Theses supervised by Prof. Dr. Ramazan Acun

11 theses · Hacettepe University

Master'sOpen AccessTR

Erken Cumhuriyet Dönemi ilk mektep hesap ders kitaplarının matematik eğitimi tarihi perspektifinden incelenmesi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde ilköğretim matematik öğretiminin temellerini anlamak için modern eğitim ve modern eğitim araçlarının Osmanlı İmparatorluğu'na girişini, bu süreçte yönetimin eğitime bakış açısının nasıl değiştiğini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu dönem şartları ile kurucuların eğitime bakış açısını iyi analiz etmek gerekir. Elinizdeki nitel araştırmada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk yıllarında kullanılmış matematik ders kitaplarından Güzel Hesab, İlm-i Hesab ve Yeni Usul Resimli Hesab Dersleri, içerik ve matematik eğitimi ilkelerince analiz edilmiş, bulgularımız İlk Mektep Kitaplarını Tedkik Komisyonunun Hesab Kitapları Hakkındaki Raporu ile karşılaştırılmıştır. Elimizdeki bulgular sonucunda farklı müelliflerce yazılan ders kitaplarının öğretim metotlarının benzerlik taşıdığı, geleneksel eğitim yöntemlerinin modern yöntemlere tercih edilmeye başlandığı ancak ezberden hâlâ vaz geçilmediği, uygulamalı etkinliklerin teşvik edildiği, ders kitaplarında kullanılan görsellerin bazı konular özelinde yetersiz, matematik ilkeleri açısından başarılı olduğu, en basit konular ve örneklerin her sınıf kademesinde uzun uzadıya ele alınması, kullanım amacı açılarından ise yetersiz kaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Matematik Eğitimi Tarihi, Erken Cumhuriyet Dönemi Matematik Eğitimi, Matematik Ders Kitapları

Ders kitaplarıErken Cumhuriyet DönemiEğitim tarihi+3
Tangün Bostancı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Kültürü Dergisinde milli kimlik: Sosyal ağ analizi ve içerik analizine dayalı bir inceleme

Bu çalışma, Türk Kültürü dergisinin 1962-1980 döneminde yapılan yayınlarında, milli kimlik temasını yansıtan yazıların incelenmesini kapsamaktadır. Tezin amacı, "milli kimlik" kavramı perpsektifinde Türk Kültürü dergisinde yapılan yayınları inceleyerek, derginin yayın politikası ve yayın karakterini/kimliğini ortaya koymaktır. Çalışmada esas olarak, söz konusu derginin, belirlenen dönem ve konu evreninde yayınlanan 200'ün üzerinde makale, ayrıntılı bir tarama yöntemiyle seçilerek araştırma örneklemi haline getirilmiştir. Veriler ve yöntem bakımından araştırmada, yeni nesil bir metod olan sosyal ağ ve muhteva analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu metoda dayanarak, derginin belirlenen dönem kapsamında niceliksel olarak yazar ve kavram analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda ortaya çıkan tabloya göre, milli kimlik perspektifinde Türk Kültürü dergisinin sık kullandığı kavram haritası göz önüne alınarak, başta belirlenen dergi materyalinin ayrıntılı incelemesinin, hangi konular ekseninde bir değerlendirmeye tâbi tutulacağı belirlenmiştir. Dergide, milli kimlik perspektifini yansıtan yazılarıyla öne çıkan yazarların makaleleri incelenmiş ve bu doğrultuda derginin yayın karakteri ve politikası tahlil edilmiştir. Bu bakımdan araştırma, yeni bir yöntem olan ağ analizi metodu ve klasik tasnif ve değerlendirme yönteminin kombinasyonu interdisipliner bir çalışma ile Türk Kültürü dergisinin yayın kimliğini ortaya koymaya odaklanmıştır. Muhteva analizinde ortaya çıkan kavramlardan hareketle, milli kimlik perspektifinde öne çıkan kavram ve konular temelde üç ana başlık altında değerlendirilmiştir: Milli Kimliğin Toplumsal Tabanı, Milli Kimliğin Mimarı ve İnşaa Araçları, Milli Kimliğin Asli Unsuru: Milli Dil. Bu doğrultuda yazılan makalelerden örnek pasajlar verilerek ilgili konuya yönelik derginin yaklaşımı genel bir çerçevede değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, daha uzun bir dönemi kapsayan bir araştırma ile genişletilmesi gerektiği düşünülen şu temel bulgu elde edilmiştir: Türk Kültürü dergisi yazılarında milliyetçiliğin hâkim olduğu bir kimlik imgesi görülmektedir. Dil, tarih ve kültür bağlarından oluşan milliyetçilik, derginin kimlik algısının en dikkat çeken yanıdır. Yazılar genel olarak dil, kültür ve bu ikisiyle ilişkili bir tarihi arka planı konu almaktadır. Anahtar Sözcükler: TKAE, Türk Kültürü Dergisi, Milli Kimlik, Sosyal Ağ ve Muhteva Analizi, Kaynakça Info, Milli Dil, Basın

AnalizAtıf dizinleriMilli kimlik+7
Ahmet Feyzi Gül
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı modernleşme sürecinde eğitim yapısında değişim ve dönüşüm: Sultâniler

Eğitim kavramı, tarih boyunca toplumların ideolojik, sosyolojik ve kültürel bakımdan inşasında oldukça önemli bir rolü üstlenmiştir. Bu kavram her dönemde farklı politikalar çerçevesinde şekillenmiş, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli değişim ve dönüşüm süreçleri yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda XVIII. yüzyılın sonlarında başlayan modernleşme faaliyetleri, 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile yeni bir ivme kazanmıştır. Bu doğrultuda Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesi yalnızca bir dönemi adlandırmak için kullanılmayacak kadar mühim bir hadisedir. Osmanlı İmparatorluğu'nda siyasi, askerî, iktisadî ve kültürel alanlarda gerçekleştirilecek olan köklü değişimlerin resmi bir başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Tanzimat Dönemi, Türk eğitim sisteminin mevcut politikalarının hem kurumsal hem de kuramsal açıdan değiştiği bir dönem olarak incelenmektedir. XIX. yüzyıl modern eğitim fikrinin meydana geldiği ve geleceğe aktarıldığı bir dönem olmasının yanı sıra günümüz toplumunun çekirdeğini oluşturan üretken neslin tohumlarının atıldığı bir dönem olarak Türk eğitim tarihinde önemli bir basamağı meydana getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu eğitim politikalarının Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra yaşadığı dönüşüm, 1869 senesinde yürürlüğe giren Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi ile birlikte çeşitli hiyerarşik düzenlemeler vasıtasıyla belirli bir plan çerçevesinde yürütülmeye başlanmıştır. Bu doğrultuda ilk kez eğitim-siyaset ilişkisinin bir bütün olarak denetim altına alınması dikkat çekmektedir. Bu dönemde eğitim-siyaset ilişkisinin yanı sıra eğitim basamaklarının hiyerarşik açıdan yeniden düzenlenmesi de önemli bir hadisedir. Osmanlı eğitim sistemi içerisinde ilköğretim kurumlarının üzerinde bir eğitim kademesinin bulunmaması ve yükseköğretime geçiş sürecinde eğitim bakımından yetersiz kalınması, çeşitli hiyerarşik düzenlemelere duyulan ihtiyacı beraberinde getirmiştir. Bu doğrultuda tezin odak noktasını meydana getiren sultanîlerin açılışı ile birlikte imparatorluk nezdinde yalnızca ortaöğretim kademesinin kurulması sağlanmamıştır. Sultanîlerin açılışı ihtiyaç duyulan bir eğitim kademesine yanıt verirken modern eğitim ilke ve yöntemlerinin kullanıldığı ilk eğitim kurumu olma özelliğini bünyesinde barındırmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun maarif modernizasyon çabalarının mühim bir göstergesi olarak kurulan sultanîler, Osmanlı topraklarında yaşayan farklı din ve cemaat mensubu vatandaşların yararlanabileceği modern bir ortaöğretim kurumu olarak Tanzimat devri eğitim politikalarının ışığında fiiliyata geçmiştir. XIX. yüzyılın sonunda ilk örneklerine rastlanan sultanîler, II. Abdülhamid devrinde nicelik, II. Meşrutiyet devrine gelindiğinde de nitelik bakımından büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bu çalışmada, Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonraki süreçte eğitim politikalarının yapısal ve düşünsel bakımdan yaşadığı değişim ve bu değişimin Osmanlı toplum yapısına yansımaları incelenmiştir. Bu çalışma ile, günümüzde hâlen lise düzeyinde eğitim faaliyetlerine devam etmekte olan sultanîlerin ve bu kurumlarda eğitim alan kesimin, modernleşmedeki rolünün yanı sıra çağdaş politikaların uygulanmasında nasıl bir rol üstlendikleri açıklanmaya çalışılmıştır.

EğitimEğitim kurumlarıEğitim sistemi+7
Tuğçem Tirfil
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'da karantina uygulama süreçleri ve tepkiler (1865-1914)

İnsanoğlunun yerleşik hayata geçmesiyle birlikte salgın hastalıklar da ortaya çıkmıştır. Toplumlar arasındaki etkileşimin çoğalmasıyla, özellikle ticaret, seyahat, sefer, hac ve savaşların da yapılmasıyla beraber salgınların yayılma hızı da artmıştır. Osmanlı coğrafyasının kıtalar arası geçiş güzergahında olması hasebiyle bu salgın hastalıklardan nasibini almış, neredeyse her dönem bir salgınla mücadele etmiştir. Veba başta olmak üzere, kolera, sıtma, çiçek, tifüs gibi salgın hastalıklar milyonlarca insanın hayatına mal olmuş, toplumda derin izler bırakmıştır. Osmanlı Devleti de bu salgınlarla mücadele etmek için ilk önlem olarak, Dünya'nın birçok yerinde epidemilere karşı alınan önlemlerden bir tanesi olan karantinanın uygulanmasına karar vermiştir. (1838) Halkın salgın hastalıklara karşı kaderci yaklaşımı, karantinaya karşı isyana varan tepkilere ve tedbirlerin alınmasında bazı aksaklıklara sebep olmuştur. Devletin merkezi olarak uyguladığı karantinaya karşı halkın tepkisini önlemek için karantinanın caiz olduğuna dair fetva alınmış ve halkın bilinçlendirilmesi adına karantinanın yararları üzerine yazdırılan risaleler Takvim-i Vekayi'de yayımlanmıştır. Buna ek olarak, Osmanlı Devleti salgınlarla mücadelede hem idari hem de sıhhi tedbirleri almış ve bu kapsamda hastalıkların yoğun olduğu yerlere hekim, aşıcı ve eczacı tayinleri yapılmış, tebhirhaneler (dezenfeksiyon istasyonu) kurularak, eşyalar, giysiler, kapalı mekanlar dezenfekte edilmiştir. Hastalıkların son bulması için aşı çalışmaları başlatılmış ve telkihhane-i şahane (aşı evi) ve bakteriyolojihane-i şahane (bakteriyoloji laboratuarı) kurularak salgınlarla mücadele edilmiştir. Bu tez çalışmasının ana hedefi, XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşanan epidemiler ile mücadelede uygulanan karantina tedbirleri ve bu tedbirlere karşı verilen tepkileri ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Salgın Hastalıklar, Veba, Kolera, Sıtma, Çiçek, Tebhirhane (Dezenfeksiyon İstasyonu), Karantina.

Bulaşıcı hastalıklarKarantinaKolera+5
Sevda Ağır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Osmanlı'dan Erken Cumhuriyet'e adlî tıp ve bilirkişilik

Osmanlı Devleti XVII. yüzyıldan itibaren geleneksel yapıdan kaynaklanan sorunlardan dolayı, bilim ve teknoloji başta olmak üzere birçok alanda Batı'nın gerisinde kalmıştır. Bu durum aynı zamanda değişim ve dönüşüm ihtiyacını ortaya çıkarmış ve kapsamlı bir modernleşme hareketini de beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda Osmanlı modernleşmesinin iki önemli kolu olan tıp ve hukuk alanındaki değişim ve dönüşümler, adlî tıbbın doğuşunu da sağlamıştır. 1841 yılında Sultan Abdülmecid'in izniyle ilk otopsi gerçekleştirilmiş ve buna müteakiben Mekteb-i Tıbbiyye-i Adliyye-i Şâhâne'de tıbb-ı kanuni dersleri verilmeye başlanmıştır. Modern tıp eğitimiyle eş zamanlı olarak İslam hukukundan bağımsız yeni ceza kanunnameleri yürürlüğe girmiş ve bu kanunnamelerin uygulanacağı Nizamiye Mahkemeleri kurulmuştur. Gerekli tıbbi ve hukuki altyapının oluşmasıyla birlikte adlî tabipler, tıbbi bilirkişi olarak mahkemelerde rol almaya başlamışlardır. Tıbbi bilirkişilerin bilimsel yollarla elde ettikleri deliller mahkemenin gidişatında önemli bir unsur olduğundan dolayı, adlî tıp pratikleri daima denetime tâbi tutulmuş ve iktidarın yönetim araçlarından birisi haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında 1839 ile 1926 yılları arasında adlî tıp ve tıbbi bilirkişiliğin oluşumu, gelişimi ve dönüşümü nitel araştırma yöntemleriyle incelenmiştir. Bu alanda ilk defa adlî tıp, adlî psikiyatri, adlî bilimler ve tıbbi bilirkişilik kapsamlı olarak ele alınmış ve bütüncül bir bakış açısı oluşturulmuştur. Mezkûr dönemde tabipler ve hakimler için kaleme alınan eserler, arşiv belgeleri, mecmualar ve anılardan yola çıkılarak adlî tıp uygulamalarının merkezde ve periferide günlük hayata yansımaları ele alınmıştır. Bununla birlikte adlî psikiyatrinin, adlî tıptan sıyrılması ve ayrı bir uzmanlık alanı olarak ortaya çıkışı örneklerle incelenmiştir. Ayrıca devletin kontrol mekanizmasında önemli bir yer edinen kriminalistik uygulamalarının gelişimi ve adlî bilimlerdeki rolü ele alınmıştır. Araştırmamızın sonucunda ise; adli tıp uygulamaları ilk başlarda tepkiyle karşılaşırken zaman içerisinde halkın kendi lehine kullandığı bir enstrüman haline geldiği, adli tıp tarihinin başarıları olduğu kadar başarısızlıkları da olduğu ama bunun kurumsal tarih yazımına yansımadığı ve tıbbi bilirkişiler mahkemelerde rol almaya başlasalar da söylemlerini kabul ettirmekte zorluk yaşadıkları tespit edilmiştir

Adli bilimlerAdli psikiyatriAdli tıp+6
Yağız Fatih Nazlıer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir Cumhuriyet sanayisi örneği olarak SEKA

Bu tez çalışması, SEKA'nın 1981'den itibaren Ar-Ge alanında yaptığı bütün faaliyetlerin incelemesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, Ar-Ge sürecini ve elde edilen sonuçları ortaya koymaktır. SEKA'da Ar-Ge süreci, geniş bir arşiv çalışması sonucunda aydınlatılmıştır. Söz konusu arşiv kaynakları, SEKA Dokümantasyon Merkezi'nden temin edilmiştir. SEKA Ar-Ge faaliyetleri, tür bakımından Alternatif ve Yardımcı Ham Madde Geliştirme, Kenaf ve Verimlilik Çalışmaları olarak üçe ayrılmıştır. Alternatif ve Yardımcı Ham Madde Geliştirme ve Kenaf bölümlerinde müessesenin temel amacı, selüloz üretiminde odun yerine ikame edilebilecek bir alternatif ham madde bulabilmektir. Ormanların ekolojik olarak vazgeçilmez bir unsur olması, doğru bir ağaç yetiştirme politikasının eksikliği ve selülozun dışarıdan ithal edilmesi nedeniyle bu çalışmalar önemli bir yer kaplamaktadır. Ayrıca selülozun dışarıdan ithal edilmesinde bir diğer sorun, oluşan ekonomik dar boğazlar sebebiyle fiyatının çok yükselmesidir. SEKA söz konusu sorunlar sebebiyle dünya literatürünü gözününde bulundurarak fabrikalarının hususi ihtiyaçlarına göre alternatif ham madde ve yardımcı maddeler konusunda çözüm yolları aramıştır. Verimlilik çalışmalarında ise müessese, kamu kurumları ve uluslarası kuruluşlar ile birlikte verimlilliği artırma ve maliyeti azaltma çalışmaları yapmıştır. Başta Avrupa Kalkınma Sınayi Örgütü olan UNİDO ve üniversiteler bu konuda SEKA'nın en önemli çalışma ortaklarıdır. SEKA, Ar-Ge'yi etkileyen sorunlar kapsamında Avrupa kâğıt sanayisi ile karşılaştırılmıştır. ArGe üzerinden yapılan bu karşılaştırmalı analiz, fabrikalardaki makinelerin boyut ve hızlarından, üretim ve kapasitelerine kadar birçok göstergeyi kapsamaktadır. Bu analizle birlikte SEKA'nın yatırım ve maliyetler konusundaki problemleri kâğıt sanayisi çerçevesinde ortaya koyulmuştur. Ar-Ge çalışmalarının rekabet edebilecek düzeyde olması için gerekli yatırım ve teknolojiye sahip olunması şarttır. SEKA'nın bir Kamu İktisadi Teşebüs olarak kullandığı kâğıt makinelerinin eski olması, yatırımların 1980‟den sonra özelleştirme ile azalması ve kâğıt ana ham maddelerinde dışarıya karşı bağımlılık Ar-Ge çalışmalarını olumsuz etkilemiştir. Sonuç olarak SEKA'da Ar-Ge faaliyetleri, sürdürülebilir bir ekonomik büyümeye değil, müessesedeki var olan sorunları çözmeye yöneliktir. Tüm bu etkenler, SEKA'nın 2000'li yıllarda sahneden çekilmesine sebep olmuştur. Anahtar Sözcükler SEKA, Ar-ge, Kâğıtçılık, Kâğıt Sanayi, KİT

Araştırma-geliştirmeKağıt endüstrisiKağıt fabrikaları+3
Zafer Özen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Abdülhamid Döneminde Osmanlı İstihbarat Ağı (1876-1909)

Osmanlı İmparatorluğu'nun istihbarat toplama faaliyetleri ve bu faaliyetlerin karar alma sürecine etkisi Osmanlı tarihinin en az anlaşılmış konularından biridir. Bilhassa, Osmanlıların Avrupa hakkındaki sözde bilgisizliği, Avrupa siyasetini yeterince takip edip kavrayamamış oldukları ve dış politika tercihlerinin hatalı olduğu yönündeki önyargılı ve kesin genellemeler, istihbarat çalışmalarıyla ilgili literatürün zayıflığından nemalanmaktadır. Oysa Osmanlı İmparatorluğu kuruluşuyla birlikte mevcut durumu, çevresindeki tehditleri ve düşmanları hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla istihbarat faaliyetlerine özel önem vermiştir. Bu konuda Osmanlıların, imparatorluğun diğer bazı uygulamalarında olduğu gibi Ortaçağ İslam devletlerinin ve onların halefi olan Selçukluların örneğini takip ettikleri söylenebilir. Osmanlı idarecileri gerek ülkede dirliğin ve düzenin korunmasında, gerekse hasım/rakip devletlerin istihbarat çalışmalarına karşı konulmasında istihbarat faaliyetlerini ve mekanizmalarını her zaman aktif tutmak istemişlerdir. Dünyadaki diğer örneklerinde görüldüğü gibi haber toplama yöntemleri ve bilginin işlenişi, bunun için mekanizmaların kurulması belirli bir süreç ve tecrübe gerektirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda XX. yüzyıl başlarına kadar günümüz standartlarında bir istihbarat yapılanması mevcut olmamakla birlikte, istihbarat faaliyetlerine özel önem verildiği ve bu faaliyetlerden aktif olarak yararlanıldığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada II. Abdülhamid dönemi Osmanlı istihbarat ağının yapısı ve işlerliği ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Nihai hedefimiz, değişen iç ve dış konjonktürün etkisiyle imparatorluğun çok kritik bir safhaya girdiği II. Abdülhamid döneminde, dönemin yönetici elitinin ve bilhassa II. Abdülhamid'in büyük önem verdiği istihbarat ağının, gerek iç politikada "Yıldız Sarayı" özelinde devletin otoritesinin korunmasında, gerekse dış politikada imparatorluğun politikalarına yön vermede temel araçlardan biri olarak nasıl kullanıldığını, bu ağın yapısal ve işlevsel yönünü ön planda tutarak ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada Osmanlıların istihbarat sağlamak amacıyla kullandıkları kanal ve stratejiler II. Abdülhamid dönemi özelinde irdelenmiş, sadece Osmanlı merkezî istihbaratı değil, vilayetlerdeki ve sınırlar ötesindeki istihbarat ağı da incelenmiştir.

Abdülhamid IICasuslukOsmanlı Devleti+2
Emre Gör
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
20
Master'sOpen AccessEN

Arnavut tarih yazımında (1915-2015) Osmanlı Dönemi

The main purpose of this thesis is to identify the most important historians in Albanian historiography concerning the Ottoman period and to analyse their views and attitudes on that period. To identify the most influential historians, social network analysis method was used. Bibliographical data extracted from 130 books, most of which are written in Albanian and published mainly during the 20th century, were used as the data source for analysis. A total of 4300 bibliographic references and more than 7800 citations' data were compiled from these books. These data were uploaded to a system titled kaynakca.info and analysed using this system's social network analysis method. Firstly, the most influential historians in the field of Albanian history during the Ottoman period were determined based on eigenvector, betweenness and closeness centrality criteria of the social network analysis method. Further on, these historians' views and attitudes on the Ottoman period were qualitatively analysed based on their works. The opinions of these historians were discussed based on three periods: the patriotic-nationalist period (1912 – 1945), the communist period (1945 – 1990) and the democratic period (1990 – 2015). According to this, influential historians portrayed a nationalist view of the Ottoman period between 1912 – 1945, while between 1945 - 1990 they were influenced by a more communist ideology. After 1990, a liberal approach to the Ottoman period was introduced. What these time segments have in common – with very few exceptions – was the domination of the idea that the Ottoman Empire was an invader and left Albanians 500 years behind. Findings obtained from this thesis can make it easier for researchers to choose literature related to the Ottoman Empire for research purposes. Moreover, the most cited historians' list from this study could serve even ordinary readers who are interested in this important period of Albanian history. Keywords: Albanian Historiography, Ottoman Empire, Ottoman Period, Social Network Analysis, Prominent Historians, Bibliographical Data

AlbaniaOttoman PeriodSocial networks+1
Ekrem Zajmı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Dünya Harbi Filistin Cephesi'nde ve İstiklal Harbi Batı Cephesi'nde hava fotoğrafçılığı ve keşfinin etkinliği

Disiplinler arası çalışmayı içeren bu tezin amacı, Türk askeri havacılığının gelişimi, hava fotoğrafçılığı ve hava keşfinin etkinliği ile ilgili genel bilgiler vererek bilim ve teknolojinin harp tarihi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca hava fotoğrafçılığıyla ilgili literatürdeki boşluğun kapatılması temel amaçlardan birisidir. Ancak çalışmanın en önemli yönü, 20'nci yüzyıl savaşlarında hava fotoğrafçılığı teknolojisinin harplerin seyri üzerindeki etkisi ve sonucu nasıl etkilediğidir. Bu çalışma BDH Filistin Cephesi ve İSH Batı Cephesi ile sınırlandırılmıştır. Birinci Dünya Harbi'nde Filistin Cephesi'nde hem şiddetli muharebeler yaşanmış, hem de toprak değişimi ve hava faaliyeti yoğun olarak gerçekleşmiştir. İstiklal Harbi'nde tayyare keşif faaliyeti de ağırlıklı olarak Batı Cephesi'nde gerçekleştirilmiştir. Bu anlamda çalışmada bu iki cephe üzerinden konunun sınırlandırılmasıyla anafikir anlatılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, Türk askerî havacılığı ve onun ülkemizdeki gelişimi sırasında askeri keşifte olmazsa olmaz bir teknoloji haline gelen hava fotoğrafçılığının özellikle iki cephede harplerin seyrine nasıl etki ettiği, daha önce az bilinen Osmanlıca kitap ve belgeler ile İngilizce kaynaklardan yararlanılarak ortaya çıkarılmıştır. Böylece Birinci Dünya Harbi Filistin Cephesi'nde ve İstiklal Harbi Batı Cephesi'nde hava fotoğrafçılığı ve keşfinin etkinliği karşılaştırılmaya çalışılmıştır.

Askeri havacılıkBatı CephesiCumhuriyet tarihi+7
Sehernaz Güvenbaş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hareketli görüntüler üzerinden Türkiye'de toplumsal değişimler: Kadın imgesi (1895-1938)

Bu çalışma, tarih araştırmaları açısından yeni bir materyal olan hareketli görüntülerin mevcut literatüre olan katkısını ve Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kayıtlarda neyi göstermek istediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Sinema Genel Müdürlüğü tarafından dijital ortama aktarılan 1895-1938 yıllarına ait hareketli görüntüler kullanılmış, 198 adet hareketli görüntü üzerinden niceliksel ve niteliksel analizler yapılmıştır. Türk modernleşmesinin, eğitim, ekonomi, siyaset, hukuk gibi alanlarda atılan adımlarla başladığı ve zamanla diğer alanlara da yayıldığı bilinmektedir. Bu çalışma, görüntülerin askeri ve siyasi boyutunun yanı sıra sosyolojik boyutunu da ele alarak, kayıtlar üzerinden birey-toplum incelemesi yapmıştır. Bu dönemde değişimin kadın hayatına olan etkisini belirlemek amacıyla daha çok kadın imgesi üzerinde durulmuştur. Özellikle kız çocuklarının uluslararası ilişkilerde ön plana çıkarıldıkları fark edilmiştir. Seçim, karşılama töreni, kutlama gibi görüntülerde yer alan kadınların konumları, giyiniş tarzları ve görevleri itibariyle dikkat çektiği gözlemlenmiştir. Bu çalışma, kaynak olarak hareketli görüntülerin tarih alanında kullanılması için yapılmış bir başlangıç çalışmasıdır.

FilmGörsel okuryazarlıkHareketli görüntü+7
Eslem Saraçoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Son Osmanlı çocuklarının okuma dünyası

Bu tez Tanzimat döneminden Cumhuriyet'in kuruluş yılına kadarki dönemde (1839-1923) Osmanlı topraklarında yaşamış çocukların kendi hatıralarına dayalı bireysel okuma deneyimlerini derlemekte ve analiz etmektedir. Bu çalışmada geç Osmanlı döneminde yaşamış bireylerin çocukluktaki okuma deneyimleri ve bireyselleşme süreçleri arasındaki ilişki, değişim ve süreklilik açısından tespit edilmesi amaçlanmıştır. Tezin denencesi, hatırat türünden metinlerin telif edilmesi ve bireyselleşme arasında neden-sonuç ilişkisi olduğudur. Bu tez, mekan bakımından bütün Osmanlı coğrafyasını zaman olarak Tanzimat'tan Cumhuriyet'in ilanına kadarki süreci kapsamaktadır. Bununla birlikte hatıra sahipleri İstanbul'da yoğunlaşmıştır. Teze kaynaklık eden yazın türü çoğunlukla hatırat/otobiyografilerdir. Şahısların okuma deneyimlerine dair hiçbir dolaylı anlatı hesaba katılmamıştır. Tezin konusuna ışık tutan, 54 farklı şahsa ait doğrudan beyan niteliğinde hatıra tespit edilmiştir. Bu 54 farklı şahsın doğrudan beyanları tezin örneklemini oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde belge tarama yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde ise nitel veri analizi yöntemlerine dahil olan "betimsel analiz" ve "etnometodolik analiz" birlikte kullanılmıştır. Elde edilen bulgulardan çıkarılan genel sonuç, çocukluk yıllarında yapılan okumalar şahısların bireyselleşme sürecine katkı sağlamıştır. Tezin denencesi doğrulanmıştır. Bununla birlikte bireyselleşme, geniş çaplı bir toplumsal dönüşüme yol açmamış, Osmanlı kültürüne hakim olan kolektif okumanın önüne geçmemiş, eğitim bu doğrultuda şekillenmemiştir. Tezin ele aldığı örneklem, Osmanlı vatandaşı olan gayrımüslimler ve aynı dönemde Doğu ve Batı toplumlarındaki örneklerle genişletilmesiyle çocukluktaki okuma deneyimleri ve bireyselleşme arasındaki ilişki daha bütünlüklü bir şekilde ortaya konabilecektir.

Serdar Çevik
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors