Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Cemil Ulukan
13 theses · Anadolu University
İş ahlakı ve kurumsal sosyal sorumluluğun kültürlerarası boyutu: Polonyalı ve Türk yöneticiler üzerine karşılaştırmalı bir çalışma
Bir insanın kabullendiği ahlaki değerlerin ve tutumların, yaşamakta olduğu yakın çevresine yansıdığı bilinmektedir. Günümüzde, özellikle küreselleşme sürecinin getirmekte olduğu olumlu ve olumsuz değişimlerin ışığında, bireylerin davranışları ve sorumlulukları insanların etkileşimi açısından daha önce olmadığı kadar önemlidir. Günümüzde işletmelerin misyon ve vizyonlarında kâr maksimizasyonuna ilişkin çabalarının dışında, iş yerindeki sağlam ahlaki standartların ve faaliyet gösterilen çevreye anlamlı katkılar sağlıyor olmanın gerekliliği artık yaygın olarak kabul görmektedir. Bununla birlikte, her iki kavramla ilgili sorunların devam ettiği gözlenmektedir. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri, farklı kültürlere göre iş ahlakı ve sosyal sorumluluk kavramlarının farklı anlaşılmasıdır. Bunun dışında, genel olarak ana dili İngilizce olan veya Batı kültürüne ait olan ülkelerde etik ve sosyal sorumluluk ile ilgili konuların çok daha yaygın olarak ele alındığı görülmektedir. Dolayısıyla, etik ve sosyal sorumluluk ile ilgili ana dili İngilizce olmayan ülkelerin görüşlerinin arka planda kaldığı akla gelmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, özellikle ulusal kültür boyutları açısından benzerlikler sergileyen Polonya ve Türkiye'nin işletme yöneticilerinin iş ahlakı ve kurumsal sosyal sorumluluk ile ilgili algılamaları ve bakış açılarının benzerlik ve farklılıklarının tespitidir. Bu amaçla, etik ve sosyal sorumluluk alanında daha önce geliştirilmiş olan bir ölçek, 80 işletmede çalışan 104 Polonyalı ve Türk yönetici üzerinde uygulanmış ve her iki ülke yöneticilerinin sözü edilen kavramlar açısından benzer algılamalara sahip olduğu tespit edilmiştir.
Kümelerde yenilikçilik kapasitesi ile ağdaki konum arasındaki ilişkiler: Eskişehir-Bilecik-Kütahya seramik kümesi
Belirli bir coğrafik alanda yoğunlaşan işletmelerin oluşturduğu iş sistemleri olan kümeler doksanlı yıllardan itibaren farklı alanlardan araştırmacıların dikkatini çekmektedir. Bu çalışma, Türkiye seramik ürünler üretiminin yaklaşık %50'sini gerçekleştiren Eskişehir-Bilecik-Kütahya (EBK) Seramik Kümesinin yapısını, gelişimini, boyutlarını incelemeyi ve işletmelerin ağlardaki konumları ile yenilikçilik performansları arasındaki ilişkileri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda kümede yer alan 56 işletme/kurum ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sosyal ağ analizi yöntemiyle kümedeki aktörlerin ticari ve informal ilişkilerini yansıtan ağ haritaları oluşturulmuş, buradan elde edilen verilerle de işletmelerin yenilikçilik performansı ve ağdaki konumları arasındaki ilişki Heckman Seçim Modeli ile tahmin edilmiştir. Çalışma bulguları, EBK Seramik Kümesinde yer alan işletmelerin değer zincirindeki temel faaliyetlere küme içinde erişebildiklerini, informal İlişkiler ağının ise az sayıda aktöre ve bağlantı sayısına sahip olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, işletmelerin sahip oldukları bağlantı sayılarını ifade eden derece merkezliliği ve ağdaki diğer aktörlere ne kadar kısa sürede ulaşabileceğini gösteren yakındalık merkezliliğinin işletmelerin yenilikçilik performansını arttırdığı görülmektedir.
