Accountin applications
88 theses under this subject heading
Türkiye'de vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerine tarihsel bir inceleme
Bireyler bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere birçok faaliyette bulunurlar. Bu faaliyetleri gerçekleştirirken ekonomik araç ve sistemlere gerek duyarlar. Ekonomik araçların çeşitliliği, artan nüfus sayısı ve teknolojik gelişmeler toplum düzeninde bazı gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu düzenlemelerin içinde vergi düzenlemeleri ve muhasebe düzenlemeleri de yer almaktadır. Ülkemizde Cumhuriyet ilan edildikten sonra birçok alanda değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır. Bu değişimlere muhasebe uygulamaları ve vergi uygulamaları da eşlik etmiştir. Bu dönemde ülkemizde yeni vergisel düzenlemeler karşımıza çıkmıştır. Muhasebe uygulamaları da bu dönemde birçok değişiklik yaşamıştır. Çalışmada ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile birlikte uygulanan vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemeler muhasebe ve vergi uygulamaları arasında etkileşim yaşanmasını sağlamıştır. Muhasebe ve vergi düzenlemelerinin etkileşim içinde olması vergi düzenlemelerinde muhasebenin kendi dinamiklerini dikkate alan maddelere yer verilmesiyle açıklanabilir.
Murabaha işlemleri ve muhasebe uygulamaları
Çalışmanın amacı; faizsizlik yapısına uygun araçlar geliştiren katılım bankalarının, murabaha işlemlerine muhasebe nasıl uygulanır sorusuna cevap aramaktır. Bu amaç doğrultusunda Kamu Gözetim Kurumu (KGK) tarafından yayımlanan Faizsiz Finans Muhasebe Standardı (FFMS)-28 "Murabaha ve Diğer Vadeli Satışlar" ve mevcut düzenlemeler ile yapılan muhasebe kayıtları nitel araştırma yöntemi ile karşılaştırılmıştır. Türkiye'de kullanılan murabaha sisteminin uygulanabilirliği ile ilgili çalışmaların yeni olması sebebiyle, yapılan karşılaştırmanın ve katılım bankaları tekdüzen hesap planında önerilen yeni hesapların literatüre katkı sağlamasının önemli olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak FFMS-28 ilk kez stok kavramından ve alıcının finansal tablolarından bahsetmiştir ve katılım bankalarının bu değişiklikleri önerilen hesaplar ile nasıl muhasebeleştirecekleri anlatılmıştır. Mevcut uygulamada Türkiye muhasebe standartlarına göre murabaha konusu varlık, alındığındaki maliyet fiyatı kadar borçlanıp, kar pay tutarı ve alınan vergiler ayrı kaydedilmiştir. FFMS'e de murabaha konusu varlık önce stok hesaplarına alınarak, müşteri kredi hesabıyla borçlandırılmış, ardından satış işlemi yapılarak, elde edilen fark (kar payı) düzenleyici bir hesap olan ertelenmiş kar hesaplarında gösterilmiştir.
KOBİ TFRS setinin muhasebe meslek mensupları tarafından uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Dünya ekonomisinin her geçen gün daha fazla küreselleşmesiyle birlikte faaliyet gösteren işletmelerin farklı muhasebe uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaları istenmeyen bir durum oluşturmuştur. Bu durumu ortadan kaldırmak ve muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması için muhasebede standartlaşmaya gidilmesi amacıyla birçok ülkede çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde UFRS tüm yönleriyle uygulanmaktadır. Avrupa Birliği, hisse senetleri borsada işlem gören firmaların finansal tablolarını 2005 yılı itibariyle UFRS'ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Türkiye de AB'ye üye olma sürecinde olan bir ülke olduğu için muhasebe sistemini UFRS'ye göre hazırlamakta ve uygulamaktadır.KOBİ'ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası arenadaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun neticesinde KOBİ'ler için ayrı bir standartlaşmaya gidilmesi fikri ortaya çıkmıştır. 9 Temmuz 2009 tarihi itibariyle KOBİ'ler için muhasebe standartları yayınlanmış olup uygulama tarihi ülkelerin tercihine bırakılmıştır. KOBİ TFRS'nin, Türkiye'de faaliyette bulunan KOBİ'ler için küresel arenada anlaşılabilir finansal tablo üretilmesini sağlayacağı ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağlayarak denetimi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.KOBİ'ler ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır ve muhasebe meslek mensuplarının en çok muhatap olduğu firmalar KOBİ'lerdir. Bu çalışma, muhasebe uygulamalarının mevcut durumu, UFRS'lerin bugünkü durumu ve KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğine ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan meslek mensuplarının bakış açılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, muhasebe mesleği ve mesleğin gelişmesi ile ilgili etkenler, KOBİ'ler ve ülke ekonomileri açısından KOBİ'lerin önemi, UFRS'lerin tanımı, gerekliliği, Dünya'da UFRS uygulamaları ve Türkiye'deki uygulamalara etkileri ve KOBİ TFRS setinin hazırlanması ile tam setten farklılıkları ele alınmıştır. KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğinin ölçülmesi amacıyla Kütahya SMM Odası'na bağlı meslek mensuplarına mevcut durum, UFRS ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak düşünceleri alınmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ TFRS, KOBİ TFRS'nin Uygulanabilirliği, Muhasebe Mesleği, Muhasebe Meslek Mensupları.
Kurumsal muhasebe derecelendirmesi ve halka açık şirketlerde uygulaması
Son yıllarda ortaya çıkan finansal krizler ve buna bağlı olarak yaşanan şirket skandalları kurumsal yönetimin önemini gittikçe arttırmıştır. Şirketlerin sorumlu olduğu taraflar şirketin şeffaf yönetildiğini, hak ve menfaatlerinin adil bir şekilde gözetildiğini ve şirketin planlanan hedeflere ulaştığına emin olmak ister. Bunun; bir yöntemi olarak Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi gündeme gelmiştir. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi bir itibar ve rekabet unsuru olarak görülmektedir. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi yaptırmak isteyen ve bundan yüksek not almak isteyen halka açık şirketlerin muhasebe sistemlerinin kurumsallaşması gerekir. Muhasebe sistemlerinin kurumsallaşmasını sağlayan kriterler: Muhasebe Sisteminin Organizasyonu, Muhasebe El Kitabı, Etik Kodlar, Bilgi Açıklama Politikası, Bilgi Teknolojilerinin Kullanım Düzeyi ve Denetimdir. Çalışmada bu kriterlerin önemlilik düzeyi tablosu geliştirilmiştir. Kurumsal Muhasebe Derecelendirmesi notlarına dayanak oluşturacak görüşlerin belirlenmesine yönelik kanıtları içeren veri derleme formu geliştirilmiştir. Veri derleme formundan elde edilen görüşlere göre Kurumsal Muhasebe Derecelendirme notları oluşturulmuştur. Kurumsal Muhasebe Derecelendirmesi halka açık üç şirkette uygulanmıştır. Uygulama sonuçlarıyla birlikte değerlendirildiğinde muhasebe sistemlerini kurumsallaştırmak isteyen halka açık şirketler öncelikli olarak şu üç konuya dikkat etmelidir: • Muhasebe el kitabı oluşturmalı ve yazılı hale getirmeli, • Etik kodlar geliştirmeli, • Kurumsal yatırımcılar ve diğer tüm taraflar için erişilebilir bir internet sitesi kurmalı ayrıca uluslar arası yatırımcıların da faydalanması için İngilizce olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi, Kurumsal Muhasebe, Kurumsal Muhasebe Derecelendirme Kriterleri, Kurumsal Muhasebe Derecelendirmesi, Kurumsal Muhasebe Uygulaması.
Finansal araçların muhasebeleştirilmesine yönelik politikalar: BİST mali sektörde bir araştırma
Çalışmanın amacı Borsa İstanbul endeksinde mali sektörde işlem gören şirketlerin finansal araçlarla ilgili muhasebe politikası açıklama seviyesini tespit etmek ve finansal araçlarla ilgili muhasebe politikalarını etkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Çalışmada finansal araçlarla ilgili muhasebe politikası açıklama seviyesinin tespit edilmesi için finansal araç standartlarının hükümlerine göre "finansal araçlarla ilgili muhasebe politikası açıklama indeksi" geliştirilmiş ve mali sektördeki şirketlerin geliştirilen indeksteki ifadeyi açıklayıp açıklamama durumuna göre bir açıklama seviyesi tespit edilmiştir. Geliştirilen indeksteki açıklama seviyesinin muhasebe politikasının oluşmasına etki edeceği düşünülen şirketin büyüklüğü, borç/özkaynak oranı, sektördeki faaliyet durumu, yabancı borsalarda işlem görme durumu ve şirketi denetleyen denetim firmasının türü gibi faktörlerden hangisinin etkisinin olduğu tespit edilmeye çalışılmış ve bu etkiyi tespit etmek için de diskriminant analizi ile lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda mali sektördeki şirketlerin finansal araçlarla ilgili muhasebe politikası açıklama seviyesi tespit edilmiş ve muhasebe politikalarının oluşmasına etki eden faktörlerden borç/özkaynak oranı ile açıklama seviyesi arasında pozitif bir ilişki, sektördeki faaliyet durumuyla açıklama seviyesi arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Ancak şirketin büyüklüğü, yabancı borsalarda işlem görme durumu ve şirketi denetleyen denetim firmasının türü ile açıklama seviyesi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal Araç, Muhasebe Politikası, Mali Sektör
Öğretmenevlerinde muhasebe uygulamalarının tekdüzen muhasebe sistemi açısından değerlendirilmesi ve bir vaka çalışması
Öğretmenevi, ticari faaliyetlerde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı, sosyal amaçlarla kurulmuş kurumlardır. Halka açık hizmet veren öğretmenevleri, temel amacı olan kamu personeline konaklama hizmetinin dışına çıkarak, özel sektörde faaliyette bulunan konaklama işletmeleriyle benzer faaliyetlerde bulunur. Kurumun yapmış olduğu ticari faaliyetlerin muhasebe sistemiyle kayıt altına alınması ve kurumun vergi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir. Öğretmenevinin muhasebesi, tekdüzen muhasebe sistemi ve özel hesap planına göre uygulanır. Bu çalışma ile tekdüzen muhasebe sistemine göre öğretmenevlerinde muhasebe uygulamaları değerlendirilmiş ve örnekler aracılığıyla detaylandırılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde vaka çalışma yöntemi kullanılarak, öğretmenevlerinde olması gereken muhasebe uygulamaları, tekdüzen muhasebe sistemine göre gösterilmiştir.
Süreç katkı muhasebesi ve bir üretim işletmesinde uygulama
Değişen ve gelişen teknolojiyle birlikte işletmelerin üretim sistemleri de değişmiştir. Artık modern yöntemler kullanarak üretim yapan işletmeler için geleneksel muhasebe sistemleri yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu yetersizliği gidermek için yeni maliyet ve yönetim muhasebesi sistemleri geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi kısıtlar teorisi temelli süreç katkı muhasebesidir. Süreç katkı muhasebesi geleneksel yöntemlere göre daha doğru ürün maliyeti bilgileri sağlayabilmektedir. Bununla birlikte süreç katkı muhasebesi kısıtların maliyetini dikkate alarak kısıtın önemine vurgu yapmaktadır. Bu çalışmada süreç katkı muhasebesinin işletme kârına nasıl etki ettiğini vurgulamak amaçlanmıştır. Bu amaçla bir üretim işletmesinde tanımlayıcı ve keşifsel olay çalışması yapılmıştır. Tanımlayıcı olay çalışması ile işletmenin mevcut muhasebe sistemi açıklanmış, keşifsel olay çalışması ile de süreç katkı muhasebesinin işletme kârına nasıl bir etki yaptığı ortaya konmuştur. Sonuçta süreç katkı muhasebesinin süreç zamanı ve ürünlerin satış fiyatını dikkate alan yöntemi uygulandığında, geleneksel yönteme göre A ve B ürünlerinin kârlılığı artarken, C ürününün kârlılığının azaldığı tespit edilmiştir. Süreç katkı muhasebesinin süreç zamanı ve kısıtların maliyetini dikkate alan yöntemine göre ise, geleneksel yönteme göre A ve B ürünlerinin kârlılığı azalırken, C ürününün kârlılığının arttığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Geleneksel Muhasebe Sistemleri, Kısıtlar Teorisi, Süreç Katkı Muhasebesi
The role of external auditing in reducing creative accounting practices
The collapse of the huge international companies around the world increased the interest of provision of appropriate mechanisms which reduce practices that lead to manipulation in financial reports. Most of the researches report that these changes in financial statements which are practiced by the administrations of these companies and according to their desires, are behind their companies' sudden collapses, and that is what called the creative accounting. This study aims to support professional auditing domain. It shads the light on the role of the external auditing in reducing the creative accounting methods, and that is through inviting 94 accountants and auditors from different economic units in Duhok city to participate in a questionnaire designed by the researcher of the current study. The study concludes that external auditing has an impact in reducing creative accounting practices. One of the most important recommendations of the study , The need to hold seminars and training courses on the risks of creative accounting and its impact on the accounting and auditing, and the development of accounting culture between investors and users of accounting data to help them to discover the methods of creative accounting, and to ensure the independence and transparency of the auditor for its apparent impact in improving the credibility of accounting information. Keywords: Creative Accounting, External Audit, Financial Statements
Vergi uyuşmazlıklarına yol açan hallerin tespiti ve muhasebeleştirilmesi
Vergi uyuşmazlıkları, verginin tarafları arasında vergisel yükümlülükler bağlamında ortaya çıkan anlaşmazlıklardır. Vergi incelemeleri sırasında yapılan tespitler ve beyanda yapılan hatalar, vergi uyuşmazlıklarının ortaya çıkmasındaki temel nedenler olup, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde tarafların başvurdukları idari ve yargısal çözüm yolları şeklinde iki başlık altında toplanan alternatif çözüm yolları bulunmaktadır. Pişmanlık ve ıslah, uzlaşma, cezalarda indirim ve vergi hatalarında düzeltme, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde idari aşamada başvurulan yöntemler olup, vergi mahkemelerinde dava açma ise yargısal çözüm yollarının temelini oluşturmaktadır. Çoğunlukla vergi incelemesi ile ortaya çıkarılan ve idari veya yargısal yollarla çözümlenen vergi uyuşmazlıklarına yol açan muhtemel nedenlerin hangilerinin yaygın olduğunun tespiti, kamu gelirleri içerisinde en önemli gelir türlerinden olan vergilerin etkin bir şekilde toplanmasında son derece önemlidir. Ancak vergi uyuşmazlıklarına yol açan halleri uygulamalı olarak inceleyen çalışmaların oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Literatürdeki boşluğun giderilmesine katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açan haller ve bunların uyuşmazlığın çözümlenme sürecinde nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiği, vergi inceleme raporları üzerinden yapılan bir araştırma ile tespit edilmiştir. Araştırmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açması muhtemel nedenlerin en çok "defter ve belgelerin noksan, usulsüz veya karışık olması" ile "fatura ve benzeri evrakların eksik düzenlenmesi veya düzenlenmemesi" olduğu, bu ve benzeri nedenlerle tespit edilen matrah ve vergi farklarının beyan edilen tutarlara, kesilmesi öngörülen vergi cezalarının ise tespit edilen vergi farklarının yaklaşık üç katına ulaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, vergi cezalarının vergi mevzuatında kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesinin, vergi muhasebesi ile genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre yapılan muhasebe kayıtlarında farklılıklara yol açtığı ve vergi muhasebesine göre işletmelerin bu cezaları ortaklardan alacaklar hesabında muhasebeleştirmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi İncelemesi, Muhasebeleştirme
Şirketlerin yaratıcı muhasebe uygulamaları kapsamında incelenmesi
Günümüzde, gelişen finansal piyasalarla birlikte finansal tabloların geçmiş dönemleri ile tutarlı, düzgün ve gerçeğe uygun bir şekilde sunulması önem kazanmıştır. Bu sebepten dolayı şirketler finansal tablolalarının düzgün ve tutarlı bir şekilde gözükmesinin yanında çıkar gruplarının da beklentilerine cevap verebilmek amacıyla finansal tablolarında çeşitli düzenlemeler yapabilmektedirler. Yapılan bu düzenleme faaliyetine genel olarak yaratıcı muhasebe denilmektedir. Yaratıcı muhasebe; muhasebe ilkelerinin, kurallarının ve mevcut uygulanmakta olan düzenlemelerin boşluklarından yararlanarak, finansal tabloların biçimini, içeriğini ve sunuluşunu değiştirmek amacı ile muhasebe rakamlarının üzerinde yapılan düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler şirketlerin finansal durumunu olduğundan daha iyi göstermektedirler. Yaratıcı muhasebe uygulamalarına başvuran şirketlerin, kısa vadede çok iyi sonuçlar elde ettiği, ancak uzun vadede şirketlerin çıkmaza girdiği, finansal krizler ile baş başa kalarak iflas ettikleri gözlemlenmiştir. Yaratıcı muhasebe kavramı, özellikle 2000'li yıllarda yaşanan Enron, Worldcom ve Parmalat gibi şirket iflasları ve Enron olayına bağlı olarak uluslararası denetim firması olan Arthur Andersen denetim lisansının iptal edilmesiyle birlikte önem kazanmış, sıkça tartışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı; yaratıcı muhasebe ile ilgili yapılan akademik çalışmaları, yaratıcı muhasebe kavramını, hileli finansal raporlama ile yaratıcı muhasebenin ayrımını, yaratıcı muhasebe tespitinde kullanılan modelleri, şirketlerin yapabilecekleri yaratıcı muhasebe uygulamalarını, yaratıcı muhasebeye açık konuları, ve seçimlik politikalar üzerinden mevcut kullanılmakta olan yaratıcı muhasebe uygulamalarını ortaya koymaktır.
Muhasebe hata ve hilelerinin meslek etiği açısından değerlendirilmesi ile örnek bir uygulama
Yapılan bu çalışmada, muhasebe mesleği ve meslek mensuplarının etiksel boyutları ile muhasebede yapılan hata ve hile konuları ele alınmıştır. Öncelikli olarak muhasebenin genel yapısı ile muhasebe mesleği hakkında bilgi verilmiş, daha sonra muhasebe mesleğinin ahlaksal boyutu ve bununla ilgili olarak muhasebede yapılan hata ve hile konuları incelenmiştir. Meslek mensuplarını etik dışı davranışlara yönelten pek çok neden çalışmanın teorisi içinde incelenmiştir. Ancak bağımsız meslek mensuplarının etik dışı davranışlar dışında kasti olmayarak yaptığı hatalar da vardır. Bunlar, etik dışı kabul edilen, kasti olarak bir amaç için yapılan hatalardan diğer bir deyişle hilelerden farklıdırlar. Bu hataların etik dışı olup olmadıkları "kasıt" unsurundan anlaşılmaktadır. Bağımsız muhasebe meslek mensupları bazen istem dışında hatalar yapabilmektedirler. Bu hatalar genelde, ya meslek mensubunun dikkatsizliğinden ya da bilgisizliğinden kaynaklanmaktadırlar. Bu çalışmada İstanbul örnekleminde, bağımsız muhasebe meslek mensuplarını etik dışı davranışa ve hata yapmaya yönlendiren en güçlü faktör veya faktörlerin neler olduğu araştırılmıştır. Ayrıca araştırmada, bazı değişkenler ile etik dışı davranışa yönlendiren temel faktörler arasındaki ilişkiler de araştırma konusu yapılmıştır. Çalışma sonunda bir anket düzenlenmiş ve muhasebeci-mali müşavirlerin eğitim düzeyi, deneyim ve tecrübeleri, muhasebe mesleğinin etiksel boyutu ve muhasebe hata ve hileleri ile ilgili çeşitli görüşleri alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Hata, Hile, Etik.
Bobi FRS'nin maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesinde TFRS ve Vergi Usul Kanunu uygulamalarından farklılıklarının analizi: Örnek olay çalışması
Dünya da gelişen bilgi ve sistem teknolojileri uluslararası ekonomik ilişkileri ve uluslararası yatırımın önemini arttırmıştır. Gelişen teknoloji diğer alanlar gibi muhasebe alanında da önemli etkilere yol açmaktadır. Uluslararası artan ekonomik ilişkiler ülkeleri muhasebe alanında ki mevzuatlarını birbiriyle uyumlaştırma sürecini başlatmıştır. Ülkemiz de bu uyum sürecinde Türkiye Muhasebe Standartları ve Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS) yayınlayarak Uluslararası Muhasebe Standartlarından farklılıkları azaltmayı çalışarak bu süreçte yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde 01.01.2018 tarihinde uygulanmaya başlayan BOBİ FRS kapsamında maddi duran varlıkların incelenerek, uygulanmakta olan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) / Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerince karşılaştırılmasının yapılmasıdır. Konuyla ilgili örnekler verilerek düzenlemeler arasında ki farklıların ortaya konulması BOBİ FRS'yi kullanmak isteyen işletmeler ve finansal bilgi kullanıcıları açısından yararlı olacaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Büyük ve Orta Boy işletmeler için finansal raporlama standardı kapsamında maddi duran varlıkların incelenmiştir. İkinci bölümde Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından maddi duran varlıklar yer almaktadır. Üçüncü Bölümde üç düzenleme arasında örnek sorularla karşılaştırılmalar yapılarak farklılıkları tespit edilmiştir.
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinin vergilendirilmesi ve muhasebe uygulamaları
Muhasebe Sistemi Genel Tebliğinde dönemsellik ilkesi, "İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet gider ve zararlarla karşılaştırılması ...." şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca, gerek Türk Ticaret Kanununda gerekse de Vergi Usul Kanununda dönemsellik kavramına paralel olarak düzenlemeler yapılmış ve işletmelerin belli dönemler için değerlendirilmeleri zorunluluğu getirilmiştir. VUK' nun 174'üncü maddesinde yasal defterlerin hesap dönemi itibarıyla tutulacağı ve hesap dönemlerinin normalde takvim yılı olacağı, ancak 12' şer aylık özel hesap dönemlerinin de tayin edilebileceği belirtilmiştir. Bunlara paralel olarak, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kazancın hesap dönemleri itibarıyla tespit olunacağı aynı şekilde Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde de gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri kazanç ve iratların gelir vergisinin konusunu oluşturacağı belirtilmiştir. Kural hesap dönemi olmakla birlikte, GVK' nın 42, 43, ve 44. maddelerinde düzenlenen ticari kazanç niteliği bulunan yıllara sari inşaat taahhüt ve onarım işlerinde yıllık hesap döneminden, dolayısıyla dönemsellik ilkesinden sapma olmuştur. Bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu'nun 42, 43 ve 44'üncü maddelerinde düzenlenen ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, kurumlar vergisi mükelleflerine de uygulanan özel bir vergileme rejimi öngörülmüştür.
Patent değerlemesi ve TMS 38'e göre muhasebeleştirmesi: Örnek olay incelemesi
Patent, belirli bir varlığı, belirli bir zaman diliminde üretme, kullanma ve satma hakkı veren bir fikri mülkiyet hakkı ve aynı zamanda patent sahibi işletmenin bilanço ya da finansal durum tablosunda gösterdiği bir maddi olmayan duran varlıktır. Bu çalışmanın amacı bir patente nasıl değer biçildiğini ve patentlerin nasıl muhasebeleştirildiğini göstermektir. Bu amaçla çalışmanın birinci bölümde fikri mülkiyet hakları ve özellikle patent kavramı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde değerleme kavramı açıklanmış ve değerleme yöntemleri ile birlikte literatür taramasına da yer verilmiştir. Üçüncü bölümde patentin muhasebeleştirilmesi ve bununla ilgili olarak TMS 38 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Standardı açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise bir değerleme örneği yer almaktadır. Çalışmada örnek olay incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak, her ne kadar genel geçer bir patent değerleme yöntemi olmasa da çalışmadaki örnekte modern değerleme yaklaşımları ile elde edilen sonuçların geleneksel değerleme yaklaşımları ile elde edilen sonuçlara göre daha tutarlı olduğu gözlemlenmiştir.
Serbest muhasebeci mali müşavirlerin çevre muhasebesine yönelik tutumları üzerine bir araştırma: Kahramanmaraş örneği
Günümüzde yaşanan sanayileşmedeki hızlı artış ile ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler sonucunda çevresel sorunlar artmaktadır. Artan çevre sorunlarını çözebilmek için uygulanan yasal ve idari düzenlemeler işletme faaliyetlerini etkilemektedir. İşletmeler için bu durum çevresel muhasebeyi daha önemli hale getirmektedir. Çevresel sorunların ve bunların kayıt altına alınması yalnızca işletmelerin sorumluluğunda olmayıp muhasebe meslek mensuplarının sorumluluk alanlarına girmektedir. Bu çalışma Kahramanmaraş ilinde faaliyet gösteren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin çevre muhasebesine yönelik tutumları incelenmek amacıyla hazırlanmıştır. SMMM'lerin çevre muhasebesine karşı düşünceleri ve tutumları incelenerek, demografik değişkenlere göre çevre muhasebesi tutumlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 190 kişiye anket uygulanmıştır. Farklılıkları ortaya koymak için t-testi ve one way anova testi analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; Katılımcıların çalışma şeklinin olumlu tutumlar boyutu üzerinde anlamlı etki oluşturmaktadır. Ayrıca katılımcılara ait diğer demografik değişkenler ile çevre muhasebesine yönelik tutum üzerinde herhangi bir etki oluşturmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çevre, çevre muhasebesi, serbest muhasebeci mali müşavirler.
Lojistik maliyetlerin muhasebeleştirilmesi ve bir uygulama örneği
Askeri kökenli bir kavram olan lojistik, 1905 yılında "ordu" kelimesiyle birlikte kullanılmıştır. II. Dünya Savaşından sonra sivil hayatta da kullanılmaya başlanan lojistik, 1963 yılında işletme literatürüne girmiştir. Lojistik, kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak için hammadde ve malzemelerin üretim noktasından tüketim noktasına kadar ulaşmasının etkin bir şekilde planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesi faaliyetlerini kapsar. Lojistik faaliyetlerin başlıca amacı; müşteri hizmetlerinin kaliteli olması, kaynak ve yatırımların doğru kullanılarak rekabet avantajı sağlamasıdır. Lojistik faaliyetleri müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkararak satış ve karlılığın arttırılması için taşıma, depolama, elleçleme, paketleme, katma değerli işlemler, muayene ve gözetim hizmetleri, gümrüklemeden oluşan fonsiyonların en etkin şekilde kullanılması gerekmektedir. Lojistik maliyetler, ürünün üretim noktasından tüketim noktasına kadar yapılan tüm işlere yönelik oluşan maliyetlerdir. Lojistik maliyetlerin, toplam maliyetler içindeki payı günden güne artmakta olup işletme açısından önemli ve doğru kararların alınmasında yardımcı olur. Bu sırada oluşan maliyet unsurları ise müşteri hizmetleri maliyeti, stok bulundurma maliyetleri, taşıma maliyetleri, depolama maliyetleri, üretim planlaması maliyetleri, sipariş süreci ve bilgi sistemleri maliyetleri, birim miktar maliyetleri, sigorta maliyetleri, gümrükleme maliyetleri şeklindedir. Maliyet Hesapları, Tekdüzen Hesap Planı'nın 7 nolu hesap grubunda incelenmektedir. 7A seçeneğinde lojistik işletmeler açısından lojistik maliyetler 74 Hizmet Üretim Maliyeti hesabında ele alınmaktadır. Lojistik maliyet unsurları yönetim muhasebesi kapsamında 8 nolu hesap kalemiyle muhasebeleştirilmektedir. Lojistik Maliyetlerin Muhasebeleştirilmesi, Türk Muhasebe Standartlarına göre ise "TMS 2 Stoklar", "TMS 16 Maddi Duran Varlıklar", "TMS 23 Borçlanma Maliyetleri", "TMS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme", "TMS 21 Kur Değişiminin Etkileri" ve "TMS 17 Kiralama İşlemleri" Standartlarıyla açıklanmaktadır.
Tek düzen muhasebe sistemine göre hazırlanan bilançoların BOBİ FRS geçiş hükümlerine göre yeniden düzenlenmesi: Bir uygulama
Son yıllarda küreselleşme olgusunun hızla gelişmesi finansal yatırımcılar açısından ortak bir finansal tablo dili oluşturulması bakımından önemli hale gelmiştir. Bu nedenle Türkiye'de halka açık işletmeler Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarını (UFRS) uygulamaktadırlar. Ancak ticari faaliyet gösteren her işletmenin halka açık olmaması sebebiyle UFRS uygulamıyor oluşu ve mevcut muhasebe sisteminin (MSUGT) de uluslararası alanda anlaşılamaz kalması nedeniyle yeni bir standart doğması gerekli görülmüştür. Bu nedenle 2017 yılında KGK tarafından yayımlanan Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ile Türk muhasebe uygulamaları ve bunlara uygun hazırlanan finansal tablolar, uluslararası anlamda daha anlaşılabilir kılınmaya çalışılmıştır. Buna göre 2018 yılı dönem sonu itibariyle bağımsız denetime tabi olacak kadar büyük ölçekli ancak UFRS uygulamayan işletmeler için BOBİ FRS'ye göre finansal tablo hazırlanması hükmü getirilmiştir. Hem MSUGT'a hem de BOBİ FRS'ye göre finansal tablo hazırlamakla yükümlü işletmeler açısından; MSUGT'a uygun hazırlanan finansal tabloların, BOBİ FRS'ye uygun olarak dönüştürülmesi gündeme gelmiştir. İşletmelerin finansal tablolarını dönüştürürken standardın 27. Bölümünde yer alan geçiş hükümlerini rehber edinmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada amaçlanan, iki standart arasındaki muhasebe uygulamalarının farklılıklarına dikkat çekerek, dönüşüm uygulayacak olan işletmelere yardımcı olmaktır. Buna göre çalışmanın birinci bölümünde, MSUGT ile BOBİ FRS, kavramsal çerçeve açısından kıyaslanarak açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise bazı hesap kalemlerinin her iki standartta da muhasebeleştirilme işlemlerine ilişkin açıklamak yapılmıştır. Son bölümde ise örnek bir işletmenin MSUGT'a göre hazırladığı bilançosu BOBİ FRS'ye uygun hale dönüştürülmüştür. Çalışmada, ayrıntılı ve derinlemesine bilgiler verilmesi amaçlandığından örnek olay yöntemi esas alınmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun finansal tablo dönüştürme aşamasında kavramsal çerçeve, muhasebe politikaları, ölçüm esasları ve muhasebeleştirme kurallarının farklılık arz etmesi ve bu nedenlerle ortaya çıkan ertelenmiş vergi varlıkları ve ertelenmiş vergi yükümlülüklerinin önemli rol oynadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelime: UFRS, MSUGT, BOBİ FRS, TDHP, Finansal Tabloların Dönüştürülmesi.
Yeşil muhasebe ve bir otel işletmesinde uygulama
Muhasebe, işletmelerin ticari belgelere dayalı işlemlerini toplayan, sınıflandıran, kaydeden, raporlayan, analiz ve yoruma hazır hale getiren bir bilim dalıdır. Muhasebe verileri, önceleri işletme sahip ya da ortaklarının bilgi ihtiyacına doğrultusunda hazırlanmaktaydı. Bu doğrultuda, işletmelerin karlı olup olmadığı konusunda ilgili çıkar gruplarına raporlama yapılmaktaydı. İşletmelerin faaliyet sınırlarının genişlemesi, işletmeler arası rekabetin artması, toplum beklentilerinin değişmesine neden olmaktadır; örneğin bireyler çevreyi daha çok koruyan işletmelerin ürün ya da hizmetlerini tercih etmeye başlamışlardır. Yeşil muhasebe olarak adlandırılan bu alan, işletmelerin yalnızca karlılığa değil çevreye yönelik sorumluluklarının gerçeğe uygun ve hesap verilebilir bir biçimde topluma aktarılmasına dayanmaktadır. Bu çalışmada, yeşil muhasebenin bir çıktısı olan sürdürülebilirlik raporları incelenerek bir otel işletmesinin çevresel, sosyal ve ekonomik performansı yıllar itibariyle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada, ele alınan otel işletmesinin çevre korunmasına yönelik faaliyetlerinin yıllar itibariyle arttığı; dolayısıyla çevre dostu bir işletme olma yönünde sürekli bir gelişim içinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yeşil Muhasebe, Sürdürülebilirlik Raporu, Otel İşletmesi
E-muhasebe uygulamalarına ilişkin muhasebe meslek mensuplarının tutumları: Gaziantep ilinde bir araştırma
Yaşadığımız dünyada gün geçtikçe bütün muhasebe işlemleri dijital platforma taşındığından dolayı muhasebe meslek mensuplarının mevzuatların yanında yazılım ve donanım açısından kendilerini geliştirmeleri zorunluluğu doğmuştur. Muhasebede e-dönüşüm sürecinde yaşanan teknolojik gelişmeler, muhasebe mesleğinin geleceği, muhasebede kullanılan yazılımlar ayrıca e-fatura ve e-defter uygulamalarının yanında dijital teknoloji meslek mensuplarının kendilerini geliştirmesi bağlamında zorunluluk meydana gelmiştir. Bu çalışmada Gaziantep'te faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının e-uygulamalarına karşı tutumları ve bu tutumların cinsiyet, yaş, mesleki deneyim ve mesleki unvanları açısından farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. E-fatura ve e-defter uygulamalarının yararları olduğu gibi bilhassa geçiş sürecinde uygulamada birtakım sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Bu amaçla Serbest muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) odasına kayıtlı 325 muhasebe meslek mensubuna, veri toplama tekniği olan anket yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre demografik bilgileri açıklamak için frekans analizi, ayrıca ölçekte yer alan her bir madde için ortalama ve standart sapma değerleri ve normallik analizi kullanılmıştır. Katılımcıların görüşleri arasında anlamlı farkın olup olmadığını tespit etmek için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, muhasebe meslek mensuplarının cinsiyet, yaş ve öğrenim durumuna göre; e-muhasebe uygulamalarının faydalılığı konusundaki görüşleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın e-uygulamalarının değerlendirilmesi konusundaki görüşleri, e-uygulamalar ile ilgili gelişmeleri takip durumu ve e-uygulamalara ilişkin önerileri konusundaki görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: E-Uygulamalar, E-Fatura, E-Defter
Futbol endüstrisi ve muhasebe uygulamaları
Tarihsel sürecine bakıldığında çok eski dönemlerden beri insanların çeşitli amaçlarla spor yaptıkları görülmektedir. Günümüzde en popüler spor dalı futboldur. Futbolun beşiği sayılan İngiltere'de, Sanayi Devrimi'nin sosyal yönünü yansıtan, işçilerin boş zamanlarını değerlendirme faaliyeti olarak başlayan futbol giderek kitlelerin ilgisini çeken bir spor dalı halini almıştır. Devasa bütçeleri, popülerliği, sürekli değişen ve gelişen yapısıyla günümüzde önemli bir endüstri haline dönüşen futbolun birçok alanda incelenmesi mümkündür. Futbol endüstrisinde; gelir ve gider kalemlerinin parasal olarak büyümesi, gelir ve gider çeşitlerinin artması, kulüplerin şirketleşmesi gibi bir takım önemli gelişmeler futbol endüstrisinin muhasebe uygulamaları yönünden incelenmesini gerekli kılmaktadır. Futbol kulüplerinin tabi olduğu vergi ve muhasebe alanındaki mevzuat değişikleri, mevzuata uyulmaması sonucu karşılaşılan ağır yaptırımlar, finansal fair play uygulaması gibi denetim uygulamaları, muhasebe sonuçlarının doğruluğunun önemini ortaya koymakta, futbol endüstrisine ait bir ihtisas muhasebe dalının geliştirilmesinin yararlı olabileceğini göstermektedir. Araştırmanın teorik bölümünde futbol endüstrisi ve muhasebe konuları genel bir bakış açısıyla incelenmiş, uygulama bölümünde anonim şirket statüsündeki bir kulüpte inceleme yapılarak muhasebe uygulamaları geliştirilmiştir. Araştırma sonuçlarının futbolun paydaşları açısından yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Futbol Endüstrisi, Futbol Kulüpleri, Muhasebe, Futbol Kulüpleri Muhasebesi.
Tarımsal faaliyetlerin maliyetlendirilmesi ve muhasebeleştirilmesine yönelik değerlendirmeler ve sektörel bir uygulama
Türkiye'de tarım muhasebesi alanında yapılan çalışmalar incelendiğinde uygulama farklılıkları göze çarpmaktadır. Bu farklılık; tarımsal ürün ve canlı varlıkların hesap grupları açısından takibi, değerleme, amortisman gibi dönem sonu işlemleri, sektöre özgü verilen teşviklerin muhasebeleştirilmesi konularındadır. Çalışmanın amacı; tarım sektörü içinde yer alan, az sayıda çalışma yapılmış bir alan olan tavukçuluk sektöründe maliyetleme, muhasebeleştirme ve finansal raporlama açısından uygulanabilir örnek bir model oluşturmaktır. Çalışmada sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan nitel araştırma yöntemlerinden biri olan "Örnek Olay Yöntemi" kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşturulmuş olup ilk bölümde; çalışma ile ilgili genel bilgiler verilerek literatür taraması sunulmuştur. İkinci bölümde; maliyet muhasebesi kavramları ve maliyet hesaplama yöntemleri tarım sektörü açısından irdelenmiştir. Ardından TMS 41- Tarımsal Faaliyetler Standardı ele alınmış, VUK'a değinilmiş, muhasebeleştirme, değerleme gibi konularda karşılaştırmalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise tavuk sektöründe organik etlik piliç eti üretimi yapan bir işletmede model olarak önerilen "Tam Maliyet - Normal Maliyet - Faaliyet Tabanlı Maliyet Yöntemlerinden Oluşan Maliyet Sistemi" ile mamul maliyetleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar, işletmenin hali hazırda kullandığı geleneksel maliyetleme sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. İşletmenin takip edilen dönemde gerçekleştirdiği faaliyetler, TMS 41'e ve VUK'a göre muhasebeleştirilmiş, karşılaştırılmış, finansal tablolara üzerinde yarattığı etkiler değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda; ilk olarak FTMY kullanılarak maliyet konusunda daha doğru bilgiye ulaşıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca muhasebeleştirme açısından söz konusu uygulama ile TMS 41'e göre yapılan kayıtların finansal tablolar üzerinde VUK'a göre yapılan kayıtlardan daha etkin sonuçlar ortaya koyması gibi işletme lehine olan birçok olumlu sonuç elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: TMS 41, UMS 41, Canlı Varlık Değerlemesi, Etlik Piliç, Faaliyet Tabanlı Maliyet Yöntemi.
Yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS yakınsama sürecinin yeminli mali müşavirler ve vergi denetim elemanlarının görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: İzmir ilinde bir uygulama
Ülkemizdeki yerel muhasebe uygulamaları ile Türkiye Muhasebe ve Raporlama Standartları arasında bulunan uyum sorunlarının giderilebilmesinin yakınsama sürecinin başlaması ile çözülebileceği düşünülmektedir. Araştırmanın amacı vergi matrahının tespitine yönelik düzenlenen finansal raporların kontrol ve mali denetimini sağlayan vergi denetim elemanları ve yeminli mali müşavirlerin, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki uyum sorunları hakkındaki bakış açılarının belirlenmesi, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki farklılıklara neden olan faktörlerin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin getirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, vergi denetim elamanları ve yeminli mali müşavirlere yönelik geliştirilen yeni bir ölçekle anket uygulanmış ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sorunsalı İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı ile gerçekleştirilen mülakatla da değerlendirilmiştir. Anket uygulamasının sonucunda, finansal bilgi sunma amacında ve hedef kitlesindeki farklılık, şeffaflık ve denetim farklılıkları ile değerleme ölçülerindeki farklılığın karşılaştırılabilirliğe etkisinin yerel muhasebe uygulamaları ile standartların yakınsamasını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS'lerin uyumsuz olduğunu ve uyumlaştırılması gerektiğini düşünmelerinde yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin tümünde, katılımcıların öğrenim durumu ve vergi mevzuatındaki güncel gelişmeleri takip etme düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı, ancak yaş ve mesleki unvan açısından anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Mülakat sonucunda üretilen finansal raporlardaki bilgilerin dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırılabilir olmasının önemi ortaya çıkmıştır. Bağımsız denetim için vergi temelli finansal tabloların standartlarla yakınlaştırılmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımlarının muhasebeleştirilmesi: VUK ile TMS karşılaştırması
Lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımları çok büyük öneme sahiptir ve bu durum sabit varlık yatırımlarının muhasebeleştirilmesini lojistik işletmeleri için ayrıca önemli hale getirmektedir. Bu çalışmada lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımlarının muhasebeleştirilmesi incelenmiş, konu ile ilgili Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları hükümleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada lojistik ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra yatırım kavramı ve lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımları anlatılmıştır. Daha sonra bir lojistik işletmesinin sabit varlıkları ile ilgili Vergi Usul Kanunu'na göre yaptığı muhasebe kayıtları incelenmiş, aynı kayıtlar Türkiye Muhasebe Standartları'na göre tekrar yapılmış ve aradaki farklılıklar belirtilmiştir. Farklılıklarla ilgili açıklamalar yapılırken, Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı'nda yer alan hükümlere de kısaca yer verilmiştir. Son olarak da farklılıklara ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Sabit Varlık Yatırımları, Vergi Usul Kanunu, Türkiye Muhasebe Standartları
Muhasebe meslek etiği ve meslek mensuplarının mükellefin vergi uyumu üzerindeki etkileri (Manisa ili örneği)
Meslek etiği, bir mesleğin icrası esnasında toplum yararı gözetilerek uyulması gereken davranış kuralları olarak tanımlanabilir. Meslek etiğinin temelinde insanlarla ilişki yatar. Ayni meslekten bireylerin birbirleri ile ilişkilerinde belli bir davranış kuralarına uymaları meslek etiğinin gereğidir. Günümüzde her meslekte, mesleğin gereklerinin yerine getirilebilmesi için meslek mensuplarının bir takım kişisel, mesleki ve ahlaki niteliklere sahip olması gerekmektedir. Meslek mensuplarının bu niteliklere sahip olmaları, hem meslek mensubunun, hem de mesleğin gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır. Bir hizmet mesleği olan muhasebecilikte etik oldukça önemlidir. Çünkü muhasebenin ve muhasebecinin kamuya karşı bir sorumluluğu vardır ve bu mesleki bir sorumluluktur. Muhasebe meslek etiği, müşterilere, halka ve diğer uygulamacılara yüksek standartlara bağlanmış ahlaki davranışlarla hizmet edilmesi demektir.Vergi kanunlarının karmaşıklığı ve uygulamanın belirsizliği mükelleflerin profesyonel yardım almalarına yol açar. Bu yardım hizmetini muhasebe meslek mensupları vermektedir. Mükellef ile vergi idaresi arasında bir köprü vazifesi gören muhasebeci ve mali müşavirlerin vergi kaybının önlenmesinde rolleri büyüktür. Muhasebe meslek mensuplarının mükellefin gönüllü vergi uyumuna etkisi konusunda iki görüş vardır. Birincisi hata oranını azaltarak gönüllü uyumu arttırdığı yönündedir. Diğeri ise denetimin ahlaki ve fiziksel maliyetini düşürmesi nedeniyle doğru beyanda bulunmama eğilimini artırması yönündedir.Çalışmamızda muhasebe meslek etiği üzerinde durularak, meslek mensuplarının, mükelleflerin vergi uyumuna olan olumlu veya olumsuz etkisi, Manisa İlinde yapılan anket çalışmasıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu etki, anket çalışmasıyla elde edilen bulguların analiz sonuçları ışığında değerlendirilmektedir