Theses supervised by Prof. Dr. İrfan Karagöz

13 theses · Gazi University, Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan ünitelerine özgü kuvöz tasarımı ve gerçekleştirilmesi

Bu çalışmada, yenidoğanların belirli bir süre uygun ve steril koşullarda tedavi ve bakımının gerçekleştirildiği, gelişmiş bir kuvöz tasarımının yapılması ve gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Yenidoğanlar kuvöz ile dış ortamdan ayrı tutulmakta ve özel filtrelerden geçirilmiş hava verilmek suretiyle de daha steril bir ortam sağlanmaktadır. Kuvöz içerisine, bebeğe gereksinim duyacağı miktarda oksijen verilebilir. Ayrıca bebek için gürültünün en aza indirildiği izole bir ortam sağlanmış olur. Ortamın ısı, ışık ve nem değerleri de bebek için en ideal değere ayarlanmaktadır. Gerektiğinde kuvöz üzeri kapatılarak karanlık bir ortam sağlanır. Böylece bebek iyileşene kadar anne rahmine benzeyen bu ortamda tüm bakımları ve tedavileri bebeğe en az zarar verecek şekilde sağlanmış olur. Zamanında doğan bebekler kısa sürede ortama uyum sağlamakta ancak zamanından önce doğan bebekler doğar doğmaz birtakım girişimlere maruz kalmaktadırlar. Prematüre bebekler erken doğuma bağlı birtakım sistemleri iyi gelişmemiş olduğu için yeni ortama uyum sağlamakta güçlük çekerler. Bu çalışmada tasarlanan kuvöz ile bebekler için ideal bir ortam oluşturulmuştur.

Şerif Çalışkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanısal ultrason için adaptif güvenlik parametresi modelinin oluşturulması ve görüntü kalitesinin arttırılması

Tanısal ultrason, bir görüntüleme aracı olarak tıpta yaklaşık olarak yarım yüzyıldır kullanılmaktadır. Tanısal ultrason, doku ve organların yapısı ve fonksiyonları ile ilgili bilgi elde etmek için kullanılmaktadır. Buna karşın bu yöntemde vücut içine akustik enerji gönderildiği için canlı dokular üzerinde ısıl ve mekanik olmak üzere iki biyolojik etki oluşabilmektedir. Tanısal ultrasonun neden olduğu bu biyolojik etkilerin belirli ultrason çıkış değerlerinde tehlikeli olduğu düşünülmektedir. Bu tez çalışmasında, tanısal ultrasonun ısıl ve mekanik biyolojik etkileri için bir güvenlik parametresi önerilmiştir: SUT (güvenli çalışma süresi). SUT modeli, bir eşik seviyesine göre bir doku parçasının güvenli bir şekilde ne kadar süreyle ultrasonla görüntüleneceğini belirlemek için oluşturulmuştur. Bu çalışmada, SUT modelini kullanarak akustik yoğunluğu, A.B.D. İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) tarafından belirtilen sınır değerlerinin üzerine arttırılabileceği teorik olarak gösterilmiştir.Operatör, görüntüleme performansını arttırmak için önerilen SUT modelini esas alarak yüksek güçlü ultrason dalgasını kısa süreli olarak kullanabilir. Bu çalışmada, SUT modeli kullanılarak özellikle yüksek çözünürlük ve/veya geniş penetrasyon derinliğinin elde edilmesi amaçlanmıştır. Burada sunulan sonuçlar, güvenli sınırlar içinde kalarak penetrasyon derinliğinin ve/veya çözünürlüğün arttırılması için FDA tarafından müsaade edilenden daha yüksek akustik çıkış değerlerinin kullanılabileceğini göstermiştir. Ayrıca bu çalışma, görüntü kalitesinin, akustik enerji ve frekansın yanında ultrason inceleme süresinin de bir fonksiyonu olarak değiştiğini ortaya çıkarmıştır.

Biyolojik etkiIsıUltrason
Mustafa Kemal Kartal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

X ışın tüpü için hassas kalibratör tasarımı ve gerçeklenmesi

Bu çalışmada tıbbi görüntülemede kullanılan konvansiyonel röntgen, floroskopi, mamografi, dental röntgen gibi X Işını Tüpü temelli görüntüleme cihazlarında kullanılan ve gerek görüntüleme kalitesi, gerekse hasta sağlığı açısından hayati öneme haiz bazı tüp parametrelerinin güncel teknolojinin son olanaklarından faydalanılarak tasarlanıp geliştirilen bir cihaz yardımıyla çok hassas bir şekilde ve yüksek doğrulukla ölçülmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda cihaza, kablosuz olarak bir bilgisayara bağlanarak ölçüm sonuçlarını aktarabilmesi için Bluetooth ve gerekli değerlendirmelerin yapılabilmesi için ölçüm verilerinin grafiksel olarak gösterimini sağlayan bir bilgisayar yazılımı ile kullanımını kolaylaştıran fonksiyonlar eklenmiştir. Bu şekilde ölçümlerin alınması esnasında X Işın Tüpünü besleyen yüksek gerilim transformatörüne yakın çalışılmasından doğabilecek olası risklerin önüne geçilmiş ve teknisyen sağlığının korunması amaçlanmıştır. Alınan ölçümlerle kalibrasyonu yapılan cihazlar zaman içerisinde ortaya çıkan sapmalar sonucu hastaların fazla dozaja bağlı yan etkilerden korunmasını sağlamaktadır.

Kalibrasyon
Hakan Gemici
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İki boyutlu mükemmel iletkenlerin radar kesit alanı hesabı

Genel anlamda radar, modüle edilmiş dalga formu ve anten ile hedef cisimleri tespit etmek için kullanılan elektromanyetik enerjinin iletilmesidir. Hedef cisim bir kısım enerjiyi radara yansıtmaktadır. Bu yansımalar radar alıcısı tarafından hedefin hız, açısal pozisyon ve diğer hedef tespit karakteristiklerinde kullanılır. Radar tarafından yayılan enerji cisme çarptığında hedef üzerinde indüklenen akım tüm yönlerde elektromanyetik enerjiyi yayar. Bu yayılan enerji hedefin boyutu, yönlendirme, fiziksel şekli, malzeme cinsi, tüm bunların beraber kabul edildiği hedef özel parametresine Radar Kesit Alanı RKA (Radar Cross Section RCS) denir. Radar kesit alanın hesaplanması, temel olarak hedeften dağılan elektrik alanın bulunması demektir. Gelen düzlemsel dalga tarafından hedefe indüklenen akım hesaplanabilirse, anten dizilerinde kullanılan aynı integraller, dağılan bu elektrik alanın hesaplanmasında uygulanabilir. Bu çalışmada, iki boyutlu mükemmel iletkenlerin radar kesit alanı hesaplanması incelenmiştir. Bu hesaplama fortran programı kullanarak yapılmıştır.

Radar kesit alanıRadar sistemleri
Turkam Mohammed
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tek kanallı sistemler için geliştirilmiş ses iyileştirme yöntemi

Bu çalısmada, günlük hayatta sıkça karsımıza çıkan tek kanallı sistemler için bir ses iyilestirme yöntemi gelistirilmistir. Bu gelistirilen yöntem gürültülü konusma sinyalinin, gürültü ve konusma sinyali olarak iki alt bölgeden olustugunun varsayıldıgı alt bölgeler metodu temel alınarak gelistirilmistir. Ancak klasik yöntemlerden farklı olarak gelistirilen yöntem insan isitme sisteminin önemli bir özelligini bünyesine dahil etmeye çalısmıstır. Bu özellik insan kulagının farklı frekanslara farklı bölgelerde tepkiler vermesi prensibidir. Bu prensibe dayanarak gelistirilen çok bantlı görüngesel çıkartma isleminde, insan isitme sisteminde oldugu gibi isitme frekans aralıgı alt frekans bölgelerine parçalanarak ele alınmıstır. Bu sayede genel bir gürültü yapısı belirlemek yerine her frekans bandı için ayrı bir gürültü karakteristigi çıkartarak gerçege daha yakın ve daha dinamik bir yöntem elde edilmistir. Elde edilen sonuçlar bu yöntemin klasik görüngesel çıkartma yöntemlerine göre çok daha iyi sonuç verdigini göstermistir. Bununla birlikte sistem düzensiz ve gerçek hayattaki sartlarda kullanılmak için ideal ve gelisime açık bir yöntemdir. Anahtar Kelimeler : Görüngesel çıkartma, sinyal isleme, ses iyilestirme

Konuşma iyileştirmeSes spektrografisiSpektral çıkartım yöntemi
Hüseyin Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İPv4'ten İPv6'ya geçiş süreci için İPv6 tünel ve sanal hedef ip teknikleri

Günümüzde yaygın olarak kullanılan internet, milyonlarca bilgisayarın binlerce ag aracılıgıyla birbirine baglanması sonucunda olusmustur. Her geçen gün bu yapıya yeni bilgisayarlar ve aglar eklenmekte ve büyüme sürmektedir. Bu kadar büyük bir yapı içerisinde, birbirine baglı herhangi iki bilgisayarın haberlesebilmeleri ancak birbirlerini bulabilmeleri ile mümkündür. Bunu saglamak için çesitli adresleme protokolleri gelistirilmistir. Bu protokollerden en yaygın olanı ise adını internetten alan P(internet protokolü)'dir. P'nin mevcut versiyonu versiyon 4 olarak adlandırılır. P versiyon 4 (Pv4) adres 32 bittir ve 4 milyarın biraz üzerinde bilgisayarı adreslemeye imkan tanır. Baslangıçta internetin bu kadar geliseceginin öngörülememesi, zamanla yeni hizmetlere olan gereksinimlerin ortaya çıkması ve mevcut adres aralıgının etkin kullanılmaması gibi nedenler günümüz internetinde adresleme protokolü olarak kullanılan internet protokolünün 4 numaralı versiyonu (Pv4), sayısal ve yapısal olarak yetersiz hale gelmesine yol açmıstır. Yeni hizmet gereksinimleri Pv4'ün genel yapısında degisiklik isterken, adres aralıgının tükenmesi daha genis adres aralıgı ihtiyacı dogurmustur. nternet hızlı bir sekilde büyürken adreslerin bitmesi bu büyümenin önünde engel teskil etmektedir. Bu büyüme hızı ile yakın bir gelecekte internet ii üzerindeki aglar ve bilgisayarlar mevcut P yapısının kaldıramayacagı bir duruma gelecektir. nternetin hızla gelisiminin devamı için yeni ve daha genis adresleme aralıgı olan yapı gereklidir. Ayrıca ses ve görüntü gibi anında iletilmesi gereken verileri baska verilerden ayırmak ve iletim yolu üzerindeki yönlendiricilerde uygun kurallar tanımlayıp servis tiplerine göre iletim öncelikleri belirlemek gibi istekler internetin yapısında degisiklikler gerektirmektedir. Pv4'te olusan ve yukarda bahsedilen kısıtlar nedeniyle, daha genis adres aralıgı içeren ve gelisen ihtiyaçlara cevap verebilecek sekilde esnek bir yapıda olan yeni bir P versiyonu olusturulmustur. smine, internet protokol versiyon 5'in (Pv5) test protokolü olarak kullanılması nedeniyle internet protokol versiyon 6 (Pv6) denilmistir. Pv6'nın gelisimi sürerken Pv4'ten bu protokole geçisin nasıl olacagı sorusu ortaya çıkmıstır. Bu çalısmada bu iki internet protokolünün genel yapısı incelenmis ve geçis süreci için Pv6 tünel ve sanal hedef P teknikleri gelistirilmistir.

Kenan Erdoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Eksenel siklon ayırıcıların performans parametrelerinin sayısal olarak incelenmesi

Akışkanlar dinamiğinin en önemli konularında biri de hiç kuşkusuz iki faza sahip olan akış modellerini incelemektir. Siklon ayırıcılar da genel olarak iki fazlı akışa sahip yapılardır. Teorik olarak akış parametrelerini belirlemek çok uzun ve çok fazla hesaplama gerektirse de bilgisayarların gelişmesi ile CFD temelli çözümler ile analizler çok daha kolay, hızlı ve kabul edilebilir hatalar ile sonuçlar vermektedir. Yaptığımız bu çalışmada da eksenel bir siklon ayırıcının performans parametreleri CFD temelli ticari bir yazılım olan ANSYS Fluent ile incelenmiştir. Bir, iki ve üç tur spiral sayısına sahip olan üç farklı eksenel siklon ayrıcının farklı giriş hızlarında, partikül toplama verimi ve basınç kayıpları üzerine etkileri analiz edilmiştir. Yapılan analizler tek fazlı ve iki fazlı olarak gerçekleştirilmiştir ve türbülans modeli olarak Reynold Stress Model (RSM) kullanılmıştır. Farklı helis açısına sahip siklon modelleri tasarlanmış ve incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre eksenel siklon ayrıcı içerisine giren akışkanın hızının ve helis açılarının siklon ayrıcının toplama verimi ve basınç kayıpları üzerine çok büyük ölçüde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca 0,1 µm den 10 µm ye kadar olan partikül boyutları için de bu durumlar gözlemlenmiş, sonuçlar eşdeğer boyutta teğetsel siklonlarla mukayese edilmiştir. Yapılan bu çalışma optimum eksenel siklon ayrıcı çeşidini saptamak için yardımcı olabilecek niteliktedir.

Emre Oruç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Spar tipi açık deniz yüzer rüzgar türbini (S-FOWT) modellenmesi ve verimlerinin CFD ortamında karşılaştırmalı analizi

Enerjiye duyulan ihtiyacın her geçen gün giderek artması ve fosil yakıtların çevreye verdiği olumsuz etkiler nedeni ile son yıllarda çevre dostu sürdürülebilir enerji kaynaklarının geliştirilme çalışmalarına Dünya'da daha fazla kaynak ve zaman ayrılmaya başlanmıştır. Bu kaynakların başında rüzgar enerjisinden üretilen kaynaklaryer almıştır. Spar Tipi Açık Deniz Yüzer Rüzgar Türbini (S-FOWT), karada kurulan rüzgar türbinlerine kıyasla daha yüksek rüzgar hızlarına sahip olması nedeniyle rüzgar enerjisi için önemli bir kaynak olmuştur. Dünya'da kurulan yüzen tipte rüzgar tiplerinin büyük bir bölümü zemine sabitlenmiş yapılardan oluşmuştur. Daha derin sularda ekonomik sebeplerden ötürü kurulumu mümkün olmayan rüzgar türbinleri için Spar Tipi Açık Deniz Yüzer Rüzgar Türbinleri (S-FOWT) seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tezde; HAD yazılımı ile Spar Tipi Açık Deniz Yüzer Rüzgar Türbinlerin (S-FOWT) hidrodinamik modellemelerinin yapılmıştır ve statik denge, serbest salınım ve düzenli dalga testleri sonucunda ortaya çıkan verimlerinin bilgisayar ortamında analizlerin karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu sayede performans ve hidrodinamik modelleme arasındaki ilişki tanımlanmış ve en üstün model elde edilmiştir. Analiz süreçlerinde, sonuçlar üzerinde etkili olan mesh yapısı ve operasyon koşulları ile ilgili parametreler irdelenerek sağlıklı bir matematiksel model oluşturulması için ihtiyaç duyulan parametreler ayarlanmıştır. Tartışma kısmında belirlenen kriterlere göre rüzgar türbini üzerinde ortaya çıkan kuvvetlerin şekil ve grafik sonuçları çıkartılmış ve incelenmiştir.

Mert Yanya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Bio esinlenmeli kanat modelinde aerodinamik karakteristiklerin incelenmesi

Kanat profili ve aerodinamiği; özellikle son yıllarda, uçak kanadı, türbin kanadı, insansız hava araçları, mikro hava araçları tasarımı ve dinamiği ile ilgili konularda çalışan pek çok araştırmacı için ilgi konusu olmuştur. Uzun yıllardan beri doğadaki birçok hayvan ve bitki yapısı ve sistemleri mühendis ve mimarların geliştirdiği tasarım ve sistemlere ilham kaynağı olmuştur. Bu tez çalışmasında akçaağaç tohumunun aerodinamik özelliklerinden istifade etmek amacıyla bio-esinlenmeli bir kanat modeli oluşturulmuştur. Bu modelin aerodinamik karakteristiklerini belirlemek üzere 3 boyutlu yazıcı kullanılarak modelin prototipi üretilip deneysel ve nümerik çalışmalarda kullanılmıştır. Deneyler, açık akışlı rüzgar tünelinde, U=5 m/s, 10 m/s ve 14 m/s hava hızlarında yapılmış; -50° ― +50° arasında değişen hücum açılarında, Re=12300, 24600 ve 34440 için kaldırma ve sürüklenme katsayısı değerleri elde edilmiştir. Ayrıca prototip kanadın CAD katı modeli oluşturularak ANSYS R2020 analiz yazılımı ile hesaplamalı akışkanlar dinamiği analizleri gerçekleştirilmiştir. Nümerik testler, farklı çözüm yöntemleri ve farklı türbülans modelleriyle tekrarlanmış, analizlere SST-k-ω türbülans modeli ile devam edilmiştir. Ağdan bağımsızlık çalışmalarından sonra farklı atak açıları için hız ve basınç dağılımları elde edilmiş, hesaplanan kaldırma ve direnç katsayıları deneysel sonuçlarla kıyaslanmıştır. Yapılan analizlerde modelin asimetrik bir kanat özelliği gösterdiği, bütün Re sayıları için maksimum kaldırma katsayısının pozitif hücum açılarında, α =35º, negatif hücum açılarında ise α =-40º civarında elde edildiği görülmüştür. Bütün Re sayılarında minimum sürüklenme katsayısı yaklaşık α =7º hücum açısında elde edilmiştir. Aerodinamik performansın Re sayısı ile az da olsa arttığı, ancak bütün Re sayıları için maksimum CL/CD oranı hücum açısı α =18º'de oluştuğu görülmüştür. Maksimum değer CL/CD=1,736 olarak Re=3440 değerinde elde edilmiştir. Negatif hücum açılarında bütün Re sayılarında ekstremum değer, yaklaşık α=-3º de oluşmuş olup minimum değer CL/CD=-2,13 olarak Re=3440 değerinde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Biyo-esinlenmeli kanat tasarımı, biyonik kanat, aerodinamik performans, deneysel aerodinamik, nümerik aerodinamik, türbülans modelleri. 2021, xi + 105 sayfa.

Neslihan Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

PEM yakıt hücrelerinde su ve ısı yönetimine yönelik biyo esinlenmeli kanal tasarımı ve optimizasyonu

Hidrojenin elektrokimyasal reaksiyonlar sonucu elektrik enerjisine dönüştürülmesinde Proton Değişim Membranlı (PEM) yakıt pilleri; düşük çalışma sıcaklığı, hızlı devreye girme, yüksek güç yoğunluğu gibi özellikleriyle özellikle mobil sistemler için ideal bir enerji dönüşüm sistemi olarak ortaya çıkmaktadır. Buna karşın PEM yakıt pilleri; su akıntısı, kuruma, kurumaya bağlı aşırı sıcaklık bölgelerinin oluşması gibi olumsuz sonuçlar yönünden güçlendirilmeye muhtaçtır. Bu tez kapsamında, biyolojik yapıların geometrik özelliklerinden ve canlıların değişken koşullar karşısında geliştirdikleri adaptasyonlardan yararlanarak geliştirilen biyo esinlenmeli akış alanları ile bu problemlerin çözülmesi amaçlanmıştır. Bu tez kapsamında üç yeni akış alanı geliştirilmiştir. Bunlar memelilerin dolaşım sistemlerinin hipoksi altındaki reflekslerinden yola çıkarak geliştirilen ara rezervuarlı, ara beslemeli akış alanları ve arıların bal peteklerinin şeklinden esinlenilerek geliştirilen bal peteği akış alanıdır. Ayrıca dört kanallı serpantin akış alanı farklı sıcaklık ve basınç etkileri altında referans olarak test edilmiştir. Ara beslemeli akış alanında reaktant besleme noktaları ve besleme oranları değişken kabul edilip optimum operasyon koşullarının deneysel olarak belirlenmesi sağlanmıştır. Elde edilen sonuçların açıklanmasında ihtiyaç duyulan noktalarda Ansys Fluent PEM Fuel Cell modülü ile yapılan sayısal analizlerden yararlanılmıştır. Çalışma sonunda ara rezervuarlı akış alanının dört kanallı serpantin akış alanına göre yaklaşık %10 oranında daha yüksek güç yoğunluğuna sahip olduğu tespit edilmiştir. Ara beslemeli akış alanlarında besleme oranlarının anot ve katot tarafında simetrik veya asimetrik yapılması arasında sürekli üstünlük gösteren bir korelasyon bulunmamaktadır. Çıkışa en yakın giriş portundan yapılan ara besleme debisinin yükselmesi güç çıkışının zayıflamasına neden olmuştur. Yeni tasarlanan akış alanları içinde en yüksek performansı doğru akışlı bal peteği akış alanının gösterdiği tespit edilmiştir.

EnerjiHidrojenYenilenebilir enerji
Erman Çelik
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

PEM yakıt pillerinde geometrik ve çalışma parametrelerinin performansına etkileri ve yeni bir akış alanı tasarımı

Bu çalışmada, yakıt hücresindeki kimyasal reaksiyonların yanı sıra ısı ve akışkan akışı için matematiksel bir model oluşturulmuş ve bu model doğrulama amacıyla bilinen bir serpantin tipi yakıt hücresine uygulanmıştır. Üç boyutlu, serpantin kanallı PEM yakıt hücresi, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) yöntemi kullanılarak tek fazlı analiz edilmiştir. Çalışma geçici rejimde ve kararlı halde ayrı ayrı yapılmıştır. Membran, katalizör tabakaları, gaz difüzyon tabakaları, gaz akış kanalları, anot ve katot akım toplayıcı plakalar dahil olmak üzere tam bir PEMFC göz önüne alınmıştır. Geçici rejim çalışmasında yakıt hücresinin kütle akış oranlarındaki bir adım değişikliğine yanıtı aranmıştır. Giriş akış koşullarına kütle akış oranlarında %20'lik adım değişiklikleri uygulanmış ve yakıt hücresinin zamana bağlı güç ve akım yoğunluğu tepkileri çeşitli hücre voltajı değerleri için analiz edilmiştir. Yakıt hücresi performansının değerlendirilmesi için polarizasyon eğrileri oluşturulmuş ve zaman içindeki değişimleri sunulmuştur. Kararlı hal çalışmasında ise çalışma basıncı, dönüşüm katsayısı ve stokiyometrik akış oranının yakıt hücresi performansına etkileri incelenmiştir. Yakıt hücresindeki performansı etkileyen parametrelerin belirlenmesi ve yüksek performans için optimize edilmesi birincil öneme sahiptir. Elde edilen sonuçlar yakıt hücresi karakteristik eğrisi açısından sunulmuştur. Ayrıca yeni bir akış alanı tasarımı yapılmış, manifold ve ara rezervuarların bulunduğu üç boyutlu yeni nesil serpantin akış alanı oluşturulmuştur. Tasarımla ilgili çalışmalar TÜBİTAK projesi kapsamında sürdürülmektedir.

Seda Küpeli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ekstra çıkışlı ve rezervuarlı bir PEM yakıt hücresi kanalındaki damlacık hareketlerinin vof yöntemi ile incelenmesi

Fosil yakıtlarına alternatif ve temiz enerji arayışında önemli bir konu haline gelen PEM Yakıt Pilleri enerji taşıyıcı olarak hidrojeni kullanmakta ve ürün olarak su çıkarmaktadır. Eğer su PEM'den uzaklaştırılmaz ise madde geçişi ve reaksiyon bölgeleri azalır hücrenin verimliliği düşer. Öte yandan PEM kurutulursa proton geçirgenliği azalır ve yine performans kaybı yaşanır. Dolayısıyla su tahliyesi devamlı ve kontrollü şekilde sağlanmalıdır. PEMFC de su yönetimini sağlamanın bir yolu da kanal geometrisi tasarımını geliştirmektir. Bu çalışmada PEM kanalına eklenmiş ekstra bir çıkışın damlacık hareketine etkisi incelenmiştir. Eklenen çıkışa farklı bağıl basınçlar uygulanarak ve çeşitli durumlar modellenerek HAD analizi, ANSYS Fluent ortamında gerçekleştirilmiştir. İncelenen durumlar sonucunda çıkışa yakın hareketsiz damlacıkların hemen tahliye olduğu, hareket halindeki damlacıkların ise yalnız düşük bağıl basınçlarında ekstra çıkıştan tahliye olduğu saptanmıştır Ayrıca yerçekimi yönünün su tahliyesinde az bir etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

Arın Göksel Altıntaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gerotor tipi pompalarda rotor-stator grubu ile gövde eşleşme optimizasyonu yapılarak pompa verimliliğinin arttırılması

İçten dişli pompaların bir çeşidi olan gerotor pompalar, rotor (dış dişli) ve stator (iç dişli) adı verilen 2 alt elemandan oluşan basit yapılı, küçük ve sessiz çalışan pompalardır. Bu çalışmada gerotor tipi pompalarda, pompa verimi üzerinde rotor-stator grubu ve gövde arası boşluğun (paket boşluğu) etkisi araştırılmıştır. Rotor-stator grubu ve gövde arasında 30-40μm, 40-50μm, 50-60μm ve 60-70μm boşluk olacak şekilde, boyutları aynı olan 10'ar adet pompa için eşleşmeler yapılmış ve toplam 40 adet pompa montajı yapıldıktan sonra debi ve tork testlerine tabi tutulmuştur. Yapılan testler 20 bar sabit basınçta ve 600-1000-1500 ve 2000 dev/dk hızlar için yapılmıştır. Elde edilen veriler ile pompa hacimsel, mekanik ve toplam verimleri hesaplanmıştır. Sonuçlar her bir paket boşluğu için kıyaslanmış ve optimum performans için uygun paket boşluğu belirlenmiştir.

Elif Keyif Aras
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00

Other supervisors