Theses supervised by Prof. Dr. Musa Eken

17 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Kentsel yoksulluğun azaltılmasında bir araç olarak sosyal belediyecilik (Büyükşehir belediyelerinin faaliyet raporlarının incelenmesi)

Bu çalışmada yoksulluk kavramı üzerine yapılan çeşitli tanımlara yer verilmektedir. Yoksulluk kavramının sadece "maddi imkansızlık" durumundan ibaret olmadığı birçok yönünün de bulunduğundan bahsedilmektedir. Küreselleşmenin etkisiyle yoksulluk kavramına farklı başlıkların eklendiği açıklanmaktadır. Yoksulluğu ortaya çıkaran faktörler hakkında bilgi verilmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda Türkiye'de yaşanılan yoksulluğun düzeyine genel olarak değinilmektedir. Türkiye'nin kentleşme süreci ve sonrasında ortaya çıkan kentsel yoksulluk sorunu incelenmektedir. Türkiye'de kentsel yoksulluğa neden olan; göç dalgası sonrası oluşan gecekondulaşma, istihdam sorunu ve ekonomik krizler hakkında bilgi verilmektedir. Türkiye'de sosyal devletin tarihsel gelişimi açıklanarak, kentsel yoksulluğu azaltmaya yönelik sosyal belediyecilik uygulamalarının hukuki alt yapısı üzerinde durulmaktadır. Kentsel yoksullukla mücadelede hem sosyal hem de ekonomik kalkınma açısından belediyelerin rolüne değinilmektedir. Belediyeler, kentlerin yönetimiyle doğrudan ilişkili olan yerel yönetim birimleri olarak, kentsel yoksullukla mücadelede halkın yaşam standartlarını yükselten, toplumsal eşitsizlikleri azaltan, fırsat eşitliği sağlayan önemli sorumluluklarının olduğu belirtilmektedir. Bu sorumlulukları yerine getirirken belediyelerin çeşitli strateji ve faaliyetler geliştirdiği açıklanmaktadır. Belediyeler, hem yoksullukla mücadele hem de yerel ekonomiyi güçlendirecek projelerle istihdam olanakları yarattığı belirtilmektedir. Belediyelerin, kentteki işsizlik oranını düşürmek amacıyla meslek edindirme kursları, girişimcilik destekleri, kooperatifler ve yerel üretim alanları oluşturduğundan bahsedilmektedir. Büyükşehir Belediyeleri'nin kentsel yoksulluğu azaltmaya yönelik gerçekleştirmiş oldukları uygulamalar ve projeler ele alınmaktadır. Bu kapsamda faaliyet raporları içerisinde yer alan bu uygulamaların ve projelerin incelenmesinden sonra kentsel yoksullukla mücadelede bu faaliyetlerin yeterliliği hakkında değerlendirmelerde bulunulmaktadır.

Muhammed Güleç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Afrika'da yerel yönetimler ve demokratikleşme süreci: Kamerun örneği

Bu çalışma, Afrika'da demokratikleşme sürecinin önemli bir unsuru olarak yerinden yönetim dinamiklerini incelemekte ve Kamerun'u örnek ülke olarak ele almaktadır. Demokratik yönetişim ve yerinden yönetim sorunları, uzun yıllardır Afrika'nın siyasi gündeminde öncelikli yer tutmakta ve günümüzde de aynı önemini korumaktadır. 1990'larda başlayan yerinden yönetim dalgası ile birlikte, Afrika ülkeleri de kapsamlı hukuki düzenlemeler geliştirmiştir. Bu bağlamda yerelleşme, farklı toplumsal kesimlerin (azınlık gruplar, farklı etnik gruplar, kadınlar gibi) siyasal sürece dahil edilmesini teşvik ederek, geniş katılımlı ve çoğulcu bir yerel yönetişim biçiminin tesis edilmesi yönünde önemli kazanımlar sağlaması beklenmektedir. Ancak saha verileri, uygulamada hedeflenenlerle elde edilen sonuçlar arasında belirgin farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Yerelleşme sürecine rağmen köklü bir merkeziyetçi yönetim geleneği hala etkinliğini sürdürmekte ve merkezi yönetim önemli karar alma yetkilerini elinde tutmaya devam etmektedir. Buna ek olarak bir yandan yerel yönetim birimleri arasında, diğer yandan devlet temsilcileri ile yerel seçilmiş aktorler arasında ortaya çıkan yetki çatışmaları yerelleşme politikalarının sonuçlarını etkilenmektedir. Tarihsel, hukuki ve karşılaştırmalı (yaygın olmasa da) bir perspektif benimseyen ve doküman analizi, mülakat ile gözlem gibi yöntemler ve veri toplama teknikleri kullanan bu tez, kültürel açıdan bölünmüş Afrika ülkelerinde, özellikle Kamerun'da, yerelleşmenin demokrasi konsolidasyonuna katkılarını sorgulamaktadır. Çalışma, Afrika ve Kamerun özelinde yerinden yönetim dinamikleri, yapılan temel reformları, yetki devrinin zorluklarını, yerel finansman mekanizmalarını, yerel seçilmişlerin meşruiyet sorunlarını ve merkezi yönetim birimleri ile yerel yönetimler arasındaki ilişkileri ayrıntılı olarak ele almaktadır. Bu tezin, Afrika'da demokratik yönetişim literatürüne katkı sunması ve yereleşme ile demokratikleşme arasındaki etkileşime dair yeni bir perspeftif kazandırması beklenmektedir.

Sakinatou Mashoud
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel politika yapımında ağ yönetişimi yaklaşımı: İstanbul toplu ulaşım politikası örneği

Kamu yönetimi disiplininin post-modern tartışma konularından biri olan ağ yönetişimi, günümüz ağ toplumlarında yeni bir örgütlenme modeli olarak görülmektedir. Gerek ulusal gerek yerel bağlamda politik ve yönetsel süreçlerin karmaşıklığı karşısında devlet, toplum, piyasa aktörleri arasında kurulan ağ ilişkilerine dayalı bu örgütlenme modeli iş birliği, koordinasyon, yatay ilişkiler, karşılıklı bağımlılık, gayri resmilik, çok aktörlülük, gönüllülük, müzakere gibi araçlar yoluyla sorunların çözülebileceğini önermektedir. Ancak yaklaşımın içerdiği ağ ve yönetişim unsurlarının varlığı, sorunların karmaşık niteliği bu örgütlenme modelinin daha detaylı ve eleştirel bir duruşla ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Buradan hareketle çalışmanın ana sorunsalı, İstanbul toplu ulaşım politikalarının oluşturulması ve uygulanması süreçlerinde ağ yönetişimi yaklaşımının uygulanabilirliğinin araştırılması olarak belirlenmiştir. Böylece kentsel politika oluşturma ve uygulama süreçlerinde ağ yönetişimi yaklaşımı için teorik ve pratik bağlamlar içeren bir analiz çerçevesi oluşturarak aslında bir ağ yönetişimi analizi yapmak bu tez çalışmasının amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda belirlenen temel ve alt araştırma soruları ekseninde teorik bölümlerde ağ ve yönetişim, ağ yönetişimi ve kentsel politika yapımı irdelenirken; çalışmanın üçüncü bölümünde nitel ve nicel tekniklerden faydalanılan İstanbul özelinde bir örnek olay incelemesi gerçekleştirilmektedir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre genel anlamda ağ yönetişimi yaklaşımının karmaşık bir sorun olarak nitelendirilebilecek İstanbul toplu ulaşım politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında bir işleyiş zeminine sahip olduğu ancak ilgili politika aktörleri arasındaki ağ ilişkilerinin niteliği ve aktörlerin ağ yönetişimi argümanlarına yönelik algılarından bağımsız ele alınamayacağı tespit edilmektedir. Ayrıca çalışmada daha spesifik olarak doğrudan ağ yönetişimi yaklaşımının öne çıkan argümanlarına, dolaylı olarak da İstanbul toplu ulaşım politikalarının aktör, sorun ve süreç temelli özelliklerine yönelik çıkarımlar yer almaktadır.

Ağ yönetişimiKentsel politikaToplu taşımacılık+2
Duygu Demirol Duyar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetimlerde gündem belirleme üzerine bir araştırma: Sakarya Büyükşehir Belediyesi örneği

Gündem belirleme, kamu yönetiminde karar alma sürecine giden yolda temel aşamalardan bir tanesidir. Bu aşamada kamusal ihtiyaç ve sorunlardan hangilerinin öncelikle çözülmesi gerektiği belirlenir. Öncelikli konuların belirlenmesi sürecinde çeşitli faktörler ve politika aktörleri etkili olmaktadır. Bu çalışmada Kingdon'ın Çoklu Akımlar (Multiple Streams) teorisi kullanılarak Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nde gündem belirleme sürecinin nasıl şekillendiği ve hangi politika aktörlerinin etkili olduğu incelenecektir. Ayrıca yerel gündem oluşturma sürecinde geniş bir gündem havuzundan sınırlı sayıdaki konu ve sorun ön plana çıkmaktadır. Ön plana çıkan bu gündem maddelerini diğerlerinden ayıran nedenler tespit edilmeye çalışılacaktır. Araştırmaya dair veriler kurum içi ve dışından gündem belirleme sürecinde etkin olan kişilerden toplanacaktır. Araştırma verileri yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanacak ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilecektir.

Yunus Emre Aydın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu yönetimi reformlarına yönelik mülki idare amirlerinin tutumlarının araştırılması

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de 2000'li yıllarda uygulanan kamu yönetimi reformları hakkında bir kamu politikası uygulayıcısı olarak, kendiside reformlar sonucu bir değişim içinde olan mülki idare amirlerinin bakış açılarının ortaya konulmasıdır. Öncelikle kamuyönetimi reform kavramı, mülki idare kavramı derinlemesine analiz edilmiş, Türkiyedeki tarihsel süreç içerisinde reform alanları incelenmiştir. Bu araştırmada nicel yöntem kullanılmıştır. Buna uygun olarak veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın evrenini kamu yönetimi reformlarının bizatihi uygulayıcısı olan toplam 1224 il ve ilçe mülki idare amiri (vali, vali yardımcısı ve kaymakam) oluşturmaktadır. Araştırmada tam sayım örnekleme tekniği uygulanmış olup evrenin kapsadığı tüm mülki idare amirlerine anket gönderilmiştir. Anketin tamamına yanıt veren ve geri dönüş sağlayan 332 mülki idare amiri çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Verilerin analizinde IBM SPSS programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular; mülki idare amirlerinin sosyodemografik özelliklerine ilişkin bulgular ve kamu yönetimi reformlarına yönelik mülki idare amirlerinin bakış açılarına ilişkin bulgular olmak üzere ayrı ayrı tasnif edilerek tablolar ile birlikte sunulmuştur. Araştırmanın ana varsayımı mülki idare amirlerinin reformlara ilişkin değerlendirmelerinde öncelikle merkeziyetçi eğilimlerin etkili olacağı ve toplumla ilişkileri güçlendiren, kamu hizmeti kalitesini artıran ve yeniliklere açık bir profil sergiledikleridir. Bu çerçevede sekiz varsayım bulınmaktadır. Bu varsayımlardan sadece; mülki amirler, kamu yönetimini bir uzmanlık alanı olarak görmekte ve sivil toplumun söz sahibi olmasına karşı çıkmaktadrlar varsayımı yanlışlanmıştır. Sonuç olarak tezde; mülki amirlerin kamu yönetimi refornmlarını desteklediği, ancak merkezi idarenin denetimini azaltan yerel yönetim reformlarına mesafeli olduğunu, özellikle bu reformlarla bağlantılı olarak da kendi yetkilerinin azaldığını ve bu durumun kamu hizmetlerinin yürütülmesini olumsuz etkilediği bakış açısını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Kamu Yönetimi Reformaları, Mülki İdare Amirleri, Mülki İdare Amirlerinin Tutumları, Kamu Yönetimi

Türk kamu yönetimi
İdris Akbıyık
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyükşehir ilçe belediyelerinin yerel kamu politikası oluşturma ve uygulama kapasitesi: Eyüpsultan Belediyesi örneği

Bu tezin amacı büyükşehir ilçe belediyelerinin yerel kamu politikası oluşturma ve uygulama kapasitelerinin araştırılmasıdır. Amartya Sen'in 'değer verilen fonksiyonlar' vurgusundan hareketle araştırmanın kapsamı kentsel dönüşüm politikaları ile çerçevelenmiştir. Araştırmanın evreni büyükşehir ilçe belediyeleri, örneklemi ise Eyüpsultan Belediyesi'dir. Politika kapasitesi endeksi olarak Wu, Ramesh ve Howlett'in politika kapasitesi taksonomisinden yararlanılmıştır. Araştırma nitel araştırma yönteminin usul ve esaslarına göre yürütülmüştür. Veri toplamada görüşme, odak grup görüşmesi ve doküman incelemesi gerçekleştirilmiştir. Yerel politika aktörleri ile görüşme, kentsel dönüşüm politikalarının doğrudan muhatabı olan vatandaşlarla odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulgularının genellenebilirliğini sağlayabilmek amacıyla, doküman incelemesinde her kategoride en az dört veya beş belediyenin dokümanları incelemeye tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemine göre analiz edilmiştir. Analizde yukarıda bahsi geçen politika kapasitesi taksonomisi hazır şablon olarak kullanılmıştır. Taksonominin belediyelere uyarlanmış bir şekilde operasyonelleştirilmesi yapılarak, elde edilen veriler analitik, operasyonel ve siyasal kapasite bölümlerindeki alt başlıklarda değerlendirilmiştir. Analizde esas alınmak bir matematiksel modelleme yapılmıştır. Çalışma sonucunda, büyükşehir ilçe belediyelerinin analitik ve siyasal kapasitelerinin makul durumda olduğu, buna karşın özellikle organizasyon ve sistem seviyesinde operasyonel kapasitelerinin kentsel dönüşüm politikaları açısından yeterli olmadığı bulgularına ulaşılmıştır. Büyükşehir ilçe belediyelerinin kentsel dönüşüm politikası oluşturma kapasitesinden söz edilebilmekteyken, oluşturdukları politikaların uygulanmasında politika rüştlerinin veya fiil ehliyetlerinin sınırlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgulardan hareketle, büyükşehir ilçe belediyelerinin organizasyon ve sistem seviyesinde operasyonel kapasitelerinin iyileştirilmesi ile ilgili bir takım önerilerde bulunulmuştur.

Büyükşehir belediyeleriKamu politikalarıKentsel politika+1
Fahrettin Güllüce
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yönetim ahlakı bağlamında Osmanlı siyasetnamelerinin incelenmesi

Türk yönetim düşüncesi incelemesi açısından önemli olan siyasetnameler, ortaya çıktıkları zamandan itibaren yöneticiler için önemli olmuştur. Çünkü yöneticilere yönetim faaliyetini yürütürken uymaları ve kaçınmaları gereken öneriler sunmuştur. Bu ise siyasetnamelerin dönemlerinin yönetim düşüncesini anlamada önemini ortaya çıkarmaktadır. Siyasetnamelerde üzerinde tartışılan yönetim, bilindiği üzere modern öncesi toplumsal ilişkilerde başka bir deyişle tarım toplumu düzeninde oluşmuştur. Bu açıdan siyasetnamelerdeki yönetim konusunu, en temelde yöneten-yönetilen yönü ile ele almak gerekmektedir. Bu bakımdan yöneticinin karakteri, ahlakı ve davranışları yönetim sürecinde modern yönetim düşüncesine nispetle daha fazla ön plana çıkmaktadır. Çünkü hem en üst yönetici olarak hükümdarın, hem de diğer yönetici ve kamu görevlilerinin birbirlerinin davranışları ve dolayısıyla ahlaki sorumluluklarında etkili olduğu varsayılabilir. Siyasetnameler, İslam siyaset düşüncesinin temel kavramları olan adalet, ahlak ve nizamın temel karakterini oluşturduğu bir yönetim düşüncesi merkezinde gelişmiştir. Bu bakımdan ahlak, siyasetnamelerde aynı zamanda yönetimin niteliğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Başka bir deyişle siyasetnamelerdeki iyi ve kötü yönetim arayışı ve tartışmaları ilk olarak ahlak ile ilişkilendirilebilir. Ahlak ise İslam düşüncesinde farklı ekoller ve bağlamları ile incelenmiş ve bu birikim birey, aile/toplum ve devlete kadar her kademede ele alınmıştır. Siyasetnameler iyi yönetimin nasıl mümkün olacağını incelemesi bakımından birer nasihat eserleridir. Yöneticiye öğüt verme olarak değerlendirildiğinde çoğu toplumda örneğine rastlanabilecek bu tür eserler bulundukları dönemin yönetsel aksaklıklarına da yer vermişlerdir. Bu bağlamda, İslam-Türk tarihinde bu metinlerin bir süreklilik içinde değerlendirilmesi anlamlı hale gelmektedir. Bu çalışmada ise Osmanlı siyasetnameleri örnek metinler olarak seçilmiş ve bunların yönetim ahlakına dair söylemleri betimsel yöntemle incelenmiştir. Söz konusu siyasetnamelerde yönetim ahlakı devlet başkanı (hükümdar), vezir ve diğer üst düzey kamu görevlileri ve son olarak da memurlar açısından irdelenmiştir. Osmanlı dönemi siyasetnamelerinde ahlak alanı bu açılardan incelendiğinde yönetim ahlakı ile iyi yönetim anlayışı arasında zorunlu bir ilişki olduğu belirtilebilir.

AhlakOsmanlı DönemiSiyasetname+4
Abdulkadir Aksoy
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu hizmetinden yararlananların etik davranış ilkeleri

Türkiye'de kamu yönetimi alanındaki etik düzenleme ve çalışmalar sadece kamu görevlilerini kapsamaktadır. Bu anlayışa göre kamu hizmetini sunan kamu görevlileri bir kısım kural ve sınırlamalara tabi tutularak etik dışı davranışlarda bulunmaları önlenmek istenilmiştir. Kamu hizmetini arz eden kamu görevlileri yanında hizmetten yararlananların da kamu hizmetinin bir tarafı olduğu ileri sürülebilir. Buradan hareketle bu çalışmada kamu yönetiminde etik dışı davranışların sadece kamu görevlilerinin davranışlarına indirgenemeyeceği varsayılmaktadır. Çalışma kapsamında kamu hizmetinden yararlananların da zaman zaman etik dışı davranışlarda bulunabileceği ve etik dışı davranışlarda bulunuyorlar ise bu davranışların hangi değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği saha araştırması yoluyla incelenmiştir. Buradan elde edilen veriler ışığında kamu hizmetinden yararlananların etik davranış ilkeleri ortaya konulmuştur. Saha çalışmasında aranan soruların cevabını keşfetmek için görüşme ve anket ile elde edilen verilerden yararlanılmıştır. İlk olarak kamu görevlileri ile görüşülmüştür. 21 farklı kamu kurumundan farklı pozisyonda 49 kamu görevlisi ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen veriler standardize edilerek anket formu yardımıyla kamu hizmetinden yararlanan 1.190 kişi ile saha araştırması yapılmıştır. Toplanan veriler SPSS programına yüklenerek analizlere tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonuçları kamu hizmetinden yararlananların etik dışı davranışlara bulunduklarını ve davranışlarının bazı değişkenlere göre anlamlı farklılık oluşturduğunu göstermektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Teorik bölümünden oluşan birinci bölümünde; etik kavramının ne anlama geldiği, diğer disiplinlerle ilişkisi, kamu yönetimi etiği, yeni kamu yönetimi anlayışı ve etik anlayışın değer kazanması incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Türk kamu yönetiminde etik politika ve uygulamalar ve etik ile ilgili yasal düzenlemeler hakkında bilgi verilmiştir. Saha çalışmasının yer aldığı üçüncü bölümde araştırmanın konusu ve önemi, amacı, yöntemi, saha çalışmasından elde edilen veriler ve analizlere yer verilmiştir.

EtikEtik dışı davranışKamu hizmetleri+4
Ertuğrul Selçuk Güldüler
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi sürecinde siyasi aktörlerin siyasal iletişim pratiği: Twitter örneği

Günümüzde sosyal medya, siyasal iletişimin önemli bir unsuru haline gelmiştir. Siyasi aktörlerin kitlelerle iletişimini sürdürmesinde geleneksel medyanın yanında sunduğu imkanlarla sosyal medya oldukça ön plana çıkmıştır. Dolayısıyla partilerin siyasal iletişim mecraları arasında sosyal medya ve özellikle Twitter gündemin belirlenmesinde, gündemin süreçsel olarak yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Siyasi aktörlerin hangi konularda nasıl bir içerikle tweet attıkları, ne kadar ve ne sıklıkla tweet attıkları, paylaşımlarında ne kadar destek ve etkileşim gördükleri gibi konular siyasal iletişim stratejileri hakkında veri sunmaktadır. Bu çalışma, Covid-19 pandemisinin ilk iki aylık sürecinde, toplumsal kaygının belirgin şekilde gözlemlendiği, sağlık ve pandemi konuları ile sınırlı bir gündem içinde siyasi aktörlerin nasıl bir siyasal iletişim pratiği gerçekleştirdiklerine odaklanmıştır. Araştırmada analiz birimi, 10 Mart 2020-10 Mayıs 2020 sürecinde dört siyasi parti liderlerinin Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve IYI Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in siyasal iletişim pratiğinin Twitter kullanımı üzerinden incelemektir. Böylece pandemi ve sağlık konuları ile etkileşimli olan sınırlı gündem içinde ve bahsedilen "yeni" duruma parti liderinin nasıl uyum sağladığı ve nasıl bir siyasal iletişim pratiği sürdürdüğü ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada veriler yorumlayıcı bir yaklaşım temelinde nitel içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temelde ortaya koymaya çalıştığı hedef, siyasi liderlerin Twitter paylaşımlarının arkasındaki anlamların pandemi sürecinin başlangıç dönemine ilişkin olarak ortaya konması olmuştur. Araştırmada, pandeminin ilk iki aylık sürecinde siyasi aktörler tarafından siyasi pratiklerini sürdürmede Twitter'ın etkin olarak kullanıldığı, siyasi liderlerin iktidar ve ana muhalefet rollerini sürdürme konusunda pandeminin dezavantajına rağmen farklı stratejiler geliştirdikleri görülmüştür.

COVID 19PandemilerSiyasal iletişim+4
Fürkan Alyüz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu çalışanlarının iş doyumu: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü örneği

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nde çalışan personelin yaptıkları işin çeşitli aşamalarından duydukları doyum veya doyumsuzluk düzeylerini belirleyerek, elde edilen bulguların değerlendirmesi sonucunda yeni önerilerde bulunmayı amaçlayan bu çalışmada söz konusu kurumda çalışan 124 personele Minnesota Doyum Anketi kısa formu uygulanmıştır. Bilgiler SPSS'de değerlendirilmiş ve frekans analizlerinin sonuçları verilmiştir.Bu araştırma Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü personelinin, İnsan kaynakları yönetimi ve işlerine yaklaşımları açısından incelenmesi ve bunun sonucunda bazı tespitlerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada elde edilen ve değerlendirilen bulguların ortaya çıkardığı sonuçlar baz alınarak, gelecekte yapılacak çalışmalara da temel oluşturabilecek faydalı öneriler sunulmuştur.İnsan kaynakları yönetimi boyutlarının değerlendirilmesi sonucunda organizasyon ve iş ilişkileri, güdüleme ve uygun iş ortamı, kariyer planlama, başarı değerlemesi ve ücret yönetimi açısından çalışanların yeterli seviyede doyum aldıkları ortaya çıkmıştır. İnsan kaynakları yönetimi açısından genel iş doyumuna göre Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nde çalışan personelin işlerinden yeterli seviyede doyum aldıkları belirlenmiştir.

Gençlik ve Spor Genel MüdürlüğüKamu personeliİnsan kaynakları yönetimi+1
Uğur Tın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı yönetim geleneğinde adâletnâmeler

Osmanlı Devleti'nde yönetilenlerin, yönetenlerden kaynaklanan haksızlıklara karşı korunup, adaletin sağlanmasında iki temel araç olan ?şikâyet? ve ?adâletnâmeler?, Osmanlı'da yönetenlerin denetlenmesine ilişkin hukuksal mekanizmayı genel olarak ortaya koymaya yardımcı olması açısından önemli olarak algılanması gereken bir konudur.Adâletnâme, yöneticilerin, halka karşı sahip oldukları otoritelerini kötüye kullanmalarını, kanun, hak ve adâlete aykırı tutumlarını yasaklayan ve bunu halka ve görevlilere bildiren Padişah hükmüdür. Osmanlılardan önce hükümdarlar çarşılarda, pazarlarda ve insanların toplandığı meydanlarda, yöneticilerin sebep oldukları haksızlıkları ve bilhassa haksız olarak toplanan vergilerin kaldırıldığını ilân eden hükümler çıkarmışlardır. Bu hükümleri eyaletlerde otorite sahiplerine karşı herkesin görebileceği yerlere, büyük camilerin duvarlarına veya şehirlerin giriş kapılarına taş kitabe halinde koydurmaları, mevcut bir geleneğin devamı olduğunu da göstermektedir.Osmanlı Devleti'nde merkezi idarenin zamanla zayıflamaya başlaması, savaşlarda alınan yenilgiler ve ekonomik nedenlerden ötürü, bazı devlet yöneticileri görevlilerinde suiistimallere başlamışlardır. Bu suiistimaller halktan, kanunlarda tespit edilenin dışında veya üstünde harç ve vergiler almak (tekâlifi şakka), aidat tahsil etmek, tahsilini gerektiren haller gerçekte mevcut değil iken varmış gibi gösterip cerime denilen para cezalarının tahsili yoluna gitmek, köylerde göreve çıkıldığında kalabalık bir maiyetle bunu yapmak, gereken süreden daha fazla konaklamak ve böylece kendilerini, adamlarını, hayvanlarını köylüye besletmek gibi, genel bir terimle ?zulüm suçları? diye nitelenen çeşitli suçları işleyerek, reayanın sırtından kanuni olandan fazla menfaat ve gelir sağlamak şeklinde yapılmıştır. Suiistimallerin tamamına yakınının devlet yöneticileri tarafından yapılması, kurulu düzenin sarsılmaya hatta yıkılmaya başladığının da bir işareti olarak yorumlanmıştır. Bu suiistimallerin gittikçe artması, halk tarafından İstanbul'a gönderilen şikâyet dilekçelerini artırmış, hatta bazı yerlerde yapılan zulümlerden dolayı halk köylerini terk ederek, kaçıp kurtulmaya çalışmışlardır. Devletin gelir (vergi) kaynaklarını teşkil eden köylerde yaşanan bu bozulmanın engellenebilmesi, eski yapının yeniden kurulabilmesi ve işleyebilmesini sağlayabilmek için padişahlar, çevresindeki devlet adamlarının tavsiyelerini de alarak, zaman zaman adaletnâmeler yayınlamışlardır.Osmanlı Devleti'nin, siyasal olarak devlet yönetimi tek kişi hâkimiyetine dayalı bir düzen olmakla birlikte ancak günümüz demokrasilerinde görülebilen ?zulme ve haksızlığa uğrayanların, hakkını alamayanların başvurabilme hakkının olduğu, başvuru konusunda herhangi bir sınırlama olmadan, ülkenin her neresinde olursa olsun din, dil, ırk, sınıf farkı gözetilmeden her kişinin dilek bildirebilme, şikâyette bulunabilme haklarının olması ve devlet otoritesini temsil edenlerin, reayaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmalarını engelleyen, kanun, hak ve adalete aykırı tutumlarını olağanüstü tedbirlerle yasaklayan bir beyanname şeklinde olan Adâletnâme'lerin? bulunması Osmanlı'yı o dönemde var olan, diğer birçok tek kişi idarelerinden ayıran önemli bir özelliktir.

AdaletAdaletnameDenetim+6
Muhammet Fatih Bilal Alodalı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalkınma politikalarında değişim: Bölgesel kalkınma ajansları

Bölgesel kalkınma ajansları kalkınma politikalarında araçsal mekanizma olarak ortaya çıkmıştır. İlk örneği 1933 yılında ABD'de kurulmuş 1950 ve 1960'lı yıllarda ise Avrupa Birliği ülkelerinde görülmeye başlanmıştır. Türkiye gündemine ise AB'ye aday ülke olarak kabul edildiği 1999 Helsinki Zirvesinden sonra girmiş 2005 yılında yapılan yasal düzenleme ile de faaliyete geçmiştir. Bu çerçevede ajansların ortaya çıkışına gerekçe olan teorik arka planını ve tarihsel süreç içerisinde kalkınma politikalarının ortaya çıkışından bugüne kadar meydana gelen dönüşümü ortaya koyan literatürde kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır.Bu çalışmada kalkınma politikalarının derli toplu ilk başladığı dönem olan merkantilizmden bugüne kadar hakim iktisadi anlayışlara paralel olarak değişime uğrayan kalkınma politikalarına yer verilerek 1973 petrol krizinden sonra varolan ve günümüzde halihazırda uygulamada olan yeni bölgesel kalkınma yaklaşımının temel çerçevesi ve bu çerçevede yeni bölgesel kalkınma politikalarının en önemli araçsal mekanizması olan bölgesel kalkınma ajanslarının ABD ve AB uygulamaları incelenmiştir. Yine Türkiye'de planlı dönem öncesi ve sonrasında uygulanan bölgesel kalkınma politikaları ile politika araçlarına yer verilmiştir. Ayrıca ajansların Türkiye'de uygulamaya geçtiği 2005 yılına kadar olan hazırlık süreci ile ajansların kuruluş kanunundan hareketle ajansların örgütlenme özellikleri, yasal statüleri, işlevleri, finansmanları çalışmada yer verilen konular arasındadır.Bu kapsamda yapılan çalışma sonucunda merkantilizmden bugüne kadar kapitalist sistemde hakim iktisadi anlayış olarak sırasıyla klasik iktisat, keynesyen iktisat ve neo-liberal iktisat egemen olmuştur. Özellikle 1973 petrol krizi sonrasında hakim iktisadi anlayış olarak keynesyen iktisattan neo-liberal iktisada geçiş, üretim örgütlenmesinde fordizmden post-fordizme geçiş ve o güne kadar uygulana gelen merkezi planlamaya dayalı kalkınma anlayışının başarısızlığa uğraması sonucu kalkınma politikalarında değişim meydana gelmiştir. Söz konusu dönemde yeni bölgesel kalkınma yaklaşımı adı verilen küresel iktisadi sistemde bölgelerin ön plana çıktığı, her bölgenin içsel potansiyelini ve görece üstün yönlerini ortaya çıkarmaya yönelik olarak kalkınma parametrelerinin aşağıdan yukarıya yönetişimci bir esasla belirlendiği karar alma ve uygulama mekanizmalarında bölgesel/yerel aktörlerin yer aldığı politika demeti karşımıza çıkmıştır. Sözü edilen yeni bölgesel kalkınma yaklaşımının da en önemli araçsal mekanizması bölgesel kalkınma ajanslardır. Ajansların Türkiye'de uygulamaya geçişinde ise planlı dönem öncesi ve planlı dönem sonrasında uygulanan bölgesel kalkınma politikaları ile politika araçlarından istenilen sonucun elde edilememesi, ABD ve AB ülkelerinde ajanslar ile bölgesel politikalarından olumlu sonuçlar elde edilmesi ve Türkiye'nin 1999 AB'ye aday ülke olarak kabul edildiği Helsinki Zirvesinden sonra AB müktesebatına uyum çalışmaları etkili olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBölgesel kalkınma+4
Battal Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde katılım kültürü: Konya Büyükşehir Belediyesi örneği

Yerel yönetimler, ?etkinlik?, ?özgürlük?, ?özerklik?, ?yeniden paylaşım? ve ?demokratik katılım? gibi temel değerlere dayanmaktadır. Bunların içerisinde, aynı zamanda çalışmanın çıkış noktasını da oluşturan demokratik katılımın, yerel yönetimlerin bir değeri olarak görülmesinin nedeni, yerel yönetimlerin demokratik katılımın en iyi şekilde uygulandığı yönetsel birimler olduğu yönündeki genel kabule dayanmaktadır. Diğer yandan katılma kavramı, siyasal ve yönetsel katılma olarak ikiye ayrılmaktadır. Yönetsel katılma ise yine kendi içerisinde farklılık göstermektedir. Yönetsel katılma bir yandan, kurum dışında, kurumun faaliyetlerinden etkilenen hemşehrilerin katılımı; diğer yandan, kurum içerisinde kurum çalışanlarının alınan kararlar ve oluşturulan politikalarda söz sahibi olması anlamına gelmektedir. Ayrıca yönetsel katılmanın, gerek kuramsal düzeyde yeni yönetsel anlayışlarda öne çıkan bir kavram olması; gerekse de uygulama düzeyinde yeni yönetsel araçlar ve yöntemler aracılığıyla hayata geçirilmesi, her geçen gün önem ve meşruiyetinin arttığının bir göstergesidir.Yönetsel katılmanın hemşehriler, çalışanlar ve sivil toplum kuruluşları gibi ilgili kesimlerce tam anlamıyla benimsenip uygulanması ve bu uygulamanın bireylerce geleneksel bir hale gelip ortak bir amaç etrafında birleştirilmesi, ?kültür? haline gelmesiyle gerçekleştirilebilir. Bu bağlamda incelenmeye değer bir kavram olarak ?katılım kültürü? öne çıkmaktadır. Katılım kültürü kuramsal olarak, ?toplumsal kültür?, ?siyasal kültür? ve ?yönetsel kültür?den oluşmakta; toplumsal kültür ile birlikte, siyasal ve yönetsel kültürün kesişiminde yer almaktadır. Katılım kültürünün yerel yönetim boyutu ise bizzat o yörede yaşayan hemşehrilerin katılıma ilişkin oluşmuş kültürel birikimlerinde hayat bulmaktadır. Katılım kültürü ve yerel yönetim boyutu, Türkiye örneğinde de dikkate değer gelişmeleri bünyesinde barındırmaktadır. Özellikle modern anlamda yerel yönetim birimlerinin oluşturulduğu Tanzimat Dönemi'nden günümüze kadar katılım kültürünün gelişimi, diğer önemli bir araştırma alanı olarak kabul edilmiştir.Katılım kültürünün günümüzdeki durumunun daha iyi analiz edilebilmesi açısından, alan araştırması yöntemlerinden olan anket çalışması yapılması uygun görülmüştür ve bunun için, Türkiye'nin en büyük ve zengin yerel yönetim geleneğine sahip illerinden birisi olan Konya tercih edilmiştir. Bu kapsamda, Konya il merkezinde ikamet eden hemşehrilere anket; Konya Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına ise hem anket, hem de mülakat uygulaması gerçekleştirilmiştir. Böylece, katılım kültürü ana ekseni etrafında hem yönetsel katılmanın hem de yönetsel kültürün kuramsal altyapısının uygulamadaki durumuna yönelik, hem ayrı ayrı, hem de karşılaştırmalı analizler gerçekleştirilmiştir.

BelediyelerKatılım kültürüYerel yönetimler+1
Mustafa Kocaoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık sektöründe performans yönetimi: Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler örneği

Yeni kurumsal ekonomi hareketi, işletmecilik anlayışı, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hizmette yerellik gibi teorik arka planın yanı sıra, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ile küreselleşmenin de etkisiyle 1970'lerde ortaya çıkan Yeni Kamu Yönetimi anlayışı ile; kamu hizmetleri yeniden tanımlanmış, siyaset-yönetim ilişkileri ile kamusal sorumluluk ve denetim anlayışı yeniden düzenlenmiş, kamu sektöründe sonuç odaklı yönetim anlayışı önem kazanmış, kamu yönetiminin örgüt yapısında ve yönetim anlayışında önemli değişiklikler hayata geçirilmiştir. Özellikle kamu yararını göz ardı ettiği hususu başta olmak üzere getirilen birtakım eleştirilere rağmen, halihazırda yeni kamu yönetimi anlayışının etkisini sürdürdüğünü söylemek mümkündür.Yeni kamu yönetim anlayışı ile birlikte öncelikle özel sektörde uygulanan ve daha sonra kamu sektörüne transfer olan modellerden biri de Performans Yönetimidir. Etkin, verimli, ekonomik hizmet sunumunun yanı sıra vatandaşların beklenti ve taleplerinin karşılanmasında, kalite, şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet ilkelerinin hâkim kılınmasında performans yönetiminin önemi ve etkisi kabul edilmektedir. Son 30 yılda hayata geçirilen kamu yönetimi reformlarında, performans yönetimi önemli bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte; performans yönetiminin insan kaynakları, yönetim ve etik değerler başta olmak üzere bazı alanlarda birtakım problemleri doğasında barındırdığı gözden kaçırılmamalıdır.Yeni kamu yönetimi anlayışının ve performans yönetimi uygulamalarının etkilediği alanlardan biri de sağlık sektörüdür. Küresel gelişmelere paralel olarak Türkiye'de de sağlık hizmetlerinde yeni kamu yönetimi anlayışının ve performans yönetimi uygulamalarının etkileri görülmektedir. Nitekim bu araştırmanın problemi, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde uygulanan Performans Yönetimi Modeli hakkında sağlık yöneticilerinin, sağlık personelinin ve vatandaşların tutum ve düşüncelerini belirlemek olarak ifade edilebilir. Bu bağlamda araştırmanın amaçlarını şu şekilde ifade etmek mümkündür:a) Sağlık yöneticileri ve sağlık personelinin yeni kamu yönetimi anlayışı ve performans yönetimi uygulamalarını benimseyip benimsemediklerini tespit etmek,b) Sağlık Bakanlığı hastanelerinde uygulanan performans yönetimi modelinin sağlık yöneticileri, sağlık personeli ve vatandaşlar tarafından nasıl algılandığını ve değerlendirildiğini tespit etmek.Bu çalışmada yeni kamu yönetimi ve performans yönetimi teorik olarak incelenmiştir. Konu ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı'na bağlı 6 hastanede uygulamalı araştırma yapılmıştır. Yapılan uygulama sonucunda elde edilen veriler korelasyon analizi, regresyon analizi, anova testi ve t-testine tabi tutulmuş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda; sağlık yöneticilerinin ve sağlık personelinin yeni kamu yönetimi anlayışı ve performans yönetimi uygulamalarını benimseme düzeyleri ile Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi Modelini kabul düzeyleri arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca vatandaşların sağlık hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri ile Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi Modeli arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak; yeni kamu yönetimi anlayışı ve performans yönetimi uygulamaları kapsamında hayata geçirilen Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi Modelinin yöneticiler ve çalışanlar tarafından benimsendiği görülmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi Modeli ile sağlık hizmetlerinde vatandaş memnuniyetinin arttığı sonucuna varılmıştır.

Devlet hastaneleriHastanelerPerformans+4
Harun Kırılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediye başkanının ilçe belediyeleri üzerindeki yetkileri ve kullanımı

Türkiye'de yürürlükte bulunan 5216 sayılı yasanın öngördüğü büyükşehir belediye modeli, büyükşehir belediyesinin organları arasındaki ilişkiler açısından güçlü belediye başkan modelini öngörmüştür. Bu modelin benimsenmesinde iç göç, hızlı nüfus artışı gibi nedenlerle küreselleşme-yerelleşme perspektifi altında hızla büyüyen kentleri çekip çevirecek, süratli bir şekilde karar alabilecek bir kent yönetimin ancak çoğunluğun desteğini arkasına alan güçlü bir başkanla sağlanabileceği anlayışı bulunmaktadır. Ancak bu model, yerel yönetimlerin esas misyonu olan demokratik katılım ve yerel özerklik anlayışını ikinci plana ittiği gerekçesiyle özellikle ilçe belediyeleri ve diğer kentsel örgütlenmelerin yakınmalarına neden olmaktadır.Bu çalışmamız üç ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde öncelikle Türkiye'deki kentleşme, büyükşehir belediyesinin tanımı, büyükşehir belediyesin yönetimlerinin oluşmasını sağlayan sosyo-ekonomik nedenler, genel kabul gören metropoliten örgütlenme modelleri ve tarihi gelişim süreci içinde büyükşehir belediye modelinin ortaya çıkışı analiz edilerek değerlendirilmiştir. İkinci bölümde çalışmamızın da ana konusu olan büyükşehir belediye başkanının model içindeki konumu, model açısından önemi ve yetkileri, büyükşehir belediye meclisi ve ilce belediyeler üzerindeki yetkileri gerek 3030 sayılı eski yasa gerekse yürürlükteki 5216 sayılı büyükşehir belediye kanunu ve diğer ilgili mevzuat çerçevesinde analiz edilerek değerlendirilmiştir. Bu bölümde ayrıca büyükşehir belediye sisteminin organları ve hizmet koordinasyon merkezleri de incelenmiştir. Çalışmamızın son bölümü olan üçüncü bölümde ise, Türk idari yapısının oluşmasında modellik yapmış Fransız yerel yönetimlerini özelde Paris Büyükşehir Yönetimini ve İngiltere yerel Yönetimlerini özelde Londra Büyükşehir Yönetim incelenerek analiz edilmiş ve Türkiye'de uygulanan büyükşehir belediye modeliyle karşılaştırılarak yerelleşme, yerel özerklik, hizmet ve yetki alanlarının ve belediye başkanlarının konumu ve yetkisi acısından analiz ve değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Belediye başkanlarıBelediye başkanlığıBüyükşehir belediyeleri+5
Erdal Tarhan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni sağ düşünce ekseninde belediye hizmet anlayışı

Dünya devlet sistemleri incelendiğinde gerek federal gerekse üniter devlet yapılarının hemen hepsinde yerel yönetim sistemleri ile karşılaşmaktayız. Avrupa Birliği sürecinde 1993 yılında Maastricht anlaşmasıyla değeri vurgulanan yerel yönetimler halka en yakın hizmet sunan birimler ve demokrasinin temel değeri olarak görülmektedir. Son yıllarda yerel yönetimlerin önemi daha da anlaşılmış ve özellikle ülkemiz açısından gereken önem yapılan reform niteliğindeki yasalarla verilmeye çalışılmaktadır.Bilindiği gibi 1980'li yıllardan sonra dünyada yaşanan değişim ülkemizi de etkisi altına almıştır. 1929 Dünya Ekonomik Buhranın çözüm yolu Keynesyen iktisat anlayışından geçmekteydi. Keynesyen iktisat anlayışının ürünü olan Refah Devleti, 1972 yılında yaşanan Petrol Krizi ile maliyetleri arttırmış, stagflosyonun ortaya çıkmasıyla sorgulanmaya başlanmış ve refah devleti sorumlu olarak tutulmuştur. Refah devleti devletin maliyetlerinin artmasına neden olurken, devletin bürokrasinin artmasına ve devletin hantallaşmasına neden olmuştur. Çözüm yolu olarak ise devletin mal ve hizmet sunumundan çekilerek piyasaya daha fazla önem vermenin gerekliliği vurgulanmıştır. Yeni sağ düşünce devletin bu durumunu sorgularken çözüm yolları önererek devleti daha fazla etkin verimli kılmayı amaçlamıştır. Yeni sağ düşüncenin bir ürünü olan Yeni Kamu Yönetimi anlayışı çerçevesinde yerele daha fazla önem verilmeye başlanmıştır.2005 yılında Türk yerel yönetimlerini derinden etkileyen yerel yönetim yasaları yürürlüğe girmiştir. Bu yasalar değişikliğin habercisi olup yeni sağ düşüncenin ürünü olan yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde şekillenmiştir. Yeni kanunların kendine has hizmet anlayışı vardır. Bu anlayış ilgili yasalarda ?? yapmak, yaptırmak?, ?? yaptırıp işletmek?, ?? imtiyaz vermek?, ?? kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek?, ?? hizmet satın alma?? gibi ifadelerle kendini göstermekte ve belediyelere hizmet sunma konusunda geniş bir hareket alanı sağlamaktadır.

Belediye hizmetleriBelediyelerNeo-liberalizm+3
Kadir Peker
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde değişen denetim sistemi ve uygulanabilirliği

Bu tez çalışmamızda Türk Kamu Yönetimi'nden denetim sisteminin genel işleyişi, denetimin amacı, denetim türleri konularıyla birlikte, denetim sisteminde karşılaşılan sorunların çözüm yolları değerlendirilecektir. Denetim sisteminde yapılan bu yeni yasal düzenlemelerin denetim sistemimize etkileri, denetim sistemi açısından ne ölçüde uygulanabilir olduğu incelenecektir. Bu tezin hazırlanışında şu hipotezlerden yola çıkarak hazırlanmıştır.a) Kamu yönetiminde yapılan düzenlemeler hukuki, şekilsel bir sorun mudur? Yoksa yönetim ve denetim zihniyet yapısının değişmesi sorunumudur? Türk Kamu Yönetiminde denetim sisteminin kısaca genel işleyişi, denetim sisteminin yeniden yapılandırma nedenleri nelerdir? Mevcut denetim sistemi ihtiyaçlara cevap veriyor mu?b) Türk Kamu Yönetiminde denetim sistemin de denetimle ilgili yeni yapılmış yasalar, tasarılar var mı? Mevcut yeni düzenlemeler yeterli mi? Bu düzenlemelerin denetim sistemimiz açısından ne ölçüde uygulanabilirliği var?5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanunu, Kamu Yönetimi Temel Kanunu tasarısı gibi düzenlemeler getirilmeye çalışılmış, ancak bu tasarı yasallaşmamıştır. Bu yapılan düzenlemeler neticesinde denetim sisteminin işleyiş yapısı, iç denetime doğru yeni bir yapılanma olduğu görülmekte, teftiş kurullarının kaldırılmak istendiği görülmektedir. Dış denetimde ise Sayıştay'ın denetim görevleri artmaktadır. Yönetimde etkinliği ve verimliliği artırabilmek için yeniden yapılandırılmış iyi bir denetim sisteminin oturtulabilmesine bağlıdır. Bunu da Yönetim de şeffaflık, açıklık ve hesap verebilme, performans denetimi gibi sistemlerle yapmaya çalışmaktadır.Tüm bu yeni düzenlemelerin başarılı olması bu yasaları uygulayan kişilerin etik anlayışlarıyla da ilintilidir. Yasa koyucu da bu düzenlemelerin uygulanabilirliğini artırmalı, denetimini takip etmelidir. Denetim yapacak kişilerin anlayışını denetim esnasında cezalandırıcı mahiyette değil, kurumları motive edici yönde eğitime tabi tutup değiştirmelidir. Aslında denetim sisteminin en büyük sorunu da budur. Oligarşik bürokratik zihniyet yapısının değiştirilmesi durumudur. En zor olan da bu değişimi başarabilmektir. Merkezi devlet anlayışı içerisinde denetim sistemindeki değişikliklerin uygulanması, başarılı olabilmesi merkeziyetçi bürokratik devlet anlayışının değişmesine paralel bir durum gösterir.Anahtar Kelimeler: Denetim Sistemi, Denetim Anlayışının Değişmesi, Yeni Denetim Anlayışının Uygulanabilirliği

Harun Kulaksız
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00

Other supervisors