Theses supervised by Prof. Dr. Metin Ateş
16 theses · İstanbul Arel University, İstanbul Beykent University
Hastanelerde gelir ve talep
Bu araştırmanın amacı incelenen hastanede PET CT cihazının kullanımının ve talep tahmininin bilimsel hesaplamalar kapsamında tespit edilmesidir. Araştırmanın kapsamını İstanbul'da faaliyet göstermekte olan özel bir hastanenin PET CT ünitesi oluşturmaktadır. Veriler kurumun süreç performans ve iş geliştirme departmanından alınmıştır. Departmana ait bilgiler PET CT ünitesi sorumlusu ile görüşülerek alınmıştır. Araştırmaya konu olan PET CT cihazına yönelik talep tahmini uygulaması çalışmasında, öncelikli olarak PET CT cihazına yönelik kullanım kapasitesi ve çalışma dereceleri işgücü durumuna göre değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda PET CT cihazına yönelik olarak gerçekleştirilen işlemler tablolar halinde sunulmuştur. Cihazın net olarak hizmet verdiği süreler, arıza, işgücünün çalışma saatleri ve tatil durumları gibi kıstaslar dikkate alınarak hesaplanmıştır. PET CT cihazına ilişkin kullanım oranları belirlenmiş ve çalışma derecesi fiili kapasite ve pratik kapasite oranlaması kapsamında tespit edilmiştir. PET CT cihazına yönelik kapasite şartları kapsamında sağlık hizmetlerine yönelik hesaplamalarda sıklıkla kullanılan en küçük kareler yöntemi (EKKY) kullanılmıştır. Regresyon modeli kapsamında öncelikle verilere ilişkin grafikler verilmiş ve sonrasında model oluşturulmuştur. Toplam olarak 07/2016 – 06/2017 tarihleri arasında 1740 saat yani 104400 dakikalık zaman çalışılmıştır. 07/2017-06/2018 dönemi itibariyle PET CT adedi ve toplam geliri önceki yıllara göre artış göstereceği tespit edilmiştir. PET CT adettin bir önceki döneme göre %28, PET CT geliri %15 artış olacağı öngörülmektedir.
Hastanelerde süreç yönetimi ve süreç iyileştirme konusunda bir uygulama örneği
Gelişen teknoloji ve küreselleşmenin etkisiyle oluşan yoğun rekabet ortamı, hastanelerdeki tedarik ve lojistik yönetimini son derece önemli bir hale getirmiş ve kurumları bu konuda yeni stratejiler geliştirip profesyonel bir yönetim oluşturmaya mecbur etmiştir. Önceki yıllarda kamu hastaneleri tek sağlık hizmeti sunucusu konumunda iken gelinen noktada özel sağlık kuruluşlarının devreye girmesiyle bir rekabet ortamı oluşmuştur. Hastanelerin temel görevi olan tedavi hizmetlerinin sürekliliğini sağlayabilmenin yolu, kaynakları doğru yönetmekten geçmektedir. Geliri sosyal güvenlik kurumu ödemeleriyle sınırlı olan kamu hastanelerinin, kaynak yönetimi politikalarını doğru belirleyemediği sürece temel işlevini yerine getirmesi ve bu rekabet ortamı içinde kendine yer bulması mümkün değildir. Hastane giderlerinin, personel, malzeme ve diğer kalemlerden oluştuğu düşünülürse toplam gider grubu içinde malzeme giderlerinin ne kadar önemli bir yer tuttuğu açıkça görülebilir. Söz konusu hizmetin, insan sağlığına yönelik olması sebebiyle herhangi bir kısıtlama politikasından bahsedilmek mümkün değildir. Sağlık hizmeti sunumunda kullanılan malzemelerin düşük maliyetle, yüksek kalitede ve zamanında temin edilebilmesi, kaynakların etkin ve verimli kullanılabilmesi için kurum içerisinde süreç iyileştirme ve geliştirme çalışmaları ile kurum aidiyetini arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmalı, tüm