Children with special needs

121 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Edirne il ve ilçelerinde resmi ve özel eğitim kurumlarında görev yapan toplam 237 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği ve Öğretmenlerin Engelli Öğrencileri Öğretmeye Yönelik Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon analizi ve ki-kare testi ve testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireylere karşı tutumu artıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının da düşük düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin OSB ve süreğen hastalığı olan öğrenciler ile çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer özel gereksinim türlerinin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, duygu davranış bozukluğu, serebral palsi ve Down sendromu olan bireylerle çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. Diğer özel gereksinim türlerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu ilişkiyi hangi düzeyde yordadığına yönelik yapılan analize göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireye karşı tutumlarını, özel gereksinim türleriyle çalışma sıklığı ve özel gereksinim türüne karşı tutumlarıyla yaklaşık olarak dörtte bir oranında açıkladığı söylenebilir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinim türleri ile çalışma sıklıkları ve tercih etme durumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.

Down sendromuFiziksel yetersizlikOtizm spektrum bozukluğu+7
İsmail Uysal
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

0-3 yaş dönemindeki işitme yetersizliği olan bir çocuğun dil becerilerinin geliştirilmesinde Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı'nın etkinliğinin incelenmesi

Bu eylem araştırmasının amacı, Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı (KAEEP) çerçevesinde işitme yetersizliği olan bir çocuğa sahip işiten bir ailenin ebeveyn çocuk etkileşimini ve çocuğun söz öncesi iletişim becerilerini evde desteklemeye yönelik süreci incelemektir. Çalışmaya, 0-3 yaş arası işitme kayıplı bir çocuğa sahip bir aile, çocuk ve araştırmacı katılmıştır. Araştırmada veriler; aile bilgi formu, gözlem, günlük kayıtları, video ve ses kayıtları, kontrol listeleri, çeşitli dokümanlar ile güvenilirlik ve geçerlilik komitesi toplantılarından elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, araştırma sürecinin işlevselliğini, karşılaşılan zorlukları, ebeveynlerin davranışlarını ve çocuğun gelişimini ortaya koymuştur. Aynı zamanda, araştırmacının kazandığı beceriler de analiz edilmiştir. Sistematik ve döngüsel bir analiz yaklaşımıyla yürütülen bu çalışma, aile eğitimlerinin ebeveynlerin etkileşim davranışları üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve çocuğun iletişim becerilerinde ilerlemeler sağladığını göstermiştir. Süreç boyunca, ailenin sınırlı etkileşim davranışlarının azaldığı, çocuğun ise ortak dikkat geliştirme, karşılıklı etkileşim başlatma ve sürdürme gibi iletişim becerilerinde önemli ilerlemeler kaydettiği görülmüştür. Ayrıca, çocuğun söz öncesi iletişim becerileri ile alıcı ve ifade edici dil gelişiminde de önemli kazanımlar elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda, ailelerin çocuk gelişimi ve ebeveyn rollerine ilişkin farkındalıklarının arttığı, doğru davranışları daha bilinçli şekilde sergileyebildikleri tespit edilmiştir. Bu onuçlar, literatürdeki benzer çalışmalarla paralellik göstermekte ve ebeveyn müdahalelerinin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, ebeveyn katılımını teşvik eden uygulamalara yönelik ihtiyacı da gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimi alanında ulusal ve uluslararası literatüre katkı sağlayacağı, Türkiye'deki uygulayıcılar ve araştırmacılar için önemli bir rehber niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi çocuklarÖzel gereksinimli çocuklar
Başak Seçmen Daşcı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli 10. sınıf öğrencisinin evde matematik eğitimi uygulama sürecinin incelenmesi

Araştırmamızın amacı, fiziksel güçlüğü nedeniyle eğitimine evde devam etmek zorunda kalan lise 10. sınıf öğrencisinin evde almış olduğu eğitimine yönelik görüşleri ve evde eğitim sürecinin nasıl devam ettiğinin incelenmesine yönelik bilgileri içermektedir. Nitel araştırma yöntemlerinden "Vaka Çalışması" şeklinde yürütülen bu çalışma 2020-2021 Eğitim Öğretim yılı Siirt İli Barış Mahallesinde evde eğitime devam eden öğrenci, öğrencinin ablası ve matematik öğretmeninin katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, öğrenci ve öğrencinin ablası ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ders öğretmenin görüşleri, ders gözlemleri ve ders kayıtlarının incelenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Öğrenci ve ablası ile yapılan görüşmelerden sonra elde edilmiş olan bütün veriler alt problemler çerçevesinde betimsel analiz ile ders gözlemleri ve ders kayıtları ise içerik analizi ile incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya başlanmadan önce öğrenciye özel bir BEP hazırlanmış ve uygulama boyunca bu programa bağlı kalınmıştır. Araştırmanın bulgularında alt problemlere dayalı soruların cevaplarının bulunmasına çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda fiziksel güçlüğü olan öğrencinin evde eğitim uygulamasından memnun olduğu, akranlarıyla beraber derslere devam edemeyeceği ve fiziksel güçlüğü sebebiyle derslerde zorlandığı görülmüştür. Öğrencinin ablasının evde eğitimin yasal prosedürlerinden şikâyet ettiği, kardeşinin evde eğitim süresince bilişsel ve duyuşsal olarak geliştiğini ancak tek başına ders işlediği için sosyalleşemediğini ve öğrencinin akademik başarısının yükselmesi için ellerinden geleni yaptıklarını söylediği gözlemlenmiştir. Öğretmenin derslerde daha aktif olduğu, öğrencinin konuyu anlaması için çeşitlik yöntemler uyguladığı ve öğrencinin dinleyici olarak derslere iştirak ettiği gözlemlenmiştir. Evde eğitime katılan öğretmenlerin eğitime başlamadan önce hizmet içi eğitim almaları, bu işi gönüllülük esasına göre yapılmaları gerektiğine kanaat getirilmiştir. Evde eğitimin işbirliği ile gerçekleşen bir uygulama olduğundan öğretmenler ve ailenin iletişim halinde olmaları ve beraber bu işi yürütmeleri sonucuna varılmıştır.

Bireyselleştirilmiş öğretim yöntemiEvde eğitimLise öğrencileri+4
Cemil Beyhan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğu olan ebeveynlerin günlük rutinleri kullanımları ile öz yeterliliklerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı bulunan çocukların ebeveynlerinin günlük rutinleri kullanım durumları, ebeveyn öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve günlük rutinleri kullanım durumu ile ebeveyn öz yeterliliğinin bazı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre planlanmış olup, kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuğu olan 102 (84 anne ve 18 baba) ebeveyn katılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 1 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan "Otizm Spektrum Bozukluğu Tanılı Çocukları Olan Ebeveynlerin Günlük Rutinleri Kullanım Durumu Kontrol Listesi", "Demografik Bilgi Formu" ve "Çocuğu Otizm Spektrum Tanısı Almış Ebeveynlerde Ebeveyn Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler çocukların cinsiyetine, yaşına, tanı aldığı yaşa göre; ebeveynlerin ise yaşına, öğrenim düzeyine, sosyo-ekonomik düzeyine, çocuk sayısına ve cinsiyetine göre analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Bulgulara göre; ebeveynlerin öz yeterlilikleri cinsiyete, yaşa, öğrenim düzeyine, çocuğun tanı aldığı yaşa, çocuk sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır; ancak ebeveyn yeterlilik ölçeğinin alt boyutlarında ve günlük rutinleri kullanım durumuna yönelik yapılan analizlere maddesel boyutta bakıldığında anlamlı farklılıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar literatür kapsamında bulgulanmış ve tartışılmıştır.

Otizm spektrum bozukluğuÖz yeterlilikÖzel gereksinimli çocuklar
Şevval Özyer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinime sahip çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik iyi oluşları ile ilişkili faktörler

Bu araştırmada, özel gereksinime sahip çocuğu olan ebeveynlerin COVID-19 Pandemisi sonrası bazı sosyodemografik özellikleri ile stresle başa çıkma yöntemlerini kullanımları, sosyal destekleri ve psikolojik iyi oluşları arasında fark olup olmadığı ve ebeveynlerin stresle başa çıkma yöntemlerini kullanımının ve sosyal desteklerinin psikolojik iyi oluşlarını yordayıp yordamadığı incelenmiştir. Araştırmada uygun örnekleme yöntemiyle ulaşılan katılımcı sayısı 362 olup veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafınd0an hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile birlikte Stresle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği, Yenilenmiş Ana-Baba Sosyal Destek Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden alınan puanlar ile kategorik değişkenler arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. Ebeveynlerin psikolojik iyi oluşlarının, stresle başa çıkma yöntemlerini kullanımları ve algıladıkları sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığı çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Sonuçlara göre babaların stresle başa çıkma yöntemleri, algıladıkları sosyal destek ve psikolojik iyi oluş puanlarının annelere kıyasla daha yüksek olduğu; gelir düzeyi düşük olan ebeveynlerin stresle başa çıkma yöntemleri, sosyal destek ve psikolojik iyi oluş puanlarının da orta ve yüksek gelir düzeyine sahip ebeveynlere nazaran anlamlı şekilde daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin hem stresle başa çıkma yöntemlerini kullanımının hem de algıladıkları sosyal desteğin psikolojik iyi oluşlarını yordadığı saptanmıştır. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılarak yorumlanmış ve araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: COVID-19, özel gereksinimli çocuklar, psikolojik iyi oluş, stresle başa çıkma, sosyal destek

Özel gereksinimli bireylerÖzel gereksinimli çocuklar
Zeynep Gözde Kılıç
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmden kurtulma yanılgısıyla yaşamak: Annelerin deneyimlerine ilişkin bir gömülü teori çalışması

Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanılı /şüphesiyle takip edilen çocuğa sahip annelerin deneyimlerini derinlemesine anlamak ve bunu açıklayan bir gömülü teori inşa etmektir. Araştırmada Charmaz'ın (2014) yapılandırmacı gömülü teori yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın veri kaynakları 1) "Kadınlar Kulübü" isimli forum, 2) araştırma öncesinde otizmli çocuğa sahip annelerin deneyimlerini anlamaya ilişkin yapılmış olan dokuz görüşmenin transkripsiyonları ve 3) derinlemesine nitel görüşmelerdir. Araştırmanın başlangıç örneklemine, 10 katılımcının ortalama 1,5 yıl boyunca Kadınlar Forumu'nda yaptıkları paylaşımlar ve daha önce dokuz anne ile yapılan derinlemesine nitel görüşmelerin transkripsiyonları analiz edildiğinde ulaşılmıştır. Teorik örnekleme ise derinlemesine nitel görüşme yapılan dört anneden oluşmaktadır. Yapılandırmacı GT yaklaşımının veri analizi prosedürlerine göre yapılan analiz sonucunda inşa edilen gömülü teorinin en soyut kavramını, ebeveynlerin otizmden kurtulma düşüncesi oluşturmaktadır. Bu ana kategori etrafında oluşan alt kategorilerle beraber, en son aşamada "otizmden kurtulmaya çalışırken yol ayrımlarıyla ve iniş-çıkışlarla dolu bir annelik deneyimlemek" kavramsallaştırması altında gömülü teori yapılandırılmıştır. Gömülü teori, annelerin deneyimlerini üç süreç (tanı öncesi süreç, doktor süreci, otizm tanısı alma/ otizm şüphesiyle özel eğitime yönlendirilme sonrası süreç) ve üç yol ayrımı (doktora gitme kararı, özel eğitime başlatma kararı, yeniden doktora gitme/özel eğitime başlatma kararı) şeklinde açıklamaktadır. Araştırma sonucunda inşa edilen gömülü teori, alan yazında yapılmış olan ilgili çalışmalar ve var olan kuramsal açıklamalar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: gömülü teori, otizm spektrum bozukluğu, özel gereksinimlilik, ebeveynlik

Ana-babaGömülü teoriOtistik bozukluklar+4
Ayşe Elif Işık Uslu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitime gereksinim duyan çocukların annelerinin evlilik uyumunun incelenmesi

Bu araştırma, özel gereksinimli çocukların annelerinin evlilik uyumlarının, çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma, özel gereksinimli çocuğa sahip olan 108 anne (n=108) ile yapılmıştır. Araştırmada Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ-DAS) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Demografik bilgi formu, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve 9 soru içermektedir. Çalışmada, Çift Uyum Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formundan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan varyans analizi ile özel gereksinimli çocuk annelerinin yaşının, eğitim durumunun, evlenme biçiminin, evlilik süresinin, sahip olduğu çocuk sayısının, çalışma durumunun, mesleğinin, özel gereksinimli çocuğunun tanısının ve gelir düzeyinin evlilik uyumuna etkisi incelenmiş ve araştırma sonucunda yalnızca annelerin çalışma durumu ile evlilik uyumları arasında anlamlılık bulgulanmıştır. Yapılan Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi ile anlamlılık bulgulanan çalışma grubunun, emekliler grubu olduğu görülmüştür.

AnnelerDemografiEvlilik uyumu+4
Derya Sarıyıldız
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

7-11 yaş arası özel gereksinimli öğrencilerin aile içi ilişkilerinin resim analizi yoluyla betimsel olarak incelenmesi: Sultangazi örneği

Bu çalışmada, (7-11 yaş) özel gereksinimli çocukların resimleri ve onların iç dünyalarını anlatmada resimlerin önemi ve rolü araştırılmıştır. Araştırmanın önemi; Çocukları yaşadıkları ruhsal durumlar hakkında konuşturmak oldukça zordur. Üstelik konuşturulması gereken özel gereksinimli bir çocuk olduğunda bunun daha zor olacağı kesindir. Duygularını sözel olarak ifade etmede zorlanan özel gereksinimli öğrenciler için oyun ve sanatsal çalışmaların iyi bir ifade aracı olacağı düşüncesinden yola çıkılarak bu çalışma hazırlanmıştır. Yapılan araştırma 7-11 yaş arasında özel gereksinimli olan 121 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Çalışma için İstanbul ili Sultangazi ilçesinde yer alan Atatürk Çiftliği İlkokulu, İstiklal İlkokulu ve Mehmetçik İlkokulu'nda yer alan kaynaştırma öğrencileri seçilmiştir. Öğrenci ailelerine "Aile Bilgi Formu", öğrencilere "Çocuk Bilgi Formu" ve "Bir Aile Resmi Çiz yönergesi" verilerek aile resmi yapmaları istenmiştir. Çalışma sonucunda yapılan aile resimlerindeki; bacadan duman çıkması, kâğıdın yoğunlukla kullanılan bölümü, çocuğun aile figürlerinde kendisini yerleştirdiği konum, aile içerisinde çizilmeyen kişi, yoğunlukla kullanılan renk veya renkler, güneş figürünün varlığı unsurları incelenmiş ve çocuk bilgi formunda elde edilen veriler ışığında değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde özel gereksinimli çocuklarında tıpkı normal gelişim gösteren çocuklar gibi ruhsal süreçler yaşadığı ve bunları ifade etmede zorluklar çektiği belirlenmiştir. Bu nedenle kendini ifade etmede zorluklar çeken ya da iletişime kapalı özel gereksinimli öğrencilere istenilen konuda resimler çizdirilerek veriler elde etmek mümkün olacaktır. Ancak unutulmaması gereken resim analizinden elde edilen verilerin kesinlik taşımadığı ve mutlaka başka veri elde etme araçlarının da kullanılması gerektiğidir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Resimleri, Özel Gereksinimli Bireyler, Sanatsal Eğitim, Aile, Aile İçi Sorunlar

Aile sorunlarıResimlerÇocuk resimleri+2
Ozan Çetin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi özel eğitim çocuklarına yönelik mobil uygulamaların görsel iletişim tasarımı açısından incelenmesi

Bu tez çalışması, okul öncesi eğitim çağında olan özel gereksinimli çocuklara doğrudan öğretim yöntemiyle akademik öncesi becerilerin öğretileceği mobil uygulama tasarımı için yapılan araştırmayı içermektedir. Türkiye'deki özel eğitim hizmet ve uygulamalarına dair kapsamlı bir inceleme yapılmıştır. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Destek Eğitim Programları özel gereksinimi olan çocukların gelişim düzeyleri ve engel türleri dikkate alınarak hazırlanmış eğitim modülleri içermektedir. Tezde, mobil uygulama tasarımı, okul öncesi özel eğitime gereksinimi olan çocukları ekseninde ele alınmış ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı destek eğitim programlarındaki modüllerden yararlanarak okul öncesi özel eğitim öğrencilerine uygun, eğitsel mobil uygulamaya içeriği hazırlanmıştır. Mobil uygulamanın eğitici içeriği, bireysel eğitim programlarının basamaklarına uygun verilmiştir. Okul öncesi eğitimde kullanılan eğitici oyuncaklar incelenerek ve mevcut özel eğitim mobil uygulamaları görsel iletişim tasarımı açısından değerlendirilerek elde edilen bilgiler ışığında bir mobil uygulama çalışması yapılmıştır.

Doğrudan öğretimGörsel iletişimGörsel tasarım+7
Ayça Doğan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Oyunlaştırma temelli mobil aplikasyonlar ve özel eğitim alanına yönelik bir uygulama

Oyunlaştırma yöntemini temel alarak disleksili çocukların eğitim süreçlerine katkı sunmayı amaçlayan bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde oyunlaştırma kavramının tanımı yapılarak bir oyunlaştırmanın hangi model ve unsurlarla tasarlanması gerektiğine dair teorik bilgiler verilmekte, oyunlaştırmanın güdülenme ile olan ilişkisi ele alınmakta ve kullanım alanları güncel örnekler çerçevesinde açıklanmaktadır. İkinci bölümde, özel eğitimin tanımı ve özel eğitim gereksinimli çocukların sınıflandırılması yapıldıktan sonra uygulama önerisinin hedef kitlesini oluşturan özel öğrenme güçlüğü tanılı bireylerin özellikleri hakkında bilgi verilmektedir. Üçüncü bölümde, özel eğitimde kullanılan Türkçe dil destekli mobil uygulamalardan "İçimdeki Hazine", "Tohum 2", "İşaret Dilim" ve "Balıkçı Eskimo", biçim ve içerik açısından ele alınıp incelenmektedir. Son bölümde ise, Türkçe eğitim gören ilkokul bir ya da ikinci sınıf düzeyindeki okuma güçlüğü tanılı öğrencilerin, metni akıcı ve doğru okumasına, okuduğunu anlamasına, kelime tanıma becerilerini geliştirmesine, kelimeleri doğru okumasına, yazmasına ve hecelemesine destek olmak amacıyla tasarlanan "Güneş'in Günlüğü" isimli oyunlaştırma temelli mobil uygulama önerisi anlatılmaktadır. Öğrencilerin yeterli güdülenmeyle, becerilerini sıkılmadan geliştirmelerini hedefleyen bu uygulama kapsamında, öğrencinin yalnızca teknolojiye bağlı kalmadan aile bireylerinin ve/veya eğitmenlerin desteğini alarak gerçek dünyayla temas içerisinde olması önemsenmiştir. Alanında uzman 12 akademisyenden çevrimiçi anket yoluyla alınan dönütler doğrultusunda geliştirilip iyileştirilen uygulama için gerekli yazılım desteği alınarak tablet cihazda çalışır bir prototip hazırlanmıştır.

Eğitsel tasarımGrafik sanatlarGrafik tasarımı+4
Görkem Tılıç
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ailelere uygulanan aile eğitim programının ailelerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeylerine etkisinin incelenmesi

Yapılan araştırmada, otizmli çocukların ebeveynlerine uygulanan ebeveyn eğitim programının ebeveynlerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Bartın ili merkez ilçesindeki okullara devam eden, 5-17 yaş arasında otizmli çocuğa sahip ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırma, deney ve kontrol gruplarında aile eğitim programı öncesi ve sonrasında ölçmeyi gerektiren ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak tasarlanmıştır. Ailelerle odak grup görüşmeleri gerçekleştirilerek ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan ebeveyn eğitim programına 15 ebeveyn katılmış, program haftada bir gün olacak şekilde planlanmış ve toplam 9 hafta sürdürülmüştür. Kontrol grubunda yer alan ailelere herhangi bir eğitim uygulanmamıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan ebeveynlerin stresle baş etme düzeyleri, "Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri", yaşam kalitesi düzeyleri "Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi" ve sosyal destek düzeyleri "Yenilenmiş Anne-Baba Sosyal Destek Ölçeğinden" elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden aldıkları ön test-son test puanları arasındaki farkın tespit edilebilmesi için grup içi analizlerde Wilcoxon, gruplar arası analizlerde Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçların anlamlılık düzeyleri 0,05 olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulanan ebeveyn eğitim programının stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.

AileAile eğitimiOtistik bozukluklar+7
Ayşenur Nazik Fayız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde 6-18 yaş grubundaki özel gereksinimli çocukların annelerinin tükenmişlik düzeyleri ve aile işlevselliğinin incelenmesi

çevrimiçi form aracılığı ile Gönüllü Katılım Formu, Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Çocukların yaşı, cinsiyeti, özel gereksinim alanı, annenin yaşı, çalışma durumu, öğrenim durumu, çocuk sayısı ve ekonomik düzey ile annelerin tükenmişlik durumu ve aile işlevselliği arasındaki değişime bakılmıştır. Ayrıca annelerin çevreden aldığı sosyal desteğe göre tükenmişlik ve aile işlevselliği durumları incelenmiştir. Dağılıma ait homojenliğin test edilmesinde Kolmogorov–Smirnov Testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; Bağımsız Örneklemler t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bonferroni Post-Hoc Testi kullanılmıştır. İki ölçekten elde edilen puanların arasındaki ilişkininin yönü ve boyutunu belirlemek için de Pearson Korelasyon analizi uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, tükenmişlik ile aile işlevselliği arasında ilişki saptanmıştır. Tükenmişlik yaşayan annelerin aile işlevsellik durumlarının olumsuz etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel gereksinimli çocuğun yaşı, cinsiyeti, özel gereksinim alanı ile annelerin tükenmişlik düzeyleri ve aile işlevselliği arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Annenin yaşı, çalışma ve öğrenim durumu, çocuk sayısı ve ekonomik düzeyi ile tükenmişlik ve aile işlevselliği arasında ilişki elde edilmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin çevreden sosyal destek alması ise daha az tükenmişlik yaşadıkları sonucunu ortaya koymuştur. Sosyal destek alan annelerin daha sağlıklı aile işlevlerine sahip olduğu belirlenmiştir.

Aile işlevleriAnnelerCOVID 19+5
Eylül Sevimli
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Understanding the relationship between parental stress and psychosocial outcomes in siblings of children with special needs: The role of perceived expressed emotion

This thesis explores how parental stress relates to the psychological and behavioural outcomes of siblings of children with special needs. Specifically, it focuses on the mediating role of perceived expressed emotion, which reflects how siblings interpret their parents' emotional expressions. Data were collected from 154 families in Turkey, including mothers, fathers, and one sibling aged 11 to 18, through both online and physical forms. The constructs were assessed using the Parental Stress Scale (PSS), the Shortened Level of Expressed Emotion Scale (SLEES), and the Strengths and Difficulties Questionnaire – Youth Form (SDQ). Two simple mediation models were tested separately for maternal and paternal stress using Hayes PROCESS Model 4. The findings revealed that higher maternal stress was associated with greater sibling psychosocial difficulties through increased perceived maternal expressed emotion. For fathers, the indirect effect through perceived expressed emotion was also significant, while the total and direct effects were not. However, when parental psychological symptoms were included as covariates, the indirect effects in both models became nonsignificant. These findings highlight the importance of emotional dynamics within the family system and draw attention to perceived parental emotion as a potential pathway linking parental stress to sibling adjustment.

Family relationsChildren with special needs
Sena Yıldırım
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerde suçluluk-utanç düzeyi, yılmazlık ve evlilik doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çocuk ebeveynler için hem neşe hem de mutluluk kaynağıdır. Çocuğun dünyaya gelişi yeni umutlar ve hayaller anlamına gelmektedir. Çocuğun dünyaya gelişi ebeveynler için birçok yeniliği ve aile içi ilişkilerde değişikliği beraberinde getirir. Buna bağlı olarak özel gereksinime sahip olmayan çocuğun varlığı bile aile için olumlu özelliklerinin yanında birtakım güçlükleri beraberinde getirmekteyken özel gereksinimli çocuğa sahip olmak hem anneler hem de babaları psikolojik açıdan etkilemekte, yılmazlık algılarını ve çift ilişkilerinde evlilikten aldıkları doyumu da etkiledği bilinmektedir. Ebeveynler için özel gereksinime uyum süreci oldukça zorlayıcı bir süreç olabilmekte ve bu nedenle suçluluk- utanç gibi problemler yaşayabilmektedirler. Suçluluğa bağlı olarak ebeveynlerin yılmazlık düzeyleri zayıflamakta, buna bağlı diğer bir etken olan evlilik doyumunda da azalmalar görülebilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşadıkları suçluluk- utanç düzeylerinin, buna bağlı olarak yılmazlık düzeylerinin nasıl yordadığının ve bu etkenlerin evlilik doyumunu nasıl etkilediğinin saptanmasıdır. Bununla beraber ebeveynlerin, anne baba olma durumu, yaş, eğitim, özel gereksinimli çocuk sayısı gibi değişkenler açısında da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi sınırları içerisinde yaşayan, en az bir tane özel gereksinimli çocuğa sahip olan 322 ebeveynden ( Anne=235, Baba=87) oluşmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Suçluluk- Utanç Ölçeği, Aile Yılmazlık Ölçeği ve Evlilik Yaşamı (Doyumu) Ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Yapılan çalışmada ebeveynlerin, anne ya da baba olma durumlarına göre incelendiğinde babaların annelere kıyasla daha yılmaz ve mücadeleci ve yaşama bağlı hissetikleri söylenebilir. Yaş değişkenine göre bakıldığında ebeveynlerin yaşlarının artması ile evlilik doyumlarının arttığı aynı zamanda daha yılmaz, mücadeleci, öz yetkinliğe sahip yaşama bağlı olduklarını aynı zamanda yaşları arttıkça suçluluk duygusu hissetmedikleri ancak özel gereksinimli çocuğa sahip olmalarından dolayı utanç duydukları söylenebilir. Ebeveynlerin eğitim düzeyi arttıkça da evlilikten aldıkları doyum artış göstermekte ve kendilerini daha yılmaz algılamaktadırlar. Bu etkenlere bağlı olarak da kendileri daha az suçlu ve utanç içinde hissetmektedirler. Özel gereksinimli çocuk sayısı arttıkça ebeveylerin evlilikten aldıkları doyumda azalma olduğu saptanmış olup, daha fazla suçluluk yaşamaktadırlar. Diğer bir ifadeyle kendilerini daha az yılmaz olarak ifade etmişlerdir. Ebeveynlerin hafif düzeyde yetersizliği olan çocuklara sahip olmaları onların evlilik doyumları ile yılmazlık algıları alt boyutu olan kontrol düzeyini arttırdığı, orta ve ağır düzeyde çocuğa sahip olan ebeveynlerin suçluluk ve utanç düzeylerinin arttığı söylenebilir. Suçluluk-utanç ile evlilik doyumu puanları arasında orta seviyede ve negatif ilişki, yılmazlık ve suçluluk arasında orta seviyede ve negatif iken yılmazlık ve evlilik doyumu arasında pozitif bir ilişki vardır. Son sorumuz olan yordam sorusunda çoklu regresyon analizine göre de yılmazlık düzeyi pozitif olarak yordarken, suçluluk-utanç düzeyi ise negatif yordamaktadır. Bu bağlamda ebeveynlerin evlilik doyumları arttıkça daha yılmaz oldukları yılmazlık düzeyleri arttıkça da daha az suçlu hissetikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerEbeveynlerEvlilik doyumu+5
Bircan Şahin
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Portage erken eğitim programının 2-6 yaş grubu özel eğitim ve bakım gerektiren çocukların gelişimleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, Portage Erken Eğitim Programının Iğdır il merkezinde faaliyet gösteren Yeşil Iğdır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim alan 2–6 yaş arası otistik, Down sendromu, hafif zihinsel engelli, fiziksel engelli ve orta-ağır zihinsel engelli tanısı alan çocukların gelişimleri üzerindeki etkinliğini ölçmek amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022 Şubat–2022 Mayıs tarihleri arasında Iğdır il merkezinde bulunan Yeşil Iğdır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 2-6 yaş grubu 43 çocuk ve bu çocukların aileleri ile kurumda çalışan uzman eğiticiler oluşturmaktadır. Ön-test–son-test kontrol grubu modelinin kullanıldığı araştırmada çalışma grubuna ait veriler Portage Erken Eğitim Programının uygulandığı çocuklardan toplanmıştır. Özel gereksinimli olan bu çocukların gelişmeleri Portage Gelişim Ölçeği kullanılarak izlenmiştir. Çalışma grubuna Portage Erken Eğitim Programı araştırmacı tarafından 20 hafta uygulanmıştır. Eğitimci her hafta 3 gün okul ve ev ortamında çocukları izleme,değerlendirme,etkinlik önerileri sunma ve materyal desteği sağlamıştır. Eğitimci Portage Eğitimini Türkiye'de tek eğitimci eğitmeni olan Dr. Ender MARANGOZ'dan süpervizyon ve ders şeklinde almıştır. Verilerin analizlerinde yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, araştırmanın hipotezlerini test etmek için parametrik istatistiklerden Paired Sample t testi kullanılmıştır. Oluşturulan hipotezler ile 2-6 yaş aralığındaki özel gereksinimli çocukların Portage Gelişim Ölçeği ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Bu durum uygulanan programın etkililiğine işaret etmektedir. Yapılan analizler sonucu Portage Erken Eğitim Programında aile katılımının program etkinliği üzerinde anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür.Böylece çocukların gelişimlerini (bilişsel, motor, dil, sosyal-duygusal, özbakım) en üst seviyeye çıkarmak, eve dayalı eğitim programlarının uygulanmasını sağlamak ve yaygınlaştırmak, anne babalara çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili bilgiler sunmak, uygun ev ortamının düzenlenmesi için anne babaları bilgilendirmek, anne babaların eğitmen olarak rollerini güçlendirmek,çocukların gelişimindeki eksiklikleri tamamlamaya yönelik yaratıcı öneriler sunmak ,ailelerin çocuklarının beceri öğrenme süreleri hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamak anne babaların çocuklarının bireysel özelliklerine uygun beklentilerde olmalarını sağlamak, anne-babanın, çocuğun eğitim programında ihtiyacı olan materyalleri maddi açıdan en az masrafla karşılamasını sağlamak, materyaller konusunda aileyi bilgilendirmek amaçlanmıştır. Yakın zamanda yaşanılan pandemi sürecinde de ailelerin çocukların gelişimlerine yönelik böyle programlara gereksinim duyduğu görülmüştür. Çalışma sırasında ailelere evde de çocukların tekrarlarına devam edebilmeleri, gelişimlerini sürdürebilmeleri için uygun etkinlik kartları verilmiş ve ailelerin çocukların gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmalarının desteklenmesi gerektiği ortaya koyulmuştur. Aile destekli programların özel gereksinimli çocukların gelişimleri açısından katkı sağladığı gözlemlenmiştir.

Aile katılımıErken eğitimÇocuk gelişimi+4
Seda Coşkun
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların ebeveynlerinin tutum farklılığının incelenmesi

Amaç: Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumunu etkileyen birçok faktör vardır; bunlar çocuklara has özelliklere bağlı olabileceği gibi ebeveynlerin özelliklerine de bağlı olabilir. Bu bağlamda çalışmamızda çocuğu DEHB ya da OSB tanılı ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerinin çocuk yetiştirme tutumlarıyla ilişkisini ve çocuğu bu iki nörogelişimsel probleme sahip olan ebeveynler ile çocuğu normal gelişim gösteren ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farklılıklar incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma İstanbul ilinde yaşayan, DEHB ve OSB olan çocuklara ya da sağlıklı çocuklara sahip olan 25-60 yaş aralığındaki 150 ebeveynle gönüllük esasına dayalı yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle ve kesitsel olarak yürütülmüştür. Veriler araştırmacının kendisi tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu ve ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını ölçen Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeğinin yüz yüze uygulanması yolu ile toplanmıştır. Bulgular: Verilerin normal dağılım gösterdiğinden emin olmak için Skewness/çarpıklık ve Kurtosis/basıklık değerlerine bakılmıştır. George ve Mallery (2010)'nin önerdiği değerler referans alındığında, çarpıklık ve basıklık değerlerinin +/-2 değerleri arasında bulunması normal dağılımın sağlandığı şeklinde kabul edilmiştir. Araştırmada sosyodemografik değişkenler ve ebeveyn davranışları arasındaki ilişkileri ölçmek için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkları ölçmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmış; Tamhane post-hoc analizi ile hangi grupların birbirinden farklılaştığına bakılmıştır. Sonuç olarak, DEHB'li, OSB'li ve sağlıklı çocukları olan ebeveynlerin ebeveyn davranışları sosyodemografik özelliklere göre incelendiğinde ve DEHB'li ve OSB'li çocuğa sahip anne babaların tutumları sağlıklı çocuğa sahip anne babaların tutumlarıyla karşılaştırıldığında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Annelerin yaşı arttıkça ebeveyn takibinin azaldığı, babaların yaşı arttıkça çocukla daha az ilgilenme eğilimi gösterdikleri gözlemlenmiştir. Annenin eğitim seviyesi arttıkça çocukla ilgilenme oranı arasında düşük güçte pozitif bir korelasyon vardır. Aynı zaman da annenin eğitim seviyesi arttıkça tutarsız disiplin uygulamaya daha meyilli olduğu da görülmüştür. DEHB'li ve sağlıklı çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarıyla OSB'li çocuğa sahip anne ve babalara göre daha çok ilgilendiği bulunmuştur. Araştırmamızdan elde ettiğimiz bir diğer sonuç, DEHB'li çocuğu olan ebeveynlerin sağlıklı çocuğu olan ve OSB'li çocuğu olan ebeveynlere göre ebeveyn takibinin daha zayıf olduğu yönündedir. DEHB'li çocuğu olan ebeveynler sağlıklı çocuğu olan ebeveynlere göre daha tutarsız disiplin uyguladığı bulunmuştur.

Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğuEbeveyn davranışıEbeveynler+4
Ezgi Seda Yayla
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli bireye sahip annelere uygulanan egzersiz aktivitelerinin kaygı ve umutsuzluk düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın temel amacı 6 hafta süren ve haftada iki kez düzenli bir şekilde uygulanan fiziksel egzersiz programına katılan (deney) ve katılmayan (kontrol grubu) özel gereksinimli bireye sahip annelerin kaygı ve umutsuzluk düzeylerinin araştırılıp değerlendirilmesidir. Bu çalışma yarı deneysel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu araştırma modeli uygulanmıştır. Çalışmanın popülasyonunu; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı'na bağlı Özel Gereksinimli Eğitim Merkezi (ÖZGEM) bünyesinde eğitim alan öğrencilerin anneleri (N=100) oluşturmaktadır. Deney grubuna 6 hafta boyunca haftada iki kez planlamış egzersiz aktiviteleri uygulanmış olup, kontrol grubu ise herhangi bir uygulamaya tabi olmada rutin yaşantısına devam etmiştir. Katılımcıların kaygı ve umutsuzluk düzeylerinin belirlenmesi için her iki gruba da ön test ve son test olarak Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği ile Beck Umutsuzluk ölçekleri uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizi IBM SPSS Statistics 25.0 programı ile yapılmıştır. Deney grubu ve kontrol gruplarının ölçek değişkenleri açısından karşılaştırılması için öncelikle Kolmogorov Smirnov normal dağılım sınaması gerçekleştirilmiştir. Gruplar arasındaki kaygı ve umutsuzluk ortalamalarının karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, gruplar içinde ön ve son test ortalamalarının karşılaştırılmasında ise Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Tüm analizlerde p<0,05 (iki yönlü) değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen analiz sonucu istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, deney grubu ön test ve son test durumluk puanları arasında pozitif yönde bir fark elde edilmiştir. Kontrol grubu ön test ve son test durumluk ve sürekli kaygı puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Deney grubu ön test ve son test beck umutsuzluk ölçeğinden aldıkları puan ortalaması pozitif bir yönde fark elde edilirken, kontrol grubuna uygulanan ön test ve son test beck umutsuzluk ölçeğinden aldıkları puan ortalamasında anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Çalışma bulgularının sonuçlarından hareketle, fiziksel egzersiz aktivitelerinin kaygı ve umutsuzluk düzeylerine olumlu yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özel Gereksinimli Birey, Özel Gereksinimli Bireye Sahip Anne, Fiziksel Egzersiz, Kaygı, Umutsuzluk

AnksiyeteAnnelerEgzersiz+5
Gülden Üzen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocukların rehabilitasyon desteği almasının sosyal uyuma etkisinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı özel gereksinimli bireylerin tanıları ve eğitime başlama yaşları dikkate alınarak rehabilitasyonun sosyal uyumlarına etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca elde edilen oranlar üzerinde etkili olan faktörlerin saptanması amaçlanmaktadır. Çalışmaya 9-17 yaş aralığında en az 6 ay rehabilitasyon desteği almış özel gereksinimli bireyler katılmıştır. Anket çalışması 50 özel gereksinimli birey 50 kontrol grubunda olacak rehabilitasyon desteğine ihtiyaç duymayan birey üzerinde uygulanmıştır. Özel gereksinimli bireylere anket, eğitim öncesi ve sonrası olmak üzere iki adet doldurtulup rehabilitasyon dan aldıkları eğitimin sosyal uyumlarına etkisi daha net incelenmiştir. Bu araştırmada, özel gereksinimli bireylere; duygusal kararlılık, dışa dönüklük, deneyime açıklık, uyumluluk gibi kişilik özelliklerinin yanı sıra, özsaygı, kontrol odağı, başa çıkma stratejileri ve kişilerarası ilişkiler gibi diğer yönleri de değerlendirme amaçlı Hacettepe Kişilik Envanteri uygulanmıştır. Ayrıca, demografik özellikleri içeren bilgi toplama formu da önemli bir veri toplama aracıdır. Yaş, eğitime başlama yaşı, eğitim süresi ve cinsiyet gibi faktörler, özel gereksinimli bireylerin sosyal uyum ve beceri düzeylerini etkileyebilir. Bu nedenle, bu özelliklerin belirlenmesi, daha doğru sonuçlar elde etmek açısından önemlidir. SPSS, sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan bir istatistiksel analiz yazılımıdır ve verilerin analizi için sıkça tercih edilir. Araştırmada elde edilen veriler bu programda analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rehabilitasyon, Sosyal Uyum, Hacettepe Kişilik, Envanter

Hacettepe Kişilik EnvanteriOdyolojiRehabilitasyon+3
Büşra Filiz
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özgül dil bozukluğu olan çocuklarda sözel çalışma belleği, dil ve dikkat becerilerinin incelenmesi

Bu çalışma, özgül dil bozukluğuna sahip çocukların sözel çalışma belleği performansları, dil ve dikkat becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara'da özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan 60-93 ay arasında 45 çocuk oluşturmaktadır. Çocukların dil becerileri Türkçe Erken Dil Gelişimi Testiyle (TEDİL), sözel çalışma belleği performansları Çalışma Belleği Ölçeğiyle (ÇBÖ) ve dikkat becerileri Conners Anababa Değerlendirme Ölçeği (CADÖ-Y/U) "Bilişsel Problemler-Dikkatsizlik" alt ölçeği ve DSM-5 Dikkatsizlik indeksiyle değerlendirilmiştir. Veriler üzerinde betimsel istatistikler uygulanmıştır. Özgül dil bozukluğuna sahip çocukların dil, dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performansları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizleri yapılmıştır. Çocukların özel eğitimden yararlanma süreleriyle dil ile dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performanslarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Sonuçlara göre çocukların özel eğitimden yararlanma sürelerinin dil, dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performansları üzerinde anlamlı etkisinin olmadığı görülmüştür. Sözel çalışma belleği performansında çocuklar en fazla ilk sözcüğü hatırlama, en az anlamsız sözcük hatırlama görevinde güçlük yaşamışlardır. Çocukların sözlü dil becerileriyle sözel çalışma belleği performansları ve dikkat becerileriyle de sözel çalışma belleği performansları arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dikkat becerileriyle sözlü dil performansları arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Gelişimsel dil bozuklukları, dil gelişimi, çalışma belleği, dikkat becerileri

DikkatDil becerileriDil bozuklukları+5
Uğur Hassamancıoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli ve sağlıklı kardeşe sahip bireylerde ebeveynleşme olgusu ile ilişkili değişkenlerin incelenmesi

Ebeveynleşme olgusu, aile sistemini oluşturan alt sistemler arasındaki sınır eksikliği sonucu, çocukların ebeveynlere ait rol ve sorumlulukları kendi yaş ve gelişim dönemlerine uygun olmayacak şekilde üstlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Aile içi stresörlerden alkololik bir ebeveyne sahip olmak, ailenin sosyoekonomik durumunun düşük olması, göç yaşantısı ve aileden birinin özel gereksinime sahip olmasının ebeveynleşme olgusunu arttıracağı ileri sürülmektedir. Ebeveynleşme olgusunun kişiler arası ilişkileri ve kişilik özelliklerini etkilediği, bazı psikopatolojik sorunlarla da ilişkisellik gösterdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacını, ebeveynleşme ile psikolojik belirtiler ve obsesif-kompulsif belirtiler arasındaki ilişkiyi; bu ilişkide, öfke ve sorumluluğun aracı, özel gereksinimli ya da sağlıklı kardeşe sahip olmanın ve sosyal desteğin düzenleyici (moderatör) rolünün incelenmesi oluşturmuştur. Araştırmanın bir diğer amacını ise sosyo-demografik değişkenler olan cinsiyet, doğum sırası ve ailenin sosyo ekonomik durumu için ebeveynleşme olgusunun farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 18 yaş ve üstü özel gereksinimli kardeşi olan 104 (% 41.1) ve sağlıklı kardeşi olan 149 (% 58.9) katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Ebeveynleşme Envanteri, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Obsesif İnanışlar Ölçeği, Sürekli Öfke- Öfke Tarz Ölçeği, Hasta Sağlık Ölçeği- Somatik, Kaygı, Depresyon Belirtiler ve Obsesif- Kompulsif Envanteri- Revize uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda özel gereksinimli kardeşi olanların olmayanlara göre kardeşe yönelik ebeveynleşmelerinin daha yüksek olduğunu ve ebeveynleşmeyi daha az yararlı algıladığını bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer sonucu, ebeveynleşmenin algılanan yarar/uyum değişkeni azaldıkça ve öfke aracı değişkeni artıkça psikolojik belirtilerin artığını göstermektedir. Son olarak aracı ve düzenleyici değişkenlerin rolü incelendiğinde özel gereksinime sahip kardeşi olmayan grupta, sosyal desteğin çok düşük olmasının kardeşe yönelik ebeveynleşme ile öfke / sorumluluk arasındaki ilişkiyi düzenlediği ve bu ortak etkileşim sonucunda öfkenin / sorumluluğun kardeşe yönelik ebeveynleşme ile OKB ya da psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiye aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler Ebeveynleşme, sorumluluk, sosyal destek, sürekli öfke, özel gereksimi olan kardeşler, psikolojik belirtisellik, obsesif kompulsif bozukluk

Aile içi rollerEbeveyn davranışıEbeveynler+5
Didem Arıkan Çolak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Beta talasemi majörlü çocukların güçlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada, 12-18 yaş arası Beta Talasemi Majörlü çocukların hastalık sürecine ilişkin problemleri tanımlanarak, bireyselleştirilmiş güçlendirme eğitimleri ile güçlendirilmeleri amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma, karma tipte bir çalışmadır. Birinci aşama, Beta Talasemi Majörlü çocukların hastalık sürecine ilişkin problem ve gereksinimlerinin belirlenmesi olup; fenomenolojik yöntem kullanılmıştır. İkinci aşamada ise, nitel yöntemle tanımlanan hastalık sürecine ait gereksinim duyulan konuların, güçlendirme modeli kapsamında ele alınmasıdır. Bu gereksinimlere yönelik eğitimin verilmesi ve bireyselleştirilmiş güçlendirme eğitiminin etkinliğinin incelenmesinde nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 12-18 yaş arası Beta Talasemi Majörlü 15 çocuk oluşturmuştur. Veriler, bireysel görüşmelerle toplanmıştır. Verilerin toplanma sürecinde, "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Beta Talasemi Majörlü Çocukların Gereksinimlerini Belirleme Soru Formu" kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada yer alan katılımcıların yaş ortalaması 15.46±0.42'dir. Çocuklarla yapılan görüşmede tedavi süreci, aile süreci ve sosyal hayat olmak üzere üç tema yer almıştır. Beta Talasemi Majörlü çocukların altısı hastalığın genetik geçişli olduğunu bilmediğini, eritrosit transfüzyonundan bir kaç gün önce yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik gibi sağlık problemeri yaşadığını ve bu problemleri nasıl yöneteceğini bilemediğini ifade etmiştir. Çocukların 12'sinin demir şelasyon tedavisini ve tümünün de destek tedavisini düzenli olarak kullanmadığı saptanmıştır. Tedavinin yan etkilerini, hastalığın kesin tedavisini ve gelecekteki tedavilerin neler olduğunu bilmedikleri ve beslenme ilkelerine dikkat etmedikleri görülmüştür. Çocukların Beta Talasemi Majör'ün tedavi sürecinin yan etkilerinden dolayı kendilerini mutsuz, üzgün, sinirli, kızgın ve kötü hissettikleri, gelecek kaygısı yaşadıkları saptanmıştır. Bakım sürecinde öncelikli sorumluluğu annelerin üstlendiği görülmüştür. Yanısıra, ailelerin çocuklarına karşı aşırı korumacı tutum sergiledikleri, ekonomik olarak zorlandıkları saptanmıştır. Çocukların ise, hastalığı arkadaşlarından sakladıkları, öğretmenlerine detaylı hastalık bilgisi vermedikleri belirlenmiştir. Benzer şekilde, hastalığın akademik başarılarını ve günlük yaşamlarını etkilediği saptanmıştır. Çocukların ön test gereksinim belirleme soru formu toplam puan ortalaması 30.73±2.38 iken, birinci son testin ilk uygulamasında toplam puan ortalaması 48±3.50 ve ikinci son testin uygulamasında toplam puan ortalaması 47.86±3.52'dir. Sonuç: Yapılan çalışmanın sonucunda, çocukların hastalık bilgisi, tedavi süreci, anne/baba ilişkisi ve sosyal hayata yönelik gereksinimleri olduğu belirlenmiştir. Bu gereksinimler doğrultusunda verilen bireyselleştirilmiş eğitimin, çocukların güçlendirilmesinde etkili olduğu son test puan ortalamaları ile saptanmıştır.

Bireyselleştirilmiş öğretim yöntemiGüçlendirmeTalasemi+2
Atiye Karakul
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli çocukların eğitiminde müzik terapinin kullanılması hakkındaki bilgi ve görüşleri

Bu tez çalışmasında özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli çocukların eğitiminde müzik terapinin kullanımına ilişkin bilgi ve görüşleri araştırılmıştır. Özel eğitim öğretmenlerinin müzik terapi hakkındaki bilgi ve görüşleri, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen tekniği kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın verileri derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. 2021-2022 eğitim öğretim yılında Mersin ili merkez ilçeleri olan Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde bulunan özel eğitim okullarında görev yapmakta olan özel eğitim öğretmenlerinden gönüllülük esasıyla katılım sağlayan (n=31) öğretmenler ile yürütülen bu çalışmada elde edilen veriler 3 ana ve 16 alt tema şeklinde gruplandırılmıştır. Araştırmanın ana temalar "Özel eğitim öğretmenlerinin müzik kavramı ile müzik terapi hakkındaki bilgi ve görüşleri nelerdir?" "Özel eğitim öğretmenlerinin müziğin ve müzik terapinin özel gereksinimli öğrenciler üzerindeki etkileri hakkındaki görüşleri nelerdir?" "Özel eğitim öğretmenlerinin müzik kavramı ile müzik terapi hakkındaki deneyim ve motivasyon durumları nasıldır?" sorularına verilen cevaplar ile oluşmuştur. Yapılan derinlemesine görüşmelerde özel eğitim öğretmenlerinin müzik terapi hakkında istendik düzeyde bilgiye sahip olmadıkları sonucuna varılmıştır. Buna karşın özel gereksinimli çocukların eğitiminde müziğin ve müzik terapinin kullanılmasının eğitimi olumlu yönde etkileyeceğini destekleyen nitelikte görüşler de belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda özel eğitim öğretmenlerine müzik ve müzik terapi konularında hizmet içi eğitimler planlanması önerilmiştir.

MüzikMüzik tedavisiTerapi+4
Muhammet Onur Çelebioğlu
Mersin University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim-öğretime devam eden özel gereksinimli çocukların serbest oyun zamanlarındaki oyunlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim-öğretime devam eden özel gereksinimli çocukların serbest zamandaki oyunlarının incelenmesidir. Nitel bir çalışma olan bu araştırmanın çalışma grubunu; Mersin ili merkez ilçelerinde bulunan bağımsız anaokullarında 2021-2022 yılı güz döneminde eğitim öğretime devam eden 40 özel gereksinimli çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada etik ilkeler gereğince katılımcı çocukların ailelerine bilgilendirici onam formu gönderilmiş ve dönütleri alındıktan sonra araştırmaya başlanmıştır. Özel gereksinimi olan okul öncesi dönem çocuklarının serbest oyun zamanlarındaki oyunları açık ve kapalı alanlarda gözlemlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak özel gereksinimli çocukların, serbest zamandaki oyunlarını incelemeye yönelik araştırmacı tarafından uzmanlardan görüş alınarak hazırlanan "Özel Gereksinimli Çocukların Oyunları Gözlem Formu" ve "Gözlem Güncesi" kullanılmıştır. Özel gereksinimli çocukların oyunları gözlem formuna ilişkin veri toplama süreci; çocukların her biri için her gözlemde 20 dakika açık alanda, 20 dakika kapalı alanda olmak üzere araştırma boyunca her biri 4'er defadan toplamda 160 dakika gözlemlenerek 8 hafta içerisinde tamamlanmıştır. Bu çalışma ile özel gereksinimli çocukların tercih ettikleri oyun türleri ile oyun oynadıkları alan arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir.Yapılan gözlemler; özel gereksinimli çocukların çeşitli oyun türlerinde ve oyun alanlarında oyun oynadıklarını, serbest zamandaki oyunlarında özellikle paralel oyun davranışlarını sergilediklerini göstermiştir. Bu araştırma sonucunda bedensel yetersizliği olan çocukların fiziksel oyunları oynamadığı görülmüştür. Özel gereksinimi olan çocukların oyun süreleri analiz edildiğinde, genellikle 80 dakikalık gözlem süresi içinde çoğunluğunun 48 ile 63 dakika arasında oyun oynadığı, bu süre içinde oyun materyallerini sıkça değiştirdikleri ancak oyun yapısını pek değiştirmedikleri gözlenmiştir. Ayrıca çalışma grubuna dâhil edilen özel gereksinimli çocukların oyunlarında iletişim problemleri başta olmak üzere, oyun dışı bırakılma, düşme yaralanma gibi farklı güçlükler ile karşılaştıkları görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılarak irdelenmiş, elde edilen sonuçlar ışığında uygulamaya ve araştırmacılara yönelik öneriler geliştirilmiştir.

OyunlarÖzel gereksinimli çocuklar
Buse Koçak
Mersin University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli öğrencilerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışlar ve ebeveynlerin kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel gereksinimli bireylerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışlar ve ebeveynlerin kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Konya ilinde farklı yaş ve engel gruplarına dahil olan çeşitli özel eğitim okullarında eğitim gören ve ev ortamında problem davranış sergileyen 12 erkek ve 8 kız toplam 20 öğrenci belirlenmiştir. Araştırmamızın çalışma grubunu bu öğrencilerin ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım tercih edilmiştir. Ebeveynlerin ev ortamında sergilenen problem davranışlara ilişkin görüşlerinin alınabilmesi ve kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenebilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu ve örnek olay kullanılarak veriler toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuna ait verilen analizi betimsel analiz ile ve örnek olay görüşme formuna ait verilerin analizi içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde özel gereksinimli öğrencilerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışların en çok saldırganlık/vurma davranışı olduğu belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen diğer davranışlar ağlama, aşırı yeme, bağırma, çevresine/eşyalara zarar verme, soyunma, korkma ve kendine zarar verme davranışları olarak belirlenmiştir. Bu davranışların genel olarak günde 5 defadan fazla ve 15-60 dakika arasında süreyle sergilendiği belirlenmiştir. Bu problem davranışların işlevlerine ilişkin görüşleri incelendiğinde en çok nesne veya etkinliğe ulaşma işlevi olduğu belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışlarda aile üyelerinin öyleydi strateji olarak en çok seçerek sunmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Sonrasında ise sırayla; ortamdan uzaklaştırma ve fiziksel engeller koyarak problem davranışı önlemeyi tercih ettikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilemeyen problem davranışlarda aile üyelerinin davranışa müdahale olarak en çok görmezden gelme olacak şekilde sırasıyla; ceza vermek çocukların istediklerini verme (problem davranışın işlevini yerine getirme), ortamdan uzaklaşma davranışını sergiledikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışlarda aile üyelerinin davranış sonrasında müdahale olarak pekiştireç vererek problem davranışın tekrar etme süresini uzatmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışların aile yaşantısının olumsuz etkilediği ailenin kendisini toplumdan soyutlamayı tercih ettiği ve kendilerini yorgun hissettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken önleyici stratejilere ilişkin en çok önerdikleri stratejinin seçenek sunma olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken davranış sonrası müdahale yöntemlerine ilişkin önerdikleri yöntemler; görmezden gelme, ortamdan uzaklaşma, problem davranışların işlevini yerine getirmeme ve ceza yöntemleri olarak belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken davranış sonrası müdahale yöntemlerine ilişkin önerileri; problem davranışın işlevini yerine getirme ve alternatif pekiştireç vererek sakinleştirme yönünde olmuştur. Kazanç olarak özel gereksinimli öğrencilerin en çok sergiledikleri problem davranışların diğer ortamlarda sergilenen problem davranışlarla benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Katılımcılarının problem davranışlara yönelik önleme müdahale stratejilerinde yeterince bilgi sahibi olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların kullandıkları ve önerdikleri stratejilerin genel olarak örtüşmediği belirlenmiştir. Bilgi düzeyi yüksek olan ebeveynlerin ise stratejileri uygulamada sorun yaşadıkları dikkat çekmiştir.

Aile tutumuAna-baba tutumuEv ortamı+4
Tibyan Dirik
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00

Related subjects