Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Tiryakioğlu
13 theses · Afyon Kocatepe University
Farklı jeodezik yöntemlerle Bolvadin'deki yüzey deformasyonlarının izlenmesi
Bu çalışmanın amacı ASFS'nin (Akşehir Simav Fay Sistemi) içinde yer alan Bolvadin Fayı'nın devamında yerleşim alanında yıkıcı deprem olmaksızın oluşmuş ve oluşmaya devam eden asismik yüzey deformasyonlarının incelenmesidir. Bunun için Bolvadin ilçesi ve çevresindeki deformasyonların belirlenmesi amacıyla GNSS (Global Navigation Satellite System), Nivelman ve SAR (Synthetic Aperture Radar) yöntemleri kullanılmıştır. Üç farklı yöntemin kullanılması sayesinde düşey deformasyonlar karşılaştırmalı olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Bolvadin'de yüzey deformasyonlarının aktif olduğu bölgeye bir tanesi 2017 diğer iki tanesi 2020 yılında olmak üzere kesintisiz gözlem yapan 3 sabit GNSS istasyonu kurulmuştur. Ayrıca faya dik profillerden oluşan nivelman ağı kurularak bu ağda 2016-2020 yılları arasında 5 kampanya hassas nivelman ölçümü yapılmıştır. Son olarak 2016-2020 yılları arasındaki Sentinel-1 uydu görüntüleri kullanılarak bölgedeki düşey deformasyonlar elde edilmiştir. GNSS verilerinden elde edilen sonuçlara göre bölgedeki maksimum deformasyon hızı -94 mm/yıl (BLV1 istasyonu) olarak hesaplanmıştır. Hassas Nivelman sonuçlarına göre ise bu noktaya yakın nivelman noktalarındaki maksimum deformasyon hızı -78 mm/yıl'dır. Bu nokta için InSAR verilerinden elde edilen sonuçlara göre ise deformasyon hızı -82 mm/yıl olarak hesaplanmıştır. Üç yöntemden elde edilen sonuçlar uyum içerisindedir. Buna göre tüm sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde BLV1 GNSS istasyonu civarında yıllık düşey deformasyon hızlarının -80 ile -90 mm olduğu görülmektedir.
Gediz Grabeni sıyrılma fayı'nın GNSS ölçüleri ile izlenmesi
Ege Denizi'nden Batı Anadolu'nun iç kısımlarına kadar yaklaşık D-B doğrultusunda uzanan bir koridoru şekillendiren Gediz Grabeni boyunca, aletsel dönemde çok sayıda yıkıcı deprem meydana gelmiş ve bu depremlerin bir kısmı yüzey kırığı oluşturmuştur. Ayrıca grabenin güneybatı kenarı, 28 Mart 1969 tarihinde meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki bir deprem ile yeniden aktivitesini sergilemiştir. Gediz Grabenindeki faylanma yapılarını incelemek için daha önce birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada ise Gediz Grabeninin güneyinde yer alan düşük açılı sıyrılma fayının kinematik yapısının incelenmesi amacıyla 47 noktalı GNSS ağı oluşturulmuştur. Bu çalışmada literatürden farklı olarak, Gediz Grabeninin tamamı ele alınmıştır. Bu nedenle çalışma sahasının farklı alanlarında yapılan çalışmalarda kullanılan noktalara ait geçmiş GNSS ölçüleri temin edilmiştir. Ağda yer alan noktalarda ise 2021 ve 2022 yıllarında 2 kampanya ölçü daha gerçekleştirilmiş ve tüm GNSS ölçüleri, GAMIT/GLOBK yazılımı ile değerlendirilmiştir. Avrasya plakası sabit hız alanları ve gerinimler hesaplanmıştır. Hız alanı incelendiğinde çalışma bölgesinin yıllık 14–25 mm'lik hızla batı-güneybatı yönünde hareket sergilediği belirlenmiştir. Zaman serileri incelendiğinde ise maksimum çökme/yükselmenin TRAZ istasyonunda (-103 mm/yıl) olduğu görülmüştür. Gerinim alanları incelendiğinde, Gediz Grabeni içerisinde KKD-GGB yönlü en büyük açılma rejimi görülmüştür. Güncel hız alanı kullanılarak hem graben için literatürde yer alan blok model test edilmiş hem de yeni blok model çalışması yapılmıştır. Çalışmadaki üçüncü blok modelde her iki bileşen için de hata ±0.8 mm'dir. Grabenin kuzey bloğu ile graben içi blok sınırında 1 mm/yıllık sol yönlü hareket ve 2.3 mm/yıllık bir açılma rejimi elde edilmiştir.
20 Temmuz 2017 (Mw:6.6) Bodrum-Kos depremi sonrası Gökova Körfezi'ndeki gerinim alanlarının belirlenmesi
Bodrum yarımadası açıklarında 20 Temmuz 2017 tarihinde Mw: 6.6 büyüklüğünde yıkıcı bir deprem meydana gelmiştir. Bu çalışma kapsamında bölgede postsismik dönemin sonrasındaki güncel gerinimlerin hesaplanması ve buna bağlı olarak jeodezik deprem tekrarlama periyotlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için 28 noktadan oluşan bir GNSS ağı oluşturulmuştur. Bu ağda 2022 yılı Şubat ve Aralık aylarında birer kampanya GNSS ölçümü gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ağda yer alan noktalarda geçmiş çalışmalarda elde edilen GNSS verileri temin edilmiştir. Temin edilen ve gerçekleştirilen 2 kampanya sonucunda elde edilen GNSS verilerinin değerlendirilmesiyle çalışma bölgesinin deprem öncesi ve deprem sonrası hız alanı hesaplanmıştır. Deprem sonrası hız alanı kullanılarak yapılan gerinim analizinden elde edilen sonuçlara göre maksimum gerinimler 230 ns/yıl ile Gökova Körfezi'nde hesaplanmıştır. Bununla birlikte Gökova körfezi içinde Mw:6 ve üzeri depremlerin 50-70 yıl, Mw:7 ve üzeri depremlerin ise 550-750 yıl arasında jeodezik tekrarlanma periyotlarına sahip oldukları belirlenmiştir. Bu çalışma kapsamında Gökova Fay Zonu'nun üzerinde Ören segmenti ve çevresinde Mw:6.3-6.9 büyüklüğünde deprem üretebilecek enerjinin biriktiği belirlenmiştir.
Kümeleme analizi ile Batı Anadolu tektonik blok modelinin belirlenmesi
Anadolu Plakası farklı tiplerde fayların bulunduğu önemli bir tektonik yapıdır. Bu çalışmada ilk olarak Anadolu Plakası üzerinde bulunan 841 adet GNSS noktasının yatay hız verileri kullanılarak kümeleme analizi yardımıyla blok sınır çalışması yapılmıştır. İkinci olarak Anadolu Plakası üzerinde oldukça karmaşık tektonik yapısıyla dikkan çeken Batı Anadolu Bölgesi'nde 402 adet kampanya tipindeki ölçülerin değerlendirilmesiyle elde edilen yatay hız verisi ile kümeleme analizi yapılmıştır. Anadolu Plakası için en uygun küme sayısının belirlenebilmesi için Elbow Metodu, Calinski-Harabasz Skoru, Silhouette Skoru ve Davies-Bouldin Indeks algoritmaları kullanılmıştır. Bu algoritmalar yardımıyla çalışma bölgesi için en uygun küme sayısı sırasıyla 7, 8 ve 9 olarak belirlenmiştir. Ardından K-Means algoritması kullanılarak kümeleme analizi yapılmıştır. Analize literatürdeki diğer çalışmalardan farklı olarak nokta konum bilgisini içeren parametre de dahil edilmiştir. Kümeleme sonucunda oluşan blok sınırları aktif fay zonlarını ve depremler sonucu oluşan yüzey kırıklarını takip etmektedir. Anadolu Plakası üzerindeki blok model sınır çalışmasında 3 adet blok sınırı daha önceki çalışmalardan farklı olarak tanımlanmıştır. Kümeleme analizindeki tüm parametreler değerlendirildiğinde en uygun küme sayısı Anadolu Plakası için 8 olarak sunulmuştur. Batı Anadolu Bölgesi'nde 402 adet kampanya tipindeki ölçüler GAMIT/GLOBK yazılım takımıyla değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonrası elde edilen yatay hız verisi için K-Means algoritması ile kümeleme analizi yapılmıştır. Bu veri setinde en uygun küme sayısının belirlenmesinde Elbow Metod'u kullanılmıştır. Elbow Metod'u ile bu bölgedeki en uygun küme sayısı 14 olarak tespit edilmiştir. Ardından K-Means algoritmasının mevcut veri dağılımıyla ne kadar iyi çalışabildiğini göstermek amacıyla sentetik veri testlerinden biri olan dama tahtası testi uygulanmıştır. Daha sonra tespit edilen 14 küme sayısında Batı Anadolu Bölgesi için K-Means algoritması kullanılarak kümeleme analizi yapılmıştır. Analize Anadolu Plakası'nda olduğu gibi yatay hız verilerine ek olarak nokta konum bilgisi parametresi de dahil edilmiştir. Batı Anadolu Bölgesi üzerinde tanımlanan blok sınırlarıyla beraber oluşan mikro blok sayısı bu çalışmada 15 olarak belirlenmiştir. Bunun yanısıra çalışmada önerilen diğer blok sınırlarıyla beraber Batı Anadolu Bölgesi'nde 18 mikro blok sınırı bu çalışmada sunulmuştur.
GNSSölçüleri ile çivril graben sistemindeki tektonik hareketlerin belirlenmesi
Çivril Graben Sistemi (ÇGS) Batı Anadolu genişlemeli tektonik rejimi içerisinde gelişmiş önemli tektonik yapılardan biridir. Toplam uzunluğu 100 km olan ÇGS, KD uzanımlı Baklan ve KB uzanımlı Dinar grabenlerinin oluşturduğu ters 'V' şeklinde bir geometriye sahiptir. Graben sistemi Dinar fayı, Çivril fayı ve Baklan fayından oluşmaktadır. Ana faylar ÇGS'nin kuzey kenarı boyunca uzanırken, güney kenarı bunların antitetik yapıları tarafından sınırlandırılmaktadır. Bu araştırmada ÇGS üzerindeki hız ve gerinim alanlarının belirlenmesi amacıyla 33 noktadan oluşan bir GNSS ağı kurulmuş olup 2022 ve 2023 yılları arasında 3 kampanya GNSS ölçüsü yapılmıştır. Ayrıca ağda yer alan noktaların geçmiş yıllardaki GNSS verilerine de ulaşılmıştır. Tüm GNSS verileri GAMIT/GLOBK yazılımı ile değerlendirilerek bölgenin Avrasya sabit hız alanı elde edilmiştir. Hız verileri kullanılarak, iki boyutlu bir gerinim analizi gerçekleştirilmiştir. Bölgenin güncel gerinim alanı Çivril Graben Sistemi içerisinde KB-GD yönlü açılmaların baskın olduğunu göstermektedir. Ayrıca Çivril fayı üzerinde gerinim bileşenlerinin sağ yönlü normal fay mekanizmasıyla uyumlu olduğu görülmektedir. Bölgenin güneyinde yer alan Acıgöl Grabeni içerisinde ise gerinimlerin minimum seviyelerdedir.
Kadastral noktaların hız değişimlerinin Türkiye ölçeğinde araştırılması
Bu araştırmada, farklı dönemlerde tesis edilen kadastral noktaların hızları arasındaki farklar araştırılmıştır. Bu kapsamda Harita Bilgi Bankası arşivlerinde yer alan, Türkiye geneline dağılmış 482 adet C1 ve C2 noktasına ait hız verileri elde edilmiştir. Bu noktalara ait güncel hızlar ise HGM tarafından yayınlanan Ulusal Jeodezik Hız Alanı verileri kullanılarak kestirilmiştir. İki hız alanı arasında her bir nokta için bileşen bazında hız farkları hesaplanarak fark haritaları üretilmiştir. X, Y ve Z bileşenleri için hız farkları sırasıyla maksimum 25, 39, 37 mm/yıl elde edilmiştir. Bu farklar uzun dönemde yapılacak epok taşımalarının desimetre seviyesinde hatalara neden olabileceğini göstermektedir.
Yerleşim alanlarında fay sakınım bantlarının belirlenmesi Kütahya Parmakören fayı örneği
Depremlerin insan hayatı ve sosyal yaşam üzerindeki etkisinin en aza indirilmesi için yerleşim alanları tasarlanırken, yerleşime uygunluk kriterleri belirlenmeli ve kentsel planlamalar yapılmalıdır. Aktif fayların konumlarının doğru belirlenmesi ve fay sakınım bantlarının oluşturulması bu kriterler arasında yer almalıdır. Bu çalışmada, Kütahya ili merkez ilçesi Parmakören Mahallesi bölgesi uygulama alanı olarak seçilmiştir. Bölgede deprem üretme potansiyeli olan aktif faylar, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünün 2011 yılında yapmış olduğu 1/250000 ölçekli diri fay haritasından çizgisel olarak belirlenmiştir. Fakat bu fayların gerçek konumları, derin uzantıları, hareketleri ve fay sakınım bantları gibi parametreler bilinmemektedir. Çalışma kapsamında GNSS tekniği ve Manyetotellürik yöntemler kullanılarak bölgedede yer alan aktif fayların gerçek konumları, derin uzantıları, hareketleri ve fay sakınım bantları belirlenmiştir. GNSS ve Manyetotellürik (MT) yöntemleri kullanılarak Kütahya grabeninin kuzey kenarını Kuvaterner'de denetleyen yaklaşık 14 km uzunluğunda olan Parmakören Fayı'nın orta kesiminde bulunan Parmakören Mahallesinde yeni imara açılmış ve imara açılacak bölgelerin yerleşime uygunluk kriterleri Jeoloji, Eğim, Bakı, Rakımve Aktif Fay gibi doğal faktörlerin puanları dikkate alınarak ağırlıklı çakıştırma yöntemiyle sınıflandırılmış ve yerleşime uygun alanlar tematik haritalar üretilerek sunulmuştur.
GNSS zaman serilerinin tekil spektrum analizi ile filtrelenmesi
Küresel Navigasyon Uydu Sistemleri (Global Navigation Satellite System – GNSS) gibi modern uzay jeodezik sistemleri, dünyanın herhangi bir yerinde konumlandırma ve zaman aktarımını sağlayan radyo navigasyon teknolojisine dayanmaktadır. GNSS dünya yüzeyi ve çevresel dinamiklerini yüksek çözünürlük ve hassasiyetle izlemek ve modellemek için benzersiz bir fırsat sağlamaktadır. Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (CORS) belirli bir noktada sürekli GNSS ölçümleri gerçekleştiren alıcılardır. Küresel ve bölgesel GNSS ağlarında tesis edilen bu alıcılar, GNSS koordinat zaman serilerinin sürekli ve düzenli olarak elde edilmesine ve konumla ilgili değişikliklerin tespit edilip izlenmesine olanak tanımaktadır. Bu zaman serilerinden istenilen sinyallerin ve bilgilerin alınabilmesi için çeşitli analizler gerekmektedir. Analiz esnasında gelişmiş matematiksel ve istatistiksel teknikler kullanılmaktadır. Türkiye'deki TUSAGA-Aktif ağında yer alan istasyonların kurulumlarına 2006 yılında başlanmış ve 2009 yılında tamamlanmıştır. İstasyonların birçoğunda yaklaşık 15 yıllık zaman serileri bulunmaktadır. Zaman serileri görsel olarak incelediğinde deprem etkisi, lineer olamayan trendler, zamanla değişken genliklere sahip periyodik hareketler ve geçici sinyaller gibi birçok karmaşık yapılar gözlemlenmektedir. Bu çalışmada, TUSAGA-Aktif ağındaki istasyonlara ait uzun zaman serileri analiz edilmiştir. Zaman serilerini filtrelemek, anlamlı trendleri ve mevsimsel sinyalleri çıkarmak için Robust Kestirimi (RK) ile Tekil Spektrum Analizi (TSA) yöntemleri kullanılmıştır. Gelişmiş yöntemlerin kullanımıyla GNSS zaman serilerinin analizinden elde edilen bilgilerin doğruluğunun ve güvenilirliğinin arttırılması hedeflenmektedir. Çalışmanın amacı, zaman serileri analizi ile istasyonların hareketleri hakkında elde edilecek bilgiler yardımıyla mevsimsel etkileri ve yer hareketlerini anlamak ve tespit etmektir. Tez kapsamında Marmara bölgesinde yer alan TUSAGA-Aktif istasyonları zaman serileri iki farklı yöntem ile analiz edilmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda, RK yönteminde zaman serisine uygun bir lineer trend elde edilirken TSA yönteminde trend eğrisel olarak elde edilmektedir. Yer bilimleri ve özellikle tektonik çalışmalarda lineer trendin kullanılması tercih sebebi olabilir. TSA yönteminin özellikle mevsimsel periyodik salınımların çıkarımında, RK yöntemine göre daha başarılı olduğu görülmektedir. Bunun temel sebebi; RK yöntemi her bir mevsimsel periyod için sabit bir genlik ve frekans değeri kullanırken TSA yönteminde böyle bir kısıtlama yoktur. Son olarak zaman serilerinde geçici (transiyent) sinyallerin olduğu durumlarda, TSA yöntemi daha başarılı sonuçlar vermektedir. Sonuç olarak, bu tez çalışmasında TUSAGA-Aktif istasyon zaman serilerine RK ve TSA yöntemleri uygulanmıştır. Bu yöntemlerin sonuçları karşılaştırılmış ve farklı durumlardaki performansları hakkında bulgular ve tartışmalar yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarının jeodezik, jeolojik ve jeofizik alanındaki çalışmalara yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
30 Ekim sisam (samos) depremi (Mw 6.9) sonrası izmir ve çevresinde bulunan fayların jeodezik yöntemlerle postsismik dönemdeki kinematiğinin incelenmesi
Bu tez kapsamında 30 Ekim 2020 yılında meydana gelen Sisam Depremi (Mw:6.9) sonrası bölgede bulunan 27 adet GNSS noktasına 8 kampanya postsismik dönem GNSS ölçüsü yapılmıştır. Kampanyalar deprem sonrası 2020 yılı kasım ayında yapılan kosismik ölçüler ile başlayıp 2025 yılı nisan ayında sona ermiştir. Tüm veriler GAMIT/GLOBK yazılım takımıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen tüm kampanyalar kullanılarak farklı kombinasyonlara göre ITRF 2014 Avrasya plakası sabit postsismik dönem hızlar üretilmiştir. Üretilen hız kombinasyonları incelendiğinde GNSS noktalarının büyük bir bölümünde ilk iki kampanyanın erken dönem postsismik hareketi içerdiği görülmüştür. En uygun kombinasyonlar ile üretilen postsismik hızlar ile presismik hızlar arasındaki farklar elde edilmiştir. Bu farklara anlamlılık testi uygulanmış α=0.05 yanılma olasılığında t-dağılımı ile anlamlı olup olmadıkları test edilmiştir. Test sonuçlarına göre deprem merkezüssüne yakın olan noktalarda (DMRC, OZDE ve ZEYT) postsismik dönemin devam ettiği düşünülmektedir. Bununla birlikte özellikle KBR3, KBR4 ve KBR5 noktalarının presismik dönemle postsismik dönem arasındaki hız farklarının arttığı bu noktaların Avrasya sabit hızlarının yavaşlamaya başladığı görülmüştür.
Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) orta segmentinin blok hareketlerinin GNSS ile belirlenmesi
Bu tez çalışması kapsamında odaklanılan bölge, Kuzey Anadolu'nun orta kesiminde yer almakta olup, doğuda Tokat-Niksar, batıda Kastamonu-Ilgaz, kuzeyde Sinop ve güneyde Yozgat ile sınırlandırılmaktadır. Çalışma bölgesi olarak belirlenen bu alanda Kuzey Anadolu Fay Zonunun (KAFZ) anakolu haricinde güneye ve kuzeye doğru uzanan splay (ana fay zonundan ayrılan faylar) faylar da bulunmaktadır. Bunlardan biri olan Merzifon-Esençay Fayı sağ yönlü doğrultu atımlı bir fay olup doğu-batı doğrultusunda KAFZ'a paralel olarak Çorum'un İskilip İlçesine kadar uzanmakta ve Esençay, Amasya, Suluova, Diphacı, Laçin ve İskilip Segmentlerinden oluşmaktadır. Bir diğeri ise Tokat'ın Niksar İlçesinden başlayıp Çankırı Havzasına kadar uzandığı bilinen Sungurlu Fayı'dır. Ayrıca, Kastamonu Havzasının kuzey kesiminde yer alan Doğu-Batı doğrultusunda uzanan Ekinveren Fayı ve KAFZ ile Kırıkale-Erbaa Fay Zonu arasında kuzeybatı-güneydoğu yönünde meydana gelen sıkışma nedeniyle Geç Pliyosen döneminde aktif hale gelmiş olan Eldivan Fayı'dır. Bu çalışmada KAFZ'ın anakolu ile orta bölümündeki splay fayların oluşturduğu güncel deformasyonu belirlemek amacıyla 118 noktadan oluşan bir GNSS ağı tasarlanmıştır. Bu ağda yer alan noktaların geçmiş yıllardaki verileri temin edilmiş ve belirlenen noktalarda 2023-2024 yıllarında kampanya tipi GNSS ölçmeleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin GAMIT/GLOBK yazılımı ile değerlendirmesi yapılmış ve bölgenin güncel hız alanı <2 mm/yıl belirsizlikle üretilmiştir. Bu hızlar yardımıyla bölgenin güncel kinematik özelliklerini belirleyebilmek için 2, 3, 4, 5 veve 6 bloklu (nihai model) model tasarlanarak, ters çözüm yöntemi ve üç boyutlu elastik yarı uzaysal yer değiştirme modeli ile bloklara ait üç bileşendeki rotasyonel hareketler ve blok sınırlarını temsil eden faylara ait faya paralel ve dik hızlar TDEFNODE ve GeodSuit programları ile hesaplanmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar, KAFZ orta kesiminde yer alan splay fayların aktif olduğunu ve bölgedeki deformasyonun yalnızca anakol üzerinde değil, bu faylar boyunca da dağıldığını göstermektedir. Blok model sonuçları, KAFZ anakolu boyunca sağ yanal hareketin doğudan batıya doğru arttığını ve splay faylar üzerinde de belirgin kayma hızlarının bulunduğunu ortaya koymuştur. Özellikle Sungurlu Fayı'nın sağ yanal ters bileşen, Merzifon-Esençay Fayı'nın yanal bileşene sahip eğim atımlı ve Ekinveren Fayı'nın sağ yönlü doğrultu atımlı bir fay yapısına sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, bölgedeki gerinim birikiminin sadece KAFZ anakolunda değil, aynı zamanda splay faylar boyunca da devam ettiğini ve deprem tehlike analizlerinin bu doğrultuda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Hassas nokta konumlama yönteminin ölçü süresine bağlı konum doğruluğunun incelenmesi
Bu araştırmada, Hassas Nokta Konumlama (PPP) yönteminin GNSS noktalarının konum doğruluğuna etkisi araştırılmıştır. GNSS konum doğruluklarının iyileştirilmesinde, seçtiğimiz 8 TUSAGA-Aktif istasyonlarını GAMIT/GLOBK yazılım takımıyla 24 saatlik RINEX verileri değerlendirilmiştir. TEQC yazılımıyla 2,4,6,8 ve 12 saatlik dilimlere ayırarak veri setleri elde edilmiştir. Daha sonra tüm RINEX veri setleri web tabanlı online CSRS-PPP yazılımı kullanılarak değerlendirilmiştir. GAMIT/GLOBK yazılımı 24 saatlik verileri doğru kabul edilerek, CSRS-PPP'den elde edilen veri setlerinin sonuçlarından karesel ortalama hatalar hesaplanmıştır. Ayrıca ölçü süresi/konum doğrulukları arasındaki ilişkiler belirlenerek elde edilen sonuçlar Eckl vd. (2001) ile karşılaştırılmıştır. PPP çözümlerinden elde edilen konum doğruluklarının, Eckl vd. (2001)'de elde ettikleri konum doğruluğu bağıntıları ile uyumlu görülmüştür.
Sarıgöl'de meydana gelen yüzey deformasyonlarının jeodezik yöntemlerle incelenmesi
Bu araştırmada, Sarıgöl Fay hattının ilçe merkezinde gözlenen, 1969 Alaşehir depreminin oluşturduğu yüzey kırıklarının hassas nivelman yöntemi ile izlenmesi ve yer altı sularının fay hattına etkisi konu alınmıştır. Çalışma sahasında hassas nivelman yöntemi için oluşturulan nivelman ağı, yüzey deformasyonlarını dik kesecek şekilde 2 adet nivelman hattı, 14 adet referans noktası olmak üzere bölgeye 2017 yılında tesis edilmiştir. Bölgede toplamda 11 kampanya hassas nivelman ölçümü yapılmıştır. Hassas nivelman ölçümleri bölgedeki yoğun tarımsal sulamalar olması nedeni ile dört mevsim olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. 2017 yılının temmuz ayında yapılan ilk hassas nivelman ölçümü ile 2020 yılının ağustos ayında yapılan son ölçüm arasında 240 mm düşey yönde deformasyon olduğu görülmüştür. Bölgede ve yakın çevresinde bulunan DSİ'ye ait yer altı kuyularının su seviyelerini gösteren verileri DSİ'den temin edilmiştir. Elde edilen verilerde ilkbahar ve yaz aylarında su seviyelerinde düşüşler görülmüş, sonbahar ve kış aylarında ise yükselişler görülmüştür. Mevsim geçişlerinde (yaz ve kış) su seviyelerinde 10 m değişim olduğu gözlenmiştir. Genel olarak yeraltı su seviyelerinde dalgalı hareket yaşanmasına rağmen deformasyonlar sürekli olarak devam ettiği gözlenmiştir. Nivelman ölçü sonuçlarına göre mevsimsel geçişlerde de yüzey deformasyonunun devam ettiği görülmüştür.
Farklı kampanya sayısı ve ölçü süresi kombinasyonları ile GNSS hız doğruluğunun araştırılması
Bu araştırmada, GNSS noktalarının yatay ve düşey hız doğruluklarını etkileyen parametrelerin tespit edilmesi üzerine bir çalışma yapılmıştır. TUSAGA-Aktif ağında bulunan 6 adet sabit istasyon noktası ile oluşturulan veri kombinasyonları GAMIT/GLOBK yazılım takımıyla değerlendirilmiştir. Değerlendirilen veriler ile 6 adet sabit istasyon noktasına ait hızlar ve hız doğrulukları hesaplanmıştır. GNSS hız doğruluklarının elde edilmesi ve iyileştirilmesi için kullanılan veri kombinasyonları farklı kampanya sayısında, farklı ölçü sürelerinde ve farklı periyotlarda olmak üzere 3 temel parametre baz alınarak oluşturulmuştur. Çalışmada farklı kampanya sayısındaki ölçüler için kampanyalar arası geçen süre arttırılarak hız verileri elde edilmiş ve daha iyi anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi için grafikler kullanılmıştır. Bu veriler ile elde edilen sonuçlara göre hızların karesel ortalama hata değerleri çalışmada yorumlanmıştır. 2 kampanya kombinasyonlar; ikinci kampanya ölçüsü sabit tutularak, ilk kampanya ölçüsü ile birlikte yıl aralığı arttığında karesel ortalama hata değerleri 4 saatten daha uzun ölçü sürelerinde iyileşmiştir. Ayrıca 2 kampanya kombinasyonlarda ilk kampanya ölçüsü sabit tutularak; ikinci kampanya ile birlikte yıl aralığı arttığında en az 2 saat ölçü süresinde karesel ortalama hata değerinin 1 mm altına düşmesi için kampanyalar arası geçen sürenin 4 yıl olması gerektiği görülmüştür. 3 kampanya ölçülerde; kampanyalar arası yıl aralığı ve ölçü süreleri arttıkça karesel ortalama hata değerlerinde iyileşme olurken, kampanya sayısının artması, karesel ortalama hata değerlerinde yıl aralığı ve ölçü süresi kadar etkili olmamıştır. Yıl aralığı arttıkça farklı kampanya sayılarında karesel ortalama hata değerlerinde iyileşme görülmesi, geçmiş ölçüsü bulunan bir noktada yeni bir ölçü daha yapılarak yüksek doğrulukta veri elde edilebilir olduğunu göstermiştir.