personelin eğitilerek bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır. Süreç iyileştirme çalışmaları, bilgi ve malzeme yönetimini merkezde tutarak, kurumu tüm teknolojik gelişmelere adapte edecek uygulamaları içermeli ve sürdürülebilir rekabet avantajını sağlamaya ve koruyabilmeye yönelik olmalıdır. Bu sebeple kurumun stratejisi, yönetim süreçlerinin açıkça belirlenmesi, misyon ve vizyonun oluşturulması, stok yönetiminin sağlanması ve süreçlerde görev alacak alanında uzmanlaşmış personelin doğru bir şekilde konumlandırılarak hizmetlerin aksatılmadan yürütülmesine yönelik olmalıdır. Bu çalışmada süreç yönetimi, hastane süreçleri, malzeme yönetimi konuları kavramsal olarak açıklanmış, bir üniversite hastanesinde tıbbi sarf malzeme yönetim süreçleri, yapılan iyileştirme çalışmaları incelenmiş ve öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: süreç, süreç yönetimi, hastane süreçleri, malzeme yönetimi
Yaşlı bakım ve hizmetleri yönetimi konusunda bir araştırma
Yaşlılık döneminde yaşanan en önemli sosyal sorunlardan birisi de yaşlılarımızın bakım sorunudur. Her ne kadar 65 yaş ve üzerindeki her insan da mutlak hastalık ve bakıma muhtaç olma gereksinimi olmasa da hastalanma riski ve fiziksel yetersizlikler nedeniyle yardıma ihtiyaç duyma olasılığı artmaktadır. Değişen ekolojik sistem, hızla gelişen teknolojik çağ, ne yazık ki her canlı türünü olduğu gibi insanları da olumsuz yönde etkilemiştir. Toplu konutlar bahçeli geniş yapıların yerlerini almıştır, daha çok birey hayatın zor koşulları karşısında uzun saatler çalışmak zorunda kalmışlardır, aileler daha çok çekirdek aile olmayı amaç edinmiştir. Bir yandan da aynı teknolojideki ilerlemeler ve tıptaki gelişmeler insan ömrünün uzamasına ve ortalama yaşam beklentisinin artmasına yol açmıştır. Zira sanayileşme, teknolojik gelişmeler, kadının iş hayatına girmesi, gençlerin iş ve eğitim amacıyla yaşadığı bölgeyi terk etmesi gibi durumların gerçekleşmesi sonucunda yaşanan bu çelişkili toplumsal değişim, yaşlılarımızı yalnız kalmaya, zorlamıştır. Aynı Dünyanın bu değişen düzeniyle birlikte fonksiyonel ve fiziksel yetersizlikler nedeniyle çoğalmakta olan yaşlı bireylerin yalnız olarak evlerde bakımları zorlaşmış ve aileler haklı olarak yaşlı aile bireylerinin hayatlarını kolaylaştırmak ve ailelere yardımcı olmak amacıyla huzur evleri, bakım evleri gibi Kurumlar ortaya çıkmıştır. Aileler de gözlerinin arkada kalmaması için bu toplumsal bakım alternatifleri arasından birini seçme ile karşı karşıya kalmışlardır. Modern hayatın doğal sonucu olarak, birlikte yaşamaktan çıkan problemlerin yanı sıra yaşlılıkta görülen problemlerin çözümünde profesyonel yardım gerektiği açıktır. Profesyonel kurumlaşma ve meslek örgütleri çerçevesinde yaşlı bakımı ve hizmeti yapılarak, hem ailenin üzerinden yük alınacak hem de yaşlının yeni rolüne uygun bir yaşam şansı yakalaması sağlanacaktır. Bu anlamıyla huzurevleri, bakım evleri kentsel hayatın bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. Huzurevleri, devletin sosyal alana bir müdahalesidir. Huzurevleri, Türk toplumunda yaşlı vatandaşları barındırmayı ve yaşamlarının geri kalan kısmını huzurlu geçirmelerini sağlamayı amaç edinmektedir. Bakım evleri daha komplike, yaşlının istediği ortam, istediği mekan, istediği bölgeye yakınlığı ve yaşama şartlarına uygunluğunun kendi isteğine göre olduğu yerlerdir. Bu Kurumlarda sağlık hizmetleri de aynı ölçüde önem taşımaktadır. Yaşlı bireyin güvenli, huzurlu ve mutlu yaşama hakkının oluşturulduğu bir merkezlerin oluşması ve sürdürülebilmesi oldukça önem arz etmektedir. Yaşlılarımızın yalnızlaştırmadan, ne istediklerini ve nasıl yaşamak istediklerini tespit edip uygulayarak, son baharlarını şekillendirmek hepimizin görevi ve isteğidir. Anahtar kelimeler: Yaşlı, Yaşlı Bakımı, Yaşlanma, Sağlıklı Yaşlanma
Özel diş kliniğine başvuran hastalarda beklenen ve algılanan hizmet kalitesinin servqual ölçeği ile değerlendirilmesine yönelik bir çalışma
Günümüz rekabetinde ayakta kalmayı ve başarıyı hedefleyen kurumlar hizmet kavramı üzerine yoğunlaşmaktadırlar. Hizmetin yapısal özellikleri, önemi günden güne artan hizmet kavramı üzerine yoğunlaşan ve sunduğu hizmette müşteri memnuniyeti sağlayacak hizmet kalitesine ulaşmayı amaç edinen kurumların işlerini daha da zorlaştırmaktadır.Son yıllarda gündemde olan ve uygulanan hasta memnuniyeti, hizmet kalitesi göstergelerinden biridir. Bu bağlamda, rekabetin çoğalması, insanların gelirlerinin yükselmesi, hastaların bilinçlenmesi, teknolojik gelişmelerdeki hızlı artış, sağlık sigortacılığının gelişmesi gibi etkenler, işletme piyasasını rekabete devam edebilmesi için müşteri memnuniyetine önem vermek durumunda bırakmıştır. Yoğun rekabet ortamında, ayakta kalmak isteyen kurumlar, doğru işi, doğru zamanda, doğru yolla, doğru araçlar kullanarak yapmaya ve hasta memnuniyetine gereken önemi vermeye başlamışlardır. Hasta memnuniyeti, genel anlamda, verilen hizmetin hastanın beklentilerini karşılaması veya hastanın verilen hizmeti algılamalarına dayanmaktadır Bu çalışmanın amacı sağlıkta giderek daha fazla önem kazanan hasta memnuniyeti uygulamalarının "özel diş kliniğinde" verilen hizmetlerle ilgili olan hastaların beklentilerini ve ihtiyaçlarının ne boyutta gerçekleştiğini tespit ederek, hizmet kalitesi ve hasta memnuniyetini belirleyen faktörleri ortaya koymaktır. Dolayısıyla hizmet alanların bu hizmete ilişkin algılarının beklentilerini karşılayıp karşılamadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Özel bir diş kliniğinde uygulanan bu çalışmada sağlam ve anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmada özel bir diş kliniğinde hastaların memnuniyetinin tespit etmek için beklenen ve algılanan hizmet düzeylerini belirlemeye fırsat veren "servqual" ölçeğinden faydalanmıştır. Hizmet sektörlerinde beklenen – algılanan hizmet kalitelerini tespit etmek için "servqual" ölçeği Parasuramann tarafından ortaya atılmış ve geniş uygulama alanı bulmuştur. (Parasuramann, 1990). İstatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama,standart sapma) yanı sıra çoklu gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi,alt grup karşılaştırmalarında Tukey çoklu karşılaştırma testi, ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, değişkenlerin birbirleri ile ilişkilerini belirlemede Pearson Korelasyon testi, Beklenen ve Algılanan SERVQUAL puanlarının değerlendirilmesinde eşlendirilmiş t testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir.
Ağız ve diş sağlığı hizmetleri yönetiminde sosyal ve ekonomik faktörlerin etkisinin belirlenmesi konusunda bir araştırma
Sağlık sektörü son yıllarda dünyada giderek artan önemi ve sağlığın vazgeçilmezliği dolayısıyla tüm dikkatleri ve yatırımları üzerine çekmiştir. Türkiye'de de yapılan özel girişimlerde sağlık sektöründe önemli bir paya sahiptir. Yapılan bu girişimler dolayısıyla hem işletmeler hem de akademik çevre için önemli bir inceleme konusu olmuştur. Hizmet işletmelerinin en saf örneklerinden birisi olan sağlık işletmelerinde hizmet kalitesinin artırılarak ülkenin her tarafında ulaşılabilir olması, eşit vatandaşlık hakkı ile koruyucu diş hekimliğinden faydalanması sağlanırken ağız diş sağlığı yönetiminin de gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığı seviyesinin geliştirilmesinde, ağız diş sağlığı değerlerinin tam olarak tespit edilmesi önemlidir. Ağız sağlığı halkın çok ciddi sağlık sorunları arasında yer aldığı bilinmektedir. Kötü ağız hijyeni kişinin yemesi, uyuması, öğrenmesi ve öz güveni ile yakından ilgilidir. Ağız hijyeni kötülüğü, özellikle risk altındaki çocuklarda koruyucu tedavilerle erken tanıştırılarak kontrol altına alınmalıdır. Bu araştırmada, bireylerin yaşadığı sosyal hayat ile ağız hijyenleri arasındaki ilişkiyi belirleyerek, koruyucu tedavi ile onları tanıştırmak, ve ağız diş sağlığı yönetimine alınacak bazı tavsiyelerde bulanarak yönetimin da etkin ve verimli çalışması sağlanacak, bu şekilde bireylerin koruyucu ağız diş sağlığı hizmetlerine ulaşımı kolay, rahat, ucuz olması amaç olarak görülmektedir. Bu araştırma yapılırken özel kliniğe gelen hastalara sorular sorularak demografik veriler alınmış, hastanın ağız muayenesi yapılarak da ağız bulguları elde edilmiştir. Diş hekimi tarafından yapılan muayenede ise bakteri plağı indeksi hesaplanmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda ulaşılan sonuç; Türkiye'deki sağlık otoriteleri tarafından toplum ve okul tabanlı ağız-diş sağlığına yönelik koruyucu ve geliştirici programların uygulanmasının teşvik edilmesi gerektiği ve koruyucu tedavilerle erken tanışan çocukların devlete ağız sağlığı açısından maliyetinin önemli ölçüde azalacağı şeklindedir. Bu şekilde vatandaşların daha mutlu ve daha sağlıklı olacağı öngörülmektedir.
Hastanelerde sunulan acil sağlık hizmetlerinin yönetim ve organizasyonu
Bu tez hastanelerde sunulan acil sağlık hizmetleri yönetim ve organizasyonunda; Türkiye'deki hastanelerin acil sağlık hizmetlerinin Dünya'daki örneklerle karşılaştırılarak anlatıldığı, mevcut uygulamalara yönelik düzenlemeleri ve bu düzenlemeler konusunda ki eksikliklerin farkındalığının arttırılması ve bu eksikliklerin giderilmesi için çözüm önerileri içermektedir. Kısaca bu araştırma günümüzde özellikle hastane acil servisinde yönetim ve organizasyon yapısının değişmesi, yeni yaklaşımlar ve teknikler uygulanması, sağlık hizmetlerinin bireysel olması, kapsamlı ve detaylı bir planlama içermesi bakımından önem arz etmektedir. Özellikle sağlık hizmetleri yönetimi karmaşık ve kompleks yapılı olması ve bu yapılanmanın bireylerin yaşamlarını ve hayat kalitelerini etkileyecek olması bakımından incelikle tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Bu durum bu tarz araştırmaların önem kazanmasını sağlar. Türkiye'deki hastanelerde uygulanan acil sağlık hizmetlerinin, Amerika ve Almanya'da uygulanan acil sağlık hizmetleri ile karşılaştırılarak, uygulamada ki eksikliklerin farkındalığının sağlanması ve tespit edilen eksikliklere çözüm oluşturması amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler : Acil Servis, Acil Servis Yönetim ve Organizasyonu, Hastane
Sağlık çalışanlarının stres düzeylerinin iletişim üzerine olan etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
Stres hayatımızın her anında karşımıza çıkan bir kavramdır. İnsanlar zamanlarının büyük bir çoğunluğunu çalışarak geçirdikleri için ister istemez stres yaşamaktadırlar. Çalışma hayatının yoğun ve rekabete dayalı olmasından dolayı stres hayatın bir parçasıdır. Bu çalışmada, hastane ortamında çalışan hemşirelerin stres düzeylerinin iletişim seviyeleri üzerine olan etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca, iş koşullarının çalışanlar üzerindeki etkisinin çeşitli değişkenlere (cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, gelir düzeyi, eğitim durumu vb.) göre farklılık gösterip göstermediği anlaşılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak; hemşirelerin iyimser yaşam yönelimleri ve iletişim becerileri arttıkça kendine güvenli, iyimser ve sosyal destek arayıcı yaklaşımlarının da arttığı, kendini suçlayıcı ve boyun eğici yaklaşımlarının azaldığı görülmüştür. Ayrıca hemşirelerinin yüksek düzeyde stres yaşadıkları ve buna bağlı olarak hastalık geliştirme ihtimallerinin oldukça yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Sağlık, Sağlık Çalışanları, Stres, İletişim.
Radyoloji çalışanlarında performans değerlendirmesi
İşletmelerin en önemli girdi unsuru insandır. İşin niteliği ile buna uygun personel seçimi, işletmelerin İnsan Kaynakları Yönetimi departmanında yapılmaktadır. Burada yapılan personel değerlendirmeleri ile işe alma, işten çıkarma, terfi etme, uygun işte çalıştırma, eğitim, ücret, ödül, ceza gibi uygulamaları gerçekleştirilmektedirler. Bu uygulamalar işletmelerin kaderini belirlemesini ve rekabet ortamında başarılı olmasını sağlamaktadır. Bunun için performans değerlendirmenin önemi büyüktür. Sağlık işletmelerinde hastalıkların teşhisinde yapılan laboratuvar incelemeleri içerisinde Radyoloji birimleri önem arz etmektedir. Yapılan literatür taraması sonucunda, Türkiye'de hizmet veren hastanelerin Radyoloji birimlerinde "Performans Değerlendirme" çalışmaları genellikle birim amirinin değerlendirdiği sicil notu üzerinden yapılmaktadır. Yapılan bu araştırmada İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan dört hastanenin Radyoloji bölümlerinde çalışan Radyoloji Tekniker ve Teknisyenler'in performans değerlendirmeleri amiri, birim sorumlusu, çalışma arkadaşı ve kendisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 360 derece performans değerlendirmesi örnek alınarak kısıtları ile beraber anket çalışması yapılmıştır. 5'li likert metodu uygulanmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında hipotezler ışığında iki grup parametrelerinin gruplar arası karşılaştırmalarında bağımsız örnekler(İndependent samples) -t testi kullanılmıştır. Sonuçlar % 95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Buna göre Amirler ile çalışma arkadaşları ve sorumlular ile çalışma arkadaşlarının yaptığı performans değerlendirmeleri arasında kısmen fark olduğu; amir ile kendisi, sorumlular ile kendisi ve çalışma arkadaşı ile kendisinin yaptığı performans değerlendirmelerinin farklı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Sağlık harcamaları ve sağlık statüsü açısından sağlığın yakınsaması OECD örneği (2003-2014)
