Theses supervised by Prof. Dr. Özgür Öztürk

12 theses · Kastamonu University, İstanbul Nişantaşı University

DoctorateOpen AccessEN

Production and characterization of parylene C based flexible pressure sensor

This thesis covers the use of parylene C, which is used as a protective layer in MEMS applications, as a flexible pressure sensor after the discovery of its piezoelectric properties in 2011. First, parylene C was synthesized by chemical vapor deposition. Composite samples were prepared by the addition of polyurethane (PU), poly (methyl methacrylate) (PMMA) and activated carbon in certain weight ratios. Structural, chemical, morphological and thermal analyses of the samples were carried out. By electromechanical measurements, piezoelectric, piezoresistive and capacitive properties were determined, sensing performances were analyzed and the best performing flexible pressure sensor candidates were identified. Pressure-sensitive inks prepared by taking into account the formulation of the determined candidate samples were prepared again in accordance with the screen printing method and flexible pressure sensors were produced by screen printing method. The electromechanical measurements show that parylene C-based samples with low pressure sensing performance cannot be used as flexible piezoelectric pressure sensors. The pressure sensing range of the flexible piezoresistive and capacitive pressure sensors was determined as P<1.5 kPa, with sensitivities of 0.152 kPa-1 and 0.124 kPa-1, respectively.

Pressure sensorsExternal pressureScreen techique+2
Sedat Kurnaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parilen-C tabanlı piezoelektrik malzemelerin diielektrik özelliklerinin incelenmesi

Günümüzdeki teknolojik gelişmeler, elektrik enerjisinin günlük hayatta kullanımını önemli ölçüde artırmış ve bu durum elektrik enerjisinin depolanmasıyla ilgili uygulamaları kritik bir araştırma konusu haline getirmiştir. Dielektrikler, enerji depolamaya uygun malzemeler oldukları için, bu malzemelerin dielektrik özelliklerinin anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Piezoelektrik bir polimer olan Parilen-C, üstün elektriksel, fiziksel ve kimyasal özellikleri nedeniyle bu uygulamalar için potansiyel bir malzeme olarak öne çıkmaktadır. Literatürdeki çalışmalarda polimer malzemelere genellikle seramik, oksit, metal malzemeler katkılanarak dielektrik özelliklerinin artırılması amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında ise, Parilen-C polimeri kimyasal buhar biriktirme yöntemiyle sentezlenmiş ve ağırlıkça çeşitli oranlarda poliüretan (PU), poli (metil metakrilat) (PMMA) ve aktif karbon katkısı eklenerek üretilen kompozitlerin dielektrik özellikleri incelenmiştir. Kompozitlerde kullanılan malzemelerin saf veya başka malzemelerle katkılanmış numunelerinin dielektrik özelliklerini inceleyen çalışmalar mevcut olsa da bu tez çalışmasında üretilen kompozitlerin dielektrik özelliklerini inceleyen bir çalışma mevcut değildir. Üretilen numunelerin dielektrik özellikleri 1-10 MHz frekans aralığında incelenmiştir. Numunelerin kapasitans, tanjant kaybı, empedans, direnç ve reaktans değerleri empedans analizörü kullanılarak ölçülmüş, dielektrik geçirgenlik ve dielektrik kayıplar hesaplanmıştır. Daha sonra numuneler polarize edilerek dielektrik özellikleri yeniden ölçülmüştür. Ölçümler sonucunda, malzemelerin ölçüm yapılan frekans aralığında rezonans frekansları ve bu frekanslarda gösterdiği tepkiler gözlemlenmiş, malzemenin rezonans frekansından yüksek frekans değerlerinde indüktif davranış sergilediği görülmüştür. Yapılan katkılamalar ile rezonans frekansında artma ve azalma yönünde değişimler görülmüştür. Polarizasyon işleminden sonra bazı numunelerde dielektrik geçirgenlik değerlerinde artışlar gözlemlense de dielektrik kayıp değerlerindeki artışlar çok daha fazladır. Dielektrik geçirgenlik değeri rezonans frekansı bölgesinde polarizasyon işleminden sonra en fazla 5,58 kat artış göstererek en yüksek 246 değerini almış, dielektrik kayıp değerleri ise bazı numunelerde 20.000 kat artarak 5000'e kadar ulaşmıştır. Dielektrik kayıp değerleri rezonans frekansına yaklaştıkça arttığı için, bu durum metamalzemelerin uygulamaları için gereken kayıp değerlerinden daha yüksek kayıplar elde edildiğini göstermektedir. Malzemenin gösterdiği kapasitif ve indüktif davranış empedans, direnç ve reaktans grafiklerinde de gösterilmiştir. Direnç ve reaktans değerleri kullanılarak Cole-Cole grafikleri oluşturulmuş ve malzemenin dağılımı ve yapısal özellikleri hakkında analizler yapılmıştır. Malzemelerin tam bir yarım daire gösterdiği görülmüş, dielektrik gevşeme dağılımının ölçüsü olan α değerleri hesaplanarak numunelerin homojenlik düzeyi hakkında kıyaslamalar yapılmıştır.

Utku Güdüloğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hidrotermal yöntem ile üretilen nikel (Nİ) ve gadolinyum (GD) katkılı zno nanoçubuk ince filmlerin karakterizasyonu

Bu çalışmada, büyüme sıcaklığının ve katkı konsantrasyonunun Gd ve Ni katkılı çinko oksit nanoçubukların (ZnO NR'lar) özellikleri üzerindeki etkisini inceledi. ZnO çekirdekleyici tabaka, sol-jel ve daldırmalı kaplama yöntemi kullanılarak cam altlıklar üzerine üretilmiştir. Üretilen bu çekirdekleyici tabaka kullanılarak hidrotermal yöntemle bir boyutlu ZnO yarıiletken yapılar cam altlık üzerine nanoçubuk formunda büyütülmüştür. ZnO'ya nadir toprak elementi (Gd) ve geçiş metali (Ni) katkılanarak, katkı elementlerinin ZnO NR'ların, kristal yapısı, optik, yüzey morfolojisi görünümleri ve elektriksel özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Üretilen tüm numunelerin kristal yapı özellikleri ve yüzey morfolojilerinin katkı ile değişimi sırasıyla X-ışınları difraktometresi (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak belirlenmiştir. Optik özelliklerin belirlenmesi için UV-Vis spektrofotometresi kullanılmıştır. Elektriksel özelliklerini karakterize etmek için Hall Effect cihazı kullanılmıştır. XRD ve SEM sonuçları incelendiğinde kristal yapı ve yüzey morfolojisinde katkı elementi ve oranına bağlı olarak meydana gelen değişimler numuneleri farklı amaç ve uygulamalarda kullanılabilir hale getirebilmektedir. Ayrıca SEM görüntüleri, 90°C'de büyütülen ZnO NR'ların, diğer büyüme sıcaklıklarında büyütülenlerle karşılaştırıldığında daha uygun bir yüzey morfolojisine ve iyi tanımlanmış altıgen şekle sahip olduğunu gösterdi. Buradan yola çıkarak üretim parametrelerini değiştirmek suretiyle nanoçubukların çap, uzunluk, şekil gibi morfolojik özelliklerinin yanında geçirgenlik, bant aralığı gibi optik özelliklerinin de ayarlanabileceği görüldü. 75oC; 90oC ve 105oC'de 5 saatte üretilen ZnO nanoçubuklar üzerine, nadir toprak elementi olarak Gd ve 90oC'de 5 saatte üretilen geçiş metali olarak Ni elementleri ağırlıkça %1; 3; 5; 7 ve 10 oranlarında katkılanmıştır. Katkılama sonucu Zn1-xNixO ve Zn1-xGdxO serileri elde edildi. Elde edilen numunelerin X-ışını kırınım desenlerinde herhangi bir ikincil faza rastlanılmaması tüm katkı elementlerinin başarılı bir şekilde ZnO kristal yapısına yerleştiğini gösterdi. Sonuç olarak bu çalışmada Gd ve Ni katkılı ZnO NR'ların yapısal, morfolojik, elektriksel ve optik özelliklerinin büyüme sıcaklığı, katkı maddesi türü ve konsantrasyon arasındaki ilişkisi detaylı olarak incelendi.

HidrotermalNanoçubukÇinko oksit
Turgay Seydioğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Katıhal reaksiyon yöntemi ile üretilen Co katkılı polikristal YBCO-358 süperiletkenlerinin yapısal, elektriksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, x= 0, 0.05, 0.1, 0.15, 0.2 olmak üzere Y 3 Ba 5 Cu 8-x Co x O 18-δ sisteminde Cu ile Co nanoparçacık kısmi yer değiştirmesinin etkisinin, X-ışını Kırınımı (XRD),Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Dağılımlı Spektrumu (EDS), Vickers Mikrosertliği ve Elektriksel Direnç (RT) ölçümleri ile analiz edilmesi amaçlanmıştır. Numune üretimi geleneksel katıhal reaksiyon metodu ile gerçekleştirilmiştir. Üretim sürecinde, 850oC 24 saatte 3 kez kalsinasyondan sonra 24 saat 930oC sinterleme işlemi uygulanmıştır. XRD ve dirence karşı sıcaklık ölçümlerinden, Y358-50 numunesi dışında elde edilen numunelerin kristal yapısının katkılama ile ortorombik yapıdan sapmadığı, üretilen numunelerin sıfır dirençliliğinin ise sistemdeki Co nanoparçacık yoğunluğunun artmasıyla azaldığı bulunmuştur. Sistemdeki katkı miktarının artması sonucu üretilen tablet numunelerin mikrosertlik değerleri değişmiştir. Bütün numuneler ters çentik boyutu etkisi davranışı (TÇBE) göstermiştir.

Katıhal fiziğiSüper iletkenlik
Ryad Alhadı Mohamed Arebat
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çözücüler ve farklı kaplama kalınlıklarının, sol-jel yöntemi ile üretilen er katkılı ZnO tabanlı yarıiletken nano ince filmlerinin yapısal, elektrik ve optik özellikleri üzerine etkisi

Yaptığımız çalışmada, nano boyutlu malzemelerin hazırlanmasında yaygın olarak kullanılan yöntem olan sol-gel yöntemi ile daldırılarak kaplama sistemi kullanılarak 𝐸𝑟 (Erbiyum) katkılı 𝑍𝑛𝑂 tabanlı yarıiletken nano ince filmler üretilmiştir. 𝑍𝑛1−𝑥𝐸𝑟𝑥𝑂 sistemli ince filmler farklı çözücüler kullanılarak farklı kaplama kalınlıklarında hazırlanmıştır. Yapılan katkılanmanın ve film kalınlığının yapısal, elektrik ve optik özellikleri üzerine etkileri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Karşılaştırma yapmak için aynı şartlarda katkısız numune de üretilmiştir. Üretilen yarıiletken nano ince filmlerin faz analizi ve örgü parametrelerinin belirlemesi için 𝑋 ışınları kırınımı analizi (𝑋𝑅𝐷), mikroyapı incelemeleri için ise taramalı elektron mikroskobu (𝑆𝐸𝑀) ölçümleri yapılmıştır. Elektriksel özelliklerini belirlemek için özdirenç, optik özelliklerini belirlemek için ise geçirgenlik ölçümleri gerçekleştirilmiştir

Zeynep Banu Hacıoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sol-jel ve katıhal reaksiyon yöntemleri ile üretilen, Co ve CoFe2O4 katkılı polikristal YBCO-123 süperiletkeninin yapısal, elektrik ve mekanik özelliklerinin karakterizasyonu

Bu çalışmada, YBa2Cu3-x(Co)xO7-δ ve YBa2Cu3-x(CoFe2O4)xO7-δ süperiletken numuneleri katıhal reaksiyonu ve sol-jel yöntemleri kullanılarak üretilmiştir (x = 0, 0.05, 0.10 ve 0.20). Numunelerin hazırlanmasında; katıhal reaksiyon yöntemi için oksit bazlı bileşikler, sol-jel yönteminde asetat bazlı bileşikler kullanılmıştır. Tüm numuneler üretim aşamasında, 930 °C'de 24 saat tavlamanın ardından 5 saat süreyle 500°C'de oksijen ortamında bekletilmiştir. Üretilen numunelerin yapısal özelliklerinin belirlenebilmesi için X-ışınları kırınım (XRD) desenleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri, enerji dağılım spektroskopi (EDS) verileri analiz edilmiştir. Bunun yanı sıra, elektriksel ve mekanik özelliklerin tespiti için sıcaklığa bağlı direnç (R-T) ve Vickers mikrosertlik ölçümleri gerçekleştirilmiştir. XRD sonuçlarında numunenin ortorombik yapıda olduğu sonucuna ulaşılırken elektriksel ölçüm sonuçlarında tüm numunelerin süperiletken özellik gösterdiği görülmüştür. Her iki yöntemle üretilen numuneler için de katkılama işlemi süperiletken kritik sıcaklık değerini düşürmüştür. Ayrıca Vickers mikrosertlik değerlerinde meydana gelen değişimler incelenmiştir. Mikrosertlik analizleri sonucunda Co katkılı numunelerin mikrosetlik davranışlarında değişim olmazken, CoFe2O4 katkılı numunelerin sertlik davranışlarının değiştiği görülmüştür. Katkısız numune TÇBE davranışı gösterirken CoFe2O4 katkılı numunelerde ÇBE davranışı gözlenmiştir.

Süper iletken bileşiklerSüper iletkenlerSüper iletkenlik
Abdulrhman Rajab Alı Nefrow
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ZnO nanoçubuk temelli schottky ve metal-yarıiletken-metal fotodedektörlerin üretimi ve karakterizasyonu

Bu tez çalışması, LED uygulamaları, güneş pilleri, panel ekranlar gibi geniş uygulama alanları bulunan metal oksit yarıiletkenlerin özellikle fotodedektör ve nano yapılı fotodedektörlerin üretilmesi ve incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmada, p-Si alttaş üzerine RF kopartma yöntemi kullanılarak ZnO çekirdekleyici tabaka kaplanmıştır. Çekirdekleyici tabaka üzerine hidrotermal yöntem kullanılarak 90 oC'de farklı molaritede (10 ve 20 mM) ve farklı sürelerde (2, 3 ve 4 saat) ZnO nanoçubuklar üretilmiştir. DC kopartma yöntemi ile alüminyum Schottky ve omik kontaklar elde edilmiştir. ZnO nanoçubukların SEM ölçümleri gerçekleştirilmiş ve üretim parametreleri değiştirilerek ZnO nanoçubukların morfolojik özellikleri incelenmiştir. 50 ve 100 mW/cm2 güneş ışığı ve besleme gerilimi (1, 5, 10 ve 15 V) altında Schottky fotodedektörler ve metal-yarıiletken-metal fotodedektörler için zamana bağlı akım (I(t)) ölçümleri gerçekleştirilmiştir. 50 ve 100 mW/cm2 ışık şiddeti numune üzerine düşürüldüğünde, akımın aniden arttığı ve doyuma ulaştığı, ışık kapatıldığında ise akımın ilk değerine ulaştığı gözlenmiştir. Fotodedektörlerin performansını etkileyen yükselme zamanı, alçalma zamanı, foto yanıt ve foto duyarlılık parametreleri hesaplanmıştır. Yükselme zamanı ve alçalma zamanının incelenen iki fotodedektör tipi için kıyaslaması yapılmıştır. Farklı molaritede (10 ve 20 mM) ve farklı sürelerde (2, 3 ve 4 saat) üretilen 6 numunenin, hesaplanan parametrelere göre Schottky ve metal-yarıiletken-metal fotodedektörleri için performansları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

Bilge Merve Candan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Denizcilik sektöründe mobbing örneği olarak bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, Denizcilik Sektörüne hizmet eden tersane ve gemi çalışanlarının iş ortamlarında mobbing(psikolojik taciz) algılarının, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, yaş, çalışma süresi, iş yerindeki konumu gibi demografik değişkenler açısından anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırmanın örneklemi; Mayıs-Haziran 2015 tarihleri arasında İstanbul ili, Tuzla ilçesinde konuşlu tersane ve gemilerde çalışmakta olan 251 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı Leymann‟ın LIPT (The Leymann Ivertory Of Psychological Terrorization) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bilgiler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (Oneway) Anova testi ve farklılığa sebep olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır. Ankete katılan katılımcıların verdiği cevaplara göre işyerinde mobbinge maruz kalmanın cinsiyet, hizmet yılı, kurumdaki mevki, medeni durum, çalışılan sektör ile anlamlı bir farkın olmadığı fakat eğitim düzeyine ve yaşa göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Eğitim düzeyi lisans olan katılımcıların "Kendini Gösterme ve İletişim Olanaklarının Kısıtlanması" ve "Yaşam Kalitesi ve Mesleki Duruma Saldırı" davranışlarına, diğer eğitim düzeylerinde ki katılımcılara göre daha fazla maruz kaldığı ayrıca yaşı 18-25 arasında olan katılımcıların, "Kendini Gösterme ve İletişim Olanaklarının Kısıtlanması", "Sosyal İtibara Saldırı" ve "Sağlığa Doğrudan Saldırı" davranışlarına, diğer yaş grubundaki katılımcılara göre daha fazla maruz kaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Psikolojik Taciz, Denizcilik Sektörü.

Denizcilik sektörüGemi adamlarıGemiler+3
Refik Ömer Kartal
İstanbul Nişantaşı University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkinin incelenmesi: Başakşehir örneği

Araştırmanın temel amacı, lise öğrencilerinin algıladığı sosyal destek ile psikolojik dayanıklılık düzeyi arasında ilişkinin olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul'un Başakşehir ilçesinde Başakşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, TOKİ Celalettin Ökten Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Öğrenciden Armağan Anadolu Lisesi'nde 2015-2016 eğitim-öğretim yılında 9., 10., 11. ve 12. sınıfta öğrenim gören toplam 301 öğrenciden oluşmaktadır. Taramaya dayalı araştırma modeli seçilmiş olup, veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Ergen Psikolojik Dayanıklık Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler "IBM SPSS Statistics 20" programı ile istatistiksel işlemler yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Gruplar t Testi , Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Post-hoc Scheffe Testi, LSD çoklu karşılaştırma tekniği, Tamhane's T2 tekniği, Pearson Korelasyon analizi yapılmış olup, manidarlık minimum p<,05 düzeyinde sınanmıştır. Bulgular araştırmanın amacına uygun olarak tablolar halinde sunulmuştur. Pearson Korelasyon analizi sonucunda, ÇBASD ile EPDÖ arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,401; p<0,01). Kız öğrencilerin algılanan sosyal destek puanları erkek öğrencilerin algılanan sosyal destek puanlarından; dokuzuncu sınıf öğrencilerinin algılanan sosyal destek puanları, onuncu ve on birinci sınıfların algılanan sosyal destek puanlarından; dokuzuncu ve on ikinci sınıf öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık puanları, on birinci sınıfların psikolojik dayanıklılık puanlarından; Anadolu lisesi öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeyi, imam hatip lisesi ve meslek lisesi öğrencilerinden; annesinin eğitim durumu ortaokul, lise, üniversite ve üstü olan öğrencilerin algılanan sosyal destek düzeyi, annesinin eğitim durumu ilkokul ve altı olan öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyinden; sosyo-ekonomik düzeyi orta ve yüksek olan öğrencilerin algıladıkları sosyal destek, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan öğrencilerden; dört ve üstü kardeş olan öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyi, üç kardeş olan öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.

Algılanan sosyal destekLise öğrencileriPsikolojik dayanıklılık+1
Yasin Orman
İstanbul Nişantaşı University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Aile sosyal örüntülerinin ergenin okuldaki popülerlik düzeyine etkisi

Ergenin sosyal gelişimi üzerinde etkisi olan faktörlerin başında aile gelmektedir. Bu çalışmanın amacı ergenin sosyal gelişimi ve okuldaki popülerliği ile aile sosyal örüntülerinin arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu amaçla 12-15 yaş arası 178 ergen ve ailelerine envanterler uygulanmıştır. Ergenlerin okuldaki popülerliğini ölçmek amacıyla sosyometrinin sayısallaştırılmış hali kullanılmıştır. Bu test sonucunda ergenlerin okuldaki popülerliği belirlenmiş ve her öğrenci için bir puan ortaya çıkmıştır. Ailelerin sosyal örüntülerini belirlemek amacıyla "Aile Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Uygulanan testlerin sonuçları istatistiksel olarak incelendiğinde popülerlik düzeyi ile Aile Değerlendirme Ölçeği'nin alt ölçekleri olan roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme ile popülerlik arasında pozitif yönde; aile değerlendirme ölçeği toplam puanı ile ile popülerlik arasında negatif yönde bir korelasyon bulunmuştur. Yapılan T-testi sonucunda da Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından gereken ilgiyi gösterme ve davranış kontrolü ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çalışmada ortaya çıkan bulgular yararlılıkları ve sınırlılıkları göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.

AileAile içi ilişkilerErgenler+3
Dila Hotlar
İstanbul Nişantaşı University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

YGS hazırlık sürecindeki lise son sınıf ve mezun olan öğrencilerin sınav kaygıları ile ilişkili özelliklerin incelenmesi

Bu çerçevede araştırmanın amacı YGS hazırlık sürecindeki lise son sınıf ve mezun olan öğrencilerin sınav kaygıları ile ilişkili özelliklerin incelenmesidir. Bu amaçla öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının sınıf, yaş, cinsiyet, baba yaşama, baba eğitim, evlerinde yaşayan kişi sayısı, üniversiteye giden kardeş, çalışma odası olmama, rahat çalışabilme imkânı olma, programlı çalışma, sınava giriş sayısı, sınava günlük hazırlanma süresi, spor yapma, aile baskısı hissetme ve psikolojik destek alma, anne yaşama, anne ve baba birliktelik, anne eğitim, anne meslek, baba meslek, aile gelir durumu, başka bir şehre göç etme, lisede okul değiştirme, kardeş sayısı, doğum sırası, dershaneye gitme, dershaneye gitme süresi, özel ders alma, üniversite sınavına girilen alan değişkenleri araştırılmıştır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Genel kaygı ölçeği ve Sınav kaygısı ölçeği kullanılmıştır. İstanbul ili Kadıköy, Ataşehir ve Sultanbeyli ilçelerinde bulunan okullardan farklı okul türlerinden lise son sınıf öğrenciler ve mezun olanlar evreni oluştururken bu genel evren içinden rastlantısal (seçkisiz) olarak belirlenen okullardan ve kurslara devam eden mezunlardan 726 kişi örneklem oluşmuştur. Veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formu, durumluk ve sürekli kaygı envanteri ile sınav kaygısı envanteri kullanılmıştır. İlgili ölçek ve sorular, Türkiye'ye yapısal olarak uygun olan ve geçerliliği çeşitli araştırmalarla test edilmiş genel sorulardır. Yani ölçekler araştırmanın amacını ölçmeye yönelik likert ölçek tipi sorulardan oluşmaktadır. Katılımcılara uygulanan 750 adet anket dağıtılmış, 24 anket geçersiz sayılmış 726 anket geçerli olarak kabul edilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 21 programı ile analiz edilmiş ve %95 güven düzeyi ile çalışılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda parametrik test tekniklerinden T testi ve ANOVA kullanılmıştır. Öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının sınıf, yaş, cinsiyet, baba yaşama, baba eğitim, evlerinde yaşayan kişi sayısı, üniversiteye giden kardeş, çalışma odası olmama, rahat çalışabilme imkânı olma, programlı çalışma, sınava giriş sayısı, sınava günlük hazırlanma süresi, spor yapma, aile baskısı hissetme ve psikolojik destek alma değişkenlerinde genel kaygı ve farklı alt boyutlarda anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının anne yaşama, anne ve baba birliktelik, anne eğitim, anne meslek, baba meslek, aile gelir durumu, başka bir şehre göç etme, lisede okul değiştirme, kardeş sayısı, doğum sırası, dershaneye gitme, dershaneye gitme süresi, özel ders alma, üniversite sınavına girilen alan değişkenlerine göre grupların aritmetik ortalamaları arasında genel kaygı ve hiçbir alt boyutta anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

Eğitim psikolojisiKaygıLise öğrencileri+4
Salih Sevüktekin
İstanbul Nişantaşı University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Depresif duygu durumunun, anı aktarımındaki dil kullanımı ile ilişkisi ve değişimleyici değişkenlerin rolünün incelenmesi

Bu çalışmada; üniversite öğrencilerinin kendini aldatma, depresif duygu durumu ve bağlanma boyutları arasındaki ilişkiler, beyana dayalı ölçümler ve farkındalık dışı kelime kullanım stilleri ile incelenecektir. Araştırmanın tamamı üniversitede eğitimlerini sürdürmekte olan 41 öğrenci üzerinden yürütülmüştür. Araştırmada, depresif duygu durumunu ölçümlemek için beyana dayalı ölçüm yanında "Örtük Çağrışım Testi (IAT)", bağlanma boyutlarını incelemek için "Yakın İlişkilerde Bağlanma Envanteri (YİYE-II)'', ve kelime kullanım stillerinden yola çıkarak üretilen kurmaca ve doğal anıların analizi için "farkındalık dışı kelime kullanım yazılımı (LIWC)" kullanılmıştır. Yapılan betimleyici ve çıkarımsal istatiksel analizler temelinde elde edilen bulgulara bakıldığında, depresif bireylerin anı aktarımındaki dil kullanım stillerinin kurgusal anı aktarımındaki dil kullanım stillerinden farklı olduğu görülmüştür.

AnılarDepresif belirtilerDepresif duygulanım+3
Selami Ülker
İstanbul Nişantaşı University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors