Perception

766 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin çalışma ortamı algıları ile iş stresi kaynaklı işte varolamama durumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışma hemşirelerin çalışma ortamı algıları ile iş stresi kaynaklı işte varolamama durumu arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile tanımlayıcı tipte yapıldı. Gereç ve Yöntemler: 29.11.2023 – 11.12.2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi-Çocuk Hastanesi'nde çalışmaya katılmaya gönüllü, hemşire ünvanına sahip ve yatan hasta hizmetlerinde çalışan 405 hemşireyle gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında "Hemşirelere yönelik tanıtıcı bilgi formu" ile "Hemşirelik İş İndeksi-Hemşirelik Çalışma Ortamını Değerlendirme Ölçeği (Hİİ-HÇODÖ)" ve "Stresle İlişkili İşte Varolamama Ölçeği" kullanıldı. Çalışmada elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 25 (SPSS Inc., Chicago, IL) programında analiz edildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, minimum, maximum, medyan, ortalama, standart sapma), bağımsız örneklem t Test, Tek Yönlü Varyans Analizi (F testi), Bonferroni çoklu karşılaştırma testi, Pearson Korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin çalışma ortamı algılarının ortalamanın biraz üzerinde (2,30±0,55), stresle ilişkili işte varolamama durumlarının da ortalama düzeyde (17,69±5,63) olduğu belirlendi. Hİİ-HÇDÖ alt boyutlarından en yüksek puanı "Kaliteli Bakım İçin Gerekli Hemşirelik Kaynakları" (2,56±0,58), en düşük "İnsan Gücü ve Diğer Kaynakların Yeterliliği" alt boyutunun (1,77±0,55) aldığı bulundu. Demografik verilerden yaş, çalıştığı bölüm ve pozisyon, bölümde çalışma süresi arasında sadece Hİİ-HÇODÖ kapsamında, cinsiyet açısından da sadece stresle ilişkili işte varolamama ölçeğinde farklılık saptandı (p< 0.05). Her iki ölçekte; meslekte çalışma süresi, çalışma şekli, haftalık çalıştığı ortalama saat, genel sağlık durumu, çalıştığı birimi isteyerek seçme, stres durumu ve birim memnuniyeti açısından fark bulundu (p< 0.05). Stresle İlişkili İşte Varolamama Ölçeği ile Hİİ-HÇODÖ arasında anlamlı negatif yönlü ve orta düzey bir ilişki olduğu tespit edildi (r=-0,441, p=0,000). Hİİ-HÇODÖ alt boyutlarının tümü ile Stresle İlişkili İşte Varolamama Ölçeği arasında anlamlı negatif yönde, "Hemşirelerin Yönetime Katılması ve Temsil Gücü" (r=-0,429, p=0,000) orta düzey; "Kaliteli Bakım İçin Gerekli Hemşirelik Kaynakları" (r=-0,370, p=0,000), "Yönetici Hemşirelerin Tutumu ve Liderlik Özellikleri" (r=-0,379, p=0,000), "İnsan Gücü ve Diğer Kaynakların Yeterliliği" (r=-0,371, p=0,000) ve "Hekim Hemşire Meslektaş İletişimi" (r=-0,317, p=0,000) nin zayıf düzeyde olduğu saptandı. Hemşirelerde çalışma ortamı algısının iş stresi kaynaklı işte varolamama durumunda meydana gelen değişimin %19,2'sini açıkladığı bulundu (R2 =0,192). Sonuç: Hemşirelerin olumlu çalışma ortamı algılarının iş stresi kaynaklı işte varolamama durumlarını azalttığı sonucuna ulaşıldı. Anahtar kelimeler: Çalışma ortamı, algı, hemşireler, iş stresi, işte varolamama

AlgıHemşirelerPresenteeizm+2
Saniye Taşkın Baladura
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacı algısı ve Türkiye'de milliyetçilik: Ekşi Sözlük örneği

Bu tezde Ekşi Sözlük'teki Suriyeli sığınmacı algısı ve bunun sebepleri incelenmiştir. Çalışmaya kontrol değişkenlerini tespit etmek için bir literatür taraması ile başlanmış ardından tezin temel argümanlarına geçilmiştir. Bu çalışmanın temel hipotezi sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebinin Billig'in 'Banal Milliyetçilik' kavramını da kapsayacak şekilde milliyetçilik olduğudur. Hem kolayca fark edilen milliyetçilik yani 'Dalgalanan Milliyetçilik' hem de günlük hayatta kolay fark edilmeyen banal milliyetçilik milliyetçiliğin tespitinde kullanılacaktır. Ayrıca tezde milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreç de Allport'un 'Günah Keçisi' kavramı, Sosyal Kimlik Teorisi ve Young'ın 'Maskülen Koruma Mantığı' kavramı yardımıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Hipotezlerin testi için içerik ve söylem analizi metotları kullanılmıştır. Sonuçların analizi göstermiştir ki sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebi milliyetçiliktir ve milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreçte sığınmacıları günah keçisi haline getirme, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin vurgular ve yerleşik halka sahte bir mağduriyet yaratma son derece önemlidir.

AlgıEkşi SözlükMilliyetçilik+3
Melis Zeynep Ünür
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

MS'li bireylerde tedaviye uyumu etkileyen faktörler

MS hastalarında parenteral tedaviyi de içeren uzun süreli tedavi uygulanmakta, hastalarda çeşitli nedenler ile tedavi uyumunda sorun yaşamaktadır. Bu çalışma MS hastalarının tedavi uyumunu etkileyen faktörleri saptamak ve tedavi uyumlarını arttırmaya yönelik öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma verileri Nisan-Ekim 2018 tarihlerinde, Tekirdağ ve Edirne illerindeki üniversite hastanelerinin nöroloji polikliniğinde MS tanısı ile takip edilen 211 hasta ile yüz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Araştırmada "Hasta Tanılama Formu", "Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği", "Beck Depresyon Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Hastalık Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada yer alan hastaların yaş ortalaması 40,03±10,82 olup, hastaların %70,1'i kadındır. Hastaların Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği'nden aldıkları puan ortalama 0,78±0,90 olarak hesaplanmış ve hastaların %48'inin tedaviye uyumunun iyi düzeyde olduğu saptanmıştır. MS hastalarında Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nden ortalama 64,79±16,53 puan alınmış olup, sosyal destek algısı daha iyi olanlarda tedavi uyumu da daha yüksek bulunmuştur (p<0,01). Hastaların %35,5'inde depresif semptomatoloji saptanmıştır. En düşük Beck Depresyon Ölçeği puanı, tedaviye uyum düzeyi yüksek olanlardan elde edilmiştir (p<0,01). MS hastalarında hastalık algısının tedavi uyumuna etkisi gösterilememiştir (p>0,05). Tedavi uyumları kötü olan hastaların tedavi uyumu iyi olan hastalara oranla poliklinik kontrollerini daha fazla aksattığı (p<0,01) ve MS nedeniyle daha fazla hastanede yattığı saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak MS hastalarının yarısında tedavi uyumu yetersizdir. Tedavi sürecinde hasta ailesi ile daha fazla işbirliği sağlanması, poliklinik kontrollerinin aksatılmaması için hatırlatma gibi önlemler alınması, hastaların depresif semptomatoloji yönünden taranması tedavi uyumunun artmasında etkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Multipl Skleroz, Tedavi Uyumu, Sosyal Destek, Depresyon, Hastalık Algısı

AlgıDepresyonHastalık+3
Derya Girgin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve egzersiz algılarının egzersiz davranışlarına göre incelenmesi

Bireylerin çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yaşlılığa kadar düzenli spor ve egzersiz yapması, beden sağlığını koruması açısından büyük önem taşımaktadır. Egzersiz yapmak kadar, bireylerin egzersize ilişkin algıları da yaşam doyumlarını etkilemektedir. Bu çalışma üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve egzersiz algılarının egzersiz davranış değişim basamaklarına göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden birisi olan genel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri oluştururken, örneklem grubunu ise merkez kampüste bulunan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında öğrenim gören ve olasılıklı tabakalama yöntemi ve basit tesadüfi teknik kullanılarak belirlenen 726 kadın, 588 erkek toplam 1314 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılara sırasıyla; Egzersiz Engel/Yarar Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Egzersiz Davranış Değişim Anketi uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu uygulanarak, yaş, cinsiyet, sigara kullanma durumu, ailede spor yapma durumu ve aylık harcama ile ilgili bilgiler elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 18 paket programı kullanılmış, Non-parametrik verilerin analizinde Mann Whitney-U, çoklu karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Çalışmanın Cronbach-Alpha iç tutarlılık katsayısı 0,89 olarak bulunmuştur. Bulgularımıza göre; egzersiz algısının toplam puanları ile egzersiz davranış değişim basamakları arasında anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Egzersiz algısı toplam puanlar üzerinden bakıldığında "Eğilim, Hazırlık, Hareket, Devamlılık" ile "Eğilim öncesi" faktörleri arasında "Eğilim, Hazırlık, Hareket, Devamlılık" lehine olmaktadır. Bunun yanında yaşam doyumu ile egzersiz davranış değişim basamağı arasında da anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Yaşam Doyumu, Egzersiz Algısı, Egzersiz Davranış Değişim Basamağı, Üniversite Öğrencisi.

AlgıDavranışDeğişim+3
Nihal Ata
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akut iskemik inmede hastaneye başvuru süresini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Bu araştırmada akut iskemik inme tanısı ile hastaneye yatan hastalarda ilk şikayetlerin başlamasından hastaneye başvuruya kadar geçen süre ve bu süreyi etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Haziran 2019- Ekim 2019 tarihleri arasında bir devlet hastanesinin nöroloji servisinde tedavi gören 111 iskemik inme hastası ile yürütülmüştür. Veriler hasta ve yardım arama davranışında bulunan kişilerin sosyodemografik özellikleri, inme risk faktörleri ve inme belirtileri bilgilerini kapsayan "Hasta Bilgi Formu" ile "Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü İnme Skalası (NIHSS)" ve "Sağlık Algısı Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir.Çalışmadaki hastaların yaş ortalaması 68,24±11,15 yıl olup, %50,5'i kadındır. İnme belirtilerinin başlamasından sonra hastaların %72,1'i iki saat içinde hastaneye ulaşmıştır. Hastanın gelir durumunun orta düzeyde olması, belirti başlangıç zamanını hatırlaması, hastaneye gelmeye/yardım çağırmaya karar verme süresinin kısa olması, hastaneye gelmeye/yardım aramaya karar verdikten sonra hastaneye ulaşım süresinin kısa olması, hastaneye başvuru saatinin 08.00-17.00 arasında olması, yardım çağrısında bulunan bireyin evli olması, gelir durumunun orta düzeyde olması halinde hastaneye erken başvuru daha fazladır (p<0,05). Hastanın inme belirtilerini bilmesi, hipertansiyon ve diyabet hastalığının olması, warfarin kullanması, ilk belirtilerin hasta tarafından farkedilmesi, belirtiler başladığında hastanın yalnız olması, NIHSS puanının yüksek olması, inmenin anlama güçlüğü belirtisi ile başlaması halinde hastaneye başvuruda daha fazla gecikme yaşanmıştır (p<0,05). Yardım arama davranışında bulunan bireylerin sağlık algıları hastaneye erken başvuru yapanlarda farklı bulunmamıştır (p>0,05). Anahtar kelimeler: İnme, hastane öncesi dönem, hemşirelik, sağlık algısı

AlgıHasta başvurusuHemşirelik+2
Ebru Macit
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik lenfositik lösemili hastalarda semptom şiddeti ve semptom yönetimi

Bu araştırmada kronik lenfositik lösemi (KLL) hastalarının yaşadığı semptomları şiddeti ile birlikte ortaya koyarak, semptomları azaltmak veya önlemek için hastalar tarafından kullanılan nonfarmakolojik ve farmakolojik yöntemlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma Haziran 2019- Kasım 2019 tarihleri arasında bir sağlık uygulama ve araştırma merkezinin hematoloji polikliniğine rutin kontrol amacıyla gelen 92 KLL olgusu ile yürütülmüştür. Veriler hastaların sosyodemografik özellikleri ve tedavi sürecine ilişkin bilgileri kapsayan ''Hasta Tanılama Formu'', hastanın fonksiyonel kapasitesini değerlendiren ''Karnofsky Performans Skalası (KPS)'', hastanın yaşadığı semptomları ve şiddetini değerlendiren ''Memorial Semptom Tanılama Skalası (MSTS)'' kullanılarak elde edilmiş, hastaların semptomlara karşı aldığı önlemler "Semptomlarla Başetme Uygulamaları Formu'' oluşturularak kaydedilmiştir. Bu çalışmadaki hastaların yaş ortalaması 64,71±11,42 yıl olup, %65,2'si erkektir. Hastalarının KPS puanları 70 ile 100 puan arasında değişmekte olup, ortalama puan 86,30±8,98'dir. Çalışma kapsamında incelenen olguların MSTS toplam puanı 0,34±0,19 olup, ölçeğin genel durum indeksi puanı 1,05±0,83, fiziksel durum indeksi puanı 0,71±0,65, psikolojik durum indeksi puanı 1,05±0,91 olarak hesaplanmıştır. MSTS psikolojik semptomlar alt boyutunda kendini üzgün hissetme (%55,4) en fazla görülen semptom iken; MSTS fiziksel semptomlar alt boyutunda halsizlik (%72,8) en fazla görülen semptom olarak belirlenmiştir. Hastalık sürecinde hastaların sosyal destek kaynakları çoğunlukla eş (%75) ve çocukları (%64,8) olup, MSTS puanları sosyal destek kaynaklarına göre değişmemiştir (p>0,05). Sosyal destek algısı yeterli olan hastaların (%34,8) MSTS puanı yetersiz olanlara göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Çalışma kapsamında incelediğimiz hastaların, yaşadıkları semptomları azaltmaya veya gidermeye yönelik olarak aldıkları önlemler içerisinde çeşitli relaksasyon uygulamaları başta olmakla birlikte, spiritüel uygulamalar da önemli yer tutmuştur.

AlgıBelirti ve semptomlarLösemi+2
Müge Çakır
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of China's thought system and space perception on chinese geopolitical understanding

Although that the emergence of China as a new power in the world system in recent years has been tried to be explained by the democratic state administration of the West, the liberal economic system, the distribution of sovereignty with the help of alliances, and transparency, China's geopolitical understanding is based on different principles. Just as people take into account the physical conditions and judgments while making decisions about their lives, states also apply to their geography and management philosophies when forming their policies. This study aims to examine how successful the dominant views and theories in the field of geopolitics can be in explaining Chinese geopolitical practices and how history, philosophical beliefs and spatial perception affect China's geopolitical understanding. In the research to be carried out, it will be tried to put forward a new and different perspective other than the classical evaluations on Chinese geopolitics. But to what extent these theories can be sufficient to explain the geopolitical understanding of a country like China, which has been on the road to global domination in recent years; this will be that thesis' primary subject in question.

ChinaThoughtConstruction of the theought+5
Mehmet Onur Eraslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 kavramına ilişkin algıların yenilikçi davranışa etkisi

Yeni dünya düzeninde, değişen insan ihtiyaç ve beklentileri ile örgütlerin yeni teknolojik alt yapıya ve uygulama süreçlerine uyum sağlaması zorunluluk haline gelmiştir. Bu kapsamda Endüstri 4.0 veya Dördüncü Sanayi Devrimi, üretim ve hizmet süreçlerinde uygulanan teknolojik değişiklikleri ve yenilikleri içeren yeni bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak tüm sektörlerde olmakla birlikte özellikle üretim sektöründe güncelliğini koruyan bir kavram olan Endüstri 4.0, teknolojik gelişmeler ile ortaya çıkan yeni kavram ve bilgilerin iş süreçlerine aktarılması ile değişimleri başlatmış ve bu değişimi de çalışanlar ve yöneticiler için uyum sağlama zorunluluğuna dönüştürmüştür. Bu kapsamda çalışmanın amacı, Endüstri 4.0 kavramına yönelik algıların tespit edilmesi ve bu algıların yenilikçi davranış üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, ilgili kavramlar ile ilgili literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın uygulama bölümü için oluşturulan anket formu Eskişehir ili metal-makine imalat sektöründe faaliyet gösteren işletme çalışanlarına dağıtılmıştır. Bu kapsamda çalışma, araştırmaya katılım göstermeyi kabul eden 224 katılımcı ile yürütülmüştür. Çalışmadan elde edilen verilerle ilk olarak Endüstri 4.0 kavramı ve yenilikçi davranışa yönelik algılar ile demografik gruplar arasındaki farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni olan Endüstri 4.0 kavramına ilişkin algıların ve bağımlı değişken yenilikçi davranışın, cinsiyet ve medeni duruma göre farklılık gösterip göstermediği "t-testi"; yaş, eğitim düzeyi, ve kurumda çalışma süresine göre farklılık gösterip göstermediği ise "ANOVA testi" ile test edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla yapılan T testi neticesinde; endüstri 4.0 kavramı ve yenilikçi davranış algısının, kadın ve erkekler arasında anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Evli ve bekar çalışan algılarının yalnızca Endüstri 4.0 kavramı için anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Çalışanların eğitim düzeylerinin yenilikçi davranışa göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Söz konusu farklılıkların ilköğretim–lisansüstü, lise–lisansüstü, yüksekokul–lisansüstü ve lisans-lisansüstü grupları arasında olduğu belirlenmiştir. (p< 0.05). Kurumda çalışma süresi ile Endüstri 4.0 değişkeni için anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Söz konusu farklılıkların 1-3 yıl ile 16 yıl ve üzeri; 7-10 yıl ile 1-3 yıl arası; 10-15 yıl ile 16 yıl ve üzerindeki gruplar arasında olduğu belirlenmiştir. (p<0.05). Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; endüstri 4.0 kavramı ve alt boyutlarına ilişkin algılar ile yenilikçi davranış değişkenleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerini tespit etmek için regresyon analizi yapılmıştır. Endüstri 4.0 kavramı ve alt boyutlarından kullanıma yönelik niyet (KN) ve kullanım kolaylığının (KK) yenilikçi davranış (YD) üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

AlgıAlgılanan etkinlikEndüstri 4.0+3
Fatih İremli
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ses bozukluklarının algısal değerlendirilmesinde yapay zeka değerlendirmesi ile klinisyen değerlendirmesinin karşılaştırılması

Ses bozukluklarının değerlendirilmesinde akustik, aerodinamik ve algısal analizlerin birlikte kullanılması sesin çok boyutlu yapısını ele alarak doğru tanı ve etkili tedavi sürecinin planlanması sağlar. Geçmişten günümüze yapay zeka alanındaki gelişmelerle birlikte tanı ve terapi sürecinin standardize ve kolay bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Bu amaçla yapılan yapay zeka destekli GRBASZero uygulaması sesin algısal değerlendirilmesinde kullanılan GRBAS ölçeğini puanlamaktadır. Bu çalışmada, ses bozukluğuna sahip bireylerin klinisyenler tarafından değerlendirilen GRBAS puanlamalarıyla yapay zeka destekli GRBASZero uygulaması tarafından değerlendirilen GRBAS puanlamalarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 60 disfonik ve 15 sağlıklı birey katılmıştır. Sağlıklı bireylerin korelasyonu etkilediği görülmüş ve 60 disfonik katılımcı analize dahil edilmiştir. Katılımcıların sesleri GRBASZero uygulamasıyla puanlanmış ve ayrıca Ses Handikap Endeksi-10, Sesle İlişkili Yaşam Kalitesi Ölçeği, Türkçe Ses Yorgunluğu Ölçeği ve Ses Yolu Rahatsızlık Ölçekleri uygulanmıştır. Katılımcılardan maksimum /a/, /i/, /s/, /z/ fonasyonu ve okuma pasajı örnekleri alınmış, sesler Praat yazılımıyla analiz edilmiştir. Kayıtlar 13 Dil ve Konuşma Terapisti tarafından GRBAS ölçeğiyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularında, klinisyen ve GRBASZero değerlendirmesi arasında G, R, B ve S parametreleri için orta korelasyonda anlamlı bir ilişki bulunmuştur. A parametresi için ise düşük korelasyonda anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Akustik ve aerodinamik analizler ile GRBAS parametreleri karşılaştırıldığında klinisyen ve yapay zeka değerlendirmesi değerleri arasında belirgin farklar bulunmamıştır. Öz algısal ölçeklerle GRBAS parametreleri karşılaştırıldığında klinisyen değerlendirmesinde genellikle anlamlı ilişki bulunmuşken yapay zeka değerlendirmesinde nadiren anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Sonuç olarak, klinisyen ve yapay zeka değerlendirmesi arasında orta düzeye yakın anlamlılık bulunmuştur. Bu durum yapay zekanın tanı ve müdahaledeki gelişme sürecine umut olmuştur. Gelecekte yapılacak daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

AlgıSes analiziSes bozuklukları+2
Efsun Akbulut
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Medya kültüründe görsel algının sanata etkisi: Deprem örneği

21. yüzyılda sanat, medya ve iletişim teknolojileri aracılığıyla kitle iletişimde yeniden şekillenerek toplumun tüm kesimlerine ulaşmıştır. İnsanlığın bilim ve teknolojideki olağanüstü gelişmeleri sayesinde kendisine yeni alanlar açan sanat, medya aracılığıyla yaşam algımızda köklü değişimler yaratmıştır. Yaşamımızın her alanında etkisini hissettiğimiz medya, toplumun tüm kesimlerine ulaşarak görsel imgeler yoluyla toplumda yeni kültürel değerler oluşturmuş ve geleceğe yön vermiştir. Bu gelişmelere önemli derecede katkı sağlayan sanatçılar, dijital teknolojiyi kullanarak sanat üretirken kendileri de bu değişim ve gelişimin bir parçası olmuştur. Bu gelişmelerin ortaya koyduğu teknolojik süreç sanatsal yaratı alanını belirlerken, bu etkinin sanatçıyı eyleme dönüştürücü gücü sanatta önemli bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Bu sürecin sonucunda medyanın gerçeklikle olan ilişkisi sorgulanmış ortaya çıkan yeni durumun, sanatçının üretim algısındaki değişimine etkisi, deprem örneği üzerinden araştırılmıştır. Bu çalışma, medyanın sanat ile ilişkisi üzerinden, medya aracılığıyla yaratılan sanal gerçekliğin görsel algı bağlamında sanata, sanatçıya ve topluma etkilerini sorgulamayı amaçlamaktadır. Medyanın ağ toplumunun yapılanmasındaki etkileri sorgulanırken bu zeminden beslenen sanatçıların etkilenişleri, ürettikleri eserler üzerinden okunabilir. Ayrıca 2000'li yılların sanatçılarının, kendilerini ifade ediş biçimlerinde, düşünce ve sorgulama yapılarında kendi amaçlarını ve toplum değerlerini yapılandırırken medyanın hangi karakteristik özelliklerinden yararlandıkları ve kavramsal ilişkileri araştırılmıştır. Bu alanlara açıklık getirmesi amaçlanan araştırmada, pek çok yabancı kaynağın yanında, hazırlanmış makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri, kitaplar, dergiler ve elektronik yayınlar literatür taramaları ışığında derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.

AlgıDepremKültür+2
Sermin İmre
Süleyman Demirel University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin dini inanç kavramlarına yönelik algılarına dair bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, farklı öğretim kademelerinde okuyan öğrencilerin inanç kavramlarına yönelik algılarını incelemektir. Bu genel amaç çerçevesinde öğrencilerin inanç kavramlarına yönelik algılarının nasıl olduğu, algı düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve öğretim programlarında verilen inanç kavramlarına ilişkin öğrenci görüşlerinin neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın bu amacını gerçekleştirmek için hem nitel hem de nicel yaklaşımların birlikte kullanıldığı karma araştırma türlerinden biri olan eş zamanlı dönüştürücü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu genel tarama, nitel boyutu ise olgu-bilim desenine göre şekillenmiştir. Nicel kısımdaki verileri toplamak için basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle evreni temsil edebilecek yeterlilikte 626 öğrenciye, nitel kısımda ise tabakalı amaçsal örnekleme yöntemine göre belirlenen 16 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğrencilerin İnanç Kavramlarını Algılama Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; nicel veriler, betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; öğrencilerin inanç kavramlarını algılamada yaş ve ailenin gelir düzeyi gibi değişkenlerin etkisinin büyük olduğu ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AlgıDini gelişimDini iman+5
Betül Sevgi
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarını incelemektir. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma desenlerinden eş zamanlı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Van ili sınırları içinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)'e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın nicel boyutunda 618 katılımcıya, nitel boyutunda ise 70 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Çocuk Haklarına İlişkin Ebeveyn Algı Ölçeği (ÇHİEAÖ)" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için normallik testine başvurulmuş ve verilerin normal bir dağılım sergilemediği görüldüğünden non-parametrik testlerden Mann- Whitney U Testi ve Kruskal- Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda; ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarında yaş ve bilgi sahibi olma değişkenlerinin anlamlı farklılık gösterdiği ancak cinsiyet, öğrenim durumu, meslek ve sosyoekonomik düzeyi değişkenlerinde anlamlı farklılığın olmadığı ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir.

AlgıAna-baba algısıEbeveynler+5
Samet Dokumacı
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel sinizme ilişkin algılarının örgütsel mutlulukları üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin örgütsel sinizm ve örgütsel mutluluk düzeylerini tespit etmek, örgütsel sinizmin örgütsel mutluluk üzerindeki belirleyiciliğini incelemektir. Ayrıca bu araştırmada Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin örgütsel sinizm ve örgütsel mutluluk düzeyleri, cinsiyet, medeni durum, okul türü, yaş ve kıdem yılı değişkenleri ile incelenerek elde edilen bulguların ortaya konulması amaç edinilmiştir. Bu amaç doğrultusunda 99'u kadın 219'u erkek olmak üzere toplam 318 Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni gönüllü olarak araştırmaya katılım göstermiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Sinizm Ölçeği" ve "Örgütsel Mutluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için Microsoft Excel ve SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi cronbach alpha iç tutarlık katsayıları incelenmiş ve değerlerin ,76 ile ,91 arasında değişiklik gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım analizi için çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edilmiş ve verilerin normal dağılıma sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu aşamadan sonra ikili grup karşılaştırmalarında T-Testi, iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca örgütsel sinizmin örgütsel bağlılık üzerindeki yordama gücünü tespit etmek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda Beden Eğitimi ve Spor öğretmenlerinin örgütsel sinizm ölçeği ve örgütsel mutluluk ölçeğinde cinsiyet, medeni durum, okul türü, yaş ve kıdem yılı değişkenleri arasında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Örgütsel sinizm alt boyutları ile örgütsel mutluluk ölçeği arasında yapılan korelasyon testi bulgularına göre, çalıştığı kurumdan uzaklaşma ile örgütsel mutluluk arasında n negatif yönde orta düzeyde, performansı düşüren etmenler ile örgütsel mutluluk arasında negatif yönde orta düzeyde, okula karşı olumsuz tutum ile örgütsel mutluluk arasında negatif yönde orta düzeyde, çalışanların kararları uygulamalara katılım ile örgütsel mutluluk arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan Çoklu Doğrusal Regresyon analizi sonucuna göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin örgütsel sinizmin alt boyutlarından çalıştığı kurumdan uzaklaşma, performansı düşüren etmenler, okula karşı olumsuz tutum ve çalışanların kararları uygulamalara katılımı, örgütsel mutluluğu anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda eğitim kurumlarında görülen örgütsel sinizmin örgütsel mutluluğun belirleyicisi olduğu tespitine ulaşılmıştır.

AlgıBeden eğitimiMutluluk+4
Makbule Koçyiğit
Siirt University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ Bu araştırma üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrenciler üzerinde Ekim 2017 - Ekim 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2017 - Ocak 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini belirtilen tarihlerde ilgili fakültede okuyan toplam 802 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış ancak çalışma toplam 712 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve öğrencilerden gönüllü olanlar araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler sınıf ortamında toplanmış ve araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows bilgisayar programında ortalama, standart sapma, min-max değerler ile yüzdelik sayılar kurallarına uygun olarak incelenmiştir. Araştırmada öğrencilerin yaş ortalamasının 20.7±1.67, %71.1'inin kadın ve %99'unun bekar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %64.6' sının anne eğitim düzeyinin, %64.6'sının baba eğitim düzeyinin ilkokul ve altında olduğu görülmüştür. Öğrencilerin %76.8'ininçekirdek aile tipine sahip olduğu, %56.7' sinin halen ailesiyle yaşadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin %36.9' unun Hemşirelik Bölümünde okuduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %30.1' inin üçüncü sınıfta okuduğu ve %67'sinin toplumsal cinsiyet dersi almadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamındaki üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları puanı 94.98±18.76 bulunmuş olup olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyinin, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okuduğu bölümün, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünde okuyan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Üniversite Öğrencileri

AlgıCinsel kimlikCinsel kimlik+3
Ersin Akkoç
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 geçiren kişilerde performansı etkileyen değişkenler

Bu çalışma COVID-19 geçiren kişilerde performansı etkileyen değişkenleri incelemek amacıyla planlandı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Çalışma Şubat 2022 ile Mayıs 2022 tarihleri arasında göğüs hastalıkları polikliniğinde COVID-19 tanısı almış dâhil edilme kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden yaş ortalaması 27,19y olan 31 kişi dâhil edildi. Tüm kişilerin testi negatife döndükten sonraki 1. Ayda( erken) ve 3. ayda (geç) solunum fonksiyonu solunum fonksiyon testi, fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (UAFAA-KF), aerobik kapasite 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT), alt ekstremite kassal kuvvet ve endurans 30 Saniye Kalk-Otur Testi, el kavrama kuvveti El Kavrama Kuvveti Ölçüm Testi, el kavrama statik enduransı El Kavrama Statik Endurans Ölçüm Testi ve COVID-19 salgınına yönelik algı ve tutumları COVID-19 Salgınına Yönelik Algı ve Tutumları Değerlendiren ölçekler ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 25 programı kullanıldı. Solunum fonksiyon test değerlerinin, Vücut Kitle İndeksi'nin ve El Kavrama Kuvvet Testi ölçümünün erken ve geç dönemde yapılan değerlendirme sonuçları karşılaştırıldığında anlamlı bir artış göstermediği bulundu(p>0,05). El Kavrama Statik Endurans Testi ölçümü, 30 Sn Kalk- Otur Test sayısı ve 6 DYT mesafesinde erken ve geç dönemde anlamlı bir artış gösterdiği bulundu(p=0,012 p=0,001), (p=0,001), (p=0,004). COVID-19 Salgınına Yönelik Algı ve Tutumları Değerlendiren ölçeğin alt paremetrelerinin skorlarında ve UAFAA-KF toplam MET değerinde erken ve geç dönemde anlamlı bir artış göstermediği bulundu(p>0,05). 6 DYT mesafesi ile 30 Saniyede Kalk-Otur Testi sayısı arasında erken dönemde pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki varken(p=0,026), geç dönemde anlamlı bir ilişki olmadığı bulundu. Geç dönemde 6 DYT mesafesi ile El Kavrama Statik Endurans Dominant Olmayan Skoru arasında anlamlı bir ilişki bulundu(p=0,035). COVID-19 geçiren kişilerin performansını etkileyen değişkenlerinin 1. ayda ve 3. ayda değişiklik gösterdiği ve egzersiz performansının olumsuz etkilendiği belirlendi. Erken dönemde bu olumsuz sonuçların performans testlerine yansıdığı düşünüldü. COVID-19 geçiren kişilerin 3. aylarındaki enduranslarında, kassal kuvvetlerinde ve el kavrama statik enduranslarında artış olduğu ancak sağlıklı kişilerin norm değerlerine tam olarak ulaşamadıkları saptandı. Sonuç olarak; COVID-19 geçiren kişilere yönelik planlanan pulmoner rehabilitasyona, bireyin egzersiz enduransına, kassal kuvvet ve enduransını arttırmaya yönelik egzersiz programlarının eklenmesinin sağlığın erken kazanımı açısından önemli olacağı görüşü kabul edildi. Anahtar kelimeler: COVID-19; egzersiz performansı; fiziksel aktivite; algı ve tutum.

AlgıCOVID 19Egzersiz+5
Bilge Diril
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan koklear implant kullanıcılarında müzikal algının değerlendirilmesi

Koklear implant, ileri/çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı olan bireylere uygulanan elektronik bir sistemdir Koklear implantlı bireyler, konuşmanın zamansal ince yapılarının implant tarafından nasıl iletildiğiyle ilgili bazı sorunlar nedeniyle, özellikle müziği algılamada normal işiten akranlarının gerisinde kalırlar. Birçok araştırma, koklear implantlı bireylerde müziği algılama becerisinin her zaman aynı olmadığını ve her iki alanın daha da geliştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu çalışmanın amacı, adölesan koklear implant kullanıcılarında müzik algısının araştırılmasıdır. Çalışmaya 12-18 yaş aralığında tek taraflı koklear implant kullanıcısı 24 adölesan ve bilateral normal işitmeye sahip 12 adölesan dahil edildi. Katılımcıların müzikal algısını değerlendirmek için Perde Yönü Ayırt Etme ve Melodik Kontur Tanıma testleri sırayla uygulandı. Ayrıca katılımcılara müzik ile ilgili subjektif değerlendirme de yapıldı. Çalışmanın bulguları doğrultusunda, Perde Yönü Ayırt Etme (p = 0.07) ve Melodik Kontur Tanıma Testlerinde (p = 0.001) normal işiten grup ile koklear implant grubunu arasında anlamlı fark elde edildi. İki grup arasında şarkı sözü anlama durumunda anlamlı fark elde edildi (p = 0.001). Perde Yönü Ayırt Etme ve Melodik Kontur Tanıma testleri arasında anlamlı ilişki elde edildi (p < 0.001, r=-0.52). Normal işiten bireyler ile koklear implant yaşı 6 yıldan fazla olan grup arasında Perde Yönü Ayırt Etme (p = 0.028) ve Melodik Kontur Tanıma Testlerinde (p < 0.001) anlamlı fark elde edildi. Koklear implant kullanıcılarının perde yönü ve melodi algısında zorluk yaşadıkları sonucuna varılıp, erken yaşta koklear implant kullanımının müzik algısına katkısı olduğu düşünüldü.

AlgıErgenlerKoklea hastalıkları+5
Sevgi Kadıhanoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resimde benlik ve ötekilik bağlamında portre

Bu tezde, resimde "benlik" ve "ötekilik" bağlamında portre, multidisipliner bir yaklaşımla, temel tanımlar ve terminolojiden başlanılarak, sanat tarihindeki örnekleriyle birlikte, kavramın anlaşılmasına yardımcı olacak psikoloji, estetik ve dilbilim gibi diğer disiplinlerden de yardım alınarak incelenmektedir. Bu kavramların portre resmini ve görsel sanatların farklı mecraları aracılığıyla benlik ve ötekilik algımızı nasıl şekillendirdiğini keşfetmek için teorik ve pratik araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmacının çalışmaları göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırmada kadın sanatçıların eserlerine veya kadın sorunlarıyla ilgili eserlere yapılan vurgu dikkat çekicidir. Araştırma, seçilen örnek çalışmalar ve sanatçıların etkilerinin azınlıklar ya da toplumun belirli bir cinsiyete mensup kesimi ile sınırlı kalmadığını toplumun tüm üyeleri ve portrelerin çağdaş temsil biçimleri üzerinde de etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, "portre"yi daha geniş bir sanat tarihi kanonu içinde bağlamsallaştırıp, sosyo-politik ve kültürel faktörlerin bu türü nasıl etkilediğini ele almıştır. Çağdaş sanatçıların eserlerindeki genel değişimler örnek çalışmaları aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu analiz aracılığıyla tez, çağdaş sanatçıların portrelerinde "benlik" ve "ötekilik", temsil ve iktidar arasındaki karmaşık gerilimi nasıl ele aldıklarını incelemektedir. Bu tez çağdaş portrelerdeki "benlik" ve "ötekilik" kavramlarını inceleyerek, sanatta temsil, kimlik ve kültürel çalışmalar hakkında süregiden tartışmalara katkıda bulunmaktadır. Bu tezin çağdaş portrelerdeki "benlik" ve "ötekilik" çerçevesindeki incelemelerinin, sanatta ve kültürel çalışmalarda süregiden tartışmalardan olan temsil ve kimlik meselelerine katkı sunması amaçlanmıştır.

AlgıBaskı resimBenlik kavramı+6
Ehsan Ghanbarzad Khajeh
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçede prozodi algısı değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi

Bu çalışmanın amacı Türkçe Prozodi Algısı Testi geliştirmek, güvenirliğini belirlemek ve cinsiyet ile müzik veya oyunculuk eğitiminin test puanları üzerindeki etkisini incelemektir. Geliştirilen ölçek A.Vurgu, B.Durak ve C.Ton testleri ve ilgili alt testlerini içermektedir. Test, 45 pratik maddesi ve 157 test maddesi olmak üzere toplam 202 maddeden oluşmaktadır. Pilot çalışma, yaş ortalaması 20,59, ±1,27 olan 32 (17 kadın) birey ile gerçekleştirilmiştir. Nihai test ile yapılan uygulamaya 18-49 (31,7, ±7,18) yaş aralığında 70 (35 kadın) birey dahil edilmiştir. Kapsam geçerliğini sağlamak için uzman görüşleri alınmış, kapsam geçerlik indeksi 0,88 olarak elde edilmiştir. Yapı geçerliğini sağlamak amacı ile Cronbach alpha analizi yapılmış ve genel olarak, ölçüm aracının güvenirliğini değerlendirmede kabul edilebilir bir iç tutarlık seviyesi olan 0,70 ve üzeri değerlerin elde edildiği görülmüştür. Test-tekrar test güvenilirliği için, pilot çalışmada yer alan 10 bireye 6 ay sonra tekrar uygulama yapılmış, ilk ve sonraki sonuçlar arasında anlamlı bir korelasyon bulunduğu gözlemlenmiştir (p <0,05). Testin ayırt edici geçerliği için cinsiyet ve müzik eğitimi açısından gruplar arası ayrışma incelenmiştir. Cinsiyet farkı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Müzik eğitimi olan ve olmayan gruplar açısından, Vurgu A1.İki Heceli alt testi, Vurgu toplam test puanı ve Prozodi genel test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur. Testin genelinde taban (%1) ve tavan (%1) etkisi gözlenmemiştir. Sonuç olarak, Türkçe Prozodi Algısı Testinin prozodi algısını değerlendirmede uygulanabilir ve güvenilir bir araç olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca müzik/oyunculuk eğitimi ve cinsiyetin prozodi algısı üzerindeki etkisine ışık tutan bir çalışma olarak değerlidir. Anahtar Kelimeler: Prozodi değerlendirmesi, tonlama, dilbilimsel prozodi, duygusal prozodi, parçalarüstü birimler.

AlgıProzodiTonlama+3
Ayşe Ertürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algısı ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algıları ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla metodolojik ve ilişkisel tanımlayıcı olarak iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinin plastik cerrahi polikliniklerine başvuran 0-3 ay arası bebeklerin ebeveynleri oluşturmuştur. Birinci aşamada 240 ebeveyn ile Ebeveyn Belirsizlik Algısı Ölçeği-Tanı'nın (EBAÖ-T) Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin çalışmadaki örneklem için geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Cronbach Alpha 0,85). İkinci aşamada ise Ebeveyn ve Bebek Tanıtıcı Bilgiler Formu, EBAÖ-T ve Aile Etki Ölçeği kullanılarak yeni bir örneklem grubu ile (n=200) ebeveynlerin belirsizlik algıları ve hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Verilerin analizlerinde Student-t Testi, ANOVA, Bonferroni Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Ki-kare kullanılmıştır. Belirsizlik algısı için ölçek puan ortalaması 85,59 ±12,46 ile yüksek düzeyde bulunmuştur. Bebeklerinin tanısı doğumdan önce konamayan, yapılan bilgilendirmeden memnun kalmayan ve gelir düzeyi düşük ebeveynlerin belirsizlik algıları daha yüksek bulunmuştur. Ebeveynlerin hastane hizmetlerinden duydukları memnuniyet azaldıkça belirsizlik algı düzeyleri artmıştır. Hastalığın ebeveynler üzerine etkisi 52,22±7,70 puan ortalaması ile orta yüksek düzeyde bulunmuştur. Ebeveynlerin Aile Etki Ölçeği alt boyut puan ortalamalarında en yüksek puan 30,07±3,84 ile kişisel zorlanma boyutunda bulunmuştur. EBAÖ-T ile Aile Etki Ölçeği toplam puanı (r=0,225) ve maddi yük (r=0,197), ailesel ve sosyal etki (r=0,180), kişisel zorlanma (r=0,166) ve başa çıkma (r=0,219) alt boyutları arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Ebeveynlerin hastane yönetimlerinden beklentisi en fazla 'yetkin sağlık personelleri' olmuştur (%27,1). Araştırma sonucunda, belirsizliğin ve hastalıkların aileleri nasıl etkilediklerini gösteren ve bakım çıktılarını ölçen ileri çalışmalar yapılması ve dudak/damak yarıklı bebeklerin bakım yönetiminde hemşirelik bakımının kalitesini artıracak yönetimsel düzenlemeler yapılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

AlgıAna-babaBebek bakımı+6
Burcu Acımış
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin afet bilinci algılarının ve tutumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'ndeki öğrencilerin afet bilinci algılarının ve tutumlarının değerlendirilmesi ve bunlarla ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir araştırmadır. Çalışma verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan anket ve Afet Bilinci Algı Ölçeği ile Afet Tutum Ölçeği'nin eklendiği veri toplama formu kullanılarak 15 Mart-7 Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma kapsamında yer alan öğrencilerden %59,0'ına ulaşılmıştır. Öğrencilerin %69,0'ı kadındır. Yaş ortalamaları 21,7±1,9 yıl olarak bulunmuştur. Araştırmaya en fazla katılım Hemşirelik bölümünden (%72,5) en az katılım Sağlık Yönetimi bölümünden (%39,4) olmuştur. Öğrencilerin %57,4'ü afet yaşamamış, afet yaşayanların en fazla yaşadıkları afet deprem (%89,8) olarak bildirilmiştir. Öğrencilerin afet bilinci algı puanları ortalamaları 128,01±13,8 olarak bulunmuş, bu değer orta olarak değerlendirilmiştir. Afet sonrası bilinç düzeyleri, erkeklerde kadınlara göre, 22 yaş ve üzerinde 21 yaş ve altına göre, Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümünde olanların diğer iki bölüme göre, afetlerde görev alanların almayanlara göre, STK/Kamu Kuruluşuna üye olanların olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Afet tutum ölçeğine verdikleri cevapların ortalamaları da 3,2 olarak orta düzeyde değerlendirilmiş, bilişsel ve davranışsal tutumları, erkeklerde kadınlara göre, Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümünde olanların diğer iki bölüme göre, 2. ve 4. sınıfta olanların 1. sınıfta olanlara göre, afetlerde görev alanların almayanlara göre, STK/Kamu Kuruluşuna üye olanların olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda STK/Kamu Kuruluşuna üye olma konusunda geliştirme çalışmalarının yürütülmesi ve afet eğitimi almak isteyen öğrencilere eğitimin sağlanması yararlı olacaktır. Afet eğitim bilinci ile afet öncesi bilinç arasında %63,0'lük aynı yönlü bir ilişki görülürken, yanlış afet bilinci ile %32,0'lik ters yönlü bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

Afet bilinciAfet yönetimiAfetler+4
Kübra Akil
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında vertikalite algısının incelenmesi ve mental rotasyon yeteneği ile ilişkisinin araştırılması

Multipl Skleroz (MS) hastalarında vertikalite algısının incelenmesi ve mental rotasyon yeteneği ile ilişkisinin araştırılmasının amaçlandığı bu çalışmaya, 18-54 yaş arası, nörolog tarafından kesin MS tanısı almış 57 MS'li hasta, yaş ve cinsiyet bakımından benzer 40 sağlıklı birey katıldı. Vertikalite algısı, subjektif vizüel vertikale (SVV) bakılarak kova testi ile değerlendirildi. Bu değerlendirmede mutlak değer SVV saat yönü, SVV saat yönünün tersi ve yön ayırt etmeksizin SVV ortalaması derece cinsinden belirlendi. Mental rotasyon yeteneği ise Recognise Hand App™, Recognise Foot App™, Recognise Neck App™ ve Motor İmgeleme Yeteneği Testi ile değerlendirildi. El, ayak ve boyna ait Recognise mobil uygulamalarının değişkenleri; reaksiyon süreleri (sn) ve doğru yanıt yüzdeleri (%) ile belirtilirken Motor İmgeleme Yeteneği Testi'nin skoru puan cinsinden belirtildi. Tüm katılımcıların kognitif düzeyleri; bilgi işlem hızı, sözel bellek ve görsel-uzaysal bellek için ayrı değerlendirme parametrelerinden oluşan MS için Kısa Uluslararası Bilişsel Değerlendirme Bataryası (BICAMS) ile değerlendirilirken baş, boyun ve üst torakal bölgeye ait postür değerlendirmesi ölçümleri; Kinovea yazılımı ile hesaplandı. MS hastalarında %26,3'ü anormal SVV saat yönü ortalaması, %66,7'si anormal SVV saat yönü tersinin ortalaması, %49,1'i ise yön ayırt etmeksizin anormal SVV ortalamasına sahipti. MS hastalarında SVV saat yönü tersinin ortalaması (p=0,002) ve yön ayırt etmeksizin SVV ortalamasında (p=0,037) sağlıklı bireylere göre daha büyük sapma derecelerine sahipti. MS hastaları sağ el reaksiyon süresi (p=0,042), sağ el doğru yanıt yüzdesi (p<0,001), sağ ayak doğru yanıt yüzdesi (p=0,035) ve Motor İmgeleme Yeteneği Testinde (p<0,001) daha düşük performansa sahipti. MS hastalarında yön ayırt etmeksizin SVV ortalama sapma derecesi ile sağ el doğru yanıt %'si (rho=-0,318 ve p=0,016), sol el doğru yanıt %'si (rho=-0,381 ve p=0,003), sağ ayak doğru yanıt %'si (rho=-0,370 ve p=0,005) ve sol ayak doğru yanıt %'si (rho=-0,350 ve p=0,008) arasında negatif yönde, düşük-orta düzeyde bir ilişki bulundu. Sağlıklı bireylerde ise SVV değişkenleri ile mental rotasyon yeteneği değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0,05). MS hastaları, BICAMS Bataryasının her parametresi ile SVV değişkenleri arasında düşük ve orta derecede değişen bir korelasyona sahipti (p<0,05). Postür değişkenleri ile SVV değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0,05). MS hastalarının sağlıklı bireylere göre SVV ve mental rotasyon yeteneğinde performanslarının düşük olduğu ve her iki parametre arasında bir ilişkinin olduğu sonucuna varıldı. MS hastalarında değerlendirme ve rehabilitasyon protokolleri planlanırken bu iki parametrenin birbiriyle olan ilişkisi dikkate alınmalıdır.

AlgıDikeyMental rotasyon+2
Merve Ünal
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Metaphors of literary genres: A study on perceptions of learners

The perception of language has been studied in various aspects up to now whereas the perception of literature is still a less researched area. Therefore, the amount of qualitative research on perception of literature needs to be increased. The present study aims to fill this gap by exploring students? perception with respect to the concept of literary genres through the use of metaphor as they reflect the way we perceive the world and shape our professional ideas and attitudes. In addition, the study investigates whether there is a difference in perceptions of junior and senior learners in regard to their perceptions of literary genres. It also searches into the difficulties learners claim to experience while reading literary genres.The study consists of 58 first and 43 fourth graders of ELL students of İstanbul University. The data were collected with semi-structured interviews, multiple-choice questionnaires and metaphor elicitation papers The metaphors of literary genres exhibited positive and negative perceptions of the learners. The Ring, Narnia, concentre detergent, veritaserum and pomegranate are some of the unique positive metaphors of the learners. Some metaphors seem to be negative such as Pandora?s box, dark hole, ivy and labyrinth. KEY WORDS: 1. Perception of Literature 2. Literary Genres 3. Metaphorical Perceptions 4. Conceptual Metaphors

PerceptionLiteratureMetaphor+4
Merve Bıyık
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel iktidar ve kadın algısı İstanbul Bağcılar Belediyesi örneği

Bu araştırmanın amacı belediyelerde kadınlara yönelik uygulanan politikaların niteliğini, sonuçlarını ve etkilerini algı yönünden araştırmaktır. Bu doğrultuda belediyenin kadınlara yönelik faaliyetlerine katılım gösteren kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeyinin; ikamet etme süresine, faaliyetlere katılma süresine, gelir düzeyine, iş/çalışma durumuna, faaliyetlerden haberdar olma durumuna ve medeni duruma göre değişip değişmediği incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2013 yılı İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan, Bağcılar Belediyesi'ne bağlı Kadın ve Aile Kültür Sanat Merkezi'nde kursiyer olarak eğitim alan toplam 350 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" ile "Yerel İktidar ve Kadın Algısı Memnuniyeti Soru Listesi" kullanılmıştır. Soru listesi, çalışma grubundaki 309 katılımcıya, 2013 yılı Mart ve Nisan ayları içerisinde araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Araştırmanın birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü alt problemlerini test etmek için ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır. Araştırmanın beşinci ve altıncı alt problemlerinde ilişkisiz örneklemler için t-test kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine ilişkin elde edilen bulgulara göre, Bağcılar Belediyesi'nin kadınlara yönelik faaliyetlerine katılım gösteren kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeyleri; İstanbul'da ikamet etme süresine, belediyenin kadınlara yönelik faaliyetlerine katılma süresine, belediyenin kadınlara yönelik faaliyetlerinden haberdar olma durumuna ve medeni duruma göre değişmemektedir. Buna karşın kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeylerinin kursiyerlerin gelir düzeylerine göre farklılaştığı görülmüştür. Asgari ücretin altında gelir düzeyine sahip olan kursiyerlerin belediyenin kendilerine yönelik faaliyetlerinden memnuniyet düzeyleri orta gelir düzeyine sahip kursiyerlerden daha fazladır. Bir diğer bulguya göre kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeyleri, iş/çalışma durumuna göre değişmektedir. İş oldukça bir kurumda çalışan kursiyerlerin, belediyenin kendilerine yönelik faaliyetlerinden herhangi bir kurumda çalışmayanlardan daha memnun oldukları görülmüştür. Anahtar Sözcükler 1. Toplumsal Cinsiyet 2. Kadın Algısı 3. Bağcılar Belediyesi 4. Kadın Politikaları 5. Yerel Siyaset

AlgıBelediyelerCinsel kimlik+3
Abdulhalim Aslan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz yakalı çalışanların kendilerinde algıladıkları ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri ego durumları bağdaşımının (uyumunun)iş doyumları ile ilişkisi

Bu araştırmada, beyaz yakalı çalışanların kendilerinde algıladıkları ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri ego durumları uyumunun iş doyumları ile ilişkisi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, merkezi İstanbul'da bulunan ve üretim sektöründe yer alan firmalarda çalışan 298 beyaz yakalı çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada, Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu katılımcılara dağıtılarak doldurmaları sağlanmıştır. Toplanan veriler SPSS ve Microsoft Office Excel programları aracılığı ile kodlanmış, Ki Kare Uyum İyiliği testi ve Bağımsız Gruplar t Testi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; çalışanların kendilerinde algıladıkları, yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri baskın ego durumlarının farklılık gösterdiği ve ego durumları arasında uyumsuzluk olduğu saptanmıştır. Çalışanların kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları baskın ego durumunun aynı ya da farklı olması iş doyum düzeyinde bir farklılık göstermez iken, kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde bekledikleri baskın ego durumu aynı olanların diğerlerine kıyasla iş doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Beraberinde yöneticide algılanan baskın ego durumu ile onda beklenen baskın ego durumunun aynı olması halinde farklı olanlara kıyasla daha yüksek iş doyumuna rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Transaksiyonel Analiz, Ego Durumları, İş Doyumu.

AlgıBenlikBenlik algısı+7
Nerman Söylemez
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

Related subjects