Günümüzde tüm ülkelerde beşeri sermayeye verilen önemin artmasına paralel bir şekilde sağlık harcamalarının artması ve ülkelerin sağlık politikalarının giderek benzeşmesi sağlık statüsü ve sağlık harcamaları açısından yakınsamanın varlığına dikkatleri çekmektedir. Ülkelerin sağlık harcamaları ve sağlık statüsü açısından benzerlik ve farklılıkları teorik olarak incelendikten sonra seçilmiş 28 OECD ülkesinin 2003-2014 yılları arasında sağlık politikalarının yakınsaması panel birim kök testleri kullanılarak araştırılmış ve bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Çalışmada öncelikle yatay kesit bağımlılığının varlığı sonucuna ulaşılmış ve bu durumda kullanılması gereken ikinci kuşak panel birim kök testlerinden Pesaran (2007)'ın CADF testi ve Hadri-Kurozumi (2012) testlerinden faydalanılmıştır. Çalışma sağlık harcamaları bakımından yakınsamanıngvarlığına ulaşılamaması, geridekkalan OECD ülkelerininklider ülkeleri yakalayacakkdüzeyde sağlık harcamalarına ulaşamadıklarınıkgöstermektedir. Sağlık statüsü açısından doğumda beklenen yaşam süresi göstergesi dışında diğer hiçbir göstergede yakınsama bulgusuna ulaşılamamıştır.
Hastanelerde kapasite ölçümü talep tahmin yöntemleri ve bir araştırma
Sağlık doğuştan getirilen bir insanlık hakkıdır. Sağlıklı yaşamak her insanın ihtiyacıdır ve sağlıklı yaşamalarında sağlık sisteminin en büyük alt yapısını oluşturan hastaneler önemli rol oynamaktadır. Nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme, sosyal güvenlik kapsamının genişletilmesi, insanlardaki bilinçlenme düzeyinin artması gibi nedenlerle sağlık talebine olan artış görülmekte bu da hastanelerin rolünü daha da arttırmaktadır. İnsanların sağlığın, hayatın temel kaynağı olduğunu kavraması, ruhsal, bedensel, sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasıyla toplum refahını arttırması gözlenmiş, bu da bireylerde sağlıklı yaşama bilincini doğurmuş ve sağlık sektörüne olan talebi arttırmıştır. Sağlık sektörünün bu önemine yönelik çalışmada; sağlık hizmet talebinin zaman serisi modellerinden regresyon analiziyle tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bir Eğitim Araştırma Hastanesinin Girişimsel Radyoloji Anjiyografi Bölümü ele alınmış (01.05.2015-30.04.2016) tarihleri arası çalışma ve kapasite kullanım oranları mesai kavramı içerisinde hesaplanmıştır. Mevcut makine ve işgücü kapasitesi ölçütlerinde ( 01.05.2013-30.04.2016 ) tarihleri arasındaki hasta ve yapılan işlem verileri ele alınarak regresyon analizi yöntemiyle gelecek yıl talep tahmini hesaplanmıştır. Son 39 aylık veriler ele alınarak bu talebi etkileyen değişkenlerin tespit edilmesine yer verilmiştir. Yapılan hesaplamalar sonucunda gelecek yıl tahminine göre mevcut işgücüyle ve cihazla talebi karşılayamayacağı hesaplanmış bu yönde çalışan nitelikli sağlık personeli sayısının arttırılmasına, cihaz yatırımı yönünde bütçe yeterli olmadığı takdirde vardiyalı sistemle çalışılması sonucuna varılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Kapasite, Talep Tahmini, Sağlık Hizmetleri Talep Tahmini,Regresyon Analizi
Organ nakil hizmetlerinin yönetim ve organizasyonu
Bu araştırma dünyanın farklı ülkelerindeki organ nakli organizasyonları incelenmiş ve Türkiye'nin organ nakli organizasyonundaki durumu tartışmak ve sağlık çalışanlarının organ nakli organizasyonu konusundaki bilgi düzeylerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 101 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada basit tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilmiş 150 sağlık çalışanına anket formları dağıtılmış ancak 101 kişiden geri dönüş gelmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formları 31 sorudan oluşmaktadır. Anket formunda 3 adet demografik özelliklere ilişkin soru ve 28 adet organ bağışı algısına ilişkin soru bulunmaktadır. Araştırmada veri analizi SPSS 16 paket programında yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde tanımlayıcı istatistiklerinden faydalanılmıştır Ayrıca sorulara verilen cevaplar arasında farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla kikare istatistiği yapılmıştır. Araştırma sonucunda sağlık çalışanlarının çoğunluğunun organ nakli organizasyonu hakkında yeterli bilgiye sahip oldukları tespit edilmiştir.
Kamu hastanelerinin medikal turizm hizmetlerinin değerlendirmesi konusunda bir araştırma
Sağlık turizmi Dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir gelişim göstermektedir. Medikal turizm ise belirli bir hastalığı olan turistlere genellikle ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarında hekimler tarafından planlı olarak yapılan tıbbi amaçlı uygulamalardır. Bu çalışmada turizmin çeşitlendirilmesinde gittikçe artan bir öneme sahip olan medikal turizm alanında Dünyada ki ve ülkemizdeki mevcut durumu ortaya koymak, ülkemizin bu sektördeki payını arttırmak için yapılması gerekenleri belirlemek ve hizmet sunan sağlık personelinin hizmet sunumu açısından gerekli olan eğitim gereksinimlerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı; Dünyadaki ve ülkemizdeki medikal turizm uygulamalarının mevcut durumunu inceleyerek ülkemizin de medikal turizmde lider ülkeler sıralamasına girmesini sağlamaktır. Kamu hastanelerinin de bu sektördeki yüzdelik payının arttırılması için neler yapılması gerektiği, hastanelerin mevcut uygulamalarının incelenmesi ve tespit edilmesi hedeflenmiştir. Tez teorik ve araştırma bölümü olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Teorik bölümünde; çalışmanın amaç ve önemine değinilmiş, çalışmanın kavramsal çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda sağlık turizminin ve medikal turizmin tanımları yapılmış, ülkemizdeki ve dünyadaki mevcut durumu incelenmiş ve sağlık turizmi alanında lider ülkelerin sağlık uygulamaları ele alınmıştır. Araştırma bölümünde ise İstanbul?daki tüm kamu hastaneleri baz alınarak medikal turizme Kamu Hastaneleri?nin alt yapı olarak hazır olup olmadığı yapılan anket çalışmasıyla incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında medikal turizmin Türkiye de ve Dünyada ki mevcut durumu ortaya konmuş, İstanbul?da ki Kamu Hastaneleri?nin medikal turizmdeki uygulamaları incelenmiştir. Daha sonrasında ise Kamu Hastaneleri?nin de medikal turizmdeki pay oranının arttırılması için öneriler geliştirilmiştir.
Hemşirelik mesleğinin algılanması konusunda bir araştırma
Bu araştırma; hekim, hemşire ve polikliniğe başvuran hastaların hemşirelik mesleğini nasıl algıladıklarını ölçmek ve hemşirelik mesleği ile ilgili görüş ve düşüncelerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda kişisel bilgi formu ve literatür taraması ile hazırlanan anket formu, 2013 yılı şubat ayında iki özel hastanede çalışan 170 poliklinik hastası, 100 hekim ve 180 hemşire olmak üzere toplamda 450 kişiye uygulanmıştır. Bu çalışmada, istatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır. Hemşirelik mesleğinin daha çok iş bulma imkanlarından dolayı tercih edildiği, hemşirelerin mesleklerinden doyum aldığı, bağımsız uygulamalarını yeterli düzeyde yerine getirebildiği görüldü. Hemşirelik hizmetlerindeki izlenimin genellikle olumlu olduğu belirlendi. Hasta ve hekimlerin, hemşirelik hizmetlerindeki kalitenin, hemşirenin eğitiminden çok kişiliğine göre değiştiğini ifade ettikleri görüldü. Hemşirelik mesleğinin hastalar tarafından kadın mesleği olarak görüldüğü belirlendi. Hekim ve hastaların hemşireliği, hekimliğe bağlı bir meslek olarak gördükleri saptandı. Hekim ve hastaların, hemşirelerin görevlerini hekim kontrolü olmaksızın yaptıklarında, güven duymadıkları saptandı. Toplumun ve hekimlerin, hemşirelik mesleğine olan bakış açısının daha olumlu düzeye ulaşması için; hemşirelik eğitimi, hemşirelerin mesleki rolleri, bağımlı ve bağımsız fonksiyonları hakkında bilgilendirilmelilerdir.
Hastanelerde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yönetimi
Bu araştırmada sağlık sektöründe çalışanlara ilişkin olarak yapılmış iş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri ele alınmış ve bu kapsamda radyoloji teknikerlerinin görüşlerine göre iş sağlığı ve güvenliği yönetimine yönelik tutum ve algıların ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede araştırmanın birinci bölümünde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili genel bilgilere, ikinci bölümünde sağlık sektöründe iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kuramsal bilgilere, üçüncü bölümde ise radyoloji teknisyen/teknikerlerinin iş sağlığı güvenliği algılarına yönelik bir araştırmaya yer verilmiştir. Araştırma dahilinde İstanbul Çekmece Bölgesinde görev yapan 143 radyoloji teknisyen/teknikerlerine ulaşılarak anket uygulanmıştır. Araştırmada sonuç olarak radyoloji teknisyenlerinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda karşılaşılan genel risk düzeyini yüksek buldukları tespit edilmiştir.
Hastane acil servislerinde çalışan sağlık personelinin iş yükü ve tükenmişlik sendromu ilişkisi
Bu çalışmanın temel amacı hastane acillerinde çalışan sağlık personelinin tükenmişlik ve iş yükü algıları arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde bulunan hastanelerin acillerinde çalışan doktor, hemşire, sağlık memuru ve acil tıp teknisyeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 310 sağlık personeli oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada tükenmişlik ve iş yükü ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmanın veri analizi SPSS 16 paket programında yapılmıştır. Veri analizinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerinden ve t testi, ANOVA testi ve kikare testi istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarında göre hastane acillerinde çalışan sağlık personelinin iş yükü ve duygusal tükenmeleri arasındaki ilişki pozitif yönlüdür. Bu durum çalışanların iş yükü arttıkça duygusal tükenme algılarının da arttığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler :İş Yükü, Tükenmişlik, Hastane Acili
Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışanların tükenmişlik düzeyleri ile maruz kaldıkları şiddet arasındaki ilişkinin tespitine yönelik bir araştırma
Günümüzde bireyin sahip olduğu rollerin bir şekilde artması, kişiye önemli sorumlulukların verilmesi ve ilişkilerin karmaşıklaşması ruh sağlığını zorlayıcı bir hal almakta, kişilerarası ilişkiler doğrudan insanlarla çalışan bireylerin yaşamında daha da önemli bir yer tutmaktadır. Sağlık kurumları, insan hayatının vazgeçilmezidir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının verimli olabilmeleri, ruhsal açıdan sağlıklı olmaları ile doğrudan ilgilidir. Bu çalışma hastane öncesi sağlık hizmetlerinde tükenmişlik algılarının ve şiddette maruz kalma durumlarının belirlenmesi açısından önem arz etmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 314 acil sağlık personeli oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada 58 hekim, 102 paramedik ve 154 ATT'ye anket uygulamıştır. Araştırmada veri analizi SPSS 17 paket programında yapılmıştır. Veri analizinde frekans, yüzde, ortalama gibi tanımlayıcı istatistiklerden faydalanılmıştır. Tükenmişlik algısı ve şiddete maruz kalma durumu arasındaki ilişki incelendiğinde, fiziksel şiddet, sözel saldırı ve cinsel tacize maruz kalmanın, çalışanlarda duygusal tükenmeye neden olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Sağlık Hizmetleri, Tükenmişlik, Şiddet