İşletmelerde kurumsal sürdürülebilirlik yönetimi: Eskişehir'de faaliyet gösteren işletmeler üzerine bir araştırma ve model önerisi
Son yıllarda artan çevresel ve sosyal kaygılar, işletmeleri sürdürülebilirliğe yönlendirmiştir. Birçok işletme, sürdürülebilirliği yaşamsal bir sorun olarak görüp yasal gerekliliklerin ötesine geçerek, kurumsal sürdürülebilirliği stratejilerine entegre etmeye başlamıştır. Kurumsal sürdürülebilirlik entegrasyonu, sürdürülebilirlik uygulamalarının sadece farkındalık düzeyinde kalmayıp, işletme süreçlerine yerleştirilmesini ve kapsamlı bir değişimi ifade eden stratejik bir yaklaşımı gerektirmektedir. Ancak bu konudaki çalışmalar hala yetersizdir. Bu çalışmanın amacı, kurumsal sürdürülebilirliği stratejik bir yönetim yaklaşımı olarak benimseyip, yönetim fonksiyonlarıyla uygulanabilir bir model geliştirmektir. Araştırmada, keşfedici sıralı karma yöntem kullanılmış ve Eskişehir Sanayi Odası'na (ESO) bağlı makine-metal, gıda, plastik-kimya, ulaşım-lojistik, yapı malzemeleri ve çevre-geri dönüşüm sektörlerindeki işletmeler incelenmiştir. İlk olarak, beş işletmeyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla nitel veriler toplanmış, betimsel ve içerik analizleri yapılmıştır. Daha sonra bulgulara dayalı olarak geliştirilen anket, 122 işletmeye uygulanmış ve veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada, işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik farkındalıkları, sürdürülebilirlik yönetim süreçleri ve farkındalığın bu süreçlere etkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçları, farkındalığın zamanla artmasının, sürdürülebilirlik faaliyetleri ve yönetimini olumlu etkilediğini göstermiştir. Çalışmada, işletmelerde kurumsal sürdürülebilirliğin stratejik bir yaklaşım çerçevesinde yönetilebilir olmasını sağlayacak "kurumsal sürdürülebilirlik stratejik yönetim modeli" ve "sürdürülebilirlik birimi modeli" geliştirilmiştir. Bu kapsamda uygulayıcılara, araştırmacılara ve paydaşlara öneriler sunulmuştur.
İş yaşam dengesi ile çalışanların işte tutunması arasındaki ilişkide değer uyumunun aracılık rolü: Konaklama sektöründe bir araştırma
This study aims to investigate the impact of the dimensions of work-life balance (WLB) on employees' value congruence and retention within the hospitality industry. The study investigates value congruence as a potential mediator between work-life balance dimensions and employee retention, distinguishing between the intention to stay and leave. Data were collected from 520 hospitality employees using a non-probability convenience sampling technique and analyzed using Structural Equation Modeling with AMOS and SPSS software. The findings suggest that the four dimensions of WLB are linked to intention to leave, whereas the intention to stay is associated with only two dimensions: personal life interference with work (PLIW) and work enhancement of personal life (WEPL). Value congruence is positively associated to the positive aspects of WLB (enhancement) and is identified as a mediator in the relationship between these dimensions of WLB and the intention to stay, but not associated with the intention to leave. Moreover, the result suggests that while value congruence positively affects the intention to stay, it does not significantly influence intention to leave. The study offers practical recommendations for hospitality managers to enhance WLB and value congruence, thereby improving employee retention. Overall, this research provides substantial insights into the determinants of employee retention in the hospitality industry, emphasizing the significance of supportive work environments and value congruence.
Lisans ve lisansüstü öğrencilerinin gelecekteki istihdamlarında yapay zekanın potansiyel rolüne ilişkin tutumları
Artificial Intelligence (AI) has been swiftly impacting employment markets and career opportunities for students globally. The present study examines the perceptions of undergraduate and graduate students regarding the influence of AI on their future careers. A quantitative methodology was utilized, employing the validated AAIEQS) self-administrated) survey instrument. The Cronbach's alpha of the survey was 0.767. Data were gathered from 402 valid responses from students at Anadolu University during the 2023–2024 academic year. Stratified random sampling guaranteed proportional representation among academic tiers. Data analysis was conducted utilizing SPSS, employing descriptive statistics including standard deviation, mean and percentage, and ANOVA tests to ascertain significant differences in perceptions. Findings indicate that the majority of students perceive AI as advantageous for career prospects. Male undergraduate students exhibited greater optimism regarding the potential of AI. In contrast, graduate female students articulated greater apprehension regarding the intricacies of AI and its potential to disrupt employment. Students recognized AI's contribution to industry expansion, yet many underscored the necessity for enhanced preparation and training. It is recommended to incorporate extensive AI-centric courses into university curricula to prepare students with pertinent skills. Practical training must correspond with industry requirements to improve career preparedness. Educational institutions must rectify gender disparities by offering specialized support and mentorship. Keywords: Artificial Intelligence, Job Displacement, Creative Destruction Theory, Skills Bias.
Duygusal emeğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde kişilik özelliklerinin düzenleyici rolü: Konaklama işletmelerinde bir araştırma
İşletmelerin başarısında kritik önemde çok sayıda faktör etkilidir ve çalışanların müşterilerle olan etkileşimi de bu faktörlerin en önemlilerindendir. Çalışanların müşterilere yansıttıkları olumlu ve olumsuz duyguları, müşterilerin, çalışanlar ve işletme hakkında bir izlenim edinmesine sebep olur. Bu durum, müşterinin işletmeyi ve ürünlerini/hizmetlerini tercih edip etmemesine ve sonuçta işletmenin performansına yansıyacaktır. Çalışanların, işlerini yürütürken sahip olduğu duygular, onların işe yabancılaşması açısından da etkilidir. Diğer yandan, çalışanların kişiliklerinin de duyguları üzerinde etkili olabileceği dikkate alındığında durum daha karmaşıklaşmaktadır. Bu bağlamda, bu tez çalışması, müşterilerle yoğun etkileşimin olduğu konaklama işletmelerinde, duygusal emeğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde kişilik özelliklerinin düzenleyici bir rolü olup olmadığının belirlenmesidir. Tez çalışmasında ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma modeli ise duygusal emek (bağımsız değişken) ile işe yabancılaşma (bağımlı değişken) arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin (düzenleyici değişken) rolü şeklinde oluşturulmuştur. Bu doğrultuda, Antalya'da faaliyet gösteren konaklama işletmeleri çalışanlarına yüz yüze uygulanan anket formları aracılığıyla 309 kişiden veri elde edilmiştir. Bağımlı, bağımsız ve düzenleyici değişkenler arası ilişkiler Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, kişilik özelliklerinin, duygusal emeğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde düzenleyici bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde işletme yöneticilerinin, duygusal emeğin işe yabancılaşmaya sebep olmadan uygulanabilmesi için, işin gereksinimleriyle eşleşen kişilik özelliklerini belirlemelerine yardımcı olacak bir veri tabanına sahip olacakları umulmaktadır. Kişilik özelliklerinin ilk kez bu çalışmayla modele dahil edilmesiyle, duygusal emek ile işe yabancılaşma arasındaki ilişkiyi inceleyen önceki araştırmanın sonuçlarındaki farklılıkların sebebi de daha iyi anlaşılabilecektir.
Y ve Z kuşağının iş değerlerinin incelenmesi: Bilecik ilinde yapılan bir uygulama
ÖZET 21'inci yüzyılın başlarından itibaren hızlı teknolojik gelişmelerle birlikte Internetin dünya genelinde yaygın olarak kullanılmaya başlaması insanların bilgiye erişimini kolaylaştırmıştır. Günümüzde akıllı telefonların, alanyazında özellikle Y ve Z Kuşağı olarak adlandırılan genç ve orta yaşlı nüfus tarafından etkin ve yaygın olarak kullanılması, milletler arasındaki sınırları ortadan kaldırarak kültürler arası etkileşimi son derece hızlandırmıştır. Söz konusu bu etkileşim alanyazında kabul gören ortalama 20 yıllık kuşak dönemselliğini kısaltarak hızlı değişimlere ve kuşaklararası anlayış farklılıklarının artmasına neden olmaktadır. Sayılan nedenlerle kuşak dönemselliğinin kısalması ile günümüz iş hayatında birden çok kuşak yer almaya başlamıştır. Buna bağlı olarak yaşanabilecek örgütsel çatışmalar, kuşak anlayışlarına göre yönetim yaklaşımı geliştirmeyi gerekli kılmaktadır. Özellikle "anında çevrimiçi" olarak adlandırılan ve çevrimiçi hayatla büyüyen Z Kuşağının iş değerleri ve motivasyon kaynaklarının nasıl şekillendiği henüz bilinmemektedir. Günümüz işgücünün çoğunluğunu oluşturan Y Kuşağı işgörenleri ile çalışma hayatına yeni giren ve gelecekte işgücünün çoğunluğunu oluşturacak olan Z Kuşağı işgörenlerinin iş değerlerini kıyaslamak amacıyla Bilecik ili Bozüyük ve Söğüt ilçelerinde bulunan ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren dört farklı işletmede yapılan bu çalışma ile 387 katılımcıdan kolayda örnekleme yöntemi ile veri toplanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS 22 paket programı ile analiz edilerek Y ve Z Kuşağının iş değerleri kuşaklara ve demografik değişkenlere göre kıyaslanmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonucunda Y ve Z kuşağının iş değerleri arasında anlamlı farklılıklar bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Demografik değişkenlere göre yapılan iş değerleri analizinde cinsiyete göre anlamlı farklılık bulunmazken medeni durum, eğitim durumu ve kıdem durumu gibi değişkenlere göre katılımcılar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuşak Teorisi, Y ve Z Kuşağı, Değerler, İş Değerler
Örgütsel zekâ: Bir ölçek geliştirme çalışması
Sanatların en eskisi, bilimlerin en yenisi olarak tanımlanan yönetim konusundaki içeriklerin neredeyse tamamı Anglosakson kökenlidir. Bu yönetim birikiminin farklı bir ülkede, toplumda, iş hayatında kullanılırken kültürleri birbirinden ayıran öğelerin doğru analiz edilmesi gerekir. Sözgelimi, Amerika'da geliştirilen bir ölçeğin tercüme edilerek kullanılması yerine ölçek geliştirilmesi daha sağlıklı ölçüm sonuçları verecektir. Alan yazınındaki bu boşluktan hareketle, çalışmanın amacı örgütsel zekâyı ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Çalışmada kullanılan araştırma deseni, keşifsel ardışık karma yöntemdir. Bu doğrultuda, nitel aşamada mevcut örgütsel zekâ tanımları ve modelleri incelenerek örgütsel zekânın boyutları (bilişsel, yapısal, davranışsal, sosyal/duygusal) belirlenmiştir. Ardından belirlenen boyutlar üzerinden madde havuzu oluşturulmuş; uzman görüşleri alınmış; örneklem üzerinde uygulama yapılmış ve ölçeğe son hali verilmiştir. Araştırmanın gözlem birimini en az 2 yıllık deneyime sahip 576 beyaz yakalı çalışan oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama tekniği çevrim içi anketlerdir. Toplanan veriler SPSS 25 programı ve AMOS eklentisi üzerinde analiz edilmiştir. Bu kapsamda; normallik testi, örneklem yeterlik testi, keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, yakınsak ve ayırt edici geçerlik testleri yapılmıştır. Analiz sonuçları örgütsel zekânın dört faktörlü yapısını doğrulamıştır. Geliştirilen ölçüm aracının uygulayıcılara, akademiye ve topluma örgütsel zekânın değerlendirilmesi ve geliştirilmesi konusunda rehber olması beklenmektedir.
İşletmelerde rekabet istihbaratı faaliyetleri ve bir model önerisi
Günümüzde gerek ülke içi gerekse uluslararası pazarlarda işletmeler arasındaki rekabet ekonomik bir savaşı anımsatmakta, dolayısı ile rekabete yönelik istihbarat işletmeler için gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır. İstihbarat faaliyetlerinin günümüzde ekonomik ve ticari alanlarda işletmelere kadar uzandığını söylemek mümkündür. Rekabet istihbaratı (Rİ) kavramı bu konuda kilit bir rol oynamaktadır. İşletmelerin rekabet avantajı sağlayarak küresel rekabet ortamında başarılı olabilmesi için etkin bir rekabet istihbaratı işlevine sahip olması önemlidir. Bununla birlikte, Türkiye'de rekabet istihbaratı alanında akademik çalışma sayılarının azlığı, işletmelerdeki farkındalık ve uygulama durumlarının belirsizliği, bu tez çalışmasının gerçekleştirilmesindeki temel motivasyon olmuştur. Rekabet istihbaratı alanındaki literatürün incelenmesinin ardından, işletmelerin rekabet istihbaratına yönelik farkındalık durumu, uygulama düzeyleri, veri toplama ve analiz faaliyetleri ile istihbarat faaliyetlerinin işlevselliğine yönelik bilgi toplamak üzere Eskişehir Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmeler üzerinde bir anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket uygulamasından elde edilen bilgiler betimsel istatistikler; ortalama, standart sapma, yüzde ve frekans şeklinde sunulmuştur. Çalışanların ve işletmelerin özelliklerine göre rekabet istihbaratı konusundaki uygulama farkındalık, başarı, fayda seviyelerinin incelemesinde frekans analizi uygulanmıştır. Rekabet istihbaratı konusundaki uygulama farkındalık, başarı, fayda seviyelerinin oransal olarak değerlendirilmesi için çapraz tablolar yapılıp oransal değerlendirmelere yer verilmiştir. Analizler SPSS 25 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda ankete katılan işletmelerin Rekabet istihbaratı farkındalık ve uygulama düzeylerinin oldukça düşük seviyelerde olduğu görülmüştür. Bu konudaki eksikliğin giderilmesine katkıda bulunmak üzere, işletmelerin ölçekleri de dikkate alınarak, rekabet istihbaratı işlevinin işletmelerde oluşturulmasına yönelik bir model önerisinde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Rekabet avantajı, Rekabet istihbaratı, İşletmelerde istihbarat, Rekabet istihbaratı model önerisi
Yurt dışında faaliyet gösteren Türk müteahhitlik işletmelerinde Türk tipi otantik liderlik
Bu çalışmanın temel amacı, uzun yıllardır yurtdışında başarılı faaliyetler gerçekleştiren, dünyada ikinci sırada yer alan Türk müteahhitlik işletmelerinin sahip ve/veya üst düzey yöneticilerinde otantik liderlik unsurlarının varlığını sorgulamak olup, Türk müteahhitlik işletmelerinde liderlerin sahip olduğu otantik liderlik unsurlarının, literatürdeki unsurları hangi oranda ihtiva ettiği, Türk müteahhitlik işletmeleri özelinde farklı otantik liderlik unsurlarının bulunup bulunmadığı, Türk tipi bir otantik liderliğin varlığı ve farklı liderlik tarzlarından hangi unsurları bünyesinde barındırdığı araştırılmış ve bir Türk tipi otantik liderlik tarzının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma bu özellikleri itibarı ile keşfe yönelik bir araştırma olup, özellikle daha sonraki çalışmalar için bir öncül niteliği taşımaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde yönetim, liderlik kavramı ve liderlik yaklaşımları ile otantik liderlik irdelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde müteahhitlik işletmelerinin genel durumu, Türk müteahhitlik işletmelerinin yurt dışı faaliyetleri, dünyadaki konumu ile Türk müteahhitlik işletmelerinde liderlik ve otantik liderlik araştırmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yurt dışında faaliyet gösteren Türk müteahhitlik işletmelerinin sahip ve/veya üst düzey yöneticileri ile gerçekleştirilen mülakatlar sonucu elde edilen verilerin analizi ve yorumlanması yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında literatürden de yararlanarak Türk tipi otantik liderliğin diğer liderlik tarzları ile olan etkileşimleri de değerlendirilmiş olup Türk tipi otantik liderlik unsurları listesi oluşturulmuştur.
Döngüsel ekonomide girişimcilik ve yenilikçi iş modeli uygulamaları
Döngüsel ekonomi kavramı hem iş dünyasında hem de akademik alanda daha fazla tartışılan bir konu haline gelmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve çevresel sorunlara çözüm üretilmesi adına geleneksel ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş önem arz etmektedir. Bu geçiş için doğrusal iş modellerinin döngüsel ilkeler doğrultusunda yenilenmesine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla, döngüsel ekonomiye geçiş yenilikçi iş modellerine ve bunları uygulayacak girişimcileri gerektirmektedir. Döngüsel ekonomide her geçen gün daha fazla girişimci fikirlerini hayata geçirirken, bu yeni girişimci türü hakkında çok az araştırma olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, bu tez döngüsel girişimciler hakkında bir anlayış geliştirmek için yola çıkmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla döngüsel girişimcilerin kurucu kimlikleri, motivasyonları ve iş modelleri değerlendirilmiştir. Ayrıca, girişimcilerin önündeki fırsatlar ve engeller, girişimcilik ekosistemi ve ağlar değerlendirilmiştir.
İş tatmininin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde örgütsel kültürün aracılık rolü
Communication sector provides a technological foundation for societal communications and plays a central role in the fundamental operations of a society—from business to government to families. Companies in this sector aim to provide maximum benefit and experience profit maximization at the highest level, assuming that the desire to stay ahead of the competition is directly proportional to the satisfaction of external and internal customers (employees), which is one of the productivity elements. Due to the fact that the employees' job satisfaction, organizational commitment and the organizational culture of the companies are directly related to, productivity and profit, the companies aim to show the necessary sensitivity to their employees. In the research, the effects of job satisfaction on organizational commitment with the mediating effect of and organizational culture in communication sector's employees are emphasized. A cross-sectional survey research design was used to randomly collect data from 193 employees working in 3 Azerbaijani company in communication sector and it is analyzed through Structural Equation Modelling (SEM) The researcher discovered several key important findings that include: (a) Job Satisfaction significantly and positively contribute to Organizational Commitment. (b) Organizational Culture has positive impact on Organizational Commitment (c) The underlying mechanism through which Job Satisfaction contribute to Organizational Commitment is partially explained by the existence of a perceived Organizational Culture. Key words: Job Satisfaction, Culture, Organizational Culture, Commitment, Organizational Commitment
İşletmelerde kalite kültürü ve örgüt kültürü ilişkisi: Eskişehir'de faaliyet gösteren sanayi işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu tez çalışması işletmelerin örgüt kültürü ile kalite kültürü arasındaki ilişkilerine odaklanmaktadır. İşletmelerin örgüt kültürü ve örgüt kültürünün alt boyutları ile kalite kültürü arasındaki ilişki düzeylerini belirlemek, örgüt kültürüne ait alt boyutların nispi durumlarını ortaya çıkarmak ve kalite kültürü düzeyleri arasındaki sektörel farklılıkları belirlemek çalışmanın en temel amaçlarını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Eskişehir Sanayi Odasına kayıtlı işletmelerde çalışanlara yönelik kapalı ve açık uçlu sorular aracılığıyla araştırma verileri elde edilmiş ve çözümlenmiştir. Çalışmada, örgüt kültürünü ölçmek üzere Denison ve Mishra tarafından geliştirilen Örgüt Kültürü Ölçeği; kalite kültürünü ölçmek üzere Frankie Wilson'un geliştirdiği Kalite Olgunluk Modeli'ne bağlı Kalite Kültürü Ölçeğinden yararlanılmıştır. Çalışma neticesinde örgüt kültürü ve örgüt kültürünün alt boyutları ile kalite kültürü arasında pozitif yönlü ve güçlü bir ilişki olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, örgüt kültürünün alt boyut ortalamaları açısından işletmeler arasında istatistiksel açıdan fark olmadığı ve kalite kültürü gelişmişlik seviyelerinin sektörlere göre farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonunda işletmelerin kalite kültürü açısından sahip oldukları seviyeye bağlı olarak kalite kültürünün örgütte yerleştirilmesi açısından atmaları gereken adımlara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Kalite Kültürü, Örgüt Kültürü, Denison'ın Örgüt Kültürü Modeli, Wilson'ın Kalite Olgunluk Modeli