Acceptance and use of technology model
114 theses under this subject heading
Mobil bankacılık kullanım niyetlerinin incelenmesi (Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği)
Teknolojik gelişmeler ve müşteri tercihlerindeki değişikliklerin sonucu olarak artan rekabet, bankaların varlıklarını korumak ve rekabet avantajı elde etmek için yeni stratejiler geliştirmelerine yol açmıştır. Bu durum dolayısıyla günümüz rekabet piyasasında ayakta kalmak isteyen bankaların mobil bankacılık uygulamalarını müşterilerinin hizmetine sunmasına sebep olmuştur. Bu çalışma, Teknoloji Kabul Modeli (TAM) ve Planlı Davranış Teorisi'ni (TPB) temel alarak mobil bankacılığın benimsenmesine ilişkin anlayışımızı genişletmeyi amaçlamaktadır. Bu sebeple araştırma kapsamında birincil veri Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören lisans öğrencilerinden toplanmıştır. Çevrimiçi anket yöntemiyle nihai olarak 310 veri elde edilmiştir. Veriler frekans analizleri, tanımlayıcı istatistikler, faktör ve güvenilirlik analizleri, korelasyon ve regresyon analizleri ve fark testleri ile incelenmiştir. Bulgular, mobil bankacılık kullanım niyetinin mobil bankacılığa yönelik tutum ile kolaylık ve kullanışlılıktan etkilendiğini göstermiştir. Tutumun en büyük yordayıcısı kolaylık ve kullanışlılıktır. Algılanan risk, algılanan güveni ve kolaylık ve kullanışlılığı olumsuz etkilerken, algılanan güven değişkeni kolaylık ve kullanışlılığı ve tutumu olumlu olarak etkilemektedir. Demografik faktörlere bakıldığında algılanan risk ve algılanan güven değişkenlerinin öğrencilerin yaş grupları, okudukları fakülte ve bölüm, öğrencilerin okulda geçirdikleri yıl ve sınıfları ve öğrencilerin gelir seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği ancak kadın ve erkek öğrenciler arasında istatistiksel olarak bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörler: Bir yol analizi çalışması
Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırma, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli (TKKBM) kapsamında yapılan bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımları; algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, davranışsal niyet, kaygı, kullanıma yönelik tutum, kolaylaştırıcı durumlar, algılanan eğlence, mesleki uygunluk, öz yeterlik, zorlaştırıcı durumlar ve yaş, öğrenim durumu, hizmet öncesi/içi eğitim alma durumu ve mesleki deneyim değişkenleri ile incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında devlet okulları ve özel okullarda görev yapmakta olan 442 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak ¨Erken Çocukluk Eğitiminde Teknoloji Kullanımı¨ anketi ve ¨Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği¨ kullanılmıştır. Araştırmanın analizleri LISREL sürüm 8.8 ve SPSS sürüm 24 paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilişkiye yönelik hipotezlerinin test edilmesinde Yol Analizi tekniği kullanılmıştır. Yol Analizi sonuçları test edilen kuramsal modelin kabul edilebilir uyum indekslerine sahip olduğuna işaret etmektedir. Araştırmanın bulgularına göre önerilen modelde; okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanıma yönelik tutumlarının %75 oranında algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence ve mesleki uygunluk değişkenleriyle açıklandığı belirlenmiştir. Teknoloji kullanımına yönelik davranışsal niyetleri ise %72 oranında kullanıma yönelik tutum, algılanan eğlence, mesleki uygunluk ve kaygı değişkenleriyle açıklanmaktadır. Kolaylaştırıcı durumlar, zorlaştırıcı durumlar, davranışsal niyet ve kullanıma yönelik tutum değişkenlerinden araştırmanın bağımlı değişkenleri olan teknoloji kullanım sıklığı ve teknoloji kullanım süresine olan yol katsayılarının ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: okul öncesi, okul öncesi öğretmenler, teknoloji, teknoloji kabul ve kullanım birleştirilmiş modeli, yol analizi
Effect of mobile marketing services on customer's mobile marketing acceptance
Marketing has been a never-ending topic of research for many years, and while throughout all these years, it might have changed its shape and form, marketing will still continue to strive and be discussed about as long as there are businesses willing to work and create things and customers and consumers willing to use their products and services. With the latest advancement of mobile devices that have become more personalized and more sophisticated in the recent years, businesses have taken a keen interest in these medium and how it can be utilized for marketing purposes. With the help of the technology advancements, and the availability of wireless Internet, Wi-Fi, GSM, Bluetooth, and many others, it opened up new paths for new mobile marketing services that are more customer centric and has thus helped shaped a new era of marketing and advertising. This study will focus on analyzing whether mobile marketing services such as those via SMS, social media, and mobile applications, have any impact in whether individuals are more prone to accept mobile marketing or not. To get a better understanding of this, a study was conducted using Bosnia and Herzegovina as the population sample, and their demographic variables, such as gender, age, residence type, education level, and monthly income were used as the primary variables that would guide the results of the study. Bosnia and Herzegovina was used as the sample for it is a developing country with a love for technology, but lacking in terms of customer and business relationships. Marketing done by the companies in this country is seen as a form of raising awareness that a product or service exists, but is not catered towards the needs and wants of potential customers. As such, it was chosen as a country of interest and thus an online questionnaire was conducted, through which a sample population of 422 individuals and their opinions was gathered and analyzed using several statistical programs.
Teknoloji kabul modeli kapsamında tüketicilerin mobil (TV) uygulamalara karşı tutumlarının davranışsal niyetine etkisi
Bilişim teknolojilerinde yaşanılan hızlı gelişmeler ve kullanım maliyetlerinin makul bir seviyeye gelmesi nedeniyle, internet kullanım yoğunluğunun sabit bilgisayarlardan mobil iletişim cihazı olarak adlandırılan yeni nesil akıllı telefon ve tabletlere kaymasına neden olmuştur. Bununla birlikte mobil cihaz ve uygulamalarının kullanıcısına sağladığı imkanlar tüketicileri neredeyse günün tamamında mobil olma durumuna getirmiştir. Bu fırsatı gören işletme ve firmalar, pazar paylarını artırmak, yeni ve daha fazla tüketiciye ulaşmak adına farklı mobil pazarlama eylemlerine yönelmişlerdir. Bunlardan biri de video akış hizmeti sunan mobil uygulamalardır. Bu çalışma, akıllı telefon ve/veya tablet üzerinden mobil uygulama kullanan tüketicilerin Netflix, PuhuTV vb. video akış içerikli mobil (TV) uygulamalara yönelik tutumlarını ve bunun davranışsal niyetine olan etkilerini teknolojik kabul modeli kapsamında araştırılması ve bu konuda bir model oluşturma çalışması amaçlanmaktadır. Araştırma, çevrimiçi mağazalar (Google Play, Apple Store ve Windows Phone) üzerinden akıllı telefon ve tablet yoluyla, mobil (TV) uygulamaları indirip kullanan Kocaeli ilindeki 537 katılımcı ile gerçekleştirilmiş ve birincil verilere anket yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS istatistiksel veri analizi paket programı ve AMOS yapısal eşitlik modeli analiz programı ile analiz edilerek ulaşılan bulgular değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre, duygusal değer ve algılanan kullanım kolaylığı, mobil (TV) uygulamasının benimsenmesinde algılanan fayda üzerinde iki temel belirleyicidir. Mobil (TV) uygulama kullananların kullanmaya yönelik tutumu üzerinde kilit rol oynayan algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığına kıyasla daha fazla etkiye sahiptir. Tüketicilerin, mobil (TV) uygulama kullanmaya yönelik tutumlarının ise davranışsal niyeti üzerinde oldukça güçlü bir etki oluşturmaktadır. Araştırmada ayrıca, aracılık etkisiyle ilgili bulgular değerlendirilmiş, algılanan kullanım kolaylığı bağımsız değişkeni ile kullanmaya yönelik tutum bağımlı değişkeni arasında algılanan fayda değişkeninin, kısmi aracılık görevi yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve teknoloji kullanım düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve eğitimde teknoloji kullanım düzeyleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Van ili Tuşba, İpekyolu ve Edremit merkez ilçelerinde ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki okullarda görev yapan 678 öğretmen ile yürütülmüştür. Verilerin toplanması sürecinde "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği", "Öğretmenlik Mesleğine Adanmışlık Ölçeği" ve "Öğretmenlerin Teknoloji Kullanım Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıda sunulmuştur: • Öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeyinin yüksek olduğu, cinsiyete göre kadınlar lehine anlamlı fark olduğu, 0-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenlerin adanmışlık düzeyinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. • Öğretmenlerin TPAB ve teknoloji kullanım düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. TPAB ve teknoloji kullanım düzeyi erkek öğretmenler, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri öğretmenleri ve 0-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler lehine anlamlı farklılık göstermektedir. • Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve eğitimde teknoloji kullanım düzeyleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu; teknolojik alan bilgisi, özverili çalışma, teknolojik bilgi ve teknolojik pedagojik alan bilgisi boyutlarının öğretmenlerin eğitim sürecinde teknoloji kullanmalarının anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir.
Algılanan yönetici desteği ve teknoloji kabul modeli: Kamu kurumlarında bir araştırma
Günümüzde teknolojik bilgi, araç ve imkânlarının kurumlar için önemi yadsınamaz. Teknolojik bilgi, araç ve imkânları kurumların verimliliğini artırarak vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesine katkıda bulunabilmektedir. Teknoloji kullanımının tam anlamıyla fayda sağlaması için öncelikle çalışanlar tarafından benimsenmesi gerekmektedir. Bu benimsenmenin sağlanmasında yönetimin desteğinin kritik bir faktör olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada, algılanan yönetici desteğinin çalışanların teknolojik bilgi, araç ve imkânlarını benimsemesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın amacı, kamu kurumlarının yapısı, toplumdaki ağırlığı ve işleyişi göz önünde bulundurularak teknolojinin bu kurumlar için ne kadar önemli olduğunu vurgulamak ve yönetici desteğinin kamu çalışanlarının teknolojiyi benimsemesindeki rolünü ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu Şırnak'ta faaliyet gösteren kamu kurumu çalışanlarına online olarak dağıtılmış ve 152 kişi ankete katılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, çalışanların algıladıkları yönetici desteğinin teknolojiyi kabul düzeyleri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Araştırmanın yöneticilere, kamu kurumlarında teknoloji kullanımının yaygınlaşması ve etkinleşmesini teşvik etmelerinde katkıda bulunacağı öngörülmektedir.
Endüstriyel satın almada dijital teknolojilerin kabulü: TAM ve TOE modelleri kapsamında havacılık sektöründe bir uygulama
Satın alma ve tedarik zincirinde kullanılan dijital teknolojiler, süreçlerin verimliliğinin artırılması, risklerin en aza indirilmesi, tasarruf sağlanması, şeffaf, güvenilir ve denetlenebilir bir süreç kurgulanması gibi önemli faydalar sunmaktadır. Söz konusu faydalara rağmen, satın almada dijital teknolojilerin kabulüne ilişkin tutum, bireylerin risk algısı ve teknolojinin özelliklerine yönelik değerlendirmeleri çerçevesinde farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada endüstriyel satın alma sürecinde dijital teknolojilerin kabul edilmesinde etkili olan unsurların Teknoloji Kabul Modeli (Technology Acceptance Model, TAM) ve Teknoloji-Organizasyon-Çevre modeli (Technology-Organization-Environment, TOE) kapsamında ortaya konması amaçlanmıştır. Bu çerçevede, göreceli avantaj, uyumluluk, karmaşıklık, algılanan risk ve organizasyonel yetkinlik değişkenlerinin algılanan fayda ve algılanan kullanım kolaylığı üzerindeki etkileri ile algılanan fayda ve algılanan kullanım kolaylığının tutum üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Veri, Türkiye'de havacılık sektöründe faaliyet gösteren ve satın alma süreçlerinde dijital teknolojileri aktif olarak kullanan işletmelerin satın alma birimlerinde çalışan 134 katılımcıdan anket yöntemiyle elde edilmiştir. Hipotezlerin test edilmesi amacıyla Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, uyumluluk, göreceli avantaj ve organizasyonel yetkinliğin algılanan kullanım kolaylığı üzerinde; algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan faydanın da tutum üzerinde pozitif etkilerinin olduğu ortaya konmuştur. Bunlara ek olarak karmaşıklığın algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan fayda üzerinde; algılanan riskin, algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan fayda üzerinde negatif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Digital democratization: the place of smart card readers in the 2019 general election in Enugu West Senatorial Zone, Enugu State, Nigeria
Nigeria's electoral malpractices since 1999 have reduced electorates' chances of changing government, leading to fraud accusations and a need for improvement. Post-election violence and tribunals have exacerbated these anomalies, highlighting the need for improvement in the electoral process. INEC must align electoral system with global innovations for digital democratization in Nigeria, addressing anomalies in previous elections. The study used Davis' Technology Acceptance Model for a cross-sectional survey in Nigeria, involving 255 electorates in the 2019 election, using mean and standard deviation. In 2019, Nigerian election utilized smart card readers, simplifying voting and promoting INEC's online presence, reducing double registration and accreditation issues. Keywords: Tribunal, INEC, Global innovation, Digital democratization, Electorate, Online, Accreditation
Teknoloji kabulü ve teknolojik yatkınlığın tüketicilerin dijital yayın platformlarını kullanım niyeti ve sıklığı üzerine etkileri
Bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) son yıllarda hızlı değişiklikler yaşamaktadır. Bu teknolojilerin işletmeler üzerindeki etkileri, firmaların iş yapma ve müşterileriyle iletişim kurma yöntemlerinin teknolojiyle bütünleşmesiyle birlikte artmaktadır. Benzer şekilde tüketicilerin de yaşamını olumlu yönde etkilemektedir. Bu yönüyle söz konusu teknolojik ürün ve hizmetlere olan talep de giderek artmaktadır. Ancak, yeni teknolojilerin sonuçları her zaman şirketleri ve tüketicileri olumlu etkilememektedir. Teknolojideki sürekli değişim ve gelişme, beraberinde kaçınılmaz olarak yeni riskler ve zorlayıcı durumlar getirmektedir. Teknolojik gelişmelerin ikili doğası, yeni fırsatların yanı sıra firmalar için yeni risk ve tehditlere de yol açmaktadır. Bu durum, tüketicinin teknolojik ürün ve hizmeti kabul davranışını da etkilemektedir. Bu nedenle, tüketicilerin teknoloji kabul davranışını etkileyen faktörlerin anlaşılması, işletmelerin de teknolojinin yarattığı tehditlerin üstesinden gelmesine ve yeni pazar fırsatlarını yakalamasına yardımcı olmaktadır. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı Türkiye'deki abonelik temelli dijital video (SVoD) platformları kullanıcılarının, Covid-19 salgını sürecinde SVoD platformlarını kullanmaya devam etme niyetini ve kullanım sıklıklarını etkileyen faktörleri incelemektir. Bu amaçla, kullanmaya devam etme niyetinin öncüllerini iki farklı perspektiften birleştiren kavramsal bir çerçeve geliştirilmiştir. Birleşik Teknoloji Kabulü ve Kullanımı Teorisi/Modeli 2'nin (UTAUT2) teknoloji merkezli bakış açısı ile Teknolojik Yatkınlık İndeksi 2.0'ın (TRI 2.0) birey merkezli yaklaşımı birleştirilerek, SVoD kullanmaya devam etme niyetinin çok yönlü şekilde incelenmiştir. SmartPLS 3.0 yazılımı ile kısmı en küçük kareler yöntemiyle yapısal eşitlik modellemesi analizi yapılmıştır. Sonuçlar, tüketicilerin SVoD platformlarını kullanmaya devam etme niyetlerinde etkili olan faktörlerin, Performans Beklentisi, Hedonik Motivasyon, Fiyat Değeri ve Alışkanlık olduğunu göstermektedir.
Proposal of a decision-making model for digital technology adoption: A blockchain case study
Blockchain Technology promises significant benefits in the scope of the supply chain and attracts the attention of both scholars and practitioners. In this direction, academic research on revealing the disruptive potential of Blockchain in supply chains' functional and structural dynamics is understandably increasing. However, despite the immense potential of technology and the academic and practical effort to accelerate its diffusion in supply chains, not much progress has been made in its industrial applications. Hence, the main shortcoming in the extant research is that the proposed adoption models are mostly conceptual, with low applicability. Notably, extant literature does not adequately address whether a firm should adopt Blockchain Technology, and therefore, in this study, the net value of adoption is introduced to fill this gap in the literature. The theoretical grounds of the proposed adoption decision framework lie in the technology-organization-environment framework and force field theory, while it represents a single numerical metric that uncovers "the net value" of Blockchain adoption for a particular enterprise. The suggested framework is further supported by dynamic capabilities and relational view theories. The proposed metric, the net value of adoption, is the computational difference between the expected benefits from the summation of the expected risks and adoption barriers. The research employs a two-step modified Delphi and DEMATEL-based Analytical Network Process (DANP) methodology.
Asayiş hizmetlerine yönelik bir teknoloji kabul modeli önerisi ve duruma dayalı eğitimlerin teknoloji kabulüne etkisi
Bu çalışmada, duruma dayalı eğitimlerin teknoloji kabulüne etkisinin incelenmesi ve asayiş hizmetlerinde çalışan personelin teknoloji kullanım davranışını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda "Teknoloji Kabul Modeli 3" temel alınarak, sekiz faktörden oluşan bir model önerilmiştir. Önerilen model 371 kişilik çalışma grubu üzerinde "Kişisel Bilgi Formu" ve "Teknoloji Kabul Ölçeği" veri toplama araçları kullanılarak test edilmiştir. Araştırma soruları ve hipotezler t-testi, varyans analizi ve yapısal eşitlik modellemesinden yararlanılarak analiz edilmiştir. Açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre önerilen modelin uygun faktör yapısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Model faktörleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Davranışsal niyet üzerinde algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, öznel norm ve algılanan zevk faktörlerinin anlamlı etkisi vardır. Araştırmanın demografik değişkenlerinden biri olan eğitim düzeyi ile davranışsal niyet faktörü arasında anlamlı ilişki vardır. Teknolojik cihazları kullanım sıklığı, kullanım kolaylığı faktörü ile teknoloji kullanım becerisi ise algılanan fayda, kullanım kolaylığı ve davranışsal niyet faktörleri ile anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Meslek içi bilgilendirme eğitimlerinin teknoloji kabulüne etkisi ön-test ve son-test kontrol gruplu deneysel araştırma deseni ile incelenmiştir. Meslek içi bilgilendirme eğitimleri, uygunluk faktörü hariç, teknoloji kabul faktörlerini anlamlı olarak etkilemektedir. Duruma dayalı öğretim yöntemi ise anlatım yöntemine göre algılanan fayda üzerinde anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Öğretim yönteminin yaş ve mesleki deneyim süresi ile davranışsal niyet üzerinde ortak etkisi bulunmaktadır. Bu araştırma, eğitimin teknoloji kabulü üzerinde önemli etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda kurumların, yeniliğin kabulü, benimsenmesi ve yayılımı sürecinde personeline çeşitli formlarda eğitimler vermesi önerilmektedir.
Üniversite öğrencilerinin öğrenme nesneleri kullanımlarının öğrenme nesnesi kabul modeline göre incelenmesi
2000'li yıllardan bugüne çevrimiçi öğrenme ortamlarındaki gelişmelerle birlikte, yükseköğretim kurumları e-öğrenme ortamlarında, önemi günden güne artan öğrenme nesnelerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme ortamlarının öğretim materyalleri olan öğrenme nesnelerini kullanma eğilimlerine etki eden değişkenleri tespit etmek ve bu değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri incelemektir. Çalışma grubu 427 üniversite birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Lau ve Woods (2008a) tarafından geliştirilen Teknoloji Kabul Modelinin (Davis, 1989) genişletilmiş versiyonu olan Öğrenme Nesnesi Kabul Modeli-ÖNKM (Learning Object Acceptance Model - LOAM) Türkçe'ye uyarlanarak araştırmada kullanılmıştır. Araştırma kapsamında Türkçe'ye uyarlanan ölçeğe ilişkin bulgular incelendiğinde, Öğrenme Nesnesi Kabul Ölçeği'nin (ÖNKÖ), 35 madde ve 7 faktörden oluştuğu bulunmuştur. ÖNKÖ; "pedagojik kalite", "teknik kalite" ve "içerik kalitesi" harici değişkenleri ile "yarar algısı", "kullanım kolaylığı algısı", "davranışsal niyet" ve "gerçek kullanım" asıl değişkenlerinden oluşmuştur. Ölçeğin genel Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,93 olarak elde edilmiştir. Araştırma modeli Lisrel 8.0 kullanılarak oluşturulan yapısal eşitlik modeli (YEM) ile sınanmıştır. Araştırmanın bulguları, yarar algısının doğrudan ve kullanım kolaylığı algısının dolaylı olarak öğrenme nesnelerinin kullanım niyetinin belirleyicileri olduğunu göstermektedir. Kullanım kolaylığı algısının, öğrenme nesneleri kullanımı için doğrudan niyet üzerinde bir etkisi olmadığı görülmektedir.
Endüstri 4.0 sürecinin teknoloji kabul modeli ve teknolojik yatkınlık endeksi çerçevesinde davranışsal açıdan incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı Parasuraman'a ait Teknolojik Yatkınlık Endeksi ile Davis'e ait Teknoloji Kabul Modeli'ni birbiriyle ilişkilendirerek Endüstri 4.0'ı oluşturan bileşenlerin insan davranışlarıyla ilişkisini gösterecek bir çalışma yapmaktır. Endüstriyel ve teknolojik devrimlerin tarihsel akışı göz önünde bulundurularak Endüstri 4.0 kavramı tartışılmış ve söz konusu dördüncü sanayi devriminin başarıya ulaşmasında önemli bileşenler olarak kullanılan nesnelerin interneti, siber-fiziksel sistem, büyük veri ve veri analitiği, bulut sistemler, 3D yazıcılar, siber güvenlik ve akıllı fabrikalar hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Ayrıca, Endüstri 4.0 konusunda literatürün mevcut durumunu anlamak üzere bir literatür taraması yapılmıştır. Araştırma sonuçları hem iş dünyasının hem de ilgili literatürün Endüstri 4.0 konseptine olan ilgisinin giderek arttığını göstermiştir. Ancak, Endüstri 4.0'ın davranışsal boyutunu inceleyen çok az sayıda araştırma olduğu görülmüştür. Literatür taramasının devamında Teknoloji Yatkınlık Endeksi ve Teknoloji Kabul Model'inin kullanıldığı araştırmalar incelenmiş ve bu araştırmada kullanılmaya uygun modeller oldukları görülmüştür. Analizde söz konusu bileşenlerin Endüstri 4.0 bileşenleri ölçebilme seviyeleri doğrudan ve aracı etkileri ölçülmüştür. Araştırmanın sonucunda Teknoloji Yatkınlık Endeksinin bir bütün olarak Endüstri 4.0 bileşenlerini hem direkt olarak hem de Algılanan Kullanım Kolaylığı üzerinde aracı değişken olarak etkilediği görülmüştür. Çalışmanın devamında bileşenlerin tek tek direkt ve aracı etkileri ölçülmüş sonucunda ise Teknoloji Yatkın Endeksi'nin bileşenlerinden olan güvensizlik haricinde kalan boyutların da Endüstri 4.0 bileşenlerine karşı algılanan faydanın direkt olarak daha yüksek olduğu bununla birlikteyse bileşenlerinin algılanan kullanım kolaylığının da daha yüksek olarak algılandığını ve bunun da aracı değişken olarak algılanan faydalarını da arttırdığı anlaşılmıştır. Çalışmanın kısıtları göz önünde bulundurularak gelecekte yapılacak araştırmalara yol gösterebileceği düşünülmektedir. Ayrıca reel sektördeki yöneticiler için de çalışanlarını motive etmeleri ve uygun görevlere yerleştirmeleri açısından faydalı olacağı düşünülmektedir.
Teknoloji kabul modeli ölçeğinin Türkçeye uyarlanması: Geçerlik güvenirlik çalışması
Amaç: Bu araştırmanın amacı; Teknoloji Kabul Modeli Ölçeği (Technology Acceptance Model Scale)' nin Türkçe geçerli ve güvenilir bir araç olup olmadığını araştırmaktır. Yöntem: Metadolojik tipte olan çalışma, bir üniversite hastanesinde Mart 2019- Ağustos 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Örneklemi çalışmaya katılmayı kabul eden 253 hemşirenin oluşturduğu bu çalışmada veriler Teknoloji Kabul Modeli Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmadaki verilerin geçerliğinin değerlendirilmesinde dil, kapsam ve yapı geçerliği ve güvenirliğinin değerlendirilmesinde ise test tekrar test ve iç tutarlılık analizi yapılmıştır. Bulgular: Teknoloji Kabul Modeli Ölçeği'nin dil geçerliği için çevirisi yapılmıştır. Kapsam geçerliği için 14 uzmandan görüş alınmış ve kapsam geçerlik indeks değerlerinin 0,80–1,00 arasında değiştiği bulunmuştur. Yapı geçerliğini sağlamak için Doğrulayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Elde edilen değerlere göre RMSEA 0.068; NFI 0.91; CFI 0.949; χ2/df ise 2.176'dır. Ölçeğe iki hafta arayla test tekrar test analizi yapılarak zamana göre değişmezliği değerlendirilmiştir. Bu analizde Pearson Momentler Çarpımı korelasyon katsayısı sonucuna anlamlı bir uyum olduğu gözlenmiştir (r:0.926, p:0.001). Sonuç: Teknoloji Kabul Modeli Ölçeği Türk toplumunda kullanılması için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Anahtar Kelimeler; Bilişim, elektronik sağlık kaydı, algılanan yararlılık, algılanan kullanım kolaylığı, geçerlik, güvenirlik
Değer yaratma sürecinde nesnelerin interneti olgusu, bağlılık ve güvenirlilik etkileşimi: Ankara ilinde bir araştırma
Pazarlamanın temel amacı üstün müşteri değeri yaratmaktır. Bu nedenle işletmeler yaptıkları her işte müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak müşterilere değer yaratıp sadık müşteri elde etmek istemişlerdir. İşletmeler bunu daha iyi ve daha kolay yapabilmek için değişik teknolojilerden yararlanmışlardır. Günümüzde dijital teknolojiler alanındaki hızlı gelişme, İnternet ve bununla beraber Nesnelerin İnterneti'nin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu gelişime paralel olarak içinde insanları taklit eden teknolojilerinin de bulunduğu pazarlama 5.0 dönemine geçilmiştir. Pazarlamanın temel görevinin tüketici değeri yaratmak olması nedeniyle, bu çalışmanın konusu değer yaratma süreci ve bu süreçte kullanılan Nesnelerin İnterneti teknolojisinin değer ve bağlılığa etkisi seçilmiştir. Yapılan çalışmada Nesnelerin İnterneti giyilebilir teknolojilerinden biri olan yeni nesil akıllı saatler ele alınmıştır. Çalışmanın temel amacı, bir Nesnelerin İnterneti örneği olarak akıllı saatlerin kabul boyutlarının algılanan değer ve bağlılık ile güven etkileşimini incelemektir. Buradan hareketle yeni nesil akıllı saat kabul boyutları olan, üstün işlevsellik, estetik cazibe, kullanım kolaylığı, teknoloji katılımı, hedonik motivasyon, sosyal etki ve gizlilik riskinin algılanan toplam değer üzerindeki etkisini ve boyutların tüketici bağlılığı ve güvenilirlik ilişkisini belirlemek, Nesnelerin İnterneti olgusunun algılanan değer, güvenilirlik bağlılık ilişkisinde algılanan değerin ve algılanan güvenin aracılık etkisini tespit etmektir. Araştırma kapsamında, çevrimiçi yöntem ile 202 yeni nesil akıllı saat kullanıcısına anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, IBM SPSS, IBM AMOS ve PROCESS yazılım programları kullanılmıştır. Analiz yapılırken veriler, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi ile test edilmiştir. Bu analizler sonucunda, yeni nesil akıllı saat boyutlarından teknolojik işlevselliğin ve estetik cazibenin algılanan toplam değer üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu, buna karşın yeni nesil akıllı saat boyutlarından hedonik motivasyon, sosyal etki ve gizlilik riskinin algılanan toplam değer üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Yeni nesil akıllı saat kabul boyutlarının bağlılık üzerine etkisinde algılanan toplam değerin kısmi aracılık etkisi olduğu, yeni nesil akıllı saat kabul boyutlarının algılanan toplam değer üzerine etkisinde algılanan güvenin kısmi aracılık etkisi olduğu, algılanan toplam değerin bağlılık üzerine etkisinde algılanan güvenin kısmi aracılık etkisi olduğu ve algılanan güvenin bağlılığa etkisinde algılanan toplam değerin kısmi aracılık etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nesnelerin İnterneti, Algılanan Değer, Teknoloji Kabul Modeli, Akıllı Saat, Güven, Bağlılık.
Gastronomi 4.0 uygulamalarının tüketicilerin yiyecek - içecek satın alma eğilimlerine etkisi: Teknoloji kabul modeli ile incelenmesi
Yiyecek içecek sektöründe gerek işletmelerin ürün veya süreçlerin iyileştirilmesi için gerekse tüketicilerin bu ürün ve imkanlara ulaşması için kullanabilecekleri endüstri 4.0 devriminin sunduğu; nesnelerin interneti, üç boyutlu yiyecekler, bulut bilişim, büyük veri, artırılmış gerçeklik, görüntüleme sistemleri, otomasyon, siber güvenlik ve robot teknolojileri Gastronomi 4.0 olarak adlandırılmaktadır. Bu teknolojilere yönelik uygulamalar sektörde her geçen gün daha sık görülebilmektedir. Sürekli gelişim ve değişim gösteren bu teknolojilerin tüketiciler açısından ne ifade ettiğinin belirlenmesi de oldukça önemlidir. Bu doğrultuda araştırmada Gastronomi 4.0 kapsamındaki uygulamaların tüketicilerin yiyecek içecek satın alma eğilimleri üzerindeki etkisini teknoloji kabul modeli ile ölçmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılmıştır. Veriler Eskişehir'deki Gastronomi 4.0 unsurlarından en az birini kullanan restoranlardaki 481 tüketiciden anket tekniğiyle toplanmıştır. Toplanan veriler demografik analizler, geçerlilik güvenirlik, açıklayıcı faktör analizi (AFA) ve yapısal eşitlik modellemesi (YEM) analizlerine tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları, Gastronomi 4.0 uygulamalarından 3 boyutlu yazıcılar, arttırılmış gerçeklik, bulut bilişim teknolojileri ve robot teknolojiler boyutlarının teknoloji kabul modeli üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu; arttırılmış gerçeklik ve robot teknolojileri boyutlarının satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve teknoloji kabul modelinin satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırmada, Gastronomi 4.0 uygulamalarından artırılmış gerçeklik ve robot teknolojileri boyutlarının ise aracılık etkisi bulunmuştur.
EFL instructors' behavioural intentions and perceptions regarding the use of gamification tools
This study aims to investigate the factors affecting EFL instructors' behavioural intention to use gamification tools, and their perceptions about using gamification tools in their classroom practices in an English Preparatory Program at tertiary level. The study was conducted with 75 EFL instructors working at the English Preparatory Program in a foundation university in Istanbul, Turkey. The study examined the effects of demographic factors such as age, and factors of Technology Acceptance Framework (TAM) on instructors' behavioural intentions to use gamification tools. In this mixed methods study, both quantitative and qualitative data were collected to ensure the reliability of the study. Quantitative data were collected through TAM questionnaire and qualitative data were collected through e-mail interviews with 11 instructors who had participated in the survey. The findings of the study demonstrated that instructors have high levels of behavioural intention to use gamification tools in their lessons. Factors such as perceived usefulness and attitude had a significant positive correlation with behavioural intention, and these two factors affected behavioural intention significantly. On the other hand, although factors such as, perceived self-efficacy, perceived enjoyment and perceived ease of use had a positive correlation with behavioural intention, they did not have a significant direct or indirect effect on behavioural intention. The findings demonstrated that instructors had positive perceptions about gamification tools; however, they experienced some challenges that are needed to be addressed. Finally, pedagogical implications and suggestions were provided for further studies that aim to improve the effectiveness of gamification in educational settings.
Kullanımlar ve doyumlar teorisi bağlamında kullanıcıların sosyal medyada reklam izleme davranışına ilişkin bir model önerisi
İletişim, medya ve reklamcılık insanlık yeni keşifler ortaya koydukça gelişmekte ve dönüşmektedir. Güncel pratiklerde iletişim mecralarının yapısı ve kullanım nedeni, reklamların kullanıcıya ulaşma biçimini etkileyerek tutum, davranışsal niyet ve davranışın belirleyici unsurları arasında yer almaktadır. Bu çalışma ile sosyal medyada yayınlanan reklamların, sunulduğu ara yüz gereği ortaya çıkan yapısal etkileri ve kullanıcının reklamla karşılaştığında nasıl bir tatmin elde ettiğine ilişkin nedenleri ortaya koymayı amaçlayan bir model önerilmektedir. Araştırmanın ana çerçevesini oluşturan model, Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi (Katz, Blumler, Gurevitch, 1974) ve Teknoloji Kabul Modeli (Davis, 1986) temel alınarak oluşturulmuş ve kantitatif bir araştırma yürütülerek yapısal eşitlik modeli yöntemiyle analiz edilmiştir. Çevrimiçi anket yöntemiyle, sosyal medyada daha önce reklam izlemiş olma ön koşulu karşılayan 305 kişiden toplanan veriler sonucunda sosyal medya kullanıcılarının reklamla karşılaştığı mecra ara yüzünün kullanışlılığının ve mecradan edinilen kullanım ve doyuma yönelik tatminin reklama yönelik tutum, niyet ve davranışta değişikliğe yol açtığı tespit edilmiştir.
Finansal okuryazarlığın finansal teknoloji kullanımına etkisinin teknoloji kabul modeli açısından değerlendirilmesi
Dünyada hızlı teknolojik değişimler ve bununla gelişen yeni teknolojiler sayesinde insanlar daha hızlı ve güvenilir bir şekilde işlemlerini gerçekleştirecektir. Gelişen teknoloji birçok sektörü de etkilemektedir. Bu sektörlerin başında bankacılık yer almaktadır. Özellikle gelişen teknoloji ile birlikte finansal anlamda artan maliyeti azaltmakta ve ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Finansal alanda artan ürün çeşitliliği ve buna bağlı olarak birçok işlemlerin online olarak gerçekleşmesinden dolayı bireylerin finansal okuryazarlık seviyelerinin ne düzeyde olduğu çok daha önemli hale gelmiştir. Bununla birlikte fintech şirketleri de ortaya çıkmıştır. Türkiye fintech ekosisteminde fintech aktif olarak faaliyet göstermektedir. Bankacılık özelinde incelediğimiz de artık müşterilerin kullanmış olduğu mobil bankacılık sayesinde bireyler tüm tahsilat işlemlerini, uzaktan hesap açılışlarını, kredi taleplerini, diğer bankalarda bulunan hesaplarını aynı mobil bankacılıktan takip edebilmeyi gibi birçok olanağa sahip olmaktadır. Bu sayede bankalarda bu noktada geleneksel bankacılığın dışına çıkarak danışman olarak hizmet vermeye başlamıştır. Ülkemizde bankalardan hizmet alan müşteriler finansal hizmet sunan kişiler tarafından yüz yüze hizmet almayı tercih etmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biride finansal okuryazarlık seviyelerinin düşük olmasından dolayı finansal teknoloji ürünlerinin sağlıklı bir şekilde kullanımına eğitim seviyesinin düşük olduğunu söyleyebiliriz. Burada bankalar fintech ürünleri ile müşteri ihtiyaçlarını dikkatli bir şekilde incelemeli ve bireylere sadece sohbet robotları ile değil birebir de etkili bir iletişim kurmalıdır. Örneğin bunu hizmetleri ile hızlı bir şekilde iletişim kurulabilir. Bu çalışmada İstanbul ilinde özel banka müşterilerinin finansal teknoloji kullanımını teknoloji kabul modeli ile açıklamak ve bu modelde finansal okuryazarlığın etkisini ölçmektedir. Araştırma da finansal okuryazarlık teknoloji kabul modelinde gerçekleşen davranışı etkilediği tespit edilmiştir. Finansal okuryazarlığın alt boyutlarında sözleşme metni bilinirliği ve riskten kaçınma gerçekleşen davranışı etkilediği tespit edilmiştir. Diğer alt boyutlarda anlamlılık tespit edilmemiştir. Demografik faktörlerde cinsiyete göre incelediğimizde kadınların erkeklere göre finansal okuryazarlık seviyelerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda elde edilen bulgulara istinaden banka müşterilerinin finansal teknoloji ürünlerinin kullanımın artmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal okuryazarlık, Fintech, Teknoloji Kabul Modeli
Pandemi sürecinde ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlikleri, e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları, teknoloji kabul düzeyleri ve uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmada pandemi sürecinde ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlikleri, e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları, teknolojiyi kabul düzeyleri, uzaktan eğitime yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısından incelenmiş ve bu değişkenler arasındaki ilişki ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Uşak ili ve ilçelerinde görev yapan uygun örnekleme yöntemiyle seçilmiş 108 ortaokul matematik öğretmeni katılmıştır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeylerini belirlemek için "Dijital Okuryazarlık Öz Yeterliliği Ölçeği", e-öğrenmeye hazırbulunuşluklarını belirlemek için "E-öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği", teknoloji kabul düzeylerini belirlemek için "Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği" ve uzaktan eğitime yönelik tutumlarını belirlemek için "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada veri analizi için betimsel istatistikler, ilişkisel örneklemler için t testi, tek faktörlü varyans analizi ve çoklu korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlik düzeylerinin, e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinin, teknoloji kabul düzeylerinin yüksek düzeyde ve uzaktan eğitime yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin ölçeklerden aldığı puanlar ile cinsiyet, mesleki kıdem ve uzaktan eğitim ile ilgili eğitim alma durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlikleri ile e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde, teknoloji kabul düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmişken uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında negatif yönde düşük ilişki vardır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları ile teknoloji kabulleri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki varken uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Ortaokul matematik öğretmenlerinin teknoloji kabulleri ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında pozitif yönde düşük bir ilişki vardır. Bu sonuçlar ışığında bazı önerilerde bulunulmuştur.
Adoption and use of learning management systems in education: The role of playfulness and self-management
This dissertation investigates the factors affecting primary and secondary education teachers' behavioral intention to adopt Learning Management Systems (LMSs). In addition, a study that aims to establish the relationship between variables to determine the faculty members' current use and attitude towards Learning Management Systems in Turkish universities is included. Information technology (IT) innovations have the power to change the way we work, we educate, we learn and basically the way we live. Effect of IT innovations on education makes it critical to understand the current usage situation of LMSs and the factors affecting their adoption by teachers. Instructors' evaluation of different daily tasks that can be done via LMSs were used as external factors to see their effect on faculty members' perception and usage intention of LMSs. Unified theory of acceptance and use of technology (UTAUT) was extended with factors from education and game based learning literature. In order to see the effect of individual and organizational level characteristics, multi-group structural equation modelling (SEM) analysis were conducted and discrepancies in relationships were reported. Evaluation of users and non-users and teachers of different fields were also compared to each other. Findings of this study not only contribute to theory through the development and testing of a thorough model relating technology features and individual characteristics to behavioral intention to use but also strong implications for practitioners who would like to increase LMS usage and create a more effective learning environment.
Facing artificial intelligence from simple product recommendations to complete lifestyle design
The late expeditious development of Artificial Intelligence (AI) contains both appreciations and concerns in regard of its potential. Nevertheless, despite all its technological potential, its future also depends on how much people will acknowledge it. This study takes a marketing perspective and presents a contribution by offering answers, explanations and predictions regarding AI acceptance in consumption domain. The study investigates insights of consumers' AI acceptance by taking a well-known and familiar AI application as an example, recommendations at online shopping. With the help of a unifying methodology including an experiment and a survey, AI acceptance is challenged at a comparison to a Human advisor together with the presentations of the reasons behind, and a future projection. Results indicate that in such a challenge AI is behind a Human advisor. AI is attributed with lower trust, both at cognitive and emotional dimensions. In addition, in adopting the recommendation, whereas for Human advisor emotional trust is as crucial as cognitive trust, for AI condition emotional trust becomes insignificant. In terms of functionality, the recommendation received from AI is perceived as being less useful, and the process of receiving the recommendation is evaluated as less transparent. Lastly, results regarding an enhanced AI competence, mimicking a projection of the future, showed that the differentiation between AI and Human advisors observed at previous steps remain consistent.
Öğretmenlerin teknolojik kabullerini yordayan değişkenler
Toplumların teknolojiye entegrasyonları arttıkça, bireylerin teknolojiyi kullanma ve kabul düzeylerini belirlemek önem kazanmaktadır. Bu amaçlar ortaya atılan teknoloji kabul modelleri bulunmaktadır. Son yıllarda eğitim ortamlarında teknoloji kullanmanın önemi arttıkça, öğretmenlerin teknolojik kabullerinin belirlenmesine yönelik ortaya atılan modeller de bulunmaktadır. Urşavaş, Şahin ve Mcilroy'un (2014) öğretmenlerin teknolojik kabullerini belirlemek için ortaya konulan model; planlı davranış kuramı, sebepli davranış kuramı, teknolojik kabul modeli, yeniliğin yayılımı kuramı, ayrıntılandırılmış planlı davranış kuramı, sosyal bilişsel kuram ve motivasyon kuraları gibi pek çok kuram ve modelden yararlanmaktadır. İlgili model, öğretmenlerin teknolojik kabullerini ölçmek amacıyla algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence, kaygı, davranışa yönelik niyet, uygunluk, teknolojik karmaşa, öznel norm, kolaylaştırıcı durumlar, kullanıma yönelik tutum ve özyeterlik olmak üzere 11 boyuttan oluşmaktadır. Özellikle hali hazırda görev yapan öğretmenlerin teknolojik kabullerinin belirlenmesi, eğitim ortamlarında teknolojinin etkin şekilde kullanılabilmesi ve bu sürece ilişkin kolaylaştırıcıların ve engellerin belirlenmesi açısından önemlidir. Bu gereksinimlerden yola çıkarak bu çalışmasının amacı, ortaokul öğretmenlerinin teknoloji kabullerini yordayan bazı değişkenleri ortaya koymak amaçlanmaktadır. Alan yazın incelendiğinde demografik değişkenlerden cinsiyet yaş ve hizmet yılı, bilişim teknolojileri okuryazarlığı ve kendi algılarına göre bilgi teknolojileri kullanım düzeyleri yordayıcı değişkenler olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada nicel yöntemlere dayalı olarak, tarama çalışması türünde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada Aydın Efelerde bulunan 36 ortaokulda görev yapmakta olan 398 ortaokul öğretmenin tabakalı oranlı örnekleme ile veri toplanmıştır. Çalışmada 3 adet veri toplama aracı uygulanmıştır. Bu araçlar teknoloji kabul ölçeği (37 madde)(Ursavaş, Şahin ve Mcilroy, 2014), bilişim teknolojileri okur-yazarlık ölçeği(17 madde) (Kolburan-Geçer ve Dağ, 2010) ve öğretmenlerin bilgi teknoloji kullanım düzeyleri belirleme bilgi formudur (Rieber ve Welliver, 1989). Veri analizi SPSS programında yapılmıştır. Basit doğrusal regresyon analizi ile aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, cinsiyet ve yaş değişkenleri teknoloji kabulünün yordanmasında kaygı, öznel norm ve algılanan kullanışlılık boyutlarında anlamlı katkı sunmaktadır. Hizmet yılı değişkeni ise sadece algılanan kullanışlılık boyutunda anlamlı katkı sunarken diğer hiçbir boyutta katkı sunmamaktadır. Bilgi okuryazarlığı, internet okuryazarlığı ve bilgisayar okuryazarlığı boyutları teknoloji kabulünü yordamada genel olarak anlamlı katkı sunmaktadır. Kendi algılarına göre teknolojik okuryazarlık düzeyi algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence, öz yeterlik, teknolojik karmaşa ve kaygı boyutlarına anlamlı katkı sunarken; diğer boyutlara anlamlı katkı sunmamaktadır.
Restoranlardaki karekod uygulamalarının müşteri memnuniyetine etkisi
Günümüzde teknolojinin hızla gelişmekte olması hayatımızı etkilemekte olduğu gibi turizm sektöründe faaliyet gösteren birçok işletmenin de etkilenmesine neden olmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte işletmeler pazarlama ve reklam faaliyetlerinin büyük bir çoğunluğunu mobil uygulamalar üzerinden yürütmeye başlamıştır. Bu sayede müşterilerin daha farklı ve daha gelişmiş düzeyde mobil uygulamalara yönelmeleri sağlanmıştır. Bilişim teknolojilerinde meydana gelen gelişimler sayesinde restoran işletmeleri de rekabet edebilir hale gelebilmek ve müşteri memnuniyetini üst seviyeye taşımak için bu yenilikleri yakından takip etmek durumundadır. Müşterilerin ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda günümüzde mobil alışveriş ve mobil uygulamaların sıklıkla tercih edildiği görülmektedir. Temassız ödeme sisteminin covid sürecinde yaygınlaşmasıyla birlikte; bireyler zaman tasarrufu sağlayan, daha hızlı ve seri işlem kapasitesine sahip olan mobil uygulamalara yönelmiştir. Bu süreç içerisinde restoranlarda karekod menülere yer verilmeye başlanarak müşteri sağlığının ve memnuniyetinin ön planda olduğu görülmektedir. Fakat restoranlar tarafından temassız ödeme sistemleri içerisinde karekod ödeme sisteminin tüm restoran işleyiş sistemine dahil edilmediği farkedilmiştir. Bu tez çalışmasında, Ankara'nın Çankaya bölgesinde karekod sistemleri kullanan restoran işletmelerine odaklanılmıştır. Bu kapsamda araştırma, restoranlarda kullanılan karekod uygulamalarının müşteri memnuniyetine etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Karekod uygulamalarının müşteri memnuniyetine etkisinin açıklanmasında yeniliklerin yayılması kuramından yararlanılmıştır. Ankara'nın Çankaya bölgesinde faaliyet gösteren restoran işletmelerinde karekod deneyimi yaşamış müşteriler araştırma evrenini oluşturmaktadır. Evrenden belirlenen örneklemden veri elde etmek amacıyla çevrimiçi anket tekniğinden yararlanılmıştır. 425 katılımcıdan elde edilen veriye göre karekod ödeme sistemi kullanmayı kabul eden müşterilerin, yeni bir teknolojik sistemi kullanma eğilimi göstermeleri için bazı ölçütleri değerli buldukları görülmektedir. Bu boyutlar arasında yer alan uygunluk, karmaşıklık ve denenebilirlik boyutlarının müşteri memnuniyeti üzerinde etkisinin yanı sıra güven boyutunun da etkili olduğu belirlenmiştir.