunu oluşturan "Tripolis Heykeltıraşlık Eserleri" kentteki sosyal, siyasi ve dinî etkilerin sanata yansıması ile dönemsel gelişimini takip edebilmek üzere önemli bir arkeolojik materyal grubu oluşturmaktadır. Tripolis'te MS 1. yy. ile MS 2. yy. aralığında imar faaliyetlerinin arttığı ve bu artışa bağlı olarak yapılarda sergilenen heykellerin sergileme alanlarında yerini almak üzere paralel olarak geliştiği anlaşılmaktadır. Bu gelişimin yanı sıra MS 4. yy. ile MS 5. yy. aralığında heykeltıraşlık eserlerinde yeniden bir artış görülürken Geç Antik Dönem heykellerinden yazıtlarıyla birlikte tespit edilenler sayesinde salt sanat anlayışı irdelenmemiş, kentteki siyasi yapı ve inanç sisteminin sosyo-kültürel yapıya etkilerine dair sonuçlara da ulaşılmıştır. Tez çalışması kapsamında Geç Hellenistik-Erken Roma İmparatorluk Dönemi'nden başlayıp MS 5. yy.a kadar varlığı kanıtlanan heykeltıraşlık eserleri, kentte geniş heykel repertuvarının kesintisiz devam ettiğini kanıtlar niteliktedir. Ayrıca Tripolis territoriumundaki taş ocakları, kentte tespit edilen yarı işli heykeltıraşlık eserleri ve heykeltıraş imzası ile desteklenerek yerel atölyenin varlığı kanıtlanmıştır.

Klasik arkeoloji
Arzu Deniz Duman
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Apollon'un antik dönemden Rönesans ve barok stile uzanan etkisi

Yunan pantheonun en önemli ve en yaygın tapınımlarından birisine sahip olan Apollon, birçok yetki alanını elinde bulundurmuş ve antik dönem insanı için birçok farklı anlam ifade etmiştir. Apollon kültünün günümüze ulaşan ve inananları için dinin pek çok anlamını içinde barındıran heykelleri Arkaik Dönem'in ilk evrelerinden itibaren yoğun bir şekilde yapılmaya başlanmıştır. Farklı yetki alanları sayesinde sahip olduğu epithetler onun farklı ikonografi ve tipolojide birçok heykelinin oluşmasını sağlamıştır. Dinin en önemli tapınım aracı olan bu görseller tanrının profilini oluşturmuş ve tanrının insanlara vermek istediği mesajın simgelerini üzerinde taşımıştır. Apollon kültünün derin yayılımı, tanrının, MS 4. yy. da resmiyetini kazanan yeni dine uyarlanması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Antik kaynaklarda, Olympos'ta babası Zeus'un tahtının sağında oturan Apollon, yeni dinde ölümünden sonra gök yüzüne çıkarılıp Tanrı'nın sağına oturan İsa'yla özdeşleşmiştir. Apollon, Geç Antik ve Orta Çağ'da bazen Hristiyanlaştırılmış bazen de Hristiyan eğitiminin bir parçası olan alegori unsuru olarak kullanılmıştır.Rönesans Dönemi'nde yaşanan sanatsal devrimle birlikte Apollon yeniden insanlığı etkisi altına almaya başlamıştır. 16. yy.da heykellerinin keşfedilmesiyle Rönesans ve Barok Dönem'de, birçok sanatçının heykeltıraşlık eserinin tipolojik ve ikonografik prototipini oluşturmuştur. Sanatçılar bazen sadece tanrının kendi görsellerini yaparken bazen de dönemin siyasi propagandasına uygun olarak belirledikleri heykel dekorasyonun prototipi olarak tanrının heykellerini kullanmışlardır.

Suat Peçen
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Laodıkeıa Kiliseli Perıstylli Ev örneği üzerinden Geç Antik Çağ harç ve sıvaların karakterizasyonu

Harç ve sıvalar, çağdaş yapı mühendisliğinde olduğu gibi, tarihi yapıların strüktürel bütünlüğünün sağlanması ve estetik karakterlerinin korunmasında vazgeçilmez unsurlardır. Bu malzemeler, yapıların inşa süreçlerinden sonraki kullanım ömürleri boyunca gösterdikleri işlevsellikle, kültürel mirasın ayakta kalmasında kilit bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla, tarihi yapıların restorasyon ve konservasyon uygulamaları, mevcut yapının özgünlüğüne saygı duyan ve uzun vadeli sürdürülebilirliği hedefleyen son derece titiz ve bilimsel bir yaklaşım gerektirmektedir. Restorasyon projelerinde, geçmiş deneyimler göstermiştir ki, uygunsuz oranlarda veya yapıların orijinal malzemeleriyle uyumsuz seçilen harç ve sıvaların kullanımı, antik strüktürler üzerinde geri dönüşü olmayan fiziksel ve kimyasal bozunmalara yol açabilmektedir. Bu olumsuz sonuçları bertaraf etmek ve tarihi dokuyla bütünleşen, uzun ömürlü harç ve sıva çözümleri geliştirebilmek için, orijinal bağlayıcı ve kaplama malzemelerinin kimyasal kompozisyonlarının ve fiziksel özelliklerinin detaylı bir şekilde karakterize edilmesi mutlak bir zorunluluktur. Bu bağlamda elinizdeki çalışma, Laodikeia Antik Kenti'nde yer alan Kiliseli Peristylli Ev yapısından alınan harç ve sıva örnekleri üzerinde gerçekleştirilen kapsamlı analizlerle, bu malzemelerin özelliklerini aydınlatmayı amaçlamıştır. Yürütülen gelişmiş laboratuvar analizleri X-ışını floresansı (XRF) ile elementel kompozisyon analizi, petrografik analizler ile agrega ve bağlayıcı morfolojisinin tespiti, termal analizler (TGA/DTA) ile karbonatlaşma derecesi ve bağlayıcı tipinin belirlenmesi, nokta yükleme deneyi ile mekanik dayanıklılık tespiti, asit kaybı analizi ile karbonat içeriğinin ve bağlayıcı-agrega oranının tahmini, kalsinasyon analizi ile uçucu madde ve karbonat kaybı, spot testler ile belirli iyonların varlığı, iletkenlik ölçümleri ile çözünür tuz içeriği, puzolanik aktivite deneyi ile bağlayıcının hidrolik özellikleri ve porozite analizleri ile malzemenin gözeneklilik yapısı sayesinde elde edilen veriler bilimsel bir çerçevede değerlendirilmiştir. Bu derinlemesine analizlerin çıktıları doğrultusunda, Kiliseli Peristylli Ev'in mimari karakteristikleriyle ve çevresel koşullarıyla tamamen uyumlu, hassas ve özgün harç reçeteleri formüle edilmiştir. Bu metodolojik yaklaşım, gelecekteki konservasyon ve restorasyon müdahaleleri için sağlam, bilimsel temelli bir rehber niteliği taşımakta ve tarihi yapıların gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir adım teşkil etmektedir.

Laodikeia
Eda Altuncu
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Laodikeia Kilisesi sondaj buluntusu pişirme kapları (Hellenistik-Erken İmparatorluk dönemi)

Laodikeia Kilisesi koruma çatısı için yapılan sondaj kazılarında ele geçirilen ve kentin Geç Hellenistik-Erken Roma İmparatorluk Dönemi'ne tarihlendirilen seramik buluntuları form ve buluntu grubu olarak oldukça zengin bir repertuara sahiptir. Söz konusu seramikler sofra ve mutfak kapları olarak iki bölüme ayrılmış olup ince mal grubunu oluşturan sofra kapları tipolojik açıdan değerlendirilerek 2021 yılında "Laodikeia Kilisesi Sondaj Buluntuları Hellenistik Dönem Seramiği-Laodikeia Çalışmaları 6" adlı kitapla yayınlanmıştır. İkinci grupta yer alan Mutfak kapları ise bu tez çalışması ile değerlendirmeye alınmıştır. Sondaj kazılarında ele geçirilen mutfak kapları, pişirme, mutfakta hazırlık aşamasında yardımcı kaplar şeklinde form ve kullanım özelliklerine göre ayrılmaktadır. En yoğun buluntu grubunu pişirmede kullanılan çömlekler oluşturmaktadır. İkinci yoğun grup ise gıdaların hazırlanmasında yardımcı form olarak kullanılan lekanelerdir. Ayrıca pişirme grubu içinde güveç ve tavalar ile ağırlıklı olarak sıvıların taşınmasında kullanılan situla değerlendirmeye alınan formlar arasında yer alır. Anahtar Kelimeler: Laodikeia, Lykos Vadisi, Mutfak Kapları, Pişirme kapları Çömlekler, Hellenistik Dönem, Erken İmparatorluk Dönemi.

Klasik arkeoloji
Ayşe Gül Arığ
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Antik dünyada lahit tipleri ve Hierapolis Arkeoloji Müzesinde bulunan Torre-Nova tipi lahit

Bu çalışma, Roma İmparatorluk Dönemi'ne tarihlenen Torre Nova tipi lahitleri ele alarak, Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen bir örneği incelemektedir. Torre Nova tipi lahitler, Roma İmparatorluk Dönemi'ne tarihlenen ve frizli lahitlerden sütunlu lahitlere geçiş sürecini yansıtan bir lahit türüdür. Bu tip lahitlerde köşelerde sütunlar bulunmakta ve sütunlar arasında friz kuşakları yer almaktadır. Anadolu'da, özellikle Dokimeion ve Pamphylia atölyelerinde üretilen Torre Nova tipi lahitler, bu bölgede oldukça yaygınlık göstermiştir. Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen örnek, 2012 yılında Denizli'nin Tavas İlçesi, Tekke Mahallesi'nde bir vatandaş tarafından müzeye bağışlanmıştır. Lahdin bulunduğu yer ve çıkarıldığı koşullar hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte, bölgenin antik dönemde İç Karia Bölgesinde yer aldığı bilinmektedir. Lahdin Dokimeion atölyesinde üretildiği düşünülmektedir. Mermerin ince kristalli yapısı, sütunların Korinth başlıklı tasarımı ve frizlerin işleniş tarzı, Dokimeion atölyesinin karakteristik özelliklerini taşımaktadır. Bununla birlikte, bazı detaylar Pamphylia atölyesi ile de stilistik benzerlikler göstermektedir. Lahit üzerinde yer alan sahnelerde, Eros figürleri betimlenmiştir. Kanatlı, tombul ve çıplak olarak işlenen Eros figürleri, Komos sahneleriyle bir araya gelmiştir. Bu tür sahneler, dönemin estetik anlayışını ve ikonografik geleneklerini yansıtan önemli örnekler arasında yer almaktadır.

Klasik arkeolojiTaş kabartma
Fatma Tavlı Uçal
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Laodikeia Septimius Severus Nymphaeumu

Lykos Vadisi'nin önemli kentlerinden biri olan Laodikeia'da yer alan Septimius Severus Nymphaeumu'nda yürütülen çalışmalar, tezin ana temasını oluşturmaktadır. Nymphaeum, Suriye Caddesi'nin kuzeyinde, Merkezi Agora'nın karşısında yer almaktadır. Nymphaeum'un arşitrav-friz bloğundaki yazıttan anıtsal yapının Zeus Saviour ve Septimius Severus'a (MS 193-211) ithaf edildiği anlaşılmıştır. Çeşme (41,60 x 14,30 m), doğu-batı yönünde ve hippodamik sistemde tek ada üzerinde uzanmaktadır. "U" planlı dikdörtgen havuzlu yapı, üç katlı cephe mimarisine sahiptir ve yapının birinci katı Kompozit, ikinci katı Korinth ve üçüncü katı ise Ion düzenindedir. Çeşme için gerekli olan su, II. Su Dağıtım Terminali'nden sağlanmıştır. Yapıda beş evre belgelenmiş ve çalışmanın tarihsel kapsamı içinde değerlendirilmiştir. Çeşme, Valens Dönemi Depremi sonrasında yapılan onarım ve düzenlemelerle MS 494 yılı Depremi'ne kadar işlevine devam etmiştir. Deprem sonrası ise büyük ölçüde fonksiyonunu kaybederek alan taş ocağı olarak kullanılmıştır. Yapı özelindeki atölye değerlendirmeleri, Laodikeia'da Aphrodisias Dekorasyon Okulu'nun etkileri yanında İç Phrygia Bölgesi ve Lykos Vadisi kentleri arasında özellikle de Hierapolis'le olan etkileşimlerin MÖ 1. yy'ın ikinci yarısında kadar indiğini göstermektedir. Ayrıca bu etkileşimler, Laodikeia'lı ustaların farklı kentlerde gezici çalışmaları şeklinde olabileceği gibi farklı bölgelerde çalışan sanatçıların da vadiye gelerek çalışması şeklinde karşılıklı bir etkileşim şeklinde de açıklanabilir. Septimius Severus Nymphaeumu, Laodikeia'da her yönüyle değerlendirilerek ele alınan ilk ve tek yapı olması bakımından önemli bir yer tutmaktadır.

