Aristotle

88 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Aristoteles'ten Freytag'a klasik drama yapısı

Oyun analizi ve oyun inşası kavramları Batı tiyatrosu tarihinde Aristoteles'in Poetika'sı ile birlikte tartışmaya açılmış, Aristoteles'in ortaya koyduğu ilkeler ve kavramlar çağlar içinde başlıca referans olmuştur. Gustav Freytag'ın 1863 yılında yazdığı Dramanın Tekniği kitabı da Poetika'ya 19'uncu yüzyılın tiyatro dünyasından hem bir saygı duruşu, hem de Aristoteles'in kavram ve ilkelerine modern bir yeni yorum getirme çabasıdır. Freytag'ın bu çalışması, drama metni analizinde yapı analizi kavramını merkeze almasıyla öne çıkmaktadır. Çalışmasının sonucunu da sonradan Freytag Piramidi adıyla anılacak olan şematik bir örnekle ortaya koymuştur. Bu şema klasik dram olarak adlandırılan türün yapısal şeması olarak kabul görmüştür. Bu çalışmada, Poetika'da drama yapısına dair gündeme getirilen kavramlara odaklanılmakta; bu kavramların Rönesans dönemi ve Shakespeare üzerindeki etkisi incelenmekte; Freytag'ın dönemindeki tiyatroya bakış ve Freytag Piramidi şeması ile ortaya konan yapı analizi kavramları detaylandırılmaktadır. Böylelikle klasik drama metni ve yapı analizi adına ortaya konan başlıca kavramlar saptanıp, bu kavramlar Shakespeare'in oyunları üzerinden incelenerek tartışılmaktadır.

AristotelesDramaFreytag, Gustav+3
Uluç Esen
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel toplumdan modern topluma etik'in sosyolojik temelleri

Geleneksel toplumlarda ve modern toplumlarda etiğin ve ahlakın nasıl temellendirildiği, nasıl bir dönüşüm geçirdiği araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Geleneksel toplumların temel dinamiklerinin anlaşılması için antik dönemdeki tartışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın bütünselliğinin korunması için ise güncel tartışmalara yer verilmiştir. Tarihsel süreç içerisinde, Akıl'ın, Tanrı'nın, Doğa'nın ve Sözleşme'nin etiğin ve ahlakın kaynağı olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Zamanla bu unsurların önemlerinin azaldığı; buna bağlı olarak da, bireylerin ciddi dönüşümlerle, risklerle karşı karşıya kaldığı saptanmıştır.

AhlakAntik ÇağAristoteles+6
Mustafa Solmaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Felsefi metinlerde zaman düşüncesi: Platon, Aristoteles, Augustinus

Zamanın ne'liği problemi yüzyıllardır süregelen ve günümüzde de tartışmalara neden olan bir konudur. Bu nedenle de zamanın ezeliliği, ölçülebilirliği, zihinsel boyutuna dair birçok soru yüzyıllardır cevaplanmaya çalışılmaktadır. Tez çalışmamız içerisinde zamana yöneltilen bu sorulara Platon, Aristoteles ve Augustinus'un görüşleri çerçevesinde cevap bulmaya çalıştık. Tez çalışmamızı üç ana bölümde ele alacağız. İlk bölüm Antikçağ'dan Aristoteles'e kadar uzanmaktadır. Bu bölüm diğer bölümlerin daha iyi anlaşılması için bir altyapı görevi görmektedir. İkinci bölüm ise tezin ana metnini oluşturmaktadır. Bu bölümde üç filozof; Platon, Aristoteles ve Augustinus'un felsefi metinlerinden hareketle zaman düşünceleri ele alınmaktadır. Bu doğrultuda Platon'da Timaios diyaloğu, Aristoteles'te Fizik kitabı ve Augustinus'un İtiraflar adlı eseri temel kaynaklarımızı oluşturacaktır. Tezimizin üçüncü bölümünde ise Platon, Aristoteles ve Augustinus'un temel metinlerinden hareketle zaman düşüncelerini karşılaştırmalı olarak inceleyeceğiz. Böylelikle bu üç filozofun zaman görüşleri bağlamında benzer yönlerini ve farklılıklarını ele almaya çalışacağız.

AristotelesAugustinusPlaton+1
Sümeyye Tepeli
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aristo'ya atfedilen anonim bir baytarnâme ve İbnü'l Avvâm'ın Filaha-i Tıptıye adlı eserinin 31-32. fasıllarının birleştirilmiş kitapçığı (Hindistan nüshası)

Bu tez, Hindistan Rampur Raza Kütüphanesinin, Türk El Yazmaları bölümünde 915 numara ile kayıtlı Aristo'ya atfedilen anonim bir baytarnâme fragmanı ve Filaha-i Tıptıye adlı eserin 31-32 numaralı fasıllarının birleşmesinden oluşturulmuş; 21 satırlı, 13 varaklı kitapçık üzerine yapılan dil incelemesi, çeviri metin ve açıklamalı dizin çalışmasından meydana gelmiştir. Ayrıca çalışmanın sonuna metnin tıpkı basımı da eklenmiştir. İlk baytarnâme yazarının Aristo olduğu kabul edilmektedir ve bu alanda yazılan birçok eser de Aristo'nun eserinden esinlenerek ona atıfta bulunularak yazılmıştır. Aristo'nun Eski Yunanca yazılmış olan Baytarnâme'si, ilk olarak Abbasiler Dönemi'nde Arapça'ya, daha sonra Arapça'dan Türkçe'ye çevrilmiştir. Bu teze konu olan yazma eser Aristo'ya atfedilmiş olsa da müellifi tam olarak bilinmemektedir. İncelenen bu küçük hacimli müstakil eserin birinci bölümünün konusu; atlar, atların hastalık ve tedavi yöntemleri, ırk özellikleri ve yetiştirilme usulleri üzerinedir. İkinci bölümü oluşturan Filaha-i Tıptıye ise evcil hayvanlardan olan keçi, koyun, eşek, katır, deve, öküz vb. hayvanların iyi ve kötü huylarını; cinslerinin belirgin özelliklerini, amaca uygun yetiştirme konusundaki püf noktalarını, hastalıklarını ve bunların tedavi yöntemlerini kapsamaktadır. . İncelenen bu küçük hacimli müstakil eserin konusu, başta atlar olmak üzere coğrafyamızda yaşayan keçi, koyun, eşek, katır vb. birçok hayvanın iyi ve kötü huylarını, cinslerinin belirgin özelliklerini, amaca uygun yetiştirme konusundaki püf noktalarını, hastalıklarını ve bunların tedavi yöntemlerini kapsamaktadır.

AristotelesAt hastalıklarıAtlar+5
Cemil Cengiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles felsefesinde 'fonksiyon' kavramının yeniden tanımlanması üzerine: 'Ahlâki sorumluluk' ve 'biyolojik zorunluluk' arasındaki çelişkiye ilişkin bir değerlendirme

Aristoteles'in biyoloji hakkındaki fikirleri, doğal teleolojinin bir dizgesi olarak düşünülebilmektedir. Nitekim o, doğadaki canlı organizmalar arasında belirgin bir aşama sırası ayrımının olduğu konusunda ısrarcıdır. Bu ayrım, onun biyolojik olmayan çalışmalarına da sirayet etmiştir. Söz konusu ayrımda göze çarpan çeşitli kilit kavramlar vardır. Bunlardan biri, felsefesinde, insanın iyiliğinin neliğini saptamada kritik bir rol oynamakta olan fonksiyon kavramıdır. Fonksiyon kavramı, insanların mutluluğa ulaşmasında görev alan önemli bir kavramdır. Ancak, bu kavram, onun tarafından, insanın iyiliğini saptamak için bir argüman biçiminde kullanıldığı gibi, bu kavrama, madde içindeki form bütünlüğü olarak ruhun tanımlandırılması için de başvurulduğu, hatta vücut kısımlarının kullanımlarının açıklanılmasında da bu kavramdan yararlanıldığı gözlemlenir. Bu çalışma içinde, fonksiyon kavramının bir serimlemesini yapmak adına, insanın iyiliğine yapılan göndermenin tutarlı olmadığı öne sürülmektedir. Söz gelimi, kölelik teorisi ile karşılaştırıldığında, fonksiyon argümanı, birtakım çelişkili durumlara yol açabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, fonksiyon argümanının, onun bahsini açtığı istemli eylemler içeren ahlâki sorumluluk ön koşuluna aykırı olduğu açıktır. Çünkü o, özgür irade fikrini, ahlâki sorumluluğa temel olma rolü aracılığıyla açıkça kabul etmesine rağmen, bazı insanların doğası gereği köle olduğunu iddia etmektedir. Anahtar kelimeler: Aristoteles, fonksiyon, teleoloji, biyoloji, etik, politika, özgür irade.

AhlakAhlaki sorumlulukAristoteles+5
Kadir Kütükoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Rasyonel bireylerin iktisadî eylemlerinde tercihlerini belirleyen faktörlerin araştırılması (Doğu ve batı düşünürlerinin düşünceleri çerçevesinde)

Bireysel kararlarımızı aklın ilkeleri doğrultusunda belirleme özellikle Aydınlanma döneminden beri Batı toplumlarının en fazla vurguladığı bir konudur. Adeta akılcılık Batı'nın bir mottosu olmuştur. Akıllı davranmanın bilimsel literatürdeki adı gelenek ve duygusallıktan uzak rasyonel davranmaktır. Rasyonellik en geniş ifadeyle insanın hareketlerinde, seçimlerinde ve eylemlerinde akılcı davranması şeklinde tanımlanır. Rasyonellik, başka bir ifadeyle belli hedefleri elde etmek için en etkili araçları seçme sürecidir. Ancak rasyonel davranış tek boyutlu değil, çok boyutlu ve komplike bir süreçler bütünüdür. Sadece çıkar ve başarıyı elde etmek için araç seçiminden idealist salt öte dünyacı davranmaya; her iki unsuru da birleştirip orta yolcu ılımlı bir rasyonelliğe kadar çeşitlenir ve farklılaşır. Doğal olarak toplum ya da bireylerin bunlardan hangisini seçeceği önemlidir. Çünkü bu nihayetinde bir hayat tarzına dönüşmekte ona göre sonuçlar üretmektedir. Salt amaç rasyonel eylemler sonunda yabancılaşma, şeyleşme, soyutlaşma, anlam kaybı, özgürlük kaybı, motivasyon kaybı ve meşruiyet krizlerine neden olmaktadır. Tam bu noktada pratik rasyonellik kavramı ilgili patolojilerin şiddetini azaltacak ve daha insani ve sosyal bir ortamın doğmasına hizmet edecektir. Yani kişi, kurumlar ve devlet aklı kullanırken adalet, ahlak ve erdem kavramlarını dışlamadan kullanacaktır. Biz bu çalışmamızda pratik rasyonellik kavramını besleyen unsurları gerek Batı gerek Doğu dünyasının düşünürleri çerçevesinde genişleterek günümüz sosyal yapısının iyiye doğru evrilmesine düşünsel bazda katkıda bulunmaya çalıştık.

AristotelesEkonomiEkonomi politikaları+6
Aziz Can Şensazlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aristo ve Kınalı Zade Ali Efendinin iktisat ahlakının modern toplum için önemi

Modernleşme aynı zamanda sekülerleşme ve rasyonelleşme anlamına gelir. Başta Batı toplumları olmak üzere modernleşen toplumlar hem ekonomi de hem de devlet yönetiminde din ve ahlaktan koparak sekülerleşmiştir. Ekonomide her şey çıkara endekslenirken siyasette başarıya endekslenmiştir. Oysa Aristo'nun ısrarla vurguladığı gibi tek başına bilgi, teknik, ekonomi ve refah hiçbir zaman için 'mutluluk' getirmez. Mutluluk ancak 'erdem' ile elde edilir. Kınalı Zade'nin de içinde bulunduğu İslam uygarlığı da erdemli insan, erdemli toplum ve erdemli devlet inşasını merkeze almıştır. Ancak yaşadığımız çağda iktisatçıların büyük ekseriyetinin sosyal değerleri modellerine dâhil ederek analiz etmekten kaçınmaktadırlar. Ana akım iktisatçılarının çoğu dini değer ve ahlaktan arındırılmış bir 'fayda' ve 'çıkar maksimizasyonunu' ulaşılması gereken tek ana hedef olarak almaktadırlar. Bu durum ise çok sayıda toplumsal patolojiye yol açmaktadır. Aristo ve Kınalı Zade'nin ahlak teorilerinde modern toplumun patolojilerine çare olabilecek ilkeler mevcuttur.

AhlakAhlaki davranışAristoteles+6
Esra Beskisiz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan'da Sokrates, Platon ve Aristoteles'e göre ideal yönetim biçimi ve devlet politikaları

Yunan coğrafyası antik çağların başından itibaren çeşitli olay ve olgulara ev sahipliği yapmıştır. En gözde olan ve siyasi olayların en yoğun yaşandığı merkezi ise Atina polisidir. Farklı coğrafyalardan gelen kültürlerle sosyal ve siyasal yapısı değişen Atina sosyo-politik alanda sürekli olarak yenilenmeler yaşamıştır. Yaşanan siyasi değişiklikler genel itibariyle iktisadi kökenli olup, yönetim biçimlerini etkilemiştir. Krallık, Aristokrasi, tiranlık ve demokrasi yönetimlerini gören Atina için hangisinin daha ideal yönetim olduğu üzerine ise Sokrates, Platon ve Aristoteles'in çeşitli analiz ve görüşleri yer almaktadır. Görüşleri daha çok devlet ve toplum ilişkisi için çözüm odaklı olup, şahsi ve topluma yönelik uygulanabilir idealarını ortaya koymuşlardır. İdeal yönetim biçimleri ve politikalarla kurulabilir ideal devlet-toplum yapısı amaçlanmaktadır.

Antik YunanAntik ÇağAristoteles+5
Bağda Mine Türedi
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güneş merkezli evren kuramının tarihsel gelişiminin incelenmesi

Astronominin teorik anlamda gelişmesi Antik Yunan ile başlamıştır. Karmaşık problemlerle ilgilenen Antik Yunan bilim adamları, astronomiyi geometri ile temellendirmişler, gökcisimlerinin hareketleri üzerine birçok önemli çalışmaya yer vermişlerdir. Bunlardan en önemli Aristoteles tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak Aristoteles evren teorisi matematiksel yönden eksik olmasından dolayı, Ptolemaios ile beraber Yer'in evrenin merkezinde olduğu görüşü matematiksel temel almasıyla kabul edilmiştir. Bu önemli evren sistem,16. ve 17. Yüzyıla kadar geçerliliğini sürdürmüş ancak temel problemlere cevap veremediğinden dolayı yeni bir sisteme ihtiyaç duyulmuştur. Copernicus'un Güneş Merkezli Evren kuramıyla birlikte astronomi yeni bir sistem ile karşılaşılmış, gökyüzünün detaylı incelenmesiyle birlikte Güneş Merkezli Evren sistemi geçerli olmuştur. Bu çalışmada eski uygarlıklardan itibaren Güneş Merkezli evren kuramının ortaya çıkışı ve gelişimi ele alınacaktır.

AristotelesAstronomiBilim felsefesi+4
Menekşenur Türk Şimşek
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles ve Farabi'de nihai amaç veya iyi olarak mutluluk

Yaşamı boyunca birçok kişi yaşamın bir amacının olup olmadığını ve daha ziyade insanın bir amacının ya da bir işinin olup olmadığına dair sorular sormuşlardır. Bu amacın iyiyi elde edebilmek olduğunu, ancak iyi olanın, iyi kavramının ve iyinin niçin istenildiği ile ilgili farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Diğer düşünürler gibi Aristoteles ve Farabi'ye göre de insan, onu mutlu eden şeyin 'iyi' olabileceğini düşünür. Mutluluk, birçok kimse için kazanılması gereken bir erdem olarak görülür. Var olan her şey mutlu olmaya doğru yönelir. Aristoteles'e göre en nihai amaç iyiyi bilmek, ona yönelmek ve böylelikle mutluluğu yaşamaktır. Mutluluk hiç araç olmayıp yalnızca amaç olandır. Aristoteles'e göre, en yüce amacımız budur. Aristoteles, politikanın, metafiziğin ve erdemin yolunun, yalnızca mutluluğa ulaşmak için bir araç olabileceğinden söz etmektedir. Bu araçlar vasıtasıyla insan, nihai amacına ulaşabilmektedir. Aynı zamanda Aristoteles'e göre mutluluk başka herhangi bir amaç için seçilen değil de, yalnızca kendisi için tercih edilen bir nihai amaçtır. Bütün yaşamın temel gayesi kendinde iyi olan başka hiçbir şey için değil bizzat kendisi için istenen ve erdemlerin sonucu olan bu mutluluğa ulaşabilmektir. Farabi'de ise ahlak, metafizik, siyaset ve epistemoloji arasında sıkı bir bağ vardır. Onun ahlak anlayışı bu bağlardan kopuk düşünülememektedir. Farabi'nin mutluluk araştırması, mantık ile başlayıp metafizik ile son bulmaktadır. Aynı zamanda mutluluk, Aristoteles'te olduğu gibi en meşhur amaçtır. Farabi'ye göre insan ve bütün diğer varlıklar Tanrı'dan sudur etmiştir. Bu sebeple insan, mutluluğa ilk akla ulaşabilmeyi amaç edinerek kavuşabilir.

AristotelesFarabiFelsefe+2
Zeynep Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles'in metafiziği ile İbn Rüşd metafiziğinin karşılaştırılması

İbn Rüşd felsefesinin özgünlüğü problemi, birçok düşünür tarafından dile getirilmiş ve İbn Rüşd, Aristoteles'in taklitçisi olmak ve özgün bir felsefe ortaya koyamamakla itham edilmiştir. Tezimizin ana çıkış noktası, bu görüşün ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu ortaya koymaktır. Bu çalışmamızda İbn Rüşd'ün metafizik anlayışı, Aristoteles'in metafiziği ile karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır. Temel çıkış noktamız İbn Rüşd'tür. Ancak Aristoteles ile arasındaki etkileşimini ve bunun boyutunu incelemek noktasında ikisi arasında karşılaştırma yapılacaktır. Tezimize konu olan temel kitaplar; İbn Rüşd'ün "Telhisü ma Bade't-tabia", "Tefsirü ma Bade't-tabia" ve Aristoteles'in "Metafizik" adlı kitabıdır.

AristotelesKarşılaştırmalı analizMetafizik+1
Sibel Tekin
Fırat University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles ve İbn Miskeveyh'in ahlâk felsefeleri (mukayeseli bir araştırma)

İslam filozoflarını derinden etkileyen Yunan filozoflarından Aristoteles(M.Ö. 374-322)'in ahlak konusundaki Nikomakhos'a Etik adlı eseri, İbn Miskeveyh'in Tehzibü'l-ahlak'ına büyük ölçüde etkisi olmuştur. İbn Miskeveyh, ahlaka dair bu eseri-ni Aristoteles'den aldığı düşüncelerle İslam kültürü çerçevesinde sentezleyerek kendi ahlak sistemini oluşturmuştur. Tezimizin içeriği,a Aristoteles ve İbn Miskeveyh'in ortak ele aldıkları dört büyük erdem (Hikmet, İffet, Şecaat ve Adalet), ahlak, mutluluk, dost-luk, çocuk eğitim gibi konulardan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Aristoteles, İbn Miskeveyh, Ahlâk, Dört Fazilet (Hikmet, İffet, Şecaat, Adalet).

Ahlak felsefesiAristotelesİbn Miskeveyh
Habibe Akçaoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles ve Nizamü'l-Mülk'te devlet felsefesi

Devlet felsefesi, felsefenin çok eski bir araştırma dalıdır. Devlet, belirli bir toprak parçası üzerinde ortak yasalara bağlı şekilde yaşayan insanların meydana getirdiği siyasi bir kurumdur. Aristoteles'e göre devletin yönetim biçimi değil, yöneticilerin iradesi önemlidir. Devlet yönetiminde bulunanlar halkın iyiliğini ve mutluluğunu düşünürlerse bu devlet iyi, kendi menfaatlerini ön plana alırlarsa kötüdür. Nizamü'l-Mülk ise, iktidarın nasıl elde edileceğini değil, elde edilmiş iktidarın nasıl kullanılacağını anlatır. Ona göre devlet başkanı, kudretini doğrudan doğruya Tanrıdan alır ve Tanrı adına hüküm sürer. Aristoteles ile Nizamü'l-Mülk'ün devlet felsefeleri arasında bazı ortak yönler gözükmekle beraber bir hayli farklı yönler de bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Devlet, Devlet Felsefesi, Aristoteles, Politika, Nizamü'l-Mülk, Siyasetnâme. Keywords: State, State Philosophy, Aristoteles, Politica, Nizamu'l-Mulk, Siyasetname.

AristotelesDevletDevlet idaresi+2
Mahir Tuncer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Ruh ve bedenin hudüs ve kıdemi sorunu

İnsanın teşekkülünde iki ana unsur vardır. Büyüyen ve hareket eden maddi unsur, düşünme, bilme, irade, sevgi, nefret, iyi ve kötü huy şeklinde tezahürleri olan madde ile ilgisi olmayan cevher. Her iki unsur da birbirleriyle münasebetlidir ve bir takım istekleri vardır. İnsan bunları elde etmek için gayret eder. Bedenin ihtiyaç ve istekleri yeme, içme vb. lezzetlerdir. Ruhun da terakki yolunda bazı dereceleri vardır. Ruh ve bedenin hangisinin daha önce yaratıldığı konusunda farklı görüşler vardır. Eflatun ruhun bedenden önce varolduğunu söylerken Aristoteles, Gazali, Farabi ve İbn Sina gibi filozoflar ise, ruhun bedenle birlikte varolduğunu iddia ederler. Anahtar Kelimeler: Ruh, beden, İslam, Felsefe, Aristoteles

AristotelesBedenFelsefe+4
Ayşe Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebü'l-Ferec Abdullah İbnü't-Tayyib'in Eisagoge ve Categorias şerhi

Tezimiz, Ebü'l-Ferec'in günümüze ulaşan Tefsirü Kitâbi Îsâgûcî li Furfûryûs ile Şerhu'l-Kebîr li Makûlât'ı Aristûtâlîs adlı şerhlerinin incelenmesidir. Ebü'l-Ferec'in zikredilen iki şerhinden ziyade onun yaşadığı dönem ile kendinden önceki dönemde bu iki şerhi besleyen ve ondan beslenen kaynakları tespit ederek tümünü mukayeseli bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. Bu sayede Ebü'l-Ferec'in iki şerhinden hareketle mantığa dair görüşlerini tespit ederek mantık tarihindeki değerini belirlemeye gayret ettik. Dolayısıyla tezimizi, iki şerhin genel anlamda bu alanda yazılmış şerhlerini de kuşatacak şekilde ortaya koymaya çalıştık. Ayrıca Antikçağdan İslâm dünyasına kadar ki süreçte zikredilen iki kitaba yazılan şerhlerdeki değişim ve dönüşümün ve bu alanda tartışılan konuların nasıl çözüme kavuşturulabileceğine dair hususları çalışmamızda tespit ettik. Tezimiz giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Girişte, araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kaynaklarını inceledik. Özellikle araştırmanın kaynakları kısmında tezimizde sıklıkla bahsettiğimiz Helenistik şarihlerin hayatlarını ve eserlerini kısaca tanıtmaya gayret ettik. Birinci bölümde, Ebü'l-Ferec'in ülkemizde çok az tanınmasından dolayı hayatını, hocalarını, öğrencilerini ve felsefe, mantık, tıp ve Hıristiyan öğretisine yönelik yazmış olduğu, şerh ve telif düzeyindeki bütün eserlerini tespit etmeye çalıştık. İkinci bölümde, Ebü'l-Ferec'in Porphyrios'un Eisagoge (Îsâgûcî) adlı eserine yazmış olduğu şerhini inceledik. Porphyrios'un metni sadece beş tümeli inceleme konusu yaparken Ebü'l-Ferec'in şerhi ve diğer şerhler, felsefeye giriş tarzında bir bölümle başlar. Biz de söz konusu şerhin, giriş dahil bütün konularını inceledik, diğer şerhlerle aralarındaki farklılıkları ve benzerlikleri ortaya koymaya gayret ettik. Üçüncü bölümde ise Ebü'l-Ferec'in, Aristoteles'in Kategoriler adlı eserine yazmış olduğu şerhi ele aldık. Şerh, bütün kategorilerin konularını kapsayacak şekilde yazılmış hacimli bir çalışmadır. Şerhte ele alınan konuları ayrıntılı bir şekilde inceleyerek çalışmamızı tamamladık. Son olarak elde ettiğimiz bulguları sonuç bölümünde zikrettik.

AristotelesEbu'l-Ferec İbnü'l-CevziFelsefe+5
Alaattin Tekin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Video oyunlarda katarsis kavramı Last of Us oyunu üzerine bir analiz

Gelişen teknolojinin de etkisiyle video oyunlar her geçen gün daha önemli hale gelmeye başlamıştır. Teknolojinin video oyunlara uygulanması, zaman içerisinde oyun içerisindeki karakterlerin ve hikâye yapısının daha da ilgi çekici bir hale gelmesi konunun önemini adeta ortaya koyar niteliktedir. Bugün artık video oyunlar bir aksiyon filmini aratmamaktadır. Özellikle Aristoteles'ten itibaren kullanılan "klasik anlatı" yapısı; katarsis ve mimemis tıpkı sinema filmlerinde olduğu gibi video oyunlarda da kullanılır hale gelmiştir. Bu bağlamda, bu çalışmanın da temel konusu The Last of Us oyunu içerisindeki katarsis öğelerinin incelenmesidir. Bu inceleme için Aristoteles, Nietzche ve George Luckas'ın katarsise yönelik görüşleri temel olarak alınmış olup, oyundaki hikâyenin anlaşılabilmesi için klasik anlatı yapısından da faydalanılmıştır.

AristotelesKatarsisNietzsche, Friedrich Wilhem+2
Şebnem Sarıgöl
İstanbul Beykent University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles'te etik ve siyasetin öznesi olarak insan

Hangi felsefi etkinlik ya da hangi felsefi uğraş olursa olsun, her birinin temelinde bir ?insan? tasarımı ya da insanı anlama çabası vardır. İnsan ve insan ile ilgili olanın her türlü araştırmasının etik ve siyaset gibi değerler alanıyla doğrudan bağlantılı olduğu, bunlardan sıyrılmanın mümkün olmadığı Aristoteles felsefesinde insanın neliği, insanın ruhsal yanı temelinde açıklanmıştır. İnsanı, ruhu sebebiyle insan olarak kabul etmek onu tür olarak kabul etmektir ki bu, Aristoteles felsefesinde açıkça görülesi bir belirlenimdir. Diğer canlılarla ortak yanların ayırt edici olmaması sebebiyle ?insan?ı onlardan ayıran akılsal yan, insanın doğasına ayrı bir türsellik vermiştir.İnsanın, insan-olmayan ile açıklandığı Aristoteles felsefesinde tek ayırıcı olan akıl değil, aynı zamanda akla uygun eylem ve etkinliklerdir. Bu sebeple Aristoteles felsefesinde insanın neliği onun etik ve siyasetinden ayrı değildir; nitekim insan ilişkilerinin söz konusu olduğu yerde etik ve siyaset gibi alanların varlığı kaçınılmazdır. Yani Aristoteles felsefesinde insanın ne olduğu araştırıldıkça ya da doğasını oluşturan şeyin onu ayırt edici kılması bakımından anlamı araştırıldıkça, bunun pratik yaşamda karşılığı ve onu özne kılan şeyin neliği de araştırılmış olacaktır.

AkılAristotelesBeden+6
Nurten Öztanrıkulu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Platon ve Aristoteles'in politikalarının ontolojik temelleri

Platon ve Aristoteles'in felsefeleri arasındaki temel fark onların ontolojileri ve epistemolojileri arasındaki farklardan kaynaklanır. Bu yüzden Platon ve Aristoteles'in politik görüşleri arasındaki farkın daha iyi kavranılabilinsin diye ilk önce onların ontolojileri ve epistemolojileri arasındaki farkları ortaya konuldu. Bu iki temel alandaki farklılıklar onların özellikle insan anlayışları hakkındaki görüşlerinde daha belirgin olarak ortaya çıkar. İnsan konusundaki farklılıklar kendilerini siyaset görüşlerinde daha açık ortaya koyduğundan dolayı bu iki filozofun insan hakkındaki görüşlerinin daha net anlaşılabilmesi için ruh ve etik yaklaşımları incelendi.Aristoteles ve Platon'un felsefeleri genel hatları incelendikten sonra politik görüşleri detaylı bir şekilde incelendi. Bu detaylı inceleme içerisinde sırası geldiğinde bu iki filozofun politik görüşleri ile ontolojileri, epistemolojileri, ruh görüşleri ve etikleri arasındaki ilişkiler ortaya konuldu. Son olarak bu iki filozofun ontolojilerinin, epistemolojilerinin, ruh görüşlerinin ve etiklerinin politik görüş üzerindeki etkileri sırasıyla detaylı bir şekilde sunuldu.

AristotelesEpistemolojiOntoloji+2
Hüseyin Üngür
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan'da Devlet

Birden fazla insanın bir araya geldiği yerde bir düzen ihtiyacı doğar. Zaman içinde toplumlar geliştikçe düzenin kuralları biçimlenmeye ve yayılmaya başlamış, kuralları uygulayacak kurumlar oluşmuştur. Devlet ile ilgili görüş ve düşünceler insanlık tarihi boyunca düşünürler tarafından irdelenen önemli konular arasında yer almıştır. Devlet aygıtı ve yönetim biçimleri, eski Yunan Felsefesinde de önemli yer tutmuştur. M.Ö. VI. ile IV. yüzyıllar arasında en parlak devrini yaşayan Antik Yunan felsefesi, özellikle Sokrates, Platon ve Aristo ile zirveye ulaşmıştır. Batı'da, devletin kökeni Eski Yunan kent-devletine (polis) dayanır. En eski devlet kuramcıları sayılan Platon ve Aristoteles'e göre devlet, bütün bir insan topluluğunun siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik gereksinmelerine en iyi yanıt verebilecek, böylelikle daha iyi bir yaşamı gerçekleştirebilecek tek örgütlenme biçimidir. ?İdeal Devlet? düzeni arayışında olan Platon, Polis?in yetkin bir biçimde yaşamını sürdürmesi için çeşitli yönetim modelleri önermiştir. Aristo ise Platon?dan farklı olarak olması gerekenle değil, var olanla ilgilenmiştir. Aristo Politika, adlı yapıtında, Polislerin yapı ve kurumlarının karşılaştırmalı bir araştırmasını yapmıştır. İnsanın ?Zoon Politikon? (toplumsal ve düşünen bir hayvan) olduğunu söyleyen Aristoteles, insanın toplum hayatı dışında düşünülemeyeceği belirtmiştir. Antik Yunan kent devletlerinin yönetim biçimleri ve demokrasi deneyimi günümüz demokrasileri ve yönetim biçimlerine de kaynak teşkil etmiştir.

Antik YunanAristotelesDevlet kuramı+2
Hasan Tanrıseven
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Brecht estetiği ile bir oyun, bir film: Zengin Mutfağı

Bu çalışmada Bertolt Brecht'in yapılandırdığı `Aristocu Olmayan Dram Sanatı'nın esaslarının ne olduğu ve bu esasların sinema alanına yansımaları araştırılmaktadır. Dram sanatının iki farklı anlatım olanağı/biçimi ile bu anlatım biçimlerinin kaynakları ve günümüzdeki kullanımlarının etkileri karşılaştırılmaktadır.Ortak anlatım olanaklarını kullanan tiyatro ve sinema alanlarının sorunları da ortaktır. Bu alanlardan birini ilgilendiren bir sorun diğerini de bağlamaktadır. Amaç, işlevsellik, estetik gibi alanlarındaki arayışlar ve tartışmalar bu iki alanı da yakından ilgilendirmektedir.`Katharsisi amaçlamayan' bir tiyatro kuramı geliştiren Bertolt Brecht'in düşünceleri ve tiyatro pratikleri her iki alanı da derinden etkilemiştir. Bu etkileme hem düşünsel alanda hem de biçimsel ve uygulamaya dönük alanda gözlenmiştir.Bu çalışmada, bir uygulama örneğinin çözümlenmesi (Zengin Mutfağı, 1988- Başar Sabuncu) üzerinden Brecht Estetiği'nin Türk Sineması'na etkisi görünür kılınmaya çalışılmaktadır.Anahtar Sözcükler: Sinemada anlatım, Aristotelesçi Olmayan Dram Sanatı, Brecht Estetiği, Katharsis, Yabancılaşma, Modern sinema

AristotelesBrecht, BertoltEstetik+6
Ali Kırkar
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada Aristotelesçi olmayan bir yaklaşım: Brecht estetiği

Yüz yirmi beş yıllık mazisi bulunan sinema sanatı, yaklaşık iki bin yıl önce Aristoteles tarafından ilkselleştirilen ve ilkeleştirilen dram sanatını, kameranın tekniksel yapısına uyumluluk içerisinde, kameranın yanılsama yaratarak, gözle görünür gerçeğin birebir kopyasını, parmak izini alması özelliğiyle, mimesis, öykü ve olay örgüsü, eyleyen karakter, yoğun duygusal atılımla sağlanan atmosferin getirdiği özdeşleşme ve nihai erek olarak görülen katharsis olgusuyla birleştirerek, yani Aristotelesçi dram sanatını yüklenerek sinema; film dilini oluşturdu ve kendisine bir ` gelenek' yarattı.Aristoteles'in kurduğu dram sanatının ilke ve kavramlarına, en bilinçli ve sistemli karşı çıkış Brecht tarafından kuramsallaştırıldı ve uygulama alanı buldu. Üstelik Brecht, Aristotelesçi dramın, belirli uğrak noktalarını, yapıtaşlarını tespit etmekle ve yapı-bozumuyla kalmadı, Aristoteles'in kavramlarına karşılık, kendi oluşturduğu kavramlarını da koydu. `Epik- Diyalektik Tiyatro' adıyla anılan, Brecht'in, dram sanatına karşıt estetiği, özellikle, özdeşleşmenin karşısına yabancılaştırma etkisini, katharsisin karşısınaysa bilinçlendirme istemini koymasıyla, değişen ve gerginleşen bir dünyada, yeni bir çağa uygun, tarihsel, toplumsal, yaşamsal bir gerçeğin, devinen, dönüşen ve değişerek gelişen gerçekliğin aracısı oldu.Brecht, sadece Tiyatro alanında kalmayarak, kendi estetik çerçevesi nispetinde, özellikle sinemanın, mekan, zaman ve uzam konusundaki özgünlüğünü ve özgürlüğünü görmüş olacak ki, kuramsallaştırdığı estetiğini, sinema sanatına da uyarlama, uygulama istemine girişti. Brecht'in bu isteminin yüzeyinde görünen başarısızlık, estetiğinin sinemaya uyarlanamaz, uygulanamaz oluşunda değil- Pekala onun estetiği, sinemaya yansır ve yansımıştır da- sinemanın endüstrileşmiş yapısında yatmaktadır. Brecht'ten sonra, parmakla sayılacak kadar az yönetmen de olsa, Brecht'in estetiğinin, sinemaya yetkince yansıyabileceğini, uyarlanabileceğini kanıtlamıştır. Her ne kadar Brecht'in estetiğinin, sinemaya yansıma, uygulanabilirlik yeterliliği olsa da, uygulamalar; belki nitelik değil de, nicelik bakımından yetersizdirler.Anahtar Kelimeler: Sinema, Aristoteles, Brecht, Katharsis, Yabancılaştırma etkisi

AristotelesBrecht, BertoltDrama+5
Mustafa Aydın Tükelay
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Retorikte genel inandırma tarzları hakkında bir inceleme

Bu çalışmanın amacı retorikte genel inandırma tarzlarını incelemektir. Retorik kavramının analizi ile başladığımız çalışmada birinci bölümde retoriğin tarihçesini ve etik boyutunu ele aldık. Ayrıca ikna sanatının temelini oluşturan retoriksel bilgileri sentezleyen Aristo'ya ve üç ikna kanıtına değindik. Sonrasında diğer retorlardan bahsedip retoriğin tarihsel gelişim sürecini inceledik. Retoriğin amacı, yararı ve çeşitlerini de anlatıp birinci bölümü tamamladık. İkinci bölümde ise retorikte genel inandırma tarzlarını üç kısımda ele aldık. İlk olarak mesajlar kısmında dilsel yönlerini inceledik. Önermeler, örtük tasımlar, maksimler, örnekler, çürütme yöntemleri, mesaj dilinin özelliklerini işledik. Sonrasında ikna olgusunun ikinci basamağı olan konuşmacı faktörünü ele aldık. Burada hatibin karakterine, beden ve dil zekâsına, retorikte eğitim tekniklerine yer verdik. Ve son olarak iknada hedef kitle olan dinleyici analizi ile iletişimde temel yöntemlere değindik. Böylece retorikte sadece söz değil, konuşmacı ve dinleyici faktörlerinin de etkili olduğunu göstermeye çalıştık. Sonuç olarak, retoriğin genel inandırma tarzlarında birbirinden ayrılmaz birer unsur olarak mesaj, dinleyici ve konuşmacı faktörlerinin retoriğin bütününü oluşturduğunu belirtmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: İkna, Hatip, Maksim, Örtük Tasım, Retorik.

AristotelesFelsefeKonuşmacı+3
Sıla Karaman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles'te ve Fârâbî'de özgür irade

Hürriyet (özgürlük) kavramı, herkes için kabul gören ortak bir tanımı ifade etmemektedir. Hürriyetin müşterek bir kavramsal tanımının yapılamıyor olması, onun duygusal bir yaşam durumunu karşılıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu ?yaşama hali? kendisini ?seçme? ve ?eylem? unsurlarıyla ortaya koyabilmektedir. Her insan, hürriyetinin bilincine ?eylem?de varmaktadır. Çünkü hürriyeti elinden alındığı an insan, hürriyetsizliğinin verdiği rahatsızlık durumunu yaşamakta ve hürriyetin öneminin farkındalığını duymaktadır. Yine de sözü edilen bu durum, ?seçme?nin insan hürriyeti adına göz ardı edilebilir bir evre olduğu biçiminde yanlış anlaşılmamalıdır. Gerek, ? seçme? gerekse ? eylem? hürriyetin anlamsal iki ayrı önemli evresini oluşturmaktadır. Seçme hürriyeti; tercihi ifade etmektedir. Tercih, iradeyle gerçekleştirilen bir seçim durumudur. Ancak ?irade? tercihe göre çok daha kapsamlı bir kavramdır. Çünkü tercih, yalnız düşünen insana özgüdür. Dolayısıyla irade özgürlüğüne sahip olan insan ancak tercihte bulunabilmekte, seçim hürriyetine sahip olabilmektedir. Yine insan, elinde olan şeyler üzerine enine boyuna düşünerek tercih etmektedir. Aristoteles?te ve Fârâbî?de iradî özgürlük önce teolojik, daha sonra da beşeri zemininde değerlendirilmektedir. Filozoflarımız adına konunun teolojik düzlemde değerlendirilmesi, onların metafizik algılarının incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Filozoflarımız için Metafiziğin bilgisi en üstün bilgidir. Çünkü Metafizik, en üstün varlık olan Tanrı?yı konu almaktadır. Bu bağlamda özgür irade ay-üstü âlemde önce Tanrısal Varlık (irade-i küllî) adına değerlendirilmelidir. Daha sonra da özgür irade hiyerarşik düzlemde epistemolojik ve ontolojik olarak Tanrı?dan daha aşığı da yer alan ay-üstü varlıkları adına değerlendirilir. Bu anlamda ay-üstü eylemde ?mutlak determinizm? görülmektedir. Konu ay-altı âlemi adına değerlendirildiğinde ay-altı âlemi varlıklarının içerisinde de bir hiyerarşik dizilim söz konusu olmaktadır. Bu dizilim çevresinde en üstte düşünen bir varlık olması bakımından insan olmak üzere, sırasıyla hayvan, bitki ve cansız varlıklara uzanan bir yapı görülmektedir. Dolayısıyla söz edilen bu ay-altı âlemi varlıkları adına iradî özgürlük değerlendirilmektedir. Ancak ay-altı dünyada, ay-üstü alemi kadar katı bir determinizm değil, ?ılımlı determinizm? görülmektedir. Çünkü düşünen bir varlık olması bakımından insan yalnız iradi bir varlık değil (irade-i cüzî), tercih eden bir varlıktır. O, tercihini iyi yönde kullanabileceği gibi kötü yönde de kullanabilmektedir. Ancak insanın doğuştan sahip olduğu istidatlarını iyi yönde kullanabilmesi için iradi bir eğitime ihtiyacı vardır. Bu iradi eğitimi insana sunacak olan kişi ise, seçkin bir kişi olmakla, ?ilk yönetici? olmalıdır. O; hikmet sahibi, bilge kişidir. Bu anlamda ilk yönetici, insanı Tanrısal mutluluğa, gerçek mutluluğa ulaştıracak olan kılavuzdur. Her insanın ilk yönetici olması imkan dahilin de olmadığı gibi, her insanın doğuştan yalnız iyi istidatla donatılmış olması da söz konusu değildir. İnsanda doğuştan hem iyi; hem de kötü istidatlar vardır. Yalnızca Tanrısal varlık, özü gereği iyiliğe sahip olmakta, O; kötü olma zıtlığını içermemektedir. Oysa insanda iyilik ile kötülük iki zıt güç olarak bulunmaktadır. Önemli olan onun iyi olan istidatını ortaya çıkarabilmesidir. Beşeri mutluluk, Tanrısal iradeye bağlı olarak gerçekleşmektedir. Ancak tercihini kötü yönde kullanarak kötü eylemde bulunmak da insana özgü bir durumdur. Dolayısıyla beşeri düzlemde ?zorunlu bir determinizm? den söz edilememektedir. Anahtar Kelimeler: Hürriyet (Özgürlük) , İrade, Tanrısal İrade, Tercih (Seçim), Beşeri Mutluluk, İstidat, İlk Yönetici (Hikmet Sahibi, Bilge Kişi), Mutlak Determinizm, Ilımlı Determinizm, Ay-üstü Alemi, Ay-altı Alemi, Metafizik.

AristotelesDeterminizmDin felsefesi+5
Nagihan Seyhan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
20
Master'sOpen AccessTR

Klasik mantığın temellerine ilişkin betimsel bir çalışma

Diğer bilimlerin ölçüsü ve terazisi konumundaki mantık; bulunduğu bu konum gereği doğru ve eksiksiz olarak açıklanmalı ve kavranmalıdır. Bu önemli disiplinin açıklanması ve kavranması da şüphesiz ki onun içerdiği esasların irdelenmesi, araştırılması ve doğru ve tam olarak anlaşılır bir dille ifade edilmesinden geçer.Her ne kadar Aristoteles'ten önce de mantık üzerine çalışmalar yapılmış olsa da, bunu sistemli bir şekilde yapan ve mantığı bir disiplin olarak kurmuş olan ilk filozof Aristoteles'tir. Aristoteles'in kurmuş olduğu mantık sistemi öylesine başarılıdır ki, yüzyıllar boyunca neredeyse hiç değişikliğe uğramadan mantığa ilişkin yegâne eser olarak hüküm sürmüştür.Klasik Mantığın temellerine ilişkin yapılan bu betimsel çalışmanın amacı mantığın temelini oluşturan Klasik Mantığın yalın ifadelerle ve kolay anlaşılır örneklerle açıklanmasıdır.Formel Mantık, Kavramlar Mantığı, Önermeler Mantığı ve Çıkarım Mantığı olarak dört ana başlık altında yapılan bu çalışmada Aristoteles'in ?Organon? adı altında toplanan altı kitabında yer alan ve mantığın temelini oluşturan kavramlar, tanımlar ve sınıflandırmalar yer almaktadır. Bunlar açıklanırken öncelikli olarak anlaşılır bir dil kullanılmasına ve yer verilen örneklerin bilgileri yeterince pekiştirici bir nitelikte olmasına özen gösterilmiştir.

Akıl yürütmeAristotelesFelsefe+3
Ekin Kaynak Iltar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects