Theses supervised by Prof. Dr. Dilek Bostan Budak
24 theses · Çukurova University
Kırsal alanda kadınların cinsiyete dayalı işgücüne katılımlarının toplumsal değişim açısından ele alınması: Antakya (Hatay) kent merkezine yakın iki farklı köy araştırması.
Bu araştırma, çokkültürlülüğün, tarımın ve kırsallaşmanın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki en bilinen merkezlerinden biri olan Hatay İli?nin, Antakya İlçesi?ne bağlı ve etnik olarak farklılık gösteren Alahan (Türk, Sünni, Yörük) ve Zülüflühan (Arap, Alevi, Nusayri) köylerinde yaşayan evli kırsal kadını; (i) içinde yaşadığı hane halkı, (ii) özel alanda (ev içi ücretsiz işgücü olarak) zaman kullanımı, (iii) kamusal alanda istihdamı ve sosyal güvenlik durumu, (iv) sosyokültürel ve hukuki durumu ve (v) evli kadına ait roller, davranışlar ve tutumlar bakımından karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla Alahan köyünden 71, Zülüflühan köyünden 70 evli kadın ile yüz yüze derinlemesine görüşme yapılarak katılarak gözlem, anket, alan araştırması ve köy monografisi gibi niteliksel ve niceliksel araştırma yöntemleri beraber kullanılmıştır. Alan çalışması 2010-2013 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışma, feminist ekonomi literatürünün sunduğu bakış açısıyla kadın çalışmaları disiplini ile tarım ekonomisini harmanlamayı ve bunu yaparken etnisitenin kadına özel ve kamusal alanda sunduğu gerçekleri saptamayı amaçlayan bir kurgu ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma aynı zamanda her iki köyün kent merkezine (Antakya merkez ilçe) olan göreli yakınlığının ve Mustafa Kemal Üniversitesi yerleşkesinin her iki köyün toprakları üzerinde kurulmuş olmasının getirmiş olduğu bir başka gerçeğe: sosyal değişime de dikkat çekmek istemektedir. Araştırmanın `kırsal kadın? gerçeğine bu kadar çok yönlü olarak yaklaşmasının nedenleri, sosyo- ekonomik sorunların ve oluşturulması gereken cinsiyete duyarlı sosyal politikaların tek yönlü olarak ele alınamayacağı gerçeğidir. Araştırma sonuçlarının bilimsel alanyazına kattıklarını şu şekilde özetlemek mümkündür: Alahan ve Zülüflühan köylerindeki kadın: eğitim olanaklarından mahrum bırakılmıştır; ev içinde ücretsiz emek olarak ve kendini `ev hanımı? olarak tanımlayarak bir yaşantı sürdürmektedir; kendisine etnisitenin, `çok çocuk yap? gizli emrini vermesinden ötürü, erken evlenmek zorunda kalan, eğitimden mahrum bırakılan ve sonuçta, kaçınılmaz bir gerçek olarak kamusal alanda istihdam edilemeyendir; özel alanda (ev içi/hane içi) üreten ama karşılığını düzenli olarak herhangi bir ücret/maaş ile alamayan ve sosyal güvencesi olmayan bir konumdadır; feminist ekonominin reddettiği ama kapitalizmin arzuladığı üzere, doğuran, karşılığını yalnızca ataerki ile pazarlık yaparak alan, üreten ama kazanamayan bir durumdadır; katma değer yaratmak isteyen ve daha çok eğitilmek isteyen ama tüm bunları, üzerine kültürün ve toplumun kurduğu baskı ve yüklediği sorumluluktan dolayı gerçekleştiremeyen bir gerçeği yaşamaktadır; kamusal alandaki varlığını televizyon izleyerek hissetmektedir; sosyal politikaların ve yasa koyucuların aslında gerçeklerine vakıf olmayı erteledikleri varlığı görünmez kılınan bireydir ve vatandaştır; Mustafa Kemal Üniversitesi ana yerleşkesinin oluşturduğu nüfus hareketliliğinin baskısı altında bölgeye getirdiği olumlu/olumsuz durumlardan doğrudan etkilenendir.
İşlenmiş tarım ürünlerinde pazarlama iletişimi: Çukurova Bölgesi örneği
Bu çalışmada, Çukurova Bölgesi'nde gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin pazarlama iletişimi araçlarını hangi düzeyde kullandıkları ve pazarlama iletişimi araçları kullanımı ile işletme performansı arasında ilişki olup olmadığı ve tüketicilerin gıda ürünlerini satın alırken pazarlama iletişimi araçlarından etkilenme düzeylerinin çeşitli yönleriyle incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Adana ve Mersin illerinde süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri ile meyve suyu sektöründe faaliyet gösteren 92 işletme ve örnekleme ile belirlenen Adana ili kentsel kesimde yaşayan 400 hane ile anket çalışması yapılmıştır. İşletmelerle yapılan anket çalışması sonucunda; işletmelerin büyük oranda pazarlama iletişimi kavramından haberdar olmadığı ve pazarlama iletişimi programlarını uygulamadıklarını belirtmelerine rağmen; satışları artırmak, stokları azaltmak gibi nedenlerle pazarlama iletişimi araçlarını kullandıkları belirlenmiştir. İşletmeler tarafından en fazla kullanılan araçlar kişisel satış, doğrudan satış, satış promosyonları ve reklamdır. Ayrıca, yapılan analizler sonucunda işletmelerin pazarlama iletişimi araçları kullanımı ile marka ve pazar performansı arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Tüketicilerle yapılan anket çalışması sonucunda; tüketicilerin gıda ürünlerini satın alırken ve kullandıkları markayı değiştirme konusunda pazarlama iletişimi araçlarının etkili olduğu tespit edilmiştir. Tüketiciler ağırlıklı olarak market içerisinde karar verdikleri ürünleri satın almaktadır. Karar vermedeki en büyük unsurlar da reklam ve promosyonlar ile ürünün içeriğinin doğallığı olmaktadır. Ayrıca farklı cinsiyet, yaş, eğitim ve gelir düzeyine sahip tüketicilerin farklı gıda ürünlerini satın alırken pazarlama iletişimi araçlarına karşı tutumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
Adana ilinde üreticilerin organik gübre kullanım düzeyi
Bu çalışmada, Adana ilinde sulamanın ve gübrelemenin yoğun olduğu Karataş ve Yumurtalık ilçelerinde üreticilerin organik gübre kullanım düzeyinin ölçülmesi için 96 rasgele seçilmiş üreticilerle yüz yüze görüşülerek elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Bitkisel üretim yapan üreticilerin çoğunluğu (%62,5) organik gübre kullanmaktadır. Üreticilerin %18,8'i ise piyasada satılan organik gübreye güvenmediği için kullanmadıklarını belirtmişlerdir. Gübreleme yapılmadan önce toprak analizi yaptıran üreticiler sadece %25 oranındadır ve bu oran oldukça düşüktür. Üreticilerin büyük kısmı gerek duymadığı ve ücretli olduğu için toprak analizi yaptırmamaktadır. Organik gübre kullanan üreticilerin tamamı tavuk tüyünden elde edilen organik gübreyi kullanmayı ve verimliliği arttırması karşılığında %5 ile %10 daha fazla ödemeye razı olduklarını belirtmişlerdir. Üreticilerin en önemli bilgi kaynakları komşu ve akrabalardır. Üreticelere, tarımsal eğitim ve yayım faaliyetleri ile organik gübrenin ve toprak analizinin faydaları hakkında üreticilere daha fazla bilgilendirilme yapılması gerekmektedir.
TR 52 bölgesinde arıcılık faaliyetlerinin tarımsal yayım açısından değerlendirilmesi
Türkiye; zengin florası, bal arısı çeşitliliği ve Dünya'da ikinci sırada olduğu koloni varlığıyla yüksek arıcılık potansiyeline sahiptir. Bal ve diğer arı ürünlerinde verim, Dünya ortalamalarının altındadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin çölleşme riski yüksek TR52 bölgesinde (Karaman ve Konya illerinde) arıcılık işletmelerinin faaliyetleri tarımsal yayım açısından incelenmiştir. Bölgedeki 1112 arıcılık işletmesinden 318'i ile ve yayım faaliyetinde bulunan 18 kurum/kuruluş ile anket gerçekleştirilmiştir. Arıcıların ortalama yaşı 51,26'dır ve %76'sı gezginci, %24'ü de sabit arıcılık yapmaktadır. İşletmelerde işgücünün %49'unu 50 yaş üstü bireyler ve %32 sini kadın bireyler oluşturmaktadır. İşletmelerin %64'ü ikinci bir iş veya ek gelir olarak arıcılık yapmaktadır. Arıcılık işletmelerinde en fazla üretilen ürün baldır. Balı sırasıyla polen ve balmumu izlemektedir. Arıcıların yaşadıkları problemlerin dereceleri ile uygulamalarını içeren 36 ifade için faktör analizi uygulanmıştır. Arıcıların yenilikçi uygulamaları öğrenme kaynakları Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi ile değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen farklılık matrisine göre, stress değeri 0,00248 ve R değeri ise 0,99 olarak bulunduğundan arı yetiştiriciliğinde bilgi kaynaklarının boyutlandırılmasının mükemmel bir uyuma sahip olduğu görülmüştür. Bu çerçevede değerlendirildiğinde diğer arıcıların, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlüklerinin ve televizyonun arıcılık konusunda yenilikleri öğrenmede yeterli olduğu, diğer bilgi kaynaklarının ise daha etkin kullanılması gerektiği ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de hazırgiyim sanayinde kadın işgücünün durumu: Ankara ili örneği
Bu çalışmada, Türkiye'de, Ankara ili örneği olarak, tekstil ve hazırgiyim sanayinde çalışan kadınların sosyo ekonomik özellikleri, sosyal normlara karşı tutum ve davranışları ile işyeri problemleri üzerine etkili olan unsurların analizi yapılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler çalışan kadınlardan anket yoluyla elde edilmiş olup, işyeri problemleri üzerine etkili faktörlerin analizinde Logit modellerden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, kadınların ortalama yaşı 37 yıl olup, ortalama hane genişliği 3,6 kişi'dir. Kadınların % 28,2'si ilkokul, % 27,1'i ortaokul ve % 38,8'i lise mezunudur. Çalışma hayatına yeni katılan kadınların eğitim düzeyinin yükselmekte olduğu ve daha çok lise mezunu ve üstü eğitim düzeyine sahip kadınların işgücü piyasasına katıldığı görülmektedir. İşyeri problemleri üzerine etkili unsurlar açısından, tekstil ve hazır giyim sektöründe çalışan kadınların eğitim düzeyi, kadın sağlığına yönelik eğitim ihtiyaçları, çocuklarının geleceğine yönelik eğitim beklentileri ve aile sorumluluklarına yönelik sorunlarının çözülmesi durumunda kadınların işyeri problemlerinde azalış görüleceği varsayılmaktadır.
Amik ovasında mısır üreticilerinin damla sulama yöntemini benimsemesine etki eden faktörler
Bu çalışma, Hatay İli ait Amik Ovasında (Antakya, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı İlçeleri) mısır üreticilerinin damla sulama yöntemini benimsemesine etki eden faktörleri tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda, damla sulama yöntemini kullanan ve kullanmayan mısır üreticilerleri ile yüzyüze anket yapılmış ve veriler toplanmıştır. Her iki grup için de eşit sayıdaki üretici olacak şekilde toplamda 100 üreticiye anket uygulanmıştır. Verilerin istatistiki analizinde sayısal değişkenlerin normal dağılıma uyup uymadığı Kolmogorov-Smirnov testi ile analiz edilerek, bağımsız gruplar arasındaki farklılıklar parametrik durumlarda Independent Samples t-Test, parametrik olmayan durumlarda ise Mann Whitney U Testi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular; üreticilerin eğitim seviyesi, ailedeki birey sayısı, sulama sistemi eğitimi, kayıt tutma, yıllık toplam gelir, gazete okuma, mısır verimi, mısır ekim alanı, mülk ve kira arazi, kredi kullanımı, yabancı ot ile mücadele, damla sulama bilgi düzeyi, tıkanma kaynağı, gelecek yıl mısır yetiştirme ve damla sulama kullanma düşüncesi gibi değişkenler ile sulama şekli arasındaki farkın önemli olduğunu göstermiştir.
Belediye satış noktalarından ekmek satın alan bireylerin sosyo ekonomik özellikleri ve memnuniyet düzeyleri: Adana ili örneği
Bu çalışma, Adana İlinde Büyükşehir Belediyesi tarafından satılan ekmekleri satın alan bireylerin özelliklerini ve memnuniyet düzeylerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda, 220 farklı satış noktasından seçilen 384 bireyle yüz yüze anket yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %61,3'ü erkek, %39,7'si ilkokul mezunu, %76,4'ü evli, yaş ortalaması 44,4 ve ortalama aile genişiliği 4,93'dür. Gıda alımında anne %51,7 iken ekmek alımında %39,7'dir. Bireylerin %78,7'si ekmeklerini günlük olarak satın almakta, tüketilen ortalama ekmek miktarı 6,32 ve %55,8'i büyük parçalara bölünmüş şeklinde servis etmektedir. Tüketicilerin yaklaşık %60 belediye satış noktalarını yeterli, %73'ü ekmeklerin temiz ve %72'si taz-lezzetin iyi olduğunu belirtmiştir. Ancak %46'sı ekmeklerin yeteri kadar büyük olmadığını vurgulamıştır. Belediyeye ait satış noktalarını yeterli bulanlar sadece %60'lık bir kesimdir. Ekmekten yabancı madde çıkmadığını belirtenlerin oranı oldukça yüksektir (%90). Eğitim seviyesi yükseldikçe tüketilen ekmek miktarı azalırken, hane halkı genişledikçe artmaktadır
Adana ilinde soya fasulyesi yetiştiriciliğinde kimyasal girdi kullanım düzeyleri ve bilgi kaynakları
Bu çalışma, ikinci ürün soya fasulyesi ekiminin yoğun olarak yapıldığı Adana ili Karataş ve Yüreğir ilçelerinde soya fasulyesinde zirai ilaç kullanım düzeylerini ve bilgi kaynaklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda, ikinci ürün soya fasulyesi yetiştiriciliği yapan üreticilerin zirai ilaç kullanım düzeylerini ve bilgi kaynaklarını tespit edebilmek amacıyla yüz yüze anket yoluyla veriler toplanmıştır. Karataş ve Yüreğir ilçelerine bağlı 30 köyde 120 üretici ile anket çalışması yapılmıştır. İnceleme sonunda; üreticilerin eğitim seviyesi, ailedeki birey sayısı, kaç yıldan beri çiftçilik ve soya yetiştiriciliğiyle uğraştıkları, işletme büyüklüğü, kooperatif ve birlik üyeliği, ikinci ürün soya ekim alanı, arazi mülkiyet durumu, masraf kalemleri, ikinci ürün soya fasulyesinde tohum seçimi, soya fasulyesi ilaçlamasında dikkat edilen kriterler, zirai ilaç seçimleri, zirai ilaç seçimi yaparken kullandıkları bilgi kaynakları, zirai ilaç ve tohum temin yerleri ekim, gübreleme, ilaçlama, sulama ve hasat ile ilgili bilgi kaynakları, gelecekte soya yetiştiriciliğine devam etme gibi değişkenler belirlenmiştir.
Tarımsal e-ticaret: Adana ili örneği
Bu çalışmada, Adana ilinin Yüreğir ilçesinde tarım sektöründe çalışan zirai girdi temin eden bireylerin e-ticaret ve tarımda e-ticaret hakkındaki düşünceleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Zirai girdi temin eden 100 kişi ile yüz yüze görüşülerek anket yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin çoğunluğu (%.98) e-ticaret yapmamaktadır ve bunun temel nedeni olarak güvensizlik olduğu belirlenmiştir. Genel olarak üniversite mezunu bireyler internetten alışverişe sıcak bakmaktadır. Tarımda e-ticaret yapılmaması hakkındaki çekinceler; sahte mal riski, bazı ürünlerin reçetesiz satılamaması, güvenilir bir sitenin olmamasıdır. Ne var ki, yaşadıkları bu güvensizlik ve belirtilen nedenlere henüz çözüm bulunamamıştır. Türkiye de tarım sektöründe; üreticiler, tüketiciler, aracılar ve perakendeciler arasında doğrudan bağlantı kurulmasını sağlayacak olan e-ticaret uygulamalarının gelişmesi, tarım sektöründe köklü değişimlere neden olacaktır. Bu nedenle teknolojinin hızla geliştiği 21. yüzyılda, toplumun e-ticaret konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Göç ve kadın: Adana ili örneği
Bu çalışmada, Adana İline göç ederek gelip yerleşen kadınların bu süreci nasıl yaşadıkları ve bu süreçten nasıl etkilendikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle göç eden bireylerin yoğun olarak oturduğu mahallelerden 115 kadınla görüşülmüştür Elde edilen bulgulara göre kadınların hemen hemen tamamı eş ve çocuklarıyla göç etmişlerdir. Kadınlar göç etme kararında bağımsız değillerdir. Göç etme nedenleri evlilik, iş bulma ve çocukların eğitimidir. Köydeki tarım topraklarının azlığı da diğer bir önemli nedendir. Kadınların göç etme kararında erkekler etkilidir. Göç ettikleri yerde mahalle seçiminde etkili olan faktörler önem sırası ile tanıdıkların olması, eşin istemesi ve ucuz olmasıdır. Kadınlar göç ettikleri yerlerde maddi destekten ziyade yüksek oranda manevi destek görmüşlerdir. Kadınlar, göç kararı alındıktan sonra heyecan, korku, sevinç, üzüntü, yani bütün duyguları yaşadıklarını belirtmişlerdir. Göç sırasında da en çok ekonomik ve psikolojik sorunlarla karşılaşmışlardır. Göç sonrasında ise kent yaşamına uyum, yabancılık, yalnızlık, pişmanlık ve işsizlik yaşanan en önemli sorunlardır. Yaşanan bu sorunlara rağmen kadınlar kentin imkanlarını bırakıp geri dönmek istememektedirler.
Mersin ilinde dağlık alanlarda yaşayan bireylerin orman ürünlerini kullanımı
Mersin ilinde dağ köylerinde yapılan çalışmada basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 99 kişi ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Bireylerin %64,6'ünü erkekler oluşturmakta ve %35,4'ü ilkokul mezunudur. Ortalama hane halkı genişliği 2,38 ve ortalama yaş 50,32'dir.Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve arıcılık faaliyetleri dağ köylerinde yaşayan bireylerin temel geçim kaynağı iken aynı zamanda orman ürünlerinden faydalandıkları da tespit edilmiştir. Orman ürünleri daha çok kantaron, kekik, kuşburnu, mantar, böğürtlen, keçiboynuzu, andız gibi tıbbi aromatik bitki grubundan oluşmaktadır. Ağır işgücü gerektiren odun, kereste ve reçine gibi işlerde erkekler daha yoğun çalışırken kantaron, böğürtlen, kuşburnu gibi ürünler daha çok kadın nüfus tarafından toplanmaktadır. Bireylerin, orman ve orman ürünlerine bakış açıları cinsiyete, yaşa ve eğitim düzeyine göre değişmemektedir. Bunun nedeni yaşamlarını idame ettirebilmek için ormana ve ürünlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Genel olarak değerlendirildiğinde, dağ köylerinde yaşayan nüfusun orman ve orman ürünlerine dayalı bir yaşam sürdürmekte oldukları belirlenmiştir. Bu bağlamda bölgede orman alanların korunması hem bölge halkı hem de çevresel tahribat açısından oldukça önemlidir. Bireysel bilinçlendirmenin yanı sıra orman ve ürünlerinin kullanılması ve korunması konusunda ilgili bakanlıklar tarafından destek sağlanmalıdır.
Sivas ilinde arıcılık faaliyetinde bulunan işletmelerin mevcut yapısı ve sorunları
Sivas İlinde arıcılık faaliyetleri ile uğraşan işletmelerle yapılan bu çalışmada mevcut durum ortaya konulmuş ve öneriler sunulmuştur. Arıcılıkla uğraşan bireylerin yaş ortalaması 45,97 yıldır ve % 47,0'ı ilkokul mezunudur. Arıcılıkla ortalama deneyim süreleri 17,61 yıl olarak tespit edilmiştir. İşletmelerin % 84,0'ı gezginci arıcılık yaparken %16,0'ı sabit arıcılığı tercih etmektedirler. İşletmelerin %32,0'ı büyüklerinden ve % 31,0'ı bir başka arıcıdan bu faaliyet kolunu öğrendiği belirlenmiştir. Bir kovanı ortalama 2,58 yıl kullanmaktadırlar. İşletmelerin en önemli bilgi kaynağı diğer arıcılardır (% 57,0). Gezginci arıcıların %50,0'ı yılda iki defa göçerken %36,0'ı yılda üç defa gezginci olarak bu faaliyetini gerçekleştirmektedir. Arıcıların %73,0'ı bu faaliyet kolunun esas geçim kaynakları olduğunu ancak desteklemenin yetersiz (%82,0) kaldığını belirtmişlerdir. Uzun yıllar arıcılık yapanların kovan sayısının ve gezginci arıcılık yapanların bal veriminin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Daha fazla bal üretebilmek ve pazarlayabilmek için üreticilerin örgütlenmesi, markalaşması ve ana arı işletme sayılarının artması gerekmektedir.
Aşağı Seyhan ovasında açık ve kapalı sulama sistemlerinin üreticiler tarafından değerlendirilmesi
Bu çalışma, Aşağı Seyhan Ovasında bulunan açık kanal ve kanalet sistemlerinin mevcut durumlarını, suyun ve sulamanın önemini ve kapalı sulamanın bölgeye sağlayacağı faydaları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda Karataş ve Yüreğir ilçelerine bağlı 35 köyde 75 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılarak veriler toplanmıştır. En fazla buğday, mısır, pamuk ve soya yetiştiren üreticilerin ortalama parsel sayısı 2,52'dir. Üreticiler ortalama 24,81 yıldır tarımsal faaliyetle uğraşmakta ve %81,3'ü işletmesinde kayıt tutmaktadır.Üreticilerin en büyük sorunu istediği anda suya ulaşabilme durumudur. Bu çalışmada, üreticilerin %21,3'ü şu anki ücretin iki katını ödeyerek ihtiyaç duydukları suya anında ulaşmak istemektedirler. Üreticilerin sadece 14,7'si sulama ile ilgili herhangi bir eğitime katılmıştır ve hepsi de faydalı bulmuştur. Ortalama eğitim süresi 1,5 gündür. Sulama eğitimine katılım ile eğitim seviyesi arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Genellikle üniversite mezunu olan üreticilerin bu tür eğitimlere daha çok katıldığı belirlenmiştir.Sulama Birliğine üye olan ve çalışmaya katılan üreticilerin %60,0'ı sulama suyunun yeterli olduğunu ve %85,3'ü su temininde açık kanalet sistemini kullandıklarını belirtmişlerdir. Bu üreticilerin %72,1'i açık kanalet sisteminin kapalı sulama sistemine dönüşmesini çok istediklerini vurgulamışlar ve bu konuda orta düzeyde bilgilerinin olduğunu beyan etmişlerdir.
Adana ilinde genç çiftçi projesinden faydalanan büyükbaş hayvancılık işletmecilerinin memnuniyet düzeyleri
Türkiye'de son yıllarda, tarımda özellikle genç nüfusun sektörden ayrılmasında önemli bir artış görülmektedir. Genç nüfusun köyden şehre göç etmesinin nedenlerinden birisi de hayvancılığın azalmasıdır. Ülkemizde hayvancılığın geliştirmek ve genç nüfusun göç nedenlerini azaltabilmek için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Kırsal Kalkınma Eylem Planı (KKEP) raporunda Genç Çiftçilerin Teşvik Edilmesi ele alınmış ve 81 ilde genç çiftçilerin desteklenmesi planlanmıştır. Genç çiftçi kavramı değişik kaynaklarda, birçok özelliği benzer olmakla birlikte, farklı şekillerde tanımlanabilmektedir. Türkiye'de Resmi Gazetede yayınlanmış olan genç çiftçi tanımlamasına göre ise; 18-40 yaş aralığında, kırsal alanda ikamet eden/etmek isteyen ve tarımsal faaliyet gösteren/göstermek isteyen gerçek kişiler olarak ifade edilmektedir. Türkiye'de nüfusunun yaklaşık yarısı 30 yaşın altındadır. Ülke genelinde işsizlik söz konusudur ve istihdam olanaklarının artrılması gerekmektedir. Gerek gençlere iş imkanısağlamak gerekse gençlerin kırsalda kalabilmesi için alternatifler geliştirilmektedir. Genç çiftçi destekleri 2016 yılında başlamıştır ve gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretimde bulunanları kapsamına almaktadır. Bu çalışmada Adana'nın Yüreğir, Çukurova, Sarıçam, Feke, Saimbeyli, Ceyhan, Karaisalı, İmamoğlu, Yumurtalık, Karataş, Aladağ, Kozan, Pozantı ve Tufanbeyli ilçelerinde 2016 2017 yıllarında bakanlığın desteklemesinden faydalanmış 86 büyükbaş hayvancılık işletmeleri ile görüşülerek memnuniyetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Desteklemeden faydalananların büyük bir çoğunluğunu kadın çiftçiler oluşturmaktadır. Görüşme yapılan üreticilerin hayvan sayılarında artış meydana gelmiştir ancak üreticiler dağıtılan hayvanların ithal ve süt verimliliğin düşük olduğunu vurgulamışlardır. Devlet desteklerinden yeteri kadar bilgiye sahip olmamalarından dolayı tam olarak faydalanamadıklarını belirtmişlerdir.
TRC3 bölgesindeki küçükbaş hayvancılık faaliyetlerinin Türkiye'deki desteklemeler çerçevesinde değerlendirilmesi
Bu tezde TRC3 bölgesindeki küçükbaş hayvancılık işletmelerinin sosyo-ekonomik yapısı, küçükbaş hayvancılık faaliyeti ile ilgili desteklemelerden faydalanma imkânları, hayvan sağlığı uygulamaları, yenilikleri benimseme düzeyleri ve söz konusu işletmelerin sorunları ile hükümetten beklentileri araştırılarak bölgede küçükbaş hayvancılık faaliyetlerinin arttırılmasına yönelik uygun politikaların üretilmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmada tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış olup 366 üretici ile anket yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar neticesinde incelenen işletmelerde geleneksel üretim yapısının hâkim olduğu, işletmelerde hayvan sayısı arttıkça hayvancılıktan elde edilen gelir, birliklere üye olma, birliklerden faydalanma, koruyucu aşılar yapma, desteklemelerden faydalanma ve yem bitkileri üretme gibi hususların arttığı (p< 0,01) tespit edilmiştir. İşletmelerde yenilik benimseme düzeylerine etki eden faktörlerin tespit edilmesi amacıyla 12 bağımsız değişken çoklu doğrusal regresyon modeliyle analiz edilmiş, elde edilen bulgular neticesinde modele konulan değişkenlerin 8 tanesi anlamlı bulunmuştur. Yem fiyatlarının yüksek olması, kuzu/oğlak ölümlerinin çok olması bölgedeki güvenlik sorunları nedeniyle meralardan yeterince faydalanılmaması ve gençlerin köyde yaşamak istememesi nedeniyle çoban bulunamaması önemli sorunların başında gelmektedir.
Tarımsal alanda bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı: Adana ili örneği
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl "bilgi çağı" olarak adlandırılabilir. Her sektörde ihtiyaç duyduğumuz bilgilere iletişim araçları sayesinde ulaşabilmekteyiz. Tarım sektöründe de iletişim araçları birçok konuda önem arz etmektedir. Pazar fiyatlarını öğrenme, pazara ulaşma, ürünleri daha hızlı ve kolay bir şekilde pazarlama, tüccarlar ve aracılar ile iletişim kurma, bitkisel ve hayvansal konularda bilgi alma almak için Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden (BİT) yararlanılmaktadır. Bu sebeple bireylerin BİT araçlarından fayda artıkça, kullanım oranları da artış gösterecektir. Böylece bilgiye daha hızlı ulaşan çiftçinin geliri artacak, buna bağlı olarak milli gelirde de artış olacaktır. Ölçümde her ne kadar sıkıntı yaşansa da BİT'in kırsal kalkınmaya katkısı göz ardı edilemez. Bu çalışmada, Adana ili kırsalında yaşayan çiftçilerin, BİT'in kullanım düzeyleri, kullanımlarını etkileyen durumlar ve bu durumların faydalılık düzeyleri incelenmiştir. Arazi büyüklükleri küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelere ayrılmış ve karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Ayrıca çeşitli tarımsal bilgileri internetten alma durumu ile faydalılık düzeylerine göre 6 farklı Sıralı Probit Analiz sonuçları sunulmuştur. 150 çiftçi ile yüzyüze yapılan anket çalışması ve yapılan analizler sonucunda bireyler internetten aldıkları bilgileri faydalı buldukça, tarımsal bilgiye internetten daha fazla ulaşmak istedikleri sonuçlar arasındadır. Çiftçilerin gelirleri artıkça internet kullanarak tarımsal faaliyette bulunma olasılıkları artmaktadır. Ayrıca yaş artıkça bireylerin internetten aldıkları faydanın azaldığı görülmüştür. Eğitim seviyesi ve işletme genişliği arasında anlamlı bir sonuç bulunurken, çiftçilerin internet kullanımındaki en büyük sıkıntı yabancı dil yetersizliği olarak belirlenmiştir. Ev telefon aboneliğinin azalması ve buna karşılık cep telefon aboneliğinin hızla artması bireylerin bilgiye daha hızlı ve efektif bir şekilde ulaşmalarını sağlamaktadır. BİT araçlarının her geçen gün hayatımıza nüfuz etmesinin kaçınılmaz sonuçlarından biri de şu an ki yaşam koşullarımızın geçmişe göre daha iyi duruma gelmesi olmuştur. Çalışma eğitim, hukuk ve sağlık konularında bireylerin farkındalıkları ve bilgi birikimlerinin geçmişe göre artış olduğunu göstermiştir.
Hatay ilinde sürdürülebilirlik bakımından tarım ve yenilenebilir enerji ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, yenilenebilir enerjinin tarımda kullanımını ve çevresel sürdürülebilirliğini araştırmaktır. Veriler Hatay ilinin gayeli olarak belirlenen ilçelerinden 120 üretici ile yüzyüze anket çalışması ile elde edilmiştir. Sayısal değişkenlerin normal dağılıma uygunluğunu analiz etmek için Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmış olup, parametrik olmayan veriler için Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Kruskal-Wallis testi sonucunda anlamlı bulunan değişkenler Mann-Whitney U testi yapılarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; üreticilerin yaş, eğitim seviyesi, işletme arazi genişliği, toplam enerji maliyeti ve işletme gelir grupları arasında önemli bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca üreticilerin yenilenebilir enerji kaynağı kullanımına yönelik düşünceleri ve tarımsal uygulamaları hakkında farklılıklar tespit edilmiştir. Bölgede enerji, tarımsal üretimin (özellikle sulamada) en yüksek maliyetli girdilerindendir. Üreticilerin yıllık toplam enerji tutarı ortalama ₺48.991,60'dir. Üreticilerin toplam enerji maliyetinin bilgi kaynaklarını etkilediği; büyük ölçekli çalışan işletmelerin teknoloji kullanım düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; tarım, enerji, çevre koruma ve sürdürülebilirliğin önemi değerlendirilmiş olup, bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.
Hanehalkı gelirinin gıda tüketimi üzerindeki etkisi: Adana ili örneği
Bu çalışmada Adana ili kentsel alanda ikamet eden hanelerin gıda taleplerine etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Hanehalklarının birbirleriyle benzer özellikleri olup olmadığının tespit edilmesi, benzerlikler var ise bunların neler olduğunun tespit edilmesi için çok değişkenli istatistiksel analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Aşamalı kümeleme yöntemi sonucunda, gelirleri içinde gıda harcamalarının payı birbirine benzeyen hanelerin 9 küme oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu kümeler incelendiğinde hanedeki kişi sayısı bakımından tüm kümeler benzerlik gösterirken diğer tüm değişkenler için kümeler arasında farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Araştırma bünyesinde ayrıca değişkenlerin, hanelerin gelirleri içinde gıda harcamalarının payına etkilerinin analiz edilmesi için, ekonometrik yöntemlerden de yararlanılmıştır. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre "gelir" değişkeninin etkisi diğer değişkenlere görece oldukça yüksektir.
Elazığ ilindeki kent ormanları ve mesire alanlarının kullanıcı özelliklerinin araştırılması
Artan nüfus sonucunda oluşan trafik, çevre ve hava kirliliği sebebiyle insanlar doğal ortama ihtiyaç duymuşlardır. Sosyal fonksiyonlarından dolayı kent ormanları ve mesire alanları gün geçtikçe daha da önem kazanmaktadır. Bu tezde Elazığ ilinde yer alan kent ormanı ve mesire alanı olgusunun irdelenmesi; kent ormanı, mesire alanlarının özellik ve kriterlerinin kent ve kent insanı için öneminin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla literatür taraması yapılarak yöntem olarak anket ve gözlem teknikleri kullanılmıştır. Anket çalışması Elazığ ilinde bulunan bir kent ormanı ve üç adet mesire alanına gidilerek örnek hacmi basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen gönüllü olan 379 kişiye uygulanmıştır. Özellikle Türkiye'deki kent ormanı örnekleri incelenip ve Elâzığ ili için belirlenen kentsel orman ve mesire yerlerinin özellikleri ve kullanıcı özelliklerini, beklentilerini tespit etmek ve Elazığ kent ormanı ve mesire alanlarının işlevselliğine katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Bunun için revize ve restorasyon önerileri belirlenmeye çalışılmıştır. Buna göre; elde edilen sonuçlar neticesinde incelenen kent ormanı ve mesire alanlarında ankete katılan 354 kişinin tamamına yakınının kent ormanı ve mesire alanlarını boş zamanlarını değerlendirmek için kullandığı; alanın merkeze yakınlığı öncelikli tercih nedeni olduğu; özellikle yaz döneminde hafta içi ve hafta sonu tercih edildiği; alanın ağırlıklı olarak dinlenme ve piknik amaçlı kullanıldığı; ortalama 3 saat zaman geçirdikleri ve Elazığ kent ormanının gerekli özelliklere sahip olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak kullanıcı isteklerine göre kent ormanı ve mesire alanlarının revize edilmesi ihtiyacı belirlenmiştir. Ayrıca Elazığ ilinde kullanıcı taleplerini karşılayacak fonksiyonellik ve işlevsellikte rasyonel bir kent ormanı yapılması ve halkın hizmetine sunulması önerilmiştir.
Akdeniz ve Ege bölgesindeki bireylerin çevre bilinci ve davranışı
İnsan ile doğa tarih boyunca birbiriyle etkileşim halinde bulunmuş, ilk başlarda doğa insanı yönlendirirken, sonraki çağlarda insan doğayı yönlendirir duruma gelmiştir. Kentleşmenin olmadığı zamanlarda insan ve doğa adeta birbirine iyi davranmış ki insan doğaya ne yaparsa, doğa da ona aynı tepkiyi vermiştir. Dolayısıyla yoğun nüfusun neden olduğu hava, su, toprak kirliliği, yani doğaya verdiği zarardan etkilenecek olan yine insanın kendisidir. Bu çalışma Akdeniz ve Ege bölgesinde yaşayan bireylerin çevre konusu hakkında düşüncelerini ve genellikle çevrelerine nasıl davrandıklarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Akdeniz bölgesi için 370 kişi ve Ege bölgesi için 370 kişi olmak üzere toplam 740 rasgele seçilmiş bireylerle yüz yüze görüşülerek elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerden kadınların oranı %53,6 (397 katılımcı) ve erkeklerin oranı ise %46,4 (343 katılımcı). Akdeniz ve Ege bölgesinde çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 35,84'dür. Hane içinde yaşayan aile üye sayı ortalaması ise 3,3'dür. Bireylerin %67,8'inin sokağa çöp atmamaya dikkat ettiği ve %63,2'sinin enerji tasarrufu için düşük tüketimli cihaz kullandığı tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan kadınlar, yıkama ve temizlik maddelerinin çevre dostu olup olmama konusunda daha çok bilgi sahibi olduğu ve çevre dostu ürünleri kullanmaya özen gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Kadınların, alışveriş yaparken alacağı ürünün çevreye zarar verip vermediğine dikkat ettiği ve zarar veriyorsa o ürünü almaktan vazgeçtiği tespit edilmiştir.
Adana ilindeki üreticilerin yağlık ayçiçeği üretim ve tohumluk seçimi tercihlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Adana, Türkiye yağlık ayçiçeği ekim alanlarının %9,3'üne sahiptir. Türkiye'deki toplam yağlık ayçiçeği üretiminin ise %10,3'ü Adana tarafından karşılanmaktadır. Adana'nın Türkiye için önemli yağlık ayçiçeği üretim merkezlerinden biri olmasından dolayı bu çalışma Adana'da, yağlık ayçiçeği üreticilerinin üretim tercihlerini etkileyen faktörlerin ortaya konulması ve üreticilerin üretimde kullandıkları tohumluk seçimlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Adana'da yoğun olarak yağlık ayçiçeği tarımı yapılan Ceyhan ve Sarıçam ilçelerinin 8 farklı köyünde 70 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, yağlık ayçiçeğinin mekanizasyona elverişli oluşu, satışının kolaylığı, diğer ürünlere göre üretiminin kolay olması, ekim nöbetine uygunluğu, kuruda yetiştirilebilecek alternatif bir ürün olması, fazla işgücü gerektirmemesi ve ekonomik oluşu üreticilerin yağlık ayçiçeği üretim tercihlerinde çok önemli bulunmuştur. Üreticilerin yağlık ayçiçeği tohumluk seçimlerinde, verim performansını, erkenciliği, tohumun kolay bulunmasını, tohumluğun kuraklığa dayanıklı olmasını, hastalık/zararlı dayanımını ve tabla şeklini çok önemli gördükleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yağlık Ayçiçeği, tohum, üretici, Adana
The role of agricultural development in the evolution of foreign trade in agricultural commodities in Iraq for the period 1990-2020
The study aimed to know the most important factors affecting the agricultural domestic product, which is an indicator for measuring agricultural development in Iraq during the period 1990-2020. Furthermore the impact of the values of agricultural output on the nutritional gap, self-sufficiency, agricultural exports, agricultural imports, and total agricultural foreign trade. Descriptive and quantitative methods were used to analyze the results of the study. The results of the descriptive analysis showed the existence of a large group of obstacles and intertwined and overlapping problems represented in the land problems such as salinity and desertification, water problems and environmental pollution, decrease in investments in the agricultural sector, the state's cessation of support for this sector, a significant rise in the prices of agricultural production inputs, and a decrease in the use of agricultural technology, furthermore the policy of dumping the Iraqi market with imported agricultural commodities. All of these obstacles and problems had a negative impact on the agricultural sector, which was represented in the decline in agricultural production, the emergence of a nutritional gap, and the lack of self-sufficiency in wheat and rice crops (food deficit). The study showed that the nutritional gap of strategic crops in Iraq for the period 1990-2020 was caused by a shortfall in the production of strategic crops. The nutritional gap revealed the failure of the agricultural policies that were adopted to raise production growth rates for strategic crops and reduce dependence on foreign markets. The nutritional gap also revealed that the food security of the Iraqi citizen is threatened and dependent on global markets. As for the quantitative analysis method, which is based on econometric methods, the effect of economic variables (agricultural investment values, agricultural labor force, inflation rate, agricultural loans, cultivated area, and foreign exchange rate) on agricultural output values (as a first stage), and the effect of the values of agricultural output on the values of agricultural exports (as a second stage) and the effect of the values of agricultural output on the values of agricultural imports (as a third stage) and the effect of the values of agricultural output on the values of total agricultural foreign trade (as a fourth stage). The statistical program (Eviews 10) was relied on to measure and interpret the results. The results of the standard analysis showed the significance of each of the agricultural investment values, the inflation rate, and the cultivated area in influencing the values of agricultural output, moreover the significance of the impact of agricultural output values on agricultural export values, agricultural imports values, and agricultural foreign trade values.
Enhancing maize production resilience to climate change through smart agricultural practices: The case of Shebelle/ Ethiopia
Climate change poses significant threats to agricultural sector worldwide, with Ethiopia being particularly vulnerable due to its reliance on climate-sensitive sectors such as agriculture. This study analyzes the resilience of maize production to climate change in the Shebelle region of Ethiopia through the adoption of smart agricultural practices. This research highlights important climate change consequences on maize productivity, including erractic rainfall patterns, rising temperatures, water scarcity and changing pest dynamics, by utilizing a combination of literature evaluation, field surveys, and data analysis. CSA practices such as intercropping, manure application, water management practices, crop rotation and irrigation were found to improve resilience by enhancing soil moisture retention, lowering erosion, and encouraging sustainable land use. Results shows that the implementing of these CSA practices not only mitigates the negative effects of climate change but also increases productivity and income for local farmers. Additionally, the research indicates the socio-economic aspects influencing farmers' adoption of CSA practices, emphasizing the need for targeted interventions to improve education, access to extension services, and financial resources. This thesis contributes to the understanding of climate change adaptation in Ethiopian agriculture and offers practical recommendations for policymakers and practitioners to enhance the resilience of maize producing systems. The implementation of CSA practices is suggested as a viable strategy to safeguard food security and maintain rural livelihoods in the face of escalating climate challenges. It recommends and supports mechanisms to facilitate the widespread adoption of smart agriculture practices among smallholder farmers in the Shebelle region. Keywords: Climate change, maize production, resilience, climate-smart agriculture, Ethiopia, Shebelle
Niğde Ulukışla ilçesinde tarımsal faaliyetlerle uğraşan kadınların kooperatifleşme hakkındaki düşünceleri
Ülkemizde yapılan sosyo-ekonomik araştırmalar, erkeklerin ekonomik faaliyetlere katılım oranının kadınlara kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak son yıllarda, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek ve kadınların ekonomik yaşamdaki yerini artırmak amacıyla çeşitli politikalar ve projeler geliştirilmiştir. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınların üretim süreçlerine aktif katılımını teşvik etmek için kadın kooperatiflerinin kurulması yaygınlaşmıştır. Bu kooperatifler, kadınların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve bireysel gelişimlerine de önemli katkılar sunmaktadır. Kadın kooperatifleri, kadınların kendi ekonomik potansiyellerini ortaya koymalarına olanak sağlarken, bulundukları bölgenin ekonomik canlılığına da katkıda bulunmaktadır. Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde kurulan kadın kooperatifleri incelendiğinde, bu yapılar sayesinde kadınların üretim süreçlerine daha aktif şekilde katıldığı, karar alma mekanizmalarında daha görünür hale geldiği ve aile gelirine önemli ölçüde katkı sağladıkları görülmektedir. Ayrıca, kırsal alandaki kadınların sosyal dayanışma içinde hareket etmeleri, toplumsal statülerinin güçlenmesini de beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, söz konusu araştırma henüz kadın kooperatifinin kurulmadığı Niğde ili Ulukışla ilçesine bağlı köylerde yaşayan kadınların kooperatifleşme süreçlerine ilişkin bilgi, tutum ve düşünce biçimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, bu kadınların kooperatif kurma ve yönetme konusundaki eğilimleri, beklentileri, karşılaştıkları olası engeller ile sosyo-kültürel yapı içindeki rolleri değerlendirilecektir. Böylece elde edilen veriler doğrultusunda, bu bölgede kadın kooperatiflerinin kurulmasına yönelik uygulanabilir öneriler geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu çalışma, kırsal kalkınma politikalarının oluşturulmasında ve kadınların ekonomik hayata entegrasyonunun artırılmasında önemli bir veri kaynağı olmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada saha araştırma yöntemi kullanılarak daha önce yapılan çalışmaların analiz edilmesi ile sorular oluşturulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda kadınların tamamı, kadınlara özel bir tarım kooperatifinin kurulması gerektiğini ifade etmiş, yine çok büyük bir çoğunluğu böyle bir yapının köydeki diğer kadınlar tarafından da olumlu karşılanacağını belirtmiştir. Bu bulgular, bölgede kadınların ortak üretim, dayanışma ve gelir elde etme konusunda yüksek bir istek taşıdığını göstermektedir.