Theses supervised by Prof. Dr. Yaşar Düzenli

11 theses · İstanbul University

DoctorateOpen AccessTR

Şeyhülislâm Mustafa Sabri'nin Kur'ân yorumu

Mustafa Sabri Efendi, özellikle fikrî akımların ve siyasi çalkantıların yoğunlaştığı Osmanlı'nın son döneminde Şeyhülislâmlık yapmış, farklı siyasi görevlerde bulunmuş olması hasebiyle hem ehemmiyetli bir konuma hem de ortaya koyduğu çalışma ve eserleriyle de ilmi açıdan önemli bir yere sahip olmuştur. Hayatının önemli bir devresini sürgünde geçirmiş, uzun müddet kaldığı Mısır'da oluşan ıslah ve tecdîd hareketlerine karşı, içinde bulunduğu ortamın kendisine yüklediği bir tür misyon gereği, geleneksel algı ve anlayışı kalemiyle savunma durumunda kalmıştır. Bu bağlamda Muhammed Abduh, Musa Cârullah, Ferit Vecdî, Muhammed Heykel, Mahmud Şeltût ve Mustafa el-Merâğî gibi birçok âlimle giriştiği münakaşalar, onlara karşı yazdığı makale ve eserleri olmuştur. Haliyle tartışmaya medar olan birçok meseleyi muhtevi eserleri arasında bilhassa, Mevkıfu'l-Akl ve'l-İlm ve'l-Âlem min Rabbi'l-Âlemin ve İbâdihi'l-Murselîn isimli eseri oldukça önemi haiz olmakla birlikte, değişik sebeplerden dolayı ülkemizde belirli bir zaman tanınmamış veya gündeme gelmemiştir. Bu çalışmamızda başta Mevkıfu'l-Akl adlı eseri olmak üzere, kaleme aldığı diğer çalışmaları ve makalelerinden hareketle takip ettiği Kur'ân'ı okuma ve anlama biçimini, dolayısıyla dönemin Kur'ân algısını anlamayı ve ortaya çıkarmayı hedefledik. Bu çerçevede "Son dönemin Osmanlı Şeyhülislâmı ve onun şahsında temsil ettiği geleneğin modern dönem Kur'ân eksenli tartışmalar karşısında Kur'ân anlayışı ve algısı nedir?" sorusundan hareketle, Mevkıfu'l-Akl'i esas alıp, diğer çalışmalarıyla birlikte tüm eserlerini analitik bir yöntemle inceledik. Eserlerinde -üzerinde durduğu konular bağlamında- değindiği ayetlerin yorum niteliği taşıyan bölümlerini ve Tefsir geleneğimizdeki karşılığını mukayeseli olarak incelemeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Mustafa Sabri Efendi, Osmanlı-Mısır, Islahtecdid, Mevkıfu'l-Akl, Ana dilde ibadet, Kader, Mucize, Yorum.

Mustafa Sabri Efendi
Cüneyt Sapanca
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Esed'in Kur'an Mesajı adlı meal-tefsirinde Kitab-ı-Mukaddes izleri

Batı kökenli bir mühtedi tarafından kaleme alınan, Çağdaş dönem Kur'an tercümesi olan Kur'an Mesajı; ayetleri, hitap ettiği ortamı dikkate alarak onların kavramlarıyla tercüme eden, aynı zamanda tarihsel kişilere ve mekânlara takılı kalmayıp günümüze dokunan mesajları yakalamaya çalışan "düşünen bir topluma" ithaf edilen bir meal-tefsir çalışmasıdır. Yazıldığından bu yana çeşitli dillere tercüme edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan Muhammed Esed'in (1900-1992) "Kur'an Mesajı" adlı meal tefsiri birçok akademik çalışmaya konu olmuştur. Yazarının Yahudi mühtedisi olması ve İngilizce Kur'an tercümesi kaleme alması esere yönelik eleştirel değerlendirmelerin de yapılmasına sebep olmuştur. Kur'an Mesajına dair yapılan çalışmalarda eser, içerik ve muhteva açısından incelenirken Esed'in yorumlarında dikkat çeken; mucize, ahkâm ayetlerini yorumlaması, tarihsel ayetlere evrensel anlamlar yüklemesi, yeniden anlamlandırdığı Kur'an kavramları gibi hususlara da özel olarak yer verilmiş, ayetleri tercüme ve yorumlama biçimi değerlendirilmiş bazen de farklı müfessirlerle karşılaştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmada Esed'e yönelik yapılan eleştirilerden olan kökeninden mülhem Ehl-i kitaba dair ayetleri yorumlarken anlamı yumuşatma, asıl manasında saptırma yahut üstünü örtme suretiyle bir savunma mekanizması oluşturmuş olup olmadığı incelenecektir. Kitab-ı Mukaddes metnine hâkim olması hasebiyle bu kaynağı Kur'an tefsirinde bir malzeme olarak kullanması ve bunu Ehl-i kitaba dair olan ayetleri yorumlarken nasıl ele aldığı da çalışmada bir diğer inceleme konusudur. Anahtar Kelimeler; Tefsir, Muhammed Esed, Kur'an Mesajı, Ehl-i kitap, Kitab-ı Mukaddes

Ehl-i KitabEsed, MuhammedKitab-ı Mukaddes+3
Fatma Nurhan Özen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Haber ve inşâ bağlamında Kur'an'da haberler olgusu

Tarihin belirli bir döneminde ve zaman aralığında Hz. Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla insanlığın idrak dünyasına sunulan Kur'an, en temelde insanı içinde var olduğu gerçekliği kavramaya ve bu gerçekliğe göre davranmaya sevk eden bir hidayet rehberidir. Bu bakımdan Kur'an'da zikredilen çeşitli varlık türlerine ve alanlarına yönelik haberler, insanın hidayetinin araçlarını teşkil etmektedir. Öte yandan tarihten günümüze Kur'an haberleri, çeşitli disiplinler bağlamında farklı yönleriyle ve boyutlarıyla inceleme konusu edilmiştir. Bu noktada Kur'an haberlerinin insanın hidayeti açısından anlam ve işlevinin ortaya çıkarılması yönünde bütünlükçü bir okumanın geliştirilemediği görülmektedir. Buna karşılık Kur'an dilinin en karakteristik özelliklerinden biri olan haber ve inşâ ayrımının Kur'an'daki haberlerin kategorik düzeyde anlam ve işlevinin ortaya çıkarılmasında bütüncül bir yöntem sunduğu söylenebilir. Dolayısıyla bu araştırmada klasik dilbilimdeki haber ve inşâ ayrımından hareketle Kur'an haberlerinin nasıl bir dil ve üslup çerçevesinde muhataba sunulduğu ve bu haberlerin inşâî boyutta muhataplarda nasıl bir değişim ve dönüşüm meydana getirdiği konusu incelenecektir. Bu doğrultuda üç bölümden teşekkül edecek olan çalışmanın birinci bölümünde, genel bir çerçeve oluşturması açısından haber ve inşâ kavramlarının fikirsel temeline ve tarihsel sürecine, İslam ilim geleneğinde nasıl tanımlandığına, hangi konularla ve disiplinlerle ilişkili olarak ele alındığına yer verilecektir. İkinci bölüm klasik dilbilim ekseninde haber ve inşâ ayrımının genel hatlarıyla edebî kullanımlarına ve ifade özelliklerinin tespitine ayrılacaktır. Çalışmanın son bölümünde ise Kur'an'da zikredilen Allah, ruhanî varlıklar ve ahiret gibi gaybla alakalı; yaratılış, kıssalar ve nüzul ortamı gibi şehadet alanıyla ilgili örnek haberler, önceki bölümlerde ortaya konulan yönteme bağlı kalınarak anlaşılmaya çalışılacaktır. Buna göre Kur'an'da farklı varlık türlerine ve alanlarına yönelik aktarılan her bir haber - bildirim görünümünde olsa da- insanı farklı açılardan değiştiren, dönüştüren ve etkileyen bir anlam boyutuna sahip olması bakımından inşâ niteliğindedir.

ArapçaDil bilgisiDil bilim+7
Soner Aksoy
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kur'ân dilinde mekkî ve medenî âyetlerin bütünlüğü

Mekkî-Medenî, erken dönemli Kur'ân ilimlerinden olmasına rağmen, hakkında müstakil çalışmaların az olduğu, nispeten bâkir bir alandır. Mekkî-Medenî'nin diğer Kur'ân ilimleriyle olan yakın irtibatının, müstakil olarak ona duyulan ihtiyacı azalttığı söylenebilir. Çalışmamız, hem Mekkî-Medenî'nin irtibatlı olduğu alanlardan ortaya çıkan bilgileri değerlendirme hem de bu bilgilerin bir sonucu olduğu savıyla hareket ettiğimiz parçacı Kur'ân anlayışına alternatif bir okuma önerme gayesindedir. Mekkî-Medenî'nin gelişimi semâî ve kıyâsî olmak üzere iki metodla gerçekleşmiştir. Semâî metodla elde edilen bilgi, araştırmaya konu olan âyetin Mekkîliği ya da Medenîliği noktasında sahâbe ve tâbiûndan gelen nakillerdir. Kıyâsî metotta ise ortaya çıkan bilgi, varlığını, Mekkî ve Medenî sûrelerin ayırt edici özellikleri sadedinde zikredilen "Ey insanlar" ve "Ey iman edenler" kullanımları, peygamber kıssaları, akâid, hadler, farzlar, secde âyetleri, hurûf-u mukattaaa gibi unsurlara borçludur. Âyetlerin Mekkîliğine-Medenîliğine dair Rasûlullâh (a.s.)'dan herhangi bir naklin bulunmaması, alanın daha çok kıyâsî metodun verilerinden beslendiğini göstermektedir. Bu veriler ise eldeki sınırlı rivayetlerden, yani tikel örneklerden tümevarımsal yöntemle elde edilmektedir. Şüphesiz kıyâsî metod üzerinden oluşturulan genel ayırıcı vasıflar, onu bir araç olarak kullanan diğer Kur'ân ilimleri için Mekkî-Medenî'nin işlevselliğini arttırmaktadır. Fakat bu işlevsellik ve onun getirdiği pratik fayda, vahyin iki döneminin kesin çizgilerle ayrılması şeklinde bir sonucu doğurmaktadır. Çalışmamızın temel iddiası, farklı dönemlerde nâzil olan âyetlerin dahî aslen aynı seyir üzerinde yer aldığı ve aynı bütüne ait olduğudur. Tabii ki bu iddia, Mekke ve Medine'nin iki ayrı nüzûl zemini olduğunu, ortam ve şartlar değiştiğinde âyetlerdeki içerik ve üslûbun değiştiğini göz ardı etmemektedir. Araştırmada, bu değişimleri de içinde barındıran üst bir mekanizmanın Kur'ân bütünlüğünü sağladığı varsayılmaktadır. Bu varsayım, Kur'ân dilinin her iki dönemde de değişmeyen üslûbu, hedefleri, ana konuları üzerinden temellendirilmektedir. Çalışmanın metodu, Mekkî ve Medenî âyetlerdeki ortak tema ve üslûpların takibidir. Ayrıca Mekkî âyetlerde Medenî âyetlere yönelik işaretler, Medenî âyetlerde de Mekkî âyetlere yapılan atıflar ve hatırlatmaların varlığı tespit edilmiştir. Çoğunlukla ahkam üzerinden kullanılan tedricin, kavramlar ve konuların nüzûl sürecindeki seyrinde de etkili olduğu görülmüş, bu yönüyle tedric, iki dönem arası irtibatı sağlayan kuvvetli bir unsur olarak okunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ulûmu'l-Kur'ân, Mekkî-Medenî, Ahkam, Nâsih-Mensûh, Üslûbu'l-Kur'ân, Bütünlük.

AhkamAyetlerBütünlük+5
Ayşenur Fidan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

Kafirun suresi bağlamında Kuran-ı Kerim'de din hürriyeti

لقد أعطى الله للإنسان لهدف ما حرية التفكير والإيمان. لهذا نجد أن سورة الكافرون كلها، ولا سيما آية ( لكم دينكم، ولي دين) هي إحدى العبارات الواضحة لهذه الحرية، ومن الحقائق المعروفة أن الإختيار الحر هو الأساس، والإكراه لا يصح في الدين. ومع ذلك، نجد أن هناك آية أخرى في القرآن تُعرف بإسم (آية السيف) تأمر بقتل المشركين أينما وجدوا. وقد تسببت هاتان المسألتان المتناقضتان في خلاف بين المفسرين وكانت السبب في ظهور نظرية (النسخ). يهدف هذا البحث إلى مناقشة موضوع الحرية الدينية في سياق سورة الكافرون وتقييم كل المناقشات والمقاربات ذات الصلة في هذا الموضوع.

Abdelouahab Mouhtarım
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Medenî dönem hitaplarının üslûp açısından değerlendirilmesi

Kur'an'daki hitaplar muhtelif açılardan ele alınarak çalışılmıştır. Yapılan çalışmalarda genel itibarıyla hitap-muhatap muvacehesinde hitap çeşitleri ya da hitaplara evrenselliği-tarihselliği gibi açılardan yaklaşılmıştır. Diğer çalışmalardan farklı olarak bu araştırmanın amacı, Medine dönemi hitaplarındaki üslubu tespit etmek ve muhatapların farklılaşmasıyla nasıl bir değişim gösterdiğini incelemektir. Söz konusu hitaplar, nüzul süreci bağlamında hicretten sonrası olarak belirlenmiştir. Bu perspektif doğrultusunda mekân olarak Medine dönemini, muhatap olarak da Ehl-i kitaptan Yahudi ve Hıristiyanlar ile münafıkları ayrıca Hz. Peygamber ve onunla beraber Mekke'de oluşmuş Müslüman cemaati ve bunlara yönelik yapılmış hitap formları ele alınarak çalışma sınırlandırılmıştır. Bu hitaplardaki değişim, vahyin sözlü dile ait özelliği dikkate alınarak hitap-muhatap ve ortam diyalektiği bağlamında ele alınmıştır. Böylece mezkûr hitaplarda yer alan Kur'an üslubunun nüzul ortamında tahakkuk ettiği anlamın sonraki süreçlerde göz ardı edilmesiyle ne tür sorunlara kapı araladığına işaret edilmiştir. Ayrıca Medenî döneme ait hitap formları üzerinden Kur'an'ın dil ve üslup özelliği incelenmiştir. Bu doğrultuda Kur'an hitabının kendilerini muhatap aldığı kitlelerin durumları analiz edilerek, Kur'an'ın hangi vasıfları hedef aldığı ve bu minvalde nasıl bir zihniyeti inşa ettiği elde edilen veriler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'an Dili, Hitap-Muhatap, Üslup, Mekke-Medine

Din diliHitaplarKur'an-ı Kerim+3
Hatice Ece Erçin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir yöntem olarak Kur'ân'ın Kur'ân'la tefsiri meselesi -Muhammed Emin Şinkîtî örneği-

Nüzûl döneminden uzaklaşılmasıyla birlikte ayetlerin anlaşılmasında bir perde oluştuğu ve bu perdeyi aralamak için çeşitli çabalar harcandığı malumdur. Bu sebeple nüzûl sonrası ilk dönemlerde, tefsirin sahâbenin müşahedesinden ibaret olduğu söylenerek tefsir ile tevil ayrı ayrı konumlandırılmış ve mutlak reye dayalı keyfî yorumların önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bu durumun sonucu olarak, bir asla ve temele dayanmayan gelişigüzel yorumlama faaliyetinin artış gösterdiği dönemlerde yaşayan bazı âlimlerin Kur'ân-ı Kerim'i doğru anlayıp yorumlama konusunda -kişisel heva ve hevese mani olma gayesiyle- bir çerçeve belirleme çabasına giriştikleri ve bu doğrultuda tefsire dair usûl önerilerinde bulundukları görülmektedir. Bu usûl önerilerinden biri "Kur'ân'ın Kur'ân'la Tefsiri" olarak ifade edilebilir. Kur'ânî bütünlük gerekçesiyle hiçbir yorumcunun müstağni kalamadığı bir ayetin başka ayetlerin referansıyla açıklanması ve bunun sistematik hale gelişi de İbn Teymiyye (ö. 728/1328) iledir. Kendisi tarafından gerçekleştirilen bu faaliyet, Hurûfîlik, Bâtınîlik gibi bazı fırkaların Kur'ân ayetlerini keyfî bir şekilde yorumlamalarına karşı verilmiş ilmî ve nazarî bir cevap olarak okunabilir. Bu durumda, pratik kökleri çok daha erken tarihlere dayanmasına rağmen ilk defa İbn Teymiyye tarafından sistematik hale getirilen Kur'ân'ın Kur'ân'la tefsirinin, tefsirde öznenin dirayet alanını kısıtlamaya yönelik adeta bir tedbir olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Fakat İbn Teymiyye'nin tefsir geleneğini korumak gayesiyle oluşturduğu bu yöntem de kendi içinde birtakım problemleri barındırmaktadır. Tezimizin örneklemini oluşturan son dönem müfessirlerinden Muhammed Emin Şinkîtî (ö. 1974) de tefsirindeki amacını, Kur'ân'ın özünden kopan müminleri tekrar Allah'ın kelamıyla buluşturmak üzere Kur'ân'ı Kur'ân'la tefsir etmek olduğunu ifade eder. Bizim bu çalışmada hedefimiz, İbn Teymiyye'nin geliştirdiği selefi çizgiyi takip eden Şinkîtî'nin Advâu'l-Beyân adlı tefsiri üzerinden mezkûr yöntemin sorunlarını tespit etmek suretiyle Kur'an'ın Kur'an'la tefsirini bir mesele olarak incelemek daha sonra ilgili yöntemin nasıl olması gerektiğine dair tespit ve önerilerimizi sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tefsîr, Dünya görüşü, Kur'ân'ın Kur'ân'la Tefsiri, Şinkîtî

BiyografiKur'an-ı KerimMuhammed Emin eş-Şinkiti+2
Sevim Gelgeç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâturidî'nin Te'vîlâtu'l-Kur'ân'da gaybî konulara yaklaşımı

Gayb terim olarak insanın akıl ve duyuları ile ulaşamadığı alan anlamında kullanılan bir kavramdır. Gaybın kapsamını belirleyebilmek için insanın elde edebileceği bilginin sınırlarının ortaya konması gerekir. Bunun için insanın bilgiye ulaşma yolları tespit edilmeye çalışılmıştır. Ebu Mansûr el-Mâturîdî'nin oluşturduğu bilgi kuramında bilgiye üç vasıta ile ulaşılır. Bilgi kaynaklarının ilki; duyular (a'yân) insanın hem beş duyu hem iç gözlemini ifade etmek üzere kullanır. Matûridî'nin ikinci bilgi kaynağı olarak gördüğü haber ise; vahiy, haber-i Resul ve genel haberler olmak üzere üç kısımdır. Bilgi kaynaklarının sonuncusu ise; istidlal yani akıl yürütmedir. İnsan bu vasıtalarla bilgi edinir ve zihinde bir anlama ulaşır. İşte gayb kavramı tam olarak, insanın bu vasıtalarla zihninde bir anlama ulaşamadığı alan ve konuları ifade eder. Bu muğlaklık eşyanın özüne ait değildir, insanın o eşya ile ilişkisi bağlamında ortaya çıkar. Bu nedenle gayb kavramı mutlak ve izafi gayb olmak üzere iki gruba ayrılarak değerlendirilir. İki gruba ayrılmış olsa da neyin mutlak, neyin izafi gayb kapsamına gireceğini belirlemek önem kazanır. Kabaca bir tarifle mutlak gayb, sadece Allah'ın ihata edeceği bilgi sahası olarak değerlendirirken şartların ve zamanın belirlediği bilinmezlikler izafi gayb ismini alır. Mâturîdî de gaybı aynı şekilde iki grupta değerlendirir. Gayba dair durumlar hakkındaki sorular, bu kavrama yüklenen manaya göre değişiklik oluşturur. Bu çalışma, İmam Mâturîdî'nin sadece mutlak gayb kapsamına giren konulardaki usûlünü tayin etmeye çalışmak üzerinedir.

EpistemolojiGaybKur'an-ı Kerim+3
Elif Erdoğan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'ın hitabi oluşunun üslup özellikleri açısından değerlendirilmesi –M. İzzet Derveze (V. 1984) örneği-

Kur'an, Allah Teala'nın 610-632 yılları arasında kulu Muhammed (s.a.s.) rehberliğinde, doğrudan muhatapları olan Mekke toplumu ile onların ilişkili oldukları diğer toplumlara, onlar üzerinden de tüm insanlara yönelttiği hitabıdır. Bu hitap, Arap yarımadasında, Araplar'ın dili ile inmiştir. Ayrıca yaklaşık yirmi üç yıllık bir süreçte bireysel ve toplumsal gerçekleri, ihtiyaçları ve değişimleri dikkate alan bir yaklaşımla, mesajın hedefi doğrultusunda çeşitlenen, söze hayat katan üslup özelliklerine sahiptir. Bu üslup çeşitleri, muhatap toplumun kullandığı dilin özelliklerini taşımakla birlikte, kendine mahsus özgün bir karaktere sahiptir. Kur'an'ın peyderpey nüzulünden hareketle, vahiy dönemini bir oluş ve oluşturma süreci olarak değerlendiren ve bu bakış açısıyla et-Tefsiru'l-Hadis isimli tefsirini kaleme alan M. İzzet Derveze (v. 1984), sosyal ve siyasal açıdan sancılı bir dönemin çocuğudur. Aktivist ve tarihçi kimliği ile birçok oluşumun içerisinde yer alan ve dönemine şahitlik eden Derveze, bir hitap olarak Kur'an'ın etkileyen ve dönüştürebilen seslenişinde yer alan üslup özelliklerinin neler olduğuna dikkat çeken, yakın dönem müfessirlerindendir. Bu çalışmada, Kur'an'ın özellikle belli kavramları ve konuları ele alışında, dönemsel etkiler ve varılmak istenen hedefler doğrultusunda hitabının yönünü, üslubunu değiştirdiği ve canlı bir diyalog olma özelliği gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Örnek çalışma alanı olarak seçilen M. İzzet Derveze (v. 1984)'nin de tefsirinde bu yaklaşımı benimseyen bir usül takip ettiği gözlemlenmiştir.

Derveze, Muhammed İzzetKur'an-ı KerimTefsir+2
Fırgat Işık
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tefsir-te'vîl ayrımı bağlamında Mâturîdî'de tefsirin imkânı meselesi

Ebû Mansûr el-Mâturîdî (ö. 333/944) Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eserinin mukaddimesinde tefsiri te'vîlden ayırmıştır. Ona göre kesinlik taşıması nedeniyle sahâbenin Kur'ân'ı anlaması tefsir; fukahânın Kur'ân'ı yorumlamasını ise te'vîldir. Mâturîdî'nin tefsiri sahâbeye hasretme gerekçesi onların nüzule şahit olmalarıdır. Bu şartın dikkatlerden kaçması sahâbeden gelen her rivayetin tefsir kapsamına alınacağı şeklinde bir algıya neden olmuştur. Bizim hipotezimiz ise Mâturîdî'nin her sahâbenin değil, ayetin inişine şahit olan sahâbenin rivayetini tefsir olarak kabul ettiği üzerinedir. Bu hipotezin ispatı, onun, sahâbenin bazı rivayetlerini reddetmesi ya da onlara rağmen görüş bildirdiğinin ortaya koyulmasıyla sağlanmıştır. Fakat Mâturîdî, eserinde rivayetleri genellikle meçhul kalıplar ile aktarmıştır. Bu rivayet sahiplerin deşifresi için me'sûr/rivayet tefsirlerinden istifade edilmiş ve dolayısıyla çalışmada mukayeseli yöntem izlenmiştir. Sonuç olarak Mâturîdî'nin tefsir tanımının tüm sahâbeyi kapsamadığı, nüzule şahit olmayan sahâbenin ayeti anlamasıyla, nüzule şahit olmaması nedeniyle ilk nesil sonrası fakihlerin ayete yönelik te'vîlleri arasında bir fark görmediği ve tefsiri mümkün olan en dar çerçeve hapsetmeye çalıştığı anlaşılmıştır.

FakihKur'an-ı KerimMaturidi+3
Veysel Gengil
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şihabuddin sühreverdi'nin Nuğbetu'l-Beyân fi Tefsirı̇'l-Ku'rân adlı eserı̇nı̇n Yunus suresı̇nden İsra suresı̇ne kadar tahkı̇kı̇

Bu çalışmada tasavvuf düşüncesinin önde gelen isimlerinden Ebû Hafs Şihâbuddîn Ömer Sühreverdî'nin (ö. 632) hâlen yazma halinde bulunan Nuğbetu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân adlı tefsirinin Yunus Sûresi'nden İsrâ Sûresi'ne kadar olan kısmının tahkîk ve tahrici yapılmıştır. Müellifin kendisi, eserleri ve tefsiri kısaca tanıtıldıktan sonra tahkik edilen kısımdan hareketle eserin bazı hususiyetleri tanıtılmıştır. Bunun akabinde elimizdeki 5 nüsha mukayese edilerek esas kabul edilen nüshada 52 varağa tekâbül eden bölümün tahkiki yapılmıştır. Müellif mutasavvıf kişiliğini tefsirine yansıtmamış ve sâde bir rivâyet tefsiri kaleme almıştır.

Kur'an-ı KerimNuğbetü`l-beyan fi Tefsiri`l Kur`anRivayetler+4
Muhammet Musab Özden
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10

Other supervisors