Theses supervised by Prof. Dr. Ömer Çaha
12 theses · Yıldız Technical University
Türk siyasetinde Refah Partisi deneyimi: Gelenek, ideoloji ve politika
Türk Siyasetinde Refah Partisi Deneyimi: Gelenek, İdeoloji ve Politika adlı çalışmamız temel düzeyde 12 Eylül sonrası çok partili hayatın yeniden tesis edilmesi ile iktidar mücadelesine dahil olan ve 1998 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Refah Partisi'nin politik düşüncesini ve iktidar deneyimlerini ele almaktadır. Teorik olarak modern siyasete ait kavramlar ve çağdaş siyasal gelişmeye ait eleştirel yaklaşımlar ele alındıktan sonra, Milli Görüş Hareketinin bir temsilcisi olarak Refah Partisi'nin gelenek içerisindeki yeri sorgulanmış; kendisinden önce ve sonra var olan politik deneyimlere ne düzeyde aracılık ettiği gelenek içi bir tartışma üzerinden sınanmıştır. İkinci olarak Refah Partisi'nin ideolojik tahlili politik aktörler ve siyasal teoriye ait devlet, demokrasi, ekonomi, laiklik ve insan hakları kavramlarına üzerinden incelenmiştir. Modern Türk siyasetinde iktidar mücadelesi veren Refah Partisi'nin Türk modernleşmesine bakışı, İslamcılık söylemi ve din anlayışı ayrıca ele alınmıştır. Türk siyasetinin yaşadığı yapısal kriz ile geliştirilen Adil Düzen söylemi üzerinden üretilen meclis içi muhalefet ile yerel iktidar başarısının ne ölçüde merkezi iktidar başarısına katkı yaptığı değerlendirilmiştir. Refah Partisi'nin Doğru Yol Partisi ile yaptığı koalisyon ve iktidar süresince cari rejimin gösterdiği politik refleks 28 Şubat askeri müdahalesi üzerinden ele alınmıştır. Milli Görüş hareketi ve Refah Partisi, Türk siyasal hayatında cari olan iktidar bölünmelerinin ötesinde ortaya koydukları düşünce ve pratikler ile alternatif bir siyaset iddiasında olmuşlardır. Türk siyasal hayatı için Milli Görüş hareketinin alternatif bir politika ürettiği iddiası ele alınarak sorgulanmıştır. Böylece Refah Partisi'nin Milli Görüş hareketine ve modern Türk siyasetine olan katkısı çözümlenmeye çalışılmıştır.
Almanya'da yaşayan üçüncü nesil Türk kökenli bireylerde kimlik algısı
Bir aidiyet sorunu olan kimlik, içinde bulunduğu toplumsal ve kültürel ilişkilerin ve ayrıca geçmişten günümüze ortaya çıkan tarihsel durum ve süreçlerin tamamından etkilenerek kendini inşa eder. Bu bağlamda önemli kültürel ve toplumsal sonuçları olan göç süreçlerinin kimliğin inşasında oynadığı büyük rol, yadsınamaz bir gerçektir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselişe geçen uluslararası göç de hem göç alan hem de veren ülkeler için kayda değer toplumsal ve kültürel sonuçlar doğurmuş; bunun yanı sıra kimlik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın amacı; 1961 yılından itibaren Almanya'ya yönelik Türk işçi göçü hareketinin öngörülmeyen bir sonucu olarak bugün Almanya'da yaşayan, eğitim gören ve bu toplumun bir parçası olan Türk kökenli üçüncü nesil bireylerin sahip olduğu kimlik algısını araştırmaktır. Kimlik inşasında ön koşul, her zaman bir "öteki"ne duyulan ihtiyaçtır. Hiçbir kimlik aidiyeti, kendisinden farklılıklarının bulunduğu ve aynı zamanda asgari düzeyde benzerliklerde buluştuğu bir Öteki olmadan var olamaz. Dolayısıyla, Almanya'da yaşayan Türk kökenli bireylerin kendi kimliklerini inşa etmesinde de Öteki önemli bir yer taşımıştır. Ancak günümüzde üçüncü neslin, kendileri için Öteki olan Alman kimliğini, bu ülkeye ilk göçü gerçekleştiren akrabalarının aksine, kendilerinden tamamen farklı bir noktada konumlandırmadığı; kimliklerini inşa sürecinde Alman kimliğine de yer verdikleri gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk işçi göçü, uluslararası göç, ulusötecilik, transnasyonalizm, kimlik.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasi: İstanbul- Fatih örneği
Siyasi partiler çağdaş demokratik devletlerin vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Demokrasi teorisi incelemelerine göre siyasi partiler son iki yüzyıllık sosyal, ekonomik ve siyasal mücadelenin ürünüdür. Bu çalışmada siyasi partilerin ne olduğu, ne işe yaradığı, hangi rolü oynadığı ve hangi amaca hizmet ettiği literatürde geçen tartışmalar üzerinden ele alınmıştır. Bununla birlikte siyasi partilerde parti içi demokrasi kavramı üyelik hak ve yükümlülüklerine, karar alma süreçlerine, siyasi partilerde aday gösterme süreçlerine ve finansman biçimine göre değerlendirilmiştir. Çalışmanın esas konusunu Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasi düzenlemeleri ve uygulamaları oluşturmaktadır. Bu amaçla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Fatih İlçesi'nde 210 kişiyle anket ve 8 kişiyle de mülakat çalışması yapılmıştır. Böylelikle CHP'de üyelik hakları, karar alma süreçleri, aday belirleme biçimleri ve parti finansmanı parti içi demokrasinin katılım ve merkeziyet ilkelerine göre incelenmiştir. CHP İstanbul Fatih İlçesi örneğinden hareketle, CHP'de üyelik haklarını, yükümlülüklerini ve karar alma süreçlerini gösteren düzenlemeler katılımcı iken uygulamalar merkeziyetçi bir anlayışla yürütülmektedir. CHP'de aday belirleme süreçleri ise katılımcılıktan uzak merkeze dayalı bir şekilde yönetilmektedir. Parti finansmanı yeni düzenlemeler ile katılımcı olsa da finansmanın kullanımı açısından merkeziyetçi bir anlayışla yönetilmektedir. Buna göre Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasinin işleyiş biçiminin katılımcılıktan uzak merkeze dayalı bir şekilde yönetildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasi Partiler, Parti İçi Demokrasi, Cumhuriyet Halk Partisi
Amerika ve Türkiye'de kürtaj politikaları ve feminizm üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Bu tez Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kürtaj politikalarına ve her iki ülkedeki feminist hareketlerin kürtaj meselesini nasıl ele aldığına dair karşılaştırmalı bir inceleme sunmaktadır. Feminist teoride kürtaja dair temel yaklaşımlar açıklanmış, ABD ve Türkiye'de yasaklama, serbestleşme ve düzenlemelerin tarihi anlatılmış, feminist hareketlerin bu gelişmeler karşısında hangi yaklaşımları benimsediği incelenmiştir. ABD ve Türkiye kürtaj konusunda uzun yıllar tezat oluşturmuşlardır: Amerika'da kürtaj tartışmaları ülkenin en önemli gündemiyken, Türkiye'de kürtaj anti-natalist politikalar doğrultusunda serbestleşmiş ve uzun süre tartışma konusu olmamıştır. Fakat Türkiye'de nüfus trendinin değişmesiyle pro-natalist politikalar uygulanmaya ve kürtaj karşıtı bir tavır alınmaya başlanmış, bu noktadan itibaren iki devlet çok daha benzer bir manzara sunmaya başlamıştır. ABD'de geliştirilmiş kürtaj karşıtı söylemler ve kürtajı doğrudan yasaklamadan kısıtlamaya yönelik uygulamalar Türkiye'deki hükümetin kürtaj karşıtı politikaları için örnek teşkil etmektedir. Kürtaj konusundaki tartışmaları çoğunlukla hak söylemi domine etmektedir; fakat bazı feministler hak söyleminin maskülen olduğunu savunmaktadırlar. Bu nedenle hak söylemini reddetme ya da üreme hakları gibi feminist bir hak söylemi üretme yollarına gidilmiştir. Amerika'da ana akım feminizm olumsuz sonuçlara rağmen kişisel seçim hakkı söyleminde ısrar ermeye devam ederken beyaz olmayan ırklardan feministler bunu eleştirmekte ve üreme haklarını savunmaktadırlar. Türkiye'de ise kürtajı yasaklama girişimlerine verilen ilk tepkilerde kişisel seçim hakkı söylemi öne çıkmış olsa da örgütlü feminizm bunu eleştirmiştir. Kürtajı tartışmaya yeni başlayan Türkiye feminizmi daha çok üreme hakları ve hak söyleminin reddini tartışmıştır. Anahtar Kelimeler: Kürtaj, feminizm, nüfus politikaları, Amerika, Türkiye
Türkiye'de islami kadın algısının dönüşümü: Alâ Dergisi üzerinden bir analiz
Türkiye'de 1980 sonrasında İslamcılık bir siyasal hareket olarak yükselmeye başlamıştır. 1990 sonrasında İslami yönü ön planda olan Refah Partisi'nin siyasi başarı elde etmesi, o döneme kadar merkezden uzak konumda olan kesimlerin merkeze hareketinin başlangıcını oluşturmuştur. Merkeze yaklaşma ve 2002 sonrası Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıyla merkeze yerleşme, İslami kesimler için ekonomik yükselişe ve modern yaşam biçimlerine entegrasyona neden olmuştur. İslami kesim için lüks, aşırı tüketim ve modern yaşam normalleşmiş, moda İslami kesimin kadınları için bir yaşam biçiminin göstergesi haline gelmiştir. Âlâ dergi, estetik kaygıların ön planda olduğu, lüks ve tüketime özendiren moda dergilerinin İslami versiyonunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de başörtülü kadınların "görünürlüğünün" normalleşmesi ve İslami kadın algısının dönüşümü Âlâ dergisi örneği üzerinden incelenmiştir. Temel olarak derginin modaya, lüks yaşam biçimlerine, kadının aile ve iş yaşamındaki varlığına bakışı dergide yer alan yazılar, reklamlar ve moda çekimleri aracılığıyla analiz edilmeye çalışılmıştır. Geleneksel İslamcılığın kadına bakışı ile geleneksel İslam içerisinde kadının yeri ve 1980'lerden sonra başörtüsü mücadelesi ile öne çıkan siyasal bir hareket olan İslamcılığın kadına bakışı ve kadının buradaki konumu, Âlâ dergisinde çizilen kadın tipi ile zaman zaman karşılaştırılarak Türkiye'de İslami kadın algısının dönüşümü ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır.
1938'den günümüze dersimli kadın kimliği: Üç kuşak üzerinden Dersimli Alevi Kürt kadınların kimlik dönüşümleri
Modern ulus devletlerin dünya sahnesinde yer almaya başlamasıyla, var olan kültürel dokular vasıtasıyla oluşmuş, bu kimliklerle modern ulus devletlerin ulaşmaya çalıştığı makul-monotip kimlik tasarımı arasında derin gerilimler kendini göstermiştir. Bu gerilimlerin çok sarsıcı ve geri dönüşü mümkün olmayan değişimlere yol açtığına şahit olduğumuz koca bir yüzyıl içinde, Dersim Bölgesi ve bu bölgede yaşayan insanlar da bu sarsıcı ve geri dönüşü mümkün olmayan değişimlerden nasibini dramatik ve trajik şekilde almıştır. Feminist bir siyaset sosyolojisi perspektifinden bakıldığında; modern ulus devletlerin oluşumundan ve bu ulus devletlerin, kimlik başta olmak üzere, tüm politikalarından birebir etkilenen ve sembolik kimliklerin sınırlarını belirleyici rol verilmiş olan Dersimli kadınların, bu tarihsel süreçten nasıl etkilendiği ve sonuçlarının ne olduğunu irdelemek elzemdir. İşte bu sebeple elinizdeki tez çalışması, feminist teoriden beslenerek Dersimli kadınların, modern devlet yapılanmasından nasıl ve ne ölçüde etkilendiğini üç kuşak üzerinden, bizzat bu süreci yaşayan sıradan kadınlara sorarak ve onların gündelik yaşamlarındaki kimlik deneyimlerini çözümleyerek anlama çabasıdır. Dersimli kadınların çoklu ve "kesişimsel" kimlikleri nasıl deneyimlediklerini, devlet politkalarının etkisi ile bir sonraki kuşağa hangi kültürel dokuları; nasıl ve ne ölçüde aktardıklarını, kuşaklar arasındaki kimlik aktarımlarını değişim, kopukluk ve süreklilikler üzerinden incelemek üzerinedir. Anahtar Kelimeler: Kimlik, Alevi, Kürt, Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Dersim
Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasi: İstanbul- Fatih örneği
Siyasi partiler çağdaş demokratik devletlerin vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Demokrasi teorisi incelemelerine göre siyasi partiler son iki yüzyıllık sosyal, ekonomik ve siyasal mücadelenin ürünüdür. Bu çalışmada siyasi partilerin ne olduğu, ne işe yaradığı, hangi rolü oynadığı ve hangi amaca hizmet ettiği literatürde geçen tartışmalar üzerinden ele alınmıştır. Bununla birlikte siyasi partilerde parti içi demokrasi kavramı üyelik hak ve yükümlülüklerine, karar alma süreçlerine, siyasi partilerde aday gösterme süreçlerine ve finansman biçimine göre değerlendirilmiştir. Çalışmanın esas konusunu Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasi düzenlemeleri ve uygulamaları oluşturmaktadır. Bu amaçla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Fatih İlçesi'nde 210 kişiyle anket ve 8 kişiyle de mülakat çalışması yapılmıştır. Böylelikle CHP'de üyelik hakları, karar alma süreçleri, aday belirleme biçimleri ve parti finansmanı parti içi demokrasinin katılım ve merkeziyet ilkelerine göre incelenmiştir. CHP İstanbul Fatih İlçesi örneğinden hareketle, CHP'de üyelik haklarını, yükümlülüklerini ve karar alma süreçlerini gösteren düzenlemeler katılımcı iken uygulamalar merkeziyetçi bir anlayışla yürütülmektedir. CHP'de aday belirleme süreçleri ise katılımcılıktan uzak merkeze dayalı bir şekilde yönetilmektedir. Parti finansmanı yeni düzenlemeler ile katılımcı olsa da finansmanın kullanımı açısından merkeziyetçi bir anlayışla yönetilmektedir. Buna göre Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasinin işleyiş biçiminin katılımcılıktan uzak merkeze dayalı bir şekilde yönetildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasi Partiler, Parti İçi Demokrasi, Cumhuriyet Halk Partisi
Devlet - PKK çatışmasında yakınlarını yitirmiş kişilerin algı ve beklentileri
Bu tez çalışmasının amacı, Devlet-PKK çatışmasında yakınlarını yitirmiş kişilerin algı ve beklentilerini analiz etmektir. Araştırmanın verileri, Diyarbakır, İstanbul ve Trabzon illerinde yüz yüze yapılmış mülakatlardan oluşmaktadır. Bu bağlamda, PKK ile devlet arasındaki çatışmalarda birinci derecede yakınlarını yitirmiş toplam 60 asker ve militan yakını ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Mülakatlar vasıtasıyla katılımcıların, "şehitliğe, PKK'ya, devlete, Kürt sorununa ve çözümüne, birbirlerine (Türklere/Kürtlere) ve demokratik açılıma ve barışa" yönelik görüş ve beklentileri alınmıştır. Araştırma konusu, çatışma analizi ve çözümü teorik çerçevesi içerisinde analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, asker ve militan yakınların birçok konuda farklılaşmalarına rağmen, barış konusunda benzer kanaatleri taşıdıkları ve barışı arzuladıkları görülmektedir. Araştırma bulguları, her iki tarafın da birbirine karşı tarihsel travmalardan kaynaklanan önyargılara sahip olduğunu ve bu nedenle barışı tam olarak içselleştirmediklerini ortaya koymaktadır.
Devlet - PKK çatışmasında yakınlarını yitirmiş kişilerin algı ve beklentileri
Bu tez çalışmasının amacı, Devlet-PKK çatışmasında yakınlarını yitirmiş kişilerin algı ve beklentilerini analiz etmektir. Araştırmanın verileri, Diyarbakır, İstanbul ve Trabzon illerinde yüz yüze yapılmış mülakatlardan oluşmaktadır. Bu bağlamda, PKK ile devlet arasındaki çatışmalarda birinci derecede yakınlarını yitirmiş toplam 60 asker ve militan yakını ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Mülakatlar vasıtasıyla katılımcıların, "şehitliğe, PKK'ya, devlete, Kürt sorununa ve çözümüne, birbirlerine (Türklere/Kürtlere) ve demokratik açılıma ve barışa" yönelik görüş ve beklentileri alınmıştır. Araştırma konusu, çatışma analizi ve çözümü teorik çerçevesi içerisinde analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, asker ve militan yakınların birçok konuda farklılaşmalarına rağmen, barış konusunda benzer kanaatleri taşıdıkları ve barışı arzuladıkları görülmektedir. Araştırma bulguları, her iki tarafın da birbirine karşı tarihsel travmalardan kaynaklanan önyargılara sahip olduğunu ve bu nedenle barışı tam olarak içselleştirmediklerini ortaya koymaktadır.
Devlet - PKK çatışmasında yakınlarını yitirmiş kişilerin algı ve beklentileri
Bu tez çalışmasının amacı, Devlet-PKK çatışmasında yakınlarını yitirmiş kişilerin algı ve beklentilerini analiz etmektir. Araştırmanın verileri, Diyarbakır, İstanbul ve Trabzon illerinde yüz yüze yapılmış mülakatlardan oluşmaktadır. Bu bağlamda, PKK ile devlet arasındaki çatışmalarda birinci derecede yakınlarını yitirmiş toplam 60 asker ve militan yakını ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Mülakatlar vasıtasıyla katılımcıların, "şehitliğe, PKK'ya, devlete, Kürt sorununa ve çözümüne, birbirlerine (Türklere/Kürtlere) ve demokratik açılıma ve barışa" yönelik görüş ve beklentileri alınmıştır. Araştırma konusu, çatışma analizi ve çözümü teorik çerçevesi içerisinde analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, asker ve militan yakınların birçok konuda farklılaşmalarına rağmen, barış konusunda benzer kanaatleri taşıdıkları ve barışı arzuladıkları görülmektedir. Araştırma bulguları, her iki tarafın da birbirine karşı tarihsel travmalardan kaynaklanan önyargılara sahip olduğunu ve bu nedenle barışı tam olarak içselleştirmediklerini ortaya koymaktadır.
1938'den günümüze dersimli kadın kimliği: Üç kuşak üzerinden Dersimli Alevi Kürt kadınların kimlik dönüşümleri
Modern ulus devletlerin dünya sahnesinde yer almaya başlamasıyla, var olan kültürel dokular vasıtasıyla oluşmuş, bu kimliklerle modern ulus devletlerin ulaşmaya çalıştığı makul-monotip kimlik tasarımı arasında derin gerilimler kendini göstermiştir. Bu gerilimlerin çok sarsıcı ve geri dönüşü mümkün olmayan değişimlere yol açtığına şahit olduğumuz koca bir yüzyıl içinde, Dersim Bölgesi ve bu bölgede yaşayan insanlar da bu sarsıcı ve geri dönüşü mümkün olmayan değişimlerden nasibini dramatik ve trajik şekilde almıştır. Feminist bir siyaset sosyolojisi perspektifinden bakıldığında; modern ulus devletlerin oluşumundan ve bu ulus devletlerin, kimlik başta olmak üzere, tüm politikalarından birebir etkilenen ve sembolik kimliklerin sınırlarını belirleyici rol verilmiş olan Dersimli kadınların, bu tarihsel süreçten nasıl etkilendiği ve sonuçlarının ne olduğunu irdelemek elzemdir. İşte bu sebeple elinizdeki tez çalışması, feminist teoriden beslenerek Dersimli kadınların, modern devlet yapılanmasından nasıl ve ne ölçüde etkilendiğini üç kuşak üzerinden, bizzat bu süreci yaşayan sıradan kadınlara sorarak ve onların gündelik yaşamlarındaki kimlik deneyimlerini çözümleyerek anlama çabasıdır. Dersimli kadınların çoklu ve "kesişimsel" kimlikleri nasıl deneyimlediklerini, devlet politkalarının etkisi ile bir sonraki kuşağa hangi kültürel dokuları; nasıl ve ne ölçüde aktardıklarını, kuşaklar arasındaki kimlik aktarımlarını değişim, kopukluk ve süreklilikler üzerinden incelemek üzerinedir. Anahtar Kelimeler: Kimlik, Alevi, Kürt, Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Dersim
1938'den günümüze dersimli kadın kimliği: Üç kuşak üzerinden Dersimli Alevi Kürt kadınların kimlik dönüşümleri
Modern ulus devletlerin dünya sahnesinde yer almaya başlamasıyla, var olan kültürel dokular vasıtasıyla oluşmuş, bu kimliklerle modern ulus devletlerin ulaşmaya çalıştığı makul-monotip kimlik tasarımı arasında derin gerilimler kendini göstermiştir. Bu gerilimlerin çok sarsıcı ve geri dönüşü mümkün olmayan değişimlere yol açtığına şahit olduğumuz koca bir yüzyıl içinde, Dersim Bölgesi ve bu bölgede yaşayan insanlar da bu sarsıcı ve geri dönüşü mümkün olmayan değişimlerden nasibini dramatik ve trajik şekilde almıştır. Feminist bir siyaset sosyolojisi perspektifinden bakıldığında; modern ulus devletlerin oluşumundan ve bu ulus devletlerin, kimlik başta olmak üzere, tüm politikalarından birebir etkilenen ve sembolik kimliklerin sınırlarını belirleyici rol verilmiş olan Dersimli kadınların, bu tarihsel süreçten nasıl etkilendiği ve sonuçlarının ne olduğunu irdelemek elzemdir. İşte bu sebeple elinizdeki tez çalışması, feminist teoriden beslenerek Dersimli kadınların, modern devlet yapılanmasından nasıl ve ne ölçüde etkilendiğini üç kuşak üzerinden, bizzat bu süreci yaşayan sıradan kadınlara sorarak ve onların gündelik yaşamlarındaki kimlik deneyimlerini çözümleyerek anlama çabasıdır. Dersimli kadınların çoklu ve "kesişimsel" kimlikleri nasıl deneyimlediklerini, devlet politkalarının etkisi ile bir sonraki kuşağa hangi kültürel dokuları; nasıl ve ne ölçüde aktardıklarını, kuşaklar arasındaki kimlik aktarımlarını değişim, kopukluk ve süreklilikler üzerinden incelemek üzerinedir. Anahtar Kelimeler: Kimlik, Alevi, Kürt, Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Dersim