Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Ertürk
17 theses · Akdeniz University, İstanbul University
Sulak alan mevzuatı ve statüleri açısından avlan gölü ve çevresinin siyasal ve kültürel ekolojisi
Kültürel ekoloji, insanların doğal çevreleriyle etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin kültürel faktörler tarafından nasıl şekillendirildiğini inceleyen bir araştırma alanıdır. Siyasi ekoloji ise politika ve çevresel değişim arasındaki ilişkileri ele alarak, çevre politikalarının ve kaynak dağılımlarının sosyal ve çevresel sonuçlarını incelemektedir. Bu çalışma, insanların çevresel faktörlerle etkileşimlerini daha derinlemesine anlamak ve bu etkileşimlerin kültürel ve siyasi yönlerini vurgulamak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, Avlan Gölü ve çevresindeki yerel halkın sulak alan ile ilişkileri, çevresel politikaların ve toplumsal yapıların doğal çevre üzerindeki etkileri gibi konular detaylı bir şekilde incelenmiş ve bu etkileşimlerin sonuçları analiz edilmiştir. Avlan Gölü ve çevresinde yaşayan yerel halkın sulak alanla olan ilişkisini daha iyi kavramak için, araştırma sahasında 66 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, etnografya (etnografik) ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak açıklanmıştır. Bu veriler doğrultusunda, Avlan Gölü ve çevresinde yaşayan yerel halkın sulak alanla olan ilişkisi ve gölde meydana gelen değişimler açıklanmıştır. Elde edilen verilere göre, Avlan Gölü, çevresindeki doğal ve insan kaynaklı etkenler nedeniyle kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Gölün kurumasının ardından araştırma sahasındaki biyoçeşitlilik azalırken, tarımsal üretim kalitesi ve yeraltı su seviyelerinde azalmalar görülmektedir. Gölün kurumasıyla birlikte arazi yüzeyi ve toprak sıcaklıklarında artışlar gözlenmiştir. Bu durum, arazideki biyoçeşitlilikte azalmalara ve orta büyüklükte yangın riskinin artmasına neden olmaktadır. Ayrıca, Avlan Gölü'nde yapılan balıkçılık ve kuruyan göl arazisinde gerçekleştirilen küçükbaş hayvancılık faaliyetleri nedeniyle göl ekosistemi zarar görmektedir. Avlan Gölü'nün kuruması, araştırma sahasındaki birçok bitki ve hayvan türünün yaşam alanlarını kaybetmesine neden olurken, yerel halk üzerinde ekonomik ve sosyal kayıplara yol açmaktadır. Bu sebeple, Avlan Gölü'nün korunması için sürdürülebilir arazi kullanımı, yasalarla desteklenen koruma alanlarının oluşturulması ve toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir.
Mekânsal bir kavram olarak heterotopya; Kaleiçi örneği
Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde yer alan Kaleiçi Semtinin sosyal, kültürel ve tarihi ögelerini incelediğim bu çalışmamda temelde Fransız filozof Michel Foucault'un Heterotopya kavramı yatmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel kuramı gereğince Foucault fikirlerinden destek alınarak mekân ve kent değerlendirilmesi yapılmıştır. Mekân nedir? Sorusuna cevap arandığı bu dönemlerde mekânın üç temel prensibi vardır diyen Lefebvre, bunların algılana mekân, yaşanan mekan ve tasarlanan mekan oldukları öne sürmüştür. Ben bu çalışmam da Kaleiçi mekânı bu üçlü sentez grubu içerisinde nasıl şekilleniyor ve şekillenme esnasında kendi kimliğinde ve toplum kimliğinde ne gibi değişikliklere mahal veriyor bunları ortaya çıkarmaya çalıştım. Genel anlamda yaşanan mekân ile algılanan mekân arasında farkların göze çarptığı Kaleiçi'nde tasarlanan mekanlara karşılık olarak oluşturulan mekanlar bulunmaktadır. Biz bu karşıt mekanlara Heterotopya diyoruz. Foucault'un öne sürdüğü temel fikir şudur; ütopyacı toplumsal süreçlerin oluşturduğu baskıcı bir düzen dışında başkalarının yani dışlanmışların oluşturduğu mekanlara Heterotopya mekanları denir. Bu Heterotopya mekanları içinde geçmişten günümüze kadar varlığının anlamıyla hala toplumu ekonomik ve sosyal yönden etkileyen camiler, kiliseler ve türbeler öne çıkmaktadır. Bunların kullanım amaçlarıyla yapılmalarında var olan amaçlar gün geçtikçe değişmiş ve günümüzde kökten bir değişime girmiştir. Kaleiçi evleri olarak aklımıza kazınan Selçuklu ve Osmanlı mimari yapısını günümüzde hala temsil eden önemli kalıntılardan olan yaşam alanları ise yıllar içinde toplumun isteklerine ve küreselleşmeye yenik düşmüştür. Kullanım amacı müstakil ev olmaktan çıkmış; pansiyon, lojman, otel, restoran veya eğlence mekanına dönüşmüştür. Kaleiçi Tarihi kent kimliğinin yanı sıra gece eğlencelerinin de uğrak yeri olmuştur. Son yıllarda ekonomik ve kültürel anlamda merkezi yönetimin katıları bir hayli artmış ve destekleriyle organizasyonlar düzenlenmektedir. Old Town festivali, ramazan akşamları şenlikleri gibi faaliyetler belediyeler ve devlet tarafından bu mekânda gerçekleştirilmektedir. Bu faaliyetlerden ortaya çıkan toplumsal dalgalanma mekânda yaşayan esnafın hoşuna gitmektedir. Yapılan resim sergileri, dans gösterileri, söyleşi gibi toplumsal faaliyet ise kent kimliğinin imgeleri olarak ortaya çıkmaktadır.
Standartlaştırılmış yağış indisi (SYİ) ve erinç indisi yöntemiyle Antalya ilinin Muratpaşa ilçesinin 1993 - 2023 yılları arasında meydana gelen iklim değişimi
Bu yüksek lisans tez çalışması, Standartlaştırılmış Yağış İndisi (SYİ) ve Erinç İndisi yöntemleriyle Antalya ilinin Muratpaşa ilçesinde 1993-2023 yılları arasında meydana gelen iklim değişikliğini ve kuraklık durumunu detaylı bir şekilde incelemektedir. Literatür çalışmasının sonuçlarına göre, Muratpaşa ilçesindeki son 30 yıllık iklim değişikliklerini analiz etmek için en uygun yöntemin SYİ olduğu belirlenmiştir. Bu analizler için gereken yağış verileri, 17300 numaralı Antalya Havalimanı meteoroloji istasyonundan temin edilmiş ve R stüdyo ortamında işlenerek sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, çeşitli tablo ve grafiklerle görselleştirilmiş ve detaylı bir şekilde yorumlanmıştır. Çalışmanın güvenilirliğini artırmak amacıyla, SYİ analizine ek olarak ikinci bir yöntem olarak Erinç İndisi tercih edilmiştir. Erinç İndisi için gerekli olan sıcaklık ve yağış verileri yine 17300 numaralı Antalya Havalimanı meteoroloji istasyonundan temin edilmiş ve bu veriler Microsoft Excel programı kullanılarak hesaplanmıştır. Hesaplanan veriler de grafik ve tablolar haline getirilerek analiz edilmiştir. SYİ yöntemiyle Muratpaşa ilçesinin 1993-2023 yılları arası kuraklık analiz sonuçları yıllara göre değerlendirildiğinde, Muratpaşa ilçesinin 2001 yılında ekstrem nemli bir dönem yaşandığı tespit edilmiştir. SYİ analizine göre 2.11 değere sahip olan 2001 yılının son 30 yılda en nemli dönem, 2008 yıllının ise -2.96 ile en kurak yıl olduğu saptanmıştır. SYİ verilerine göre 2006 yıllına kadar olan yıllarda kurak döneme rastlanmamıştır. 2007 yıllından itibaren ise kurak dönemler baş gösterir. Özellikle 2013-2018 yılları arsında peş peşe kurak dönemler yaşanmıştır. Erinç İndisi yöntemiyle Muratpaşa ilçesinin kuraklık analizi yapıldığında ve yıllara göre değerlendirildiğinde ise, son 30 yılın 17 yılında Muratpaşa ilçesinin genellikle "Yarı Nemli" kategorisinde yer aldığı belirlenmiştir. Erinç İndisi bulgularına göre, 2008 yılı en kurak yıl olarak tespit edilmiş ve bu yılın kuraklık değeri 10.67 olarak belirlenmiştir. En nemli yıl ise, 75.67 değeriyle 2001 yılı olarak tespit edilmiştir. Bu tez çalışması sonucunda yapılan iki analiz, birbirlerini doğrular nitelikte olduğu görülmüştür. Muratpaşa ilçesinde son yıllarda yağış miktarının azalmasıyla kuraklık belirtileri gözlemlenmiştir. Yağışların bu şekilde devam etmesi durumunda, ilçenin ekonomisinin ciddi zararlar görebileceği öngörülmektedir. Bu kuraklığı hafifletmenin en iyi yolu ise, bilinçsiz su tüketiminin önüne geçmektir
Kentsel morfoloji açısından Antalya kenti
Medeni birikimin bir eseri olan kentler, insanın yeryüzünde meydana getirdiği en karmaşık ve organize yaşam alanlarıdır. Her kent taşıdığı özel şartlara bağlı olarak farklı gelişim süreçlerine sahiptir. Bu nedenle kentlerin tek tek ele alınması ve her birinin benzersiz yapısının ayrıntılı bir şekilde araştırılması gereklidir. Kent araştırmaları içerisinde morfolojik gelenek, kentleri biçimsel yönden incelemenin yanı sıra gelişim süreçlerini dönemsel ve yapısal olarak irdeleyen bir anlayışı temsil etmektedir. Bu yönleriyle kentsel morfoloji, kent çalışmaları arasında kabul gören ve sıklıkla kullanılan bir bakış açısı olarak öne çıkmaktadır. Ülkemizin en önemli metropollerinden birisi olan Antalya, binlerce yıllık tarihe uzanan köklü bir yerleşim alanıdır. Kent, sahip olduğu konum, fiziki çevre ve iklim özellikleriyle özgün şartlar altında kurulup şekillenmiş, sosyal, demografik ve ekonomik faaliyetlerin etkisinde ise büyüyerek gelişmiştir. Kentin yaşam serüveninin anlaşılması, biçim ve doku gibi kentsel özelliklerinin irdelenmesi ve gelecek planlamalarının doğru yapılması adına kapsayıcı bir analize ihtiyaç duyulmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz bu çalışmada Antalya'nın kentsel gelişimi, kentsel morfoloji anlayışı içerisinde tarihi-coğrafya yaklaşımı doğrultusunda ele alınmıştır. Bu kapsamda kentin büyüme süreçleri dönemsel bazlı olarak incelenmiş ve morfolojik bölge, parsel döngüsü ve çeper kuşak analizleri gerçekleştirilerek morfolojik gelişim ortaya konulmuştur. Bunun yanında fiziki çevre, nüfus, fonksiyon ve çevre ilişkileri gibi özellikler, kentsel morfolojiye etkileri bağlamında ele alınarak kentsel gelişim eksik yön bırakılmayacak şekilde araştırılmaya ve bir gelecek perspektifi sunulmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında Antalya'nın farklı mekânsal ve sosyokültürel dokuları bir arada barındıran heterojen bir kentsel yapıya sahip olduğu ifade edilebilir. Binlerce yıllık tarihe sahip olmasına rağmen son 60 yılda ekonomik faaliyet ve göçlerin etkisi altında büyüyen kentin merkezinde, geleneksel bir yerleşim deseni hakimken kent çeperlerine doğru planlı veya plansız konut bölgeleri, ızgara şekilli veya biçimsiz sokak düzenleri görülebilmektedir. Kentin her bölümü ayrı bir ekonomik faaliyet türünde yoğunlaşmış ve kıyı hattında turizm, kuzeyde sanayi ve doğusunda tarım odaklı bir doku oluşturmuştur. Gerçekleşen hızlı büyüme sürecinde kentin doğal çevre özellikleri göz ardı edilmiş ve kent kimliğine aykırı kararların alınması geri dönülemez hatalar meydana getirmiştir. Kentin planlamasında fiziki çevre ve beşeri yapıya uyumlu stratejilerin öncelik haline getirilmesi ve kentsel büyümenin sınırlanması elzemdir.
Seçim coğrafyası kapsamında 2014-2019 yılları arasındaki seçimlerin mekansal analizi: Karaman örneği
Seçimler, yaşamın ve demokrasinin değişmez bir parçası olmuştur. Demokrasi ile gelişen bu kavram ve süreçler, toplumsal hayatın değişmesine ve gelişmesine imkân sağlamıştır. Toplumsal dinamikler, liderler ve siyasi yapılar bu süreci sürekli değiştirmiş ve yeni kavramlarla desteklemişlerdir. Siyasi hayatın oluşması ve seçim sürecinin ortaya çıkmasında en büyük yapı taşı insan olmuştur. İnsanlar kendi yaşam dinamiklerini ve değişimlerini, kendi özgür iradesi ile belirleme yolunda ilk adımlarını seçim süreciyle atmış bulunmaktadırlar. Bu çalışmanın temel amacı; Seçimlerin insan üzerindeki etkilerine ortaya çıkarmak, toplumun siyasi görüş ve seçim algısına yönelik mekânsal bir bakış açısı sağlamak, oy verme sürecindeki temel etkileri ve buna zemin hazırlayan bazı süreçleri inceleyerek, açıklamaktır. Bu çalışmanın diğer bir amacı ise; Karaman ili, ilçe ve köylerini baz alarak, bu bölgede ve coğrafyada yaşayan insanların seçim algılarını, aynı zamanda buradaki insanların siyasi görüşlerini ve oy kullanma süreçlerindeki etkili olan coğrafi faktörleri ortaya çıkarmak, konunun diğer bir amacıdır. Araştırmada; Karaman il, ilçe ve mahallelerinde, siyasi partilerin ve liderlerin 2014 yılından itibaren yapılan tüm seçimlerde aldığı oy oranları hesaplanmış, bu hesaplamalar il, ilçe ve mahalle bazında haritalara aktarılmış, yine seçim sürecinde değişime uğrayan il, ilçe ve mahalleler tespit edilip, bu değişim sürecindeki temel sebepleri ortaya koymak amacıyla, bölgedeki tüm fiziki ve beşerî etmenler incelenmiştir. Yapılan çalışma ve elde edilen bulgular neticesinde, 2014-2019 yılları arasında yapılan seçimlerin değerlendirilmesi sonucunda; insanların bulunduğu coğrafi bölgenin, sosyo-kültürel yaşantının, eğitim ve gelişmişlik düzeyinin, bu süreci doğrudan etkilediği, gelecekte yapılacak olan seçimlere zemin hazırladığı, bölgedeki fiziki unsurların ve beşeri yapının seçimlerde ana yapıyı oluşturduğu, siyasi parti imajı ve aday imajının seçmen üzerinde oldukça önemli olduğunu, yerel seçimlerle, milletvekili genel seçimleri arasında oy farklılıkları yaşandığı ortaya çıkmıştır.
Abbara incelemesi: Mardin örneği
Abbaralar geçmişten bugüne Mardin'in önemli yapılarından biri olma özelliğini göstermektedir. Mardin'de dikkat çeken mimari yapıya sahip olan ve çeşitli amaçlarla yapılan abbaraların ortaya çıkışı coğrafi nedenlerden dolayı şekillendirilmektedir. Araştırma sahası Mardin'de bulunan 50'den fazla abbarayı kapsamaktadır. Çalışma alanın sınırı eski Mardin şehri olup abbaraların bulunduğu mahallelerle belirlenmektedir. Abbaralar coğrafi nedenlerden dolayı ortaya çıkan bir yapı birimi olarak görülebilmektedir. Araştırmaya Türkiye'de bulunan ve değişik isimlerle adlandırılan abbaralar araştırılarak başlanmıştır. Abbaraların çeşitli illerdeki isimlerine bakılarak kullanım amacı irdelenmiştir. Araştırma sahasına gidilerek yerinde incelemelerle ve arazi çalışmalarıyla veriler elde edilmiştir. Bu tez çalışmasında, Mardin için önemli bir yere sahip olan abbaraların coğrafik yönden önemi incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, engebeli bir arazi üzerine kurulmuş olan Mardin ilindeki abbara yapılarının topografyadan nasıl etkilenip ortaya çıktığı ve coğrafik bağlamda abbaraların eğimli ve dik bir arazi üzerine kurulmuş olan Mardin'deki varlığı incelenmekte olup kent-topoğrafya bağlantısı araştırılmaktadır ayrıca toplum için önemi, işlevi ve karşılığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde; Mardin ilinin fiziki coğrafyası ile ilgili bilimsel çerçeve oluşturulmaktadır. İkinci bölümde ise; abbaralara yönelik kavramsal bir çerçeve oluşturulduktan sonra Türkiye'deki abbaralara benzer yapıların çeşitli illerde farklı isimlendirmelerin altında yatan nedenlere değinilmektedir. Mardin abbaralarını konu edinen üçüncü bölümde ise; abbaraların coğrafi bakımdan anlamı, dağılışı, iklimin etkisi ve topografya işlevi üzerinde durulmaktadır. Dördüncü ve son bölümde Eski Mardin'de yer alan abbaralarla ilgili saha soruları gözlemcilere sorularak abbaralar ile ilgili çeşitli görüşler toplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Abbara, Dar sokak, Mardin, Topoğrafya.
Hz. Peygamber'e gelen heyet ve elçiler, bu elçilerin görüşmeye dair rivayetleri ve değerlendirmesi
"Hz. Peygamber'e Gelen Heyet ve Elçiler- Bu Heyet ve Elçilerin Görüşmeye Dair Rivayetleri ve Değerlendirmesi" adını taşıyan tezimiz dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Hz. Peygamber'in diplomatik faaliyetleri çerçevesinde İslâm'da elçilik kavramı üzerinde kısaca durulmuş ardından elçiler yılı öncesi gelen heyet ve elçiler hakkında kronolojik olarak kısaca bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; elçiler yılından itibaren Hz. Peygamber'e gelenler yine tarihî sıralamaya bağlı olarak kısaca değerlendirilmiş ve bu heyetlerin içinde bulunan kişiler tespit edilmiştir. Üçüncü bölümde elçiler yılı öncesinde, dördüncü bölümde ise elçiler yılı sonrasında grupla veya tek başına elçi olarak Hz. Peygamber'in yanına gelip görüşme ile ilgili rivayette bulunanlar tespit edilerek bu rivayetleri incelenmiş, hangi kaynaklarda yer aldıkları ve sıhhat durumları ile ilgili bilgi verilmiştir.
Siyasi coğrafya açısından Libya
Geçmişten günümüze birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Libya, konumu itibariyle oldukça stratejik bir noktada yer almaktadır. Akdeniz'i kullanan gemilere karşı yağma faaliyetleri yürüten İspanyol korsanlara karşı Osmanlı idaresi tarafından sefer düzenlenmiş ve 1551 yılında bu topraklar Osmanlı egemenliğine girmiştir. Uzun bir Osmanlı egemenliği döneminden sonra ülke İtalyanlar tarafından işgal edilmiştir. İtalyanlardan sonra 1951 yılında Birleşmiş Milletler kararı ile bağımsız olarak Libya devleti kurulmuştur. Yeni kurulan ülkenin ilk devlet başkanı Kral İdris olmuştur. Bu dönemde Libya'da ilk petrol keşfedilmiş ve çıkarılmaya başlanmıştır. Petrolün çıkarılmasıyla birlikte Libya'ya olan ilgi daha da artmıştır. Petrolden elde edilen gelirler ile ülkede birçok iskân faaliyeti gerçekleştirilmiştir. 1969 yılında Kral İdris kansız bir darbe ile tahttan indirilmiş ve yerine darbeyi gerçekleştiren Muammer Kaddafi geçmiştir. Kaddafi döneminde petrol üretimi ve gelirleri artmaya devam etmiştir. Ancak elde edilen gelirler halka tam olarak yansıtılmamış, bunun yerine Kaddafi başta Suriye olmak üzere diğer devletlerle birleşmek için birçok girişimde bulunmuş ve büyük miktarlarda para harcamıştır. Batılı ülkelerin Arap Baharı olarak adlandırdığı ve Tunus, Mısır ve Suriye gibi birçok ülkede yönetimlerin değişmesine yol açan olaylar 2011 yılında Libya'ya da sıçramış ve Muammer Kaddafi rejimi iktidardan indirilmiştir. Diğer devletlerdeki olaylar genellikle ekonomik odaklı iken Libya'daki olayların nedeni ülkenin yer altı zenginlikleri olarak değerlendirilmektedir. Ülkedeki olaylar sadece hükümeti devirmekle kalmamış, aynı zamanda ülkeyi bir iç savaşın içine sürüklemiştir. Yaşanan olaylar nedeniyle ülkenin en büyük gelir kaynağı olan petrol ve doğal gaz üretimi durma noktasına gelmiş ve halk büyük ekonomik sıkıntılar çekmeye başlamıştır. Bugüne kadar ülke yönetiminde söz sahibi olan kabileler hem iç hem de dış etkenler nedeniyle birbirleriyle mücadele etmişlerdir. Olayların başlamasının ardından daha önce Libya ordusunda görev yapmış ve ABD'ye sığınmış olan eski general Hafter, ülke yönetimini ele geçirmeye çalışmış ancak başarısız olmuştur. Hafter'ı destekleyen ülkelere baktığımızda Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Fransa ve Rusya başı çekmektedir. Diğer tarafta ise ülkenin resmi temsilcisi olan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti yer almaktadır. Ülke içindeki bu iki grup iktidar mücadelesi vermeye devam etmektedir. Ülkenin resmi temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti, Türkiye ve Katar tarafından desteklenmektedir. Bu çalışmada bir Akdeniz ülkesi olan Libya'nın jeopolitik ve jeostratejik önemini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu tez çalışmasında daha çok kaynak tarama yöntemi kullanılmıştır.
Kültürel coğrafya bakımından Buldan bezi
Çalışmada amaçlanan, Buldan'da çok eski zamanlardan beri yapıla gelen dokumacılık faaliyeti ve Buldan bezini detaylı bir şekilde araştırmaktır. Dokuma, kültürel kimliklerin önemli bir parçasıdır. Her bir kültür, kendi renklerini, desenlerini ve tekniklerini kullanarak benzersiz bir dokuma geleneği geliştirmişlerdir. Buldan bacasız fabrikalar diyarıdır. Buldan'da tekstil sadece bir iş değil yaşam biçimidir. Neredeyse tüm yöre insanının ortak yaşam tarzıdır. Kültürel kimlik oluşturmada sanatsal çalışmalar önemlidir. Buldan halkının kendine has özel dokuma kültürü ve desenleri, dokumaya sanatsal değer katmıştır. Buldan bezinin kültürel özelliklerini, desenlerinin kültürel anlamlarının araştırılmasını, ham maddesinin nerede olduğu gibi konulara coğrafi bir bakış açısıyla ele alıp bu özelliklerini ortaya koymak ve geliştirmeye yönelik neler yapılabilir gibi bu sorulardan yola çıkarak tezimizi yazdık. Çalışmada saptanan Türk kültürünü Türk halkının tarih boyunca geliştirdiği zengin bir kültürel miraslardan biri olan dokuma geleneğini ortaya koymaktır. Türk kültürü, Orta Asya'dan başlayarak Türk boylarının göçleri ve yayılmaları sonucunda şekillenmiştir. Bu kültür, dil, müzik, dans, gelenekler, el sanatları, yemekler ve yaşam tarzı gibi birçok farklı unsuru içerir. Türkler, uzun bir geçmişe sahip olan dokuma sanatını büyük bir ustalıkla icra etmiştir. Türk dokumaları, giyim, ev tekstili ve süsleme amaçları için kullanılan çeşitli ürünleri içerir. Bu ürünleri ustalıkla sergileyip adını geçmişten beri duyuran Buldan halkının, kültürüne sahip çıkıp nasıl bu kadar geliştirdiği anlatılmıştır. Çalışma sahasına bizzat gidilerek bu yapılan dokumalar ve kendilerine has Türklüğü sembol eden desenler incelenmiş çalışmaya koyulmuştur. Türk kültürüne sahip çıkmak, Türk halkının tarih, değerler ve gelenekleriyle bağını sürdürmek ve gelecek nesillere aktarmak için bu çalışmanın içinde yerel kültürlerin önemi vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk, Dokuma, Kültür, Kültürel Miras, Buldan Bezi.
Hz. Peygamber'e muâmelât ile ilgili yöneltilen sorularda muhatap- cevap ilişkisi (Bireysel- cinsiyet faktörü bağlamında)
Hz. Peygamber, toplum ile kurmuş olduğu iletişimde yaşadığı çağ ve gönderildiği toplum arasında özel bir dil inşa etmiştir. Muhatap ile kurulan ilişkide muhatabın durumu ve Hz. Peygamber'in yaklaşım usûlü açısından çeşitli öncüllerin ve buna bağlı disiplinel bir düzenin oluşturulduğu görülmektedir. İletişimin muhataba bakan yönünde kişilerin psikolojik ve sosyo- kültürel yapıları nebevî yaklaşımın alt yapısını oluşturmaktadır. Sahip olunan cinsiyet, yaş, ilgi, kabiliyet, mizaç ve karakter yapıları gibi bireysel farklılıklar "psikolojik durum" tespitini, toplumun özellikle örf ve adet olarak nitelendirdiğimiz kültürel fonksiyonları ve kişinin toplum içerisindeki konumu ise "sosyo- kültürel" yapının anlaşılmasını sağlamaktadır. İşte bu iki öncül Hz. Peygamber'in iletişimindeki muhatap kimliğini ifade etmektedir. Bu çalışmada muhatap- cevap ilişkisi, muâmelâta dair yöneltilen sorular karşısında Hz. Peygamber'in cevabında cinsiyet, yaş, eğitim, psikolojik durum gibi bireysel faktörlerin ne derece etkili olduğu araştırılmıştır. Dolayısıyla sorular, temel verilerimizi oluşturmakla birlikte insanı, toplumu ya da dönemi analiz etmede önemli bir kaynaklık değeri taşımaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda her bir insanın yaşadığı hayatta subjektif yaşantılara sahip olduğu görülmüştür. Bu yaşantılar ise öteki açısından psikolojik bir fenomen olduğu gibi kişiyi anlamayı, potansiyellerinin şekillendiği zaman ve mekâna dair bilgi sahibi olmayı gerektirmektedir. Bireysel farklılıklar olarak tanımlanan bu özgül duygu- durumlara karşı Hz. Peygamber'in uyguladığı yöntem ise "muhatapların zaviyesince iletişim" olmuştur. Böylece din- insan ilişkisinde kişiyi kendi kılan duygu, düşünce, davranış ve değer yapılarının ne derece mühim olduğu görülmüştür.
Etnocoğrafya bakımından Antalya'da yaşayan Romanların mekânsal analizi
Bu çalışmada Antalya ilinde yer alan Roman (Çingene) etnosunun Antalya sınırları içerisindeki coğrafi dağılışı, sosyo-kültürel özellikleri, demografik yapıları, eğitim durumları, tarihsel serüvenleri, ekonomik düzeyleri ve bu süreçte Antalya ilinde mekâna dair yaşadıkları sorunların nasıl çözümlenmesinin coğrafik bakış açısıyla yorumlanması amaçlanmıştır. Bu etno grubun Antalya halkı tarafından nasıl karşılandığı, Antalya halkının etnik algıları yorumlanıp tartışılacaktır. Ayrıca Roman etnosunun eğitim, sağlık, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda karşılaşmış oldukları sorunların ve yanı sıra bu sorunların nasıl oluştuğuna ışık tutulacak ve nasıl çözüm önerisi geliştirilebileceği tartışılacaktır. Romanların Antalya ili ve ilçeleri açısından avantaj ve dezavantajları irdelenip bunlara yanıt aranacaktır. Antalya ilinde bulunan Romanlar belirli mahalle ve ilçe merkezlerinde toplanmış olup sosyal yaşamlarında kapalı bir yaşam tarzı benimsemişlerdir. Genel itibari ile kendi kimliklerini (Roman) reddetmektedirler. Bulundukları mekanda yaşayan etnik gruba dahil olmakta ya da çoğunluk olarak bulunulan mekanda yerleşim gösteren gruplara uyum sağlamaktadırlar. Yaşadıkları mekanlarda kendi etnik grubundan olmayan kişiler bulunmamaktadır ve kendi etnik grubuna dahil olmayan insanlarla iletişimleri çok kuvvetli değildir. Antalya merkez ilçelerde belirli alanlarda yerleşmelerini devam ettirdikleri tespit edilmiştir. Fakat Antalya iline bağlı bulunan ilçelerde dağınık bir yerleşme söz konusudur. Bu süreçte elde edilen veriler analiz edilerek Arcgis programına aktarılacak ve gerekli haritaların oluşması için altlık veri tabanları üretilmiştir. Böylece mekâna dair bilgilerin analiz edilmesi ve yorumlanması sağlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Çingeneler, Antalya, Etnocoğrafya, Kültürel Coğrafya
Asya ve Avrupa'dan gelen göçmenlerin mekân algısı: Antalya örneği
Bu çalışmada, Türkiye'nin en önemli turizm şehirlerinden ve aynı zamanda en çok yabancı göçü alan şehirlerinden birisi olan Antalya şehrinin merkez ilçeleri çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışmanın amacı, Antalya şehir merkezinde yaşayan yabancı uyruklu göçmenlerin şehri tanımada ve şehir ile ilgili algılarının oluşmasında, şehrin hangi fonksiyonları ve mekânsal elemanlarının etkin rol oynadığını, amaçları doğrultusunda hangi mekânları kullandıklarını ve bu mekânlara dair algılarını araştırarak; göçmen grupları arasında, kullanılan mekân ve algı yönünden benzerlik ve farklılıkların neler olduğunu tespit etmektir. Araştırmanın yöntemi, anket analizidir. Literatür taraması sonucunda oluşturulmuş olan anketler, araştırma kapsamındaki Asya ve Avrupa kıtalarından gelmiş olan göçmenlere uygulanmıştır. Uygulanan anket sonuçları, gerekli analiz süreçlerinden geçirildikten sonra, oluşturulan veri tabanı ArcGIS 10.4.1 programına aktarılarak konuya dair haritalar üretilip yorumlanmıştır. Verilerin analizi sonucunda elde edilen en dikkat çekici bulgulardan biri Kepez ilçesinin, Avrupa kıtasından gelen göçmenler tarafından birkaç cevap dışında neredeyse hiç telaffuz edilmemiş olmasıdır. Bir diğer dikkat çeken bulgu, araştırma grubundaki göçmenlerin yarısından fazlasının dört yıldan uzun süredir Antalya'da yaşadıklarını belirtmelerine rağmen şehrin başlangıç ve bitişi olarak daha çok merkez ilçeleri ile onların sınır komşusu olan ilçeleri algılaması, Doğu-Batı yönünde yer alan ilçe adlarının ise neredeyse hiç telaffuz edilmemesidir. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulguların, gelecekte konuya dair çalışacak olan kişi ve kurumlara, yapacak oldukları çalışmalarda yarar sağlayacağı düşünülmektedir.
Tarihsel mekanların analizinde uzaktan algılama ve CBS uygulamalarında entropi yaklaşımı: "Ksanthos Antik Kenti örneği"
Birçok disiplini kapsayan çalışma alanı ile Uzaktan Algılama, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve sayısal yöntemler ile tarihi kentlerin mekânsal analizi yapılabilmektedir. Ksanthos Antik Kenti'ne ait mekânsal alan ve yapıların kent içi önem derecesini tespit etmek amacıyla oluşturulmuş bu tez çalışmasında; İnsansız Hava Aracı sayesinde elde edilen hava fotoğrafı ile kentin dokusu CBS altyapısında çıkarılmış ve görüntüdeki mekânsal unsurlar; parça-bütün ilişkisine dayalı GLCM tekstür parametresi algoritması olan "entropi" yöntemi ile analiz edilmiştir. Düzensizliğin ölçüsü olarak kabul edilen entropi ile; antik kentteki mekânsal unsurlar kent vaziyet planına bağlı kalınarak tek tek hesaplatılmış ve kentin orijinal görünümüne göre olan değişimi sayısal ölçekte analiz edilmiştir. Yapılan bu analiz ile kentte yer alan hangi mekansal yapı ve alanın kent için ne önem ifade ettiği, yazılım dili aracılığı ile oluşturulmuş YSA tahmin yöntemine göre istatistiki dokümantasyonlar ile ispatlanmıştır. Bu çalışma ile; entropi yönteminin tarihsel mekanların tanımlanmasındaki önem derecesi vurgulanmış ve çalışma sonuçlarına göre; birçok çalışma alanı türüne yönelik yapılacak mekansal analizlere yeni bir bakış açısının oluşturulması hedeflenmektedir.
Spatial trends of LGBTI individuals and homofobic trends of people in a location: Antalya example
The gender concept in Turkey, is based on women and men. All services in this framework are directed at women and men, and other gender tendencies called 'others' are ignored. This exclusion is not only public but also social. Essentially, it would not be an exaggeration to say that LGBTIs are "civilians who have been sentenced to a place in society". Disturbingly in Antalya, Turkey's major cities also change this situation. The aim of the study is to try to explain the effects of LGBTIs which are socialized in Antalya city, can not work regularly, can not live their lives freely, and try to explain the effect of the space on these individuals and measure the reflections of homophobia in the city at the same time and try to find the place of LGBTİs. In the scope of the study, the methods used by LGBTIs as meeting places in Antalya were examined. The location of these sites, their use in relation to their surroundings, their physical characteristics and user profiles were determined based on on-site observations, interviews and interviews with space staff. A survey developed by Güney vd. (2014) was used to determine the spatial orientations of LGBTIs. A survey was conducted with 50 LGBTİs in Antalya city center. "Homosexual Attitude Scale" developed by Doğan et al. (2016: 84-90) was used to determine the homophobic orientations of the research group. Findings revealed that LGBTİs lived intensely in districts such as Kışla, Güllük, Yüzüncüyıl, Lara, Konyaaltı, Kültür which are located in the central districts of Muratpaşa and Konyaaltı. The districts they wanted to live on were mostly Lara, Uncalı and Konyaaltı. The reason for choosing these regions is that they have a more moderate viewpoint than the LGBTIs. As a result, after the research, it became clear that LGBTIs were trapped in certain symbols, shopped in certain places, and continued their lives in a limited space. While Kepez, Muratpaşa and Konyaaltı regions had a high homophobic attitude, it was much less in Lara.
Kültürel coğrafya açısından Karahacılı yörükleri: Serik örneği
Yörüklük kavramı tamamen doğal yaşamın etkili olduğu sahalarda hayatta kalabilmek ve varlıklarını sürdürebilmek için doğa ile uyumlu yaşamayı gerektiren bir kavramdır. Bu çerçeveden bakıldığında yörüklerin ekonomik faaliyetleri, barınma, beslenme, giyim- kuşam kültürleri hep doğa ile uyum içeresindedir. Çalışmada Antalya'nın Serik ilçesinde yaşayan Karahacılı yörüklerinin yaşadıkları mekânın coğrafi özellikleri kültürel coğrafya açısından değerlendiriliştir. Çalışmaya konu olan yörükler kısmen konargöçer olsalar da genellikle yerleşik hayata geçmişler ve tarım temel ekonomik faaliyetleri olmuştur. Araştırma sahasını oluşturan Serik Akdeniz Bölgesinin Antalya bölümünün doğusunda yer almaktadır. Yeryüzü şekilleri bakımından bir doldurma ovasıdır. Serik'te bulunan verimli topraklar Karahacılı yörüklerinin bu alana gelip yerleşmelerine daha sonra da hayvancılığa ek olarak tarımsal faaliyetlere yöneltmiştir. Bağımsızlık anlayışlarından dolayı Adana-Mersin Bölgesindeki iskân faaliyetlerinden dolayı göç eden Karahacılılar Serik'in doğusunda Köprüçay nehri çevresi ilk yerleştikleri alandır. Bunun sebebi hayvanları için gerekli olan su ve korunaklı alanı temin etmiş olmalarıdır. Zamanla Köprüçay nehri suları kontrol altına alınmış ve bölgede tarımsal faaliyetler de başlamıştır. Bu çalışmada Karahacılı Yörüklerinin Serik'e gelmeleri, günümüze kadar devam eden etkinlikleri ve bugünkü durumları kültürel coğrafya perspektifinde ele alınmıştır. Nicel bir araştırma yaparak Karahacılı Yörüklerine ait sözlü yörük kültüründen bir kısım yazıya geçirilmiştir. Literatür taramasına ek olarak görüşmelerde bulunuluş ve bilgiler kayıt altına alınmıştır. Bu sayede Karahacılı Yörükleri ile ilgili bir kaynak oluşturulmaya çalışılmıştır.
Konyaaltı ilçe merkezinin mekânsal ve demografik gelişiminin uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile analiz edilmesi
Dünyanın farklı toplumlarında ortaya çıkan kentsel hayat, birçok farklılığı da içinde barındırmaktadır. Sosyo-ekonomik gelişmelere bağlı olarak kentlerin yapısında da değişmeler olmuştur. Eski dönemlerde kent hayatı Kale ve Sur gibi kavramlarla tanımlanırken günümüzde ekonomik etkinlikler, nüfus yoğunluğu, istihdam yapısı, sosyal faaliyetler gibi farklı ölçütlerle kent hayatı tanımlanmaktadır. Günümüzde kentin cazip olanakları ve eğitim seviyesinin yükselmesiyle iş ve eğitim ihtiyacı ve sosyal ihtiyaçlar yüzünden kırdan kente göç oldukça hızlanmış ve kentleşme hızı ve kentlilik oranı giderek artmıştır. Kentlerde artan nüfus ve hızlı yapılaşma planlama yapmayı da zor hale getirmiştir. Son zamanlarda Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Teknolojilerinin kullanımı ile planlama daha kolay hale gelmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemlerinin kullanımıyla haritalar ve planlar sayısallaştırılmaya başlanmış ve ayrıca bu sayede bilgilerin işlenmesi ve analiz edilmesi daha kolay hale gelmiştir. Dahası eski ve yeni uydu görüntülerinin karşılaştırılması, arazi kullanımının değişiminin gözlenmesi Uzaktan Algılama yardımıyla mümkün olmuştur. Tarım ve orman alanlarının tahribatı rahatlıkla izlenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı; Konyaaltı ilçesinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile mekânsal ve demografik gelişiminin gözlemlenerek tespit edilmesi, bu gelişimi etkileyen faktörlerin analiz edilmesi ve gelecekteki tarihsel süreçte gelişim faktörleri değerlendirilerek mekânsal gelişim yönünün tahmin edilmesidir. Konyaaltı kenti Antalya kentsel alanının yanında yayılmaya en müsait alanlardan biridir. Kentin yayılması hızlı nüfus artışı ile aynı oranda hızlıdır ve planlamayı zorlaştırmaktadır. Araştırmada; Konyaaltı ilçesinin mekânsal ve demografik gelişim ve değişim sürecine ilişkin yazılı kaynaklar incelenmiştir ve hâlihazır haritaların, uydu görüntülerinin (eski ve yeni), imar planları ve rapor çıktılarının karşılaştırmalı değerlendirilmesine dayanan bir yöntem kullanılmıştır. Bu çalışmada nüfus artışının nedenleri, kentleşmeye ve kentsel yayılmaya etki eden faktörler coğrafi etkenlerle ilişkilendirilmiştir ve neden sonuç ilişkisi ile ele alınmıştır. Yapılan çalışma neticesinde 1990 ve 2000'li yıllarla birlikte Konyaaltı ilçesi Antalya genelinde Turizme dayanan yoğun göç neticesinde nüfusu hızla artmıştır. Bu artış hızlı kentleşmeyi de yanında getirerek Konyaaltı'nda yeni yerleşim alanlarının açılmasına neden olmuştur. Çalışma alanının zamansal değişimi uydu görüntüleri, harita ve tablolar ile analiz edilmiş ve sonuçlar raporlanmıştır.
Alman oryantalist Josef Horovitz'in (1874-1931) Hz. Muhammed ve hadis hakkındaki görüşleri
Bu tezde, 1874-1931 yılları arasında yaşayan Yahudi asıllı Alman oryantalist Josef Horovitz'in hayatına, eserlerine ve onun Hz. Peygamber, hadisler, raviler ve isnad hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmamızda, Josef Horovitz'in Alman oryantalizmin neresinde durmaktadır, kendisinden öncekilere olan duruşu nedir ve kendisinden sonra müsteşrikleri nasıl etkilemiştir gibi soruların cevabı aranmış ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Tezimiz giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş'te konunun amacına, kapsamına, yöntemine ve sınırlıklarına değinilmiştir. Birinci bölümde Alman oryantalizmin Horovitz'e kadarki serüveninin kısa tarihine yer verilmiş, önemli temsilcileri zikredilmiş ve onların İslâm çalışmaları hakkında genel bir tablo çizdikten sonra ikinci bölümde Horovitz'in hayatı, yöntemi, eserleri ve kaynakları tetkik edilmiştir. Son bölüm olan üçte ise onun Kur'ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber tasavvuru ele alınmış, hadis, siyer, megazi ve tefsir türü rivayet eserlerinde kullanılan hadisler, onun tarafından nasıl değerlendirilmekte analiz edilmiş, mucize ve miraç hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Bununla birlikte hadis taşıyıcıları olan raviler ve hadis rivayet tarihi açısından önemli bir yere sahip olan isnad hakkındaki görüşleri biraraya getirilerek analiz edilmiştir. Horovitz'in iddiaları Müslüman alimlerinin de dikkatini çekmiş ve bunun üzerine reddiyeler kaleme alınmıştır. Ancak Horovitz'in eserlerinden ve görüşlerinden hem Türk hem de Arap dünyası ağırlıklı olarak ikinci kaynaktan yararlanmıştır. Biz çalışmamızda Horovitz'in Almanca olarak kaleme aldığı eserleri derleyip, görüşlerine yer verdikten sonra kritiğini yapmaya gayret gösterdik.