Theses supervised by Prof. Dr. Uğur Eşme
11 theses · Tarsus University
AISI 1040 çeliğinin CNC yüzey frezeleme ile işlenmesinde yüzey pürüzlülüğü ve talaş kaldırma miktarının gri-bulanık algoritma ile modellenmesi
Bu tez çalışmasında AISI 1040 çeliğinin CNC (Bilgisayar Destekli Tasarım Ve Modelleme) Yüzey Frezeleme ile işlenmesinde yüzey pürüzlülüğü ve talaş kaldırma miktarı, Gri Bulanık Algoritma ile Taguchi L16 ortoganal dizilimi kullanılarak optimize edilmiştir. Çalışmada ilk olarak deney parçaları CNC tezgâhında HSS Ø 20mm parmak freze ile belirlenen kesme parametreleri doğrultusunda işlenmiştir. İşlem parametreleri kesme hızı olarak 47.10, 62.80, 78.50, 94.20 mm/dak, kesme derinliği olarak 0.5, 0.75, 1, 1.25 mm, kesme metodu olarak zig-zag, morph spiral, one way zig, tezgah mili devir sayısı olarakta 750, 1000, 1250, 1500 dev/dak değerleri kullanılmıştır. Yapılan deneylerde ortalama pürüzlülük değeri (Ra) ve talaş kaldırma miktarı (Mrr) değerleri ölçülmüş ve bu değerler Gri bulanık algoritmanın girdi parametresi olarak belirlenmiştir. Ra ve Mrr' nin çıktı parametresi olarak ise GRG (grey relation grade) kullanılmıştır. Girdi ve çıktı değerleri üyelik fonksiyonu şeklinde matematiksel kümeler biçiminde ifade edilmektedir. Bu alt kümeler "endüşük-düşük-orta-yüksek-dahayüksek-enyüksek" isimleriyle adlandırılmıştır. Girdi ve çıktı değişkenlerinin her bir alt kümesi fuzzy toolboxta mamdani çıkarım modellemesiyle bulanıklaştırılmış ve sonrasında elde edilen çıktı değerleri centroid yöntemine göre durulaştırılarak matematiksel ifadelere dönüştürülmüştür. Parametreler arasındaki değişkenliklerin yüzey pürüzlülüğüne ve talaş kaldırma miktarına etkisi gözlemlenmiştir. Elde edilen sonuçlarla talaş kaldırma oranı ve yüzey pürüzlülüğü ilişkisi Anova analizi ile incelenmiştir. Buna göre talaş derinliğinin % 39.47, ilerlemenin %24.73, kesme stratejisinin %17.21 ve kesme hızının % 4.76 oranlarında etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın deney bulgularına göre en iyi ortalama pürüzlülük değeri 14 nolu deneyde 2.76 µm olarak ölçülmüştür. Varyans analizinin çıktı verilerine göre ideal yüzey pürüzlülüğüne 1250 dev/dak kesme hızında, 1.45 mm/dak ilerleme hızında, 1.25 mm talaş derinliğinde ve zig kesme stratejisinde ulaşılabileceği bulunmuştur. Bunun sonucunda optimum yüzey pürüzlülüğünün kesme derinliğine ve ilerleme miktarına bağlı değiştiği, ilerleme miktarı ve kesme derinliğinin yüzey pürüzlülüğüne ençok etki eden parametreler olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: CNC frezeleme, yüzey pürüzlülüğü, gri bulanık modelleme,taguchi
Kimyasallarla çalışmada iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yerleştirilmesine yönelik alınacak önlemler
Güvenli bir çalışma ortamı, yapılan çalışma ve kullanılan madde seçimlerinde insan sağlığı ve çevre için öncelik arz etmesi, verilen eğitimin ihtiyaç ve gereksinimleri karşılaması gelecekte bilinçli nesiller oluşturmak için çok önemlidir. Güvenli bir çalışma ortamı ancak sağlıklı çalışma standartlarının oluşturulmasıyla sağlanabilir. Sebep olan kaynaklar ve sonuçları incelenerek değerlendirilir, iyileştirmeler yapılır. Ülkemize baktığımızda kimyasal madde kullanımında meydana gelen kazalarin büyük çoğunluğu bilinçsiz kullanım ve yetersiz tedbirler sonucu ortaya çıkmaktadır. Çalışma ortamına dahil olan her birey ve materyal, kazalara sebep olan kaynaklar arasındadır. İyileştirmelerin verimli olabilmesi, etken faktör, bireylerin izlenmesi ve yapılan bu gözlemlerin değerlendirilmesiyle mümkündür. Yaşadığımız kazalara kalıcı çözümler getirebilmek, en aza indirmek ancak kazalara sebep veren faktörlere odaklanarak üstesinden gelinebilir. Hatalar bilinirse ve farkında olunursa doğru yöntemlere daha çabuk ulaşılır. Kimyasal maddeler giderek daha fazla güncel hayatımızın içinde yer almakta ve geleceğimizi tehdit etmektedir. Üstelik artan yan ürünleri ve çeşitleri farklı risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Hızla çeşitlilik gösteren bu maddeler gıda katkı maddeleri, temizlik ürünleri, böcek ilçaları, zirai ilaçlar ve insan sağlığı için kullanılan ilaçlarda koruyucu veya yan etki olarak kendini göstermektedir. Günümüzde organik yetiştirme ve beslenmeye verilen önem artsada, vazgeçemediğimiz bir çok ihtiyaç alanında yapay maddeler yerini korumaktadır. Doğal maddelerin kimyasal reaksiyona uğrayarak oluşturduğu bu yeni suni maddelere kimyasal madde adı verilmektedir. Kimyasal madde üretimi her alanda artmaktadır. Bir çoğu doğada kendiliğinden yok olamadığı gibi geri kazanımı da mümkün değildir. Bu sebeple üretimi kadar güvenli kullanımı da önem arz etmektedir. Kimyasallarla çalışma bilincinin yerleştirilmesi, eğitim seviyelerine ve çalışma ortamına göre detaylandırılması, kullanılan kimyasallara yönelik eğitimlerin verilmesi ve bu bilincin küçük yaşlardan itibaren aşılanması güvenli çalışma ortamına yapılacak en iyi yatırımdır. Gerekli tedbirlerin alınmasında, kullanılan kimyasalların içeriği ve geçmişte yaşanan kazalar büyük oranda yol gösterecektir. Geçmiş çalışmalarda edinilen kimyasal bilgi deneyimi ve geliştirilmiş koruyucu ekipmanlardan yararlanmak da çok fazla yarar sağlayacaktır. Ama en önemlisi ihtiyaç ve gereksinimlere cevap veren eğitimlerle ilerleme sağlanabilir. Tehlikeli kimyasallarla çalışmaya başlamadan önce alınan eğitimlerle daha bilinçli öğrenci, eğitimci ve çalışanlar sayesinde kimyasal kazalar ortadan kaldırılabilir veya daha az seviyeye indirgenebilir. Tehlikeli kimyasallarla çalışmada iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yerleştirilmesi eğitim sektöründe alınması gereken tedbir ve verilmesi gereken eğitimlerle mümkündür. Temelde aşılanan bilgi ve farkındalıkla daha bilinçli nesil ve kullanıcılar oluşturulabilir. Oluşturulan bu farkındalık ile ihtiyaç ve gereksinimlere yönelik koruyucu ve önleyici tedbirler daha hızlı geliştirilebilir ve iyileştirilebilir.
Farklı iki malzemenin sürtünme karıştırma kaynağı ile birleştirilmesinde kaynak parametrelerinin bağlantının mekanik özelliklerine ve korozyon direncine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada EN AW-5083-H111 ve EN AW-6082-T651 alüminyum alaşımı malzemeler Sürtünme Karıştırma Kaynak (SKK) yöntemiyle birleştirilmiştir. Takım omuz çapı, takım devri ve takım ilerleme hızlarından oluşan farklı parametrelerde kaynaklı bağlantılar üretilmiştir. Kaynaklı birleştirmelerin mekanik özellikleri (akma mukavemeti, çekme mukavemeti, kaynak sünekliği, mikrosertlik), metalografik özellikleri (optik mikroskop ve SEM) ve korozyon davranışları birbirleri ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Kaynaklı birleştirmelerin akma mukavemetleri 136-217 MPa, çekme mukavemetleri 159-230 MPa ve % uzama değerleri 2.28-5.44 arasında olduğu belirlenmiştir. Optik mikroskop incelemelerinde kaynak bağlantılarının genelinde kaynak hatası görülmemiştir. Korozyon deneyi sonuçlarında, ağırlık kaybının gözenekli kaynak içyapısında ve deforme olmuş yüzey yapılarında daha fazla olduğu görülmüştür. Kaynaklı bölgelerin genelinde sertlik değerleri EN AW-6082 esas metali tarafında daha yüksek değerlerde seyrederken, EN AW-5083 esas metali bölgesinde düşük değerlerde olduğu görülmüştür.
Mesleki ve teknik okullarda iş sağlığı ve güvenliği bilinci
Mesleki ve Teknik Okulların amacı öğrencilerin mesleki bilgi ve becerileri kazanmalarını ve iş hayatına hazırlanmalarıdır. Meslek liselerin öğrencilere, eğitsel açıdan kazandırmak istediği bilgilerin yanı sıra psikomotor beceriler ve mesleki bilgiler de kazandırmaktadır. Ayrıca öğrenciler, iş sağlığı ve güvenliğini nasıl alacakları konusunda eğitilmektedirler. Yapılan uygulamada öğrencilerin işçi sağlığı ve güvenliği (İSG) konusunda Mesleki ve Teknik Okullardan beklentileri ve aldıkları eğitim ile sahip oldukları iş sağlığı ve güvenliği bilinçlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Türkiye genelinde internet ortamı üzerinden Mesleki ve Teknik Okulların temel öğeleri olan öğrenci, öğretmen ve okul idarecilerine uygulanmıştır. Soruşturma da 20 maddeden oluşan çalışma uygulanmış ve yapılan teknik analizlere göre değerlendirme yapılmıştır. Soruşturma sonuçlarına göre; Okullarda iş sağlığı ve güvenliği işinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzman düzeyde eğitim almış ellere bırakılması gerektiği ve mesleki ve teknik okulların eğitim öğretim programları düzeyinde yapılacak değişikliklerin mesleğe yeni adım atacak olan bireyler açısından ve işçi sağlığı ve güvenliği açısından daha başarılı olacağı kanısına varılmıştır.
Akademik personelde görülen psikososyal risk etmenleri ve iş sağlığı güvenliği eğitiminin önemi
Çalışma hayatı içerisinde çok sayıda risk unsuru bulunmaktadır. Bu risklerin her biri, emek faktörünün iş ve özel yaşam kalitesini tehdit etmektedir. Dolayısı ile bu risklerin tespit edilmesi ve bertaraf edilmesi oldukça önemlidir. Ancak çalışma hayatını tehdit eden risklerden psikososyal risklerin tespit edilmesi oldukça zordur. Pek çok psikososyal risk, çalışanlar açısından çalışma hayatının seyri içerisinde normal kabul edilmekte ve bir risk olarak değerlendirilmemektedir. Bu sebeple de risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik bir çabanın gösterilmesi mümkün olmamaktadır. Psikososyal risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak yapılması gereken ilk iş, risklerin tanımlanmasıdır. Risk tanımlaması yoluyla çalışanlar psikososyal risklerin farkına varır ve olası zararlarını keşfederler. Sonrasında da risklerin giderilmesi amacıyla gerekli çalışmaların yapılması mümkün olur. Bu çalışmada psikososyal risk faktörleri açısından en yüksek risk grubu içerisinde sayılabilecek bir meslek grubu olarak akademisyenler seçilmiştir. Akademisyenlik mesleği, başlangıcından itibaren oldukça meşakkatli bir meslektir. Fizyolojik riskler açısından çok düşük bir risk grubu içerisinde yer almasına karşılık, psikososyal riskler açısından yüksek bir oranda riski bünyesinde barındırmaktadır. Akademisyenlerde görülen psikososyal risk etmenlerini ölçmek amacıyla Mersin ilinde bulunan üniversitelerde görevli akademisyenlere anket uygulanmıştır. Anket olarak Kopenhag Psikososyal Risk Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanmış şekli kullanılmıştır. Böylelikle akademisyenlik mesleğine sahip olan kişiler arasında psikososyal risk faktörlerinin niteliksel ve niceliksel analizi gerçekleştirilmiştir.
Acil durumlarda ekiplerin etkili hale getirilmesi ve olay komuta sistemi
Acil durumlar, her sene firmalarda hem hayati tehlikelere hem de büyük maddi zararlara neden olmaktadır. Yalnız bu durumlar en aza indirilebilir. Firmaların acil durumlar karşısında bilinçli ve hazır olduklarında zarar ve hayati riskler önlenebilir, etkileri minimuma indirilir ve firmalar olağan hayatlarına daha süratli dönebilir. Bu araştırıda aktif bir acil durum yönetim programı hazırlanması ve uygulanması için takip edilecek yollar içermektedir. 160 ülke tarafından onaylanmış bir standart olan ISO 22301 Toplumsal Güvenlik ve İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Standardı, daha önceden yayınlanan BS 25999 İş Sürekliliği Standardının, ISO standardı olarak çıkarılan, revize edilmiştir. ISO 22301 Standardı, iş sürekliliğini kontrolleri için gerekli programları oluşturmaları, uygulamaları, firmaları, gözlemlemeli, araştırmaları, korumaları ve riskleri azaltmak, yıkıcı olaylardan kurtarmak için belgelenmiş bir yönetim sistemini ilerletmek için gereklilikleri belirtir. Bu çalışmada hastanelerin acil durumlara hazırlıklı olması için acil durum planı gerçekleştirme süreçleri araştırılmıştır. Başka bir anlatımla hastaneler için bir acil durum planı hazırlama raporu sunulmuştur. Acil durum planının süreçleri ele alınmış, örneklemeler yapılarak ve uygulama yapılan hastane için acil durum planları sunulmuştur. Hastanelerde çalışan kişileri acil durum konusunda daha çok bilinçlendirmek için eğitimler verilmiştir.
Askeri araçlarda kullanılan motor ve şasi koruma bariyerlerinin topoloji metodu ile optimizasyonu üzerine örnek bir çalışma
Bu tez, askeri araçlarda kullanılan motor ve şasi koruma bariyerlerinin topoloji optimizasyonu üzerine odaklanmaktadır. Farklı tasarım seçenekleri ve çarpışma analizleriyle elde edilen sonuçlar, topoloji metodolojisi kullanılarak bariyerlerin mekanik dayanıklılığı ile hafifliği arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Optimizasyon süreci, çeşitli tasarım parametrelerinin bariyerlerin performansına olan etkisini detaylı olarak değerlendirmiş ve bu çalışma, askeri araç koruma sistemlerinin tasarımında topoloji optimizasyonunun önemli faydalar sağlayabileceğini ortaya koymuştur. Tez, deneysel veriler ve simülasyon sonuçlarıyla desteklenmiş, pratik uygulama için tasarım yönergeleri sunmuş ve savunma endüstrisi için yeni ve iyileştirilmiş koruma sistemleri geliştirme potansiyelini vurgulamıştır.
Otomotiv aks milinin imalatında işleme parametrelerinin Taguchi tabanlı gri ilişki analizi yöntemi ile optimizasyonu
Bu çalışmada, Ck 45 çelik malzemeden imal edilen otomotiv aks milinin tornalama parametrelerini Taguchi tabanlı Gri ilişki analiz (GRA) yöntemi kullanılarak optimize edilmesi amaçlanmıştır. Tornalama parametresi olarak kesme hızı, ilerleme miktarı ve kesme derinliği belirlenmiş olup bu parametrelerin yüzey pürüzlülüğüne ve talaş kaldırma oranlarına etkisi araştırılmıştır. Parametre seviyeleri kesme hızı için 210, 195, 180, 165 m/dak, ilerleme miktarı için 0.15, 0.2, 0.25, 0.3 mm, kesme derinliği olarakta 0.1, 0.2, 0.3, 0.4 mm değerleri kullanılmıştır. Deney tasarımı olarak Taguchi L16 ortogonal tasarım kullanıldı. Optimum sonuçları elde etmek için ise Gri ilişki analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu sayede az sayıda deney yaparak optimum değerler elde edilmiştir. En iyi GRA değeri 13 no'lu deneyde 0,72 olarak bulunmuştur. Bu duruma göre optimum kesme parametreleri 165 m/dak kesme hızı, 0,15 mm ilerleme miktarı ve 0,4 mm kesme derinliği olarak belirlenmiştir.
HC-SCR sisteminde gümüş zirkoyum dioksit katalistine antimon ilavesinin fosfor zehirlenmesine etkisi
Bu çalışmada, emdirme yöntemi kullanılarak Ag/ZrO2, Ag-P/ZrO2, Ag-P-Sb(%1)/ZrO2, Ag-P-Sb(%3)/ZrO2, bazlı olmak üzere toplam dört ayrı katalizör üretilmiştir. Katalizörlerden numuneler alınarak XRD, BET ve SEM analizleri yapılmış, kimyasal ve yapısal durumları incelenmişdir. Katalizörler, indirgeyici maddesi etanol olan HC-SCR sisteminde test edilmiştir. Testlerde, her bir katalizör için 170 °C ile 240 °C arasında her 10 °C'de bir 8 adet ölçüm gerçekleştirilmiştir. Bütün testlerde alan hızı sabit 30000 h-1'de tutulmuştur. Testler her bir katalizör için 2 kW ve 4 kW motor yükünde, 2 silindirli V tipi su soğutmalı motorda ve sabit motor hızında(3000 dev/dak) gerçekleştirilmiştir. Motor yüklerini ayarlamada toplam 10 kW yükleme kapasiteli, her bir rezizdansı 1 kW yükleme kapasitesine sahip toplam 10 rezizdanslı güç yükleme ünitesi kullanılmıştır. Yapılan testlerde, üretilen katalizörlerin HC-SCR sisteminde NOX dönüşüm oranı üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Sonuç olarak maksimum NOX dönüşüm oranı Ag-P/ZrO2 katalizöründe, 4 kW yükte 240 °C sıcaklıkta %92,46 olarak ölçülmüştür.
Farklı çelik konstrüksiyon yapılarının imalatında iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları
Sonuç olarak, çelik yapılarda montaj yöntemine göre seçilecek en iyi bağlantı sistemi cıvatalı bağlantılardır. Kaynaklı mümkün olduğunca atölyede yapmak, sahadaki kaynaklı imalat süresini azaltmak alınacak en iyi önlemdir. Kaynaklı bağlantılarda, cıvatalı bağlantıların bütün risklerine ek olarak; zehirli gazlar, yangın tehlikesi, montaj hızının daha yavaş olması sebebiyle daha fazla iş güvenliği riski taşımaktadır.
Belediyelerde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri üzerine örnek bir çalışma
Ülkemiz gelişen Dünya ile her alanda inovasyon çalışmaları içindedir. Oldukça genişleyen sanayileşme ve üretim, iş sağlığı ve güvenliğinin önemini ortaya koymuştur. Gün geçtikçe yaşanan iş kazaları ve can kayıplarının fazlalaşması, insanların bu alandaki yanlış, bilinçsiz davranışları konunun önemini arttırmıştır. İş sağlığı ve güvenliği konusu hem kamu hem de özel sektör tarafından dikkatle irdelenmeye başlanmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliğinde temel hedef, tüm çalışan ve işverenlerimizin bilinçli ve farkındalık düzeyini yüksek hale getirmektir. Belediyelerde yapılan hizmetlerin çeşitliliği iş sağılığı ve güvenliği çalışmalarını daha önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında, belediyelerde çalışanların maruz kaldıkları gürültü ve aydınlık değerleri araştırılmıştır. Buna ek olarak, işyerinde risklerin tespit edilmesi ve risk analizi çalışması yapılması amaçlanmıştır. Yayılan gürültünün olumsuz etkilerinden çalışanların etkilenmemesi için gürültünün azaltılması konusunda ne gibi önlemler alınabileceği tartışılmıştır. Bu çalışmaya göre belirli noktalarda ölçüm yapılmış, gürültü seviyelerinin durumuna göre saha çalışmasında renklendirme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre minimum ve maksimum değerler saptanmıştır. Fine Kinney metoduna göre risk değerlendirme tablosu oluşturulmuştur. Son olarak ise yapılan ölçüm sonuçları değerlendirilerek belirlenen maruziyetlerin mevzuatlara uygunluğu tartışılmıştır. Risk değerlendirme tablosunda mevcut tedbirlerden bahsedilmiştir. Bu tablo sonucunda riskleri önleyici veya en aza indirecek önleme faaliyetleri hakkında önerilerde bulunulmuştur.