Theses supervised by Prof. Dr. Yüksel Arslantaş

11 theses · Fırat University

DoctorateOpen AccessTR

Roma döneminde Iberia'nın eyaletleştirilme süreci: Provinciae Hispaniae

Bu çalışmada, MÖ. II. yüzyılın ortalarından MS. I. yüzyılın ortalarına kadar, modern İspanya ve Portekiz topraklarının tamamı ile kısmen güney Fransa'nın bir bölümünü içine alan Iber yarımadası merkezli bir anlatım sunulmuştur. Kartaca-Roma savaşlarından (MÖ. 264-146), literatürde bilinen adıyla II. Pön Savaşı'nın (MÖ. 218-201) İber yarımadasına kaymasıyla birlikte bu bölgeyi etkileyen olaylar zinciri de başlamıştır. I. Pön Savaşı neticesinde (MÖ. 264-241) Roma'ya mağlup olan Kartaca, savaşın getirdiği ekonomik ve mali yükten kurtulabilmek maksadıyla bölgede bulunan maden yataklarını ele geçirmiş ve işletmeye başlamıştır. Antik Çağ'da savaş ekonomisine dayanan bir yapıda olan Roma Cumhuriyeti (Res Publica) bölgede kendisiyle ittifak halinde olan Saguntum kentinin Kartacalılar tarafından ele geçirilmesini gerekçe göstererek yarımadaya ayak basmıştır. Romanın Kartaca ile bölgede sürdürdüğü uzun savaşlar yarımadadaki diğer coğrafi alanlara temas etmeden İber yarımadası merkezli ele alınmaya çalışılmıştır. Kartaca'nın bölgeden çekilmesiyle Roma'nın yerel kabileler ile mücadelesi başlamıştır. Roma tarafından Provincia Hispania Ulterior (Uzak Hispania) ve Provincia Hispania Citerior'a (Yakın Hispania) dönüştürülen bölgede, Kartaca yanlısı yerel kabilelerin Roma'ya karşı direnişleri, Roma'nın bölgedeki siyasi faaliyetleri ve bu kabilelerin yaklaşık iki yüzyıl boyunca Roma ile münasebetleri öncelikli olarak incelenmiştir. Fakat yarımadadaki bütün kabileler Roma aleyhtarı değildir. Saguntum örneğinde olduğu gibi kabilelerin bir kısmı Roma ile dostluk ilişkisi kurmuştur. Bu dostluk ilişkisiyle birlikte kabileler Romalılaşma'ya başlamıştır. Roma hakimiyetindeki bölgelerde Romalılaşmaya karşı birtakım isyanlar meydana gelmiş ve Roma'nın İber yarımadasını bütünüyle kontrol altına alma sürecini oldukça uzatmıştır. Scipio kardeşlerin faaliyetleriyle siyasal manada yatıştırılan bölge, Graccus'un reformlarıyla birlikte ekonomik ve mali olarak kalkındırılmaya çalışılmıştır. Fakat Roma'nın bölgeyi ele geçirdikten sonra uzunca bir süre bir sömürü alanı olarak kullandığı da dikkat çekmektedir. Bahsi geçen olaylar, dönem hakkında bilgiler sunan antik kaynaklar çerçevesinde ele alınmıştır. Roma'da Cumhuriyet döneminin sonlarına doğru yarımada, görev-yetki kapsamından eyalet olarak nitelendirebileceğimiz bir dönüşüm sürecine girmiştir. İlk olarak senatonun yetkisi altına alınan Ulterior ve Citerior eyaletleri, Pompeius ve Caesar merkezli çekişmede nispeten tarafsız kalmaya çalışmıştır. Augustus'un İmparatorluk (Principatus) (MÖ. 27- MS. 284) dönemini başlatmasıyla yeniden inşa faaliyetleri kapsamına alınmıştır. Augustus tarafından Hispania Ulterior bölünerek Hispania Lusitania ve Hispania Baetica adında iki yeni eyalet taksim edilmiştir. Selefleri tarafından devam ettirilen imar faaliyetleri ise bölgenin kalkınmasına ve Romalılaşma'nın hızlanmasına neden olmuştur. İmparator Vespasianus (MS. 69-79) ile birlikte belediye (municipium) izninin verilmesiyle de bölgede kentleşme doruk noktasına ulaşmıştır. Romalılaşan yerel halk kendi aristokrat sınıfını doğurmuş, ekonomik ve ticari anlamda güç kazanmış, bölgeye yakın diğer eyaletlerdeki aristokrat ailelerle evlilik yoluyla da siyasi anlamda gücünü pekiştirmiştir. Nitekim MS.79 yılından sonra Roma siyasi yaşamına doğrudan etkileri olmuştur. Roma tahtına ardı ardına Hispania kökenli imparatorların (Nerva, Traianus, Hadrianus ve Marcus Aurelius [MS. 96-180]) geçmesi bunu doğrular niteliktedir. MÖ. II. yüzyılda Romalıların bölgeye girişiyle Roma ekonomik ve siyasi yaşamında Hispania eyaletlerinin etkileri hissedilmeye başlamıştır. Principatus'un ilk dönemlerindeki yükselişiyle de yaklaşık bir yüzyıl kadar devam etmiştir. MS. III. yüzyılda doğulu imparatorların tahta geçmesiyle siyasi ve ekonomik etkinliğini kaybeden eyaletler, IV. yüzyıldaki Vizigot talanlarıyla da önemini yitirmiştir.

Ömer Faruk Arıcan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hellenistik Dönem Anadolu Krallıkları

Antik Çağ'ın MÖ 4. ve 1. yüzyıllarını kapsayan Hellenistik Dönem, Anadolu tarihi için son derece önem arz etmektedir. Hellenistik Dönem, Makedonya Kralı Büyük İskender'in MÖ 334 yılında düzenlediği Doğu Seferi ile başlamıştır. Pers İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla noktalanan bu seferin ardından Makedonya'dan Hindistan'a kadar uzanan topraklarda Doğu-Batı sentezi olan Hellenizm kültürünün hakim olduğu İskender İmparatorluğu kurulmuştur. Ancak MÖ 323 yılında yaşamını yitiren Büyük İskender'in ardından bu imparatorluk onun generalleri/halefleri arasında başlayan "Diadokhlar Savaşı" nedeniyle parçalanmıştır. Zira 42 yıl sürecek olan bu mücadelenin beşinci ve son serisi olan MÖ 281 yılındaki Korupedion Savaşı'nın ardından İskender'in imparatorluğu ikinci nesil generalleri/ardılları tarafından muhtelif bölgelerde kurulan Epigon Krallıklara ayrılmıştır: Mısır'da Ptolemaioslar, Ön Asya'da Seleukoslar ve Makedonya'da Antigonoslar. İşte çalışmamızın odak noktası olan Küçük Asya/Anadolu coğrafyası bu krallıklar arasında devam eden egemenlik mücadelesinin merkezi olmuştur. Nitekim Seleukos Hanedanlığı'nın hükümranlık alanı konumundaki Küçük Asya'da MÖ 3. yüzyılda yaşanan bu çatışma ortamı nedeniyle oluşan siyasi otorite boşluğundan yararlanarak bağımsızlığını kazanan bir çok merkezi krallık kurulmuştur: Bergama Krallığı, Galatya Krallığı, Kommagene Krallığı, Bithynia Krallığı, Pontos Krallığı ve Kapadokya Krallığı. Hellenistik Krallıklar olarak adlandırılan bu siyasi unsurlar Küçük Asya'daki Hellenizm kültürünün en önemli temsilcileri olmuşlardır. Ancak MÖ 2. yüzyıldan itibaren Küçük Asya siyasetine dahil olan Roma Cumhuriyeti'nin tahakkümü altına girmeye başlayan Hellenistik Krallıklar, MÖ 1. yüzyılda tamamen bu emperyalist gücün birer parçası olmuşlardır. Netice itibarıyla yaklaşık üç asır boyunca varlığını sürdürmeyi başaran Hellenistik Krallıklar, siyasi, mali, askeri, dini ve sosyo-kültürel açıdan Anadolu medeniyet tarihinin mihenk taşları olmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Anadolu, Küçük Asya, Hellenistik Dönem, Büyük İskender ve Ardılları, Hellenistik Krallıklar

AnadoluAnadolu uygarlıklarıAntik Çağ+5
Fırat Gülerdoğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eskiçağ tarihi perspektifinden peygamberler ve eski kavimler(Hz. Âdem'den Hz. İbrahim'e kadar)

Evren ve ilk insanın varoluşu konusu hakkındaki merak, insanlık tarihiyle başlamış ve halen de devam etmektedir. Peygamberler ve eski kavimler de kâinat ve insanın yaratılışı kadar olmasa da hayli dikkat çekmiş ve önemine binaen çok sayıda peygamber kıssaları yazılmıştır. Bu öneminden dolayı "Peygamberler ve Eski Kavimler" konusu seçilmiştir. Konu çok geniş olduğundan dolayı, Hz. Âdem'den Hz. İbrahim'e kadar olan peygamberler ve kavimleri ele alınmıştır. Bu çalışmada hem kutsal kitaplardaki bilgilerden, hem tarih kaynaklarından ve hem de arkeolojik kazılarda elde edilen bilgi ve belgelerden istifadeye çalışılmıştır. Böylece, arkeolojik bulgulara dayalı yapılan çalışmalarla, kutsal metinlerdeki bilgilere dayalı çalışmaların bir noktada buluşturulması amaçlanmıştır. Konuyla ilgili elde yeterli bilgi, belge bulunmamasına rağmen, en azından doğruya yakın veya yaklaşık bilgilere ulaşılabilmiştir. Gerek bu konuda ve gerekse diğer peygamberler ve eski kavimler konularında çalışmaların yapılmasının gerektiği kanaatindeyiz. Aynı zamanda bu tür çalışmaların, İlkçağ tarihinin sevilmesine de katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz. Anahtar Kelimeler: Kâinat, Peygamber, Kutsal kitap, Âdem, Tevhit, Kavim.

Dinler tarihiEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Resul Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

M.Ö. 9. – M.Ö. 4. Yüzyıllar arası Persler (Siyasi Tarih)

Uzun bir süre tarih sahnesinde yer alıp dönemin en büyük imparatorluğu olan Pers İmparatorluğu'nun tarih sahnesindeki siyasi hayatı, çalışma kapsamında ele alınmıştır. Kimi araştırmacılara göre dünyanın bilinen ilk imparatorluğu olarak kabul edilen Pers İmparatorluğu, tarih sahnesine MÖ 700'lü yıllarda çıkmıştır. Pers İmparatorluğu, uygulamış olduğu hoşgörü politikası, ilişki içerisinde bulundukları dönemin uygarlıklarının siyasi duruşlarını iyi tahlil etmeleri, askeri dehalarını iyi kullanmaları ve uygulamış oldukları başarılı siyasi politika yöntemleriyle hızlı bir biçimde genişlemiş olup Anadolu coğrafyasının hâkimiyetini uzun bir süre üstlenmiştir. Birçok kavmi bir arada tutarak tek bir çatı altında büyük bir imparatorluk kurarak sınırlarını çok geniş bir alana yayan Pers İmparatorluğu, II. Kyros ile başlayıp Makedonyalı Büyük İskender'in Pers hâkimiyetine son vermesine kadar devam etmiştir. Araştırmalarda dönemin birincil kaynaklarından istifade edilmiş ayrıca çağdaş yorumcuların fikirleri de çalışma kapsamında ele alınmıştır. Bu bilgiler ışığında imparatorluğun kuruluşu, genişleme sahası ve uygulamış olduğu siyasi politika, elde edilen bilgiler ışığında anlatılmaya çalışılmıştır.

Eski ÇağEski Çağ tarihiPersler+1
İsmail Ayarığ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Mısır'da siyasi hayat (I. ve XX. hanedanlar arası dönemler)

Eski Mısır, tarihteki gelişmişlik düzeyini ve hayranlık uyandıran tarihi mirasını günümüze kadar aktarabilmiş etkileyici bir medeniyettir. Gizem ve ihtişamın uygarlığı olan Eski Mısır, günümüzden yaklaşık 5.000 yıl önce inşa edilmiş yapıları ve kullanmış oldukları teknolojik metotlar ile her dönem ilgi odağı olmuş ve tarihsel gizemini daima korumuştur. Mısır siyasi tarihi, "Nom"larla başlamaktadır. Yukarı Mısır ve Aşağı Mısır'ın birleşmesiyle, monarşik bir devlet yapısı ortaya çıkmaktadır. Krallık, kuruluş aşamasından itibaren teokratik bir yapıya sahipti. Eski Mısır, devlet olarak teşekkül etmeden önce kabileler halinde yaşayan göçebe toplumlardan oluşmaktaydı. Zamanla yerleşik hayata geçen bu toplumlar, küçük beylikler kurdular. Bu beyliklere Mısırlılar'da "Sepat", Greklerde ise "Nom" denilmektedir. Nomlar, daha önceleri Aşağı ve Yukarı Mısır'da ayrı ayrı kabileler halinde yaşamaktaydılar. Bu Nomlar, daha sonra Mısır tarihinin efsanevi lideri olarak bilinen Kral Menes (bazı kaynaklara göre ise Narmer) tarafından bir araya getirilip, devlet çatısı altında birleştirildi. Devletin başındaki kral, insanüstü bir varlık olarak kabul edilmekteydi. Bütün idari mekanizmanın başı olarak dini ve siyasi otoriteyi bünyesinde bulundururdu. Ülkesindeki her türlü işle bizzat kendisi ilgilenir, adaleti tesis eder, memurların atama ve cezai işlemleriyle kendisi alakadar olurdu. Mısır, Afrika kıtasının kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Batısı, güneybatısı ve doğusu çöllerle kaplı olan Mısır medeniyeti, tarih öncesi dönemlere kadar uzanan bir serüvene sahiptir. Henüz yazılı belgelerle aydınlatılamamış binlerce yıllık bir süreçte oluşup biçimlenmiştir. Eski Mısır'ın doğası, ıssız sonsuzluğuyla yaşamı sürekli tehdit eden kuzeyindeki düz ve kumlu, güneyindeki dağlık ve kayalık bir çölün kıyısında uzanmaktadır. Buna karşın Mısır, Nil Nehri'nin her yıl kabarıp alçalan sularıyla sulanıp, zengin ürünlerle dolup taşan, bereketli toprakların olduğu cömert bir doğadır. Nil Nehri, taşıdığı alüvyonlu malzemeleri, denize döküldüğü noktada deltasına bırakarak verimli bir arazi meydana getirmiştir. Bu sayede Mısırlılar yılda birkaç kez tarım hasadı yapmıştır. Nil Nehri, denize yaklaşırken birçok kola ayrılmaktadır. Olabildiğince geniş bir alana yayılan bu bereketli kollar sayesinde, tarım alanları sulanmakta ve zirai zenginlik artmakta idi. Artan bu zenginlik sayesinde Mısır'da siyasi istikrarın temelleri atılmıştır. Çalışmamızda, Eski Mısır'da Birinci Hanedanlık ile Yirminci Hanedanlık arasındaki dönemlerin siyasi yapısı hakkında bilgilere yer verilmeye çalışılmıştır. Eski Mısır medeniyeti ve hanedanlar döneminin siyasi özelliklerinin analitik bir yaklaşımla tespit edilmesi, Mısır tarihinin tespiti bakımından oldukça önemlidir. Mısır medeniyetinden geriye kalan arkeolojik kalıntılar, Mısır'ın siyasi durumunu birçok yönüyle ortaya koymaktadır. Bu gizemli medeniyete ışık tutabilmek için Mısır medeniyetine yön veren, ülke yönetiminde bulunan kral ve hanedanlarının araştırılması gerekmektedir. Çalışmada, ulaşabildiğimiz ölçüdeki yerli ve yabancı araştırmacıların eserleri tetkik edilip, bir durum tespiti yapıldı. Tarih biliminin metoduna uygun bir şekilde ve daha önce değinilmeyen konulara da ağırlık verilen bir tez ortaya konulmaya çalışıldı. Metin içerisinde gerekli görülen yerlerde fotoğraflar, haritalar ve tablolar kullanılarak, bilgilerin pekiştirilmesi amaçlandı. Anahtar Kelimeler: Mısır, Firavun, Nil Nehri, Siyasi Hayat, Hanedan

Eski ÇağEski Çağ tarihiFiravun+3
Emrullah Çiçek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Neolitik Dönemde Güneydoğu Anadolu Bölgesi

"Neolitik Dönemde Güneydoğu Anadolu Bölgesi" adlı tez konumuzda Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki merkezleri Çanak Çömleksiz Neolitik dönem ve Çanak Çömlekli Neolitik dönem çerçevesinde inceleyeceğiz. Anadolu tarih boyunca pek çok medeniyete ve millete ev sahipliği yapmıştır.Bulunduğu konum, yer altı ve yer üstü kaynakları, coğrafyanın elverişli olması, ikliminin yerleşmeye uygun olması gibi pek çok etken Anadolu'da yerleşimi kolaylaştırmıştır. Anadolu coğrafyasında Neolitik dönem için en önemli bölge şüphesiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi'dir.Verimli Hilal olarak adlandırılan bu bölge insanların günümüzden on binlerce yıl önce yerleşmeye başladıkları ve medeniyet kurdukları bölgedir.Bundan dolayı Güneydoğu Anadolu Bölgesi Neolitik merkezleri çok önem arz etmektedir. Bu çalışmamızda Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Şanlıurfa ili başta olmak üzere, Diyarbakır, Gaziantep, Batman, Adıyaman, Siirt illerindeki önemli Neolitik dönem yerleşim yerlerini incelemeye çalışacağız. Bu merkezlerden elde edilen günlük hayatta kullanılan malzemeler, tapınak merkezleri, mimari kalıntılar, yontma el aletleri, hayvan ve bitki kalıntıları, iskeletler, heykeller vs. gibi pek çok eser ile döneme hakkında bilgi vermeye çalışacağız. İnceleyeceğimiz dönem yaklaşık olarak M.Ö.10.500- ile M.Ö. 7000 arası dönemdir. Bu dönemin tüm özelliklerini bulabileceğimiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi yapılan kazılarla ve yüzey araştırmalarıyla çok önemli materyalleri tarih ve arkeoloji ilmine sunmuştur. G.A.P. Projesi ve Ilısu Barajı Kurtarma Kazıları çerçevesinde bazı tespit edilen yerler kazılmış, bazılarının ise sadece yüzey araştırması yapılmıştır. Neolitik Dönem insanlığın atılım yaptığı önemli dönemlerden birisidir. Anadolu'da ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi bu açıdan çok kıymetlidir. Anahtar Kelimeler: Güneydoğu Anadolu, Neolitik dönem, Çanak çömlek

AnadoluArkeolojik kazılarGüneydoğu Anadolu bölgesi+3
Muammer Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük İskender'in hayatı ve faaliyetleri

Büyük İskender, MÖ 356 yılında Pella'da doğdu. Babası Makedonya kralı II. Philippos ve annesi kral Neoptolemus'un kızı Olympias'dır. 16 yaşına kadar Aristoteles'ten eğitim aldı. Henüz 20 yaşındayken babasının bir suikast sonucu öldürülmesi üzerine tahta geçti. Büyük İskender, 13 yıllık hükümdarlığı boyunca büyük zaferlere imza atarak, cihan imparatorluğu yolunda adımlar atmıştır. Kısa süren hükümdarlığında, sınırlarını Makedonya'dan Hindistan'a kadar genişletmiştir. Özellikle III. Darius ile Asya'da mücadele etmiştir. Büyük İskender, bilinen dünyanın neredeyse tamamını işgal etti. Dünyanın büyük kısmını fethederek bilinen en büyük askeri liderlerden biri olmuştur. Amacı, tüm dünyayı Yunan uygarlığına ve diline dayalı tek bir imparatorlukta birleştirmekti. Makedonya'dan Asya'ya ve Hindistan'a uzanan tek bir imparatorluk kurmak istiyordu. Planladığı ölçüde genişledi ancak ani ölümüyle, kurduğu imparatorluk parçalandı. Arabistan'ı ele geçirmeyi planlarken, 13 Haziran MÖ 323 yılında sıtma hastalığından Babylon'da (bugünkü Irak) öldü. Öldüğünde henüz 32 yaşındaydı. Ölümünün ardından doğu ve batı kültürlerinin karşılıklı olarak birbirini etkilemesi sonucu yeni bir kültür olan Helenizm yayıldı. Anahtar Kelimeler: Büyük İskender, II. Philippos, III. Darius, Helenistik Dönem, Olympias

BiyografiBüyük İskenderHelenistik Dönem
Cuma Ali Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Hristiyanlığa kadar Roma'da din

Tarihi olaylar incelenirken toplumların birçok yönü ele alınmak zorundadır. Tarih bilinci eksik olan toplumlar maalesef tarihi sadece savaşlardan ibaret saymaktadırlar. Oysa tarih alanında bir araştırma yapılırken bir toplumun daha iyi anlaşılabilmesi için bir sosyolog gibi çok yönlü olarak ele alınmalıdır. M.Ö. 753'te kurulan Roma gibi dünya ve Avrupa Tarihi'nde önemli yere sahip bir millet incelenirken dini inançlarını görmezden gelmek Roma'nın anlaşılmasında aksaklıklara sebep olabilir. Günümüz Avrupa inancına olan katkıları da göz önünde tutulduğunda Roma Devleti'nin dini inancı daha büyük bir merak konusu uyandırmaktadır. Din, kitleleri en çok etkileyen ve en çok şekillendiren olgulardan biridir. Devletler en eski dönemlerden itibaren dini odak noktalarına koyarak dini çerçevede savaşlar, fetihler, eğitim politikaları, ekonomik faaliyetlerde bulunmuşlardır diyebiliriz. Bütün bu gerçeği düşündüğümüz zaman dünya tarihi içerisinde çok önemli bir yere sahip olan Roma Devleti'nin dini inancının da büyük bir önem oluşturduğu şüphesizdir. Biz de çalışmamızda Roma Devleti'nin Hristiyanlığın kabülünden önceki inancını incelemeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Roma, Din, Avrupa, İnanç, Yunan, Mısır, Hellen

DinDin algısıDin anlayışı+7
Murat Katar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu ordusu ve savunması

Yaklaşık olarak MÖ 900 ve MÖ 300 tarihleri arasında hüküm süren Urartu Devleti, merkezi Van olmak üzere, kuzeyde Ermenistan'ın Güneyi, batı da Malatya, güneyde Urumiye Gölü ve Doğu da Güney Azerbaycan'a kadar olan bölgede hâkimiyet kurmuştur.Savunma yapılarının kalitesi, ordusunun hareket kabiliyeti ve donanımıyla döneminin diğer güçlerine karşı uzun süre dayanabilen Urartular, özellikle güneyinde bulunan Asur Devletinden, askeri birçok alanda etkilenmişlerdir. Genel strateji olarak tahkimli yapılar; bölgenin ticaret yolları, verimli tarım arazileri ve maden yataklarıyla paralel olarak inşa edilmiş ve bu bölgelerin kontrolü sağlanmıştır.Urartu askeri teşkilatlanması incelenirken, genel literatür taraması yapılmış, Urartu ve Assur çivi yazılı belgeleri, bronz işlemeli eserler ve taş kabartmalar ayrıntılarıyla incelenmiş ve döneminin diğer askeri oluşumlarıyla karşılaştırmalar yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Urartu, Savunma, Kale, Garnizon, Ordu, Strateji, Silahlar

Askeri yönetimAskerlerEski Çağ tarihi+6
İlter Tanrıverdi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Ön Asya ve Mısır'da idari ve askerî teşkilat

Eski Ön Asya yani Mezopotamya ve Anadolu'yu içine alan bölge ile Mısır toprakları birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bu nedenle pek çok defa araştırmalara konu olmuş önemli coğrafyalardır. Sözünü ettiğimiz bu bölgelerin idari ve askerî açıdan şekillenmesi tarım ağırlıklı faaliyetlerle ve sonrasında artı ürün olarak adlandırılan fazla ürünlerin ortaya çıkmasıyla ticari faaliyetlerin de başlamasıyla olmuştur. Günümüzde hala önemini korumaya devam eden Eski Ön Asya ve Mısır medeniyet sahaları geçmişlerinden aldıkları bilgi ve birikim sayesinde sonraki dönemlerde de dünyaya yön vermeye ve birçok açıdan örneklik teşkil etmeye devam edegelmişlerdir. Mezopotamya ve Anadolu medeniyetleri fiziki açıdan birbirlerine yakın olmaları ve doğal olarak birbirlerinden etkilenmeleri sebebiyle idari ve askerî açıdan da etkileşim halinde olmuşlardır. Özellikle Mezopotamya medeniyetlerinden olan Sümerler, kendisinden sonra gelen birçok medeniyeti etkilemiş ağırlıklı olarak da tarım, ticaret, bilim ve kültür alanında yürüttükleri faaliyetlerle ve yönetim alanında da yaşanan gelişmeler sayesinde öncü bir medeniyet konumuna yükselmeyi başarmışlardır. Hem Anadolu'da hem Mısır'da hem de Mezopotamya'da şehir devletleri şeklinde yönetmekten kaynaklanan bazı idari ve askerî sorunlar yaşandığı görülmüştür. Fakat tüm şehir devletleri üzerinde hâkimiyet kuran yöneticiler bu sorunları çözmeyi başarmışlardır. Medeniyet sahalarında, zamanla sınırların değişmesi ve egemenlik alanlarının genişlemesiyle beraber idari ve askerî alanda daha düzenli ve sistemli yöntemler geliştirilmiş ve bu gelişmeler bölgede sonradan ortaya çıkan devletlere de örnek teşkil etmiştir. Anahtar Kelimeler: Eski Ön Asya, Mısır, İdari Teşkilat, Askerî Teşkilat

Özal Başbay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kenanilerden Roma hakimiyetine kadar Eski Çağ'da Kudüs

Bu araştırmanın amacını Kenanilerden Roma İmparatorluğuna kadar Kudüs şehrinin, coğrafi, siyasi, dini ve mimari açıdan incelenmesi oluşturmuştur. Eski çağlardan günümüze kadar varlığını sürdüren Kudüs şehrinde yerleşik hayatın varlığı Bronz çağının başlarına dayanmaktadır. Şehrin ilk sakinleri Sami ırkından gelenKenanilerdir. Yahudilerin devletleşme süreci Kral Davut döneminde olmuş ve daha sonra oğlu Süleyman'ın krallığı döneminde Yahudiler altın çağını yaşamışlardır. Kudüse dini bir özellik yüklemek amacıyla Süleyman Tapınağını yapan Kral Süleyman'ın ölümünden sonra ülke ikiye bölünmüştür. Babillerin saldırıları sonucunda taıpınağın yıkılmasıyla I.tapınak dönemi sona ermiştir.. MÖ 597'de Yahudilerin Babile sürgün edilmeleriyle Kudüs, Babillilerin hakimiyeti altına girmiştir..Tarihte Babil sürgünü olarak geçen bu olay Perslerin Babilleri yıkması ile sona ermiştir. Yahudiler yarım asırdan fazla kaldıkları Babilden aşamalı olarak Kudüse geri dönmeleri Pers Kralı Kyrus'un Babildeki Yahudiler içinfFerman yayınlatarak ülkelerine geri dönmelerine izin vermesi sonucunda gerçekleşmiştir. .Yıkılan Tapınağın yeniden inşa edilmesiyle de İkinci Tapınak dönemi başlamıştır. Kudüs'te Pers hakimiyetinde varlıklarını devam ettiren Yahudiler, Büyük İskenderin Doğu seferinden sonra Perslerin hakimiyetinden çıkıp Hellen hakimiyetine girmişlerdir. Kudüs'te Hellenizmin etkileri görülürken İskenderin ölümüyle yönetimi komutanları devralmıştır. Önce Ptolemylerin hakimiyetine giren Kudüs daha sonra ise Slevistler tarafından yönetilmişlerdir. Grek kültürünü istemediklerinden dolayı Yahudiler tarafından çıkarılan isyanlardan en etkili olanı Haşmonay ailesinin çıkarmış olduğu isyandır ve sonuçta bağımsız bir Yahudi krallığı kurmayı başarmışlardır.Fakat büyük bir güç olarak coğrafyada varlığını gösteren Roma imparatorluğu tarafından M.Ö. 63 yılında Kudüs işgal edilmiştir ve şehir uzun yıllar Roma idaresinde kalmıştır.

Sema Sezer Emre
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors