Theses supervised by Prof. Dr. Yılmaz Özkan

11 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinin evden çalışan kadınların ev ve iş yaşamı üzerindeki etkileri

2019 yılında Çin'de başlayıp bütün dünyayı etkisi altına alan covid-19 pandemisi hayatın birçok noktasına dokunmuştur. 2022 yılı itibariyle etkisini sürdüren salgınının Dünya'daki ve Türkiye'deki etkileri hala devam etmektedir. Covid-19 pandemisi ekonomi, sosyal hayat, insan psikolojisi ve sağlık alanında derin izler bırakmıştır. Şüphesiz çalışma hayatına karşın en büyük etkisi ofis ortamının eve taşınması olmuştur. Birçok sektörün darbe aldığı bu süreçte çalışma hayatı da sancılı bir dönemden geçmektedir. Etkilerin azaltılması adına işletmeler ve şirketler evden çalışmaya hızla yönelmeye başlamışlardır. İş düzenleri değişime uğrayan çalışanlar yeni bir çalışma sistemine adapte olmaya çalışmışlardır. Evden çalışma hayatlarımızı tek çatı altında toplamıştır. Ev ve iş yaşamındaki sorumluluklarda bir çatışma içerisine girmiştir. Bu çalışmanın amacı pandemi sürecinde evden çalışmış olan kadınlarımızın katılımlarıyla evden çalışmanın ev ve iş yaşamı üzerindeki etkilerini ölçmektir. Katılımcıların evden çalıştıkları süreçte yaşadıkları olumlu ve olumsuz olayların açıklanması ve sisteme karşı yöneltilen eleştirilerin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca farklı sektörlerde çalışan katılımcıların evden çalışmadaki farklılıkları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Pandemi döneminde evden çalışmış olan 35 kadın katılımcı ile gerçekleştirilen mülakat çalışmasından elde edilen veriler yorumlanarak içerik analizleri yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda evden çalışmanın zamandan tasarruf, kıyafet rahatlığı, işe hazırlanma telaşının olmaması ve trafik stresinin yaşanmaması yönüyle avantajları olarak görmektedirler. Evli ve çocuk sahibi olan kadınların medeni durumları gereğince evden çalışmalarının daha cazip olduğu belirtilen görüşler arasındadır. 0-3 yaş arasında çocuk sahibi olan katılımcılar çocuklarının anne desteğine daha fazla ihtiyacı olduğu için evden çalışmayı daha avantajlı görmektedirler. Ev içi emekte ve çocuk bakımında eşlerinin destek oldukça fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Dezavantaj olarak ev içinde harcanılan emeğin arttığı ve bundan dolayı işe odaklanmada problemler yaşandığı kanısına varılmıştır. Ayrıca sürekli evden çalışmanın zaman içerisinde çalışma motivasyonunu düşürdüğü belirtilmiştir Katılımcıların çoğunluğu hibrit çalışma sistemini desteklemektedir. Evli ve çocuk sahibi katılımcılar bekâr veya çocuksuz katılımcılara kıyasla pandemi sürecini daha stresli atlatmışlardır.

COVID 19Ev eksenli çalışmaEv içi emeği+7
Sena Ata
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yüksek eğitimli gençlerin işe alımında yetenek temelli karar destek sistemi önerisi

Dünya'da ve Türkiye'de artan işsizlik oranlarından en çok etkilenen kesimi gençler oluşturmaktadır. Türkiye'de gençler arasında işsizliğe en çok maruz kalan kesim ise yükseköğretim kurumlarının ön lisans, lisans, lisansüstü ve doktora programlarından mezun olan bireylerdir. Bir ülkenin ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişiminde büyük öneme sahip yüksek eğitimli gençlerin işsiz kalması, bu kesimin içinde bulunduğu ülkeyi diğer ülkelerle olan rekabette geri bırakacak olumsuz etkiye neden olacaktır. Bu tezin amacı, Türkiye'de işsizliğin en büyük nedenlerinden biri olan eğitimde kazandırılan yetenekler ile işgücü piyasasında ihtiyaç duyulan yetenekler arasındaki uyuşmazlığın dengelenmesine yönelik bir karar destek sistemi (KDS) model önerisi sunmaktır. Bu model, yükseköğretim kurumlarından mezun olan/olacak gençler için tasarlanmış olmasına rağmen ilköğretimden itibaren tüm eğitim kurumlarında benzer şekilde uygulanabilir. Ancak araştırmamızın kapsamını yüksek eğitimli gençler oluşturduğu için bu çalışmada sadece yükseköğretim kurumlarına yönelik bir model tasarlanmıştır. Araştırmanın birinci ve ikinci bölümünde ulusal ve uluslararası literatür taraması ve geniş kapsamlı yapılan ikincil kaynaklardan elde edilen istatistiki verilerden yola çıkılarak kavramsal çerçeve ve mevcut durum ortaya konulmuştur. Mevcut durumun ortaya konulmasından sonra var olan sorunları minimize edecek şekilde ilgili kamu ve özel sektör paydaşlarına ait mevcut veri tabanından toplanan veriler, veri bütünleştirmesi metodu ile önerdiğimiz KDS modelinde dinamik olarak tasarlanmıştır. KDS'de yer alan verilerden yola çıkılarak yükseköğretim, istihdam ve meslek kurumlarına geliştirecekleri politikalarda destek olmayı amaçlayan bilgiler sunulmaktadır. Bu bilgilerin oluşumunda kamu ve özel sektör işverenleri, kısa, orta ve uzun dönemde ihtiyaç duydukları pozisyonları ve bu pozisyonların niteliklerini yetenek temelli KDS'ye girecektir. Bu verilerden oluşan işgücü taleplerine göre akademik ve mesleki eğitimler planlanabilecek ve bu sayede işgücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun personel yetiştirilebilecektir. Bu modelin tasarlandığı gibi işletilmesi ile işgücünün yetenek uyumsuzluğundan kaynaklanan arz-talep dengesizliğinin azaltılacağı ve sonuç olarak yüksek eğitimli genç işsizlik oranının düşürüleceği değerlendirilmektedir. Eğitim planlamasının işgücü piyasasının ihtiyaçlarına yönelik olarak yapılması sonucunda işverenlerin işe alım maliyetlerinin azalması gibi bir yan faydanın da oluşacağı savunulmaktadır.

GençlerKarar destek sistemleriPersonel seçimi+5
Yunus Köleoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de bilişim işgücü nitelik talebinin eğitim müfredatları ile uyumunun analizi

Bu çalışma, kalkınmada öncelikli sektörlerden biri olan bilişim sektörünün Türkiye ekseninde nasıl gelişeceği sorusuna insan kaynağı temelinde cevaplar aramaktadır. Bilişim sektörüne katkı sağlamak amacıyla sektörün aradığı işgücü niteliklerinin bilişim eğitim sisteminden mezun olan öğrencilere kazandırılması hedeflenen nitelikler ile uyumunu araştırmaktadır. Bu yönüyle Türkiye'deki bilişim sektörü işgücü piyasasının eğitim istihdam uyumu incelenmektedir. Çalışma, 2017-2018 yılları içerisinde Türkiye'de faaliyet gösteren üç büyük elektronik istihdam platformunun yayımladığı bilişim sektörü iş ilanları üzerinden talep yönlü işgücü nitelikleri ile 2019-2020 döneminde eğitim kurum ve kuruluşlarının oluşturduğu bilişim eğitim sisteminin müfredat ve hedef çıktıları üzerinden ortaya çıkan eğitim nitelik kazandırma çalışmalarını karşılaştırmaktadır. Çalışmanın yöntemi, kavramsal çerçevenin oluşturulduğu literatür taraması ile veri setleri içerisinden tümevarımsal yöntem kullanılarak ortaya çıkarılan sonuçların kendi içerisinde test edildiği nitel veri analizidir. Daha önce benzer bir çalışmanın yapılmaması ve verilerin kodlama işlemine tabi tutularak derinlemesine analiz edilmesi gerekliliği nedeniyle nitel veri analizinin bir alt unsuru olan içerik analizi seçilmiştir. Türkiye Bilişim Sektörü işgücü niteliği analizinde firmaların özellikle hizmetler sektörüne üretim yapan web yazılımcılığı alanında istihdama ihtiyaç duyduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca diğer yazılım türleri ve programlama dilleri ile sistem yönetimi, siber güvenlik uzmanı ve sosyal medya uzmanı gibi bilgi teknolojileri alanlarında çalışanlar aranmaktadır. Firmalar, çalışanlarında en az bir programlama dili, veri tabanı sorgulama dili, veri tabanı yönetim sistemleri, grafik tasarım yetenekleri, sunumcu yönetimi, siber güvenlik araçları gibi teknik bilgiler aramaktadır. Bu niteliklere ek olarak İngilizce dil bilgisi, esnek çalışma saatlerine uygunluk, ekip çalışmasına yatkınlık, analitik düşünme ve problem çözme yeteneği, dokümantasyon, müşteri ilişkileri ve iletişim gibi sosyal yönlerden de kendilerini geliştirmelerini beklemektedir. Türkiye'de okul öncesinden yüksek öğretime kadar örgün ve yaygın olarak çok yönlü nitelikteki bilişim eğitimlerini, özel ve kamu eğitim kuruluşları desteklemektedir. Eğitim müfredatları ve hedef çıktıları üzerinden ortaya çıkan nitelikler, sektörün aradığı bilişim işgücü niteliklerinin tamamını karşılamaktadır. Çalışma, öğrencilere iş bulmak amacıyla kazanmaları gereken işgücü niteliklerine, kurumlara ihtiyaç duydukları işgücü niteliklerinin belirlenmesi ve ilan edilmesi noktasında dikkat etmeleri gereken hususlara ve eğitim sisteminin düzenlenmesi ile geliştirilmesi gereken noktalara ilişkin tavsiyeler sunmaktadır.

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüBilişim sektörüBilişim teknolojisi+4
Hakan Mete
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

X otomotiv firmasında devamsızlık nedenleri ve çözüm önerileri üzerine bir araştırma

Çalışma hayatında çalışanların çeşitli nedenlerden dolayı işe devamsızlık yapması ciddi bir disiplin sorunudur. İşe devamsızlık tanımı; çalışanın herhangi bir mazereti olmaksızın, işverene veya yöneticiye bilgi vermeden işe gelmemesidir. Farklı bir tanıma göre ise işe devamsızlık; çalışanın çalışma programı veya planına göre çalışması gereken zamanlarda işine gelmemesidir. Devamsızlık günümüzde değişen çalışma koşulları nedeniyle farklı tanımlamalarla da karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni; her işletmenin devamsızlık oranına etki eden faktörleri farklı yorumlaması, buna ek olarak devamsızlık nedenlerinin çalışanların mazeret durumuna göre iş yerinde problem oluşturup oluşturmamasına bağlı olmasıdır. Bu çalışmanın amacı çalışanların işe devamsızlık nedenlerini araştırmak ve ortaya çıkan nedenlere yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Ek olarak, literatür çalışmalardan elde edilen veriler doğrultusunda, işe devamsızlığı önlemek için alınması gereken tedbirler üzerinde durulmuştur. Çalışmada örgütsel, kişisel ve çevresel etkilerin devamsızlık davranışı üzerine etkisi otomotiv sanayinde faaliyet gösteren X firmasında sorgulanmıştır. Araştırmada 14 hipotez üzerine çalışılmıştır. Bu hipotezler, anket yöntemi yoluyla devamsızlık davranışının çeşitli örgütsel, kişisel ve çevresel değişkenler açısından sorgulanması yapılmıştır. Araştırmada nicel teknikler ile toplam 379 çalışana devamsızlık kültürü anketi uygulanmıştır. Devamsızlık verileri üzerinde yapılan analiz bulgularına göre; çalışanların cinsiyetleri, medeni durumları, çocuk sahibi olma durumları, kıdem türleri, eğitimleri, gelir seviyeleri ile devamsızlık davranışları arasında bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Ek olarak ise çalışanların stres, aileye yeterli zaman ayıramama ve gelir getiren işler için devamsızlık yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır.

DevamsızlıkOtomobil endüstrisiOtomobil fabrikaları+3
Canan Oğuz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatında Türk göçmen işçilerin çalışma yaşamında karşılaştığı sorunlar

18. yüzyıldan itibaren sanat-gerçeklik bağıntısının hacim kazanması, edebiyatta da toplumsal yaşama ilişkin betimleme ve anlatımların kullanılmasına yol açmıştır. Nitekim toplumsal yaşamın olmazsa olmazı "çalışma yaşamı" olgusu da edebi temalara nüfuz etmiştir. Bu gelişme neticesinde edebi eserler, sosyal bilimler için potansiyel veri kaynağı durumuna gelmiş ve çeşitli bilimsel disiplin tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırmanın amacı; çalışma yaşamı olgusu ile ilişkili edebi temaları görünür kılarak, edebi metinlerin endüstri ilişkileri, emek tarihi vb. sosyal bilim disiplinlerince veri kaynağı olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktır. Edebiyatın birçok akım ve gelenekten müteşekkil bir yapı olması, araştırmanın spesifik bir alanla sınırlı tutulması mecburiyetini doğurmuş ve çalışma yaşamına ilişkin temaları sıklıkla kullanan 1. kuşak Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatına dâhil eserler, araştırmanın evreni olarak belirlenmiştir. Söz konusu edebi eserlerin olağan ve daha sık değinilen tematik vurguları dikkate alınarak, Federal Alman işgücü piyasasında istihdam edilen ilk kuşak Türk göçmen işçilerin çalışma yaşamında karşılaştığı sorunlar araştırmanın konusu olarak belirlenmiştir. 11 göçmen yazardan toplam 159 edebi eser, gelişmiş tarama metotlarından tikel tarama yaklaşımı kullanılarak taranmış ve toplam 20 yapıtın araştırma konusuna ilişkin bulgu sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu 20 yapıt örneklem olarak belirlenmiş ve içerisinden araştırma konusu ile ilişkili diyalog, monolog ve betimlemeler ayıklanarak bir veri seti hazırlanmıştır. Bu veri setinin öne çıkan vurguları 6 ana, 2 alt temada kodlanmış ve içerik analizi metodu kullanılarak irdelenmiştir. Literatürdeki nitel ve nicel bulgular ışığında veri seti yorumlandığında gerçeklik ile tutarlı olduğu görülmüş ve edebi metinlerin endüstri ilişkileri, emek tarihi gibi sosyal bilim dallarında veri kaynağı olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bilgisayar destekli nitel veri analizi uygulamalarından "NVivo 11 Pro" programının "tree node" fonksiyonu kullanılarak veri setinin sunduğu nicel görüntüler de tespit edilmiştir. Nitekim "iş ortamının fiziksel özellikleri ve işletme yönetiminin tutumundan kaynaklı sorunlar" ana temasına ilişkin bulguların veri setinde daha çok yer tuttuğu görülmüştür. Ulusal Tez Merkezi, Google Akademik ve Academia veri tabanlarındaki benzer araştırmalar incelendiğinde, 1. kuşak Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatında göç ile ilintili temaların daha geniş kapsamlı ele alındığı, başta sosyoloji ve edebiyat olmak üzere farklı disiplinlerce irdelendiği göze çarpmıştır. Doğrudan çalışma yaşamına odaklı bir yaklaşımla hazırlanmış bir araştırmanın olmaması, bu tez çalışmasına özgün değer kazandırmıştır.

AlmanyaDış TürklerGöçmen edebiyatı+7
Alper Şahin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kalkınma ajanslarının istihdam sağlama açısından analizi

1930 yılında Amerika'nın Tennessee eyaletinde ilki kurulan bölgesel kalkınma ajansları, II. Dünya Savaşından sonra Avrupa'da değişen kalkınma teori ve politikalarının etkisiyle, önce Batı Avrupa ülkelerinde, daha sonra AB üyelik süreci ile Doğu Avrupa ülkelerinde ve dünyanın birçok gelişmekte olan ülkesinde kurulmuş ve yaygınlaşmıştır. Kalkınma ajansları, Türkiye'nin gündemine AB üyelik sürecinde hazırlanan 2003 Yılı Katılım Ortaklığı Belgesi ile girmiştir. 2006 yılında çıkarılan kuruluş kanunu ile Türkiye'de 2 pilot kalkınma ajansı kurulmuş, daha sonra 2008 ve 2009 yıllarında çıkarılan iki farklı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile Türkiye'nin 26 Düzey 2 Bölgesinin tamamında kalkınma ajansların kuruluşu gerçekleştirilmiştir. 2010 yılı sonunda fiziki donanım ve personel alım prosedürlerini gerçekleştiren ajansların tamamı, ilk bölge planlarını hazırlayarak, hizmet ettikleri bölgelerde aktif olarak faaliyetlerine başlamışlardır. Kuruldukları tarihten itibaren, Türkiye'nin gündeminde yoğun olarak tartışılan kalkınma ajanslarının, günümüze kadar gerçekleştirdikleri faaliyetlerinin, kuruluş kanununun gerekçesindeki hedeflere ulaşıp ulaşamadıkları konusu ise hala bir netlik kazanmamıştır.Ajansların, bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltma ve bölgesel kalkınmayı gerçekleştirme görevlerini yerine getirirken, günümüz kalkınma anlayışı içerisinde önemli bir yeri olan yeni istihdam alanları sağlayarak, işsizliği önleyebilmeleri büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin en büyük sorunu olan işsizliğin önlenmesi kapsamında, ajansların uyguladığı mali destek programlarının yeni istihdam sağlama konusunda etkin olup olmadıkları ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmada, ajansların 2011-2014 yılları arasında uygulamış oldukları programlar sonucunda ortaya çıkan veriler, Veri Zarflama Analizi Yöntemi ile analiz edilmiş ve etkin olmayan ajansların potansiyel iyileştirme oranları ve referans ajansları belirlenmiş, bu ajansların etkin olabilmeleri için öneriler getirilmiştir.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıVeri zarflama analizi+2
Mete Kaan Namal
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Doktorlara uygulanan şiddetin meslek bağlılığına etkisi: Kocaeli örneği

Sağlık sektörü, işyeri şiddetinin yaygın olarak var olduğu bir alandır. Şiddet, başta doktorlar olmak üzere tüm sağlık çalışanlarını olumsuz etkilemektedir. Türkiye'de 135 616 adet doktor bulunmaktadır. Doktor başına düşen hasta sayısının 573 olduğu düşünülürse, şiddetin sadece sağlık çalışanlarını değil toplumun tamamını kuşatan ne denli büyük boyutta bir tehdit olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca doktorlara uygulanan şiddetin çok az bir kısmı bildirilmekte ve raporlanmaktadır. Yani bu konudaki mevcut istatistiki veriler, şiddetin tamamını temsil etmemektedir. Mesleki bağlılık ise, kişinin mesleğine olan ilgisini ve duygusal tutum ve davranışlarını ifade eder. Mesleki bağlılık, bireyin mesleğini devam ettirmesi açısından önemli bir kavramdır. Bu yüzden birçok dış etken tarafından etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, doktorların maruz kaldığı şiddetin onların mesleklerine olan bağlılıklarını etkileyip etkilemediğini belirlemektir. Temel hipotez bu olmakla birlikte, 5 grup ana hipotez ve 15 alt hipotez test edilmiştir. Bu kapsamda çalışma Kocaeli ili sınırlarında uygulanmıştır. Sağlık sektörünün seçilme sebebi ise, sağlık çalışanlarının diğer tüm sektör çalışanlarına göre 16 kat daha fazla işyeri şiddetine maruz kalmasıdır (Kingma, 2001:129). Araştırmanın evrenini 2011 doktor, örneklemini ise 200 doktor oluşturmaktadır. Araştırmada araştırma tekniği olarak "Doktorlara Yönelik Şiddet Anket Formu" ve Meyer ile diğerleri tarafından geliştirilmiş olan (Meyer ve diğ., 1993) "Mesleki Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Sonuç olarak, doktorların şiddete yüksek oranda maruz kaldığı ve maruz kalma endişesi yaşadığı, bunun da mesleklerine olan bağlılıklarını olumsuz etkilediği belirlenmiştir.

Doktor-hasta ilişkileriDoktorlarKocaeli+4
Tülin Bayraktar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

ISO/IEC 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi'nin bilgi işlem merkezlerinde uygulanması

Bilgi iletişim teknolojilerinde internetin kullanımının artarak, verilen tüm hizmetlerin dünyaya açık sistemler haline gelmesi, gün geçtikçe bilgi güvenliğinin önemini arttırmış, kötü niyetli uygulamaların da bu paralelde çoğalması ile kurum ve kuruluşların kendi bilgi güvenliklerine daha fazla önem vermelerine neden olmuştur.Bilgi güvenliği bilincini oluşturma ihtiyacı duyan tüm kurum ve kuruluşlar için temelleri 1995 yılından itibaren atılan ISO/IEC 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ile alınacak yönetimsel ve teknik önlemler standartlaştırılmıştır. Bu standart daha sonra devletler bazında da kabul görmüş ve kanunlara eklenerek bazı piyasalarda etkinlik göstermek isteyen firma ve kuruluşlara zorunluluk haline getirilmiştir.Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi öncelikle kurumların bünyelerindeki tüm bilgilerin işlendiği, depolandığı ve saklandığı ortamları barındıran ve bunların yönetimini üstlenen Bilgi İşlem Merkezleri'nde uygulama alanı bulmaktadır.Bu çalışmanın araştırma problemi; kuruluşları bünyesinde bilgi güvenliği kültürünü oluşturacak ISO/IEC 27001 BGYS Standardını, kurmak ve yönetmek isteyen Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri'ne Türkçe bir rehber hazırlamak olarak ifade edilebilir. Bu faaliyetlerin tüm aşamalarını ulaşılabilir manada tek bir belge üzerinden Türkçe olarak anlatan kaynağın yok denecek kadar az olması ve ilgili bilgilerin sadece danışmanlık şirketleri tarafından ödenecek ücretler karşılığında verildiği günümüzde, kuruluşların BGYS kurmak ve işletmek için zaman ve kaynak ihtiyaçlarını düşüreceği amaçlanan çalışmada sistemi kurup yönetirken yapılması gereken tüm adımlar sırasıyla anlatılmıştır.Yukarıdaki ihtiyaçlara cevap ararken literatür taramasına ek olarak konu ile ilgili çeşitli seminer ve eğitimlere katılım sağlanmış, konu ile ilgili danışmanlık şirketleri ziyaret edilerek gerekli veriler toplanmıştır.

Bilgi güvenliğiBilgi işlem merkeziBilgi yönetim sistemi+1
Hakan Mete
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde toplam kalite yönetimi (Pendik Belediye örneği)

Küreselleşen dünyada sosyo-ekonomik ve siyasal değişimler yaşanmakta ve bu değişim devlet- toplum ilişkilerine yön vermektedir. Yurttaşların kamu hizmetlerinden beklentileri artmakta ve kamu yönetiminin daha verimli ve etkin hizmet vermesi için nedenler ortaya çıkmaktadır. Daha etkin ve verimli yönetim modelleri arayışları geçmişten günümüze kadar süren bir olgudur. Özel sektörde uygulanan TKY'nin Kamu sektörüne uygulanabilirliği halen tartışılan bir konudur. Bu tezin amacı, yerel yönetimlerde uygulanmaya çalışılan TKY yaklaşımını incelemektir.Araştırmanın temel problemi, Toplam Kalite yönetiminin yerel yönetimlerde özellikle belediyelerde nasıl uygulandığı üzerine kurgulanmıştır. Bu çerçevede yerel yönetimlerde toplam kalite yönetimi ilkeleri uygulamaları araştırılarak değerlendirilmiştir.Birinci bölümde sürekli bir gelişim aracı olarak kullanılan toplam kalite yönetiminin kavramsal çerçevesi oluşturulmuş, ikinci bölümde kamu yönetiminde uygulanması, aşamaları ve karşılaşılan sorunlar üzerinde durulmuş, üçüncü bölümde yerel yönetimlerden bahsedilerek belediyelerin toplam kaliteye geçiş safhası ve gereken şartlardan bahsedilmiş, son bölümde ise toplam kalite yönetimi uygulayan belediyelerden bahsedilerek toplam kalite yönetimi ilkelerini ne derece uyguladıkları saptanmaya çalışılmıştır.Yapılan araştırma sonucunda yerel yönetimlerde toplam kalite yönetimi ilkelerinin uygulanması olması gereken düzeyde değildir. Yönetimin beş yılda bir seçildiği, siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı toplam kalite yönetimini uygulamak oldukça zor bir iştir.

BelediyelerKalite yönetimiKamu yönetimi+3
Melek Coşğun
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe çalışan kadınların cinsiyet ayrımcılığı sorunları (Sakarya örneği)

ÖZET Anahtar Kelimeler: Çalışma hayatı, kadın çalışanların sorunları, bankacılık sektörü Bankacılık sektöründeki kadın çalışanların sorunları konulu bu çalışmada, çalışma hayatında kadınların genel olarak karşılaştığı sorunlar olan ücret eşitsizliği, işe alım sırasında karşılaşılan sorunlar, terfi yükselme sırasında ve işlerin dağıtımı gibi konularda karşı karşıya kalman sorunlar kadınların yoğun olarak çalıştığı sektörlerden biri olan bankacılık sektörüne indirgenerek ele alınmıştır. Araştırma alanı olarak bankacılık sektörünün seçilmesinin nedenleri şunlardır. İlk neden, bankacılık sektörünün kamu-özel, büyük-küçük, geleneksel çağdaş gibi belli başlı değişkenler açısından daha fazla olanaklar sunmasıdır. İkincisi, ülkemizde içinde bulunulan dönemde, özelleştirme konusunda yaşanan çalkantı ve belirsizliklerin bankacılık dışındaki kamu kuruluşlarında böyle bir araştırmada sağlıklı sonuçlara varılmasını engelleyebileceği düşüncesidir. Üçüncüsü, bankacılık sektörünün hem kamusal hem özel alanda kadınların yaygın ve yoğun olarak yer aldıkları bir sektör olmasıdır. Dördüncüsü, bankacılık sektöründe çalışan kadınların erkeklerle aynı işi yapıyor olmalarından dolayı, iki cinsin birbirine rakip konumda bulunmasıdır. Beşincisi, örnek olayları oluşturacak kişilerin seçileceklerin birimlerde kadın ve erkek çalışan sayılarının birbirine yakın olduğu bu sektörün, her eğitim düzeyinde kadın istihdamın sağlaması ve kadm yöneticilerin de bulunmasını olanaklı kılmasıdır. Son olarak, bankacılık sektörü, yerleşmiş kurumsal yapısıyla kaba ayrımcılığa yer vermemektedir. O nedenle, cinsiyete dayalı ayrımcılık konusunda dünün veya bugünün değil, yarımn sorunlarını sergilemek bakımından uygun bir ortam yaratmaktadır. ıx

AyrımcılıkBankacılıkBankacılık sektörü+4
Gülay Saka
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetiminde iletişimin rolü

Anahtar Kelimeler: Kalite, Yönetici, Etkili İletişim, İşletme, Toplam Kalite Yönetimi. Toplam Kalite Yönetimi'nin, işletmelerin topyekün harekete geçirilmesini sağlamak amacıyla, çalışanların en alt kademeden, en üst kademeye kadar kendilerini sorumlu hissedebilmesi amacını benimseyen stratejik bir yönetim yaklaşımı olduğuna, tezin ilk bölümünde değinilmiştir. İkinci bölümde ise; iletişimin simgeler aracılığıyla bir kişiden ya da gruptan diğerine, bilginin fikirlerin, tutumların veya duyguların iletimi olduğundan ve etkin iletişimden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise; Toplam Kalite Yönetimi'nde etkin iletişimin rolünden bahsedilmiştir. Etkin iletişim günümüzün en önemli fonksiyonlarından biridir. İletişimin tartışmasız her alanda gerekli olduğu gerçektir. Etkili iletişim, iletmek istediğimizi karşımızdakine istediğimiz gibi iletebilmek, istenileni elde etmek ve beklenilen tepkiyi uyandırmaktır. Toplam kalite yönetim, anlaşılmak ve başarılı olmak için etkili iletişimden yararlanmak zorundadır. İç ve dış müşteri tatmini ancak etkili iletişim sayesinde gerçekleşmektedir. Ne kadar doğru kararlar alınırsa alınsın, doğru aktanlmazsa, istenilen yarar sağlanamamaktadır. Toplam kalite için etkin iletişim, son derece gereklidir. Toplam Kalite Yönetimi Felsefesi'nin, anlaşılmasında ve uygulanmasında etkin iletişimden yararlanılmaktadır. Etkin iletişim sayesinde kurum içi ve kurum dışı verimlilik artmış. Doğru zamanda, doğru işin yapılabilmesi sağlanabilmektedir. Ortak düşünce ve hedefler daha kolay benimsenmekte ve uygulanabilmektedir. Yanlış anlaşılmalar ve tatsızlıklarda azaldığı için iş tatmini ve motivasyon yükselmektedir. vı

Etkin iletişimToplam kaliteToplam kalite yönetimi+2
Nilgün Uğur Efe
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors