Theses supervised by Prof. Dr. Sefa Bulut
13 theses · Ibn Haldun University, Bolu Abant İzzet Baysal University, Akdeniz University
COVID-19 sürecinde yetişkinlerin iyi oluş, şükran ve yaşamdaki anlamlarının incelenmesi
COVID-19 pandemisi ile birlikte Türkiye de olağanüstü bir durumla karşı karşıya kaldı. Uygulanan tedbirler ve olağanüstü ölüm sayılarıyla anormal bir yaşantı gözlendi. Bu bağlamda pandemi sürecinde bireyler incelenmiş ve literatürde patoloji temelli bakış açısı dışında yapılmış araştırmaların azlığı sebebiyle pozitif psikoloji çerçevesinde bir inceleme yapma gereği görülmüştür. Bu bağlamda Türkiye genelinde farklı illerden 1652 kişiye PERMA Ölçeği (Demirci vd., 2017), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (Telef, 2013), Minnettarlık Ölçeği (Yüksel ve Oğuz Duran, 2012) ve Yaşamın Anlamı Ölçeği (Demirdağ ve Kalafat, 2018) uygulanmış ve bahsi geçen unsurlar ölçülmüştür. Bu unsurların hem birbirleriyle ilişkileri hem de farklı demografik değişkenlere göre gösterdikleri farklılaşmalar incelenmiştir. Sonuç olarak literatürle uyumlu şekilde iyi oluş, yaşamın anlamı ve minnetarlığın birbirleriyle pozitif ilişkileri olduğu; evlilik, çocuk sahibi olma, iyi bir gelire sahip olma gibi durumlarda hem PERMA modeli ve psikolojik iyi oluş hem de var olan anlamın yüksek olduğu gözlenmiştir. Gelir sahibi olmamak, bekâr olma, çocuk sahibi olmama gibi durumlarda ise bulunmaya çalışılan anlamın yüksek olduğu gözlenmiştir. Ayrıca kadınların iyi oluş ve minnettarlık konularında daha yüksek ortalamayla anlamlı bir farklılık ortaya koydukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İyi Oluş, Minnettarlık, Pozitif Psikoloji, Yaşamın Anlamı
Nature relatedness, campus green space and time spent in nature as predictive variables of college students' mental well-being
The purpose of this thesis is to investigate the differences on mental well-being and nature relatedness in terms of demographic characteristics and to examine the predictive role of nature relatedness, time spent in nature and SES on mental well- being of Turkish college students. This study also aims to examine the effects of campus green spaces on college students' well-being by questioning spent time within campus greenery, usage patterns and obstacles. Convenience sampling method was used, 442 participants were achieved. After excluding outliers and missing values the final sample composed of 404 participants (103 males, 301 females). Turkish versions of Nature Relatedness Scale (NR-21), Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale (WEMWBS), sociodemographic form and campus green space form which were specifically designed by the researcher were used for data collection. Independent t- test, one-way ANOVA, Pearson correlation and regression analysis were conducted. The results indicated that mental well-being scores were statistically different with respect to gender, employment and marital status. There was also a statistically significant difference within nature relatedness scores in terms of gender. It was also found that a considerable number of students did not have any greenery at their campus area. Single students used campus green spaces more than married students. The most common activities which were held in campus greenery were the activities about socialization and relaxation. The most common obstacles about campus greenery were limited green areas, being busy and unfavorable weather conditions. Correlation analysis indicated that there is a statistically significant and positive relationship between nature relatedness, time spent in nature and mental well-being. The regression analysis indicated that nature relatedness, time spent in nature and gender differences explained 14% variances of mental well-being and their contribution to well-being scores was significant. In the light of these findings, there will be some practical implications for counselors, university administers and future research projects to consider the positive effects of nature on students' mental well-being.
Yaşam doyumunu yordamada yükseköğrenim yaşam doyumu ve COVID-19 korkusu
Bu çalışmanın amacı yükseköğrenim yaşam doyumunun ve COVID-19 korkusunun yaşam doyumunu ne düzeyde yordadığının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 Bahar döneminde İstanbul ilinde devlet ve vakıf üniversitelerinde eğitim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi uygun örneklem yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya 510 kadın, 108 erkek öğrenci katılım göstermiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak betimsel ve ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Yaşam Doyumu Ölçeği, Yükseköğrenim Yaşam Doyumu Ölçeği, KOVİD-19 Korkusu Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumunu yükseköğrenim yaşam doyumu ve COVID-19 korkusunun ne düzeyde yordadığını sınamak için öncelikle korelasyon analizleri yapılmış ve ardından basit doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu, yükseköğrenim yaşam doyumu ve COVID-19 korkusu puanlarının yaş, cinsiyet, sosyoekonomik düzey, genel not ortalaması ve üniversite türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini değerlendirmek için bağımsız örneklemler t testi analizi ve ANOVA testi gerçekleştirilmiştir. Verilerin istatistiksel açıdan çözümlenme sürecinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yükseköğrenim yaşam doyumu ve yaşam doyumu arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki saptanmış ancak COVID-19 korkusu ve yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Yükseköğrenim yaşam doyumunun yaşam doyumundaki varyansın %12.9'unu açıkladığı tespit edilmiştir. Yaşam doyumunun sosyoekonomik düzeye göre, yükseköğrenim yaşam doyumunun üniversite türü ve genel not ortalamasına göre, COVID-19 korkusunun ise cinsiyete göre farklılaştığı görülmüştür.
An examination of risk factors that predict adolescent smoking in Turkey
Most adult smokers started smoking during adolescence and those who started at that age are more prone to have trouble quitting. Smoking during childhood and teenage years is associated with serious health problems, such as respiratory and lung issues, as well as a loss of physical fitness. Globally, 1.3 billion aged 15 and above are smokers, and the global and local expenditure associated with smoking-related illness amount to $467 billion and $25 billion respectively. Against this background, the thesis is concerned with investigating family, personal and social risk factors that predict adolescent smoking behaviors in Turkey. Specifically, to investigated child-parent relationships, educational level of parents, perception of academic success, peer relationships pressures, teacher-student relationships, gender, and their association with adolescent smoking using an archive that was collected in 2019 among 751 high school students from Anadolu high school, Imam Hatip high school and Vocational high school in Bağcılar. The Spearman correlation coefficient and the chi-square test of independence were conducted to analyze the variables of interest. Of all the variables of interest, the results found an association between child-parent relationships, academic success, teacher-student relationships, peer relationships, gender, and adolescent smoking. More specifically, child-mother relationships and perception of academic success were found to be associated with adolescent smoking in vocational high school, whereas teacher-student relationships, and gender were found to be associated with adolescent smoking in Imam Hatip high school. In Anadolu high school, the only variable that was found to be associated with adolescent smoking was peer relationships pressures. Keywords: Academic Factors; Adolescent Smoking; Bağcılar; Family Factors; Personal Factors; Social Factors.
Covid-19 / pandemi sürecinde online psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeylerine, çevrimiçi psikoeğitim programının etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında, İbn Haldun Üniversitesi'nde öğrenimlerine devam eden, 7'si (%70) kadın, 3'ü (%30) erkek, toplam 10 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin 7'si yerli, 3'ü yabancı uyrukludur. Öğrenciler, okulun mail sistemi üzerinden yayımlanan araştırma duyurusuna müracaatta bulunanlar arasından seçilmiştir. Öğrenciler, dokuz hafta boyunca, haftada bir gün, 60 dakika boyunca; çeşitli konuları içeren çevrim içi psikoeğitim programına dahil edilmiştir. Araştırmada, Diener ve ark (2009) tarafından geliştirilen ve Telef(2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği; Zimet, Dahlem, Zimet ve Farley (1988) tarafından geliştirilen ve Eker, Arkar ve Yaldız (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Ölçekler, psikoeğitim programı; başlamadan önce, bittikten hemen sonra ön test-son test olarak ve bittikten üç ay sonra ise izleme testi olarak katılımcılar tarafından cevaplandırılmıştır. Araştırmada; frekans analizi, betimleyici istatistik, Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Bulgular, psikolojik iyi oluş puanının, program öncesi ve sonrası karşılaştırmalarda demografik değişkenlere göre farklılaştığını; ÇBASDÖ'den elde edilen aile alt boyutundaki ön ve son test puanının ise, eğitim alınan bölüme ve katılımcıların kendilerini ilişkisel olarak tanımlamalarına göre farklılaştığını göstermektedir. Son test ve izleme testi arasındaki karşılaştırmalarda, anlamlı bir farklılık olmadığı dolayısıyla programın etkisinin devam etmediği anlaşılmaktadır. Genel olarak bakıldığında, katılımcıların ön, son ve izleme testinden elde ettikleri algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluş puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı anlaşılmıştır bu alanda yapılacak çalışmalarda kullanılacak ölçeklerin konuyla daha yakından ilişkili olması veya programın daha uzun vadede uygulanması tavsiye edilmektedir. Ölçek sonuçlarına ek olarak uygulanan, araştırmacının, katılımcılardan araştırmacıyı ve programı değerlendirmelerini istediği ek formda, katılımcıların bu programa katılmış olmaktan memnun olduğu, arkadaşlarına tavsiye edeceği özellikle iletişim ve hedef belirleme gibi konularda, içeriklerden çok faydalandıkları bilgisine ulaşılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığı ve yalnızlık arasındaki ilişkide eleştirel düşünme eğiliminin aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığı ve yalnızlık arasındaki ilişkide eleştirel düşünme eğiliminin aracı rolü incelenmiştir. Literatürde, dijital oyun bağımlılığı ve yalnızlık arasında anlamlı bir ilişkiye işaret eden çalışmalar mevcuttur. Bu araştırmada ise, bu ilişkinin farklı bir evren ve örneklemdeki durumu incelenmekle beraber, temel amaç eleştirel düşünme eğiliminin aracı rolünün ortaya konmasıdır. Araştırmanın örneklemini Edirne ili Merkez ilçesinde sosyo-ekonomik durum göz önüne alınarak, tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen ortaokullarda, 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde öğrenim gören 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler; Çocuklar için Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Ortaokul Öğrencileri için Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği-Kısa Formu ve araştırmacı tarafından öğrencilere dair bilgi edinmek maksadıyla geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu veriler, Üniversitenin Etik Kurulu ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden gerekli izinler alındıktan sonra araştırmacı tarafından toplanmıştır. Veri setini analiz etmek için Jamovi 2.4.12. programı kullanılmıştır. Verileri demografik özelliklere göre incelemek için betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve Kruskal Wallis H analizleri kullanılmıştır. Dijital oyun bağımlılığının sınıf kademesi, günlük oyun süresi ve oyun türüne göre, yalnızlığın cinsiyet ve günlük oyun süresine göre, eleştirel düşünme eğilimi ise sosyo-ekonomik düzey, kitap okuma durumu ve okuma süresine göre farklılık göstermiştir. Değişkenler arasındaki ilişki kolerasyon analizi yoluyla, aracı rolün etkisi ise çoklu regresyon analizi yoluyla test edilmiştir. Sonuç olarak, dijital oyun bağımlılığının yalnızlıkla düşük düzeyde pozitif ilişkili, eleştirel düşünme eğilimiyle ise düşük düzeyde negatif ilişkili olduğu ortaya koyulmuştur. Eleştirel düşünme eğiliminin ise yalnızlıkla düşük düzeyde negatif bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Çoklu regresyon analizi sonucunda eleştirel düşünme eğiliminin, dijital oyun bağımlılığı ve yalnızlık arasındaki ilişkide kısmi bir aracılık rolü olduğu görülmüş, ancak bu kısmi aracılığın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Çocukluk çağı travmalarının psikolojik dayanıklılık ve iyi oluş üzerindeki etkileri: 1990-1999 yılları arasında doğan bireyler üzerine bir inceleme
Bu araştırmada, 1990-1999 yılları arasında doğmuş bireylerin çocukluk çağı travmalarının, psikolojik dayanıklılık ve iyi oluşlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda kişilerde çocukluk çağı travması, iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık düzeyi cinsiyet ve medeni durum gibi demografik değişkenleri açısından incelenmiştir. Kesitsel Araştırma modeline sahip olan araştırmanın örneklem grubunu Türkiye'de doğmuş 261 kişi oluşturmuştur. Bu kişilerin 190'ı kadın 71'i erkektir. Çalışmada ölçme araçları olarak Yetişkinler İçin Dayanıklılık Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, WHO-5 İyi Olma İndeksi ve Çocukluk Travması Anketi (CTQ) kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından toplanan verilerin analizi için SPSS 26 versiyonu kullanıldı. Verilerin analizinde kategorik değişkenlerin sıklığını bulmak ve sürekli değişkenlerin ortalama, standart sapma değerlerini bulmak için betimleyici analizler yapıldı. Temel değişkenler arasındaki ilişki hakkında fikir edinmek için korelasyon analizi yapıldı. Travma türlerinin psikolojik dayanıklılıkla ve öznel iyi oluş düzeyiyle ilişkisini anlamak için regresyon analizleri yapıldı. Travma türlerinin psikolojik dayanıklılık ve öznel iyi oluş üzerindeki etkisini anlamak için 12 farklı regresyon modeli kullanıldı. Travma türlerinin psikolojik dayanıklılık ve öznel iyi oluş üzerindeki göreceli önemini ve etki düzeylerini belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizi yapıldı. Medeni durum ve cinsiyetin rolünü anlamak için de düzenleyici değişken analizleri yapıldı. Araştırmanın bulgularına göre, çocukluk çağı travmalarına maruz kalma bireylerin iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini olumsuz etkilemektedir. Özellikle duygusal ihmal ve istismar oranları arttıkça iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin düştüğü tespit edilmiştir. Ancak araştırma, fiziksel ve cinsel istismarın iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Cinsiyet ve medeni durumun, travma ile iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık ilişkilerinde belirleyici olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
The effects of digital games on social life: Gaming and socialization from the perspective of adult individuals
This study aims to examine the effects of digital games on the social lives of adult individuals from a qualitative perspective. Today, when traditional forms of socialization have evolved into digital environments, digital games are not only a means of entertainment but also play an active role in the processes of identity construction, developing a sense of belonging, and establishing interpersonal relationships. In this context, this study examines how digital games function in social interaction, the contribution of online gaming communities to social ties, and the effects of gaming experiences on face-to-face relationships. The research was conducted through semi-structured interviews with 14 adults aged 20 to 45 who play digital games, and the data obtained were evaluated using thematic analysis. As a result of the interviews with the participants, it was observed that digital games have the potential to strengthen social ties, reduce feelings of loneliness, and offer new socialization opportunities to individuals. However, it was also found that the gaming experience had different effects on individuals' daily routines, perceptions of loneliness, and time management. Among the findings, it was found that games can facilitate socialization as well as foster a sense of social isolation from time to time. Additionally, it has been observed that some gaming habits may lead to distancing from face-to-face relationships or time management problems. This study aims to shed light on the transformative power of game culture on socialization by revealing the multi-layered effects of digital games on social life from an adult perspective. It also contributes to the literature in understanding the social identity, belonging, and interaction practices of adults. The findings reveal that digital games should be considered not only as an individual but also as a social and cultural practice. Keywords: Digital Games; Socialization; Adult Individuals; Gaming Communities; Online Interaction
Okul psikolojik danışmanlarının algıladıkları mobbing düzeylerinde yordayıcı değişkenler olarak duygusal zekâ ve mesleki benlik saygısı
Araştırmanın temel amacı, okul psikolojik danışmanlarının algıladıkları mobbing ile duygusal zekâ ve mesleki benlik saygısı puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek ve okul psikolojik danışmanları tarafından algılanan mobbingin demografik değişkenlere göre farklılık durumlarını incelemektir. Ayrıca bu araştırmanın diğer amacı, duygusal zekâ ve mesleki benlik saygısının okul psikolojik danışmanlarının algıladıkları mobbing düzeyi üzerinde yordama gücünün olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Bolu ve Karabük illeri merkez ve ilçelerinde MEB'e bağlı çeşitli kurumlarda görev yapmakta olan 99'u (%62,7) kadın, 59'u (%37,3) erkek 158 okul psikolojik danışmanı oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Olumsuz Davranışlar Ölçeği (Einarsen ve Raknes, 1997), Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği (Schutte ve ark., 1998) ve Arıcak Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği (Arıcak, 1999) kullanılmıştır. Araştırma betimsel ve ilişkisel tarama modeline dayalı bir çalışmadır. Araştırmada ortaokulda çalışan okul psikolojik danışmanlarının ilkokulda çalışanlardan daha fazla mobbing algıladıkları bulunmuştur. Lisans mezunu olan okul psikolojik danışmanlarının algıladıkları mobbing puanlarının yüksek lisans mezunu olanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanından mezun olan okul psikolojik danışmanlarının diğer bölümlerden (sosyoloji, felsefe, felsefe grubu öğretmenliği, psikoloji) mezun olanlara göre daha az mobbing algıladıkları belirtilmiştir. Çalışmada okul psikolojik danışmanlarının algıladıkları mobbing düzeyleri ile duygusal zekâ düzeyleri ve mesleki benlik saygıları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca okul psikolojik danışmanlarının duygusal zekâ düzeyleri ile mesleki benlik saygıları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Duygusal zekâ ve mesleki benlik saygısı değişkenlerinin okul psikolojik danışmanlarının algıladıkları mobbing düzeyini yordama gücü olup olmadığını ortaya koymak için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda duygusal zekâ ve mesleki benlik saygısı değişkenlerinin birlikte okul psikolojik danışmanlarının algıladıkları mobbingin anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Söz konusu iki değişken birlikte ele alındığında algılanan mobbing puanlarındaki değişimin %12'sini açıklamaktadır. Anahtar kelimeler: Okul Psikolojik Danışmanı, Mobbing, Duygusal Zekâ, Mesleki Benlik Saygısı
Okul psikolojik danışmanlarının (Rehber öğretmenlerin) kullandıkları mizah tarzlarına göre duygu yönetimi becerilerinin ve psikolojik iyi oluşlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul psikolojik danışmanlarının (rehber öğretmenlerin) kullandıkları mizah tarzlarına göre duygu yönetim becerilerini ve psikolojik iyi oluşlarını incelemektir. Çalışma ilişkisel tarama modelindedir ve katılımcılarını Karabük ve Bolu illerinin farklı eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 150 psikolojik danışman oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacının hazırladığı Kişisel Bilgi Formu ile Mizah Tarzları Ölçeği (Yerlikaya, 2003), Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği (Çeçen,2006) ve Psikolojik İyi Olma Ölçeği Kısa Formu-42 (Akın, 2008) formlarından elde edilmiştir. Araştırmanın veri analizinde T Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Katsayısı ve bağımsız t testi varsayımlarının test edilmesi için Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro- Wilk, betimsel istatistikler ve ANOVA varsayımlarının kontrolü için Levene ve Post- Hoc testlerinden Bonferroni testi kullanılmıştır. Araştırma psikolojik danışmanların katılımcı ve kendini geliştirici olmak üzere sağlıklı kategoride yer alan mizah tarzlarına sahip olduklarını göstermiştir. Kendini geliştirici mizah tarzına sahip katılımcıların duygu yönetimi becerilerinden olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme puanlarının, katılımcı mizah tarzına sahip olanların puanlarından anlamlı olarak yüksek olduğu ancak duygu yönetimi becerileri ile mizah tarzlarının diğer alt ölçekleri arasında anlamlı farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Kendini geliştirici mizah tarzına sahip olan katılımcıların psikolojik iyi oluş alt ölçeklerinden çevresel hakimiyet ve bireysel gelişim puanları, katılımcı mizah tarzına sahip katılımcıların çevresel hakimiyet ve bireysel gelişim puanlarından anlamlı olarak yüksektir ancak psikolojik iyi oluşun diğer alt ölçekleri ile mizah tarzının diğer alt ölçekleri arasında anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
The effects of digital games on social life: Gaming and socialization from the perspective of adult individuals
This study aims to examine the effects of digital games on the social lives of adult individuals from a qualitative perspective. Today, when traditional forms of socialization have evolved into digital environments, digital games are not only a means of entertainment but also play an active role in the processes of identity construction, developing a sense of belonging, and establishing interpersonal relationships. In this context, this study examines how digital games function in social interaction, the contribution of online gaming communities to social ties, and the effects of gaming experiences on face-to-face relationships. The research was conducted through semi-structured interviews with 14 adults aged 20 to 45 who play digital games, and the data obtained were evaluated using thematic analysis. As a result of the interviews with the participants, it was observed that digital games have the potential to strengthen social ties, reduce feelings of loneliness, and offer new socialization opportunities to individuals. However, it was also found that the gaming experience had different effects on individuals' daily routines, perceptions of loneliness, and time management. Among the findings, it was found that games can facilitate socialization as well as foster a sense of social isolation from time to time. Additionally, it has been observed that some gaming habits may lead to distancing from face-to-face relationships or time management problems. This study aims to shed light on the transformative power of game culture on socialization by revealing the multi-layered effects of digital games on social life from an adult perspective. It also contributes to the literature in understanding the social identity, belonging, and interaction practices of adults. The findings reveal that digital games should be considered not only as an individual but also as a social and cultural practice. Keywords: Digital Games; Socialization; Adult Individuals; Gaming Communities; Online Interaction
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarını yordamada bilişsel esneklik ve maneviyatın rolü
Araştırmanın temel amacı, pozitif psikoloji için önemli kavramlardan olan ve bireylerin güçlü yanlarının varlığına işaret eden bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın yaklaşımı nicel yöntemlerden olan betimsel ilişkisel tarama modelidir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin bazı demografik özellikleri ile birlikte bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri belirlenerek bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 250 kadın, 199 erkek olmak üzere toplam 449 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi Sakarya Üniversitesi'nde çeşitli fakültelerde lisans okuyan öğrencilerden oluşmaktadır. Örneklem uygun örnekleme yöntemiyle ve gönüllülük esasına dayanılarak seçilmiştir. Öğrencilere çevrimiçi kanallar vasıtasıyla ulaşılmıştır. Veriler katılımcıların bazı demografik değişkenlerini tespit edebilmek adına araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve nicel değişkenlerin ölçümlerini yapabilmek için geçerli ve güvenilir ölçekler olan Bilişsel Esneklik Ölçeği (BEÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25 yardımıyla analiz edilmiştir. Veri analizi için betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson momentler korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda psikolojik sağlamlık katılımcıların erkek veya kadın olmasına göre farklılaşmazken, bilişsel esneklik erkeklerde kadınlara göre, maneviyat ise kadınlarda erkeklere göre anlamlı bir şekilde farklılaşmış ve yüksek bulunmuştur. Araştırmada öğrencilerin "sosyal aktivitelere haftalık katılım" ve "aylık gelir seviyeleri" ile psikolojik sağlamlık becerileri arasında anlamlı bir fark bulunurken, "sınıf düzeyleri" ve "algılanan aile tutumuna" göre psikolojik sağlamlık puanları arasında herhangi anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte, yapılan korelasyon analizine göre katılımcıların bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlık puanları arasında orta düzey pozitif yönlü bir ilişki varken, maneviyat ile bilişsel esneklik ve maneviyat ile psikolojik sağlamlık arasındaki korelasyon düşük düzeyde anlamlıdır. Bilişsel esneklik ve maneviyatın yordayıcı değişken, psikolojik sağlamlığın yordanan değişken olarak ele alınmasıyla kurulan çoklu doğrusal regresyon modeli düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur. Modeli anlamlı kılan yordayıcı değişken bilişsel esneklikken, maneviyat model içerisinde anlamlı bir yordayıcı değildir.
Sürdürülebilir gönüllülüğün kişilik özellikleriyle ilişkisinde öz yeterliliğin aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı sürdürülebilir gönüllülüğün kişilik özellikleriyle ilişkisinde öz yeterliliğin rolünün incelenmesidir. Araştırma, nicel bir araştırma olup ilişkisel tarama modeli yaklaşımıyla genel gönüllü memnuniyeti, kişilik özellikleri ve öz yeterlilik değişkenleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu yönteme ek olarak SPSS programına uzantı olarak eklenen Process modeliyle öz yeterliliğin sürdürülebilir gönüllülük ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkide aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini sivil toplum kuruluşlarında aktif görev alan 18 yaş üstü 200 kadın ve 104 erkek olmak üzere 304 katılımcı oluşturmaktadır. Elde edilen nicel verileri ölçmek için gönüllü memnuniyeti, 10 maddeli kişilik ölçeği ve genel öz yeterlilik formu kullanılmıştır. Katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir durumu, gönüllülük süresini içeren değişkenler ise sosyo-demografik form aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda dışadönüklük, sorumluluk ve duygusal dengelilik kişilik özellikleriyle sürdürülebilir gönüllülük arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Öz yeterliliğin sürdürülebilir gönüllülük düzeyi, dışadönüklük, sorumluluk ve duygusal dengelilik kişilik özellikleriyle istatistiksel olarak anlamlı ilişkisinin bulunduğu ortaya konulmuştur. Öz yeterliliğin dâhil edildiği aracı model sonuçlarına göre dışadönüklük ile sürdürülebilir gönüllülük arasındaki ilişkide öz yeterliliğin kısmi aracılık rolü üstlendiği görülmektedir. Son olarak, öz yeterliliğin duygusal dengelilik kişilik özelliği ile sürdürülebilir gönüllülük arasındaki ilişkide ve sorumluluk ile sürdürülebilir gönüllülük arasındaki ilişkide tam aracılık rolü üstlendiği görülmektedir.