Parental bonding
64 theses under this subject heading
Okul öncesi dönemdeki çocukların anksiyete düzeyleri ile annelerin bağlanma sitilleri arasındaki ilişki
Bebekler ve çocuklar biyolojik olarak başkalarıyla kişilerarası bağlar kurmaya ve dünyayı güvenli bir şekilde keşfedebilecekleri güvenli bir üssün konforunu elde etmek için onlara bakım veren kişilere, ebeveynlerine yakınlık aramaya yatkındırlar. Bu noktada, aile, çocuğu çevresine bağlayan ilk temas noktasıdır. Aile ortamında çocuk dünyaya karşı ilk tutumları kazanmakta, zihinsel ve fiziksel olarak gelişmekte, nasıl iletişim kuracağını öğrenmekte, temel normları kazanmakta ve sonunda kendi tutum, ahlak ve davranışlarını oluşturmaktadır. Anneler bu noktada kritik bir role sahip olmaktadırlar. Çocukların annelerine olan bağlarının yanı sıra annelerinin de onlara dair olan bağlanma duygusu son derece büyük bir önem arz etmektedir. Bu nedenle, literatürde, annenin bağlanma duygusu da en az çocukların annelerine ve genel olarak aileleri ile birlikte çevrelerine olan bağlanma hissiyatı kadar dikkatli bir şekilde incelenmektedir. Çocukların bağlanma konusundaki yaklaşımları son derece büyük bir önem arz etmesine karşın, çocukların bu konudaki kaygı durumlarının ve kaygı düzeylerinin de dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi son derece kritik bir değer taşımaktadır. Bu nedenle anksiyete kavramı ve bunun çocuklardaki yansımalarının incelenmesi önemli olmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönemde bulunan çocuklardaki (3-5 yaş aralığındaki çocuklar) kaygı düzeyleri ile annelerinin bağlanma stilleri arasındaki potansiyel ilişkileri incelemektir. Araştırmanın odak noktası, annelerin sahip olduğu hangi tür bağlanma stillerinin çocuklardaki hangi kaygı boyutlarıyla ilişkili olduğunu ve bu ilişkilerin hangi düzeyde olduğunu belirlemektir. Bu bağlamda, çocukların kaygı düzeyini etkileyen faktörlerin annelerin bağlanma stilleri ile nasıl etkileşime girebileceği ve hangi bağlanma stillerinin bu ilişkilerde daha baskın olduğu gibi sorulara yanıt aranmaktadır.
Doğumda kanguru bakımının sadece anne sütü ile beslenme durumuna ve bebeğin büyüme-gelişmesine etkisinin bağlanma kuramına göre incelenmesi
Sağlıklı çocuk gelişimi yenidoğan döneminden başlayarak yaşam boyu süren sağlığın temel belirleyicisidir. Anne sütü ile beslenme de bebeğin büyüme gelişmesinde en önemli etmenlerden biri ve bebeğin optimal gelişimini destekleyen eşsiz bir besin maddesidir. Kanguru bakımı prematüre bebeklerin yaşam kalitelerini arttırmak amacıyla ortaya çıkmış bir gelişimsel bakım yöntemidir. Kanguru bakımının prematüre bebekler üzerinde, anne sütü ile beslenme ve büyüme gelişmeye yararları göz önünde bulundurulduğunda; term bebeklerin de kanguru bakımı alması ve doğumdan hemen sonra kanguru bakımına başlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu araştırma ile doğumda kanguru bakımının sadece anne sütü ile beslenme durumuna ve bebeğin büyüme-gelişmesine etkisinin bağlanma kuramına göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma; randomize kontrollü, deneysel,prospektif bir araştırmadır.Araştırmanın örneklemini, Mart 2017 – Şubat 2019 tarihleri arasında Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi gebe polikliniğine başvuran, 36-38. gestasyonel haftalar arasında olan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerini sağlayan gebeler oluşturmuştur (n:132). Gebelerin protokol numaralarına göre randomizasyon yapılmış ve bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılarak, tanıtıcı özelliklerine ilişkin soru formu uygulanmıştır. Müdahale grubunda yer alan gebelere "kanguru bakımı ve emzirme" eğitimi verilmiş ve bebeklerine doğumda kanguru bakımı uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan anne ve bebeklerine ise rutin bakım uygulanmıştır. Doğumdan sonra her iki grupta yer alan annelerin maternal bağlanma düzeyleri ve bebeklerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu aylarda sadece anne sütü alma durumları ve bebeklerin büyüme- gelişmeleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizi Statistical Package for Social Science 21 (SPSS 21.0) paket programında sayı, yüzde (%), ki kare, ölçek puan ortalamaları, t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Kanguru bakımı uygulanan bebeklerin, ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenme oranı, birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem büyüme parametleri, kanguru bakımı uygulanmayan bebeklerin ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenme oranı, birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem büyüme parametlerine göre istatistiksel açıdan fark anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,05).Kanguru bakımı uygulanan bebeklerin, birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem gelişim parametleri ile kanguru bakımı uygulanmayan bebeklerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem gelişim parametleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05).Kanguru bakımı uygulayan annelerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay maternal bağlanma ölçek puan ortalamaları, kanguru bakımı uygulamayan annelerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay maternal bağlanma ölçek puan ortalamalarından yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda doğumda kanguru bakımının sadece anne sütü ile beslenme ve bebeğin büyümesine olumlu etkisi olduğu saptanmıştır. Kanguru bakımının doğumdan hemen sonra başlatılması ve sürdürülmesi ve bu konuda primer sorumlu olan ebelere eğitim verilerek uygulanabilirliğin arttırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Kanguru Bakımı, Büyüme, Gelişme, Anne Sütü ile Beslenme, Maternal Bağlanma
Mediator role of emerging adulthood marital relationship beliefs and relationship bounds on the predictor of marital adjustment of attachment to parents
In this study, it was aimed to determine the mediator role of marital relationship beliefs and relationship addiction on the predictor of marital adjustment of attachment to parents in emerging adulthood. The data collection techniques used in the research, which consisted of a total of 800 adults, 419 women and 381 men, were collected by questionnaire method. In accordance with this, the Parent Form of the Parent Attachment Scale, the Spann Fischer Relationship Addiction Scale and the Personal Information Form were used for the individuals participating in the research. The predicted values of the study, marital relationship beliefs, were determined by using the 'Marriage Relationship Beliefs Scale', dependency in a relationship using the 'Spann-Fischer Relationship Addiction Scale', marital adjustment using the 'Marriage Adjustment Scale', and the data for the predictor variable using the 'Parent Attachment Scale'. Analysis of the data was made by selecting 528 married emerging adults from a sample of 800 emerging adults. While analyzing the data, SPSS 24 and AMOS 25 package programs were used. It was decided whether the data had a normal distribution or not by examining the Skewness (Kurtosis) and Kurtosis (skewness) values of the data. Accordingly, these values for parental attachment are -.591 and .349, respectively; between -.774 and -.730 for marital adjustment and family function; .443 and -.304 for marital relationship beliefs and .479 and -.545 for relationship addiction. The z-scores obtained between -1.96 and +1.96 indicate that the data show a normal distribution. As a method of analyzing the data, the relationships between the continuous variables of the study were obtained through the Pearson Product-Moment Correlation Coefficient (r). Moreover, Bootstrapping (resampling) method was used to determine whether marital relationship beliefs and relationship addiction have a mediating role in the effect of parental attachment on marital adjustment and family functions in married individuals. According to the results obtained from the research, attachment to parents (ap), marital relationship beliefs (mrb) and relationship addiction (ra) predict marital adjustment (ma). In addition to the basic variables such as parental attachment (pa) and marital adjustment , within the scope of the study, marital relationship beliefs, which were included in the model as mediator variables, and the mutual predictive status of dependency variables in relationships were examined. According to the results obtained, it was determined that marital relationship beliefs predicted relationship addiction and relationship addiction predicted marriage relationship beliefs. It has been revealed that the mediator variables (mrb) and (ra) play a partial mediation role. In the study, which predicts that the emerging adulthood period covers the 18-35 age range, it has been revealed how the parental attachment styles of married individuals in the emerging adulthood affect their marital adjustment, relationship addictions and marital relationship beliefs. Keywords: Emerging adulthood, attachment, marital adjustment, codependency, relationship addiction, marital relationship beliefs Advisor: Prof. Dr. Mehmet GÜNDOĞDU, Mersin University, Department of Educational Sciences, Mersin.
Güvenli bağlanma ve ontolojik iyi-oluş arasındaki ilişkide sorumluluk ve cesaretin aracılık rolü
Mevcut çalışmanın amacı, güvenli bağlanmanın ontolojik iyi-oluş ile ilişkisinde cesaret ve sorumluluğun aracılık rolünün incelenmesidir. Tarama modeli ve nicel yöntemlerin kullanıldığı araştırmanın örneklemi, Pamukkale Üniversitesi'nde öğrenim gören 724 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri bu çalışma için uyarlama çalışması gerçekleştirilen Varoluşsal Doyum Ölçeği'nin yanı sıra Anlamlı Yaşam Ölçeği, Adleryen Cesaret Ölçeği, Sorumluluk Ölçeği ve Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri Kısa Formu aracılığıyla toplanmıştır. Güvenli bağlanma ve ontolojik iyi-oluş arasındaki ilişkide sorumluluk ve cesaretin rolü yapısal eşitlik modelleme (YEM) analizi aracılığıyla yapılmıştır. Bulgular model-veri uyumunun mükemmele yakın düzeyde olduğunu göstermiştir. Ayrıca, güvenli bağlanmanın doğrudan sorumluluğu, cesareti ve ontolojik iyi-oluşu öngördüğünü; sorumluluk ve cesaretin de doğrudan ontolojik iyi-oluşu öngördüğünü; ayrıca güvenli bağlanmanın, sorumluluk ve cesaret aracılığıyla ontolojik iyi-oluşu dolaylı olarak da öngördüğünü göstermiştir. Güvenli bağlanma ve ontolojik iyi-oluş ilişkisinde sorumluluk ve cesaretin kısmi aracılık rolü üstlendiği ortaya konmuştur. İleri analizler geliştirilen modelin cinsiyete göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Erkeklerde güvenli bağlanmanın ontolojik iyi oluşa etkisi hem doğrudan hem de sorumluluk ve cesaret aracılığıyla anlamlı iken; kadınlarda dolaylı etki yalnızca cesaret aracılığıyla gerçekleşmiştir. Ayrıca modelin ontolojik iyi-oluşu açıklama düzeyi kadınlarda daha yüksek bulunmuştur.
Gebelik döneminde optimalite düzeyi ile anne bebek bağlanması ilişkisi
Amaç: Bu araştırma, gebelik döneminde optimalite düzeyinin anne bebek bağlanmasıyla ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Gereç ve yöntem: Araştırma analitik-kesitsel tiptedir. T.C. Sağlık Bakanlığı Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini; rutin gebelik izlemlerini yaptırmak üzere 01 Aralık 2021-01 Aralık 2022 tarihleri arasında hastaneye başvuran gebeler oluşturmuştur. Örnekleme evrenden gelişigüzel örnekleme ile seçilen, 20-42 haftalar arasında gebeliği olan, araştırmanın dahil edilme kriterlerine uyan, 75 primipar ve 75 multipar olmak üzere toplam 150 gebe alınmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından literatüre dayalı hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu', 'Optimalite İndeksi Türkiye Vaka Rapor Formu'nun Perinatal Özgeçmiş ve Doğum Öncesi Dönem Optimalite İndeksi bölümleri' ile 'Prenatal Bağlanma Envanteri' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) ile ifade edilmiş; ki-kare, bağımsız gruplarda iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, Mann-Whitney U ve korelasyon analizleri ile test edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların Perinatal Özgeçmiş İndeksi %84,69, doğum öncesi dönem optimalite indeksi %82,75'tir. Perinatal Özgeçmiş İndeksi primiparlarda %88,12 ve multiparlarda %81,25 olup, aralarında istatistiksel açıdan fark saptanmıştır (t=-3,730, p<0,05). Doğum öncesi dönem optimalite indeksi primiparlarda %82,55 ve multiparlarda %82,95'tir. Katılımcıların Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalaması 59,31±9,23 olup, primiparlarda 60,72±9,49 ve multiparlarda 57,91±8,79'dur. Primipar ve multipar gebelerin doğum öncesi dönem optimalite indeksi ve Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan fark saptanmamıştır (p>0,05). Perinatal Özgeçmiş İndeksi ile Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan tüm katılımcılarda zayıf (r=0,239, p<0,001) ve primiparlarda orta düzeyde (r=0,397, p<0,001) ilişki saptanmıştır. Tüm katılımcılarda, primiparlar ve multiparlarda doğum öncesi dönem optimalite indeksi ve Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan ilişki olmadığı belirlenmiştir (r=-0,072, p>0,05; r=-0,004, p>0,05; r=-0,138, p>0,05). Sonuç: Gebelerin optimalite indekslerinin ve Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalamalarının ölçeklerden alınabilecek en yüksek puana yakındır. Tüm katılımcılarda ve primiparlarda Perinatal Özgeçmiş İndeksi arttıkça Prenatal Bağlanma Envanteri'nden alınan puanlar artmaktadır. Doğum öncesi dönem optimalite indeksi ile Prenatal Bağlanma Envanteri'nden alınan puanları arasında ilişki yoktur.
Lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, bağlanma ve nezaket arasındaki ilişkiler
Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanma ve nezaket karakter gücü arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Çalışmada ayrıca algılanan sosyal desteğin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmanın ve nezaket karakter gücünün cinsiyete göre anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Bu kapsamda araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde öğrenim gören 499 kadın (%74) ve 177 erkek (%26) olmak üzere toplam 676 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri; "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği-R", "Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri-Gözden Geçirilmiş Formu" ve "Karakter Güçleri Gençlik Envanteri" ile toplanmıştır. Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeylerinin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmalarının ve nezaket karakter gücünün cinsiyetlerine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla 'Bağımsız Örneklemler için t Testi' yapılmıştır. Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmaları ve nezaket karakter gücü arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla "Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizi" ve bu değişkenler arası ilişkileri betimlemeye yönelik Yol Analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda arkadaştan algılanan sosyal desteğin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmanın ve nezaket karakter gücünün cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda lise öğrencilerinin ailelerinden, arkadaşlarından ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek düzeyleri, ebeveyne ve arkadaşa güvenli bağlanmaları ve nezaket karakter gücü arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yapılan yol analizi sonucunda en iyi modelin; lise öğrencilerinin ebeveyne ve arkadaşa güvenli bağlanmalarının gerek doğrudan gerek de nezaketin kısmi aracılığıyla arkadaş, aile ve öğretmenden algılanan sosyal desteği yordamasına ilişkin model olduğu görülmüştür. Bootstrapping işlemi sonrasında da dolaylı yordama ilişkilerinin de anlamlı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
Annelerin toplumsal cinsiyet algısı ve duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun anneye bağlanma türünün çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 5 ve 6 yaşlarında çocuğu olan annelerin toplumsal cinsiyet algıları ve çocuklarına gösterdikleri duygu sosyalleştirme davranışları ile çocukların annelerine bağlanma biçiminin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, toplumsal cinsiyet algısının annelerin doğum öncesi cinsiyet beklentisi ve doğum şekline yönelik seçimlerini ne yönde etkilediği de incelenmiştir. Bu amaçla Bursa'da okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören toplam 139 olmak üzere, 5-6 yaş kız ve erkek çocuklar ile aynı çocukların anneleri araştırmaya katılmıştır. Araştırma ilişkisel karşılaştırmalı tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler, IBM SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları annenin toplumsal cinsiyet algısı ile olumlu duygu sosyalleştirme davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu araştırma annenin toplumsal cinsiyet algısı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olduğunu da göstermektedir. Araştırma içindeki diğer önemli bulgu da annenin toplumsal cinsiyet algısı ile yaptığı doğum türü ve doğum öncesi cinsiyet beklentisi arasında anlamlı bir ilişki olduğudur. Ancak yapılan bu çalışma sonucunda annenin duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır. Sadece kaçınmalı bağlanma türü ile annenin duygu odaklı tepkilerinde zayıf bir ilişkiye rastlanılmıştır. Aynı zamanda annenin doğum öncesi cinsiyet beklentisi, çocuğun cinsiyeti ve doğum türü ile annenin olumlu duygu sosyalleştirme davranışının anlamlı bir ilişki içinde olmadığı da belirlenmiştir.
Gebelikteki stresin prenatal bağlanmaya etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, gebelikteki stresin prenatal bağlanmadaki etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak tasarlanan bu çalışma Eylül-Kasım 2021 tarihlerinde Gaziantep Abdülkadir Yüksel Devlet Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğine başvuran ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 12 hafta ve üzeri gebeliği olan 260 kadın ile yapılmıştır. Bu çalışmada kadınların sosyo-demografik ve obstetrik özelliklerini belirlemeye yönelik 'Tanıtıcı Bilgi Formu', Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği (TGDÖ) ve Prenatal Bağlanma Envanteri (PBE) kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler ortalama ± standart sapma ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerle gerekli analizler yapılmıştır. Araştırmaya dâhil edilen gebelerin %40.4'ü 19-24 yaş aralığında olup, Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği'nden almış oldukları toplam puan ortalaması 19.67 ± 7.65 olarak bulunmuştur. Gebeliği isteme, anneliğe hazır hissetme, aile yapısı, gebeliğinin kendisini psikolojik olarak nasıl etkilediği gibi değişkenler ile TGDÖ toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p <0,05). PBE'den almış oldukları toplam puan ortalaması 62.22 ± 11.74 olarak bulunmuştur. Uyruk, eğitim durumu, parite, gebeliği isteme durumu, düşük sayısı ile PBE toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p <0,05). PBE puanı ile olumsuz duygulanım (p<.001) arasında pozitif yönde, eş katılım (p<.001) ile negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Suriye Uyruklu gebelerin TGDÖ puan ortalamaları ve prenatal bağlanma düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Çalışan gebelerin ve gebeliği istemeyenlerin olumsuz duygulanımları daha yüksek bulunmuş, üç ve üzeri düşük yapan kadınların ise prenatal bağlanma düzeyleri daha yüksek saptanmıştır. Gebelikte stresin Uyruk, aile yapısı, gebeliğin istenme durumu ve anneliğe hazır olma durumu gibi faktörlerden etkilendiği saptanmıştır. Prenatal Bağlanma düzeyinin eş desteği, stres ve olumsuz duygular arttıkça arttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Gebelik, Hemşirelik, Prenatal, Stres
Doğum şeklinin anne ve bebek bağlanmasına olan etkisinin belirlenmesi
Araştırma, annelerin doğum şeklinin bağlanmaya etkisini belirlemek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi doğum ve kadın hastalıkları servisinde yatan yeni doğum yapmış anneler arasından basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilmiş 250 vajinal doğum ve 250 sezaryen doğum yapmış toplam 500 anne oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, anket formu ile "Doğum Sonrası Bağlanma Ölçeği (DSBÖ)" (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.75) kullanılmıştır. Anket formunda annelerin sosyo-demografik özellikleri ile anne ve bebek bağlanmasını etkileyeceği düşünülen özelliklere yönelik sorular yer almaktadır. Anket formu ve DSBÖ 15 Mayıs-15 Temmuz 2022 tarihleri arasında uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (ver:23.0) bilgisayar programında; güvenirlik analizi, tanımlayıcı istatistikler, Ki-Kare Analizi, Bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA Varyans analizi testi kullanılarak değerlendirilmiştir. DSBÖ puan ortalamaları ile annelerin yaşı, gelir durumu, çocuk sayısı, gebeliği öğrendiğinde yaşadığı duygu durumu, çevresinden gebelikte ilgi duyma durumu, gebeliği sonlandırma düşüncesi, gebelikte profesyonel destek alma durumu, bebek ile doğum sonrası ten tene temas yaşama durumları arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p < 0.05). Yapılan t testi analizi sonucuna göre; doğum şekline göre doğum sonrası bağlanma düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu, vajinal doğum yapan kadınların doğum sonrası anne-bebek bağlanma düzeyinin daha yüksek olduğu bulunmuştur (p < 0.05). Sonuç olarak, vajinal doğum yapan annelerin bebeklerine bağlanma düzeylerinin, sezaryen yapan annelere göre daha yüksek olduğu ve vajinal doğum yapan annelerin doğum sonrası bağlanma sorunu olmadığı saptanmıştır. Sezaryenle doğum yapan annelerin doğum sonrası bağlanma sürecinin sağlıklı başlaması için annenin fonksiyonel durumunu güçlendirmek, destekleyici eğitimler vermek ve bireye özgü danışmanlık yapılması önerilmektedir.
Postpartum dönemdeki annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasındaki ilişki
Araştırma, postpartum dönemdeki annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ili Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ndeki, 1-4 aylık bebeği olan 150 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan anne tanıtıcı bilgi formu, "Maternal Bağlanma Ölçeği" (MBÖ) ve "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II" (YİYE II) ölçeği kullanılmıştır. Veriler 06 Ekim 2016- 03 Ocak 2017 tarihleri arasında çalışmayı kabul eden annelerle yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, "iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi" (bağımsız t testi), "tek yönlü varyans analizi" (ANOVA), Levene testi, "çoklu karşılaştırma testi"(Bonferonni ya da Tamhane's T2) kullanılmıştır. Sonuç olarak postpartum dönemde annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. MBÖ ile YİYE II Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır (p>0.05). Annelerin yaşlarının, eğitim düzeylerinin, evlilik sürelerinin, doğum ve çocuk sayılarının ve doğum şekillerinin anne-bebek bağlılığını etkilediği saptanmıştır. Hemşire ve ebelerin ev ziyaretleri ve hastanelerde aileyi bir bütün olarak değerlendirmesi, annelerde maternal bağlanmayı değerlendirip bunu olumsuz etkileyen faktörleri belirlemesi ve aileye bu konuda gerekli girişimlerde bulunması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Eşler arasındaki bağlanma, Maternal bağlanma, Postpartum dönem, Hemşirelik.
Üniversite öğrencilerinde öz şefkatin yordayıcıları olarak ana babaya bağlanma ve yaşam doyumu
Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin anne baba bağlanmalarının ve yaşam doyumlarının öz şefkatlerini ne derecede yordadığını incelemek adına yapılmış, ilişkisel tarama modelinde, betimsel bir araştırmadır. Araştırma evrenini 2018 – 2019 yılları arasında Çukurova Üniversitesinde farklı fakülte ve bölümlerde lisans öğrenimi gören farklı yaş düzeylerinden öğrenciler oluştururken, örneklemini ise evrenden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilmiş 'gönüllülük bilgilendirme metni' aracılığı ile öğrencilerin gönüllü katılımları esas alınmış 379 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın yordanan değişkeni olarak öz şefkat düzeyine dair veriler Öz Şefkat Ölçeği ile, yordayıcı değişkenler yaşam doyumu ve ana babaya bağlanmaya dair verileri ise Yaşam Doyumu Ölçeği ve Ana Babaya Bağlanma Ölçeği kullanarak elde edilmiştir. Örneklemden elde edilen veriler SPSS 17.0 istatistik paket programına girilerek araştırmanın tüm istatistiksel çözümlemeleri bu program yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda kişinin öz şefkatini yaşam doyumu ve ana babaya bağlanma ölçeğinin anne koruma ve baba koruma boyutlarının yordadığı, kişinin yaşam doyumu düzeyini yalnızca babasının ilgisi ve öz şefkat düzeyinin yordadığı, kişinin öz şefkat düzeyi ile babasının ve annesinin ilgisi arasında ilişki mevcutken yordayıcılık barındırmadığı ve kişinin özerkliğine dair algıladığı anne baba tutumunun öz şefkat düzeyini etkilediği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Öz şefkat, yaşam doyumu, ana babaya bağlanma.
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bebeği yatan babalarda ten tene temasın baba-bebek bağlanması ve evlilik uyumuna etkisi
Amaç: Çalışma, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bebeği yatan babalarda ten tene temasın (TTT) baba-bebek bağlanması ve evlilik uyumuna etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma yarı deneysel tasarımda gerçekleştirilmiştir. Örneklemi özel bir hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) bebeği yatan 60 baba (30 deney-30 kontrol) oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Birey Tanıtım Formu, Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ) ve Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği (BBBÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada deney ve kontrol grubunda yer alan babaların yaş, eğitim, meslek, gelir durumu ve evlilik süreleri benzerdir (p>0,05). Müdahale öncesi deney grubunda EUÖ toplam puan ortalaması 49,20±6,58, kontrol grubunda 50,37±5,36'dir (p>0,05). Müdahale sonrası ise deney grubu EUÖ puan ortalaması 50,47±7,78, kontrol grubunda ise 50,37±4,78 olarak bulunmuştur (p>0,05). Müdahale sonrası deney grubu BBBÖ Ölçeği puan ortalaması 78,96±5,94, kontrol grubunda ise 76,82±5,21'dir. Deney grubunda elde edilen ortalama puan, kontrol grubuna göre daha yüksek olmakla beraber aralarındaki fark istatiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Deney grubunda, BBBÖ toplam ölçek puanı ve BBBÖ sevgi ve gurur alt boyutu ile müdahale sonrası EUÖ toplam puan ortalamaları arasında pozitif yönde ve zayıf büyüklükte bir ilişki vardır (r=0,374, p<0,05; r=0,375, p<0,05). Sonuç: Babalarda TTT'ın baba-bebek bağlanması ve evlilik uyumunu etkilemediği, ancak müdahale sonrası üçüncü ayda baba-bebek bağlanması ve evlilik uyumu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ten tene temas, baba-bebek bağlanması, evlilik uyumu, yenidoğan yoğun bakım ünitesi
Ergenlerin psikolojik sağlamlığın (Resilience), çocukluk çağındaki travma ve bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesi
Psikolojik sağlamlık (resilience) farklı araştırmalarda ortaya konulduğu gibi çeşitli faktörler tarafından etkilenen bir değişkendir. Bu çalışmanın amacı, "Ergenlerin Psikolojik Sağlamlığın (Resilience), Çocukluk Çağındaki Travma ve Bağlanma Stilleri İle İlişkisinin İncelenmesi"dir. Bu çalışma, ilişkisel tarama desenli nicel bir araştırmadır. Araştırmada kolay erişilebilir örneklem yöntemi kullanılarak ulaşılan 9. ve 10. sınıf öğrencilerinden 453 kişiden toplanan veriler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; psikolojik sağlamlığın çocukluk çağı travma ile ters yönlü ilişkiye sahip olduğu, bağlanma ile doğrusal ilişkiye sahip olduğu sonucunda ulaşılmıştır. Araştırmada, çocukluk çağı travmanın psikolojik sağlamlığı yordamasında, bağlanmanın ara değişken olarak rol aldığı tespit edilmiştir. Araştırmada psikolojik sağlamlığın cinsiyet ve kardeş sayısından dolayı farklılaşmadığı; ergenin öğrenim gördüğü sınıf düzeyi, annesinin çalışması, babasının çalışması, ailesinin aylık gelir düzeyi, daha önce psikiyatrik veya psikolojik destek almış olması, ailesinde psikiyatrik ve ya psikolojik destek alanların olması, yaşı, kiminle yaşadığı, annesinin eğitim düzeyi, babasının eğitim düzeyi ve ailede kaçıncı çocuk olduğu değişkenlerinden dolayı farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ergenlerin duygusal özerkliklerini yordamada öznel iyi oluş ve ebeveyne bağlanmanın rolü
Ergenlik, bireyin fizyolojisinden psikolojine kadar birçok alanda yaşamını etkileyecek önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bireyin bu dönemde kazandığı ve gelecekteki yaşamını şekillendiren temel özelliklerden bir tanesi duygusal özerkliktir. Bu dönemde ergenlerin, ebeveynleri ve çevresiyle olumlu bir süreç geçirmesi bireyin duygusal özerklik kazanımına olumlu katkılar sağlayacaktır. Duygusal özerkliğin farklı değişkenlerle birlikte incelenmesi ilgili alanyazına bu kavramın açıklanmasında önemli katkılar sunabilecektir. Bu araştırmanın amacı, öznel iyi oluş ve ebeveyne (anne-baba) bağlanma düzeylerinin ergenlerin duygusal özerkliklerini ne ölçüde yordadığını incelemektir. Araştırmaya Gaziantep ili merkez ilçesindeki üç liseden toplam 422 öğrenci katılmıştır. Katılımcıların 138‟i kadın, 272‟si erkektir. Veriler Duygusal Özerklik Ölçeği, Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği, Ebeveyn ve Akrana Bağlanma Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Veri analizinde değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson korelasyon analizi ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni sırasıyla ne ölçüde yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada ilk olarak cinsiyetin duygusal özerkliğin alt boyutlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiş, buna göre cinsiyetin duygusal özerkliğin yalnızca idealleştirmeme boyutunu açıklamada anlamlı bir fark oluşturduğu bulunmuştur. Araştırmanın ana amacına yönelik yapılan hiyerarşik regresyon analizi bulgularına göre, ilk modelde kontrol edilen ergen öznel iyi oluşu, duygusal özerkliğin idealleştirmeme, bağımsızlık ve bireyselleşme alt boyutlarını yordamada pozitif yönde ve anlamlı katkı sağlamaktadır. İkinci modelde eklenen anne ve babaya bağlanma değişkeninin de benzer şekilde duygusal özerkliğin idealleştirmeme, bağımsızlık ve bireyselleşme boyutlarını yordamada pozitif yönde ve anlamlı katkı sağladığı görülmüştür. Öznel iyi oluş ve anne ve babaya bağlanma, idealleştirme boyutunda toplam varyansın %37‟sini, bağımsızlık boyutunda %28‟ini ve bireyselleşme boyutunda %10‟unu açıklamıştır. Sonuç olarak, öznel iyi oluş ve anne-babaya bağlanma değişkenlerinin duygusal özerkliğin anlamlı birer yordayıcısı olduğu belirlenmiştir.
Baba adaylarına bebeğin günlük bakımı, paternal bağlanma konusunda verilen eğitimin baba-bebek bağlamasına etkisi
Bu araştırma, eşi gebeliğin 3. trimesterinde olan sağlıklı doğum yapması beklenen baba adaylarına bebek-baba bağlanması ve bebekle kaliteli zaman geçirme gibi konularda verilen eğitimin etkisinin incelenmesi amacıyla deneysel olarak yapıldı. Araştırmanın verileri 5.1.2021-10.10.2021 tarihlerinde Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Afşin Devlet Hastanesi ile Elbistan Devlet Hastanesi'nde toplandı. Türkiye'de geçerlilik-güvenirliği yapılmış bir ölçek olan Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği (BBBÖ) kullanılarak yapılan çalışma, randomizasyon yöntemi ile eğitim ve kontrol olarak oluşturulan iki grupta, toplam 81 baba ile yapıldı. Eğitim grubundaki 41 babaya doğumdan önce eşlerinin 3. trimesterinde, doğum anında ve doğumdan sonra olmak üzere toplamda 3 kez eğitim verildi. Bu eğitimler bağlanma durumu, bebeğin bakımı ve çocukla kaliteli vakit geçirme üzerine idi. Kontrol grubundaki 40 babaya ise araştırma süresince herhangi bir eğitim verilmedi. İki gruba da ön test ve son test yapılıp eğitimin etkisi incelendi. Yapılan istatistiksel analizlerden sonra sosyodemografik özellikler açısından benzer olduğu, grupların homojen ve bağımsız olduğu saptandı. Eğitim alan babaların "Sabır ve hoşgörü", "Etkileşimde zevk" ve "Sevgi ve gurur" alt boyutlarda son test puanları eğitim almayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek çıktı (p<0.05). Baba adaylarına bebeğin günlük bakımı, baba-bebek bağlanması konusunda verilen eğitimin baba-bebek bağlanmasına etkisi vardır (H1 hipotezi) kabul edildi. Sonuç olarak babalara verilen eğitimin, baba-bebek bağlanmasında olumlu ve bağlanmayı artırıcı yönde etkili olduğu saptandı. Çocuk hemşireleri baba-bebek bağlanması konusunda babalara eğitim vererek aktif rol almalarıdır.
Gebelik ve doğum sonrası dönemde anne bebek bağlanması ve annelerin kaygı düzeyleri
Bu araştırma, gebelik ve doğum sonrası dönemde anne-bebek bağlanması ve annelerin kaygı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı prospektif olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Düzce iline bağlı bir Aile Sağlığı Merkezi'nde bulunan gebeler, örneklemini ise Ocak 2018-Şubat 2019 tarihleri arasında gebeliğin 20-36. haftalar arası çalışma protokolüne uygun 110 gebe oluşturdu. Çalışmaya dahil edilen gebelere doğum öncesi, doğum sonrası ilk hafta ve doğum sonrası üçüncü ay olmak üzere üç kez ölçek uygulaması yapıldı. Araştırma verileri, annelerin kişisel, mesleki, ailevi, gebelik özelliklerini kapsayan Tanıtıcı Bilgi Formu, Prenatal Bağlanma Ölçeği (PBÖ), Anne-bebek Bağlanma Ölçeği (ABBÖ), Maternal Bağlanma Ölçeği (MBÖ) ve Durumluk-sürekli Kaygı Ölçeği aracılığı ile toplandı. Verilerin analizinde, sıklık, ortalama, pearson ve spearman korelasyon analizi, student-t testi, tek yönlü varyans analizi (anova) ve Tukey HSD testleri kullanıldı. Yapılan istatistiksel analiz sonuçlarına göre; araştırmaya katılan gebelerin %33,6'sı (n:37) 25-29 gebelik haftasında, %40,0'ı (n:44) 26-30 yaşında, %38,2 i (n:31) üniversite mezunu ve %57,3'ü (n:63) çalışmamaktadır. Doğum öncesi ve sonrası bağlanma ölçekleri arasında orta düzeyde pozitif yönde (r=0,574; p<0,001) anlamlı doğrusal bir ilişki olduğu bulundu. Gebelerin doğum öncesi kaygı düzeyi en yüksekken doğum sonrasında; ilk hafta ve üçüncü ayındaki değerlendirmelerde azaldığı saptandı (p<0.05). Aynı zamanda gebelerin yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, aylık gelir durumu, sigara içme gibi demografik özellikleri ve uyku sorunu yaşama durumunun prenatal, anne-bebek, maternal bağlanma ve durumluk-sürekli kaygı ölçeklerinin puan ortalamaları üzerinde etkili olduğu görülmektedir (p<0.05). Özellikle toplum ruh sağlığı kapsamında gebelik ve doğum sonrası dönemde ailelerin bebekle bağlanma açısından takip edilmesi, koruyucu ruh sağlığı hemşirelerinin bu alanda görevlendirilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Anne-Bebek Bağlanması, Kaygı, Koruyucu Ruh Sağlığı Hemşireliği, Gebelik, Doğum Sonrası Dönem.
Anksiyete bozukluğu olan çocukların annelerinde ebeveyn bağlanma örüntülerinin incelenmesi
Bu araştırmada; anksiyete bozukluğu tanısı almış çocukların annelerinin, ebeveynleri ile bağlanma biçimleri incelenmiştir. Veriler, iki ayrı çocuk psikiyatri polikliniğine başvurmuş, anksiyete bozukluğu tanısı konmuş çocukların annelerinden ve kontrol grubundan oluşmuştur. Çalışmaya toplam 40 anksiyete bozukluğu tanısı almış çocuğun annesi ve 40 sağlıklı çocuk annesi seçilmiştir. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma verileri, Kayseri ilinde bulunan şehir hastanesi ve özel bir kurumdaki çocuk psikiyatri polikliniklerindeki annelerden 2018 yılında Kasım ve Aralık ayları arasında toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak sosyodemografik veri formu ve Anne-Baba Bağlanma Ölçeği (ABBÖ) kullanılmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak betimsel analiz yöntemiyle (ortalama, standart sapma, p-değeri), t testi, iki yönlü ANOVA ve Pearson korelasyon testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgularda; anksiyete bozukluğu olan çocukların annelerinin ebeveynlerinden daha az ilgi algıladıkları ve ebeveynlerini daha yüksek oranda ihmalkar ebeveyn olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir.
Çocukluk çağı travmaları ve aleksitimi ilişkisinde ana babaya bağlanma ve psikolojik dayanıklılığın aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırmada çocukluk çağı travmaları ile aleksitimi ilişkisinde ana-babaya bağlanma ve psikolojik dayanıklılığın aracı rolü incelenmiştir.Araştırmaya Konya ilinde yaşayan 17 yaş ve üzeri 360 birey katılmıştır. Katılımcıların sosyodemografik bilgilerine ulaşmak için "Kişisel Bilgi Formu'', çocukluk dönemindeki travmatik yaşantıları ölçmek için "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ)'', aleksitimiyi ölçmek için "Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20)'', ana-babaya bağlanma düzeylerini ölçmek için "Ana-Babaya İlişkin Görüşler Ölçeği" (ABİÖ), psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek için "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ-IIIR)'' uygulanmıştır.Sonuçlar SPSS programı ile analiz edilmiş ve veriler bağımsız t-test, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve aracılık analizleriyle elde edilmiştir. Katılımcıların çocukluk çağı travmaları, ana babaya bağlanma, psikolojik dayanıklılık ve aleksitimi düzeyleri arasında ilişki olup olmadığını incelemek için yapılan korelasyon analizi sonucunda aleksitiminin çocukluk çağı travmaları ile pozitif yönde, ana babaya bağlanma ve psikolojik dayanıklılık ile ise negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur.Çocukluk çağı travmasının aleksitimi ile ilişkisinde ana babaya bağlanma ve psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü incelemek amacıyla yapılan Paralel Çoklu Aracı Değişken analizi sonucunda, çocukluk çağı travmaları ile aleksitimi ilişkisinde ana babaya bağlanma ve psikolojik dayanıklılığın tam aracı rol üstlendiği bulunmuştur.
Yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören ergenlerin ebeveyne, akrana ve okula bağlanma düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören ergenlerin ebeveyne, akrana ve okula bağlanma düzeylerinin demografik niteliklerine, yatılı ya da gündüzlü öğrenim görmelerine, yatılı öğrenim görme ile ilgili bazı özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektedir. Araştırma genel tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde Kastamonu iline bağlı yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören ergenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen, 5 farklı yatılı bölge ortaokulunda ve farklı sınıf düzeyinde öğrenim gören, yaş ortalaması X̄= 11,50(S= 0,79) olan, 268 ergenden (136 kız, 132 erkek) oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri, Çocuk ve Ergenler için Okula Bağlanma Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi ve anlamlı çıkması durumunda Scheffe testi teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören ergenlerin anneye, babaya, akrana ve okula bağlanma puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; ergenlerin anneye, babaya, akrana ve okula bağlanma düzeylerinin demografik niteliklerden; yaşa, sınıf düzeyine, anne babanın birlikteliğine, yatılı ya da gündüzlü olup olmamaya, yatılı kalma süresine, yatılı kalma sebebine, yatılı okula gelme isteğine, ailenin ziyaret etme sıklığına göre farklılık gösterdiği ancak cinsiyete göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Ayrıca yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören ergenlerin anneye, babaya, akrana ve okula bağlanma puanları arasındaki ilişkiler incelendiğinde anneye bağlanma ile babaya bağlanma arasında pozitif, benzer şekilde akrana ve okula bağlanma arasında pozitif anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Ebeveyne Bağlanma, Akrana Bağlanma, Okula Bağlanma, Yatılı Bölge Ortaokulu.
İnternet oyun oynama bozukluğu olan ergenlerin ve annelerinin bağlanma stilleri
Giriş: "İnternet oyunu oynama bozukluğu"(İOOB) DSM-V'te "İleri araştırma gerektiren durumlar" başlığı altında yer bulmuştur. İOOB; sürekli internet oyunu oynama, internet oyunları oynanmadığı zamanlarda yoksunluk belirtileri, tolerans ve kontrol kaybı ile birlikte okul, iş ve insan ilişkilerinde işlev kaybı olarak tanımlanmıştır[1]. Bağlanma kuramına göre güvensiz bağlanma, bireyin kendisiyle ilgilenilmediği veya sevilmediği duygularına neden olur ve bu durum daha sonraki psikososyal işlevselliği olumsuz yönde etkiler. Yazındaki çalışmalar güvensiz bağlanmanın kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları, agresyon, davranış bozuklukları ve İOOB gelişimine zemin hazırladığı yönündedir [2]. Amaç: Çalışmamızda, ergen yaş grubunda İOOB tanısı almış olgularda sosyodemografik verilerin, internet kullanma alışkınlıklarının, eş hastalanım oranlarının ve İOOB'li ergenlerin ve annelerinin bağlanma stillerinin alanyazın eşliğinde araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem:Çalışma grubumuz Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine 2021 yılı Ocak-Nisan ayları arasında başvuran DSM-V'e göre İOOB tanısı almış 12-18 yaş aralığındaki 51 ergen olgu ile yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmişİOOB'si olmayan, sağlıklı ve gönüllü 51 kontrol grubu ile oluşturuldu. Gruplara araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyodemografik ve klinik veri formu dolduruldu. "Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli (K-SADS)" kullanılarak ve DSM-V'e dayalı klinik görüşmeler yapılarak eşlik eden psikopatolojileri tarandı. Hasta ve kontrol grubuna Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), İnternet Oyunu Oynama Bozukluğu Ölçeği(İOOBÖ), İlişki Ölçekleri Anketi Adölesan Formu(İÖA-A), annelerine İlişki Ölçekleri Anketi Erişkin Formu(İÖA-E), SCL-90 psikiyatrik belirti tarama ölçeği verildi. Veriler SPSS 18.0 programı ile analiz edildi. Bulgular: Katılımcıların benzer aile özelliklerine, sosyoekonomik ve sosyokültürel düzeylere sahip oldukları gözlendi. İOOB'li grupta ve annelerinde güvensiz bağlanma ve eş hastalanım oranları daha yüksek olarak bulundu.İOOB'si olan ergenlerin günlük ortalama internet kullanma süresi, interneti kullanma amacı, internette oyun oynadığı kişiler, İOOB ölçeği ve Young İBÖ puanlarının anlamlı olarak daha yüksek geldiği ve kontrol grubuna göre güvensiz bağlanma stiline anlamlı olarak daha fazla sahip oldukları bulunmuştur. İOOB'li ergenlerin olduğu grupta İOOBÖ puanlarının ortalamasının 89,68 ± 9,10, kontrol grubunun ise 24,92 ± 3,01, YİBÖ(Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği)de ise 12 ergenin (%23,5)50-80 arasında, 39 ergenin (%76,5) ise 80 ve üzeri puan aldığı gözlenmiştir. İOOB'si olan ergenlerin annelerinde de güvensiz bağlanma stili ve eş hastalanım oranları anlamlı olarak daha yüksek ölçülmüştür. İOOB'li ergenlerde Depresif Bozukluk, Anksiyete Bozuklukları(toplam), Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu(AAB), DEHB ve KOKGB gibi ek bozukluklar anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Araştırmamızda İOOB'si olan ergenlerde ve annelerinde bağlanma stili incelenmiştir.İOOB'si olan ergenlerde güvensiz bağlanma sitili daha yüksek oranda görülürken, kontrol grubunda güvenli bağlanma stili daha yüksek oranda gözlenmiştir. Güvensiz bağlanan ergenlerin annelerinde de güvensiz bağlanma oranının daha yüksek görülmesi bulgularımızı literatürle uyumlu kılmıştır.Bu sonuçlar çalışmamızda öne sürdüğümüz hipotezi doğrular niteliktedir. Bununla birlikte anne ve babanın dahil edildiği daha kapsamlı boylamsal çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelime: İnternet Oyunu Oynama Bozukluğu, güvenli bağlanma, ergen bağlanma stili, anne bağlanma stili
Evlilik doyumu ile paternal bağlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan araştırmanın amacı babaların evlilik doyumu ile paternal bağlanma ve altboyutları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırma Ankara ili Çankaya ilçesindeki üç adet farklı Aile Sağlığı Merkezinde uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini 6-12 aylık bebeği olan 25 yaş ve üstü 142 evli baba oluşturmaktadır. Data toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği ve Evlilik Yaşamı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma sorularının cevaplanması amacıyla seçilecek testler için veri dağılım türleri dikkate alınmış ve parametrik test tekniklerinin normal dağılım varsayımının sağlanmadığı görüldüğünden araştırma sorularının cevaplanması amacıyla parametrik olmayan test tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda evlilik doyumu ile paternal bağlanma arasında ilişki bulunmuştur. Farklı yaş grubundaki katılımcılar arasında sabır ve hoşgörü altboyutu ve Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği bakımından istatiksel olarak anlamlı farkların olduğu görülmüştür. Bu bulgulara ek olarak ortalama sıra değerleri incelendiğinde 3-4 çocuk sahibi olan katılımcıların 1-2 çocuk sahibi olan katılımcılardan daha yüksek Evlilik Doyumu Ölçeği puanına sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın esas konusu olan paternal bağlanma ile evlilik doyumu arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş dolayısı ile iki kavram arasında ilişki olduğu tespit edilerek literatüre yeni bir kaynak sağlanmıştır.
Çocuk ve ergenlerde anne-baba tutumu ve bağlanma durumunun algıladıkları benlik saygısı ve çocukluk çağı narsisizmi ile ilişkisi
Bu çalışmada 10 ile 17 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerin anne-baba tutumu ve anne-babaya bağlanma durumlarının, algıladıkları benlik saygısı ve çocukluk çağı narsisizmi ile olan ilişkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Ek olarak araştırmacı tara fından seçilen sosyo-demografik değişkenler ve işlevsel yeterlilik verilerine göre araştırma değişkenlerinin ilişkisi incelenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda yürütülen araştırmanın örneklemini İzmir ili içerisinde bulunan bir özel okulda okuyan 10-17 yaş arası 222 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere ''Anne-Baba Tutum Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, İlişki Ölçekleri Anketi ve Çocukluk Çağı Narsisizmi Ölçeği'' uygulanmış olup ek olarak ''Sosyo-demografik Bilgi Formu'' uygulanmıştır. Öğrencilerden sorumlu olan rehber öğretmenleri ve sınıf öğretmenlerine her öğrenci için ayrı ortak olarak dolduracakları ''İşlevsel Yeterlilik Değerlendirme Formu'' uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda anne babaya güvenli bağlanmanın çocuk ve ergenlerde benlik saygısını yükseltirken, anne babaya korkulu ve saplantılı bağlanmanın ise benlik saygısını azalttığı saptanmıştır. Bununla birlikte güvenli bağlanan çocuk ve ergenlerin benlik saygısı puanlarının güvensiz bağlanan çocuk ve ergenlere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anne-baba tutumu ile bağlanma ilişkisi incelendiğinde anne tutumu ile bağlanma biçimi arasında anlamlı ilişki bulunurken, baba tutumu ile bağlanma biçimi arasında anlamlı ilişki bulunmadığı görülmüştür. Çocukluk çağı narsisizmi ile benlik saygısı ilişkisini incelediğimizde ise narsisizmin benlik saygısını azalttığı saptanmıştır. Anne-baba tutumu ile narsisizm arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bağlanma stilleri ve narsisizm arasındaki ilişki incelendiğinde ise anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Anne tutumu ve baba tutumu demokratik algılayan çocuk ve ergenlerin benlik saygısı puan düzeyleri anne tutumu ve baba tutumu otoriter olarak algılayan çocuklara kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmamızın sonuçları incelendiğinde çocuk ve ergenler üzerinde anne babaların yadsınamaz bir etkisi olduğunu görmekteyiz. Bu durumun, gerek bağlanma durumları gerekse çocukluk çağı narsisizm düzeylerini anne babanın sergilediği tutum ve davranışların şekillendirme etkisi olabileceğini düşündürmektedir. Alan yazında ilgili araştırmalar incelendiğinde araştırma sonuçlarımızda olduğu gibi anne babanın yadsınamaz etkisi olduğu gerçeği ile paralel olduğu görülmektedir.
Anneye bağlanma ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin yaşam doyumu, öğrenilmiş çaresizlik ve minnettarlık aracı rolüyle incelenmesi
Bu çalışmanın başlıca amacı, anneye bağlanma ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide yaşam doyumu, öğrenilmiş çaresizlik ve minnettarlığın aracı rolünü incelemektir. Araştırmaya toplamda 573 kişi katılmış olup, örneklem grubunun yaş ortalaması 30,43' tür. Araştırmada veri toplama araçları olarak Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II, Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Minnettarlık Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda örneklem grubu hakkında bilgi edinebilmek için Demografik Bilgiler Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 ile analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlik ve faktör analizleri yapılmış; araştırma modelinin geçerliliğini ve yordayıcılığını tespit etmek için regresyon analizi uygulanmıştır. Demografik değişkenlerin bağımlı, bağımsız ve ara değişkenler üzerinde farklılık oluşturup oluşturmadığını incelemek için elde edilen verilere t-testi ve ANOVA uygulanmıştır. Analizler sonucunda anneye bağlanma ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide yaşam doyumunun kısmi ve minnettarlığın tam ara değişken rolü oynadığı görülmüştür. Öğrenilmiş çaresizliğin ise anneye bağlanma ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide ara değişken rolü oynamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimler : Örgütsel Bağlılık, Anneye Bağlanma, Yaşam Doyumu,Öğrenilmiş Çaresizlik, Minnettarlık
Eşcinsel yönelimde depresyon ve bağlanma ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı eşcinsel bireylerin ebeveynleri ya da bakım verenleriyle erken dönem çocukluk ilişkilerinde oluşturduğu bağlanma ilişkilerinin ve depresyon düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu araştırmanın evrenini İstanbul LGBT Dayanışma Derneği üyelerinden oluşmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini ise İstanbul LGBT Dayanışma Derneği üyesi 200 bireyden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Beck Depresyon Ölçeği katılımcılara uygulanmıştır. Bireylerin depresyon ölçeğinden aldıkları puanlar ile güvenli bağlanma ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı ilişkili olduğu görülmektedir. Depresyon düzeyleri arttıkça; güvenli bağlanma düzeylerinin de düşme olduğu saptandı. Bireylerin doğum sıraları arasında, bireylerin babalarının eğitim düzeyleri arasında güvenli bağlanma ölçeği puanı açısından anlamlı fark bulunmaktadır. Bireylerin annelerinden algıladığı tutumlar arasında saplantılı bağlanma arasında ilişkinin varlığı saptandı. Çalışmamızda katılımcılardan toplanan verilerden elde edilen bulguları literatür ışığında yorumlamış ve gerekli öneriler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler : Eşcinsellik, Bağlanma, Depresyon.