Arkeoloji
Mediha Ayşem Sezgin
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Laodikeia Septimius Severus Nymphaeumu

Lykos Vadisi'nin önemli kentlerinden biri olan Laodikeia'da yer alan Septimius Severus Nymphaeumu'nda yürütülen çalışmalar, tezin ana temasını oluşturmaktadır. Nymphaeum, Suriye Caddesi'nin kuzeyinde, Merkezi Agora'nın karşısında yer almaktadır. Nymphaeum'un arşitrav-friz bloğundaki yazıttan anıtsal yapının Zeus Saviour ve Septimius Severus'a (MS 193-211) ithaf edildiği anlaşılmıştır. Çeşme (41,60 x 14,30 m), doğu-batı yönünde ve hippodamik sistemde tek ada üzerinde uzanmaktadır. "U" planlı dikdörtgen havuzlu yapı, üç katlı cephe mimarisine sahiptir ve yapının birinci katı Kompozit, ikinci katı Korinth ve üçüncü katı ise Ion düzenindedir. Çeşme için gerekli olan su, II. Su Dağıtım Terminali'nden sağlanmıştır. Yapıda beş evre belgelenmiş ve çalışmanın tarihsel kapsamı içinde değerlendirilmiştir. Çeşme, Valens Dönemi Depremi sonrasında yapılan onarım ve düzenlemelerle MS 494 yılı Depremi'ne kadar işlevine devam etmiştir. Deprem sonrası ise büyük ölçüde fonksiyonunu kaybederek alan taş ocağı olarak kullanılmıştır. Yapı özelindeki atölye değerlendirmeleri, Laodikeia'da Aphrodisias Dekorasyon Okulu'nun etkileri yanında İç Phrygia Bölgesi ve Lykos Vadisi kentleri arasında özellikle de Hierapolis'le olan etkileşimlerin MÖ 1. yy'ın ikinci yarısında kadar indiğini göstermektedir. Ayrıca bu etkileşimler, Laodikeia'lı ustaların farklı kentlerde gezici çalışmaları şeklinde olabileceği gibi farklı bölgelerde çalışan sanatçıların da vadiye gelerek çalışması şeklinde karşılıklı bir etkileşim şeklinde de açıklanabilir. Septimius Severus Nymphaeumu, Laodikeia'da her yönüyle değerlendirilerek ele alınan ilk ve tek yapı olması bakımından önemli bir yer tutmaktadır.

Arkeoloji
Mediha Ayşem Sezgin
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Laodıkeıa'nın kent planı

Verimli Lykos Ovası, kuzeyde Çökelez Dağı, güneyde Salbakos Dağları, güneydoğuda Kadmos Dağı ve batıda Buldan Sazak Dağı ile çevrelenmiş olup kuzeybatısından Büyük Menderes Nehri geçmektedir. Vadiye adını veren Lykos ve Menderes Nehri ovaya verimlilik katarak bölgeyi coğrafik, ekonomik ve stratejik anlamda önemli bir odak noktası haline getirmektedir. Lykos Ovası'nın ortasında yer alan Laodikeia Antik Kenti, kuzeydoğuda Lykos (Çürüksu), güneydoğuda Kapros (Başlıçay) ve güneybatıda Asopos (Gümüşçay-Goncalı Deresi) ile birlikte üç tarafı nehirlerle çevrili yüksek bir platform üzerine kurulmuştur. Laodikeia Antik Kenti, Lykos Ovası'nın tarımsal verimliliği, termal su kaynakları, zengin ve kaliteli traverten ocakları ve önemli ticaret yollarının kesiştiği stratejik konumu sebebiyle Prehistorik Dönem'den itibaren Geç Antik Çağ'ın sonuna kadar Batı Anadolu coğrafyasında önemli bir yerleşim özelliklerine sahiptir. Helenistik Dönemden itibaren kareye yakın dikdörtgen insulalardan oluşan ızgara plan kullanılan kentte 42 x 51 metreden oluşan adalara kamu, sivil ve dini yapılar yerleştirilmiştir. Lykos Vadisi içinde yer alan çağdaş kentlerde uygulanan kent planı ve mimari yapılanma değerlendirildiğinde birçok kent Laodikeia ile benzerlik taşımaktadır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar
Esra Okunak
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Laodıkeıa'nın kent planı

Verimli Lykos Ovası, kuzeyde Çökelez Dağı, güneyde Salbakos Dağları, güneydoğuda Kadmos Dağı ve batıda Buldan Sazak Dağı ile çevrelenmiş olup kuzeybatısından Büyük Menderes Nehri geçmektedir. Vadiye adını veren Lykos ve Menderes Nehri ovaya verimlilik katarak bölgeyi coğrafik, ekonomik ve stratejik anlamda önemli bir odak noktası haline getirmektedir. Lykos Ovası'nın ortasında yer alan Laodikeia Antik Kenti, kuzeydoğuda Lykos (Çürüksu), güneydoğuda Kapros (Başlıçay) ve güneybatıda Asopos (Gümüşçay-Goncalı Deresi) ile birlikte üç tarafı nehirlerle çevrili yüksek bir platform üzerine kurulmuştur. Laodikeia Antik Kenti, Lykos Ovası'nın tarımsal verimliliği, termal su kaynakları, zengin ve kaliteli traverten ocakları ve önemli ticaret yollarının kesiştiği stratejik konumu sebebiyle Prehistorik Dönem'den itibaren Geç Antik Çağ'ın sonuna kadar Batı Anadolu coğrafyasında önemli bir yerleşim özelliklerine sahiptir. Helenistik Dönemden itibaren kareye yakın dikdörtgen insulalardan oluşan ızgara plan kullanılan kentte 42 x 51 metreden oluşan adalara kamu, sivil ve dini yapılar yerleştirilmiştir. Lykos Vadisi içinde yer alan çağdaş kentlerde uygulanan kent planı ve mimari yapılanma değerlendirildiğinde birçok kent Laodikeia ile benzerlik taşımaktadır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar
Esra Okunak
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Laodikeia camlari (hellenistik-geç antikçağ)

Laodikeia, Denizli İli'nin 6 km kuzeyinde; Eskihisar, Goncalı, Bozburun mahalleleri sınırları içinde yer alır. Rhoas ve Diospolis adındaki erken yerleşimlerin üzerine bir polis olarak kurulduğu MÖ 3. yy'dan itibaren bölgenin en önemli kentleri arasında yer almıştır. Siyasi ve ticari gücü ile metropol kent kimliğini üstlenen Laodikeia, Pagan inancının hakim olduğu görkemli yapıların yanında, Geç Antik Çağ ile birlikte Hıristiyanlığın en önemli mabetlerinden biri olan ve ismi İncil'de de geçen Laodikeia Kilisesi'ne ev sahipliği yapar. Söz konusu siyasi, ekonomik ve dini etkenlerin tümünün kentin cam repertuvarını ilk süreçten itibaren etkilediği görülmüştür. Hellenistik Dönem'in az rastlanan ithal form grupları yanında, Orta ve Geç İmparatorluk Dönemleri içerisinde kentte yoğun şekilde kullanılan cam, Geç Antik Çağ cam üretimine dair elde edilen somut veriler ile kentin bölge içerisindeki yerini ve önemini de kanıtlar niteliktedir. Kuruluşundan itibaren terk edildiği MS 7. yy'a kadar geçen süreçte Laodikeia'da kesintisiz ve yoğun bir kullanıma sahip olan cam günlük yaşamın ve dini ritüellerin vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

ArkeolojiCamLaodikeia+1
Yasemin İnceelgil
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2023
00

Other supervisors